SON DAKİKA
Hava Durumu

#Denetim

Porsuk Haber Ajansı - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

​İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici Çifteler'de Haber

​İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici Çifteler'de

Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, ilçe ziyaretleri kapsamında sağlık hizmetlerini yerinde incelemeye devam ediyor. Son durağı Çifteler Devlet Hastanesi olan Bildirici, ilçedeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için yürütülen çalışmaları yerinde değerlendirdi. ​Çifteler’de Sağlık Hizmetlerine Kapsamlı Değerlendirme ​İl Sağlık Müdürü Bildirici’ye ziyaretinde Destek Hizmetleri Başkanı Erol Yılmaz eşlik etti. Hastane yönetimiyle bir araya gelen Bildirici, sunulan sağlık hizmetlerinin güncel durumu, hastane altyapısı ve devam eden projeler hakkında detaylı bilgi aldı. Ziyaretin odak noktasını, hizmet kalitesinin artırılması ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması oluşturdu. ​Sağlık Birimleri Yerinde İncelendi ​Ziyaret sırasında sadece masa başı değerlendirmelerle yetinilmeyerek, hastanenin tüm birimleri tek tek gezildi. Birim incelemeleri sırasında: ​Mevcut altyapı eksiklikleri tespit edildi. ​Hizmet işleyişindeki verimlilik analiz edildi. ​Gelecek dönemde planlanan iyileştirme çalışmaları üzerinde duruldu. ​Personelle Görüş Alışverişi ve Teşekkür ​Hastanede görev yapan sağlık çalışanlarıyla da bir araya gelen Doç. Dr. Yaşar Bildirici, personelin talep ve önerilerini dinledi. Sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarının önemine değinen Bildirici, şu ifadeleri kullandı: ​"Vatandaşlarımıza sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini daha da yükseltmek temel hedefimizdir. Bu noktada büyük bir gayretle çalışan personelimize teşekkür ediyor, çalışmalarımızdaki kararlılığımızı sürdürüyoruz." ​Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, ilçelerdeki sağlık tesislerinin standartlarını yükseltmek amacıyla bu tür denetim ve inceleme ziyaretlerinin periyodik olarak devam edeceğini bildirdi.

Eskişehir Eğitim Sendikaları Okulda Şiddet ve Güvenlik Taleplerini Açıkladı Haber

Eskişehir Eğitim Sendikaları Okulda Şiddet ve Güvenlik Taleplerini Açıkladı

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen okul saldırıları, eğitim camiasını ayağa kaldırdı. Eskişehir’de bir araya gelen Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Eğitimin Gücü-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Teç-Sen, yaptıkları ortak basın açıklamasıyla eğitimdeki güvenlik zafiyetine ve sistemin çöküşüne dikkat çekti. Sendikalar adına konuşan Teç-Sen Eskişehir İl Temsilcisi İsmail Sakarya, okulların "en güvensiz alanlar" haline geldiğini vurguladı. ​"Okul Koridorlarında Umut Değil, Silah Sesleri Yankılanıyor" ​Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta öğrenciler tarafından gerçekleştirilen saldırıların sadece bir asayiş vakası olarak görülemeyeceğini belirten İsmail Sakarya, meselenin yapısal bir sorun olduğunu ifade etti. Sakarya, "Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Bu sistem onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. O öfke bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor" sözleriyle sistemin iflasını dile getirdi. ​Güvenlik Politikaları Sınıfta Kaldı ​İstanbul Çekmeköy’de hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik öğretmenin acısı tazeyken yaşanan bu son faciaların bir "çöküş" olduğunu savunan sendika temsilcileri, geçici tedbirlerin artık çözüm olmadığını belirtti. Açıklamada, okulların bilim ve aklın merkezi olması gerekirken, çocukların canını kurtarmak için pencerelerden atladığı mekanlara dönüştüğü gerçeği sert bir dille eleştirildi. ​Eğitim Sendikalarının Acil Talepleri ​Ortak açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı'na yönelik şu acil çözüm maddeleri sıralandı: ​Kadrolu Güvenlik ve Sağlık: Her okula kadrolu güvenlik görevlisi, revir ve sağlık personeli atanmalıdır.​ Denetim ve Hijyen: Okul girişlerinde etkin denetim sağlanmalı, yeterli kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.​ Sosyal Destek: Rehber öğretmen sayıları artırılmalı ve sosyal hizmetlerle güçlü bir bağ kurulmalıdır.​ Beslenme Hakkı: Her öğrenciye ücretsiz, sağlıklı yemek ve temiz içme suyu sunulmalıdır. ​Baskıya Son: CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan mobbing ve baskı mekanizmaları kaldırılmalıdır.​"Okulları Güvensiz Bırakanlar Sorumluluktan Kaçamaz" ​Eğitimin bir güvenlik meselesinden ziyade en temel kamusal hak olduğunu hatırlatan İsmail Sakarya, taleplerin bir lütuf değil, zorunluluk olduğunu ifade etti. Sakarya, "Okul giriş-çıkışlarının denetimi, nitelikli personel istihdamı ve psikososyal destek artık bir tercih değil, açık bir zorunluluktur. Bu tablonun sorumluları kaçamaz; biz buradayız ve mücadeleden geri adım atmayacağız" diyerek tüm Türkiye'ye "Artık yeter" çağrısında bulundu.

