SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çiftçi

Porsuk Haber Ajansı - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Çiftçi Para Kazanamıyor, Su Bedelini Ödeyemiyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Para Kazanamıyor, Su Bedelini Ödeyemiyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada sulama birliklerinden su politikalarına, çiftçinin artan maliyetlerinden yaklaşan su krizine kadar pek çok başlıkta önemli uyarılarda bulundu. Gürer, iktidarın merkeziyetçi anlayışının sorunları çözmek yerine derinleştirdiğini vurguladı. “2018’DE UYARMIŞTIK, DİNLEMEDİNİZ” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, sulama birlikleriyle ilgili tartışmaların yeni olmadığını belirterek, 2018 yılında Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yaptıkları uyarıları hatırlattı. O dönemde sulama birliklerinin Devlet Su İşleri’ne devredilmesine karşı çıktıklarını ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Sorunu olan birliklerin sorunları çözülsün, iyi işleyenler çiftçilerin yönetiminde devam etsin demiştik. Muhalefetimizin dikkate alınmamasıyla bugün yeniden aynı sorunları konuşuyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ PARA KAZANAMIYOR, SU BEDELİNİ ÖDEYEMİYOR” Aradan geçen sürede kooperatifler ve sulama birliklerinde yaşanan yapısal sorunların devam ettiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, bunun temel nedeninin çiftçinin içine sürüklendiği ekonomik kriz olduğunu vurguladı. Çiftçinin üretimden yeterli gelir elde edemediğini belirten Gürer, su fiyatlarındaki artışın üreticiyi daha da zorladığını dile getirdi. İlaç, gübre, tohum, mazot, tarla kirası, traktör ve biçerdöver giderlerinin her geçen gün arttığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi giderlere yetişemiyor. Bir de bunun üzerine su maliyeti ekleniyor. Oysa su, verimi ve rekolteyi artıran en temel unsurlardan biridir” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE SU FAKİRİ ÜLKE OLMA YOLUNDA Konuşmasında Türkiye’nin su varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin ciddi bir su stresi yaşadığını belirtti. Akarçay, Meriç, Ergene, Küçük Menderes, Burdur, Konya Kapalı Havzası ve Asi Havzası’nda hâlihazırda su açığı bulunduğunu, bu durumun Bakanlık tarafından da kabul edildiğini ifade etti. Gürer, 2030 yılına kadar Susurluk, Kuzey Ege, Gediz, Büyük Menderes, Kızılırmak, Seyhan, Ceyhan, Fırat, Dicle ve Van Gölü havzalarında da su açığı yaşanmasının öngörüldüğünü belirterek, “Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.700 litre iken Türkiye’de bu rakam 1.269 litreye kadar gerilemiş durumda” dedi. GÖLLER KURUYOR, YER ALTI SULARI TÜKENİYOR Türkiye genelinde su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, 240 gölden 186’sının kuruduğunu, 2 bin obruk oluştuğunu ve bunların 600’ünün yalnızca Konya’da bulunduğunu söyledi. Yeraltı sularının ciddi biçimde çekildiğini belirten Gürer, artık 150–200 metre derinlikten su çıkarılmak zorunda kalındığını vurguladı.Bu tablo karşısında acil düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, mevcut politikaların sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. “SUYA GÖRE ÜRÜN POLİTİKASI ŞART” Suyun yönetimi konusunda planlamanın hayati önemde olduğunu vurgulayan CHP’li Gürer, Akdeniz ve Karadeniz’e boşa akan suların Anadolu’ya yönlendirilmesine yönelik yatırımların önemsenmesi gerektiğini söyledi. Tarımda su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde üretildiğine dikkat çeken Gürer, “Kuru tarım alanlarında suyu çok tüketen ürünleri yaygınlaştırıyoruz. Suyun ihtiyaca göre ürün politikasıyla birlikte ele alınması gerekir” dedi. RUHSATSIZ KUYULAR ÇİFTÇİNİN ELİNİ KOLUNU BAĞLIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, su sorununun finansmana erişimi de doğrudan etkilediğini belirterek, kuyu sularının büyük bölümünün ruhsatsız olmasının çiftçiyi mağdur ettiğini ifade etti. Ruhsatı olmayan çiftçilerin bankalardan kredi alamadığını belirten Gürer, bu durumun modern sulama sistemlerine geçişi engellediğini söyledi. “Ruhsatı olmadığı için kredi alamıyor, kredi alamadığı için damlama ve yağmurlamaya geçemiyor. Bu nedenle hâlâ salma sulama, yani vahşi sulama yapılıyor” diyen Gürer, modern sulama sistemleriyle ciddi oranda su tasarrufu sağlanabileceğine dikkat çekti. “MERKEZİYETÇİ ANLAYIŞ SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR” Yağmurlama sulamayla yüzde 35, damlama sulamayla yüzde 65 oranında su tasarrufu sağlanabileceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, iktidarın bu alanlara odaklanmak yerine merkeziyetçi bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Gürer, “Her yerden ne sağlarım anlayışıyla hareket eden bir siyasi iktidar var. Bu yaklaşım sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Gürer: ''Mazota Gelen Her Zam, Tarladan Sofraya Zam Demektir'' Haber

