SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eğitim Fakültesi

Porsuk Haber Ajansı - Eğitim Fakültesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim Fakültesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Üniversitesi Binlerce Mezununu Coşkuyla Uğurladı Haber

Anadolu Üniversitesi Binlerce Mezununu Coşkuyla Uğurladı

Anadolu Üniversitesi, 2025-2026 Yunus Emre Eğitim-Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni'nde binlerce mezununu yeni yaşamlarına uğurladı. Eskişehir Teknik Üniversitesi Stadyumunda düzenlenen törene Eskişehir Adli Yargı Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Serpil Koçdar, Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı başta olmak üzere üniversite yönetimi, akademik ve idari personel, mezun öğrenciler ile aileleri katıldı. Büyük bir coşkuya sahne olan törende öğrenciler mezuniyet sevinci yaşarken, aileler de bu gurur anına tanıklık etti. Mezuniyet töreni öncesinde Yunus Emre Kampüsünde öğrenciler ve aileleri için pilav ikramı gerçekleştirildi. Geleneksel hale gelen etkinlikte mezuniyet coşkusu kampüs genelinde paylaşıldı. Öte yandan her yıl olduğu gibi bu yıl da Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Çelenk sunma töreninde Rektör Yardımcıları ile Üniversite Yönetim Kurulu üyeleri ve akademisyenler de yer aldı. Rektör Adıgüzel: “Anadolu Üniversitesi bilgiyi kampüs duvarlarının ötesine taşıyan, dünyayı kucaklayan devasa bir eğitim köprüsüdür” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada mezuniyetin yalnızca bir eğitim sürecinin tamamlanması değil, aynı zamanda yeni bir hayat yolculuğunun başlangıcı olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesinin yalnızca kampüslerinde değil Açıköğretim Sistemi aracılığıyla dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın hayatına dokunan büyük bir eğitim ailesi olduğunu belirten Rektör Adıgüzel, konuşmasında mezunlara, ailelere ve akademisyenlere seslendi. Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün Anadolu Üniversitesi ailesi için çok özel bir gün. Bu alanda çok büyük bir emek, yürekten gelen bir gurur, gözlerde parlayan bir heyecan ve geleceğe uzanan çok güçlü bir umut var. Her yıl olduğu gibi bu yıl da evlatlarımızı geleceğe uğurluyoruz. Bugün bu güzel alanda örgün eğitim alan öğrencilerimiz bizimle birlikteler. Aynı zamanda sınırları aşan Açıköğretim Fakültemiz ile eğitimini tamamlayan mezunlarımız da bu büyük coşkuya ortak oluyor. Anadolu Üniversitesi bilgiyi kampüs duvarlarının ötesine taşıyan, dünyayı kucaklayan devasa bir eğitim köprüsüdür. Açıköğretim Fakültemizle kıtaları, şehirleri ve gönülleri birbirine bağlıyoruz. Milyonlarca insanın hayatına dokunuyor, yaşam boyu öğrenmenin dünyadaki en güçlü meşalesini hep birlikte taşıyoruz. Anadolu Üniversitesine her biriniz farklı hayallerle geldiniz. Bugün buradan diplomanızı alarak yeni bir hayata adım atıyorsunuz. Şunu kalbinizde hissedin; bu kapıdan çıkış, bu büyük aileye ömür boyu en güçlü bağlarla bağlanmak demektir. Anadolu Üniversiteli olmak, hayatınız boyunca göğsünüzde taşıyacağınız büyük bir gururdur. Ben de bu üniversitenin bir mezunuyum. Bugün karşınızda sadece bir rektör olarak değil aynı zamanda bu büyük ailenin bir ferdi olarak konuşuyorum. Heyecanınızı ruhumda hissediyor, ailelerimizin gururunu yürekten paylaşıyorum. Alacağınız diplomalar büyük bir gayretin meyvesidir. Ancak diploma, yeni ve parlak bir yolculuğun ilk adımıdır. Hayat yolunda aklınızın rehberliğine güvenin, vicdanınızın sesini daima dinleyin ve insana saygıyı her şeyin üzerinde tutun.” “Kıymetli ailelerimiz en büyük tebrik sizindir” Anadolu Üniversitesinin öğrencilerine güçlü bir diploma kazandığını belirten Rektör Adıgüzel sözlerine şöyle devam etti: “Diplomanız dünyaya insani ve sosyal bir pencereden bakmayı, farklılıkları zenginlik olarak görmeyi ve köklerinize bağlı kalarak geleceğe güvenle yürümeyi öğretti. Nereye giderseniz gidin Anadolu Üniversitesi ruhu sizinle olacaktır. Kıymetli ailelerimiz bugün en büyük tebrik sizindir. Evlatlarınızın başarısında sevginizin, sabrınızın ve fedakârlığınızın çok büyük payı var. Değerli hocalarım sizler de bu gençlerin hayatına yön veren en önemli mimarlarsınız. Hepinize emekleriniz için teşekkür ediyorum. Sevgili mezunlarımız hayallerinizi her zaman en yüksekte tutun. Öğrenme heyecanınızı ömür boyu koruyun. Ülkemize, milletimize ve insanlığa değer katan işler yapın. Buraya birer fidan olarak geldiniz, bugün köklü ve güçlü birer ağaç olarak ayrılıyorsunuz. Yolunuz açık, bahtınız aydınlık olsun. Kalbiniz iyilikten, aklınız bilimden, yönünüz insanlıktan ayrılmasın. Mezuniyetiniz kutlu olsun.” Üniversite Birincisi Eşkil: “Öğretmenliğin yalnızca bilgi aktarmak değil öğrencilere rehberlik etmek olduğuna inanıyorum” Anadolu Üniversitesi birincisi olan Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği öğrencisi Eda Nur Eşkil konuşmasında bu başarının üniversite eğitimi boyunca gösterdiği emek ile akademisyenlerinin ve ailesinin desteğinin bir sonucu olduğunu ifade etti. Eşkil konuşmasına şöyle devam etti: “İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü birincisi olarak burada bulunmaktan büyük onur duyuyorum. Üniversite hayatım boyunca akademik ve kişisel gelişimime katkı sunan hocalarıma, her zaman yanımda olan aileme teşekkür ediyorum. 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.' sözüyle bizlere aklın ve bilimin ışığında ilerlemeyi öğreten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı, minnet ve özlemle anıyorum. Matematik öğretmenliğinin yalnızca bilgi aktarmak değil, öğrencilerin düşünmelerine ve problem çözmelerine rehberlik etmek olduğuna inanıyorum. Anadolu Üniversitesinde edindiğim bilgi ve deneyimle öğrencilerine matematiği sevdiren bir öğretmen olmayı hedefliyorum. Mezun olan tüm arkadaşlarıma sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir gelecek diliyorum." Üniversite İkincisi Baş: “Sabretmeyi, emek vermeyi, zorluklarla mücadele etmeyi öğrendik” Anadolu Üniversitesi ikincisi ve Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü mezunu Sena Baş elde ettiği başarının çocukluk yıllarından beri kurduğu hayalin gerçekleşmesi olduğunu belirtti. Bu başarının yalnızca kendisine ait olmadığını ifade eden Baş, ailesine ve akademisyenlerine teşekkür etti. Üniversite yıllarında yalnızca akademik bilgi değil sabretmeyi, emek vermeyi, zorluklarla mücadele etmeyi ve dayanışmayı öğrendiklerini vurgulayan Baş, "Öğretmenlik yalnızca bir meslek değil bir çocuğun hayatına dokunmak ve toplumun yarınlarını inşa etmektir." dedi. Mezuniyetin yeni bir başlangıç olduğunu belirten Baş, gelecekte bilgi, vicdan ve sevgiyle öğrencilerinin hayatına dokunmayı hedeflediklerini ifade ederek konuşmasını Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." sözleriyle tamamladı. Konuşmaların ardından dereceyle mezun olan Eda Nur Eşkil ve Sena Baş’a mezuniyet belgeleri ile hediyeleri Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından takdim edildi. Sonrasında ise geri sayımla birlikte mezunlar keplerini gökyüzüne fırlatarak mezuniyetlerini coşkuyla kutladı. Renkli görüntülere sahne olan kep atma töreninde öğrenciler ve aileleri unutulmaz anlar yaşadı. Mezuniyet heyecanı konser programıyla devam etti. Sahne alan Gözde Öksüz şarkılarını Anadolu Üniversitesi mezunları için seslendirdi. Ardından Arem&Arman'ın dj performansı ile mezuniyet kutlamaları müzik eşliğinde sürdü. Binlerce öğrencinin eşlik ettiği konserler, mezuniyet coşkusunu günün sonuna kadar yaşattı. Kaynak: AnaHaber

