SON DAKİKA
Hava Durumu

#Demokrasi

Porsuk Haber Ajansı - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’li İbrahim Arslan: "Örgüt İradesini Teslim Alamayacaksınız" Haber

CHP’li İbrahim Arslan: "Örgüt İradesini Teslim Alamayacaksınız"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, CHP Genel Merkezinde yapılan MYK toplantısının ardından açıklanan görevden alma ve ihraç kararlarını sert bir dille eleştirdi. Arslan, görevden almalar, atamalar ve disiplin süreçleri üzerinden açıklamalarda bulundu. ​"Demokrasi Yerine Disiplin Sopası Kullanılıyor" ​Mevcut yönetimin gündeminde örgüt iradesinin yer almadığını savunan CHP’li Arslan, parti içindeki tasfiye sürecine dikkat çekti. Arslan, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​"Butlan yönetiminin gündeminde; örgütün iradesi yok, tasfiye var. Demokrasi yok, disiplin sopası var. Olağanüstü seçimli kurultay yok, atamalar var." ​"Örgütün Ortak Talebi: Olağanüstü Seçimli Kurultay" ​Parti içerisinde yaşanan görevden almalara ve ihraç kararlarına tepki gösteren Arslan, asıl ihtiyaç duyulan konunun olağanüstü seçimli kurultay olduğunu vurguladı. Yönetimin bu talebe kulak tıkadığını belirten Arslan, şu eleştiride bulundu: ​"Bugün yine görevden almalar, yeni atamalar ve disiplin-ihraç kararları açıklandı. Ama örgütün ortak talebi olan olağanüstü seçimli kurultay hakkında tek kelime edilmedi. Çünkü dertleri örgütün iradesine başvurmak değil; örgütün iradesini bastırmaktır." ​"CHP, Örgütün İradesiyle Yazılmıştır" ​CHP'nin tarihi geçmişine atıfta bulunan Eskişehir Milletvekili, partinin özündeki demokrasi kültürüne vurgu yaptı. Arslan, atama usulleriyle bir yere varılamayacağını ifade ederek, "Oysa CHP’nin tarihi; atamaların değil, örgütün iradesinin yazdığı bir tarihtir" dedi. ​"Ya Bir Yol Bulacağız, Ya Da Bir Yol Açacağız" ​Açıklamasını kararlı bir mesajla noktalayan İbrahim Arslan, tasfiye süreçlerinin örgüt iradesini teslim alamayacağının altını çizdi. Arslan, "Ne kadar tasfiye ederseniz edin, örgüt iradesini teslim alamayacaksınız. Ya bir yol bulacağız, ya da bir yol açacağız," diyerek parti içi değişim taleplerinin devam edeceğini belirtti.

Eskişehir’de "NATO Zirvesi" Yasaklarına Tepki Haber

Eskişehir’de "NATO Zirvesi" Yasaklarına Tepki

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, Eskişehir Valiliği tarafından ilan edilen 10 günlük eylem ve etkinlik yasağına sert tepki gösterdi. Platform adına konuşan İsmail Hakkı Akçil, kararın anayasal hakların açık bir ihlali olduğunu belirterek, "Bu uygulama, otoriterlikten totaliterliğe evrilişin en net işaretidir" dedi. ​Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi gerekçesiyle Eskişehir genelinde 10 gün süreyle getirilen yasaklar, kentteki sivil toplum kuruluşlarını ayağa kaldırdı. Basın açıklaması düzenleyen Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, kararı "fiili OHAL uygulaması" olarak nitelendirerek, ifade ve toplanma özgürlüğünün gasp edildiğini savundu. ​"İktidar Hukuku Bir İntikam Sopasına Çevirdi" ​Platform adına açıklamalarda bulunan İsmail Hakkı Akçil, yasakların sadece güvenlik tedbiri olmadığını, demokratik itirazların bastırılmak istendiğini belirtti. Akçil, "Ülke genelindeki bu abluka, yeni yasaklarla büyütülüyor. Anayasal hiçbir dayanağı olmadan gerçekleştirilen 'önleyici tutuklama' garabetiyle yurttaşlar özgürlüğünden ediliyor. Stand-up sanatçısı Deniz Göktaş’ın havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alınması, iktidarın hukuku nasıl bir sindirme aracı olarak kullandığını göstermiştir" ifadelerini kullandı. ​"Yoksulluğu Halının Altına Süpürüyorlar" ​Açıklamada, ekonomik kriz ve yoksulluk vurgusu da dikkat çekti. Halkın geçim sıkıntısı çektiği bir dönemde, kamu kaynaklarının NATO liderlerine "meşruiyet devşirmek" için harcandığını iddia eden Akçil, şu ifadeleri kullandı: "Açlığın ve hayat pahalılığının arttığı bir dönemde 'itibardan tasarruf olmaz' anlayışıyla milyarlarca lira harcanıyor. Gerçekler dev panoların ardına gizlenmeye, yoksulluk halının altına süpürülmeye çalışılıyor." ​"Savaş Siyasetine Hayır" ​NATO’nun "savaş sanayisi üretimini artırma" hedefli zirvesine de değinen Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, siyasi iktidarın silahlanma yarışına dahil olmasına tepki gösterdi. Akçil, "Tarihin doğru tarafında yer almak, böyle karanlık bir geleceğin suç ortağı olmaktan kaçınmakla mümkündür. Emperyalist bir savaş örgütünün toplantısı için kendi yurttaşının barışçıl gösteri hakkını gasp eden anlayışı kabul etmiyoruz" diye konuştu. ​Platformdan Acil Çağrı ​Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, yetkililere şu taleplerle seslendi: ​Valilik tarafından alınan 10 günlük eylem ve etkinlik yasağı derhal geri çekilmelidir. ​Sindirme amaçlı "ters kelepçe" uygulamalarına son verilmeli, hukuksuzca gözaltına alınanlar serbest bırakılmalıdır. ​Basın üzerindeki akreditasyon engelleri ve kısıtlamalar kaldırılmalıdır. ​Yurttaşların anayasal haklarını yok sayan orantısız güvenlik önlemlerinden vazgeçilmelidir. ​"Savaşa, sömürüye ve baskılara karşı barışın, emeğin ve demokrasinin sesini yükseltmeye devam edeceğiz" diyen Platform, tüm muhalefeti ve Eskişehir halkını bu gidişata karşı tutum almaya çağırdı.

