SON DAKİKA
Hava Durumu

#Demokrasi

Porsuk Haber Ajansı - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili Arslan: ''Bu Bir Disiplin Süreci Değil, Siyasi Mühendislik Girişimidir'' Haber

Milletvekili Arslan: ''Bu Bir Disiplin Süreci Değil, Siyasi Mühendislik Girişimidir''

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, kritik Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesinde Merkez Yönetim Kurulu (MYK) tarafından milletvekillerine yönelik alınan ihraç ve disiplin hamlelerini sert bir dille eleştirdi. Arslan, yaşanan süreci bir "parti içi darbe" ve "siyasi mühendislik girişimi" olarak nitelendirerek derhal Olağanüstü Seçimli Kurultay kararı alınması çağrısında bulundu. CHP Parti Meclisi toplantısı öncesinde, partideki ihraç ve disiplin süreçlerine yönelik en sert tepkilerden biri CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’dan geldi. Arslan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''CHP MYK'nın, Parti Meclisi toplantısından saatler önce aldığı bu karar tesadüf değildir. Bu bir disiplin süreci değil, siyasi mühendislik girişimidir. Çünkü İhraç edilmek istenen milletvekillerimizden dördü yarın toplanacak Parti Meclisinin üyesidir. Partinin Grup Başkanvekilleri, Genel Başkan Yardımcıları, milletvekilleri ve Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı hakkında, partinin anayasası olan tüzüğün vermediği bir yetkiyle parti içi darbeyle, işlem yapılmaya kalkışılmaktadır. Amaç ne disiplin ne de hukuk değildir. Amaç Parti Meclisi iradesine müdahale etmek, CHP'yi tasfiye ederek zayıflatmak ve parçalamaktır. Cumhuriyet Halk Partisi bugün yalnızca kendi geleceğini savunmuyor. CHP, milyonlarca yurttaşın demokrasi, adalet ve değişim umudunun son kalesidir. Bu nedenle yarın verilecek karar yalnızca CHP'nin değil, Türkiye'nin geleceğine ilişkin bir karar olacaktır. Bu oyunu bozmak da, bu kumpası dağıtmak da Parti Meclisi üyelerinin elindedir ve tarihsel ödev, görev ve sorumluluklarıdır. Parti Meclisi üyeleri derhal Olağanüstü Seçimli Kurultay kararı almalıdır. Parti Meclisi, tüzük dışı tasfiye ve ihraç girişimlerine geçit vermemelidir. Bu iki kararın alınmaması halinde; CHP'nin daha fazla yıpratılmasının ve parçalanmasının da siyasi ve tarihsel sorumluluğu olacaktır. Çünkü yarın verilecek karar yalnızca Parti Meclisi tutanaklarına değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve Türkiye demokrasisinin tarihine geçecektir. Tarih bazen insanlara makam değil, sorumluluk yükler. Yarın o sorumluluk Parti Meclisi üyelerinin omuzlarındadır.''

CHP’de Kadın Kolları’ndan Ortak Çağrı: "Kurultay Hemen İlan Edilmeli" Haber

CHP’de Kadın Kolları’ndan Ortak Çağrı: "Kurultay Hemen İlan Edilmeli"

