SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dilovası

Porsuk Haber Ajansı - Dilovası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dilovası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EMEP İl Başkanı Kökoğlu: "Yoksulluğa, Şiddete, Savaşa Karşı Mücadelemiz Var!" Haber

EMEP İl Başkanı Kökoğlu: "Yoksulluğa, Şiddete, Savaşa Karşı Mücadelemiz Var!"

Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Emep İl Başkanı Kökoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yüzyılı aşan tarihiyle işçi ve emekçi kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam mücadelesini simgelemeye devam ediyor. Tarih boyunca farklı dönemeçlerden geçen kadın mücadelesi bugün dünyanın dört bir yanında sermayenin derinleştirdiği yoksulluk, sömürü ve güvencesizlik koşullarında yol bulmayı, sermaye ve onu koruyan devletlere karşı mücadele etmeyi sürdürüyor. Yıllardır iktidarını sermayeyi daha da palazlandırmak, güvence altına almak için kullanan saray düzeni işçi ve emekçileri ise her gün biraz daha yoksulluğun, güvencesizliğin kıskacında sıkıştıracak politikalar üretiyor. Ücretlerin baskılanması, sosyal harcamaların kısılması, kamusal hizmetlerin kısıtlanması, güvenceli çalışmanın kâğıt üzerinde kalması, vergilerle geçimin daha da pahalı hale getirilmesi, halkın parasının sermayeye aktarılması, ülkenin topraklarının sermayenin yağmasına açık hale getirilmesi bu politikaların temelini oluşturuyor. Bu politikalar öğrenciler için barınma sorunu, çocuklar için eğitimden kopuş ve MESEM adı altında resmi ya da kayıt dışı çocuk işçilik, kadınlar için bolca şiddet demek. 2025 yılını 'Aile Yılı' ilan eden Saray Rejimi övünerek söylediği, “Kadınlara istihdam sağlıyoruz” sözlerini, kadınları sosyal güvenceden yoksun, düşük ücretli, kıdem tazminatı ve emeklilik güvencesi olmayan işlere mahkûm etmenin bir dayanağı yapıyor. Servislerin iptal edilmesi, yemek porsiyonlarının küçülmesi, mola saatlerinin kısalması yani kısacası insanca yaşam koşullarından uzak şartlarda çalıştırılan işçi ve emekçi kadınların bir yandan da bakım yükünün artmasıyla beli bükülüyor. Kamu hizmetlerine ayrılan bütçe giderek azalıyor. İşçilerin, gençlerin ve çocukların servislerinin, kreşlerinin, yemeklerinin kısacası haklarının gasp edilmesi sıradanlaşıyor. Son 1 yıl pek çok iş yerinde toplu işten atmalar gerçekleşti, işsizlik korkusu işçi ve emekçilerin sırtında daha kötü çalışma koşullarına biat ettirmek için bir sopa olarak kullanıldı. İşçi ve emekçilerin örgütlenmesi, ses çıkarması, hakkını araması engelleniyor. Ancak işçi ve emekçi