"Unutursak Kül Oluruz" Etkinliğine Yoğun Katılım Haber

"Unutursak Kül Oluruz" Etkinliğine Yoğun Katılım

Sivas Madımak Oteli'nde 2 Temmuz 1993'te yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı ve iki otel çalışanı, katliamın 33. yıl dönümünde Odunpazarı Belediyesi tarafından düzenlenen programla anıldı. "Unutursak Kül Oluruz" başlığıyla gerçekleştirilen anma etkinliği, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi'nde yoğun katılımla düzenlendi. Odunpazarı Belediyesi'nin, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ile Eskişehir Hacı Bektaş Veli Kültür Sosyal ve Yardımlaşma Derneği iş birliğinde düzenlediği programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Kültür Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Battal Sülük, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nihat Çuhadar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Duygusal anların yaşandığı programda, Madımak Katliamı'nda yaşamını yitirenlerin anıları müzik dinletileri ve görsel sunumlarla yaşatıldı. Katılımcılar, katliamda yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunurken salonda hüzün hâkim oldu. Anma programında sahne alan Manidar Grubu, seslendirdiği deyiş ve türkülerle Madımak'ta yitirilen canları andı. Eserlere salondakiler de zaman zaman eşlik ederken, birçok katılımcı gözyaşlarını tutamadı. Duygusal atmosferin hâkim olduğu gecede, "Unutursak Kül Oluruz" mesajı sık sık alkışlarla desteklendi. Programın sonunda protokol üyeleri katılımcılara hitap etti. "SİVAS'IN HESABI SORULMADAN YENİ ACILARIN ÖNÜNE GEÇEMEYİZ" Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Sivas Katliamı'nın yalnızca geçmişte yaşanmış acı bir olay olmadığını, Türkiye'nin demokrasi, laiklik ve birlikte yaşama kültürü açısından hâlâ yüzleşmesi gereken derin bir yara olduğunu söyledi. Aradan 33 yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü kadar taze olduğunu belirten Başkan Kurt, "33 yıl önce insanları yakanlar bugün çok rahat bir biçimde halkın içinde geziyor. 33 yıl önce bu katliamı önleyemeyenler, belki de huzur içinde televizyonlardan olup biteni seyrediyor. Ancak insanlık suçlarında zaman aşımı olmayacağını bir kez daha özellikle vurgulamak istiyorum. Hiç kimse bu işin hesabını vermeden ölemez, ölmemelidir" dedi. Sivas Katliamı'nın hesabının hâlâ sorulamadığını ifade eden Başkan Kurt, şunları söyledi: "Türkiye'de ne yazık ki Sivas'ın hesabı henüz görülemedi. Önümüzdeki süreçte neler yapılacağına bakmak gerekiyor. Öncelikle dik durmak gerekiyor. Hukukun, adaletin ve demokrasinin tüm Türkiye'ye yerleşebilmesi için birlikteliğimizi bozmamalıyız. Şu anda iktidar olmaya en yakın olduğumuz dönemde, partimiz üzerinde de hain tuzaklar ve tezgâhlar kuruluyor. Bu tezgâhları bozarak iktidar olmalı ve Sivas'ın hesabını sormalıyız. Başka türlü yeni Sivasların önünü kesemeyiz. Maraş'ın, Çorum'un ve Sivas'ın hesabını sormadığımız sürece yenileri gelir. Çünkü karşımızda gerçekten yobaz, tutucu ve gerici bir zihniyet var. Bunu aşmak zorundayız. Bunun yolu aydınlanmadan geçiyor. İşte o aydınlarımızı yaktılar. Yeni aydınlarımızı yetiştirmek ve onlarla aynı yolda yürümek zorundayız. Bu noktada Eskişehir'in örnek olması, Eskişehir'deki insanlarımızın Türkiye'nin geleceğine damga vurması gerekiyor. Sivas'ta hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet diliyor, katillerden hesap soracağımız günlerin yakın olduğunu vurgulamak istiyorum." CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Kültür Sosyal ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Battal Sülük ile Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nihat Çuhadar da yaptıkları konuşmalarda, Madımak Katliamı'nın insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini belirterek toplumsal barışın, laikliğin, hukukun ve demokrasinin korunmasının önemine dikkat çekti. Konuşmacılar, katliamda yaşamını yitirenleri saygı ve özlemle anarken, benzer acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal hafızanın canlı tutulması ve adalet mücadelesinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!” Haber

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!”

Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 tarihinde katledilen 33 sanatçı, aydın ve 2 otel çalışanının anısına Eskişehir’de düzenlenen anma töreni, geniş bir katılımla gerçekleşti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından, katılımcılar sessiz bir yürüyüşle Vilayet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na ulaştı. ​2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan katliamın 33. yıl dönümünde Eskişehir; demokrasi, adalet ve laiklik vurgusuyla bir kez daha bir araya geldi. Anma törenine CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vakıf Başkanı Ufuk Uysal: “Yaramız Adaletsizlikle Büyüyor” ​Anma töreninde konuşan Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Madımak Katliamı’nın sadece geçmişte kalmış bir olay değil, günümüz toplumsal vicdanını her an kanatan bir yara olduğunu vurguladı. Uysal; ​"2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli'nde, 33 aydın sanatçı ve 2 emekçi otel çalışanı canımız diri diri yakılmıştır. Bu bir katliamdır. Bu saldırı; bağnaz, gerici, laiklik ve Cumhuriyet düşmanları tarafından kardeşliğe, insanlığa ve düşünce özgürlüğüne yapılmış karanlık bir saldırıdır. O gün Madımak Oteli’nde sadece ozanlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız ve aydınlık gençlerimiz değil; bu toprakların hoşgörü kültürü, kardeşliği ve bir arada yaşama iradesi de yakılmak istendi. Devleti yönetenler acziyet içerisinde buna engel olmamışlardır ya da olamamışlardır. Sonrasında ise adalet yerini bulmamıştır." Uysal, inanç değerlerine ve Anadolu’nun kadim mirasına dikkat çekerek; ​"Bizim inancımızda 'İnsan kutsaldır.' Yolumuzda 'Eline, beline, diline sahip çıkmak' esastır. Bizler, 'Gelin canlar bir olalım' diyen Pir Sultan’ın, 'Sevelim sevilelim' diyen Yunus Emre’nin evlatlarıyız. Sivas’ta hedef alınan tam da Anadolu’nun bu aydınlık ruhuydu. Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı, hepimizin yüreğini yaktı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, o ateşin dumanı adaletin üzerinde tüttüğü sürece bu yara kapanmayacaktır. Bizim yasımız sadece kaybettiklerimize değil, aynı zamanda eksik kalan adaletedir." ​Uysal, anmanın bir direniş günü olduğunu belirterek; "Bizler bu anmayı sadece bir yas günü olarak değil; karanlığa karşı aydınlığı, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı adaleti haykırdığımız bir direnç günü olarak görüyoruz. Nesimi Çimen’in sazı susmadı. Hasret Gültekin’in deyişleri hala dillerimizde, Metin Altıok’un şiirleri hala rehberimizdir. Toplumsal hafızamızı diri tutmak, bu acıların bir daha yaşanmaması için en büyük güvencemizdir," diyerek sözlerini noktaladı. Milletvekili İbrahim Arslan: “Toplumun Aklı ve Vicdanı Yakıldı” ​CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, konuşmasında katliamın hukuksal boyutuna ve toplumsal tahribatına dikkat çekti: ​"33 yıl önce 33 canımız yandı, ancak bununla birlikte bu toplumun aklı, vicdanı, düşünce ve inanç özgürlüğü, Cumhuriyetin aydınlanma birikimleri yakıldı. Aradan geçen yıllarda firariler, affedilen sanıklar ve zaman aşımına uğratılan davalar acımızı katladı. Madımak Oteli bir utanç müzesine dönüştürülmelidir. Madımak’ın karanlığı ne yazık ki nefret diliyle, ötekileştirmeyle hâlâ hâkim kılınmaya çalışılıyor. Biz Alevi-Bektaşi toplumu olarak anayasal eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Cemevlerimiz ibadethanemizdir. Tüm bunların güvencesi ise laik, demokratik Cumhuriyettir." dedi. ​Başkan Ayşe Ünlüce: “Barış Dilini Haykırıyoruz” ​Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, toplumsal uzlaşı ve tahammül kültürünün önemine vurgu yaparak şunları ifade etti: ​"Bugün 33 yıl önce Sivas’ta büyük bir nefret ve tahammülsüzlükle katledilen aydınlarımızı anmak için buradayız. Biz bugün sadece bir anma için değil; bu topraklarda bir daha aynı acılar yaşanmasın, hep barış dili konuşulsun diye bir aradayız. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli'nin 'İncinsen de incitme' düsturu hayatımızın rehberi olmalı. Kadim uygarlıklara ev sahipliği yapmış, barış içinde yaşamayı bilen Eskişehir'den bir kez daha haykırıyoruz: 2 Temmuz’u unutmadık, unutturmayacağız." ​Başkan Kazım Kurt: “İnsanlık Suçunda Zaman Aşımı Olmaz” ​Odunpazoni Belediye Başkanı Kazım Kurt, davanın hukuki sürecindeki aksaklıkları eleştirerek hesap sorma kararlılığını yineledi: ​"33 yıl geçti, yargılamalar yapıldı ancak Sivas’ın gerçek nedeni maalesef aydınlatılamadı. Bugün o dönemin sorumlularının birçoğu devletin kademelerinde görev alabiliyor. Bu bir insanlık suçudur ve insanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Bunu herkes böyle bilmelidir. Biz 'unutmadık, unutturmayacağız' derken, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına olan inancımızı yineliyoruz. Bu katliamın hesabı mutlaka sorulmalıdır." Sessiz Yürüyüş ve Çelenk Sunumu ​Konuşmaların ardından katılımcılar, ellerinde "Sivas’ı Unutma, Unutturma" yazılı dövizler ve pankartla sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünden Vilayet Meydanı'na kadar süren yürüyüş, Atatürk Anıtı'na çelenk sunulması ve saygı duruşu ile nihayete erdi. Anma törenine destek veren ADD, ÇYDD, EĞİTİM-İŞ, Kent Konseyleri, Köy Dernekleri ve HABED temsilcilerine, Vakıf Başkanı Ufuk Uysal tarafından teşekkür edildi.

