SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çiftçi

Porsuk Haber Ajansı - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Savaşın Bedelini Çiftçi Ödüyor!" Haber

CHP'li Gürer: "Savaşın Bedelini Çiftçi Ödüyor!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında savaşın tarım sektörüne yansıyan etkilerini, gübre ve yem fiyatlarındaki sert artışı ve üreticinin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunları kapsamlı verilerle değerlendirdi. Gürer, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin kontrol altına alınmaması durumunda hem üreticinin hem de tüketicinin çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağını vurguladı. “GÜBRE VE YEM FİYATLARI SON HAFTALARDA HIZLA ARTTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın tarım sektörüne doğrudan etki ettiğini belirterek, “Savaşın bölgemize olumsuz yansımaları tarım kesiminde şiddetle hissedilir hâle geldi. Özellikle gübre ve yem fiyatları son haftalarda önemli ölçüde arttı. Gübrede güncel fiyatlara bakıldığında amonyum sülfatın ton fiyatı 15 bin 750 lirayı gördü. Üre gübre 30 bin lira seviyesinde ancak satışı yok, piyasada kapalı durumda,” dedi. Üre gübrenin üretimde kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Gürer, “Üre gübre taban ve üst gübresi olarak kullanılan ve neredeyse tamamı ithal olan bir gübre. Özellikle İran’dan ticari anlamda gübre gelişi yoğun olduğundan bu süreçte onun da fiyatı arttı,” diye konuştu. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de üretilen DAP gübresinde de ciddi artış yaşandığını ifade ederek, “DAP gübre ise ülkemizde Mazıdağı fosfat madenlerinden elde edilen bir gübre ve 37 bin liraya çıkmış durumda. Son dönemdeki fiyat artışı neredeyse geçen yılın toplam artışını geçmiş durumda” dedi. “STOK VAR DENİYOR AMA ÇİFTÇİ GÜBRE BULAMIYOR” AKP İktidarının stokların yeterli olduğu yönündeki açıklamalarını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sahadaki durumun farklı olduğunu söyledi. Gürer, “Bakanlar bu konuda açıklamalar yapıyor, önlemlerin alındığını ve stokların yeterli olduğunu söylüyorlar. Ancak gübreyi almaya gittiğinizde ya gübre bulunamıyor ya da fiyatı katlanmış durumda,” dedi. İRAN’DAN YEM VE GÜBRE İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin İran ile olan tarımsal girdi ticaretine ilişkin verileri de paylaştı. Buna göre 2025 yılında İran’dan iki farklı yem grubunda ithalat yapıldığını belirten Gürer, “Hayvan gıdası olarak kullanılan diğer bitkisel maddeler, bitkisel döküntü, artık ve yan ürünler kapsamında 2 bin 883 ton ürün ithal edildi ve bunun karşılığında 223 bin 667 dolar ödeme yapıldı. Aynı yıl 6 bin 876 ton farklı yem ürünü ithal edildi ve bunun için 12 milyon 415 bin 151 dolar İran’a ödeme yapıldı,” şeklinde konuştu. Gübre ithalatına ilişkin verileri de paylaşan Gürer, “2025 yılında İran’dan 6 milyon 114 bin 98 dolar değerinde azotlu ve kimyasal gübre ithalatı yapıldı. 2026 yılında ise ilk dönemde 428 bin 255 dolar tutarında ithalat gerçekleştirildi. Bu veriler İran’ın hem yem hem gübre konusunda Türkiye’nin ithalat yaptığı ülkelerden biri olduğunu gösteriyor,” dedi. “TÜRKİYE KENDİ KENDİNE YETERLİ OLMAK ZORUNDA” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın tarımda dışa bağımlılığın risklerini açık şekilde ortaya koyduğunu belirterek, “Gübre fabrikaları ve yem fabrikaları özelleştirilirken, 24 yıllık iktidar döneminde Türkiye’nin kendi kendine yeter hâle getirilmesi gerektiğini defalarca dile getirdik. Pandemiden ders çıkarılmadı, kuraklık ve don da ders alınması için yeterli olmadı,” diye konuştu. Gürer sözlerini şöyle sürdürdü: “Savaş ise girdi maliyetlerini artıran ürünlerin fiyatındaki artışla birlikte Türkiye’nin kendi kendine yeterli olmasının ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösterdi.” “YANLIŞ TARIM POLİTİKALARI RAF FİYATLARINI DA ARTIRIYOR” Tarım politikalarındaki eksikliklerin sadece üreticiyi değil tüketiciyi de etkilediğini belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Tarım politikalarındaki yanlışlar ve uygulamadaki eksiklikler raftaki ürünlerin fiyatının artmasına yol açıyor. Böylece fiyatlar yükseliyor ve vatandaş her gıdaya erişemiyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye, 2002 yılının da altında hububat ve bakliyat üreten bir ülke konumuna geldi,” dedi. Girdi maliyetlerindeki artışın üretimi doğrudan etkileyeceğini belirten Gürer, “Girdi maliyetlerindeki bu artış yeterli gübrenin kullanılmasının önüne geçecek. Daha az gübre atılacak ve bu durum verim ve üretimde kayıplara yol açacak,” ifadelerini kullandı. “DESTEKLER ZAMANINDA ÖDENMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilere verilen desteklerin gecikmesinin üretimi zorlaştırdığını belirterek “2025 yılının destekleri 2026 yılında ödeniyor. Çiftçi zaten zor durumda. Desteklerin mazot ve gübre için iki taksitte verilmesi daha büyük sıkıntılar yaratacaktır. 