SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cumhuriyet

Porsuk Haber Ajansı - Cumhuriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Feridun Andaç Eskişehirlilerle Buluştu Haber

Feridun Andaç Eskişehirlilerle Buluştu

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, #2026EskişehirYılı etkinlikleri kapsamında edebiyat dünyasının usta kalemlerinden, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Feridun Andaç'ı Eskişehirlilerle buluşturdu. Sanatın ve edebiyatın birleştirici gücünü ön plana çıkaran söyleşi, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sanat Sokağı Genco Erkal Sahnesi'nde düzenlenen "Hayatı Edebiyat ile Karşılamak" başlıklı söyleşiye Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir Kent Konseyi Başkanı İnci Ülüğ ile çok sayıda edebiyat ve sanatsever katıldı. Söyleşi öncesinde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Feridun Andaç'ı Eskişehir'de ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, edebiyatın insan yaşamındaki dönüştürücü gücüne dikkat çekti. Ünlüce, "Cumhuriyet gazetemizin saygın yazarlarından, yıllardır edebiyatı yaşatmak, sevdirmek ve bu alana emek verenleri hafızalarımızda canlı tutmak için büyük çaba gösteren sevgili Feridun Andaç'ı sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz." dedi. "Hayatı Edebiyat ile Karşılamak" başlığının günümüz koşullarında çok anlamlı olduğunu ifade eden Ünlüce, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sanatın her dalı gibi edebiyat da bizi iyileştirir, güzelleştirir, hayata bağlar ve birlikte yaşama umudumuzu güçlendirir. Hepimiz okuduğumuz dizelerle kendimizi bulduk, kitaplarla hayatımıza yön verdik. Belki bugün kimsek, neye emek veriyorsak, geçmişimizde mutlaka bizi etkileyen satırlar, şiirler ve yazarlar vardır. İşte bu nedenle edebiyat, toplumların en güçlü yol arkadaşlarından biridir. Savaşların, krizlerin ve zorlukların yaşandığı bir coğrafyada edebiyat; umudu, dayanışmayı ve geleceğe güvenle bakmayı besleyen en önemli güçlerden biridir." Söyleşide edebiyatın birey ve toplum üzerindeki etkisini, okuma kültürünü ve yazının dönüştürücü gücünü anlatan Feridun Andaç, anıları ve deneyimleriyle dinleyicilere ilham verdi. Konuşmasında Eskişehir'e duyduğu hayranlığı dile getiren Andaç, kentin kültür ve sanat anlayışına övgü dolu sözlerle değindi. Andaç, "Yılmaz Hoca'nın attığı adımlarla başlayan, Ayşe Hanım'ın aynı vizyon ve başarıyla sürdürdüğü bu güzellikler artarak devam ediyor. Bana 'Cumhuriyet'i tarif et' deseler, hiç düşünmeden 'Eskişehir'in her anı, her adımı' derim. Eskişehir; kültürüyle, sanatıyla, insanına verdiği değerle Cumhuriyet'in en güzel yansımalarından biridir." ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Feridun Andaç'a günün anısına plaket takdim etti. Program, Andaç'ın okurlarıyla bir araya gelerek kitaplarını imzalaması ile sona erdi.

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!” Haber

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!”

Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 tarihinde katledilen 33 sanatçı, aydın ve 2 otel çalışanının anısına Eskişehir’de düzenlenen anma töreni, geniş bir katılımla gerçekleşti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından, katılımcılar sessiz bir yürüyüşle Vilayet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na ulaştı. ​2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan katliamın 33. yıl dönümünde Eskişehir; demokrasi, adalet ve laiklik vurgusuyla bir kez daha bir araya geldi. Anma törenine CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vakıf Başkanı Ufuk Uysal: “Yaramız Adaletsizlikle Büyüyor” ​Anma töreninde konuşan Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Madımak Katliamı’nın sadece geçmişte kalmış bir olay değil, günümüz toplumsal vicdanını her an kanatan bir yara olduğunu vurguladı. Uysal; ​"2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli'nde, 33 aydın sanatçı ve 2 emekçi otel çalışanı canımız diri diri yakılmıştır. Bu bir katliamdır. Bu saldırı; bağnaz, gerici, laiklik ve Cumhuriyet düşmanları tarafından kardeşliğe, insanlığa ve düşünce özgürlüğüne yapılmış karanlık bir saldırıdır. O gün Madımak Oteli’nde sadece ozanlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız ve aydınlık gençlerimiz değil; bu toprakların hoşgörü kültürü, kardeşliği ve bir arada yaşama iradesi de yakılmak istendi. Devleti yönetenler acziyet içerisinde buna engel olmamışlardır ya da olamamışlardır. Sonrasında ise adalet yerini bulmamıştır." Uysal, inanç değerlerine ve Anadolu’nun kadim mirasına dikkat çekerek; ​"Bizim inancımızda 'İnsan kutsaldır.' Yolumuzda 'Eline, beline, diline sahip çıkmak' esastır. Bizler, 'Gelin canlar bir olalım' diyen Pir Sultan’ın, 'Sevelim sevilelim' diyen Yunus Emre’nin evlatlarıyız. Sivas’ta hedef alınan tam da Anadolu’nun bu aydınlık ruhuydu. Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı, hepimizin yüreğini yaktı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, o ateşin dumanı adaletin üzerinde tüttüğü sürece bu yara kapanmayacaktır. Bizim yasımız sadece kaybettiklerimize değil, aynı zamanda eksik kalan adaletedir." ​Uysal, anmanın bir direniş günü olduğunu belirterek; "Bizler bu anmayı sadece bir yas günü olarak değil; karanlığa karşı aydınlığı, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı adaleti haykırdığımız bir direnç günü olarak görüyoruz. Nesimi Çimen’in sazı susmadı. Hasret Gültekin’in deyişleri hala dillerimizde, Metin Altıok’un şiirleri hala rehberimizdir. Toplumsal hafızamızı diri tutmak, bu acıların bir daha yaşanmaması için en büyük güvencemizdir," diyerek sözlerini noktaladı. Milletvekili İbrahim Arslan: “Toplumun Aklı ve Vicdanı Yakıldı” ​CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, konuşmasında katliamın hukuksal boyutuna ve toplumsal tahribatına dikkat çekti: ​"33 yıl önce 33 canımız yandı, ancak bununla birlikte bu toplumun aklı, vicdanı, düşünce ve inanç özgürlüğü, Cumhuriyetin aydınlanma birikimleri yakıldı. Aradan geçen yıllarda firariler, affedilen sanıklar ve zaman aşımına uğratılan davalar acımızı katladı. Madımak Oteli bir utanç müzesine dönüştürülmelidir. Madımak’ın karanlığı ne yazık ki nefret diliyle, ötekileştirmeyle hâlâ hâkim kılınmaya çalışılıyor. Biz Alevi-Bektaşi toplumu olarak anayasal eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Cemevlerimiz ibadethanemizdir. Tüm bunların güvencesi ise laik, demokratik Cumhuriyettir." dedi. ​Başkan Ayşe Ünlüce: “Barış Dilini Haykırıyoruz” ​Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, toplumsal uzlaşı ve tahammül kültürünün önemine vurgu yaparak şunları ifade etti: ​"Bugün 33 yıl önce Sivas’ta büyük bir nefret ve tahammülsüzlükle katledilen aydınlarımızı anmak için buradayız. Biz bugün sadece bir anma için değil; bu topraklarda bir daha aynı acılar yaşanmasın, hep barış dili konuşulsun diye bir aradayız. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli'nin 'İncinsen de incitme' düsturu hayatımızın rehberi olmalı. Kadim uygarlıklara ev sahipliği yapmış, barış içinde yaşamayı bilen Eskişehir'den bir kez daha haykırıyoruz: 2 Temmuz’u unutmadık, unutturmayacağız." ​Başkan Kazım Kurt: “İnsanlık Suçunda Zaman Aşımı Olmaz” ​Odunpazoni Belediye Başkanı Kazım Kurt, davanın hukuki sürecindeki aksaklıkları eleştirerek hesap sorma kararlılığını yineledi: ​"33 yıl geçti, yargılamalar yapıldı ancak Sivas’ın gerçek nedeni maalesef aydınlatılamadı. Bugün o dönemin sorumlularının birçoğu devletin kademelerinde görev alabiliyor. Bu bir insanlık suçudur ve insanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Bunu herkes böyle bilmelidir. Biz 'unutmadık, unutturmayacağız' derken, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına olan inancımızı yineliyoruz. Bu katliamın hesabı mutlaka sorulmalıdır." Sessiz Yürüyüş ve Çelenk Sunumu ​Konuşmaların ardından katılımcılar, ellerinde "Sivas’ı Unutma, Unutturma" yazılı dövizler ve pankartla sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünden Vilayet Meydanı'na kadar süren yürüyüş, Atatürk Anıtı'na çelenk sunulması ve saygı duruşu ile nihayete erdi. Anma törenine destek veren ADD, ÇYDD, EĞİTİM-İŞ, Kent Konseyleri, Köy Dernekleri ve HABED temsilcilerine, Vakıf Başkanı Ufuk Uysal tarafından teşekkür edildi.

Kazım Kurt: ''Madımak'ı Yakan Zihniyetle Hesaplaşmadan Adalet Sağlanamaz'' Haber

Kazım Kurt: ''Madımak'ı Yakan Zihniyetle Hesaplaşmadan Adalet Sağlanamaz''

