SON DAKİKA
Hava Durumu

#Denetim

Porsuk Haber Ajansı - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Asu Kaya: "Yandaş STK'lara Yer mi Açılıyor?" Haber

Asu Kaya: "Yandaş STK'lara Yer mi Açılıyor?"

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, halk eğitimi merkezlerinde yaşanan kota krizi ve protokol uygulamalarını Meclis gündemine taşıdı. Kadın Kolları Başkanı ve Milletvekili Kaya, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde; 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin ders saati kotalarını, açılan kurs sayılarını, protokol yapılan STK’ları, tahsis edilen ders saatlerini, denetim mekanizmalarını ve tespit edilen usulsüzlükleri tek tek sordu. Asu Kaya yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Halk eğitimi merkezleri kamusaldır. Hiçbir yapı, hiçbir çevre, hiçbir protokol vatandaşın önüne geçemez. Eğer yurttaş kurs bulamıyor, usta öğretici ders saati alamıyor ama belirli protokollerle kontenjanlar dağıtılıyorsa burada açıklanması gereken ciddi bir tablo vardır. Kamusal eğitimde ayrıcalık olmaz. Şeffaflık ve eşitlik esastır.” Kota yetersizliği nedeniyle ders saati alamayan ve sosyal güvenceden mahrum kalan usta öğreticilerin yaşadığı mağduriyetin büyüdüğünü belirten Kaya: “Kadınlar meslek edinmek için kurs bekliyor. Usta öğreticiler emeklerinin karşılığını almak için ders saati bekliyor. Kamusal kaynaklar adil dağıtılmak zorundadır. Halkın hakkını kimseye tahsis ettirmeyiz.” dedi. CHP’li Kaya, konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve halk eğitimi merkezlerinin asli işlevine uygun, eşitlikçi ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması için mücadele edeceklerini vurguladı. MİLLİ EĞİTİM BAKANI YUSUF TEKİN’İN YANITLAMASI İSTEMİYLE YÖNELTİLEN SORULAR: • 2025 yılı için Türkiye genelinde ve Osmaniye il özelinde halk eğitimi merkezlerine toplam kaç ders saati vizesi (kota) tahsis edilmiştir? • 2025 yılında Türkiye genelinde ve Osmaniye’de toplam kaç kurs açılmıştır? Açılan kursların toplam ders saati süresi kaçtır? • 2025 yılında Türkiye genelinde ve Osmaniye’de, protokoller kapsamında hangi STK’lara kurs açma yetkisi verilmiştir? Bu STK’lara tahsis edilen ders saati miktarı ne kadardır? • Protokol imzalanan STK’ların seçiminde hangi objektif ve ölçülebilir kriterler uygulanmaktadır? Bu STK’ların eğitmen kadrolarının yeterliliği ve eğitim içerikleri Bakanlığınız tarafından hangi sıklıkla ve nasıl denetlenmektedir? • Son iki yıl içerisinde protokol kapsamında kurs açan STK’lara yönelik yapılan denetimlerde kaç adet usulsüzlük tespit edilmiştir? Bu tespitler sonucunda iptal edilen veya askıya alınan protokol bulunmakta mıdır? • 2026 yılı için Türkiye genelinde ve Osmaniye il özelinde planlanan toplam ders saati vizesi (kota) ne kadardır? • Kota yetersizliği nedeniyle ders saati alamayan ve sosyal güvenceden mahrum kalan usta öğretici sayısı Türkiye genelinde ve Osmaniye özelinde kaçtır? 2026 yılı planlamasında bu mağduriyeti gidermeye yönelik bir düzenleme öngörülmekte midir?

