SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çiftçi

Porsuk Haber Ajansı - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz! Haber

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Çukurova’da başlayan ayçiçeği hasadını ve Çukobirlik’in açıkladığı alım fiyatlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ayçiçeğinde hâlâ yüzde 30 arz açığı bulunduğuna dikkat çeken Gürer, üreticinin maliyetlerinin altında ezilmesi durumunda üretimden vazgeçeceğini belirterek uyarılarda bulundu. Çukurova bölgesindeki kıraç arazilerde ayçiçeği hasadı devam ederken, Çukobirlik yüzde 44 randımanlı ayçiçeği için kilogram alım fiyatını 35,5 TL olarak açıkladı. Geçen yıl Eylül ayında aynı ürünün alım fiyatının 33 TL olduğunu hatırlatan Ömer Fethi Gürer, açıklanan rakamın artan girdi maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını vurguladı. "Üretim Artsa da Yüzde 30’luk Arz Açığı Devam Ediyor" TÜİK verilerine göre bu yıl ayçiçeği rekoltesinde geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 16’lık bir artış beklendiğini aktaran Gürer, buna rağmen yerli üretimin ihtiyacı karşılamaya yetmediğini kaydetti. Türkiye'nin ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağında dışa bağımlı kaldığına işaret eden Gürer, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizde ayçiçeğinde yaklaşık yüzde 30'luk açık devam ediyor. Bu açığın kapatılabilmesi için üreticiye doğru, zamanında ve gerçekçi destekler verilmelidir. Ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı ithalatının önüne geçmenin yolu, üreticiyi üretimde tutacak destekleri sağlamaktan geçmektedir." "Çiftçi Kazanamazsa Ürün Deseni Değişiyor, İthalat Kapısı Açılıyor" Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçinin kazanç sağlamasının şart olduğunu vurgulayan CHP'li Milletvekili, gıda güvencesinin ithalatla sağlanamayacağını ifade etti: "Sürekli üretim artışını sağlamak için üreticinin ürettiği üründen para kazanabilmesi gerekiyor. Çiftçi kazanamadığı zaman ürün desenini değiştiriyor. Her ürün desenindeki değişiklik ise yeni ithalat kapılarının açılmasına neden oluyor. Bu durum ülkemiz tarımına önemli ölçüde zarar veriyor." "Çözüm İthalatta Değil, Yerli Üreticide" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, maliyetleri karşılayacak ve sürdürülebilir üretimi teşvik edecek alım ile destekleme politikalarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gürer, “Türkiye'nin gıda güvencesini sağlamasının yolu, ithalatı artırmaktan değil, üreticiyi üretimde tutmaktan geçmektedir. Çiftçinin kazandığı, üretimin arttığı bir tarım politikası hem ithalatı azaltacak hem de ülkemizin tarımsal geleceğini güvence altına alacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

Eskişehir'de Soğan Hasadı Tüm Hızıyla Sürüyor Haber

Eskişehir'de Soğan Hasadı Tüm Hızıyla Sürüyor

Eskişehir, soğan üretimindeki güçlü konumunu 2026 sezonunda da sürdürüyor. Tepebaşı ilçesinde gerçekleştirilen hasat programında üreticilerle bir araya gelen İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, sektörün mevcut durumunu ve gelecek süreçteki çözüm önerilerini değerlendirdi. ​Eskişehir genelinde 2026 yılı erkenci çeşit kuru soğan hasadı büyük bir hareketlilikle devam ediyor. Tarım kenti Eskişehir, Türkiye'nin kuru soğan üretimindeki stratejik önemini bu sezon da tescilliyor. ​Tepebaşı Beyazaltın Mahallesi'nde Hasat Mesaisi ​Hasat çalışmaları kapsamında Tepebaşı ilçesine bağlı Beyazaltın Mahallesi'nde özel bir program düzenlendi. Gerçekleştirilen saha buluşmasına, ​İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel ÇİL, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Nizamettin ÇETİNER, ​Bölgede soğan ekimi yapan çok sayıda çiftçi katıldı. ​Program boyunca üreticilerle birebir görüşen il müdürlüğü yetkilileri, kuru soğanın hem Eskişehir hem de ülke genelindeki mevcut piyasa ve üretim durumunu masaya yatırdı. İlimizin sahip olduğu yüksek üretim potansiyeli göz önünde bulundurularak, önümüzdeki dönemde izlenecek stratejiler ve çözüm önerileri üzerine istişarelerde bulunuldu. ​İl Müdürü Yüksel ÇİL: "Bilinçli Üretimin Karşılığını Alıyoruz" ​Hasat sahasını yerinde inceleyen ve tarlaları gezen İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel ÇİL, elde edilen rekolte sonuçlarından duydukları memnuniyeti dile getirdi. ​Tarlalarda bilinçli ve modern tarım teknikleriyle üretim yapan çiftçileri tebrik eden ÇİL, bakanlık ve il müdürlüğü olarak üreticinin her zaman yanında olduklarını vurguladı. ÇİL açıklamasında, "İlk ekiliş aşamasından son hasada kadar çiftçilerimize her türlü teknik destek konusunda yardımcı olmaya devam edeceğiz," ifadelerini kullandı. ​Eskişehir Tarımı İçin Soğanın Önemi ​Türkiye'nin önemli tarım üslerinden biri olan Eskişehir, uygun iklim koşulları ve toprak yapısı sayesinde kuru soğan üretiminde yüksek verim elde ediyor. Uzmanlar, bilinçli tarım uygulamaları ve artan teknik destekler sayesinde il genelindeki rekolte ve ürün kalitesinin her geçen yıl daha da yükseldiğine dikkat çekiyor. Hasat döneminin sezon boyunca üreticiler için bereketli geçmesi bekleniyor.

