SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp İzmir Milletvekili

Porsuk Haber Ajansı - Chp İzmir Milletvekili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp İzmir Milletvekili haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özlale: ''Emekli Sayısı Değişiyor, Oran Değişmiyor'' Haber

Ümit Özlale: ''Emekli Sayısı Değişiyor, Oran Değişmiyor''

CHP milletvekili Ümit Özlale, Emekli aylığının açlık sınırı üzerinden tartışılmasının utanç verici olduğunu belirterek iktidarı eleştirdi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sürüyor. Emekli aylığı ödemelerinin milli gelire oranının 15 yıldır değişmediğini dile getiren CHP İzmir milletvekili Prof. Dr. Ümit Özlale, “Emekli aylığı ödemelerinin millî gelire oranı devamlı yüzde 6 seviyesinde. Yani öyle bir şey yapmışız ki biz ''Biz millî gelirin yüzde 6'sını emeklilere ayıralım, 15 milyon emekli de olsa, 20 milyon emekli de olsa onlar bunu bölüşsünler. Ortaya da o zaman bir bölüşüm krizi çıkıyor” dedi. EMEKLİ AYLIĞININ KİŞİ BAŞI MİLLÎ GELİRE ORANI YÜZDE 60'KEN ŞİMDİ BU ORAN YÜZDE 33'E DÜŞTÜ Özlale, iktidara yönelik eleştirilerde bulunarak, “Demografik fırsat penceresini, hiçbir şekilde doğru istihdam politikaları izlemediğiniz için kaçırdık ve ondan sonra baktığınız zaman, millî gelirden emeklilere ayrılan pay aynı ama emeklilerin sayısı artıyor. O zaman da ne oluyor? Bundan çok değil on beş sene önce ortalama emekli aylığının kişi başı millî gelire oranı yüzde 60'ken şimdi bu oran yüzde 33'e düşüyor. Çok ciddi bir bölüşüm krizi var, ilk önce bunu adreslememiz lazım” İfadelerini kullandı. “NEDEN EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞIYLA İLGİLİ BİR DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ DUYUYORUZ?” CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale konuşmasında, 2019’dan beri her sene en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıldığını belirtti. “Biz neden en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenlemeye ihtiyaç duyuyoruz?” diye soran Özlale konuşamasına “Çünkü bir, enflasyonu yanlış hesaplıyoruz; enflasyon yanlış hesapladığınız için, özellikle gıda endeksine, açlık sınırına, yoksulluk sınırına göre baktığınız zaman emekli maaşları bir süre sonra hakça, insanca yaşanabilir bir seviyenin altına düşüyor” diye devam etti. ULUSLARARASI EMEKLİLİK ENDEKSİNDE TÜRKİYE 44 ÜLKE ARASINDA 42’NCİ SIRADA Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın kişi başına milli gelirin 18 bin dolara yaklaşacağını belirterek, “Son 23 yılda Türkiye alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna çıktı. Bu yılki gelişmeler bu şekilde devam ederse ilk defa yüksek gelirli ülkeler ligine adım atmış olacağız” ifadelerine atıfta bulunan Özlale, “Türkiye bu sene yüksek gelirli ülke statüsüne geliyor, Sayın Cevdet Yılmaz burada söyledi; hiçbir yüksek gelirli ülke duydunuz mu ki emekli maaşı ile asgari ücreti açlık sınırı üzerinden tartışsın? İlk önce burada sistemsel bir hata var ve bu, AK Parti'nin yanlış politikalarının ürünü. Altın ya da simit hesabını bırakalım, onlarda inanmıyorsunuz, dünyaya bakalım yani Türkiye'de ki emeklilik sistemi dünyanın neresinde? Bu işle ilgili olan herkes bilir ki iki tane endeks vardır, Mercer ile Natixis. Arkadaşlar, biz burada bir tanesinde Hindistan'ın bir üstündeyiz; Çin'den, Brezilya'dan daha kötü durumdayız, bir tanesinde de Kolombiya ile Hindistan'ın ötesindeyiz. 