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 2 Temmuz 1993 yılında yaşanan Sivas Katliamı ile ilgili bir mesaj yayınladı. 33 yıl önce yaşanan Sivas Katliamı'nı lanetlediğini ve kınadığını belirten Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Sivas Katliamı'nın, Türkiye tarihinde acıyla ve utançla anılan bir olay olarak durduğunu hatırlattı. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta Madımak Oteli'nde insanlığın ateşe verildiğini söyleyen Başkan Kurt, “Aralarında aydınların, sanatçıların, ozanların ve gençlerin bulunduğu 33 can, göz göre göre yakılarak katledildi. Bu katliam, Cumhuriyet'e, laikliğe, aydınlanmaya ve bir arada yaşama iradesine yöneltilmiş organize bir karanlık saldırıdır” dedi. Aradan 33 yıl geçtiğinin altını çizen Başkan Kurt, bu 33 yılda ne acının dindiğini ne de adaletin tam anlamıyla yerini bulduğunu vurguladı. Başkan Kurt mesajına şu sözlerle devam etti: “Çünkü Madımak'ı yalnızca o gün otelin önünde toplanan kalabalıklar yakmadı; seyredenler, önlem almayanlar, sorumluluklarını yerine getirmeyenler ve sonrasında gerçek bir yüzleşmeden kaçınan siyasal anlayış da bu utancın ortağı oldu. Bugün hâlâ toplumu inanç, yaşam biçimi ve kimlik üzerinden ayrıştıran siyaset dili kullanılıyorsa, nefret söylemi sıradanlaştırılıyorsa, laik Cumhuriyet'in temel değerleri hedef alınıyorsa, Madımak'ı doğuran zihniyetle hesaplaşmanın tamamlanmadığı ortadadır. Ne yazık ki yıllardır bu ülkeyi yöneten siyasi iktidar, toplumsal barışı güçlendirecek adımlar atmak yerine kutuplaşmayı derinleştiren bir anlayışı tercih etmiştir. Farklı düşünenleri ötekileştiren, eleştiriyi düşmanlık olarak gören, liyakat yerine sadakati esas alan bu siyaset anlayışı, demokrasiye de ortak geleceğimize de zarar vermektedir. Biz biliyoruz ki laiklik yalnızca bir yönetim biçimi değil, birlikte yaşamanın güvencesidir. Cumhuriyet yalnızca bir rejim değil, bu topraklarda eşit yurttaş olmanın teminatıdır. Madımak'ta hedef alınan da tam olarak bu değerlerdir. Madımak'ı unutmak, karanlığa teslim olmaktır. Bizler ne unuturuz ne de unuttururuz. Çünkü hafızasını kaybeden toplumlar, aynı acıları yeniden yaşamaya mahkûm edilir. Adaletin geciktiği her gün, Madımak'ın ateşi vicdanlarda yanmaya devam etmektedir. Gerçek bir yüzleşme sağlanmadan, nefret suçlarına karşı kararlı bir duruş sergilenmeden ve laik Cumhuriyet'in değerleri tavizsiz biçimde savunulmadan bu yara kapanmayacaktır. 2 Temmuz'un 33. yılında Madımak'ta yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla, özlemle ve mücadele sözümüzü yineleyerek anıyorum. Unutmadık, affetmedik ve unutturmayacağız.”

Milletin İstiklalini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır Haber

Milletin İstiklalini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, Amasya Genelgesi'nin 107. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin kurucu değerlerine bağlılığın altını çizdi. Avcı, "Bağımsız, demokratik, laik ve çağdaş Türkiye mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz" dedi. ​Amasya Genelgesi’nin 107. yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, kurtuluş mücadelesinin en kritik belgelerinden biri olan Amasya Genelgesi'nin ruhuna dikkat çekti. Avcı, genelgenin sadece tarihsel bir belge olmadığını, aynı zamanda ulusal egemenliğin ve halk iradesinin sarsılmaz bir ilanı olduğunu vurguladı. ​"Cumhuriyet, Kulluğun Değil Yurttaşlığın Rejimdir" ​Açıklamasında güncel siyasi ve toplumsal gelişmelere değinen Mehmet Avcı, hukukun üstünlüğü ve laiklik ilkelerinin önemine dikkat çekti. Avcı, şu ifadeleri kullandı: ​"Bugün, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin çeşitli şekillerde aşındırılmaya çalışıldığı; hukukun üstünlüğü, laiklik, demokrasi ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin tartışmaya açıldığı bir dönemde bulunuyoruz. 'Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' sözü, hiçbir kişi, makam veya siyasi anlayışın millet iradesinin üzerinde olamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Cumhuriyet; ayrıcalıkların değil yurttaşların eşitliğinin, biatın değil özgür düşüncenin, kulluğun değil yurttaşlığın rejimidir." ​"Çağdaş Uygarlık Hedefinden Taviz Yok" ​Türkiye'nin içinde bulunduğu süreçte Atatürk ilke ve devrimlerine olan ihtiyacın her zamankinden daha fazla olduğuna dikkat çeken ADD Eskişehir Şube Başkanı, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: ​"Türkiye'nin ihtiyacı; Cumhuriyetin temel niteliklerinden uzaklaşmak değil, Atatürk'ün akıl ve bilim yolunda gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine kararlılıkla yürümektir. Ulusal egemenliğin, laik Cumhuriyetin ve demokratik hukuk devletinin tavizsiz savunulması bugün her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır." ​"Mücadelemizden Vazgeçmeyeceğiz" ​Açıklamasının sonunda ADD Eskişehir Şubesi olarak kararlılık mesajı veren Avcı, "Amasya Genelgesi'nin 107. yıl dönümünde, Cumhuriyetimizin kurucu felsefesine ve Atatürk ilke ve devrimlerine olan bağlılığımızı bir kez daha vurguluyor; bağımsız, demokratik, laik ve çağdaş Türkiye mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetin Işığında, Atatürk'ün İzinde Yürümeye Devam Edeceğiz Haber

