SON DAKİKA
Hava Durumu

#Demokrasi

Porsuk Haber Ajansı - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak" Haber

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak"

Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek kararın özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef aldığını savundu. Yumrukaya, “Gerçekler hapsedilemez. Türkiye susmayacak, millet susmayacak” dedi. Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin yaptığı açıklamada iktidarı eleştirdi. Türkiye’de siyasi yargı operasyonları, basına yönelik baskılar ve kayyım uygulamalarının devam ettiğini öne süren Yumrukaya, Halk TV’ye yönelik kararın yalnızca bir medya kuruluşunu değil, basın özgürlüğünü ve vatandaşların haber alma hakkını da ilgilendirdiğini ifade etti. Siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve basın mensuplarının temsilcilerine seslenen Yumrukaya, ülkenin her sabah yeni bir hukuksuzluk iddiasıyla karşı karşıya kaldığını savundu. Halk iradesini hedef alan uygulamaların, gazetecilere yönelik baskıların ve kayyım kararlarının toplumun farklı kesimlerini etkilediğini belirten Yumrukaya, demokratik hakların korunması gerektiğini vurguladı. “Halk TV’ye yönelik karar özgür basını hedef alıyor” Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Bayram Yumrukaya, kararın zamanlamasına da dikkat çekti. Yumrukaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu hukuksuzlukların son halkası olarak dün şafak vakti, polis baskınıyla, pek çok yayın diliminde Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye kayyım atanmıştır. Bu karar yalnızca Halk TV’yi değil, aynı zamanda özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef almaktadır. Seçime giderken muhalefetin sesini kısmak, milletin özgürce seçim yapma hakkına el uzatmaktır.” İktidarın amacının mevcut düzeni sürdürmek olduğunu ileri süren Yumrukaya, devletin imkânlarının belirli çıkarları korumak için kullanıldığını iddia etti. Özgür basının susturulmaya ve değişim isteyen vatandaşların umutsuzluğa sürüklenmeye çalışıldığını savunan Yumrukaya, bu tür uygulamaların demokratik süreçlere zarar verdiğini dile getirdi. İmamoğlu’nun savunma sürecine dikkat çekti Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin kararın zamanlamasını Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreciyle ilişkilendirdi. İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün böyle bir karar alınmasını eleştiren Yumrukaya, devam eden siyasi davalarla ilgili kamuoyunun bilgi edinme hakkının önemine işaret etti. Yumrukaya, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “590 gündür savunma yapmayı bekleyen Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri zindanında savunmasının başladığı gün bu karar alınmıştır. Tarihimizin en büyük siyasi davalarından biri sürerken halkın haber alma hakkına yapılan bu saldırı, davanın hukuksuzluğunu ve siyasi bir operasyon olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” Yumrukaya, yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, vatandaşların siyasi gelişmeler hakkında özgür ve bağımsız kaynaklardan bilgi alabilmesinin önemini vurguladı. Fon krizi ve ekonomik mağduriyet iddialarını gündeme getirdi Bayram Yumrukaya, açıklamasında kamuoyunda tartışılan fon krizine de değindi. Söz konusu kriz nedeniyle yüz binlerce vatandaşın mağdur olduğunu ileri süren Yumrukaya, gelişmelerin üzerinin örtülmeye çalışıldığını iddia etti. Yumrukaya, “Asrın vurgunu olan fon krizinin iktidar kadrolarıyla ilişkisinin ortaya çıktığı bir dönemde bu karar alınmıştır. 500 bine yakın yurttaşın doğrudan soyulduğu, aileleriyle birlikte milyonlarca yurttaşın mağdur edildiği bu büyük soygunun üzeri örtülmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı. Fon krizine ilişkin değerlendirmelerini siyasi eleştirileri kapsamında dile getiren Yumrukaya, kamuoyunu ilgilendiren iddiaların açıklığa kavuşturulması ve vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini savundu. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine vurgu yaptı Yumrukaya, açıklamasında Türkiye’nin uluslararası ilişkileri ve yurt dışına asker gönderilmesine yönelik tartışmalara da yer verdi. Meclis’e sunulan bir anlaşma metni bulunmadığını ileri sürdüğü bir süreçte Mehmetçiğin Yemen’e gönderilmesinin tartışılmasını eleştiren Yumrukaya, konunun kamuoyundan uzaklaştırılmaya çalışıldığını iddia etti. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine dikkat çeken Yumrukaya, uluslararası anlaşmalar ve yurt dışına asker gönderilmesi gibi konularda anayasal süreçlerin önemini vurguladı. İktidarın dış politikaya ilişkin kararlarının Meclis denetimi ve demokratik tartışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti. “İktidar tükenmiştir, saldırganlığı bundandır” Türkiye’nin 81 ilinde farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarla birlikte demokrasi ve özgürlükler konusunda ortak bir duruş sergilediklerini belirten Yumrukaya, iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü. Yumrukaya, “İktidar tükenmiştir. Tükendiğinin farkındadır. Saldırganlığı bundandır” sözleriyle siyasi değerlendirmesini dile getirdi. Yargı, kolluk kuvvetleri ve kayyım uygulamaları üzerinden toplumun iradesinin yönlendirilebileceğini düşünenlerin yanıldığını savunan Yumrukaya, demokratik hakların korunmasının önemine dikkat çekti. “Gerçekler hapsedilemez” Açıklamasının sonunda Halk TV çalışanları başta olmak üzere tüm basın emekçileriyle dayanışma mesajı veren Bayram Yumrukaya, basın özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Yumrukaya, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Özgür basın sansüre boyun eğmez. Gerçekler hapsedilemez. Halk TV’nin, özgür basının ve tüm basın emekçilerinin yanındayız. Türkiye’nin her bir köşesinde umudu örgütlemeye, demokrasiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye çalışanları mutlaka yeneceğiz. Türkiye susmayacak, millet susmayacak.”