Anadolu Üniversitesi'nde Engelliler Haftasına Empati Dolu Başlangıç Haber

Anadolu Üniversitesi'nde Engelliler Haftasına Empati Dolu Başlangıç

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen “Gördüm, Duydum, Biliyorum: Engelliler Haftası Empati İstasyonu” etkinliği Yeni Öğrenci Yemekhanesi önünde gerçekleştirildi. Etkinlikte öğrenciler ve katılımcılar, özel gereksinimli bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü ile Ankara Pursaklar Rehberlik ve Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen etkinliğe Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Veda Aslım Yetiş ile çok sayıda öğrenci, akademik ve idari personel katıldı. Engelliler Haftası kapsamında planlanan etkinlik dizisinin ilki olan organizasyonda; işitme yetersizliği, görme yetersizliği, öğrenme güçlüğü ve bedensel yetersizliği olan bireylerin yaşadığı deneyimlere yönelik empati istasyonları kuruldu. Katılımcılar, hazırlanan uygulama alanlarında özel gereksinimli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı fiziksel ve iletişimsel engelleri deneyimledi. “Farkındalık bir gün değil, bir duruştur” vizyonuyla gerçekleştirilen etkinlik yoğun katılımla sürdü. Empati istasyonları Ankara Pursaklar Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Mehmet Ünalmış, öğretmenler Hamza Alperen Şahin, Derya Aktaş, Safiyegül Gedikli, Ergül Çağlar Sönmez, Mehmet Tayyip Erdoğan ve fizyoterapist Mustafa Çelik tarafından tasarlanıp yürütüldü. Organizasyonda ayrıca Engelsiz Anadolu Kulübü öğrencileri ile Özel Eğitim Bölümü öğretim elemanları Arş. Gör. Dr. Simla Şahin, Uzman Gazi Acar ve Öğr. Gör. Dr. Gökhan İnce de görev aldı. “Farkındalık bir gün değil, bir duruştur” Etkinlik hakkında değerlendirmelerde bulunan Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken şu ifadeleri kullandı: “Engelliler Haftası kapsamında farkındalığı yüksek, güçlü ve kapsayıcı bir toplum hedefiyle beş güne beş etkinlik planladık. Bu etkinliklerin ilkinde güçlü bir empati deneyimiyle açılışı gerçekleştirdik. Farkındalık bir gün değil, bir duruştur.” Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü tarafından Engelliler Haftası kapsamında 11-15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek etkinliklerde kısa film gösterimleri, paneller, müzik dinletileri ve sanat buluşmalarıyla engellilik konusunda toplumsal farkındalık oluşturulması hedefleniyor. Eğitim Fakültesi koordinasyonunda gerçekleştirilecek program kapsamında “Kırık Plak” kısa film gösterimi, “Görme Engelliler Perspektifinden Eğitimde Kapsayıcılık” paneli ile “Engelleri Müzikle Aşmak” ve “Potansiyelin Gücü: Engelleri Sanatla Aşmak” başlıklı etkinlikler öğrenciler ve Eskişehir halkıyla buluşacak. Kaynak: AnaHaber