Cumhuriyetin Işığında, Atatürk'ün İzinde Yürümeye Devam Edeceğiz

ADD Eskişehir Şubesi, ÇYDD Eskişehir Şubesi ve Eğitim-İş Eskişehir Şubesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümünü anlamlı bir törenle kutladı. Valilik Meydanı’nda bir araya gelen Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-İş Eskişehir Şubeleri, Cumhuriyet değerlerine olan bağlılıklarını vurguladı. Valilik Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan tören; saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından şubeler adına yapılan ortak basın açıklamasıyla devam etti. Şubeler adına ortak açıklamayı yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, şunları söyledi: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümünü gurur, özlem ve kararlılıkla anıyoruz. 21 Haziran 1920'de Eskişehir'e gelen Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, işgal altındaki bir vatanın yeniden ayağa kalkması için milletimizin azim ve kararlılığını örgütlemekteydi. O gün verilen mücadele yalnızca topraklarımızı kurtarma mücadelesi değil; aynı zamanda bağımsızlığın, halk egemenliğinin, laikliğin ve çağdaşlaşmanın mücadelesiydi. Aradan geçen 106 yıla rağmen Atatürk'ün fikirleri ve Cumhuriyetin temel ilkeleri hâlâ ülkemizin en büyük güvencesidir. Bugün ekonomik sıkıntıların derinleştiği, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin tartışıldığı, eğitimden adalete kadar birçok alanda Cumhuriyet kazanımlarının aşındırılmaya çalışıldığı bir dönemde; Atatürk'ün akıl ve bilim temelli çağrısı her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Cumhuriyet; kişilere, zümrelere veya ayrıcalıklı çevrelere değil, doğrudan millete dayanır. Atatürk'ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği; demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine sahip çıkmaktan geçmektedir. Tarih göstermiştir ki milletimizin birliğini sağlayan ortak payda Cumhuriyet değerleri ve ulusal egemenliktir. Eskişehir, Milli Mücadele'nin en önemli merkezlerinden biri olarak dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyetin aydınlık yüzünü temsil etmektedir. Bizler de Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden, laik eğitimden, bilimden, kadın-erkek eşitliğinden ve tam bağımsız Türkiye idealinden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı'nın tüm kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Ayrıca, evlatlarına Cumhuriyet sevgisini, vatan sevgisini ve çağdaş değerleri miras bırakan başta şehit ve gazi babaları olmak üzere tüm babalarımızın Babalar Günü'nü kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk diliyoruz. Cumhuriyetin ışığında, Atatürk'ün izinde yürümeye devam edeceğiz."

​İYİ Partili Usta’dan İktidara Sert Eleştiri: "Kayyum Düzeniyle Devlet Yönetilemez" Haber