Çakırözer: "Makyajlanmış Duvarlar ve Panellerle Türkiye İtibar Kazanamaz" Haber

Çakırözer: "Makyajlanmış Duvarlar ve Panellerle Türkiye İtibar Kazanamaz"

NATO zirvesi gerekçe gösterilerek yapılan hukuksuz güvenlik politikaları ile yurttaşlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların yarattığı vahim hak ihlalleri Meclis gündemine taşındı. NATO zirvesi bahanesiyle yaratılan olağanüstü hal ortamının yarattığı ihlallerin araştırılması için önerge veren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM’de, “Zirve Ankara'da ama yüzlerce kilometre uzaktaki Eskişehir, Karabük, Mersin, Elazığ, Niğde ve 11 ilde her tür protesto yasak. Başkent ise tamamen sıkıyönetim altında. 225 gözaltı, 178 tutuklama yapıldı. Gazetecilere akreditasyon ambargosu sürüyor! Kendi yurttaşımızın anayasal haklarını gasp eden tüm bu haksız, hukuksuz kısıtlamalara derhal son verilmelidir. Tutuklu yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Makyajlanmış duvarlar ve panellerle Türkiye itibar kazanamaz. Gerçek itibar Türkiye'yi, bir an önce demokrasi ve hukuk devletine kavuşturarak sağlanır” diye konuştu. BAŞKENTTE FİİLİ OHAL, YÜZLERCE YURTTAŞA TUTUKLAMA… CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO Zirvesi öncesinde Başkent başta olmak üzere Türkiye genelinde alınan güvenlik tedbirleri ile yurttaşlara yönelik gözaltı, tutuklama ve yasaklamalar için Meclis araştırması istedi. Zirve öncesinde getirilen yasaklar ve tutuklamalara dikkat çeken Çakırözer, gazetecilere uygulana akreditasyon ambargosuna da tepki gösterdi. CHP’nin NATO Zirvesi tutuklamaları ve yasaklamaları engellensin önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. NATO zirvesi bahanesiyle başkentte ve ülke genelinde akla ve vicdana sığmayan hukuksuzluklar ile olağanüstü hal ortamı yaratıldığını belirten Çakırözer, “Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinin güçlenmesi, öneminin, itibarının artması elbette hepimizin ortak dileğidir ancak sadece zirve toplamakla itibar gelmez, gerçek itibar yurttaşınızın huzur ve refahına katkınızla ölçülür” dedi. ETKİNLİKLER YASAK, KREŞLER, PARKLAR KAPALI, ESNAF İŞ YAPAMIYOR Çakırözer, NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek getirilen yasaklara tepki göstererek, şunları söyledi: “Zirve Ankara'da ama yüzlerce kilometre uzaktaki Eskişehir, Karabük, Mersin, Elazığ, Niğde ve 11 ilde her tür protesto yasak. Başkent ise tamamen sıkıyönetim altında, konserler, şenlikler, mezuniyet törenleri iptal, esnafın işi gücü fiilen durdurulmuş, insanlar emeğinden ediliyor, Şehrin göbeğindeki kreşler kapatılıyor, 3 yaşındaki çocukların hayatı bile kısıtlanıyor. KYK yurtlarından öğrenciler apar topar tahliye ediliyor. Kamu çalışanlarına zorunlu izin veriliyor. Gazi Meclisimiz, adalet kurumları çalışmayacak. Fransa Cumhurbaşkanı Macron sabah koşacak diye koca parklar halka kapatılıyor, hastanelerde halkın sağlık hakkı kısıtlanıyor. Bunların her biri temel insan hakkı ihlalidir ve bu fiili OHAL'i asla kabul etmiyoruz.” 225 GÖZALTI, 178 TUTUKLAMA Zirve gerekçe gösterilerek 225 gözaltı, 178 tutuklama yapıldığını söyleyen Çakırözer, hukuksuz tutuklamalar için tahliye istedi. Çakırözer şunları söyledi: “Ne olur ne olmaz diye akademisyenler, gazeteciler, hukukçular, çevre gönüllüleri evlerine şafak baskınlarıyla önleyici gözaltına alınıyor. 