SON DAKİKA
Hava Durumu

#Deprem

Porsuk Haber Ajansı - Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor Haber

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AK parti genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli için verdiği müjdeyi değerlendirdi. Gürer” Sayın Cumhurbaşkanı üç yıl önce bir "tweet" attı "BAĞ-KUR primleri 9000 günden 7200 güne düşecek, müjde!" dedi. Müjdeden bu yana üç sene geçti, bu gerçekleşmedi ama bugün bir müjde daha verdi. Emekliler de yılbaşında aldıkları maaşın enflasyonla erimesi nedeniyle kendilerine bir artı ücret zammı yapılacağını tahmin etti ya da bayram ikramiyesinin 4 bin liradan daha yukarı çıkarılacağını beklerken meğerse hak ettikleri parayı on beş gün önce alacaklarmış; müjde bu.” Çıktı “diye konuştu. ESAS MÜJDE YANDAŞA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM ‘de görülüp gece Cumhur ittifakı oyları ile kabul edilen Milli Parklar Kanun değişikliğinin “esas” müjdeyi yandaşa veren bir düzenleme olduğuna işaret etti.Ömer Fethi Gürer”Tabii, esas müjde bu kanunun içinde var ya da getirilen çoğu kanun teklifinde var. Bu millî parklar burada ranta açılıyor. Nasıl oluyor? Milli Parklar Kanun Teklifi'yle korunan alanlardaki her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesislerin Bakanlıkça işletilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılıyor, böylece millî parklar yağmaya açıyor; işte, müjde bu. Gene yandaşa kayırmacı, birilerine rant sağlayacak bir kanun teklifinin görüşmelerini yapıyoruz. Kanunun özü iki tane ana ayağa dayanıyor; biri, millî parklar ranta açılıyor; diğerinde de Bakanlığın elindeki yetkiler alınıp bir Genel Müdürlüğe devrediliyor.Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz bir kanun teklifi vardı, o da önümüzdeki günlerde Meclise gelecek. Orada da 230 tane arazinin "kupon arazi" dediğimiz arazinin satışı gerçekleşiyor. limanları sattınız, enerji santrallerini sattınız, fabrikaları sattınız, hazine arazilerini sattınız, vatandaşlık sattınız, elde avuçta ne varsa satıyorsunuz, birileri buradan çıkar sağlıyor ama bu ülkenin emeklisini, asgari ücretlisini, dar ve sabit gelirlisini yoksulluğa mahkûm ediyorsunuz.” Dedi. YENİ BAHANE SAVAŞ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ülkenin ekonomik durumuna vatandaş tarafından bakalım dedi ve rakamları paylaştı.Gürer” bugünkü var olan ekonomik verilere dayalı rakamları paylaşmak istiyorum. Neden? Geçen yıl kuraklık oldu, don oldu; ondan önce deprem oldu; şimdi de savaş çıktı. İyi, ne demek bu? Yani ne oluyorsa oradan da kaynaklanıyor, bizden kaynaklanmıyor. Peki, ülkenin durumu ne? Bireysel kredi kartları borçları 3 trilyon lirayken bireysel kredi borçları da 3 trilyon lira. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlarıyla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 6 trilyon 336 milyar lira. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerinin zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartları alacakları 271 milyar 800 milyon lira, batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 373 milyar lira, bireysel krediler ve kredi kartları için vatandaşın bankalara ödediği faiz 118 milyar lira, KOBİ'lerin bankalara borcu 6 trilyon 548 milyar lira, sektörün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan krediler ise 214 milyar 200 milyon lira. Bankalarda KOBİ'lere ait toplam 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunuyor, 304 bini takipte tutuluyor. Tarım sektörünün bankalara borcu da 1 trilyon 297 milyar lira; 1 trilyon lirası kamu bankalarından kullandığı, 265 milyar lirası özel sermayeli bankalardan kullandığı kredilerden oluşuyor. Bu piyasaya, bunlara çiftçilerin olduğu borçlar dâhil değil. Piyasa borçlarıyla da çiftçiler tarihin en büyük borçlanma dönemini yaşıyor. Tarım sektöründe zamanında ödenemediği için bankalar tarafından takibe alınan kredi kartları borçları ise 17 milyar 600 milyon lira. İcra dairelerinde UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 24 milyon 364 bin, derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 700 bin adet artmış. Muhtarlıklara giderseniz tebliğlerle dolu. “ dedi. YILBAŞINDAN BERİ MAAŞLAR ERİDİ. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “Maaşlarda durum nedir diye baktığınızda, 2026 yılı başında işçi ve bağımsız çalışanların, emeklilerin aylıklarına yüzde 12,19 zam yapıldı. 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığının yaklaşık 1.600 lirası daha yıl başından bu yana elinden geri alındı, 61.890 lira olan en düşük memur aylığının 4.920 lirası cepten geri alındı, 28.075 lira olan asgari ücretin de 2.232 lirası ilk iki ayda enflasyonunla geri alındı. Emekli ve asgari ücretlinin aldığı maaş açlık sınırının altında, memur maaşları yoksulluk sınırının altında; 12 milyon işsiz var, 10 milyona yakın sosyal yardımla yaşayan yurttaş var, 50 milyon yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Arkadaşlar, ülkenin gerçeği bunlar. Bunların yaşadığı sorunları görmek, bunlara çözüm üretmek gerekiyor.” Diye konuştu. KANUN TEKLİFLERİ RANTA DAYALi Ömer Fethi Gürer “Biz burada gelen kanun tekliflerine baktığımız zaman hepsinin içinde ranta dayalı kayırmacı bir anlayışla oluşturulmuş maddelerin gizlendiği görüyoruz, bunlar ülkenin değerlerinin peşkeş çekilmesi ama ülkenin geniş kesimlerinin içine düşürüldüğü yoksulluk, yokluk, onların yaşadığı ızdıraplı yaşamı da Meclis olarak hissetmek durumundayız.Sistem olarak Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik. Herkes de biliyor ki Mecliste 1’inci parti eliyle kanun tekliflerini görüşüyoruz, onları da bakanlık bürokrasisi hazırlıyor. Teknik konuları dışında, bu tür satışa kaynak yaratan yani mevcutları satılarak elde edilecek rant olan maddelerin dışında biraz da halkın sorunlarına eğilen kanun teklifleri Meclise gelsin, burada elbirliğiyle o kanunları çıkaralım, ülkenin geleceğini aydınlık kılalım, yoksa ülkemiz iyi bir noktaya doğru gitmiyor diyorum” dedi.

