SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çağlar Ölce

Porsuk Haber Ajansı - Çağlar Ölce haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çağlar Ölce haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enflasyon Düşüyor Masallarıyla Ülke Yönetilmez! Haber

Enflasyon Düşüyor Masallarıyla Ülke Yönetilmez!

Anahtar Parti Eskişehir İl Yönetimi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensupları ile kahvaltı organizasyonunda bir araya geldi. Basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayan İl Başkanı Çağlar Ölce ülke gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Değerli basın mensupları, kıymetli gazeteci arkadaşlarım; Anahtar Parti ailesi olarak 13 aydır Eskişehir’de sahadayız. Özellikle son 6 aydır ortaya koyduğumuz çalışmaları sizler de yakından takip ediyorsunuz. Her hafta şehrimizin bir sorununu, yerel basınımızın gücü sayesinde kamuoyunun gündemine taşıyoruz. Bunun karşılığını da fazlasıyla alıyoruz. Vatandaşlarımız bizlere ulaşıyor, “Şu sorunumuzu da gündeme getirir misiniz?” diyor. Partimize üye olmak istiyor, bizimle yol yürümek istiyor. Eskişehir’in işlek caddelerinde stantlar açıyoruz, hemşehrilerimizin sorunlarını dinliyoruz, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle anlatıyoruz. İlk zamanlar Anahtar Parti’yi tanıtmakla meşguldük. Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki artık Eskişehir Anahtar Parti’nin farkında. Bunun en somut göstergesi de 1500’e yaklaşan üye sayımızdır. Anahtar Parti, Türkiye’nin her şehrinde olduğu gibi Eskişehir’de de çok iddialıdır. Yerel basınımızın bize gösterdiği ilginin ve desteğin farkındayız. Bu vesileyle hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ayrıca 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nüzü şimdiden kutluyorum. Kısa bir sürede Türkiye genelinde 106 bin üyeyi aştık. En çok üye kazanan iki muhalefet partisinden biri konumundayız. Bu başarıda emeği olan ilçe başkanlarım Banu Şahin ve İsmail Karış'a, kadın kolları başkanım Ayşe Gürer'e ve tüm teşkilat mensuplarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Anahtar Parti sahada olmaya, Eskişehir’in sorunlarını gündeme getirmeye ve çözüm yollarını anlatmaya devam edecek. Biz sadece muhalefet yapıp gündemde kalmak istemiyoruz. Bu kentin neye ihtiyacı olduğunu, vatandaşın ne beklediğini çok iyi biliyoruz. Bu şehrin kaderini değiştirmeye talibiz ve laf olsun diye konuşmuyoruz. Ülkemizin ve şehrimizin sorunların gündeme getirmeye devam edeceğiz. Değerli Basın Mensupları; Eskişehir’de her 5 seçmenden biri emekli. Biz bunun farkındayız. Emekli vatandaşlarımızın yaşadığı sıkıntıların farkındayız. En düşük emekli maaşı bir ev kirası etmiyor. Gider Paylaşımı için öğrenci gibi ev arkadaşı arayan emeklilerimiz varolmaya başladı. Emekliye 18 bin 939 TL’yi reva görmek, toplumdan ne kadar kopuk olunduğunun açık göstergesidir. “Enflasyon düşüyor” masallarıyla ülke yönetilmez. Emeklilerin sorununu çözmek çok kolay. Önemli olan bunu uygulayabilecek cesarete sahip olmak. Biz ne yapacağız? Devletin israfını keseceğiz. Gereksiz ve verimsiz tüm harcamaları durduracağız. Bu kaynakları yıllardır açlığa mahkûm edilen emeklilerimize seyyanen zam olarak aktaracağız. Bizim yönetimimizde borçlar büyümeyecek. Milletin sofrası, umudu ve refahı büyüyecek. Gelir dağılımındaki bu ahlaksız adaletsizliği bitireceğiz. Toplumsal çürümeye “dur” diyeceğiz. Emekliler nefes alacak, geleceğe umutla bakacak. Anahtar Parti ailesi olarak söz veriyoruz. Bu millet yoksulluğa mahkûm değil. Bu düzen değişecek. Ve o anahtar, milletin elindedir. O sandık elbet bir gün halkımızın önüne gelecek."

