SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp Eskişehir İl Başkanlığı

Porsuk Haber Ajansı - Chp Eskişehir İl Başkanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp Eskişehir İl Başkanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkanlarımızı Seçimle Yenemeyenler Algılarla Yıpratmaya Çalışıyor Haber

Başkanlarımızı Seçimle Yenemeyenler Algılarla Yıpratmaya Çalışıyor

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu’nun Eskişehirli belediyeler hakkında yaptığı açıklamalara yanıt verdi. İl Başkanı Talat Yalaz Parti binasında düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu tarafından, Eskişehir Büyükşehir Belediyemize ve Tepebaşı Belediyemize yönelik olarak son günlerde dile getirilen iddialar üzerine, kamuoyunu doğru bilgilendirme ve gerçekleri açıklama zorunluluğu doğmuştur. Öncelikle ifade etmek isterim ki; kentimizin önemli kültür ve turizm değerlerinden biri olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Eskişehir Büyükşehir Belediyemize aittir. Müze, belediyemizin imkânlarıyla işletilmekte olup elde edilen gelirin tamamı belediye bütçesine kaydedilmekte, hiçbir şekilde herhangi bir kişi ya da şahsi hesaba aktarılmamaktadır. Müzede yer alan balmumu heykellerin sanatsal tasarım ve yapım süreci, Eskişehir’e ve Türkiye’ye sayısız kültürel değer kazandırmış olan değerli hocamız Yılmaz Büyükerşen tarafından, tamamen sanatsal katkı ve bağış iradesi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Heykellerin üretiminde kullanılan malzemelerin bedelleri belediye bütçesinden karşılanmış; bu eserler üzerinden Sayın Büyükerşen’in şahsına yönelik tek kuruşluk bir gelir dahi söz konusu olmamıştır. Müzenin işletilmesi; güvenlikten danışmaya, yönetimden diğer tüm hizmet alanlarına kadar tamamen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundadır. Müze bünyesinde görev yapan tüm personel belediye kadrolarında çalışmakta ve maaşları belediye bütçesinden ödenmektedir. Gelirlerin kullanımı şeffaf, denetlenebilir ve kayıt altındadır. Elde edilen gelirler; ihtiyaç sahipleri ile öğrencilerin eğitim ve sağlık giderlerinde kullanılmakta, tüm harcamalar belediyenin bütçe ve kesin hesaplarında yer almakta ve ilgili denetim mercilerinin incelemesine açıktır. Büyükşehir Belediyemiz, ödeme ve tahsilat süreçlerini de mevzuata uygun şekilde yürütmektedir. Öte yandan Nebi Hatipoğlu’nun Tepebaşı Belediyesi ve Belediye Başkanımız Ahmet Ataç hakkında kullandığı dil, siyasi eleştirinin çok daha ötesine geçmiş; yaş üzerinden küçümseyici, alaycı ve tehditkâr bir üsluba dönüşmüştür. Yerel yöneticiliği kişisel yaşa indirgemek ne ahlakidir ne etiktir ne de siyasidir. Böyle bir dil, sadece ama sadece bu dili kullanan ağızlara yakışır. Eleştiri yapılacaksa vizyon, hizmet ve icraatlar üzerinden yapılır. Başkanlarımızın hemşehrilerimizden aldıkları büyük destekleri hazmedemeyenler, başkanlarımızı seçimle yenemeyenler algılarla yıpratmaya çalışmaktadır, ama bu nafile bir çabadır. Ahmet Ataç’ın Tepebaşı’nda ortaya koyduğu belediyecilik anlayışı; Alzheimer Merkezi ve Huzurevi, Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Özel Çocuklar İçin Montaj Atölyeleri, İki Elin Sesi Var Çocuk ve Gençlik Senfoni Orkestraları, Gençlik Merkezleri, Gökkuşağı Kafeler, Deneyimli Kafeler, Etüt Merkezleri, Belde Evleri, Başta Pişmiş Toprak Sempozyumu ve Sanat Çalıştayı olmak üzere kültür, sanat ve sosyal yaşam projeleri ile insan odaklı sosyal belediyeciliğin somut bir modelidir. Tepebaşı Belediyesi, Ahmet Ataç’ın liderliğinde yalnızca yerelde değil, uluslararası alanda da “Akıllı Kent Gelişimi” kategorisinde küresel model ödülü almış, dünyaya örnek gösterilen bir yerel yönetim olmuştur. Bu başarıyı yok saymaya yönelik algı saldırıları beyhudedir. Gerçekleştirilen bütün projeleri bir kenara