ESOGÜ’de Otizm Farkındalığı İçin Güç Birliği Haber

ESOGÜ’de Otizm Farkındalığı İçin Güç Birliği

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Toplumsal Farkındalık Kulübü ve Özel Eğitim Bölümü, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında gerçekleştirdiği “Farkındalık Yürüyüşü” ile otizmli bireylerin toplumsal kabulüne dikkat çekti. Üniversite yönetiminin ve farklı fakültelerden öğretim üyeleri ile öğrencilerin katılım sağladığı etkinlikte, Meşelik Kampüsü içinde otizm farkındalığı için bir yürüyüş gerçekleştirildi. Eğitim Fakültesi önünden başlayan yürüyüşe, ESOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şerife Yücesoy Özkan ve Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Dönmez, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Şengel, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arzum Erken Çelik, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saadet Pınar Temizkan, Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Derya Genç Tosun’un ve Özel Eğitim Bölümü öğretim elemanları katıldı. Yürüyüşte özel eğitim bölümü öğrencileri, hazırladıkları farkındalık mesajlı pankartlarla yürüyüşün ön saflarında yer aldı. Yürüyüş boyunca otizmin bir eksiklik değil, zenginleştirici bir çeşitlilik olduğu vurgulanırken, toplumsal yaşamın her alanında kapsayıcılığın ve hak temelli yaklaşımın önemi bir kez daha hatırlatıldı. Özel Eğitim Bölüm Başkanlığından yapılan açıklamada bu yıl üçüncüsü düzenlenen yürüyüşün otizm farkındalık etkinlikleri için bir başlangıç noktası olduğu ve otizm farkındalığını tüm aya yayacak şekilde kapsamlı bir program hazırlandığı belirtildi. Nisan ayı boyunca sürecek etkinlik takvimi kapsamında geliri doğrudan otizmli bireylere öğretim materyali temin etmek için kaynak oluşturacak anlamlı bir kermes, Eğitim Fakültesi bünyesinde gerçekleştirilecek tematik film gösterimleri ve yaratıcılığın farkındalıkla buluşacağı bir afiş yarışması ve ardından düzenlenecek olan ödül töreni yer alıyor. Bu zengin program aracılığıyla hem üniversite öğrencilerine hem de Eskişehir halkına ulaşılarak toplumsal bilincin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Kuraklık Tehdidi ve Su Bilinci Konuşuldu Haber

Kuraklık Tehdidi ve Su Bilinci Konuşuldu

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda düzenlenen “Suya Farkındalık Öğretmenden Başlar” başlıklı söyleşide, suyun stratejik önemi ve ekolojik dengedeki rolü ele alınırken; Prof. Dr. Erdoğan Kaya’nın moderatörlüğünü yaptığı etkinliğe, Orman Toprak ve Ekoloji Araştırmaları Enstitüsü Başmühendisi Dr. Nejat Çelik konuşmacı olarak katıldı. Söyleşiye akademisyenler, Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri ve öğrenciler katılım gösterdi. Dr. Çelik: “Su günümüzde mavi altın değerindedir” Söyleşide konuşan Dr. Nejat Çelik, suyun günümüzde stratejik bir kaynak haline geldiğini vurgulayarak konuşmasına Yunus Emre’nin dizeleriyle başladı. Çelik, Eskişehir’in su kaynaklarını besleyen doğal alanlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Su artık ‘mavi altın’ değerindedir. Mesleğiniz sadece bir iş değil, bir yaşam biçimi olmalı. Geleceğin öğretmenleri olarak sizler, çocukların doğayla kuracağı bağın ve su bilincinin asıl mimarlarısınız.” Prof. Dr. Kaya: “Su bilinci davranışa dönüşmelidir” Söyleşide saha gözlemlerini de katılımcılarla paylaşan Prof. Dr. Erdoğan Kaya ise bölgedeki su stresine dikkat çekti. Seydi Çayı vadisindeki kuraklık ve Porsuk Barajı’ndaki doluluk oranlarına değinen Kaya, öğretmen adaylarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu konuda yalnızca teorik bilgi yeterli değil. Su bilincinin günlük yaşama yansıması ve davranışa dönüşmesi gerekiyor. Özellikle su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgelerde yanlış tarım tercihleri ciddi ekolojik riskler oluşturuyor.” Programın sonunda, Dr. Nejat Çelik ve Prof. Dr. Erdoğan Kaya’ya teşekkür belgeleri Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Doğan Şahin tarafından takdim edildi. Şahin, su farkındalığının eğitim süreçlerine entegre edilmesinin önemine dikkat çekerek emeği geçenlere teşekkür etti. Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Kaynak: AnaHaber

Anadolu Üniversitesi, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde Eğitime Dikkat Çekti Haber

Anadolu Üniversitesi, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde Eğitime Dikkat Çekti

