SON DAKİKA
Hava Durumu

#Borç

Porsuk Haber Ajansı - Borç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Borç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Kış'tan Milyonları İlgilendiren Borç Krizine İlişkin Kanun Teklifi Haber

CHP'li Kış'tan Milyonları İlgilendiren Borç Krizine İlişkin Kanun Teklifi

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, kredi kartı ve bireysel kredi borçları nedeniyle ödeme gücünü kaybeden milyonlarca yurttaşı ilgilendiren kapsamlı bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Teklif, 6 trilyon lirayı aşan bireysel borç stokunu ve milyonlarca kişiyi etkileyen icra baskısını hedef alıyor. Milyonlar borçlu, borç trilyonları aştı Resmî verilere göre Türkiye’de vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan kredi kartı ve bireysel kredi borcu 6 trilyon 77 milyar TL’ye ulaştı. Bunun yaklaşık 2 trilyon 9 milyar TL’sini kredi kartı borçları, 3 trilyon 89 milyar TL’sini ise bireysel krediler oluşturuyor. Varlık yönetim şirketlerine devredilen borçlarla birlikte tablo daha da ağırlaşıyor. Borç krizinin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığına dikkat çekilirken, bankalar ve finans kuruluşları tarafından icra takibine alınan kişi sayısının 4 milyonu aştığı, icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısının ise 24 milyona yaklaştığı belirtiliyor. Faiz ve icra yükü borcu katlıyor Mevcut sistemde bireysel kredi faizlerinin yüzde 60’ın üzerine, kredi kartı gecikme faizlerinin ise çok daha yüksek oranlara çıktığına işaret eden Kış, borçların önemli bir bölümünün artık anaparadan değil faiz, ceza, icra ve avukatlık masraflarından oluştuğunu vurguladı. Bu durumun borçların çevrilebilirliğini ortadan kaldırdığı, yurttaşı sürekli bir icra tehdidi altında yaşamaya zorladığı ifade ediliyor. Teklif ne getiriyor? TBMM’ye sunulan kanun teklifine göre; Kredi kartı ve bireysel kredi borçları anapara esas alınarak yeniden yapılandırılacakTemerrüt faizi, gecikme faizi, ceza faizi ile icra ve avukatlık masrafları tamamen silinecekBorçlar 60 ila 72 ay vadeyle taksitlendirilecekYapılandırmada uygulanacak faiz oranına üst sınır getirilecekYapılandırmaya başvuran yurttaşlar hakkında icra ve haciz işlemleri durdurulacak, maaş hacizleri ve banka hesaplarındaki blokeler kaldırılacakÖdeme planına uyan yurttaşların kredi siciline ilişkin olumsuz kayıtları yapılandırma sonunda silinecek “Bu bir borç değil, yaşam krizi” Kanun teklifine ilişkin değerlendirmede bulunan CHP’li Kış, borç sorununun geldiği noktaya şu sözlerle dikkat çekti: “Bugün kredi kartı borcu bir tüketim tercihi değil, mutfağın borcudur. Bireysel kredi ise refahın değil, hayatta kalma mücadelesinin sonucudur. 6 trilyon lirayı aşan bu tablo artık bireysel bir ödeme sorunu değil, açık bir yaşam krizidir.” “Borcu silmiyoruz, ödenebilir hale getiriyoruz” Teklifin bir “af” düzenlemesi olmadığını vurgulayan Kış, amaçlarının yurttaşı yeniden ekonomik hayata dahil etmek olduğunu belirterek şunları söyledi: “Biz borcu silmiyoruz; faizi, cezayı ve icra baskısını siliyoruz. Yurttaşı borçtan kaçan değil, borcunu ödeyebilen hale getiriyoruz. Bu teklif sosyal devlet ilkesinin ve Anayasa’nın açık bir gereğidir.” CHP’li Kış, milyonlarca yurttaşı doğrudan ilgilendiren düzenleme için tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak, “Bu tabloya kayıtsız kalmak faizi ve icra düzenini savunmaktır. Meclis, yurttaşın yanında durmalıdır” dedi.

Bu Mali Disiplin Değil, Belediyelere Yönelik Siyasi Cezalandırmadır Haber

Bu Mali Disiplin Değil, Belediyelere Yönelik Siyasi Cezalandırmadır

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, belediyelerin vergi ve SGK borçları ile kamu bankaları aracılığıyla kullandırılan kredilere ilişkin Meclis Araştırma önergesi görüşmelerinde iktidara sert eleştiriler yöneltti. Uygulanan politikaların mali disiplin değil, muhalefet belediyelerine yönelik açık bir siyasi baskı olduğunu vurgulayan Kış, “Aynı kanun, aynı borç; ama belediyelere göre değişen iki ayrı uygulama var. Bu açık bir adaletsizliktir” dedi. TBMM Genel Kurulu’nda CHP Grubu adına söz alan Kış, yılın ilk Meclis çalışmasında iktidarın sandıkta kaybettiği iradeyi masa başında telafi etmeye çalıştığını belirterek, bunun bedelinin doğrudan vatandaşa ödetildiğini söyledi. Yerel seçimlerin ardından halkçı belediyecilik anlayışının güçlenmesinin iktidarı paniğe sürüklediğini ifade eden Kış, bu paniğin bürokrasi, kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararları ve idari baskılarla somutlaştığını dile getirdi. Yaşananların tesadüf olmadığını vurgulayan Kış, “Bu, yerel yönetimleri bilinçli ve sistematik biçimde kuşatma planıdır” dedi. “Kuşatma üç ayaklıdır” Kış, belediyelere yönelik baskının üç başlık altında yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi: “Kanunlarla yerel yönetimlerin yetkileri Ankara’ya taşındı. İller Bankası ve kredi mekanizmaları birer baskı aracına dönüştürüldü. İdari ve yargısal denetimler ise siyasi sopa hâline getirildi.” Belediyelerin yurt dışı finans kuruluşları tarafından onaylanan proje ve kredilerinin aylarca bekletildiğine dikkat çeken Kış, kredilerin siyasi sadakat esasına göre kullandırıldığının artık açıkça görüldüğünü ifade etti. “Cumhur İttifakı belediyelerine kolaylık sağlanırken, muhalefet belediyelerine ‘vurun abalıya’ deniliyor” sözleriyle uygulanan çifte standarda tepki gösterdi. “Tefeci faizi uygulanıyor” Aydınlatma giderlerinin belediyelerin sırtına yüklendiğini, asgari ücret işveren desteğinin belediyelerden çekildiğini ve İller Bankası paylarının kesildiğini hatırlatan Kış, SGK borçlarının yapılandırılmasında da açık bir ayrımcılık uygulandığını belirtti. İktidar belediyelerinin borçlarının ötelenirken, muhalefet belediyelerine ağır faiz yükleri bindirildiğini vurgulayan Kış, “Deyim yerindeyse tefeci faizi işletiliyor. İktidar belediyelerinin çöplerini bile teminat kabul ederken, bizim belediyelerimizin en değerli taşınmazlarını istiyorsunuz” ifadelerini kullandı. “Borcu yapanlara ses yok, kapatmak isteyene baskı var” 2019 ve 2024 yerel seçimlerinden sonra birçok belediyenin AKP ve MHP yönetimlerinden yüksek SGK ve vergi borçlarıyla devralındığını hatırlatan Kış, bu tabloların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşıldığını söyledi. Ancak borcu yapanlara sessiz kalan iktidarın, borcu kapatmak isteyen belediyeleri hedef aldığını belirtti. “Bu tablo mali disiplin değildir, siyasi cezalandırmadır” diyen Kış, yaşananların hizmeti ve halkı cezalandırmak anlamına geldiğini vurguladı. “Hukuk devletiyle bağdaşmıyor” Vergi ve SGK borçlarında çifte standart uygulandığını, kamu bankası kredilerinin eşit ve adil biçimde kullandırılmadığını, yurt dışı kredilerin ise siyasi süzgeçten geçirilerek engellendiğini söyleyen Kış, “Sandıkta kazanılan yerel iradeyi merkezi güçle bastırmak hukuk devletine yakışmıyor” dedi. Tüm baskılara rağmen CHP’li belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışını sürdürdüğünü belirten Kış, belediyelere yönelik tüm mali uygulamaların şeffaf, nesnel ve ayrım gözetmeksizin araştırılması gerektiğini ifade etti. Kış, Meclis Araştırma önergesini bu nedenle desteklediklerini belirterek, “Mesele belediyeler değil, milletin iradesi ve devlete duyulan güvendir” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