bırakalım, Ahmet Ataç, Tepebaşı denildiğinde akla sadece nüfusu 80 binlerde olup, Eczacılık Fakültesinin oradaki SGK Bloklarıyla bilinen, yalnızca konutlarıyla değil kimliğiyle de gölgede kalmış bir semti bugün yüz binlerce insana yuva yapmış olup, “Hayat Tepebaşı’nda” sloganını dillere pelesenk ettirerek yepyeni bir Tepebaşı yaratmıştır. Öyle ki, Ahmet Ataç’ın belediye başkanı olmasıyla 1999’dan beri hayata geçirilen projelerle, toplumsal dayanışmayla sosyal demokrat belediyeciliğin en önemli örneklerinden birisi haline gelen Tepebaşı, ülkemizin en yaşanabilir ilçeleri sıralamasında sekizinci sıraya yerleşmiştir. Buna rağmen Nebi Hatipoğlu’nun kamuoyuna sunduğu iddialar; resmî denetim raporlarında yer almayan, belgeye dayanmayan, kulaktan dolma ifadelerle süslenmiş bir algı siyaseti niteliği taşımaktadır. Bir milletvekilinin görevi, dedikodularla değil belgelerle konuşmaktır. Sayıştay raporlarında dahi yer almayan iddiaların gerçekmiş gibi sunulması kabul edilemez. Nebi Hatipoğlu’nun tehditkâr ifadeleri, AKP iktidarının yaratmak istediği korku ikliminin yansımasıdır. Siyaset, eleştiriyi tehditle, algıyla karıştırmadan, seçmenin emaneti olan iradeye saygı gösterilerek yürütülmelidir. Belediyelerimizce, kentimizin çocuklarına, yaşlılarına, gençlerine kısacası her bir yurttaşına dokunan hizmetler; algı operasyonlarının gölgesinde bırakılmayacak kadar kıymetlidir, değerlidir. Ayrıca ‘ben yaptım oldu anlayışıyla’ Odunpazarı ilçemizi bölüp, yeni bir belediye kurmak düşüncesi neden ve nasıl gündeme gelmiştir? Halk iradesiyle seçimleri kazanamayanlar bin bir fırıldak ile belediyelerimizi kazanabileceklerini mi zannetmektedirler? Bu entrika zihniyeti ilçelerimizi değil ikiye, bine de bölseler sandıkta yok olmaya mahkumdur! Ve kamuoyunun dikkatinden kaçmaması gereken önemli bir husus da şudur: Nebi Hatipoğlu, 2023 seçimlerinde İYİ Parti’den milletvekili seçilmiş, seçmenin emanet ettiği oylarla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiş; kısa süre sonra partisinden ayrılarak, seçildiği yerin tam karşısında konumlanan başka bir siyasi kanada geçmiştir. Bu tercih, seçmen iradesine ve halkın verdiği yetkiye sadakat gösterilmediğinin son derece somut bir örneğidir. Henüz bu siyasi savrulmanın hesabını kamuoyuna açık ve ikna edici biçimde verememiş bir ismin, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızı tehditkâr bir dille hedef alması, siyaseten de ahlaken de kabul edilemezdir. Kamuoyunda borsa manipülasyonları iddialarıyla anılan, lüks yaşam tarzıyla sıkça gündeme gelen; emeğin, alın terinin ve yerel yönetimlerin kamusal sorumluluğunun ne anlama geldiğinden bihaber bir anlayışın, sosyal belediyeciliği hedef alması şaşırtıcı değildir. Ancak bilinmelidir ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, tehditlere boyun eğmez! Hesap vermesi gerekenler halktan aldığı yetkiyi kişisel ve siyasal çıkarlar uğruna boşa düşürenlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; Şeffaflık, hesap verebilirlik, kamu kaynaklarının doğru kullanımı ve sosyal belediyecilik ilkeleriyle hareket ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu ilkeleri gölgelemeye yönelik hiçbir ithama sessiz kalmayacağız. Kentimizin kültürel mirası ve sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden yaratılmak istenen algıları reddediyor; tüm hemşehrilerimizi resmî bilgi ve belgelere dayalı açıklamaları dikkate almaya davet ediyoruz. Bizim siyasetimiz, rantın değil halkın; ayrıcalığın değil emeğin; tehditkâr dilin değil demokratik meşruiyetin siyasetidir. Bu çizgiden de bir adım geri atmayacağız. Siyaset; tehdit diliyle, isnatla ve karalama ile değil; hukukla, belgeyle ve halkın iradesine saygıyla yapılır. Aksi halde bu yolun sonu bellidir: Sandıkta mahkûmiyet, kamuoyunda mahcubiyet!"