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor! Haber

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor!

Eskişehirli Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan, TMO tarafından açıklanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, artan maliyetler karşısında çiftçinin cezalandırıldığını belirtti. Kuşan, "Çiftçi sadaka değil, emeğinin gerçek değerini istiyor" dedi. Eskişehir’de bir araya gelen genç çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan arpa ve buğday alım fiyatlarına karşı kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehirli Genç Rençberler adına konuşan Sözcü Burak Kuşan, tarımdaki yüksek maliyet artışları ile açıklanan düşük fiyatlar arasındaki uçuruma dikkat çekerek, izlenen politikaların üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini savundu. İşte Eskişehirli üreticilerin tarım politikalarına ve hububat fiyatlarına yönelik çarpıcı itirazları: "Enflasyon Yüzde 32, Ürüne Verilen Artış Yüzde 16" Konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ile piyasa gerçekleri arasındaki çelişkiyi vurgulayan Burak Kuşan, maliyetlerin altında ezildiklerini ifade etti. Yıllık enflasyonun resmi rakamlarla bile yüzde 32 seviyesinde olduğunu hatırlatan Kuşan, şu verileri paylaştı: "TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarında arpaya yaklaşık yüzde 16, buğdaya ise yaklaşık yüzde 22 oranında artış verilmiştir. Buna karşın çiftçinin kullandığı gübre, mazot, tohum, ilaç, işçilik ve enerji maliyetleri geçen yıla göre yüzde 50’nin üzerinde artmıştır. Maliyeti yüzde 50 artan çiftçi, ürününe verilen yüzde 16-22’lik artışla nasıl ayakta kalacaktır?" "Yüksek Rekolte Çiftçinin Suçu Değil, Başarısıdır" Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan "yağışlar iyi gitti, rekolte yüksek, fiyatlar bu yüzden böyle belirlendi" yönündeki açıklamalara da değinen Kuşan, desteklemelerin artırılacağı vaadinin sahada karşılığı olmadığını söyledi. "Çiftçi destek adı altında verilen kaynaklarla ayakta kalmak istemiyor. Çiftçi sadaka istemiyor" diyen Kuşan, yüksek rekoltenin bir ceza gerekçesi yapılamayacağını belirterek, "Eğer yüksek rekolte gerekçe gösterilerek fiyatlar baskılanacaksa, çiftçiye verilen mesaj şudur: ‘Üret ama kazanma.’ Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Çünkü yüksek rekolte çiftçinin suçu değil, başarısıdır. Üretimin fazla olması çiftçinin cezalandırılmasının değil, ödüllendirilmesinin gerekçesi olmalıdır" ifadelerini kullandı. TMO Açıklamasından Sonra Borsada Fiyatlar Çakıldı Fiyat politikasının piyasayı regüle etmek yerine serbest piyasayı da aşağı çektiğini iddia eden Genç Rençberler Sözcüsü, Eskişehir Ticaret Borsası'ndaki güncel durumu şu rakamlarla özetledi: TMO Öncesi Dönem: Buğday 16 TL, arpa 14 TL seviyelerindeydi. TMO Sonrası Dönem: Eskişehir Ticaret Borsasında buğday 13,5 TL’ye, arpa ise 11 TL seviyelerine kadar geriledi. Yaşanan bu düşüşün ardından "Bu fiyatlar kimin lehine çalışmaktadır?" sorusunu yönelten Kuşan, mevcut tablonun üreticiyi değil, sadece sanayiciyi koruduğu yönünde güçlü bir algı yarattığını savundu. Sanayicinin kazanmasına karşı olmadıklarını ancak zincirin ilk halkası olan çiftçi zarar ederken tarımın sürdürülebilir olamayacağını hatırlattı. Hedef Kamu Çalışanları Değil, Fiyat Politikaları Gerçekleştirilen eylemin yereldeki TMO çalışanlarına yönelik olmadığının altını özenle çizen Kuşan, Eskişehir TMO Başmüdürlüğü personeline ve yöneticilerine üretici odaklı, özverili ve çözümcü yaklaşımlarından dolayı teşekkür etti. Tepkilerinin doğrudan sisteme ve politikalara olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Bizim itirazımız sahada görev yapan kamu çalışanlarına değil, çiftçinin beklentilerini karşılamayan fiyat politikalarınadır. Çiftçi artık ayakta kalmakta zorlanıyor, üretirken kazanamıyor ve geleceğini göremiyor. Yetkililere sesleniyoruz: Çiftçinin sesini duyun, maliyetleri görün. Çiftçi bu yıl arpa ve buğday değil, zarar hasat ediyor."