Yeni Parti Eskişehir İlçe Başkanları Toplantısı Gerçekleştirildi Haber

Yeni Parti Eskişehir İlçe Başkanları Toplantısı Gerçekleştirildi

Yeni Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, ilçe başkanlarıyla bir araya gelerek İl Başkanlığı ön seçimi hazırlıklarını, örgüt çalışmalarını ve kent ile ülke gündemini değerlendirdi. Toplantıda demokratik katılım, saha faaliyetleri ve önümüzdeki dönemin yol haritası ele alındı. Yeni Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen ilçe başkanları toplantısında, partinin teşkilat çalışmaları ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri masaya yatırıldı. Yeni Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, İl Başkanlığı ön seçimi sürecine yönelik hazırlıklar kapsamlı şekilde değerlendirildi. İl Başkanlığı ön seçimi hazırlıkları değerlendirildi Toplantıda, ön seçim sürecinin demokratik ve katılımcı bir anlayışla yürütülmesi için yapılacak çalışmalar üzerinde duruldu. İlçe başkanlarıyla gerçekleştirilen görüş alışverişinde, teşkilatların hazırlık süreci ve örgüt çalışmalarının güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı. İlçelerde yürütülen saha faaliyetleri de toplantının gündeminde yer aldı. Yurttaşların beklentileri, sahadan gelen talepler ve önümüzdeki dönemde izlenecek çalışma yöntemleri hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Eskişehir ve ülke gündemi ele alındı Yeni Parti Eskişehir İlçe Başkanları Toplantısı’nda, Eskişehir’in yerel gündeminin yanı sıra ülke genelindeki gelişmeler de değerlendirildi. İl ve ilçe teşkilatlarının çalışmalarının koordineli şekilde sürdürülmesi ve vatandaşlarla iletişimin güçlendirilmesi konuları öne çıktı. Yeni Parti’den demokrasi ve katılımcılık vurgusu Toplantının ardından yapılan değerlendirmede, Yeni Parti’nin demokrasiye, katılımcılığa ve örgütlü mücadeleye olan inancıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğü vurgulandı. İlçe başkanlarıyla yapılan toplantının, ön seçim hazırlıklarının yanı sıra teşkilat çalışmalarının değerlendirilmesi ve gelecek dönemin yol haritasının oluşturulması açısından önem taşıdığı belirtildi.

Halk TV Eyleminde Basın Özgürlüğü Vurgusu: “Özgür Basın Susturulamaz” Haber

Halk TV Eyleminde Basın Özgürlüğü Vurgusu: “Özgür Basın Susturulamaz”