Türkiye Pestisit Bildiriminde Dünya İkincisi Sofradaki Tehlike Büyüyor Haber

Türkiye Pestisit Bildiriminde Dünya İkincisi Sofradaki Tehlike Büyüyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımdaki girdi maliyetlerinin kontrolsüz artışına ve Türkiye’nin pestisit kullanımındaki endişe verici tabloya dikkat çekti. Gürer, Türkiye'nin pestisit bildirimlerinde dünya ikincisi olduğunu vurgulayarak, "Vatandaş parasıyla zehir satın alıyor" uyarısında bulundu. ​CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında Türkiye tarımının içinde bulunduğu krizi verilerle ortaya koydu. Mazot ve gübre fiyatlarındaki fahiş artışlar ile pestisit kullanımındaki tehlikeli boyutlar toplantının ana gündem maddeleriydi. ​Üretim Giderek İmkansızlaşıyor: Mazot 80 Liraya Dayandı ​Üretim maliyetlerinin çiftçiyi iflasın eşiğine getirdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, girdi kalemlerindeki artışın sürdürülebilir olmadığını söyledi. Gürer, "Mazot Ocak ayında 54 liraydı, şimdi 80 liraya dayandı. Gübre, tohum ve elektrik zamları üretimi riskli kılıyor. Her gün yeni bir zam dalgasıyla karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı. ​İran’daki Saldırı Gübre Fiyatlarını Vurdu ​4 Nisan 2026 tarihinde İran’daki petrokimya tesislerine düzenlenen hava saldırılarının Türkiye’deki gübre piyasasını doğrudan etkilediğini ifade eden Gürer, fiyatlardaki korkunç artışı rakamlarla özetledi. 2020 yılında tonu 1.860 TL olan Üre gübresinin 33.900 TL’ye, 1.100 TL olan Amonyum sülfatın 20.300 TL’ye ve 2.140 TL olan DAP gübresinin ise 41.900 TL’ye yükseldiğini belirtti. Gübretaş’ın iştiraki olan Razi Petrochemical tesislerindeki hasar nedeniyle üretime ara verilmesinin, piyasayı daha da zora soktuğu vurgulandı. ​Pestisit Tehlikesi: Türkiye Dünya İkincisi! ​Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden (RASFF) en çok pestisit bildirimi alan ikinci ülke olduğunu hatırlatan Gürer, gıda güvenliği konusunda çarpıcı veriler paylaştı. Dünya ortalaması hektar başına 2.6 kg iken, Türkiye’nin en yoğun üretim yapılan illerinde (Konya hariç) bu oranın 9.5 kg’a kadar çıktığını açıkladı. ​Gürer, "Özellikle biber, domates ve narda kalıntı sorunu çok büyük. 2026’nın ilk üç ayında şimdiden 118 bildirim yapıldı. Avrupa’nın kapıdan çevirdiği bu zehirli ürünlerin iç piyasada tüketilip tüketilmediği derhal açıklanmalıdır" dedi. ​Çözüm Önerileri: Analiz Zorunlu Olmalı ​Vatandaşın sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için iktidara çağrıda bulunan CHP’li Gürer, acil çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı: ​Marketlerde Laboratuvar Zorunluluğu: Büyük marketlerin bünyelerinde analiz laboratuvarı kurması zorunlu hale getirilmeli ve sonuçlar müşteriye sunulmalıdır. ​Toptancı Halleri: Haller bünyesinde gelişmiş kalıntı analiz laboratuvarları kurulmalı, pestisitli ürünün şehre girişi engellenmelidir. ​Sıkı Denetim: Yasaklı ve kaçak pestisit satışı üzerindeki denetimler artırılmalı, çiftçiye doğru ilaçlama yöntemleri eğitimi verilmelidir. ​Gürer, açıklamasını şu sözlerle bitirdi: "Artan maliyetler nedeniyle her geçen gün daha pahalıya ürün alan yurttaş, bir de parasıyla zehirli ürün tüketmemelidir. Bu bir halk sağlığı meselesidir ve sorumluluk doğrudan iktidarın omuzlarındadır."

