SON DAKİKA
Hava Durumu

#Burhanettin Bulut

Porsuk Haber Ajansı - Burhanettin Bulut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Burhanettin Bulut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ünlüce'den Ankara’da Yoğun Ziyaretler Haber

Başkan Ünlüce'den Ankara’da Yoğun Ziyaretler

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Ankara’da gerçekleştirdiği temaslarla dikkat çekti. Bir dizi önemli ziyaret ve görüşmede bulunan Başkan Ünlüce’ye Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri Çağrı Özeçoğlu ve İnci Şensarı Şentuna eşlik etti. Başkan Ünlüce’nin ilk durağı, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi kapsamında Ulusal Heyet ile gerçekleştirilen görüşme oldu. Kongre Başkanı Marc Cools ve beraberindeki heyetle bir araya gelen Ünlüce, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, demokratik katılımın artırılması ve şehirler arası iş birliğinin geliştirilmesi konularında görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Ünlüce, “Nazik ev sahiplikleri için Türkiye Belediyeler Birliğimize ve kıymetli görüşleri için Sayın Marc Cools ve heyetine teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Ankara temasları kapsamında Başkan Ünlüce’nin bir diğer anlamlı durağı ise, Milli Şef ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün uzun yıllar yaşadığı Pembe Köşk oldu. Cumhuriyet tarihinin önemli tanıklıklarına ev sahipliği yapan köşkte, İnönü’nün kızı Özden Toker ile bir araya gelen Ünlüce, duygu dolu anlar yaşadı. Başkan Ünlüce ziyaretle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Cumhuriyet tarihimizin izlerini taşıyan bu anlamlı mekânda, Sayın Toker’den o yıllara dair anıları dinlemek bizler için son derece kıymetliydi. Cumhuriyetimizin kuruluş ruhunu, o dönem yapılan fedakârlıkları ve Atatürk ile silah arkadaşlarının kararlılığını bir kez daha yakından hissettiğimiz bu buluşma; geçmişimize duyduğumuz saygıyı ve geleceğe dair sorumluluğumuzu güçlendirdi. Nazik ev sahipliği ve değerli paylaşımları için Sayın Özden Toker’e teşekkür ediyorum.” dedi. Başkan Ünlüce’nin Ankara programının son bölümünde ise Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi ziyaretleri yer aldı. CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları Burhanettin Bulut, Bihlun Tamaylıgil ve Meryem Gül Çiftçi Binici ile bir araya gelen Ünlüce, yerel yönetimlerin çalışmaları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Görüşmelerin verimli geçtiğini belirten Ünlüce, “Yerel yönetimlerimizin çalışmaları, kentlerimizin ihtiyaçları ve demokrasi kültürünün güçlendirilmesine yönelik başlıklar üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı. Ankara’daki temaslarıyla hem ulusal hem de uluslararası düzeyde iş birliği mesajı veren Başkan Ünlüce, Eskişehir’in yerel yönetim vizyonunu güçlü diyalog ve ortak akıl anlayışıyla sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti Haber

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, AKP iktidarının ekonomi politikalarının toplum sağlığını çökerttiğini gösteren çarpıcı antidepresan verilerini kamuoyuyla paylaştı. Bulut, Türkiye’nin adım adım bir “ruh sağlığı krizi”ne sürüklendiğini belirterek, son 10 yılda antidepresan kullanımının yüzde 58,5 oranında arttığını vurguladı. 