2025’ten kalan desteklerin verilmesi yanında 2026 yılı desteklerinin de çiftçiye ulaştırılması gerekir,” dedi. “ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU 1 TRİLYON 240 MİLYAR LİRA” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin borç yükünün de üretimi zorlaştırdığını ve temel girdi kalemi olan yem ve gübre girdilerinde sübvansiyon sağlanması gerektiğini belirterek, “Çiftçilerin bankalara olan kredi borcu 1 trilyon 240 milyar liraya ulaşmış durumda. Bu nedenle büyük bir zorluk yaşıyorlar. İcra ve haciz işlemleri devam ediyor. Bu süreci aşmanın yollarından biri yem ve gübrede yüzde 50 oranında sübvansiyon sağlanmasıdır. Çiftçilere bu anlamda destek verilmelidir. Ayrıca borç yükünün hafifletilmesi için icra işlemleri durdurulmalı, üretimi sürdürebilmeleri için ek kredi destekleri verilmelidir. Borçlar ötelenmelidir,” diye konuştu. “TÜRKİYE ÜRETMEK ZORUNDADIR” Tarımda üretimin stratejik önemine dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Türkiye üretmek zorundadır. Üretimde yaşanacak her düşüş ülkenin sorunlarını daha da büyütecektir. Bu nedenle hem çiftçiye hem besiciye destek verilmesi gerekir,” dedi. Ömer Fethi Gürer “ Çiftçiler borçlarını ödemekte sorun yaşıyor. Mutlak surette icralar durdurulmalıdır ve üretim yapmasını sağlayacak hem kredi desteği verilmeli hem de borçlar ötelenmelidir. Bu süreç devam ettiğinde stokta ürünün varlığı fiyatının düşmesine vesile olmuyor, fiyatın daha da artmasına neden oluyor. Bu konuda 'stoklar yeterli' diye açıklama yapan bakanların niye fiyatların arttığını da açıklaması gerekiyor. Savaş İran'da oluyor, Türkiye'de stoktaki ürünün fiyatı artıyor. Doğal olarak ithalat yapanlar gittiklerinde aynı fiyatta ürün getiremeyecekleri için şimdiden fiyatı güncelleyerek kendi kayıplarının önüne geçmeye çalışıyorlar. Oysa Türkiye'de gübreyle ilgili ithalat yapan da üretim yapan da AK Parti'nin yakın iş insanları. Bunların da eğer bakanın sözü yetmiyorsa Cumhurbaşkanı tarafından uyarılması gerekir. Türkiye üretmek zorundadır. Üretimdeki her düşme Türkiye'nin sorunlarını katlar. Onun için hem çiftçiye destek verilmeli hem besiciye destek verilmeli hem üretimi sürdürülebilecek oranda ek kredi desteklerinin yolu açılmalıdır. Girdi maliyetleri mutlak surette durdurulacak, gübre ve yemde sübvanse sağlanarak destek verecek yöntemler uygulamaya geçirilmelidir. Aksi takdirde savaşın bitmesine rağmen Türkiye'de fiyatlar geriye gelmediği için maliyetler artacaktır. Bunun üstüne düşük alım fiyatı uygulanırsa çiftçi oldukça zor bir noktaya gelecektir."” dedi. LİMONDA İTHALAT ELEŞTİRİSİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, limon üretimine rağmen ithalatın sürmesini de eleştirerek, “Limonla ilgili olarak ithalat vergisinin yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldüğü görülüyor. Oysa şu anda limon hasadı sona ermiş durumda ve üreticilerin elinde ciddi miktarda ürün bulunuyor. Yanlış politikalar nedeniyle tüccarın piyasaya girmemesi sonucunda limon fiyatı 5 liraya kadar düşmüştü. Doğru bir planlama yapılmış olsaydı limonlar bahçede kalmazdı,” ifadelerini kullandı Limon ithalatına ilişkin verileri de paylaşan Gürer, “2025 yılında limon ithalatı 2 bin 130 ton oldu ve bunun için 2 milyon 376 bin 276 dolar ödendi. 2024 yılında ise 2 bin 54 ton ithalat yapıldı ve 1 milyon 941 bin 609 dolar yurt dışına ödendi. Sadece bir ayda 705 ton limon ithal edildi ve bunun için 549 bin 344 dolar ödeme yapıldı,” dedi. “ÜRETİCİYİ KORUYAN POLİTİKALAR GEREKİYOR” Türkiye’nin önemli bir narenciye üreticisi olmasına rağmen üreticinin yeterince korunmadığını belirten Gürer şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye önemli bir narenciye ülkesi olmasına rağmen üreticinin yaşadığı sorunlara yeterince sahip çıkılmıyor. Stokta ürün varken ithalatın yolu açılıyor. Dengeli, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir politika izlenmediği için limon da sorunlu ürünlerden biri hâline geldi. Bu sorunun çözümü doğru planlama ve üreticiyi koruyan politikaların hayata geçirilmesidir.”

