SON DAKİKA
Hava Durumu

#Darbe

Porsuk Haber Ajansı - Darbe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Darbe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz" Haber

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, 12 Eylül darbesinin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "12 Eylül 1980… Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin susturulduğu, Meclisin kapatıldığı, siyasi partilerin dağıtıldığı, insanların işkencelerden geçirildiği, gençlerin darağaçlarına gönderildiği; korkunun, baskının ve yasakların devlet düzeni haline getirildiği kara bir tarih. 12 Eylül yalnızca bir tarih değildir. 12 Eylül; demokrasiye indirilen darbenin, millet iradesine vurulan zincirin ve Cumhuriyetin üzerine düşürülen karanlığın adıdır. Aradan yıllar geçti. Ancak bugün hâlâ şu soruyu sormak zorundayız. 12 Eylül gerçekten geride mi kaldı? Bir ülkede sandık varsa ama hukuk tartışılıyorsa. Seçim varsa ama milli iradenin itibarı tartışmaya açılıyorsa. Cumhuriyet varsa ama laiklik hedef haline getiriliyorsa. Demokrasi varsa ama eleştirenin, sorgulayanın ve itiraz edenin sesi kısılmaya çalışılıyorsa. 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetinden geriye kalanlarla yüzleşmek zorundayız. Bizim için 12 Eylül’ü anlamak, yalnızca geçmişin acılarını anmak değildir. 12 Eylül’ü anlamak; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir daha hiçbir gücün “bizim çocukları” olmayacağını ilan etmektir. Tarihte “bizim çocuklar” sözü, milletimizin hafızasında dış müdahale ve vesayet tartışmalarının simgelerinden biri olarak yer etmiştir. Bugün isimler, makamlar ve temsilciler değişse de Türkiye’ye yön verme hevesi değişmemektedir. Bugün, Tom Barrack gibi Amerika Birleşik Devletleri adına bölgemizde ve ülkemizde görev yapan temsilcilerin, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren açıklamalarını ve yaklaşımlarını dikkatle değerlendirmek zorundayız. Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir. Dostluk başka şeydir, bağımlılık başka şeydir. İttifak başka şeydir, teslimiyet başka şeydir. Diplomasi başka şeydir, Türkiye’nin geleceği hakkında başkalarının hesap yapmasına sessiz kalmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti. Hiçbir yabancı gücün siyasi laboratuvarı, hiçbir bölgesel projenin taşeronu, hiçbir küresel planın uygulama alanı değildir. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir. Ve bu devletin tapusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile alınmıştır. Bu nedenle bugün siyaset yapan herkese açık ve net bir çağrımız vardır. Cumhuriyeti savunmak günübirlik siyasetin konusu değildir. Atatürk’ü yalnızca seçim meydanlarında hatırlayıp Cumhuriyetin temel değerlerini gündelik siyasi hesaplara kurban edemezsiniz. Demokrasiyi yalnızca işinize geldiğinde savunamazsınız. Milli iradeyi yalnızca kendi iradenizle aynı sonuç çıktığında kutsayamazsınız. Hukuku yalnızca kendiniz için isteyemezsiniz. Laikliği yok sayıp çağdaş Türkiye’den söz edemezsiniz. Ve en önemlisi. 12 Eylül’e lanet okuyup, 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetine bugün göz yumamazsınız. Bizim duruşumuz nettir. Darbeye karşıyız. Vesayete karşıyız. Her türlü antidemokratik müdahaleye karşıyız. Türkiye’nin iç işlerine yönelik emperyal hesaplara karşıyız. Cumhuriyetimizi ve laikliği hedef alan gerici anlayışlara karşıyız. Kimden gelirse gelsin, millet egemenliğini zayıflatan her türlü anlayışın karşısındayız. Çünkü bizim hayat felsefemiz. Atatürk’ün aklı. Cumhuriyetin özgürlüğü. Laikliğin güvencesi. Demokrasinin namusu. Ve Tam Bağımsız Türkiye idealidir. 12 Eylül’ün yıldönümünde bir kez daha haykırıyoruz. Bu millet darbelerden çok çekti. Bu ülke vesayetlerden çok çekti. Bu Cumhuriyet, kendi evlatlarının birbirine düşman edilmesinden çok çekti. Artık yeter. Türkiye’nin geleceğini ne darbeler, ne vesayet odakları ne de yabancı güçlerin Türkiye üzerine kurduğu hesaplar belirleyecektir. Bu ülkenin geleceğini yalnızca ve yalnızca Türk Milleti belirleyecektir. Ve herkes bilmelidir ki. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; geçici siyasi hesaplardan, makam hırslarından, dış baskılardan, emperyal projelerden ve demokrasi dışı heveslerden çok daha büyüktür. Bugün görevde olanlar da, yarın görevde olacaklar da, siyaset yapan herkes de şu gerçeği bilmek zorundadır. Cumhuriyet kimsenin makamı değil, milletin namusudur. Demokrasi kimsenin lütfu değil, milletin hakkıdır. Atatürk ilke ve devrimleri geçmişin değil, Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır. 12 Eylül’ü unutmadık. Darbeleri unutmadık. İşkenceleri unutmadık. Darağaçlarını unutmadık. Kaybedilen gençliği unutmadık. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı üzerinde hesap yapanları da unutmadık. Bugün de aynı yerdeyiz. Cumhuriyetin yanındayız. Demokrasinin yanındayız. Laikliğin yanındayız. Tam Bağımsız Türkiye’nin yanındayız. Ve buradan açıkça ilan ediyoruz. Bu ülkede artık kimsenin “bizim çocukları” yoktur. Bu ülkenin sahibi, Türk Milletidir. Ne darbe. Ne vesayet. Ne teslimiyet. Yaşasın Tam Bağımsız, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti."