Emek ve Demokrasi Platformu ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Eskişehir Temsilciliği, Halk TV’ye yönelik müdahale, kayyum atanması ve yayınların durdurulmasına tepki gösterdi. Eylemde basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma hakkı ve halkın haber alma özgürlüğü savunuldu. Köprübaşı bölgesinde düzenlenen basın açıklamasında, Halk TV’ye yönelik müdahalenin yalnızca bir televizyon kanalını değil, kanalda çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirdiği belirtildi. Açıklamayı Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına TGS Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım yaptı. Yıldırım, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve gazetecilerin mesleki dayanışmasına sahip çıkmak için bir araya geldiklerini söyledi. “Basın Özgürlüğüne Yönelik Kaygılarımız Artıyor” Daha önce T24’e getirilen erişim engelini de hatırlatan Yıldırım, Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulmasının basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti. Halk TV’nin Türkiye’nin en çok izlenen haber kanallarından biri olduğunu belirten Yıldırım, kanalın Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu ve yaklaşık 200 basın emekçisinin çalıştığı bir kurum olduğuna dikkat çekti. Yıldırım, “Bugün yaşananlar yalnızca bir televizyon kanalının yayınını değil, orada çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirmektedir” dedi. Gazetecilerin Emeğine Dikkat Çekildi Bir haberin arkasında muhabirlerden kameramanlara, editörlerden teknik ekiplere kadar çok sayıda basın emekçisinin alın teri bulunduğunu vurgulayan Yıldırım, Halk TV çalışanlarının yanında olmanın gazetecilik mesleğinin ortak değerlerine sahip çıkmak anlamına geldiğini söyledi. Toplumun ekonomik sorunlarının, eğitimde laiklik ve fırsat eşitliği tartışmalarının, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddiaların ve kamuoyunu ilgilendiren soruşturmaların özgürce araştırılıp haberleştirilebilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, özgür basının toplumsal sorunların görünür olması açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Yıldırım, “Hiçbir toplumsal sorunun üzeri örtülmemeli, hiçbir gazeteci kamu yararına yaptığı haber nedeniyle baskı altında hissetmemelidir” ifadelerini kullandı. “Gazeteciler Farklı Düşünebilir Ama Düşman Değildir” Gazetecilerin farklı medya kuruluşlarında çalışabileceğini ve farklı düşüncelere sahip olabileceğini belirten Yıldırım, tüm gazetecilerin ortak kimliğinin meslekleri olduğunu söyledi. “Biz gazeteciyiz” diyen Yıldırım, gazetecilerin birbirlerinin rakibi olabileceğini ancak düşmanı olmadığını ifade etti. Bir gazetecinin yaşadığı soruna sessiz kalınması halinde benzer sorunlarla karşılaşıldığında meslektaşların yalnız kalabileceğini belirten Yıldırım, zor günlerde dayanışmanın önemini vurguladı. “Özgür Basın Herkes İçindir” Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin sorumluluğu olduğunu belirten Yıldırım, işçilerin, emeklilerin, öğrencilerin, öğretmenlerin ve esnafın özgür basının önemini görmesi gerektiğini söyledi. Yıldırım, “Çünkü özgür basın herkes içindir” dedi. Anayasa’nın 28. maddesindeki “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü hatırlatan Yıldırım, gazetecilerin özgürce haber yapabildiği, basın emekçilerinin güvenceli koşullarda çalışabildiği ve yurttaşların farklı kaynaklardan haber alabildiği demokratik bir ortam istediklerini ifade etti. Halk TV Çalışanlarıyla Dayanışma Mesajı Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu Halk TV’deki meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirten Yıldırım, bir gazetecinin yalnız bırakılmasının bütün mesleğin güç kaybetmesine yol açacağını söyledi. Açıklama, “Gazetecilik suç değildir!”, “Basın hürdür, sansür edilemez!” ve “Yaşasın gazetecilerin dayanışması!” sloganlarıyla sona erdi.

YENİ Partili İbrahim Arslan: "Önce Sandığa Kayyım, Şimdi Habere Kayyım!" Haber

YENİ Partili İbrahim Arslan: "Önce Sandığa Kayyım, Şimdi Habere Kayyım!"

YENİ Parti Parti Meclisi Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Halk TV’ye polis eşliğinde kayyım atanarak yayının durdurulmasına sert tepki gösterdi. Arslan, “İktidarın duymak istemediği sözleri susturmak için ekranları kapatabilirsiniz ama hakikati ortadan kaldıramazsınız” dedi. YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Halk TV’ye kayyım atamasına ve yayın durdurma kararına tepki gösterdi. "Ekrem İmamoğlu’nun Tarihi Savunması Öncesinde Karartma" Kararın zamanlamasına dikkat çeken Arslan, müdahalenin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapacağı güne denk getirilmesini eleştirdi: “Milyonların oyuyla seçilen belediyelere yapılan müdahalelerin ardından, bu sabah polis eşliğinde Halk TV’ye kayyım atandı; yayın durduruldu. Üstelik Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun tarihi savunmasına başlayacağı gün… İktidarın duymak istemediği sözleri susturmak, halkın görmesini istemediği gerçekleri karartmak için ekranları kapatabilirsiniz; ama hakikati ortadan kaldıramazsınız.” "Bu Mesele 86 Milyonun Haber Alma Hakkıdır" Yaşananların sadece bir televizyon kanalına yönelik olmadığını, halkın haber alma hakkının hedef alındığını vurgulayan İbrahim Arslan, basın emekçilerinin yanında olduklarını ifade etti: "Bu artık yalnızca Halk TV’nin meselesi değildir. Bu, basın özgürlüğünün ve 86 milyonun haber alma hakkının meselesidir. Halk TV’nin ve basın emekçilerinin yanındayız. Ne halkın iradesini teslim alabilecekler ne de hakikatin sesini susturabilecekler." "Millet ve Demokrasi Kazanacak" Açıklamasını kararlılık mesajıyla tamamlayan Eskişehir Milletvekili Arslan, Türkiye'nin demokratik mücadelesinden vazgeçmeyeceğini belirterek; “Bu karanlık düzen mutlaka değişecek; millet kazanacak, demokrasi kazanacak, Türkiye kazanacak!” ifadelerini kullandı.

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!” Haber

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!”