1 YILDA ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAKLAŞIK 6 MİLYON KUTU ARTTI CHP’li Bulut’un paylaştığı verilere göre, 2016 yılında 45 milyon 132 bin 854 kutu olan antidepresan kullanımı, geçtiğimiz yıl 71 milyon 527 bin 690 kutuya yükseldi. Sadece son bir yılda vatandaşın 5 milyon 936 bin 438 kutu daha fazla antidepresan kullanmak zorunda kaldığını belirten Bulut, “Bu artış tesadüf değil, bu artış kötü ülke yönetiminin, yoksulluğun ve umutsuzluğun sonucudur” dedi. “İKTİDAR VATANDAŞI ANTİDEPRESANLA AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYOR” Ekonomik krizin artık sadece cüzdanları değil, insanların ruh sağlığını da çökerttiğini söyleyen Bulut, “İşsizlik, geçim derdi, borç batağı ve yarın kaygısı vatandaşın psikolojisini yerle bir etti. İktidar sorunları çözmek yerine, toplumu antidepresanlarla ayakta tutmaya çalışıyor. Antidepresan kullanımı halk sağlığı açısından endişe verici noktalarda” ifadelerini kullandı. 2025 yılında antidepresan kullanımının bir önceki yıla göre yüzde 9 arttığına dikkat çeken Bulut, 2024 yılında antidepresanlara 5 milyar 35 milyon lira ödeyen kamunun, 2025 yılında bu rakamı 6 milyar 480 milyon liraya çıkardığını kaydetti. “20 BİN LİRA EMEKLİ MAAŞIYLA RUH SAĞLIĞI MI KALIR?” Mevcut gelir düzeylerinin toplumun gerçekleriyle bağının koptuğunu ifade eden Bulut, “Bugün en düşük emekli maaşı 20 bin TL, asgari ücret 28 bin 75 TL. Bu parayla kira mı ödensin, mutfak mı dolsun, fatura mı kapatılsın? İnsanlar ay sonunu değil, yarını düşünmekten uyuyamaz hale geldi” dedi. Antidepresan kullanımındaki patlamanın sosyal bir alarm olduğunun altını çizen Bulut, “Çarşı, pazar ateş pahası; diğer yandan kira, faturalar ve mutfak masrafları el yakıyor. Ruh sağlığı çökmüş bir toplum yaratırsanız, bunu ne pembe tablolarla ne de istatistik oyunlarıyla gizleyebilirsiniz. Bu ülke yoksullukla, adaletsizlikle, liyakatsizlikle yönetiliyor. Sonuç da milyonlarca kutu antidepresan oluyor” ifadelerini kullandı. “BU TABLO İKTİDARIN ESERİDİR” Bulut, “Antidepresan kullanımındaki bu dramatik artış, AKP’nin yıllardır uyguladığı ekonomi ve sosyal politikalarının açık ve net bir sonucudur. Yoksulluğu yöneten, krizi kalıcı hale getiren, milyonları güvencesizliğe mahkûm eden bir anlayış bugün toplumun ruh sağlığını çökertmiştir. Vatandaş daha fazla ilaçla değil; adaletle, güvenle, emeğinin karşılığını aldığı insanca yaşam koşullarıyla iyileşir. Bugün insanlar geçinemediği için, yarınını göremediği için, hakkını arayamadığı için antidepresan kullanmak zorunda bırakılıyor. En düşük emekli maaşıyla hayatta kalmaya çalışanlar, asgari ücretle ay sonunu getiremeyenler, borçla yaşayan gençler bu düzenin bedelini ruh sağlığıyla ödüyor. İktidar ise bu çöküşü seyretmekle kalmıyor, istatistiklerle örtbas etmeye çalışıyor. Türkiye’yi antidepresan bağımlısı haline getirenler bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Bu ülkenin insanlarını umutsuzluğa, kaygıya ve çaresizliğe mahkûm edenler, yaşanan ruhsal çöküşün de siyasi sorumlusudur” dedi.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler İçin Kutlama Değil, Baskı Düzeninin Hatırlatmasıdır Haber

10 Ocak Çalışan Gazeteciler İçin Kutlama Değil, Baskı Düzeninin Hatırlatmasıdır

Cumhuriyet Halk Partisi Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut mesajında şu ifadelere yer verdi; “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü, ne yazık ki bu yıl da basın özgürlüğünün ağır baskı altında olduğu, gazetecilerin sansür ve otosansür kıskacına mahkûm edildiği bir ortamda karşılıyoruz. Türkiye’de gazetecilik, iktidarın hoşuna gitmeyen gerçeği yazmanın bedelini ödemek anlamına gelmiştir. Basın, demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Halkın haber alma hakkı, özgür ve bağımsız bir medya düzeniyle mümkündür. Ancak bugün gelinen noktada, Türkiye’de medya büyük ölçüde tek sesli hale getirilmiş; eleştirel gazetecilik sistematik baskılarla susturulmaya çalışılmıştır. RTÜK, anayasal bir denetim kurumu olmaktan çıkmış, iktidarın sopası haline gelmiştir. Muhalif yayın yapan televizyon kanallarına