kadınlar sendikal hakları, yaşanılabilir bir ücret ve insanca yaşam koşulları için tutuklamalara, polis şiddetine, baskılara karşı mücadelesini sürdürüyor. Hakları için sendikalaşan, mücadele eden kadınların karşısına dikilen Saray Düzeninin eli sopalı temsilcileri, işçi kadınların mücadelesini kırmak için baskı ve zor koşullarını dayatırken; Digel Tütün'den Şık Makas'a, Smart Solar'dan Temel Conta'ya mücadele eden kadınlar, yaşamak istediği dünyayı birlikte inşa etmenin deneyimini diğer işçi kadınlara aktarıyor. 2025’te en az 299 kadın ve 64 çocuk öldürüldü; en az 471 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı. Şubat ayında 24 saat içinde 5 ilde 6 kadın katledildi, Kasım ayında Dilovası’ndaki patlamada 6 kadın ve çocuk işçi yaşamını kaybetti. Kadın cinayetlerinin son örneğiyse geçtiğimiz günlerde İstanbul’da aynı gün aynı isimle öldürülen 2 kadının cinayetinde bir kez daha görüldü. Bunlar sıradan istatistikler değil, kadınların gasp edilen yaşam haklarıdır. Bu ölümler tesadüf değil, şiddeti önlemeyen, failleri koruyan, cezasızlığı politika haline getiren düzenin sonucudur. Kapitalist- emperyalist düzenin yarattığı yoksullukla, işsizlikle, şiddetle, eşitsizlikle boğuşan kadınlar bugün de İran’da yaşanan savaşın kıskacında 8 Mart’ı karşılıyor. Savaş aynı zamanda yoksulluk, işsizlik, belirsizlik, geleceksizlik demek. Savaşın sonuçlarını sadece İran halkları yaşamıyor. Başta Ortadoğu olmak üzere emperyalistlerin enerji kaynaklarını yeniden paylaşmak üzere çıkardığı bu savaşın faturasını tüm dünya halkları ödüyor. Halklar yoksulluğun, işsizliğin pençesine itilmiş durumda. Bu koşulların kadınlar ve çocuklar için faturası her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Bu kapitalist sömürü düzeninin kadınlara biçtiği; çalışırken iş cinayetinde ölmek, haklarımızı ararken cezalandırılmayan failler tarafından öldürülmek ya da emperyalistlerin çıkar çatışmaları arasında savaşlarda ölmek. Hayatta kalabilenlerimizin ise; evde, sokakta, iş yerinde, sömürü-şiddet ve eşitsizlik sarmalında bir yaşama mahkûm olması. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giderken emperyalizme, barbarlığa, zorbalığa karşı mücadele eden kız kardeşlerimizden aldığımız güçle mücadeleye devam edeceğiz. Eskişehirli kadınları da istismarı ve şiddeti aklayan, kadın emeğini sömürerek zenginliğini ve egemenliğini büyüten Saray düzenine karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. 8 Mart Pazar günü, 15.00'de Espark Bağlar Kapısı'nda buluşuyor. Haklarımız ve Hayatlarımız için sesimizi yükseltiyoruz."