CHP'li Bankoğlu: "Ay Sonunu Getirmek Tarih Oldu!" Haber

CHP'li Bankoğlu: "Ay Sonunu Getirmek Tarih Oldu!"

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, 2025 yılının ekonomik tablosuna ve yeni açıklanan asgari ücrete ilişkin açıklama yaptı. Açıklamasında 2025’in milyonlarca yurttaş için gelir adaletsizliğinin kalıcı hale geldiği bir yıl olduğunu belirten Bankoğlu, “gidişat değişmezse 2026’nın 2025 yılını aratacağını” ifade etti. HER ÇALIŞANI KARIN TOKLUĞUNA ÇALIŞIP BORÇLA YAŞAYAN KÖLE YAPMAK İSTİYORLAR CHP’li Bankoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Örtülü ödeneğin altında halkın ne kadar vergisi var, varlık fonunda neler oluyor, sarayın canavar bütçesi kimlere gidiyor, bilmediğimiz bir yılı daha bitirdik. Yeni asgari ücret felaketinden sonra şimdi de emeklilerin maaş artışı bekleniyor. 2025 yılı; tıpkı daha önceki yıllar gibi çalışanların daha fazla yoksullaştığı, emeklilerin görmezden gelindiği, gençlerin ise geleceksizliğe itildiği bir yıl olarak kayıtlara geçmiştir. Yeni açıklanan asgari ücret, 2025 yılının ekonomik anlayışının açık bir özetidir. 28 bin 75 TL’lik asgari ücret, daha çalışanların cebine girmeden açlık sınırının altında kaldı. Bugün açıklanan rakam, temel yaşam giderlerini geçtik, gıda fiyatlarındaki artışı bile karşılayabilecek düzeyde değildir. AKP asgari ücretli için “ay sonunu getirmek” ifadesini fiilen ortadan kaldırmış; “ay başında borçlanmak” yeni normal haline gelmiştir. Çalışan nüfusun yarısının asgari ücretli olduğu ülkemizde, Saray iktidarının verdiği mesaj açıktır: 7’den 70’e her çalışanı karın tokluğuna çalışıp borçla yaşamaya mahkum köleler ordusu haline getirmek temel hedeftir. SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI YERİNİ SOSYAL İHMALE BIRAKTI 2024 yılı emekliler yılı ilan edildikten sonra emekliler tarihimizin en ağır ekonomik şartlarına yaşamak zorunda bırakıldı. Dünyanın en acımasız nüfus politikası ülkemizde uygulandı; emekli ve yaşlı nüfus, tüm haklarından mahrum bırakıldığı gibi ekonomik olarak da ölüme terk edildi. 2025 yılı da aynı şekilde emekliler açısından adeta bir hayatta kalma mücadelesi yılı olmuştur. Emeklilere seyyanen zam sözü verip, tutmadıklarını bir kez daha gördüğümüz bir yılı geride bıraktık. İŞKUR’da sadece son bir yılda 60-60 ve 65 yaş üstü iş başvurularında yüzde 19’luk bir artış söz konusudur. Yıllarca çalışmış, bu ülkeye emek vermiş ve mutlu ve refah içerisinde hayatını yaşaması gereken yaşta milyonlarca emekli, geçim sıkıntısını çözmek için iş aramaktadır. Gıda fiyatları 2003-2025 arasında 28,6 kat, gıda ise 43,1 kat artmıştır. Bugün geldiğimiz aşamada çalışan da emekli de pazarda değil fileyi doldurmak, pazara çıkmayı bile lüks görmektedir. Emekli maaşları, açlık sınırının oldukça altında, insanca yaşamaktan çok uzaktır. Sosyal devlet anlayışı yerini sosyal ihmale bırakmıştır. TÜRKİYE ARTIK BİR VERGİ CUMHURİYETİ’DİR. 2025 boyunca hayat pahalılığı vatandaşın en temel sorunu olmuştur. Gıda, barınma, enerji ve ulaşım giderleri kontrol edilemez biçimde artmıştır. Küçük esnaf ayakta kalmakta zorlanmış, borçluluk hem hanehalkında hem de işletmelerde rekor seviyelere ulaşmıştır. Gelir dağılımında, en zengin yüzde 5’lik dilimin pastadan en büyük payı aldığı, alt ve orta kesimlerin bilinçli olarak yoksullaştırıldığı, sermayesinin bu zengin kesime transfer edildiği politikalar izlenmiştir. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sermaye dostu rasyonel politikaların sonu, milyonlarca asgari ücretlinin, emeklinin, gencin açlık sınırı altında kaldığı bir ekonomi olmuştur. Yine aynı Bakanın vesilesiyle elektrik ve gaz faturalarındaki destek sınırlandırıldı, işsiz evlat vergisi denilen Genel Sağlık Sigortası primi 1981 liraya çıktı. Vergi değil düzenleme diye pazarlandı, zam değil düzenleme oldu. Sadece 2025’te vatandaşın aleyhinde 60’ı aşkın vergi düzenlemesi yapıldı. Türkiye artık bir Vergi Cumhuriyeti’dir. ASGARİ ÜCRETLİYİ ENFLASYONA EZDİRMEDİLER (!) Çok değil 4 yıl önce litresi 8 lira olan benzin şimdi 52 lira. Mesela son beş yılda et yüzde 1197, ekmek yüzde 810, kira yüzde 1114 artmış. TÜİK bile saklayamamış! Hal bu iken milletin parasıyla Somali’ye 30 milyon dolar, Moğolistan’a 50 milyon dolar hibe ettiler. Kırgızistan’ın milletimize olan 113 milyon dolar borcunu sildiler. Durun daha bitmedi; Arnavutluk’a da 12 milyon dolarlık uçak hediye ettiler. Bunlar hesap vermeyen ucube rejimin sonuçlarından sadece birkaçı. Ne demişti Çalışma Bakanı “Bu yıl asgari ücretliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz.” Galiba “çiğ çiğ yedireceğiz” demek istemiş. Korkunç bir gerçeği hatırlatmak isterim. En zengin yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yarısını alıyor, bunu kimse unutmamalı. ÜLKEYE YAPILAN EN BÜYÜK KÖTÜLÜK 5 MİLYON GENCİN ATIL DURUMDA BIRAKILMASIDIR 2025 yılının en yakıcı sorunu ise işsizlik ve özellikle genç işsizlik olmuştur. Genç işsizlik, artık yalnızca bir ekonomik veri değil, ciddi bir toplumsal krize dönüşmüştür. Üniversite mezunu gençler iş bulamamakta, çalışan gençler ise güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkum edilmektedir. Düşük ücret ve güvencesiz işler artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu ülkeye yapılan en büyük kötülük, ne eğitimde ne istihdamda bulunan 5 milyonluk genç ve dinamik nüfusumuzu atıl duruma iten bu anlayıştır. Gerçek beka sorunu budur. TÜRKİYE’NİN İHTİYACI, AÇIK VE NET: HEMEN DEĞİŞİM Bugün izlenen yanlış ekonomi politikaları sürdürülürse, 2026 yılı 2025 yılını aratacaktır. Daha da kötüsü, derin yoksulluk, düşük alım gücü, daha büyük sosyal sorunlara neden olacaktır. Nitekim suç istatistiklerindeki endişe verici artış, yalnızca psikolojik değil, ekonomi politikalarının da bir sonucudur. Saray’ın ısrarla sürdürdüğü bu anlayıştan farklı bir sonuç beklemek mümkün değildir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu tablonun kader olmadığını söylüyoruz. Türkiye tüm zenginliğiyle; emeğin korunduğu, emeklilerin insanca yaşadığı, gençlerin umutla geleceğe baktığı bir ülke olabilir. bunun için algı değil adalet, rant değil üretim, ayrıcalık değil eşitlik gereklidir. bu yönüyle Türkiye’nin ihtiyacı, açık ve nettir: hemen değişim! 2026 yılı bu yönüyle değişimin yılı olacaktır. Yeni Doğan Çetesi denen bebek katilleri, kadın cinayetleri, MESEM denen kabusta can veren çocuklar, izbe otellerde yaşam mücadelesi veren emekliler, kayıt yaptıramadığı için okula gidemeyen gençler, mülakat kepazeliği ile sınavlarda hakkı yenenler, yine atanmayan öğretmenler, iş cinayetlerine kurban gidenler… 2026 yılının daha iyi geçebilmesi için tek yol seçim ve bir an evvel bu organize yapıdan temizlenmektir. Halkımızın insanlık onuruna aykırı halde yaşamasının, verdiği bu ağır geçim savaşının, borçlu doğan bebeklerin tek sorumlusu AKP’dir. Yeni yılda en büyük dileğimiz hak, hukuk, adalet, eşitlik ve şeffaflığa inanan, sözünün eri, milleti için çalışan bir hükümete kavuşmaktır! Türkiye, AKP’nin kuruluşunda en temel sorun olarak gördüğü yoksulluğun, yolsuzluğun ve yasakların ülkesi haline gelmiştir. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere belediye başkanlarımızı, gazetecileri, öğrencileri hapse atarak Anayasa’yı ve yasaları fiili olarak yok sayarak muktedir olunamayacağı açıktır.

