SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp Eskişehir

Porsuk Haber Ajansı - Chp Eskişehir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp Eskişehir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir'in Ulaşım Filosu Güçleniyor Haber

Eskişehir'in Ulaşım Filosu Güçleniyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, kendi öz kaynaklarıyla kent içi ulaşımı daha güvenli, konforlu ve çevreci hale getirmek amacıyla filosuna 25 yeni otobüs daha kattı. Otobüslerin Eskişehirlilere hayırlı uğurlu olmasını dileyen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “2026 Eskişehir yılında hep beraber Eskişehir için çalışıp çıtayı yükseltmeye devam edeceğiz. Bu şehri birlikte var ettik, birlikte daha da güzel yapacağız.” dedi. Temin edilen 25 yeni otobüs için Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde teslim töreni düzenlendi. Törene Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin yanı sıra CHP İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Anadolu Isuzu Otobüs Satış Müdürü Murat Küçük, ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri, belediye bürokratları, belediye personeli, şoförler ve vatandaşlar katıldı. Törende konuşan Anadolu Isuzu Otobüs Satış Müdürü Murat Küçük, “Isuzu olarak burada teslimatını gerçekleştirdiğimiz 25 adet otomatik şanzımanlı Isuzu Novociti Life otobüslerimiz Eskişehir'in ulaşım altyapısını daha da güçlendirecek, Eskişehir halkına daha güvenli, konforlu ve kaliteli seyahat etme imkânı sağlayacaktır. Engelli erişimine uygun, alçak tabanlı, en son yürürlüğe giren GSR regülasyonlarını kapsayan, aynı zamanda Türkiye'de resmi olarak ilk kez uygulanan 112 acil servis entegrasyonlu, kapalı devre kamera sistemli Novociti Life otobüslerimiz Eskişehir halkına konforu ve güveni sunacaktır. Isuzu olarak biz bundan sonraki tüm yatırımlarınıza da talip olmaya devam edeceğimizi belirterek Eskişehir Büyükşehir Belediyesine ve kıymetli Eskişehir halkına otobüslerimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.” dedi. “Eskişehir şehir olarak erişilebilir ulaşım ağına sahip nadir şehirlerden biri.” diyen CHP Eskişehir Jale Nur Süllü, “Yıllar önce başlayan Ulaşım Master Planı ile hazırlanan çevreci, ekonomik ve sürdürülebilir ulaşım atağı, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce'nin yeni gerçekleştirdiği ataklarla devam ediyor. Ben bu sürece katkı veren herkese gönülden teşekkür ediyorum.” diye konuştu. CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz da şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada önemli bir hizmeti Eskişehir halkıyla buluşturmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi laf değil, hizmet üretiyor; proje onayı değil, bizzat projeleri hayata geçiriyor. Eskişehir'in gece gündüz demeden, kar kış demeden halkına hizmet için canla başla çalışan bir belediye başkanı var. Bugün de Ayşe Başkanımız 25 yeni halk otobüsünü Eskişehir halkıyla buluşturuyor. Bu duygu ve düşüncelerle, bu hizmette emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bu tür hizmetlerin devam edecek olmasından duyduğum mutluluğu dile getirerek hepinizi bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum.” Başkan Ayşe Ünlüce, Eskişehir ulaşımı açısından önemli bir adım attıklarını vurgulayarak, yeni otobüslerle birlikte belediyenin araç filosunun 340’a ulaştığını belirtti. Eskişehir’in en