21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, toplumda farkındalık yaratmak ve özel gereksinimli bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir gün olarak kabul ediliyor. Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanındaki akademik birikimi, kapsayıcı öğretmen yetiştirme politikaları ve topluma yönelik projeleri ile bu alanda öncü bir rol üstleniyor. Eğitim Fakültesi, öğretmen adaylarını kapsayıcı eğitim anlayışıyla yetiştirirken, Down sendromlu bireylerin toplumsal yaşama etkin katılımını destekleyen projeler geliştirmeye devam ediyor. Bu özel gün kapsamında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken; özel eğitim, kapsayıcı öğretmen yetiştirme ve Down sendromlu bireylerin eğitimine yönelik yürütülen çalışmaları anlattı. “Üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar kuramsal bilgi üretmekle kalmayıp, uygulamaya dönük çözümler geliştirmeye odaklanıyor” Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanında önemli akademik çalışmalara sahip bir kurum. Üniversitenin bu alandaki akademik birikimini ve yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanında Türkiye’de öncü kurumlardan biri olarak güçlü ve köklü bir akademik birikime sahip. Uzun yıllara dayanan araştırma geleneği, nitelikli akademik kadrosu ve ulusal–uluslararası düzeyde yürütülen projeleriyle bu alanda önemli bir referans noktası oluşturuyor. Üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar yalnızca kuramsal bilgi üretmekle kalmayıp, aynı zamanda uygulamaya dönük çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Bu yönüyle Anadolu Üniversitesi’nin özel eğitim alanındaki katkıları, hem bilimsel literatüre hem de eğitim uygulamalarına doğrudan yansıyor. “Öğretmen adaylarının saha deneyimi kazanmalarını sağlayan uygulama temelli eğitim süreçleri önemli bir yer tutuyor” Eğitim Fakültesi bünyesinde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik yürütülen araştırmalar, projeler veya uygulamalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik çok boyutlu çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar arasında erken müdahale programları, bireyselleştirilmiş öğretim uygulamaları, aile eğitim programları ve teknoloji destekli öğretim projeleri yer alıyor. Ayrıca öğretmen adaylarının saha deneyimi kazanmalarını sağlayan uygulama temelli eğitim süreçleri de önemli bir yer tutuyor. Bu projeler, bilimsel bilgi ile uygulamayı bütünleştirerek özel gereksinimli bireylerin eğitim kalitesini artırmayı hedefliyor. “Özel gereksinimli bireylerin özelliklerini tanıma, kapsayıcı sınıf ortamları oluşturma, farklılaştırılmış öğretim stratejileri geliştirme ve eğitimde eşitlik ilkesini uygulama konularında donanım kazanıyor” Anadolu Üniversitesi’nin öğretmen adaylarını kapsayıcı eğitim anlayışıyla yetiştirme konusunda nasıl bir yaklaşımı bulunuyor? Anadolu Üniversitesi’nde öğretmen yetiştirme sürecinde kapsayıcı eğitim temel bir yaklaşım olarak benimseniyor. Öğretmen adayları, farklı gelişim özelliklerine sahip öğrencilerin ihtiyaçlarını anlayabilecek ve bu ihtiyaçlara uygun öğretim stratejileri geliştirebilecek şekilde yetiştiriliyor. Bu süreçte teorik derslerin yanı sıra uygulama ağırlıklı eğitimler, okul deneyimleri ve saha çalışmaları önemli bir yer tutuyor. Böylece öğretmen adaylarının mezun olduklarında kapsayıcı ve eşitlikçi öğrenme ortamları oluşturabilecek yeterliklere sahip olmaları hedefleniyor. Anadolu Üniversitesi’nde öğretmen yetiştirme politikalarının kapsayıcı eğitim anlayışını esas aldığının en önemli kanıtı, tüm öğretmenlik programlarında zorunlu olarak yer alan “ÖMB221 Kapsayıcı Eğitim ve Özel Gereksinimli Bireyler” dersidir. Bu ders öğretmen adaylarının bu alandaki bilgi ve farkındalıklarını geliştirmede önemli bir rol oynuyor. Ders kapsamında öğretmen adayları; özel gereksinimli bireylerin özelliklerini tanıma, kapsayıcı sınıf ortamları oluşturma, farklılaştırılmış öğretim stratejileri geliştirme ve eğitimde eşitlik ilkesini uygulama konularında donanım kazanıyor. Bunun yanı sıra teorik bilgilerin uygulama ile desteklendiği süreçler, öğretmen adaylarının gerçek sınıf ortamlarına daha hazırlıklı olmalarını sağlıyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde Anadolu Üniversitesi, öğretmen adaylarını yalnızca akademik açıdan değil, aynı zamanda kapsayıcı ve duyarlı bir eğitim anlayışıyla yetiştirmeyi hedefliyor. “Üniversiteler, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra toplumsal dönüşümün de önemli aktörleri arasında yer alıyor” Üniversitelerin özel eğitim alanındaki bilimsel üretimi, toplumda farkındalık oluşturma ve eğitim politikalarına katkı sağlama açısından nasıl bir rol oynuyor? Üniversiteler, özel eğitim alanında ürettikleri bilimsel bilgi aracılığıyla hem toplumsal farkındalığın artmasına hem de eğitim politikalarının şekillenmesine önemli katkılar sunuyor. Araştırmalar yoluyla elde edilen bulgular, karar vericilere veri temelli öneriler sunarken, aynı zamanda toplumun özel gereksinimli bireylere yönelik bakış açısını da dönüştürüyor. Bu bağlamda üniversiteler, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra toplumsal dönüşümün de önemli aktörleri arasında yer alıyor. “Programın ebeveynlerin çocuklarıyla olan etkileşimlerini güçlendirmeyi ebeveynlere kendi doğal ortamlarında ortaya çıkan fırsatları anlamlı öğrenme fırsatlarına dönüştürmeye yardımcı olmayı amaçlıyor” Down sendromlu bireylerin eğitimine yönelik olarak üniversite–toplum iş birliği kapsamında yürütülen ya da planlanan çalışmalar bulunuyor mu? Üniversite–toplum iş birliği kapsamında Down sendromlu bireylerin eğitsel desteklenmesine yönelik önemli çalışmalar bulunuyor. Bu bağlamda, Sabancı Vakfı Hibe programları desteğiyle, Down Sendromu Derneği ve Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim görevlilerinin iş birliğiyle gerçekleştirilen “Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum” projesi, Down sendromlu bireylerin toplumsal yaşama daha aktif katılımını, bağımsızlık becerilerinin gelişimini ve istihdam odaklı destek süreçlerini güçlendirmesi bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Bunun yanı sıra, ben ve Doç. Dr. Gözde Tomris tarafından hazırlanmış ve tüm içeriğinin Down Türkiye’ye hibe edildiği “DÖDEM (Doğal Öğretime Dayalı Erken Müdahale) Programı” da aile temelli erken müdahale yaklaşımı açısından oldukça değerli bir örnek. DÖDEM, çocuğu Down sendromlu olan ebeveynlere yönelik hazırlanmış, aile merkezli ya da aile uygulamalı bir erken müdahale programı sunuyor. Programın temel amacı; ebeveynlerin çocuklarıyla olan etkileşimlerini güçlendirmek, ebeveynlere kendi doğal ortamlarında ortaya çıkan fırsatları anlamlı öğrenme fırsatlarına dönüştürmeye yardımcı olacak strateji ve teknikleri öğretmek ve bu yolla çocukların gelişimlerini desteklemek. Bu tür örnekler, üniversitelerin bilimsel uzmanlığını toplumsal gereksinimlerle bir araya getirerek Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesine doğrudan katkı sunuyor. “Bu özel gün, toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturmak ve Down sendromlu bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunuyor” 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’nün eğitim alanında farkındalık oluşturma açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz? 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, eğitimde kapsayıcılık ve eşitlik ilkelerinin vurgulanması açısından son derece önemli bir gün. Bu özel gün, toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturmak, önyargıları azaltmak ve Down sendromlu bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda eğitim kurumlarının bu konudaki sorumluluklarını yeniden değerlendirmelerine de katkı sağlıyor. “Öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor” Down sendromlu bireylerin eğitim süreçlerine etkin katılımı için okullarda ve öğretmen eğitiminde hangi yaklaşımlar ön plana çıkmalı? Down sendromlu bireylerin eğitim süreçlerine etkin katılımı için bireyselleştirilmiş eğitim programları, farklılaştırılmış öğretim yöntemleri ve destekleyici öğrenme ortamları büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Öğretmen eğitiminde uygulama temelli yaklaşımların artırılması ve sürekli mesleki gelişim olanaklarının sunulması, bu sürecin başarısı açısından kritik bir rol oynuyor. “Medya, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülecek projeler, farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor” Toplumda Down sendromlu bireylere yönelik farkındalığın artırılması için üniversiteler ve eğitim kurumları sizce hangi sorumlulukları üstlenmeli? Üniversiteler ve eğitim kurumları, Down sendromlu bireylere yönelik farkındalığın artırılmasında aktif rol üstleniyor. Bu kapsamda bilimsel araştırmaların yaygınlaştırılması, topluma yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılması ve kapsayıcı eğitim uygulamalarının desteklenmesi önem taşıyor. Ayrıca medya, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülecek projeler, farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor. Kaynak: AnaHaber