Milli İrade Anlayışını Diri Tutmaya Devam Edeceğiz Haber

Milli İrade Anlayışını Diri Tutmaya Devam Edeceğiz

AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından, 28 Şubat darbesinin yıl dönümü dolayısıyla 81 İlde eş zamanlı olarak bir basın açıklaması yapıldı. AK Parti Eskişehir İnsan Hakları Başkanı Işın Mediha Haskol Şahin, birim başkanlarıyla birlikte 28 Şubat darbesinin yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Türkiye genelinde eş zamanlı açıklamada AK Parti Eskişehir İnsan Hakları Başkanı Işın Mediha Haskol Şahin şu ifadeleri kullandı: “28 Şubat Darbesinin 29. yıl dönümünde darbe ve darbecilik zihniyetini kınamak için bugün bir araya geldik. Öncelikle şunun altını çizmek isteriz ki amaçları itibarıyla 27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta siyasetin yanı sıra topluma yönelik de indirilmiş ağır bir darbeden bahsediyoruz. Sonuçlarının nesillerce sürmesi amaçlanan, hesaplı bir şekilde kurgulanmış bir darbedir. Bu ülkenin insanının milli ve manevi değerlerini hedef almış bir pusudur. Millet iradesine karşı tanklar yürütülmüş; seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti görevden el çektirilmiş; başta başörtülü kadınlar olmak üzere bu ülkenin mütedeyyin kesimlerine yönelik büyük bir zulüm dalgası başlatılmıştır. Bu ülkenin vatandaşları kendi ülkesinin kurumlarına sırf dini hassasiyetlerinden ötürü sokulmamaya çalışılmıştır. AK Parti olarak 28 Şubat ve benzeri tüm darbeci ve vesayetçi girişimlerin karşısında olduğumuzu burada bir kez daha ilan ediyoruz. İktidarımız döneminde attığımız adımlarla vesayet odaklarını teker teker çökerttik. Milli iradeyi bu süreçte yeniden inşa ederek ülkemizi ve milletimizi hak ettiği demokrasi standardıyla buluşturduk. Ancak son zamanlarda yine başörtüsü ve Anadolu’muzun yerel kıyafetlerine yönelik çirkin tavrı gördükçe 28 Şubat zihniyetinin her an hortlayabileceğini bir kez daha idrak ediyoruz. Maalesef bazıları AK Parti iktidarı döneminde atılan demokratikleşme adımlarıyla hak ve özgürlükler noktasında kaydedilen ilerlemeye rağmen hala içinde bu köhne zihniyeti taşıyor. Bu anlamda milli iradenin inşası noktasında demokrasi bilincinin, sivil iradenin, sandığın gücünün ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Bu fikirlerin karşısında duranlar, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti var diye şimdilik belli şeyleri söylemeye cesaret ve fırsat bulamıyorlar. Ancak ilk fırsatta neler yapabileceklerinin fragmanını her seferinde milletimize izletiyorlar. Bu zihniyetle mücadele biz AK Parti için bir demokrasi mücadelesidir; bir hak mücadelesidir; büyük Türkiye mücadelesidir. Şunu vurgulamak lazım ki toplumsal barışımıza kasteden bu zihniyet orada durduğu sürece büyük ve güçlü Türkiye idealimize ve Türkiye yüzyılı vizyonumuza her daim ket vurulmaya çalışılacaktır. Ancak bizler tüm bu engelleri milletimizle beraber aşmaktan geri durmayacağız. Bizler AK Parti olarak, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemize hizmet etme kararlılığımızı ve darbeci zihniyet karşısında dimdik durma irademizi yılmadan sürdüreceğiz. Demokrasi tarihimizde bir daha asla 28 Şubat benzeri süreçlerle karşılaşmamak için milli irade anlayışını daima diri tutmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.”