​İYİ Partili Usta’dan İktidara Sert Eleştiri: "Kayyum Düzeniyle Devlet Yönetilemez" Haber

​İYİ Partili Usta’dan İktidara Sert Eleştiri: "Kayyum Düzeniyle Devlet Yönetilemez"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, bir dizi temaslarda bulunmak üzere geldiği Eskişehir’de iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Usta, hem ulusal hem de yerel gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulunarak 27 Haziran’da Tandoğan’da gerçekleşecek büyük mitinge çağrıda bulundu. ​Hamamyolu Yediler Parkı’nda İYİ Parti GİK Üyesi Melih Aydın, İl Başkanı Serdar Ulucan, Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan, İl ve İlçe Yöneticileri ile bir araya gelen Genel Başkan Yardımcısı Usta ülke ve şehir gündemlerini değerlendirdi. İYİ Parti heyeti düzenlenen basın toplantısının ardından ise esnaf ziyaretinde bulunarak esnaflara hayırlı işler diledi ve Hamamyolu üzerinde vatandaşlarla bir araya geldi. Basın toplantısında konuşan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı; "Bugünkü programımızda, bizleri kırmayarak yoğun programı arasında Eskişehir'imize gelen kıymetli Genel Başkan Yardımcımız ve Samsun Milletvekilimiz Erhan Usta'ya da Eskişehir teşkilatımız adına hoş geldiniz diyorum. ​Malumunuz 27'sinde bir mitingimiz var. Bununla ilgili saha çalışmalarımız sürüyor. Gerekli değerlendirmeyi de Genel Başkan Yardımcımız Samsun Milletvekilimiz gerçekleştirecek. Ben sadece bugün buradan bütün Eskişehir'lilerin, bütün Türkiye'deki gerçekten emek veren, fedakarca mücadele eden babalarımızın Babalar Günü'nü kutluyorum. Ahirete irtihal etmiş, şehadete ermiş, şehit olmuş tüm babalarımızı da rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. ​İşte bugün ayrı bir gün. Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu, yani bizim gerçek atamız, babamızın da Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümü. Bundan 106 yıl önce Eskişehir'i şereflendirmiş. İnşallah bizler de 106 yıl önce Atatürk'ün burada nasıl sevgi, saygıyla karşılandıysa da yarınki aydınlık günlerde de atamızın huzurunda, izinde, yürümeye, aydınlık günlere, Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz diyorum." dedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; "Anadolu'nun bağrından yükselen, tarihin kültürün ve medeniyetin asırlardır birbirine kavuştuğu, Kurtuluş Savaşı'nın kilit kavşaklarından biri olan Eskişehir'de sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek ve saygılarımı sunarak sözlerime başlıyorum. ​Başkanımızın da ifade ettiği gibi, bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümü tekrar kutlu olsun. Kendisini minnetle, rahmetle, saygıyla yad ediyoruz. Ayrıca başta şehit babaları olmak üzere bütün babaların da Babalar Günü'nü kutluyorum. ​Şimdi değerli arkadaşlar, 24 yıllık bir AK Parti hükümetleri var. AK Parti hükümetleri tarafından Türkiye yönetiliyor. Toplumun her kesimi aslında baktığınızda yarına ilişkin umudunu yitirmiş, bu günü nasıl devam ettirebiliriz, nasıl ayakta kalabilirim mücadelesi veriyor. ​Esnaf vergi ve SSK borcu altında eziliyor, siftahsız iş yerini kapatıyor, her gün rakamdan bir tane malı eksiliyor. ​Çiftçi, döktüğü alın terinin karşılığını alamıyor, artık arazilerimiz ekilemez hale gelmiş. ​Sanayici fabrikasını elden çıkarmak için çabalıyor, önünü göremiyor, belirsizliklerle boğuşuyor. ​12 milyona yakın geniş tanımlı işsizimiz var, bu Türkiye'nin istatistik kurum rakamıdır. Yani altın iş gücü oranı %30 olmuş bir Türkiye'yi yaşıyoruz. ​Gençler Türkiye'den umudunu yitirmiş, gençlerin %65'i eğer bir imkanım olsa kalıcı olarak yurt dışına giderim diyor. Bir ülkenin bitmesi demektir zaten bu. Bir ülkenin gençlerin %65'i kalıcı olarak yurt dışına gitmek istiyorsa, o ülke bitmiş demektir. ​Her gün bir kadına şiddet olayıyla, bir çevre katliamıyla, bir hayvan cinayetiyle maalesef uyanıyoruz. Adalet mekanizması çalışmıyor, artık adalet, hukuk siyasallaştırılmış. Sarayın yargısı oluşmuş, böyle bir Türkiye manzarası var. Kimse adalete güvenmiyor, kimse adaletten bir şey beklemiyor. ​Kayyum mekanizması, artık bir kayyum devleti oldu. Önce belediyelerle başlandı kayyum atanmaya. Sonra partilere kayyum atanıyor, şirketlere kayyum atanıyor, şimdi de en son Gazi Meclis'e, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kayyum atanmaya çalışılıyor. Böyle bir Türkiye manzarası var. ​Hatırlayın; ben milletvekili, aynı zamanda Meclis Başkanvekili Pervin Buldan'ın bir açıklaması oldu. Biz dedi, Abdullah Öcalan ile ilgili olarak, onun özgürlüğüyle ilgili olarak, onun statüsüyle ilgili olarak çalışmayı, kanun çalışmasını hep beraber yapacağız, kanun taslağını İmralı'ya götüreceğiz, Abdullah Öcalan bakacak, eğer o onaylarsa Meclis'e gelecektir, dedi. ​Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, Gazi Meclis'e yapılmış en büyük saygısızlıktır ve oraya da kayyum atanması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün terörün ve teröristin kutsandığı, bebek katilinin kutsandığı bir Türkiye manzarası var. Düşmana korku salmayan, düşmanı, dosta da güven vermeyen bir Türk devleti maalesef bugün, ıı, bugün Türk devleti haline getirildi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AK Parti hükümetleri tarafından. ​Bakın Türkiye'nin bugün 5. nesil hava savunması yok değerli arkadaşlar. Etrafımızdaki Yunanistan'dan başlamak üzere bize düşman olabilecek, düşman gözle