Goethe ve Kafka Konferansı Düzenlendi Haber

Goethe ve Kafka Konferansı Düzenlendi

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Alman edebiyatının iki büyük ismi Johann Wolfgang von Goethe ve Franz Kafka’nın eserlerine odaklanan önemli konferanslara ev sahipliği yaptı. Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Onural’ın gerçekleştirdiği iki ayrı konferans, öğrenci ve akademisyenlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ilk konferansta Prof. Dr. Neşe Onural, Johann Wolfgang von Goethe’nin ünlü eseri Faust’un birinci bölümünü ele aldı. Konferansta Faust ve şeytanı temsil eden Mephisto karakterleri arasındaki diyaloglar üzerinden insan iradesi ve baştan çıkarma temaları aktarılırken Gretchen adlı genç kızın yozlaştırılma süreci, Faust’un gençlik iksiriyle değişimi ve eserin trajik sonu ayrıntılarıyla değerlendirildi. Konferansta ayrıca Goethe’nin yaşadığı Aydınlanma, Sturm und Drang ve Romantik Dönemlerle eser arasındaki bağlar kurulurken, Immanuel Kant’ın akıl ve gerçeklik üzerine düşünceleriyle eserin felsefi yönü desteklendi. Goethe ve Schiller’in temsil ettiği Klasik Dönem’e de değinen Prof. Dr. Neşe Onural, Faust’un akıl-duygu dengesi açısından önemini vurguladı. Sunum sonunda Prof. Dr. Handan Deveci, Prof. Dr. Onural’a teşekkür belgesi takdim etti. Prof. Dr. Şefik Yaşar Konferans Salonu’nda düzenlenen ikinci konferansta ise Prof. Dr. Neşe Onural, Franz Kafka’nın eserleri üzerine kapsamlı bir değerlendirme sundu. Kafka’nın Vazgeç adlı parabol türündeki eseri üzerinden bireyin toplum içindeki yalnızlığı, çaresizliği ve otoriteyle mücadelesi tartışılırken ayrıca Dava adlı eseri üzerinden bireyin adaletsiz sistem karşısındaki konumu irdelendi. Kafka’nın eserlerinde sıkça rastlanan baba-oğul çatışması, otorite, suç ve suçsuzluk gibi kavramlar dinleyicilere detaylı analizlerle sunuldu. Her iki konferansa da Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Handan Deveci, Alman Dili Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadriye Öztürk ile öğretim üyeleri Prof. Dr. Yüksel Kocadoru, Prof. Dr. Ayhan Bayrak, Prof. Dr. Asuman Ağaçsapan, Doç. Dr. Gülcan Çakır, Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Uçar, Arş. Gör. Yaşar Ali Sarkiler ve Öğr. Gör. Dr. Fatma Kürkçüoğlu katıldı. Kafka konulu konferansın sonunda da teşekkür belgesi Prof. Dr. Handan Deveci tarafından takdim edildi.

