SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dem Parti

Porsuk Haber Ajansı - Dem Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dem Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Partili Arslan: "36,5 Milyon Seçmenin İradesi Hedef Alındı" Haber

YENİ Partili Arslan: "36,5 Milyon Seçmenin İradesi Hedef Alındı"

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, YSK verilerine dayanarak hazırladığı kapsamlı raporla 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından belediyelerde yaşanan değişimi sayısal olarak gözler önüne serdi. ​Hazırlanan çalışmaya göre; 12 Ekim 2026 tarihi itibarıyla parti transferleri, kayyım atamaları, tutuklamalar ve belediye meclislerindeki dengelerin değiştirilmesi gibi yöntemlerle 156 belediyede 36 milyon 564 bin seçmenin siyasi iradesi doğrudan etkilendi. ​Türkiye Genelinde Seçmenlerin Yüzde 63’ü Doğrudan Etkilendi ​31 Mart yerel seçimlerinde belediye başkanlığı için oy kullanan toplam 57,7 milyon seçmenin %63,30’una denk gelen bir alanda sandık sonuçlarının değiştiğini belirten İbrahim Arslan, tablonun münferit değil sistematik bir demokrasi sorununa işaret ettiğini vurguladı: ​"Türkiye’de belediye başkanlığı için oy kullanan her 100 seçmenden 63’ünün iradesini ilgilendiren, ülke çapında bir müdahale tablosuyla karşı karşıyayız. İktidar, sandıkta alamadığı yetkiyi seçimden sonra transfer masalarında, kayyım kararlarında ve adliye koridorlarında kurulan siyasi düzeneklerle ele geçirmeye yöneldi." ​Müdahale Kapsamındaki Belediyelerin Seçim İstatistikleri ​Toplam Etkilenen Seçmen Sayısı: 36 milyon 564 bin 21 ​Sandığa Giden Seçmen Sayısı: 28 milyon 637 bin 78 ​Geçerli Oy Sayısı: 27 milyon 517 bin 299 ​Muhalefet Partilerinin Toplam Oyu: 13 milyon 881 bin 218 (Geçerli oyların %50,45'i) ​9 Büyükşehirde 24,3 Milyon Seçmenin Tercihi Değişti ​Raporda; İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Aydın, Bursa, Mardin, Mersin ve Van olmak üzere toplam 9 büyükşehirde seçim sonuçlarının adli, idari veya siyasi kararlarla etkilendiği aktarıldı. Bu 9 büyükşehirdeki 24,3 milyon seçmen, Türkiye’deki tüm büyükşehir seçmenlerinin %50,69’unu oluşturuyor. ​AK Parti’ye Geçen Belediye Başkanı Sayısı 106’ya Ulaştı ​Seçimlerin ardından farklı partilerden istifa ederek iktidar partisine katılan veya katılması sağlanan belediye başkanlarının parti dağılımı şu şekilde gerçekleşti: ​Yeniden Refah