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yaşanan tıkanıklığa dikkat çekerek, “Çifte standardı mazeret olarak kabul etmiyoruz. Biz kendi ev ödevimizi yapalım, her yıl aynı eleştirileri duymayalım. Vize serbestisi hakkı için eksik kalan kriterleri tamamlayalım” dedi. CHP Eskişehir Milletvekili ve TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Üyesi Jale Nur Süllü, komisyonun Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay’ın bilgilendirmesiyle gerçekleştirilen toplantısında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin mevcut durumunu değerlendirdi. Süllü, AB’nin çifte standart uyguladığı yönündeki değerlendirmelere katıldığını ancak bunun Türkiye'deki sorunları açıklamak için mazeret olarak kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, "Biz aslında son üç dört yıldır hep aynı şeyleri dinliyoruz. Evet, bir çifte standart olduğunu kabul ediyoruz, ona söyleyecek bir şeyimiz yok. Ama biz siyasi muhalefet partileri olarak Türkiye koşullarında çifte standarda o kadar alışkınız ki bunun uygulanmasına da alışkınız. Bunu mazeret olarak kabul etmiyoruz, açık ve net olarak söyleyeyim" dedi. “TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ KARŞILIKLI ÇIKARA İNDİRGENDİ” Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin üyelik hedefinden uzaklaşarak karşılıklı çıkar temelli bir ilişkiye dönüştüğünü belirten Süllü, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk alanındaki eksikliklerini gidermesi gerektiğini vurguladı. Süllü, "Artık AB ile ilişkilerimiz bir üyelik ilişkisinden çıkmış; al-ver, yani işlemsel bir ilişkiye dönmüş durumda. Bunu ne yazık ki biz de kabul etmişiz. İktidar da kabul ediyor, yürütme de kabul ediyor, AB de kabul ediyor" diye konuştu. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un 9 Ekim’de Türkiye’ye geldiğinde demokrasi yönünden kaygıları olduğunu anlattığını aktaran Süllü, “Sonunda da konuşmasını, değişen jeopolitik koşullar nedeniyle Türkiye ile karşılıklı faydaya dayalı bir iş birliğine yöneltti. Her yıl açıklanan Türkiye raporları ortada, bir gelişme olmadı vesaire… Anayasa Mahkemesi 8 Ekim’de Tayfun Kahraman’la ilgili karar verdi, o bile uygulanmıyor. Tamam, başka ülkelerde de bazı şeyler olabiliyor ama biz ev ödevimizi yapalım” dedi. “EV ÖDEVLERİMİZİ YAPALIM… BUNLARI, BUNLARI YAPTIK DİYELİM” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Süllü, Türkiye'nin öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. AB üyeliği için gerekli kriterlerin tamamlanması çağrısında bulunan Süllü, vize serbestisi konusunda kalan altı kriterin yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. Süllü, "Biz ev ödevlerimizi yapalım. Diyelim ki 'Bakın, biz bunları, bunları, bunları yaptık.' Artık o raporlarda hep aynı cümleleri duymayalım. Her yıl bıktık o cümleleri duymaktan. Her yıl aynı şeyleri görüyoruz raporlarda" ifadelerini kullandı. “VATANDAŞLARIMIZ AVRUPA’YI UMUT OLARAK GÖRÜYOR” Türkiye'de geleceğini göremeyen vatandaşların Avrupa'yı bir umut olarak gördüğünü belirten Süllü; ekonomik gücü ve entelektüel birikimi yüksek kişilerin de yurt dışında vatandaşlık başvurusu yaptığını, şirket açtığını ve konut aldığını anlattı. Süllü, AB'nin genişleme politikalarına ilişkin yeni çalışmaların Türkiye-AB ilişkileri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, uzun süredir fiilen ilerlemeyen katılım müzakerelerinin yeniden canlandırılması için somut bir yol haritası hazırlanıp hazırlanmadığını sordu. Gümrük Birliği'nin sanayiciler açısından önemine dikkati çeken Süllü, Türkiye'nin AB'nin gelecekteki genişleme ve kurumsal reform çalışmalarında aktif biçimde yer alıp almadığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

YENİ Partili Arslan: "36,5 Milyon Seçmenin İradesi Hedef Alındı" Haber

YENİ Partili Arslan: "36,5 Milyon Seçmenin İradesi Hedef Alındı"