“Tarihte Kadına Bakış ve Mevlevilikte Kadın” Konuşuldu Haber

“Tarihte Kadına Bakış ve Mevlevilikte Kadın” Konuşuldu

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından “Tarihte Kadına Bakış ve Mevlevilikte Kadın” konferansı Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda gerçekleştirildi. Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen, Hz. Mevlana’nın 22. Kuşak torunu ve Uluslararası Mevlâna Vakfı Başkan Vekili Esin Çelebi Bayru’nun konuşmacı olduğu konferansa Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Dinç, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Handan Deveci ve Doç. Dr. Şule Demirel Dingeç başta olmak üzere çok sayıda kişi katılım gösterdi. Rektör Adıgüzel: “Mevlâna bir dünya mirasıdır” “Tarihte Kadına Bakış ve Mevlevilikte Kadın” konferansında konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel şunları söyledi: “Göreve başlayalı iki ay oldu, Anadolu Üniversitesinde okudum, İletişim Bilimleri Fakültesinden mezun oldum. Göreve başladığımda görüş yapmaya geldikleri zaman şu sözümü manşet yapmışlardı: ‘Dünle beraber gitti cancağzım ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.’ Bu Hz. Mevlana’nın sözüdür. Bir diğer sözü ise ‘Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.’ Ne kadar bilseniz de iyi anlatamıyor hoş anlatamıyorsanız kısa anlatamıyorsanız aslında bildiklerinizin çok da bir kıymeti yok. Dolayısıyla iyi bir iletişimci olmak karşındakini ikna edebilmekle alakalı. Bunu yaptığınız zamana iyi konuşmacı, iyi iletişimci veya iyi sunucu olabiliyorsunuz. Hz. Mevlâna gibi sözleri eskimeyen ve bundan sonra da kıyamete kadar bizlere ışık tutmaya devam edecek birinden bahsediyoruz. Öyle biri ki sadece bugüne ait değil sadece bize ait değil bir dünya düşünürü. Hz. Mevlâna, herkesin sahip olmak istediği hatta bizden fazla belki İranlıların bizim demek istediği ama bizim kimseye bırakmaya niyetimizin olmadığı bir dünya mirası. Sorsak sizlere Mevlâna nereli diye muhtemelen Konyalı dersiniz. Mevlâna Belh’den gelmiştir. Nereden geldiği değil şu an en çok kim benimsiyorsa kim kendine ait hissediyorsa kim kendine rehber ediniyorsa herhalde Mevlâna ona aittir. Dolayısıyla en çok Mevlâna bize aittir diye düşünüyorum.  Bugün aramızda Esin Çelebi hanımefendi var Mevlana’nın 22. Kuşak torunu. Bugün kendisini burada Anadolu Üniversitemiz de ağırlamaktan büyük bir onur ve memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.” Dekan Dinç: “Kıymetli bir misafiri ağırlıyoruz” Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Dinç ise konferansta şunları aktardı: “Kıymetli misafirimiz değerli konuklar hepiniz hoş geldiniz. Burada heyecanla değerli büyüğümüzün konuşmasını bekliyoruz dolayısıyla ben rol çalmak yerine bir an önce sözü kendilerine bırakmak adına hepinize tekrar hoş geldiniz verimli ve güzel bir dinleti diliyorum teşekkür ederim.” Hz. Mevlana’nın 22. Kuşak torunu Çelebi: “7. Yüzyılda İslamiyet ile birlikte kadına pek çok hak tanındı” Hz. Mevlana’nın bahsedildiği yerlere Hz. Mevlana’nın misafirleri geldiğine dikkat çeken Hz. Mevlana’nın 22. Kuşak torunu ve Uluslararası Mevlâna Vakfı Başkan Vekili Esin Çelebi Bayru konuşmasında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında İslamiyet’ten önce çeşitli milletlerin kadına bakışından bahsetti. Çelebi konuşmasında şunları belirtti: “Eski İsrail de erkekler sabah dualarında ezeli ilahımız bizleri kadın yaratmadığın için sana teşekkür ederiz hamd ederiz derlerdi. Ailenin tek hâkimi olan erkek karısını boşayabilirdi ya da kızını parayla satabilirdi. Eski İran da kadınların hiçbir hakkı yoktu. Eski Çin de kadına isim bile vermezlerdi. Eski Yunan ve Roma da kadının tek görevi çocuk doğurmak idi. Eflatuna göre kadın cehennemin kapısıdır. Aristotolese göre kadın yaradılışta yarım kalmış bir erkektir. Eski İngiltere de kirli bir varlık sayılan kadın İncil’e el süremezdi. 7. Yüzyılda İslamiyet ile birlikte kadına pek çok hak tanınmış onların sevilmesi sayılması ve korunması emredilmiştir. Hz. Muhammed yaşamı boyunca kadınlara saygı göstermiştir. İslamiyet kadın ve erkeği birbirine emanet etmiştir. “Mevleviliğin kadına bakış açısından bahsederken Atatürk’ten de bahsetmeliyiz” Hz. Mevlana’nın eserlerinin tümünde kadınlara ve onların çeşitli hallerine ait bölümler olduğunun altını çizen Esin Çelebi Bayru: “Mevleviliğin ilk zamanlarında kadına gereken önemin verilmiş olduğunu görmekteyiz. Afyonkarahisar’da Divanı Mehmet Çelebi’nin torunlarından Desteni Hatun sırtında hırka başında arakıyesiyle Mevlevihane de söz sahibiydi. 17. Yüzyılda değişen ülke şartları kadını ikinci plana atsa bile Mevlana’dan sonra kurulmuş olan Mevlevilikte kadınlara yine de başlarına arakıye giydirilmelerine izin verilmiş sema öğretilmiş ancak onlar kendi arlarında sema etmişlerdir. Bana semazenlerin neden hepsi erkek diye soruyorlar. Malumunuz Mevlevihaneler birer erkek yatılı okulu gibi olmuş. 800 yıl önce bahsediyoruz bu Mevlevi adeti değil İslam veya Türk adeti değil, bu olduğu gibi dünyanın adeti. Hiçbir yerde kız çocuklarının okulu yok. 200 sene önce aşağı yukarı o zaman kız çocukları için okul açılıp o zamana gitmeye başlamışlardır. Müslümanlık ve Mevleviliğin kadına bakış açısından bahsedince Atatürk’ün kadınlara verdiği değeri değinmeden sözümü bitiremezdim. Türk beyleri daha orta Asya’da çadırlar da yaşarken bile önemli konuları konuşurken toplantılarına kadınları çağırılar ve onlarında fikirlerini alırlardı.”  Hz. Mevlana’nın 22. Kuşak torunu ve Yazar Esin Çelebi Bayru’nun konuşmasının ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından teşekkür belgesi takdim edildi. Konferansın devamında Nebahat Koru şefliğinde Uluslararası Mevlâna Vakfı Türk Müziği Korosu tarafından "Tasavvuf Musikisi Dinletisi" gerçekleştirildi.