Odunpazarı Belediyesi’nden Pazarlarda Elektronik Tartı Denetimi Haber

Odunpazarı Belediyesi’nden Pazarlarda Elektronik Tartı Denetimi

Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, 5957 sayılı Kanun Pazar Uygulama Yönetmeliği kapsamında pazarlarda kullanılan ölçü ve tartı aletlerine yönelik denetimlerini sürdürüyor. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve haksız kazancın önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen uygulamalarda, elektronik tartıların doğruluğu titizlikle kontrol ediliyor. Denetimlerin ilk adresi Yenikent Kapalı Pazar Yeri olurken, ardından 75. Yıl Mahallesi’nde bulunan Kapalı Pazar Yerinde kontroller gerçekleştirildi. Ekipler Emek Kapalı Pazar Yerinde denetim yaptığı sırada bazı tezgâhlarda eksik gramaj tespit etti. Bunun üzerine ilgili esnafa gerekli cezai işlemler uygulandı. Kapalı pazarlarda öncelikli olarak yürütülen uygulama kapsamında, zabıta ekipleri pazar alanında “Tartı Kontrol Noktası” kurdu. Alışveriş yapan vatandaşlar satın aldıkları ürünleri bu noktada yeniden tarttırarak kontrol etme imkânı buldu. Uygulama sayesinde hem şeffaflık sağlandı hem de tüketicinin korunmasına yönelik önemli bir adım atıldı. Denetimler sırasında eksik gramaja rastlanan tezgâhlarda tutanak tutulurken, mevzuat çerçevesinde işlem yapıldı. Vatandaşlar uygulamadan duydukları memnuniyeti dile getirerek Belediye Başkanı Kazım Kurt ve zabıta ekiplerine teşekkür etti. Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, denetimlerin yalnızca kapalı pazar yerleriyle sınırlı kalmayacağını, ilçedeki diğer pazarlarda da düzenli olarak sürdürüleceğini belirtti. Yetkililer, vatandaşların haklarını korumaya yönelik kontrollerin aralıksız devam edeceğini vurguladı.

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!" Haber

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konut piyasasında ilan manipülasyonu, spekülasyon ve fahiş kira artışlarına ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanlığı’ndan gelen yanıtı sert sözlerle eleştirdi. Kış, “Bir yandan ‘sorun yok’ deniliyor, diğer yandan aynı metinde ceza kesildiği itiraf ediliyor. Bu yanıt krizi çözmüyor, krizi doğruluyor” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın yazılı cevabında, satılık konut ilanlarının geri çekildiğine dair bir tespit bulunmadığı savunulurken; fiyat manipülasyonu yaptığı belirlenen 1.423 kişi ve kuruluşa toplam 173 milyon 300 bin lira idari para cezası uygulandığı bilgisi yer aldı. Kış, bu tabloya dikkat çekerek, “Sorun yoksa bu cezalar neden kesildi?” diye sordu. TCMB Kira Haritası Gerçeği Gösterdi Kış, konut krizine ilişkin değerlendirmesini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan “Değerlemesi Yapılan Konutların Birim Kiraları” verileriyle destekledi. TCMB verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kira metrekare başına 224,75 TL oldu. Ortalama 100 metrekarelik bir konut için bu rakam 22 bin 475 TL’ye ulaştı. “Bugün net asgari ücret 28 bin 75 TL. Türkiye ortalaması kira 22 bin 475 TL ise, geriye kalanla fatura mı ödenecek, gıda mı alınacak, ulaşım mı karşılanacak?” diyen Kış, “Bu tablo, tek başına yaşamayı fiilen imkânsız hale getiriyor. Barınma temel hak olmaktan çıkmış, lüks hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı. İstanbul’da Kira Asgari Ücreti Aştı TCMB verilerine göre 100 metrekarelik bir konutta ortalama kira İstanbul’da 36 bin 786 TL ile en yüksek seviyeye çıktı. İstanbul’u 32 bin 528 TL ile Muğla, 25 bin 218 TL ile İzmir izledi. En düşük kira ortalaması ise 9 bin 400 TL ile Mardin oldu. 10 bin TL’nin altında kalan tek şehir yine Mardin olarak kaydedildi. Kış, “İstanbul’da ortalama kira asgari ücreti aşıyorsa burada artık ‘piyasa’ değil, açık bir sosyal adalet krizi vardır. İnsanlara ‘şehir değiştirin’ mi denilecek?” diye konuştu. Mersin’de Artış Yüzde 2295 Kış, Mersin’e ilişkin verilerin de tabloyu doğruladığını vurguladı. TCMB’ye göre Mersin’de 100 metrekarelik bir konutun ortalama kirası 17 bin 489 TL seviyesinde. Ancak daha çarpıcı olanın artış oranı olduğuna dikkat çeken Kış, 2018’in ilk çeyreği ile 2025’in son çeyreği arasında Mersin’de kira artışının yüzde 2295,8’e ulaştığını söyledi. “Bu artış oranı, konutun nasıl bir barınma krizine dönüştüğünün açık belgesidir” diyen Kış, “Gelir artışıyla açıklanamayacak bu tablo, denetimsizlik ve spekülasyonun sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “Denetim Şikâyet Beklemek Değil, Re’sen Müdahaledir” Bakanlığın “kendilerine bu yönde bir başvuru yapılmadığı” yönündeki yaklaşımını da eleştiren Kış, “Devletin görevi yurttaştan dilekçe beklemek değildir. Barınma gibi temel bir alanda denetim, re’sen yapılır. ‘Başvuru yok’ demek sorumluluktan kaçmaktır” dedi. “Konut Yatırım Oyuncağı Değil, Barınma Hakkıdır” Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Kış, şunları söyledi: “İlan manipülasyonu, fiyat tutma, spekülasyon… Adı ne olursa olsun sonuç aynı: Yurttaş evinden ediliyor, kira kıskacında eziliyor. Konut yatırım oyuncağı değil, barınma hakkıdır. Bu kriz ‘sorun yok’ denilerek değil; kamucu, caydırıcı ve şeffaf bir denetimle çözülür.”