Çağdaş Sanatlar Galerisi’nin 38'inci Sergisi Açılıyor Haber

Çağdaş Sanatlar Galerisi’nin 38'inci Sergisi Açılıyor

Odunpazarı Belediyesi, kültür ve sanat alanındaki üretimlerini sürdürmeye devam ediyor. Belediyenin önemli sanat mekânlarından Çağdaş Sanatlar Galerisi, 38’inci sergisinde sanatçı Gülveli Kaya’nın kişisel resim sergisi “Sırname” ye ev sahipliği yapacak. Sergi, 10 Mart’ta saat 17.00’de kapılarını sanatseverlere açacak. “Sırname”, sanatçının yaşanmışlıklarından süzülen, kırılmalarla ve içe dönüşlerle biçimlenen bir üretim sürecinin sonucu olarak izleyici karşısına çıkıyor. Pandemiyle derinleşen izolasyon, ardından yaşanan yıkıcı deprem, süregiden savaşlar ve ekonomik krizler; Kaya’nın sanat pratiğinde güçlü bir sorgulama ve içe kapanış dönemini tetikledi. Bu süreçte yüzeyle kurduğu ilişki giderek malzemeye ve malzemenin tahribatına odaklandı. Sanatçının uzun süredir zihnini meşgul eden “ev”, “iç mekân” ve “duvar yüzeyi” kavramları ile insan bedeni arasındaki paralellikler, bu serinin düşünsel zeminini oluşturuyor. Kaya, bedeni yalnızca biyolojik bir varlık olarak değil; hem fiziksel hem de içsel bir mekân, bir yapı olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, onu yeniden duvar kâğıdına yöneltiyor; ancak bu kez bir imge olarak değil, doğrudan dokunsal ve kavramsal bir malzeme olarak. Duvar kâğıdının örtücü, gizleyici, iz tutan ve aynı zamanda sökülebilir, yırtılabilir doğası; sanatçının yeni görsel dilinin temelini oluşturuyor. Başlangıçta bir mücadele alanı olan yüzeyler, jestin ve direnişin mekânıyken zamanla “sırnamelere” dönüşüyor — insan ruhuna ve bedensel varlığa sıkı sıkıya bağlı içsel yazıtlar hâline geliyor. “Sırname” kelimesi, Türkçedeki “sır” ile Osmanlıca “-name” ekinin birleşiminden türetilmiş özgün bir kavram olarak serinin kavramsal çerçevesini güçlendiriyor. Bu anlamıyla eserler; kişisel izlerin, saklı anlatıların ve psikolojik tortuların görsel forma büründüğü birer “gizli kitap” niteliği taşıyor. Tanımlanmayı kolayca reddeden bu kavram, serinin ruhunu da içinde barındırıyor. Sergideki yüzeyler, üzerlerindeki süsleme motiflerini nötr tonlarla örtecek biçimde boyanıyor; ardından düzenli tekrarlarla ilerleyen desenlerin ritmine karşılık gelecek ölçüde, sert bir metal uçla adeta yazı yazar gibi kazınıyor. Bu kazıma eylemi hem yıkıcı hem de meditasyonel bir süreç olarak ilerliyor. Zaman içinde öngörülmeyen lekeler, izler ve biçimler beliriyor; her eser kendi iz dilini oluşturuyor. Sanki önceden var olan ama görünmeyen bir sır, yüzeye çıkmak üzere kendi yolunu buluyor. “Sırname”, görünmeyeni görünür kılan, sessiz tanıklıkları görsel yazıtlara dönüştüren ve kişisel olduğu kadar kolektif hafızayı da taşıyan katmanlı bir anlatı sunuyor. Sanatseverler, 10 Mart saat 17.00’de Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde açılacak sergide, yüzeylerin ardında saklı izlerle ve içsel yazıtlarla buluşmaya davet ediliyor.