Ulaş Karasu Dilovası’ndaki Yeşil Pasaport Skandalını Gündeme Taşıdı Haber

Ulaş Karasu Dilovası’ndaki Yeşil Pasaport Skandalını Gündeme Taşıdı

Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin yanarak can verdiği faciaya ilişkin iddianamede firma sahiplerinin üst aramasında çıkan ‘Yeşil Pasaportlar’ dikkat çekti. Kamu görevlisi olmayan kişilerin bu hakka erişebilmesi için yıllık en az 10 milyon dolar ihracat yapması şartı bulunuyor. Ancak şirketin devlete beyan ettiği kazancın yıllık 2 milyon TL’yi bile bulmaması, ‘Kazanç mı yalan, ihracat mı hayali; bu pasaportlar nasıl alındı?’ sorularını gündeme getirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, patronlara tanınan ayrıcalığı sorularıyla Meclis gündemine taşıdı. Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, Ravive Kozmetik’e ait üretim tesisinde çıkan yangında 3’ü çocuk, 7 işçinin yanarak can verdiği olay tüm Türkiye’yi yasa boğmuştu. Faciaya ilişkin Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasını tamamladı. İddianame, sadece ihmalleri değil, akıl almaz bir bürokratik ve mali çelişkiyi de gün yüzüne çıkardı. Firma sahiplerinin üst aramasında çıkan ‘Yeşil Pasaportlar’ dikkat çekti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, firma sahiplerinin bu pasaportlara nasıl sahip olduğunu sordu. Yangının ardından yapılan operasyonda yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan firma sahipleri Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal’ın üzerlerinden adlarına tanzim edilmiş yeşil pasaport, bordo pasaport ile toplamda 19 bin 700 TL, 530 euro ve 4 bin 350 dolar çıktı. İddianameye giren bu bilgiler, hiçbir kamu görevi olmayan ikilinin üzerinden yalnızca kamu görevlileri ve yakınlarının sahip olabildiği yeşil pasaportların çıkması soru işaretleri yarattı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, bu facianın ardından her gün yeni bir rezaletle karşılaşıldığını vurguladı ve konuyu Meclis gündemine taşıdı. Karasu yaptığı açıklamada, “Denetimsizlikler, görmezden gelinen uyarılar, kayıtlara yansımayan çalışma biçimleri ve sorumluluktan kaçan bir patronluk düzeni. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, kâğıt üzerinde kalan başlıklar hâline gelirken, bunun bedelini emekçiler ödüyor. Yaşam, işçi sağlığı ve iş güvenliği, yanarak sona erdiğinde mi akla gelecek sorumluluk duygusudur?” diye sordu. Karasu, açıklamasına şöyle devam etti: “Şimdi kamuoyunun önünde çok daha ağır bir soru duruyor. Bu kadar zarar gösteren, kaçak işçi çalıştırdığı iddiaları bulunan, denetimsizliklerle anılan bir fabrikanın sahibi, yurt dışına çıkarken, nasıl olur da yeşil pasaport kullanabiliyor. Bu ayrıcalık nasıl sağlanıyor? Kim onaylıyor, hangi mekanizma bu tabloya göz yumuyor? Dilovası’nda yaşananlar geçiştirilemez. Bu tablo, ihmallerin, denetimsizliğin ve cezasızlığın birikmiş sonucudur. 3’ü çocuk, 7 emekçinin hesabı sorulmadan, ayrıcalıklar sorgulanmadan ve çalışma hayatında insanı merkeze alan gerçek bir dönüşüm sağlanmadan bu acılar son bulmaz. Kamu vicdanı da bizler de bu soruların yanıtını bekliyoruz” BAKANA SORDU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması talebiyle soru önergesi veren Karasu, mevzuata göre devlet memuru olmayan şirket sahiplerinin yeşil pasaport alabilmesinin tek yolunun ihracatçı olmak olduğunu hatırlattı ve bunun için de son üç takvim yılında yıllık ortalama 10 ila 25 milyon dolar ihracat şartı bulunduğunu ifade etti. Ancak söz konusu şirketin devlete beyan ettiği kazancın yıllık 2 milyon TL’yi dahi bulmadığına dikkat çeken Karasu, önergesinde bu usulsüzlüğe nasıl göz yumduğunu sorguladı. Karasu, önergesinde ihracat rakamları gerçek ise 10 milyon dolarlık ihracat büyüklüğüne ulaşıldığı iddia edilirken, neden işçilerin can sağlığı ve can güvenliği için herhangi bir harcama yapılmamıştır? İhracat rakamları hayali ise, devletin ilgili kurumları bu usulsüzlüğe nasıl ve hangi denetim zafiyetleriyle onay vermiştir?” sorusuna yanıt verilmesini talep etti.

İş Cinayetlerinin Sorumlusu Saray Düzenidir! Haber

İş Cinayetlerinin Sorumlusu Saray Düzenidir!