ESKİ’den Dev Altyapı Hamlesi Haber

ESKİ’den Dev Altyapı Hamlesi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ), kent genelinde kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarında gerçekleştirdiği temizlik ve görüntüleme çalışmalarıyla altyapıyı modernize ediyor. 2025 yılında 57 bin metre hattı temizleyen ekipler, 2026 yılında yüksek teknolojili kameralarla denetimleri sıkılaştırdı. ​Altyapıda Dijital Denetim: 360 Derece Kamera Sistemi ​ESKİ Genel Müdürlüğü, altyapı hatlarındaki arıza risklerini minimuma indirmek için teknolojik imkanları seferber ediyor. 2025 yılı boyunca 50 bin metre kanalizasyon ve 7 bin metre yağmur suyu hattı olmak üzere toplamda 57 bin metre altyapı hattında temizlik çalışması yapıldı. Ayrıca şehir genelinde 10 bin 454 adet ızgara temizlenerek olası su taşkınlarının önüne geçildi. ​2026 yılı itibarıyla saha faaliyetlerini artıran ekipler, şu yöntemleri kullanıyor: ​Kombine Kanal Açma Araçları: Hat içi birikintiler güçlü vakum sistemleriyle temizleniyor. ​Yüksek Çözünürlüklü Kameralar: 360 derece dönebilen kamera sistemleriyle boru içindeki kırık, çatlak ve deformasyonlar erkenden tespit ediliyor. ​Planlı Onarım: Görüntüleme sonuçlarına göre altyapı ömrünü uzatacak onarım süreçleri devreye alınıyor. ​ESKİ’den Kritik Uyarı: "Islak Mendiller Altyapıyı Tehdit Ediyor!" ​Altyapı temizliği sürerken, ESKİ Genel Müdürlüğü vatandaşları atık su sistemini tıkayan evsel atıklar konusunda uyardı. Yapılan incelemelerde, arıtma tesislerindeki en büyük tıkanıklık nedeninin ıslak mendiller olduğu belirlendi. ​Tuvalet Kağıdı Gibi Parçalanmıyor! ​ESKİ yetkilileri, ıslak mendil ve hijyenik pedlerin yapısı gereği suda çözünmediğine dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu: ​"Islak mendiller ve hijyenik ürünler, yüksek lif içerikleri nedeniyle boru hatlarında birikerek zincirleme tıkanıklıklara yol açıyor. Bu atıklar kesinlikle tuvalete değil, çöp kutusuna atılmalıdır. Altyapı sistemlerinin sağlıklı işleyişi için vatandaşlarımızı duyarlı olmaya davet ediyoruz." ​Periyodik Bakım ile Kesintisiz Hizmet ​Sürdürülen bu titiz çalışmalar sayesinde Eskişehir’de taşkın riskleri azaltılırken, çevresel olumsuzlukların da önüne geçiliyor. ESKİ, altyapı sistemlerinin ömrünü uzatmak ve kesintisiz hizmet sunmak için 2026 yılı boyunca denetimlerine aralıksız devam edecek.