Krediler Dün Ev Sahibi Yapıyordu, Bugün Karın Doyuruyor Haber

Krediler Dün Ev Sahibi Yapıyordu, Bugün Karın Doyuruyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Bankalar Birliği’nin son 10 yıllık kredi verilerini karşılaştırmalı bir analizle gündeme taşıdı. Gürer, “Veriler 2014’ten bugüne neyin değiştiğini açıkça gösteriyor. 2014 yılında bu ülkede çekilen her dört krediden biri (%24,1) konut alımı içindi. Yani vatandaş borçlanıyor ama karşılığında bir dikili ağacı, başını sokacak bir evi oluyordu. Geleceğe daha güvenle bakabiliyordu. Peki bugün durum ne? 2024 yılında çekilen konut kredilerinin, toplam tüketici kredileri içindeki payı %8’e kadar geriledi. Yani konut sahibi olma hayali de umudu da düştü. Peki ne arttı? İhtiyaç kredisi! 2014’te tüketici kredileri içinde %55 olan ihtiyaç kredisinin payı bugün %88,8’e fırlamış durumda. Bu ne demek? Vatandaş artık yatırım yapmıyor; mutfak masrafı, kira ve fatura için bankanın kapısında bekliyor,” dedi. 2025 YILINI İLK 9 AYINDA 2024 YILI TUTARLARI GERİDE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2024 yılında toplam kullandırılan tüketici kredisi (konut, taşıt ve ihtiyaç) tutarı 1 trilyon 852 milyar TL iken, 2025 yılının ilk 3 çeyreği sonunda kullandırılan tüketici kredisi tutarı 1 trilyon 994 milyar 394 milyon TL’ye çıktı. Böylece kullandırılan tüketici kredisi sadece 9 ayda 2024 yılının tamamında kullandırılan tüketici kredisi tutarını 142 milyar 394 milyon TL geçti. (yaklaşık %7,7 artış). Aynı dönemde kullanılan kredilerin dağılımı da ihtiyaç ağırlığının sürdüğünü ortaya koydu. 2025’in ilk 9 ayında; 1 trilyon 772 milyar 285 milyon TL ihtiyaç kredisi,181 milyar 894 milyon TL konut kredisi,39 milyar 965 milyon TL taşıt kredisi,250 milyon TL diğer tüketici kredisi kullandırıldı. VADELER KISALDI, VATANDAŞ ZORA DÜŞTÜ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kredilerin geri ödeme sürelerindeki (vade) değişimin de halkın üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, “Eskiden vatandaş konut kredisiyle 10 yıllık planlar yapardı. Bugün yüksek faizler nedeniyle vadeler Önemli ölçüde kesildi. 2024 itibarıyla kullandırılan ihtiyaç kredilerinin %74,9’u 3 ile 12 ay arası kısa vadelerden oluşuyor. Vatandaş bugün borçlanıyor, üç ay sonra daha büyük bir borçla o günü kapatmaya çalışıyor. Uzun vadeli borçlanmanın yerini, kısa vadeli hayatta kalma sancısı aldı. Konut kredisinde bile 120 aylık vadeler, maliyetler yüzünden fiilen 60 aya kadar daraldı. Bu düzen, vatandaşı kısa vadeli borçlarla zorlamaktadır,” dedi. 10 YILDA 12 KATLIK ARTIŞ Yıllar içinde kullandırılan toplam tüketici kredi miktarındaki artışın halkın alım gücüyle değil, enflasyonist baskıyla ilgili olduğunu vurgulayan Gürer, “2014 yılında kullandırılan toplam kredi 151 milyar TL seviyesindeyken, 2024 yılında bu rakam tam 1 trilyon 852 milyar TL’ye çıkmış. Tam 12 katlık bir artış görülüyor” dedi. “2025 verileri, bu borçlanma eğiliminin devam ettiğini gösteriyor,” diyen Gürer, Toplam kullandırılan tüketici kredisi 2024’e göre ilk 9 ayda %7,7 daha artarak neredeyse 2 trilyon TL sınırına dayandı.” Dedi. “7’DEN 70’E BORÇLA YAŞIYORUZ” Gençler ve yaşlılar arasındaki kredi kullanım trendlerine de değinen CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Eskiden babalar borçlanır, evlatlarını okuturdu. Şimdi 20'li yaşlardaki gençlerimiz yaşama borçla başlıyor. Verilere göre 18-25 yaş aralığındaki kredi kullanımında artış var. 18-25 yaş aralığında 2014 yılında kredi kullanan kişi sayısı 964 bin 678 iken, 2024 yılına gelindiğinde bu rakam 2 milyon 866 bin 239’a yükseldi,” diye konuştu Gürer, “Gençler, bir sonraki ay alacakları maaşı kredilerle, kredi kartlarıyla ipotek altına alır duruma geldi. 30 yaşına gelmeden icra daireleriyle tanışıyorlar. Gençler gelecek kazançlarını bugünden tüketmek zorunda kalıyorlar. Sadece gençler de değil, 65 yaş üstü emeklilerimiz de artık daha fazla borçlanıyor. Emekli maaşıyla geçinemeyen, torununa harçlık veremeyen dede, çareyi bankadan kredi çekmekte buluyor. 7’den 70’e vatandaşlarımız borçla yaşıyor,” şeklinde konuştu. SORUNLARA ÇÖZÜM ŞART “2014 yılında tüketici kredileri (konut, taşıt, ihtiyaç) kullanan kişi sayısı 10 milyon 709 bin 433 iken, 2024 yılında bu sayı 26 milyon 818 bin 491 kişiye yükseldi,” ifadelerini kullanan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “Kredilerin konuttan nakit ihtiyacına kayması, orta sınıfın yok oluşunu anlatıyor. Bankalar kâr ederken, düşük ve orta gelirli vatandaş faiz çarkında eziliyor,” dedi.