Basın Özgür Değilse Toplum da Özgür Değildir Haber

Basın Özgür Değilse Toplum da Özgür Değildir

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir basın toplantısı düzenledi ve gündemlere ilişkin soruları cevapladı. Basın toplantısında konuşan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; "Değerli basın mensupları, değerli hemşerilerimiz, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ne yazık ki ülkemizde gerçek anlamıyla bir bayram ya da kutlama havasında değil, bir hatırlatma ve mücadele günü olarak geçer. Siyasal tarihimizde bir gün yoktur ki herhangi bir gazetecimizin içeride olmadığı bir tabloyla karşılaşalım. Bu acı gerçek; basın özgürlüğünün kağıt üzerinde kaldığını, düşünceyi, gerçeği ve halkın haber alma hakkını savunan gazetecilerin sistematik baskı altında tutulduğunu açıkça göstermektedir. Basın özgür değilse toplum da özgür değildir. Gazetecilik suç değildir, susturulamaz, kriminalize edilemez. Halkın adına soru soran, gerçeğin peşinden giden basın emekçileri demokrasinin ve ifade özgürlüğünün bizatihi kendisidir. Bu duygu ve düşüncelerle Çalışan Gazeteciler Günü'nüzü en içten dileklerimle kutluyorum. Gürhan Albayrak bizi eleştirmiş. Kar ve yağmurla barajlar doluyor zaten. Şu an Eskişehir'de herhangi bir su sıkıntısı yok ama genel anlamda Türkiye'nin iklim krizinden kaynaklı olarak bir su sıkıntısının olabilme ihtimali hepimiz tarafından öngörülüyor. Bugüne kadar tedarik edildiği gibi mevcut imkanlarla bugünden sonra da tedarik edilecektir. Lakin hem iklim krizi anlamında hem buna ilişkin merkezi iktidarın genel su sorununu ve iklimle ilgili önümüzde karşılaşmamız muhtemel gelen sorunları çözmek adına yine bir zafiyet içinde olduğunu da görüyoruz. Bence burada belediye kadar merkezi iktidarın da, belediyelerimiz kadar merkezi iktidarın da bu soruna el atıp bu sorunu görmezden gelmeyerek ileriye dönük planlamaları ve buna ilişkin çalışmaları da bir an önce yapması gerekir diye düşünüyorum. Bir avukat, bir hukukçu olarak ifade etmek isterim ki zaten ortada bir dava vardır. Yani savcı iddianameyle cezalandırılmasını istemiş ve bir yargı süreci başlamıştır. Bu yargı süreci devam ederken bir de mütalaa vermiştir. Yani iddia makamı, cezalandırılma istemiyle dosyayı mahkemeye gönderen iddia makamı, yine cezalandırılması istemiyle bir mütalaada bulunmuştur. Sanki ortada verilmiş bir mahkeme kararı varmış, sanki Yılmaz Büyükerşen Hocaya o dosya kapsamında bir ceza verilmiş gibi bir algı yürütülüyor. Bunu bir kere yerli yerine oturtmak lazım. Ortada dosya kapsamında ciddiye alınabilir aslında bir gelişme mevcut değildir. Ceza istenirken ceza istenmeye devam edilmiştir. Kararı mahkeme verecektir. Süreci takip ediyoruz. Bu Yılmaz Hocanın yalnız bırakılması gibi bir yorumla olmasını da açıkçası abesle iştigal olarak karşılıyoruz. Yılmaz Hoca yalnız değildir, sonuna kadar hepimiz yanındayız. Bunun neden çıkartıldığını, neden tartışma konusu yapıldığını da biliyoruz. Çok net olarak ifade ediyorum; kamuoyunda ince sitemler içeren, özellikle Kazım Başkanla Yılmaz Hocanın bir tartışması oldu. Buna ilişkin daha önce de açıklama yaptık. İddia ederek söylüyorum; böyle bir durum vuku bulur, bir cezalandırma cihetine gidilirse buna Kazım Kurt da çok ciddi şekilde tepkisini gösterir. Hiçbirimiz Yılmaz Hocanın tırnağına taş değsin istemeyiz. Yılmaz Hoca Eskişehir ile özdeşleşmiş, 25 yıldır bu şehre hizmet etmiş ve 25 yılın sonunda Eskişehir'de ve bütün Türkiye'de saygın bir konumda, Eskişehirlilerin gurur duyacağı bir konumda görevini bırakmış, hepimizin de gurur duymaya devam ettiği önemli bir siyasi figür ve aktördür. Böyle yargılamalar üzerinden onu yıpratmaya bugüne kadar kimsenin gücü yetmemiştir. Yılmaz Hoca ilk defa yargılanmamaktadır, belki son da olmayacaktır. Ama önemli olan halkın vicdanında, kamunun vicdanındaki yargılamadır. Bu hususta da Yılmaz Hocanın başı açık alnı diktir. Hepimiz de onun yanındayız. Yargısal süreci bizzat ciddiyetle, hassasiyetle takip ediyoruz. Mütalaanın verilmesine de bir cevap vermeyi açıkçası hukuki cihette de siyasi cihette de konunun bu şekilde kamuoyuna gelmesi açısından da doğru bulmadığımızı ifade etmek isterim. Ortada bir mahkeme kararı olmadığını, sadece bir mütalaa olduğunu, savcının cezalandırılma talebiyle mütalaa verdiğini, bunun da hukuki literatürde normal olduğunu, asıl olanın mahkemenin kararı olacağını söylemek isterim. Bu hususta Yılmaz Hoca hakkında daha önce de bir beraat kararı olduğunu, bu beraat kararına ilişkin yargısal süreç sonucunda bozmadan sonra yargılamanın devam ettiğini, hukuki öngörüm olarak da yargılama sonunda yine beraat edeceğini öngörerek bu husustaki açıklamayı yapmış olayım. Kamuoyuna bu şekilde gelmesini, sanki bir ceza cihetine gidilmiş gibi Yılmaz Hocanın yıpratılmaya çalışılmasını, bizzat konunun kamuoyunda bu şekilde tartışılmasını doğru bulmadığımı da bir hukukçu olarak, hukuki literatürde ifade etmek istiyorum.''

Bu Zam Değil, Halkın Alın Teriyle Alaydır! Haber

Bu Zam Değil, Halkın Alın Teriyle Alaydır!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verisi ve belli olan emekli maaş zamları ile ilgili bir açıklama yaptı. CHP İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "İktidarın emekliye ve memura reva gördüğü zam oranları, ekonomik bir tercih değil; açık bir vicdansızlıktır. SSK ve Bağ-Kur emeklisine %12,19, memur ve memur emeklisine %18,61 zam açıklamak; açlığı yönetmek, yoksulluğu kalıcı hâle getirmek demektir. Bugün Türkiye’de emekli maaşıyla kira ödenemiyor, memur maaşıyla mutfak masrafı karşılanamıyor. Pazarda fiyatlar haftada bir değişirken, faturalar katlanırken bu oranları açıklamak, milyonlarca yurttaşa “geçinemiyorsanız susun” demektir. Bu iktidar şunu açıkça yapmaktadır: Emeklinin cebinden alıp yandaşa vermektedir. Memurun sofrasından kesip faize ve israfa aktarmaktadır. TÜİK’in masa başında ürettiği rakamlarla halkın aklıyla alay edilmektedir. Gerçek enflasyon sokaktadır, mutfaktadır, pazardadır. Emekli pazardan yarım kilo meyve alamazken saraylarda tasarruftan söz edilemez. Buradan açıkça söylüyoruz: Bu bir zam değil, hak gaspıdır. Bu bir ekonomi politikası değil, sosyal devletin tasfiyesidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu düzeni kabul etmiyoruz. En düşük emekli maaşı derhâl asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Zamlar, gerçek enflasyon üzerinden ve refah payı eklenerek yapılmalıdır. Emekli ve memur, sadaka değil; insanca yaşam istemektedir. Bu düzen değişecek. Emekliyi yoksulluğa mahkûm edenler gidecek. Hakkı, hukuku ve sosyal devleti savunanlar gelecek. Kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz: Bu adaletsizliğin hesabı sandıkta sorulacaktır."