44 ülke arasında emeklilerin mali durumunda 42'nci sıradayız. Yani altın, simit hesabını bırak Kolombiya'yla aynı seviyedesin, Çin'den, Brezilya'dan daha kötü durumdasın; sen bu hâlinle nasıl yüksek gelirli bir ülke olursun?” dedi. İŞVERENE ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ OLARAK ÖNERİLEN GÜNLÜK 42 LİRA İLE Mİ İSTİHDAMI ARTIRACAKSINIZ? Türkiye’nin istihdam oranın dünya ortalamasının çok altında olduğunun altını çizen Özlale, İstihdam yaratmak için işverene verilen asgari ücret desteği olarak günlük 42 liraya çıkarılmasının önerildiğini dile getirdi. Tek çözümün istihdamı artırmak ifade eden Özlale, iktidarı “İşverene asgari ücret desteği olarak günlük 42 lira önermişsiniz. Ya, böyle mi istihdamı artırmayı düşünüyorsunuz? 33 liradan 42 liraya çıkmış. Ya, 2 tane simit parası değil” sözleriyle eleştirdi. Özlale, konuşmasında çözüm önerilerini şöyle dile getirdi: “Buradan çıkış yolu ne? Biraz önce Sayın Usta, EPDK yolsuzluğundan örnek verdi, Trendyol örneği olsun hepsine katılıyorum ama orta, uzun dönemde başka yapmamız gereken bir şey var arkadaşlar, çalışan sayısını artırmamız lazım. Bakın, bugün pasif dosya sayısındaki artış aktif sigorta sayısındaki artışın tam 10 katı. Hiçbir şey yapmazsak bu sorun devam edecek ve biz seneye yine, emeklilerden gelen daha artan bir şikâyetle tekrardan en düşük emekli maaşını konuşmak zorunda kalacağız. Bunun kaynağı ne? diye soruyorsanız kaynak burada, Türkiye'nin en büyük kaynağı insan kaynağı. Arkadaşlar, bizim ülkemizin üçte 1'i çalışıyor. Tekrar söyleyeyim: Bizim ülkemizin üçte 1'i çalışıyor, bu çalışanların da yarıya yakını açlık sınırının altında kalan asgari ücret alıyor. Bizim bu yapısal problemden, bu sistemsel problemden çıkmamızın tek yolu istihdam yaratmak. İstihdam oranımız dünya ortalamasının altında değil, çok altında. Peki, nasıl yaratacağız? Burada sizin oylarınızla kabul edilen bütçeye baktığımız zaman, işsizlikle mücadeleye bütçenin üstünde bir pay ayırdınız mı? Hayır. Yaşam boyu öğrenmeye ayırdınız mı? Ona da hayır. İşsizlikle mücadele için bütçeden pay ayırmadan, işsizlikle doğru bir şekilde mücadele etmeden, yeni bir beceri politikası geliştirmeden siz istihdam sayısını artıramazsınız. Burada yine maddelerde tartışacağız. İşverene asgari ücret desteği olarak günlük 42 lira önermişsiniz. Ya, böyle mi istihdamı artırmayı düşünüyorsunuz? 33 liradan 42 liraya çıkmış. Ya, 2 tane simit parası değil, simit hesabı yapmayalım diyoruz ama eğer siz ekstradan bir istihdam yaratmak istiyorsanız sizin devlet olarak işverene verdiğiniz günlük destek 42 lira arkadaşlar ve onu da yanlış bir şekilde İşsizlik Sigortası Fonu'ndan alıyorsunuz. İşsizlik Sigortası Fonu işsiz duruma düşmüş ve yeniden iş hayatına kazandırılmak için işsiz dururken o kişiye verilmesi gereken paradır. Siz çalışan birisinin -ne derler- asgari ücret desteğini İşsizlik Sigortası Fonu'ndan veremezsiniz, Fonu amacı dışında kullanamazsınız. Bakın, bizim bu istihdam problemini çözmemiz için 1,1 milyon erkeğe ve 4,9 milyon kadına istihdam yaratmamız lazım. Bunu yaratmadığınız sürece biz her sene burada emeklilerimizin durumunu konuşuruz. Hem sadece en düşük emekli maaşını değil bütün emeklilerin, bütün emekçilerin problemini konuşuruz.”

Tayfun Kahraman Derhal Serbest Bırakılmalıdır! Haber

Tayfun Kahraman Derhal Serbest Bırakılmalıdır!

