SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bütçe

Porsuk Haber Ajansı - Bütçe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bütçe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çiftçinin, Üreticinin, Köylünün Sesi Bu Bütçede Yok Haber

Çiftçinin, Üreticinin, Köylünün Sesi Bu Bütçede Yok

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu’nda üreticilerin sorunlarına dikkat çekti. Başevirgen, “Borç olarak verecekleri krediyi, KİT’lere dağıtacakları parayı, ihracat için şirketlere aktaracakları kaynağı ekleyip tarıma ayrılan kaynak diye sunuyorlar. İktidar tarımsal desteklere 770 milyar değil 168 milyar lira veriyor. Ayrılan bu destekler, tarlada toprağı işleyen üreticiye, çiftçiye doğrudan ulaşmıyor. Yani üreticiye ‘destek’ değil, borç veriliyor. AKP iktidarı çiftçiyi, besiciyi, üreticiyi bitirdi. Çiftçi artık AKP’den ümidini kesti” dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanlığı, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde konuştu. Başevirgen, çiftçinin, besicinin sorunlarına ve tarıma ayrılan bütçenin yetersizliğine dikkat çekti. “ÇİFTÇİNİN, ÜRETİCİNİN, KÖYLÜNÜN SESİ BU BÜTÇEDE YOK” Üreticinin sesinin bütçede olmadığına dikkat çeken Başevirgen, “Bu bütçe, kâğıt üzerinde 541 milyar liralık bir büyüklüğe sahip. Tarıma, hayvancılığa, kırsal kalkınmaya ayrılan toplam kaynak ise 888 milyar lira civarında. İlk bakışta bu bütçe büyük sanılabilir. Ancak rakamların arkasındaki gerçek bambaşka. Çiftçinin, üreticinin, köylünün sesi bu bütçede yok. Rakamlar havada uçuyor ama 5 yıldır tarım desteklerine ayrılan pay Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) binde 2’si. Çiftçinin alın terinin karşılığı verilmedi. Ayrılan pay gerçekten komik” dedi. Çiftçinin kanunen alması gereken payı alamadığını ifade eden Başevirgen, “2006 yılında Tarım Kanunu çıkardık diye övünüyorlar. Kanun ne diyor, ‘bütçeden tarıma ayrılan payın milli gelirin yüzde 1’inden aşağı olamaz.” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz 2026 yılında milli gelirin 77 trilyon lira olacağını söylüyor. Bu durumda tarım kanunu gereği tarım desteklerine ayrılan payın 770 milyar lira olması gerekir. Meclise sunulan 2026 bütçesinde tarım desteklerine ayrılan pay 168 milyar lira” diye konuştu. “ÜRETİCİYE ‘DESTEK’ DEĞİL, BORÇ VERİLİYOR” AKP iktidarının bugüne kadar çıkarılan kanuna hiçbir zaman uymadığını sözlerine ekleyen Başevirgen, “Algıyı yönetmekte o kadar mahirler ki, ‘2026 bütçesinde tarıma 888 milyar lira kaynak’ ayrıldığını övünerek söylüyorlar. Borç olarak verecekleri krediyi, KİT’lere dağıtacakları parayı, ihracat için şirketlere aktaracakları kaynağı ekleyip tarıma ayrılan kaynak diye sunuyorlar. İktidar tarımsal desteklere 770 milyar değil 168 milyar lira veriyor. Ayrılan bu destekler, tarlada toprağı işleyen üreticiye, çiftçiye doğrudan ulaşmıyor” açıklamasını yaptı. Desteklerin dağıtımının adil olmadığını vurgulayan Başevirgen, “Küçük üreticiye ulaşmayan destek, büyük işletmelere, tarımsal holdinglere veriliyor. Oysa Anadolu’nun dört bir yanında köylü üretici; ekipmanını, traktörünü, tarlasını satıyor. Çiftçinin tarlasını ekebilecek gücü de takati de kalmadı. Mazot desteği, elektrik indirimi, tarım sigortası gibi kalemlerde doğrudan, kolay erişilebilir destek mekanizmalarını görmek mümkün değil. Bu bütçede bu mekanizmalar yok. Yani üreticiye ‘destek’ değil, borç veriliyor” dedi. “ÇİFTÇİ BORÇ BATAĞINA DÜŞTÜ, BORCU 1,2 TRİLYONA DAYANDI” Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın koltuğa oturmasından bu yana 2 buçuk yılın geçtiğini hatırlatan Başevirgen, “‘Yapısal dönüşüm’, ‘gıda arz güvenliği’ ve ‘üreticiyi güçlendiren politikalar’ gibi büyük vaatlerle geldi. Ama ne yazık ki hiçbirini gerçekleştiremedi. Bu süreçte çiftçi borç batağına düştü, borcu 1,2 trilyona dayandı. Gıdada ithalata mahkum olduk. İthalatı bitireceklerini söylüyorlardı, özellikle kırmızı ette hala ithalat rekorları kırıyoruz” ifadelerini kullandı. Nisan ayında yaşadığımız ve 65 ili etkileyen zirai donun 500 bine yakın üreticinin mahsulünü yok ettiğini ve toplamda 23 milyar liralık hasara yol açtığına da dikkat çeken Başevirgen, “Hasarın en büyük olduğu il de Manisa. 37 bine yakın Manisalı üretici 813 bin dekarlık tarım alanında bu felaketi yaşadı. Aradan 8 ay geçmesine rağmen çiftçilere yapılacağı duyurulan destek ödemelerinin tamamı yatırılmadı. Girdi maliyetleri yüzde 50, yüzde 60 artmasına rağmen 7 numara üzüm geçen yıl da 100 liraydı bu yıl da 100 lira. Yaşanan felaketten dolayı üzüm üreticileri ellerinde kalan ürünlerle hasat yaptı ancak bu sefer de TMO’nun numara oyunuyla karşı karşıya kaldı” diye konuştu. “AKP İKTİDARI ÇİFTÇİYİ BİTİRDİ, BESİCİYİ, ÜRETİCİYİ BİTİRDİ, ÇİFTÇİ ARTIK AKP’DEN ÜMİDİNİ KESTİ” Çiftçilerin üretimden uzaklaştığını ve çiftçilerin yaş ortalamasının arttığına da dikkat çeken Başevirgen son olarak şunları söyledi: “Çiftçi, üretici, besici perişan. Çiftçinin ortalama yaşı 58, köylerde genç üretici yok. Manisa’nın Ahmetli ilçesinde genç bir besiciye denk geldik. Her geçen yıl hayvanlarının azaldığını, hayvanlarını satarak ayakta kaldığını söylüyor. Bir daha gittiğimizde onu bulamayacağımızı söylüyor. Bir başka besici, Ulusal Süt Konseyi’nin sütün referans fiyatını 19,60 lira olacak şekilde açıkladığını, sütün maliyetinin 21-22 lira olduğunu, ancak 16-17 liradan sütü sattıklarını, karşılığında para değil yem almak zorunda kaldıklarını söylüyor. Ve ekliyor, kahvede otursak çay içsek en azından zarar etmeyeceklerini söylüyor. AKP iktidarı çiftçiyi bitirdi, besiciyi, üreticiyi bitirdi. Çiftçi artık AKP’den ümidini kesti. Manisalı çiftçi, desteği sadece yerel yönetimlerden, CHP’li belediyelerden aldığını, iktidarın hiçbir yaraya merhem olmadığını söylüyor. Bu bütçe çiftçiye mazot vermez, umut vermez, bereket vermez, gelecek vermez. Çünkü bu bütçe çiftçinin faiz yükünü arttırıyor. Borcunu arttırıyor ve üretimden uzaklaştırıyor. CHP iktidarında tüm Türkiye gibi çiftçilerimiz de besicilerimiz de üreticilerimiz de rahat bir nefes alacak.”