Dış Politikada Bağımsızlık İlke ve Tutarlılıkla Olur! Haber

Dış Politikada Bağımsızlık İlke ve Tutarlılıkla Olur!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın kendisine yönelik eleştirilerine cevap verdi. Sosyal medya hesabından bir açıklama yapan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadelere yer verdi; "Dış politikada bağımsızlık nutukla, hamasetle değil; ilke ve tutarlılıkla olur. Dün “kardeşim” denilen Maduro’ya bugün tek kelime edememek bağımsızlık değildir. Peki nedir? Bir dönem “asla vermeyiz” denilen Rahip Brunson’un, Trump’ın tek bir mektubuyla apar topar uçağa bindirilip gönderilmesi mi bağımsızlıktır? İstanbul’da işlenen Kaşıkçı cinayetinin, önce “belgeleri vermeyiz” denilipte birden Suudi Arabistan’a devredilmesi mi anti-emperyalizmdir? Dış politikada bir öyle bir böyle savrulanların, başkalarını “Batı’ya şikâyet etmekle” suçlaması ancak trajikomiktir. Cumhuriyet Halk Partisi kimseyi şikâyet etmez; millet adına hesap sorar. Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin anti-emperyalist hafızasıdır. 6. Filo’yu denize döken iradedir. “Küresel lider” masallarına ihtiyaç duymadan, işgale de darbeye de açık ve net tavır alanların partisidir. Hamasetle yerel yönetimleri hedef alarak konuyu saptırmak, dış politikada içine düşülen çaresizliğin üzerini örtme çabasından başka bir şey değildir. “Masada varız, masayı biz kurarız” diye slogan atmak kolaydır. Zor olan, emperyal güçler karşısında dik ve tutarlı durabilmektir. O dik duruş; Kurtuluş Savaşı’ndan 2. Dünya Savaşı’na, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan 1 Mart Tezkeresi’ne kadar CHP’nin tarihsel misyonunda açıkça ortadadır. Emperyalizmi yedi düvele karşı diz çöktüren bir gelenek, hamasetle siyaset yapmaz. CHP’liler slogan atmaz; bedel öder. CHP biat etmez; boyun eğmez. CHP korkmaz; susmaz. Haddini bilmesi gereken; dış politikadaki savrulmayı “bağımsızlık” diye pazarlamaya çalışanlardır."