bakılacak her ülkenin 5. nesil savunma sistemi var. Türkiye'nin böyle bir şeyi yok. ​Dış politika zikzaklarla dolu. Kurumlar devre dışı kalmış, kişilerle bireysel ilişkilerle giden hatta bireysel menfaat üzerinden giden bir dış politika var. Ege adaları işgal edilmiş, işgal edilmekle kalmamış silahlandırılmış. Türkiye'nin sesi çıkmıyor, Türkiye'yi yönetenlerin sesi çıkmıyor. Bütün kurumları tahrip edilmiş bir Türkiye manzarası var. ​Uluslararası endekslere bakıyorsunuz. Türkiye yolsuzluk algı endeksinde 180 ülke içerisinde yolsuzluğun en fazla olduğu 124. ülke konumuna yükselmiş. Yağma talan almış başını devam ediyor. Hukukun Üstünlüğü Endeksinde 143 ülke içerisinde 118. sıradayız, yani hukukun olmadığı ülkeler arasındayız. Bakın bu endeksleri bizim de uluslararası kuruluşların yaptığı endeksler. Buralarda bir adım ileri gidince hemen AK Parti hükümetleri, AK Parti yetkilileri referans buluyor, dolayısıyla bunlar gerçekten sağlam endeksler ancak maalesef burada her gün kötüleşiyor. ​Basın özgürlüğü endeksi sizi çok ilgilendiriyor. 180 ülke içerisinde 163. sıradayız. Basının hiçbir şekilde neredeyse özgür olmadığı bir ülkeyiz. Hükümetin denetlenmesi endeksinde, en berbat olanı da bu, 143 ülke içerisinde 136. sıradayız. İşte o yüzden tek, tek, ıı, tek adam yönetimi dediğimiz o, artık hiçbir şekilde denetlenmeyen, hiçbir gücün sınırlandırılmadığı bir yönetim tarzı maalesef Türkiye'ye hakim olmuş. Tabii böyle bir ortamda teşebbüs hürriyetinden, mülkiyet güvencesinden, fikir hürriyetinden, düşünce ifade özgürlüğünden bahsetmek mümkün değil. ​Tabii ulusalda böyle sorunlarımız varken, yerelde işler iyi mi gidiyor? Bugün madem Eskişehir'deyiz, Eskişehir'le ilgili birkaç örnek verelim. Yağma talan her yerde olduğu gibi Eskişehir'de de devam ettirilmek isteniyor. Devlet Hastanesi 44.000 m2 arazisiyle bugün satışa çıkartılmış durumda. Bununla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıktı. Ama yereldeki AK Parti yetkililerine bakarsanız böyle bir şeyin olmadığını söylüyorlar, fakat bir yandan da prosedür çalışıyor. ​Bu yetmezmiş gibi buna itirazlar devam ederken, Hava Hastanesi 66.000 m2'lik alan da satışa çıkartılıyor. Bununla ilgili de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartılıyor. Ama yerelde bakarsanız böyle bir şey yok deniliyor, fakat iş işlem devam ediyor. Bunların satıldığını maalesef hep beraber göreceğiz. ​Tıp Fakültesi Hizmet Binası'nın birçok kısmı depreme karşı dayanıklı değil. 2 milyon insana çevre illerle birlikte hizmet veren hastane bugün depreme karşı dayanıksız bir şekilde risk altında. Buraya yatırım yapılacak mı diye soruyorsunuz, her defasında evet diyorlar fakat yapılan bir yatırım yok. ​Eskişehir Alpu-Mihalıççık yolu, sadece 42 kilometrelik yol artık ölüm yolu olarak adlandırılıyor. 20 yıldır söz verilmesine rağmen bir tane bir şey yapılmış değil. Benzer şekilde Seyitgazi-Kırka-Afyon karayolu da aynı şekilde sözler veriliyor, yapacağız deniliyor ama hiçbir şey yapılmıyor. ​Güney-Kuzey çevre yolu 17 yıldır buraya ilişkin de sözler verilmiş durumda ama yine ıı yapılan bir işlemin olmadığını görüyoruz. ​Dolayısıyla hem yerelde hem ulusalda umutların tükendiği, ıı bir umutların söndüğü, umutların tükendiği bir ortamda biz Türkiye'nin sahipsiz olmadığını göstermek için bayrak açıyoruz İYİ Parti olarak. Sayın Genel Başkanımızın başlattığı ve 27 Haziran'da Tandoğan mitingiyle taçlandırılacak bu bayrak açma işte az önce bahsettiğimiz bu olumsuzlukların üzerinden bu olumsuzluklara karşı Türkiye'nin sahipsiz olmadığını göstermek içindir. ​Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı Tandoğan'da beraber olacağız. Üniter yapımıza, kardeşliğimize, milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize saldırına karşı Tandoğan'da hep birlikte olacağız. Milletin birliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne savaş ilan edenlere karşı Tandoğan meydanında olacağız. Terörü, teröristleri, vatan hainlerini kutsamak isteyenlere karşı Tandoğan meydanında olacağız. ​Şehit ailelerinin bitmeyen acıları ve dinmeyen gözyaşları için, intihar eden polislerimiz için, grev yapan, açlık grevi yapan öğretmenlerimiz için Tandoğan meydanında olacağız. Haber yaptığı için gözaltına alınan gazeteciler için, siyaset yaptığı için içeri atılan siyasi hakları ve hürriyetleri gasp edilenler için, eşitlik için, hürriyet için, demokrasi için Tandoğan meydanında olacağız. ​Okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudunu yitirmiş gençler, tenceresini kaynatamayan emekliler, açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş emekçiler, toprağa akıttığı terin karşılığını alamayan çiftçiler, siftahsız dükkan kapatan, hadiselerle, icralarla boğuşan esnaflar için Tandoğan meydanında olacağız. ​Enflasyona yanlış ölçerek hak, hak, hakkı gasp edilenler için Tandoğan meydanında olacağız. Özetle; adaletsizliğe karşı adalet için, saltanata karşı Cumhuriyet için, kayyumlara karşı demokrasi için, butlanlara karşı milli egemenlik için, çözülmeye karşı bütünlük için 27 Haziran'da Tandoğan meydanında olacağız. ​Parti ayrımı yapmadan, al bayrağı şerefi ve namusu bilen, Cumhuriyet ve devlet sevdalısı her vatandaşımızı da sizler aracılığıyla Tandoğan meydanına davet ediyoruz. Bu büyük buluşma inanıyorum ki Türk milletinin yeniden doğuşu olacaktır diyorum. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum." .

