SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cop31

Porsuk Haber Ajansı - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve uluslararası düzeyde önemli bilim insanlarını, akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini ve sektör paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, iki gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. ÜNLÜ AKADEMİSYENLER ESKİŞEHİR’DE BULUŞTU Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iklim değişikliği, çevre politikaları, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, enerji dönüşümü, su kaynakları ve biyoçeşitlilik gibi birçok önemli konu uzman isimler tarafından ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Ünlüce’nin konuşmasının ardından sempozyum, birbirinden önemli oturumlarla devam etti. İki gün boyunca iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel bilgi, deneyim ve iyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı sempozyum; akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli katkı sundu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede bilimsel veriler ışığında çalışmalarını sürdürmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için paydaşları bir araya getirmeye devam edeceğini belirtti. ÇEŞİTLİ OTURUMLAR DÜZELENDİ İlk günün ilk oturumunda “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri değerlendirildi. “Çevresel Sürdürülebilirlikte Uluslararası İş Birlikleri” başlıklı ikinci oturumda, uluslararası ortaklıkların çevresel sorunların çözümündeki rolü masaya yatırıldı. Daiva Matoniene moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara güncel araştırma ve eğitim projelerinden elde edilen deneyimleri paylaşırken, Doç. Dr. Serap Erdal Chicago’da kurulan sensör tabanlı hava kalitesi veri ağının iklim politikalarına katkılarını anlattı. Prof. Dr. Pınar Yıldız ise iklim krizi ve bütüncül sağlık ilişkisini değerlendirdi. Üçüncü oturumda “Uluslararası Ağlar ve Yerel Hedefler: İklim Yönetişiminde Çok Seviyeli Yaklaşım” konusu ele alındı. Prof. Dr. Bora Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Daiva Matoniene, Nida Bilgen ve Tuğçe Üzümoğlu; küresel iklim hedeflerinin yerel yönetimlere yansımaları, iklim yatırımları, çok seviyeli yönetişim modelleri ve paydaş katılımı üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Günün son oturumunda ise biyoçeşitlilik konusu tüm yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. D. Ümit Şirin moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Ali Dönmez bitkilerin, Prof. Dr. Mustafa Sözen hayvanların iklim değişikliği karşısındaki durumunu aktarırken, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çalışkan biyoçeşitlilik müzelerinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Cengiz Türe ise COP31 gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SEMPOZYUMUN İKİNCİ GÜNÜNDE DE DİKKAT ÇEKTİ Sempozyumun ikinci günü de yoğun katılım ve ilgiyle devam etti. “Kentlerin Görünmeyen Altyapısı: Atık Yönetimi” başlıklı ilk oturumda Türkiye’de evsel atık yönetiminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritaları ele alındı. Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan biyometanizasyon ve anaerobik çürütme teknolojilerini anlatırken, TAKK Kurucusu Pınar Akıskalıoğlu atıksız bir ekosistem için ortak sorumluluğun önemine dikkat çekti. “İklim Krizi Çağında Atık ve Su Yönetimi” başlıklı ikinci oturumda ise su ve atık su yönetiminden geri kazanım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Mehmet Ali Nalçacıoğlu döngüsel ekonomi temelli entegre kaynak geri kazanım modelini aktarırken, Ömer Benli plastik ve geri dönüşüm teknolojileri, mikroplastik kirliliği, kimyasal geri dönüşüm ve elektronik atıkların yönetimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Öğleden sonra gerçekleştirilen “İklim Değişikliği Bağlamında Su ve Sulak Alan Ekosistemleri” oturumunda su kaynaklarının korunması ve sulak alanların iklim değişikliği karşısındaki önemi ele alındı. Prof. Dr. Erdoğan Kaya, Eskişehir Seydi Çayı örneği üzerinden akarsu farkındalığını anlatırken, Dr. Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ve Güler Bozok sulak alanların korunması, restorasyonu ve doğa temelli çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özgür Emiroğlu ise iklim değişikliğinin sucul fauna üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Enerji Dönüşümü ve Hedefler: Verimlilik, Politika ve Teknoloji” başlıklı dördüncü oturumda enerji verimliliği, Türkiye’nin enerji politikaları ve nükleer enerji konusu iklim krizi perspektifinden ele alındı. Murat Gümüşel enerji verimliliği odaklı büyümeyi, Emre Fidan enerji politikalarının iklim değişikliği açısından değerlendirilmesini, Prof. Dr. Latife Berrin Erbay ise nükleer enerjinin iklim krizi bağlamındaki yerini anlattı. Sempozyumun son oturumu olan “İklime Dayanıklı Geleceğin Kentleri: Yerel Akademiden Çözümler ve Sivil Katılım” başlığında ise kentlerin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm önerileri paylaşıldı. Prof. Dr. Semra Günay kent çeperlerindeki tarım alanlarının korunmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Uğur Avdan kentsel ısı adaları ve yeşil alan ilişkisini değerlendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Hakan Uyguçgil yerel ölçekte iklim dirençliliğinde coğrafi bilgi sistemleri ve sivil katılımın rolünü aktarırken, Prof. Dr. Atila Ocak kentsel planlamada biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekti. BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ardından, sempozyuma katkı sunan akademisyenler Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete Büyükşehir Belediyesi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Douglas Hartman, Prof. Dr. Volodymyr Tarabara ve Prof. Dr. Kristen Çetin’in yanı sıra Litvanya’dan Daiva Matoniene ile ICLEI (Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı) temsilcisi Nida Bilgen katıldı. Görüşmede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen nezaket ziyaretinde, sempozyumun bilimsel içeriği ve organizasyon başarısından duydukları memnuniyeti dile getiren akademisyenler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşım ve ev sahipliği için Başkan Ünlüce’ye teşekkürlerini sundu.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği Ve Çevre Sempozyumu Başladı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği Ve Çevre Sempozyumu Başladı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ilk günü gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğiyle mücadelenin tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “İklim krizi; ülkelerin, şehirlerin ya da kurumların tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu sorun, uluslararası iş birliği ve ortak akıl gerektirmektedir.” dedi. Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, ilk gün programıyla başladı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyum, Tarihi Odunpazarı Bölgesi’nde bulunan Genco Erkal Sahnesi’nde yoğun katılımla düzenlendi. Akademisyenler, yerel yönetim temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve çevre alanında çalışmalar yürüten uzmanları bir araya getiren sempozyum, iklim krizine yönelik çözüm arayışlarının tartışıldığı önemli bir platform oldu. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek, yerel yönetimlerin bu mücadelede üstlendiği sorumluluklara vurgu yaptı. Ünlüce, sürdürülebilir kent politikalarının geliştirilmesi ve çevre dostu uygulamaların yaygınlaştırılması konusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Başkan Ünlüce konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada bulunmamıza vesile olan hikâyenin başlangıcı aslında kardeş şehrimiz Lansing’e yaptığımız bir ziyaret sırasında oldu. Kardeş şehir protokolünü imzalamak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiğimizde, Michigan Üniversitesi’nde görev yapan değerli hocamız Prof. Dr. Bora Çetin ile bir araya geldik. Eskişehir’den geldiğimizi duyunca büyük bir heyecanla bizleri karşıladı ve şehrimize olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. O gün yaptığımız sohbetlerde ele aldığımız en önemli konulardan biri de iklim kriziydi. Dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri iklim krizidir. Uzun yıllardır Wisconsin Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren hocamızın, ‘Eskişehir için neler yapabilirim?’ duyarlılığı ve Eskişehir’e olan aidiyet duygusu, bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu sempozyumun temelini oluşturdu. Daha sonra üniversitelerimizden ve dünyanın farklı ülkelerinden ilişkide olduğumuz değerli akademisyenlerle bir araya gelerek, hem dünyanın hem de ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan iklim krizini kapsamlı biçimde ele alacak bu organizasyonu hayata geçirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nın (COP) bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek olması da bu sempozyumu daha anlamlı hale getiriyor. Bugün burada bulunan değerli bilim insanlarının ortaya koyacağı görüş ve önerilerin COP31 sürecine de katkı sağlayacağına, hem şehrimiz hem de ülkemiz adına önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Elbette iklim krizi; ülkelerin, şehirlerin ya da kurumların tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu sorun, uluslararası iş birliği ve ortak akıl gerektirmektedir. Bu nedenle bugün burada gerçekleştirdiğimiz buluşmayı son derece değerli buluyorum. Sempozyumumuzun başarılı ve verimli geçmesini diliyor, hepinize bir kez daha hoş geldiniz diyorum.” Başkan Ünlüce’nin ardından, eğitim teknolojileri ve okuryazarlık alanında dünya çapında tanınan isimlerden biri olan Michigan Devlet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Teknoloji ve İnsani Öğrenme ile Öğretmen Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Douglas K. Hartman katılımcılara hitap etti. Hartman, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda eğitimsel ve toplumsal boyutlarına da dikkat çekerek disiplinler arası iş birliğinin önemini vurguladı. Konuşmaların ardından Başkan Ayşe Ünlüce, böylesine önemli bir uluslararası organizasyona Eskişehir’in ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek sempozyuma katkı sunan katılımcılara plaketlerini takdim etti. Sempozyumun ilk günü, “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlıklı oturumla devam etti. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri ele alındı. İki gün sürecek sempozyum kapsamında iklim değişikliği, çevresel sürdürülebilirlik, enerji dönüşümü, su ve atık yönetimi, biyoçeşitlilik, sulak alan ekosistemleri, iklim yönetişimi ve kentlerin iklim direnci gibi güncel başlıklar kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Farklı ülkelerden gelen uzmanlar tarafından bilimsel çalışmaların paylaşılacağı sempozyumda, çevre ve iklim alanındaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak; yerel ve uluslararası ölçekte yürütülen başarılı uygulamalar katılımcılarla paylaşılacak. Oturumlarda iklim krizinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkileri ele alınırken, sürdürülebilir kentler, enerji verimliliği, doğal kaynakların korunması ve iklime uyum politikalarına ilişkin çözüm önerileri de tartışılacak.

"Dünya Bize Emanet" Diyen Çocuklar Millet Bahçesi’nde Buluştu! Haber

"Dünya Bize Emanet" Diyen Çocuklar Millet Bahçesi’nde Buluştu!

Eskişehir, Türkiye Çevre Haftası etkinlikleri kapsamında muhteşem bir çevre şenliğine ev sahipliği yaptı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından organize edilen ve bu yıl "Dünya Bize Emanet" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikler, Eskişehir Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’nde coşkuyla kutlandı. Çocukların yoğun katılım gösterdiği şenlikte; çevre bilinci, geri dönüşüm ve sıfır atık konuları eğlenceli ve eğitici aktivitelerle ele alındı. Minik Çevrecilerden Sıfır Atık Atölyelerine Yoğun İlgi Şenlik kapsamında öğrencilere doğal kaynakların verimli kullanılması ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının kazandırılması amacıyla çok sayıda uygulamalı etkinlik sunuldu. Küçüklere çevre dostu davranış modellerini aşılamayı hedefleyen şenlikte şu çalışmalar öne çıktı: Eğitici Atölye Çalışmaları: Çocuklara yönelik özel geri dönüşüm süreçleri, atık ayrıştırma ve sıfır atık uygulamaları uygulamalı olarak gösterildi. Çevre Temalı Oyunlar: Öğrenciler, gün boyu süren çevre temalı oyunlar ve interaktif yarışmalar sayesinde sıfır atık yaklaşımının günlük hayattaki hayati önemini eğlenerek kavradı. Sürdürülebilir Yaşam Alışkanlıkları: Doğal kaynakları koruma, yeşil dönüşüm ve çevre kirliliğini önleme yolları minik çevrecilere aktarıldı. İl Müdürü Yalçın: "COP31 Ev Sahipliği Çevre Politikalarımızın Kanıtıdır" Etkinlik alanında önemli açıklamalarda bulunan İl Müdürü Hüseyin Özgür Yalçın, küresel iklim değişikliği, çevre kirliliği ve biyolojik çeşitlilik kaybının tüm insanlığın ortak geleceğini tehdit ettiğinin altını çizdi. 