Partisi (YRP): 42 belediye başkanı ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): 36 belediye başkanı ​İYİ Parti: 11 belediye başkanı ​Bağımsızlar: 6 belediye başkanı ​DEM Parti: 3 belediye başkanı ​DEVA Partisi: 3 belediye başkanı ​Saadet Partisi (SP): 2 belediye başkanı ​Demokrat Parti (DP): 2 belediye başkanı ​Büyük Birlik Partisi (BBP): 1 belediye başkanı ​Belediye başkanlarının parti değiştirmesinin kişisel bir tercih olarak görülemeyeceğini belirten Arslan; baskı, soruşturma tehdidi ve merkezî iktidarın mali imkânları kullanılarak yapılan transferlerin millî iradeye açık müdahale olduğunu dile getirdi. ​İktidarın Yönetim Alanındaki Belediye Sayısı 671’e Yükseldi ​31 Mart seçimleri ve yenilenen sandıkların ardından AK Parti’nin kazandığı belediye sayısı 541 olarak tescillenmişti. Ancak seçim sonrası süreçte 106 belediye başkanı transferi, 13 kayyım ataması ve 11 belediyedeki meclis yapısı müdahalesi sonucunda 130 belediye daha iktidarın yönetim alanına eklendi. Böylece iktidarın elindeki belediye sayısı 671’e yükseldi. ​Muhalefet Partilerindeki Belediye Sayısı Düştü ​Süreç içerisinde muhalefet partilerinin yönetimindeki belediye sayılarında belirgin gerilemeler yaşandı: ​YENİ Parti & CHP: 31 Mart'ta kazandığı 411 belediyeden 50'sini kaybederek 361 belediyeye geriledi. ​Yeniden Refah Partisi: 63 belediye ile tamamladığı seçim sonrası 42 transfer ve 1 istifa ile 20 belediyeye düştü. ​DEM Parti: Seçimde kazandığı 78 belediyeden 10 kayyım ve 3 istifa/ihraç sonrası 65 belediyeye geriledi. ​İYİ Parti: Kazandığı 30 belediyeden 11 transfer sonrası 19 belediyeye düştü. ​DEVA Partisi: 4 olan belediye sayısı 1'e geriledi. ​Saadet Partisi: 4 olan belediye sayısı 2'ye geriledi. ​Demokrat Parti: 5 olan belediye sayısı 3'e geriledi. ​"Çözüm Sandıktan Uzaklaşmak Değil, İradeye Sahip Çıkmaktır" ​Açıklamasını demokratik mücadele çağrısıyla tamamlayan Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, raporun amacının umutsuzluk yaratmak değil sandığa sahip çıkmak olduğunu ifade etti: ​"İktidarın amaçlarından biri, vatandaşın sandığa olan güvenini aşındırarak 'Oy versek ne değişiyor?' algısını yerleştirmektir. Sandıktan uzaklaşmak, millet iradesini yok sayanlara alan açar. Bütün muhalefet partilerini, sivil toplum kuruluşlarını ve yurttaşlarımızı oyumuza, seçme hakkımıza ve millet egemenliğine kararlılıkla sahip çıkmaya davet ediyoruz."