En Büyük Vatana İhanet Suçunun Yıldönümü Haber

En Büyük Vatana İhanet Suçunun Yıldönümü

Demokrat Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 27 Mayıs darbesinin yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. DP İl Başkanı Hüseyin Özcan tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Türk siyasi tarihinde gördüğü en büyük organize suçun, Vatana karşı örgütlü ihanetin, Millete karşı ilk terör eyleminin yıldönümüdür 27 Mayıs. Bu Aziz Millet, millî mücadelede "zor"a galip gelmişti. 27 Mayıs ise mağlup olan "zor"un, "zorba"larla rövanş girişimiydi. Kendisinden sonraki tüm "organize kötülük"lere emsal olmuş, zorbalara cesaret vermiş bir cürüm hareketiydi 27 Mayıs Darbelerin, darbe hayallerinin, zoru araç bilenlerin emsali idi. Milleti kendi isteklerine razı edemeyen bir şebekenin silahla rızasını gaspetmesiydi. Toplu halde bir 'görevi kötüye kullanma' eylemiydi 27 Mayıs. 1960 yılında Türkiye'de darbelere, organize tüm kötülük ve vesayetlere emsal olmuş darbe, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup bir avuç cuntanın, bir avuç cumhuriyet ve millet düşmanının cürmü idi. Zira bu dar suç şebekesi, Milletimizin 10 yılda kat ettiği mesafeden, Milletimizin hürriyetlerine ermesinden, haklarını temin etmesinden, kalkinmadan ve demokrasi fikri ile güçlenen bir cunhuriyetten rahatsızdı. Açıklamaları, beyanları ve hatta darbeyi ilanları dahi cumhuriyetten, hürriyetten bahsetse de aksine bu şebeke Demokrat Parti iktidarına darbe yapıyor görünse de Demokrat Parti ile temsil edilen milletin iktidarına darbe yaptı. Ülkenin kalkınmasını durdurma talimatı almış ve hırsları ile tüm memleketi ateşe atmış bu şebeke muhakkak ki emir aldıkları mahfillere bağlılıklarını ispat etmek için bu ülkenin seçilmiş başbakanını, bakanlarını idama yolladı. Hayatları boyunca dış düşmana karşı tek bir kurşun bile atmamış cuntacılar, milletin iradesine alçakça namlu çevirdi. 27 Mayıs'ta silahların arkasına sığınarak Milletin iradesini sorgulayan, sonra yargılayan bu suç örgütü bedenlerin fani, fikirlerin baki olduğunu unutacak kadar kördü. Nitekim bugün bu darbeciler telin edilirken, bir Millet ve memleket bu ihanetin mesullerine ilenirken Demokrat Parti'yi, iktidarını, şehit başbakanımızı, bakanlarını rahmet ve minnetle anıyor. Nitekim bugün o darbecilerin isimleri anılmazken Demokrat Parti'nin şerefi ile, onuru ile Milleti için idamı dahi göze alan isimleri abide birer şahsiyet olarak yaşıyor. Buradan bir kez daha ilan etmek isteriz ki; darbelerle mücadelenin yolu daha fazla demokrasi ve işler bir adalet mekanizmasıdır. Bugün yeniden gündeme sokulan 'Yeni Anayasa' lakırdıları üzerine Türkiye'nin bir 'yeni'ye değil işleyecek bir demokrasiye ve işletilecek bir anayasaya ihtiyacı olduğunu hatırlatmak isteriz. Demokratik olan bir metin değil zihniyettir. Kısaca ülkemizden darbelerin izlerini silecek, darbelere ve her türlü vesayete tevessülü engelleyecek olan demokrasi kültürüdür. Tartışılması gereken şey metinler değil o metinleri kaleme alan zihinler, uygulayacak bireylerdir. Bu duygularla 1960'taki suç şebekesini bir kez daha lanetliyor, başta partimizin kıymetli isimleri, darbenin gerçekten mağduru olmuş abide şahsiyetlerini rahmetle anıyor, çelikten bir irade ile darbeci çeteyi yok varsaymış 3. Cumhurbaşkanımız, kurucu genel başkanımız Celal Bayar'ı, darbecilere karşı verdikleri milli mücadelede milleti için korkmadan şehadete yürüyen Başbakanımız Ali Adnan Menderes'i ve aziz bakanları Fatin Rüştü Zorlu'yu, Hasan Polatkan'ı şükranla, minnetle ve rahmet duaları ile anıyoruz. Ve bugün vesilesiyle bir kez daha Sayın Genel Başkanımız Gültekin Uysal'ın 27. Yasama Döneminde verdiği kanun teklifindeki taleplerini yineliyor, darbecilerin isimlerinin kamusal alanlardan silinmesi adına buradan çağrıda bulunuyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.