iyi hizmeti hak ettiğini ifade eden Başkan Ayşe Ünlüce, “Yeni otobüslerimiz; taşıma kapasiteleri, içlerindeki takip sistemleri ve yapay zekânın son teknolojilerinin de uygulanmasıyla birlikte Eskişehir’e gerçekten yakışır bir toplu taşıma ağı oluşturmamızı sağlayacak. Bu yatırım programımız 2025 yılında başlamıştı. Bu dönemde yine Eskişehir'de yeni metrobüslerimizle tanışacağız. Hepinizin bildiği üzere biz Eskişehir Teknik Üniversite hattına tramvay götürmeyi planlıyorduk. Ancak daha önce bu konuyla ilgili görüşmüştük. Hava yolu nedeniyle oradaki birtakım sıkıntılar yaşadık ve orayı metrobüsle çözmeye karar verdik. Metrobüslerimiz tramvay taşıma kapasitesine sahip olacak. O nedenle sevgili gençlerimize, öğrencilerimize herhangi bir sıkıntı yaşatmayacağız.” ifadelerini kullandı. Diğer yandan Başkan Ünlüce, “Biliyorsunuz 15 tramvay ve 15 elektrikli otobüs alımı Cumhurbaşkanlığı yatırım programına alındı. Bu da yaklaşık itfaiye araçlarıyla beraber 4 milyara yakın bir yatırım gerektiriyor. Bununla ilgili kredi arayışlarımıza başladık. Geçmiş yıllarda 10 milyon Euro'luk yine bir yatırım programına onay verilmişti. O dönemde elektrikli otobüs almak için yaklaşık 5 yıl süren bir süreci vardı. Ne yazık ki o dönemde izinler çıkmamıştı. Şimdi bu gelen yatırım programına alınmasıyla beraber biz de kredi arayışımıza başladık. Bu sene içinde umuyoruz ki krediyi bulmamızla beraber bu programı da hayata geçirmiş olacağız ve Eskişehir ilk defa elektrikli otobüsle de tanışmış olacak.” diye konuştu. Toplu taşımanın önemine değinen Ünlüce, “Biz her zaman şunu söylüyoruz; toplu taşımayı ne kadar konforlu hale getirirsek bireysel araç kullanımını o kadar azaltırız. Eskişehir'de trafik çözümlemelerinde önceliğimiz bu. 2026 Eskişehir yılında hep beraber Eskişehir için çalışıp çıtayı yükseltmeye devam edeceğiz. Bu şehri birlikte var ettik, birlikte daha da güzel yapacağız.” dedi. Konuşmasının sonunda emeği geçen tüm belediye çalışanlarına teşekkür eden Başkan Ünlüce, şoförlere kazasız sürüşler dileyerek yeni otobüslerin Eskişehir’e hayırlı olmasını temenni etti. Anadolu Isuzu Otobüs Satış Müdürü Murat Küçük, Başkan Ayşe Ünlüce’ye temsili anahtar teslim etti. Daha sonra protokol üyeleriyle birlikte otobüsleri inceleyen Başkan Ünlüce, direksiyon başına geçti.

Kadınlar Ölüyor, İktidar Seyrediyor Haber

Kadınlar Ölüyor, İktidar Seyrediyor

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından son günlerde yaşanan kadına yönelik şiddet olayları ve kadın cinayetleri ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, CHP Eskişehir İl Kadın Kolları, 29 Ekim Cumhuriyet Kadınları Derneği ve ESKİ Barosu Kadın Hakları Komisyonu tarafından kadın cinayetleri ile ilgili olarak ortak bir basın açıklaması yapıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına açıklamayı yapan Esra Doğan şu ifadelere yer verdi; "Sevgili Kadınlar, hoş geldiniz! Bugün bir kez daha erkek şiddetine “Dur!” demek için buradayız. Fakat sadece yas tutmak için değil; hesap sormak için bir aradayız! Son bir haftadır kadına yönelik şiddetin en vahşi, en çıplak ve inkâr edilemez halleriyle karşı karşıyayız. Kadınlar ölmeye, ağır işkencelere maruz kalmaya devam ediyor. Üstelik tüm bu cinayetler ve ağır şiddet vakaları önlenebilir olmasına rağmen, göz göre göre gerçekleşiyor. Kadınlar ölüyor, iktidar seyrediyor. Geçtiğimiz hafta Gözde