İl Başkanı Talat Yalaz: "Davalar Hukuki Değil Siyasidir!" Haber

İl Başkanı Talat Yalaz: "Davalar Hukuki Değil Siyasidir!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından son günlerde gündeme gelen Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerine yönelik iddianameler hazırlandığına yönelik iddialara yanıt verildi. CHP Eskişehir İl Binasında düzenlenen basın toplantısına İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İl Disiplin Kurulu Başkanı Muratcan Cırık, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, Tepebaşı Belediye Meclis Üyesi Atilay Dalgıç ile İl ve İlçe Yöneticileri katıldı. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Son günlerde servis edilen iddianameler üzerinden yürütülen tartışmaların hukuki değil, bilinçli biçimde siyasi bir zemine çekilmek istendiğini üzülerek görüyoruz. Malumunuz üzere ülkemizde uzun süredir yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi bir tartışma konusudur. Muhalefet belediyelerine yönelik her idari sürecin ceza soruşturmasına dönüştürülmesi ve iddianame düzenlenecek boyuta getirilmesi yargının siyasallaştığı yönündeki kaygıları daha da artırmaktadır. Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerimize karşı yapılan bu itibarsızlaştırma operasyonunun altını açıkça çizelim: Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur. Ortada hüküm yoktur. Ortada yalnızca iddialar vardır. Hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesi hiçe sayılarak, henüz yargılama dahi başlamamışken kamuoyu nezdinde bir mahkûmiyet algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen bazı çevreler, bahse konu iddiaları fırsata çevirmeye çalışarak daha yargılama süreci başlamadan hüküm dağıtmakta; belediyelerimizi itibarsızlaştırmaya, kamuoyunda algı oluşturmaya ve siyasi rant üretmeye çalışmaktadır. Bu tutum, hukuk devletinin değil, siyasallaşmış bir düzenin dili ve yöntemidir. • Tepebaşı Belediyesi’ne ilişkin dosya, ruhsata aykırı eklentilere yönelik yapılan işlemler üzerinden şekillenmiştir. Davaya konu yere ilişkin yoğun şikayetler vardır. CİMER başvuruları vardır. Kolluk kuvvetlerinin tespitleri vardır. Belediye, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerekli uyarıları yapmış, denetim görevini yerine getirmiştir. Bir belediyenin asli sorumluluğu olan imar düzenini sağlama görevi bugün suç gibi sunulmaktadır. Oysa kamu düzenini ve şehir planlamasını korumak, belediyelerin görevidir; keyfiyet değil, kamusal sorumluluktur. Dava son derece ilginç bir davadır. Müşteki benim taşınmazımı neden yıktınız demiyor. Yıkmamanız gerekirdi demiyor. Yıkmasaydınız da demiyor. Diyor ki: benim binam kaçak yapıydı eyvallah yıktınız. Peki diğerlerini neden yıkmadınız diyor. Tepebaşı Belediyemiz de diyor ki: başkalarını da yıktık. Senin taşınmazınla ilgili yürütmenin durdurulması istedin reddedildi. Diğerlerinden bir kısmı yürütmenin durdurulması aldı. Acil olan yerlerin bir kısmında doğrudan teminle yıkım yapıldı. Bir kısmında şartlar gereği yıkım ihalesi açıldı. İhaleye giren olmadı yıkılamadı. Ya da sonra ihale edildi ve bir kısmı daha sonra yıkıldı. Konu bu kadar basittir. Biz kimsenin siyasi koruması altında değiliz. Bizim tek dayanağımız kanundur. Kim hukuka aykırıysa işlem görür. Kim mevzuata uyuyorsa başımızın tacıdır. Yani bakınız özetle şunu diyorum. Ahmet Başkan ve bazı bürokratları; yıkmaları gereken kaçak bir yapıyı yıktıkları için yargılanıyorlar. Buradan hareketle biz biliyoruz ki mesele hukuki değil; buradan siyasi sonuç üretme çabasıdır. • Odunpazarı Belediyesi’ne yönelik iddia da teknik bir olayın “ihaleye fesat” gibi ağır bir suçlamaya dönüştürülmesidir. Davaya konu akaryakıt ve petrol istasyonuna ilişkin ihalede ihalenin şartnamesi ilgili müdürlük tarafından hazırlanmış ve gerekli yasal prosedürler yerine getirilerek ihaleye çıkılmıştır. İhalenin olduğu gün ve saatte ihaleye katılacak olan istekliler ihale salonunda hazır olur ve teklif mektubunu da içeren belgelerini zarf içinde komisyona sunarlar, komisyon da zarfın içindeki belgeleri kontrol eder, belge kontrol tutanağına kaydeder. Belge kontrol tutanağının 13 nolu bölümünde “EPDK Akaryakıt Lisansı” başlığı