Gürer: ''Mazota Gelen Her Zam, Tarladan Sofraya Zam Demektir''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında akaryakıta gelen zamların tarım, taşımacılık ve gıda başta olmak üzere tüm sektörleri doğrudan etkilediğini söyledi. Gürer, yılbaşından bu yana mazota gelen artışın litre başına 3,5 lirayı bulduğunu belirterek, bu artışın çiftçinin üretim gücünü zayıflattığını, vatandaşın ise gıdaya erişimini zorlaştırdığını ifade etti. “MAZOT ZAMLARI ZİNCİRLEME ETKİ YARATIYOR” Mazota gelen son 1 liralık zammın yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, üretimden nakliyeye kadar tüm maliyetleri artırdığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mazota gelen her zam, tarımdan taşımacılığa, sanayiden gıdaya kadar her alanda zincirleme bir etki yaratıyor. Çiftçi tarlasına traktörünü soktuğunda, nakliyeci kontağı çevirdiğinde daha yüksek maliyetle karşı karşıya kalıyor. Bunun sonucu da kaçınılmaz olarak tarladan sofraya zam olarak yansıyor” dedi. “CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİYLE MAZOT 9 KAT ARTTI” Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin başladığı 9 Temmuz 2018’de mazotun litre fiyatının 6 lira 26 kuruş olduğunu hatırlatan CHP’li Gürer, bugün mazotun litre fiyatının 57 lira 81 kuruşa yükseldiğini belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu süreçte mazotta yüzde 790, benzinde ise yüzde 683 oranında artış yaşandı. Benzin 7,5 kat, mazot ise yaklaşık 9 kat arttı. ‘Her şey ucuzlayacak’ denilen bir sistemde, yurttaş zam üstüne zamla karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİ ARTIK NASIL ÜRETECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mazotun yanı sıra gübre, tohum, ilaç, elektrik, su, işçilik ve tarla kirasındaki artışların üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurguladı. Gürer, “Çiftçi bugün üretim yapmayı değil, bu maliyetlerle nasıl ayakta kalacağını düşünüyor” dedi. “DESTEKLER DAHA ÇİFTÇİNİN CEBİNE GİRMEDEN GERİ ALINIYOR” Tarım desteklerine de değinen Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre çiftçiye milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerektiğini, bunun da 772 milyar liraya karşılık geldiğini hatırlattı. Buna karşın 2026 bütçesinde ayrılan desteğin yalnızca 168 milyar lira olduğuna dikkat çeken Gürer, “Üstelik mazot ve gübre destekleri, gelen zamlar nedeniyle çiftçinin cebine girmeden geri alınıyor. Destek var deniliyor ama çiftçi o desteği fiilen kullanamıyor” diye konuştu. DON VE KURAKLIK UYARISI: “ÖNLEM YETERSİZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son dönemde yaşanan don olayları ve kuraklık riskine de dikkat çekerek, özellikle Çukurova’da erkenci ürünler açısından ciddi tehlike bulunduğunu ifade etti. Donla mücadelede kullanılan pervanelerin mazot ve elektrikle çalıştığını hatırlatan Gürer, “Donla mücadelede bile mazot ve elektrik gideri çiftçiye ek yük getiriyor. Zirai don ve kuraklıkla ilgili komisyon raporları bile Meclis’e sunulmadı. Yeterli önlemler alınmış değil” dedi. “MAZOTTA VERGİ, ÜRÜN FİYATIYLA YARIŞIYOR” Akaryakıt üzerindeki vergi yüküne de tepki gösteren Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV neredeyse ürünün kendi fiyatıyla yarışıyor. Sürekli ‘petrol bulduk’ deniyor ama petrol bulundukça fiyatlar düşeceğine artıyor” ifadelerini kullandı. NAKLİYECİ DE DERTLİ: “DEPO 37 BİN LİRAYA DOLUYOR” Basın toplantısında nakliyecilerin yaşadığı sorunlara da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bir tır şoförüyle yaptığı görüşmeyi aktararak, “Bir tırın deposu bugün yaklaşık 650 litre mazot alıyor ve bu da 37 bin lirayı buluyor. Nakliye ücretleri aynı oranda artırılamadığı için sektör ciddi bir çıkmazda” dedi. “SEBZE FİYATLARI BİR AYDA KATLANDI” CHP’li Gürer, akaryakıt zamlarının gıda fiyatlarını da hızla artırdığını belirterek, “Antalya hallerinde bir ayda domates yüzde 100, salatalık yüzde 257 zamlandı. Bu artışlar raflara yansıyor. Emekli, asgari ücretli ve dar gelirli vatandaş sebze ve meyveyi artık sadece bakıp geçiyor” diye konuştu. “BAĞ-KUR BORCU ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN KOPARIYOR” BAĞ-KUR prim borcu nedeniyle çiftçilerin krediye erişemediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bankalar, ‘Önce borcunu öde’ diyerek çiftçiyi kapıdan çeviriyor. Bu anlayış çiftçiyi üretimden koparır, tarlayı boş bırakır. Kredi borçları ötelenmeli, BAĞ-KUR borcu gerekçe gösterilerek çiftçi kredisiz bırakılmamalı” dedi. “TARIM BU ANLAYIŞLA DÜZELMEZ” Gübre fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Gürer, üre ve DAP gübrenin ton fiyatlarının son yıllarda katlandığını hatırlatarak, “Hem yeterli destek vermeyeceksiniz, hem girdi maliyetlerine göz yumacaksınız, hem de çiftçinin ürününü düşük alım fiyatlarıyla baskılayacaksınız. Sonra da ‘tarımın sorunlarını çözüyoruz’ diyeceksiniz. Tarım bu anlayışla düzelmez” ifadelerini kullandı. “BU ZAM YAĞMURUNDAN ÇIKIŞ SANDIKTIR” Konuşmasının sonunda art arda gelen zamların toplumun tüm kesimlerini çıkmaza sürüklediğini belirten Gürer, “Mazota gelen zamla birlikte iğneden ipliğe her şeye zam geleceği açıktır. Vatandaşın bu zam yağmurundan kurtulabilmesi için tek çıkış yolu sandıktır” diyerek basın toplantısını tamamladı.

