SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eğitim

Porsuk Haber Ajansı - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hatipoğlu: "Ortaya Konulan İcraata ve Eserlere Bakin!" Haber

Hatipoğlu: "Ortaya Konulan İcraata ve Eserlere Bakin!"

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, kamuoyunda tartışılan Eskişehir’e yapılan yatırımlarla ilgili bir açıklama yaptı ve belediyeleri eleştirilerde bulundu. Milletvekili Hatipoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "CHP’li belediyeyiz diye hükümet bize destek vermiyor. Cezalandırılıyoruz! Bu ve benzeri siyasi söylemleri siz de sıkça duyuyorsunuzdur, kıymetli hemşehrilerim. Peki, CHP’li belediyelerin kendi beceriksizliklerini örtmek için sürekli dillendirdiği bu iddialar gerçekten doğru mu? Gelin, hep birlikte somut verilerle Eskişehir’imize son bir kaç yılda hükümetimiz tarafından kazandırılan yatırım ve hizmetlere bakalım: Sanayi ve Teknoloji Yerli ve millî Eskişehir-5000 lokomotifi üretildi. Türkiye’nin ilk yerli hidrojen yakıtlı lokomotifi için üretim süreci başlatıldı. Beylikova Nadir Toprak Elementleri Pilot Tesisi hayata geçirildi. Ulaşım ve Altyapı Alpu Yolu Projesi kapsamında 11 km yol tamamlandı. Seyitgazi Yolu’nun 5 km’lik bölünmüş yol tamamlandı. Mihalgazi ve Sarıcakaya yollarında yapım çalışmaları devam ediyor. Hasanbey Lojistik Merkezi – OSB Demiryolu Hattı’nın temeli atıldı. 15 tramvay ve 15 elektrikli otobüs alımı, yatırım programına alınarak resmî onaydan geçti. Konut ve Sosyal Altyapı 14 ilçede toplam 5.952 TOKİ konutu tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi. (Bir kıyas yapmak gerekirse; Odunpazarı Belediye Başkanı’nın “37 konut yaptım” diyerek bunu başarı olarak sunması, tablonun kendisini açıkça ortaya koyuyor.) Eskişehir’de KYK yurt kapasitesi 20.000’e ulaştı; ayrıca 3.000 kişilik yeni yurt için yapım süreci başlıyor. Sağlık Sivrihisar Devlet Hastanesi hizmete açıldı. Seyitgazi Kırka ve Sarıcakaya Aile Sağlığı Merkezleri vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu. Eğitim 25 yeni okulda toplam 465 derslik şehrimize kazandırıldı. 15 okul yerleşkesine halı saha, basketbol ve voleybol sahaları yapıldı. Tarım Tarımda 2 milyar TL tutarında modern sulama yatırımı hayata geçirildi. Bu projelerle 9 bin kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. Spor Çankaya Kapalı Spor Salonu’nun temeli atıldı. Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kapalı Spor Salonu hizmete açıldı. Kıymetli hemşehrilerim; burada yalnızca bir kısmını paylaştığımız bu yatırımlar, Eskişehir’e kazandırılan hizmetlerin tamamı değil. İrili ufaklı pek çok eser ve proje saymakla bitmez. Bu yüzden sizden ricam şudur: CHP’nin mesnetsiz söylemlerine değil, ortaya konulan icraata ve eserlere bakın. Şimdi gelin, biz de şu soruyu açıkça soralım: CHP’li belediyeler bugüne kadar altyapı ve üstyapı adına hangi somut yatırımları hayata geçirdi?"