Deprem Sonrası En çok İhtiyacımız Olan Meslek Grubu Tehdit Altında Haber

Deprem Sonrası En çok İhtiyacımız Olan Meslek Grubu Tehdit Altında

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Eskişehir Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü önünde Eskişehir'e yapılmayan yatırımlarla ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; ”Bugün burada, bir tartışma başlatmak için değil, Eskişehir’in yıllardır biriken sorunlarını açık ve net biçimde anlatmak için bulunuyorum. Bu şehirde yaşayan herkesin bildiği ama bir türlü çözüme kavuşmayan konular var. Eskişehir’in artık beklemeye, oyalanmaya, günü kurtaran sözlerle geçiştirilmeye tahammülü kalmadı. Biz Eskişehir’e düşmanlık yapıldığını iddia etmiyoruz. Ama açık bir gerçek var. AK Parti iktidarı Eskişehir’i görmezden geliyor. Bu “görmezden gelme” hali, sadece bir hissiyat değil. Sağlıkta, ulaşımda, altyapıda ve güvenlikte karşımıza çıkan, gözle görülen bir tablo. Gelin 2025 yılının muhasebesini yapalım. Birinci konu. Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi. Bu hastane Eskişehir’in en önemli sağlık merkezlerinden biri. Bu bina sadece Eskişehir’e değil çevre illere de hizmet veriyor. Ama bu hastanenin binasının depreme dayanıksız olduğu raporlarla sabit deniliyor. Yani ortada konuşulan bir söylenti değil, raporlara geçen bir durumdan bahsediyoruz. Buna rağmen yıllardır kayda değer bir adım atılmıyor. Ne kapsamlı bir güçlendirme süreci yürütülüyor, ne de yeni bir bina için net bir takvim ortaya konuluyor. Burada tedavi gören hastalar var, burada gece gündüz çalışan doktorlar, hemşireler, sağlık personeli var. Her gün binlerce insanın girip çıktığı bir yapıdan söz ediyoruz. Bu konu, “sonra bakarız” denilecek bir konu değildir. İkinci konu. Cumhuriyet Bulvarı üzerindeki eski devlet hastanesi.. Dört yıl önce bina yıkıldı. Geçen sene de iktidar temsilcileri, “2025 yılında 750 yataklı hastane yapacağız” dedi. Hepsi basının arşivlerinde yer alıyor. 2025 yılının sonuna geliyoruz. İhale yapılmış mı. Hayır. Kazma vurulmuş mu. Hayır. Somut takvim var mı. O da yok. Bu şehirde yaşayan insanlar verilen sözleri unutmaz. Hastane gibi hayati bir yatırım için dört yıl geçiyor, bir ilerleme yok. Bu durum Eskişehir’in öncelikler listesinde olmadığını çok net gösteriyor. Üçüncü konu: Çevreyolu. Bu konu artık Eskişehir’in klasikleşmiş sorunlarından biri haline geldi. 23 yıldır Eskişehir halkı bu konuda oyalanıyor. 23 yıl demek, neredeyse bir nesil demek. Bugün Eskişehir’de çocuk olan biri büyüdü, iş güç sahibi oldu, hâlâ çevreyolu sorunu konuşuluyor. Şehrin trafiği artıyor, yük taşıyan araç sayısı artıyor, ulaşım ihtiyacı büyüyor. Ama çözüm yine gecikiyor. Bir projeyi 23 yıl konuşmak, çözüm üretmek değil, sorunla yaşamaya alıştırmaktır. Biz buna itiraz ediyoruz. Dördüncü konu. İlçelere giden yollar. Alpu, Seyitgazi ve Mihalıççık yollarının hali ortada. Tek şeritli olduğu için sık sık kaza yaşandığı, halkın “ölüm yolu” dediği güzergâhlardan bahsediyoruz. Bu yollar, güvenlik meselesidir. İnsan hayatı meselesidir. Bir yola her gün binlerce araç çıkıyorsa, o yolun güvenliği devletin sorumluluğudur. Bu şehirde kimse “kaza olur” diye kaderine razı olmak zorunda değildir. Bu yolların iyileştirilmesi, genişletilmesi, güvenli hale getirilmesi gerekir. Yıllardır aynı noktadayız. Şimdi buraya kadar saydıklarımız, Eskişehir’de herkesin bildiği, herkesin konuştuğu başlıklar. Eskişehir’e yapılmayan yatırımlar konusunda daha da çok şey sayabiliriz. Ama bugün özellikle bir konuyu gündeme getirmek istiyorum. Üstelik bu konu, birçok kişinin ilk kez bu kadar net biçimde bizden duyacağı bir konu. Eskişehir Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü binasıyla ilgili ciddi bir risk var. Bu bina da depreme dayanıksız. Evet, biz bunu araştırdık. Konuşulanları ciddiye aldık, peşine düştük. Yaptığımız çalışmalar ve ulaştığımız bilgiler, bu endişelerin boş olmadığını gösteriyor. Her gün yüzlerce personelin çalıştığı bir binadan bahsediyoruz. Aynı zamanda binlerce vatandaşımızın işlem yapmak için geldiği, kapısından girip çıktığı, beklediği, sıra aldığı bir yer burası. Yani sadece çalışanlar değil, vatandaşlarımız da riskin içinde. Kadrolu doktorlar. Eczacı sağlık memuru ve taşeron personeller ile beraber 100'e yakın personelden bahsediliyor. Deprem sonrası en çok ihtiyacımız olan meslek grubu deprem tehditi altında. Depremin gündüz vakti olmayacağına dair bir ilahi garantiniz mi var. Buradan hükümet yetkililerine çok açık bir çağrı yapıyorum. Bu bina için gerekenler acilen yapılmalıdır. Bu söz, bir “rica” değildir. Bu söz, bir “uyarı”dır. Çünkü Eskişehir’de deprem bekleniyor. Ne zaman olacağını bilmiyoruz. Kimse bilmiyor. Ama risk biliniyor. Depremin gece mi gündüz mü olacağını da bilmiyoruz. Mesai saatleri içinde olursa, o binanın içinde yüzlerce çalışan ve binlerce vatandaşımız olabilir. Bir gün bile gecikmenin bedeli ağır olabilir. Binlerce insanın hayatını tehlikeye atmaya kimsenin hakkı yok. Bizim derdimiz korku yaymak değil. Bizim derdimiz tedbir alınmasını sağlamak. Bizim derdimiz ortaya konan risklerin ciddiye alınması. Bugün yapılacak güçlendirme, taşınma ya da yeni bina planı; yarın yaşanabilecek çok büyük bir acının önüne geçebilir. Bu kadar net. Anahtar Parti olarak şunu söylüyoruz. Eskişehir, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir.Eskişehir’in hakkı, “sonra” denilen projelere mahkûm edilmek değildir. Bu açıklamayı yaparken ne abartıyoruz ne de süslü cümleler kuruyoruz. Biz, Eskişehir’de yaşayan insanların günlük hayatında gördüğü gerçekleri anlatıyoruz. Yatırımlarındaki gecikmeyi anlatıyoruz. Güvenlik riski taşıyan binaları anlatıyoruz. Ve diyoruz ki, bu şehir için acil adımlar atılmalı. Biz bu konuların takipçisi olacağız. Çünkü bizim görevimiz sadece konuşmak değil. Bizim görevimiz, Eskişehir’in hakkını aramak. Eskişehir’in hak ettiği yatırımlar yapılsın istiyoruz. Ve en önemlisi, insan hayatını ilgilendiren riskler derhal ortadan kaldırılsın istiyoruz.”