verilen ekran karartmalar, para cezaları ve yayın durdurma kararları; ifade özgürlüğüne açık bir müdahaledir. Aynı ihlaller iktidara yakın kanallarda görmezden gelinirken, eleştirel yayıncılık cezalandırılmaktadır. Bu çifte standart, RTÜK’ün tarafsızlığını tamamen yitirdiğinin göstergesidir. Basın İlan Kurumu eliyle uygulanan ilan kesme cezaları ise özellikle yerel basını ekonomik olarak boğmaktadır. Resmî ilanlar, bir baskı ve hizaya sokma aracına dönüştürülmüştür. Eleştirel yayın yapan gazeteler ilanlarla cezalandırılırken, yandaş medya ödüllendirilmektedir. Bu uygulamalar sadece kurumları değil, o kurumlarda çalışan yüzlerce gazetecinin ekmeğini de tehdit etmektedir. İletişim Başkanlığı’nın basın kartları ve akreditasyon uygulamaları üzerinden yürüttüğü politika da basın özgürlüğünü zedeleyen bir başka unsurdur. Basın kartı, bir lütuf ya da ödül değil; mesleki bir haktır. Ancak bugün bu hak, iktidara yakın olanla olmayan arasında ayrım yapılarak dağıtılmaktadır. Bu baskı ortamında sansür artık açık yasaklarla değil, otosansür yoluyla işlemektedir. Gazeteciler, haber yapmadan önce “Bu haber başıma iş açar mı?” diye düşünmek zorunda bırakılmaktadır. İşten atılma korkusu, dava tehdidi, ekonomik baskılar; haber merkezlerinde makasın daha haber yazılmadan çalışmasına neden olmaktadır. Gazeteciler düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda çalıştırılmakta; sendikal haklardan mahrum bırakılmaktadır. Mesleğini onuruyla yapmak isteyen birçok gazeteci ya susturulmakta ya da mesleği bırakmaya zorlanmaktadır. Bu tablo, sadece gazetecilerin değil, toplumun tamamının sorunudur. Çünkü susturulan her haber, karartılan her gerçek, halkın haber alma hakkına vurulan bir darbedir. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bu koşullar altında bir kutlama günü değil; baskı düzeninin hatırlatmasıdır. Bugün, basın özgürlüğünün neden yok edildiğini, medyanın neden güven kaybettiğini ve demokrasinin neden zayıflatıldığını sorgulama günüdür. Özgür, bağımsız ve çok sesli bir medya düzeninin yeniden inşa edilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Çalışan Gazeteciler Günü, ancak basının özgür olduğu, gazetecilerin soru sorduğu için cezalandırılmadığı, yazdığı için işinden olmadığı, düşündüğü için yargılanmadığı bir ülkede mümkün olabilir. O güne kadar 10 Ocak, bir kutlama değil; bir hatırlatma, bir uyarı ve belki de bir vicdan muhasebesi olarak kalmaya devam edecektir. Her şeye rağmen gazeteciliğin suç olmadığı bir ülke dileğiyle bütün basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan/Çalışamayan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut: "Basın Sistematik Olarak Tekleştiriliyor" Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut: "Basın Sistematik Olarak Tekleştiriliyor"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’ni (EGC) ziyaret etti. Ziyarette CHP Parti Meclis Üyesi Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ile çok sayıda gazeteci yer aldı. Ziyarette konuşan EGC Başkanı Yılmaz Karaca, Anadolu basınının ciddi bir yok oluş süreciyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Karaca, son beş yılda Türkiye genelinde yüzlerce yerel gazetenin kapatıldığını ya da birleştirilmeye zorlandığını belirterek, “Basında rekabet ve çoğulculuk neredeyse tamamen ortadan kalktı. Konya, Kayseri gibi büyük şehirlerde gazete sayıları dramatik biçimde düştü. Bazı illerde ise tek gazeteye kadar geriledi. Bu kabul edilemez bir durumdur” dedi. Mersin örneğini hatırlatan Karaca, direnen gazetelere ilan kesme cezaları uygulandığını ifade ederek, bu sürecin kişisel değil yapısal bir sorun olduğunu vurguladı. Karaca, “Türkiye’de yönetim anlayışı