CHP'li Süllü: "Çiftçinin Tarımsal Desteklerini Acilen Ödeyin!" Haber

CHP'li Süllü: "Çiftçinin Tarımsal Desteklerini Acilen Ödeyin!"

CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde muhtarlar ve Ziraat Odası üyeleriyle yaptığı görüşmelerin ardından destek ödemelerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle tarımda yaşanan krize dikkat çekti. Süllü, görüştüğü bir çiftçinin yaşadığı çaresizliği dile getirerek Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı açıkça istifaya davet ettiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, bölgede destek ödemelerinin gecikmesi, ürünlerin maliyetleri karşılayacak fiyata satılamaması ve artan girdi fiyatları nedeniyle üretimin sürdürülemez hale geldiğini belirtti. Sivrihisarlı bir çiftçinin sözlerini aktaran Süllü, “Tarım ve ormanla ilgili eğitimi ve birikimi olmayan bir anlayışla yönetilen Bakanlık, 2025 yılı desteklerini 2026’nın ilk çeyreğinde bile ödeyemiyor. Destekleri ödeme sözünü tutamayan bir Bakanın çiftçinin halinden anlaması mümkün değildir. Çiftçimiz ürünü para edip satamadığı için soğanını ya hayvanlarına yem veriyor ya da hiç toplamadan tarlasını sürüyor. Üretici önünü göremiyor. Görüştüğümüz çiftçi, yaşanan bu tablo karşısında Tarım ve Orman Bakanı’nı açıkça istifaya davet ediyor” dedi. “Çiftçinin parası çiftçiye verilmiyor” Destekleme ödemelerinin zamanında yapılmamasının üreticiyi daha da zor durumda bıraktığını vurgulayan Süllü, pek çok ilde çiftçilerin hâlâ ödemelerini beklediğini söyledi. “Destek ödemeleri bazı illerde hesaplara yatırılırken birçok ilde üretici hâlâ bekliyor. Soruyoruz: Bu para çiftçinin hakkı değil mi? Kimin parasını kime vermiyorsunuz? Çiftçi, yüksek mazot fiyatlarıyla traktörüne mazot koyamıyor, gübre alamıyor, elektrik faturasını ödeyemiyor. Alın teriyle üretim yapan çiftçi geciken ödemeler ve tutulmayan sözlerle baş başa bırakılıyor” ifadelerini kullandı. “Tarım belirsizlikle yönetilemez” Mazot, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan zamların üreticiyi ağır bir yük altına soktuğunu belirten Süllü, tarımın planlı ve öngörülebilir politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. “Çiftçi desteğini ne zaman alacağını bilmeli ki üretimini planlayabilsin. Ancak bugün destekler kısmi ve gecikmeli ödeniyor. Bu uygulamalarla çiftçinin tarımı ayakta tutmak mümkün değildir” dedi. 13 Mart’ta ödeneceği sözü verilmesine karşın şimdi de bayram sonrasına ertlenmiş. Bakanı İstifaya Çağırdılar Süllü, tarım politikalarındaki beceriksizlik ve bilgisizlik sorununa da dikkat çekerek, “Tarım ve ormanla ilgili eğitimi, deneyimi ve birikimi olmayan Bakan, çiftçinin derdine derman olamaz, ancak Eskişehir’de olduğu gibi, şarkı söyler gider.” Açıklamasını sert bir çağrıyla tamamlayan Süllü, “Çiftçi ‘Artık dayanacak, üretim yapacak gücümüz kalmadı’ diyorsa, Ata’mızın “Köylü milletin efendisidir” sözünü üreticimiz “Köylü milletin enayisi oldu!” diye değiştiriyorsa bunun sorumluluğunun üstlenilmesi ve çözüm üretilmesi gerekir. Sadece çiftçi üretemezse batmaz, milletçe aç kalırız!” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sonrası Mazot 12 Kat Arttı Haber

Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sonrası Mazot 12 Kat Arttı

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada artan akaryakıt ve gübre fiyatlarının çiftçiyi üretimden koparma noktasına getirdiğini belirterek iktidara eleştiriler yöneltti. Gürer, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçiş sürecini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: “2018 yılında Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiğinde mazotun litre fiyatı 5 lira 25 kuruştu. İktidar eliyle yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10 zam yapıldı ve mazotun litre fiyatı 61 liraya kadar çıktı, savaş bahanesiyle yeni zamlar da yolda. Petrol bulup, doğal gaz bulup sürekli zam yapan dünyada öncü bir ülke durumuna Türkiye getirildi.” Artan mazot fiyatlarının doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi traktörünün deposuna akaryakıt doldurduğunda geçen yıla göre daha çok gider olacak, nasıl üretim yapacak?” diye sordu. Girdi maliyetlerindeki artışın yalnızca akaryakıtla sınırlı olmadığını belirten Gürer, gübre fiyatlarındaki yükselişe de dikkat çekti. Tarım Bakanlığının “sıkıntı yok” açıklamalarını eleştiren Gürer, “Gübre fiyatları da fırladı. Bakan ‘Sıkıntı yok.’ diyor da gübrede DAP gübrenin tonu 37.500 liraya, amonyum sülfat 15.750 liraya, 20-20 gübre 24.500 liraya, 15-15 gübre 24.500 liraya, üre gübre 28.000 liraya fırladı. Gübreyi bulmak da almak da zorlaştı,” diye konuştu. “ÇİFTÇİ ÜRETİM YAPAMAZ HÂLE GELİYOR” Konuşmasında artan maliyetlerin üretim planlamasını imkânsız hâle getirdiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübre fiyatlarındaki artışın doğrudan gıda enflasyonuna yansıyacağını ifade etti. Çiftçinin hem finansman hem de girdi temininde ciddi sorunlar yaşadığını belirten Gürer, mevcut politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