Eskişehir Ticaret Odası Bu Duruma Neden Sessiz! Haber

Eskişehir Ticaret Odası Bu Duruma Neden Sessiz!

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından son günlerde esnafların yaşadığı mağduriyetlerle ilgili olarak Eskişehir Ticaret Odası’na bir çağrı yapıldı. İki Eylül Caddesi üzerinde bir basın açıklaması yapan Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce şu ifadeleri kullandı; “Eskişehir’de 5 binden fazla esnaf ciddi bir tehlike ile karşı karşıya. Binlerce işletme, müşterisine daha iyi hizmet verebilmek için dükkânın önüne açılır kapanır bir alan ekledi. Bu alanların ruhsata tam olarak uymadığını biliyoruz. Bu konuda kimse gerçeği inkâr etmiyor. Evet, bu alanlar “işgaliye” kapsamında değerlendirilebilir. Buna itiraz etmiyoruz. Ama başka bir gerçeği de görmek zorundayız. Hükümetin belediyeler aracılığıyla esnafın üzerine bu kadar ağır bir şekilde gitmesi kabul edilemez. Önce esnafa çok yüksek cezalar kesildi. Ardından da bu alanların tamamen yıkılması istendi. Bu yaklaşım ne insani ne adil ne de ekonomik şartlara uygundur. Çünkü esnaf zaten zor durumdadır. Esnaf ayakta kalmak için büyük mücadele veriyor. Bugün onlarca farklı sektör, binlerce işletme bu uygulamadan etkileniyor. İnsanlar zaten kazandığıyla güçlükle geçiniyor. Vergi yükü çok ağır. Denetimler sürekli. Borçlar büyüyor. Dükkan kiraları akılalmaz boyutlara ulaşmış durumda. Bu ekonomik şartlarda bir de yüksek cezalar ve yıkım kararları eklenince esnaf nefes alamaz hale geliyor. İnsanlar ekmek teknelerini kaybetme korkusu yaşıyor. Bu durum hem esnafı hem çalışanı hem de ailelerini etkiliyor. Biz kaldırım işgaline karşıyız. Kamusal alanı tamamen kapatan, masa ve sandalye ile yayaların geçişini zorlaştıran işletmeler konusunda tavrımız nettir. Ancak kimseye zararı olmayan, sokağı tıkamayan, sadece hizmet kalitesini artırmak için kullanılan alanlara ceza yağdırılması etik ve vicdani değildir. Bu işletmeler, kamunun düzenini bozmuyor. Bu işletmeler sadece ayakta kalmaya çalışıyor. Esnaf bu konuda oldukça mağdur. Eskişehir Ticaret Odası’nın esnafın temsilcisi olduğunu hatırlatan mağdurlar, “Eskişehir Ticaret Odası bu duruma neden sessiz kalıyor, neden çözüm üretmek için bir adım atmıyor?” diyerek tepkilerini dile getiriyor. Hatta bazı esnaf dostlarımız “Böyle bir durumda bile sessiz kalacaksa Eskişehir Ticaret Odası’nın varlık nedeni nedir?” şeklindeki şikayetlerini bizlere iletiyor. Aynı durum Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği için de geçerlidir. 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu çözüm için bir kapı açıyor. Eğer sorun ruhsat uyumsuzluğuysa, kamusal zarar düşükse, çözüm bellidir. İşgal harcı alınır, konu barışçıl şekilde çözülür. Yıkıma gerek yok. Cezaya boğmaya gerek yok. Buradan hükümete güçlü bir çağrıda bulunuyoruz. Esnafı belediyeleri kullanarak Sayıştay raporlarıyla, yüksek cezalarla ve yıkım baskısıyla sıkıştırmayın. Bu sorun acilen çözülmelidir. Esnaf bu şehrin yükünü sırtlayan güçtür. Şehir, ancak esnafı ayakta olduğu sürece güçlü kalır. Anahtar Parti olarak biz her zaman esnafımızın yanındayız. Bu can sıkan uygulamalara karşı dimdik duracağız ve çözüm için mücadele edeceğiz.”

Öğretmenlerimiz Mutsuz, Borç İçinde ve Motivasyonsuz! Haber

Öğretmenlerimiz Mutsuz, Borç İçinde ve Motivasyonsuz!