​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları İl Başkanları, partinin geleceğine dair kritik bir ortak açıklamaya imza attı. Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal ın destek verdiği ve 77 il başkanının katılımıyla yayınlanan bildiride, kurultay sürecinin 25 Temmuz 2026 tarihinden önce başlatılması talep edildi. ​Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları İl Başkanları, bir araya gelerek partinin izleyeceği yol haritasına dair güçlü bir mesaj verdi. "Eşitlik, Adalet ve Demokrasi" vurgusuyla yayınlanan ortak açıklamada, partinin birlik ve beraberliği ile iktidar hedefi öne çıkarıldı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Eşitlik, Adalet ve Demokrasi İnancımızla: Kadınlar Kurultaya, CHP İktidara Hazır! ​Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, ülkemizi karanlığa sürüklemek isteyen ceberrut iktidara karşı en güçlü mücadele hattını örenler; sokaklarda, meydanlarda ve hayatın her alanında direnen Cumhuriyet kadınlarıdır. ​Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği partimizi ve demokrasimizi felç etme girişimlerine karşı, CHP Kadın Kolları örgütü olarak tarihi bir sorumlulukla sesimizi yükseltiyoruz. ​Bizler, kurulduğu günden bu yana gücünü halktan ve parti içi demokrasiden alan asırlık çınarın kadın neferleriyiz. ​Siyaseti mahkeme salonlarına sıkıştırarak örgütümüzün iradesini ipotek altına almaya çalışan tüm oyunları bozacak iradeye sahibiz. Çözüm, yaratılmak istenen kaosta değil; partimizin en demokratik ve meşru alanı olan kurultayımızda halkın ve örgütün sesine kulak vermektir. ​Bu doğrultuda, partimizin geleceğini şekillendirecek büyük kurultay tarihinin 25 Temmuz 2026’dan önce olacak şekilde vakit kaybetmeksizin ilan edilmesi, örgütümüzün en net ve ortak talebidir. ​Açıkça ve Kararlılıkla İlan Ediyoruz: ​Bizim yürüyüşümüz, örgütün egemenliğini ve halkın değişim arzusunu iktidara taşıma yürüyüşüdür. Bu yürüyüşün öncüleri; seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’dur. ​Partimiz içinde hiçbir ayrışmaya ikiliğe ya da motivasyon kaybına tahammülümüz yoktur. Meselemiz geçim derdiyle boğuşan milyonların, yaşam hakkını savunan kadınların ve geleceğe umutla bakmak isteyen çocukların memleket meselesidir. 81 ilde, milyonlarca üyemizin ve değişim isteyen kadınların gücüyle, dayatılan bu cendereden güçlenerek çıkacağız. ​Türkiye’nin kaybedecek tek bir günü bile yoktur. Biz kadınlar, inancımız ve emeğimizle Cumhuriyet Halk Partimizi önce kurultaya, sonra da iktidara taşımaya kararlıyız. ​İrademiz Örgüt, Gücümüz Millet, Yolumuz İktidardır!''

Saadet Partisi’nden Gençlere Çağrı: "Siyasetin Kıyısında Değil, Merkezinde Olun" Haber

Saadet Partisi’nden Gençlere Çağrı: "Siyasetin Kıyısında Değil, Merkezinde Olun"

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Başkanı Şevket Ünal, Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmak isteyen gençleri siyasete aktif katılım sağlamaya davet etti. Gençlerin karar alma süreçlerinde daha fazla temsil edilmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, "Türkiye’nin yarınlarını birlikte inşa edelim" dedi. ​Türkiye’nin geleceğinin gençlerin omuzlarında yükseleceğini ifade eden Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Başkanı Şevket Ünal, gençlerin sadece eğitim veya sosyal yaşamda değil, siyasetin merkezinde yer alması gerektiğini belirtti. ​"Gençler Karar Alma Süreçlerinden Uzaklaştırılmamalı" ​Gençlerin ülke gündemini yakından takip ettiğini ve geleceğe dair somut beklentileri olduğunu dile getiren Ünal, birçok gencin kendisini karar alma süreçlerinden dışlanmış hissettiğine dikkat çekti. Ünal, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: ​"Bugünün gençleri, yarının yöneticileri, akademisyenleri, girişimcileri ve karar vericileridir. Gençlerin önemli bir bölümü kendilerini siyasi süreçlerden uzak hissetmekte ve yeterince temsil edilmediklerini düşünmektedir. Oysa güçlü bir demokrasi, gençlerin fikirlerini özgürce ifade edebildiği ve geleceğe yön verebildiği bir ortamla mümkündür." ​"Sorunların Çözümünde Gençlerin Enerjisine İhtiyaç Var" ​Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarının ancak gençlerin enerjisi ve yenilikçi fikirleriyle aşılabileceğini belirten Şevket Ünal, gençleri siyasetin dışına itmenin bir kayıp olduğunu savundu. Saadet Partisi’nin gençlere yönelik yaklaşımının diğer partilerden ayrıştığını vurgulayan İl Başkanı, "Milli Görüş hareketinin temelinde yer alan adalet, ahlak ve liyakat anlayışı, gençlerin geleceğe dair beklentileriyle tam olarak örtüşmektedir" diye konuştu. ​Saadet Partisi'nden Gençlere Davet: "Birlikte İnşa Edelim" ​Saadet Partisi'nin gençleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan bir anlayışla hareket etmediğini belirten Ünal, gençleri karar alma süreçlerinin doğal bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. ​Şevket Ünal, çağrısını şu sözlerle tamamladı: "Ülkesinin geleceğine sahip çıkmak isteyen tüm genç kardeşlerimizi düşünmeye, sorgulamaya, üretmeye ve siyasete katılmaya davet ediyoruz. Türkiye’nin daha adil ve daha yaşanabilir bir ülke olması için gençlerin fikirlerine ihtiyacımız var. Kapımız, yarınları birlikte inşa etmek isteyen tüm gençlere açıktır."