İl Başkanı Ölce’den TMO Tarafından Açıklanan Fiyatlara Tepki Haber

İl Başkanı Ölce’den TMO Tarafından Açıklanan Fiyatlara Tepki

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatlarını eleştirdi. Çiftçinin maliyetler altında ezildiğini belirten Ölce, "Açıklanan rakamlar üreticiyi hüsrana uğrattı, üreticinin içi kan ağlıyor" dedi. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, yaptığı yazılı açıklamada ton başına buğday için 16 bin 500 lira, arpa için ise 12 bin 750 lira olarak belirlenen fiyatların, artan girdi maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu vurguladı. Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatları, çiftçinin beklentilerini karşılamaktan çok uzak kalmıştır. Ton başına 16 bin 500 lira buğday, 12 bin 750 lira arpa fiyatı açıklanmıştır. Desteklerle birlikte rakamların yükseldiği ifade edilse de üreticinin içi kan ağlıyor. Çiftçi bu sene 85-86 liraya kadar çıkan mazotla üretim yaptı. Gübre fiyatları geçen senenin çok çok üstünde. Tohum, ilaç, işçilik maliyetleri ortada dayanılmaz boyutlara ulaştı. Buna rağmen çiftçiye verilen fiyat, alın terinin karşılığı değil. Açıklanan 16 lira 50 kuruşluk fiyat, üreticiyi koruyan değil, üreticiyi hüsrana sürükleyen bir fiyattır. Buğdayın kilogram fiyatı en az 23-24 lira seviyesinde olmalıydı. Herkes biliyor. Çiftçi para kazanamıyor. Kazanan gübre bayisi, kazanan akaryakıt şirketleri, kazanan aracılar ve tüccarlar. Kaybeden ise toprağa emek veren çiftçi. Türkiye'nin dört bir yanında ekilmeyen tarlalar artmakta. İnsanlar maliyetleri karşılayamadıkları için üretimden çekilmekte. Bu tablo sadece çiftçinin değil, ülkenin gıda güvenliğinin de tehlikeye girdiğini göstermekte. Mustafa Kemal Atatürk, "Üreten köylü milletin efendisidir" demişti. Ülkemizde tarımda faaliyet gösteren insan sayısı her geçen yıl azalıyor. Tarımda çalışanların yaş ortalaması 60 yaşına ulamış durumda. Bu durum gençlerin tarıma ilgi göstermediğini gösteriyor. Gençler de 'tarımda para yok' deyip konuyu kapatıyorlar. Dönelim konumuza. Bu yıl yağışların iyi gitmesi nedeniyle üreticiler umutlanmıştı. Ancak açıklanan fiyatlar o umudu tuzla buz etti. Çiftçi ürününe değil, borcuna çalışır hale getirildi. Borcu olmayan çiftçi yok. Dünyanın gelişmiş ülkeleri üreticisini desteklerken, Türkiye'de üretici kaderine terk edilmekte. Anahtar Parti olarak bu duruma çok tepkiliyiz. Acilen tarımsal üretimi artıracak projeler hayata geçirilmelidir. Bir diğer önemli sorun ise yeraltı suyu uygulamaları. Edindiğimiz bilgilere göre Eskişehir'de kuyulara su saati zorunluluğu getirildi. Ancak üreticilerden alınan ücretlere rağmen kartların halen teslim edilmediği ifade edilmektedir. Mahsul su beklemekte. Önümüzdeki günlerde sorun çözülmezse ürünler kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Biz kaçak ve kontrolsüz su kullanımına karşıyız. Ancak üreticiyi mağdur eden, tarımı sekteye uğratan uygulamalara da karşıyız. Çiftçinin üretim yapabilmesi her zaman ön planda tutulmalıdır. Bugün ülkemizde siyasetin gündeminde mutlak butlan tartışmaları var. Anadolu'da ise çiftçinin gördüğü fiyatlar mutlak noksandır. Çiftçi siyaset değil, adil fiyat istiyor. Çiftçi ayrıcalık değil, emeğinin karşılığını istemekte. Anahtar Parti olarak üreticimizin yanında olmaya, bu adaletsizliğin karşısında durmaya devam edeceğiz. Çünkü çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır."