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda! Haber

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Eskişehir Şubesi, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, su kaynaklarının üzerindeki baskının kritik seviyeye ulaştığını vurguladı. Bilimsel veriler ışığında yapılan uyarıda, Eskişehir’in yeraltı su rezervlerinin yanlış kullanım ve iklim krizi nedeniyle büyük risk altında olduğu belirtildi. ​TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında bir basın açıklaması yayımlayarak su yönetiminde bilimsel temelli bir yaklaşımın aciliyetine dikkat çekti. Açıklamada, suyun ticari bir meta değil, temel bir yaşam hakkı olduğunun altı çizilirken; "Vahşi sulama", "kaçak kuyular" ve "plansız kentleşme" konularında sert uyarılarda bulunuldu. ​"Eskişehir'in Yeraltı Suları Risk Altında" ​Jeoloji mühendisliğinin yeraltı sularının korunmasındaki stratejik rolüne değinilen açıklamada, Eskişehir havzasındaki duruma dikkat çekildi. Şehrin önemli bir yeraltı suyu havzası üzerinde yer aldığı ancak bilinçsiz tüketimin bu mirası tükettiği ifade edildi: ​"Şehrimiz, yeraltı suyu açısından zengin bir havzada bulunmasına rağmen; tarımsal sulamadaki yanlış yöntemler ve kontrolsüz çekimler nedeniyle su seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanmaktadır. Yeraltı suları sanıldığı gibi sınırsız değildir." ​Bilimsel Planlama ve Denetim Çağrısı ​JMO Eskişehir Şubesi, su krizinin derinleşmemesi için 5 temel çözüm önerisini kamuoyuyla paylaştı: ​Hidrojeolojik Etüt Şart: Su yönetimi mutlaka bilimsel planlamaya dayanmalı. ​Kaçak Kuyulara Son: Denetimler sıkılaştırılmalı, kaçak kuyu açılması engellenmelidir. ​Modern Sulama: Tarımda 'vahşi sulama' terk edilerek modern tekniklere geçilmelidir. ​Ürün Deseni Planlaması: Şehrin tarımsal ürün seçimi, su rezervlerine göre yapılmalıdır. ​Bütüncül Politika: Kentleşme ve sanayi planlarında yeraltı su rezervleri ana kriter olmalıdır. ​"Su Bir Kamu Hakkıdır" ​Açıklamada iklim krizinin yağış rejimlerini değiştirdiği ve kuraklık riskini artırdığı hatırlatılırken, suyun yönetiminde kamu yararının gözetilmesi gerektiği vurgulandı. "Su, ticari bir meta değil; herkes için eşit ve adil erişilmesi gereken bir haktır" denilen metinde, özelleştirme ve rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği belirtildi. ​"Geleceğimizi Korumak İçin Ortak Akıl" ​Son olarak, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet eden JMO Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, "Suyun olmadığı bir dünyada yaşamak düşünülemez. Su kaynaklarını korumak, geleceğimizi korumaktır" ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı Haber

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 350 bin ton ithal mısırı 12 bin 200 TL/ton fiyatla satışa sunmasını, hem ithalat verileri hem de önceki alım fiyatları üzerinden değerlendirdi. “İTHALAT UCUZA, SATIŞ PAHALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı ithalat verilerini belirterek, “2026 yılında 513 bin 595 ton mısır ithal edilmiş ve bunun karşılığında 121 milyon 760 bin 961 dolar ödenmiş. Bu da ton başına yaklaşık 237 dolar, yani 10 bin 185 TL demektir. Siz bu ürünü getirip 12 bin 200 TL’ye satıyorsunuz. Arada yaklaşık 2 bin TL fark var. Çiftçi değil kurum kazanmanın peşinde ,” dedi. “2025’TE MİLYARLARCA DOLARLIK İTHALAT” CHP’li Ömer Fethi Gürer, ithalata dayalı politikanın sürekliliğine dikkat çekerek 2025 verilerini de paylaştı. Gürer, “2025 yılında 5 milyon 70 bin ton mısır ithal edilmiş, bunun için 1 milyar 256 milyon dolar ödenmiş. Ton başına fiyat yaklaşık 248 dolar, yani 9 bin 596 TL. Türkiye her yıl milyarlarca doları ithalata harcıyor” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİDEN DÜŞÜK FİYATA AL, İTHALİ DAHA PAHALIYA SAT” Ömer Fethi Gürer, en çarpıcı çelişkinin ise TMO’nun alım ve satış fiyatları arasında olduğunu belirterek, “2025 yılında TMO, yerli üreticiden mısırı 11 bin 300 TL/ton fiyatla aldı. Bugün ithal ettiği mısırı 12 bin 200 TL’ye satıyor. Yani çiftçinin ürününü daha düşük fiyata alırken, ithal ürünü daha yüksek fiyata piyasaya veriyor.,” diye konuştu. “350 BİN TONLUK SATIŞ İTHALAT ZİNCİRİNİN DEVAMI” TMO’nun 350 bin tonluk satış kararının yapısal sorunun bir parçası olduğunu belirten Gürer, “Piyasayı düzenlemek adına yapılan bu satış, aslında üretim planlamasının yapılmadığının itirafıdır. Yerli üretim desteklenmediği için çözüm ithalatta aranıyor. TÜİK verilerine göre Ülkemizde mısır üretimi ise 2023 yılına göre 2024 yılında %10,0 oranında azalarak 8,1 milyon ton oldu. 2024 yılına göre de 2025 yılında mısır üretimi ise %4,9 oranında artarak 8,5 milyon ton oldu. Ülkemizin Mısır ürünü ihtiyacı 10 milyon ton civarında olduğu ifade ediliyor. Bu açık giderilebilir. İktidar bu açığı gidermek yerine ithalat yapıyor. Yurt içi fiyatın altında fiyatla mısır getirip yurt içi verdiği fiyat üzerinde fiyatla satış yaparak kar etmeye çalışıyor. Kamu kar için değil piyasayı dengelemek ve destek için var” dedi “PEŞİN ÖDEME ŞARTI” Peşin ödeme zorunluluğunu da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Besici ve sanayici zaten yüksek maliyetler altında eziliyor. Ahır giderleri, elektrik, yem ve finansman maliyetleri ortada. Buna rağmen ‘peşin öde’ demek desteklemek değil” ifadelerini kullandı. “DENETİM DEĞİL, POLİTİKA YANLIŞ” TMO’nun “fiili tüketim” ve sıkı denetim uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, “Sorun denetim eksikliği değil, yanlış tarım politikalarıdır. Siz üretimi artıracak adımlar atmazsanız, ithalat bağımlılığı büyümeye devam eder.” dedi. “ÇÖZÜM: ÇİFTÇİYİ DESTEKLE, İTHALATI AZALT” Gürer açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin toprağı da var, çiftçisi de var. Yapılması gereken ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi desteklemektir. Alım fiyatları maliyetin üzerinde belirlenmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve planlı üretime geçilmelidir. Aksi halde bu tablo değişmez; kazanan ithalatçı, kaybeden çiftçi olur.”