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu tarafından Dilovası'nda bir parfüm deposunda meydana gelen patlama sonucu hayatını kaybeden kadınlar ve kadın istihdamında yaşanan sorunlarla ilgili bir açıklama yaptı. Eskişehir Kadın Platformu adına açıklama yapan EMEP Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu şu ifadeleri kullandı; "Geçtiğimiz günlerde Kocaeli'nin Dilovası ilçesindeki bir parfüm deposunda meydana gelen patlamada 6 kadın işçi yaşamını yitirdi. Bu kayıp, bir kez daha gösterdi ki bu memlekette işçinin yalnızca emeğinin değil, canının da hiçbir güvencesi yoktur. Patlamanın ardından ortaya çıkan bilgiler, bu iş cinayetinin ihmaller zinciri, denetimsizlik ve göz yumma politikalarıyla nasıl göz göre göre yaşandığını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. İşçilerin canı pahasına üretim sürdürülüyor, patronlar ise işçilerin hayatından çalarak servetlerine servet katıyor. Yaşamını yitiren 6 kadın işçiden 3’ü çocuktu. Hepsi yevmiyeli, sigortasız ve güvencesiz çalıştırılan emekçilerdi. İşletmenin yangın söndürme planı yoktu, çalışma ruhsatı bile bulunmuyordu. İşçilerin patlamadan kaçma şansı dahi olmadı. Bu, açıkça bir cinayettir! Sorumlusu başta işletme sahibi ve yöneticileri olmak üzere; bu işletmeyi denetlemeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SGK ve İlçe Belediyesidir. Bu kurumlar, idari görevlerini yerine getirmemiş; işçilerin yaşamını hiçe sayan kölelik koşullarının sürmesine göz yummuştur. Bu bir kader değildir, fıtrat hiç değildir; bu bir iş cinayetidir! Biliyoruz ki Saray düzeninin “Ailenin 10 Yılı” söylemleriyle ve 11. Yargı Paketi ile çizdiği tablo; artan güvencesizlik, yoksulluk, iş cinayetleri, şiddet ve eşitsizlikle geçen karanlık bir on yıldır. Çocuklar MEB’in “MESEM” programlarıyla okuldan koparılıp atölyelere, fabrikalara sürülürken; açlık sınırının bile altında, sigortasız ve güvencesiz çalışmaya mahkûm ediliyor. Bu politikalar çocukları yalnızca eğitimden değil, yaşamdan da koparıyor. Daha bugün, Ağrı’da ayçiçeği hasadı sırasında biçerdöverin altında kalan 14 yaşındaki çocuk tarım işçi Nursefa Samur hayatını kaybettiği haberini aldık. Oysa Nursefa’nın yaşıtlarıyla birlikte okulda olması gerekiyordu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) ‘nin verileri 2025 yılı içinde Kasım ayı itibariyle 77 çocuk işçi hayatını kaybettiğini kayda düşüyor. Öyle ki, daha dün mecliste görüşülen bütçede çocuk işçiliğiyle mücadeleye tek bir ek kaynak dahi ayrılmadı. İş sağlığı ve güvenliği için ayrılan payda da artış yapılmadı. Bu bütçeden işçiye, kadına, çocuğa yine pay çıkmadı! Saray düzeni istiyor ki; Kadınlar ucuz iş gücü olarak fabrikalara sürülsün, Güvencesiz ve sigortasız çalışsın, Evde aileye, işte patrona biat etsin, Sesini çıkarmasın, başını kaldırmasın, hakkını aramasın. Saray düzeni istiyor ki; Bu memlekette ne işçi ne de çocuk hakkını savunsun. Dilovası’nda işçilerin ölümünün hesabını sormayan iktidar; geçtiğimiz ay Tokat’ta, hakları için mücadele eden ve Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası’nda örgütlenen Şık Makas işçilerinin grevine polis zoruyla saldırıyor. İşçi temsilcisi Buse Kara’ya, hakkını savunduğu için ev hapsi veriliyor. Bu, mücadele eden kadınlara verilmek istenen açık bir gözdağıdır! Tokat’ta ücretlerini ödemeden kaçan patron da, Dilovası’nda ruhsatsız işçi çalıştırma cesaretini kendinde bulan patron da gücünü Saray’ın sermaye düzeninden almaktadır. Buradan haykırıyoruz: Bu düzen böyle gitmez! Bu sömürü ve cinayet düzeninin hesabı yalnızca mahkemelerde değil, emeğin örgütlü mücadelesinde sorulur! Tokat’tan Dilovası’na yükselen bu ses; emeği çalınan kadınların, işçilerin ve çocukların haklı isyanıdır. Eskişehir’den tüm işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere çağrımızdır: Yaşamak için örgütlenelim! Emeğimiz için mücadele edelim! Saray’ın sermaye terörüne hep birlikte DUR diyelim!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.