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Öğretmenevi önünde bir basın açıklaması yapıldı ve öğretmenlerin günü kutlandı. Eskişehir Öğretmenevi önünde bir basın açıklaması yapan Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce şu ifadeleri kullandı; "24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla, öğretmenlerimize duyduğumuz saygı ve minnettarlığı bir kez daha dile getirmek istiyorum. Bu özel günde, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün öğretmenlere olan sevgisini ve değerini hatırlatmak önemlidir. 24 Kasım 1928 tarihinde, Millet Mektepleri’nin Mustafa Kemal Atatürk’e verdiği “Başöğretmen” unvanının kabul edilmesinin yıldönümüdür. Bu anlamlı günün Öğretmenler Günü olarak kutlanması, eğitimin toplumun en önemli yapı taşı olduğunun bir göstergesidir. Ne yazık ki, bugün öğretmenlerimizin karşılaştığı şartlar, Başöğretmen Atatürk’ün mirasıyla örtüşmemektedir. Öğretmenlerimiz, açlık sınırında maaşlarla geçinmeye çalışıyor, insanca yaşam hakkı ellerinden alınıyor. Atatürk’ün “milletvekillerinin maaşı öğretmen maaşını geçmesin” sözünü, ülkeyi yönetenlere hatırlatmak isterim. Bir kahve parasına eşdeğer ek ders ücretleri, öğretmenlerimize yapılan en büyük saygısızlıktır. Bu durum, ülkemizin geleceğine şekil verecek öğretmenlerimize yönelik büyük bir itibarsızlıktır. Anahtar Parti olarak, bu sorunların farkındayız ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsiyoruz. Öğretmenlerimizin sadece ekonomik değil, sosyal ve mesleki haklarının da savunulması gerektiğine inanıyoruz. Proje okulları adı altında yapılan adaletsiz atamalar ve norm fazlası öğretmenlerin mağduriyetleri, Eskişehir yerelinde de devam etmektedir. Şeffaflık ve adalet ilkesine dayalı bir öğretmen atama sistemi kurulması gerektiğini vurguluyoruz. Sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulamalarına son verilmesi gerektiğini bir kez daha dile getiriyoruz. Öğretmenlerimizin kadrolu çalışmaları, mesleklerine saygı gösterilmesi gerektiği gibi, özel okul öğretmenlerinin yaşadığı sömürüye de son verilmelidir. Özel okullarda çalışan öğretmenlerimiz, neredeyse tatil yapmadan, çok düşük maaşlarla, sürekli ek iş yaparak emek sömürüsüne uğramaktadır. Öğretmenler, eğitim sisteminin temeli olan bu özel okullarda hak ettikleri değeri görememektedir. Okul sahiplerinin öğretmenleri düşük ücretlerle çalıştırması, onların haklarını savunmalarını engellemektedir. Eğitimdeki temel taşlarını oluşturan özel okul öğretmenlerinin haklarının korunması, eğitim sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesi için büyük önem taşımaktadır. Eğitimdeki kaliteyi artırmak için özel okul öğretmenlerinin de ekonomik ve sosyal hakları savunulmalıdır. Özel okul öğretmenlerinin düşük ücretlerle, iş güvencesiz bir şekilde çalıştırılmaları, sadece eğitim emekçilerinin değil, tüm toplumun geleceğini olumsuz etkileyen bir sorundur. Özel okullarda çalışan öğretmenlere 20 bin liranın altında ücretlerin maaş olarak verildiğini duyuyoruz. Yasal olarak 22 bin 104 lira yatırılan öğretmenlerden nakit olarak para iadesi istendiği dair bile söylentiler var. Özellikle özel okul sahipleri kendi aralarında anlaşarak öğretmenleri düşük ücretlerle çalıştırmakta olduğu, duruma ses çıkartan öğretmenin hiçbir okulda iş bulamadığı bir ifade ediliyor. Özel okullarda maaşların 15-16 bin liralara kadar düştüğü de söylenenler arasında. Atanamayan bu öğretmenler özel okul sahipleri tarafından "ucuz iş gücü" olarak görülüp sömürülüyor. Bu tarz okullarda çalışan öğretmenler hem maddi hem de psikolojik olarak zor bir süreçten geçiyor. Öğretmenlerimiz, mutsuz, borç içinde ve motivasyonsuz. Onların en büyük istekleri ise hak ettikleri saygıyı görmek ve mesleklerine değer verilmesidir. Anahtar Parti olarak, öğretmenlerimizin yanındayız ve onların haklarını savunmaya devam edeceğiz. Bugün öğretmenlerimizin yanında olmak, onların haklarını savunmak ve eğitimdeki sorunları çözmek, hepimizin sorumluluğudur. Eğitim sistemini iyileştirecek, öğretmenlerimizin haklarını savunacak ve toplumu geleceğe taşıyacak adımlar atmak için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Öğretmenlerimiz bizim geleceğimizdir, ve onların hak ettikleri değeri görmeleri için elimizden geleni yapacağız. Biz her zaman öğretmenlerimizin yanında olacağız, onların hak ettikleri saygıyı kazandırmak için mücadele edeceğiz."

Bu Sessizlik Vicdanları Rahatsız Ediyor Haber

Bu Sessizlik Vicdanları Rahatsız Ediyor

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı Gürcistan'ta düşen askeri kargo uçağında şehit olan askerimiz için Milli Yas ilan edilememesini eleştirdi. Vişnelik Mahallesi'nde bulunan Hava Şehitliği önünde bir açıklama yapan Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce şu ifadeleri kullandı; “Milletimizin başı sağ olsun. 86 milyonun yüreğine kor gibi düşen bir haber aldık. Karabağ Zaferi’nin 5’inci yıl dönümü kutlamaları için Azerbaycan’da bulunan kahraman birliğimizi taşıyan C130 tipi askeri kargo uçağımız, Gürcistan-Azerbaycan sınırına yakın bir bölgede düştü. Bu elim kazada 20 vatan evladımız şehit oldu. Her biri bu bayrağın onuru, bu milletin umudu, bu toprakların evladıydı. Her biri görev başında, onurlu bir vazifeyi yerine getirirken canını verdi. O uçağın düştüğü anda sadece Azerbaycan’ın dağlarına değil, Türkiye’nin her şehrine, her hanesine ateş düştü. Eskişehir’e de şehit ateşi düştü. Bizim de yüreğimiz yanıyor, bizim de içimizde büyük bir sızı var. Şimdi buradan açıkça soruyorum. Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen askeri kargo uçağında şehit olan 20 vatan evladı için neden milli yas ilan edilmiyor? Hangi acı daha büyük olmalı ki bu ülkenin bayrakları yarıya insin? Hangi kayıp daha derin olmalı ki milletin yası resmen tanınsın? Milli yas ilan etmek bir tercih değil, bir sorumluluktur. Bu şehitler bu milletin evlatlarıdır. Onların ardından gönül birliği göstermek gerekir. Oysa bugün sessizlik hâkim. Bu sessizlik, vicdanları rahatsız ediyor. Anahtar Parti olarak biz bu sessizliği kabul etmiyoruz. Bu ülke, o şehitlerin kanlarıyla ayakta duruyor. Onların hatırasını yaşatmak, aziz emanetlerine sahip çıkmak, bu devletin ve bu milletin boynunun borcudur. Şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. Ailelerine sabır, milletimize başsağlığı diliyorum. Acımız büyük. Eskişehir’in de yüreği yanıyor. Unutmayacağız, unutturmayacağız.”