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, YSK verilerine dayanarak hazırladığı kapsamlı raporla 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından belediyelerde yaşanan değişimi sayısal olarak gözler önüne serdi. ​Hazırlanan çalışmaya göre; 12 Ekim 2026 tarihi itibarıyla parti transferleri, kayyım atamaları, tutuklamalar ve belediye meclislerindeki dengelerin değiştirilmesi gibi yöntemlerle 156 belediyede 36 milyon 564 bin seçmenin siyasi iradesi doğrudan etkilendi. ​Türkiye Genelinde Seçmenlerin Yüzde 63’ü Doğrudan Etkilendi ​31 Mart yerel seçimlerinde belediye başkanlığı için oy kullanan toplam 57,7 milyon seçmenin %63,30’una denk gelen bir alanda sandık sonuçlarının değiştiğini belirten İbrahim Arslan, tablonun münferit değil sistematik bir demokrasi sorununa işaret ettiğini vurguladı: ​"Türkiye’de belediye başkanlığı için oy kullanan her 100 seçmenden 63’ünün iradesini ilgilendiren, ülke çapında bir müdahale tablosuyla karşı karşıyayız. İktidar, sandıkta alamadığı yetkiyi seçimden sonra transfer masalarında, kayyım kararlarında ve adliye koridorlarında kurulan siyasi düzeneklerle ele geçirmeye yöneldi." ​Müdahale Kapsamındaki Belediyelerin Seçim İstatistikleri ​Toplam Etkilenen Seçmen Sayısı: 36 milyon 564 bin 21 ​Sandığa Giden Seçmen Sayısı: 28 milyon 637 bin 78 ​Geçerli Oy Sayısı: 27 milyon 517 bin 299 ​Muhalefet Partilerinin Toplam Oyu: 13 milyon 881 bin 218 (Geçerli oyların %50,45'i) ​9 Büyükşehirde 24,3 Milyon Seçmenin Tercihi Değişti ​Raporda; İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Aydın, Bursa, Mardin, Mersin ve Van olmak üzere toplam 9 büyükşehirde seçim sonuçlarının adli, idari veya siyasi kararlarla etkilendiği aktarıldı. Bu 9 büyükşehirdeki 24,3 milyon seçmen, Türkiye’deki tüm büyükşehir seçmenlerinin %50,69’unu oluşturuyor. ​AK Parti’ye Geçen Belediye Başkanı Sayısı 106’ya Ulaştı ​Seçimlerin ardından farklı partilerden istifa ederek iktidar partisine katılan veya katılması sağlanan belediye başkanlarının parti dağılımı şu şekilde gerçekleşti: ​Yeniden Refah Partisi (YRP): 42 belediye başkanı ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): 36 belediye başkanı ​İYİ Parti: 11 belediye başkanı ​Bağımsızlar: 6 belediye başkanı ​DEM Parti: 3 belediye başkanı ​DEVA Partisi: 3 belediye başkanı ​Saadet Partisi (SP): 2 belediye başkanı ​Demokrat Parti (DP): 2 belediye başkanı ​Büyük Birlik Partisi (BBP): 1 belediye başkanı ​Belediye başkanlarının parti değiştirmesinin kişisel bir tercih olarak görülemeyeceğini belirten Arslan; baskı, soruşturma tehdidi ve merkezî iktidarın mali imkânları kullanılarak yapılan transferlerin millî iradeye açık müdahale olduğunu dile getirdi. ​İktidarın Yönetim Alanındaki Belediye Sayısı 671’e Yükseldi ​31 Mart seçimleri ve yenilenen sandıkların ardından AK Parti’nin kazandığı belediye sayısı 541 olarak tescillenmişti. Ancak seçim sonrası süreçte 106 belediye başkanı transferi, 13 kayyım ataması ve 11 belediyedeki meclis yapısı müdahalesi sonucunda 130 belediye daha iktidarın yönetim alanına eklendi. Böylece iktidarın elindeki belediye sayısı 671’e yükseldi. ​Muhalefet Partilerindeki Belediye Sayısı Düştü ​Süreç içerisinde muhalefet partilerinin yönetimindeki belediye sayılarında belirgin gerilemeler yaşandı: ​YENİ Parti & CHP: 31 Mart'ta kazandığı 411 belediyeden 50'sini kaybederek 361 belediyeye geriledi. ​Yeniden Refah Partisi: 63 belediye ile tamamladığı seçim sonrası 42 transfer ve 1 istifa ile 20 belediyeye düştü. ​DEM Parti: Seçimde kazandığı 78 belediyeden 10 kayyım ve 3 istifa/ihraç sonrası 65 belediyeye geriledi. ​İYİ Parti: Kazandığı 30 belediyeden 11 transfer sonrası 19 belediyeye düştü. ​DEVA Partisi: 4 olan belediye sayısı 1'e geriledi. ​Saadet Partisi: 4 olan belediye sayısı 2'ye geriledi. ​Demokrat Parti: 5 olan belediye sayısı 3'e geriledi. ​"Çözüm Sandıktan Uzaklaşmak Değil, İradeye Sahip Çıkmaktır" ​Açıklamasını demokratik mücadele çağrısıyla tamamlayan Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, raporun amacının umutsuzluk yaratmak değil sandığa sahip çıkmak olduğunu ifade etti: ​"İktidarın amaçlarından biri, vatandaşın sandığa olan güvenini aşındırarak 'Oy versek ne değişiyor?' algısını yerleştirmektir. Sandıktan uzaklaşmak, millet iradesini yok sayanlara alan açar. Bütün muhalefet partilerini, sivil toplum kuruluşlarını ve yurttaşlarımızı oyumuza, seçme hakkımıza ve millet egemenliğine kararlılıkla sahip çıkmaya davet ediyoruz."