İl Başkanı Yalaz: "Erken Seçim Talebimizi Her Alanda Diri Tutacağız" Haber

İl Başkanı Yalaz: "Erken Seçim Talebimizi Her Alanda Diri Tutacağız"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Avukat Talat Yalaz 2025 yılını değerlendirdi. İl Başkanı Yalaz yaptığı değerlendirmelerde şu ifadelere yer verdi; "2025 yılı, ülkemiz açısından demokrasinin, hukuk devletinin ve temel hakların sistemli biçimde aşındırıldığı; hukuksuzluğun sıradanlaştırılmak istendiği, adalet duygusunun derinden yaralandığı bir yıl olarak hafızalara kazınmıştır. Hukuksuz tutuklamalar, seçilmişlerin görevden alınması, kayyum uygulamaları ve yargının siyasal bir baskı aracına dönüştürülmesi, yalnızca bugünü değil, ülkemizin yarınlarını da tehdit eden ağır bir tabloyu ortaya koymuştur. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak, bu karanlık tablo karşısında susmadık, boyun eğmedik; halkın iradesini, hukuku ve demokrasiyi savunduk. Eskişehir’in dört bir yanında gerçekleştirdiğimiz yürüyüşlerle, mitinglerle ve eylemlerle adaletsizliğe karşı güçlü bir itiraz yükselttik. Sivil toplum örgütlerinin çağrılarına kulak verdik; yalnızca destek açıklamalarıyla değil, omuz omuza durarak, birlikte yürüyerek yanlarında olduk. Susmadık, sinmedik, geri çekilmedik. Hak, hukuk ve adalet mücadelesini kararlılıkla sürdürdük. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in Şubat ayında yaptığı “Başlıyoruz” çağrısının ardından, binlerce hemşehrimizin katılımıyla “Başlıyoruz: Geçim Yok, Seçime Yürüyoruz!” sloganıyla Türkiye’deki ilk yürüyüş eylemini Eskişehir’den başlatarak örgütlerimiz arasında öncü bir sorumluluk üstlendik. Bu yürüyüş, yalnızca bir protesto değil; yoksulluğa, adaletsizliğe ve halkın iradesini yok sayan anlayışa karşı Eskişehir’den yükselen güçlü bir siyasal itirazdı. Tüm baskılara rağmen 2025 yılı, partimiz açısından katılımcı demokrasinin güçlendiği, örgütsel yapının büyüdüğü ve halkla bağların daha da kuvvetlendiği bir dönem olmuştur. Mart ayında yürütülen Cumhurbaşkanlığı Önseçimi sürecinde Eskişehir örgütümüz, yüksek katılımı ve güçlü örgüt disipliniyle demokrasiye sahip çıkan örnek bir duruş sergilemiştir. 100 binin üzerinde kullanılan oy, bu kentte kimsenin boyun eğmediğinin, halkın iradesine sahip çıktığının açık göstergesi olmuştur. Bu karanlık süreçte gece gündüz demeden şehrimizi diri tuttuk. Üniversite kampüslerinden sokaklara, meydanlara kadar Eskişehir’in her alanında öğrencilerle, emekçilerle, emeklilerle birlikte olduk. Protestolarımızı kararlılıkla sürdürdük. “Adayımı yanımda, sandığı önümde görmek istiyorum” başlıklı imza kampanyamızla, yurttaşlarımızın söz ve karar hakkını savunduk. Milyonlarca oy ile aday olan Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na yönelik iradeyi, demokrasi ve erken seçim talebini milyonlarca yurttaşımızın imzasıyla büyüttük ve güçlendirdik. Parti Programı çalışmalarımızı; İl ve İlçe Danışma Kurullarımız aracılığıyla üyelerimizin, emek örgütlerinin, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini alarak, ortak aklı büyüten bir anlayışla yürüttük. Yarının Türkiye’sini inşa edecek programımıza örgütümüz ve hemşehrilerimiz ile birlikte katkı sunduk. İlçe ve il kongre süreçlerimizle örgütsel yenilenmeyi sağladık, birlik ve dayanışma duygumuzu daha da pekiştirdik. 2025 yılı, CHP Eskişehir örgütü açısından aynı zamanda büyümenin, sahaya dayalı örgütlenmenin ve halkla bütünleşmenin yılı olmuştur. Yıl başında 16 binler bandında olan üye sayımız, kararlı ve kapsayıcı çalışmalarımız ile 23 binlere ulaşmıştır. Bu artış yalnızca bir sayı değildir; Cumhuriyet Halk Partisi’ne duyulan güvenin, değişim umudunun ve iktidar inancının somut ifadesidir. İlçe ilçe, mahalle mahalle örgüt buluşmaları gerçekleştirdik. Üyelerimizle doğrudan temas kurduk, sorunları yerinde dinledik, çözüm yollarını birlikte tartıştık. Pazar yerlerinde, çarşılarda, sokaklarda hemşehrilerimizle yan yana olduk. Emeklilerin geçim çığlığını, emekçilerin hak mücadelesini, gençlerin gelecek kaygısını, kadınların eşitlik talebini doğrudan sahada dinledik. Parti binalarına sıkışmayan bu anlayış, örgütsel aidiyeti güçlendirmiş, dayanışma ruhunu büyütmüştür. 2026 yılı, bu mücadelenin daha da büyütüleceği, örgütlü gücümüzün iktidar hedefiyle sahaya yansıtılacağı bir yıl olacaktır. Mahalle örgütlenmelerimizi daha da güçlendirecek, gençleri ve kadınları mücadelenin merkezine alan yeni çalışmalarla sahayı genişleteceğiz. Ekonomik krizin derinleştirdiği yoksulluğa karşı dayanışma ağlarını büyütecek; emek, adalet ve demokrasi taleplerini daha yüksek sesle dile getireceğiz. Sandığı halkın önüne koyana kadar, erken seçim talebimizi her alanda diri tutacağız. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak; emekten yana, halkçı ve sosyal demokrat çizgimizle yoksulluğa, adaletsizliğe, baskıya ve tek adam anlayışına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu ülkeye yeniden hukuku, demokrasiyi ve sosyal adaleti getirme sorumluluğunun bilinciyle çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki Eskişehir’den yükselen bu kararlı ses, Türkiye’nin aydınlık yarınlarının habercisidir. Biliyoruz ki meşruiyet milletten, güç örgütten, umut Cumhuriyet Halk Partisindendir!"