Gürer: "Gübre ve Yem Fiyat Artışı Durdurulmalıdır" Haber

Gürer: "Gübre ve Yem Fiyat Artışı Durdurulmalıdır"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en büyük sorunun girdi maliyetleri artış ve aracılık sistemi ile ithalatın sürmesi olduğunu belirterek, yemden gübreye, mazottan elektriğe kadar tüm kalemlerde yaşanan fiyat artışlarının hem üreticiyi hem de tüketiciye etkidiğini söyledi. Gürer, “Tarımın en büyük sorunlarından biri girdi maliyetleri. Yem fiyatı artıyor, gübre fiyatı artıyor, tohum fiyatı artıyor, mazot artıyor, işçilik artıyor. Traktörün, biçerdöverin gideri artıyor. Elektrik ve su parası katlıyor.Ürün daha toprağa ekilirken fiyatlar tırmanıyor ” dedi. “MALİYET ARTIŞI ÜRÜNE, ÜRÜN ARTIŞI RAFA KATLANARAK YANSIYOR” Artan girdi maliyetlerinin doğrudan ürün maliyetine yansıdığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticiden çıkan ürünün sofraya ulaşana kadar en az dört el değiştirdiğini ve fiyatların katlanarak arttığını vurguladı. Gürer, “Ürün üreticiden çıktıktan sonra en az dört el değiştiriyor. Rafa varıncaya kadar fiyatlar katlana katlana gidiyor. Üreten ürettiğinden mutlu olamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor” diye konuştu. Bu tablonun siyasi iktidarın sorumluluğunda olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “Bununla ilgili düzenleme yapması siyasi iktidarın görevidir” dedi. “YEM VE GÜBRE MUTLAKA SÜBVANSE EDİLMELİ, TABAN FİYATA DÖNÜLMELİ” Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, yem ve gübrede sübvansiyon uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, çiftçiler için yeniden taban fiyat uygulamasına geçilmesi gerektiğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi bir yıl önceden hangi üründen ne kazanacağını bilmeli. Alım garantili üretim yapması sağlanmalı” ifadelerini kullandı. “GÜBRE FİYATLARI BİR YILDA UÇTU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübre fiyatlarındaki artışı son rakamlarla ortaya koydu. Amonyum sülfat gübresinin 2025 yılı Ocak ayında ton başına 9 bin 500 liradan satıldığını, 2026 yılı Ocak ayında ise 12 bin 100 liraya çıktığını belirten Gürer, üre gübresinin de geçen yıl bayilerde tonu 17.400 Tl fiyattan satılırken bugün ton fiyatı 26.000 ton ulaştığını söyledi. Çiftçilerin yoğun kullandığı 15-15-15 gübresinin bir yıl önce tonu 16 bin 750 lira olduğunu hatırlatan Gürer, “Şu anda bu gübre tonu 23 bin 400 liraya çıktı. 20-20 gübre Ocak 2025 tarihinde tonu 15.700 Tl iken Ocak 2026’da ton fiyatı 23.200 Tl çıktı.DAP gübresi geçen yıl Ocak ayında 24 bin 700 liraydı, bugün 34 bin 750 lira. Daha yılın başında gübre bu fiyat” dedi. “TOHUM, İLAÇ, MAZOT… HEPSİ ARTTI” Sadece gübrede değil, tohumda ve ilaçta da ciddi fiyat artışları yaşandığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, mazotun litresinin 50 lirayı aştığını belirterek, “Mazot 50 liraya üzerinden satılıyor. Üreticilerin yaşadığı sorunlar katlanıyor. Doğal olarak bunlar ürün fiyatlarına yansıyor” diye konuştu. “HALDE FİYATLAR EL YAKIYOR, EMEKLİ BU ÜRÜNÜ NASIL ALACAK?” Gürer, Antalya’nın Kumluca ilçesindeki hal fiyatlarını örnek göstererek gelinen noktaya dikkat çekti. Gürer, “Cuma günü Kumluca halinde yuvarlak domatesin kilosu 60 lira. Çarli biber 50 lira, kılçık sivri biber 110 lira, cin biber 110 lira. Salatalık 50 lira, patlıcan 56 lira, kabak 66 lira, fasulye 100 lira” dedi. Bu fiyatların hal çıkış fiyatları olduğunu vurgulayan Gürer, “Bu ürünler Ankara’ya, İstanbul’a gelinceye kadar nakliye de ekleniyor. Rafa girdiğinde emekli, asgari ücretli bu ürünleri nasıl alacak?” diye sordu. “ÇÖZÜM İŞİN