Arama Kurtarma Ekipleri İftarda Buluştu Haber

Arama Kurtarma Ekipleri İftarda Buluştu

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, düzenlenen iftar programında arama kurtarma ekipleri ile bir araya geldi. Tepebaşı Belediyesi tarafından Eskişehir’de faaliyet gösteren arama kurtarma ekiplerine yönelik düzenlenen iftar programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleşen iftar programına Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yanı sıra AFAD İl Müdür Yardımcısı Zeki Aydın, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Dr. Mehmet Ali Çeliksoy, Tepebaşı Belediyesi başkan yardımcıları ve Eskişehir’de faaliyet gösteren 46 arama kurtarma ekipleri katıldı. “Her şeyin en iyisine layıksınız” Programda konuşan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Aramızda 46 kuruluşundan yaklaşık 350 çok değerli dostumuz var. Şu an diliyorum bir afet olmasın. Sizlerle beraber olmak çok güzel bir şey arkadaşlar. Yediğiniz her lokma size helaldir arkadaşlar. Son yaşanan 6 Şubat depremlerinde yaklaşık üç ay falan deprem alanında kaldık. İlk aşevini açan, ilk sıcak çorbayı dağıtan bir belediye olarak orada birçok şeye şahit olduk. Allah bir daha böyle afet yaşatmasın. Sizlerin de orada canla başla çalıştınız. Biraz önce de dediğim gibi her şeyin en iyisini hak eden insanlarsınız. Tek söyleyeceğim şey şu: Hepinizi tek tek kucaklıyorum” ifadelerini kullandı. “Eskişehir’in gücü” AFAD İl Müdür Yardımcısı Zeki Aydın, “Bu güzel iftar programını organize eden Tepebaşı Belediyesi’ne teşekkürlerimi ve şükranlarını sunuyorum. Eskişehir, afetlere hazırlık konusunda farkındalık yüksek, görev birinci yüksek, birçok insanın bir araya geldiği bir şehir. Elimizde kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından ortaklaşan 47 ekibimiz var. 10 ekibimiz AFAD tarafından akredite olmuş durumdalar. Umuyoruz ki gönlümüzden geçenler şu 47 ekibimizin hepsi hafif ya da orta seviye akredite olsunlar. Bu Eskişehir’in bir gücüdür” diye konuştu. Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Dr. Mehmet Ali Çeliksoy ise düzenlenen iftar programından dolayı Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’a ve ekibine teşekkür etti.

Deprem Haftasında Hayat Kurtaran Uyarılar Haber

Deprem Haftasında Hayat Kurtaran Uyarılar

Anadolu Üniversitesi Sivil Savunma Koordinatörlüğü ve Arama Kurtarma Ekibi (AUSAR) tarafından 1-8 Mart Deprem Haftası kapsamında düzenlenen “Deprem Bilinci ve Farkındalığı” semineri AUSAR Ekip Lideri Dr. Öğr. Üyesi Ekrem Meriç’in sunumuyla gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Nasrettin Hoca Salonunda düzenlenen seminere çok sayıda kişi katılım gösterdi. Dr. Öğr. Üyesi Meriç: “Afet, yerel imkanların yetersiz kaldığı durumdur” Toplumda sıkça karıştırılan "acil durum" ve "afet" kavramları arasındaki kritik farka değinerek acil durumun yerel imkanlarla çözülebileceğini belirten AUSAR Ekip Lideri Dr. Meriç afeti şu sözlerle tanımladı, "Afet; toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik, sosyal kayıplar meydana getiren; normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan; etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji ve insan kaynaklı olaylardır." “Depremde ölümlerin nedeni sadece bina çökmesi değil” Seminerde deprem öncesi alınması gereken tedbirlere odaklanan Dr. Öğr. Üyesi Ekrem Meriç, 1999 depremi verilerini paylaşarak sarsıntı anında binalar sağlam kalsa dahi ev içindeki eşyaların ölümcül sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Meriç, ev içindeki risklerin belirlenmesi gerektiğini belirterek şu verileri paylaştı: "AFAD'ın yapmış olduğu bir araştırmaya göre, depremdeki yaralanmaların yüzde 50'si, ölümlerin yüzde 3'ü yapısal olmayan elemanlardan yani binadaki hareketli eşyalardan kaynaklanıyor. Binanın çökmesinden değil, yaralanmaların yarısı eşyalardan geliyor." AUSAR Ekip Lideri Dr. Öğr. Üyesi Ekrem Meriç konuşmasının devamında afetlerde en önemli konulardan birisinin de hedef küçültme olduğunu belirtti ve yapılması gerekenleri şöyle özetledi: "Öncelikle sakin oluyoruz ve telaşa kapılmıyoruz. Pencerelerden ve size zarar verebilecek eşyalardan uzak, güvenli bir yerde, sağlam bir nesnenin yanına 'çök, kapan, tutun' hareketlerini yapın. Başınızı ve boynunuzu korumaya almak için ellerinizle başınızı ve ensenizi kapatın. Kesinlikle balkon, merdiven ve asansörlerden uzak durun. Sarsıntı bitmeden kesinlikle dışarıya çıkmayın; çünkü deprem sırasında en fazla yaralanmaların ve ölümlerin yaşandığı anlar, binadan dışarıya çıkış esnasında gerçekleşiyor." Kaynak: AnaHaber