Gürer: ''Gebe İnekler Dahi Haciz Edildi'' Haber

Gürer: ''Gebe İnekler Dahi Haciz Edildi''

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında çiftçi, besici, üretici gelir gider dengesi bozulması ile alın teri ile kazandığı varlıklarını haciz yoluyla kaybettiğini söyledi. Tarım kesiminin bankalara olan borçlarının 1 Trilyon 117 milyar lirayı bulduğunu belirten Gürer piyasa borçları ile bu rakamın arttığını, ürün rekolte kayıpları yanında girdi maliyetinin altında satış yapmak zorunda kalınca borçlarını ödeyemeyince icralık olduğunu söyledi. Gürer: “2025 yılının ilk aylarından başlayarak icra uygulamalarında artış yaşandığını traktör, tarla, inek, keçi ve buğday hacizleri ile çiftçi, besicinin beli büküldüğünü belirtti. Gürer “ekonomik kriz nedeniyle borçlarını ödeyemeyen çiftçi ve besicilerin kapısına icra dayandı, 2025 yılının ilk aylarında başlayan haciz işlemlerinin her ay artarak devam etti, üreticinin üretim ve gelir kapısına el konulması topraktan da, hayvancılıktan da soğuttu” dedi . Gürer, “Araziler, traktörler ve hayvanlar icra daireleri ve mahkeme kararlarıyla haczediliyor. İlginç örnekler de var. Yılın başlarında Tire İcra Dairesi tarafından el konulan 48 adet Holstein cinsi dişi sığırın içinde 8 gebe hayvan da bulunuyordu. Toplam piyasa değeri 6 milyon 375 bin TL olarak haciz kayıtlarına geçti. Daha önce traktörü de haczedilen çiftçi-besici, bu kez borçlarından dolayı hayvanlarına da el konuldu. Besicinin borcunun 9 milyon civarında olmasına rağmen traktör ve hayvanlarının toplam değeriyle bu borçtan fazla haciz yapılması, besiciyi daha da zor duruma düşürmüştür.” dedi. GÜNLÜK HAYVAN GİDERİ 226 TL CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tire’de yaşanan bu olayda bilirkişi tarafından yapılan tespitleri şöyle aktardı: “320 kiloluk gebe bir hayvan için 160 bin TL, 300 kiloluk gebe hayvan için 150 bin TL, 280 kiloluk hayvan için 135 bin TL değer biçildi. Ahırdaki 48 hayvanın her biri için ayrı ayrı fiyatlandırma yapıldı ve hayvanlar 80 bin TL ile 150 bin TL arasında değişen bedellerle haciz tutanağına kaydedildi. Bilirkişi, bir hayvan için günlük yem giderini 226 TL olarak saptadı. Buna göre: • %21 proteinli süt yemi: 10 kg × 13 TL = 130 TL • Saman: 3 kg × 3,25 TL = 9,75 TL • Mısır silajı: 25 kg × 2,5 TL = 62,5 TL • Mısır flake: 1 kg × 14 TL = 14 TL • Vitamin tozu: 0,1 kg × 80 TL = 8 TL Su gideriyle birlikte bir hayvanın toplam günlük masrafı 226 TL olarak hesaplanmıştır. Ancak ahır ve diğer bakım giderleri bu hesaplamaya dâhil edilmemiştir.” İcra kapsamındaki 48 baş sığırın yediemine bırakıldığı işletmede ise işçilik, veteriner ve ahır giderleri hariç, günlük toplam yem ve su gideri 10 bin 848 TL civarında gerçekleşiyor. Gürer, “Ay ay fiyatlarda, özellikle yem başta olmak üzere, artış yaşanmaya devam ediyor. 50 kg süt yemi 800 Tl aştı. Besici yem fiyatında artışa yetişemiyor. Maliyet altında küçük aile tipi işletme süt satmak zorunda kalıyor” dedi. “İKTİDARIN GÖREVİ ÜRETİCİYİ KORUMAKTIR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici zaten yem, mazot, elektrik, ilaç ve veteriner masrafları altında eziliyor. Bu koşullarda bir de icra dosyalarıyla uğraşmak zorunda kalıyor. İktidarın görevi üreticiyi korumaktır; haciz memuru göndermek değil.” ifadelerini kullandı. “HAYVANCILIKTA SORUNLAR KATLANIYOR” CHP’li Gürer, “Hayvancılıkta da ithalata dayalı, yerli ırkı korumayan ve her yıl dışa bağımlılığı artıran bir süreç yaşanıyor. Haciz konulan hayvanlar da ithal hayvanlardan oluşuyor. Bu yıl içinde Tekirdağ’da Malta keçilerinin de haczedildiğine tanık olduk. Yıllardır uyarıyoruz; yem fiyatları kontrolsüz biçimde artıyor, üretici desteklenmiyor, ithalat politikaları yerli üretimi bitiriyor. Şimdi geldiğimiz noktada üreticinin ahırındaki hayvan bile icra memurlarıyla karşı karşıya.” diye konuştu. “BU SİSTEM SADECE HAYVANI DEĞİL, ÜRETİCİYİ DE TÜKETİYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eskiden köylerde ahırdan süt, bereket, üretim çıkardı; günümüzde ise AKP iktidarlarının yanlış tarım politikalarının bedeli olarak üreticiye haciz tutanakları çıkıyor. Üreticiye destek değil, haciz gönderiliyor. Türkiye’de hayvancılık politikaları acilen gözden geçirilmelidir. Bu konuda kanun teklifi de verdim. İcralar durdurulmalı; arazi, traktör ve hayvanlar haczedilmemelidir. Çiftçi ve besiciye kredi desteği sağlanarak üretimin devamı güvence altına alınmalıdır.” dedi.