BAŞINDA: GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ” Sorunun çözümünün üretimin başında olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “İşin başını doğru biçimde kanalize etmek, düzenlemek gerekiyor. O da girdi maliyetlerinin düşürülmesiyle olur” dedi. Gürer, yem ve gübrede yüzde 50 oranında sübvansiyon uygulanması gerektiğini vurgulayarak, çiftçinin ürettiği ürünün israf olmadan alım garantisiyle satın alınmasının sağlanması çağrısında bulundu. “MAZOTTA ÖTV VE KDV ÇİFTÇİ İÇİN KALDIRILMALI” Mazot fiyatlarının çiftçi için artık karşılanamaz hale geldiğini söyleyen TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV çiftçi için mutlaka kaldırılmalı. Çiftçi mazotun fiyatına yetişemiyor. Tarlayı traktörle sürecek, mazot koyacak, yarım depo mazotu bile zor alıyor” dedi. “İCRALAR ÇİFTÇİNİN BELİNİ KIRIYOR” Geçtiğimiz yılın çiftçiler için “kara bir yıl” olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin yeterli kazanç elde edemediğini ve desteklerin de yetersiz kaldığını belirtti. Gürer, “Bu nedenle çiftçilerin çoğu icralık oldu. Tarlasına, hayvanına, traktörüne, hayvanına icra geliyor” dedi. Bu icraların durdurulması gerektiğini vurgulayan Gürer, konuyla ilgili kanun teklifleri verdiklerini hatırlatarak, “Bir an önce icralar durdurulmalı, çiftçiye kredi desteği sağlanmalı, yem ve gübre sübvanse edilmeli” çağrısında bulundu. “HAYVANCILIK ALARM VERİYOR” Hayvancılıktaki gerilemeye de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Tarım Bakanlığı’nın verilerine atıfta bulunarak, “Bu yıl Türkiye’de 14 milyon 300 bin büyükbaş hayvan kalacağı ifade ediliyor. Bu, Türkiye’nin neredeyse son 50 yılının en düşük büyükbaş hayvan varlığı” dedi. “GIDA YOKSA BAĞIMSIZLIK DA YOK” Açıklamasının sonunda bir uyarıda bulunan Ömer Fethi Gürer, siyasi iktidarın çiftçinin, üreticinin ve besicinin yanında duran gerçekçi çözümler üretmek zorunda olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu ülke gıdasız kalırsa sorunlarımız artar, sıkıntılarımız katlanır. İleriki aşamada birilerinin sömürgesi haline geliriz. Onun için çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin yanında duran bir anlayış şarttır.” Dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer rafta gıda fiyatları artarken emekli ve asgari ücretlinin düşük ücretleri ile her istediği gıda ürünü alamadığını, yoksulluğun gıdaya raf fiyatları artış nedeni sağlıklı beslenemediğini de belirtti. Gıda fiyat artışının engellenmesi girdi maliyetleri düşürmekle başlar” dedi. Vatandaş et ve süt ile mamul ürünleri alamadığı gibi sebze ve meyvede de önemli kısıntıya gittiğine de dikkat çekti. “Çözüm var ancak siyasi iktidar sorunları çözme becerisini yitirdi” dedi. Ürün Grubu Ürün Adı Başlangıç Fiyatı (TL) Bitiş Fiyatı (TL) Net Artış (TL) Yüzdesel Artış (%) Domatesler Domates 24 48 24 100 Domatesler Yuvarlak Domates 30 60 30 100 Domatesler Oval Domates 33 60 27 82 Salatalıklar Salatalık 14 50 36 257 Salatalıklar Silor 16 75 59 369 Salatalıklar Dikenli Salatalık 12 50 38 317 Biberler Çarli Biber 15 50 35 233 Biberler Sivri Biber 13 35 22 169 Biberler Kıl Sivri Biber 35 80 45 129 Biberler Kılçık Sivri Biber 45 110 65 144 Biberler Üçburun (Köy) Biberi 24 62 38 158 Biberler Dolma Biber 22 62 40 182 Biberler Kapya Biber 50 60 10 20 Biberler Şili (Kırmızı) Biber 45 70 25 56 Biberler Şili (Yeşil) Biber 50 75 25 50 Biberler Jalapeno Biber 35 85 50 143 Biberler Yeşil Kapya Biber 40 70 30 75 Biberler Çin Biberi 80 110 30 38 Patlıcanlar Patlıcan 15 55 40 267 Patlıcanlar Oval Patlıcan 35 80 45 129 Kabaklar Kabak 17 65 48 282