​İYİ Partili Usta’dan İktidara Sert Eleştiri: "Kayyum Düzeniyle Devlet Yönetilemez"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, bir dizi temaslarda bulunmak üzere geldiği Eskişehir’de iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Usta, hem ulusal hem de yerel gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulunarak 27 Haziran’da Tandoğan’da gerçekleşecek büyük mitinge çağrıda bulundu. ​Hamamyolu Yediler Parkı’nda İYİ Parti GİK Üyesi Melih Aydın, İl Başkanı Serdar Ulucan, Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan, İl ve İlçe Yöneticileri ile bir araya gelen Genel Başkan Yardımcısı Usta ülke ve şehir gündemlerini değerlendirdi. İYİ Parti heyeti düzenlenen basın toplantısının ardından ise esnaf ziyaretinde bulunarak esnaflara hayırlı işler diledi ve Hamamyolu üzerinde vatandaşlarla bir araya geldi. Basın toplantısında konuşan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı; "Bugünkü programımızda, bizleri kırmayarak yoğun programı arasında Eskişehir'imize gelen kıymetli Genel Başkan Yardımcımız ve Samsun Milletvekilimiz Erhan Usta'ya da Eskişehir teşkilatımız adına hoş geldiniz diyorum. ​Malumunuz 27'sinde bir mitingimiz var. Bununla ilgili saha çalışmalarımız sürüyor. Gerekli değerlendirmeyi de Genel Başkan Yardımcımız Samsun Milletvekilimiz gerçekleştirecek. Ben sadece bugün buradan bütün Eskişehir'lilerin, bütün Türkiye'deki gerçekten emek veren, fedakarca mücadele eden babalarımızın Babalar Günü'nü kutluyorum. Ahirete irtihal etmiş, şehadete ermiş, şehit olmuş tüm babalarımızı da rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. ​İşte bugün ayrı bir gün. Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu, yani bizim gerçek atamız, babamızın da Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümü. Bundan 106 yıl önce Eskişehir'i şereflendirmiş. İnşallah bizler de 106 yıl önce Atatürk'ün burada nasıl sevgi, saygıyla karşılandıysa da yarınki aydınlık günlerde de atamızın huzurunda, izinde, yürümeye, aydınlık günlere, Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz diyorum." dedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; "Anadolu'nun bağrından yükselen, tarihin kültürün ve medeniyetin asırlardır birbirine kavuştuğu, Kurtuluş Savaşı'nın kilit kavşaklarından biri olan Eskişehir'de sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek ve saygılarımı sunarak sözlerime başlıyorum. ​Başkanımızın da ifade ettiği gibi, bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümü tekrar kutlu olsun. Kendisini minnetle, rahmetle, saygıyla yad ediyoruz. Ayrıca başta şehit babaları olmak üzere bütün babaların da Babalar Günü'nü kutluyorum. ​Şimdi değerli arkadaşlar, 24 yıllık bir AK Parti hükümetleri var. AK Parti hükümetleri tarafından Türkiye yönetiliyor. Toplumun her kesimi aslında baktığınızda yarına ilişkin umudunu yitirmiş, bu günü nasıl devam ettirebiliriz, nasıl ayakta kalabilirim mücadelesi veriyor. ​Esnaf vergi ve SSK borcu altında eziliyor, siftahsız iş yerini kapatıyor, her gün rakamdan bir tane malı eksiliyor. ​Çiftçi, döktüğü alın terinin karşılığını alamıyor, artık arazilerimiz ekilemez hale gelmiş. ​Sanayici fabrikasını elden çıkarmak için çabalıyor, önünü göremiyor, belirsizliklerle boğuşuyor. ​12 milyona yakın geniş tanımlı işsizimiz var, bu Türkiye'nin istatistik kurum rakamıdır. Yani altın iş gücü oranı %30 olmuş bir Türkiye'yi yaşıyoruz. ​Gençler Türkiye'den umudunu yitirmiş, gençlerin %65'i eğer bir imkanım olsa kalıcı olarak yurt dışına giderim diyor. Bir ülkenin bitmesi demektir zaten bu. Bir ülkenin gençlerin %65'i kalıcı olarak yurt dışına gitmek istiyorsa, o ülke bitmiş demektir. ​Her gün bir kadına şiddet olayıyla, bir çevre katliamıyla, bir hayvan cinayetiyle maalesef uyanıyoruz. Adalet mekanizması çalışmıyor, artık adalet, hukuk siyasallaştırılmış. Sarayın yargısı oluşmuş, böyle bir Türkiye manzarası var. Kimse adalete güvenmiyor, kimse adaletten bir şey beklemiyor. ​Kayyum mekanizması, artık bir kayyum devleti oldu. Önce belediyelerle başlandı kayyum atanmaya. Sonra partilere kayyum atanıyor, şirketlere kayyum atanıyor, şimdi de en son Gazi Meclis'e, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kayyum atanmaya çalışılıyor. Böyle bir Türkiye manzarası var. ​Hatırlayın; ben milletvekili, aynı zamanda Meclis Başkanvekili Pervin Buldan'ın bir açıklaması oldu. Biz dedi, Abdullah Öcalan ile ilgili olarak, onun özgürlüğüyle ilgili olarak, onun statüsüyle ilgili olarak çalışmayı, kanun çalışmasını hep beraber yapacağız, kanun taslağını İmralı'ya götüreceğiz, Abdullah Öcalan bakacak, eğer o onaylarsa Meclis'e gelecektir, dedi. ​Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, Gazi Meclis'e yapılmış en büyük saygısızlıktır ve oraya da kayyum atanması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün terörün ve teröristin kutsandığı, bebek katilinin kutsandığı bir Türkiye manzarası var. Düşmana korku salmayan, düşmanı, dosta da güven vermeyen bir Türk devleti maalesef bugün, ıı, bugün Türk devleti haline getirildi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AK Parti hükümetleri tarafından. ​Bakın Türkiye'nin bugün 5. nesil hava savunması yok değerli arkadaşlar. Etrafımızdaki Yunanistan'dan başlamak üzere bize düşman olabilecek, düşman gözle bakılacak her ülkenin 5. nesil savunma sistemi