Akbaba, İzmir’de, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eski erkek arkadaşı tarafından, evinin önünde vurularak hayattan koparıldı. Üç gün süren yaşam mücadelesinin ardından kurtarılamadı. Uzaklaştırma kararı kâğıt üzerinde kaldı; Gözde henüz 26’sındaydı. Ondan uzak tutulması gereken katil, evinin önünde bekliyordu. Ölüm anı güvenlik kameralarına yansıdı ve iktidarın rolünü bir kez daha görünür kıldı. Devletin korumadığını, korumak istemediğini açıkça gördük. Gaziantep’te Sibel Külah, boşanma aşamasında olduğu Âdem Külah tarafından ağır bir şiddete maruz bırakıldı. İki çocuğunun babası olan erkek, Sibel’i koli bandıyla bağlayıp başından aşağı kezzap boşalttı. Şiddet planlıydı; fail Sibel’in evine bunu yapmak için geldi. Bu şiddet sonucunda kafa derisinin tamamen yandığını ve görme yetisini kaybettiğini öğrendik. Sibel hala yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. İşte “ailenin korunması” dedikleri şey, kadınların hayatında tam olarak böyle cereyan ediyor. Ve cumartesi akşamı… İstanbul’un göbeğinde, Şişli’de… Başı ve uzuvları gövdesinden ayrılmış bir kadın bedeni çöp konteynerinde bulundu. Polisler çevredeki konteynerlerde kayıp uzuvları aradı! Öldürülen kadının Özbekistanlı Durdona Hakimov olduğu, erkek arkadaşı tarafından vahşice katledildiği ortaya çıktı. Tıpkı Münevver Karabulut gibi! Aradan tam 17 yıl geçti… Fakat yöntem de fail de değişmedi. Buradan iktidara soruyoruz: Sokaklarımız, işyerlerimiz ve hatta evlerimiz neden biz kadınlar için güvenli değil? Yaşadığımız bu güvensizliğin sorumlusu kim? Bu üç vaka tesadüf değil, münferit değil. Üstelik geçtiğimiz hafta hayattan koparılan kadınlar Gözde, Sibel ve Durdona ile sınırlı değil! Erkek şiddetine her gün farklı kurbanlar veriyoruz. Çünkü iktidar, bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarken erkek şiddetine açık bir mesaj verdi. Bugün, 6284’ün etkin uygulanmamasının yarattığı cezasızlık politikalarının sonuçlarını yaşıyoruz ve açıkça haykırıyoruz: Bu cinayetler önlenebilirdi. Bu şiddet durdurulabilirdi. Kadınların yaşam hakkı, siyasi tercihlerinize feda edildi!"

Kuvayı Milliye Ruhunu Ortadan Kaldırmaya Hiç Kimsenin Gücü Yetmez! Haber

Kuvayı Milliye Ruhunu Ortadan Kaldırmaya Hiç Kimsenin Gücü Yetmez!

Odunpazarı Belediyesi, 24 Ocak 1993'te Ankara'daki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın infilak etmesiyle hayatını kaybeden gazeteci ve yazar Uğur Mumcu’yu unutmadı. 33 yıl önce katledilen Uğur Mumcu için bombalı suikasta uğradığı “06 YR 245” plakalı aracının bulunduğu Uğur Mumcu Parkı’nda anma töreni düzenlendi. Anma töreninde konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 2015 yılından bu yana anmaların Uğur Mumcu Parkı’nda yapıldığını hatırlattı. Cinayetin arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılamadığına dikkat çeken Başkan Kurt, “Uğur Mumcu'nun katillerinden, Uğur Mumcu'yu cinayetle karşı karşıya bırakan düzenden henüz bir hesap soramadık. O günler yakındır, bunun hesabı sorulacaktır” dedi. Anma törenine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Mumcu’nun mesai arkadaşı gazeteci-yazar Işık Kansu ile çok sayıda gazeteci ve vatandaş katıldı. Törende Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğünden Hüseyin Yılmaz, Tayfun Duman müzik dinletisi, Odunpazarı Belediye Tiyatrosu’ndan Ferhat Karataş ve Abdullah Çiftçi ise şiir dinletisi