225 gözaltı, 178 tutuklama yapıldı; tümü hukuksuz. İşte, Milletvekili arkadaşımız Aylin Yaman dün cezaevinde görüştü. Herkesin saygınlığını kazanmış Emel Memiş Hoca, ömrünü bilime ve öğrencilerine adamış bu insanı zindanda tutarak neyi önlüyorsunuz? TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer ve 70-80 yaşındaki TEMA gönüllülerini tutuklamanın izahı var mı? Hepsi bu ülkenin yetiştirdiği birbirinden değerli ziraatçılar, botanikçiler; koğuşlarının bahçesindeki tek ağaca bile sarılan insanlar bunlar. Emekli öğretmen Ayten Yakut'a yaşatılanlar ortada! 75 yıllık hayatı boyunca öğrenci yetiştirmiş, eline de dikilecek fidandan başka bir şey almamış bir toprak aşığı Ayten öğretmene yaşatılan bu zulümle itibar gelir mi Allah aşkına?” “TEK SUÇLARI VATAN SEVGİSİ” “İstendiği zaman savcılığa gidip ifade verebilecek olan ÇHD'li avukatları, öğrencileri, sendikacıları, siyasetçileri ev baskınıyla gözaltına almanın hangi hukukta yeri var? Terör torbasına sokmaya çalıştığınız bu insanların hiçbir suçu yok ama bir ortak yönleri var, o da hepsinin memleket sevgisi ve bu ülkeye adadıkları hayatları. Bu insanların özgürlüklerini çalarak dünyaya nasıl bir Türkiye resmi verdiğinizi görmüyor musunuz?” “GAZETECİLERE KEYFİ AMBARGOLARI KALDIRIN” “Bir ülkenin itibarı aynı zamanda gazetecisine gösterdiği saygıyla ölçülür” diyen Çakırözer, zirveyi takip etmek isteyen gazetecilere uygulanan akreditasyon ambargosuna da tepki gösterdi. Çakırözer, “Bakıyoruz, yüzlerce yabancı gazeteci zirve izlemek için Ankara'da ama kendi gazetecilerimize ambargo var. NATO bürokrasisi bile rahatsız, utangaç biçimde ‘ev sahibi ülkenin kararı’ diyor. AKP Grup Başkan Vekili, İletişim Başkanlığından aldığı bilgiyle ‘her kurum temsil edilecek’ dedi. Yok öyle bir şey! Cumhuriyet, Sözcü, Sözcü TV, Anka Haber Ajansı, İlke TV yasaklı, bazı kuruluşlarda ise sırf ‘verdik’ diyebilmek için foto muhabirine akreditasyon verilmiş ama mesela, Nefes'in, T24'ün ve birçok kuruluşun zirveyi asıl izlemesini istediği dış politika editörlerinin, muhabirlerinin ve Ankara temsilcilerinin başvurularına hep olumsuz yanıt verilmiş. Böyle keyfî bir ambargonun hem de iktidar eliyle uygulanması utanç vesilesidir ve bu ayıp, basın özgürlüğünde sicili malum AKP'ye yakışmaktadır. Ama Türkiye bu görüntüyü hak etmemektedir” dedi. “MAKYAJLANMIŞ DUVARLARLA İTİBAR GELMEZ” “Misafir ağırlayacağız diye kendi insanımıza bu kadar adaletsizlik, bu kadar mağduriyet yaşatılması kabul edilemez” diyen Çakırözer şunları söyledi: “Bir de Ankara'nın bulvarlarına, caddelerine paneller çekildi, binaların ön cepheleri boyatıldı. Gelen liderler gerçek Türkiye'yi, gecekonduları, derin yoksulluğu göremesinler diye ama Ankara'yı çepeçevre panelle de donatsanız, hadi Trump'tan, Meloni'den gizlemeyi başardınız ama gerçekler apaçık ortada. Açlık sınırı altında yaşamaya mahkûm edilen milyonlarca emekli ve emekçi, pazar artıklarından aş çıkarma derdindeki kadınlar, anneler, bedenlerini açlık grevine yatırarak sesini duyurma mücadelesi veren madenciler, öğretmenler yani bu ülkenin gerçeklerini, yarattığınız derin yoksulluğu ortadan kaldıramazsınız mutfaktaki, pazardaki yangını gizleyemezsiniz; bunları gizlemeye ne boya ne panel yeter.” “Kendi yurttaşımızın anayasal haklarını gasp eden tüm bu haksız, hukuksuz kısıtlamalara derhâl son verilmelidir. Emel Hoca ve tüm tutuklu yurttaşlarımız derhâl serbest bırakılmalıdır. Gazetecilerin üzerindeki akreditasyon ambargoları hiçbir ayırımcılık yapılmaksızın derhâl kaldırılmalıdır. Makyajlanmış duvarlar ve panellerle Türkiye itibar kazanamaz. Gerçek itibar Türkiye'yi, bir an önce demokrasi ve hukuk devletine kavuşturarak sağlanır. Onu da otoriterliğinin dozunu her gün artıran bu saray rejimi başaramaz, başaramadı, başaramayacak ancak ve ancak ilk sandıkla bizim milletimizle kuracağımız halkın iktidarı başaracaktır.”