2026 Eskişehir Yılı Kapsamında 5 Milyon 26 Fidan! Haber

2026 Eskişehir Yılı Kapsamında 5 Milyon 26 Fidan!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Eskişehir’de gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Sakaryabaşı’ndaki rehabilitasyon çalışmalarını inceleyen Yumaklı, 2026 Eskişehir Yılı kapsamında şehre 5 milyon 26 fidan dikileceğini müjdeledi. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi temas ve iftar programına katılmak üzere geldiği Eskişehir’de, şehrin tarımsal ve su altyapısına yönelik yatırımları yerinde inceledi. Programına Sakarya Nehri’nin doğuş noktası olan Çifteler ilçesindeki Sakaryabaşı bölgesinden başlayan Bakan Yumaklı, burada tamamlanan rehabilitasyon projesi hakkında bilgi aldı. ​"Sakaryabaşı'nı Eski Haline Getirdik" ​Sakaryabaşı’ndaki su akışının geçmişte yerel yönetimin izinsiz müdahaleleri nedeniyle kesildiğini belirten Bakan Yumaklı, DSİ’nin yoğun çalışmalarıyla nehrin çıkış noktasının tekrar canlandırıldığını ifade etti. Yumaklı, konuya ilişkin şu sert uyarıda bulundu: ​"Belediyenin bu sit alanında izin almadan ve mühendislik kurallarını gözetmeden yaptığı işlemler nedeniyle burası kurumuştu. Gerekli hukuki süreçler yürüyecek. Diliyorum ki bir daha böyle bir ihmal yaşanmaz." ​Yatırım Sağanağı: 34 Milyar Liralık Kaynak ​Bakan Yumaklı, suyun stratejik önemine vurgu yaparak Eskişehir özelindeki yatırım rakamlarını paylaştı: ​Son 23 Yılda: Eskişehir’e 34 milyar TL su ve sulama yatırımı yapıldı, 172 tesis hizmete açıldı. ​2026 Eskişehir Yılı Hedefi: Eskişehir yılına özel olarak, 2026 yılında 5 milyon 26 fidan toprakla buluşturulacak. ​Tamamlanacak Projeler: 2 milyar TL maliyetli İlyaspaşa Sulaması bu yıl, Karacaşehir Regülatörü ve Alpagut Göleti ise önümüzdeki yıl tamamlanacak. ​TMO’nun Yeni Hizmet Binası Açıldı ​Bakanlığın taşra teşkilatındaki gücüne değinen Yumaklı, Eskişehir Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Başmüdürlüğü’nün yeni hizmet binasının açılışını gerçekleştirdi. TMO’nun her zaman "çiftçi dostu" olduğunu hatırlatan Bakan, "Bu binalar sadece memurlarımız için değil, asıl sahibi olan üreticilerimiz ve çiftçilerimiz için var," dedi. ​Siyasi Temaslar ve İftar Programı ​Açılış töreninin ardından Eskişehir Valiliği’ni ziyaret eden Bakan Yumaklı, daha sonra AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı binasında partililerle bir araya geldi. Günün sonunda düzenlenen iftar programına katılan Yumaklı, Eskişehirli vatandaşlarla orucunu açarak programını sonlandırdı.

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı'' Haber

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı''

