SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomi

Porsuk Haber Ajansı - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saadet Partisi'nden İktidara "Hobi Bahçesi" Tepkisi Haber

Saadet Partisi'nden İktidara "Hobi Bahçesi" Tepkisi

Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı Muhasebe ve Mali İşler Başkanı Hikmet Çakır, yaptığı basın açıklamasında ülke ve Eskişehir gündemlerine dair açıklamalarda bulundu. İktidarın hobi bahçelerine yönelik kısıtlama hamlelerini eleştiren Çakır; Giresun, Muğla ve Kaz Dağları’ndaki maden sahalarını hatırlatarak, "Toprağı bu kadar önemsiyorsanız buraları neden maden sahası ilan ettiniz?" diye sordu. ​"Ankara’nın Masası ile Anadolu’nun Sofrası Uyuşmuyor" ​Siyasetçilere "tebdil-i siyaset" yapma çağrısında bulunan Hikmet Çakır, vatandaşın arasına girilmesi gerektiğini vurguladı. Ankara’da alınan kararların Eskişehir’in köylerindeki sofraları küçülttüğünü belirten Çakır, şu ifadeleri kullandı: ​"Anadolu'nun gündemiyle iktidarın gündemi hiç ama hiç uyuşmuyor. Anadolu'nun gündeminde gübre var, iktidarın gündeminde pırlanta fiyatları; Anadolu'da mazot derdi var, Ankara'da ise gündem değiştirme çabası var." ​Maden Sahaları ve ÇED Raporu Eleştirisi ​Hobi bahçelerinin tarım arazilerini yok ettiği gerekçesiyle hedef alınmasına değinen Çakır, iktidarın çevre politikalarındaki çelişkilere dikkat çekti: ​Giresun: Dünyanın fındık merkezi olan şehrin %85’i maden sahası ilan edildi. ​Kaz Dağları: Türkiye’nin oksijen deposunun %79’u maden sahası yapıldı. ​Muğla: Doğa harikası şehrin %59’u taş ocaklarına ayrıldı. ​Eskişehir: Şehirde yapılması planlanan bir maden projesine daha ÇED olumlu raporu verildi. ​"En Büyük Tehdit CHP Değil, ABD’dir" ​Cumhurbaşkanı’nın Meclis’teki grup toplantısını analiz eden Saadet Partili Çakır, konuşmadaki kelime tercihlerini eleştirdi. Konuşmada 47 kez "CHP" denilirken, bölgedeki kritik gelişmelere rağmen "Amerika" kelimesinin hiç geçmediğini belirten Çakır, "Tehdidi yanlış okuyan bir anlayışla ne ekonomi düzelir ne de adalet sağlanır. Bu coğrafya için en büyük tehdit ABD'dir," dedi. ​"Sorunun Kaynağı Olanlar Çözüm Adresi Olamaz" ​Türkiye’nin sadece ekonomik değil, toplumsal ve ahlaki bir krizden geçtiğini savunan Hikmet Çakır, umudun iktidar eliyle bitirildiğini söyledi. İnsanların kredi kartlarına mahkum edildiğini belirten Çakır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Herkes bilmelidir ki sorunun kaynağı olanlar, çözüm adresi olamazlar. Zihniyeti kriz olanın, çözümü huzur olamaz. Biz, bu enkazı kaldırmaya da bozulan bu teraziyi yeniden kurmaya da kararlıyız."