Fondan Arı Yemi Destekleri Sürüyor Haber

Fondan Arı Yemi Destekleri Sürüyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla üreticilere yönelik arı yemi desteğini ilçelerde sürdürmeye devam ediyor. Daha önce yapılan başvurular doğrultusunda Günyüzü, Beylikova ve Çifteler’de üreticilere fondan arı yemi dağıtımı gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmaya verdiği destekler kapsamında üreticilerin yanında olmaya devam ediyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışma doğrultusunda, daha önce yapılan başvurular esas alınarak ilçelerde arı yemi destekleri sürüyor. Bu kapsamda Günyüzü ilçesinde 4 üreticiye toplam 78 kg, Beylikova’da 14 üreticiye 100 kg, Çifteler’de ise 12 üreticiye 216 kg arı yemi desteği sağlandı. İlçelerde düzenlenen dağıtım törenleri, üreticilerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Çifteler’de yapılan törene Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakçı, Beylikova’daki törene Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak ve çok sayıda üretici iştirak etti. Törenlerde üreticilerle bir araya gelen belediye başkanları, kırsal üretimin ve arıcılığın desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Desteklerden duydukları memnuniyeti dile getiren üreticiler, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye ve emeği geçen ekiplere teşekkür etti. Yapılan bu desteklerin arıcılık faaliyetlerine önemli katkı sağladığını ifade eden üreticiler, kırsala yönelik çalışmaların devam etmesini istedi.

Tarımda Suyun Etkin Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Anlatıldı Haber

Tarımda Suyun Etkin Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Anlatıldı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Tepebaşı ve Odunpazarı ilçeleri ile mahalleleri kapsamında “Tarımda Suyun Etkin Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Çiftçi Eğitim Toplantısı” gerçekleştirildi. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Ziraat Odaları, çeşitli meslek odaları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda üreticinin katılımıyla yapılan toplantının açılışında konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Çil; Eskişehir genelinde son 10 yılda iklim değişikliğinin etkisiyle su seviyelerinde yaşanan belirgin düşüşe dikkat çekerek; uygun bitki deseninin belirlenmesinin önemi, su tüketimi yüksek olan mısır üretiminden kademeli olarak uzaklaşılması gerekliliği, suyun israf edilmemesi, tarımsal üretim başta olmak üzere yaşamın her alanında su tasarrufunun sağlanması ve yağmur suyu hasadının yaygınlaştırılması konularında değerlendirmelerde bulundu. Eğitim kapsamında; suyun etkin kullanımı, toprak işleme yöntemlerinin toprağın yapısı ve su tutma kapasitesi üzerindeki etkileri, farklı toprak koşullarına yönelik simülasyon gösterimleri ile susuzluğa toleranslı bitki desenleri hakkında teknik bilgiler paylaşıldı. Sunumlar, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden konu uzmanı teknik personeller tarafından gerçekleştirilirken bu eğitimle, üreticilerin bilinçli su kullanımı, doğru toprak yönetimi ve iklim koşullarına uyumlu üretim modelleri konusunda farkındalıklarının artırılması hedeflendi.