bulunmaktadır. İhaleye katılan iki firmanın da lisansı ve ekinde ihale şartnamesinin 7.2. maddesinde belirtilen ilk beş akaryakıt firması ile çalışacağına dair taahhütnameleri de bulunmaktadır. Taahhütnamelerinde yazmış oldukları akaryakıt kuruluşlarının (Petrol Ofisi, Shell, Opet, BP, Güzel Enerji) 2022 yılı Haziran ayına ait EPDK Petrol Piyasası Sektör Raporu’na göre satış miktarı itibarı ile ilk beş firma olduğu görülmüştür. Bayiler bağlı oldukları veya bağlanmayı taahhüt ettikleri dağıtıcının lisansı altında faaliyet gösterir ve faaliyetleri dağıtıcı lisansının kapsamındadır. İhaleye katılacak olanların dağıtım lisanslı olabileceği gibi bayi lisanslı olması halinde ise mutlaka dağıtım lisanslı bir firma ile entegrasyon halinde olması gerekir. Katılımcı firmaların sundukları lisans ve taahhütname bu kapsamda değerlendirilerek, şartnameye uygun olduğu görülmüş ve ihale üstün kamu yararı da gözetilerek sonuçlandırılmıştır. İhale sırasında herhangi bir itiraz veya sonrasında ihalenin iptali için herhangi bir başvuru da olmamıştır. Netice olarak söz konusu ihalenin muammen bedeli aylık 65.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen aylık kira bedeli en yüksek teklif itibarı ile 130.000,00 TL’ye yükselmiştir. Söz konusu ihalede 5 milyon TL peşinat alınmış ve sayıştay raporlarında da kamu zararı olmadığı açıkça ortaya konulmuştur. Keza ihaleyi alan firma taahhüt ettiği akaryakıt kuruluşlarından biri ile anlaşma sağlamıştır. Bu hali ile herhangi bir kamu zararı olmadığı aksine kamunun menfaatinin olduğu açıktır. İhaleye birden fazla katılımcı olması da rekabetin olduğunun göstergesidir. İhale şeffaf şekilde gerçekleşmiş olup, hem yerel kanallarda hem de belediyeye ait sosyal medya hesaplarında canlı olarak yayınlanmıştır. İhalede görev yapanların rekabetin ortadan kaldırılması, engellenmesi veya sınırlandırılması yönünde bir çaba veya kastı bulunmamaktadır. Tüm bunlardan özetle ihale kapsamında yapılan iş ve işlemler hukuka ve mevzuata uygundur. Şimdi bu iki başarılı belediye başkanı üzerinden bir algı inşa edilmek istenmektedir. “Kayyum” gibi gerçek dışı senaryolar bilinçli bir şekilde dolaşıma sokularak hem yerel yönetimlere hem de seçilmişlere gözdağı verilmek istenmektedir. Yurttaşlarımızın takdirini defalarca sandıkta kazanmış başkanlarımızı seçimle yenemeyenlerin, masa başı senaryolarla yıpratma çabası kimseyi şaşırtmamaktadır. Açık konuşalım; belediyelerimiz görevini yapınca suçlanıyor. Gelir artırınca suçlanıyor. Denetim yapınca suçlanıyor. Şeffaflık sağladığında hedef alınıyor. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın yanında durduğunda rahatsızlık yaratıyor. Bu tablo hukuk devleti refleksi değildir; bu tablo siyasetin yargı üzerinden dizayn edilmeye çalışıldığının en somut örneğidir. Biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Biz bağımsız ve tarafsız bir yargı düzenini savunuyoruz. Biz yurttaşlarca seçilmişlerin yargı sopasıyla hizaya getirilmeye çalışılmasına karşı çıkıyoruz. Demokrasi yalnızca sandık günü değil, sandıktan sonra da halk iradesine saygıyı gerektirir. Tepebaşı’nda da Odunpazarı’nda da halkın iradesi vardır. Sandıkta alınmış güçlü bir meşruiyet vardır. Tüm Türkiye’ye örnek olmuş, sosyal adaleti ve kamusal yararı önceleyen bir belediyecilik anlayışı vardır. Bu iradeyi yok saymaya yönelik her girişim, yalnızca iki belediyeye değil, doğrudan demokrasiye ve Eskişehir halkına yöneliktir. Son olarak açıkça ifade ediyorum. İki davada hukuki değil, siyasidir. Buradan bu davaların çığırtkanlığını yapan AKP’lilere sesleniyorum. En iyi hukukçularınızı, en iyi avukatlarınızı bulun getirin. Canlı yayında hukuki boyutuyla tartışalım. Eskişehir AKP İl başkanı benimle canlı yayına çıkmaya çekiniyor. En iyi politikacılarınızı getirin. Canlı yayında siyasi boyutu ile de değerlendirelim. Kamuoyu önünde tartışmaktan korkmayın. En büyük terazi de en büyük tartı da halkın vicdanında ki tartıdır. Biz o tartıdan da hukuki yargılamalardan da korkmayız. Ahmet Başkanın da Kazım Başkanın da bu davalarda yargılanan bürokratlarında yanındayız. Alnımız açık başımız diktir. Korkmadan yılmadan Eskişehir halkına hizmet etmeye ve mücadeleye devam edeceğiz."