Tepebaşı’nda "El Birliğiyle" Geri Dönüşüm Seferberliği Haber

Tepebaşı’nda "El Birliğiyle" Geri Dönüşüm Seferberliği

Tepebaşı Belediyesi, sürdürülebilir bir çevre ve temiz bir gelecek hedefiyle atık yönetiminde yeni bir döneme geçti. “El Birliğiyle Temiz Çevre Temiz Tepebaşı” sloganıyla başlatılan uygulama kapsamında, ilçe genelindeki 42 stratejik noktaya geri dönüşüm kafesleri yerleştirildi. Atıklar Kaynağında Ayrıştırılıyor, Ekonomi Kazananıyor Yeni sistemle birlikte ambalaj atıklarının (kağıt, karton, plastik, cam ve metal) diğer evsel atıklarla karışması engelleniyor. Tepebaşı Belediyesi ekipleri, kapıdan kapıya toplama yerine belirlenen merkezi toplama noktalarıyla geri dönüşüm verimliliğini artırmayı hedefliyor. Toplanan atıklar, belediyenin anlaşmalı olduğu lisanslı geri dönüşüm tesislerine gönderilerek yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Bu sayede hem doğal kaynaklar korunuyor hem de çevre kirliliğinin önüne geçiliyor. Vatandaşlara Çağrı: "Sürdürülebilir Gelecek İçin Aktif Katılım" Belediye yetkilileri, geri dönüşüm kafeslerinin sayısının kademeli olarak artırılacağını müjdeledi. Vatandaşların evlerinde ayrıştırdıkları ambalaj atıklarını bu noktalara bırakması, projenin başarısı için kritik önem taşıyor. Her hafta düzenli olarak boşaltılan kafesler, mahallelerdeki atık yükünü azaltırken çevre bilincini de pekiştiriyor. Tepebaşı Geri Dönüşüm Kafesi Noktaları Vatandaşlar, ambalaj atıklarını aşağıdaki noktalarda bulunan geri dönüşüm kafeslerine bırakabilirler: Batıkent Mahallesi: Hasan Ali Yücel Deneyimli Kafe, Parkwest önü, Şair Rasim Köroğlu Deneyimli Kafe, Hillpark Evleri karşısı. Şirintepe Mahallesi: Hüsamettin Ürün Parkı, Muhtarlık önü, Sınır Park ve Halil Eren Parkı. Ertuğrulgazi Mahallesi: Su Sporları Merkezi, Behiç Erkin Spor Kompleksi, Ahmet Bilek Deneyimli Kafe. Yenibağlar & Bahçelievler: Ali Rıza Efendi Deneyimli Kafe önü, Güllük Belde Evi. Sazova: Elmalı Konakları, Hazreti Ali Camii önü. Diğer Noktalar: Espark AVM önü, Anadolu Üniversitesi KYK Yurdu, Uluönder Belde Evi, Muttalıp Ova Evleri ve Çukurhisar Hizmet Binası.

Toplum Enflasyonun Düşeceğine İnanmıyor Haber

Toplum Enflasyonun Düşeceğine İnanmıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Merkez Bankası'nın "Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri" araştırmasına ilişkin “Hane Halkı Beklenti Anketi verileri, toplumun büyük çoğunluğunun enflasyonun düşeceğine dair bir inanç taşımadığını ortaya koyuyor. ‘Başekonomist’ yaklaşımıyla öne çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin başındaki Mehmet Şimşek dışında bu yönde bir güven oluşmuyor” ifadelerini kullandı. CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Merkez Bankası’nın Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri araştırmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Karasu yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Bankası’nın (TCMB) Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri araştırması, toplumun enflasyonun düşeceğine dair inancının hızla zayıfladığını ortaya koyarken gelecek 12 ayda enflasyonun gerileyeceğini öngören hane halkı oranı yüzde 15,14’e kadar geriledi. Türkiye’de çalışanların önemli bir bölümünü oluşturan asgari ücretle geçinen kesimlerin yıllık enflasyon beklentisinin yüzde 51,8’e kadar çıkması, gıda ve barınma maliyetleri belirleyici hale getirdi. Bu durum krizin doğrudan hanelerin yaşamına yerleştiğini ve yoksulluğun kalıcılaştığını gösteriyor. Merkez Bankası'nın Sektörel Enflasyon Beklentisi anketi sonuçlarına göre, enflasyon beklentileri üç kesim için de bir önceki aya kıyasla yükseldi. Piyasa katılımcılarının beklentisi 0,07 puanlık artışla yüzde 22,17 seviyesine ulaşırken reel sektör beklentisi 0,90 puan artarak yüzde 32,90'a, hane halkı beklentisi ise 1,08 puan artarak yüzde 49,89'a yükseldi. Anket kapsamında ‘Gelecek 12 ay sonunda enflasyon oranının mevcut seviyeye göre nasıl olacağını düşünüyorsunuz’ sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 15,1’i ‘altında’ yanıtını verdi. Bu sonuç, hane halkının yaklaşık yüzde 85’inin enflasyonun düşeceğine inanmadığını ortaya koydu.” Anket sonuçlarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Karasu, verilerin Türkiye’de ekonomik gerçeklik ile AK Parti iktidarının söylemleri arasındaki kopuşu açık biçimde gösterdiğini belirtti. Karasu, “Hane Halkı Beklenti Anketi verileri, toplumun büyük çoğunluğunun enflasyonun düşeceğine dair bir inanç taşımadığını ortaya koyuyor. ‘Başekonomist’ yaklaşımıyla öne çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin başındaki Mehmet Şimşek dışında bu yönde bir güven oluşmuyor” ifadelerini kullandı. Karasu ayrıca, mevcut ekonomik tablonun üretimden uzaklaşan ve emeği baskılayan politikaların sonucu olduğunu vurgulayarak, “Toplum artık açıklamalara değil, yaşadığı hayata bakıyor. Ücretler eriyor, mutfak yanıyor, kiralar artıyor. Türkiye’nin ihtiyacı içi boş siyasi söylemler, algı yönetimleri değil, üretim odaklı, sosyal güvenceyi güçlendiren ve vatandaşlara gelecek perspektifi sunan kamucu bir ekonomik düzendir” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay'dan İş Dünyasına Ziyaret Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay'dan İş Dünyasına Ziyaret

CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay ve beraberindeki heyet, Eskişehir’de sanayi ve ticaret dünyasının temsilcileriyle bir araya gelerek ekonomik krizin etkilerini ve çözüm yollarını masaya yatırdı. ​CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, İl Disiplin Kurulu Başkanı Muratcan Cırık ve parti heyeti; Eskişehir Sanayi Odası (ESO), Eskişehir Ticaret Odası (ETO) ve Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) yönetimlerini ziyaret etti. ​Sanayicinin Gündemi: Maliyetler ve Finansmana Erişim ​Heyet ilk duraklarından biri olan Eskişehir Sanayi Odası’nda, ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş ve sanayicilerle kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. Küresel savaşların ekonomi üzerindeki negatif etkilerinin ele alındığı görüşmede; üretim maliyetlerindeki artış, finansmana erişim zorlukları ve piyasalardaki belirsizlikler ana gündem maddelerini oluşturdu. Genel Başkan Yardımcısı Atabay, CHP’nin bu sorunlara yönelik hazırladığı çözüm önerilerini paylaşırken, sanayicilerin taleplerini tek tek not aldı. ​Ticaret Odası’nda Güncel Ekonomik Değerlendirme ​Program kapsamında Eskişehir Ticaret Odası’nı da ziyaret eden CHP heyeti, ETO Başkanı Metin Güler ve yönetimiyle bir araya geldi. Samimi bir atmosferde geçen görüşmede, güncel ekonomik gelişmelerin yerel ticarete yansımaları değerlendirildi. Atabay, CHP’nin makroekonomik istikrarı sağlamaya yönelik politikaları hakkında bilgi vererek, ticaret erbabının beklentileri üzerine fikir alışverişinde bulundu. ​EOSB’de Üretim ve İstihdam Vurgusu ​Ziyaretlerin bir diğer önemli noktası ise Eskişehir Organize Sanayi Bölge Başkanlığı oldu. EOSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’nin ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmeye; Başkan Vekili Metin Saraç, Yönetim Kurulu Üyeleri Erol Öz, Mustafa Gönenli ile Denetim Kurulu Üyeleri Hasan Hakan Bayar ve Hamit Alper Çelebi katıldı. ​Ülke ekonomisinin genel durumu ve sanayi yatırımlarının önündeki engellerin konuşulduğu ziyarette Başkan Küpeli, nazik ziyaretlerinden dolayı Güldem Atabay ve beraberindeki heyete teşekkürlerini iletti. ​Atabay: "Çözüm Önerilerimizle Hazırız" ​Ziyaretler sonunda genel bir değerlendirme yapan Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, Eskişehir’in Türkiye ekonomisi için kritik bir üretim merkezi olduğunu vurgulayarak, "İş dünyamızın her bir ferdinin sorunlarını biliyoruz. Sanayicimizin, tüccarımızın ve üreticimizin nefes alabileceği bir ekonomik iklimi inşa etmek için hazırlıklarımızı tamamladık," mesajını verdi. ​Karşılıklı görüş alışverişi ve iyi niyet temennilerinin ardından heyetin Eskişehir programı sona erdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız” Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız”

