SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çalışma Şartları

Porsuk Haber Ajansı - Çalışma Şartları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalışma Şartları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Sağlık Hizmetlerinde '1 Milyon Başvuru' Tartışması Haber

Eskişehir’de Sağlık Hizmetlerinde '1 Milyon Başvuru' Tartışması

Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici’nin kentteki sağlık kuruluşlarına aylık 1 milyonun üzerinde başvuru yapıldığını açıklaması, sağlık camiasında geniş yankı buldu. Açıklamada birinci basamak sağlık hizmetlerinin yeni merkezlerle güçlendirileceği vurgulanırken, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak duruma farklı bir boyut kazandırdı. Devasa başvuru sayılarına dikkat çeken Özatak, sistemin arkasındaki gizli kahramanlar olan sağlık işçilerinin emeğinin yok sayılmasına tepki gösterdi. "Yaklaşık 550 Bin Başvuru İkinci ve Üçüncü Basamakta" İstatistiklerin büyüklüğüne işaret eden Uğur Özatak, Eskişehir'deki sağlık yükünün önemli bir kısmının hastanelerde karşılandığını belirtti. Yaklaşık 550 bin başvurunun ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında gerçekleştiğini ifade eden Özatak, bu yoğunluğun arkasında büyük bir iş gücü olduğuna dikkat çekti: "Rakam büyük ancak bu rakamların içinde görünmeyen bir gerçek daha var: Bu hastaneleri ayakta tutan binlerce sağlık işçisi. Hasta bakıcı, sekreter, temizlik işçisi... Hastanın hastaneye girişinden çıkışına kadar hizmetin birçok noktasında onlar var. Gece var, gündüz var, hafta sonu var, bayram var." "Sağlık Hizmeti Sadece Önlük Giyenlerin Verdiği Bir Hizmet Değildir" Sağlık işçilerinin görev tanımlarına ve karşılaştıkları ön yargılara değinen Özatak, sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğunu vurguladı. Bazı kesimlerin destek personelini hâlâ sağlık çalışanı olarak görme noktasında direnç gösterdiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "İşte biz tam da buna itiraz ediyoruz. Bir hastanenin sadece muayene odalarından ibaret olmadığını herkesin artık kabul etmesi gerekiyor. Hasta bakıcı olmadan, sekreter olmadan, temizlik işçisi olmadan o hastanenin günlük işleyişini sürdüremezsiniz. Sağlık hizmeti sadece önlük giyenlerin verdiği bir hizmet değildir. Bu sistemin arkasında görünmeyen ancak her gün o hizmetin devam etmesini sağlayan büyük bir emek var." "1 Milyon Hastaya Hizmet Veren İşçilerin Sorunları Ne Zaman Konuşulacak?" Açıklanan yüksek başvuru sayıları üzerinden yetkililere ve kamuoyuna seslenen Özatak, sağlık işçilerinin yıllardır çözüm bekleyen kronik sorunlarını gündeme taşıdı: Personel Eksikliği: Artan hasta yüküne karşın yetersiz kalan kadrolar. Ağır Çalışma Şartları: Vardiyalı ve kesintisiz çalışma temposunun getirdiği fiziksel ve zihinsel yük. Emeğin Karşılığı: Gece gündüz demeden çalışan personelin özlük ve mali haklarındaki eksiklikler. Bu sorunlar tartışılmadan sunulan sağlık hizmetinin eksik kalacağını savunan Özatak, "Biz kimsenin emeğini birbiriyle karşılaştırmıyoruz. Ancak sağlık işçisinin emeğinin yok sayılmasına da sessiz kalmayacağız. Çünkü biz sahadayız. 1 milyon başvurunun olduğu hastanelerde biz varız," dedi. "Sağlık İşçisi Görünmez Değildir" Konuşmasının sonunda mücadele vurgusu yapan Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak, sağlık işçilerinin sistemin tam merkezinde yer aldığını belirterek, "Artık bu emeği görmenin zamanı geldi. Sağlık işçisi görünmez değildir, sağlık hizmetinin tam merkezindedir. Biz de bu emeğin hakkını alması için mücadele etmeye devam edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