Toplum Vicdanını ve Seçmen İradesini Yok Saydı! Haber

Toplum Vicdanını ve Seçmen İradesini Yok Saydı!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı Meclis Üyesi Berke Akyel'in AK Parti'ye katılmasını değerlendirdi. CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı değerlendirmelerde şu ifadeleri kullandı; "Berke Akyel istifa ettiği gün zaten Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçmek iradesinde olduğunu ifade etmiştik. Konunun başından sonuna kadar böyle bir intiba bizde oluşmuştu. Bunun teyidini de hafta sonu hep birlikte izledik. Arkadaşın bir kere kafasının karışık olduğu net olarak görünüyor. Tam bağımsız Türkiye vurgusuyla gitmesi, bakın videoya, yanındakilerin dahi tam bağımsız Türkiye dediği anda gözlerinin büyüdüğünü hep birlikte gözlemledik. Yani siz Kurtuluş Savaşı'nı icra eden, sarayın talimatına rağmen, hakkında idam fermanı verilmesine rağmen Anadolu'da bir milli mücadeleyi yedi düvele karşı örgütleyen bir kurucu liderin kurduğu partiden; idam sehpasını 'Tam yaşasın tam bağımsız Türkiye' diyerek kendisi devirerek idama giden, davası mücadelesi için ölümü göze alan ve o uğurda hayatını kaybeden, şehit olan Deniz Gezmişlerin davasından; turbun büyüğünün bir tek talimatıyla, bir mektubuyla, 'Bu can bu bedende olduğu sürece Rahip Brunson'u göndermem.' diyen; Suudi Arabistan prensi ülkemiz sınırları içerisinde katledildiği halde 'Bu dava ülkemizin namusu ve şerefidir, bu dava Türkiye'de görülecektir.' diyen ama turbun büyüğü talimat verince onu da gönderen Rahip Brunson gibi ülkeyi hemen her alanda dışa bağımlı hale getiren bir liderin, Recep Tayyip Erdoğan'ın partisine geçiş yapıyorsunuz ve 'Yaşasın tam bağımsız Türkiye' diyorsunuz. Bu bir kafa karışıklığından ileri gelmektedir ve gittiği partide bu slogana uyum sağlayacak bir yol ve şiar mevcut değildir. Kendisi adına üzüldüğümü ifade etmek isterim. Bu kafa karışıklığıyla oraya gidip orada aradığını bulamayacağına da açıkçası eminim. Kendisinin bu bünyede, yani bu sebeplerle, hangi sebeple olursa olsun, gittiği anlamda Cumhuriyet Halk Partililerin, Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy verenlerin oyuyla seçildiğini ve yaptığı görevi Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy veren hemşerilerimizin kendisine tevdi ettiğini ve bu görevi yapmasının kendisini seçen Eskişehirlilere de bir saygısızlık oluşturacağını yine bu kapsamda, yine bir atıfla parti programımızda siyasi etik yasasının da ivedilikle çıkarılacağını ve bu tür geçişlerin kendisine oy verenlerin iradesini yok sayarak yapılan bu geçişlerin önlemeye yönelik ciddi adımlar atılacağını Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında da ifade etmek isterim. Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçip orada neye yönelik ve hangi somut şeylerle geçtiğini açıklamakta da kendisinin sıkıntıya düştüğünü, kafa karışıklığı içinde olduğunu ifade ediyoruz. Kendisi daha önce açıkladı, herhangi bir Cumhuriyet Halk Partiliden kaynaklı olarak bu kararı almadığını da ifade etti. İddianame hazırlandıktan geçişe kadar bu yolsuzluk davalarına, asılsız iddialara karşı durup daha geçtiğin gün eline mikrofonu alıp burada somut bir yolsuzluk iddiası varmış, böyle bir intibaya ulaşmışsın gibi bir açıklama yaparsan bu da toplum vicdanında karşılık bulmayacaktır. Ama bu tür davranışlarda bulunan bir arkadaşın da toplum vicdanını, seçmen iradesini zaten yok saydığı ortadadır. Kendisine yeni hayatında başarılar diliyoruz ve gittiğinden duyduğumuz memnuniyeti kendi şahsında değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu içinde bulunduğu koşullarda, bu kadar saldırı altındayken bugün Cumhuriyet Halk Partili olmak belki de tarihin en kıymetli ve onur verici davranışlarından birisiyken bu bünyede kendisine iyi görevler de verilmişken kendisi AKP'ye geçmek gibi bir düşünceye dahi sahipse evet Cumhuriyet Halk Partisi'nden gitmelidir. Yine gidecek olan varsa hiç düşünmeden gidebilir. Bu dava bir davanın, Cumhuriyet Halk Partililiğin ve ülkenin kurucu iradesinin, ülkeyi tıpkı bir asır önce olduğu gibi bu yüzyılda da kuran, kurtaracak olan temel iradenin bir davaya dönüşmüş halidir. Biz davasına inanmış, mücadele eden, bu uğurda tutsak olmayı da her türlü menfaatten vazgeçmeyi de gerekirse bu uğurda ölmeyi de göze alan yol arkadaşlarımızla, yoldaşlarımızla birlikte bu yolda yürüyeceğiz. Genel Başkanımızın kurultayda da ifade ettiği gibi Nazım Hikmet'in bir şiiriyle: 'Düşmesin bizimle yola evinde ağlayanların duygularını ağır bir zincir gibi taşıyanlar, kendi kabuğunun içinde yaşayanlar bizimle bu yolda yürümesinler, bir an önce gitsinler.'