Tarımda Üretim Düşüyor, Dışa Bağımlılık Artıyor! Haber

Tarımda Üretim Düşüyor, Dışa Bağımlılık Artıyor!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer Tarım ve Orman Bakanlığı bütçe görüşmelerinde tarımın içinde bulunduğu duruma dikkat çekti. CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 Plan ve Bütçe Komisyonun görüşmelerinde TÜİK ve Bakanlık üretim verileri üzerinden gıda arz açığını ekranda görüntülü anlattı.Gürer” “Bakanlığın kamuoyuna sunduğu tabloyla gerçek üretim rakamları arasında büyük uçurum var. Üretim birçok üründe hızla düşüyor, buna rağmen yeterlilik varmış gibi açıklamalar yapılıyor. Türkiye gıda alanında kırılgan ve dışa bağımlı bir hale geldi.” dedi. “TARIM MİLLÎ GÜVENLİK KADAR ÖNEMLİ; VERİLER GERÇEKLERİ ÖRTMÜYOR” Tarımın “doyuran ve giydiren” temel bir sektör olduğuna vurgu yapan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Bakanlığın kamuoyuna sunduğu “İddialar ve Gerçekler” kitapçığındaki verilerin fiili üretim rakamlarıyla örtüşmediğini söyledi. “2023 yılında 77,7 milyon ton olan tahıl ve bitkisel üretim, 2025 TÜİK tahminlerinde 67,1 milyon tona düşüyor. Yani iki yılda 10 milyon tonluk kayıp var. Meyve üretiminde de benzer bir tablo var: 2023’te 27,4 milyon ton olan üretim 2025 tahminlerinde 19,8 milyon tona iniyor. Kayıt dışıyla beraber kayıp 10 milyon tona ulaşıyor. Böyle bir düşüş varken ‘yeterlilik’ nasıl sağlanıyor?” dedi. BUĞDAY, ARPA, AYÇİÇEĞİ… “BAKANLIĞIN YETERLİLİK HESAPLARI GERÇEĞİ YANSITMIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle buğday üretimindeki tabloyu eleştirerek şunları kaydetti: “Bakın, bir kitapçık yayınlıyorsunuz, orada, 17 milyon 900 bin tona buğday üretimimiz düşmüş. "Yıllık üretimimiz 19 milyon ton ortalama bize yeter." diyorsunuz. Yeterlilik olarak İddialar ve Gerçekler kitabına yazmışsınız ki: "Yüzde 224 buğdayda yeterlilik var." Bir de parantez koymuşsunuz, durum. Bu, durumun tespiti mi durum buğdayı mı? Durum buğdayı ise Türkiye'de durum buğdayı yetiyorsa niye ithalat yapıyorsunuz? 2002 yılına göre 19 milyon 500 bin ton olan buğday üretimi 17 milyon 900 bine düştüyse nasıl kendi kendine yeterlilik var? Bu İddialar ve Gerçekler'i kamuoyuna nasıl paylaşıyorsunuz? Bakın, bu sizin verileriniz. Buradaki verilerinizde 2019-2020'de yeterlik 89,5; 2020-2021'de 102,3; 2021-2022'de yüzde 87,3; 2022-2023'te yüzde 96,1; 2023-2024'te yüzde 118; bu yıl 17 milyon 900 bine düşmüşüz, yüzde 226; bu nasıl bir olaydır”dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı soruları yanıtlarken konuşmasında Gürer ‘i doğruladı.Bakan Yumaklı şöyle konuştu ” “hububatta yeterli değiliz” dedi Ömer Fethi Gürer vekilimiz ekranada yansıttı ama orada zaman farkı var.Onu söylüyeyim.Biz notlarımıza,daha doğrusu biz açık şekilde yazmamız gerekir.En son açıklanan yeterliliğimiz iki yıl geriden geldiği için 2023 rakamları ,O yüzden orada farklılıklar var.Onu düzelteceğiz”dedi.Gürer açıklanan verilerde tarih ifade edilebilirdi “ demesi üzerine Bakan Yumaklı” Evet onu düzelteceğiz” diye konuştu. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer arz açığı ürünleri de rakam rakam açıkladı. Gürer; "Arpada, 2002 yılında Türkiye arpa üretiminde 8 milyon 300 bin ton üretmiş, bu yıl 6 milyon 900 bin tona düşeceğimizi TÜİK açıklamış, burada da "Yeterliliğimiz var." deniliyor. Keza, çeltikte yeterliliğimizde, çeltik üretimi artmış ama yine Türkiye dışa bağımlı. Ayçiçeğinde 2023 yılında üretim 2 milyon 198 bin tonken 2025 yılında 1 milyon 800 bin tona düşmüş; bunda da dışa bağımlıyız. Verilerin hepsi Tarım Bakanlığının verileri. Cevizde 2002 yılında Türkiye ceviz üretimi 120 bin tonken bugün ceviz üretimimiz 360 bin tona gelmiş; yine, sizin verdiğiniz yanıta göre yeterliliğimiz yüzde 80. Soyada 2002'de Türkiye'nin soya üretimi 75 bin tonmuş, şimdi 148 bin tona çıkmış ama yeterliliğimiz yüzde 4,1. Kuru fasulyede, 2002 yılında Türkiye'de kuru fasulye üretimi 250 bin tonmuş, nüfusumuz 65 milyon; bu yıl kuru fasulye üretimimiz 247 bin ton, 2002 yılının altındayız "Kendi kendine yeterliliğimiz var." diyorsunuz. 2002 yılında Türkiye'nin nohut üretimi 650 ton, bu yılki üretim 406 bin 400 ton; burada da yine "Yeterliliğimiz var." diyorsunuz. Kırmızı mercimek, 2002 yılında Türkiye'de kırmızı mercimek üretimi 500 bin ton, şu anda olacağı tahmin edilen 230 bin tona düşüyor; kırmızı mercimekte Kanada'dan ithal ediyoruz, tohumunu verdiğimiz ülkeden; bırakın, yeterliliği yarı yarıya üretim kaybı var. Çayda, 2002 yılında Türkiye'nin çay üretimi 791 bin 700 ton, 2023'te 1 milyon 369 bine çıkılmış, bu yıl 1 milyon 350 bin tona üretim gelmiş; çayda dahi ithalat yapıyoruz. Pamukta, 2002 yılında Türkiye'nin pamuk üretimi 966 bin ton, 2023 yılında üretim 777 bin tona gerilemiş; yeterliliğimiz yüzde 97. Şeker pancarı, 2002 yılı şeker pancarı üretimimiz 16 milyon 500 bin ton, bu yıl tahmin edilen, 2025 yılı ikinci tahmini 21 milyon 500 bin ton; 2025 yılın ilk dokuz ayında 109 bin 969 ton şeker ithalatı yapılmış. Üretim tahminlerindeki sapmaları da tek tek çıkardım. 