Eğitim Öğretim Ortamlarının Alt Yapısı Güçlendiriliyor Haber

Eğitim Öğretim Ortamlarının Alt Yapısı Güçlendiriliyor

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından "Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Öğretim Ortamlarının Fiziki Teknolojik Altyapı ve Branş Derslikleri Bağlamında Güçlendirilmesi" başlıklı alt yapı projesi hayata geçirildi. Bu kapsamda “Prof. Dr. Ersan Sözer Sosyal Bilgiler Laboratuvar Dersliği”, “Prof. Dr. Alişan Hızal Bilgisayar Laboratuvarı”, “Prof. Dr. Cahit Arf İleri Öğrenme Teknolojileri Laboratuvarı” ve “El Cezeri Bilgisayar Laboratuvarı”  için düzenlemeler ve yenilemeler yapıldı. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Dinç, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Handan Deveci, Doç. Dr. Şule Demirel Dingeç ve Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Serap Uğur güçlendirme ve yenileme çalışmalarının aşamaları, katkıları ve yeni projeler konusunda bilgiler verdiler. Prof. Dr. Dinç: “Bu proje öğrencilerimizin ihtiyaçlarından doğdu” “Ders içeriklerimizi öğrencilerimize aktarabilmek ve onlar mezun olmadan önce alt yapılarını hazırlayabilmek bizim için çok önemli.” diyen Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Dinç şunları söyledi: Bu projeyi hayata geçirmeden önce öğretim elemanlarımız için ders işlemek, öğrencilerimiz için de aktarılmak isteneni anlamak zordu. Laboratuvar ve dersliklerdeki teknolojik alt yapı ve donanım eksikliklerinden dolayı bu alanlar kullanılamıyor mevcut olan araç ve gereçler de ihtiyaçlar için yeterlilik sağlamıyordu. Bu sebeplerden dolayı yaklaşık iki yıl önce çalışmalarımıza başladık. Önce fikirlerin oluşmasını bekledik, ihtiyaçları belirledik ve en kolay uygulanabilecek şekilde projemize aktarmaya çalıştık. Fazlaca eksiğimiz ve yapılması gereken işlem olduğu için altı ay boyunca çeşitli dirençlerle mücadele ettik. Mevcut durumumuzda da istediğimiz yerde olamasak da bu projemizde büyük bir yol kat ettik. Öğrencilerimiz için elimizden geleni yapmaya ve gelişmeye devam edeceğiz” Prof. Dr. Deveci: “Biz geleceğin öğretmenlerini yetiştiriyoruz” Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Handan Deveci, “Biz öğretmenler yetiştiren bir fakülteyiz, geleceğin neslini yetiştirdiğimiz öğretmen adaylarımız da bir sonraki nesli yetiştirecekler. Fakültemizde henüz teknolojiyle tanışmamış Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilerimiz var. Teknolojiyi hayatımızdan çıkartamayacağımız bir çağda yaşıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz güçlendirme sonucunda şu an derslerimizi daha verimli ve uygulamalı şekilde gerçekleştirebileceğiz. Var olan ve yeni açılacak derslerimiz ile öğrencilerimiz teknoloji ile daha fazla bir arada olacak ve çalışmalarını daha verimli şekilde çıkartabilecekler.” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Dingeç: “Sonuç için motivasyonumuzu hep güçlü tutmaya çalıştık” Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Şule Demirel Dingeç yürüttükleri projenin zorlukları ve bu zorlukları nasıl kontrol ettikleri hakkında şunları söyledi: “Bu proje zaten ihtiyaçlarımızın doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Projemizin amacı doğrultusunda bu süreçte karşılaştığımız zorluklar tabii ki mevcuttu. Bu projeye katkı sağlayan öğretim elemanı, idari personel kısacası emeği geçen herkes büyük bir istek ile çalıştı. Projemiz tamamlanmış değil ihtiyaçlarımız üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Ne kadar zorlukla karşılaşırsak karşılaşalım bugün öğrencilerimizin gözünde ışığı gördüğüm an tüm emeklerimize değdiğini ve değeceğini düşünüyorum.” Dr. Öğr. Üyesi Uğur: “Laboratuvarlara ve dersliklerimize kattığımız bilgisayarlar, ileri teknoloji donanımlar ve araç gereçlerle önemli bir adım attık” Son olarak Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Serap Uğur gerçekleştirilen açılış sonrası laboratuvar ve derslik imkanlarından öğrencilerin nasıl yararlanabileceğini aktardı. Uğur, “Bu yenilenme ile öğrencilerimizin öğrendikleri sadece anlatımda kalmayacak. Öğrencilerimiz akıllarındaki ve hayallerindeki projeleri uygulamaya aktararak denemeleri ve gerçekleştirmeleri için adım atabilecekler. Ayrıca fakültemizdeki her branştan hocalarımızın da bilgileri ve katkıları sayesinde kendilerini daha kolay donatıp verimli şekilde geliştirebilecekler. Laboratuvarlara ve dersliklerimize kattığımız bilgisayarlar, sanal gerçeklik gözlükleri, yapay zekâ destekli robotlar, kodlanabilir drone ve kodlama robotları, hologramlar gibi ileri teknoloji cihazlar ve güncel yazılımlarla önemli bir adım attık. Bu güçlendirmeyi zamanla büyütecek ve geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.