Tarım 19 Yıldır En Yoksul Sektör! Haber

Tarım 19 Yıldır En Yoksul Sektör!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hanehalkı fertlerinin ekonomik faaliyet kollarına göre yıllık ortalama esas iş gelirlerini gösteren 2006-2025 verilerini değerlendirdi. Gürer, "İktidarın 'üretme, tüket' politikasının bu süreçte yol olduğunu söyledi. Çiftçi, betonlaşma ve hizmet sektörüne karşısında geriye düştü, " dedi. Gürer, “TÜİK’in verileri, çiftçinin ülkenin yoksulları arasında yer aldığını gösteriyor” diye konuştu. "ÇİFTÇİ, BU ÜLKENİN 'YOKSULU' CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 12006’dan bugüne, hatta 2025 projeksiyonuna kadar değişmeyen tek bir gerçek var: Tarım sektörü hep sonuncu, çiftçi hep mağdur. güneşin altında, çamurun içinde bu ülkeyi doyurmak için çalışan çiftçimiz, gelir sıralamasının en dibine demir atmış. bu bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır. İktidar, köylüye 'Sen bu ülkenin en fakiri kalmaya mahkumsun' demiştir," diye konuştu. "20 YIL ÖNCE KAFA KAFAYAYDI” İnşaat sektörü ile Tarım sektörü arasındaki makasın açılmasına "Beton, toprağı yuttu" diyerek tepki gösteren CHP'li Ömer Fethi Gürer,”2006 yılına dönüp bakalım. Bir tarım çalışanının yıllık geliri 5 bin 719 TL iken, inşaat sektöründeki gelir 6 bin 327 TL idi. Yani neredeyse kafa kafaya, eşit bir gelir dağılımı vardı. Peki, bugün ne görüyoruz? 2025 yılı tahminlerine göre inşaat sektörü geliri 402 bin TL’ye dayanırken, tarım 237 bin TL’de kalıyor. İnşaat, tarımı ikiye katlamış! iktidar çiftçiye 'Tarlanı sat, git şehirde inşaatta çalış' diyor.” "ORTALAMANIN YARISI” Türkiye ortalaması ile tarım geliri arasındaki farka da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2025 yılında Türkiye genelinde ortalama iş geliri 403 bin TL olarak öngörülüyor. Peki, çiftçinin cebine girecek olan ne? Sadece 237 bin TL. Ülke ortalamasının neredeyse yarısı! Hizmetler sektörü 426 bin lira kazanırken, üreten, gıdayı sofraya koyan kesim bunun yarısına talim ediyor. Hizmet edenin, üretenden iki kat değerli görüldüğü bir ekonomide gıda enflasyonu düşmez" dedi. BAYRAMI YOK, TATİLİ YOK CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım diğer tüm sektörlere kıyasla en meşakkatli, en fedakârlık gerektiren alandır. Çiftçinin bayramı yoktur, gecesi yoktur, gündüzü yoktur, tatili yoktur. Çiftçi; yağmurda, ayazda, sıcakta toprağın başındadır. Doğa şartlarına, kuraklığa, dona, afete karşı üretim yapmaya çalışır. Buna rağmen emeğinin karşılığını alamayan bir sektördür. Üstelik tarım yalnızca bir ekonomik faaliyet değil; ülkeyi doyuran, giydiren, besleyen stratejik bir alandır. Gıda güvenliği, toplumsal huzur ve ulusal bağımsızlık doğrudan tarıma bağlıdır. Böylesine hayati ve stratejik öneme sahip bir sektörün, en düşük gelirle ayakta kalmaya zorlanması kabul edilemez; bu tablo, tarıma verilen değerin değil, tarımın sistemli biçimde geriye gidişinin açık göstergesidir,” şeklinde konuştu.