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen "Kara Ekonomik Düzenden Çıkış: Anadolu Kalkınma Yolu" paneli, Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın gözlendiği panelde; yerel yönetimlerin gücü, sanayicinin beklentileri ve CHP’nin makro ekonomi vizyonu bir araya getirildi. CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele ilgi yoğun oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin ekonomik çıkmazdan kurtuluş reçetesi masaya yatırıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında krizin toplumsal maliyetine odaklanarak mevcut düzeni "ayırt edici ve ayrıcalıklı" olarak tanımladı. Çınar, Türkiye’nin bir üretim krizinden ziyade bir tercih krizinde olduğunu belirterek; çiftçinin toprağını ekememesinin, esnafın ayakta duramamasının ve gençlerin gelecek umudunu yitirmesinin "yanlış politikaların bir sonucu" olduğunu ifade etti. Bu tablonun bir kader olmadığını vurgulayan Çınar, çözümün Anadolu’nun öz gücünü harekete geçirecek adil bir paylaşımdan geçtiğini dile getirdi. ​CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada, ekonomi ve hukuk arasındaki kopmaz bağa dikkat çekerek iş dünyasının en büyük ihtiyacının "öngörülebilirlik" olduğunu belirtti. Yalaz, yatırımcının önündeki en büyük engelin maliyet artışlarından ziyade hukuki belirsizlikler ve finansmana erişim zorluğu olduğunu söyledi. Eskişehir özelinde bir kalkınma modeli çizen Yalaz; sanayinin güçlendirilmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin kağıt üstünde kalmaması ve özellikle "yeşil dönüşüm ile dijitalleşmenin" bir tercih değil, küresel rekabet için zorunluluk olduğunu ifade etti. Devletin iş dünyasına rakip olan değil, bürokratik engelleri kaldıran bir "yol arkadaşı" olması gerektiğinin altını çizdi. Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve MYK Üyesi Güldem Atabay, yaptığı konuşmada partinin yeni ekonomi vizyonunu ve "çatı programı"nın detaylarını paylaştı. Orta Doğu’daki savaşın ve küresel ekonomik dönüşümün Türkiye’yi kırılgan bir zeminde yakaladığını belirten Atabay, liyakat ve stratejik planlama ile 6 ayda rahatlama, 30 yılda ise tam kalkınma vadetti. ​"Kamuculuk Devletleştirme Değildir" ​Konuşmasında partinin "kamucu" kimliğine açıklık getiren Atabay, bu kavramın yanlış anlaşıldığını vurguladı: ​"Kamuculuk, her şeyi devletleştirmek değildir. Kamuculuk, bir yatırım planlanırken belirli grupların çıkarı yerine toplumun genel faydasının gözetilmesidir. Devlet, özel sektörün girmeye cesaret edemediği alanlarda 'buz kırıcı' rolü üstlenecek, yolu açacak ve stratejik hedeflere ulaşıldığında yerini özel sektöre bırakacaktır." ​100 Günlük Acil Eylem Planı Atabay, iktidara geldiklerinde ilk 100 günde atılacak adımları şöyle sıraladı: • ​Merkez Bankası ve Hazine: Kurumsal akıl ve liyakat geri getirilecek. • ​Bereket Köprüsü: Çiftçilerin birikmiş borçlarının faizleri silinecek, gıda enflasyonuyla doğrudan mücadele edilecek. • ​Türkiye Enerji Kurumu: Özelleştirme sonrası aksayan enerji süreçleri tek bir stratejik çatı altında toplanacak. • ​Barınma Hakkı Planı: Büyükşehirlerdeki konut krizi için acil çözümler devreye alınacak. ​"Anadolu Kalkınma Yolu" ve Yeni Teşvik Sistemi ​Türkiye’nin sanayi haritasını yeniden çizmeyi hedeflediklerini belirten Atabay, "Anadolu Kalkınma Yolu" projesiyle sanayiyi Marmara havzasına sıkışmaktan kurtaracaklarını ifade etti. Atabay, teşvik sisteminde devrim yapacaklarını belirterek, "Teşvikler artık sadece bölgeye göre değil, performansa, genç istihdamına ve ihracat potansiyeline göre verilecek. Şeffaf ve dijital bir portal üzerinden herkesin görebileceği bir sistem kuracağız," dedi. ​Sektörel Odak Noktaları: ​Atabay’ın sunumunda öne çıkan bölgesel stratejik hedefler ise şunlar oldu: • ​İç Anadolu: Savunma sanayi ve makine üretimi. • ​Ege ve Akdeniz: Yeşil imalat, gıda işleme ve yeşil enerji. • ​Güneydoğu Anadolu: Tekstil ve lojistik merkezi. • ​Karadeniz: Enerji veri merkezleri. ​"Rant Değil, Üretim Ekonomisi" ​Mevcut büyüme modelinin tüketime ve ithalata dayalı olduğunu, bunun da sürekli kriz doğurduğunu savunan Atabay, "Bizim modelimiz üretim seferberliğidir. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçerek, Türk lirasını baskılayan değil, verimlilik ve markalaşma ile rekabet eden bir Türkiye inşa edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