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında Türkiye ve Eskişehir gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu. İl Başkanı Demir, mevcut iktidarı ve muhalefet içindeki gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. ​"Demokrasi, Adalet ve Liyakat Esas Olmalı" ​Konuşmasına Türkiye’nin temel değerlerine vurgu yaparak başlayan Hasan Demir, bir ülkenin kalkınmasının demokrasi, adalet ve liyakat ilkelerine bağlı olduğunu belirtti. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini "üstünlerin hukukuna" bıraktığını savunan Demir şu ifadelere yer verdi; "Basın açıklamamı, Türk milletinin yaşam kalitesini arttırmak için ne gibi unsurlara dört elle sarılmak gerektiğini beyan ederek başlamak istiyorum. Bir ülkenin ekonomisi, kültürü, birçok dokusu öncelikle demokrasi, daha sonra adalet ve liyakat ilkelerine bağlıdır. Evet, demokrasi, adalet ve liyakat. Başta Zafer Partisi lideri Profesör Doktor Ümit Özdağ olmak üzere muhalif partilere ve kadrolara yapılanlar bize net olarak göstermektedir ki hukukun üstünlüğü ilkesi yerini üstünlerin hukukuna bırakmış durumdadır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923 yılında kurulduğu zaman diliminde hukukun üstünlüğünü her daim şiar edinmiş bir devletken maalesef son süreçler bize net olarak göstermektedir ki üstünlerin hukuku anitibarıyla ülkemizde hızlı bir ilerleme katetmiş ve hukuk gerçekten rafa kaldırılmış durumda. Bu hadiseyi ne zaman yaşamaya başladık? Son 3 sene içerisinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turu sonrası Sayın Bahçeli'nin "Her şey değişecek, umarız Türkiye değişmez." söylemleri sonrası görmeye başladık. Bir süreç başladı 2024 Ekim'de ve bu süreç terörü yasallaştırma, terörist başına da statü sahibi etme üzerine tayin edilmeye çalışıldı ve devam ediyor. İran Savaşı her ne kadar baskılamış olsa da belli unsurlar bu konuda çalışmalarını yapmaya devam ediyor. Beraberinde özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası söylediğim gibi muhalif kadrolara ve sivil inisiyatife sürekli bir operasyon, sürekli anlamsız sıkıntılarla hemhal olmak zorunda bırakılıyor. Bugün, tarihsel bir demokrasi rezilliğinin yaşandığı günlerden birisi. Cumhuriyet Halk Partisinin biliyorsunuz anitibarıyla kanunen bir ama görünen 2 tane genel başkanı var. Kanunen kabul edilmiş, YSK tarafından kabul edilmiş genel başkanı Özgür Özel ortadan kaldırılıp yerine ikame bir genel başkan arayışı ve arzusuyla Kemal Kılıçdaroğlu konuşlandırılmak isteniyor. Türk demokrasisi çok ciddi sınavlardan, geçmişte beyan ettiğimiz gibi çok ciddi sınavlardan geçiyor. Bu sınavlardan geçerken Türk milleti ne gibi sorunlar yaşıyor? Bunları da kesinlikle es geçmeden anlatmak zorundayız. Türk milleti yoğun bir ekonomik krizin altında ezilme eşiğinde. Memuruyla, emeklisiyle, çiftçisiyle, hayvancısıyla, esnafıyla herkes bu krizin altında ezilme ve hayatını idame etmede sorunlar yaşamakta. Geçen hafta belirlenen özellikle tarımsal faaliyet yapan çiftçimizin taban fiyat denkleminde yaşadığı hadiselerde gösteriyor ki çiftçimiz de unutulmuş durumda ve tarım, bir şekilde mevcut hükûmetin plansız planları üzerinden maalesef zora sokulmaya çalışılmakta. Hayvancılık aynı şekilde, et ve süt ürünleri artık ulaşılamaz hal almaya başlarken maalesef üretici, aracı ve tüketici, herkes muzdarip. İnsanlar gıdaya erişmekte gerçekten zorlanır hal almış durumda. İnsanlar yaşayamıyor. Mutluluk, doğru yaşam kalitesine entegre bir kavramdır. Maalesef mutluluğumuzu her gün mevcut süreçlerin bize yaşattıkları vasıtasıyla kaybeder bir toplum haline gelmeye başladık. Özellikle son dönemlerde üstüne basa basa Türk milletini bir, bütün, beraber olma noktasında sevk ettiğimiz her arayış, birtakım mihraklar ve odaklar tarafından bölünme noktasına sevk edilmeye çalışılıyor. Son dönemlerde yaşadığımız olayları da en son sunumumda belli örneklerle sizlerle paylaşacağım. Eskişehir'de bu esnada neler yaşanıyor? Eskişehir'de gariptir ki hafta sonu bir sendika seçiminde transfer vekil bir cümle sarf etti. Dedi ki: "Ben olduğum sürece, kendisi olduğu sürece sağlık sektöründeki kamu arazileri hiçbir şart altında özelleştirilemeyecekmiş." Neymiş efendim? Kendisi olduğu sürece. Yani kendisi olmadığı zaman bu ülkede neler yaşanacağını hiç kimse zihninde canlandıramayacak bu