var. Türkiye'nin böyle bir şeyi yok. ​Dış politika zikzaklarla dolu. Kurumlar devre dışı kalmış, kişilerle bireysel ilişkilerle giden hatta bireysel menfaat üzerinden giden bir dış politika var. Ege adaları işgal edilmiş, işgal edilmekle kalmamış silahlandırılmış. Türkiye'nin sesi çıkmıyor, Türkiye'yi yönetenlerin sesi çıkmıyor. Bütün kurumları tahrip edilmiş bir Türkiye manzarası var. ​Uluslararası endekslere bakıyorsunuz. Türkiye yolsuzluk algı endeksinde 180 ülke içerisinde yolsuzluğun en fazla olduğu 124. ülke konumuna yükselmiş. Yağma talan almış başını devam ediyor. Hukukun Üstünlüğü Endeksinde 143 ülke içerisinde 118. sıradayız, yani hukukun olmadığı ülkeler arasındayız. Bakın bu endeksleri bizim de uluslararası kuruluşların yaptığı endeksler. Buralarda bir adım ileri gidince hemen AK Parti hükümetleri, AK Parti yetkilileri referans buluyor, dolayısıyla bunlar gerçekten sağlam endeksler ancak maalesef burada her gün kötüleşiyor. ​Basın özgürlüğü endeksi sizi çok ilgilendiriyor. 180 ülke içerisinde 163. sıradayız. Basının hiçbir şekilde neredeyse özgür olmadığı bir ülkeyiz. Hükümetin denetlenmesi endeksinde, en berbat olanı da bu, 143 ülke içerisinde 136. sıradayız. İşte o yüzden tek, tek, ıı, tek adam yönetimi dediğimiz o, artık hiçbir şekilde denetlenmeyen, hiçbir gücün sınırlandırılmadığı bir yönetim tarzı maalesef Türkiye'ye hakim olmuş. Tabii böyle bir ortamda teşebbüs hürriyetinden, mülkiyet güvencesinden, fikir hürriyetinden, düşünce ifade özgürlüğünden bahsetmek mümkün değil. ​Tabii ulusalda böyle sorunlarımız varken, yerelde işler iyi mi gidiyor? Bugün madem Eskişehir'deyiz, Eskişehir'le ilgili birkaç örnek verelim. Yağma talan her yerde olduğu gibi Eskişehir'de de devam ettirilmek isteniyor. Devlet Hastanesi 44.000 m2 arazisiyle bugün satışa çıkartılmış durumda. Bununla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıktı. Ama yereldeki AK Parti yetkililerine bakarsanız böyle bir şeyin olmadığını söylüyorlar, fakat bir yandan da prosedür çalışıyor. ​Bu yetmezmiş gibi buna itirazlar devam ederken, Hava Hastanesi 66.000 m2'lik alan da satışa çıkartılıyor. Bununla ilgili de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartılıyor. Ama yerelde bakarsanız böyle bir şey yok deniliyor, fakat iş işlem devam ediyor. Bunların satıldığını maalesef hep beraber göreceğiz. ​Tıp Fakültesi Hizmet Binası'nın birçok kısmı depreme karşı dayanıklı değil. 2 milyon insana çevre illerle birlikte hizmet veren hastane bugün depreme karşı dayanıksız bir şekilde risk altında. Buraya yatırım yapılacak mı diye soruyorsunuz, her defasında evet diyorlar fakat yapılan bir yatırım yok. ​Eskişehir Alpu-Mihalıççık yolu, sadece 42 kilometrelik yol artık ölüm yolu olarak adlandırılıyor. 20 yıldır söz verilmesine rağmen bir tane bir şey yapılmış değil. Benzer şekilde Seyitgazi-Kırka-Afyon karayolu da aynı şekilde sözler veriliyor, yapacağız deniliyor ama hiçbir şey yapılmıyor. ​Güney-Kuzey çevre yolu 17 yıldır buraya ilişkin de sözler verilmiş durumda ama yine ıı yapılan bir işlemin olmadığını görüyoruz. ​Dolayısıyla hem yerelde hem ulusalda umutların tükendiği, ıı bir umutların söndüğü, umutların tükendiği bir ortamda biz Türkiye'nin sahipsiz olmadığını göstermek için bayrak açıyoruz İYİ Parti olarak. Sayın Genel Başkanımızın başlattığı ve 27 Haziran'da Tandoğan mitingiyle taçlandırılacak bu bayrak açma işte az önce bahsettiğimiz bu olumsuzlukların üzerinden bu olumsuzluklara karşı Türkiye'nin sahipsiz olmadığını göstermek içindir. ​Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı Tandoğan'da beraber olacağız. Üniter yapımıza, kardeşliğimize, milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize saldırına karşı Tandoğan'da hep birlikte olacağız. Milletin birliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne savaş ilan edenlere karşı Tandoğan meydanında olacağız. Terörü, teröristleri, vatan hainlerini kutsamak isteyenlere karşı Tandoğan meydanında olacağız. ​Şehit ailelerinin bitmeyen acıları ve dinmeyen gözyaşları için, intihar eden polislerimiz için, grev yapan, açlık grevi yapan öğretmenlerimiz için Tandoğan meydanında olacağız. Haber yaptığı için gözaltına alınan gazeteciler için, siyaset yaptığı için içeri atılan siyasi hakları ve hürriyetleri gasp edilenler için, eşitlik için, hürriyet için, demokrasi için Tandoğan meydanında olacağız. ​Okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudunu yitirmiş gençler, tenceresini kaynatamayan emekliler, açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş emekçiler, toprağa akıttığı terin karşılığını alamayan çiftçiler, siftahsız dükkan kapatan, hadiselerle, icralarla boğuşan esnaflar için Tandoğan meydanında olacağız. ​Enflasyona yanlış ölçerek hak, hak, hakkı gasp edilenler için Tandoğan meydanında olacağız. Özetle; adaletsizliğe karşı adalet için, saltanata karşı Cumhuriyet için, kayyumlara karşı demokrasi için, butlanlara karşı milli egemenlik için, çözülmeye karşı bütünlük için 27 Haziran'da Tandoğan meydanında olacağız. ​Parti ayrımı yapmadan, al bayrağı şerefi ve namusu bilen, Cumhuriyet ve devlet sevdalısı her vatandaşımızı da sizler aracılığıyla Tandoğan meydanına davet ediyoruz. Bu büyük buluşma inanıyorum ki Türk milletinin yeniden doğuşu olacaktır diyorum. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum." .