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor Haber

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı ülke gündemlerine yönelik farkındalığı arttırmak amacıyla hazırladığı "Saray Takvimi" çalışmasının üçüncü haftasının basın toplantısını gerçekleştirdi. Hamamyolu Yediler Parkı'nda düzenlenen basın toplantısına Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Meclis Üyeleri, İlçe Yöneticileri ile mahalle temsilcileri katılım sağladı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak, Ocak ayı boyunca kamuoyuyla paylaştığımız Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmasının üçüncü haftasında, üçüncü basın açıklamamızı gerçekleştiriyoruz. Bu çalışma; Türkiye’nin bugün içine sürüklendiği ekonomik çöküşün, sosyal adaletsizliğin ve derinleşen yönetim krizinin, yurttaşın gündelik yaşamında nasıl ağır sonuçlar doğurduğunu açık biçimde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Saray Takvimi, iktidarın kürsülerden anlattığı söylemlerle; halkın mutfağında, cebinde ve yaşamında yaşadığı gerçekler arasındaki derin uçurumu görünür kılmaktadır. Bu takvim; masa başında üretilmiş, gerçeği perdeleyen istatistiklerin değil; boş tencerelerin, dolmayan pazar filesinin, ödenemeyen faturaların ve ertelenen yaşamların kaydıdır. Amacımız; halkın yaşadığı sorunları yumuşatmak ya da örtmek değil, olduğu gibi ve tüm açıklığıyla kamuoyunun önüne koymaktır. Paylaşılan içerikler; asgari ücretlilerin ve emeklilerin, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında nasıl sistematik biçimde yoksullaştırıldığını açıkça göstermektedir. Açıklanan ücret artışlarının daha yurttaşın cebine girmeden zamlarla geri alınması; bu düzenin bir geçim düzeni değil, kalıcı bir yoksulluk düzeni haline getirildiğini ortaya koymaktadır. Bugün milyonlarca yurttaş için hayat; insanca yaşamak değil, hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumdadır. Hayat pahalılığı yalnızca ücretleri değil, günlük yaşamın tamamını kuşatmıştır. Elektrikten doğalgaza, gıdadan kiraya, ulaşımdan eğitime kadar her alanda yaşanan kontrolsüz fiyat artışları; yurttaşın alım gücünü bilinçli ve sürekli biçimde eritmektedir. Günlük yaşamın her anında hissedilen zamlar, vergiler ve temel tüketim kalemlerindeki artışlar, yurttaşın alım gücünü sistemli biçimde aşındırmaktadır. Vergi yükü adaletsizce halkın sırtına bindirilirken, borçlanma artık bir tercih değil, zorunluluk haline getirilmiştir. Bu tablo; ekonomik krizin geçici değil, yanlış ve ısrarcı politikalarla kalıcı hale getirildiğini göstermektedir. Bugün öğrenciler için sorun yalnızca gelecek kaygısı değildir; bugünün kendisi başlı başına bir kriz alanına dönüşmüştür. Barınma sorunu çözülemez hale gelmiş, yurtlar yetersiz kalmış, kiralar öğrenciler için erişilemez noktaya ulaşmıştır. Bir öğün yemeğin dahi hesaplandığı, ulaşım giderlerinin eğitimin önüne geçtiği bu tabloda öğrenciler, eğitim hakkını değil yaşam mücadelesini düşünür hale getirilmiştir. Eğitim hakkının bu kadar ağır bir ekonomik yüke dönüşmesi, sosyal devlet anlayışının terk edildiğinin açık göstergesidir. Ekonomik krizin etkileri yalnızca maaşlarda değil, kamusal hizmetlerin niteliğinde de derin biçimde hissedilmektedir. Devlet okullarında artan kaynak yetersizliği, sağlık sisteminde yaşanan randevu krizi, katkı payları ve ek ödemeler; yurttaşı nitelikli eğitime ve sağlığa erişemez hale getirmektedir. Bugün yurttaş, vergisini ödediği halde temel hizmetleri ya alamamakta ya da ek bedellerle satın almak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, krizin cebin ötesine geçerek doğrudan yaşam kalitesini hedef aldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu ülkede bilim ve akıl sistemli biçimde dışlanmaktadır. Bilim insanlarının, akademisyenlerin ve uzmanların uyarıları dikkate alınmamakta; kararlar bilimsel verilerle değil, siyasi tercihlerle alınmaktadır. Bilimin yok sayıldığı, liyakatin geri plana itildiği bir yönetim anlayışı; ekonomiden eğitime, sağlıktan çevreye kadar her alanda krizi derinleştirmektedir. Bilimden kopmuş bir ülkenin ilerlemesi mümkün değildir. Saray Takvimi’nde yer alan içerikler, gençlerin geleceğe dair umutlarının nasıl sistematik biçimde törpülendiğini de gözler önüne sermektedir. Eğitimde belirsizlik, artan işsizlik, güvencesiz çalışma ve liyakatin yerini alan kayırmacı uygulamalar; gençleri bu ülkede hayal kuramaz hale getirmiştir. Bugün gençler, emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir gelecek için Türkiye yerine başka ülkeleri düşünmek zorunda bırakılmaktadır. Bu düzen yalnızca en yoksulları değil; bir zamanlar ayakta kalabilen, geçinebilen geniş bir kesimi de hızla yoksullaştırmaktadır. Orta