Biz Üretemezsek Türkiye Aç Kalır Haber

Biz Üretemezsek Türkiye Aç Kalır

Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu düzenlediği basın toplantısında tarımda yaşanan gelişmeleri ve çiftçilerin mağduriyetlerini dile getirdi. Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "2025 yılını acısıyla tatlısıyla geride bıraktık. 2025 yılı, tatlısı az, acısı çok bir yıl oldu. Üretici için son 3 yılın hiç para kazanmadan geçtiğini söylesek yeridir. Birkaç ufak tefek sektörün dışındaki ürünlerin hiçbirinden para kazanılmadı. Devletten bazı isteklerimiz var. Bunları dile getirmek için bugün huzurunuzda bir basın açıklaması yapma ihtiyacı duyduk. Geçen sene bildiğiniz gibi Türkiye’nin hemen hemen 65-70 ilini kapsayan büyük bir zirai don olayı yaşandı. Bu olay nedeniyle Eskişehir’de mısırda %20, arpa ve buğdayda ise %20-%25 oranlarında bir verim kaybı oldu. Devletten beklentimiz, meyvede karşılanan bu don zararlarının arpa ve buğdayda da bir şekilde çiftçilere karşılanmasıdır. Yaklaşık 6 aydır Türkiye’de hayvancılığın başına bela olan bir şap hastalığı var. Bu hastalık Türkiye’nin bütün illerinde devam etmektedir. Eskişehir’de karantina süreci hâlâ sürmektedir. Bu durum, Eskişehir ve Türk üreticisini et ve süt bakımından büyük zarara uğrattı. Çiftçi zaten ancak kendisine yetecek kadar yaşayabiliyordu. Elinde bir tek buzağısı kalıyordu, ancak şap hastalığı nedeniyle buzağılar da ölüyor. Bu sebeple, şap hastalığından zarar gören işletmelerin Ziraat Bankası ve Ziraat Katılım’dan kullandıkları kredilerin 1 yıl süreyle faizsiz ertelenerek hayvancının önünün bir nebze açılması gerekmektedir. Bu talebimizi Bakanlığımıza ve Sayın Cumhurbaşkanımıza acilen iletmek istiyoruz. Küçük çiftçinin en büyük destekçisi olan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleridir. Yıl başı itibarıyla Resmi Gazete’de bir yayımlama yapıldı. Buna göre Sosyal Sigortalar Kurumu ve vergi dairesine borcu olan üreticilere, çiftçilere ve hayvancılara Ziraat Bankası tarafından kredi verilmemektedir. Tarım Kredi tarafında ise sübvansiyonlu kredi kullandırılmamaktadır. Zaten zengin çiftçi Tarım Kredi Kooperatifi’ne veya Ziraat Bankası’na gitmiyor; oraya giden zaten mağdur olan çiftçidir. 3 senedir para kazanamayan çiftçi sigortasını ve vergi borcunu ödeyemiyor. Çiftçinin aylık 10.000-11.000 TL SGK prim borcunu ödeyecek düzenli bir geliri bulunmuyor. Bu karardan bir an evvel dönülerek çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden sübvansiyonlu kredileri kullanmasını bekliyoruz. Yeni yılın daha 2. veya 3. gününde çiftçilerden şikayetler gelmeye başladı. Çiftçi gübresini, mazotunu ve ilacını Tarım Kredi Kooperatifi’nden alıyor. Eğer devlet bu kolaylığı sağlamazsa, çiftçi %20-%25 faizli krediler yerine özel bankaların %50-%60 faizli kredilerine mahkum edilecektir. Biz üretemezsek Türkiye aç kalır. 2026 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızdan ve Tarım Bakanımızdan çiftçiyi tatmin edecek taban fiyatlar verilmesini hasbelkader rica ediyoruz. 3 senedir sefalet yaşayan çiftçi artık son haddeye gelmiştir. Önümüzdeki sene de kuraklık, don veya taban fiyat düşüklüğü olursa çiftçi üretemez hale gelir. O zaman ekmek için buğdayı, hayvanlar için arpayı ve yemi yurt dışından getirmek zorunda kalırız. Çiftçi artık son nefesini yaşıyor, lütfen bize bir el uzatılsın ve Türk çiftçisi bu sıkıntıdan kurtarılsın."