Öğrenciler Doğal Afetler Konusunda Bilgilendirildi Haber

Öğrenciler Doğal Afetler Konusunda Bilgilendirildi

Tepebaşı Belediyesi’nin paydaşı olduğu uluslararası çevre eğitim programı Eko-Okullar Çevre Çocuk Meclisi 16. dönem 2. Çalıştayı gerçekleşti. Çalıştayda, doğal afetler konusunda farkındalığın arttırılması amaçlandı. Tepebaşı Belediye Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda düzenlenen çalıştaya, program dahilindeki okullardaki öğrenci, öğretmen ve yöneticiler ile Tepebaşı Belediyesi yetkilileri katıldı. Çalıştay, Çevre Çocuk Meclisi Başkanı Nil Kökurgancı’nın gündem maddelerini okumasıyla başladı. “Tüm sorumluların titiz olması gerekir” Çalıştayın açılış konuşmalarını gerçekleştiren Eko Okullar İl Koordinatörü Nadir Erdem, “Tepebaşı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, Tepebaşı Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (TAK) ile ortaklaşa düzenlediğimiz Çevre Çocuk Meclisi 16. Dönem 2. Çalıştayı için bizlere bu ortamı sağlayan Tepebaşı Belediyesi ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Doğal afetlerin can ve mal kaybına yol açmaması için önleyici tedbirlerin alınması, depreme karşı sağlam binaların yapılması konusunda tüm sorumluların titiz olması gerekir” dedi. Doğal afetler konusunda farkındalık artırıldı Ana teması doğal afetler konusunda farkındalığın artırılması olarak belirlenen Çevre Çocuk Meclisi 16. dönem 2. Çalıştayı’nda Tepebaşı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ile TAK ekibi iş birliğinde sunumlar ve atölye çalışmaları düzenlendi. TAK ekibi tarafından iklim değişikliğinin afetler üzerindeki etkileri ele alınırken; yangın, deprem, sel ve heyelan konularında bilgilendirme yapıldı. Çocuklara ayrıca deprem düdüğü ile kişisel acil durum bilgi kartları dağıtıldı. Tepebaşı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından da iklim değişikliğine bağlı yaşanan afetlerden söz edildi. Afetsiz şehir hayalleri resmedildi Çalıştay kapsamında düzenlenen boyama etkinliğinde çocuklar, hayallerindeki afetsiz şehirleri resmederek duygu ve düşüncelerini çizimlerle ifade etti. Etkinliğin ardından TAK ekibi, Tepebaşı Belediyesi tarafından kendileri için temin edilen ve yangın, sel, deprem ya da olası pek çok afette kullanılmak üzere tasarlanan arama kurtarma aracını ve araçta bulunan malzemeleri öğrencilere tanıttı.