Cumhuriyet Halk Partisi Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, Tayfun Kahraman’ın sağlık durumu ve yaşanan hukuksuzluğa ilişkin yazılı açıklama yaptı. Tayfun Kahraman, MS atağı geçirerek hastaneye kaldırıldı. Eşi Meriç Demir Kahraman yaptığı paylaşımda Tayfun Kahraman’ın gün boyu dar ve havasız ring aracıyla farklı merkezlere götürüldüğünü, koğuşa döndüğünde ise ilaç dağıtım saati geçtiği için kullanmak zorunda olduğu ilacını alamadığını belirtti. Cumhuriyet Halk Partisi Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Gökçen’in açıklaması şu şekilde: “Anayasa Mahkemesi’nin Tayfun Kahraman kararı, açık bir haksızlığı tespit ederek gün yüzüne çıkardı: Tayfun Kahraman, hakkında herhangi bir suç iddiası bile olmadan yıllardır hapsediliyor. Tayfun Kahraman’ın Gezi’yi organize ettiğine dair ne bir telefon konuşması, ne bir irtibat var. Forumlarla suçlanıyor, bu forumlarda hangi yasadışı kararlar alınmış, buna ilişkin bir iddia bile dosyada yok. Gerekçesiz ve hukuk dışı bir kararla cezaevinde tutulan, hepimizin yerine hapiste olan Tayfun Kahraman, şimdi ağır bir hastalıkla mücadele ediyor. MS hastalığı bulunan Tayfun Kahraman’ın ilaçlarının geciktirilmesi ve cezaevi koşulları hastalığı daha da ağırlaştırıyor. Yaşanan çok açık: Tayfun Kahraman’ın özgürlük hakkıyla birlikte sağlık hakkı da ciddi bir şekilde ihlal ediliyor. Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması için daha ne bekleniyor? Tayfun Kahraman derhal serbest bırakılmalı, anayasaya yapılan darbe bir an önce sonlanmalıdır.”

Bir Ülkede Gıda Enflasyonu Yüksekse Tarım Politikası Başarılı Değildir Haber

Bir Ülkede Gıda Enflasyonu Yüksekse Tarım Politikası Başarılı Değildir

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçe teklifi ve kesin hesapları üzerine görüşmeler devam ediyor. Komisyon toplantısında söz alan CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı sert sözlerle eleştirdi. Özlale, “yeni yönetim sisteminden önce bu Plan ve Bütçe Komisyonunda bu Tarım ve Orman Bakanlığını konuşsaydık, Sayın Bakan, siz bir seçilmiş milletvekili olarak karşımızda olurdunuz, yanınızda da en az on beş yıl boyunca devlette, Tarım ve Orman Bakanlığı içerisinde uzmanlık yapmış, taşra teşkilatından gelen, tarımı bilen insanlar olurdu” ifadelerini kullandı. “ÖZEL SEKTÖRDEN GELDİNİZ VE BUNU BİR MAHARET GİBİ ANLATIYORSUNUZ” Kültür ve Turizm Bakanını bir otel yatırımcısı, eski sağlık Sağlık Bakanının hastane sahibi olduğunu dile getiren Özlale, “Bakın, sizler de özel sektörden geldiniz ve bunu bir maharet gibi anlatıyorsunuz ama kamu faydası içeren, tarım gibi, sağlık gibi, eğitim gibi, kültür gibi sektörlerde sizin ilk yapmanız gereken şey, uyguladığınız politikalarda bir kamu faydası var mı, yok mu ona bakmanız gerekiyor. Sayın Bakan Yardımcısı, Profesör Doktor, çok değerli bilim insanı; onu bir kenara atarsam, hiçbirinizin bu görevlere gelmeden önce Tarım ve Orman Bakanlığında bir göreviniz yok. Devasa bir taşra teşkilatınız var, onu bilmiyorsunuz.” dedi. “ET VE SÜT KURUMUNUN BAŞINA GETİRİLEBİLECEK LİYAKATTE BİRİNİ BULAMADINIZ MI?” Macaristan'da et ticareti yapan bir şirketinin ortağı olduğu ortaya çıkan Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Mücahit Taylan hakkında da konuşan Özlale, şu ifadeleri kullandı: “Ben kendisiyle ilgili iddiaları bilemem ama kendisinin öz geçmişine baktığım zaman, İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümünden mezun olmuş, yurt dışında hayvan ticaretine başlamış biri. Ya, binlerce çalışanınız var, bakın, binlerce mühendisiniz