SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cumhuriyet

Porsuk Haber Ajansı - Cumhuriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürol Yer'den 23 Nisan Açıklaması: "Çocuklarımızı Korumak Dünyayı İyileştirmektir" Haber

Gürol Yer'den 23 Nisan Açıklaması: "Çocuklarımızı Korumak Dünyayı İyileştirmektir"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı, hava muhalefeti nedeniyle ertelenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarını Yediler Parkı’nda gerçekleştirdi. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan’ın da katıldığı etkinlikte, çocuklara yönelik hediyeler ve gelecek nesillere not bırakılan bir hatıra defteri büyük ilgi gördü. ​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen 23 Nisan etkinliği, Eskişehirlilerin yoğun katılımıyla coşku içerisinde geçti. Programda konuşan İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer ve İl Başkanı Serdar Ulucan, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Gazi Meclis’in ruhunu bugün de aynı heyecanla taşıdıklarını vurguladılar. ​"106 Yıllık Bir Dirilişin Günü" ​Konuşmasına 23 Nisan'ın tarihsel önemine vurgu yaparak başlayan Gürol Yer, bu günün ulusal egemenliğin "mühür günü" olduğunu belirtti. Atatürk’ün çocuklara verdiği bu en büyük hediyenin, Türk milletinin uyanışının ve dirilişinin simgesi olduğunu ifade etti. ​Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Mesajı: "Kalbimiz Buruk" ​Son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiseler nedeniyle bayramı buruk bir sevinçle kutladıklarını belirten Yer, şu ifadeleri kullandı: ​"Yaşadığımız yas sebebiyle, özellikle çocukların mağdur olduğu günlerin ertesinde acımız var ama dik duruşumuz da var. Yasımızı paylaşırken sahip olduğumuz şuurla, Cumhuriyet kenti Eskişehir’de geleceğe dair umudumuzu büyüteceğiz." ​"Sessiz Kalmayacağız, Hesap Soracağız" ​Çocuk güvenliğinin siyaset üstü bir mesele ve ortak bir vicdan borcu olduğunu hatırlatan Gürol Yer, gülüşü yarım kalan çocuklar için sessiz kalmayacaklarını vurguladı. Yer, "Olanları, sebeplerini ve müsebbiplerini unutmadan, sorgulamadan içimize atmadığımız bir gün bugün! Bir tek çocuğumuzun güvenliği hepimizin mecburiyetidir" dedi. ​Eşit Eğitim ve Milli Şuur Vurgusu ​Türk çocuklarının her türlü ihmal ve istismardan uzak, eşit şartlar altında büyümesi gerektiğini savunan İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı, eğitim sistemine dair beklentilerini şu sözlerle özetledi: Her çocuk güvenle uyanacağı bir sabahı hak ediyor. Evlatlarımız vatanına ve milletine layık, milli şuur ve ahlaki değerlerle eğitilmeli. Çocuklarımızın yücelmesi, ancak Atatürk yolunda ve mukaddes değerler ışığında mümkündür." dedi. ​"Sarsılmaz İradeyle Buradayız" ​İYİ Parti teşkilatlarının tüm milli bayramlarda olduğu gibi 23 Nisan’da da sarsılmaz bir iradeyle meydanlarda olduğunu belirten Gürol Yer, konuşmasını Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle anarak noktaladı. ​"Dün Çocuktuk, Bugün Cumhuriyetimize Sahip Çıkıyoruz" ​Konuşmasına Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin 106 yıl önce atıldığını hatırlatarak başlayan İl Başkanı Serdar Ulucan, demokrasinin ilk ışığının Gazi Meclis'te yandığını belirtti. Ulucan, şu ifadeleri kullandı: ​"5 bin yıllık tarihe ve 100 yıllık Cumhuriyet değerine sahip bir millet olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu müstesna günü kutluyoruz. Dün biz çocuktuk, bugün Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz. Yarın da arkamızdan gelecek nesiller aynı kararlılıkla bu emaneti koruyacak." ​Siverek ve Kahramanmaraş Unutulmadı ​Konuşmasında geçtiğimiz haftalarda Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü olaylara da değinen Ulucan, yaşananların tüm Türkiye’nin yüreğini yaraladığını ifade etti. Devletin ve milletin her türlü provokasyona karşı çelikten bir iradeyle dik durduğunu belirten Ulucan, "Hiçbir zaman ne çelik irademizden ödün verdik ne de gelecek günlere emin adımlarla yürümekten vazgeçtik" dedi. ​Yediler Parkı’nda Çocuklara Özel Stand ​Etkinlik kapsamında Yediler Parkı’nda kurulan standda çocuklara çeşitli ikramlar ve hediyeler sunuldu. İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı’nın üç yıldır geleneksel hale getirdiği "Geleceğe Not" hatıra defteri, bu yıl da çocukların duygu ve düşünceleriyle doldu. ​Ulucan, bu projenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: ​"Çocuklarımızın duygularını paylaştığı bu hatıra defteri bizim için çok kıymetli. İYİ Parti teşkilatları olarak sadece bugünü değil, o çocukların düşünceleriyle yarınları nasıl inşa edebileceğimizi önemsiyoruz. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' ilkesiyle hareket ediyoruz." ​"Son Nefesimize Kadar Mücadele Edeceğiz" ​Programın sonunda Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitleri rahmetle anan Serdar Ulucan, "İyiler ve Cesurlar Hareketi olarak Türkiye’yi hak ettiği günlere taşımak için son nefesimize kadar mücadele edeceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.