2026 yılı Türkiye Çevre Haftası’nın çok özel bir döneme denk geldiğini hatırlatan Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'nin COP31 İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'na ev sahipliği yapacak olması, çevre ve iklim politikalarındaki kararlılığımızın uluslararası düzeydeki en somut göstergesidir. Bu tarihi süreç, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yürüttüğümüz yerel çalışmaları çok daha güçlü kılacaktır." "Eskişehir Çevre Kültürüyle Ülkemizin Örnek Şehridir" Eskişehir’in sahip olduğu yeşil alanlar, su kaynakları, doğal zenginlikler ve çevreye duyarlı yaşam kültürüyle Türkiye'nin örnek kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Hüseyin Özgür Yalçın, kentteki çevre hassasiyetine dikkat çekti. Çevreyi korumanın ancak toplumsal bir çabayla mümkün olduğunu belirten Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskişehirli hemşehrilerimizin çevre konusunda gösterdiği yüksek duyarlılık bizlere her zaman büyük güç veriyor. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin bu bilinçle yetişmesi, sürdürülebilir geleceğimizin en büyük güvencesidir. 'Dünya Bize Emanet' anlayışıyla havamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak ve sıfır atık kültürünü güçlendirmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz." Geri dönüşüm atölyeleri ve eğlenceli oyunlarla renkli görüntülere sahne olan program, geleceğin çevrecileri olan çocukların hep birlikte çektirdiği renkli hatıra fotoğrafıyla son buldu.

AK Parti’den Eskişehir İçin Çevre Çağrısı: “Gerçek Çevrecilik Hizmetle Olur” Haber

AK Parti’den Eskişehir İçin Çevre Çağrısı: “Gerçek Çevrecilik Hizmetle Olur”

5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla bir açıklama yapan AK Parti Eskişehir İl Çevre ve Şehircilik Politikaları Birim Başkanı Abdullah Törü, çevrenin sadece bir kutlama konusu değil, bir yaşam meselesi olduğunu vurguladı. Törü, Eskişehir’deki çevresel sorunlara dikkat çekerek yerel yönetimleri somut adımlar atmaya davet etti. ​Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesinde yaptığı açıklamada, doğanın korunmasının "vatanı korumakla" eşdeğer olduğunu belirten Abdullah Törü, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 2053 Net Sıfır Emisyon hedefiyle yeşil kalkınma vizyonunu kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti. ​“Eskişehir’de Sembolik Etkinliklerin Ötesine Geçilmeli” ​Eskişehir’in doğal değerlerinin korunması noktasında ciddi eksiklikler olduğunu belirten Törü, çevreciliğin sadece sloganlarla yapılamayacağını söyledi. Yerel yönetimlerin çevre konusundaki karnesini eleştiren Törü, şu başlıkların acilen ele alınması gerektiğini vurguladı: ​Porsuk Çayı çevresindeki kirlilik ve düzensizliklerin kalıcı olarak giderilmesi. ​Hava Kalitesi için artan trafik yoğunluğuna karşı etkili ulaşım politikalarının geliştirilmemesi. ​Şehir Planlamasında imar planlarında çevresel hassasiyetlerin göz ardı edilmesi ve yeşil alanların yetersizliği. ​Geri Dönüşümde mahalle ölçeğinde yaygınlaştırılmayan geri dönüşüm sistemleri. ​“Artık Konuşma Değil, Harekete Geçme Zamanı” ​Törü açıklamasında, "Gerçek çevrecilik; şehir planlamasında, ulaşım politikalarında, altyapı yatırımlarında ve doğal alanların korunmasında ortaya çıkar. Eskişehir’in daha temiz ve yeşil olması için şeffaf, bilimsel ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışına ihtiyaç vardır" ifadelerini kullandı. ​Türkiye COP31 ile Küresel Vizyonunu Taçlandırıyor ​Türkiye’nin çevresel diplomasideki rolüne de değinen Abdullah Törü, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) zirvesinin, Türkiye’nin yeşil geleceği inşa etme kararlılığının bir göstergesi olduğunu belirtti. ​Törü, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Doğa bize ait değildir, biz doğaya aitiz. Eskişehir’in daha yaşanabilir bir şehir olması için tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya kararlıyız."