Başkan Ataç: ''Sevgiyi ve Kardeşliği Biz Büyüteceğiz'' Haber

Başkan Ataç: ''Sevgiyi ve Kardeşliği Biz Büyüteceğiz''

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yaşanan katliamın yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, laiklik, demokrasi, adalet ve yaşam hakkını savunmanın ortak bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla bir anma mesajı yayımladı. Başkan Ataç mesajında, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli’nde aydınların, sanatçıların ve gençlerin hoşgörüsüzlüğün, gericiliğin ve örgütlü nefretin hedefi olduğunu belirtti. Madımak’ta yalnızca bir binanın değil; düşünce özgürlüğünün, insanlık onurunun ve bir arada yaşama iradesinin de hedef alındığını ifade eden Başkan Ataç, katliamın aradan geçen yıllara rağmen toplumun vicdanında kapanmayan derin bir yara olmaya devam ettiğini kaydetti. “Ortak sorumluluğumuzdur” Madımak Katliamı’nın unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Başkan Ataç, mesajında şu ifadelere yer verdi: “2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde aydınlarımız, sanatçılarımız ve gençlerimiz; hoşgörüsüzlüğün, gericiliğin ve örgütlü nefretin hedefi oldu. O gün yakılan yalnızca bir bina değil; düşünce özgürlüğü, insanlık onuru ve bir arada yaşama iradesiydi. Madımak Katliamı, aradan geçen yıllara rağmen toplumumuzun vicdanında kapanmayan derin bir yaradır. Bu acının unutulmaması, benzer karanlıkların bir daha yaşanmaması için laikliği, demokrasiyi, adaleti ve yaşam hakkını kararlılıkla savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” “Unutmadık, unutmayacağız” İnsanları inançları, kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştıran her türlü anlayışın karşısında durmaya devam edeceklerini belirten Başkan Ataç, sözlerini şöyle tamamladı: “Bizler; insanı inancına, kimliğine ve düşüncesine göre ayıran her anlayışın karşısında durmaya, sevgiyi, kardeşliği ve barışı büyütmeye devam edeceğiz. Madımak’ta katledilen canlarımızı saygı, özlem ve rahmetle anıyorum. Anıları mücadelemize yol göstermeyi sürdürecektir. Unutmadık, unutturmayacağız.”

Talat Yalaz Kararına Belediye Başkanlarından Ortak Tepki Haber

Talat Yalaz Kararına Belediye Başkanlarından Ortak Tepki

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz’ın görevden alınması ve hakkında disiplin süreci başlatılmasına Belediye Başkanları yaptıkları açıklamalarla tepki gösterdi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, karara sert tepki göstererek örgüt iradesinin arkasında duracaklarını açıkladı. ​"Yükselişimizin En Önemli Mimarlarından Biri" ​Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Talat Yalaz’ın seçim süreçlerindeki emeğinin yadsınamaz olduğunu vurgulayarak şu açıklamayı yaptı: ​"Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı görevini başarıyla yerine getiren Talat Yalaz, bütün seçim süreçlerinde canla başla çalışarak partimizin Eskişehir’deki yükselişinin en önemli mimarlarından biri oldu. Kendisinin, Eskişehir örgütümüzün emeğinde, mücadelesinde ve iradesinde çok büyük emeği var. İl örgütümüzün iradesiyle seçilmiş olması da bunun en büyük kanıtıdır. Gençlik kollarından bu yana partimizde büyük emeği olan Talat Yalaz’ın görevden alınması ve başlatılan disiplin süreci son derece üzüntü vericidir." ​"Bu Kararı Kesinlikle Kabul Etmiyoruz" ​Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, kararın siyasi hesaplarla alındığını savunarak, örgüt iradesine yapılan müdahaleye karşı net bir duruş sergiledi: ​"Eskişehir İl Başkanımız Talat Yalaz’a yönelik görevden alma ve disiplin süreci, Eskişehir örgütümüzün iradesine açık bir müdahaledir. Bu kararı kesinlikle kabul etmiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin baba ocağında irade, örgütündür; siyasi hesaplarla şekillendirilemez. Sayın Talat Yalaz’ın yanındayız. Eskişehir örgütümüzle birlikte bu haksızlığa karşı dayanışmamızı sürdüreceğiz. Ya bir yol bulacağız, ya da bir yol açacağız. Hiçbir güç, halkın iktidar yürüyüşünü engelleyemeyecek!" ​"Delegelerin İradesi Hedef Alınmıştır" ​Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise kararın kurumsal bir teamüle aykırı olduğunu belirterek, demokratik haklara vurgu yaptı: ​"Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanımız Talat Yalaz için verilen görevden alma ve disiplin kararı yalnızca bir kişiye yönelik değil; delegelerimizin sandıkta ortaya koyduğu iradeyi, Eskişehir örgütünü ve partimize gönül verenleri hedef almıştır. Partimizin gücü, köklü geleneklerinden gelir ve örgütün iradesi daima esas olandır. Yaşatılan bu haksızlığa karşı; örgütümüzün iradesini, sevgisini, saygısını kazanan, yılmadan, korkmadan adalet ve demokrasi mücadelemize nefer olan Talat Başkanımızın yanındayım."