CHP Eskişehir Gençlik Kolları: "Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil!" Haber

CHP Eskişehir Gençlik Kolları: "Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Gençlik Kolları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüyüş düzenleyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Gençlik Kolları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelerek çarpıcı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, milli egemenliğin vesayet altında olduğunu savunarak, "Çocuklar İçin 23 Maddelik Manifesto"yu kamuoyuyla paylaştı. ​"Milli Egemenlik Vesayet Altındadır" ​Açıklamasına 23 Nisan’ın tarihi önemine vurgu yaparak başlayan CHP Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, güncel siyasi gelişmelere sert tepki gösterdi. Yüksel yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "23 Nisan 1920, egemenliğimizin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilan edildiği gündür! Milli iradenin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yılındayız. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık savaşını yönettiği Gazi Meclisimiz, Cumhuriyetimiz gibi sonsuza kadar yaşayacaktır. Bugün, sadece bir bayramı kutlamıyor; tam bağımsızlık inancımızı ve halkın kendi kaderini tayin etme iradesini selamlıyoruz. Ancak ne yazık ki, 23 Nisan 2026 Türkiye’sinde "Milli Egemenlik" kavramı, iktidarın eliyle ağır bir vesayet altına alınmış durumdadır. Seçilmiş İradeye Yapılan Müdahale, Halkın Kararına Saldırıdır Cumhurbaşkanı Adayımızın, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızın, yol arkadaşlarımızın siyasi yargı operasyonlarıyla gözaltına alınmaları, hapsedilmeleri ve görevden uzaklaştırılmaları, seçmen iradesini ve Cumhuriyetimizin temel taşı olan "ulusal egemenlik" ilkesini hedef alan bir darbedir. Demokrasi, sadece sandık konulması değil; aynı zamanda sandıktan çıkan iradenin korunması ve bu iradeye saygı duyulması anlamına gelir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, halkın tercihine saygı duyulmayan bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. Cumhuriyetimizin kurucusu ve kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu özel günü, 23 Nisan’ı çocuklarımıza armağan ederken, yalnızca bir bayram vermedi; bu ülkenin geleceğini, umudunu ve yarınlarını çocuklara emanet etti. Ve o gün çocuklara şu sözü verdi: Güvende olacaksınız. Eşit olacaksınız. Özgür olacaksınız. Bugün ise, çocuklarımız eşit değil; özgür değil ve en önemlisi ne evde ne sokakta ne de okulda güvende. Sadece 1 yılda 1.538 çocuğumuzu dışsal yaralanma ve zehirlenme nedeniyle kaybettik. 2025 yılında en az 94, son 10 yılda 836 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Maalesef okullarımız da benzer bir durumda! Sadece geçtiğimiz hafta, bir gün arayla iki okulumuza saldırı düzenlendi. 14 Nisan’da Şanlıurfa’da okula düzenlenen saldırıda 16 kişi yaralandı. Kahramanmaraş’ta 15 Nisan’da yaşanan saldırıda 1 öğretmenimiz ve 9 öğrencimiz hayatını kaybetti, 13 çocuğumuz yaralandı. 18 Nisan’da, Diyarbakır’da bir cumartesi günü okul bahçesinde bulunan iki çocuğumuz paratoner olmaması nedeniyle hayatını kaybetti; biri ağır yaralandı. Hayatını kaybeden öğretmenimize, öğrencilerimize ve tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ailelerinin, yakınlarının ve eğitim camiamızın başı sağ olsun. Eylül 2023’ten, bugüne kadar okullarda 47 şiddet ve saldırı olayı gerçekleşti. Bu sürede; 6 öğretmenimiz, 14 öğrencimiz, 2 okul çalışanımız ve 1 velimiz olmak üzere toplam 23 kişi okul güvenliği ve teknik eleman eksikliği nedeniyle yaşamını yitirirken; çocuk sömürü aracı haline gelen MESEM’lerde 18 çocuğumuz hayatını kaybetti. Buna göre: Yusuf Tekin’in Bakanlığı döneminde okullarda ve MESEM’lerde toplam 41 kişi hayatını kaybetti. Okullarımızda çocuklar maalesef güvende değil. Tüm uyarılarımıza, yasa, araştırma ve bütçe tekliflerimize, basın açıklamaları ve politika önerilerimize kulaklarını tıkayan, Meclis’te düzenli olarak reddeden iktidar yaşanan bu acı kayıpların temel sorumlusudur. Bu yaşananlar münferit olaylar değil. Bu yaşananlar, yıllardır süren ihmalin ve yanlış politikaların sonucudur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, çocuklarımızın sağlıklı, mutlu ve güvende yaşayacağı bir ülke hayaliyle karşılıyoruz. 23 Nisan’da 23 madde ile Çocuklar İçin Sağlıklı, Mutlu, Güvenli ve Özgür Gelecek Manifesto’muzu açıklıyoruz: 1. Devletin eğitim sorumluluğu hiçbir şekilde dernek, vakıf, cemaat, tarikat, STK, siyasi yapı veya benzeri üçüncü taraflara devredilmeyecek; eğitimi laik, bilimsel, çağdaş esaslara göre yürüteceğiz. 2. Hiçbir okulumuza silah girmeyecek; okullarımıza kadrolu 65 bin uzman ve deneyimli, çocuk pedagojisi eğitimleri ile güçlendirilmiş güvenlik görevlisi atayacağız. 