Borç Sarmalında ki Çiftçinin Yükü Hafifletilmeli! Haber

Borç Sarmalında ki Çiftçinin Yükü Hafifletilmeli!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalata bağımlılık ve yanlış tarım politikaları yüzünden çiftçinin ağır bir krizde olduğunu belirtti; “2004’te çiftçilerin banka kredilerine olan borcu, devlet desteklerinin yüzde 58,4’ünü oluştururken, bu oran 2024’te yüzde 10,5’e kadar düştü. Banka kredilerinin 164 kat artmasına karşın, tarımsal destekler sadece 30 kat arttı. Bu büyük dengesizlik, çiftçilerin borç batağına saplanmasına yol açarken, büyük şirketlerin üretim sürecine hakim olmasını da kolaylaştırıyor. Borçlarını ödeyemeyen çiftçiler, tarım arazilerinin satılmasıyla karşı karşıya kalıyor” dedi. CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, sahte içki kaynaklı ölümleri ve 2024 yılında çiftçilerin bankalara olan borçlarını Meclis’te düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalata bağımlılık ve yanlış tarım politikaları yüzünden çiftçinin ağır bir krizde olduğunu kaydeden Milletvekili Sarıbal, mazot, gübre, ilaç, tohum ve yem gibi temel tarım girdilerinin büyük bir kısmının dövizle ithal edildiği için TL’nin değer kaybının çiftçiyi daha da zor durumda bıraktığını söyledi. Devletin verdiği tarımsal desteklerin yetersiz kaldığına değinen Sarıbal, “2004 yılında çiftçilere verilen tarımsal desteklerin, çiftçilerin bankalara olan borcuna oranı yüzde 58,4 (3,084 milyar TL / 5,280 milyar TL) iken, 2024 yılında bu oran yüzde 10,5 (91,5 milyar TL / 869 milyar TL) seviyesine düşmüştür. Bu durum sektörün krediye bağımlılığının katlanarak büyüdüğünü göstermektedir. Tarım sektöründeki borç yükü özellikle son yıllarda hızla artmaktadır. Son bir yılda borçların yüzde 44 oranında artmış olması, üretim maliyetlerindeki yükselişin, döviz kurlarının, girdi fiyatlarının ve finansmana erişim koşullarının zorluğunu ortaya koymaktadır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yayımladığı verilere göre; 2004-2024 yılları arasında bankalar tarafından çiftçilere kullandırılan kredi miktarı 164 kat artmış, buna karşılık bütçeden tarıma yapılan destekleme ödemeleri sadece 30 kat artırılmıştır. 2004 yılında tarım sektörünün kullandığı banka kredileri tarımsal desteklerin 1,7 katı iken, bu oran 2024 yılında 9,5 katına ulaşmıştır” dedi. BORÇ SARMALINDAKİ ÇİFTÇİNİN YÜKÜ HAFİFLETİLMELİ Tarımda sürdürülebilirliği tehdit eden bu tablonun, aynı zamanda üretici sayısının hızla azalmasına ve tarım alanlarının atıl kalmasına yol açtığına dikkati çeken Sarıbal, “2006 tarihli Tarım Kanunu’nun 21. maddesi, tarımsal desteklerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın en az yüzde 1’i olması gerektiğini belirtiyor. Ancak gerçekler acı verici. 2023 ve 2024 yıllarında bu oran, yüzde 0.2’ye kadar gerileyerek çiftçilerin devlet desteğinden ne kadar mahrum kaldığını gözler önüne seriyor. Bu durum, çiftçilerin bankalardan kredi almaya yönelmesine ve borç yükünün artmasına neden oluyor. Girdi maliyetlerinin astronomik seviyelere ulaşması, kredi faiz oranlarının yükselmesi ve düşük alım fiyatları karşısında üretici yalnızca borçlanmak zorunda kalıyor. Bu borç sarmalı, kırsal kesimde çiftçiliğin geleceğini tehdit ediyor. Küçük üreticiler, büyük şirketlerin egemenliğine giriyor ve yerel üretim giderek zayıflarken ithalat artıyor. Çiftçilere daha fazla devlet desteği sağlanmalı, gübre, mazot ve ilaç gibi temel tarım girdilerinin fiyatları makul seviyelerde tutulmalı, düşük faizli kredilerle borç yükü hafifletilmeli” ifadelerini kullandı. VATANDAŞ İÇKİYE DEĞİL, DEVLETE HARAÇ ÖDÜYOR! İstanbul ve Ankara’da yaşanan sahte içkiden ölümlerin iktidarın yanlış vergi politikası, denetimsizlik ve halk sağlığını hiçe sayan yönetim anlayışının doğrudan bir sonucu olduğunu kaydeden Milletvekili Sarıbal, “Kaçak ve sahte içki, doğrudan AKP iktidarının yarattığı halk sağlığı sorunudur. ÖTV artışıyla alkol fiyatlarını uçururken; kaçak üretimi teşvik ediyor, halkın alkole ulaşmasına engel olmaya çalışırken, ölümcül sahte içki piyasasını destekliyor! 2010’da 51 TL olan bir litre saf alkolün ÖTV’si bugün 1.365 TL’ye ulaşmış durumda. Yüksek fiyatlar nedeniyle insanlar sahte içkiye yönelmek zorunda kalıyor. Hükümetin 2025 yılı için belirlediği hedef ise, alkollü içeceklerden 170 milyar 750 milyon 672 bin TL, tütün mamullerinden ise 455 milyar 664 milyon 231 bin TL vergi toplamak. 2024 yılına göre alkolden alınan vergilerde yüzde 49, tütün ürünlerinden alınan vergilerde ise yüzde 48,7’lik bir artış öngörülüyor. Merdiven altı üretim artıyor, metil alkol zehirlenmeleri yaygınlaşıyor. Yüzlerce insan bu yüzden hayatını kaybediyor ya da sakat kalıyor. Bugün, 1 litrelik alkollü içkiden alınan vergi 900 liraya yakın. Vergisiz fiyatı ise, neredeyse 5’te biri. Yani vatandaş içkiye değil, devlete haraç ödüyor! Rakıda şişenin beşte üçünü devlet içiyor. Devletin denetlemesi gereken kaçak üretim, bizzat devletin yüksek vergi politikası nedeniyle büyüyor. ÖTV düşürülmediği sürece bu ölümler devam edecek. Halk sağlığını korumak için yapılması gerekenler çok açık. Fahiş vergi yükü azaltılmalı, halkın güvenli ve yasal içkiye erişimi sağlanmalı. Kaçak içki üretimiyle etkin mücadele edilmeli, denetimler artırılmalı. İnsanların yaşam tarzına baskı kuran anlayıştan vazgeçilmeli” diye konuştu.