Lojistiğin Görünmez Kahramanları İflasın Eşiğinde Haber

Lojistiğin Görünmez Kahramanları İflasın Eşiğinde

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde nakliyeci esnafı olan tır şoförleriyle bir araya gelerek sektörün yaşadığı derin krizi yerinde dinledi. Tır ve nakliyeci şoförleri adına Süleyman Altun, Hüseyin Altun, Mustafa Barboros, Nevzat Çetin, Ahmet Bayoğlu, Uğur Cengiz ve Ahmet Kızıloğlan, yaşadıkları ekonomik sıkıntıları ve çıkmazı anlattılar. Bor’da otoparkta bağlı duran tırlar, nakliyeci esnafının içinde bulunduğu durumu adeta gözler önüne serdi. İş yapamaz hale geldiklerini söyleyen şoförler, artan maliyetler, düşen navlun fiyatları, ağır vergi yükü ve kredi borçları nedeniyle mesleği bırakma noktasına geldiklerini dile getirdi. “TIRLAR PARKTA, İŞ YOK, BORÇ ÇOK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde farklı kesimlerin sorunları artıyor. Nakliyeci esnafı da vergi, stopaj, bakım gideri, gelir dengesi bozulduğu için iş daralmasından dolayı sorunlar yaşıyor. tırlar parkta duruyor. İş yapamaz haldeler. Sıkıntılar artmış. Banka kredilerini ödeyemiyorlar. İcra gelmesiyle beraber sorun yaşayanlar var.” dedi. “BİR LASTİK 36 BİN LİRA, İSTANBUL SEFERİ 36 BİN LİRA” Şoför esnafı ise yaşadıkları zorlukları belirten Süleyman Altun , “Nakliye fiyatları aşırı derecede düşmüştür. Masraflarımız aşırıdır. Vergi yükü üzerimizde yüzde 50’lere varan bir yük var. Bunun altından kalkmamız mümkün değil. Bir lastik 36 bin lira iken biz 36 bin liraya İstanbul’a gidiyoruz. Niğde’den çıkıyorum, yükü karşıya boşaltıyorum, otoyola 4 bin 700 lira veriyorum. Bana kalan 3 bin 700 lira. Bu işi nasıl yapacağım?” dedi. Yılbaşından bu yana mazota gelen zamların, servis, muayene ve bakım ücretlerindeki artışların işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdiğini belirten Mustafa Barboros, “Ben 27 yıllık tırcıyım. Vergi mükellefiyetini bitirip bahçelerde elma toplamayı düşünüyorum. Bu duruma geldik. Gittiğim zaman masrafı karşılayamaz hale geldim. Hepimiz böyleyiz. Bu sektörü bitirmişler.” TAKO CEZALARI, YOL ÜSTÜNDE YENİ BİR YÜK Hüseyin Altun , TAKO uygulamasının sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını da belirterek, “Günde 9 saat çalışıp yatmak isteriz ama Ankara’dan sonra İzmit civarında duracak yer bulamıyoruz. Mecburen devam ediyoruz, polis durduruyor, ceza yazıyor. Giderler çok ağır, altından kalkacak hal kalmadı” diye konuştu. Kendi tırını kendisi süren Nevzat Çetin , emeğinin karşılığını alamadıklarını belirterek, “Bir tırın aylık maliyeti 80-90 bin liradan aşağı değil. Bu arabalarla 90 bin lirayı kazanabilsek şapkayı göğe atacağız. Kazanamıyoruz. Hem şoförüz hem mal sahibiyiz ama anlamı kalmadı” sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. GÜRER: “NAKLİYE DARALIRSA EKONOMİ DARALIR” Nakliyeci esnafının günlerce evinden, ailesinden uzak çalıştığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nakliyeci esnafı kolay kolay şikâyet etmez. Kamyon onun hem yatma yeridir, hem iş alanıdır, hem para kazanma noktasıdır. Bıçak kemiğe dayanırsa derdini anlatır. Şu anda tırlar otoparkta bağlı. Böyle giderse ödeme güçlüğüyle çoğu sektörden çekilecek. Nakliyenin daralması, ekonominin ne kadar sıkıştığını da gösterir. İş olsa her koşulda çalışacaklar. Ama iş yok, gider çok, vergi çok, mazot artıyor, gelir-gider dengesi bozuluyor. Yetkililerin bu sesi duyması gerekiyor,” şeklinde konuştu. “KDV’NİN KDV’Sİ VAR, VERGİ BELİMİZİ BÜKTÜ” Şoför esnafı Uğur Cengiz , vergi sisteminin sektörü adeta kilitlediğini ifade ederek, “KDV’nin KDV’si var. KDV 1, KDV 2 derken üç ayda bir yeni yük geliyor. Senede dört sefer KDV alınıyor. Bir tırcı yılın başında sigorta, kasko, vergi, harç derken 400 bin lira borçla başlıyor. Sigorta ve kasko 150 bin liranın altında değil,” dedi. Deprem döneminde lojistiğin bel kemiğini kendilerinin oluşturduğunu hatırlatan Ahmet Kızılbuğa , “Televizyonda gördüğünüz tırcılar lojistik ağababaları değil, biziz. Bu ülkenin yükünü çeken biziz ama görünmüyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi. “SATILIK TIR ÇOK, ALAN YOK” Navlun fiyatlarındaki adaletsizliğe de dikkat çeken şoförler, büyük firmaların yüksek fiyat yazabildiğini, küçük esnafın ise çok daha düşük bedellere çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Ahmet Bayoğlu, “4 milyona aldığımız tırlar 2,5 milyona düştü, alan yok. Esnaf kefalete borcu olan var. Ödeyemezlerse ya hesaba el koyacaklar ya araca haciz gelecek. Ne yapacağız? Emeklilik için prim gün sayısı düşecekti. Düşürülmedi. Emeklilik içinde sigorta primi ödeyemez duruma düştük” dedi. Bor ilçesinde binlerce tır bulunduğunu vurgulayan esnaflar , “Tır demek sadece bir kişi değil, ailesiyle binlerce insan demek. Lastikçiden tamirciye, devlete kadar herkes bu sektörden kazanırdı. Ama artık ayakta duramıyoruz. Böyle giderse tırcıların yüzde 70’i batacak” sözleriyle uyardı. ŞOFÖRÜN DERDİ ÇOK Niğde Şoförler Esnaf Oda Başkanı Halil İbrahim Kızıltan ve Bor Şoförler Odası Başkanı H. Hüseyin Cengiz’i ziyaret ederek sorunları da görüştü. Gürer, “Türkiye genelinde Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri vasıtasıyla verilen 1.000.000 TL kredilerden yararlanabilmek için SGK, Bağ-Kur ve vergi dairelerinden ‘borcu yoktur’ belgesi istenmektedir. Hâlbuki esnafın durumu içler acısı; borcunu ödeyecek durumu yoktur. Nakliyeci esnaflarımızın dertleri, taşıdıkları yük kadar fazladır. Akaryakıt, lastik, otoyol ve köprü ücretleri, yedek parça, sanayi işçilikleri, trafik sigortası, kasko poliçeleri, Ulaştırma Bakanlığından alınan belge ücretleri, peşin vergi, KDV, stopaj, gelir vergisi, trafik cezaları, muhasebe ücretleri, Bağ-Kur primleri gibi yüksek maliyetler karşısında ezilmektedirler. Şoför esnaflarımız ne yapacağını bilmeden, tek geçim kaynağı şoförlük olduğu için bu işi zararına da olsa yapmaktadır. Kısacası şoför esnafının durumu hiç de iyi değil. Devlet büyüklerimizden şoför esnaflarının sesini duymalarını ve çözüm üretmelerini bekliyoruz.” dedi.