3. Hiçbir çocuk sağlık hizmetinden mahrum kalmayacak; okullarımıza kadrolu 75 bin okul sağlığı hemşiresi atayacağız. 4. Hiçbir çocuk okulda aç kalmayacak, tuvaletlerden su içmeyecek; tüm kademelerde temiz içme suyu ve bir öğün okul yemeğini ücretsiz vereceğiz. 5. Risk altındaki çocuklar görmezden gelinmeyecek; yoksulluk, ihmal, şiddet ve suça sürüklenme gibi durumlara karşı erken müdahale eden, okul-aile-toplum iş birliğine dayalı güçlü bir okul sosyal hizmet programı hayata geçireceğiz. 6. Akran zorbalığı, bağımlılık ve şiddetle mücadele günübirlik yaklaşımlara bırakılmayacak; bilimsel temelli, sürekli ve izlenebilir önleyici programları tüm okullarda uygulayacağız. 7. Şiddeti besleyen toplumsal iklim görmezden gelinmeyecek; şiddete özendiren televizyon dizileri ve medya içerikleri, cezasızlık algısı ve bireysel silahlanmaya karşı kapsamlı bir sosyal politika ve sosyal hizmet eylem planını hayata geçireceğiz. 8. Okullarımıza yeterli sayıda rehber öğretmen atayacak, öğrencilerin duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimini izleyen güçlü bir psikososyal destek sistemi kuracağız. Rehberlik Araştırma Merkezleri’ni ruh sağlığı meslek elemanları ile güçlendireceğiz. 9. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki saygınlığını yeniden tesis edecek; yetki ve sorumluluklarını güçlendirecek, adil ve etkili işleyen disiplin mekanizmalarını yeniden kuracağız. 10. Okul-aile birlikleri yalnızca para toplama aracı olmayacak; okul-aile-toplum iş birliğini güçlendiren etkin mekanizmalar haline getireceğiz. 11. Aileleri destekleyen, sağlıklı ebeveynlik becerilerini güçlendiren, okul-aile iş birliğini sürekli kılan yaygın ve bilimsel temelli programları hayata geçireceğiz. 12. Okullar ihtiyaçlarını karşılamak için velilerden bağış toplamak zorunda kalmayacak; okullarımıza öğrenci sayısına göre düzenli okul bütçeleri göndereceğiz. 13. Okullar ve bölgeler arasındaki altyapı ve donanım eşitsizlikleri ortadan kaldırılacak; tüm okulları eşit olanaklara kavuşturacak, her çocuğun nitelikli eğitim için gerekli tüm imkanlara erişimini sağlayacağız. 14. Okullar yalnızca ders yapılan beton binalar olmayacak; sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerle zenginleşen, güvenli, yeşil, erişilebilir ve çocuk dostu tasarımlarla “mutlu ve yaşayan okullar” haline getireceğiz. 15. Okul öncesi eğitimi bir ayrıcalık olmaktan çıkaracak, her çocuk için kamusal bir hak olarak en az bir yıl ücretsiz ve zorunlu hale getireceğiz. 16. Okul dışında kalan hiçbir çocuk yok sayılmayacak; tüm çocukların örgün eğitime devamını sağlayacak, etkin izleme ve takip sistemleriyle her çocuğun eğitime erişim hakkını güvence altına alacağız. 17. Yoksul çocuklarımız denetimsiz yapılara mecbur kalmayacak; öğrencilere barınma ve burs desteği vereceğiz, köy okullarını yeniden açacağız. 18. Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine ve emek sömürüsüne izin vermeyecek; çocukların iş gören değil, iş öğrenen bireyler olarak hem akademik hem mesleki olarak nitelikli eğitim almasını sağlayacağız. 19. Ölçme ve değerlendirme sistemi çocukları yarıştıran ve eleyen bir yapı olmayacak; çok boyutlu ve adil bir değerlendirme sistemi kuracağız. 20. Eğitimde dijitalleşme eşitsizlik yaratmayacak; tüm çocukların teknolojiye güvenli, eşit ve nitelikli erişimini sağlayacak, dijital okuryazarlığı güçlendireceğiz. 21. Hiçbir çocuk afet ve acil durumlarda korumasız kalmayacak; tüm okulları depreme dayanıklı hale getirecek, afetlere hazırlık eğitimlerini zorunlu kılacak ve her okulda uygulanabilir acil durum planlarını hayata geçireceğiz. 22. Ücretli öğretmenlik kaldırılacak; tüm sınıflarımızı ve çocuklarımızı kadrolu öğretmenlerle buluşturacağız. 23. Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller yetiştirecek; çocuklarımızı ve gençlerimizi yalnızca bilgiyle değil, etik değerlerle, kültür, sanat ve sporla, sürdürülebilirlik ve eşitlik anlayışıyla donatacağız. Çocukları korumak bir tercih değil, devletin asli görevidir. Güvenli, nitelikli, bilimsel, laik, kamusal, parasız, eşit, kapsayıcı ve özgür bir eğitim sistemi bir vaat değil, bir haktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim önceliğimiz; çocuklarımızın iyi olması, sağlıklı büyümesi, kendini güvende hissetmesi, eşit olanaklara sahip olması, nitelikli bir eğitimle geleceğe hazırlanması ve mutlu olmasıdır. Bu anlayışla çocukların iyi olma halini, yaşam hakkını ve eğitim hakkını güvence altına almak için söz veriyoruz. Başta Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve Cumhuriyet kahramanlarımızı şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Yaşasın Cumhuriyet!"