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı Haber

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı

Türkiye’de basın özgürlüğü üzerindeki baskı her geçen gün büyüyor. Gazeteciler tutuklanıyor, ev hapsiyle susturuluyor; haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleriyle milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı yok ediliyor. Yalnızca ekim ayının ilk haftasında gazeteciler Derya Okatan, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklanarak cezaevine gönderildi. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında ise yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ev hapsi kararı verildi. Son 70 günde 25 gazeteci gözaltına alındı, 10 gazeteci tutuklandı, 2 gazeteciye ev hapsi verildi. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik son iki aydaki ihlalleri ortaya koyan bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. İktidarın “Ailem güvende” operasyonu gazetecileri hedef alırken, yüz binlerce yurttaşın mağdur olduğu fon krizi de yine gazetecilerin haberlerine ve sosyal medya paylaşımlarına yönelik baskı ve sansürün gerekçesine dönüştürüldü. Çakırözer, “AK Parti iktidarı gazetecileri tutuklayarak, ev hapsi vererek, haber sitelerini ve sosyal medya hesaplarını erişime kapatarak toplumun haber alma hakkını gasp ediyor. Basın özgürlüğü önündeki ihlalleri her geçen gün büyütüyor. Sansür ve yargı baskısı artık istisna değil, sistematik bir yönetim biçimine dönüşmüş durumda. Asrın vurgunu fon krizinde milleti dolandıranlar değil, açığa çıkaran gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Halkın haber alma hakkı engelleniyor. Basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır! Basın özgür değilse demokrasi de gelmez” dedi. ARTIK GAZETECİLİK TUTUKLAMA GEREKÇESİ YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer’in kamuoyuyla paylaştığı basın özgürlüğü raporuna göre gazeteciler, adli yılın başladığı eylül ayında en az 50 kez hâkim karşısına çıktı. Ağustos ve eylül aylarında çok sayıda gazeteci gözaltına alınırken, gazeteciler hakkında tutuklama ve adli kontrol kararları verildi. Rapora göre ağustos ve eylül aylarında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler Oya Lale Özan Arslan ve Ali Tarakçı sosyal medya paylaşımları; Tuğba Tekerek ise “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında tutuklandı. Gazeteciler Selahattin Günday ve Fatih Ergin ise eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Bolu Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykan, devletten kiralanan bir alanı işleten firmanın ziyaretçilerden tarifede belirtilen ücretin üzerinde para aldığı iddiasına ilişkin haberi nedeniyle tutuklandı. Aydın Denge Gazetesi’nin sosyal medya hesabından Gülşen Erdoğan’ın vefatının “Erdoğan vefat etti” başlığıyla duyurulmasının ardından “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Gazetenin temsilcisi Emin Aydın, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeşim Ülker, muhabir İslam Keleş ve İrem Delice gözaltına alındı. Adli kontrolle serbest bırakılan gazetecilerden İrem Delice, savcılığın itirazı üzerine tutuklandı. HABER VE PAYLAŞIMA SORUŞTURMA İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, AK Parti ve MHP’li yöneticilerin İzmir’de gazetecilere yönelik tutumlarına ilişkin yaptığı açıklama nedeniyle ifade verdi. Ertuğrul Özkök hakkında, katıldığı bir yayındaki söylemleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci İsmail Arı hakkında eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e yönelik mesajı nedeniyle dava açılırken; gazeteci Canan Coşkun ve belgeselci Kazım Kızıl hakkında Rabia Naz davası kapsamında 7 yıl sonra dava açıldı. Gazeteciler Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç ise İBB davasında hâkim karşısına çıkarıldı. İlke TV muhabiri Zilan Azad, Yeni Yaşam Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahmet Güneş ve Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Çelebi hakkında yaptıkları haberler nedeniyle soruşturma açıldı. HABER TAKİBİNE GÖZALTI, SALDIRI VE ENGELLEME Gazeteci Can Bursalı ile Trabzon 360 Haber’in İmtiyaz Sahibi Hatice Aksoy ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Muhsin Aksoy yaptıkları haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle, Kemal Öztürk ise bir televizyon programındaki ifadeleri nedeniyle gözaltına alındı. BirGün muhabiri Sarya Toprak ve Alman ARD TV muhabiri Sener Azak, “Ailem güvende” operasyonlarını protesto eden eylemleri takip ederken gözaltına alındı. Gazeteciler Mehmet Toprak, Halil Biter ve Kenan Bayık, Şanlıurfa’da meydana gelen depreme ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alındı. 24 TV kameramanı Fatih Coşkun, Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu gemisindeki arama-kurtarma çalışmalarını takip ederken saldırıya uğradı. AS TV muhabiri Oğuz Aksu ve kameramanının Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısını takip etmesi bir belediye çalışanı tarafından engellendi. Urfa’da haber takibi yapan üç kadın gazeteci ise görevleri sırasında sözlü ve fiziki saldırıya maruz kaldı. SANSÜRÜN YENİ ADRESİ: SOSYAL MEDYA VE HABER SİTELERİ Türkiye gündemine oturan “Ailem güvende” operasyonları ile “fon vurgunu” sonrası gazetecilerin, ekonomistlerin, hak savunucularının, akademisyenlerin ve yurttaşların sosyal medya hesaplarına, basın kuruluşlarına ve haberlere erişim engelleri art arda geldi. Sadece eylül ayında 1.350’ye yakın sosyal medya hesabı erişime engellendi. Türkiye’nin ve dünyanın en fazla takip edilen haber sitelerinden T24’e erişim tamamen engellendi. Yine Evrensel, Kısa Dalga, Mezopotamya Haber Ajansı internet sitesi ve X hesabına erişim engeli getirildi. Sadece eylül ayında gazeteciler Alican Uludağ, Özlem Akarsu Çelik, Hilmi Hacaloğlu, Canan Kaya, Nasuh Bektaş, Fırat Fıstık, Sarya Toprak, Şirin Payzın, Furkan Karabay, Ali Tarakçı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci ile; ekonomi alanında yorum yapan Veysel Ulusoy, Emre Şirin, İnan Mutlu, Prof. Barış Övgün ile Umut-Sen’in kurucularından Başaran Aksu’nun sosyal medya hesaplarının da arasında yer aldığı birçok X hesabı erişime engellendi. Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Hak İnisiyatifi, Barış Akademisyenleri, Kadın Koalisyonu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Aile Dayanışma Ağı, ALİKEV ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin de bulunduğu çok sayıda hak savunucusu dernek ile meslek örgütünün hesaplarına erişim engeli getirildi. Erişim engellerini belgeleriyle raporlayan Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile İfade Özgürlüğü Derneği, Engelli Web ve MLSA’nın sosyal medya hesapları da erişime engellendi. Ağustos ve eylül aylarında hesaplara getirilen erişim engellemelerinin yanı sıra kamuoyunu yakından ilgilendiren onlarca haber de yine erişime engellendi. Bunlar arasında; “Fon krizinde bazı yatırım ve portföy yönetim şirketleri ile bu şirketlerin yönetici ve ortaklarının kamuoyunca tanınan isimlerle bağlantılarına ilişkin haberler, Şeytantepe belgeseli, Özlem Çerçioğlu’nun ailesinin TOGG ile ticari ilişkisine dair haber, Eski TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın komşularıyla yaşadığı sıkıntılar, Zülfikarlar Holding bünyesindeki şirketler ve yöneticilere ilişkin soruşturma, tutuklama ve konkordato haberleri, Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin haberler, eski Sağlık Bakanı ve Medipol Hastanesine ilişkin dosya haberler” yer aldı.

Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür Haber

Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında kız çocuklarının yaşam, eğitim ve özgürlük haklarına dikkat çekti. Doğan, "Kız çocuklarını korumak kimsenin lütfu değil, devletin ve toplumun en temel sorumluluğudur" dedi. "Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür" 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü vesilesiyle açıklamada bulunan Zafer Partisi Eskişehir İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, bugünün sadece takvimdeki bir günü anmaktan ibaret olmadığını vurguladı. Kız çocuklarının yaşam hakkını, eğitim hakkını, özgürlüğünü ve geleceğini kararlılıkla savunmak için bir arada olduklarını belirten Doğan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü bizlere inkâr edilemez bir gerçeği hatırlatıyor: Bir ülkenin geleceği, o ülkenin kız çocuklarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Kız çocuklarının özgürce yaşayabildiği, korkmadan konuşabildiği ve eşit eğitim alabildiği bir ülke, ancak o zaman gerçekten güçlü ve demokratik bir ülke olabilir." "Çocuklarımızın Yeri Çağdaş Okul Sıralarıdır" Günümüz Türkiye'sinde kız çocuklarının karşı karşıya kaldığı zorluklara değinen Bilge Doğan, yetkililere ve kamuoyuna kritik sorular yöneltti. Çocukların şiddet, istismar ve korkunun gölgesinden uzak tutulması gerektiğini belirten Doğan, şöyle devam etti: "Peki, soruyoruz: Bugün kız çocuklarımız nasıl bir ülkede büyüyor? Eğitim hakkı elinden alınan, şiddete maruz bırakılan, hayalleri toplumun baskılarıyla sınırlandırılan kız çocuklarımızın arkasında kim duracak? Çocuklarımızın yeri, çağdaş okul sıraları ve özgür oyun alanlarıdır; şiddetin, istismarın ve korkunun gölgesi değil." "Hiçbir Gerekçe Bir Çocuğun Yaşama Hakkından Değerli Olamaz" Çocukların yaşadığı sorunların yalnızca ailevi bir mesele olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bilge Doğan, çocuk haklarının koruma altına alınmasının kamusal bir görev olduğunu vurguladı:''Çocukları risklerle baş başa bırakmak değil; onları koruyacak güçlü, etkili ve denetlenebilir mekanizmaları derhal hayata geçirmektir. İhmallere göz yummak, eşitsizliği görmezden gelmek ve şiddet karşısında susmak, sorunların daha da büyümesine zemin hazırlamaktır. Hiçbir gelenek, hiçbir gerekçe ve hiçbir siyasi hesap, bir çocuğun yaşam hakkından daha değerli olamaz.'' "Atatürk'ün Çağdaşlık Anlayışı Kız Çocuklarının Güçlenmesini Emreder" Kız çocuklarının toplumun her alanında söz sahibi olması gerektiğine dikkat çeken Doğan, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerine vurgu yaptı: "Bizler, kız çocuklarımızın yalnızca hayatta kalmasını değil; özgürce yaşamasını, kendi kararlarını verebilmesini, bilimde, sanatta, siyasette, sporda ve yaşamın her alanında eşit biçimde yer almasını istiyoruz. Çünkü kız çocukları geleceğin güçlü kadınlarıdır. Kadınların eşit olmadığı bir toplumda demokrasi daima eksiktir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlık ve eşit yurttaşlık anlayışı, kız çocuklarının eğitimle güçlenmesini ve kadınlarımızın toplumun her alanında söz sahibi olmasını emreder." Karar Alıcılara Açık Çağrı: "Amasız, Fakatsız Güvence Altına Alın" Zafer Partisi İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, açıklamasının sonunda tüm yetkililere ve karar alıcılara seslenerek taleplerini sıraladı: "Kız çocuklarımızın eğitim hakkını amasız, fakatsız güvence altına alın. Her türlü istismara karşı etkin ve tavizsiz bir mücadele yürütün. Şiddeti önleyen mekanizmaları güçlendirin ve hiçbir çocuğu yoksulluğun, ayrımcılığın ve ihmalin insafına terk etmeyin. Çünkü çocuk hakları politik bir tercih değil, tartışmasız bir insan hakları meselesidir." "Mücadelemize En Gür Sesimizle Devam Edeceğiz" Açıklamasını Zafer Partisi'nin kararlılık mesajıyla tamamlayan Doğan, sözlerini şu ifadelerle bitirdi: "Zafer Partisi olarak bizler, kız çocuklarımızın susturulmadığı, hayallerinin yarım bırakılmadığı, güvenle yaşadığı ve kendi geleceğini hür iradesiyle kurduğu bir Türkiye istiyoruz. 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde bir kez daha söz veriyoruz: Çocuklarımızın haklarını sonuna kadar savunmaya ve her çocuğun özgürce yaşayabildiği bir gelecek için en gür sesimizle mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşasın çocuk hakları! Yaşasın Cumhuriyetin aydınlık ve özgür geleceği!"