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların artığı süreçte hem üreticinin hem de tüketicinin korunması için siyasi iktidarın yapması gerekenleri yapmayarak seyrettiği ve sorunların her geçen gün artığını, akaryakıt zamlarınızda süreci olumsuz etkilediğini söyledi. “BİZ TARIMIN GELİŞMESİNİ İSTİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda artan sorunların çözülmemesinin arz açığı oluşturması ile daha da sıkıntılı bir döneme verilebileceğini belirtti. Gürer, eleştirilerinin amacının ülkeye zarar vermek değil, aksine geleceğe katkı sunmak olduğunu belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca erip çiftçi refahının sağlanmasını; bunun yanı sıra raftaki ürünün de fiyatının uygun koşullara düşmesini istiyoruz. Girdi maliyetleri düşürülerek tarladan sofraya, ahırdan sofraya her ürünün fiyatının daha uygun koşullarda emeklimize, asgari ücretlimize erişmesini ve bu yolda yapılacakları anlatıyoruz,” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “tarım politikalarının olumsuzluklarını söyleyerek özünde bu ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapıyoruz” diye konuştu. “2025, 2002’NİN DE GERİSİNE DÜŞÜLEN BİR YIL OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının ülke tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu belirtti. “2025 yılı Türk tarımı için en sorunlu dönem oldu. 2002 yılının üretiminin altında fasulye, mercimek, nohut üretimleri gerçekleşti.” Nüfusun 2002’ye göre 30 milyonun üzerinde arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşandığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerini karşılaştırarak şu bilgileri paylaştı: 2024 yılında meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 28 milyon tondu. 2025 yılında bu üretim 19 milyon 600 bin tona geriledi. 2024 yılında tahıl ve diğer bitkisel üretim 75 milyon 500 bin tondu. 2025 yılında 68 milyon 100 bin tona düştü. 2024 yılında sebze üretimi 30 milyon 600 bin tondu. 2025 yılında 30 milyon 300 bin tona geriledi. “Özellikle bakliyat ve hububatta çok ciddi anlamda üretim kaybı gerçekleşti. 2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı”” diyen Gürer, bu tablo karşısında “Tarımda üretimde sorunumuz yok” açıklamalarını anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. “BU KADAR ÜRETİM KAYBI VARSA ÇİFTÇİ NASIL SORUN YAŞAMAZ?” Ömer Fethi Gürer, resmi veriler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “TÜİK’in bitkisel üretimle ilgili 2024 Aralık ve 2025 Aralık verilerine bakılsın, aradaki kayıp üretim fark görülecektir” dedi. Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, “Bu kadar üretim kaybının olduğu yerde o çiftçinin, o besicinin, o üreticinin sorun yaşamaması mümkün mü? Hayvan varlığınız azalacak, üretiminiz azalacak. Düşük alım fiyatı uygulandığı için çiftçi gelirleri daralacak. Çiftçilik bir yerde sürdürülebilmesi sorunlu noktaya erecek. Tarım arazileri daralacak. Sonra da tarımda her şey çok iyi denilecek bu nasıl mümkün olacak ” şeklinde konuştu. Sahada karşılaştıkları tabloyu da aktaran TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Biz alanlara gidiyoruz, o çok iyileri bulamıyoruz. Ahırlar kapanmış, sorunlar artmış, sıkıntılar katlanmış. Her gittiğimiz yerde köylerde bize dert yanıyorlar. Bu insanlar keyfi için mi dert yanıyor?” ifadelerini kullandı. ŞAP HASTALIĞI VE KURAKLIK TEPKİSİ Hayvancılıktaki kayıplara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap hastalığına ilişkin verilerin açıklanmadığını söyledi: “100 hayvanım vardı, 30 tanesini şapta kaybettim diyor üretici. Soruyoruz bakana; 2025 yılında yaşanan şap hastalığında kaç hayvan yitirdik? Açıklama yok. Açıklayın, 2025 yılında kaç hayvan kesime gitti? Kaç hayvan şartlı kesime gitti? Kaç hayvan telef oldu? Kaç hayvan kurban bayramında kesildi? Bu veriler ışığında kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız var Açıklayın?” dedi. Enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığın etkisine dikkat çekildiğini hatırlatan Öner Fethi Gürer, bu afetlerden zarar gören üreticilere yeterli destek verilmediğini belirterek, “Zirai don ve kuraklıktan Türkiye’nin olumsuz etkilendiği söyleniyor. Peki, bunları üretenler ne oldu? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olanların dışında çiftçilik yapanlara herhangi bir destek verildi mi? Verilmedi. Kuraklıktan etkilenen çiftçiye destek verildi mi? Verilmedi. Bu çiftçi hali nedir diyen bir iktidar ne yazık ki yok ” dedi. ARTAN MALİYETLER, DARALAN GELİR Gürer, özellikle gübre, yem, akaryakıt zamlarının çiftçiyi doğrudan etkilediğini belirtti. Yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10,8 oranında zam geldiğini ifade ederek, “100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan çiftçi, daha tarlaya gitmeden 32 litresini yılbaşından bu yana kaybetmiş durumda” diye konuştu. Gürer, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatlarının arttığını; buna karşılık alım fiyatlarının düşük tutulduğunu ifade etti. “Girdi maliyetleri katlayacak, alım fiyatları düşük tutulacak, sonra da çiftçiye ‘üretim yapmaya devam et’ denecek. Bu nasıl olacak?” sözleriyle mevcut politikaları eleştirdi. “KOYUN PROJESİ DARALDI, YENİDEN MÜJDE DİYE SUNULUYOR” 2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, projenin büyük ölçüde daraldığını belirterek, “2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesi bu kez neredeyse yüzde 90 daralarak tekrar müjde diye sunuluyor,” diye konuştu. Gürer, “Önce gerçekçi olmalı, verileri doğru görmeli, doğru okumalı ve bunlar üzerinde çözüm üretmelidir” dedi. GÜBRE VE YEMDE %50 SÜBVANSİYON ŞART Ömer Fethi Gürer, “Kısa vadede öncelikle ilk yapılacak iş; gübrede, yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Genç çiftçi ve kadın çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primi devlet tarafından ödenmeli. Ayrıca tüm borçlar faizsiz olarak en az 3 yıl ötelenmeli. İcralar durdurulmalı. Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır.” dedi.