21 üründe arz açığımız var "Net ihracatçıyız." diyorsunuz; hububatta, bakliyatta Türkiye ithalatçı. Ha, ihracat yaptığımız var mı? Var; domates var, kayısı var, fındık var, üzüm var. E, bunlardan yemek olmaz ki, yemek olan ürünlerde dışa bağımlıyız; Türkiye bu anlamda geriye düşmüş durumda. Arkadaşlarımız kamuoyuyla verileri paylaşırken hangi dayanakla bunları kamuoyuyla paylaşıyorlar? Sonra diyorsunuz ki: "Net ihracatçıyız." Dedi. HAYVAN VARLIĞI 1980’DEN BERİ HIZLA DÜŞÜŞTE Ömer Fethi Gürer, hayvan varlığına ilişkin verileri de değerlendirerek, “1980'de büyükbaş, küçükbaş hayvan varlığı toplamı 84 milyon 598 bin; bugün geldiğimiz noktada 71 milyon 888 bin baş yani 84 milyon 598 binden 71 milyon 888 bine düşmüşüz; kişi başına hayvan varlığında da et üretiminde de geriye düşmüşüz.” Diye konuştu. “GÜBRE FİYATLARI PATLADI; ÇİFTÇİ GİRDİ MALİYETLERİNİN ALTINDA EZİLİYOR” Üre ve DAP gübresi fiyatlarındaki artışa dikkat çeken CHP’li Gürer, “2024’te üre gübresi 12 bin liraydı, bugün 25 bin 500 lira. DAP gübre 18 bin 350 liraydı, bugün 34 bin lira. Bir yılda fiyat katlanmış. Destekleme miktarları bu artışın çok gerisinde. Çiftçi girdi maliyetlerini karşılayamıyor,”dedi. “ALIM FİYATI DÜŞÜK, GİRDİ MALİYETİ YÜKSEK; ARACILIK SİSTEMİ KAZANIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mevcut uygulamaların çiftçiyi üretimden kopardığını belirterek, Mehmet Şimşek'in politikalarıyla üreticilerden ürün alım fiyatları düşük tutuluyor. Alım fiyatı düşük, girdi maliyeti yüksek; esasında olması gereken girdi maliyetleri artı makul bir kâr olmalı. Aracılık sistemiyle üretilen ürün rafa gidinceye kadar 5 kat artıyor, çiftçiye faydası yok, vatandaş kazık yiyor; arada birileri bu işi götürüyor, bunu da herkes görüyor” dedi. “TARIM SAYIMI KAĞIT ÜZERİNDEN YAPILMAZ; ÇİFTÇİ TEHDİT EDİLİYOR” Tarım sayımının sağlıklı yapılmadığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, şöyle konuştu: “Bakınız, sizin dönemizde doğru bir şey yapıldı, planlamaktan söz edildi, tarım sayımından söz edildi ama uygulama yanlış; tarım sayımı için mesaj atıyorsunuz çiftçiye "Verilerini bildir." tarım sayımında gidilir, yerinde tespit yapılır; yerinde tespit yok. "Bildirmezsen 60 bin lira da ceza var." diye bir de tehdit yazıyorlar” dedi. “SÜT ÜRETİCİSİ BİTME NOKTASINDA; AHIRLAR BOŞALIYOR” Çiğ süt fiyatlarının yem maliyetini karşılamadığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,“1 litre sütle 1,5 kilo yem alınamıyor. Ahırlar boşalıyor, hayvancılık dip yaptı. Türkiye süt tozu ithal eden bir ülke haline geldi,” şeklinde konuştu.Bakan süt tozu ithal etmiyoruz açıklaması itiraz eden Gürer 1000 ton 2025 yılı ilk 9 ayında ithalat yapıldığını TÜİK verileri ile ifade edince Bakan bu konuya da bakalım “ dedi. “ÇİFTÇİ BORÇ İÇİNDE; HACİZLER DURDURULSUN, BORÇLAR ÜÇ YIL ERTELENSİN” Ömer Fethi Gürer, tarımsal borçların çiftçiyi üretimden koparacak seviyeye ulaştığını belirterek çağrı yaptı: “ çiftçilerin borçlarını en az üç yıl öteleyin, kanun teklifi de verdik, icraları durdurun. 10 binden fazla tarım arazisi, bine yakın traktör, ahırdaki inek, Malta keçisine varıncaya kadar haciz işlemi uygulanıyor Sayın Bakan. Bunlara, icra dairelerindeki işlemlere arkadaşlar gidip bakmıyorlar mı? Hacizleri durdurun, günahtır, zaten 2 milyon 300 bin çiftçimiz kalmış; onların da bir kısmı destekleme almak için gidip kaydoluyor, onları da biliyoruz.” Diye konuştu. “MAZOTTA ÖTV-KDV KALDIRILSIN; TARIMA AYRILAN DESTEK MİLLÎ GELİRİN YÜZDE 1’İ OLMALI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer; "Millî gelirin yüzde 1'ini çiftçiye vereceğiz." diyorsunuz, kanun çıkarmışız. Peki, kanuna göre 750 milyar lira vermeniz gerekir, ayırdığınız 168 milyar destek ama daha acısı Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 542 milyar. Yani millî gelirin yüzde 1'i kadar Tarım Bakanlığının bütçesi yok” dedi. Gürer “Alım fiyatına değil taban fiyata geçin. ÖTV ve KDV'yi mazotta kaldırın. Bu yıl 20 milyar lira mazotta destek ayırmışsınız, ÖTV ve KDV olarak aldığınız 60 milyarın üstünde para, 3 kat vergi olarak geri aldığınızı çiftçiye 20 milyar olarak verseniz ne yazar! 9 milyar da bu yıl gübreye ayırmışsınız. Gübredeki bir yıllık artış verdiğiniz desteği karşılamıyor.” Diye konuştu. BAKANA SORULAR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer Bakana sorularda yöneltti. Atama bekleyen ziraat mühendisi, veteriner ve gıda mühendisleri için atama yapılacak mı? Zoonotik hastalıkları kontrol edecek bir kurum var mı? Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünün yeniden oluşturulması düşünülüyor mu? 8 bin personelle 750 bin kayıtlı, kayıt dışıyla 1 milyon gıda işletmesini denetlemeniz olası mı? Yurt dışı ithal ceviz, badem ABD ülkelerinden farklı ülkelere ithal edilirken aflatoksin çıkıyorken Türkiye'ye ithal edildiğinde hiçbir üründe sorun yok mu, yoksa denetim mi yetersiz?” Dedi. Bakan sorulara yazılı yanıt vereceğini söyledi.