ülkede. Cumhuriyet bu değil, demokrasi bu değil, adalet bu değil. Sayın vekile buradan Zafer Partisi İl Başkanı olarak sesleniyorum. Senin varlığın 86 milyonu ne kadar etkileyebilir? Yokluğun ne kadar etkileyebilir? Sen ancak kendi alanında ufak oyunlarınla hemhal ol. Türk milletinin derdiyle hemhal olsaydın zaten göstermiş olduğun tavrı göstermez, muhaliflerin oylarına sahip çıkar, muhalefet partinizde milletvekilliğine devam ederdin. Amma velakin 80.000'in üzerindeki oyu hükûmete resmen peşkeş çektin ve utanmadan kalkıyorsun, "Ben olduğum sürece bu arsalar devletin olmaya devam edecek." diyorsun. Hadi canım sen de. Şatafattan, saray yaşantısından hiçbir tasarruf sağlamayan hükümet, Türk milletine hizmet odaklı kurulan, başta postaneler olmak üzere birçok alanda maalesef tasarrufu öngördü. Geçen hafta standart yaptığımız mahalle ziyaretleri esnasında Orhangazi Mahallemizde gördük ki haftanın 2 gününe açılması, 2 gününe planlanan PTT şubesi, orada yaşayan binlerce insanı mağdur ediyor. Bu uygulama Türkiye'nin, pardon Eskişehir'in her mahallesinde net olarak görünüyor. Tasarruf tedbirlerini halka hizmet üzerine şekillendiren ama kendi şatafatlı hayatlarına hiçbir tasarruf getirmeyen hükümet, zaten o yüzden mevcut süreçleri örseliyor, baltalıyor ve sandığı önümüze getirme cesaretini sergileyemiyor. Ve beraberinde başka bir konumuz var Eskişehir özelinde. Devlet Demiryollarına ait atıl bölgelerin Eskişehir halkının hizmetine sunulması arzusu. Evet, 4 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan, AKP İl Başkanı tarafından beyan edilen, milyonlarca liranın müteşebbis tarafından yatırılacağı beyan edilen bir ihale vardı 4 Haziran'da. Bildiğimiz kadarıyla ayın 22'sine ertelendi ve bu ihale neticesinde Eskişehir halkının kazanacağı ne var sorularını da buradan Sayın Başkana net olarak sormak istiyorum. Bu alanlar, bir an önce Eskişehir halkının sosyal hayatına dahil edilmesi gereken alanlar. Eskişehir, Türkiye'deki standartların üzerinde yeşil alana sahip bir şehir olsa da merkezi sıkışmış durumda. Hoşnudiye Mahallesi'nde insanlar nefes alacak yer arıyor ve bu yerler maalesef şu an atıl vaziyette duruyor. Evet, gelelim son hadiseye. Türk milletini böldürmeyeceğiz. Bütünlüğü asla ve asla ortadan kaldırtmayacağız. Hangi odak, hangi sistem bunu arzu ederse etsin Zafer Partisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri hiçbir şartta Türk milletini böldürmeyecek. Bir Suriye, bir Irak buradan çıkartmayacak. Bununla beraber 3 tane görselle sizin, bir paylaşım yapmak istiyorum. Şu an elimde gördüğünüz 1. görsel. Bu görselde bir yayınevinin genel yayın yönetmeni olduğunu bildiğimiz bir zatımuhterem, Türk milletinin, Türk toplumunun ayrılmaz parçası olan Çerkezlere yönelik sosyal medyasında yaptığı iğrenç paylaşımı görüyorsunuz. Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olan Çerkezlere yaptığı iğrenç bir paylaşım. Bu paylaşımı kendisine Zafer Partisi İl Başkanı olarak iade ediyorum. İkincisi, burada gördüğünüz görsel yine Türk milletini bölmek, parçalamak adına tayin edilmiş Samsun'un Terme ilçesinde hükümetin belediye meclis üyesi Rümeysa Eker tarafından sosyal medyada yayınlanmış bir paylaşım. Türkiye Cumhuriyeti'ğinin kurucu felsefesine hakaret üstüne hakaret yağdıran bir paylaşım. Aynı şekilde Türk milletini bölüp parçalama üzerine tayin ediliyor. Ve son olarak, bununla alakalı onlarca örnek var ama son bir hafta yaşadığımız 3. örnek. Evet, bu da Rahmi Koç. Rahmi Koç ne yaptı. Kendisi meşhur Koç ailesinin onursal başkanı. Ne yaptı. Bir sağlık kuruluşu açılışında bir kelam sarf etti, iğrenç bir kelam. Yine Türk milletini bölecek, parçalayacak, değerlerini yok edecek bir kelam. Biz buna müsaade etmeyeceğiz ama şu altta gördüğünüz görselde 32 dişi görünen dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım'a da buradan sormak istiyorum. Bu iğrenç hikaye anlatılırken kahkahalar içerisinde gülecek ne gördünüz. Bu toplumu neden birbirinden ayrıştırma arzusundasınız. Neden bu ülkeyi Suriye gibi, Irak gibi parça parça hale getirmeye çalışıyorsunuz. Biz İstiklal Harbi'ni vermiş yüce Türk milletinin evlatları olarak tekrar tekrar beyan ediyoruz. Bu oyunlara, bu tuzaklara 86 milyon Türk vatandaşı düşmeyecek ve biz bunun için kanımızın son damlasına kadar net olarak mücadele edeceğiz."

