SON DAKİKA
Hava Durumu

#Can Güvenliği

Porsuk Haber Ajansı - Can Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Can Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Partili Arslan: "Neden Eğitim Dönemi Başlamadan Gereği Yapılmadı?" Haber

YENİ Partili Arslan: "Neden Eğitim Dönemi Başlamadan Gereği Yapılmadı?"

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın eğitim yapılarının deprem güvenliğine ilişkin aynı içerikteki soru önergelerine Millî Eğitim Bakanlığından farklı kapsamda yanıtlar geldi. Bakanlık, 2026’da incelenen 14 eğitim yapısının 9’u hakkında yıkım, 5’i hakkında güçlendirme kararı verildiğini açıkladı. Ancak yapıların isimleri ile rapor ve karar tarihlerini açıklamadı. Arslan, “Riskler ne zaman tespit edildi? Neden eğitim dönemi başlamadan gereği yapılmadı? Başka kaç okul var?” diye sordu. Eskişehir’de eğitim yapılarının deprem güvenliğini şubat ayında TBMM gündemine taşıyan Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Millî Eğitim Bakanlığının aynı içerikteki soru önergelerine verdiği yanıtlar ile son dönemde yaşanan okul tahliye ve taşınmalarına dikkat çekti. Arslan, Bakanlığa hangi eğitim yapılarında deprem performans analizi yapıldığını, analiz tarihlerini, riskli bulunan binaları, yıkım ve güçlendirme kararlarını ve risk tespiti ile tahliye arasında geçen süreyi sordu. Önergesinin süresi içerisinde yanıtlanmaması üzerine aynı içerikteki soruları yeniden yöneltti. AYNI SORULARA NEDEN FARKLI KAPSAMDA CEVAPLAR VERİLDİ? Bakanlığın ilk cevabında Eskişehir’de “depreme dayanıksız olduğu yönünde teknik rapor bulunduğu halde hizmet vermeye devam eden okul, pansiyon ve öğretmenevi binası bulunmadığı” bildirildi. Aynı cevapta RİSKAL Projesi kapsamında daha önce incelemesi yapılmayan binaların incelenmeye devam edildiği belirtildi. Sonraki cevapta ise 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin yeni veriler açıklandı. Bakanlık, 2025 yılında 12, 2026 yılında 14 eğitim yapısında deprem performans analizi gerçekleştirildiğini; 2025’te 12 okul için yıkım, 2026’da incelenen 14 eğitim yapısının 9’u için yıkım, 5’i için güçlendirme kararı verildiğini bildirdi. Ancak bu 14 yapının isimleri ile rapor ve karar tarihleri açıklanmadı. Arslan, “Bakanlığın hangi cevabı Eskişehir’deki güncel tabloyu yansıtıyor? İlk cevap verildiğinde bu 14 yapının kaçının raporu tamamlanmış, kaçının yıkım veya güçlendirme kararı alınmıştı? Bu bilgiler Bakanlığın elindeyse neden açıklanmadı; değilse raporlar ve kararlar hangi tarihlerde ortaya çıktı?” diye sordu. NEDEN EĞİTİM DÖNEMİ BAŞLAMADAN PLANLANMADI? Riskli olduğu belirlenen bir eğitim yapısının derhal boşaltılması gerektiğini vurgulayan Arslan, asıl tartışılması gerekenin riskin ne zaman tespit edildiği ve sonrasında ne kadar sürede harekete geçildiği olduğunu belirtti: “Risk daha önce tespit edilmişse neden beklendi? Henüz tespit edilmemişse incelemeler neden zamanında tamamlanmadı? Yıkım, güçlendirme ve taşınma kararları neden eğitim dönemi başlamadan sonuçlandırılmadı? Öğrencilerin gideceği okullar, ulaşım ve servis ihtiyacı, derslikler, öğretmenler; meslek liselerinde atölye ve laboratuvarlar neden önceden planlanmadı?” Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Battalgazi Ortaokulunda yaşanan süreçlerin bu soruları daha da önemli hale getirdiğini belirten Arslan, özellikle Gazi MTAL’in taşınmasına dikkat çekti. “Bir meslek lisesini taşımak, tabelasını başka bir binaya asmak değildir. Atölyesi, laboratuvarı, makine ve teçhizatı vardır. Öğrencinin ulaşımı, servis ihtiyacı, öğretmenin çalışma düzeni ve ailelerin bütçesi vardır.” Gazi MTAL’in taşınması için önce başka bir okul üzerinde hazırlık yapıldığı, daha sonra planın değiştirildiği yönündeki bilgilerin de açıklığa kavuşturulmasını isteyen Arslan, “İlk plan kapsamında herhangi bir fiziki düzenleme veya harcama yapıldı mı? Yapıldıysa neden vazgeçildi ve ne kadar kamu kaynağı kullanıldı?” diye sordu. “ASIL SORU: BAŞKA KAÇ OKUL VAR?” 2026 boyunca Eskişehir’de farklı eğitim yapıları hakkında tahliye, yıkım, güçlendirme ve taşıma kararlarının gündeme geldiğini belirten Arslan, meselenin yalnızca kamuoyuna yansıyan birkaç okulla sınırlı olmadığını söyledi. Arslan, Bakanlığın deprem tahkiklerinin sürdüğünü bildirdiğini hatırlatarak şu soruları yöneltti: “Bakanlığın sözünü ettiği 14 eğitim yapısı hangileridir? Hangileri boşaltıldı, hangileri yıkıldı, hangilerinde güçlendirme başladı, hangileri bekliyor? Halen incelemesi devam eden veya henüz incelemesi yapılmamış kaç eğitim yapısı var? Yıkılması, güçlendirilmesi ya da tahliye edilmesi gündeme gelebilecek başka kaç okul var?” Arslan açıklamasını şöyle tamamladı: “Şubat ayında sorduk, yanıt gelmeyince yeniden sorduk. Bakanlıktan farklı kapsamda cevaplar geldi. Aradan geçen sürede yeni tahliye ve taşıma kararlarıyla karşılaştık. Ama hâlâ en temel bilgileri bilmiyoruz: Hangi okul? Hangi rapor? Hangi tarih? Hangi karar? Millî Eğitim Bakanlığından ve Eskişehir Valiliğinden genel ifadeler ve toplu rakamlar değil; okul okul, rapor rapor, tarih tarih güncel tabloyu açıklamalarını istiyoruz. Risk ortaya çıktıktan sonra harekete geçmek yetmez. Esas olan riski zamanında tespit etmek, tedbiri zamanında almak ve eğitimi aksatmayacak planlamayı önceden yapmaktır. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin can güvenliği, eğitim hakkı ve milletin kaynakları son dakika kararlarına bırakılamaz.”