2026 Bütçesi İle Tam Bir Yıkım Dayatıyorlar! Haber

2026 Bütçesi İle Tam Bir Yıkım Dayatıyorlar!

KESK Eskişehir Şubeler Platformu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde devam eden bütçe görüşmeleri ile ilgili "Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye" sloganıyla bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. Köprübaşı'nda başlayan ve Yediler Parkı'nda sona eren yürüyüşe, KESK'e bağlı sendikaların Başkan ve üyeleri, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ve Yönetim Kurulu üyeleri, CHP İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, siyasi parti, sendika ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. Yediler Parkı’nda sona eren yürüyüşün ardından bir açıklama yapan KESK Dönem Sözcüsü ve SES Eskişehir Şube Başkanı Umut Özge Yılmaz şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın emekçileri, sevgili Eskişehir Halkı Halk için bütçe demokratik Türkiye talebimiz ile konfederasyonumuz KESK bugün Samsun ve Adana’da, 29 Kasım’da da İzmir ve Van’da bölge mitingleri düzenliyor. Biz de bugün Eskişehir’de yerelimizden sesimizi duyurmak, taleplerimiz açıklamak için bu yürüyüş ve açıklamayı düzenledik. Buradan Samsun ve Adana mitinglerini selamlıyoruz. Hepimizi yakından ilgilendiren bütçenin TBMM’deki görüşmeleri devam ediyor. Kamu emekçisinden işçisine, gencinden çocuğuna, asgari ücretlisinden emeklisine, kadından küçük esnafına, çiftçisine kadar toplumun büyük çoğunluğunu oluşturanlar olarak mutlu olmanın, huzurlu ve sağlıklı kalmanın neredeyse imkansız hale geldiği zor bir süreçten geçiyoruz. Yıllardır bütçeler bizlerin ücretlerinden kesilen, attığımız her adımda ödediğimiz vergilerden, hatta adeta tuzak kurularak kesilen trafik cezalarından oluşuyor. Buna rağmen biz ne zaman bütçeden hakkımızı, insanca yaşamaya yetecek ücret, nitelikli kamusal hizmet istesek ülkeyi yönetenler her seferinde “bütçe imkanlarımız kısıtlı” dediler. Ama bizden toplanan vergileri bir avuç azınlığa faiz, teşvik, rant, hazine garantisi olarak aktardılar. Bütçeler siyasi metinlerdir. Türkiye’de merkezi yönetim bütçe yasası, yani genel bütçenin içeriği; toplumsal kaynağın nasıl oluşturulacağının ve kullanılacağının, mali kaynağın kimlerden alınıp kimlere verileceğinin bir göstergesidir. Yani genel bütçe hükümetlerin tercihinin halktan mı yoksa sermayeden mi yaptığının belgeleridir. 2002’de genel kamu hizmetlerine ayrılan pay %42 iken 2025’te %29,1’e düşmüştür. Kuşkusuz 2026 yılında da kamusal hizmetlere ayrılan payın düşüşü devam edecektir. Bu düşüş bizden alınan vergilerin bizim için kullanılmadığının kanıtıdır. Kısacası her bütçede bizim cebimizden aldılar. Zengine, patrona, yandaşa verdiler. Biz yoksullaştıkça onlar zenginleşti. Mecliste görüşülen 2026 bütçesi ile hepimizin geleceğini daha da karartmak istiyorlar. BES-AR Kasım 2025 verilerine göre Açlık sınırı 38.604 TL, yoksulluk sınırı 95.562 TL. biz kamu emekçileri ve emeklilerinin maaşlarına öngörülen artış ise sadece %16. 2026 BÜTÇESİNDEN KİMİN PAYINA NE DÜŞÜYOR? Mecliste görüşülen bütçeden emeği ile geçinenler olarak bizlerin payına daha fazla vergi, daha düşük ücret ve maaşlar, dolayısıyla yoksulluk ve adaletsizlik düşüyor. Bütçeden “aslan payı” yine patronlara, silah tüccarlarına, geçmediğimiz köprülerin yolların , gitmediğimiz hastanelerin, hava limanlarının müteahhitlerine veriliyor. Patronlardan, şirketlerden alınması gereken 2,5 trilyon TL vergiden, yani toplanacak her 100 TL verginin 18 TL’sinden istisna veya muafiyet denilerek baştan vazgeçiliyor. Bizlerden alınacak vergiler, harçlar enflasyon hedefinin en az iki katı arttırılırken, sermaye kesimlerinden alınması gereken Kurumlar Vergisi geçen yıla göre düşüyor. 2026 bütçesi ile tam bir yıkım dayatıyorlar. Bunun için demokrasinin son kırıntılarını dahi rafa kaldıran, halk iradesini yok sayan adımlar atmaktan geri durmuyorlar. Üstelik 2026 bütçe teklifi ile sosyal yardımlardan yararlananların sayısı bile azaltılıyor. YANİ 2026 BÜTÇESİNDEN BİZİM PAYIMIZA YİNE MÜCADELE DÜŞTÜ!!! KESK olarak bu yıkım bütçesini kabul etmiyoruz! Alın teri ile geçim savaşı veren milyonlar için, bizler için gittikçe ağırlaşan koşullar emekten, halktan yana bir bütçeyi yakıcı bir ihtiyaç haline getirmiştir. EMEKTEN VE HALKTAN YANA BİR BÜTÇE İÇİN: Bütçe hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını, halkın, emekçilerin bütçe süreçlerine etkin katılımı için bütçenin halkın onayına sunulmasını, Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını; piyasalaştırılmasına, tasfiyesine özelleştirmelere son verilmesini, Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini, kadınların güvenceli istihdamının arttırılmasını, kadınları şiddetten koruyacak kamusal hizmetlerin genişletilmesini, Emeğe kölelik dayatan politika ve uygulamalara son verilmesini, adeta seri cinayetlere dönüşen iş kazalarının engellenmesi için her türlü tedbirin alınmasını, Sefalet düzeyindeki asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çıkarılması ve asgari ücretle çalıştırmanın anayasada tanımlandığı biçimiyle daraltılmasını, Kamu emekçileri olarak grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırılıp, 4688 sayılı sendika yasasının değiştirilerek evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini, Maaşlarımızdaki kayıpların karşılanmasını, en düşük kamu emekçisi maaşının kira, aile, yakacak yardımları ile yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını, bunun için mevcut Toplu Sözleşmenin derhal yenilenmesini, Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi her türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm kamu emekçilerinin güvenceli-kadrolu istihdam edilmesini, Tükettiğimiz her şeyden alınan KDV, ÖTV gibi tüm dolaylı vergilerin düşürülmesini Gelir vergisi birinci dilim oranının %10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan ücretlerin %10’da sabitlenmesini. Kar, faiz, servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını, Vergilerimizden oluşan bütçeden alıp Kamu Özel İş birliği projelerine ve Kur Korumalı Mevduat sistemine aktarılan hazine garantilerine son verilmesini, Vergilerimizin, ülkenin kaynaklarının güvenlikçi politikalara, silahlanmaya değil; istihdamın, üretimin arttırılması, yoksulluğun ve işsizliğin önlenmesi, adaletin, barışın ve demokrasinin tesis edilmesi için kullanılmasını, Halk iradesini, hukukun üstünlüğünü, düşünce ve ifade hürriyetini, tüm yurttaşların eşit, özgür ve barış içinde yaşamasını temel alan bir ülke İSTİYORUZ! Bunun için; sadece kamu emekçilerini değil, “ülkede yaşanan sömürü ve kölelik düzenine itirazım var” diyen herkesi; tüm yurttaşlarımızı, tüm sendika ve konfederasyonları, emek ve demokrasi örgütlerini halktan, emekten yana bütçe talebini yükseltmeye, yoksulluğa karşı mücadelede birleşmeye çağırıyoruz."

Başkan Ünlüce: ''Bizim Anlayışımız Şehrin Dengeli Kalkınması İle İlgili'' Haber

Başkan Ünlüce: ''Bizim Anlayışımız Şehrin Dengeli Kalkınması İle İlgili''