sınıf erimekte, sabit gelirli çalışanlar her ay biraz daha geriye düşmektedir. Kredi kartlarıyla dönen bir hayat, ertelenen ihtiyaçlar ve artan borçlar; orta sınıfın sessiz çöküşünü ortaya koymaktadır. Bu tablo, ekonomik krizin istisna değil, toplumun tamamını etkileyen yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu ağır tabloya, hukukun siyasallaştırılması ve adalet duygusunun zedelenmesi de eklenmiştir. Düşüncesini dile getiren, demokratik haklarını kullanan, halkın iradesini savunan yol arkadaşlarımız bugün tutuklu bulunmaktadır. Tutuklu gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve yerel yöneticiler; bu ülkenin nasıl bir baskı iklimine sürüklendiğinin en somut göstergesidir. Adaletin olmadığı yerde ne güven olur ne de toplumsal huzur sağlanabilir. Halkın sandıkta ortaya koyduğu irade ise kayyum uygulamalarıyla yok sayılmaktadır. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlar, yalnızca yerel demokrasiyi değil, yurttaşın seçme ve seçilme hakkını da hedef almaktadır. Bu uygulamalar, iktidarın sandıkta kazanamadığını masa başında almaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Demokrasiye yapılan bu müdahaleler, yönetim krizini daha da derinleştirmektedir. Bu düzenin en ağır faturası asgari ücretlilere ve emeklilere kesilmiştir. Bugün asgari ücret, bu ülkede bir geçim ücreti değil; sefalet ücreti haline getirilmiştir. Asgari ücretli, ayın ilk haftasında maaşını kaybetmekte; kalan günlerde borçla, eksik gıdayla, ertelenmiş ihtiyaçlarla yaşamaya mahkum edilmektedir. Bu iktidar, çalışanın emeğini korumamış; emeği ucuz, hayatı değersiz görmüştür. Emekliye reva görülen maaş; bir yaşam değil, yavaş yavaş yok oluş dayatmasıdır. Bugün emeklilerimiz kira mı ödesin, fatura mı yatırsın, ilaç mı alsın diye düşünmek zorunda bırakılmaktadır.Bu tablo bir kader değil yanlış ve adaletsiz bir yönetim anlayışının sonucudur. Çiftçinin, esnafın ve küçük üreticinin yaşadığı derin çıkmaz ise artık inkâr edilemez boyutlara ulaşmıştır. Artan girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve plansız tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle üretmek her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Üretenin ayakta kalamadığı bir ekonomik düzen; yalnızca üreticiyi değil, toplumun tamamını yoksullaştırmaktadır. Tüm bu tabloya rağmen; israfın, şatafatın ve ayrıcalıkların hâkim olduğu bir yönetim anlayışı sürdürülmektedir. Halktan sürekli fedakârlık bekleyen bir anlayışın, kendi harcamalarından ve yaşam tarzından vazgeçmemesi; yaşanan adaletsizliği daha da görünür kılmaktadır. Bu durum, iktidarın halkın gerçek gündeminden bilinçli biçimde uzaklaştığını açıkça göstermektedir. Ocak 2026 Saray Takvimi’nin üçüncü haftasında paylaşılan içerikler; tekil sorunları değil, bütünlüklü bir yoksullaşma düzenini, derinleşen adaletsizliği ve ciddi bir demokrasi ve yönetim krizini anlatmaktadır. Bunlar; istatistiklerle gizlenemeyecek, yurttaşın sofrasında, cebinde, özgürlüğünde ve geleceğinde doğrudan hissedilen gerçeklerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; halkın iradesini yok sayan, bilimi dışlayan, bu anlayışa karşı susmayacağız. Gerçeği söylemeye, yurttaşın sesi olmaya ve bu düzeni değiştirmek için örgütlü, kararlı ve cesur bir mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin kaynaklarının, bir avuç ayrıcalıklı kesim için değil, 85 milyon yurttaş için adil, şeffaf ve halktan yana kullanıldığı bir Türkiye mümkündür. Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmamız; toplumsal hafızayı diri tutmak, yaşanan adaletsizlikleri kayıt altına almak ve değişimin zorunluluğunu, bir kez daha hatırlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Mücadelemiz emeğin adaletin ve insanca yaşamın egemen olduğu bir Türkiye kurulana kadar sürecektir. Sonuç olarak ülkemiz; halkın gerçek ihtiyaçlarından uzak, sarayın ayrıcalıklarını önceleyen bir anlayışla yönetilmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı ilçe Başkanlığı olarak emeği yok sayan yoksulluğu kalıcı hale getiren bu düzene karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.Sarayın gündemi değil halkın gündemi değişene kadar susmayacağız. Bugün bu ülkede takvimler günleri değil, kaybedilen hakları göstermektedir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi olarak biliyoruz ki; umut bu ülkenin sokaklarındadır, mahallelerindedir, meydanlarındadır. Umut halktadır, umut bizdedir. Bu düzen değişecektir. Çünkü artık sıra halktadır, sıra bizdedir. Verdiğimiz mesaj nettir, Sarayın takvimi dolmuştur. Sıradaki takvim, Cumhuriyet Halk Partisi önderliğinde Halkın iktidarıdır. Odunpazarı İlçe Başkanlığı adına hepinize saygılar sunuyorum."