. Biz bize yeteriz çünkü biz büyük bir halkı temsil ediyoruz, büyük bir halkla birlikte yürüyoruz ve Türkiye'nin 1. partisiyiz. Hiçbir menfaat, hiçbir vaat, hiçbir somut vaat veya menfaat bu davadan vazgeçmeyi bizler için gerekli kılmaz. Cumhuriyet Halk Partisi'nde belediyelere yönelik operasyonun ilk adımı olduğu yönündeki bir intiba bizde oluşmuş değil. Böyle bir şeye kesinlikle katılmayacağımızı ifade ederim. Bu ona delalet değildir en azından. Yine şunu da açıkça ifade etmek lazım: Bu bir dava, bir mücadeledir az önce ifade ettiğim gibi. Bu yolda tabii ki de dönenler olacak, mum gibi sönenler olacak, vurulup düşenler olacak, tutsak olanlar olacak ama bu yolun sonunda muhakkak mücadelesine sahip çıkanlar, tarihin tarihi mücadelenin doğru tarafında yer alanlar kazanacaktır. Ve bu anlamda koskoca bir Cumhuriyet Halk Partisi'nin birkaç tane istifayla, birkaç tane başka partiye geçişle sarsılacağını düşünmek de yanlıştır. Bir söğüt ağacından, bir çınar ağacından bir yaprağın düşmesi kadar bile bize, Cumhuriyet Halk Partisi'ne en ufak bir zarar da vermez, en ufak bir eksikliğe de sebep olmaz. Ve bu arkadaşlar gittiği yerlere de hiçbir yarar ve hiçbir katkı sunmaz. Çünkü bütün mücadeleler bir dava içerir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu kutlu, bu ülkeyi kurtarma iradesini içinde barındıran kurucu iradeyi yüreğinin çeperinde hisseden Kuvayımilliyecilerle olan bu yürüyüşüne adapte olmadıysa bir insan, başka bir yerde de bir yarar ve katkı sağlayacağını açıkçası düşünmüyorum. Şahsi bir neden olduğunu düşünüyorum. Kendisinin açıklamalarından ileri hareket ederek bunu düşünüyorum. 'Bir Cumhuriyet Halk Partili ya da Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde herhangi birisi benim bu kararı almama sebep olmamıştır.' diye bir tweeti var arkadaşın. Bu açıklamadan ileri gelerek bunu düşünüyorum. Artık kendisini neyin cezbettiğini, neyin böyle bir karar almaya ittiğini de sağlıklı, somut ve kamuoyunu ikna eder bir biçimde açıklamadığını görüyorum. Bence kendisine sorulması gereken bir soru. Kendisine sorulduğu zaman somut cevap verilirse karar verilecek bir konu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin davasına bir lafı da yok arkadaşın. O yüzden şahsi bir sebepten ileri geldiği yönünde bir intiba var bu hususta. Buna ilişkin duyumlarım da sadece duyumdan ibaret olduğu için Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı olarak burada ifade etmem doğru olmayacaktır ama hiçbir menfaat, hiçbir vaat, Cumhuriyet Halk Partililik gibi onurlu bir mücadeleyi bırakmaya sebep olmayacaktır. Eskişehir'de hafta sonu su kesintisi oldu büyük çapta. Ana hatlarda meydana gelen bir arızadan kaynaklandı. Bugün ESKİ Genel Müdürlüğü de teferruatlı bir açıklama yapacak. Bu anlamda bunun AK Parti tarafından böyle bir siyasi fırsata çevrilmek istenmesini açıkçası doğru bulmuyoruz. Çünkü orada 72 saat emekçi, ESKİ bünyesinde çalışan emekçilerin yoğun bir çabasını hep birlikte de izledik. Hatta o kadar büyük bir çaba ve gayretle ESKİ emekçileri yoğun bir çaba harcadılar ki emekli olan daha önceki personellerden dahi yardıma ve takviyeye gelenler olduğunu biliyoruz. Çünkü arıza böyle olağan dışı ve ana hatta meydana gelen bir arıza. Ve o gece itibarıyla arıza giderilmiş bir durumda. Ancak büyük bir hattan büyük bir bölgeye su sevki sağlanacağı için ve arızanın da o hatta meydana gelmesinden dolayı suyun pompalanması, oluşan hava boşluğunun giderilmesi gibi sebeplerle arıza giderildiği halde suyun servis edilmesinde teknik bir sebeple gecikme olduğunu ifade edebiliriz. Burada AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın tabiri caizse konuyu direkt bir siyasi malzeme haline getirmesi, yani suyun tekrar servis edilmemesi adına tabiri caizse dua ediyor oluşu, bunun bir siyasi malzeme olarak devam etmesini arzular şekilde konuya yaklaşması bir kere ESKİ emekçilerinin çabasına da saygısızlık içermektedir. Sorun giderilmiştir. Sorunun tamamen giderildiğini bugün sabah saatlerinde de sadece suyun verilmesi itibarıyla değil, arızanın meydana geldiği hattın tamamen iyileştirilmiş durumda olduğunun bilgisini de sabah saatlerinde teyit ettim. 2 günlük bir süre az bir süre değil. Her ne sebeple olursa olsun, hangi makul gerekçeye dayanırsa dayansın 2 gün mağdur olan vatandaşlarımız oldu. Onların da mağduriyetini görmezden gelmediğimizi ifade etmek isterim. Bir daha bu tür bir hadisenin, bu tür bir sıkıntının yaşanmaması adına da gerekli hassasiyetin zaten gösteriliyor olduğunu ve gösterilecek olduğunu da ifade etmek isterim."