CHP'li Çakırözer: "Üreten Çiftçi Olmazsa Türkiye Olmaz!" Haber

CHP'li Çakırözer: "Üreten Çiftçi Olmazsa Türkiye Olmaz!"

TBMM’de Toprak Koruma Kanunu ile ilgili kanun teklifi görüşmelerinde konuşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TMO’nun açıkladığı hububat alım fiyatlarına tepki göstererek, “Geçen yıla göre yüzde 15, yüzde 20 artış ne demektir? Çiftçimize ihanet demektir. Mazot yüzde 50, gübre yüzde 70, elektrik yüzde 100 artmış. Üreten çiftçi olmazsa üreten Türkiye olamaz! Buğdaya kilo başına en az 20-22 lira verilmelidir” dedi. Çakırözer, kanundaki düzenlemeler ile pancar çiftçisine yeni cezaların getirilmesini de eleştirerek, “ ‘Sözleşme yapmadan şeker pancarı ekenlere para cezası uygulanacak’ diyorsunuz. Ekimi, üretimi teşvik etmeniz gerekirken toprağa tohum atan, çiftçiye ceza kesmeyi kanun diye önümüze getiriyorsunuz! Ayıptır, ayıp!” diye konuştu. “ÇİFTÇİ BU FİYATLA TOPRAĞINI NASIL EKECEK?” TBMM’de görüşülen “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” tartışmalara neden oldu. Kanun görüşmelerinde söz alan muhalefet milletvekilleri Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarından şeker pancarı üreticilerine yönelik cezalara tepki gösterirken, AKP’nin tarım politikalarını eleştirdi. AKP’nin üretici, çiftçi yerine ithalatı desteklediğini belirten CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TMO'nun buğday için kilogram başına 16,5 lira, arpa için ise 12,75 lira fiyat açıklamasını çiftçileri mağdur ettiğini söyledi. Çakırözer, “Geçen yıla göre yüzde 15, yüzde 20 artış ne demektir? Çiftçimize ihanet demektir. Mazot yüzde 50, gübre yüzde 70, elektrik yüzde 100 artmış. Çiftçi bu fiyatlarla nasıl eksin, nasıl üretsin? Ürettiği 1 kilo buğdayı satıp 1 ekmek alamıyor. Bu insafsızlık değil de nedir?" dedi. “BUĞDAYA EN AZ 22 LİRA AÇIKLAYIN” TMO'nun ödemeleri 45 gün sonra yapacağını açıklamasına da tepki gösteren Çakırözer, borç ve faiz yükü altındaki üreticinin bu süreyi bekleyecek gücü olmadığını söyledi. Çakırözer, “Borç ve faiz yükü altındaki üretici kırk beş gün nasıl bekleyecek? Mazotçu, gübreci bekliyor mu? Banka faizi bekliyor mu? Hayır. O zaman ne yapıyor çiftçi? Direkt tüccara ucuza satmak zorunda kalıyor, emeğinin karşılığını ne yazık ki alamıyor. Üreten çiftçi olmazsa üreten Türkiye olamaz. Çiftçimiz de biz de bu alım fiyatlarını kabul etmiyoruz. Buğdaya kilo başına en az 20-22 lira verilmelidir” diye konuştu. “ÇİFTÇİYE DESTEK DEĞİL CEZA VAR!” Kanunda yapılan düzenleme ile pancar üreticilerine yeni cezalar getirildiğine dikkat çeken Çakırözer, şeker pancar üreticisinin şirketlerin inisiyatifine bırakıldığını söyledi. Çakırözer şunları söyledi: “Bu kanunda da işte aynı, çiftçiyi yok sayan zihniyet var. Mazot, gübre, sulama, elektrik, banka faizi dertlerinin hiçbirine bir çare, bir destek yok! Varsa, yoksa ceza var. İşte, pancar üreticileriyle ilgili maddeler: Çiftçi fabrikalarla sözleşmeye zorlanıyor. Kaderi tamamen sözleşme yapacağı şirketin iki dudağı arasına bırakılıyor. Bu kanuna