tek seslidir ve eleştiriye tahammül yoktur. Basın da bu nedenle sistematik olarak tekleştirilmektedir” diye konuştu. “HAVUZ MEDYASI GAZETECİLİK YAPMIYOR” CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ise Türkiye’de “havuz medyası” olarak adlandırılan bir yapı oluştuğunu belirterek, bu mecraların gazetecilik yapmak yerine iktidarın sözcülüğünü üstlendiğini söyledi. Bulut, iddianamelerde yer almayan bilgilerin medya aracılığıyla kamuoyuna servis edildiğini, asılsız haberlerin ise yaptırımsız kaldığını ifade etti. Basının anayasal bir kamu gücü olduğunu vurgulayan Bulut, RTÜK, İletişim Başkanlığı ve Basın İlan Kurumu’nun asli görevlerinden uzaklaştığını dile getirdi. RTÜK’ün iktidarı eleştiren yayınlara ağır cezalar verdiğini savunan Bulut, Sözcü TV, Halk TV ve Tele1’e yönelik yaptırımların dünyada örneği olmadığını söyledi. İletişim Başkanlığı’nın yüksek bütçesine rağmen basın özgürlüğünü ve gazetecilerin güvenliğini korumadığını ifade eden Bulut, Basın İlan Kurumu’nun ise yerel basını ekonomik baskıyla tek sesliliğe zorladığını kaydetti. YEREL MEDYA İÇİN YENİ İŞ BİRLİĞİ SÜRECİ Yerel basının tarihsel olarak Türkiye’nin en güçlü gazetecilik damarlarından biri olduğunu belirten Bulut, bu alanda yeni bir iş birliği süreci başlatacaklarını açıkladı. İlk toplantının Marmaris’te Ege Bölgesi’ndeki yerel medya temsilcileriyle yapılacağını söyleyen Bulut, toplantılarda basının geçmişi, bugünü ve dijital dönüşümün ele alınacağını ifade etti. Bu buluşmaların Türkiye geneline yayılacağını belirten Bulut, “Ortaya çıkacak sonuçları parti programımıza ve gelecekteki hükümet programımıza kaynak olacak bir metne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Çünkü ekonomik olarak bağımsız olmayan bir basının özgür olması mümkün değildir” dedi.

CHP'li Bulut: "Demokrasi Basın Susturularak Korunamaz" Haber

CHP'li Bulut: "Demokrasi Basın Susturularak Korunamaz"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, kara para aklama iddialarıyla medya kuruluşlarına yönelik el koyma ve kayyım atama uygulamalarının siyasi, hukuki ve demokratik sonuçlarının araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi. Bulut, “Demokrasi, basın susturularak korunamaz; hukuk devleti ise keyfi kayyım rejimiyle inşa edilemez. Meclis’in görevi, yürütmenin medya üzerindeki bu açık tahakküm girişimini görmezden gelmek değil, aksine tüm boyutlarıyla ortaya koymaktır” dedi. CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, ülkemizde 4. kuvvet olarak nitelenen basının, uzun süredir siyasal iktidarın ağır ve sistematik kuşatması altında olduğunu belirterek, özellikle özgür medyaya ve gazetecilere yönelik uygulamaların bir baskı rejimine dönüştüğüne işaret etti. Gazetecilerin soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalarla susturulduğuna; medya kuruluşlarının ekranlarının karartıldığına, ilan ambargoları ve RTÜK cezalarıyla çok sesliliğin boğulduğuna, kayyım tehdidiyle medya kuruluşlarının iktidara biat etmeye zorlandığına dikkat çeken Bulut, “Haber yapmanın suç, eleştirinin terör faaliyeti, kamu yararını gözetmenin “devlet aleyhine faaliyet” olarak yaftalandığı bu iklimde, basın özgürlüğünden söz etmek artık mümkün değildir. Bu durum yalnızca gazetecilerin değil, halkın haber alma hakkının da açıkça gasp edilmesi anlamına gelmektedir” dedi. “MEDYA KURULUŞLARI KAMULAŞTIRILIYOR” Son dönemde yürütülen soruşturmaların; medya kuruluşlarının kara para aklama operasyonları için hedef seçildiğine işaret ettiğini kaydeden Bulut, şöyle devam etti: “Kara para aklama iddiaları gerekçe gösterilerek, aralarında Gain Medya, Flash Haber, Ekotürk, Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT’nin