Esnafların Sıkıntı, Dert ve Sorunları Katlanarak Devam Ediyor Haber

Esnafların Sıkıntı, Dert ve Sorunları Katlanarak Devam Ediyor

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı, esnafların yaşadığı sıkıntılar ve finansmana erişimde karşılaştığı zorluklarla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Basın toplantısında konuşan İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Değerli Katılımcılar haftalık değerlendirmelerimizde Milletimizin her kesimi ile ilgili aktarımlarda bulunuyoruz. Daha önce de değindiğimiz özellikle esnaf kesiminden gelen talep ve yakınmaları bugün vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Geldiğimiz günde esnaf olan özellikle küçük çaplı işletmeler ve işyerlerinde ilimiz özelinde ve genel anlamda sıkıntı dert ve sorunlar bitmek yerine katlanarak devam etmektedir. Bitmeyen kriz yaratılarak ekonominin kitabının yeniden yazıldığı bir dönemde emekli ve asgari ücretlinin ezildiği bir süreçte, maalesef ekonominin en asli unsurlarından esnaflarımız bu devirde kimse esnaf olmasın sözünün tam ortasında durmaktadır. Esnafın desteklemesi gereken, sorunlarının çözülmesi için kurulan bankalar, birlikler, odalar maalesef gelinen günde siyasetin gölgesinde etkisiz faydasız ve sorun çözemez bir konuma getirilmişlerdir. İlk ve en acil olarak şu örneği vermek istiyoruz. Esnaf kredi kefalet kooperatifleri vasıtasıyla esnafın en yoğun kullandığı ve can suyu diye lanse edilen destek kredilerine bırakın ulaşmayı istenen evrak ve mevzuatı aşmak bile neredeyse imkansız olmuştur. Borcunu ödemek çarkları döndürmek kepengini açmak için kaynak ihtiyacı olan esnaflarımızdan kredi talep ettiği anda borcu yoktur yazısı ve temiz sicil belgesi istenmektedir. Günümüz şartlarında bırakın esnafı borcu olmayan bir Türk Vatandaşı var mı bunu sormak istiyoruz. Bu mevzuatı hazırlayan bu ülkede yaşamıyor mu veya Milletten haberi yok mu diyoruz. Uygulamanın düzenleneceği yerde etkinleştirilmesi esnafla dalga geçmek değil midir? Esas amaç küçük esnafı bitirmek midir diye soruyoruz. 2025 yılında TESK verilerine göre Türkiye’de toplam 120.423 esnaf faaliyet sonlandırmış. Yani günde 330, Saatte 13 ekmek kapısına kilit vurulmuş oluyor. Artan vergi yükü SGK primleri elektrik doğalgaz faturaları personel maliyetleri ve bahsettiğimiz finansmana erişim zorluğu bu kapanmaları tetiklemiş yanında orantısız denetimler, belediyelerin uyguladığı denetim ve ceza sistemleri gerçekten esnafı canından bezdirmiş ve gelinen sonucu doğurmuştur. 2025 oranlarının 2026 sonunda daha ağır olacağı bugünden aşikardır. Yani Değerli Katılımcılar ekmek kapıları, ekmek tekneleri, tezgahlar birer birer kapanmaya, kilit vurulmaya devam edecek gibi görünmektedir. Sektörlere göre esnaf Hemşehrilerimizin ilettiği bazı sorunları bu noktada sıralamak istiyoruz. Özellikle gayrimenkul ve otomotivde sistemin işlemesinde etkin olan ve kayıt dışılığı en çok yaşayan emlak, otomotiv sektörüne 2026 başı itibarıyla getirilen yıllık sorma ver vergisi olan 40.000 TL harç uygulaması bütün vergilerini