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Fon Vurgunu Aydınlatılmalı Haber

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Fon Vurgunu Aydınlatılmalı

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında şehir ve ülke gündemlerini değerlendirdi.Okullardaki güvenlik uygulamalarından son dönemde tartışılan fon vurgununa, emekli polislerin trajik eylemlerinden terör politikalarına kadar birçok başlıkta sert eleştiriler yönelten Demir, "Artık silkinip kendimize gelmek zorundayız" çağrısında bulundu. ​Zafer Partisi Eskişehir İl teşkilatında gerçekleştirilen basın toplantısında ülke gündemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunan İl Başkanı Hasan Demir, artan toplumsal ve ekonomik sorunlara dikkat çekti. ​"Milli Eğitim'de Güvenlik Zafiyeti: Şiddete 'Gel Gel' Deniliyor" ​Eğitim-öğretim yılının üçüncü haftasına girilirken okullardaki güvenlik tedbirlerinin zayıflatıldığını savunan Hasan Demir, Milli Eğitim Bakanlığı'nın politikalarını şu sözlerle eleştirdi: ​"Geçen sene okul içi şiddeti önlemek adına birtakım önlemler alınmaya çalışılmıştı. Bu senenin başında ise ne hikmetse tam tersi uygulamaları Eskişehir’de ve 81 vilayette net olarak görüyoruz. Resmi kıyafetli özel güvenlik görevlilerinin istihdamı talimatla ortadan kaldırıldı; yerine güvenlik sertifikalı, sivil kıyafetli bahçe görevlisi uygulaması getirildi. Eğitimdeki şiddet gün geçtikçe artıyor, resmen şiddete 'gel gel' denilen bir süreçten geçiyoruz. Öğrencilerin, öğretmenlerin ve idarecilerin can güvenliği devletin garantisinde olmak zorundadır." ​"Ekonomik Denge Bozuldu, Vatandaş Fakruzaruret İçinde" ​Anayasa Mahkemesi önünde "Geçinemiyorum" diyerek hayatına son veren emekli bir polis memurunun trajik olayını hatırlatan Demir, ülkedeki gelir adaletsizliğine ve çelişkilere dikkat çekti. Bir tarafta onuruyla geçinmeye çalışan emekliler ve işçiler bulunurken, diğer tarafta fon vurgunlarıyla servetlerine servet katan odakların yer aldığını belirten Demir, şunları kaydetti: ​"Böyle bir sahne dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun tüm halkı ayaklandırırdı. Millet gerçekten fakruzaruret içinde harap düşmüş durumda ama birileri kara paraları istediği gibi oynatıyor. Emeğinin karşılığını almaya çalışan işçinin, madencinin hak arayışları ile ülkeyi sömüren çetelerin bize yaşattıkları ortadadır. Bu tablo Türk toplumunun canını yakıyor." ​"Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Fon Vurgunu Aydınlatılmalı" ​Kamu varlıklarının özelleştirilmesine ve son günlerde tartışılan devasa fon vurgununa da değinen Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı, yaklaşık 500 bin vatandaşın birikiminin tehlikeye atıldığını vurguladı: ​"13 otoyol ve çevre yolumuzun, 2 köprümüzün 30 yıllığına işletme hakkı yaklaşık 4 milyar dolarlık bir rakama tekabül ederken; Cumhuriyet tarihinin en büyük fon vurgununda 20 milyar doların üzerinde bir rakamdan ve 500 bin vatandaşın mağduriyetinden bahsediyoruz. 'Fon Fatma' olarak değerlendirdiğimiz geçmiş dönem bakanlık yapmış bir vatandaşın milyarlık kazançları ve paraların iade edildiği süreçler gözler önündedir. Ülke yangın yeriyken milyarlarca dolarımız hiç ediliyor." ​"Türk Milliyetçileri Olarak Sessiz Kalmayacağız" ​Sözlerini Atatürkçülerin ve Türk milliyetçilerinin duruşunu hatırlatarak tamamlayan Hasan Demir, milletin artık sessizliği bozması gerektiğinin altını çizdi. Toplantının sonunda merhum Ozan Arif’in dizgelerine atıfta bulunan Demir, şu ifadelerle çağrısını yeniledi: ​"Biz Atatürkçüler, Türk milliyetçileri olarak sesleniyoruz: Sessiz bir çoğunluğuz, onurumuzla, namusumuzla hayatımızı idame etmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız tabloların hiçbirini hak etmiyoruz. Rahmetli Ozan Arif’in dediği gibi: 'Şimdi beni Saray’da buluşanlar dinlesin, kapı kapı Saray’a çalışanlar dinlesin. Türkiye Yüzyılı dedikleri, planmış muhteremler; baştan başa palavra, yalanmış muhteremler.'"