de bulunduğu çok sayıda büyük medya kuruluşu Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmiş ve bu kuruluşlara kayyım atanmıştır. TMSF’nin kontrolüne geçen medya kuruluşları dolayısıyla da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yürütme organı fiilen ülkenin en büyük medya patronu hâline gelmiştir. Medya kuruluşlarının kara para operasyonlarının odağı haline gelmesinin de devlet kontrolündeki medya grubunun sürekli büyümesi de demokratik bir hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün değildir. Kara para ile mücadele adı altında medya kuruluşlarının “kamulaştırılır” gibi yönetimlerinin ele geçirilmesi, basının siyasal iktidara teslim edilmesi anlamına gelmektedir. Basının kara paraya teslim olmuş görüntüsü demokrasimize, basın ve ifade özgürlüğüne geri dönülemez zararlar verecektir.” “TBMM’NİN ÖNCELİKLİ GÖREVİ OLMALI” Halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturan sürecin, tüm yönleriyle araştırılmasının TBMM’nin öncelikli görevi olması gerektiğini belirten Bulut, “Bu kapsamda; medya kuruluşlarının el değiştirme süreçlerinde sorumluluğu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının inceleme ve denetim görevlerini sağlıklı şekilde yerine getirilip getirilmediği incelenmelidir. Ayrıca, basın medya kuruluşlarının el değiştirmesinde, devlet yönetiminde görevi bulunan kişilerin de etkili olduğu yönündeki iddiaların da yanıtlanması gereklidir. Anayasa’nın 26’ncı ve 28’inci maddeleri açıkça ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına almasına rağmen, milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı, yürütmenin keyfi tasarruflarıyla gasp edilmektedir. Yargı süreçlerinin şeffaflıktan uzak yürütülmesi, kayyım atamalarının siyasi talimatlarla gerçekleştirildiği yönündeki güçlü kanaati daha da pekiştirmektedir. Medya kuruluşlarına el koyma ve kayyım atama kararlarının hangi somut delillere ve hangi bağımsız yargı kararlarına dayandığının, TMSF’nin yayın politikalarına doğrudan ya da dolaylı biçimde müdahale edip etmediğinin, bu uygulamaların basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını nasıl ve ne ölçüde ortadan kaldırdığının, kara para ile mücadele söyleminin, muhalif veya bağımsız medyayı susturmanın bir aracı olarak kullanılıp kullanılmadığının açığa çıkarılması zorunludur” dedi. “BASIN EMEKÇİLERİNİN HAKLARI KORUNMALI” TMSF'ye devredilen medya kuruluşlarında çok sayıda basın emekçisinin çalıştığını da kaydeden Bulut, bu basın emekçilerinin devir sonrası ekonomik ve sosyal haklarının korunmasının, çalışma koşullarının olası olumsuz durumlardan etkilenmemesinin sağlanmasının önemli olduğunu bildirdi. “Casusluk” iddiasıyla TELE 1'in TMSF’ye devri sonrasında görülen manzaranın, basın emekçileri yönünden olumsuz bir tabloya işaret ettiğini söyleyen Bulut, yine TMSF'nin devir sonrasında medya kuruluşlarının faaliyetlerini siyasi kaygılardan uzak, bağımsız ve çalışanlarının hak ve refahını önceleyen bir anlayışla yürütüp yürütülmediğinin incelenmesinin de yerinde olacağını belirtti. “DEMOKRASİ, BASIN SUSTURULARAK KORUNAMAZ” CHP’li Bulut, “Demokrasi, basın susturularak korunamaz; hukuk devleti ise keyfi kayyım rejimiyle inşa edilemez. Meclis’in görevi, yürütmenin medya üzerindeki bu açık tahakküm girişimini görmezden gelmek değil, aksine tüm boyutlarıyla ortaya koymaktır. Bu nedenlerle, medya kuruluşlarına yönelik el koyma ve kayyım atama uygulamalarının siyasi, hukuki ve demokratik sonuçlarının araştırılması amacıyla bir Meclis Araştırması açılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Birçok İnternet Sitesi Kapanma Tehditi Altında! Haber