Meclis Üyesi Mert Eke: "Halk İradesine Müdahale Edenler Tarihten Ders Almalı" Haber

Meclis Üyesi Mert Eke: "Halk İradesine Müdahale Edenler Tarihten Ders Almalı"

Odunpazarı Belediye Meclisi’nde konuşan CHP Meclis Üyesi Mert Eke, Türkiye siyasi tarihinden çarpıcı örnekler vererek halk iradesine yönelik müdahalelere tepki gösterdi. Eke, "Tarih, sandığa müdahale edenlerin her zaman kaybettiğini kanıtlıyor" dedi. ​Odunpazarı Belediyesi Meclis Toplantısı’nda söz alan Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Üyesi Mert Eke, Türkiye’de yaşanan son gelişmeleri "Cumhuriyet, adalet ve demokrasi adına utanç verici" olarak nitelendirdi. Konuşmasında, geçmişten günümüze halk iradesinin üzerine kurulan baskıların sandıkta nasıl karşılık bulduğunu hatırlatan Eke, iktidar odaklarına "tarihten ders alın" çağrısında bulundu. ​"Tarih, Sandığa Müdahale Edenlerin Hüsranını Yazdı" ​Mert Eke, Türkiye siyasi tarihinde halkın iradesine yapılan müdahalelerin her zaman ters teptiğini vurgulayarak şu örnekleri paylaştı: ​27 Mayıs ve Adnan Menderes: Darbe sonrası Menderes’in mirasını sahiplenen Süleyman Demirel, halkın desteğiyle rekor oyla iktidara geldi. ​12 Mart ve Deniz Gezmiş: İdamların ardından yapılan seçimlerden Bülent Ecevit liderliğindeki CHP birinci parti olarak çıktı. ​12 Eylül ve MDP: Cunta yönetiminin desteklediği MDP, halkın tercihiyle sandıkta hezimet yaşadı. ​31 Mart 2019 İstanbul Seçimleri: Seçimin iptal edilmesi sonrası halk, iradesine yapılan müdahaleye 13 bin olan farkı 800 bine çıkararak cevap verdi. ​"CHP Yargı Eliyle Dizayn Edilmeye Çalışılıyor" ​Konuşmasının devamında mevcut sürece değinen Eke, Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’nin sistemli bir şekilde "bölünmeye ve dizayn edilmeye" çalışıldığını iddia etti. Yaşananların bir "iç kavga" olmadığını, aksine demokrasiyi yok etmeye çalışan odaklara karşı yürütülen bir mücadele olduğunu belirten Eke, şu ifadeleri kullandı: ​"Cumhurbaşkanı adayımız haksız gerekçelerle hapiste. Şimdi ise partimiz yargı eliyle dizayn edilmeye çalışılıyor. Ancak tüm Türkiye bilsin ki; bu bir iç çekişme değil, Cumhuriyet, adalet ve özgürlük mücadelemizdir." ​"Gecenin En Karanlık Anı, Şafaktan Hemen Öncedir" ​CHP’ye gönül verenlere ve cumhuriyet savunucularına seslenen Mert Eke, umut mesajı vererek konuşmasını sonlandırdı: ​"Bize bu kumpasları kuranlar son kozlarını oynuyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar CHP iktidarını engelleyemeyecekler. Türk halkı, iradesine yapılan saldırılara her zaman sandıkta en güzel cevabı vermiştir. Gecenin en karanlık anı, şafaktan hemen öncedir."