gerçekleştirdi. Emekli Albay Dr. Murat Durukan ve Öğretmen Barış Baran Gelir de anmaya katılanlar için müzik dinletisi düzenledi. Anma töreninde, törene katılanlar Uğur Mumcu’nun saldırıya uğradığı “06 YR 245” plakalı aracının sergilendiği kaideye kırmızı karanfil bırakarak, barış güvercini uçurdu. “24 OCAK ARTIK SADECE MATEM GÜNÜ OLMAMALI” Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, anma töreninde yaptığı konuşmada, 24 Ocak’ın artık sadece bir yas günü olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. Konuşmasında adalet, hukuk ve demokrasi çağrısı yapan Başkan Kurt, “Bugün 24 Ocak. 33 yıldır bu günü bir matem günü, bir yas günü olarak anıyoruz” dedi. 2015 yılından bu yana anmaların Uğur Mumcu Parkı’nda yapıldığını hatırlatan Başkan Kurt, “2015 yılından bu yana da bu parkta Uğur Mumcu'nun patlayan otomobilinin önünde minnetle anıyoruz, saygıyla anıyoruz” ifadelerini kullandı. Cinayetin arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılamadığına dikkat çeken Başkan Kurt, “Ama Uğur Mumcu'nun katillerinden, Uğur Mumcu'yu cinayetle karşı karşıya bırakan düzenden henüz bir hesap soramadık. O günler yakındır, bunun hesabı sorulacaktır” diye konuştu. LAİKLİK VE DEMOKRASİ VURGUSU! Mumcu cinayetinin hesabının sorulamamasının yeni cinayetlerin önünü açtığını dile getiren Başkan Kurt, “Uğur Mumcu'nun cinayetinin hesabı sorulamadığı için, Gaffar Okkan'ın cinayetine de engel olunamadı” dedi. Sorunun bireylerden çok sistemle ilgili olduğunu belirten Başkan Kurt, “Demek ki terörün kendisi dışında herkes düşmanı. O zaman sorun terörü bitirmekte, terörün sonuna kadar ortadan kaldırılması için bir hukuk düzeninin kurulmasında” şeklinde konuştu. Laiklik ve demokrasi vurgusu da yapan Başkan Kurt, “Eğer bunu kuramazsak, eğer bunu çözemezsek Uğur Mumcu gibi demokrat olanlar, Uğur Mumcu gibi laikliği savunanlar, Uğur Mumcu gibi cumhuriyeti savunanlar her zaman tehlikededir” dedi. Konuşmasının devamında küresel güçlere de atıfta bulunan Başkan Kurt, “Çünkü Amerika, işte Mossad, birtakım düzenekleri kuruyor ve dünyayı kendi istemi doğrultusunda yönetmeye çalışıyor. Esas görmemiz gereken bataklık orasıdır” diye konuştu. “2026 yılında da Amerika katil” diyen Başkan Kurt, “Bu hesabı soramayan dünya teslim olmak durumundadır. Buna itiraz ediyoruz. Buna hayır diyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de direniş ruhunun yok edilemeyeceğini vurgulayan Başkan Kurt, “Türkiye'de buna direnecek Kuvayı Milliye ruhunu ortadan kaldırmaya hiç kimsenin gücü yetmez” dedi. “BİZ 24 OCAK'IN HESABINI SORACAĞIZ” Konuşmasında birlik çağrısı yapan Başkan Kurt, “Laikler burada, cumhuriyetçiler burada, demokratlar burada, halkçılar burada, devrimciler burada. Biz birlikte olduğumuz sürece bu işin sonunu doğru noktaya getireceğiz” ifadelerini kullandı. 24 Ocak’ın matem günü olmaktan çıkması gerektiğini söyleyen Başkan Kurt, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Ben 24 Ocakları artık matem günü olsun istemeyenlerdenim. Biz 24 Ocak'ın hesabını soracağız ama yeni yeni düzenekleri biz kuracağız. Halktan yana, ezilenlerden yana, sömürülenlerden yana bir düzenin kurulması yakındır. Çünkü bugünkü düzen artık tükendi. Bugün bu düzenden memnun olan hiç kimse yok. Çok net söylüyorum; yakın çevredeki yandaşların dışında ne işçiler memnun, ne köylüler memnun, ne esnaf memnun, ne ticaretçiler memnun, ne