Gazi Mustafa Kemal’in Yolu Bir Vicdan, Bir Ufuk, Bir Çağrıdır Haber

Gazi Mustafa Kemal’in Yolu Bir Vicdan, Bir Ufuk, Bir Çağrıdır

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü dolayısıyla bir tören düzenlendi. Valilik Meydanı’na düzenlenen törene İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İl ve İlçe Yöneticileri ile partililer katılım sağladı. Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından bir konuşma yapan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; "Sayın protokol, kıymetli basın emekçileri, sevgili yol arkadaşlarım, Bugün burada, Cumhuriyetimizin Kurucusu, Ulu Önderimiz, Ebedi Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü; aramızdan ayrılışının 87. yıl dönümünde, şehrimizdeki manevi huzurunda saygı, minnet ve sonsuz özlemle anmak için bir aradayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk yalnızca bir askeri deha değil, aynı zamanda aklın, bilimin ve halk egemenliğinin ışığında çağının çok ötesine geçmiş bir lider, bir devrimci ve bir aydınlanma meşalesidir. Gazi, 19 Mayıs 1919’da henüz 38 yaşında Bandırma Vapuruyla Samsun’a çıktığında, yalnızca elinde bir silah değil, yüreğinde bir milletin onuru, bir ulusun kaderini değiştirecek irade vardı. O gün Samsun’da, sömürge zincirlerini kıracak, esaret altındaki bütün milletlere umut verecek bir yürüyüş başladı. O irade, yedi düvele meydan okuyan; bağımsızlığı iliklerine kadar hisseden bir halkın iradesiydi. O irade, “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek yalnız Anadolu’yu değil, bütün mazlum milletleri ayağa kaldıran bir özgürlük manifestosuydu. Değerli dostlar, Atatürk’ün kararlılığı yalnız cephelerde değil, zihinlerde de destan yazdı. O, yenilgilerin, yoksulluğun, umutsuzluğun içinden korkusuz bir ulus yarattı. Küllerinden doğan bir halkın, iradesine sahip çıkan bir milletin destanını yazdı. Trablusgarp’ta emperyalizme karşı ilk direnişi başlattı; Çanakkale’de “burası geçilmez” dedirtti! Ama en büyüğü, savaş meydanlarından barış sofralarına, diplomasiye uzanan bir devrim yaptı. Kılıcıyla, cesaretiyle, aklı ve yüreğiyle kazandığı zaferi kalemiyle taçlandırdı. 57 yıllık kısa bir ömre bir milletin yeniden doğuşunu, bir imparatorluğun küllerinden modern bir Cumhuriyetin kuruluşunu sığdırdı. Saltanatı kaldırdı, halifeliğe son verdi, ulusal egemenliği yurttaşın iradesine teslim etti. Kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıyarak çağının en ilerici adımlarından birini attı. Eğitimi laik, bilimi rehber kıldı. Kimsenin aklından bile geçiremeyeceği harf devrimiyle düşüncenin önünü açtı. Ekonomide hakça kalkınmayı, kültürde evrensel değerlerle harmanlanmış bir milli kimliği inşa etti. O yüzden Atatürk sadece bizim ülkemizin değil, tüm insanlığın ortak değeri, özgürlük mücadelesinin evrensel sembolüdür. Ulu Önderimizin Trablusgarp’tan Anafartalar’a, Sakarya’dan Büyük Taarruz’a kadar; vatanın her karış toprağında gösterdiği cesaret bugün hâlâ yolumuzu aydınlatıyor. Bu milleti kulluktan yurttaşlığa taşıyan fikirler; Cumhuriyet’in ışığıyla hâlâ parlıyor, hâlâ yol gösteriyor. Gazi’ye minnettarız ama biliyoruz ki minnettar olmak yetmez! Ona layık olmak, onun gösterdiği hedeflere ulaşmak için her gün yeniden çalışmak gerekir. Bilimin rehberliğinde, demokratik bir biçimde, emeğin onuruyla, yurttaşlarımızdan aldığımız enerjiyle, hep birlikte dayanışmayla yürümeye devam edeceğiz! Ebedi Genel Başkanımızı aramızdan sadece bedenen ayrılışının 87. yılında saygıyla, özlemle ve minnetle anıyoruz. Sakınanlara, gocunanlara inat onun fikirleri, onun devrimleri, onun yolu bu ülkenin en güçlü harcı olmaya devam edecek. Bizler, Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözü ile; izinde yürümeye, devrimlerini yaşatmaya kanımızın son damlasına kadar devam edeceğiz! Çünkü biz biliyoruz ki, Gazi Mustafa Kemal’in yolu sadece bir tarih değil; bir vicdan, bir ufuk, bir çağrıdır. O çağrıya yanıtımız nettir: Cumhuriyet bizim onurumuzdur! Ve biz onurumuza canımız pahasına sahip çıkacağız! Ruhun şad olsun Büyük Atatürk!"

CHP Eskişehir İl Yönetimi Görev Dağılımını Yaptı Haber

CHP Eskişehir İl Yönetimi Görev Dağılımını Yaptı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Yönetimi ilk Yönetim Kurulu toplantısını yaparak görev dağılımını gerçekleştirildi. CHP Eskişehir İl Yönetiminden yapılan açıklamada görev dağılımı şu şekilde gerçekleştirildi; Talat Yalaz - İl Başkanı Caner Çelik - İl Sekreteri Server Kılınç - İl Saymanı Halil Sarıgöz - İl Bilişim Sorumlusu, Basın, Yayın ve Sosyal Medya Saliha Tolunay Hırçın - İl Eğitim Sekreteri Naci Kurt - İl Başkan Yardımcısı, Kırsal İlçeler İle İlişkiler Şaban Erdoğan - İl Başkan Yardımcısı, Kırsal İlçeler İle İlişkiler Gülümser Çukur - İl Başkan Yardımcısı, Yerel Yönetimler ve İstihdam Politikaları Anıl Yüksel - İl Başkan Yardımcısı, Seçim İşleri Yusuf Geren - İl Başkan Yardımcısı, Seçim İşleri Atalay Uçar - İl Başkan Yardımcısı, Hukuk İşleri Yusuf Özcan - İl Başkan Yardımcısı, Hukuk İşleri - İnsan Hakları Selma Sertsarı - İl Başkan Yardımcısı, Aile ve Sosyal Politikalar Bayram Yumrukaya - İl Başkan Yardımcısı, STÖ, Sendikalar ve Emek Büroları Ahmet Kuru - İl Başkan Yardımcısı, STÖ, Sendikalar ve Emek Büroları Çiğdem Ertoğlu - İl Başkan Yardımcısı, Halkla İlişkiler Berhan İnan - İl Başkan Yardımcısı, Ekonomi ve Sosyal Politikalar Vedat Bekir Kahya - İl Başkan Yardımcısı, Gençlik, Spor ve Sağlık Politikaları Hafize Orak - İl Başkan Yardımcısı, Bilim, Yönetim ve Kültür Platformu Nilüfer Keskin - İl Başkan Yardımcısı, Doğa ve Çevre Hakları Sedat Mut - İl Başkan Yardımcısı, Tarım ve Sanayi Politikaları

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.