Çocukların Suça Sürüklenmesi Güvenlik Sorunu Değil Sosyal Devlet Krizi! Haber

Çocukların Suça Sürüklenmesi Güvenlik Sorunu Değil Sosyal Devlet Krizi!

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplantısında sunum yapan Aile ve Sosyal Hizmet Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a son günlerde yaşanan çocuk suçluluğu ve mağdur çocuk sayısı soruldu. Toplantıda uyuşturucu kullanımındaki ve çeteleşme hızındaki artışı hatırlatan Bankoğlu, Bakan Göktaş’a Ankara’da eğlence mekanlarında kız çocuklarına yönelik istismar iddialarını da sordu. Bankoğlu’nun Ankara’da bazı eğlence mekanlarında 15 kız çocuğunun zorla uyuşturucu kullanımı ve fuhşa zorlandığı iddialarını hatırlatmasının ardından çıkan tartışmalar nedeniyle komisyon çalışmalarına kısa süreli ara verildi. SADECE SON GÜNLERDE ÇIKAN HABERLER BİLE SİSTEMİN ÇÖKTÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR Bankoğlu konuşmasında şunları söyledi: ''Çocuklar suça sürükleniyorsa, çocuklar korunamıyorsa, çocuklar cezaevlerinde büyüyorsa, burada en ağır sorumluluk Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nındır. Ancak biz burada kapsamlı, etki analizlerini, istatistikleri içeren bir sunum beklerken sadece Bakanlığın görevlerini hatırlatan bir sunum izledik. Şimdi Sayın Bakan’a sadece son birkaç günde ne haberler çıktı, hatırlatmak isterim. Bir, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, 15 yaşında bir çocuk tarafından bıçakla öldürüldü. Atlas Çağlayan'ın ailesini tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alınan zanlı tutuklandı. İki, Mersin Davultepe Çocuk Esirgeme Kurumu'nda çocukları tekmeleyen bir eğitimcinin göreve iade edildiği haberleşti, Bakanlık bunu yalanladı. Üç, Ankara’da iki kız çocuğunun polise başvurmasıyla başlatılan soruşturma kapsamında eğlence mekanlarına operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında tam 15 kız çocuğunun pavyonlarda çalıştırıldığı ve 5 bin lira karşılığında fuhşa zorlandığı belirtildi. Dört, kamuoyunda ''Casperlar'' adıyla bilinen suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında 68 kişi hakkında dava açıldı. Bu kişilerden en az 57'sinin çocuk olduğu ortaya çıktı. Beş, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre 2025’te 94 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Altı, TBMM lokantasında stajyer olarak çalışan kız çocuklarının istismara edilmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması görüldü. Bu ve benzeri çok sayıda haber neyi ifade ediyor? SAYIN BAKAN, SİZİN ÖNLEYİCİ SOSYAL HİZMET SİSTEMİNİZ NE YAPIYOR? Sayın Bakan, biz bu komisyonda 7 toplantıdır çeşitli sunumlar dinledik. TÜİK geldi, “2024 yılında suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine gelen çocukların karıştığı olay sayısı 202 bin 785’e çıktı. 2020’ye göre %80’in üzerinde artış var” dedi. Yine aynı yıl mağdur olarak güvenlik birimlerine gelen çocukların karıştığı olay sayısı ise 279 bin 620’ye ulaştı.” dedi. Adalet Bakanlığı geldi. “2025 yılında çocuklara yönelik soruşturma sayısı 186 bini aştı. 2020 yılından bu yana mağdur çocuk sayısı %56 artış var” dedi. Tüm bunlar bize önleme mekanizmalarının çöktüğünü gösteriyor. O halde en başta soruyorum: Sayın Bakan, sizin sosyal hizmet sisteminiz ne yapıyor? Bu Aile izleme mekanizmaları, okul temelli sosyal destekler, mahalle düzeyinde erken uyarı sistemleri gibi burada bahsettiğiniz onlarca şey neden çalışmadı? ÇOCUKLARIN PAVYONDA NE İŞİ VAR DİYE MERAK ETTİNİZ Mİ? Ankara’da eğlence merkezlerine düzenlenen operasyonda baştan aşağı skandallarla dolu. Bu habere ilişkin hangi tarihlerde hangi işlemleri yaptınız? Mağdur çocukların Bakanlığınızca koruma altına alındığı ve dinlendiği tarihler nedir? Çocukların annelerinin de bu mekanlarda çalıştırıldığı iddiası var. Sizin görev alanınız değil mi kadınlar? Bahsi geçen eğlence mekanlarında kaç kadın çalıştırılmaktadır? Bu mekanlar onlarca yıldır faaliyet gösteriyor. Buralarda kadın bedeni sömürüsünden uyuşturucuya birçok suçun işlendiğini tüm Ankaralılar da biliyor. Belgeselleri dahi çekildi. Yine Ankara’nın göbeğinde bu olaylar olurken Bakan olarak ne yaptınız? Ya merak edip Ulus’ta bu pavyonlarda ne oluyor, bu kadınlar ne için buralara düştü, çocukların burada ne işi var diye merak etmediniz mi hiç? MESELE BİRKAÇ İSTATİSTİK DEĞİL, ÇOCUKLARIN HAYATIDIR! Bakanlığınıza bağlı çocuk destek merkezleri, çocuk izlem merkezleri, sosyal hizmet merkezleri bugün gerçekten önleyici mi, yoksa yalnızca hasar tespiti yapan birimlere mi dönüşmüş durumda? Ankara’daki olayda çocuğun şikayeti üzerine soruşturma başlatıldığı yazıyor. Çocuk şikayet etmeseydi bu olaydan haberimiz olmayacaktı. Çocuklar suçla karşı karşıya gelmeden önce neden bu mekanizmalara ulaşamıyor? Bakın, burada mesele birkaç istatistik değildir. Mesele, çocukların hayatıdır. Çocuklar hayattan koparılırken, biz hala “kurumlar arası koordinasyon” cümleleri kuramayız. O çocuklar öldükten sonra yapılan hiçbir toplantının, yazılan hiçbir raporun vicdani karşılığı yoktur. Sayın Bakan, siz bu ülkede çocukların en son sığınağı olması gereken kurumun başındasınız. Ama çocuklar bugün o sığınağa ulaşamadan sokakta, suç örgütlerinin, uyuşturucu tacirlerinin, şiddet ağlarının içine düşüyor. Bu çocukların çoğu yoksul, dezavantajlı, korunmasız. Yani sizin doğrudan sorumluluk alanınızda olan çocuklar. “AİLE YAPISINI KORUYORUZ” DEMEKLE OLMUYOR Bugün çocukların suça sürüklenmesi bir güvenlik sorunu değil, bir sosyal devlet krizidir. Bu krizin merkezinde de Bakanlığınız var. Burada kamusal sorumluluk vardır. Bu komisyonda biz süslü sunumlar istemiyoruz. Bakanlığınız döneminde kaç çocuk korundu, kaç çocuk kaybedildi? Kaç çocuk suçtan uzak tutuldu, kaç çocuk sistemin dışına itildi? Kaç aile desteklendi, kaç aile yalnız bırakıldı? Sayın Bakan, bir diğer konu, 2025 yılında çocuklara yönelik soruşturma sayısı 186 bini aşmış. 10 yıl öncesine göre korkunç bir artış var. Yine 2024 yılında tam 279 bin 620 çocuk mağdur olarak güvenlik birimlerine sığınmış. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu devlet, çocuklarını istismardan, şiddetten, sömürüden koruyamıyor demektir. “Aile yapısını koruyoruz” demekle olmuyor. MESEM’LERDE İSTİSMARA UĞRAYAN KAÇ ÇOCUK VAR, AÇIKLAYIN Eğitim konusunda da yıllardır dile getiriyoruz. Binlerce çocuk MESEM adı altında sanayiye, açık öğretime, yani denetimsizliğe mahkum edildi. Milli Eğitimle protokolünüz var. MESEM’lerde kaç çocuk cinayeti işlendi, bu çocuklar neden eğitimden kopuyor, MESEM’lerde şiddet ve istismara uğrayan çocuk sayısı kaç, bunları açıklayın. Sizden beklentimiz niyetlerden değil, çocukların hayatında neyi değiştirdiğinizden konuşun.''