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: "Teröre Destek Mitingine İzin Verilemez!" Haber

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: "Teröre Destek Mitingine İzin Verilemez!"

AHPADİ - Adaletin Hukuku ve Parlementer Demokrasi İdeali Derneği Başkanı Avukat Mehmet Ektaş, hafta sonu çeşitli illerde düzenleneceği duyurulan "Öcalan’a Özgürlük" mitinglerine çok sert tepki gösterdi. Ektaş, bu mitinglerin hukuka ve Türkiye Cumhuriyeti’ne açık bir başkaldırı olduğunu belirtti. Eskişehir’de yazılı bir basın açıklaması yayımlayan AHPADİ Başkanı Av. Mehmet Ektaş, DEM Parti ve iş birlikçileri tarafından Muş, Mersin, Diyarbakır ve İstanbul’da yapılması planlanan mitinglerin yasal olarak suç teşkil ettiğini savundu. Anayasa ve Terörle Mücadele Kanunu’nu hatırlatan Ektaş, adli ve idari makamları göreve çağırarak söz konusu organizasyonların derhal yasaklanması gerektiğini ifade etti. "Bir Cani İçin Özgürlük Değil, Ancak Af Dilenebilir" Mitingin adlandırılış biçimine sert eleştiriler getiren Av. Mehmet Ektaş, özgürlük kavramının esir alınan veya hukuka aykırı şekilde alıkonulan kişiler için kullanılacağını belirtti. Teröristbaşının statüsünün net olduğunu vurgulayan Ektaş, şu ifadeleri kullandı: "Öcalan, yakalandığı Şubat 1999 tarihine kadar devletine ve milletine karşı alçakça işlediği suçlardan hüküm giymiş bir mahkumdur. Bir mahkum için ancak ‘af’ dilenebilir ki, bu dahi Türk milletinin vicdanında asla kabul görmez. Öcalan; asker, polis, sivil, öğretmen, mühendis ve ne yazık ki bebeklerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 50 bin insanımızın katledilmesi emrini vermiş bir canidir." Ektaş, Öcalan'ın 1999 yılında vatana ihanet ve ayrılıkçılık suçlarından oy birliğiyle idama mahkum edildiğini, cezasının 2002 yılında idamın kaldırılmasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildiğini hatırlatarak, cezai sorumluluğu azaltan hiçbir maddeden yararlandırılmadığının altını çizdi. "TUSAŞ Saldırısından da Doğrudan Öcalan Sorumludur" AHPADİ Başkanı Ektaş, teröristbaşının cezaevinde olduğu süreçte de avukatları, aile yakınları ve siyasi uzantılar aracılığıyla PKK terör örgütünü yönetmeye devam ettiğini ileri sürdü. Örgütün gerçekleştirdiği son kanlı eylemlere değinen Ektaş, yakın geçmişteki TUSAŞ saldırısına dikkat çekti: 23 Ekim 2024 TUSAŞ Saldırısı: Ankara Kahramankazan'daki Türk Havacılık ve Uzay Sanayii merkez yerleşkesine düzenlenen hain saldırıda 5 yurttaşımız şehit olmuş, 22 yurttaşımız yaralanmıştı. Hukuki Süreç: Ektaş, bu saldırı dahil olmak üzere PKK'nın tüm eylemlerinden Öcalan’ın birinci derecede sorumlu olduğunu ve 1999'dan bu yana geçen süreç için de ayrıca "terör örgütü yöneticiliği" suçundan yargılanması gerektiğini belirtti. "Mitingler Hak Kullanımı Değil, Ağır Bir Suçtur" Düzenlenmek istenen mitinglerin anayasal bir hak olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Avukat Mehmet Ektaş, işin hukuki boyutunu şu sözlerle özetledi: "Bu mitingler; Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’na göre terör örgütü propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek gibi net suçları oluşturmaktadır. Konusu suç teşkil eden ve kamu düzenini açıkça tehlikeye atan bu eylemler hak kullanımı olamaz; aksine yasal birer yasaklanma nedenidir. Anayasanın 14. maddesi de temel hak ve hürriyetlerin devletin bütünlüğünü bozacak şekilde kötüye kullanılamayacağını açıkça düzenler." "Siyasi İktidarı ve Devlet Bahçeli'yi Esefle İzliyoruz" Açıklamasında siyasi gündeme ve iktidar bloğuna da eleştiriler yönelten Ektaş, bu tür mitinglerin önünü açan söylemlerin toplumsal huzuru bozmayı hedeflediğini iddia etti. "Bu mitinglerin yüreklendiricisinin sözde milliyetçi Devlet Bahçeli olması esef vericidir" diyen AHPADİ Başkanı, Cumhurbaşkanının sessiz kalmasının da bu tür girişimlere toplumsal zemin hazırlanması kaygılarını haklı çıkardığını savundu. Ektaş, Türk ordusunun mücadelesiyle yok olma noktasına gelen terör örgütüne hiçbir isim altında "can suyu" verilmemesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanlığına Çağrı AHPADİ Başkanı Av. Mehmet Ektaş, anayasayı ve vatanın bütünlüğünü koruyacağına dair yemin eden devlet yetkililerini acilen adım atmaya davet ederek açıklamasını şu çağrıyla sonlandırdı: "Başta Cumhurbaşkanı ile İçişleri Bakanı olmak üzere, ilgili tüm yetkilileri, adli ve idari makamları görevlerini yapmaya davet ediyoruz. Bu teröre destek mitingleri derhal yasaklanmalı ve sokak eylemlerine kesinlikle izin verilmemelidir. Aksine davranıp terör örgütüne zemin hazırlayanlar, tarih ve bağımsız yargı önünde hesap vermekten kaçamayacaklardır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.