Eskişehir Konseyi'nden Hiç Umutlu Değiliz Haber

Eskişehir Konseyi'nden Hiç Umutlu Değiliz

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce düzenlediği basın toplantısında oda, borsa ve birlik başkanları tarafından kurulan Eskişehir Konseyi'ne yönelik eleştirilerde bulundu. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce düzenlenen basın toplantısında şu ifadeleri kullandı; “Son günlerde Eskişehir’de “Eskişehir Konseyi” adını taşıyan bir yapı konuşuluyor. Eylül ayında kurulduğu açıklanan bu konseyin ne kadar resmi bir nitelik taşıdığı belli değil. Ancak kuruluş amacına bakılırsa, Eskişehir’in ekonomik ve sosyal kalkınmasında ortak akıl oluşturmayı hedefliyorlar. Celalettin Kesikbaş, Gürhan Albayrak, Nadir Küpeli, Metin Güler ve Ekrem Birsen gibi şehrin önde gelen iş insanları bu yapının içinde yer alıyor. Toplantılarında havaalanı seferlerinin artırılması, lojistik ve ulaşım projeleri, serbest bölge çalışmaları, yeni yatırımlar ve kalkınma planları gibi konular gündeme geliyormuş. Elbette bunlar Eskişehir için önemli başlıklar. Ancak dikkat çekici bir eksiklik var. Bu konseyde ne milletvekilleri var, ne belediye başkanları var, ne akademisyenler var ne de şehrin valisi var. Devletin, yerel yönetimlerin ve halkın temsilcileri masada yok. Şehrin geleceğini sadece iş dünyasının belirlemeye çalışması, daha baştan eksik bir yaklaşımdır. Eskişehir’in sorunları bir grubun tek başına çözebileceği meseleler değildir. Üstelik bu şehirde çözülmesi gereken meseleler az değil. Çoğu da Ankara ile doğrudan ilişkili konular. Dolayısıyla, “kalkınma” iddiasıyla yola çıkan bir yapının daha kapsayıcı olması gerekir. Ancak şu anki tabloya bakıldığında, “bizden olan gelsin, olmayan karşı dursun” anlayışı egemen görünüyor. Bu tavır güveni sarsar, birlik duygusunu zedeler. Oysa şehir adına söz söylemek isteyen herkes aynı masada buluşmalı. Samimiyet, kimin davet edildiğinde değil, kimlerin dışarıda bırakıldığında belli olur. Buradan Eskişehir Konseyi’ne açık bir çağrı yapıyoruz. Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin depreme dayanıksız olduğu raporlarla ortada. İnsan hayatı söz konusu. Hadi harekete geçin. Yıkılan Eskişehir Devlet Hastanesi’nin arsasında hâlâ bir çalışma yok. 2025 yatırım programına alındığı söylendi ama ortada ihale bile yok. Hadi harekete geçin. Emek, 71 Evler ve Sultandere mahalleleri hizmet bekliyor. Bu mahalleler artık ayrı bir ilçe olmak istiyor. Hadi harekete geçin. Kent merkezinde trafik ve otopark sorunu artık içinden çıkılmaz bir hale geldi. Hadi harekete geçin. Ölüm yolları olarak bildiğimiz ilçe yolları hala neden yapılmıyor. Alpu’ya, Mihalıççık’a, Seyitgazi’ye insanlar gönül rahatlığı ile gidemiyor. Hadi harekete geçin. Eskişehirspor’un borcu 650 milyonu geçmiş durumda. Bu şehir için bir değerden fazlası olan takımın ayakta kalması yeni desteklerle mümkün. Hadi harekete geçin. Şehir ciddi bir susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya. Yeni su kaynaklarını kazandıracak projeler lazım. Hadi harekete geçin. Mihalgazi Alpagut Atalan’daki altın madeni projesine “ÇED olumlu” raporu verilmiş. Bu karar doğanın tahribatı demek. Eskişehir’in havası, suyu, toprağı tehlikede. Hadi harekete geçin. Biz Anahtar Parti olarak Eskişehir’in iş insanlarını daha da zengin edecek değil, halkın sorunlarını çözecek projeleri görmek istiyoruz. Masa kuruyorsanız halk için kurun. Gerçek bir “ortak akıl” platformu, halkın sesini duyan ve toplumun her kesimini kucaklayan bir yapı olmalı. O zaman biz de bu oluşumla gurur duyarız. Ama bugün itibarıyla açık konuşalım. Bu haliyle Eskişehir Konseyi’nden hiç umutlu değiliz.”

Bu Şehri Ortak Akılla Yönetin! Haber

Bu Şehri Ortak Akılla Yönetin!