Uğur Yıldız: "Ekonomi İyi Masalı Anlatmayın!" Haber

Uğur Yıldız: "Ekonomi İyi Masalı Anlatmayın!"

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız, Eskişehir ekonomisindeki daralmaya dikkat çekerek iktidara yüklendi. Eskişehir Ticaret Odası’nın açıkladığı Ocak 2026 karşılıksız çek verilerini paylaşan Yıldız, karşılıksız çek tutarındaki %156’lık artışın esnaf ve tüccar için kötü bir yılın habercisi olduğunu söyledi. ​Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız, 2026 yılına ekonomik krizin gölgesinde giren esnaf ve tüccarın durumuna ilişkin sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Yıldız, Eskişehir'de ticaretin durma noktasına geldiğini belirtti. ​“Yüzde 156’lık Artış Bir Yıkımdır” ​Yıldız, paylaştığı verilerle 2026 yılının sadece ilk ayında karşılıksız çek tutarının geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %156 oranında arttığını vurguladı. Yıldız yaptığı paylaşımda şunları söyledi: ​"Eskişehirli esnaf ve tüccar için yıl kötü başladı. 2026 Ocak ayında karşılıksız çek tutarı %156 arttı. Ekonomi yönetiminin başarısızlığına ve nakit krizine bakıp “ekonomi iyi” masalı anlatmayın." dedi. ​“Millet Ekmeğinden, Esnaf İşyerinden Oldu” ​Ekonomi politikalarındaki başarısızlığın faturasının doğrudan vatandaşa ve esnafa kesildiğini ifade eden Uğur Yıldız; "AKP iktidarı yüzünden millet ekmeğinden, esnaf ve tüccar işyerinden oldu." dedi. ​

İran Savaşı Devam Ederse TCMB’nin Döviz Rezervleri Yetmeyecek! Haber

İran Savaşı Devam Ederse TCMB’nin Döviz Rezervleri Yetmeyecek!