YENİ Partili Arslan: "Sözler Verildi, Yollar Bitmedi" Haber

YENİ Partili Arslan: "Sözler Verildi, Yollar Bitmedi"

YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın yıllardır tamamlanamayan dört ilçe bağlantı yoluna ilişkin soru önergesine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından gelen yanıt, projelerdeki somut tabloyu gözler önüne serdi. Arslan, 4 ila 9 yıldır devam eden projelerdeki fiziki gerçekleşme oranlarının yüzde 8 ile yüzde 56 arasında kaldığını vurguladı. ​Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının verdiği yanıtı, projelerin başlangıç tarihleri ve toplam yol uzunluklarıyla karşılaştıran CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, yatırımlardaki yavaşlığa dikkat çekti. ​Bakanlığın paylaştığı verilere göre projelerdeki son durum şu şekilde: ​Eskişehir – Alpu – Mihalıççık: 2017 yılında başlayan 85 kilometrelik projede 9 yılın sonunda 14,7 kilometre tamamlandı. Fiziksel gerçekleşme oranı yaklaşık yüzde 17. ​Eskişehir – Sakarıılıca – Mihalgazi: 2019 yılında başlayan 31 kilometrelik projede 7 yılın sonunda 16 kilometre tamamlandı. Fiziksel gerçekleşme oranı yaklaşık yüzde 52. ​Eskişehir – Sarıcakaya – Nallıhan: 2020 yılında başlayan yaklaşık 42 kilometrelik projede 6 yılın sonunda 23 kilometre tamamlandı. Fiziksel gerçekleşme oranı yaklaşık yüzde 56. ​Eskişehir – Seyitgazi – Kırka: 2022 yılında başlayan 75,2 kilometrelik bölünmüş yol projesinde 4 yılın sonunda yalnızca 5,75 kilometre tamamlandı. Fiziksel gerçekleşme oranı yaklaşık yüzde 8. ​"Biz 'Bu Ödeneklerle Bitmez' Dedik; Onlar 'Bitireceğiz' Dediler" ​Arslan, söz konusu yolları önceki yıllarda da yatırım programlarındaki ödenek ve harcama verileri üzerinden defalarca gündeme getirdiğini hatırlattı. Yeterli kaynak ayrılmadığı sürece projelerin tamamlanamayacağını yıllardır dile getirdiklerini belirten Arslan, iktidar kanadından gelen açıklamalara şu sözlerle tepki gösterdi: ​"Biz yatırım programlarını, ayrılan ödenekleri ve yapılan harcamaları ortaya koyarak 'Bu ödeneklerle bu yollar bitmez' dedik. Onlar 'Yapıyoruz, hızlandırıyoruz, bitireceğiz' dediler. Tarihler verdiler, oranlar açıkladılar. Aradan yıllar geçti. Bugün artık yorumlara değil, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının kendi verdiği rakamlara bakıyoruz. Dört projede 4 ila 9 yıl geçmesine rağmen fiziki gerçekleşme yaklaşık yüzde 8 ile yüzde 56 arasında. Yıllardır verilen sözlerin karşısında bugün ulaşılan sonuç budur." ​"Bu Gidişle 2027’de de Bitmeyecek" ​Ekim ayına girilmesiyle Eskişehir’de yol yapım sezonunun sonuna yaklaşıldığına işaret eden Arslan, kış koşulları nedeniyle yılın kalan bölümünde mevcut gerçekleşme oranlarının değişmesinin güç olduğunu belirtti. ​Mevcut temposu dikkate alındığında dört projenin 2027 yılında da tamamlanmasının mümkün görünmediğini ifade eden Arslan, özellikle Alpu–Mihalıççık ve Seyitgazi–Kırka yollarındaki gecikmenin artık yalnızca bir yatırım sorunu olmadığını vurguladı. Her iki güzergâhın da ölümlü ve yaralanmalı kazalar nedeniyle Eskişehir kamuoyunda yıllardır "ölüm yolu" olarak anıldığını hatırlatan Arslan, şunları söyledi: ​"Burada artık yalnızca geciken yatırımları değil, yıllardır çözülemeyen bir can güvenliği sorununu konuşuyoruz." ​"Sorun Lobi Eksikliği Değil, Kaynak ve Yatırım Tercihi" ​Eskişehir’de merkezi idare yatırımlarındaki aksamaların zaman zaman "lobi eksikliği" üzerinden tartışıldığını belirten Arslan, bu yaklaşımın asıl sorumluluğu görünmez hale getirdiğini ifade etti. Arslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu noktalara dikkat çekti: ​"Eskişehir’in ortak meselelerinde kurumların, siyasetin ve sivil toplumun bir araya gelmesi elbette önemlidir. Yolların bitmemesinin nedeni kentin bir araya gelememesi değil; merkezi idare bütçesinden Eskişehir’in hak ettiği yatırımların zamanında yapılmaması ve projelere yeterli ödeneğin aktarılmamasıdır. 24 yıldır ülkeyi yöneten siyasi iktidarın sorumluluğunu Eskişehir’in üzerine yükleyemezsiniz. Bir kent, zaten hakkı olan kamu yatırımını alabilmek için neden ayrıca lobi yapmak zorunda kalsın?" ​"Yine Yeni Bir Seçim Dönemi Geldi, Eskişehir Hâlâ Aynı Yolları Bekliyor" ​Bakanlığın yanıtında projelerin ne zaman tamamlanacağına ilişkin somut bir takvim ortaya konulmadığına dikkat çeken İbrahim Arslan, eleştirilerini şu sözlerle tamamladı: ​"Bu projeler aradan bunca yıl geçmesine rağmen neden bitmedi? Gerçekleşme oranları neden hâlâ bu düzeylerde? Eskişehir’in yıllardır beklediği bu yollar gerçekte ne zaman tamamlanacak? Seçimlerden önce de sonra da defalarca 'yapacağız', 'hızlandıracağız', 'bitireceğiz' dediler. Sözler verildi, yıllar geçti; yollar bitmedi. Şimdi yine yeni bir seçim dönemine giriyoruz. Eskişehir hâlâ önceki seçim dönemlerinde verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyor."