CHP Eskişehir’den 23 Nisan Mesajı: "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" Haber

CHP Eskişehir’den 23 Nisan Mesajı: "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir"

CHP Eskişehir İl Örgütü, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Valilik Meydanı’nda düzenlenen bir törenle kutladı. Eskişehir Valilik Meydanı’nda bir araya gelen Cumhuriyet Halk Partisi İl Örgütü ve vatandaşlar, 23 Nisan ruhunu büyük bir kararlılıkla selamladı. Atatürk Anıtına çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan törene; CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, il ve ilçe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı. ​"23 Nisan Bir Halk Devrimidir" ​CHP İl Başkanı Talat Yalaz’a vekaleten İl Başkan Yardımcısı Halil Sarıgöz tarafından yapılan açıklamada, 23 Nisan 1920 tarihinin sadece bir meclis açılışı değil, halkın saraydan iradesini geri aldığı bir devrim olduğu vurgulandı. Sarıgöz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ​"Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir sözü, sadece tarihsel bir ilke değil; bugün de demokrasimizin ve cumhuriyetimizin temelini oluşturmaktadır. 23 Nisan, halkın kendi kaderine sahip çıktığı büyük bir dönüm noktasıdır." ​Milli İrade ve Demokrasi Vurgusu ​Konuşmasında güncel siyasi gelişmelere ve demokrasi sınavına değinen Sarıgöz, millet iradesinin her koşulda korunması gerektiğini belirtti. Belediye başkanlarına ve siyasilere yönelik tutuklamalara tepki gösteren Sarıgöz, "Demokrasi sadece sandık değildir; sandıktan çıkan iradeye saygıdır. Halk iradesini zayıflatmaya çalışan her anlayış, cumhuriyetin özüne bir meydan okumadır" dedi. ​Eğitim Sistemi ve Çocukların Güvenliği Gündemdeydi ​Bayramın çocuklara armağan edilmesinin geleceğe dair bir emanet olduğunu hatırlatan Halil Sarıgöz, son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarına ve eğitim politikalarına da dikkat çekti: "Yanlış eğitim politikalarının çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi güvensiz bıraktığı belirtildi. Eğitimin ideolojik yaklaşımlardan uzak, bilimsel ve eşitlikçi bir temele oturması gerektiği ifade edildi. ​"Halk Egemenliğini Savunmaya Devam Edeceğiz" ​Törenin sonunda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları rahmet ve minnetle anıldı. CHP Eskişehir örgütü, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve tam demokrasi yolunda mücadeleden vazgeçmeyeceklerini bir kez daha kararlılıkla ilan etti.