Dr. Ezgi Ediboğlu: ''Gözler, Antalya’daki COP 31’de'' Haber

Dr. Ezgi Ediboğlu: ''Gözler, Antalya’daki COP 31’de''

Dr. Ezgi Ediboğlu, COP 30'da alınan kararları, çözülemeyen ve Antalya'ya devredilen başlıkları, ayrıca Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP 31'in ''başarılı'' kabul edilmesi için Ankara'dan beklenecekleri değerlendirdi. Max Planck İnovasyon ve Rekabet Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olarak çalışan, Hukukçu, Çevre ve İklim Değişikliği hakkında uzman olan Dr. Ezgi Ediboğlu COP30 ile ilgili yaptığı değerlendirmelerde şu ifadeleri kullandı; ''Amazon’un kalbinde büyük beklentilerle başlayan COP 30’da, fosil yakıtlardan çıkış ve ormansızlaşmayı durdurma gibi kritik başlıklarda somut ilerleme sağlanamadı. Zirveden yalnızca uyum finansmanının üç katına çıkarılması yönünde zayıf bir karar çıktı. Liderlik eksikliği ve çelişkili ulusal politikalar, kararları niyet bildirimi düzeyinde bıraktı. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP 31’den, ertelenen bu kritik başlıklarda güven veren bir yönlendirme ve elle tutulur kararlar beklenecek. Brezilya’nın, Amazon’un kalbindeki Belem şehrinde yapılan 30. Taraflar Konferansı (COP 30) sona erdi. Toplantıda yalnızca iklim değişikliğinin etkilerine uyum finansmanı hakkında zayıf da olsa elle tutulur bir karar alınabildi. Fosil yakıtlardan çıkış ve ormansızlaşmayı durdurma konularında beklenen yol haritaları üzerinde uzlaşmaya varılamadı. Çözümsüz kalan konular, yeniden görüşülmek üzere Antalya’da düzenlenecek COP 31’e bırakıldı. Her COP aynı ölçüde sonuç üretmeyebilir; bu, sürecin doğasında var. Ancak COP 30, Uluslararası Adalet Divanı’nın devletlerin iklim değişikliği ile mücadeleden sorumlu olduğuna dair tavsiye görüşünü açıklamasından sonra düzenlenen ilk COP olma özelliğini taşıyor. 1.5°C hedefinin fiilen kaçmasının ağırlığıyla da birleşince, sadece yetersiz değil, endişe verici bir siyasi trendin parçası niteliğinde. Büyük laflar, çelişkili adımlar Zirve, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın yüksek profilli çıkışları, Amazon’un kalbinde verilen “fosil çağını bitirme” mesajları, “hakikat COP’u” ve “uygulama COP’u” mottoları ile yüksek profilli bir şekilde başladı. Oysa yakın geçmişe kısaca bakmak bile şüpheci olmak için yeterliydi: Lula 2023’te, tam da COP 28 dönemlerinde, Brezilya’nın petrol üretimini artıracak kararları onayladı ve petrol ihraç eden ülkelerden oluşan OPEC+’a dahil olmak istediklerini duyurdu. 2025’te Brezilya, COP 30’a ev sahipliği yapacak olmalarına rağmen, OPEC+’a katıldı; petrol üretimini artırma planları da devam ediyor. Lula’nın “fosil çağını bitirme” mesajlarını, bu somut adımları bağlamında değerlendirmek gerekiyor. Aslında tüm bunlar, COP’larda edilen büyük lafların altının ne kadar boş olduğuna iyi bir örnek teşkil ediyor. Liderlik eksikliği, zayıf kararlarla sonuçlandı COP 30’un etkisizliğinin bir diğer nedeni ise Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) zirveye katılmamasıyla oluşan liderlik eksikliğiydi. ABD’den açılan boşluğu Çin’in doldurması ve belirgin bir liderlik rolü üstlenmesi bekleniyordu, ancak öyle olmadı. Bu liderlik açığı, ev sahibi Brezilya’nın müzakerelere yeterince yön verememesiyle birleşince, COP 30 kararları gerçek anlamda zayıf oldu. Niyet listesi gibi sonuç kararı ''Küresel Mutirão'' olarak