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kasım Ayı Meclis Toplantısı 3. Oturumunda 2026 yılı Performans Programı ve 2026 Yılı Bütçe Tasarısı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce yaptığı değerlendirmelerde şu ifadeleri kullandı; "Biz yıllarca kamuda çalıştık, kamu adabını da biliriz. Kamusal konularda da merkezi idare, yerel yönetim diye ayırmayız ama partizanlık yapan varsa da onun karşısında dururuz. Bunu da belirtiriz. Yoksa kamu ayrıca yürür. Araçlarda azalma ile ilgili bir konu vardı. Tasarruf tedbirleri nedeniyle bazı kiralamaları düşürdük, o doğru. İnsan kaynaklarındaki artışı söyleyeyim. Onlar yıl sonu rakamları, Özlem Hanım. Yani bizim, geçen yıl sonu itibarıyla hatırlarsanız bir mevzuat değişikliği oldu, çok yoğun şekilde emekli oldu. Personelimiz yaklaşık 500'e yakın kişi emekli oldu. O nedenle yıl sonunda bu sayılar 3.700'lere düşmüştü. Biz bunların yerine, emekli olan arkadaşlarımızın yerine, yeni alımlar yaptık. Aslında geçen senenin Kasımı ile bu senenin Kasımı'nı karşılaştırırsanız rakamların değişmediğini, hatta azaldığını görmüş olursunuz. Acil durum eğitimlerini zaten önemsiyoruz. İmar planlarımız sizlerin de gündemine geliyor, zaten hepsi buradan geçiyor. Onları yapıyoruz. Sosyal yardımları, ne kadar aslında sadece sosyal yardım dememek lazım, destek de demek lazım. Çünkü sosyal yardım, biliyorsunuz, sadece gerçekten bu şehrin en fakir vatandaşlarına yaptığımız yardım, en yoksulluk içinde yaşayan vatandaşlarımıza. Ama bir de sosyal destekler var. Sosyal yardım kalemi olarak baktığınızda, belki bu rakamların 20 katı, 30 katı kadar da sosyal destek yapıyoruz. Bunlardan bir tanesi de toplu taşıma. Bizim toplu taşımada, daha önce de söylemiştim, sübvanse ettiğimiz gider, yani 120, 130 milyonları bulan gider, aynı zamanda sosyal destektir. Yine bunun yanı sıra, parklarda ve sosyal belediyecilik anlamında işlettiğimiz kafelerdeki fiyat politikamız yine sosyal destektir, kent lokantalarında yaptığımız sosyal destektir. O nedenle bunu sadece sosyal yardım gibi görmemek lazım. Sadece sosyal yardımlar geçtiğimiz sene 4 kat artmıştı. Bunu övünerek söylemiyoruz. Aslında belediyecilik elbette sosyal konuları içerirse, biz bir an önce ülkemizdeki vatandaşlarımızın refaha kavuşup, sosyal yardıma en az ihtiyaç duyacak şekilde asgari ücretlere, emekli maaşlarına kavuşup belediyelerin de gerçek görevlerine, yani altyapı, üstyapı, park yapımı gibi gerçek görevlerine dönmesini istiyoruz. ESMEK kursiyer sayıları ile ilgili buradaki bazen farklılıklar şunlardan kaynaklanıyor: Yılbaşında öngördüğümüz rakamların çok üstünde talep gelebiliyor, bazı kurslara daha az ilgi gelebiliyor. Bu, gideri artıran ya da maliyeti artıran bir konu olmadığı için onu esnek şekilde yapabiliyoruz. Kamu bütçesi ile ilgili söylediklerinize teşekkür ediyoruz, Zeynep Güneş Akgün Hanım. O konuda bütçeyi iyi yönetmeye çalışıyoruz, oradaki inancınıza. Yine SGK vergi borçları ile ilgili, SGK vergi borçlarının yapılandırması ile ilgili, biz bunları yapılandırdık. Zaten bu konular hep meclisimizden de geçti, şeffaf bir şekilde hepinizle paylaştık. Gayrimenkul takası yaptığımız konular oldu. Geri kalanını da şu anda düzenli 36 aylık bir vadeye böldük, ödüyoruz. Cari borçları da düzenli olarak ödüyoruz. SGK vergi borcu ile ilgili herhangi bir problem kalmadı. Doğrudan temin ve ihale bedelleri ile ilgili konular zaten mevzuata uygun şekilde yürüyor. Billboard alanları ile ilgili Sayıştay'ın görüşü doğrultusunda ilçe belediyelerine ecrimisil talebi yazıldı. 2025 yılında müze gelirlerinin hangi hesapta toplandığı, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi'nin gelirlerinin hangi hesapta toplandığına ilişkin o konuda son derece şeffaf. Zaten mali hizmetlerin açtığı hesaplar belli. O hesaplar üzerinden yürüyor. Her sene Sayıştay'ın da denetimi altında. Biz de oradan bağışçının da iradesine uygun şekilde yoksulluk çeken ve engelli olan öğrencilerimize burs sağlıyoruz. Hesaplar son derece şeffaf, istediğiniz zaman bakabilirsiniz. Biraz önce CHP belediyeciliği ile ilgili söylenen sözlerle ilgili şunu söylemek istiyorum. Tabii günün sonunda biz siyaset de yaparız, tartışırız da, konuşuruz da ama kararı ve sonucu halk verir. 2000, evet kesinlikle, 1999 yıllarından beri başlayan bir sürecimiz var. Bu süreçte, biliyorsunuz, Eskişehir CHP Belediyesi olarak Orta Anadolu'da tek belediyeydi, seçim sonuçları açıklandığında hatırlarsınız renklerle. Demek ki burada çok iyi bir belediyecilik yapıldı ki sonraki yıllarda artarak geldi. Etrafımızdaki bütün komşularımız farklı partilerdeyken, bakın 2019 seçimlerinde Bolu biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçti, Bilecik Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçti, Ankara Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçti. 2024'lü yıllara geldiğimizde yine etrafımızdaki komşularımızdan Afyonkarahisar geldi, Kütahya geldi, Bursa Cumhuriyet Halk Partili belediyeye geçti. Bunu, bunu şu nedenle söylüyorum. Bir tek Konya kaldı galiba sınır komşularımız içinde. Bunu şu nedenle söylüyorum: Demek ki o kadar başarılı belediyecilik yapıldı ki burada, o kadar şeffaf, o kadar dürüst belediyecilik yapıldı ki halkımız buna itibar etti ve bunu, özellikle Afyonkarahisar, Kütahya Belediye Başkanlarımızla da konuştuğumuzda söylediler. "Biz seçim propagandası yaparken işte Eskişehir'e benzeyecek" dedik diye. Biz bununla gurur duyuyoruz. Bazen biliyorsunuz Eskişehir 1999'lardan önce, 90'lı yılların başında buraya ileride turist gelecek desek, kimsenin inanmayacağı bir şeydi herhalde. Ben çocukluğu, bütün hayatı Eskişehir'de geçmiş birisi olarak söylüyorum. Şu anda bir turizm şehri olduk. Bizim anlayışımız, özellikle bütçe ile ilgili anlayışımız, şehrin dengeli kalkınması ile ilgili. Büyüme demiyorum. Bazen şöyle de eleştiriyorsunuz bizi, biliyorum: "Bu şehir niye nüfusu artmadı? Niye Bursa gibi olmadık? Niye şunun gibi olmadık?" diye. Bakın, şehirlerin büyümesi ve artması bir şehir planlama konusudur. O şehrin su kaynaklarına göre, altyapısının gücüne göre, toprak, coğrafi özelliklerine göredir. Biz iyi ki de imar planlarını yaparak, altyapıyı yaparak şehrimizi böyle bir nüfusta tutmuşuz ki bugün diğer illerin yaşadığı su sorunlarını biz yaşamıyoruz. Bakın, su kesintisi bu şehirde yaşamadık, bu çok önemli bir şey. Çevre illere bakın. Bakın, sanayinin kontrolsüz büyümesi, şehirlerin kontrolsüz büyümesi, bunlar hep gelecek için önemli sorunlar. Bence bir şehrin ne şekilde büyüyeceği, sanayisinin nasıl büyüyeceği, üniversitesine kaç öğrencinin geleceği böyle gelişigüzel alınmış kararlarla olmaz. O şehrin su kaynaklarına bir bakacaksınız: "Bu şehrin su kaynağı 1 milyon nüfusa mı yetiyor, 2 milyon nüfusa mı yetiyor?" Bunları planlamadan ilerlersek sıkıntı yaşarız. Biz bugüne kadar şehrimizi, özellikle merkezi kastediyorum, susuz bırakmadık. Bundan sonra da bırakmamak için elimizden geleni de yapacağız. İşte bizim dengeli kalkınmadan anladığımız buydu. Yoksa büyüme dersek, şehirler büyür. Ne olacak yani? Yaparsınız ucuz ucuz imar planlarını, bir sürü ucuz konutla doldurursunuz, sonra aşırı bir göç olur, sanayideki hiçbir şeye takılmazsınız, hiçbir ÇED raporuna itiraz etmezsiniz, "Maden ocaklarına girin şehri talan edin" dersiniz, hiçbir şeye karışmazsınız. Şehir büyür, nüfus da büyür. Peki sonuç? Yani o nedenle, şehir elbette ki madenler de çıkacak, elbette ki sanayi de büyüyecek, elbette üniversiteler de büyüyecek ama biz bunu, bu şehrin kaynaklarıyla doğru oranda ve dengeli oranda kalkındırırsak başarılı bir şehircilik yaşıyoruz. Bizim başarılı olduğumuzu bizim söylememizin hiçbir anlamı yok. Halk söylüyorsa bu değerli. Halk bizi başarılı buluyor. Sadece Eskişehir'de değil, Eskişehir'in çevre illerinde de Eskişehir'i başarılı bularak bir seçim yapıyor."

CHP’li Çakırözer: ''Tam 23 Sayfa Konuştunuz, Bir Kez 'Demokrasi' Demediniz!'' Haber

CHP’li Çakırözer: ''Tam 23 Sayfa Konuştunuz, Bir Kez 'Demokrasi' Demediniz!''