Borcu Olmayan Çiftçi Yok! Haber

Borcu Olmayan Çiftçi Yok!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer çiftçilerin banka borçlarını gündeme taşıdı. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, “2024 yılı düşük alım fiyatları ve artan girdi maliyetleri tarım kesimini zora soktu. Tarım kesimi, işini sürdürebilmek için çözümü daha çok kredide buldu. Çiftçi sayısına bakıldığında borcu olmayan çiftçi yok gibi. Bankalardan alınan kredi ile tarım sürdürülüyor. Tarım sektörünün bankacılık sistemine olan borçları da 2024 yılında 278,2 milyar lira artarak 868,6 milyar liraya yükseldi” dedi. “Tarım kesiminde kredi kullanmadan tarımda sürdürülebilirlik kalmadı” diyen Gürer, “Tarım sektörüne bu tutarın 685,2 milyar liralık kısmı kamu bankaları, 183,4 milyar liralık kısmı da özel bankalar tarafından kullandırılan kredilerden oluşuyor. 2024 yılında sektörün bankalara olan toplam borcu yüzde 47,1 oranında artarken, sektörün zamanında ödeyemediği için takibe alınan kredileri ise yüzde 72 oranında artarak 3,6 milyar liraya yükseldi” diye konuştu. 2025 yılının tarım için önemli bir yıl olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “Süreç doğru yönetilmez ve çiftçi, besici sorunlarına gereken çözüm sağlanmazsa ekim alanları daha da daralacaktır. İthalatçı bir anlayış değil, yerli üretici, besici ve çiftçiyi koruyacak bir bakışa ihtiyaç ve gerek vardır” dedi. “Enflasyon üzerinde tarım kesimi girdileri arttı” diyen Gürer, “Yem ve gübre başta olmak üzere üretici sübvanse edilecek önlemlere ihtiyaç var” diye konuştu. Gürer, “Borcu borçla kapatan her kesim için ödeme güçlüğü oluştuğunda icra da kapıda; insanlar hem açlık hem de psikolojik olarak sorunlu bir yaşam içinde” dedi. VATANDAŞIN BANKA BORÇLARI Tarım kesimi yanı sıra vatandaşın da ciddi geçim sıkıntısı yaşadığına işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 17-24 Ocak günleri arasındaki haftada 54,7 milyar lira artarak 4 trilyon 15 milyar liraya yükseldi. Varlık yönetim şirketleri ile TOKİ’ye olan taksitli konut kredisi borçlarıyla birlikte toplam borç 4 trilyon 147 milyar liraya ulaştı. Söz konusu haftada bireysel kredilerinin bakiyesi 17,1 milyar lira artarak 2 trilyon 122 milyar liraya, kredi kartı borç bakiyesi ise 37,6 milyar lira artarak 1 trilyon 894 milyar liraya çıktı. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerden zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartı alacakları ise son haftada 2,1 milyar lira daha artarak 125,3 milyar liraya yükseldi. Bankalar tarafından icra takibine alınan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarında 2025 yılının ilk dört haftasında 13,6 milyar liralık artış yaşandı. Bankalar zaman zaman bu borçları düşük bir karşılıkla varlık yönetim şirketlerine devrettikleri için gerçek rakam bundan çok daha yüksek seyrediyor. Nitekim varlık yönetim şirketlerinin bu nedenle vatandaşlardan olan alacakları geçen yıl 21 milyar lira arttı” dedi. Gürer, veriler üzerinden bakıldığında ekonomide vatandaşa yansıyanın yokluk ve yoksulluk olduğunu belirtti. Asgari ücretin daha ilk ayında açlık sınırı altında kaldığını, emeklinin aldığı maaşla mucize bir yaşam sürdürdüğünü ifade eden Ömer Fethi Gürer, “Faiz oranlarında yaşanan yüksek seyir ve yüksek enflasyon, geliri yeterince artmayan vatandaşların borçlarını geri ödemelerini zorlaştırıyor. Vatandaşlar giderek yeni bir borç krizine giriyor. Merkez Bankası’nın hazırladığı son Finansal İstikrar Raporu’na göre, varlık yönetim şirketlerinin kontrolünde ise 62 milyar liralık batık tüketici kredisi ve kredi kartı alacağı bulunuyor. Dolayısıyla vatandaşların faizleri ve icra masrafları hariç 187 milyar lira icralık kredi borcu bulunuyor. Bu arada vatandaşların TOKİ’ye de 70 milyar liralık taksitli konut borcu bulunuyor. Vatandaşların bankalara, finans kuruluşlarına, varlık yönetim şirketlerine ve TOKİ’ye olan borçlarının toplamı 4 trilyon 147 milyar lirayı buluyor. Sadece 2024 yılında vatandaşın faiz yükü, 2023 yılına göre yüzde 126,4 oranında artış gösterdi. 2024 yılında bireysel krediler için ödenen faiz bir önceki yıla göre yüzde 86,5, kredi kartları için ödenen faiz ise yüzde 235 oranında arttı” dedi. İCRA DURMUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, herkesin borçlanarak sürdürdüğü yaşamda icra dairelerinin de boş kalmadığını belirterek, muhtarlıklarda icra tebliğleriyle dolup taştığını ifade etti. Gürer, “İcra dairelerine 1-31 Ocak günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı, 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 5,3 oranında artarak 856 bin oldu. 2024 yılında icra dairelerine bu dönemde 813 bin yeni dosya gelmişti. Aynı günlerde 817 bin dosya da ya sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı. UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 31 Ocak itibarıyla 22 milyon 295 bine yükseldi. Derdest dosya sayısı son bir yılda net olarak 880 bin adet arttı. Bu veriler de borçlanmaların geri dönüşü olmadığında icra yoluyla elde avuçta ne varsa gittiğini gösteriyor” dedi.