adlandırılan COP 30 kararında 59 paragraf yer alıyor. Bunlarında yalnızca sekizinde yeni bir karar alma ifadesi var. Kararların geri kalanı, ‘‘not ediyor’’, ‘‘tanıyor’’, ‘‘onaylıyor’’ gibi yeni bir adım içermeyen paragraflardan oluşuyor. Oysa onca yıl ve onca karardan sonra devletlerin hâlâ uygulamada ne denli zayıf olduğu düşünüldüğünde, COP kararlarının bir niyet listesine dönüşmemesi gerekiyor. Kararda fosil yakıtların bahsi bile geçmiyor Zirvenin en kritik başlıklarından biri fosil yakıtlardı. Fosil yakıtların açıkça anılması, COP 28’e kadar geçen yaklaşık 30 yıl boyunca neredeyse tamamen tabu olarak kaldı.COP 28 karar metninde geçen fosil yakıtlardan ‘‘uzaklaşma’’ söylemiyle kısmi bir eşik aşılmıştı. COP 30’un da fosil yakıtlardan tamamen ve adil bir şekilde çıkabilmek için bağlayıcı, zaman çizelgeli ve somut bir ‘‘yol haritası’’ çizmesi bekleniyordu. Ne yazık ki bu da başarılamadı. Hatta ‘‘fosil yakıt’’ ifadesi, kararda hiç geçmiyor. Bu konuda ısrarcı olan 80 devlet bulunmasına rağmen ve devletlerin bu çağrısını karara not eden paragrafta dahi fosil yakıt ifadesi geçmiyor. Bu konu, Türkiye’nin COP 31’deki ana sınavlarından biri olarak karşımıza gelecek gibi görünüyor. Amazonlar’dan bile ormansızlaşma yol haritası çıkamadı Amazonlar’da düzenlenen COP 30, ormanların korunması konusunda sembolik öneme sahipti ve yerli halkların yüksek katılımıyla gerçekleşti. Bu rağmen, çıkmasına kesin gözüyle bakılan, ormansızlaşmanın önlenmesi için bir yol haritası oluşturmaya dair çalışmalar da karar metnine giremedi. Ormansızlaşmayı durdurma hedefi yeniden teyit edilse de, hedefe ulaşmayı sağlayacak yeni, bağlayıcı bir yol haritası veya mekanizma yok. COP 30’da ormanları koruma hedefiyle yağmur ormanları yatırım fonu ( Tropical Forests Forever Facility, TFFF ) kuruldu; ancak fonun etkinliğiyle ilgili ciddi endişeler var . Amazon’da kritik eşik noktasına yaklaşan ekositemlerin bulunduğu bir bölgede yapılan COP’un dahi somut bir ormansızlaşma yol haritası üretememesi, Belem’in en dikkat çekici eksikliklerinden biri oldu. Uyum finansmanı hedefi, gerçek ihtiyacı karşılamaya yetersiz COP 30’un finansman ayağında öne çıkan tek taahhüt ise uyum finansmanının üç katına çıkarılması oldu. Bu karar kulağa iddialı gelse de, ne kaynak dağılımı, ne finansmana ne zaman başlanacağı ne de paydaşların katkısına dair net bir yol haritası sunulmuş değil. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre son yıllarda küresel uyum finansmanı yaklaşık 32 milyar dolar seviyesindeydi. Bunun üç katı, yaklaşık 96 milyar dolarlık bir bütçe anlamına geliyor. Ancak COP metni başlangıç yılını belirtmediği ve kamu-özel ayrımı netleşmediği için ülkeler bu hedefi 120 milyar dolar civarında - yani ihtiyaca biraz daha yakın bir düzeyde - yorumladı. Küresel uyum ihtiyacının ise 2030’a kadar yıllık 160 ile 340 milyar dolara ulaşacağı hesaplanıyor . İhtiyacın boyutu göz önüne alındığında, üç katlık artışın da gelişmekte olan ülkelerin giderek büyüyen uyum açığını kapatmaya yetmeyeceği görülüyor. COP 28’de taslağı oluşturulan, iklim değişikliğinin etkilerinden zarar gören yoksul ülkelere finansal destek sağlayacak Kayıp ve Zarar Fonu da Belem’de tamamlanamadı. Fonun yönetim yapısı, katkı yükümlülüklerinin nasıl dağıtılacağı gibi teknik hususları hâlâ net değil. Bu dosya da Antalya’ya devredildi. Ticarete yönelik kısıtlamalar