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür,Sanat ve Turizm Politikaları Başkanı Muhammed Hakan Tanrıöver bir dizi ziyaret ve açılış için Eskişehir’e geldi. İlk olarak İl Binasında İl Başkanı Çağlar Ölce ve Yönetim Kurulu ile bir araya gelen Genel Başkan Yardımcısı Tanrıöver daha sonra basın mensupları ile bir araya geldi. Basın toplantısında konuşan Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Hakan Tanrıöver şu ifadeleri kullandı; "Uzun yıllar Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda görev yaptım. Eskişehir’e hem özel tatil münasebetiyle hem de görev dolayısıyla çok sık çalışma, inceleme ve seyahat ziyaretlerimiz oldu. Gerçekten Eskişehir’de bu süreçte görev yapan belediye başkanlarımızı hayırla ve minnetle anmak istiyorum. Hakikaten Yılmaz Büyükerşen Hoca’nın çok vizyoner bakış açıları oldu. Odunpazarı ilçemizde o dönemdeki belediye başkanımızın da restorasyonla ilgili gerçekten güçlü bir yaklaşımı vardı ve bunu uygulamaya, hayata geçirdiler. Eskişehir, bu anlamda kültür, sanat ve turizm altyapısıyla oldukça güçlü bir şehir. Bunu şuna bağlıyoruz: Türkiye’nin önemli yol güzergâhlarının birçoğu bir şekilde Eskişehir’den geçiyor. Yine aynı şekilde, tematik müzecilik konusunda da Eskişehir’in çok yaygın ve güçlü müzeleri var; bu da çok önemli. Meydanlar ve parklar keza aynı şekilde çok değerli. Etkinlikler konusunda da oldukça iyi bir düzeyde. Dolayısıyla bu anlamda bir altyapı sıkıntısı yok. Yapılması gereken şey, bu unsurların doğru bir tanıtımla önce bölgeye çünkü bölgenin bile bazen haberi olmuyor, ardından Türkiye’ye ve sonrasında dünyaya tanıtımının çok iyi yapılmasıdır. Mesela Eskişehir’in termal kaynaklarının bu kadar zengin olması, Türkiye genelinde ve bölgesel ölçekte hâlâ yeterince bilinmiyor. Dolayısıyla bu çok mühim. Termal kaynaklarının dünyaya anlatılması da son derece önemli. Eskişehir, güçlü bir altyapıya sahip. Bunu da doğru şekilde anlatmamız gerekiyor. Eskişehir, aynı zamanda bir savunma ve direniş şehridir. II. Haçlı Seferi sırasında Selçuklu Sultanı I. Mesut, Haçlıları bu topraklarda durdurmuştur. Yine bildiğiniz üzere, Millî Mücadele döneminde de önemli bir savunma şehri olmuştur. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya Savaşı sürecinde Eskişehir, bu direnişin ve savunmanın önemli kalelerinden biri olmuştur. Özellikle Kırım Tatar bölgesinden gelen nüfus sayesinde, Eskişehir çok önemli bir kültür taşıyıcılığı ve kültürel altyapıya sahiptir. Bu çeşitlilik ve zenginlik, Eskişehir mutfağında ve gastronomisinde de kendini göstermektedir. Bu nedenle, Eskişehir’in gastronomi alanında da kendini daha çok ön plana çıkarması gerekmektedir. Bu tür şehirlerin tanıtımında, özellikle uluslararası kültür ve sanat organizasyonlarına dahil olmak büyük önem taşır. Avrupa Birliği ile ilişkili olan Europa Nostra gibi kuruluşlara miras alanlarımızın dâhil edilmesi ya da UNESCO’nun kültürel miras listelerinde yer alınması, şehirlerin tanıtımı açısından son derece değerlidir. Nitekim Eskişehir, yakın zamanda Sivrihisar’daki Ahşap Direkli Nadide Camisi ile UNESCO’nun listelerine dâhil olmuştur. Allah’ın izniyle, milletimizin desteğiyle, teşkilatımızın çabasıyla ve Anahtar Parti iktidarında Çağlar Başkanımızın önderliğinde; kültür, sanat ve turizm alanlarında Eskişehir’i hak ettiği noktaya taşıyacağız. Bu süreçte, kültür ve sanat konularına oldukça ilgili olan İl Başkan Yardımcımız Ece Bozkayı ile birlikte çalışıyoruz. Hedefimiz, Eskişehir’i UNESCO’nun Geçici Kültürel Miras Listesi’nden asıl listeye aldırmaktır. Özellikle Friglerin giriş kapısı olarak bilinen Yazılıkaya Vadisi ki bir süredir ihmal edilmiştir için gerekli altyapıyı oluşturacağız. Aynı şekilde, termal turizme bağlı sağlık turizminin gelişmesi adına da önemli yatırımların önünü açacağız. Türkmen Dağı, Yazılıkaya Platosu, Sündiken ve Bozdağlar gibi coğrafi bölgeleri turizme kazandıracağız. Yöresel lezzetleri ve ürünleri turistik birer altyapı haline getirip, Eskişehir’in kalkınmasında kültürü, sanatı, kültürel mirası ve arkeolojiyi itici bir güç olarak kullanacağız. Anahtar Parti’nin turizm anlayışı, Türkiye’nin her şeyini pazarlamak ya da her şeyi turiste göre şekillendirmek anlayışını reddetmektedir. Biz, ne kadar özgün olursak, ne kadar kendimiz kalabilirsek ve değerlerimizi doğru biçimde yaşatabilirsek, dünyanın ilgisini o kadar çok çekeceğimize inanıyoruz. Dolayısıyla kültürü, kültürel mirası, sanatı ve arkeolojiyi göz ardı etmeden; Eskişehir’in kalkınmasında sanayinin yanında, hatta belki sanayiden daha da ileri bir noktada turizmi ve kültürü itici bir güç olarak gördüğümüzü ifade etmek isterim. Şehrin altyapısı, güçlü şehrin tanıtım konusundaki eksikliklerini ifade etmiştik. Şimdi isterseniz eve misafir davet eden bir ev sahibesi olun, isterseniz de çok büyük bir ordunun kumandanı olun. Cevap vermeniz gereken ilk soru elimizde ne vardır? Dolayısıyla Eskişehir'in elinde ne olduğunun çok doğru bir şekilde envanterlenmesi lazım ve artık dijital bir çağda yaşıyoruz. Bunun dijital kültür altyapısıyla bölgeye, bölgede Ankara'da daha doğrusu plan yok. O yüzden bölge altyapısını çiziyorum. Türkiyemize ve dünyaya bunun anlatılması lazım. Çünkü artık dünyanın yeni şehirleri, dünyanın yeni ülkeleri artık