Zafer Partisi'nden Bayrağa Saygı Yürüyüşü Haber

Zafer Partisi'nden Bayrağa Saygı Yürüyüşü

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında İl Başkanı Hasan Demir ülke gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zafer Partisi Eskişehir İl Binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan İl Başkanı Demir şu ifadelere yer verdi; ​"Kıymetli basın mensupları, değerli Eskişehir kamuoyu; Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı olarak tertiplediğimiz basın açıklamamıza hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle birkaç konuyu başlıklar halinde bahsetmek ve arkasından günümüzün konusuna değinmek istiyorum. ​Ekonomik Durum ve Orta Sınıf ​Evet, 2017 referandumu ve 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası parlamenter sistemin kaldırılarak iki dudak arasında yönetilmeye başlanan Türkiye, maalesef ki yanlış ekonomi politikaları neticesinde üretimden uzaklaşmış, ithalat-ihracat dengesi ortadan kalkmış, tarımda ve hayvancılıkta dahi dışa bağımlı bir ülke haline getirilmiştir. ​Gerek pandemi gerekse 6 Şubat depremleri üst üste gelince ülke ekonomik olarak çöküş aşamasına sürüklenmiştir. Tabii bu durumlardan en fazla etkilenen orta sınıf olmuş ve tabiri caizse günümüze gelindiğinde orta sınıf ortadan kalkmıştır. Çalışan, emekli, esnaf, memur neredeyse herkes yoksulluk sınırı altında; büyük kısmımız da açlık sınırı altında hayat sürmeye mahkum edilmiştir. ​2026 Maaş Zamları ​Her ne kadar 'halkımı enflasyona ezdirmeyeceğim' söylemi fiili olarak Cumhurbaşkanı'nın söylemi olsa da yapılan maaş zamları bize göstermektedir ki Türk toplumu ekseriyetle enflasyonun altında kalmış, enflasyon Türk toplumunun üzerinden silindir gibi geçmiştir. 2026 maaş artışlarında; ​Asgari ücret 28.075 TL,​Memur emeklisine %18.60,​SGK ve Bağ-Kur emeklisine %12.19 zam verilmiş;​En düşük emekli maaşı da 20.000 TL olarak sabitlenmiştir. ​2025 yılında en düşük emekli maaşı alan sayımız 4 milyonken, maalesef 2026 itibarıyla bu sayı 5 milyona yükselmiştir. Yani uzun zamandır Türk milleti ekonomik düzeyde en aşağıda biriktirilmekte ve yaşam standartları her gün aşağı çekilmektedir. ​Eğitim ve "Gelişim Raporu" Eleştirisi ​Başka bir konumuz; adı milli, kendi gayri-milli olan Eğitim Bakanı'nın ilkokullarda Atatürk, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe'nin kaldırıldığı ve adına 'Gelişim Raporu' dendiği bir icatla karşımıza çıktı tekrar. Burada görüyorsunuz; yukarıda Milli Eğitim Bakanlığı'nın geçmişte verdiği karne (ilkokullara verilen karne), aşağıda da mevcut Eğitim Bakanlığı'nın ilkokullarda uygun gördüğü 'Gelişim Raporu' adı altındaki bir safsata. Burada şunu görüyoruz: Eğitim millileşmekten hızla uzaklaşmakta ve maalesef milli değerlerimiz örselenmektedir. Bizler Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri, Zafer Partililer; milli iktidarın tesis edildiği ilk gün ilk işimiz Eğitim Bakanlığı'nı millileştirmek olacaktır. ​Asayiş Sorunları ​Son dönemlerde artan asayiş sorunları, çete hadiseleri ve çete yapılanmalarına kurban giden genç kardeşlerimizin yaşadıkları, öldürülme hadiseleri ve üzerine yetmiyormuş gibi ailelerine yapılan tehditler, hakaretler... Buradan da büyük Türk milletini uyanık olmaya davet ediyoruz ve devletimizi bir an önce bu operasyonları genişletip faillerin en yüksek cezalarla cezalandırılmasını talep ediyoruz. ​Mardin Nusaybin'deki Bayrak Hadisesi ​Gelelim günümüzün konusuna: Dün Mardin Nusaybin'de yaşanan arsızlığa, namussuzluğa... Evet, Türk bayrağı bizim için her şeyden üstün, her şeyden önemlidir. Biz Türk milleti olarak binlerce yıldır sancağına, bayrağına yegane sahip çıkan milletiz. Bu manada sözlerime Arif Nihat Asya'nın, bayrak şairimiz Arif Nihat Asya'nın şiiriyle başlamak istiyorum: ​"Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım..." ​Evet, şanlı bayrağımızı öncelikle bizim adetimizdir; öperek alnıma götürüyorum ve bayrağımıza yapılan hakaret Türk milletine yapılmış hakarettir, bunun bilinmesini istiyorum. ​Bu hakaretler silsilesi ne zaman başladı ve ne zaman sonlanacak? Evet, 1996 yılı Ankara'da HADEP kongresinde ilk yaşadık biz bu bayrak hadisesini. Bölücü unsurların temsil edildiği HADEP kongresinde Türk bayrağımız maalesef yerlere atılmıştı. Daha sonra 2014 yılında 'birinci ihanet süreci'nde yaşadık; Diyarbakır Lice'de askeri üsten bayrağımız indirildi. Ve son olarak da dün Mardin Nusaybin'de yaşadık; 'ikinci ihanet süreci'nde. ​Ekim 2024 tarihinde başlayan ikinci ihanet süreci bünyesinde birçok ihaneti barındırmış ve maalesef gelinen noktada şımartılarak cesaretlendirilmiş bölücü unsurlar, dün o cesaretle şanlı Türk bayrağımızı gönderden indirme cesaretini sergilemiştir. Hem birinci hem de ikinci ihanet sürecinde üzerine basa basa haykırdığımız 'Terörle müzakere olmaz, mücadele olur' haykırışlarımız boşuna değildi. Evet, terörle müzakere olmaz, terörle mücadele olur. Bu denklemde Türk milleti olarak bayrağımızı, şehidimizi, gazimizi sonuna kadar savunacak ve bölücü unsurların karşısında dimdik olduğumuzu her ortamda haykıracağız. ​Davet: Bayrağa Saygı Yürüyüşü ​Bu minvalde arkadaşlar; Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak vatansever Eskişehir halkımızı 25 Ocak Pazar günü saat 14.00'te Ulus Anıtı'ndan başlayacak ve Vilayet'te (Valilik Meydanı'nda) son bulacak 'Bayrağa Saygı Yürüyüşü'müze davet ediyoruz. Evet, bizim ortak değerimiz, yegane birlikteliğimizin en büyük temsilcisi şanlı bayrağımızı alın ve 25 Ocak Pazar günü saat 14.00'te Ulus Meydanı'nda birlikte haykıralım. Bayrağın inmeyeceğini tüm unsurlara birlikte haykıralım. ​Ve sözlerime 1996'da HADEP kongresi sonrası bayrak hadisesinden sonra Aşık Sefai'nin yazdığı şiirle son vermek istiyorum: ​ "Bayraksızlar, bayraksızlar, Yere düşse bayrak sızlar, Nerden bilsin kıymetini, Soysuz, sopsuz bayraksızlar..." ​Teşekkür ederim."