sanayiciler memnun. O halde bu düzenin değişmesi gerekiyor. Biz iddialıyız, umutluyuz, halkımıza güveniyoruz. Bu düzeni değiştireceğiz ve bu düzendeki sorulmayan hesapları ilgililerinden soracağız. Bu noktada bugün bu yüreklilikle, bu azimle, bu kararlılıkla buraya gelen bütün herkese teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.” “UĞUR MUMCU CİNAYETİ FAİLİ MEÇHUL DEĞİLDİR” Anma töreninde konuşan bir diğer isim, Uğur Mumcu’nun mesai arkadaşı gazeteci-yazar Işık Kansu oldu. Kansu, konuşmasında Uğur Mumcu suikastına ilişkin kamuoyundaki “faili meçhul” algısına dikkat çekerek, cinayetin arka planını ayrıntılarıyla anlattı. Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” sözünü hatırlatarak konuşmasına başlayan Kansu, “Bu arabanın önündeyken Uğur ağabeyi öldürenlerle ilgili biraz bilgi vermek istiyorum” dedi. Toplumda yaygın olan kanaatin aksine, cinayetin aydınlatıldığını vurgulayan Kansu, “Toplumda bu cinayetin ‘faili meçhul’ olduğu yönünde bir algı vardır. Ancak bu doğru değildir; Uğur Mumcu cinayeti faili meçhul değildir” dedi. Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’ya yönelik saldırıların aynı yapı tarafından gerçekleştirildiğini belirten Kansu, “Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’ya yönelik dörtlü suikastı gerçekleştiren sanıklar, yani katiller bulunmuştur ve bugün çoğu cezaevindedir. Bu cinayetleri gerçekleştiren yapı, İran’da Humeyni devrimini ihraç etmek üzere görevlendirilmiş, İran’da yetiştirilmiş Kudüs Ordusu adlı bir çetedir; bir katil örgüttür. Uzun süre boyunca bu olaylar, ne yazık ki Türkiye’de devletin istihbarat mekanizmaları tarafından yeterince üzerine gidilmeden ortada bırakılmıştır. Sayın Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde, dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’a bu konuda görev verilmiştir. Saadettin Tantan bugün rahatsızlığı nedeniyle evindedir; kendisine minnet duyuyorum. Bu katillerin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynamıştır. Hatırlayacağınız üzere, 1990’lı yılların sonlarında Hizbullah örgütüne yönelik “ceset evler” operasyonları yapılmıştır. Saadettin Tantan döneminde Beykoz’da bir eve operasyon düzenlenmiş ve Hizbullah’ın lideri orada öldürülmüştür. Örgüt, evdeki bilgisayarları yakmıştır; ancak Türk Emniyeti bu bilgisayarların hafızasından örgütün şemasını çıkarmayı başarmış ve bu çalışmalar sonucunda Kudüs Ordusu yapılanmasına ulaşılmıştır. Ankara’nın Sincan ilçesinde yapılan kazılarda, Muammer hocamızı arkadan kalleşçe vuran tabanca bulunmuştur. Uğur ağabeyi, Ahmet Taner Kışlalı’yı ve Bahriye Üçok’u aramızdan alan C-4 patlayıcıların fünyeleri ve benzeri materyaller de ele geçirilmiştir. Sonuç olarak bu Kudüs Ordusu yapılanması yakalanmıştır” dedi. “RABITA BAĞLANTILARI MUMCU’NUN YAZILARINDA AÇIK” Konuşmasında Mumcu’nun öldürüldüğü otomobilin sembolik önemine de değinen Kansu, örgütün daha önce diplomatlara yönelik bombalı saldırılar gerçekleştirdiğini hatırlattı. “Son eylemlerinde hedef ölmediği için Uğur ağabeyin arabasına yerleştirilen C-4’ün miktarını artırdılar” diyen Kansu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bu nedenle aracın üst kısmı yok olmuştur ve Uğur ağabeyin bedeni çeşitli yerlere savrulmuştur. Bu, son derece vahşi ve canice bir olaydır. Uğur Mumcu’nun Rabıta kitabını okursanız, oradaki tüm bağlantıları açıkça görebilirsiniz. Rabıta, Suudi