Ortak Akıl ve Yol Haritası Çalıştayı Düzenlendi Haber

Ortak Akıl ve Yol Haritası Çalıştayı Düzenlendi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Eskişehir Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen “Ortak Akıl ve Yol Haritası Çalıştayı”, kentin geleceğine ışık tutan kapsamlı bir buluşmaya sahne oldu. Çalıştaya katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Buradan çıkacak fikirlerle; belediyelerin ve kamu kuruluşlarının bilime, meslek odalarına ve uygulayıcılara duyduğu saygıyla şehrimizin yol haritasını belirleyip, vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz. Eskişehir’i geleceğe, dirençli bir şehir olarak hazırlamak zorundayız.” dedi. Haller Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademik oda başkanları, belediye bürokratları ve çok sayıda davetli katıldı. “KAYBEDECEK ZAMANIMIZ YOK” Başkan Ayşe Ünlüce konuşmasında, kentsel gelişimin yalnızca fiziksel dönüşümden ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Deprem öncesinde güçlü bir risk yönetimi, deprem sonrasında ise etkin bir kriz yönetimi şarttır. Ancak deprem öncesindeki riskleri iyi yönetemezsek, deprem sonrasındaki krizi de iyi yönetemeyeceğimiz açıktır. Eskişehir’de bugüne kadar hem belediyeler hem de kamu kuruluşları tarafından alansal bazda kentsel dönüşüm alanları ilan edildi. Ancak bugün geldiğimiz noktada ne Gündoğdu’da ne Küçük Sanayi’de, Bakanlık tarafından ilan edilen kentsel dönüşüm alanlarında kayda değer bir değişim sağlanabildi. Büyükşehir Belediyesi’nin sekiz mahalleyi kapsayan geniş alanında da somut bir ilerleme gerçekleşmedi. Kurumların yeterince adım atmaması ya da açılan davalar nedeniyle süreçler tıkanma noktasına geldi. Şu anda kentsel dönüşüm için bildiğiniz üzere Porsuk 1 ve Porsuk 2 projelerimiz devam ediyor. Gündoğdu’daki, Büyükşehir Belediyemize ait kentsel dönüşüm alanı ise tamamen bizim sorumluluğumuzdadır. Porsuk 1-2 bölgesinde imar planını yaptık; yatırımcı ile mülkiyet sahibi anlaşarak süreç ilerliyor. Gündoğdu’da ise imar planını hazırladık, mülkiyetleri yüksek oranlı muvafakatlerle hak sahiplerinden aldık ve çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bildiğiniz üzere orada 60 konutluk bir yapı stoğu vardı. Yakın zamanda 111 konut, 4 iş yeri ve bir kreşimizin ihalesi tamamlandı ve inşaata başlandı. Ayrıca vergi dairesinin karşı tarafında kalan alanda 800’ün üzerinde konutluk büyük bir proje daha hayata geçirilecek. Ancak bu yeterli mi? Elbette yetmez. 1999’dan sonra Eskişehir’de çok sayıda yeni bina yapıldı. Yeni bina stoğu açısından görece iyi bir durumdayız. Fakat İnşaat Mühendisleri Odası ile yaptığımız çalışmalarda 52 bin bina hızlı bir şekilde incelendi ve ortaya pek de iç açıcı olmayan bir tablo çıktı. Burada hem geçmiş dönem başkanlarımıza hem de mevcut yönetimimize teşekkür etmek istiyorum. Yaklaşık 5 bin binanın çok hızlı bir şekilde dönüştürülmesi gerekiyor. 10 bin bina için de acil dönüşüm ihtiyacı söz konusu. Bunun yanı sıra hasarlı olabilecek çok sayıda bina bulunuyor. Artık kaybedecek zamanımız yok.” Çalıştaya katılan herkese teşekkür eden ve çalıştayın önemine dikkat çeken Başkan Ünlüce, “Bugün yapılacak görüşmelerin ardından Eskişehir’in kentsel dönüşüm strateji belgesini hazırlayacak yol haritasının belirlenmesidir. Bu nedenle bugün gerçekten tarihi bir gündür. Toplantılar uzun sürebilir; ancak akşama kadar katkı sunarsanız çok memnun oluruz. Buradaki her sese, her görüşe ihtiyacımız var. Katılımınız için tekrar teşekkür ediyorum. Bugünün, Eskişehir’in kentsel dönüşümünde bir dönüm noktası olmasını diliyorum. Buradan çıkacak fikirlerle; belediyelerin ve kamu kuruluşlarının bilime, meslek odalarına ve uygulayıcılara duyduğu saygıyla şehrimizin yol haritasını belirleyip, vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz. Eskişehir’i geleceğe, dirençli bir şehir olarak hazırlamak zorundayız. Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyor, iyi ki geldiniz diyorum. Buradan çıkacak sonuçlarla birlikte şehrimizin geleceği adına önemli bir adım atmış olacağız.” dedi. Ahmet Kapanoğlu da, kent yönetiminde katılımcılığın önemine dikkat çekerek, “Çalıştayımızdan çıkacak sonuçların şehrimize yeni ufuklar kazandıracağına ve Eskişehir’in, depreme dirençli şehirler konusunda ülke genelinde ilham vereceğine inanıyoruz. Daha dirençli bir şehir için topyekûn ve vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz. Bu yolda sorumluluk alan herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. KENTSEL DÖNÜŞÜM MASAYA YATIRILDI Açılış konuşmalarının ardından “Kentsel Dönüşümün Boyutları ve Arayışlar” başlıklı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Alper Çabuk’un üstlendiği panelde; Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, Orhan Sarıaltun ve Erdoğan Balcıoğlu, kentsel dönüşümün teknik, sosyal ve ekonomik boyutlarını ele aldı. Panelde, afetlere dirençli yapılaşma, planlama ilkeleri ve sürdürülebilir kentleşme konuları üzerinde duruldu. Panel sonrasında katılımcılara Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi çalışmaları hakkında kapsamlı bir bilgilendirme yapıldı. “NASIL BİR ESKİŞEHİR?” SORUSU TARTIŞILDI Günün ikinci bölümünde ise “Nasıl bir Eskişehir?” başlıklı panel gerçekleştirildi. Prof. Dr. Osman Tutal moderatörlüğünde yapılan panelde; Prof. Dr. Murat Karacasu, Hasan Ünal, İnci Şentuna, Mehmet Gürel ve Orkun Kılıç söz alarak kentin geleceğine ilişkin vizyonlarını paylaştı. Katılımcılar; çevresel sürdürülebilirlikten ulaşım planlamasına, sosyal yaşam alanlarından kültürel mirasın korunmasına kadar birçok başlıkta görüş alışverişinde bulundu. Yoğun ilgi gören çalıştay, soru-cevap bölümüyle sona ererken, Eskişehir’in geleceğine dair ortak akıl ve güçlü bir yol haritası oluşturma hedefi bir kez daha vurgulandı.