Eskişehir Sivil Katılım Zirvesi'ne Ev Sahipliği Yaptı Haber

Eskişehir Sivil Katılım Zirvesi'ne Ev Sahipliği Yaptı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İçişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Başkanlığı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğiyle hayata geçirilen Sivil Katılım Projesi kapsamında düzenlenen Sivil Katılım Zirvesi, Eskişehir Haller Gençlik Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleştirildi. Zirveye Eskişehir Vali Yardımcısı Dr. Hasan Çiçek, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Avrupa Birliği İşleri Uzmanı Mehmet Ömürbek, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Sivil Toplum ve Temel Haklar Program Yöneticisi İpek Seda Geçim Bakır, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Altun ile Avrupa Birliği Başkanlığı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, TBB, UNDP temsilcileri ve Eskişehir’de faaliyet gösteren çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcileri katıldı. Eskişehir’in de pilot illerden birisi olduğu proje kapsamında Çanakkale, Manisa, Mersin, Gaziantep, Elazığ ve Trabzon’da da çalışmalar gerçekleştirildi. Program, projenin üç yıllık sürecini ve elde edilen kazanımları anlatan tanıtım filminin gösterimiyle başladı. “ESKİŞEHİR’İN DENEYİMİ DİĞER İLLERE İLHAM OLDU” Gösterimin ardından açılış konuşmalarına geçildi. İlk olarak söz alan Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Avrupa Birliği İşleri Uzmanı Mehmet Ömürbek, konuşmasında Eskişehir’deki sivil toplum dinamizmine dikkat çekerek, kentten çok sayıda proje başvurusu aldıklarını ifade etti. Sivil toplum kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini artırmayı ve sosyal girişimcilik faaliyetlerini desteklemeyi amaçladıklarını vurgulayan Ömürbek, Eskişehir’de geliştirilen sivil katılım mekanizmalarının deprem bölgesinde yürütülen yeni projelere de ilham verdiğini belirterek Eskişehir Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. “ESKİŞEHİR KATILIM KÜLTÜRÜNÜN GÜÇLÜ MERKEZLERİNDEN BİRİ” Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Sivil Toplum ve Temel Haklar Program Yöneticisi İpek Seda Geçim Bakır ise Eskişehir’in tarih, kültür, bilim ve gençlik enerjisini başarıyla buluşturan örnek şehirlerden biri olduğunu söyledi. Eskişehir’in yalnızca eğitim ve öğrenci kenti olmadığını ifade eden Bakır, “Gençlerin fikir ürettiği, sanatın toplumu dönüştürdüğü ve vatandaşların kent yaşamına aktif olarak katıldığı bir yaşam laboratuvarı niteliğinde. Bu nedenle Eskişehir, katılımın yalnızca bir kavram değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak hissedildiği şehirlerimizden biridir.” dedi. “ESKİŞEHİR ÖRNEĞİ TÜM TÜRKİYE’YE YAYILACAK” Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Altun da Eskişehir’in güçlü sivil toplum yapısı ve aktif üniversite yaşamıyla projenin en ilham verici şehirlerinden biri olduğunu belirtti. Altun, Eskişehir Sivil Katılım Görev Gücü’nün koordinasyonunda özellikle dirençli şehir ve erişilebilir-kapsayıcı şehir temalarında örnek çalışmalar gerçekleştirildiğini ifade ederek, “Amacımız Eskişehir’de ortaya çıkan bu başarılı iş birliği modelini yerel sınırlar içinde bırakmadan Türkiye Belediyeler Birliği’nin ulusal yönetişim ağına entegre etmek ve tüm belediyelerimiz için kalıcı bir standarda dönüştürmektir.” diye konuştu. BAŞKAN ÜNLÜCE: “KATILIM KÜLTÜRÜ KALICI YAPILARA DÖNÜŞTÜ” Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve UNDP tarafından uygulanan projede pilot şehirlerden biri olmaktan büyük gurur duyduklarını söyledi. Eskişehir’in zaten güçlü olan sivil toplum ağının proje sayesinde daha da güçlendiğini belirten Ünlüce, yerel yönetimler, kamu kurumları, meslek odaları, muhtarlar, mahalle temsilcileri ve vatandaşların aynı masa etrafında buluştuğunu ifade etti. Proje kapsamında hazırlanan stratejik plan ve eylem planlarının belediyenin gelecek hedeflerine önemli katkılar sunduğunu kaydeden Ünlüce, yaklaşık 10 bin vatandaşın görüşünün alındığını ve 2026 yılı hedeflerinin halkın önerileri doğrultusunda şekillendirildiğini söyledi. 2026 yılını “Eskişehir Yılı” ilan ettiklerini açıklayan Ünlüce, proje sayesinde kurulan Sivil Toplum Destekleme Merkezi ve İklim Eylem Merkezi gibi kalıcı yapıların katılımcı yönetim anlayışının somut çıktıları olduğunu vurguladı. “Biz sadece gençlik, emeklilik, sanayi ya da tarım şehri olmak istemiyoruz.” diyen Ünlüce, Eskişehir’in her yönüyle gelişen, dengeli kalkınan ve yaşam kalitesini önceleyen bir şehir olma hedefiyle yoluna devam ettiğini belirtti. “GÜÇLÜ DEMOKRASİ GÜÇLÜ YEREL YÖNETİMLERLE MÜMKÜNDÜR” Eskişehir Vali Yardımcısı Dr. Hasan Çiçek de konuşmasında, Sivil Katılım Projesi’nin güçlü demokrasi anlayışına dayandığını ifade etti. Güçlü yerel yönetimlerin yalnızca kamu kurumlarıyla değil; sivil toplum, üniversiteler, muhtarlar, kadınlar, gençler ve tüm kent dinamiklerinin karar alma süreçlerine katılımıyla mümkün olduğunu belirten Çiçek, Eskişehir’in pilot il olarak seçilmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Çiçek, Eskişehir’in kamu-sivil toplum iş birliği alanındaki deneyimi ve ortak çalışma kültürünün bu başarıda önemli rol oynadığını vurgulayarak, proje kapsamında elde edilen kazanımların gelecekte geliştirilecek yeni Avrupa Birliği projelerine de temel oluşturacağını ifade etti. PROJENİN ÇIKTILARI PAYLAŞILDI Protokol konuşmalarının ardından Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Sivil Katılım Projesi Proje Yöneticisi ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Cankara tarafından projenin üç yıllık sürecini, elde edilen çıktıları ve gelecek dönem hedeflerini içeren kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Konuşmaların ardından proje kapsamında oluşturulan Sivil Katılım Görev Gücü üyelerine plaket takdim edildi. Daha sonra ise “Eskişehir Sivil Katılım Yolculuğu” oturumuna geçildi. Oturumda UNDP Türkiye Sivil Katılım Projesi Saha Koordinatörü Baran Can Karadoğan ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Sıla Senem Bükülmez proje kapsamında yürütülen projeleri anlatan sunum gerçekleştirdi. PANEL DÜZENLENDİ Sivil Katılım Projesi Yöneticisi ve Baş Teknik Danışmanı Sayın Neslihan Cankara moderatörlüğünde "Katılım Hikâyeleri ve Eskişehir Sivil Katılım Ruhu" paneli düzenlendi. Panelde Türkiye Kent Konseyleri Birliği ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrah Ayhan, Mamure Mahallesi Muhtarı İnci Ülüğ ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Selim Öztop, proje sürecindeki deneyimlerini paylaştılar.