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi ve Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, Merkez Bankası rezervleri ile ilgili bir açıklama yaparak uyarılarda bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "İran Savaşı sonu ne zaman geleceği belli olmayan bir enerji şoku ile ülkemizi karşı karşıya bırakmıştır. Yaşan şokla hızla ülkemizi terk etmeye başlayan sıcak para sonucu oluşan döviz talebini, TCMB yasada tanımlanan görevi gereği kur istikrarını sağlamak için döviz rezervlerinden karşılamaktadır. Kullanılabilir döviz rezervlerindeki sert düşüş ise İran Savaşı’nın devam etmesi halinde TCMB kaynaklarının yetmeyeceğini yansıtmaktadır. Mevcut iktidar siyasi kumpas kurmak yerine Sn. Ekrem İmamoğlu ile demokratik zeminde Cumhurbaşkanlığı için rekabet etmeyi tercih edecek gücü kendinde görseydi, İran Savaşına rağmen bugün karşı karşıya olduğumuz kırılgan ekonomik yapı içinde olmazdık. Sayılar ortadadır: Savaşın çıktığı 28 Şubat 2026 tarihinden bu yana TCMB’nin döviz satışları 25,5 milyar dolar olmuştur. Devam eden jeopolitik gerginlik sonucu savaşın daha ikinci haftası sonunda bu satışın 30 milyar dolara varması beklenmektedir. Savaşın devam etmesiyle döviz talebi de artarak devam edecektir. Doğal gaz ve petrol fiyatlarında izlediğimiz sert tırmanış sonucu cari açığın da hızla genişlemesi kaçınılmazdır. Döviz talebi ve artan cari açık bir arada değerlendirildiğinde merkez bankasının kullanılabilir rezervi çok daha fazla önem kazanmaktadır. İran Savaşı başlamadan hemen önce TCMB’nin nakde çevrilemeyen IMF-SDR hesaplarındaki 7,6 milyar dolar hariç döviz talebini karşılamakta kullanılabileceği “döviz likiditesi” 33,1 milyar dolardı. Savaşın ilk iki haftasında TCMB’nin döviz rezervlerinden 25,5 milyar doları piyasaya satmasının ardından döviz likiditesinin 7,6 milyar dolar gibi kritik bir seviyeye düşeceğini gören TCMB, bugün açıklanan 6 Mart tarihli bilançosuna göre elindeki tahvil stokunun yaklaşık yarısına karşılık gelen 12 milyar dolarlık tahvil satarak döviz likiditesi miktarını acilen yükseltmeye çalışmıştır. Şubat sonunda elinde bulunan 26,7 milyar dolar tahvil stoku 6 Mart’ta 14,3 milyar dolara inmiştir. 6 Mart tarihli bilançoda görünen kullanılabilir döviz seviyesi 20 milyar dolardadır. Elinde kalan 14,3 milyar dolarlık tahvil stokunun hepsini satarak likit döviz gücünü artırsa dahi bu rakamın devam edecek döviz talebini karşılamaya yetmeyeceği açıktır. Özetle: 28 Şubat’tan 13 Mart’a savaşın ilk iki haftasında oluşan yaklaşık 30 milyar dolarlık döviz talebine karşılık TCMB’nin 6 Mart itibarıyla potansiyel kullanılabilir döviz rezervi 34,3 milyar dolardır. Savaş ortamında bu seviyenin yetersizliği nettir. Mevcut iktidar TCMB rezervlerine ve yüksek faizine yaslanarak Sn. Ekrem İmamoğlu’na siyasi kumpas kurmak yerine demokratik zeminde en güçlü rakibiyle mücadele edecek mertlikte olsaydı, TCMB’nin nakit döviz rezervleri bugün en az 70-80 milyar dolar gibi Türkiye ekonomisini koruyabilecek bir seviyede olacaktı. Bir sonraki adım olarak elindeki 134,7 milyar dolarlık yüksek altın stokunu miktarsal sınırı dahilinde swap yaparak döviz nakdine çevirmesi halindeyse ödeyeceği yüksek faiz kuşkusuz tüm Türkiye vatandaşlarının ödeyeceği bir bedel olacaktır. Ak Parti dönemi boyunca bilinçli politikalarla kamu kurumlarının kapasitesi eksiltilmiştir. Bugün en çok ihtiyacımız olduğu bir dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın döviz kasasının sağlam olmayışını likidite yönetimini doğru yapamayan üst yönetimin liyakat eksiliği ve Banka’nın siyasi araç haline dönüşmesinden bağımsız düşünemeyiz. Ancak TCMB döviz rezervlerini milletin zor günü için kasasında biriktirmek yerine, bundan neredeyse tam bir yıl önce iktidarın siyasi saiklerle Cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Sn. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına destek olmak amacıyla kullanmıştır. Siyasi amaçlara alet olan TCMB’nin kurumsal güvenilirliğini zedelemesi ayrı bir tartışma konusu da olabilir; olmalıdır da. Bugünün tartışma konusu TCMB’nin esas görevi olan finansal istikrarı güçlendirmek yerine rezervlerini siyasi kumpas kuranların yarattığı finansal şoku yumuşatmak için ölçüsüzce harcayarak İran savaşı ortamında Türkiye ekonomisini kırılgan, korumasız bıraktığı gerçeğidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.