veren, resmiyet harçlarını zaten ödemeden işlem yapamayan sektör bileşenleri için Deli Dumrul vergisi olmuştur. Özellikle şehrimizde belediyelerin uyguladığı yaya alanları denetimleri esnafa ait tabelalara el konulması ve operasyonla toplanması tepki toplamakta mali zarara yol açmaktadır. Belediyelerin uyguladığı imar planları neticesi oluşan alanlardaki esnaflar üzerinde işgaliye baskısı her gün ceza yazılır bir duruma gelmiş bulunmaktadır. Buradan belediyelerimize sesleniyoruz. Lütfen esnafın canını yakmayın zaten problemler büyük zaten gün zor kurtuluyor. Eğer ikaz edilmesi gereken durumlar var ise bu bir süreç ile yapılsın ve yanlışa ısrarla uymayan var ise gereği yapılsın. Yoksa şafak operasyonlarıyla tabela toplamak Eskişehir’e ve İnsanına yakışan bir görüntü olarak durmuyor diyoruz. Son cümlede bir tarafta nasıl emekli, asgari ücretli ezim ezim ezilirken, ekonomik krizin suçlusu olurken, ölmediler denilirken, yasal hırsız denilirken, şükürsüzler denilirken bu tarafta da küçük esnaf olan insanlarımız için olumsuz her uygulama denetim her türlü baskı ve yıldırma maalesef yasalar kullanılarak son sürat sürmektedir. Torpilli yandaşlara büyük firmalara milyarlar verilirken, vergileri af edilirken, her türlü destek, teşvik sağlanırken maalesef küçük esnaf bitsin diye elden ne gelirse bir bir eksiksiz yapılmaya devam edilmektedir. Kasa başına vergi memuru oturtmak nedir arkadaşlar Hangi ülkede görülmüş bir uygulama Türk esnafına reva görülmektedir, el insaf diyoruz. Yani sistem diyor ki her şartta senin dükkanın tezgahın yarısı benim kalanı senin Biz bu anlayış bu durum kabul edilemez diyoruz. Bunlar yaşanırken Esnafın sesi savunucusu olması gereken Birlik Başkanları kendi dertlerine düşmüş protokol kovalamakta ve esnafın yanında değil siyasetin yanında durmaktadırlar. Buradan hodri meydan diyoruz. Dediklerimize doğru değil desinler. Şu uygulamayı engelledik, bunu hayata geçirdik, şu mağduriyeti giderdik desinler. Diyemezler on yıllardır konumlandıkları koltuklarda siyasetin gölgesinde oturuyorlar ve esnaf bunların umurlarında değil diye iddia ediyoruz. Bu konuda esnaf için kendini parçalayan, koşturan görevinin hakkını veren muhatapları tenzih ediyor, kendilerini selamlıyoruz bunu belirtmekte fayda var. Değerli katılımcılar. Esnafın sıkıntı ve sorunlarına değindiğimiz basın toplantımızda son olarak geçtiğimiz günlerde gündeme yansıyan. Ankara’da yaşayan Aylık 500.000 TL kazanmasına, devletten maaş almasına rağmen geçim sıkıntısı çeken Tekirdağlı Köfteciye vicdanımız el vermedi. İYİ Parti Odunpazarı olarak destek vermek için bir kumbara koymak istedik Biliyorsunuz bu ülkede her fatura fakire alt gelir grubuna emekliye asgari ücretliye emekçiye çıktığı için bahsi geçene yine en duyarlı kesim olarak bizler el uzatalım dedik. Mübarek Ramazan Ayını idrak etmeye hazırlandığımız günlerde lütfen boş geçmeyin ne verirseniz elinizle gelir sizinle diyoruz Katılımınıza teşekkür ederek Yüce Allah Esnafın İşçinin Köylünün derdinden tasasından anlayacak yöneticiler nasip etsin diyoruz."