var, binlerce tarım politikası çalışanınız var; hiçbir tane içlerinde Et ve Süt Kurumunun başına getirilebilecek kalitede, liyakatte birini bulamadınız mı da yurt dışında, Polonya'da, Macaristan'da et ticareti yapan birisini getiriyorsunuz Sayın Bakan ya da Sayın Cumhurbaşkanı? Yani, bakın, işte bu özel sektör mantığıyla düşünmeniz neye yol açıyor biliyor musunuz? Garip bir şey, Et ve Süt Kurumu yani vatandaşına ucuz ve sağlıklı eti, sütü vermekle yükümlü olan kurum Türkiye'de kurumlar vergisinde en yüksek kurumlar vergisi ödeyen 15'inci kurum. Ya, biz, bir Et ve Süt Kurumundan kurumlar vergisi şampiyonu olmasını mı bekleriz yoksa Et ve Süt Kurumundan vatandaşa sağlıklı ucuz et vermesini mi bekleriz? İşte, özel sektör mantığıyla düşündüğünüz için kamu faydası yerine bir özel sektör piyasa oyuncusu gibi hareket ediyorsunuz.” Milletvekili Özlale konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar, basınımızın emekçileri, Meclisimizin emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi, bir ülkede eğer gıda enflasyonu yüksekse o ülkede tarım politikasının başarılı olduğundan bahsedemezsiniz. Dünyada da tarımı başarıyla uygulayan hiçbir ülke ithalat yaparak, ithalatı artırarak tarım politikasında sürdürülebilir bir başarı elde edememiştir. O yüzden, bence Tarım ve Orman Bakanlığı olarak sadece siz değil, sizin döneminizde gıda enflasyonunu yukarı çıkaran bütün bakan ve temsilcileri bu işten sorumludur. “ÜÇ POLİTİKA HATANIZ VAR: KAYNAK AYIRMIYORSUNUZ, DENETİM YOK, DÜZENLEME KABİLİYETİNİZ ÇOK SINIRLI” Şimdi, burada bir kısır döngü var ve 2-3 tane de politika hatanız var. İlk önce, birinci hatanız: Yeterince kaynak ayırmıyorsunuz. Mesela, biz bugün kapalı sulama sistemleri için sizin öngördüğünüz bütçede yüzde 100'lük bir artış teklif edeceğiz ve biliyorum ki AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi bu teklifi kabul etmeyecek. Oysa siz de sunumunuzda söylediniz, biz de katılıyoruz; kapalı sulama sistemi yatırımlarının daha fazla olması lazım. Bakın, burada daha fazla kaynak ayırmazsak -orman yangınları için ki Orman Genel Müdürlüğüne daha fazla kaynak ayırmıyorsunuz, kapalı sulama sistemlerine daha fazla kaynak ayırmıyorsunuz- biz önümüzdeki sene bu problemleri çok daha ciddi bir şekilde konuşmuş oluruz. İki: Denetim yok. On yıl önce Konya Ovasın'da -biraz önce Sayın Kalaycı konuştuğu için söyleyeyim- saha çalışmasında 90 bin tane su kuyusu vardı, 80 bini ruhsatsızdı. Bu ruhsatsız su kuyularını kim denetlemiyor? Sizler denetlemiyorsunuz. Dolayısıyla bugün burada, bizim karşımızda ''Konya'da çok kötü bir görüntü var'' deme hakkına sahip değilsiniz. Zaten on yıl önce yapılan saha çalışmasında 90 binin 80 bini ruhsatsızdı. Bir başka nokta, düzenleme kabiliyetiniz çok sınırlı. Bakın, size 2 tane projenizi söyleyeyim. 2015 yılında AR-GE projeniz, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (2015/3); barajlardaki buharlaşmadan dolayı yaşanabilecek olan su kayıplarını üçte 1'e indirecek bir AR-GE projesi yapmışsınız, on sene içerisinde bu AR-GE projesini hayata geçirmemişsiniz. Detaylarını daha sonra anlatırım, çok kısıtlı zamanım var. Tek sebebi, üst düzey bürokratların yakınlarının hangisinin rant alacağına kendi aralarında karar verememesidir; detaylarını anlatırım. İkincisi: Elektrikli traktör; hatırladığım kadarıyla Sayın Cumhurbaşkanımız bile bu elektrikli traktöre bindi, daha sonra ''Türkiye'deki traktör üreticilerini karşımıza alırız'' korkusuyla elektrikli traktörü de hayata geçiremediniz. Dolayısıyla burada yaptığınız AR-GE projelerini