TBMM’deki Dışişleri Bakanlığı bütçesi sunumunda ‘demokrasi, adalet’ kelimelerine yer vermeyen Bakan Hakan Fidan’a muhalefetten tepki geldi. CHP’li Utku Çakırözer, “Tam 23 sayfa konuştunuz! Ama ağzından bir kez olsun ‘demokrasi’ kelimesi çıkmadı! Sadece 3 kez ‘hukuk’ dediniz! Onlar da Kıbrıs, Irak ve Keşmir için! Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletini hakim kılmadan, dünyada itibarlı, ulusal çıkarlarımızı koruyan bir dış politika oluşturulamaz!” dedi. Türk vatandaşlarının yaşadığı vize sorununa ilişkin çözüm üretilmemesini de eleştiren Çakırözer, “2016’da ''Vizesiz Avrupa'' diye gazetelere manşet attırdınız, 2025’te vatandaş ağzıyla kuş tutsa randevu alamıyor, vize alamıyor! Biz vatandaşın çilesi bitsin diyoruz ama siz bekliyorsunuz! Vize serbestisi getirecek 6 kriterin hayata geçme tarihini 2028 diye açıklıyorsunuz! Yani üç yıl daha ne umudunuz ne niyetiniz ne de çabanız var! Yazıktır bu millete çektirdiğiniz vize çilesine” dedi. “23 SAYFA KONUŞTUNUZ BİR KEZ ‘DEMOKRASİ’ DEMEDİNİZ” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM’deki Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde Türkiye’de demokrasi ve hukuk alanında yaşanan ihlallere dikkat çekerek, konuşmasında ‘demokrasi ve adalet’ kelimelerine yer vermeyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı eleştirdi. “Dünyada gerçek itibar, müreffeh bir ülke ve peşinde koştuğunuz başarılı bir dış politika için birinci şart, demokrasi ve hukuk devletidir!” diyen Çakırözer, şunları söyledi: “23 sayfalık konuşmanızda defalarca ‘güven’, ‘güvenlik’ kelimesi geçmekte ama hiç ağzınıza almadığınız bir kelime var ‘demokrasi!’ Demokrasi kelimesi konuşmanızda bir kez bile geçmiyor! Demokrasi geçmiyor ama hukuktan bahsediyorsunuz! Sadece 3 kez! Biri Keşmir, biri Kıbrıs, biri de Irak için. Peki ya Türkiye? Türkiye'de hukuksuzluk, adaletsizlik almış başını gidiyor. Kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nin temel unsuru Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Demirtaş ve Kavala kararlarını tanımıyorsunuz. Kendi Anayasa Mahkememizin Can Atalay, Tayfun Kahraman kararları uygulanmıyor. Tutuksuz yargılama esas olmasına rağmen Cumhurbaşkanı adayımız, parti genel başkanları, belediye başkanlarımız, gazeteciler, hak savunucuları, öğrenciler aylarca, yıllarca zindanlarda çürütülürken, basın özgürlüğünde 158'inci, organize suç yapılanmasında 183'üncü, kadın- erkek eşitliğinde 127'nci sırada, diplerde olurken ülkemiz, siz göğsünüzü gere gere Türkiye'nin itibarını koruyamazsınız!” “AB ÜYELİĞİNİ SAVUNMAK YERİNE AL VER İLİŞKİSİNDESİNİZ” Çakırözer, Bakan Fidan’ın bütçe sunumunda Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine değinmemesine de dikkat çekerek, “Televizyonlarda söylüyorsunuz, Cumhurbaşkanı sizi atadığında çağırıp ‘AB için elinden geleni yap’ demiş. Peki, sizin elinizden gelen bu mudur? Bugünkü konuşmanızda Türkiye'nin stratejik yönelimi olan ve kazanılmış hakkımız Avrupa Birliği üyelik sürecimizden bahis dahi etmemeniz kaygı vericidir” dedi. ''AB İlerleme Raporu''nun işinize gelen yanlarına ‘olumlu’ deyip demokrasi alanındaki eksiklikler sıralanınca, Cumhuriyet Halk Partisine yönelik yargı tacizleri sıralanınca ‘taraflı’, ‘ön yargılı’, ‘mesnetsiz’ diyerek hiçbir yere varamazsınız” diyen Çakırözer şöyle konuştu: “Temel önceliğimiz dediğiniz gümrük birliği de vize serbestisi de demokrasi ve hukuk devleti olmadan gerçekleşemez! Sadece konuşma metninizde bir iyi niyet olarak kalır. Alman Başbakanının sözlerine güveniyorsunuz ama o, Avrupa Birliği üyeliğinden bahsetmiyor! Diğerleri gibi günün koşullarına göre taleplerini karşılayacak bir Türkiye'yle ortaklık istiyor. Konuşmanızdan anladığım kadarıyla, siz de hakkımız olan üyeliği savunmak, şartlarını yerine getirmek yerine, bu al ver ilişkilerinden gayet memnunsunuz.” “İKİNCİ SINIF MUAMELE İKTİDARINIZIN BECERİKSİZLİĞİ” Yurt dışına gitmek isteyen Türk vatandaşlarının yaşadığı vize sorununu da gündeme getiren Çakırözer, “Milyonların vize sorununu çözmek için ne niyetiniz ne de çabanız var” dedi. Çakırözer şöyle konuştu: “Türkiye'nin dünyadaki itibarının göstergesi, Trump'ın ikide bir sırtınızı sıvazlaması değil vatandaşlığımızın yani pasaportumuzun değeridir! İnsanımızın yabancı ülkelerin konsolosluk kapılarındaki onurudur, değeridir. Bu yıl pasaportumuz 8 basamak daha geriledi. AB'ye aday olan tüm ülkeler, hatta savaş halindeki Ukrayna yurttaşları bile AB içinde serbest dolaşabilirken Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ikinci sınıf muamele görmesi iktidarınızın beceriksizliğinin sonucudur. Bahsettiğiniz Cascade Sistemi sorunu çözmüyor!” “2016’DA ‘VİZESİZ AVRUPA’YDI! 2025’TE VİZE RANDEVUSU ALINAMIYOR” “2016'da ‘vizesiz Avrupa’ diye manşet attırmıştınız! 2026’da vatandaş ağzıyla kuş tutsa vize alamıyor, değil vize, randevu alamıyor! Çözüm belli, Avrupa Birliği'yle imzaladığınız anlaşmaya uymalısınız, uymalıyız. ‘6 kriter kaldı; yaparsanız bu sistem, vize serbestisi gelecek’ diyorlar. Biz muhalefet olarak haydi el ele verelim diyoruz, vatandaşın çilesi bitsin diyoruz ama siz bekliyorsunuz! Hatta kendi ulusal eylem planınızda o 6 kriterin hayata geçme tarihini 2028 diye açıklayabiliyorsunuz! Yani üç yıl daha ne umudunuz ne niyetiniz ne de çabanız var! Yazıktır bu millete çektirdiğiniz vize çilesine. Sadece elin yabancısı değil kendi insanımız bile vatandaşlığımıza değer vermiyor. İşte Almanya'da çifte vatandaşlık kanunu çıktı! 600 bin Türk, vatandaşlığı seçer diye plan yaptınız ama gerçekleşme 50 bini zar zor buldu mu bilmiyorum; rakamlar sizde. Hiç düşündünüz mü neden istemiyorlar vatandaşlığımızı, ay yıldızlı pasaportumuzu? Hiç düşündünüz mü neden kaçıyor gençlerimiz bu vatandan?” “ÖVÜNDÜĞÜNÜZ FORUMU ‘HUKUK YOK’ DİYE BOYKOT ETTİLER” Çakırözer, Antalya Diplomasi Forumu'nun Türkiye’nin diplomasi alanındaki prestijini pekiştirdiğini ve görünürlüğüne önemli katkı sağladığını belirten Bakan Fidan’a, İBB Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu nedeniyle Antalya Diplomasi Forumu’nu boykot eden ülkeleri hatırlattı. “Ülkemizde yaşanan diplomasi yoksunluğu bu yılki yapılan foruma damgasını vurdu” diyen Çakırözer, “Cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun hukuksuzca zindana atılması ve sonrasında milyonların katılımıyla birlikte birçok yabancı katılımcı bu forumu boykot etti. Yani Türkiye'nin içerideki problemleri içinde dışarıdaki problemleri için de demokrasi olmazsa olmazdır ama sizin sergilediğiniz perspektif tamamen demokrasiden yoksun bir bakıştır. Her alanda demokrasi ve hukuk devletini hâkim kılmadan dünyada itibar gören, ulusal çıkarlarımızı koruyan bir dış politikanın oluşturulması mümkün değildir. Çözüm, çıkarlarımızı, itibarımızı, onurumuzu korumaktan aciz bu iktidarın derhal millet eliyle değiştirilmesinden geçmektedir” dedi.

CHP'li Çakırözer: "Gençler İradesine Sahip Çıktığı İçin Yargılanıyor" Haber

CHP'li Çakırözer: "Gençler İradesine Sahip Çıktığı İçin Yargılanıyor"