Odunpazarı'nda Zabıta 7/24 Sahada Haber

Odunpazarı'nda Zabıta 7/24 Sahada

Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde kamu düzenini sağlamak ve vatandaşların sağlıklı, güvenli bir çevrede yaşamalarını temin etmek amacıyla yoğun bir çalışma yürütüyor. Yaya yolları, seyyar satıcılar, iş yerleri ve kamusal alanlarda yapılan denetimlerle kurallara aykırı uygulamalara müdahale ediliyor. Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından sadece 2025 yılı boyunca yapılan çalışmalar kapsamında; seyyar satıcı denetimleri, kaldırım ve yol işgalleri, iş yeri kontrolleri, çevre ve görüntü kirliliğine yönelik uygulamalar başta olmak üzere çok sayıda alanda denetim gerçekleştirildi. İLÇE GENELİNDE YOĞUN DENETİM MESAİSİ Halk sağlığının korunması amacıyla özellikle gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere yönelik denetimler yıl boyunca aralıksız sürdürülüyor. Ruhsat kontrolleri, hijyen şartları, gramaj ve etiket denetimleri kapsamında binlerce işletme inceleniyor. Zabıta Müdürlüğü ekipleri, 2025 yılı boyunca halk sağlığının korunması amacıyla gıda üretimi ve satışı yapan işletmeler başta olmak üzere ilçe genelindeki iş yerlerine yönelik yoğun denetimler gerçekleştirdi. Ruhsat, hijyen koşulları ve mevzuata uygunluk kapsamında yapılan kontrollerde binlerce işletme incelenirken, tespit edilen eksiklikler doğrultusunda gerekli yasal işlemler uygulandı. Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yıl içinde 9 bin 314 gıda, hijyen, fiyat-etiket ve gramaj denetimleri yaparken, 5329 sayılı Kabahatler kanuna göre 913 işlem yaptı. 1554 adet, 1604 ve 5957 sayılı idari yaptırım tutanağı düzenledi. Zabıta müdürlüğü ekipleri, yıl boyunca toplam 21 bin 558 idari yaptırımda bulundu. PARA CEZALARI UYGULANDI Zabıta ekipleri, çevre kirliliğinin önlenmesi ve kent estetiğinin korunması amacıyla izinsiz afiş, tabela ve işgallere karşı da denetimlerini sürdürüyor. Kaldırım işgalleri, uygunsuz reklam unsurları ve çevreyi olumsuz etkileyen uygulamalarla ilgili gerekli müdahaleler gerçekleştiriliyor. 2025 yılı boyunca gerçekleştirilen denetimler sonucunda, mevzuata aykırı faaliyetler hakkında idari yaptırımlar uygulandı. Yıl genelinde kesilen cezaların toplam tutarı 16 milyon 414 bin 224 lira 23 kuruş olarak kayıtlara geçti. Denetimler kapsamında ayrıca 530 adet pazaryeri devir işlemi tamamlandı. Kabahatler Kanunu çerçevesinde yapılan işlemler sonucunda toplam 2 milyon 406 bin 346 lira idari para cezası uygulanırken, 1604 ve 5957 sayılı idari yaptırım tutanağı doğrultusunda 4 milyon 578 bin 59 lira ceza kesildi. Kaldırım ve yol işgali ile ilgili 1 milyon 665 bin 89 lira 23 kuruş ceza kesildi. AMAÇ: DAHA YAŞANABİLİR BİR ODUNPAZARI Odunpazarı Belediyesi yetkilileri, zabıta ekiplerinin özverili çalışmalarıyla ilçede yaşam kalitesinin artırılmasının hedeflendiğini belirterek, denetimlerin önümüzdeki dönemlerde de aynı kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. Yapılan denetimlerin cezalandırma amacı taşımadığını belirten yetkililer, asıl amacın kent düzenini sağlamak ve vatandaşların sağlıklı, güvenli bir ortamda yaşamalarını temin etmek olduğunu kaydetti. Yetkililer, vatandaşların olumsuzluklarla karşılaşmaları halinde 444 26 00 numaralı Halk Masası hattına başvurabileceklerini söyledi.

CHP'li Kış: ''Bu Düzenleme CHP’li Belediyeleri Hedef Alıyor'' Haber

CHP'li Kış: ''Bu Düzenleme CHP’li Belediyeleri Hedef Alıyor''