şehirler. Şehirler rekabetçi yapılarıyla ön plana çıkıyor. Eskişehir'e bu anlamda hem coğrafi konumundaki avantajı, hem sanayi altyapısının güçlü olması, hem de son günlerde sıkça gündeme gelen toprak elementleri ve madenler konusundaki zenginliği büyük bir imkan. Yine termal, kültür ve sanat altyapısı da bu anlamda çok önemli. Kurşunlu Camii Anadolu'nun nadide eserlerinden biri ve bu itibarla Türk estetik ve mimarisinin en çok öne çıkan alanlarından bir tanesi. Bu itibarla biz Anahtar Parti olarak Eskişehir İl Başkanımız Sayın Çağlar Ölçe'nin önderliğinde Eskişehir'e şunu teklif ediyoruz: Bu şehri ortak akılla yönetin. Bizim kültür, sanat ve turizm konularındaki tecrübelerimizi de şehrin karar alma mekanizmalarında bugünden kullanmaya başlayın. Çünkü Farabi'nin Medinetül Fazıla'sında belirtmiş olduğu Erdemli Kent'te Farabi şu şekilde tarif eder: Erdemli kentler hikmetle yönetilen kentlerdir der. Hikmetle yönetilen kentlerden kastettiği bu kentlerin ortak akılla yönetilmesidir. Dolayısıyla bu akıl, bu altyapı partimizin de girişinde görmüş olduğunuz gibi liyakatli şöhretsizler anahtar parti kadrolarında vardır ve göreve hazırdır. Bir diğer husus, Farabi'den günümüze geldiğimizde yeni dünyanın yeni ülkeleri artık şehirlerdir teorisini dünyada savunan İngiliz kent tasarımcısı Charles Landry de tasarım kentini şu şekilde tarif eder: O kente ait her türlü somut ve somut olmayan kültürel öğesini tanımlayıp tanıtabilen kentler tasarım kenti olmaya adaydır der. Farabi ile Charles Landry arasında kurmuş olduğumuz bu felsefi altyapının kendisinde vücut bulduğu şehir Eskişehir'dir. Dolayısıyla bu somut ve somut olmayan kültürel mirasına dair Eskişehir'in her türlü envanteri çıkartılacak ve bunlar teker teker, teker teker bölgeye, Türkiye'ye ve dünyaya anlatılarak bu sorunun üstesinden gelecektir. Eskişehir'de ortalama 2'ye yaklaşan, yani 1.7 geceleme sayısını biz önce 2,5'a, 3'e, 3,5'a, 4'e getirdiğimiz zaman bundan Eskişehir'deki birdenbire 36 sektör olumlu anlamda etkilemeye başlayacak ve bu lokomotif görevini görecektir. Zaten Türkiye'nin ilk lokomotif fabrikası da Eskişehir'de yapılmıştı. Kültür, Sanat ve Turizm İl Başkan Yardımcıları ile bir toplantı gerçekleştirdik. Eskişehir’i temsilen de Ece Bozkaya arkadaşımız katıldı. Toplantıda bu konuyu gündeme getirdik ve Anahtar Parti olarak 1 Kasım’dan sonra, 102 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk kez ilan edilecek olan bir Millî Kültür Siyaset Belgesi ile sahneye çıkacağız. Bu Millî Kültür Siyaset Belgesi’nde, şehirlerimizi geleceğe hazırlarken tarihî miras altyapılarını nasıl ele alacağımıza dair yol haritamızın ipuçlarını ve bunların uygulama örneklerini paylaşacağız. Türkiye’de bugüne kadar hazırlanan planların en büyük eksikliği, yüzeysel kalmalarıydı. Biz ise uygulama planlarını da içeren somut bir yol haritası sunacağız. Size küçük bir ipucu vermek isterim: Biz şehirlerimizi bu anlamda tematik olarak kategorilere ayıracağız. Örneğin, Dünya Kaleli Kentler Birliği gibi bir sınıflandırmadan yola çıkarak; kaleleri olan şehirlerimiz, kuleleri olan şehirlerimiz, termal zenginlikleri bulunan şehirlerimiz ve ayrıca şehir ve edebiyat dergisi bulunan şehirlerimiz gibi kategoriler oluşturacağız. Bu şehirlerin dünya kültür ve sanat altyapısında hak ettikleri yere ulaşabilmeleri için gerekli destekleri, uygulama planlarıyla birlikte sağlayacağız. Burada özellikle ifade etmek isterim: Sayın İl Başkanımızın, değerli teşkilatımızın ve basınımızın güzide temsilcilerinin huzurunda altını çizmek istiyorum; dünyadaki kültür ekonomisinin en güçlü lokomotifi hiç şüphesiz Hollywood’dur. Bu, aynı zamanda Amerika tarafından kültürel düşüncelerini bir hegemonya, bir propaganda aracı olarak kullanmanın da en etkili yoludur. Şöyle düşünün: Hepimiz televizyonlardan, sinemalardan ya da son dönemde yaygınlaşan dijital platformlardan film ve dizi izliyoruz. Ancak dikkat ederseniz, Hollywood’un ilgilenmediği veya mesafeli durduğu tek coğrafya Anadolu’dur. Ama er ya da geç buraya da gelecekler. Biz, ne kadar özgün olursak, kendi değerlerimize, köklerimize, kültürümüze ve geleneksel sanatlarımıza ne kadar sahip çıkarsak, o kadar güçlü, özgün ve kalıcı oluruz. Dolayısıyla bu anlayışla; camilerimizden tarihî miras alanlarımıza, toprağı vatan kılan ve vatanı da devlete millî kültürle bağlayan bir anlayışın taşıyıcısı olarak, Anahtar Parti kadroları Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu önderliğinde göreve hazırdır. 28 Ekim 2024 tarihinde Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu önderliğinde Anahtar Parti kurulmuştu. 1 Kasım 2025 tarihinde ise Ankara’da birinci yılımızı kutlayacağız. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleriyle çakışmaması için kutlamamızı 1 Kasım tarihinde gerçekleştireceğiz. Bu vesileyle, hem il başkanımız hem teşkilatımız hem de teşkilat başkanımız sizleri bu özel programa davet etmişti. Ben de genel merkezden gelen bir misafiriniz olarak, sizleri Ankara’daki bu anlamlı programa ev sahibi sıfatıyla davet ediyorum." Basın toplantısının ardından Genel Başkan Yardımcısı Tanrıöver, İl Başkanı Ölce ve Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte Anahtar Parti İnönü İlçe Başkanlığının açılışını gerçekleştirdi.