Mazota Her Zam Cepteki Parayı Eritiyor Haber

Mazota Her Zam Cepteki Parayı Eritiyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1 Ocak’tan bu yana motorine yapılan %10,8 oranındaki zammın yalnızca tarım kesimini ve nakliyecileri değil, doğrudan tüketiciyi de olumsuz etkileyeceğini belirtti. Gürer, akaryakıt artışlarının iğneden ipliğe tüm ürün ve hizmetlere zam olarak yansıyacağını ve bedelini yine vatandaşın ödeyeceğini ifade etti. Gürer, emekli, asgari ücretli, çiftçi, esnaf, sabit gelirli, işçi ve memur olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin akaryakıt zamlarından olumsuz etkileneceğini vurgulayarak, “Enflasyon oranının altında yapılan ücret artışları, daha yılın ikinci ayında gelen zamlarla vatandaşın cebinden geri alınmıştır” dedi. Tarım ve nakliyenin akaryakıttan etkilenmesinin başta gıda olmak üzere her kesime olumsuz yansıyacağını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bir TIR deposunda 3.540 TL, bir traktör deposunda 708 TL ek maliyet oluştuğuna dikkat çekti. Gürer, “100 dönüm tarlasını süren çiftçinin 32 litrelik mazotu daha yola çıkmadan buhar oldu. Bu, AKP iktidarının eseridir!” dedi. Tarım, lojistik ve ulaşım sektörlerindeki fahiş maliyet artışlarını kalem kalem anlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, akaryakıt fiyatlarının ulaştığı "60 lira" eşiğinin Türkiye ekonomisinde yeni sorunlara yol açtığını örneklerle açıkladı. Gürer, sadece 55 günde yaşanan bu artışın, tarladaki çiftçiden otobüs bekleyen emekliye kadar herkesi nasıl etkilediğini örneklerle ortaya koydu. ÇİFTÇİNİN 100 DÖNÜMDEKİ "ZAM KAYBI" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin en temel üretim aşaması olan tarla sürümündeki maliyet artışına dikkat çekti. Gürer, “Bir çiftçimiz 100 dönüm tarlasını sürmek için ortalama 300 litre mazot yakıyor. 1 Ocak’ta bu mazota 16.275 TL ödeyen çiftçi, bugün 18.045 TL ödemek zorunda kalıyor. Daha tohumu toprakla buluşturmadan, sadece 100 dönümde 1.770 TL fazladan ödeme yapıldı. Oysa bu 1.770 TL ile Ocak ayında 32 litre daha mazot alınabiliyordu. Şimdi o 32 litre adeta buhar oldu, uçtu” dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin başladığı dönemde mazotun litre fiyatının 5,32 TL olduğunu hatırlatan Gürer, bugün litre fiyatının 61 liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçinin alın teri mazot hortumuyla çekiliyor. Bölgelere göre fiyatlar değişse de artış hep olumsuz yönde. İktidar seçimden seçime bulunan petrol keşifleriyle övünürken, her keşfin ardından akaryakıta zam gelmesi de ayrıca düşündürücüdür” ifadelerini kullandı. ZAM İLE TIRCI DEPODA 3 BİN 500 TL KAYBETTİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TIR ve nakliyecilik sektöründe yaşanan maliyet artışlarına dikkat çekti. Gürer, işsizlik ve artan işletme giderleriyle ayakta kalmaya çalışan nakliyecilerin, yılbaşından bu yana mazota yapılan peş peşe zamlarla daha da zor durumda kaldığını belirtti. Gürer, “TIR, otomobil, traktör ve kamyonların depo maliyetleri ciddi şekilde arttı. 600 litrelik bir TIR deposu Ocak ayında 32.550 TL’ye dolarken, bugün 36.090 TL’ye doluyor. Tek depoda oluşan 3.540 TL’lik fark; taşınan her bir koli sütün, her bir çuval unun fiyatına zam olarak yansıyor. Nakliyeci kontağı çevirse zarar ediyor, çevirmese aç kalıyor” dedi. Gürer ayrıca, “İstanbul’dan Ankara’ya 441 kilometrelik yolda bir TIR, yalnızca yakıt için iki ay öncesine göre yaklaşık 1.000 TL daha fazla harcıyor. Bu gider artışı, tüketicinin markette ödediği gıda başta olmak üzere tüm ürün fiyatlarına yansıyacaktır” ifadelerini kullandı. EMEKLİ ASGARİ ÜCRETLİ ŞEHİR DEĞİŞTİREMEZ OLDU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "480 litrelik bir otobüs deposu bugün 28.872 TL'ye doluyor. Ocak ayına göre fark tam 2.832 TL! Emekli, öğrenci, asgari ücretli Ankara'dan İstanbul'a gitmesi dahi gelire göre lüks oldu,” ifadelerini kullandı. MAZOT DEPREMİ Gürer, yaşanan artışın büyüklüğünü örneklerle kıyasladı: "Ocak ayında bir otomobil deposunu (55L) doldurduğunuz parayla, bugün deponun ancak 50 litresini doldurabiliyorsunuz. 5 litre mazotunuz daha yola çıkmadan zamlar ile uçtu. 120 litrelik traktör deposu 1 Ocak'ta 6.510 TL'ydi, şimdi 7.218 TL. İki ayda oluşan 708 TL'lik fark ile ocak ayında çiftçi sürekli fiyatı artan gübreden bir çuval alabiliyordu. Şimdi o gübre buhar oldu!" dedi. ZAM ZİNCİRİ HALKI BOĞUYOR! CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın enflasyon politikalarını eleştirerek şunları söyledi: “AKP iktidarı ‘enflasyonla mücadele ediyoruz’ diyor ancak enflasyonun ana damarı olan akaryakıta yılbaşından bu yana zam yapıyor ve mazotun litre fiyatını 61 liranın üzerine çıkarıyor. Mazota zam geldiğinde çiftçi çöker, nakliyeci ve tırcı zor durumda kalır. Yediğimiz, içtiğimiz tüm gıda ürünlerinin fiyatı artar. Sanayicinin gideri yükselir, ulaşıma zam gelir. Otobüs bilet fiyatlarının artması, öğrencinin bayramda ailesinin yanına gitmesini bile zorlaştırır. Markette et fiyatı sıçrar, ekmek fiyatı yükselir. Bu bir zincirdir ve o zincir bugün halkın boğazına dolanmıştır.”