AHPADİ Ektaş: "Atatürk’ü Yenemezsiniz!" Haber

AHPADİ Ektaş: "Atatürk’ü Yenemezsiniz!"

AHPADİ Dernek Başkanı Mehmet Ektaş, İlkokul 1 ve 2'inci sınıf öğrencilerine verilen Gelişim Raporları'nda Mustafa Kemal Atatürk'ün yer almamasına tepki gösterdi. AHPADİ Başkanı Ektaş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları, karşılaştırmalı eğitim ve öğretim verileri, Ülkemizde ki Milli Eğitim Sisteminin öğrenme çıktılarının beklenen performansı sağlamadığını, özellikle de eğitim ve kültürlemeş yoluyla sorumlu, bilinçli yurttaş yetiştirme, Cumhuriyetin değerlerini benimseyen Atatürk’ün yolunda yeni nesillerin yetiştirilmesi hedefinden uzun yıllardır vaz geçildiğini görüyoruz. Aatürk’ten ve ilkelerinden uzaklaştıkça bilimden, teknolojiden, sanattan, kültürden uzaklaşıyoruz. Atatürk’ten ve ilkelerinden uzaklaştıkça üretemiyoruz, fakirleşiyoruz, yoksulluk ve yolsuzluklar artıyor, suç oranları zirve yapıyor. Bizler, Hükümetlerden Laik Hukuk Devriminin en önemli direği olan eğitimin sorunlarına odaklanmasını beklerken, ne yazık ki iş başına gelen hükümetler ve Milli Eğitim Bakanlığı Laik ve bilimsel eğitimi ve Atatürk’ü hedef almaya devam ediyorlar. Hatırlayalım; İlkokullarda okunan çocuklarımızın “Atatürk’e söz verdiği ve Ne Mutlu Türküm Diyerek sonlandırdıkları andımızı kaldırdılar. İmamları, gerici tarikatların yancısı dernek ve vakıfları ders vermek amacıyla okullara soktular. Müfredatlarda yapılan değişikliklerle bilimsel eğitim sürelerinin azaltılarak doğmaya dayalı derslerin sürelerini arttırdılar. Seçmeli din ve kültürü derslerinizorunlu seçmeli hale getirilerek dayattılar. Kız liselerinin sayılarını arttırdılar. Kamuoyuna yansıyan bir çok okulda, kız ve erkek öğrencilerin sınıflarda aynı sıralara oturmalarının engellediler. Kamuoyuna yansıyan bir çok okulda erkek ve kız öğrencilerinin kantin ve ortak kullanım alanlarını ayrıştırdılar. Meslek Lisesi niteliğinde olan İmam Hatip Liselerini Anadolu İmam Hatip Liselerine dönüştürdüler. Puanı nedeniyle seçme yapmak istemeyen öğrencileriİmam Hatip Liselerine zorunlu kayıt yaptırdılar. Ana dilde eğitim hakkı safsatısıyla Milletin birliğini hedef alan ve çocuklarımızı önce ayrıştırmayı ve ardından birbirine yabancılaştırmayı hedef alan çalışmalar yaptılar. Özellikle Güneydoğuda bir çok Belediye tarafından açılan ve Türkçe dışında eğitim veren kreşlere göz yumdular. Açık öğretim Liseleri yoluyla çocuklarımızı okuldan uzaklaştırdılar. 12 Yıllık zorunlu eğitim süresinin kısaltılması, 3 Yılda Üniversiteden mezuniyet gibi bir çok adımı ise tek tek atmaya gayret gösteriyorlar. Kamuoyunu alıştırmaya çalışıyorlar. AKP Eğitim Politikalarını uygulayan Milli Eğitim Bakanlığı yıllardır 2 ileri bir geri adım atarak Atatürk’e, laik, çağdaş ve bilimsel eğitime darbe vurmaya devam ediyor. Eğitimin içi boşaltılıyor. Şimdi de ilkokul 1. ve 2. sınıf karnelerinden Atatürk’ün resmini ve Gençliğe hitabesini kaldırarak yeni bir hamle daha yaptılar. Bizler, Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ilk öğretimin ilk basamağında önce karnelerimizde tanıdık, karnelerimiz üzerindeki Gençliğe Hitabeden Cumhuriyete, Türk Milletine ve İnsanlığa ödevlerimizi öğrendik. Okuduğumuz okulların adları; Atatürk,, Cumhuriyet, Adalet, Devrim, Turan, Milli İrade, Kurtuluş’tu. Bu nedenle bizim eğitimimiz egemenlik kokar, tam bağımsızlık yolu çizer, Mustafa Kemal söylerdi. Bizler böyle bilinçlendik, Çocuklarımız öyle yetişti, Torunlarımız da böyle yeşeriyor. Attığı her adımla, Atatürk’ü ve Cumhuriyetin ilkelerini hedaf alan Bakan Tekin’i şiddetle kınıyoruz. Tekin ve benzerlerinin karanlık emellerine ulaşamayacaklarını, Atatürk’ü yenemeyeceklerini, Türk Milletinin damarlarında akan kan, ruhunda fışkıran heyecan olan Atatürk’e karşı her zaman kaybedeceklerini bir kez daha ilan ediyoruz. Cumhuriyeti korumanın, Laik Hukuk Devrimini korumak olduğu bilinciyle bu adımlara karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyor, kamuoyunu saygıyla selamlıyoruz."