Konkordato Çaresizliğin Simgesine Dönüşmüş Durumda! Haber

Konkordato Çaresizliğin Simgesine Dönüşmüş Durumda!

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından son günlerde artan konkordato başvuruları ve ekonomik sonuçları ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce İki Eylül Caddesi üzerinde düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı; "Son dönemde ülkemizde konkordato başvurularında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Ekonominin çarklarını döndüren küçük ve orta ölçekli işletmeler, artık ayakta kalmakta zorlanıyor. Bu tablo, sadece bir şirketin iflasıyla sınırlı değil; ardında yüzlerce çalışanın, onlarca tedarikçinin ve binlerce ailenin geçim mücadelesi yatıyor. Hepimizin bildiği gibi konkordato, aslında firmaların yeniden nefes alabilmesi için oluşturulmuş bir yasal mekanizma. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu mekanizma bir “çıkış kapısı” olmaktan çok, çaresizliğin simgesine dönüşmüş durumda. Konkordato başvurularının temelinde birkaç ciddi neden yatıyor. Öncelikle artan finansman maliyetleri, işletmelerin en büyük yüklerinden biri haline geldi. Üretim yapmak, yatırım yapmak ya da sadece faaliyetini sürdürmek isteyen her işletme, yüksek faiz oranlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bunun üzerine yüksek enflasyon eklendiğinde, hem girdi maliyetleri hem de tüketicinin alım gücü aynı anda düşüyor. Bu da iç pazarı daraltıyor. Üretim maliyetlerinin öngörülemez biçimde artması, işletmelerin plan yapmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Bir ay öncesinin maliyet hesabı, bugün geçerliliğini yitiriyor. Hammadde, enerji ve işçilik giderlerindeki dalgalanmalar, firmaların uzun vadeli düşünmesini engelliyor. Ayrıca krediye erişimde yaşanan güçlükler, birçok işletmeyi nakit sıkışıklığıyla karşı karşıya bırakıyor. Bankalar, teminat şartlarını ağırlaştırıyor; küçük üreticiye, esnafa nefes alacak alan kalmıyor. Bugün en çok konkordato başvurusu yapılan sektörlerin başında tekstil, inşaat ve metal ürün sanayileri geliyor. Bu 3 sektör, istihdamın ve üretimin bel kemiğini oluşturuyor. Bu nedenle burada yaşanan her sıkıntı, sadece firmaları değil, geniş bir ekonomik zinciri de etkiliyor. Bir fabrikanın üretimi durduğunda, o fabrikanın tedarikçisinden nakliyecisine, servis sağlayıcısından işçisine kadar herkes bundan etkileniyor. Bu durum, ekonomide “zincir iflaslar” olarak kendini gösteriyor. Konkordato sürecinde en büyük mağduriyetlerden biri de alacaklıların korunamaması. Bir işletme konkordato ilan ettiğinde, çoğu zaman alacaklı firmalar ve çalışanlar belirsizlik içinde kalıyor. Bu belirsizlik, piyasada güveni zedeliyor. Oysa bu süreçler, adil ve denetimli şekilde yürütülse, hem firmalar toparlanabilir hem de alacaklılar mağdur olmaz. Bizim önerimiz, konkordato süreçlerinde mutlaka “Alacaklılar Kurulu” oluşturulması yönündedir. Bu kurulda sadece finans temsilcileri değil, işçi temsilcileri de yer almalıdır. Çünkü bir şirketin geleceği sadece rakamlardan ibaret değildir; o işletmede emeğiyle çalışan insanların da söz hakkı olmalıdır. Bir diğer önemli konu ise, konkordato sisteminin bazı firmalar tarafından kötüye kullanılmasıdır. Ne yazık ki, bazı işletmeler zaman kazanmak amacıyla ikinci kez konkordato başvurusunda bulunuyor. Bu durum, hem sürecin ciddiyetini zedeliyor hem de piyasadaki güveni sarsıyor. Bu nedenle, aynı firma için ikinci kez konkordato başvurusuna izin verilmemelidir. Konkordato sadece işletmeleri değil, binlerce işçinin geçimini doğrudan etkiliyor. Üretim durduğunda, ilk etkilenen kesim işçiler oluyor. Bu yüzden konkordato sürecinde en hassas konulardan biri, çalışan haklarının korunması olmalı. Biz Anahtar Parti olarak, bu noktada Kıdem Tazminatı Garanti Fonu kurulmasını öneriyoruz. Böylece işveren ekonomik sıkıntıya düşse bile, işçinin hakkı güvence altına alınır. İşçinin emeği, bir alacak kalemi olarak değil, kutsal bir hak olarak korunmalıdır. Ülkemiz güçlü bir üretim kapasitesine ve çalışkan bir insan kaynağına sahip. Ancak bu potansiyelin korunabilmesi için şeffaf, adil ve sürdürülebilir bir ekonomik düzen kurulmalı. Biz Anahtar Parti olarak, üretimin, emeğin ve alın terinin yanında durmaya devam edeceğiz. Krizleri konuşmak kadar, çözüm üretmenin de sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin yeniden üreten, güvenen ve büyüyen bir ülke olması için çalışmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.