Arabistan ve Amerika bağlantılı bir örgüttür ve dünyada Müslüman ülkelerin şeriatla yönetilmesini savunur. Uğur Mumcu bu örgütle bağlantılı vakıfları ve isimleri tek tek sıralamıştır. Bunlar arasında Ensar Vakfı ve Bereket Vakfı da vardır. Bu vakıfların yöneticilerinden bazıları, AKP döneminde Maliye Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuştur. Uğur Mumcu, Ömer Dinçer’i de yazmıştır. Ömer Dinçer daha sonra Milli Eğitim Bakanı ve Çalışma Bakanı olmuştur. Milli Türk Talebe Birliği’nin Rabıta ile bağlantısı vardır. Bu birliğin 1970’li yıllarda yöneticiliğini yapan Recep Tayyip Erdoğan bugün Cumhurbaşkanıdır. Yine bu yapının yöneticilerinden İsmail Kahraman Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olmuştur; Abdullah Gül ise Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuştur.” “KUVAYI MİLLİYE RUHU HÂLÂ AYAKTA” Konuşmasının sonunda Mumcu’nun neden hedef alındığını özetleyen Kansu, “Uğur Mumcu sadece bir gazeteci değildi; önemli bir yurtseverdi ve her şeyden önemlisi bir Kuvayı Milliyeciydi” dedi. Yaklaşık çeyrek asırdır süren karşı devrimci dalgaya rağmen mücadelenin sürdüğünü vurgulayan Kansu, “İçimizdeki Kuvayı Milliye ruhunu ve Atatürk sevgisini bu halkın yüreğinden söküp atamadılar” ifadelerini kullandı. Kansu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Mücadeleye devam edeceğiz. Bu mücadeleyi demokrasiyle çözeceğiz, yenilmeyeceğiz. Atatürk’ün yolunda yürümeyi sürdüreceğiz. Hiç kimse enseyi karartmasın.” “UĞUR MUMCU GERÇEĞİN BEDELİNİ CANIYLA ÖDEMİŞTİR” Anma töreninde konuşan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Uğur Mumcu’nun yalnızca bir gazeteci değil, Türkiye’nin vicdanını ve aydınlanma mücadelesini temsil eden bir aydın olduğunu vurguladı. “Bugün burada yalnızca aramızdan ayrılmış bir gazeteciyi anmak için değil; bu ülkede bir vicdanı, bir aklı, bir mücadeleyi ve kararlı bir direnişi temsil eden yiğit ve onurlu bir duruşu anmak için toplandık. Bugün burada Uğur Mumcu’yu anıyoruz” diyen Yalaz, Uğur Mumcu’nun gerçeğin bedelini canıyla ödemiş bir aydın olduğunu söyledi. Yalaz konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Uğur Mumcu, kalemini iktidara kiralamayan, hakikat için mücadele eden, bir an olsun vazgeçmeyen ve ‘Ben susarsam kim konuşacak?’ diyen yiğit bir yurtseverdir. Bugün hâlâ sorduğumuz sorular, onun yıllar önce sorduğu sorulardır. “Faili meçhul cinayetler neden aydınlatılmıyor?” diye soruyoruz; bu, onun sorusudur. “Bu ülkenin karanlık ilişkileri ve karanlık bağlantıları neden bir türlü ortaya çıkarılamıyor?” diyoruz; bu da onun sorusudur. “Hukuk ve yargı neden zalimin, iktidarın ve güçlünün sopası hâline getiriliyor?” diye soruyoruz; bunlar da Uğur Mumcu’nun sorularıdır. Biliyoruz ki onun sorularını sormaya devam ettiğimiz sürece Uğur Mumcu yaşayacaktır. Çünkü onun kalemi gömülmemiştir. O öldürüldükten sonra kalemi, binlerce yiğit ve gözü pek gazetecinin, hukukçunun elinde çoğalmaya devam etmiştir. O kalemler çoğaldıkça, o duruşlar sürdükçe ve bizler onun sorularını sormayı bırakmadıkça, Uğur Mumcu mücadelemizde yaşamayı sürdürecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” diyen o yiğit insana, o yiğit mücadele adamına ve o yiğit devrimciye sonsuz saygı, minnet ve şükranlarımızı sunuyorum.” Anma töreninde CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan da konuşma yapan diğer isimler oldu.