YENİ Parti Eskişehir'de İlçe Kongreleri Sürüyor Haber

YENİ Parti Eskişehir'de İlçe Kongreleri Sürüyor

YENİ Parti, Eskişehir genelindeki teşkilatlanma çalışmalarını ve ilçe kongrelerini hız kesmeden sürdürüyor. Partinin Mihalgazi, Sarıcakaya, Han ve Sivrihisar 1. olağan ilçe kongreleri, örgüt üyelerinin yoğun katılımı, yüksek bir coşku ve tam bir birlik-beraberlik ruhu içerisinde gerçekleştirildi. Demokrasi şöleni havasında geçen kongrelerde ilçe başkanları belirlenirken, yeni dönem için kararlılık mesajları verildi. ​Mihalgazi İlçe Başkanlığı'na Hasan Ünal Seçildi ​YENİ Parti Mihalgazi 1. Olağan İlçe Kongresi, yoğun bir katılımla anlamlı bir buluşma olarak icra edildi. Kongre sonucunda Mihalgazi İlçe Başkanlığı görevine Hasan Ünal seçildi. Seçimlerin ardından yeni yönetim kurulu üyeleri de tebrik edilerek başarı dilekleri iletildi. Ayrıca, bugüne kadar partiye ve örgüte verdiği emekler dolayısıyla Kurucu İlçe Başkanı Zühtü Emir’e teşekkür edildi. Mihalgazi'de güçlü bir örgüt yapısıyla ilçenin geleceğine katkı sunmak adına omuz omuza çalışmaya devam edileceği vurgulandı. ​Sarıcakaya'da Hasan Yılmaz Güven Tazeledi ​Büyük bir heyecan ve kararlılığa sahne olan YENİ Parti Sarıcakaya 1. Olağan İlçe Kongresi, birlik ve dayanışma içerisinde tamamlandı. Yapılan seçim neticesinde Kurucu İlçe Başkanı Hasan Yılmaz, yeniden Sarıcakaya İlçe Başkanlığı görevine seçilerek güven tazeledi. Demokratik bir yarışa ev sahipliği yapan kongrede, ilçe başkanlığı için aday olan Ömer Serin’e de sürece sunduğu katkılardan ötürü teşekkür edildi. Sarıcakaya’da örgütü büyütmek ve dayanışmayı artırmak için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi. ​Han İlçesi'nde Çarşaf Liste İle Demokrasi Vurgusu ​Demokratik katılımın en somut örneklerinden biri olan çarşaf liste usulüyle gerçekleştirilen YENİ Parti Han 1. Olağan İlçe Kongresi, güçlü bir katılımla yapıldı. Kongre sonucunda Han İlçe Başkanlığı görevine yeniden seçilen Kurucu İlçe Başkanı Münür Çanacık ve yeni yönetim kurulu üyeleri tebrik edildi. Han ilçesinde örgüt bağlarını güçlendirmek ve geleceğe yönelik projeler üretmek adına birlik içinde çalışılmaya devam edileceği belirtildi. ​Sivrihisar'da Olçay Çevik İle Yola Devam ​YENİ Parti Sivrihisar 1. Olağan İlçe Kongresi, örgütün güçlü katılımı ve yüksek moraliyle gerçekleştirildi. Sivrihisar İlçe Başkanlığı görevine yeniden seçilen Kurucu İlçe Başkanı Olçay Çevik ve yeni yönetim kurulu kutlanarak başarı dilekleri paylaşıldı. Sivrihisar genelinde her kesimden yurttaşla kurulan bağları daha da kuvvetlendirmek ve ilçenin yarınlarına güçlü bir katkı sunmak amacıyla aynı inançla çalışılacağı yinelendi. ​Eskişehir’in dört ilçesinde coşkuyla tamamlanan 1. olağan kongreler, YENİ Parti’nin bölgedeki teşkilat yapısını daha da sağlamlaştırırken, önümüzdeki döneme dair güçlü bir siyasi irade ve hazırlık mesajı ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.