Gürer: “Çiftçinin Borcu 5 Yılda 7 Katına Çıktı!" Haber

Gürer: “Çiftçinin Borcu 5 Yılda 7 Katına Çıktı!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle yaşadığı sorunların, tüccarla rekabet edebilecek bir yapıya kavuşacak kamu varlığı ve kooperatifler aracılığıyla çözülebileceğini ifade etti. BORÇ SARMALI BÜYÜYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçilerin toplam borcu son beş yılda yedi kat artarak 2020 yılında 111 milyar 216 milyon TL’den, 2025 yılında 822 milyar 366 milyon TL’ye ulaştı. Sadece 2024-2025 yılları arasında çiftçi kredi  borcu 214 milyar TL arttı. Bu rakamlar, çiftçilerin tarımsal üretim için krediye bağımlı hale geldiğini gösteriyor.” dedi.  Gürer, “Borç sarmalının büyüdüğünü görüyoruz. Çiftçimiz ürettikçe kazanması gerekirken, ürettikçe borçlanıyor. Tarım, çiftçinin alın teriyle ayakta durabilmesi gerekir; borçla değil. Bunun için ürünü üretirken ve satarken yanında onu destekleyecek kamucu anlayışa ve  yeniden yapılandırılacak güçlü tarım kooperatiflerine ihtiyaç var.” diye konuştu. KİŞİ BAŞINA BORÇ YÜKÜ KATLANIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2020 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 127 bin iken, Bakanlık bu sayının 2 milyon 700 bin kişi olduğunu ifade etmektedir. Son yıllarda ÇKS’li çiftçi sayısı her yıl değişkenlik göstermektedir. 2020 yılı çiftçi borçlarını hesaplarsak, 2020 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı bir çiftçinin ortalama borcu 52.288 TL iken, 2025 yılında bu rakam tarım kesiminde kişi başına 304.580 TL’ye ulaşmaktadır. Bu ortalama, çiftçi sayısının 2 milyon 700 bin kişi olarak dikkate alınarak değerlendirilmesiyle ortaya çıkan bir sonuçtur. Ancak, tarım kesimi ortalama borcu işletme yapısına göre değişkenlik gösterebilir. Kredi borçlarında tarım kesiminde işletme büyüklüğüne göre kullanılan kredi miktarı da artmaktadır. Ortalama tarım kesimi kişi başına düşen borç miktarındaki bu artış, çiftçiler üzerindeki ekonomik baskının bir göstergesidir.” dedi. Gürer, “Tarım kesimi her yıl değil, her ay bir önceki ayı aratır biçimde ekonomik krizin etkisindedir. Son aylarda gübre ve yem yanı sıra her gider kaleminde artışlar yaşanmaktadır. Artan girdi maliyetleri nedeniyle tarlasını ekmekte ve hayvanlarını beslemekte çiftçi ve besici zorlanmaktadır. Borç yüküne rağmen, tarlası ve traktörü olan, kredi bulabilen çiftçi, ekim ve bakım dışında başka bir işi olmadığı için tarımda kalmaya çalışmaktadır. Pek çok çiftçi, ekebileceği alanın yalnızca bir bölümünü ekebildiğini anlatmaktadır. Çiftçiyi üretimden uzaklaştıran bu sistemin devam etmesi, ülkemizin gıda güvenliğini ithalatla sağlama anlayışını tekrar gündeme getirmektedir.” diye konuştu. KOOPERATİFÇİLİK ÖNEMLİ  CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe üretim kadar depolama, işleme ve satış süreçlerinde de ciddi sorunların olduğunu belirtti. Gürer, 2024 yılında özellikle sebze ürünlerinde büyük bir israf yaşandığını vurgulayarak, bu durumun kooperatifçiliğin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Gürer, “Gıda kooperatifçiliği yeniden düzenlenmelidir. Tüccarla rekabet edebilecek ve üretilen ürünü değerlendirebilecek kooperatifler, günümüz koşullarına uygun şekilde yeniden oluşturulmalıdır. Çiftçi ve besicinin ihtiyacı olan ürünleri uygun fiyatla temin eden, üretilen ürünü işleyerek pazara sunan bir kooperatifçilik sistemine geri dönüş zorunluluktur. Geçmişte devasa kooperatifler oluşturulmuş ancak bu yapıların içi boşaltılmış ve işletmeleri yok edilmiştir. Yeni bir yasal düzenleme ile kooperatifçilik tarımda öncü hale getirilmelidir.” dedi. Kooperatiflerin yanı sıra kamu kurumlarının da sürece dahil olması gerektiğini belirten Gürer, rekabet koşullarının çiftçi, besici ve üretici lehine olacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Gürer, “Çiftçilerimiz üretmek, tarlasını sürmek, besicilerimiz hayvanlarını beslemek ve ineklerini sağmak istiyor. Ama hepsinden önemlisi, bu emeğin karşılığında hak ettikleri kazancı almak istiyorlar. Ancak mevcut ağır yük altında üretim yapmaları her geçen gün daha da zorlaşıyor. Tarım sektöründeki sorunlar planlama, öngörü ve süreçlerin doğru yönetilmesi ile çözülebilir. AKP iktidarı, çiftçinin sesine kulak vermeli ve tarım politikalarını acilen gözden geçirmelidir.” diye konuştu. ÇİFTÇİYİ KÖŞEYE SIKIŞTIRMAYIN  CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe maliyetlerin hızla artmasının çiftçi ve besiciyi büyük bir çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Gürer, elektrik, sulama suyu, işçilik, tarla kirası, ahır gideri, aşı, veteriner, gübre, mazot, yem, ilaç ve nakliye gibi temel girdilerdeki fiyat artışlarının üretim maliyetine doğrudan yansıdığını belirtti. Gürer, “Bu süreç çiftçi ve besiciyi krediye mahkûm etmektedir. Çiftçi, ürettiği ürünü satarak borcunu kapatıyor ancak hemen ardından yeniden borçlanarak sürecin içinde kalmaya çalışıyor. Bu kısır döngü, tarım sektöründeki sürdürülebilirliği her geçen gün daha da zorlaştırıyor.” dedi. Devlet desteklerinin çiftçinin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğuna dikkat çeken Gürer, “Artan maliyetlere rağmen, 2025 yılı bütçesinde çiftçiye verilmesi gereken destekler yine yetersiz kaldı. Çiftçimiz, kendi çabasıyla ayakta kalmaya çalışıyor ancak bu durum bu yılın alım fiyatlarına da bağlı. Girdi maliyetleri düşürülmeden ve çiftçiye doğrudan destek sağlanmadan tarım sektöründeki sorunların önüne geçilmesi mümkün değil.” şeklinde konuştu. TARIMDA SORUN OLUŞMASI GIDAYI ETKİLİYOR Gürer, tarım sektöründe yaşanan sorunların yalnızca çiftçileri değil, 85 milyonluk Türkiye’yi etkilediğini vurguladı. Gıda fiyatlarındaki artışın temelinde üretim girdilerinde yaşanan fiyat artışlarının yattığını belirterek, “Tarım, sadece çiftçinin meselesi değildir; bu, 85 milyonun meselesidir. Çiftçinin üretimden kopması,  besicinin hayvancılıktan uzaklaşması halkın sofrasındaki gıdanın,  ekmeğin küçülmesi anlamına gelir.” dedi 