Deprem Bölgesinde Enkazı CHP'li Belediyeler Kaldırıyor Haber

Deprem Bölgesinde Enkazı CHP'li Belediyeler Kaldırıyor

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte bir hafta boyunca deprem bölgesinde saha çalışmaları yürüttü. Osmaniye, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Adıyaman ve Malatya’yı kapsayan programda, depremin üzerinden geçen zamana rağmen çözülmeyen sorunlar yerinde incelendi. Ziyaret edilen her ilde benzer bir tabloyla karşılaşıldı. Konteyner kentlerde süren belirsizlik, altyapı eksiklikleri, kalıcı konutların gecikmesi ve sosyal destek ihtiyacı, yurttaşların en sık dile getirdiği başlıklar arasında yer aldı. Kış, sahadaki gözlemlerinin depremin yalnızca doğal bir afet değil, aynı zamanda bir yönetim sorunu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. “Deprem Bir Günlük Değil, Hayatlık Bir Mesele” CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir hafta boyunca sahada yaptığı değerlendirmelerde de vurguladığı gibi, deprem bölgesinde sorunlar hâlâ tüm ağırlığıyla sürüyor. Kış, ziyaretler sırasında yapılan görüşmelerde yurttaşların en temel talebinin “unutulmamak” olduğunu belirterek, depremin yıl dönümleriyle sınırlı bir mesele olarak ele alınamayacağını söyledi. Kış, “Takvimler değişti ama konteynerlerdeki yaşam değişmedi. Deprem bitmedi, etkileri hâlâ sürüyor” değerlendirmesinde bulundu. Mersin’den Deprem Bölgesine Kesintisiz Dayanışma Depremin ilk anından itibaren Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Mersin’in CHP’li ilçe belediyeleri, deprem bölgelerinde aktif görev üstlenen yerel yönetimler arasında yer aldı. Arama kurtarma çalışmalarından sıcak yemek dağıtımına, geçici barınma alanlarının oluşturulmasından konteyner kentlerin kurulmasına kadar birçok alanda Mersin’in tüm imkânları depremzedeler için seferber edildi. Başta Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer olmak üzere, Mersin’in ilçe belediye başkanları da deprem bölgelerinde altyapı çalışmaları, içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri, temizlik ve sosyal destek faaliyetleriyle sahada olmayı sürdürdü. Kurulan konteyner kentler, yürütülen teknik destekler ve sürdürülen sosyal hizmetlerle Mersinli belediyeler, merkezi yönetimin boş bıraktığı alanlarda sorumluluk aldı. Gülcan Kış, bu tabloya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Deprem bölgesinde bugün hâlâ enkazın kaldırılması gerekiyorsa, bunu yapanlar CHP’li belediyelerdir. İktidarın yapmadığını, yerel yönetimler yaptı. İlk günden itibaren vardık, aylar geçmesine rağmen hâlâ buradayız. Bu bir siyasi tercih değil; kamucu bir sorumluluk anlayışıdır. Sahada gördüklerimiz bize şunu açıkça gösteriyor: İyi ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler var. Çünkü iktidarın yapmadıklarını, onlar el birliğiyle şehir şehir hayata geçiriyor.” “Boşluğu Dayanışma Doldurdu” Kış, deprem bölgesine yapılan ziyaretlerin yalnızca bir anma programı olmadığını, sahadaki gerçeklerin kayıt altına alınması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kalıcı konutların gecikmesi, altyapı sorunlarının devam etmesi ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği, ziyaret edilen tüm kentlerde ortak bir sorun olarak öne çıktı. CHP’li belediyelerin bu boşluğu dayanışmayla doldurduğunu belirten Kış, “Bu bölgelerde hayat, yerel yönetimlerin omuz vermesiyle ayakta kalıyor. Deprem bölgesini unutturmayacağız” dedi. “CHP Sahada Olmaya Devam Edecek” CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, bir haftalık saha programının ardından yaptığı değerlendirmede, CHP’li belediyeler, parti örgütü ve Genel Başkanlık düzeyinde deprem bölgesinde olmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu büyük yıkımın üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