Başkan Ataç’ın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Mesajı Haber

Başkan Ataç’ın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Mesajı

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan Ataç, mesajında şunlara değindi: ''Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümünü, büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. 23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir. 23 Nisan, millet iradesinin hiçbir gücün üstünde olmadığının ilan edildiği; bağımsızlık, özgürlük ve Cumhuriyet yolunda atılmış en büyük adımlardan biridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” sözüyle tüm dünyaya duyurduğu bu irade, bugün de Cumhuriyetimizin en güçlü teminatıdır. 23 Nisan’ı eşsiz ve anlamlı kılan bir başka büyük değer ise, bu kutlu günün çocuklara armağan edilmiş olmasıdır. Atatürk, çocukları yalnızca bir toplumun neşesi değil; yarının umudu, aklı, vicdanı ve gücü olarak görmüştür. Kurtuluş Savaşında kimsesiz ve yetim kalan çocuklara “cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir” anlayışıyla 23 Nisan Ulusal Egemenlik Gününü çocuk bayramı olarak tüm dünya çocuklarına armağan etmiştir. Bu anlayış bizlere de yol göstermeye devam etmektedir. Bizler de Tepebaşı’nda ve Eskişehir’de yaşayan her çocuğumuzun çağdaş, özgür, mutlu ve eşit koşullarda büyümesi için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki çocuklara yapılan her yatırım, ülkemizin geleceğine yapılan en değerli yatırımdır. Bugünün çocukları; yarının bilim insanları, sanatçıları, sporcuları, öğretmenleri, yöneticileri ve bu ülkenin aydınlık yüzü olacaklardır. Cumhuriyetimizin değerlerine, millet egemenliğine ve Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkacak olan da yine onlardır. Bizim görevimiz ise çocuklarımız için daha adil, daha umutlu, daha güzel bir ülke bırakmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta çocuklarımız olmak üzere tüm yurttaşlarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yürekten kutluyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, kurtuluş mücadelemizin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet, saygı ve rahmetle anıyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.''

Kazım Kurt: ''Laiklik ve Cumhuriyet, Geleceğimizin Teminatıdır'' Haber

Kazım Kurt: ''Laiklik ve Cumhuriyet, Geleceğimizin Teminatıdır''

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda laiklik, millet egemenliği ve cumhuriyet vurgusu yaptı. Kazım Kurt, “Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; özgür, eşit ve adil bir Türkiye’dir” dedi. Mesajında 23 Nisan’ın yalnızca bir çocuk bayramı olmadığını vurgulayan Başkan Kurt,23 Nisan’ın aynı zamanda millet iradesinin hiçbir gücün üstünde olmadığının tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır olduğunun altını çizdi. 1920 yılında açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun en somut ifadesi olduğunu vurgulayan Başkan Kurt, “Bu Meclis, bağımsızlık mücadelemizin kalbi haline gelmiştir” dedi. Başkan Kurt mesajına şu sözlerle devam etti: “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, millet egemenliğini ilan ettiği ve geleceğimizi emanet ettiği çocuklara bayram olarak armağan ettiği 23 Nisan, sadece bir bayram değil; bağımsızlık, laiklik ve cumhuriyet yolunda atılmış en büyük adımlardan biridir. Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106. kuruluş yıl dönümünü kutlarken, milletin iradesini esas alan bir yönetim anlayışının ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz. Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı, halkın iradesidir. Bu değerleri korumak, geliştirmek ve geleceğe taşımak hepimizin görevidir.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı gün, geleceğimizi emanet ettiğimiz kuşaklara duyduğumuz güvenin de bir göstergesidir. Çocuklarımızın özgür, eşit ve adil bir ülkede büyümesi; demokratik değerlerin, hukukun üstünlüğünün ve laik Cumhuriyet’in korunmasıyla mümkündür. Bugün bizlere düşen görev, Cumhuriyetimizin temel kazanımlarına sahip çıkmak, milli iradeyi her koşulda savunmak ve demokrasiyi güçlendirmektir. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir gelecek, ancak halkın söz sahibi olduğu, katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla inşa edilebilir. Ulusal egemenliğin anlamını ve değerini her geçen gün daha iyi kavradığımız bu süreçte; farklılıklarımızı zenginlik olarak gören, ortak aklı önceleyen ve toplumsal dayanışmayı büyüten bir anlayışla hareket etmek zorundayız. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; düşüncelerini özgürce ifade edebildikleri, hak ve fırsat eşitliğinin sağlandığı, barış ve kardeşlik içinde bir ülkedir. Bu sorumlulukla, yarınlarımızı birlikte inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta çocuklarımız olmak üzere tüm yurttaşlarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor; ulusal egemenliğin ışığında daha aydınlık yarınlara birlikte yürüyeceğimize inanıyorum.”