CHP Mersin Milletvekili ve TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyesi Gülcan Kış, komisyonda görüşülen Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne sert eleştiriler yöneltti. Kış, konut, çevre, mülkiyet, denetim ve yerel yönetimlere ilişkin birçok başlığın aynı torba içinde düzenlenmesini “merkeziyetçi, sorumluluktan kaçan ve seçilmiş iradeyi zayıflatan bir siyasi tercih”olarak niteledi. Komisyondaki konuşmasında torba yasa pratiğinin artık bir istisna değil, kalıcı bir yönetim yöntemi haline geldiğini vurgulayan Kış, “Her torba yasada yetki Ankara’da toplanıyor, sorumluluk belirsizleştiriliyor. Yerel yönetimlerin, yurttaşın ve seçilmiş iradenin alanı sistematik biçimde daraltılıyor” dedi. Acele kamulaştırma istisna olmaktan çıkarılıyor Teklifte sosyal konut ve yeni yerleşim alanları gerekçesiyle acele kamulaştırmanın olağan bir uygulamaya dönüştürüldüğüne dikkat çeken Kış, acele kamulaştırmanın ancak savaş, afet ve zorunlu hallerde başvurulabilecek istisnai bir yöntem olduğunu hatırlattı. “500 bin konut vaadine yetişmek için olağanüstü yetkileri olağan hale getiriyorsunuz” diyen Kış, mülkiyet hakkının idari takvimlere ve siyasi hedeflere göre askıya alınamayacağını vurguladı. TOKİ’ye miras yetkisi: Hukuk değil tahsilat esas alınıyor Teklifte TOKİ’ye verilen yetkilerin de ciddi sakıncalar içerdiğini belirten Kış, mirasçılık gibi yargısal güvence gerektiren bir alanda idarenin tek taraflı yetkilendirilmesini eleştirdi. TOKİ’nin doğrudan alacaklı konumda olduğuna işaret eden Kış, “Yargı denetimi zayıflatılıyor; hukuk devleti ilkesi yerine tahsilat öncelikli bir anlayış getiriliyor” değerlendirmesinde bulundu. Kartalkaya uyarısı: Yetki var, sorumluluk yok Yangın güvenliği ve denetim başlıklarında getirilen düzenlemelere de değinen Kış, Kartalkaya’daki yangın faciasını hatırlatarak, “Yetkinin parçalandığı, sorumluluğun belirsizleştiği bir sistemde herkes yetkili oluyor ama kimse hesap vermiyor” dedi. Kış, can güvenliği gibi hayati bir konuda hesap verebilirliğin ortadan kaldırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Deprem gerçeği ve jeoloji mühendisleri Teklifin deprem gerçeğiyle bağdaşmadığını da belirten Kış, zemin ve temel etütlerine ilişkin düzenlemelerin jeoloji mühendislerini ve mevcut bilimsel denetim sistemini dışladığını söyledi. “Depremlerde binlerce can kaybetmiş bir ülkede yapılması gereken bilimi ve mühendisliği güçlendirmektir; bu düzenleme ise meslek alanlarını tasfiye ediyor” diyen Kış, bu yaklaşımın yapı güvenliğini ve kamu yararını riske attığını ifade etti. “Asıl niyet 17’nci maddede açıkça görülüyor” Teklifin geneline ilişkin değerlendirmelerinin ardından 17’nci maddeye özel vurgu yapan Kış, bu maddenin teknik değil, doğrudan siyasi bir düzenleme olduğunu söyledi. 17’nci maddeyle belediyelerin ve belediye şirketlerinin şirket kurma, ortak olma, kooperatif kurma ve hisse edinme faaliyetlerinin Cumhurbaşkanı iznine bağlandığını hatırlatan Kış, “Bu bir denetim düzenlemesi değildir; açık bir izin rejimidir” dedi. Mevcut mevzuatta belediyelerin şirket kurma yetkisinin açıkça tanımlı olduğunu belirten Kış, daha önce yargı tarafından reddedilen bir uygulamanın bu kez kanun yoluyla geri getirilmeye çalışıldığını ifade etti. “Kriteri olmayan, sınırı olmayan bu yetki keyfiliğe ve siyasallaşmaya açıktır” diye konuştu. “Bu düzenleme CHP’li belediyeleri hedef alıyor” 17’nci maddenin fiiliyatta hangi sonuçları doğuracağına da dikkat çeken Kış, “Hangi belediyeye izin verilecek, hangisine verilmeyecek? Bunun ölçütü kanunda yok” diyerek düzenlemenin sınırsız takdir yetkisi yarattığını vurguladı. CHP’li belediyelerin kadın kooperatifleri, üretici birlikleri ve sosyal projelerle yurttaşın hayatına doğrudan dokunduğunu hatırlatan Kış, “Bu madde, sandıkta kaybedilen belediyeleri masada Saray iznine bağlama girişimidir” dedi. “Torba yasayla ülke yönetilmez” Konuşmasının sonunda teklifin bütününe karşı olduklarını net bir dille ifade eden Kış, “Biz denetime karşı değiliz; ancak sınırı, kriteri ve hukuki güvencesi olmayan bir izin rejimine karşıyız. Yerel yönetimleri adım adım işlevsizleştiren bu anlayışı kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı. Kış, Cumhuriyet Halk Partisi olarak mülkiyet hakkını, can güvenliğini, meslek alanlarını ve seçilmiş iradeyisavunmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu torba yasa bu haliyle geçemez” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.