Gürer: "Hayvancılıkta Sorunları Seyrederek Çözüm Gelmez" Haber

Gürer: "Hayvancılıkta Sorunları Seyrederek Çözüm Gelmez"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in saha ziyaretlerinde besicinin de süt inekçiliği yapan üreticinin de ortak sorununun artan ahır giderleri ve önlenemeyen yem fiyatı artışları olduğu belirtildi. Hayvancılık yapan üreticiler, “Biz yüksek kazanç peşinde değiliz, maliyetimizi düşürecek önlemler alınsın. Fiyatlar artmasın.” dediler. “YİRMİ DÖRT SAAT EMEK İSTİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor.” dedi. Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil.” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir.” şeklinde konuştu. YEM-SÜT DENGESİ KAÇTI Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum.” dedi. Ünal, “Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz.” dedi. Küçükbaş hayvan üreticisi Zafer Özyiğit ise, “Daha önce 400 davar vardı, şimdi 50–60 davara düştü. Bakım yok, destek yok. Devlet bize destek çıkmıyor. Yem alamıyoruz, gücümüz yetmiyor. Köyde 20 kişi hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6 kişiye düştü. Köyde göç var, kimse kalmadı.” şeklinde konuştu. “YEM MALİYETİ ARTTIKÇA HAYVANCILIK DAHA DA ZORLAŞIYOR” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor.” dedi. Süt inekçiliği yapan Bülent Özden ise, “Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek, veteriner giderleri yüksek. Yetişemiyoruz. Hem tarım hem hayvancılık yaptığımız için iki yıldır çiftçi perişan. Yüz hayvanım varsa yetmişe düşürdüm. Yemi versek bu sefer yemciye çalışıyoruz. Samancıya, yoncacıya çalışıyoruz. Bunları kendimiz ürettiğimiz hâlde maliyetler yüksek. Ekmeği zor kazanıyoruz. Çoluk çocuk çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. On iki ay kapalı, meraya da çıkmıyor hayvanlar. Maliyetler çok yüksek. Çoluk çocuk bakmazsa bu işten ekmek çıkmaz. Şu anda çiftçi zorda, hayvancılık zorda.” dedi. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş.” dedi. Gürer, “Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini ise net şekilde sıralayarak, “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek.” dedi. Kızılca Köyü’nde besiciler de, “Çiftçilik yapmazsak bunları besleme şansımız yok. Kaba yemini kendin üretmek zorundasın. Şu an yemin yüzde 70’ini kendimiz ürettiğimiz hâlde zor ayakta duruyoruz. Yemi sürekli hazır almamız durumunda bu işin sürdürülebilirliği yok.” ifadelerini kullandı. SEYRETMEYİN, DÜZENLEME YAPIN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.