Gerici ve Piyasacı Eğitim Anlayışınızı Kabul Etmiyoruz Haber

Gerici ve Piyasacı Eğitim Anlayışınızı Kabul Etmiyoruz

Eğitim - İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, 2025 - 2026 Eğitim Öğretim yılının ilk yarısını değerlendirdi. Eğitim İş Eskişehir Şubesi Başkanı Fadime Arslan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Eğitimin kamusal niteliğinin yok edildiği, eşitsizliğin derinleştiği ve aydınlık yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın çok yönlü bir kuşatma altında olduğu bir eğitim dönemini daha geride bıraktık. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi kamusal bir hizmet olarak değil; ideolojik, gerici ve piyasa odaklı bir alan olarak yönetmeye devam ettikçe bu sorunlar her dönem üstüne koyarak devam edecektir. Daha kayıt döneminde bağış adı altında toplanan paralarla okul maliyetleri artmış, servis ücreti, kırtasiye parası, kantin harcamaları velileri zor duruma düşürmüştür. Zorunlu eğitime rağmen %100 okullaşma sağlanamaması, okulda olmayan çocuk sayısının artması, taşımalı eğitim mağduriyetleri, okul servisi sorunları, ikili eğitim sorunu bu dönem de devam etmiştir. MESEM’lerde onlarca çocuk işçi mağduriyet yaşamış, çocuklar hayatını kaybetmiştir. Okullardaki temizlik ve hijyen , beslenme ve temiz içilebilir su sorunu, denetimsiz okul yemekleri, güvenlik personeli sorunu, okullarda artan şiddet olayları, deprem bölgesindeki eğitim sorunları devam etmektedir. ÇEDES projesi, Maarif müfredatı, Atatürk ve ulusal günlerin görünmez kılınması, imam hatip okulları dayatması devam etmektedir. MEB yatırım bütçesi sistematik olarak azaltılmış, eğitim piyasalaştırılmıştır. Ücretli öğretmenlik güvencesiz istihdama neden olmuş, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin alım gücü azalmış, öğretmenlere yüklenen angarya görevler artmış, norm fazlası öğretmen atamaları mağduriyetlere sebep olmuş, okullarda baskı mekanizmasına dönüşen CİMER İhbar Hattı ile öğretmenler haksız ve hukuksuz yere suçlanmış, öğretmen yetiştirme, akademi ve eğitim politikaları öğretmen üzerinde baskıcı ve öğretmeni değersizleştiren bir anlayışa dönüşmüştür. Ülkenin eğitim sorunlarını çözmekle yükümlü olan Milli Eğitim Bakanlığı bu sorunların çözümü için çalışmadığı gibi öğretmenlerin iş yükünü artırmış, piyasacı anlayışı sonucu velileri de ekonomik yönden zora sokmuştur. Eğitim İş olarak uyarıyoruz! Gerici ve piyasacı eğitim anlayışınızı da Atatürksüz müfredatınızı da öğretmenlerin itibarını zedeleyici, iş yükünü artırıcı, onları mağdur edici keyfi uygulamalarınızı da kabul etmiyoruz! Milli Eğitim Bakanlığı olarak yaptığınız her türlü hukuksuz ve haksız uygulamaların takipçisi olacağız. Eğitim İş olarak öğrencilerimizin, velilerimizin ve eğitim emekçilerimizin hakkını savunup mücadeleyi devam ettireceğimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz.”

Eskişehir'de Öğrenciler Karne Heyecanı Yaşadı Haber

Eskişehir'de Öğrenciler Karne Heyecanı Yaşadı

2025-2026 eğitim öğretim yılının birinci döneminin tamamlanmasıyla birlikte Eskişehir genelinde 513 eğitim kurumunda öğrenim gören 147 bin 299 öğrenci ile 12 bin 296 öğretmen yarıyıl tatiline girdi. 2025-2026 eğitim öğretim yılı 1. dönem karne töreni, 23 Nisan İlkokulu'nda düzenlendi. Törene Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Fethi Fahri Kaya, Vali Yardımcısı Yakup Güney, Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu, İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın ile il ve ilçe millî eğitim müdürlüğü yöneticileri katıldı. Program, öğrenciler tarafından gerçekleştirilen müzik dinletisiyle başladı. Ardından sınıf ziyaretlerine geçilerek öğrencilere karneleri ve çeşitli hediyeler takdim edildi. Sınıfları tek tek dolaşarak minik öğrencilere karnelerini dağıtan Vali Hüseyin Aksoy, öğrencilerin mutluluğuna ortak oldu. Karnelerini alan öğrencileri tebrik eden Vali Aksoy, öğrencilerle sohbet ederek ara tatil dönemini verimli geçirmeleri ve bol bol dinlenmeleri yönünde temennilerde bulundu. Karne dağıtımının ardından öğrencilerin hazırladığı sergi alanı gezilerek yapılan çalışmalar incelendi. Program sonrasında okulun öğretmenleriyle bir araya gelen Vali Aksoy, ülkemizin geleceği olan çocukları ve gençleri yetiştiren öğretmenleri özverili çalışmalarından dolayı tebrik etti. Program sonunda, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Mülkiye Başmüfettişliği görevine atanan Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy onuruna sürpriz bir veda programı düzenlendi. Programda öğrenciler, öğretmenler ve protokol üyeleri, Vali Aksoy'u alkışlar ve çiçeklerle uğurladı. Binlerce öğrencinin hayatına dokunan Vali Aksoy'un veda töreninde duygusal anlar yaşandı. İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, görev süresi boyunca eğitime verdiği destekler, eğitim camiasına sunduğu katkılar ve Eskişehir'in eğitimine kazandırdığı değerli çalışmalar dolayısıyla Vali Hüseyin Aksoy'a teşekkür ederek, öğrencilerle birlikte çekilmiş fotoğrafların yer aldığı özel bir tablo hediye etti. Karne töreni, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi

Atatürk’ün Düşünsel Mirası Eğitim Hayatından Ayrıştırılamaz Haber

Atatürk’ün Düşünsel Mirası Eğitim Hayatından Ayrıştırılamaz

CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, 2025 - 2026 eğitim öğretim yılının ara tatilinde ilkokul öğrencilerine verilen Gelişim Raporları'nda Mustafa Kemal Atatürk'e yer verilmemesine tepki gösterdi. İl Kadın Kolları Başkanı Yeşildal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2025–2026 eğitim öğretim yılında 1. ve 2. sınıf öğrencilerine verilen karnelerin “Öğrenci Gelişim Raporu” adı altında yeniden düzenlenmesi ve bu düzenleme kapsamında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe’nin karne içeriğinden çıkarılması, kamuoyunda haklı bir endişe yaratmıştır. Söz konusu uygulama, teknik bir güncelleme olarak değerlendirilemez. Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle bütünleşmiş bu sembollerin eğitim sisteminden çıkarılması; laik, bilimsel ve çağdaş eğitim anlayışından bilinçli bir uzaklaşmanın göstergesidir. Eğitim politikaları, günübirlik siyasi tercihlerle değil; Anayasa’nın tanımladığı Cumhuriyet değerleri doğrultusunda şekillenmek zorundadır. Atatürk’ün düşünsel mirası ve Cumhuriyet’in temel ilkeleri, çocukların eğitim hayatından ayrıştırılamaz. Bu yaklaşım, yalnızca pedagojik açıdan değil, toplumsal hafıza ve ortak değerler açısından da ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Eğitim sistemi, ülkenin kurucu felsefesini yok sayarak değil, onu güçlendirerek geleceği inşa edebilir. Bu kararın siyasi ve idari sorumluluğu Millî Eğitim Bakanlığı’na aittir. Cumhuriyet’in kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü eğitim sisteminden dışlamaya yönelik her adım, açık bir siyasi tercihtir ve kamu vicdanında karşılık bulmamaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; Atatürk ilke ve devrimlerini, laik ve bilimsel eğitimi, çocuklarımızın Cumhuriyet bilinciyle yetişme hakkını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Eğitim politikalarının ideolojik yönlendirmelerden arındırılması ve Cumhuriyet değerleriyle uyumlu hale getirilmesi yönündeki mücadelemiz sürecektir."

Başkan Ataç: "Çocuklarımız Mutlu Bir Ortamda Hizmet Alıyor" Haber

Başkan Ataç: "Çocuklarımız Mutlu Bir Ortamda Hizmet Alıyor"

Tepebaşı Belediyesi’nin koruyucu hekimlik çalışmalarının başarılı örneklerinden biri olan Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nden yararlanan çocuk sayısı 80 bin 769’a ulaştı. Başkan Ataç, “Çocuklarımızın korkmadan, mutlu bir ortamda sağlık hizmeti alabilmesi bizim en büyük mutluluğumuzdur” dedi. Tepebaşı Belediyesi’nin koruyucu hekimlik çalışmalarının en başarılı örneklerinden biri olan Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Eskişehirli çocukların sağlıklı bir ağız yapısı ile yetişmesi adına çalışmalarını sürdürüyor. Hiçbir ücret talep edilmeyen Türkiye’de dördüncü Eskişehir’de ilk olan merkez gerçekleştirdiği çalışmalar ile örnek gösteriliyor. Muayeneye gelen çocuklar tamamen kendileri için tasarlanmış merkezde çizgi filmler izliyor, eğitimlere katılıyor bir yandan da sağlıklı dişlere kavuşuyor. Merkezde, 4-18 yaş grubu çocuklara psikolojik danışmanlık, diş sağlığı eğitimi, acil müdahale ve tedavi işlemleri gerçekleştiriliyor. Koruyucu hekimliğin ve sosyal belediyeciliğin bir araya geldiği merkezde, 2013 yılından bu yana ise 80 bin 769 çocuk taramadan geçerken 38 bin 880 çocuğun da tedavisi yapıldı. Ayrıca 3 bin 847 çocuğa psikolojik destek sunulurken 25 bin 556 çocuğa ise eğitim verildi. 2025 yılında da koruyucu hekimlik anlayışıyla hizmet vermeye devam eden merkezde, 3 bin 156 çocuk taramadan geçerken bin 360 çocuğun tedavisi yapıldı. Öte yandan 606 çocuğa psikolojik destek sunulurken 74 çocuğa da eğitim verildi. Başkan Ataç: Çocuklar mutlu bir ortamda sağlık hizmeti alıyor Eskişehir’de bir ilk olan ve ücretsiz olarak hizmet veren poliklinik hakkında değerlendirmede bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, “Çocuklarımızın sağlığa erişimi bizler için çok önemli. Eşit, ücretsiz ve erişilebilir sağlık hizmetini tüm çocuklarımıza sunmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Polikliniğimizi koruyucu hekimlik esaslarını ön planda tutarak 2013 yılında hizmete açtık. Polikliniğimize gelen çocuklara önce koruyucu hekimlik konusunda eğitimler verdik, daha sonra tedavilerine devam ettik. Bugüne kadar merkezimizde 80 bin 769 çocuğumuz taramadan geçmiş, 38 bin 880 çocuğumuzun da tedavisi yapılmış. Kentimizin çocuklarının örnek bir proje ile sağlıklı gülüşlere kavuşması tarif edilemez bir mutluluk. Eskişehir’in çocuklarına koruyucu hekimlik ve sosyal belediyecilik anlayışı ile ücretsiz biçimde hizmet sunmaktan dolayı çok gururluyuz. Çocuklarımızın korkmadan, mutlu bir ortamda sağlık hizmeti alabilmesi bizim en büyük mutluluğumuzdur” ifadelerini kullandı. Yeşiltepe Mahallesi Sınırlar Sokak üzerinde bulunan Ferdi Zeyrek Yaşam merkezi içerisinde hizmet veren poliklinikle ilgili bilgi almak isteyenler 0 (222) 320 88 10 numaralı telefondan yetkililere ulaşabiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.