Sahada Görev Yapan Polis Hangi Durumda Ne Yapabileceğini Bilemiyor Haber

Sahada Görev Yapan Polis Hangi Durumda Ne Yapabileceğini Bilemiyor

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşu ve Polis Haftası dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında polislerin ve emniyet mensuplarının sorunları dile getirildi. İl binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Anahtar Parti Eskişehir Kurumsal İlişkiler Başkanı Ali Baştürk şu ifadeleri kullandı; “Polisimizin ciddi ve büyüyen sorunları var. Sorunları görmezden gelen, geçiştiren anlayış bu yükün daha da ağırlaşmasına neden olmakta. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, yani PVSK, 1934 yılında yürürlüğe girmişti. Üzerinden 92 yıl geçti. Evet zaman içinde belki bazı değişiklikler yapıldı. Ama gerçek şu ki bu kanun bugünün Türkiye’si için yeterli değil. Suç yapısı değişti. Teknoloji değişti. Toplum değişti. Tehditler değişti. Ama polisimizin eline verilen yetki ve sorumluluk çerçevesi hala geride kalmış bir mantıkla uygulanıyor. Bu sorun acilen çözülmeli. Sahada görev yapan bir polis, hangi durumda ne yapabileceğini net olarak bilemiyor. Çünkü Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu arasında ciddi uyumsuzluklar var. Bu ne demek. Bu polisin her adımda risk alması demek. Bir adım atsa sorun, atmasa sorun. Müdahale etse başka sıkıntı, etmezse başka sıkıntı. Bu sistem polisi yalnız bırakıyor. Polis hata yapmıyor, sistem polisi hataya zorluyor. Bir diğer yakıcı sıkıntı çalışma şartları meselesi. Polislerimiz günlerce dinlenmeden çalışıyor. Gece, gündüz, bayram, tatil fark etmiyor. Sürekli görev, sürekli stres, sürekli baskı. Bu şartlar altında kim sağlıklı kalabilir. Kim doğru karar verebilir. Yorgun, uykusuz, baskı altında çalışan bir insanın hata yapması kaçınılmazdır. Ama kimse dönüp “Bu insan neden bu halde?” diye sormuyor. Maaş meselesi de ortada. Polislerimiz canını ortaya koyuyor. Ailesinden uzak kalıyor. Hayatını riske atıyor. Ama aldığı maaş, taşıdığı yükün karşılığı değil. Bu adaletsizlik. Bu açık bir haksızlıktır. Aynı risk seviyesinde olmayan birçok meslek grubunun çok daha iyi şartlara sahip olması, polislerimizin motivasyonunu kırmakta. Tayin sistemi zaten ayrı bir sorun. İnsanlar yıllarca ailesinden ayrı kalıyor. Çocuklarını göremiyor. Düzen kuramıyor. Sürekli belirsizlik içinde yaşıyor. Bu bir meslek düzeni değil, bu bizce bir sabır sınavıdır. Ve en ağır tablo… Artık konuşmaktan kaçınılan ama herkesin bildiği gerçek. Polislerimiz hayatına son veriyor. 2025 yılında 82 emniyet mensubu canına kıydı. 2026 yılının daha Nisan ayındayız ve 23 polisimiz hayatına son verdi. Bu ne demek biliyor musunuz. Neredeyse her beş günde bir bu ülkenin bir evladı sessizce hayattan kopuyor. Bu tesadüf olarak yorumlanamaz. Maalesef bu acı tabloyu bile ciddiye almayan bir yaklaşım var. “Ailevi sorun”, “kişisel mesele”, “kumar borcu varmış” denilerek geçiştiriliyor. Bu kadar büyük bir sorunu bu kadar basit açıklamalarla örtmeye çalışmak, gerçeği inkâr etmektir. Bu sorumluluktan kaçmaktır. Bu vicdani bir iflastır. Anahtar Parti olarak çok net bir şekilde söylüyoruz. Çözüm belli ve geciktirilemez. PVSK derhal güncellenmeli. CMK ile tam uyum sağlanmalı. Polisin görev ve yetki sınırları açık, net ve tartışmasız hale getirilmeli. Çalışma saatleri insani seviyeye çekilmeli. Fazla mesai sistemi kurulmalı ve yasal güvence altına alınmalı. İnsan gibi çalışmak, insan gibi dinlenmek herkesin hakkı. Maaş ve özlük haklarında adalet sağlanmalıdır. Polislerimizin emeği, riski ve sorumluluğu görmezden gelinemez. İntihar vakaları yüzeysel açıklamalarla geçiştirilmemeli. Bu mesele tüm boyutlarıyla, uzmanlar tarafından, ciddiyetle araştırılmalı. Gerekli tüm önlemler vakit kaybetmeden alınmalı. Ayrıca bir önerimiz de var; Her yıl 10 Nisan Polis Günü’nde, toplumun huzur ve güvenliği için fedakârca görev yapan emniyet mensuplarına, emeklerinin karşılığı ve motivasyonlarının artırılması amacıyla en az bir maaş tutarında ikramiye verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Anahtar Parti olarak biz sahadaki gerçeklerin farkındayız. Polislerimizin bize olan ilgisini, güvenini de biliyoruz. Çünkü biz onların ne yaşadığını görüyoruz ve gündeme getirmeye çalışıyoruz. Polisimizin yanındayız. Sorunları hiçbir zaman görmezden gelmeyeceğiz. Susmayacağız. Geri adım atmayacağız. Bu meselelerin sonuna kadar takipçisi olacağız. Çünkü güçlü bir toplum, ancak huzurlu, güçlü ve adaletli şartlarda çalışan bir emniyet teşkilatıyla mümkündür.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.