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan’dan Okullarda Güvenlik Çağrısı Haber

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan’dan Okullarda Güvenlik Çağrısı

Osmaniye’de bir öğretmenin okul bahçesinde katledilmesi ve ardından Van’da bir öğrencinin okula pompalı tüfekle girmeye çalışması, eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetini bir kez daha Türkiye gündemine taşıdı. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, eğitim kurumlarındaki güvenlik açıklarına dikkat çekti. İYİ Parti İl Başkanı Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Osmaniye’de öğretmen Mehmet Bilgili’nin okul bahçesinde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Van’da bir öğrencinin okula pompalı tüfekle gelmesi, okullardaki güvenlik tedbirlerini yeniden gündeme taşıdı. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, gerekli önlemlerin gecikmeden alınması çağrısında bulundu. Osmaniye’nin Çardak köyünde bulunan Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Mehmet Bilgili’nin silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi eğitim camiasında büyük üzüntüye neden oldu. Yaşanan olayın ardından bugün Van’ın Tuşba ilçesinde bir öğrencinin Polatoğlu İlk ve Ortaokulu’na pompalı tüfekle geldiğinin bildirilmesi, okullarda can güvenliğinin sağlanmasına yönelik tedbirlerin önemini bir kez daha ortaya koydu. Öğretmen ve velilerin müdahalesiyle öğrencinin elindeki tüfek alınırken, olay yerine polis ekipleri sevk edildi ve okulda eğitime ara verildi. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, iki ayrı olayın eğitim kurumlarında güvenlik konusunun kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğini gösterdiğini belirterek, öğretmen ve öğrencilerin güvenliğinin öncelikli olması gerektiğini vurguladı. Ulucan, okullarda güvenlik açıklarının tespit edilmesi, okul giriş ve çıkışlarının etkin biçimde kontrol edilmesi, gerekli güvenlik personelinin görevlendirilmesi ve okul çevresindeki risklere karşı önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması çağrısında bulundu. “Okullarımız, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin kendilerini güvende hissettiği alanlar olmak zorundadır. Güvenlik tedbirleri bir olay yaşandıktan sonra değil, olay yaşanmadan önce alınmalıdır. Eğitim çalışanlarımızın ve öğrencilerimizin can güvenliği hiçbir şekilde ihmal edilmemelidir.” ifadelerini kullanan Ulucan, bu konuda ilgili kurumların gerekli adımları vakit kaybetmeden atması gerektiğini belirtti. Ulucan ayrıca, Mehmet Bilgili’nin hayatını kaybettiği saldırının tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesini beklediklerini ifade ederek, merhum öğretmene Allah’tan rahmet, ailesine, öğrencilerine, meslektaşlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diledi.''