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi Haber

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Panelde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü biçimde ele alındı. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eskişehir Şeker Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu anlattı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Çuhadar, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile çok sayıda partili ve Eskişehirli katıldı. Panelde konuşmacı olarak Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı yer aldı. KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÜRETİMLE İÇ İÇE EĞİTİM MODELİ Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci Emin Dağlı oldu. “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı” ile ilgili konuşan Dağlı, Cumhuriyet devrimlerinin en önemlisinin Köy Enstitülerinin kurulması olduğunu belirtti. Türkiye’de yapılan devrimin dünyada eşi, benzeri az olan devrim olduğunu söyleyen Dağlı, köy enstitülerinin eğitiminin bugün ile kıyaslandığı arada çok fark olduğunu kaydetti. Köy Enstitülerinde iş içinde eğitimde yapıldığını vurgulayan Dağlı, “Her enstitünün bir arazisi vardı. İnsanlar, tarımın içindeydi. Çocuklar da o tarımın içinde okudular, öğrendiler; aynı zamanda da çalıştılar. Örneğin hala bizim programlarımıza olmayan Karadeniz’de balıkçılık dersi vardı. Akdeniz’de narenciye ürünleri yetiştirme dersi vardı. Kars’ta hayvancılık dersi vardı. Derslerin hepsi de uygulamalı yapılıyordu” dedi. ÜRETİMDEN TÜKETİME KOOPERATİF ZİNCİRİ ÖNERİSİ Panelin ikinci konuşmacısı olan Erdoğan Yıldız ise “Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler” konusunu masaya yatırdı. Ömrünün 25 yılını kooperatifçilik hareketine verdiğini belirten Yıldız, kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinin mutlaka kooperatifçilik eliyle mümkün olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Kooperatifçiliğin Türkiye’deki tarihini anlatan Yıldız, 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de çok fazla kooperatif kurulduğunu kaydetti. Yıldız, o dönemde Avrupa’daki en yüksek kooperatif sayısının Türkiye’de olduğunu vurguladı. Kooperatiflerin nicelik olarak çok olduğunu ancak nitelik olarak hiç olmadığına dikkat çeken Yıldız, “Türkiye’de başarılı kooperatifçiliği saysak bir elin 5 parmağını geçmez” dedi. Yıldız, konuşmasında neden böyle sorusuna da cevap aradı. Tüketim kooperatiflerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Köy kalkındırma kooperatifleri köyde üretim yapacak, tarım kredi kooperatifleri bu kooperatiflere finansman sağlayacak, tüketim kooperatifleri de köylerde kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayacak. Üretimden tüketime giden yolun kestirmesi, bu. Ne finansman, ne üretim ne de tüketim sorunu kalıyor” dedi. “CUMHURİYET, YOKLUK İÇİNDE RASYONEL BİR KALKINMA AKLI KURDU” Panelin en dikkat çeken ismi Gökhan Günaydın oldu. Konuşmasında “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” sorusunun cevabını arayan Günaydın, konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş koşullarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin 1923’te son derece sınırlı bir sanayi altyapısıyla yola çıktığını vurgulayan Günaydın, “Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfus yaklaşık 13 milyondu ve bunun yüzde 85’i köylerde yaşıyordu. Sanayi altyapısı neredeyse yoktu. Üstelik Osmanlı borcunun üçte ikisi genç Cumhuriyet’in omuzlarına yüklenmişti. 1929’a kadar gümrük politikalarında bile bağımsız değildiniz. Buna rağmen kurucu kadro rasyonel bir akılla hareket etti” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nın önemine değinen Günaydın, bu sürecin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olduğunu ifade etti. “TEK YOL VARDI: TARIMI AYAĞA KALDIRMAK” Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezine köylüyü ve üretimi koyduğunu belirten Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlattı: “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir’ derken, köyünde oturanı değil, üreteni işaret ediyordu. Anadolu köylüsü yıllarca savaşlarda yıpranmıştı. O nedenle üretimin yeniden canlandırılması gerekiyordu. Köy Kanunu çıkarıldı, toprakların satışı sınırlandı, muhtarlık kurumsallaştırıldı.” “ÜÇ BEYAZLA BAŞLAYAN SANAYİLEŞME HAMLESİ” Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşme modelini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın, konuşmasını şu sözlere sürdürdü: “Buğday, şeker ve pamuk… Türkiye’nin dört bir yanında un fabrikaları kuruldu. Şeker fabrikalarıyla pancar üretimi organize edildi. Dokuma tesisleriyle pamuk işlenmeye başlandı. ‘Her fabrika bir kaledir’ anlayışıyla hareket edildi.” ATATÜRK VE ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI ANEKDOTU Günaydın, konuşmasının en çarpıcı bölümünü Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin bir anıyı paylaşması oldu. Günaydın: bu anekdotu şu sözlerle anlattı: “Atatürk’e soruyorlar: ‘Eskişehir’de şeker fabrikasını nereye yapalım?’ Treni durduruyor, Eskişehir’de iniyor ve fabrikanın yerini bizzat gösteriyor. ‘Kente yakın olsun ki insanlar her gün Cumhuriyet’in kurduğu bu fabrikayı görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım, salonda uzun süre alkış aldı. “1929 KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN AĞIR SANAYİYE DÖNDÜ” Dünya ekonomisindeki kırılma noktalarına da değinen Günaydın, 1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirtti: “Tarım ürünleri satıp sanayi ürünü ithal eden bir model sürdürülemez hale geldi. Cumhuriyet aklı krizi fırsata çevirdi. Ağır sanayi yatırımları başladı. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumlar bu dönemin ürünüdür.” “SAVAŞ YILLARINDA ÜLKE KORUNDU” İkinci Dünya Savaşı dönemine de değinen Günaydın, Türkiye’nin zorlu ama stratejik bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Evet, 1 milyona yakın insan silahaltına alındı, depolar dolduruldu. Ama Avrupa’da yaşanan yıkımın hiçbiri bu topraklarda yaşanmadı. Bu, o dönemin yönetim aklının sonucudur” diyen Günaydın, konuşmasının bu noktasında İsmet İnönü’yü de andı. Cumhuriyet kadrolarının birlikte yürüttüğü mücadeleye vurgu yapan Günaydın, güncel ekonomik politikalara eleştiriler yöneltti. Özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi üzerinden örnek veren Günaydın, “Bir zamanlar Tokat’ta, Samsun’da, Adana’da fabrikalar vardı. Yerli tütün üretiliyordu. Bugün o üretimden eser yok. İşçi işini kaybetti, köylü üretimden koptu” dedi. Madencilik politikalarına ilişkin de çarpıcı bir iddia ortaya koyan Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığına dikkat çekti.