göre bu şirketler iç piyasadan alım yapmazsa, çiftçiyle sözleşme imzalamazsa ne olacak, burada bunun yanıtı yok. Daha da acısı, ‘Sözleşme yapmadan şeker pancarı ekenlere para cezası uygulanacak’ diyorsunuz. Siz ekimi, üretimi teşvik etmeniz gerekirken toprağa tohum atan, çiftçiye ceza kesmeyi kanun diye önümüze getiriyorsunuz, ayıptır, ayıp! Pancar çiftçisi gururumuzdur. Türkiye üretimde dünya 5'incisidir ama AKP'nin yanlış politikaları nedeniyle şeker ithal eder hale gelmiş durumdayız. Şimdi, bu cezalarla üreticiyi küstürdüğünüzde bu tablo daha da vahim hale gelecek.” “GİRDİ MALİYETLERİNİ DÜŞÜRÜN” “Pancar çiftçisinin bu Meclisten beklediği şirketlerin sopası olan düzenlemeler değildir” diyen Çakırözer, çiftçilerin Meclis’ten beklentilerini sıralayarak, “Girdi maliyetlerinin düşürülmesi, çiftçiye alım garantisi verilmesi, alım fiyatının önceden açıklanması, polar ölçümlerinden kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi en temel beklentilerdir. Eli nasırlı çiftçimiz sizden yaptırımlar, cezalar değil, hakkı olan tarımsal destekleri ve adil bir alım fiyatını istemektedir ama siz bu akıl dışı politikalarınızla çiftçiyi daha da küstürüyor, üretimden koparıyorsunuz” dedi. “SUÇU VATANDAŞA ATARAK GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ!” Çakırözer, kanun teklifindeki hobi bahçeleri ile ilgili düzenlemelere de dikkat çekerek, “Binlerce insan sizleri, bizleri aramakta. Siz bir karış toprağında nefes almaya, üretim yapmaya çalışan vatandaş ile tarım arazisini parsel parsel parçalayıp 20 tane, 30 tane, 40 tane ev yapan, havuzlu villa dikenleri aynı kefeye koymaktasınız. Koca koca tarım alanlarını talan edenlere ses çıkarmayacaksınız, sonra geleceksiniz, tüm suçu dişinden tırnağından artırdığıyla üretim yapan vatandaşa, hobi bahçelerine yıkıp gerçek sorumluluğunuzu gizleyeceksiniz” dedi. “ÜRETENLE TARIM ARAZİLERİNİ PARSELLEYEN RANTÇILARI AYIRIN” Hobi bahçeleri ile ilgili düzenlemede, “Öncelikle yapılması gereken, bu alanların ne amaçla kullanıldığının gerçekçi tespitidir! Bir karış bahçesinde nefes alan gerçek bahçe dostu, toprak dostu, tarım dostu ile tarım arazilerini parselleyip satan rantçıları birbirinden ayırmaktır!” diyen Çakırözer şunları söyledi: “Valiliklerin, mülki idarelerin verdiği izin belgeleriyle yasal yollardan elektrik, su bağlatmış vatandaşı bugün belediyelerle karşı karşıya getirmek istiyorsunuz, yaptırım diye belediyelerin kaynaklarını çökmek istiyorsunuz. Elinizde kanun da yetki de vardı, altı yıldır bu çarpıklığa niye göz yumdunuz, neden denetlemediniz? Burada yapılması gereken vatandaş ile belediyeyi, vatandaş ile su idaresini, elektrik idaresini, doğal gaz idaresini çatıştırmak değildir. Öncelikle yapılması gereken, bu alanların ne amaçla kullanıldığının gerçekçi tespitidir, bir karış bahçesinde nefes alan gerçek bahçe dostu, toprak dostu, tarım dostu ile tarım arazilerini parselleyip satan rantçıları birbirinden ayırmaktır. Bu yapılmadan atılacak her adım daha büyük adaletsizliklere yol açacaktır.”