CHP'li Çakırözer, Depremzede Üniversite Öğrencileri İle Buluştu Haber

CHP'li Çakırözer, Depremzede Üniversite Öğrencileri İle Buluştu

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Eskişehir’de deprem felaketinden etkilenen üniversite öğrencileriyle buluştu. Hatay ve Adıyaman’dan Eskişehir’e üniversite eğitimi almaya gelen öğrenciler aradan geçen üç yılda yaşadıklarını anlattı. Öğrencileri dinleyen CHP’li Çakırözer, “ 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Üç yıldır acılar dinmedi. Hem deprem bölgelerinde hem de başka şehirlerde depremden etkilenen yurttaşlarımızın yaşama tutunma mücadelesi sürüyor. Onlarla dayanışmayı hep birlikte büyütmeliyiz” çağrısını yaptı. DEPREMZEDE ÖĞRENCİLERİ DİNLEDİ Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat depremlerinin ardından üç yıl geride kaldı. 11 ili etkileyen depremlerde on binlerce yurttaş yaşamını yitirirken, deprem bölgelerinde barınmadan sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılar ile milyonların adalet arayışındaki ihmal ve eksiklikler sürüyor. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Eskişehir’deki üniversitelerde eğitim gören depremzede üniversite öğrencileri ile buluştu. Aradan geçen üç yılda öğrencilerin hem bulundukları şehirlerde hem de deprem bölgelerinde yaşadığı sorunları dinleyen Çakırözer, sorunların çözümü konusunda öğrencilerin kamu kurumları ile TBMM’den beklentilerini dinledi. “HALA KONTEYNERLERDE YAŞAYAN AİLELER VAR” Anadolu Üniversitesi ile Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi’ndeki çeşitli fakültelerde eğitim gören öğrenciler, deprem bölgelerinde ailelerinin yaşadığı sıkıntıları da anlattı. Hatay ve Adıyaman’da ailelerinin hala konteynerlerde yaşamaya devam ettiğini aktaran öğrenciler, “Aradan üç yıl geçti ama bölgede hala konteynerlerde yaşam mücadelesi veren ailelerimiz, akrabalarımız var. Özellikle kış döneminde büyük sıkıntılar devam ediyor. Elektrik kesiliyor, ısınma sorunu yaşanıyor. Ekonomik sıkıntılar devam ediyor. Kuradan TOKİ çıktığı halde ödemeye yapamayacağı için hakkını devreden insanlar var. Üç yıl geçti ama deprem bölgelerinde göçebe yaşamlar devam ediyor” dedi. “OKUMAK İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ” Ailelerinin ekonomik sıkıntıları nedeniyle çalışmak zorunda kaldıklarını da söyleyen öğrenciler, “Ailelerimiz zaten orada çok zor durumdalar. Bizim dışımızda üniversitede, ortaokulda okuyan kardeşlerimiz var. Hem onların durumu hem bizim durumumuz ailelerimizi zorluyor. Bizler de burada derslerimizden arta kalan zamanlarda çalışmak zorunda kalıyoruz. Çünkü okumak zorundayız” şeklinde yaşadıkları durumu anlattı. “OTOBÜS BİLETİ ALIRKEN BİLE DÜŞÜNÜYORUZ” Öğrenciler memleketlerine gitmek istediklerinde de büyük sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını anlatırken bir öğrenci, “Ben Adıyamanlıyım bayram gelecek Adıyaman’a gitmek istediğimde sadece gidiş bileti 2 bin lira. Gidiş dönüş 4 bin lira. Bu parayı veremeyeceğim için gidemiyorum. En azından böyle zamanlarda devlet bize destek sağlayabilir” dedi. “DAYANIŞMAYI BÜYÜTMELİYİZ” Öğrencileri dinleyen CHP’li Çakırözer, “Depremin ardından hem Eskişehir’imizde hem de Türkiye’nin diğer illerinde yaşama tutunmaya çalışan yurttaşlarımız birçok sorunla karşı karşıya. Özellikle öğrenciler hem ekonomik hem psikolojik zorluklar yaşıyor. 86 milyon hep birlikte dayanışmayı büyüterek bu yaraları saracağız. Meclis’te ve yerelde depremzede yurttaşlarımızın sorunlarının çözümü için çalışacağız” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.