Başkan Ataç: “Tepebaşı 25 Yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kalesi” Haber

Başkan Ataç: “Tepebaşı 25 Yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kalesi”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi’nde ağırladı. Başkan Ataç, “Tepebaşı 25 yıldır CHP’nin kalesi” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, çeşitli temaslar için Eskişehir’e gelen CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi’nde ağırladı. Günaydın, Başkan Ataç’ın makam odasında gerçekleştirdiği ziyaretin ardından vatandaşlar ve partililer tarafından Meclis Salonunda coşkuyla karşılandı. “25 yıldır birlikteliğimiz bozulmadı” Grup Başkanvekili Günaydın ile dostluklarının uzun yıllara değindiğini belirten Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Başkanımla birlikte, onun Ziraat Mühendisleri Genel Başkanı olduğu dönemde yollarımız kesişti. O tarihten itibaren dostluğumuz sürüyor. Eskişehir halkı da sizi çok seviyor. Bugün burada meclis üyelerimiz, ilçe kadın kollarımız, gençlik kollarımız, ilçe başkanımız ve halkımız burada. Her zaman olduğu gibi, 25 senedir bu birlikteliği bozmadan bugüne kadar geldik. Bundan sonra da aynı şekilde sürdüreceğiz. Tepebaşı artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalesi” ifadelerini kullandı. “Ahmet Başkanla zorlu yollarda birlikte yürüdük” Meclis Salonu’nda kendisini karşılayanlara hitaben konuşan Günaydın, “Gerçekten biz Ahmet Başkanla demokrasi mücadelesinde çok uzun yıllar önce yolu kesişmiş arkadaşlarız. Bu memleketin zorlu yollarında birlikte mücadele ettik. Zaten siyaset, birden bire içine girilen bir alan değildir. Siz önce toplumsal mücadelenin bir parçası olursunuz. Sonra o mücadele sizi bazen çok iyi yerlere götürür, bazen Silivri’ye götürür. Yol nereye çıkarsa kabulümüzdür. Elbette bunu hak gördüğümüz, adil bulduğumuz için söylemiyorum. Ama bu memleketin aydınlığa kavuşması için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Bizi bunlarla yıldıramazlar” diye konuştu. “Atatürk’e bağlı olduğu sürece herkes başımın üstündedir” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir şekilde başka emellere hizmet ettirilemeyecek kadar kıymetli ve kadim bir memlekettir. Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürümeye devam edeceğiz. İktidar partisine oy veren vatandaş da, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bağlılığında bir sorun olmadığı sürece başımın üstündedir. Ben bir insanı AK Parti’ye oy veriyor diye düşman görmem. MHP’ye oy veriyor diye düşman görmem. Biz onlara nasıl saygı duyuyorsak, onların da bize aynı saygıyı göstermesini bekleriz. Bu yalnızca bir takdir meselesi değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. İdeallerimiz, birikimlerimiz, yaşam tercihlerimiz farklı olabilir. Ama hepimiz bu memlekette yaşıyoruz. Bugüne kadar da bu memleket böyle geldi” dedi. “Yeni moda, kumpaslarla belediyeleri ele geçirmek” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “Şimdi yeni bir moda çıktı arkadaşlar: İktidar bir belediyeyi kaybettiyse, ‘O belediyeyi nasıl geri alırım?’ diye hesap yapmaya başlıyor. Üzülerek söylüyorum; sadece hesap yapmıyor, kumpas kuruyor. O kumpaslarla belediyeleri ele geçirmeye çalışıyor. Türkiye’de yaklaşık bin 400 belediye var. Bunun 420’si CHP’li. Ama siz dönüp dolaşıp gece yarısı ya da şafak operasyonlarıyla sadece CHP’li belediyelere saldırırsanız, belediye başkanlarını tutuklarsanız, meclis üyelerinin matematiğini değiştirecek sayıda insanı hedef alırsanız, bunun hukukla, adaletle ilgisi olduğuna kimseyi inandıramazsınız” ifadelerini kullandı. “Parti rozeti takmış devlet görevlisi olmaz” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “CHP iktidarında, ben kürsüde bir tane CHP rozeti takmış hâkim görmek istemiyorum. Hâkim dediğin bağımsız olur, tarafsız olur. Daha üç ay önce bir partinin il ya da ilçe yönetiminde görev almış bir avukatın, hâkim olarak karşımıza çıkarılması hukuk düzenini ortadan kaldırmaktadır. Emniyet genel müdürü de, vali de, İçişleri Bakanı da devletin görevlisidir. Bizim gibi düşünmeyen insanların da güvencesi olsunlar. Bugün bazı isimlerin, devlet protokolüyle birlikte parti il başkanlıklarını ziyaret ettiğini görüyoruz. Biz bunlardan bağımsızlık ve tarafsızlık bekliyoruz. Olmaz. Dolayısıyla memleketin bu anlamda çivisi çıkmıştı” dedi. “Türkiye’de böyle bir belediye binası yok” Konuşmaların ardından Başkan Ataç, Grup Başkanvekili Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi hizmet binasında yer alan Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu eserlerini gezdirdi. Sanat eserlerini inceleyen Günaydın, “Belediye binası bir sanat galerisi gibi olmuş. Türkiye’de böyle bir belediye binası yok. Burası gerçekten bir galeri” diye konuştu. Ziyarette, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Milletvekili İbrahim Arslan, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, Tepebaşı Kadın Kolları İlçe Başkanı Nilay Mert Başlı, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, partililer ve çok sayıda vatandaş da yer aldı.