Eğitim İçerisinde En Önemli Alan Okul Öncesidir Haber

Eğitim İçerisinde En Önemli Alan Okul Öncesidir

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı tarafından düzenlenen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programı Çalıştayı” Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Çalıştaya başta Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Dinç, Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Melek Erbil Kaya ve Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Gültekin olmak üzere öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi. Çalıştayın açılış konuşmalarını Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Dinç, Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Melek Erbil Kaya ve Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Gültekin yaptı. Dekan Prof. Dr. Dinç: “Eğitim içerisinde en önemli alan okul öncesidir” Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Dinç şunları söyledi: “Yaklaşık yedi çeyrek asırdır resmi eğitime geçmiş bir ülkeyiz. Bu süreçte eğitimle ilgili yapılan çalışmaların odağında öğretim programları ve müfredatlar olmuştur. Bence eğitim içerisinde en önemli alan okul öncesi ve daha sonra da sınıf eğitimidir. Bu yüzden özellikle okul öncesi öğretmenleri ve öğretmen adayları için bu programın önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün burada Millî Eğitim Bakanlığından okul öncesi öğretmenlerimiz var. Öğrencilerimiz için birinci elden, programı yapanlardan bilgileri öğrenmek kadar değerli bir şey yok. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” Dr. Öğr. Üyesi Kaya: “Planlama süreçlerini deneyimleme şansı elde edeceğiz” Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Melek Erbil Kaya konuşmasında şunları söyledi: “Ülkemizde Okul Öncesi Eğitimi programı geliştirme çalışmaları ve gelişim süreci aslında ilk 1952 yılında başladı. Daha sonrasında 1989, 1994, 2002, 2006, 2013 ve 2024’e kadar birbirini inceleyen birtakım çalışmalar yapıldı. Bu çalışmaların en sonuncusu olarak geliştirilen ve beceri temelli yapısı ile bizlerin dikkatini çeken “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programı” oldu.  Bugün programı geliştirme sürecinde görev alan hocalarımızdan dinlemek üzere toplanmış bulunuyoruz. Zoom bağlantımız ve çalıştayın öğleden sonraki oturumuyla eğitim modelinin planlama süreçlerini deneyimleme şansı elde edeceğiz. Bizimle bilgi ve deneyimlerini paylaşan hocalarımıza teşekkür ediyoruz.” Prof. Dr. Gültekin: “Bu tarz programlar önemli birer rehber oluyorlar” Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Gültekin ise “Çok güzel bir etkinliğe ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu tarz programlar Milli Eğitim teori ve politikasını uygulamaya dönüştüren çok önemli rehber, yol gösterici, günümüz deyimi ile de tam bir yol haritası oluyorlar. Milli Eğitimin teori ve politikası program yoluyla uygulamaya dönüştürülüyor. Bu açıdan mevcut programların çok iyi hazırlanması ve sürekli olarak da geliştirilmesi gerekiyor. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programı Çalıştayı” Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Ömeroğlu’nun çevrim içi olarak Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programının genel tanıtım sunumunu gerçekleştirmesi ile başladı. Çalıştay gün boyunca hem çevrim içi hem de yüz yüze katılımla paralel olarak devam etti. Çalıştay, katılımcı grupların program kapsamında kazanımlarının değerlendirilmesi ve teşekkür belgelerinin takdimi ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.