Atatürk’ün Eskişehir’e İlk Gelişinin 106. Yıl Dönümü Coşkuyla Kutlandı Haber

Atatürk’ün Eskişehir’e İlk Gelişinin 106. Yıl Dönümü Coşkuyla Kutlandı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele’nin en kritik dönemlerinde, 21 Haziran 1920’de Eskişehir’e gerçekleştirdiği tarihi ilk ziyaretin 106. yıl dönümü, şehirde düzenlenen resmi törenle gururla kutlandı. Vilayet Meydanı’nda bir araya gelen protokol üyeleri, gaziler ve vatandaşlar, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı bu özel günü coşkuyla andı. Protokol ve Vatandaşlar Vilayet Meydanı’nda Buluştu Eskişehir Vilayet Meydanı’nda düzenlenen anlamlı törene; Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Muharip Hava Kuvveti ve Garnizon Komutan Vekili Tümgeneral Ali Özmen, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kent protokolü, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda Eskişehirli katıldı. Program, Atatürk Anıtı’na çelenk sunma töreniyle başladı. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Tümgeneral Ali Özmen ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin anıta çelenk bırakmasının ardından, askeri bando eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla birlikte Türk bayrağı göklere çekildi. Öğrencilerden Şiirler, Uzmanlardan Tarihi Konuşma Törende, Eskişehirli gençler Atatürk’e ve Cumhuriyet mirasına olan bağlılıklarını okudukları şiirlerle dile getirdi. Şehit Ali Gaffar Okkan Ortaokulu öğrencisi Yasemin Özdemir ile Gazi Mustafa Kemal Anadolu Lisesi öğrencisi Kübra Gönüldür, günün anlam ve önemine hitaben yazdıkları duygusal şiirleri meydandakilerle paylaştı. Ziyaretin tarihsel arka planını ve Eskişehir’in Kurtuluş Savaşı’ndaki lojistik önemini aktarmak üzere kürsüye çıkan Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Burcu Çalıkuşu, günün anlam ve önemini belirten derinlikli bir konuşma gerçekleştirdi. Çalıkuşu, 21 Haziran 1920 tarihinin düzenli orduya geçiş sürecinde ve Batı Cephesi kararlarında nasıl bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Halk Oyunları Gösterisiyle Görkemli Kapanış Vilayet Meydanı’ndaki anma programı, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından titizlikle hazırlanan halk oyunları gösterisiyle sona erdi. Renkli görüntülere sahne olan ve geleneksel motifleri barındıran dans gösterisi, meydandaki katılımcılardan büyük alkış topladı. 106 yıl önce yakılan bağımsızlık meşalesinin şehri olan Eskişehir, Atatürk’ün mirasına sahip çıkmaya devam ediyor.

Atatürk’ün Eskişehir Ziyareti: Cumhuriyet Yolunda Tarihi Dönüm Noktası Haber

Atatürk’ün Eskişehir Ziyareti: Cumhuriyet Yolunda Tarihi Dönüm Noktası

Millî Mücadele'nin en kritik günlerinde stratejik konumu ve demiryolu ağıyla küllerinden doğan Eskişehir, Kurtuluş Savaşı'nın kaderini tayin eden şehirlere öncülük etti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 21 Haziran 1920’de Eskişehir’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret, düzenli ordunun kurulmasından Cumhuriyet’in ilanına uzanan sürecin en önemli kilometre taşlarından biri oldu. Atatürk’ün Eskişehir’e gelişinin 106. yıl dönümünde, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Elemanı ve Cumhuriyet Tarihi Müzesi Müdürü Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat, kentin Millî Mücadele’deki stratejik rolünü ve bu köklü mirasın müzede nasıl yaşatıldığını anlattı. 21 Haziran 1920: Milne Hattı Yarılırken Eskişehir Garı'nda Alınan Kritik Kararlar Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından Anadolu'nun işgale açık hale gelmesi ve Yunan kuvvetlerinin Milne Hattı’nı aşarak Bursa, Uşak ve Nazilli yönünde ilerlemesi, Ankara hükûmetini harekete geçirdi. İşte tam bu kritik süreçte, 21 Haziran 1920'de Mustafa Kemal Paşa Eskişehir’e geldi. Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya bu tarihi ziyarette Milli Savunma Bakanı Fevzi Çakmak Paşa ve Genelkurmay Başkanı Albay İsmet Bey (İnönü) eşlik etti. Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy ile Eskişehir Garı’ndaki mektep binasında bir araya gelen heyet, harita üzerinde hayati kararlar aldı. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat, bu görüşmenin önemini şu sözlerle aktarıyor: "Mustafa Kemal Paşa, bu tarihi görüşmede ordunun artık düzenli bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Nitekim bu karardan kısa süre sonra düzenli orduya geçildi; 1921 zaferleri ve 1922 Büyük Taarruz ile Anadolu işgalden kurtarılarak Cumhuriyet’e giden yol açıldı." Kurtuluş Savaşı'nın Lojistik Üssü: Eskişehir Demiryolu Fabrikası Eskişehir, yalnızca cephedeki askerlerin kararlılığıyla değil, endüstriyel ve lojistik gücüyle de savaşa yön verdi. İstanbul ile Ankara’yı bağlayan demiryolu hattının kontrolü Mart 1920’de millî kuvvetlere geçince, Eskişehir adeta savaşın kalbi haline geldi. Top Kaması ve Silah Onarımı: Mondros sonrası İtilaf Devletleri tarafından kullanılmaz hale getirilen topların eksik parçaları (top kamaları) ve nişangâhları Eskişehir Demiryolu Fabrikası'nda eski raylar eritilerek yeniden üretildi. Halkın Büyük Fedakarlığı: Eskişehir halkı kurduğu millî müfrezelerle cepheye koşarken, Tekâlif-i Milliye Emirleri’ne de tam destek vererek ordunun iaşe ve asker sevkiyatını sırtladı. Atatürk Eskişehir’i 22 Kez Ziyaret Etti Gazi Mustafa Kemal Atatürk, hayatı boyunca Eskişehir’i toplamda 22 kez ziyaret ederek şehre verdiği önemi her fırsatta gösterdi. Bu ziyaretlerin en coşkulularından biri, zaferin ardından çıktığı Batı Anadolu gezisinin ilk durağı olan 15 Ocak 1923 tarihiydi. İstasyon caddelerinin bayraklarla süslendiği o gün Atatürk, Eskişehir halkının vatanseverliğini ve kahramanlığını meydanlarda gururla ilan etti. Büyük önder, şehre son ziyaretini ise vefatından kısa süre önce, soğuk bir kış akşamına denk gelen 20 Ocak 1938 tarihinde gerçekleştirdi. Cumhuriyet Mirası 32 Yıldır Bu Müzede Yaşıyor: Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesi Atatürk’ün Eskişehir’deki izleri ve Millî Mücadele dönemi, Anadolu Üniversitesi’nin ilk özel müzesi olan Cumhuriyet Tarihi Müzesi’nde kronolojik bir düzenle geleceğe aktarılıyor. 1994 yılında kapılarını açan ve bu yıl 32. faaliyet yılını kutlayan müze; Türk Tarihi, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi ve Eskişehir Tarihi olmak üzere 4 ana salondan oluşuyor. Müzede Öne Çıkan Eserler: 15 Ocak 1923 Panosu: Atatürk’ün tarihi Eskişehir ziyaretini ve yaptığı konuşmanın metnini içeren devasa illüstrasyon pano. Özel Portre ve Eşyalar: Ressam Yaşar Çallı tarafından yapılan ve Bandırma Vapuru ile Savarona Yatı görselleri arasında sergilenen Mustafa Kemal Atatürk portresi ile Atatürk’e ait kişisel eşyalar. Haftanın 6 günü ziyarete açık olan müze, özellikle millî bayramlarda ziyaretçi akınına uğruyor. Okullar müfredat derslerini müze ortamında işleyerek öğrencilere tarihi yerinde deneyimleme fırsatı sunuyor. Tarihe tanıklık etmek isteyen herkes, Eskişehir'deki bu eşsiz yapıyı hafta içi ve hafta sonu ziyaret edebilir. Kaynak: AnaHaber