daha çok konuşulacak Ticaret konusunda COP 30’da, özellikle AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) etkisiyle, gelişmekte olan ülkelerin artan endişelerine öne çıktı. Bu konu karar metnine sade bir şekilde, uluslararası ticarete keyfi ve haksız kısıtlamaların olmaması niyetini ifade eder bir şekilde girdi. Zirve boyunca, yeşil sanayileşme ve ticaret politikalarının iklim hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Kritik minerallerin adil tedarik edilmesi ve sınırda karbon düzenlemelerinin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkileri tartışıldı. Bu tartışmalar karar metninde net bir şekilde yer alamadı ancak tartışmaların devam edeceğini ve ticaret konusunun bundan sonra çokça konuşulacağını düşünmek hata olmaz. COP 30’da iklim dezenformasyonuna karşı tavır alınması da dikkat çekiciydi. Yanlış ve yanıltıcı bilgilerin iklim eylemini geciktirdiği vurgulandı. Bazı ülkeler ilk kez ‘‘ İklim Bilgi Bütünlüğü Bildirgesi ’’ne imza atarak, bilim insanlarını ve çevre gazetecilerini destekleme sözü verdi. Belem’den Antalya’ya: Türkiye güven verebilmeli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıklamasına göre COP 31 Liderler Zirvesi İstanbul’da, müzakereler ise Antalya’da düzenlenecek. COP 31 için rekabet eden Türkiye ve Avustralya arasında varılan alışılmadık uzlaşıya göre COP 31 başkanlığı Türkiye’de olacak, ancak müzakerelere Türkiye’nin atayacağı bir Avustralyalı temsilci başkanlık edecek. Antalya’da fosil yakıtların geleceği, uyum finansmanı, Kayıp ve Zarar Fonu gibi kilit başlıkların ilerleyebilmesi, Türkiye’nin tarafları dengeli ve etkin bir müzakere zemininde tutabilme kapasitesine bağlı. COP 31 ev sahipliği, Türkiye için yalnızca bir organizasyon meselesi değil. Aynı zamanda kendi iklim politikalarını uluslararası kamuoyu önünde daha tutarlı, şeffaf ve güvenilir bir çerçeveye oturtma zorunluluğu anlamına geliyor. Bu bağlamda ev sahibi ülkelere yönelik temel beklentiler, Türkiye için de geçerli olacak: Açık hedefler, iyileştirilmiş şeffaflık, bilim temelli emisyon azaltım yolları ve müzakerelerde taraflara güven veren bir yaklaşım. Türkiye’nin mevcut emisyon artış eğilimi, atık yönetimindeki sorunlar, fosil yakıt desteklerinin sürmesi, İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nın zayıf bulunması ve insan hakları ihlalleri, en sık dile getirilen zafiyetler arasında yer alıyor. Daha güçlü iklim hedefleri, ev sahipliği sorumluluğu COP 31 öncesi Türkiye’nin iklim hedeflerini daha güçlü, ölçülebilir ve Paris Anlaşması’yla uyumlu hâle getirmesi yalnızca bir beklenti değil, ev sahipliği sorumluluğunun doğal bir uzantısı. Bilimsel gerçeklikle uyumlu, orta vadeli mutlak azaltım hedefi; enerji dönüşümünde takvimlendirilmiş adımlar; kömürden çıkışa ilişkin netlik; ulusal politikalar ile 2053 net sıfır hedefi arasındaki uyumsuzlukların giderilmesi, Türkiye’nin hem müzakere masasındaki inandırıcılığını hem de COP 31’in başarısını güçlendirebilir. Kısacası Türkiye, COP 31’e giderken bir yandan tarafları bir arada tutan güvenilir bir süreç yöneticisi olmak, bir yandan da kendi emisyon azaltım ve uyum politikalarını güçlendirerek ev sahibi ülke olarak ortaya koyduğu iklim vizyonunu somutlaştırmak zorunda.'' Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Dr. Ezgi Edipoğlu

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.