Birçok İnternet Sitesi Kapanma Tehditi Altında!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, bağımsız ve özgür gazetecilik yapan mecraların Google’ın okur trafiğine uyguladığı ambargo nedeniyle kapanma tehdidiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, internet sitelerinin yaşadığı sorunların araştırılması, bağımsız ve özgür mecraların kapanmasını önlemek için alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi. Bulut, “Ülkemizde internet haber sitelerinin ekonomik olarak ayakta kalabilmesi için desteklenmesine ve yasal düzenlemelere ihtiyaç var” dedi. CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, TBMM Başkanlığına verdiği Meclis Araştırma Önergesinde, Türkiye’de bağımsız ve özgür gazeteciliğin, bir yandan iktidarın baskıları diğer yandan ekonomik koşullar nedeniyle her geçen gün zorlaştığında dikkat çekti. Türkiye’de hali hazırda zor şartlarda yayın yapan bağımsız medya kuruluşlarının Google’ın okur trafiğine uyguladığı ambargo nedeniyle kapanma tehdidiyle karşı karşıya kaldığına vurgu yapan Bulut, ulusal internet sitelerinden yerel internet sitelerine birçok mecra için tehlike çanlarının çaldığını belirtti. İNTERNET SİTELERİ KAPANMA TEHDİDİYLE KARŞI KARŞIYA CHP’li Bulut, “Google’ın ‘Keşfet’ ve ‘Haberler’ araçları üzerinden yönlendirilen okur trafiklerinin yüzde 98’i, çok sayıda haber sitesi için ortadan kaldırılmıştır. Bazı haber sitelerinin “Keşfet” trafiği tamamen sıfırlanırken, Google’ın medya kuruluşlarına yönelik trafik akışını nasıl yönlendirdiği ve bu süreçte hangi kriterleri esas aldığı bilinmemektedir. Google’ın algoritma güncellemeleri yapması, internet haberciliği yapan yayın organlarının trafik kayıplarına neden olmuştur. Basın İlan Kurumu’nun Google algoritmasını baz alması nedeniyle varlığını devam ettirmeleri reklamlara bağlı olan haber sitelerinin reklam gelirleri azalmış, internet siteleri kapanma, küçülme ya da yayın durdurma gibi tehlikelerle karşı karşıya kalmıştır” dedi. “BASIN EMEKÇİLERİ ZOR DURUMDA” Reklam gelirlerinin azalması nedeniyle işten çıkarmaların artığına, birçok basın emekçisinin işsiz kaldığına, maaşlarını ya da hak ettiği zamları alamadığına, ekonomik kriz ortamında meslekte yıllarını devirdiği halde asgari ücret ya da çok az üstünde maaşlarla hayatını idame etmek zorunda kalan emekçilerin zor durumda kaldığına dikkat çeken Bulut, şöyle devam etti: “Demokrasinin geliştirilmesinin ve korunmasının en önemli unsurlarından biri düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Halkın doğru haber almasını sağlayan, kamuoyunun vicdanı olan, gerçeklere ayna tutan medya ne kadar özgürse, o ülkenin demokrasisi de o kadar güçlüdür.  Sayıları bir elin parmağını geçmeyen, gazeteciliğin evrensel ilkelerine uygun davranan bağımsız mecraların kapanması, bağımsız ve özgür gazeteciliğin yok olması basını tek sesli hale getirecek, demokrasimize darbe vuracak, halkın haber alma hakkını elinden alacak, halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmasını engelleyecektir. “DESTEKLENMELİ VE YASAL DÜZENLEME YAPILMALI” Ülkemizde internet haber sitelerinin ekonomik olarak ayakta kalabilmesi için desteklenmesi gerektiği ve yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu açıktır. Google’ın rekabeti ihlal eden, medya bağımsızlığına darbe vuran algoritma güncellemeleri nedeniyle internet sitelerinin yaşadığı sorunların araştırılması, bağımsız ve özgür mecraların kapanmasını önlemek için alınacak önlemlerin belirlenmesi, düşük ücretlere ve güvencesizliğe mahkûm edilen yazılı, görsel ve dijital basın emekçilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntıların tespiti amacıyla Meclis Araştırması açılmalıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.