Kuraklıktan Zarar Gören Üreticilerimizin Zararları Karşılanmalıdır Haber

Kuraklıktan Zarar Gören Üreticilerimizin Zararları Karşılanmalıdır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçilerin beklentilerini yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar açıklamasına şöyle başladı: “SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu yüzünden çiftçilerimize Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kredi verilmemektedir. 2025 yılı üreticilerimiz için felaket yılı oldu. Çiftçilerimiz başta zirai don kuraklık hastalık ve ekonomik şartlar nedeniyle üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duymaktadır. ‘Borcun varsa kredi vermem’ şartını koymak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir. Biz çiftçilerimiz için borç ertelemesi beklerken böyle bir uygulamanın başlaması üreticilerimizi büyük bir sıkıntıya sokmuştur. Zor bir dönem geçiren üreticimiz hem para kazanamadı hem de prim yüksekliği nedeniyle SGK’ya olan borçlarını ödeyememektedir. Bir kısmı da ziraat odalarından muafiyet belgesi almak sureti ile SGK’dan çıkmaktadır. Aynı sebeple vergi borcunu ödeyemeyen üreticilerimizde bulunmaktadır. Zor günler geçiren üreticilerimizin önünden bu engeller acilen kaldırılmalıdır.” TZOB Başkanı Bayraktar, “Yeni bir yıla başladığımız şu günlerde, tarım sektörü açısından hemen hemen herkesin 2025 yılına dair hatırlayacağı ilk şey kuşkusuz doğal afetlerdir” dedi ve açıklamasını şöyle sürdürdü: “Özellikle zirai don ve kuraklık tarım sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Tabii bu etki yalnızca üretim azalmasıyla kalmadı. Çiftçilerimizin gelirleri azaldı, gıda tedarik zinciri ve tüketici fiyatları etkilendi. Yani toplumun tüm kesimi doğal afetlerden zarar gördü. Yıl boyunca yaptığım açıklamalarla doğal afetlerin yıkıcılığına işaret ettim. 65 ilimizi ziyaret ederek; zirai don, kuraklık ve dolu afetlerinin tarımsal üretim üzerinde bıraktığı hasarı bizzat gördüm, afetlerden mustarip çiftçilerimizle bizzat konuştum. Yaşanan zirai donların ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’yla sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği sebebiyle bazı çiftçilerimiz bu desteklerden faydalanamadı. Birliğimiz, hak ettiği desteklerden faydalanamayan tek bir çiftçimizin kalmaması için bu sorunu gündeme getirdi. Girişimlerimiz sonucunda bu mağduriyet de giderildi. Karar’a göre son başvuru günü olan 24 Temmuz 2025 tarihinden önce müracaatları ve tespitleri yapıldığı halde bilgileri sisteme sehven girilememiş çiftçilerimiz için 821 milyon lira ek ödeme yapılmış ve böylelikle zirai don desteklerinden faydalanamayan çiftçilerimiz de bu desteklerden faydalandı.” “Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin zararları karşılanmalıdır” “Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda; 2025 yılında yağışların yetersiz olduğunu ve istenilen dönemlerde yağmadığını, bunun da ürünlerin gelişimini olumsuz etkilediğini, tarımsal kuraklığın üretime zarar vereceğini sezon içerisinde defalarca dile getirmiştim. Ne yazık ki endişelerimizde haklı çıktık ve 2025 yılında tarımsal kuraklığın da zirai don kadar tarımsal üretime zarar verdiğini görmüş olduk. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde tarımsal kuraklık görüldü. Bu da üretim istatistiklerine yansıdı. 2025 yılında bir önceki yıla göre yulaf üretimi yüzde 26, arpa üretimi yüzde 25, çavdar üretimi yüzde 20 ve buğday üretimi yüzde 14 oranında azaldı. Kuru baklagil üretimi ise geçen yıla göre yüzde 29 düştü. Bu ürünler, yapılan planlamalarda ülkemizin üretim miktarlarını ve alanlarını artırmayı hedeflediği stratejik ürünlerdir. Dolayısıyla zirai dondan zarar gören çiftçilerimize yapıldığı gibi tarımsal kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin de zararları karşılanmalıdır.” “Şap hastalığından zarar gören üreticilerimiz desteklenmelidir” “2025 yılında üretimi etkileyen bir başka durum da şap hastalığı oldu. Şap hastalığı sonucunda hayvanların et ve süt veriminde önemli düşüşler meydana geldi, bu da üreticilerimizin gelirlerine yansıdı. 2025 yılında yaşanan afetler ve hastalıklar çiftçilerimizin ekonomik dengesini bozdu. Birçok çiftçi kullanmış olduğu kredileri ödeyemeyecek durumdadır. Bu borçluluk hali yalnızca tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermemiş, sosyolojik ve psikolojik olarak da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiş, getirecektir. 2025 yılının uzun yıllardır görülmemiş bir afet yılı olduğunu ifade etmiştik. Bu sebeple, afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerimizin durumunu bir nebze rahatlatabilmek adına kullanmış oldukları kredilerin geri ödemesi en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmelidir. Şap hastalığı nedeniyle hayvan kaybı olan üreticilerimizin de düşük faizli kredi temin edilmesi suretiyle desteklenmesi sağlanmalıdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması adına doğal afetler konusuna daha çok eğilinmeli, afet öncesindeki ve sonrasındaki süreçler doğru politikalarla ve titizlikle yönetilmeli, çiftçilerimiz mağdur edilmemelidir. 2026 yılının afetlerden ve hastalıklardan uzak, bolluk ve bereket içerisinde bir yıl olmasını temenni ediyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.