de hayata geçiremediğiniz için bir, denetleme; iki, düzenleme; üç, destekleme konusunda zayıfsınız. “KAMU FAYDASI YERİNE BİR ÖZEL SEKTÖR PİYASA OYUNCUSU GİBİ HAREKET EDİYORSUNUZ” Şimdi, biz bundan, yeni yönetim sisteminden önce bu Plan ve Bütçe Komisyonunda bu Tarım ve Orman Bakanlığını konuşsaydık, Sayın Bakan, siz bir seçilmiş milletvekili olarak karşımızda olurdunuz, yanınızda da en az on beş yıl boyunca devlette, Tarım ve Orman Bakanlığı içerisinde uzmanlık yapmış, taşra teşkilatından gelen, tarımı bilen insanlar olurdu; temel problem bu. Türkiye'nin Kültür ve Turizm Bakanı bir otel yatırımcısı. Türkiye'de eski Sağlık Bakanı hastane sahibi. Bakın, sizler de özel sektörden geldiniz ve bunu bir maharet gibi anlatıyorsunuz ama kamu faydası içeren, tarım gibi, sağlık gibi, eğitim gibi, kültür gibi sektörlerde sizin ilk yapmanız gereken şey, uyguladığınız politikalarda bir kamu faydası var mı, yok mu ona bakmanız gerekiyor. Sayın Bakan Yardımcısı, Profesör Doktor, çok değerli bilim insanı; onu bir kenara atarsam, hiçbirinizin bu görevlere gelmeden önce Tarım ve Orman Bakanlığında bir göreviniz yok. Devasa bir taşra teşkilatınız var, onu bilmiyorsunuz. Bu da bizi Et ve Süt Kurumundaki Başkanın durumuna getiriyor. Ben kendisiyle ilgili iddiaları bilemem ama kendisinin öz geçmişine baktığım zaman, İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümünden mezun olmuş, yurt dışında hayvan ticaretine başlamış biri. Ya, binlerce çalışanınız var, bakın, binlerce mühendisiniz var, binlerce tarım politikası çalışanınız var; hiçbir tane içlerinde Et ve Süt Kurumunun başına getirilebilecek kalitede, liyakatte birini bulamadınız mı da yurt dışında, Polonya'da, Macaristan'da et ticareti yapan birisini getiriyorsunuz Sayın Bakan ya da Sayın Cumhurbaşkanı? Yani, bakın, işte bu özel sektör mantığıyla düşünmeniz neye yol açıyor biliyor musunuz? Garip bir şey, Et ve Süt Kurumu yani vatandaşına ucuz ve sağlıklı eti, sütü vermekle yükümlü olan kurum Türkiye'de kurumlar vergisinde en yüksek kurumlar vergisi ödeyen 15'inci kurum. Ya, biz, bir Et ve Süt Kurumundan kurumlar vergisi şampiyonu olmasını mı bekleriz yoksa Et ve Süt Kurumundan vatandaşa sağlıklı ucuz et vermesini mi bekleriz? İşte, özel sektör mantığıyla düşündüğünüz için kamu faydası yerine bir özel sektör piyasa oyuncusu gibi hareket ediyorsunuz, bunu da en iyi şurada görüyoruz... İÇ VE DIŞ TİCARET ZARAR GÖRMESİN DİYE 246 BİN PESTİSİT KALINTISI BULUNAN NUMUNEYİ AÇIKLAMIYORSUNUZ Bakın, Greenpeace bir ''Zehir etme'' kampanyası başlattı ve 2022-2024 arasında sizin 246 bin tane numunenizin sonuçlarının açıklanmasını istedi pestisit kalıntılarıyla ilgili ve mahkemeyi kazandı. Bizler, Türkiye'de, bu 246 bin numunenin hangisinde pestisit olduğunu öğrenmek istiyoruz. Mahkeme de ''Açıklamalısınız'' dedi, siz mahkeme kararına uymadınız ve mahkemeye sunduğumuz açıklamada şunu söylediniz Sayın Bakan: ''Kamu yararı yok -burası önemli- iç ve dış ticaret olumsuz etkilenebilir.'' Yani tekrar ediyorum: 246 bin tane numune aldınız, pestisit kalıntıları var, bunun Greenpeace'in ''Çocuklar ve Pestisitler'' kampanyasında 1/3'ünün gıda standartlarına uygun olmadığı söyleniyor. Sizin mahkemeye verdiğiniz açıklamada sizler diyorsunuz ki: ''İç ve dış ticaret zarar görebilir.'' Bakın, sırf bu açıklama ve bu savunma bile Tarım ve Orman Bakanlığının klasik bir piyasa oyuncusu gibi hareket etiğini ve hiçbir şekilde kamu faydası gözetmediğini gösterir diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin Hukuki Statüsü Sona Erdi Haber

Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin Hukuki Statüsü Sona Erdi

CHP İçişleri Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, geçici koruma altında olan Suriyelilerin hukuki statüsünün sona erdiğini söyledi. Milletvekili Bakan; “Geçici koruma statüsünün kaldırılması ve makul bir sürede evlerini taşıyabilecekleri, işlerini tasfiye edebilecekleri ve ülkelerine dönebilecekleri bir sürecin yaratılması gerekir” diyerek İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya seslendi. Bakan, Yerlikaya’ya “Geçici korumaya dair hukuki dayanağın ortadan kalkmasıyla birlikte, Türkiye’de Geçici Koruma statüsü altında bulunan Suriyelilerin ülkemizdeki ilişiklerini makul sürede sonlandırarak, güvenli şekilde geri dönüşleri için hangi adımlar atılmaktadır?” diye sordu. CHP’li Bakan şunları söyledi: “Esat rejimi düştü ve resmi rakamlara göre 2 milyon 928 bin Suriyelinin hukuki statüsü sona erdi. Biz bu sayının çok daha üstünde olduğunu biliyoruz, İçişleri Bakanlığı geçici koruma altında olanların sayısını manipüle ediyor. Peki, bunların durumu ne olacak? Bunların Türkiye’de bulunmasının hukuki altyapısını Geçici Koruma Yönetmeliği belirliyordu. Geçici Koruma Yönetmeliği ne diyor? ‘Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye dönemeyen, acil ve geçici koruma amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen…’ Şimdi öyle bir durum kalmadı. Esat’ın zulmünden kaçmışlardı, Esat gitti. Bunların Türkiye’de bulunmasının ve geçici koruma altında olmalarının hukuki altyapısı ve insani altyapısı tamamen sona erdi. İçişler Bakanlığı’na sorduk, soru önergesiyle; bununla ilgili bir adım atmayı düşünüyor musunuz? Elbette 3 milyon kişiyi otobüslere, trenlere doldurup gönderemezsiniz. Bunlar burada ev kurdular, yuva kurdular, iş kurdular. Ama bunların geçici koruma statüsünün kaldırılması ve bunların makul bir sürede evlerini taşıyabilecekleri, işlerini tasfiye edebilecekleri ve ülkelerine dönebilecekleri bir sürecin yaratılması gerekir. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sesleniyorum; bununla ilgili hangi adımı attın ya da hangi adımı atıyorsun? Türkiye’de akın akın Suriye’ye gidiş var deniyor, yine soruyoruz; geçici koruma altında olanların sayısında bir azalma var mı yani buradan Suriye’ye gidenleri geçici koruma altında olan sayıdan düşüyor musun? Bu soruların yanıtlarını bekliyoruz Türkiye yeterince misafirperverlik gösterdi artık onlar kendi ülkelerinde mutlu olsunlar biz de bu mutluluğun devamı için orada bir demokrasinin inşası için elimizden geleni yapalım.” CHP’li Bakan konuyu TBMM gündemine de taşıyarak, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Bakan, önergede sordu: 08.12.2024 tarihi itibariyle Türkiye’de Geçici Koruma statüsü altında bulunan Suriyelilerin sayısı kaçtır? Önergeyi yanıtlayacağınız tarih itibariyle Türkiye’de Geçici Koruma statüsü altında bulunan Suriyelilerin sayısı kaçtır?Geçici Koruma statüsünün kaldırılması yönünde İçişleri Bakanlığı tarafından herhangi bir planlama yapılmakta mıdır?Geçici korumaya dair hukuki dayanağın ortadan kalkmasıyla birlikte, Türkiye’de Geçici Koruma statüsü altında bulunan Suriyelilerin ülkemizdeki ilişiklerini makul sürede sonlandırarak, güvenli şekilde geri dönüşleri için hangi adımlar atılmaktadır?Bu süreçte uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler gibi ilgili kurumların desteğinin sağlanmasına yönelik bir girişim planlanmakta mıdır?

Yanan Ormanlarımızın İmara Açılmasına İzin Vermeyeceğiz! Haber

Yanan Ormanlarımızın İmara Açılmasına İzin Vermeyeceğiz!