ATA Parti Genel Başkanı Zeybek: "Sağlık ve Eğitim Devletin Temel Görevidir" Haber

ATA Parti Genel Başkanı Zeybek: "Sağlık ve Eğitim Devletin Temel Görevidir"

ATA Parti’nin Eskişehir İl Başkanlığı binası, Genel Başkan Namık Kemal Zeybek ve çok sayıda katılımcının yer aldığı törenle resmen hizmete girdi. ​Eskişehir’de gerçekleşen açılış törenine; ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Genel Başkan Yardımcıları, Anahtar Parti İl Başkanı Çağlar Ölce, çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi partilerin yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı. ​"Atatürk’ün İzinde, Çağdaş Uygarlık Hedefi" ​Törenin açılış konuşmasını yapan ATA Parti Eskişehir İl Başkanı Reyhan Ekim, partilerinin Atatürkçü çizgisine vurgu yaparak şunları ifade etti: ​"Adını atasından alan partimiz; Atatürk’ün Türk devrimini, bilgi çağı ile yeniden yorumlayarak yola çıkmıştır. Eskişehir, Cumhuriyet sevdalısı, aydın ve kültüre değer veren bir şehirdir. Bu şehre hizmet etmek, bizler için büyük bir onur ve sorumluluktur. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz." dedi. ​Genel Başkan Zeybek’ten Sert Mesajlar: "Devlet, Vatandaşına Sahip Çıkmalıdır" ​Açılışta kürsüye gelen ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Eğitim ve sağlık sistemine yönelik eleştirilerini dile getiren Zeybek, bu iki alanın asla özel sektöre bırakılamayacağının altını çizdi. ​"Eğitim ve Sağlık Parasız Olmalıdır" ​Zeybek, devlet anlayışını şu sözlerle sorguladı: "Bir ülkede çocuk yetenekli olduğu halde okuyamıyorsa, bir yurttaş para bulamadığı için ilaç alamıyor veya ameliyat olamıyorsa; o ülkeyi yönetenlerin sorumluluğu büyüktür. Eğitim ve sağlık devletin asli işidir. Bu alanlar özel sektöre terk edilemez. Devlet, vatandaşının yaşamını korumakla yükümlüdür; aksi takdirde 'sosyal devlet' vasfını yitirir." ​"Siyaset ve Din Ayrımı" ​Devlet yönetimi ve din ilişkisi konusundaki görüşlerini de paylaşan Genel Başkan Zeybek, devletin akıl ve bilimle yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi: "Devleti din kurallarıyla yönetmeye kalkışmak, hem dini hem de siyaseti çürütür. Tarihten ders almalıyız; akıl ve bilimle yönetilmeyen devletlerin çöküşü kaçınılmazdır. Ata Parti'nin temel ilkelerinden biri, devletin siyasete dini, dinin de siyasete karışmamasıdır. Dinin ve devletin yücelmesi için bu ayrım şarttır." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.