Arslan: “Güçlendirmeden Resmen Vaz Mı Geçildi; Peki Şimdi Ne Olacak?” Haber

Arslan: “Güçlendirmeden Resmen Vaz Mı Geçildi; Peki Şimdi Ne Olacak?”

YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, ESOGÜ Hastanesi’nde güçlendirme ve yeni hastane tartışmalarında ortaya çıkan son gelişmeler üzerine Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle iki yeni soru önergesi verdi. Arslan; güçlendirme projesinin akıbetini, mevcut hastanenin deprem güvenliğinin nasıl sağlanacağını ve yeni hastanenin yatırım kararı, kaynağı ve takvimini TBMM gündemine taşıdı. ESOGÜ Hastanesi’nin deprem güvenliği ve yeni hastane ihtiyacını uzun süredir takip eden Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, geçtiğimiz hafta yaptığı kapsamlı açıklamanın ardından Rektör Prof. Dr. Emine Gümüşsoy’un “güçlendirme rafa kalktı, yeni bina yapılması için çalışıyoruz” sözleri üzerine iki yeni soru önergesi verdi. Daha önce aynı konuda verdiği çok sayıda soru önergesinin yanıtsız kaldığını hatırlatan Arslan, son açıklamayla yeni bir durum ortaya çıktığını belirterek, “Artık açıklığa kavuşturulması gereken temel soru şudur: Güçlendirmeden resmen vaz mı geçildi? Geçildiyse hangi teknik raporla, hangi kararla ve hangi gerekçeyle?” dedi. 2025’TE 40 MİLYON, 2026’DA 60 MİLYON TL Güçlendirme projesinin yalnızca tartışılmış bir seçenek olmadığını, iki yıl üst üste kamu yatırım programlarında yer aldığını vurgulayan Arslan şöyle konuştu: “2023 yılında yapılan çalışmalarla güçlendirme ihtiyacı ortaya konuldu. Klinikler Binası Güçlendirmesi 2025 Yatırım Programında 2024–2027 dönemini kapsayacak şekilde yer aldı; toplam proje tutarı 400 milyon 517 bin 572 TL olarak belirlendi ve 2025 yılı için 40 milyon TL ödenek ayrıldı. 2026 Yatırım Programında ise proje süresi 2028’e uzatıldı ve 2026 yılı için 60 milyon TL yatırım öngörüldü. Buna rağmen fiilî güçlendirme uygulamasına geçilemeden bugün ‘güçlendirme rafa kalktı’ deniliyor. Peki 2023’ten bugüne teknik olarak ne değişti? Hangi çalışmalar yapıldı, ne kadar kaynak kullanıldı, güçlendirme yapım ihalesine çıkıldı mı? Çıkılmadıysa neden? Şimdi bu projeden vazgeçiliyorsa iki yıllık yatırım planlamasının ve yapılan çalışmaların akıbeti ne olacak?” “BU DOSYA YÖNETİMİN ÖNÜNE BUGÜN GELMEDİ” Arslan, konunun eski-yeni yönetim tartışmasına indirgenemeyeceğini, üniversite yönetiminde kurumsal devamlılık bulunduğunu da belirtti: “Bugünkü Rektör Sayın Emine Gümüşsoy önceki dönemde Rektör Yardımcısıydı. Bugünkü Rektör Yardımcısı Sayın Atilla Özcan Özdemir Tıp Fakültesi Dekanıydı. Başhekim Sayın Haluk Hüseyin Gürsoy da görevini sürdürüyor. Dolayısıyla bu dosya bugünkü yönetimin önüne ilk kez gelmiş değildir. Kişileri değil, kararların teknik ve kurumsal dayanağını sorguluyoruz. 2023’te güçlendirme ihtiyacının tespit edildiği süreçten bugün ‘güçlendirme rafa kalktı’ noktasına hangi yeni bilimsel ve teknik değerlendirmeyle gelindi? Kamuoyunun bunu bilmeye hakkı var.” “YENİ HASTANE HEDEFİ BUGÜNKÜ GÜVENLİK SORUNUNUN CEVABI OLAMAZ” Yeni hastane ihtiyacının ayrı, mevcut hastanenin bugünkü güvenliğinin ayrı bir sorumluluk olduğunu belirten Arslan, Rektörlüğün son açıklamalarında yeni hastane için henüz yer belirleme ve projelendirme ön hazırlıklarından söz edildiğine dikkat çekti. “Yeni hastane için bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş bir yatırım programı, yer, proje, finansman, ihale ve yapım takvimi bulunmuyor. Üstelik önümüzde ESOGÜ’nün kendi Diş Hastanesi örneği var. Diş Hastanesi ilk kez 2014 yılında kamu yatırım programına girdi; 2026 Yatırım Programında hâlâ devam eden proje olarak yer alıyor ve bu yıl tamamlanması öngörülüyor. Bir diş hastanesi yatırımının 2014’ten 2026’ya uzanan süreci ortadayken, çok daha büyük ve kapsamlı yeni bir üniversite hastanesinin yalnızca yapılacağının söylenmesi bugünkü güvenlik sorununa cevap olamaz. Yeni hastane için somut yatırım kararı, kaynak ve takvim ortaya konulmalıdır. Ancak bundan daha acil bir soru vardır: O süreç sonuçlanıncaya kadar mevcut hastanede bulunan binlerce insanın can güvenliği nasıl sağlanacaktır?” “SADECE KLİNİKLER BİNASI MI İNCELENDİ?” Arslan, Sağlık Bakanına verdiği önergesinde deprem incelemelerinin kapsamını da gündeme taşıdı. Klinikler Binası dışında poliklinikler, Onkoloji, Kalp-Damar Cerrahisi, acil servislerin bulunduğu yapılar, Temel Tıp Bilimleri ile eğitim ve idari binaların deprem performanslarının ayrı ayrı incelenip incelenmediğini soran Arslan; elektrik, su, medikal gaz, iklimlendirme, yangın ve diğer kritik hastane altyapısının güvenliğinin de açıklanmasını istedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a verdiği ikinci önergede ise güçlendirme projesinin yatırım programındaki akıbetini ve yeni hastane yatırımını gündeme getiren Arslan; yeni hastane için bugüne kadar Strateji ve Bütçe Başkanlığına yatırım teklifi, ihtiyaç programı, fizibilite veya proje dosyası sunulup sunulmadığını ve projenin 2027 Yılı Kamu Yatırım Programına alınmasına yönelik somut bir teklif bulunup bulunmadığını sordu. “ÜÇ YILDIR SORUYORUZ; ARTIK SOMUT CEVAP İSTİYORUZ” Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “2025 Yatırım Programı açıklandığında sorduk. Cevap alamadık. Gelişmeler yaşandı, yeniden sorduk. 2026 Yatırım Programı açıklandığında güncel verilerle tekrar sorduk. Geçtiğimiz hafta da kamuoyuna açıkça söyledik: Yaklaşık üç yıl geçti; fiilî güçlendirme yok, yeni hastane yatırımı yok. Şimdi Rektörlüğün son açıklamasıyla önümüzde yeni bir durum var. Bunun üzerine iki yeni soru önergemizi TBMM’ye sunduk. Güçlendirmeden resmen vaz mı geçildi? Geçildiyse hangi teknik gerekçeyle? İki yıldır yatırım programında bulunan projenin akıbeti ne oldu? Yeni hastanenin somut yatırım kararı, kaynağı ve takvimi nedir? Ve bütün bunlardan önce; mevcut hastanede bulunan binlerce insanın can güvenliği bugün hangi somut tedbirlerle sağlanıyor? Artık ‘görüştük, ilettik, çalışıyoruz’ demenin ötesinde; açık, somut ve belgeli cevaplar bekliyoruz.”