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, 15 Ağustos'ta başlayan İzmir yangınlarını inceleyerek, facianın acı bilançosunu açıkladı. Kılıç, "Toplamda 249 yangın olayı yaşandı, yangınlar 27 ilçede 1600 hektar ormanlık alanı etkiledi. Yetiştiricilerin hayvanları telef oldu, üreticilerin meraları kullanılamaz hale geldi. Can kaybı yaşanmadı ancak 78 kişi yangından etkilendi. 43 bina, 45 bağımsız bölgede hasar gerçekleşti" dedi. İzmirlilerin en büyük kaygısının yanan alanların imara açılması olduğunu söyleyen Kılıç, "Bugüne kadar yanan orman alanları peşkeş çekildi; İzmir'de ormanlık alanlarımıza sahip çıkacağız" dedi. Orman Genel Müdürlüğü'nün yangına müdahale konusunda yetersiz kaldığını belirten Kılıç, orman yangınlarının önlenebilmesi için TBMM'de Araştırma Komisyonu kurulmasını önerdi. Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, 15 Ağustos'ta başlayan İzmir yangınlarını yerinde inceledi. Kılıç'ın tespitleri şöyle: 1600 HEKTARLIK ALAN ETKİLENDİ Orman yangınları 15 Ağustos’ta Karşıyaka ilçesi Yamanlar Karatepe mevkiindeki ormanlık alanda başladı. 15 -18 Ağustos tarihleri arasında İzmir’de 249 yangın felaketi yaşandı. Bunların 21’i ormanlık alanda, 132’si ise otluk alanda gerçekleşti. Yangınlar Balçova,  Bayındır, Bayraklı, Bergama, Beydağ, Bornova, Buca, Çeşme, Çiğli, Dikili, Foça, Gaziemir, Karabağlar, Karaburun, Karşıyaka, Kemalpaşa, Kiraz, Konak, Menderes, Menemen, Narlıdere, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla olmak üzere toplam 27 ilçede etkisini gösterdi. HAYVANLAR TELEF OLDU, MERALAR KULLANILAMAZ HALE GELDİ Yangın bölgelerinde yaşayan çok sayıda yetiştirici hayvanlarının telef olduğu, üreticiler de meralarının yandığı bilgisini verdi. Bölgede 43 bina 45 bağımsız bölgede ağır, orta ve az hasar tespit edildi. Orman yangınlarında can kaybı yaşanmadı ancak 78 kişi yangından etkilendi. HER FACİANIN ALTINDAN GEDİZ ÇIKIYOR Yangınlara ilişkin yapılan soruşturmada İzmir’in Karşıyaka İlçesindeki yangının piknik nedeniyle, Urla ve Menderes’teki yangınlara kopan elektrik hatlarından çıkan kıvılcımlar nedeniyle gerçekleştiği tespit edildi. Elektrik dağıtım hatlarının on yıl önce özelleştirilmesinden bu yana İzmir ve Manisa’da elektrik dağıtım işini Gediz Elektrik yapmaktadır. Gediz Elektrik’in ismi İzmir Konak’ta açıkta bırakılan elektrik kabloları nedeniyle iki kişinin yaşamını yitirdiği olayda da gündeme gelmişti. Her iki faciada iktidarın özelleştirme politikalarının sonucudur. Bu elektrik şirketinin ismi neden İzmir'deki her faciada önümüze gelmektedir. Bununla ilgili hangi işlemler yapılmıştır? BAKANLIK YETERSİZ KALDI, YEREL YÖNETİMLER KOŞTU İzmir Yamanlar’da gerçekleşen yangın bir orman yangını şeklinde başlamış ama müdahalenin yetersiz kalması nedeniyle yerleşim yerlerine sıçramıştır.  Yangına müdahalenin yetersiz kalması nedeniyle yerel yönetimlerimiz devreye girerek, orman yangınlarına müdahale etmiştir. Ancak iktidar bu müdahaleyi kabul etmemiştir. CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay, yangın felaketi sürerken Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile bir görüşme gerçekleştirmiş, Bakan’dan “Bu konular teknik konular biz gerekeni yapıyoruz, sizin müdahalenize gerek yok” şeklinde yanıt almıştır. Buna rağmen yerel yönetimlerimiz itfaiye ekipleri başta olmak üzere personel ve araçlarıyla yangınlara müdahale etmiştir. Yangınlara İstanbul, Ankara, Uşak, Balıkesir, Afyon, Bursa, Muğla, Edirne, Burdur ve Denizli olmak üzere toplam 10 ilden 41 araç ve 113 personel destek vermiştir. YANAN ALANLAR NE OLACAK Son yangınlarda 1600 hektar ormanlık alan kül olmuştur. İzmirlilerin en büyük kaygısı yanan alanların imara açılmasıdır. Anayasanın 169. Maddesi yanan orman yerlerinde yeni orman yetiştirilmesini hükmetmektedir. Ancak Türkiye’de yanan ormanların imara açıldığı ve dönüştürüldüğü çok fazla örnek vardır. Yanan orman alanlarına göz diken tesis sahipleri Turizm Teşvik Kanunu ve Orman Kanunundaki boşluklardan göz göre göre yararlandırılmıştır. Orman Kanunu 1956’dan 2003 yılına kadar sadece 15 kez değiştirilirken, AKP iktidarı döneminde Kanun tam 31 kez değiştirilmiştir. Kanun delik deşik edilerek, yanan orman alanlarına tesis yapılması göz yumulmuştur. Anayasa’nın gereği olarak yanan orman yerlerinde yeni orman yetiştirilmesi için yerel yönetimlerimiz hemen devreye girmiştir. 