Vatandaşın Bankalara Borcu 3 Trilyon 341 Milyon TL’ye Ulaştı Haber

Vatandaşın Bankalara Borcu 3 Trilyon 341 Milyon TL’ye Ulaştı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2024 yılı itibarıyla bankaların kârı önceki yıla göre 55 milyar TL artarak 348 milyar TL'ye ulaştığını, vatandaşın borç yükünün ise her geçen gün büyüdüğünü, icra dairelerindeki dosya sayılarının arttığını belirterek,“Vatandaşların bankalara olan borcu ve ödeyemediği içim takibe alınan borçları her hafta artarak yeni rekorlar kırıyor.” dedi. Gürer, bankaların kârındaki büyük artışa dikkat çekerken, milyonlarca vatandaşın borçlarını ödeyemediği için yasal takibe düştüğünü belirtti. BANKALARIN KÂRINDA YÜZDE 19’LUK ARTIŞ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bankalar 2024 yılında da kârlarını artırmaya devam ettiğini belirterek, “2023 yılı Temmuz ayında 293 milyar 417 milyon TL olan bankaların toplam kârı, 2024 yılı Temmuz ayında 348 milyar 717 milyon TL'ye ulaştı. Bu, ’luk bir artış anlamına gelirken, bankaların kârındaki artışın hız kesmediği görülüyor. Bankalar kârlarına kâr katarken, vatandaşın borçları da katlanarak artıyor. Bu tablo, AKP iktidarının ekonomi politikalarıyla oluşan açığın vatandaşın sırtından yama yapmaya çalışmasının sonucudur” diye konuştu. İCRA DAİRELERİ DOSYA YIĞILIYOR: 6.6 MİLYON YENİ DOSYA 2024 yılı itibarıyla icra dairelerine gelen dosya sayısı, 6 milyon 631 bin 672’ye ulaştığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu veriler, halkın borçlarını ödeyemediğini ve icralık olan kişi sayısının arttığını ortaya koymaktadır. Özellikle vatandaşların tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarını ödeyememeleri yüzünden icra dairelerindeki dosyaların her geçen gün artmaktadır. Ancak, iktidar bu konuya da vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik çıkmaza olduğu gibi kayıtsız kalmaktadır” dedi. KREDİ KARTI VE BİREYSEL KREDİ KULLANIMI ARTIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılı Temmuz ayı itibarıyla, bireysel kredi kullanan kişi sayısı 40.9 milyona ulaştı. Bir önceki yılın aynı döneminde bu rakam 38.8 milyondu. Böylece 2.1 milyon kişi daha kredi kullanmak zorunda kaldı.” dedi. Gürer, ekonomik sıkıntılar nedeniyle vatandaşların kredi kartlarına ve bireysel kredilere başvurduğunu, temel ihtiyaçlarını karşılamak için borçlandıklarını belirtti. 2024 yılında 1 milyon 160 bin kişinin ilk defa kredi kartı aldığı ve 731 bin kişinin ilk kez tüketici kredisi kullandığı açıklandı. BORÇ BATAĞINDA OLANLARIN SAYISINDA PATLAMA: TAKİPTEKİ KİŞİ SAYISI YÜZDE 41 ARTTI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kredi kartı ve bireysel kredi borçlarından dolayı yasal takibe alınan kişi sayısındaki artışa dikkat çekerek, “2024 yılının Ocak-Temmuz döneminde, bireysel kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal eden kişi sayısı bir önceki yıla göre %41 oranında artarak 1 milyon 63 bine ulaştı. Bu kişilerden 642 bini bireysel kredi borçları nedeniyle takibe düşerken, 784 bini kredi kartı borçlarını ödeyemediği için yasal sürece dahil oldu.” şeklinde konuştu. KREDİ BORÇLARI KATLANIYOR Bireysel kredi kartlarını da içeren bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacakların 2024 yılı Temmuz ayı itibarıyla, bir önceki yılın aynı dönemine göre 2 artarak 89 milyar TL'ye ulaştığını belirten Gürer, “Vatandaş borçlarını ödeyemez hale gelmiş durumda, her geçen gün takipteki vatandaş sayısı ve borç miktarı artıyor” dedi. VATANDAŞIN BANKALARA OLAN BORCU 752 MİLYAR TL ARTTI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların bankalara olan toplam borcu, Ocak 2024’te 2 trilyon 689 milyar 608 milyon TL iken, Eylül ayında bu borç 3 trilyon 441 milyar 351 milyon TL'ye yükseldi. Toplam borcun 1 trilyon 817 milyar TL’si tüketici kredilerinden, 1 trilyon 623 milyar TL’si ise bireysel kredi kartı borçlarından oluşuyor. Ocak-Eylül döneminde vatandaşların bankalara olan toplam borcu 752 milyar TL artarken, takibe düşen borç miktarı ise 46 milyar TL’den 89 milyar TL’ye yükselerek 43 milyar TL artış gösterdi.” diye konuştu. AKP İKTİDARINDA HALK HER GEÇEN GÜN DAHA DA YOKSULLAŞIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'deki ekonomik dengesizliklere ve halkın giderek artan borç yüküne dikkat çekti. Gürer, vatandaşların geçimlerini sağlayabilmek için daha fazla borçlanmak zorunda kaldığını, bankaların ise bu durumdan kâr elde ettiğini belirtti. "İktidarın uyguladığı ekonomik politikalar, vatandaşı borç batağına sürüklüyor. Bankalar paradan para kazanırken, halk aldığı borç içinde boğuluyor. Bu uçurumun her geçen gün daha da derinleştiği bir gerçek.” diye konuştu. Türkiye'de giderek artan ekonomik sorunların halkın bankalara olan borçlarını artırdığını belirten Gürer, mevcut ekonomik politikaların bu süreci hızlandırdığını belirterek, "İktidarın yanlış ekonomik tercihleri, halkı daha fazla borçlanmaya zorluyor. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kredi çekmek zorunda kalıyorlar. Bankalar ise bu krizden güçlenerek çıkıyor. Mevcut iktidarın ekonomi politikaları vatandaşı borçlanmaya itmekten başka bir sonuç doğurmadı.” şeklinde konuştu. Emeklileri ve asgari ücretle çalışanları açlık sınırı altında yaşama mahkum eden iktidar İsraf ve şatafatlı yaşamdan vazgeçmiyor diyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer binlerce çocuk yatağa aç girdiği ,okullarda dahi yemek verilmediği evrede ekonomik krizi yaratanlar bedelini halka ödettiriyor.“ diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.