Saadet Partisi Eskişehir’den Motokuryeler İçin Kritik Çağrı Haber

Saadet Partisi Eskişehir’den Motokuryeler İçin Kritik Çağrı

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı, motokuryelerin çalışma koşullarına ve can güvenliğine dikkat çeken bir basın açıklaması yayımladı. ​Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal tarafından yapılan açıklamada, motokuryelerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi gerektiği vurgulandı. ​"Hiçbir İnsanın Hayatı Riske Atılamaz" ​Motokuryelerin günün her saatinde yoğun trafik, olumsuz hava koşulları ve ağır bir zaman baskısı altında görev yaptığının altı çizilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Bir siparişin birkaç dakika erken ulaşması için hiçbir insanın hayatı riske atılamaz. İnsan hayatı, teslimat hızından da ticari kazançtan da daha değerlidir." ​Artan yakıt, bakım ve yüksek ekipman giderleri ile düzensiz gelirlerin çalışanları zor durumda bıraktığı belirtilirken, performans odaklı sistemlerin ve güvencesiz çalışma modellerinin kuryeler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğu ifade edildi. ​Çözüm İçin Acil Adım Çağrısı ​Saadet Partisi, motokuryelerin haklarının korunması ve çalışma şartlarının insani koşullara getirilmesi için şu hususların altını çizdi: Çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesi. İş sağlığı ve güvenliği standartlarının yükseltilerek platform şirketlerinin uygulamalarının insan hayatını önceleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi. Şehir içi ulaşım politikalarının motosiklet kullanıcılarını da dikkate alacak şekilde geliştirilmesi, ileri sürüş eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve koruyucu ekipman kullanımının teşvik edilmesi. ​"Emeğin Değer Gördüğü Bir Türkiye İçin Çalışıyoruz" ​Milli Görüş hareketinin emeği kutsal gören, insanı merkeze alan ve adil paylaşımı esas alan bir anlayışı temsil ettiğini belirten Şevket Ünal, hiçbir emekçinin ekmeği ile can güvenliği arasında tercih yapmak zorunda kalmadığı bir düzen kurulana kadar mücadele edeceklerini vurguladı. Açıklama, güçlü bir Türkiye'nin ancak insan hayatının her türlü ekonomik hesabın üzerinde tutulduğu bir adalet düzeniyle mümkün olacağı mesajıyla tamamlandı.