TBMM’deki İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde muhalefet İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası başlayan protestolardaki polis şiddetini gündeme getirerek, Bakan Yerlikaya’ya “Gençler iradesine sahip çıktığı için yargılanıyor ama şiddet soruşturmalarında milim ilerleme yok” dedi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer Eskişehir’deki protestolara katılan gençlere yönelik polis şiddeti görüntülerini gündeme getirerek, “19 Mart sivil darbesi sonrası iradesine sahip çıkmak için sokağa çıkan evlatlarımıza yapılanlar, hakkını aradı diye evlatlarımızı polise copla dövdürmek mi sizin proaktif politikanız! Eskişehir’de Ali Efe Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'na özgürlük istedi diye bu hafta hakim karşısına çıkacak ama hukuksuz talimatınızla ona uygulanan polis şiddetine ilişkin soruşturmada bir milim dahi ilerleme yok” dedi. Çakırözer, siyasetçilere ve gazetecilere yönelik şafak baskınlarını da gündeme getirerek, “Belediye başkanlarımıza, gazetecilere, sanatçılara şafak operasyonlarıyla algı yaratıyorsunuz, itibar suikastı yapıyorsunuz! Sonra da ‘Gözaltına almadık, mevcutlu ifadeye götürdük’ diyorsunuz. Mevcutlunun gözaltından ne farkı var, hangi kanuna göre alıp götürüyorsunuz?” dedi. “KÖTÜ MUAMELENİN, ŞİDDETİN BAŞ SORUMLUSUSUNUZ!” TBMM’de İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası millet iradesine sahip çıkmak için Saraçhane ve Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda hakkını arayan gençlere yönelik polis şiddeti ile siyasetçilere, gazetecilere şafak baskınları gündem oldu. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Ekrem İmamoğlu protestolarında gözaltına alınan ve polis şiddetine maruz kalan gençlerin durumunu dile getirdi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bütçe konuşmasındaki, ‘Asayiş yalnızca suçla mücadele değil, toplumun vicdanında güvenin daim kılınmasıdır, kamu düzeninin hukukla inşasıdır. Her vatandaşın evinde, sokağında huzurla nefes alabilmesidir’ açıklamasına dikkat çeken Çakırözer, “Sizin yönettiğiniz bakanlıkta ve onun güvenlikle ilgili birimlerinde durum hiç böyle değil. Siz ve diğer yöneticilerin haksız hukuksuz talimatları nedeniyle bunlardan bazılarının vatandaşlara yönelik kötü muamelelerinin ve vahim insan hakları ihlallerinin baş sorumluluğunun sizlere ait!” dedi. CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın ablukaya alınmasında yaşananları da hatırlatan Çakırözer, “İstanbul'da İl Başkanlığımızın 5 bin polisle ablukaya alınması, vatandaşlarımıza ve onların vekillerine gaz sıkılması, darp edilmesi hem büyük hukuksuzluktur hem de bu Gazi Meclisin saygınlığına gölge düşüren bir büyük utançtır” dedi. “GENÇLER HAKİM KARŞINDA, ŞİDDETE SORUŞTURMA İLERLEMİYOR!” Çakırözer, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu sonrası iradesine sahip çıkmak için sokağa çıkan gençlere yönelik polis şiddetine dikkat çekerek, Eskişehir’de İmamoğlu protestolarına katılan gençlere yönelik şiddet fotoğraflarını komisyonda gösterdi. Çakırözer şöyle konuştu: “Ağır çalışma koşullarına, özlük haklarındaki adaletsizliklere rağmen yurdun dört bir yanında özveriyle görev yapan yüzbinlerce polisimize, jandarmamıza, diğer güvenlik görevlilerine fedakarca çalışmaları için teşekkür ederim. Ancak siz ve diğer yöneticilerin haksız hukuksuz talimatları nedeniyle bunlardan bazılarının vatandaşlara yönelik kötü muamelelerinin ve vahim insan hakları ihlallerinin baş sorumluluğu sizlere ait! İşte 19 Mart Darbesi sonrası Eskişehir'de üniversite öğrencisi Ali Efe arkadaşlarıyla birlikte hakkını aradı diye gözaltına alındı. Gözaltı sürecinde polislerce darp edildi. O gece hastaneye götürüldüğünde vücudunda morluklar ortaya çıktı! Fotoğrafları burada! Ali Efe Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'na özgürlük istedi diye bu hafta hakim karşısına çıkacak ama ona uygulanan polis şiddetine ilişkin soruşturma bir milim dahi ilerlemiyor.” “CİNAYET Mİ İŞLEDİLER, ÇETE Mİ KURDULAR?” “Sadece Ali Efe'ye değil, o dönemde İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, ülkenin farklı şehirlerinde gençler, kadınlar, yurttaşlar maalesef polis şiddetiyle, biberle, gazla, copla, şiddetle susturulmak istendi. Bu çocuklar ne yaptılar? Cinayet mi işlediler, çete mi kurdular? Gözüne, ağzına biber gazı sıkacak, tekme tokat orantısız güç kullanacak kadar öfkelenmeniz için ne yaptılar?” “HAKAN TOSUN İÇİN NE YAPTINIZ!” Çakırözer, Türkiye’de gazetecilere, siyasetçilere yönelik şafak operasyonlarını ve gözaltıları da eleştirerek, ‘sokak ortasında dövülerek öldürülen gazeteci aktivist Hakan Tosun için ne yaptınız’ diye de sordu. Çakırözer, “Sokak ortasında dövülerek öldürülen aktivist belgeselci Hakan Tosun için ne yaptınız? Ölümü üzerinden bir ay geçti, ailesi, gazeteciler, meslektaşları, hak savunucuları Hakan Tosun'un akıbetini soruyor ama Emniyet, Bakanlık hepsi sessiz!” dedi. “Ülkenin seçilmiş belediye başkanlarını, gazetecileri, sanatçıları, hak savunucularını, bürokratları yani çağırıldığında emniyete, adliyeye gidip ifade verebileceği insanları şafak baskınlarıyla, terörle mücadele ekipleriyle gözaltına aldırıyorsunuz! İtibar suikastı, algı operasyonu yapıyorsunuz ” diyen Çakırözer şunları söyledi: “ŞAFAK BASKINLARIYLA İTİBAR SUİKASTI” “İşte gazeteci Ercüment Akdeniz’in gözaltına alınma süreci ibretlik! Akdeniz, 247 gün haksız, hukuksuz tutuklu kaldı. Kendisi nasıl gözaltına alındığını açıklıyor gazetecilere. ‘Her sabah 5.30'da işe gitmek için evden çıkıyorum. 18 Şubat’ta, aynı saatte evden çıktığımda apartmanın önünde sivil polisler vardı, beni bekliyorlarmış! Oğlum avukat, onunla görüşeyim dedim 'Hayır.' dediler. Saat altı gibi eve baskın yapılacağı söylendi. Eşim tansiyon hastası, yanımda anahtar var, ya ben açayım ya siz açın dedim, dinlemediler. Özel harekât birimi gelince baskın aşamasına geçildi. Levyeyle kapıya vurdular, şok baskın yaptılar, bunu da kamerayla kayda aldılar.’ Bu ne demek Sayın Bakan? Gözaltı işlemini bir güvenlik operasyonu görüntüsüne büründürerek kamuoyu algısını manipüle etmek değil mi? Bu yaptığınız tamamen keyfîdir, gözdağıdır, algı yönetimidir, itibar suikastıdır. Gazeteciliği kriminalize etmenin, muhalif sesi susturmanın, topluma gözdağı vermenin adıdır.” “KİMİN TUTUKLANACAĞI, SERBEST KALACAĞI İFADE VERMEDEN BELLİ” Çakırözer, gazetecilere yönelik gözaltılarda yaşanan ihlallere de dikkat çekerek, “mevcutlu ifade” söylemini de eleştirdi. Çakırözer, “Nisan ayında Timur Soykan, Murat Ağırel, geçtiğimiz hafta Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç, Soner Yalçın, Batuhan Çolak hepsine aynı işlem yapıldı. Sonra da ‘Gözaltına almadık, mevcutlu ifadeye götürdük’ diyorsunuz. Mevcutlunun gözaltından ne farkı var, hangi kanuna göre alıp götürüyorsunuz? Madem gözaltı işlemi yok ‘Şimdi uygun değilim, iki saat sonra gelirim’ desen zorla götürmeyecekler mi? Bir de ‘Savcı ifadenizi alıp bırakacak’ diyor polis! Kimin tutuklanacağı, kimin serbest kalacağı, kimin denetimli serbest kalacağı, kime yurt dışı çıkış yasağı verileceği bile ifade vermeden belli. Bu nasıl böyle olabiliyor?” diye konuştu.