Senfoni Orkestrası'ndan Anlamlı Konser Haber

Senfoni Orkestrası'ndan Anlamlı Konser

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, bu hafta orkestra şefi Gürer Aykal'ın yönetiminde, viyola sanatçısı Efdal Altun'un solistliği ve koro şefi Özlem Erdoğan yönetimindeki Eskişehir Polifonik Korosu'nun eşliğiyle anlamlı bir konsere imza attı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği gece, duygu yüklü anlara sahne oldu. Program, son dönemde okullarımızda meydana gelen acı kayıplar anısına düzenlenen bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından konuşan Gürer Aykal, sanatın iyileştirici ve birleştirici gücüne vurgu yaparak, konserin bu kayıplar anısına gerçekleştirildiğini belirtti. Programın açılış eseri olarak Edvard Grieg’in Peer Gynt Süiti’nden “Ase’nin Ölümü” bölümü icra edildi. Yaylıların sade ve içsel anlatımıyla yas atmosferini derinleştiren bu eser, gecenin ruhunu belirleyen etkileyici bir başlangıç oldu. Konserin devamında viyola sanatçısı Efdal Altun, Ralph Vaughan Williams’ın Viyola ve Orkestra için Süit’ini yorumladı. Bestecinin İngiliz halk müziği tınılarını taşıyan pastoral ve şiirsel üslubunu etkileyici bir performansla dinleyiciye aktaran sanatçı, uzun süre alkışlar eşliğinde ödüllendirildi ve dinleyicilerin yoğun talebi üzerine bis yaptı. Gecenin ikinci bölümünde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, Pyotr Ilyich Tchaikovsky’nin 4. Senfonisi’ni seslendirdi. “Kader” temasını merkezine alan ve zengin orkestrasyonuyla senfonik müziğin en çarpıcı örnekleri arasında yer alan eser, orkestranın teknik yetkinliği, dinamik yapısı ve güçlü bütünlüğüyle dikkat çeken bir yorumla sunuldu. Konserin finalinde ise Ahmet Adnan Saygun’un “Köy Enstitüleri Marşı” koro ve orkestra eşliğinde seslendirildi. Cumhuriyet döneminin eğitim reformlarının simgesi olan Köy Enstitüleri için bestelenen bu eser, taşıdığı derin kültürel anlamla ön plana çıktı. Çok sesli koro yapısı ve marş ritmiyle dikkat çeken eser, cumhuriyetin aydınlanma vizyonunu müzikal bir dille yansıttı. İzleyicilerin yoğun isteği üzerine marş iki kez icra edildi. Ayrıca, Gürer Aykal’ın Köy Enstitüleri kökenli bir sanatçı olarak dünya çapında başarılar elde etmiş olması, eserin anlamını daha da derinleştirdi. Konsere Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ünal da katılım sağladı. Ülkemizin zorlu günlerinde sanatın birleştirici etkisini bir kez daha vurgulayan konser, plaket takdimiyle sona erdi. 21 Nisan 2026 tarihinde saat 20.00’de Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan “Jazz Friends” konseri ise sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.