Asu Kaya: "Yandaş STK'lara Yer mi Açılıyor?" Haber

Asu Kaya: "Yandaş STK'lara Yer mi Açılıyor?"

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, halk eğitimi merkezlerinde yaşanan kota krizi ve protokol uygulamalarını Meclis gündemine taşıdı. Kadın Kolları Başkanı ve Milletvekili Kaya, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde; 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin ders saati kotalarını, açılan kurs sayılarını, protokol yapılan STK’ları, tahsis edilen ders saatlerini, denetim mekanizmalarını ve tespit edilen usulsüzlükleri tek tek sordu. Asu Kaya yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Halk eğitimi merkezleri kamusaldır. Hiçbir yapı, hiçbir çevre, hiçbir protokol vatandaşın önüne geçemez. Eğer yurttaş kurs bulamıyor, usta öğretici ders saati alamıyor ama belirli protokollerle kontenjanlar dağıtılıyorsa burada açıklanması gereken ciddi bir tablo vardır. Kamusal eğitimde ayrıcalık olmaz. Şeffaflık ve eşitlik esastır.” Kota yetersizliği nedeniyle ders saati alamayan ve sosyal güvenceden mahrum kalan usta öğreticilerin yaşadığı mağduriyetin büyüdüğünü belirten Kaya: “Kadınlar meslek edinmek için kurs bekliyor. Usta öğreticiler emeklerinin karşılığını almak için ders saati bekliyor. Kamusal kaynaklar adil dağıtılmak zorundadır. Halkın hakkını kimseye tahsis ettirmeyiz.” dedi. CHP’li Kaya, konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve halk eğitimi merkezlerinin asli işlevine uygun, eşitlikçi ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması için mücadele edeceklerini vurguladı. MİLLİ EĞİTİM BAKANI YUSUF TEKİN’İN YANITLAMASI İSTEMİYLE YÖNELTİLEN SORULAR: • 2025 yılı için Türkiye genelinde ve Osmaniye il özelinde halk eğitimi merkezlerine toplam kaç ders saati vizesi (kota) tahsis edilmiştir? • 2025 yılında Türkiye genelinde ve Osmaniye’de toplam kaç kurs açılmıştır? Açılan kursların toplam ders saati süresi kaçtır? • 2025 yılında Türkiye genelinde ve Osmaniye’de, protokoller kapsamında hangi STK’lara kurs açma yetkisi verilmiştir? Bu STK’lara tahsis edilen ders saati miktarı ne kadardır? • Protokol imzalanan STK’ların seçiminde hangi objektif ve ölçülebilir kriterler uygulanmaktadır? Bu STK’ların eğitmen kadrolarının yeterliliği ve eğitim içerikleri Bakanlığınız tarafından hangi sıklıkla ve nasıl denetlenmektedir? • Son iki yıl içerisinde protokol kapsamında kurs açan STK’lara yönelik yapılan denetimlerde kaç adet usulsüzlük tespit edilmiştir? Bu tespitler sonucunda iptal edilen veya askıya alınan protokol bulunmakta mıdır? • 2026 yılı için Türkiye genelinde ve Osmaniye il özelinde planlanan toplam ders saati vizesi (kota) ne kadardır? • Kota yetersizliği nedeniyle ders saati alamayan ve sosyal güvenceden mahrum kalan usta öğretici sayısı Türkiye genelinde ve Osmaniye özelinde kaçtır? 2026 yılı planlamasında bu mağduriyeti gidermeye yönelik bir düzenleme öngörülmekte midir?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.