Bütçenin Büyüklüğü Değil, Demokrasinin Küçüklüğü Konuşuluyor Haber

Bütçenin Büyüklüğü Değil, Demokrasinin Küçüklüğü Konuşuluyor

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, TBMM, Sayıştay ve Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2026 yılı bütçeleri üzerine yaptığı konuşmada; Meclis’in itibarı, demokratik denetim, hukuk devleti ve milli egemenlik konularında önemli değerlendirmelerde bulundu. Arslan, Meclis’in denetim görevini yerine getirmemesi halinde demokrasinin zedeleneceğini belirterek şöyle konuştu: “Eğer bu Meclis, halkın dertlerine kör, yürütmenin keyfine sessiz, harcamalara denetimsiz kalırsa; bütçenin büyüklüğünün hiçbir önemi kalmaz, biz demokrasinin küçüklüğünü konuşmaya başlarız.” CHP’li Arslan, milletvekillerinin itibarsızlaştırılmasının sorumlusunun muhalefet değil, Meclis’i etkisizleştiren anlayış olduğunu vurguladı: “Soru önergelerinin yalnızca yüzde 14’ü yanıtlanıyor. Atanmış bakanlar bu millete uzaktan bakıyor. Milletvekillerinin sokakta itibarsız hale gelmesinin sorumlusu muhalefet değil; Meclis’i işlevsizleştiren bu anlayıştır.” Denetim kurumlarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Etkin denetim için güçlü ve bağımsız bir Sayıştay şarttır. Sayıştay güçsüzse, denetlenen güçlü olur ama devlet zayıflar.” Arslan konuşmasında ayrıca; Anayasa ve hukuk devleti ilkeleri, TBMM’nin işlevsizleştirilerek etkisiz kılınmak istenmesi, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, milli irade ve millet egemenliği, *hakkı gasp edilerek milletvekilliği düşürülen Can Atalay, *tutuklanan ve yerlerine kayyım atanan belediye başkanları, *parti kurultay ve kongrelerine yönelik müdahale girişimleri başlıklarında da kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Arslan, “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında demokrasiyi, hukuk devletini ve milli iradeyi savunmanın en temel görevi milletin kürsüsünden konuşmaktır.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Eskişehir'in Gündemi Göstermelik İşler Değil Kentsel Dönüşüm Olmalıdır Haber

Eskişehir'in Gündemi Göstermelik İşler Değil Kentsel Dönüşüm Olmalıdır

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, yıllardır CHP’liler tarafından yönetilen belediyelerin Eskişehir’in ana sorunlarına odaklanmaktan uzak olduklarını belirterek, sert eleştirilerde bulundu. Kentsel dönüşüm hususunda belediyelerin hâlâ uykuda olduğunu belirten Albayrak, açıklamasında şunları söyledi: “Eskişehir’in ana gündemi zabıtaların bisiklet sürmesi, göstermelik işler, sosyal medya şovları, tabelalarla süslenmiş projeler değil, kentsel dönüşüm, su ve trafik olmalıdır. Büyükşehir, Odunpazarı, Tepebaşı belediyelerinin 2024-2025 yılları gider bütçeleri 40,948 milyar TL’dir. Eski parayla 40 katrilyon. Son iki senede bu bütçeye değecek hangi eser şehre kazandırıldı? Eskişehirli hemşehrilerimiz adına soruyoruz. Geçtiğimiz gün Balıkesir merkezli ve Eskişehir’de de hissedilen 6.1 büyüklüğündeki deprem, bir kez daha bize şunu hatırlattı. Depreme hazır mıyız? Eskişehir milletvekili olduğunu bir türlü idrak edemeyen CHP’li bir milletvekili ve Odunpazarı’nın sorunların bihaber belediye başkanı, belediyeleri aklamak için kendilerince şahsımı depremi siyasete alet etmekle suçlamış. Şahşım adına Eskişehir adına dertleniyor ve diğer belediyelerin başardığını biz niye başaramadık diye soruyorum. Proje üretmek yerine sürekli bir bahane ve polemik çabasında olmak, şehrin geleceğini düşünmemek gerçekten acınası bir durum. Şimdi, hesap açık ve net. İstanbul gibi bir metropolde Esenler Belediyesi tarafından 2010 yılından başlanarak 60 bin konutluk Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm projesi hayata geçirildi. Depreme dayanıklı yapılar, afet toplanma alanları, geri dönüşüm sistemleri, yeşil alanlar ve sosyal donatılarla örnek bir şehircilik modeli oluşturuldu. Peki Eskişehir’de ne yapıldı? 1999 yılından bu yana Gündoğdu Mahallesi’nde 50-60 konutluk proje hâlâ tam manada teslim edilip kullanıma başlanmadı. Porsuk-1 ve Porsuk-2 projelerinde hâlâ gözle görülür bir şey yapılmadı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı göreve geleli yaklaşık bir buçuk yıl oldu. Tepebaşı ve Odunpazarı belediye başkanları yıllardır görevdeler. Şu an Eskişehir’e depreme dayanıklı kaç konut kazandırıldı veya kazandırılacak mı? Duyan eden var mı? “Bu bizim sorumluluğumuz değil” diyerek CHP’li belediye yöneticileri ve ekürileri daha ne kadar sorumluluktan kaçacak? Konsere ve sanata para harcanmasın demiyoruz lakin kentsel dönüşüm gibi bir sorun varken neden katbekat fazlası bunlara harcanır? CHP’li zihniyet bu kafa yapısıyla Eskişehir’de kentsel dönüşümün maketini dahi hazırlayamaz. Yapılanlar ve rakamlar ortada. Yine tekrarlıyorum, Eskişehir’in kaybedecek bir dakikası bile yok. Gerçek hizmet, gerçek sorumluluk ister. Esenler 60 bin konutu dönüştürdü. Eskişehir’de neden hala 40-50’li sayıları konuşuyoruz. Bu nasıl iştir? Her zaman belirttiğim gibi bu şehirde deprem olduğunda sen sağcısın veya sen solcusun demeyecek. Bunu bir an evvel idrak etmeniz dileğiyle. Bu bağlamda, AK Parti Hükümetlerimiz Eskişehir’de CHP’li belediyelerin zorluk çıkartmalarına rağmen 20 bin adete yakın depreme dayanıklı konutu ve kamu binalarını şehre kazandırdı. Lafı fazla uzatmadan polemik değil, icraat konuşalım.”

Eskişehir'in Geleceğini Birlikte Şekillendirelim Haber

Eskişehir'in Geleceğini Birlikte Şekillendirelim

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, belediye olarak "Katılımcı Bütçe" uygulamasını “Bi’fikirle hep birlikle Eskişehir” sloganıyla başlattıklarını duyurdu. Başkan Ünlüce, “Kentimizi geleceğe ortak akılla hazırlıyor, 2026 yılı bütçemizde sizlerin de imzası olsun istiyoruz. Projelerinizi 6 Temmuz’a kadar bize gönderin, yarınlar bizim olsun.” dedi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesi, kent sakinlerinin katkılarıyla hazırlanacak. 16 Haziran’da başlayan proje başvuru süreci, 6 Temmuz’da sona erecek. Büyükşehir Belediyesi Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen Katılımcı Bütçe Uygulaması, vatandaşlarımızın beklentilerine doğrudan yanıt verebilecek şekilde tasarlandı. Vatandaşlar başvurularını bifikirle.eskisehir.bel.tr adresi üzerinden gerçekleştirebilecek. Detaylı bilgi almak isteyenler ise (0222) 211 55 00 / Dâhili 1336 numaralı telefondan yetkililere ulaşabilecek. Katılımcı Bütçe uygulamasının başladığını duyuran Başkan Ayşe Ünlüce, “Kıymetli hemşehrilerim, katılımcı bütçeleme, yönetim anlayışımızın temel taşlarından biri olarak; şeffaflık ve ortak akıl prensipleriyle hayat bulmaktadır. Bizler, halkımızla birlikte yönetmenin, kaynaklarımızı en etkin şekilde kullanmanın ve karar alma süreçlerini birlikte yürütmenin önemine inanıyoruz. Bu doğrultuda, sizlerin görüşleri, öncelikleri ve önerileri bizim için yol gösterici olacaktır. Katılımcı bütçeleme süreci; şehrimizin geleceğini birlikte şekillendirmek, hizmetlerimizi gerçek ihtiyaçlara göre planlamak için güçlü bir araçtır. Hep birlikte, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim modeliyle, ortak akılla kararlar alarak daha yaşanabilir bir Eskişehir inşa edeceğimize yürekten inanıyorum. Sizlerin katılımı, önerileri ve desteği bu sürecin başarısı için en büyük güç kaynağımızdır. Bu süreçte her bir vatandaşımızın söz sahibi olması, belediyemizin hizmet kalitesini artıracak ve karşılıklı güveni daha da pekiştirecektir. Hepinizi katılımcı bütçeleme sürecine aktif olarak katılmaya ve fikirlerinizi bizlerle paylaşmaya davet ediyorum.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.