Güvenlik-İş Sendikası Uçar: "Görmezden Gelmeyin: Biz Hayatın Her Alanında Nöbetteyiz!" Haber

Güvenlik-İş Sendikası Uçar: "Görmezden Gelmeyin: Biz Hayatın Her Alanında Nöbetteyiz!"

Güvenlik-İş Sendikası Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir ve Kütahya Bölge Başkanı Engin Uçar, 26 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası dolayısıyla bir açıklama yaptı. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un kabul edilişinin yıl dönümünde bir açıklama yapan Güvenlik-İş Sendikası Bölge Başkanı Engin Uçar, özel güvenlik görevlilerinin kronikleşen sorunlarını dile getirdi. Uçar, "Taşeron sistemi köleliktir, kamuda şartsız kadro hakkımızdır" dedi. Güvenlik-İş Sendikası Bölge Başkanı Engin Uçar, 26 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası dolayısıyla bir açıklama yaptı. Türkiye genelinde sayıları yüz binleri bulan özel güvenlik görevlilerinin hastanelerden okullara, havalimanlarından fabrikalara kadar 7/24 kesintisiz mesai yaptığını hatırlatan Uçar, çalışanların hak ettiği saygınlığı ve yasal güvenceleri görmeyi beklediğini vurguladı. Bölge Başkanı Engin Uçar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un kabul edilişinin yıl dönümü olan 26 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası’nı gururla ve aynı zamanda mesleki taleplerimizi gür bir sesle haykırarak karşılıyoruz. Türkiye genelinde sayıları yüz binleri bulan özel güvenlik görevlileri; hastanelerden okullara, havalimanlarından bankalara, kamu kurumlarından fabrikalara kadar hayatın her alanında 7 gün 24 saat kesintisiz mesai yapmaktadır. Bizler, sadece nöbet noktalarında bekleyen personeller değil; genel kolluk kuvvetlerimizin yani polisimizin, jandarmamızın ve sahil güvenliğimizin en büyük yardımcısı ve tamamlayıcısıyız. Vatandaşımızın can ve mal güvenliği için kendi canımızı siper etmekten çekinmiyoruz. "Görmezden Gelmeyin: Biz Hayatın Her Alanında Nöbetteyiz!" Pandemide, depremlerde, sel felaketlerinde ve toplumsal her olayda en ön safta yer alan özel güvenlik emekçileri, toplumda hak ettiği saygınlığı ve yasal güvenceleri tam anlamıyla görmeyi beklemektedir. Sektörde çalışan yüz binlerce meslektaşımızın emeğinin görünür kılınması artık bir lütuf değil, zorunluluktur. Bu anlamlı hafta vesilesiyle, kronikleşen ve çözülmesi gereken temel taleplerimizi bir kez daha karar alıcılara ve kamuoyuna ilan ediyoruz: Şehitlik ve Gazilik Hakkı: Görevi başında hayatını kaybeden ya da yaralanan meslektaşlarımızın kanun nezdinde genel kolluk kuvvetleri gibi "Şehitlik" ve "Gazilik" unvanlarına sahip olmasını talep ediyoruz. Yıpranma Payı (Fiili Hizmet Süresi Zammı): Çok zorlu şartlar altında, gece gündüz demeden riskli alanlarda görev yapan özel güvenlik işçilerine yıpranma hakkı tanınmalıdır. Özel Güvenlik İş Kanunu: Haklarımızın daha net korunduğu, çalışma şartlarımızın, ücret standartlarımızın ve iş güvencemizin modernize edildiği müstakil bir iş kanununa ihtiyaç duymaktayız. Ücret ve Sosyal Hakların İyileştirilmesi: Hayat pahalılığı karşısında ezilen, ödül ve taltif sisteminden mahrum bırakılan çalışanlarımızın ekonomik şartları acilen iyileştirilmelidir. Toplumsal Saygınlık ve Şiddete Karşı Koruma: Görevi başında sözlü ya da fiziki şiddete maruz kalan meslektaşlarımızın yasal olarak daha sert tedbirlerle korunmasını istiyoruz. Taşeron Sistemi Köleliktir, Kamuda Şartsız Kadro Hakkımızdır! Yıllardır mücadelesini verdiğimiz taşeron sistemi, ne yazık ki çalışma hayatındaki en büyük adaletsizlik olarak varlığını sürdürmektedir. Kamuda, belediyelerde ve çeşitli kurumlarda tescilli hizmet alımı adı altında, hiçbir iş güvencesi olmadan, ihale sürelerine endeksli ve düşük ücretlerle çalıştırılan binlerce özel güvenlik görevlisi bulunmaktadır. KİT’lerde ve taşeron şirketlerde çalışan meslektaşlarımıza amasız, fakatsız, şartsız doğrudan kadro verilmelidir. Emeğin sömürülmesine, işçinin yarın kaygısı yaşamasına yol açan bu çağ dışı sisteme derhal son verilmelidir. Aynı işi yapan kamu işçisi ile taşeron işçi arasındaki uçurum kapatılmalıdır. Okullardaki Güvenlik Açığı Geleceğimizi Tehdit Ediyor! Son dönemde eğitim kurumlarımızda yaşanan, öğretmenlerimize ve öğrencilerimize yönelik şiddet olayları ile uyuşturucu ve çeteleşme gibi tehlikeler, okullardaki güvenlik zafiyetini en net şekilde ortaya koymuştur. Eğitim yuvalarımız, geçici projelerle ve geçici çözümlerle korunamaz. Her okula kadrolu ve sürekli özel güvenlik görevlisi istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin can güvenliği, bütçe tasarruflarına kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Okul güvenliği milli bir meseledir ve bu görev yalnızca profesyonel özel güvenlik personelleri tarafından yürütülmelidir. Bizler halkımızın içinde; kiminin annesi, kiminin babası, kardeşi ya da evladıyız. Güvenliğin sağlandığı her yerde sessizce ve fedakarca duran özel güvenlik emekçilerinin sesine kulak verilmelidir. Tüm paydaşları sorunlarımızın çözümü için ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz. Bu vesileyle, görevleri başında şehit düşen tüm özel güvenlik kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Gece gündüz demeden milletimizin huzuru için nöbet tutan tüm onurlu özel güvenlik görevlisi meslektaşlarımın 26-30 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum.''