Nebi Hatipoğlu’ndan Tepebaşı Belediye Meclisi’ndeki Olaylara Sert Tepki Haber

Nebi Hatipoğlu’ndan Tepebaşı Belediye Meclisi’ndeki Olaylara Sert Tepki

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Tepebaşı Belediyesi’nin Haziran ayı meclis toplantısında yaşanan tartışma ve provokasyonlara çok sert çıktı. Meclis üyelerine yönelik saldırıları “rezalet” olarak nitelendiren Hatipoğlu, benzer durumların tekrarlanması halinde çok daha sert karşılık vereceklerini vurguladı. ​Tepebaşı Belediye Meclisi’nde Haziran ayı toplantısı yaşanan gerginlikler ve meclis üyelerine yönelik gerçekleştirilen müdahaleler tartışılmaya devam ediyor. Konuyla ilgili sessizliğini bozan AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, yaptığı açıklama ile yaşananlara tepki gösterdi. ​“Demokrasi Gaspına İzin Vermeyeceğiz” ​Meclis çatısının demokratik bir tartışma alanı olması gerektiğini belirten Hatipoğlu, baskı ve provokasyon yöntemlerinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Hatipoğlu, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​“Tepebaşı Belediye Meclisi’nde yaşanan rezalet hakkındaki görüşlerimdir: Çok açık söylüyorum: Bir daha 3-5 provokatörü meclise getirip, milletin oylarıyla seçilmiş meclis üyelerimizin üzerine salmaya kalkarsanız, tavrımız da tarzımız da istemeyeceğiniz türden değişir. Bunu herkes böyle bilsin, ayağını da buna göre denk alsın.” ​“Siyasal Hakların Gaspına Taviz Yok” ​Belediye meclislerinin, denetim ve soru sorma hakkının merkezi olduğunu hatırlatan Hatipoğlu, meclis üyelerinin susturulmaya çalışılmasının halkın iradesine yapılan bir saygısızlık olduğunu savundu. ​Hatipoğlu, belediye bünyesinde devam eden yasal süreçlere ilişkin ise şunları söyledi: ​“Belediye Meclisi çatısı; demokratik konuşma, soru sorma ve denetim hakkının gürültüyle, baskıyla, provokasyonla gasp edileceği bir yer değildir. Buna bir kez daha asla taviz vermeyiz. Tepebaşı Belediyesi ile ilgili yürüyen soruşturma ve davalarla ilgili şimdilik hukuksal sürece saygı açısından konuşmayacağım. Ancak geçtiğimiz gün yaşanan arkadaşlarımızın siyasi haklarının gaspı tekrarlanırsa bayramlık ağzımı da açarım, ona göre!”