Başkan Kurt: "Katılımcı Demokrasi Mahallelerden Güç Alıyor" Haber

Başkan Kurt: "Katılımcı Demokrasi Mahallelerden Güç Alıyor"

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı Kent Konseyi ve Vadişehir mahalle meclisi üyelerini makamında ağırladı. Gerçekleştirilen ziyarette mahallelerin ihtiyaçları, vatandaşların talepleri ve yerel yönetimle iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik konular ele alındı. “Demokrasi mahalleden başlar” anlayışı çerçevesinde gerçekleştirilen ziyarette, Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, Vadişehir Mahalle Muhtarı Aynur Öngel, Vadişehir Mahalle Meclisi Eş Başkanları Aydın Kayı ve Tijen Kabadayı ile mahalle meclisi üyeleri yer aldı. Ziyarette, mahalle sakinlerinin beklentileri ve çözüm önerileri Başkan Kurt’a iletildi. Ziyarette konuşan Başkan Kazım Kurt, katılımcı demokrasinin yerel yönetimlerin en önemli güç kaynaklarından biri olduğunu belirterek, mahalle meclislerinin vatandaşların yönetime doğrudan katkı sunduğu önemli yapılar olduğunu söyledi. Mahallelerin ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla gelişeceğini dile getiren Başkan Kurt, “Demokrasi yalnızca seçim dönemlerinde değil, yaşamın her alanında ve her gün işletilmelidir. Mahalle meclisleri de bu anlayışın en güçlü örneklerinden biridir. Vatandaşlarımızın görüşlerini, önerilerini ve eleştirilerini doğrudan paylaşabilmeleri, daha yaşanabilir bir kent oluşturma hedefimize önemli katkılar sağlıyor” dedi. Odunpazarı Belediyesi olarak mahalle meclislerinin çalışmalarını önemsediklerini vurgulayan Başkan Kurt, yerel yönetim ile vatandaşlar arasındaki iletişimin güçlenmesinde bu yapıların önemli rol üstlendiğini belirtti. Kurt, kent yönetiminde katılımcılığı artıran her çalışmanın yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti. Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru da mahalle meclislerinin yerel demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, vatandaşların karar alma süreçlerine katılımını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmenin sonunda mahalle meclisi üyeleri, mahallelerine yönelik destekleri ve yapıcı yaklaşımı nedeniyle Başkan Kazım Kurt’a teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.