Ormanlarımız Yanıyor, Devlet Aklı da Tükeniyor! Haber

Ormanlarımız Yanıyor, Devlet Aklı da Tükeniyor!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, her yıl tekrar eden orman yangınlarının yalnızca bir doğa olayı değil, yönetim krizi ve kamu kaynaklarının israfının sonucu olduğunu belirterek Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu. Arslan, yangınlara havadan müdahalede yaşanan zaafiyetler, Türk Hava Kurumu gibi köklü kurumların dışlanması, yüksek maliyetli kiralama modelleri ve hazırlıksız yönetim anlayışının bu yıkımı büyüttüğünü vurguladı. “Her yaz geliyorum diyen felakete hâlâ hazırlıksızsınız.” Milletvekili Arslan, yangın sezonu başlamadan yeterli hazırlığın yapılmadığını ve bilime dayanmayan, günü kurtaran politikalarla hareket edildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Yangınlar yalnızca ağaçları değil, yaşam alanlarımızı, geleceğimizi, ekosistemi yok ediyor. Liyakatsiz ve koordinasyonsuz yönetim anlayışı yüzünden ülkemiz her yaz aynı kabusu yaşıyor.” “Türk Hava Kurumu neden dışlandı?” Arslan, Türk Hava Kurumu’na ait uçakların yıllarca hangarda bekletilmesini, buna karşılık milyonlarca liralık kiralama ihaleleri yapılmasını eleştirdi: “Bir yanda yıllarca bakımı yapılmamış THK uçakları, diğer yanda yüksek maliyetli kiralama modelleri var. Bu tercihin gerekçesi nedir?” “Kamu kaynakları hangi firmalara aktarılıyor?” Yangın söndürme araçlarının kiralanması sürecinde şeffaflık eksikliği olduğuna dikkat çeken Arslan, şu soruyu yöneltti: “THK uçaklarının bakım maliyeti mi, yoksa kiralama modeli mi daha ekonomiktir? Kamu kaynakları hangi firmalara, hangi koşullarda aktarılmaktadır?” Bakan Yumaklı’ya yöneltilen sorular: Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’dan yazılı yanıt istediği sorular şunlardır: 1. 2025 yılında çıkan orman yangınlarının sayısı, yanan alan miktarı ve illere göre dağılımı nedir? 2. Yangın söndürmede kullanılan uçak ve helikopter sayısı kaçtır? Kaçı kamuya ait, kaçı kiralıktır? 3. 2025 yılı itibarıyla aktif durumda olan yangın söndürme filosu hangi kapasitededir? Bu kapasite yeterli midir? 4. Türk Hava Kurumu’na ait CL-215 uçaklarının kaçı aktif hale getirilmiştir? Neden uzun süre bakımları yapılmamış ve kullanılmamıştır? 5. THK uçaklarının bakım maliyeti ile kiralama maliyetleri kıyaslandığında hangisi daha ekonomiktir? Kiralama ihaleleri hangi firmalara verilmiştir? 6. Türk Hava Kurumu neden hâlâ kayyum yönetimindedir? Genel kurul neden yapılmamaktadır? Anayasa Mahkemesi kararına rağmen kayyum yönetimi niçin sürmektedir? 7. Yangın sezonu öncesi hangi hazırlıklar yapılmış, erken uyarı sistemleri, İHA’lar ve gözetleme kuleleri ne zaman devreye alınmıştır? 8. Son 5 yılda Sayıştay veya bakanlık denetimlerinde tespit edilen eksiklikler, ihmaller veya kamu zararı var mıdır? Bu raporlar kamuoyuyla paylaşılacak mıdır? 9. Yanan alanlarda kalıcı ekosistem ve yaban hayatı restorasyonu için hangi adımlar atılmıştır? Arslan açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ormanlarımız yanarken, aynı zamanda devlet aklı da tükeniyor. İklim krizinin etkileri ortadayken hâlâ günü kurtarmaya çalışan politikalarla hareket edilmesi kabul edilemez. Bu soruların yanıtlanması, kamuoyunun gerçekleri öğrenmesi ve ekosistemimizin korunması için zorunludur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.