AK Parti İl Başkanı Albayrak’tan Tepebaşı Belediyesi’ne Sert Tepki Haber

AK Parti İl Başkanı Albayrak’tan Tepebaşı Belediyesi’ne Sert Tepki

Tepebaşı Belediye Meclisi’nde yaşanan gerginliğe ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, belediye yönetimini "şeffaflıktan uzaklaşmakla" suçladı. Albayrak, "Milletin oylarıyla seçilmiş üyelerin susturulması kabul edilemez" dedi. ​Tepebaşı Belediye Meclisi’nin son toplantısında yaşanan tartışmalar siyasetin gündemine oturdu. Meclis toplantısında yaşananları "demokrasi adına ciddi bir zafiyet" olarak nitelendiren AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, belediye yönetimine ve CHP grubuna yönelik sert eleştirilerde bulundu. ​"Kontrol Kaybedildi, Meclis Çalışmaları Durduruldu" ​Başkan Albayrak, belediye yönetiminin meclis kürsüsünü demokratik bir tartışma platformu olmaktan çıkardığını savundu. Albayrak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Başta Ahmet Ataç olmak üzere CHP grubu kontrolünü kaybetmiştir. Milletin oylarıyla seçilmiş meclis üyelerimizin konuşmasının engellenmesi, aşevindeki yemeklerin satıldığı iddiaları gibi skandallara cevap verilmemesi ve meclis çalışmalarının fiilen durdurulması kabul edilemez." ​"Sorular Cevapsız, Tavır Gerginlikten Yana" ​AK Parti meclis üyelerinin gündeme getirmek istediği iddialara dikkat çeken İl Başkanı Albayrak, belediye yönetiminin sorulara yanıt vermek yerine meclisi kapatmayı tercih ettiğini belirtti: ​"AK Parti Meclis Üyemiz Ali Semih Ünlü, kamuoyunda geniş yankı uyandıran iddialara ilişkin sorularını yöneltmek istemiştir. Aynı şekilde Grup Başkan Vekilimiz Mehmet Şimşek’e de söz hakkı verilmemiştir. Sorulara cevap vermek yerine oturumun sağlıklı şekilde devam etmesi engellenmiş, meclis apar topar kapatılmıştır." ​"Suçluluk Psikolojisiyle Hareket Ediliyor" ​Meclis salonuna dışarıdan müdahale edildiğini ve ortamın gerildiğini öne süren Albayrak, yaşananların bir "suçluluk psikolojisi" göstergesi olduğunu iddia etti: ​"Daha da vahimi; CHP'lilerin meclis salonuna taşınarak ortamın gerilmesi, meclis üyelerimize yönelik hakaret ve taşkınlıklara zemin hazırlanması olmuştur. Bugün yaşananlar, sorumluluk makamında bulunanların şeffaflık ve hesap verebilirlik yerine suçluluk psikolojisiyle hareket ettiğini göstermiştir." ​"Sürecin Takipçisi Olacağız" ​Tepebaşı halkının haklarını savunmaya devam edeceklerini yineleyen Gürhan Albayrak, taleplerinin şeffaflık olduğunu vurguladı: ​"Bizim talebimiz çok nettir; şeffaflık, açıklık ve hesap verebilirlik. Tepebaşı halkı adına sorulan sorular cevapsız bırakılarak bu süreç yönetilemez. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacaktır. Biz de sonuna kadar takipçisi olacağız."

Baro Başkanı Barış Günaydın: "Hukuk Siyasal Aparat Olarak Kullanılamaz" Haber

Baro Başkanı Barış Günaydın: "Hukuk Siyasal Aparat Olarak Kullanılamaz"

Eskişehir Barosu Başkanı Barış Günaydın, kamuoyunda tartışılan mutlak butlan ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen bir kararı eleştirdi. Kararın hukuki boyutunun ötesinde, yargı eliyle siyasetin dizayn edilmeye çalışıldığı yönündeki kaygıları haklı çıkardığını belirten Günaydın, "Hukuk, siyasal bir aparat olarak kullanılamaz" mesajını verdi. ​"Hukuk Güvenliği Ortadan Kalkıyor" Mutlak butlan ve ​Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına ilişkin açıklamalarda bulunan Baro Başkanı Barış Günaydın, bu durumun hukuk devletinin temel prensiplerinden olan "öngörülebilirlik" ilkesini zedelediğini vurguladı. Günaydın, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: ​"Bu karar sadece bir hukuk metni değil, aynı zamanda hukuk devletinde olması gereken güvenceyi ve kuralların öngörülebilirliğini ortadan kaldıran bir yapıdır. Yargı, siyasi tartışmaların merkezine yerleşmemeli; siyaseti dizayn etmek yerine hukuku korumalıdır." ​"Demokrasi Sadece Sandıkla Değil, Hukuk Güvenliğiyle Yaşar" ​Demokratik rekabetin korunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Barış Günaydın, demokrasinin yalnızca sandık başarısıyla değil, hukuki güvenceyle ayakta kalabileceğinin altını çizdi. Mahkemelerin toplumsal kutuplaşmanın değil, adalet duygusunun güçlendiği yerler olması gerektiğini hatırlatan Günaydın, bağımsız yargı ve ortak akıl vurgusu yaptı. ​YSK Yetki Tartışmasına Dikkat Çekti ​Açıklamasında seçim yargısına dair hukuki sürece de değinen Günaydın, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) kararlarının kesinliğine vurgu yaptı. Seçim yargısının asıl mercinin YSK olduğunu belirten Barış Günaydın, farklı hukuk mahkemelerinin bu süreçlere müdahale etmeye çalışmasının yaratacağı hukuki karmaşaya dikkat çekerek şunları söyledi: ​"Demokratik hukuk devleti; ancak bağımsız yargı, güçlü kurumlar ve özgür yurttaş iradesiyle ayakta kalabilir. Tüm kurumları, karar vericileri ve toplumun tüm kesimlerini anayasal hukuk düzenine ve adalet duygusuna sahip çıkmaya davet ediyorum." ​Hukuk ve Ekonomi İlişkisi ​Eskişehir Barosu Başkanı, hukuk güvenliğinin sadece siyaseti değil, ekonomiyi ve toplumsal huzuru da doğrudan etkilediğini belirtti. Hukuka olan güvenin zedelenmesinin toplumsal barışı da yara almasına sebep olacağını ifade eden Günaydın, hukukun üstünlüğünün her şeyin üzerinde tutulması gerektiğini bir kez daha yineledi.