Güvenlik-İş Sendikası’ndan "Okullarda Özel Güvenlik" Çağrısı! Haber

Güvenlik-İş Sendikası’ndan "Okullarda Özel Güvenlik" Çağrısı!

Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek uyardı: "Tasarruf tedbirleri çocuklarımızın can güvenliğinden önemli değildir. Her okula mutlaka özel güvenlik görevlisi atanmalıdır." ​Eğitimde Şiddet Sarmalı: Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Hatırlatması ​Güvenlik-İş Sendikası Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen ve eğitim camiasını yasa boğan okul cinayetleri sonrası bir açıklama yaptı. Yaşanan olayların eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetini acı bir şekilde ortaya koyduğunu belirten Uçar, hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere rahmet dileyerek, okullardaki şiddetin artık bir toplumsal sorun haline geldiğini vurguladı. ​"Güvenlik Bir Lüks Değil, En Temel İhtiyaçtır" ​Eğitimin ancak güvenli bir ortamda nitelikli olabileceğini ifade eden Engin Uçar, okullardaki güvenlik stratejisinin üç temel sütun üzerine kurulması gerektiğini belirtti: ​Hayati Giriş-Çıkış Kontrolü: Okullara yabancı ve riskli kişilerin girişini engelleyecek profesyonel bir süzgeç mekanizması kurulmalıdır. ​Caydırıcı Önleyici Hizmet: Özel güvenlik görevlileri, sadece olay anında değil, suçun işlenmesini engelleyen en büyük caydırıcı unsurdur. ​Uzman Kadro Şartı: Güvenlik hizmeti, asıl işi eğitim olan nöbetçi öğretmenlerin veya okul hizmetlilerinin üzerine bırakılamayacak kadar uzmanlık gerektiren bir alandır. ​Tasarruf Tedbirlerine Güvenlik Freni ​Okullarda sadece kamera sistemlerinin veya kapıları kilitlemenin yeterli olmadığını söyleyen Başkan Uçar, "Tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek çocuklarımızın can güvenliği riske atılamaz," dedi. Uçar, Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nı koordineli bir çalışma yürütmeye çağırarak, tüm devlet okullarında en az bir profesyonel özel güvenlik görevlisinin istihdam edilmesi gerektiğini savundu. ​"Anne ve Babaların Gözü Arkada Kalmasın" ​Yetkilileri somut adımlar atmaya davet eden Engin Uçar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Okullarımızı şiddet sarmalından kurtarmak ve anne-babaların çocuklarını okula gönderirken gözlerinin arkada kalmamasını sağlamak devletimizin en öncelikli görevidir. Güvenlik-İş Sendikası olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.