TMO 2026 Hububat Fiyatlarına İYİ Parti’den Sert Tepki Haber

TMO 2026 Hububat Fiyatlarına İYİ Parti’den Sert Tepki

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2 Haziran 2026 tarihinde açıklanan hububat alım fiyatları, Eskişehir’de üreticiler arasında büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. İYİ Parti Eskişehir Teşkilatı, maliyetlerin altında kalan fiyatlara tepki göstererek, çiftçinin üretimden kopmaya zorlandığını savundu. ​2026 yılı hasat dönemi için açıklanan buğdayda 16,5 TL, arpada ise 12,75 TL olan taban fiyatlar, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar karşısında üreticiyi korumaktan uzak kaldı. İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer ve İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan yaptıkları açıklamalarla tarım sektörünün içinde bulunduğu kritik tabloya dikkat çekti. ​Girdi Maliyetleri Katlandı, Çiftçi Zarara Sürüklendi ​Son bir yıl içerisinde tarımsal üretimde kullanılan kalemlerdeki fiyat artışları rekor seviyelere ulaştı. Mazot fiyatı 47 TL'den 67,50 TL'ye, tohum fiyatı 18,5 TL'den 30 TL'ye çıktı. Gübre maliyetleri de benzer şekilde artış göstererek üre gübresinin tonu 18.500 TL’den 32.500 TL’ye yükseldi. Tarımsal sulamada kullanılan elektriğin kilovatsaati ise 3,8 TL'den 4,4 TL'ye çıkarıldı. ​Bu tabloyu değerlendiren İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, açıklanan fiyatların çiftçinin emeğini karşılamadığını belirterek şunları söyledi: "Gerçekten dağ fare doğurdu. Yüksek rekolte bekleyen, geçmiş yılların zararını kapatmak isteyen çiftçimizin umutları bu fiyatlarla suya düşmüştür. Ortaya çıkan net sonuç zarardır. Çiftçimize adeta 'Artık üretme, bırak!' denilmektedir." ​Tarımda "Üreten Nüfus" Tehlikesi ​İYİ Parti yetkilileri, sadece fiyatların değil, sektörün demografik yapısının da alarm verdiğine dikkat çekti. TZOB verilerine göre, 2000'li yılların başında 7,1 milyon olan tarım sektörü nüfusunun 5,1 milyona gerilediğini vurgulayan Gürol Yer, çiftçilerin yaş ortalamasının 58,1 olduğunu ve üreticilerin %34'ünün 65 yaş ve üzerinde olduğunu hatırlattı. Bu durumun, Türkiye'nin gelecekte ciddi bir "üreten nüfus eksikliği" sorunuyla karşılaşacağının habercisi olduğu belirtildi. ​"Çiftçi Üretmezse Sofralar Boşalır" ​İYİ Parti TBMM Grubu'nun, üreticinin mağduriyetini gidermek amacıyla buğdayda kilogram başına en az 3,5 TL, arpada ise en az 2,5 TL fark ödemesi yapılması yönünde verdiği kanun teklifinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildiğini hatırlatan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, iktidarın tarım politikalarını eleştirdi. ​Ulucan, "Çiftçinin nefes almasını sağlayacak bu teklifin reddedilmesi, iktidarın üreticinin gerçek sorunlarına sırtını döndüğünün en açık göstergesidir. Söz konusu olan çiftçinin alın teri, emeği ve geçimi olduğunda iktidarın tercihi yine üreticiden yana olmamıştır. Unutulmamalıdır ki çiftçi üretmezse sofralar boşalır, üretici kazanmazsa ülke kaybeder. Biz, Türk çiftçisinin hakkını savunmaya ve iktidarın görmezden geldiği sorunları dile getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. ​İYİ Parti teşkilatları, 2025 yılından kalan destekleme ödemelerinin yapılması ve 2026 için açıklanan 45 günlük ürün teslim bedeli ödeme süresinin kısaltılması için yetkililere çağrıda bulunarak, "Türk çiftçisi yalnız değildir" mesajı verdi.

1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor! Haber

1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa hasadının başladığı bölgelerde üreticinin büyük bir belirsizlik içinde olduğunu belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi'ni (TMO) acilen alım fiyatlarını açıklamaya davet etti. Buğday Üreticisinin Gözü Kulağı TMO’da CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı tarımsal üretim verileri ve hasat süreciyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Yağışların bu yıl rekolteye olumlu yansıdığını ifade eden Gürer, Çukurova başta olmak üzere pek çok bölgede hasat dönemine girilmesine rağmen fiyatların hala netleşmemesini sert bir dille eleştirdi. "Piyasa Tüccarın İnsafına Bırakılmamalı" Üreticinin yüksek girdi maliyetleri altında ezildiğini vurgulayan Gürer, TMO’nun devreye girmemesi durumunda çiftçinin zarar edeceğine dikkat çekti: "Piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatları oluşuyor. Çiftçi ürününü değerinde satamazsa bir sonraki yıl üretimden uzaklaşır. TMO, maliyet artı makul kâr payı ile fiyatı bir an önce açıklamalıdır." 2026 Buğday Maliyeti Ne Kadar? Fiyat Beklentisi 24 TL! Gürer, artan enflasyon ve girdi maliyetleri doğrultusunda yaptıkları hesaplamaları paylaştı. Çiftçinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için taban fiyatın 24 TL’nin üzerinde olması gerektiğini savundu. Sulu Tarım Maliyeti: 20 TL / kg Kuru Tarım Maliyeti: 21 TL ve üzeri / kg Önerilen Alım Fiyatı: En az 24 TL / kg Türkiye’nin Buğday Üretimi Neden Geriliyor? Türkiye’nin geçmiş yıllardaki üretim verilerini bugünkü tabloyla kıyaslayan Gürer, çarpıcı rakamlar sundu. 2002 yılında 19,5 milyon ton olan buğday üretiminin, 2025 yılında 17,9 milyon tona gerilediğini belirtti. Tarım Arazilerindeki Kayıp Korkutuyor 2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2,8 milyon hektar tarım arazisinin devre dışı kaldığını söyleyen Gürer, "Bu alanlarda üretim devam etseydi, bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı ihraç ediyor olurduk" dedi. "1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor" Çiftçinin emeği ile nihai ürün arasındaki adaletsizliğe dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, simit örneğiyle konuyu özetledi: "Bugün 1 kilo buğdaydan 8 simit üretiliyor. Simidin içinde un, işçilik, kira her şey var ama o buğday için çiftçinin tam bir yıllık emeği var. Çiftçinin emeğini korumazsak gıda güvenliğimizi sağlayamayız." İthalat Bağımlılığına Son Verilmeli Türkiye’nin yıllık buğday ihtiyacının 22 milyon ton olduğunu belirten Gürer, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında her yıl 6 ila 10 milyon ton buğday ithal edildiğini hatırlattı. Üretici desteklenirse Rusya ve Ukrayna buğdayına muhtaç kalınmayacağının altını çizdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.