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci:"Butlan Adıyla Demokrasi Kurban Edilmiştir" Haber

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci:"Butlan Adıyla Demokrasi Kurban Edilmiştir"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurban Bayramı vesilesiyle gerçekleştirdiği bayramlaşma programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Şube Başkanı Mehmet Avci, "Demokrasi kurban edilmiştir" diyerek, çözümün Atatürk ilkelerinde birleşmekten geçtiğini vurguladı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurban Bayramı’nın ardından üyeleriyle dernek binasında bir araya gelerek geleneksel bayramlaşma programını gerçekleştirdi. Yoğun katılımın yaşandığı etkinlikte konuşan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, ülke gündemini sarsan tartışmalara ve hukukun üstünlüğü vurgusuna dikkat çekti. ​​Konuşmasında son dönemde kamuoyunu meşgul eden "mutlak butlan" tartışmalarına değinen Avci şu ifadelere yer verdi; "Kurban Bayramı geride kaldı... Tüm yurttaşlarımızın kurban bayramı kutluyoruz. Ancak bayram öncesinde ülkemizin gündemine taşınan ve kamu vicdanında derin rahatsızlık yaratan "mutlak butlan" olayı, bayram boyunca da milletimizin zihnini meşgul etmeye devam etti. Türk Milleti bir kez daha gördü ki mesele herhangi bir siyasi parti meselesi değildir. Mesele, doğrudan doğruya hukuk devletinin geleceği, demokrasinin saygınlığı ve millet iradesinin dokunulmazlığı meselesidir. Bayram öncesinde ortaya çıkan tablo karşısında söylediğimiz sözü bugün daha yüksek sesle tekrarlıyoruz: "BUTLAN ADIYLA DEMOKRASİ KURBAN EDİLMİŞTİR!" Çünkü demokrasilerde meşruiyetin kaynağı millet iradesidir. Çünkü Cumhuriyetin temeli millet egemenliğidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi, hiçbir gücün millet iradesinin üstüne çıkamayacağı gerçeği üzerine inşa edilmiştir. Bugün yaşananlar yalnızca siyasi bir tartışma değildir. Bugün yaşananlar, Cumhuriyetin temel değerlerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Tam da bu nedenle, bayram sonrasında milletimizin dikkatle üzerinde düşünmesi gereken konu şudur: Türkiye'nin yaşadığı her kriz döneminde olduğu gibi bugün de çözüm kişilerin etrafında değil, ilkelerin etrafında birleşmektir. Son günlerde Anıtkabir'e yapılan yürüyüşlerin ve verilen mesajların taşıdığı anlam da budur. Anıtkabir'e yürümek yalnızca geçmişe saygı değildir. Anıtkabir'e yürümek, Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönme çağrısıdır. Anıtkabir'e yürümek, hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Anıtkabir'e yürümek, milli egemenliğe sahip çıkmaktır. Anıtkabir'e yürümek, "çare Atatürk'tedir" demektir. Bizler Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi olarak çok iyi biliyoruz ki; 1919'da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri nasıl milletin bağımsızlık iradesinin örgütlü sesi olduysa, Atatürkçü Düşünce Derneği de bugün Cumhuriyetin, laikliğin, hukukun ve milli egemenliğin örgütlü savunucusudur. Atatürkçü Düşünce Derneği, yalnızca bir dernek değildir. Atatürkçü Düşünce Derneği; Müdafaa-i Hukuk'un günümüzdeki vicdanıdır. Kuvayı Milliye'nin günümüzdeki kararlılığıdır. Cumhuriyetin yılmaz bekçisidir. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla gerilim değil, daha fazla hukuk; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla demokrasi; daha fazla kişiselleşme değil, daha fazla Cumhuriyettir. Buradan tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz: Cumhuriyeti savunmak bir siyasi tercih değil, bir yurttaşlık görevidir. Milli egemenliği savunmak bir siyasi tutum değil, Cumhuriyet nesillerinin tarihsel sorumluluğudur. Ve unutulmamalıdır ki; Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu ilkenin istisnası yoktur. Bu ilkenin alternatifi yoktur. Bu ilkenin pazarlığı yoktur. Bir çift mavi gözün ışığında; hukuka, demokrasiye, Cumhuriyete, ve tam bağımsız Türkiye idealine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Milli Egemenlik! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.