19 Ağustos itibariyle yanan ormanlık alanlarda çalışmalar yapılmıştır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, İzmir’de yok olan ormanlarımızın peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz, bu olayların takipçisi olacağız. ŞATAFATLA ALINAN FİLO NEREDE  Orman yangınları konusunda Orman Genel Müdürlüğü ana aktördür. 2023 yılı itibariyle Orman Genel Müdürlüğü envanterine orman yangınlarıyla mücadele kapsamında 1 adet Sikorsky T70 tipi yangın söndürme helikopteri, 4 adet air tractor model yangın söndürme uçağı ile 1 adet keşif uçağının alınmasına ilişkin olarak Cumhurbaşkanının da katıldığı büyük bir tören düzenlenmiştir. Burada orman yangınlarına müdahale süresinin 10 dakikaya düşürüleceği ilan edilmiştir. Ancak İzmir’de çıkan yangınlarda yangına müdahalede yetersiz kalındığı için ormanlık alanda çıkan Yamanlar yangını, kısa süre içinde yerleşim alanlarına sıçramıştır. Bu süre içinde “dev filo” olarak adlandırılan filonun nasıl kullanıldığı ve neden yetersiz kaldığı hala soru işaretlerini barındırmaktadır. SAYI ÇOK İSTATİSTİK YOK Orman Genel Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde yangın söndürme filosuna ilişkin olarak 19 Ağustos Pazartesi itibariyle, 2024 yılı içinde yangınlara 105 adet helikopter, 26 adet uçak, 14 adet İHA ile müdahale edildiği bilgisi verilmiştir. Bu araçların bir kısmının OGM’ye ait olduğu, bir kısmının ise diğer kurumlarla işbirliği içinde müdahalede kullanıldığı belirtilmiştir. Buna karşın Orman Genel Müdürlüğü’nün 2024 yılı Performans Programında, orman yangınları ile mücadelede kullanılacak kuruma ait hava aracı sayısı boş bırakılmıştır. Envanterlerde OGM’ye ait uçak gözükmemektedir. Orman Genel Müdürlüğü’nün ihtiyacı olan 9 pilot alımına ilişkin mülakatlar da süren orman yangınları nedeniyle bilinmeyen bir tarihe ertelenmiştir. Burada büyük bir çelişki bulunmaktadır. Orman Genel Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmelerde de Genel Müdürlüğün filo bilgilerine ulaşamadık. Orman Genel Müdürlüğü'nü şeffaflığa davet ediyoruz. Şatafatla duyurulan büyük filoların içeriği nedir? Orman Genel Müdürlüğü'nün uçağı var mıdır? Varsa kaç tane vardır? Pilot alımı neden durdurulmuştur. Pilot alımının durdurulması yangına yönelik müdahaleleri nasıl etkilemiştir? Bu soruların yanıtının acilen verilmesi gerekmektedir. NELER YAPILMALI? Tarım ve Orman Bakanlığı ekiplerinin bölgede yetiştiriciler ve üreticilerin zararlarına ilişkin olarak bir tespit yapması gerekmektedir. Bu tespitler doğrultusunda yetiştirici ve üreticilerin zararları bir an önce karşılanmalıdır. Orman yangınları konusunda yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmelidir. Yerel yönetimler bölgeye daha fazla hakim olduğu için yerel yönetimlerin bu avantajları kullanılmalıdır. Yerel yönetimler gerekirse yangın söndürme uçağı alarak, riskli zamanlarda riskli bölgelerde afete hazırlık süreçlerinde etkin hale getirilmelidir. Türkiye’nin önemli kurumlarından Türk Hava Kurumu, geçtiğimiz süreçler boyunca liyakatsız yöneticiler nedeniyle atıl hale getirilmiştir. Türkiye’nin uçuş konusunda en önemli kurumlarından biri olan Türk Hava Kurumu, bir an önce eski yetkilerine kavuşturulmalıdır. İktidar elini Türk Hava Kurumu’ndan çekmeli ve Kurum eski gücüne kavuşturulmalıdır. Orman yangınlarıyla mücadelede orman köylüleri ve köylülerin eğitimi ile orman işçileri de önemlidir. Orman yangınlarının ardından İzmir’deki basın yayın organlarında orman işçilerinin sayılarının azaltıldığı haberleri gözümüze çarpmaktadır. Orman köylülerinin eğitimine önem verilmeli, eğitime giren köylülerin sayısı yükseltilmeli, orman işçilerinin sayısı yükseltilmelidir. Orman alanlarındaki denetimler arttırılmalıdır, orman muhafaza memurlarının yetkileri genişletilmelidir, yangının sorumluları etkin bir şekilde araştırılarak, yargılanmalıdır. Orman yangınlarıyla etkin bir mücadele programının çıkarılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Araştırma Komisyonu kurulmalı ve yangınların önlenmesi için etkin politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.