SON DAKİKA
Hava Durumu

#Borç

Porsuk Haber Ajansı - Borç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Borç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Vatandaşın Borç Yükü Artıyor" Haber

CHP'li Gürer: "Vatandaşın Borç Yükü Artıyor"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, vatandaşın Ramazan Bayramı’nda borçla yaşadığını söyledi. Gürer, “Bayramlar dayanışmanın, paylaşmanın ve huzurun olduğu günlerdir, bugün milyonlarca yurttaşımız için bayram; icra korkusu, borç stresi ve geçim derdi konuşulduğu günler oldu. Vatandaş bayrama sevinçle değil, borç yüküyle giriyor: 6,3 trilyon liralık borç omuzlarda, kredi kartı harcamalarının üçte biri gıdaya gidiyor, milyonlarca insan icra tehdidi altında alışveriş yapmak zorunda kalıyor; bayram sofraları artık borçla kuruluyor,” dedi. 6,3 TRİLYON LİRALIK BORÇ YÜKÜ VATANDAŞIN OMZUNDA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 13 Mart haftası itibarıyla vatandaşın bankalara ve finans sistemine olan toplam borcunun 6 trilyon 365 milyar 285 milyon TL’ye ulaştığını vurgulayarak, “Vatandaşın sadece tüketici kredileri ve kredi kartı borcu 5 trilyon 992 milyar 694 milyon liraya dayanmış durumda. Bunun 271 milyar 593 milyon lirası artık takipte. Yani milyonlarca insan borcunu ödeyemediği için icra kıskacında. Üstelik 101 milyar liralık borç da varlık yönetim şirketlerine devredilmiş. Bu tablo, ekonomik krizin vatandaşın mutfağına, sofrasına ve bayramına nasıl yansıdığının en açık göstergesidir,” diye konuştu. HER 2 KİŞİDEN 1’İ BORÇLU Türkiye’de bireysel kredi kullanan kişi sayısının son bir yılda 1,9 milyon artarak 43,8 milyona çıktığını hatırlatan CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Neredeyse her iki kişiden biri bankalara borçlu hale gelmiş durumda. Ortalama kredi bakiyesi 138 bin liraya ulaşmış. Bu, artık borcun bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. VATANDAŞIN KREDİ KARTI HARCAMALARIN ÜÇTE BİRİ SOFRAYA GİDİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşın kredi kartı harcamalarının giderek temel ihtiyaçlara sıkıştığını açıkça görüyoruz. Veriler, toplumun tüketim alışkanlıklarının değil, zorunluluklarının değiştiğini ortaya koyuyor,” dedi. Gürer, “Bayram öncesi kredi kartı üzerinden yapılan market, gıda ve yemek harcamalarının toplamı 184 milyon 132 bin TL’ye ulaşıyor. Buna karşılık toplam kredi kartı harcaması ise 587 milyon 278 bin TL seviyesinde. Bu tabloya baktığımızda, vatandaşın kredi kartıyla yaptığı harcamaların yaklaşık %31,3’ünün doğrudan gıdaya gittiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu oran sıradan bir tüketim tercihini değil, ekonomik sıkışmışlığı anlatıyor. İnsanlar artık kredi kartını; eğitim, kültür ya da sosyal yaşam için değil, mutfağını döndürebilmek için kullanmak zorunda kalıyor,” dedi “BAYRAM ALIŞVERİŞİ KREDİYLE YAPILIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sadece Ocak ayında yüz binlerce kişinin ilk kez kredi ve kredi kartı kullanmak zorunda kaldığına dikkat çekerek şunları söyledi: “244 bin kişi ilk defa kredili mevduat hesabı açmış, 181 bin kişi ilk kez kredi kartı kullanmış. 103 bin kişi tüketici kredisine başvurmuş. İnsanlar artık bayram alışverişini bile borçla yapıyor. Eskiden bayram öncesi çarşıda bereket olurdu, şimdi ise kredi limitine göre alışveriş yapılıyor.” “İCRA DOSYALARI BAYRAM SOFRASININ YERİNİ ALDI” 2026 yılı Ocak ayında yalnızca kredi kartı borcundan dolayı 182 bin 797 kişinin, bireysel kredi borcundan dolayı ise 135 bin 663 kişinin yasal takibe düştüğünü belirten Ömer Fethi Gürer, “Bir ayda yüz binlerce insan icralık hale geliyor. Bayramda çocuklarına harçlık veremeyen, mutfağına et koyamayan, torununa şeker alamayan bir toplum gerçeği ile karşı karşıyayız. İcra dosyaları bayram sofralarının yerini aldı.” Gürer, “19.03.2026 itibariyle, 2026 yılında 2 milyon 239 bin 799 yeni icra dosyası gelirken toplam icra dosyası sayısı 24 milyon 466 bin 58’e ulaşmıştır,” dedi. “BORÇLAR İKİYE KATLANDI, UMUTLAR YARIYA DÜŞTÜ” Risk Merkezi verilerine de değinen Ömer Fethi Gürer, tasfiye olunacak alacakların bir yılda yüzde 111 artarak 311,7 milyar liraya çıktığını belirterek, “Bu ne demek biliyor musunuz? Borç ödenemiyor, sistem alarm veriyor. 4 milyon 256 bin 494 vatandaşımızın borcu ödenememiş ve hâlâ devam ediyor. Bu insanlar bankaların kara listesinde, hayatları kısıtlanmış durumda. Kredi çekemiyor, nefes alamıyor,” şeklinde konuştu. “BAYRAM SEVİNCİ YERİNİ GEÇİM DERDİNE BIRAKTI” Gürer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün gelinen noktada bayram sevinci yerini geçim derdine bırakmıştır. İktidarın yanlış ekonomi politikaları, vatandaşı borçla yaşamaya mahkûm etmiştir. Bizim çağrımız nettir: Vatandaşın borç yükü hafifletilmeli, faizler düşürülmeli, üretim artırılmalı, vergi adaleti sağlanmalı, israf önlenmeli, icra süreçleri yeniden düzenlenmeli ve gelir adaleti sağlanmalıdır.”

Emeklinin Son Umudu Bayram İkramiyesi de Hayal Kırıklığı Oldu! Haber

Emeklinin Son Umudu Bayram İkramiyesi de Hayal Kırıklığı Oldu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklinin bayram ikramiyesine ‘zamsız müjde’ duyurusu milyonlarca emekliyi hayal kırıklığına uğratırken, muhalefetin çağrılarına rağmen Meclis emeklinin bayram ikramiyesine zam yapmadan kapandı. Milyonlarca emeklinin bayram ikramiyesine zam yapılmamasına tepki gösteren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP bayram öncesi milyonlarca emekliye hayal kırıklığı yaşattı! Emekli aylığını açlık sınırı altında bırakanlar, emeklinin bayram ikramiyesine kuruş zam yapmadılar! Emekli 4 bin lira ile torununa harçlık mı versin, borç mu kapatsın, bayramlık mı alsın, mutfak alışverişi mi yapsın? Emekliye yokluğu, yoksulluğu reva görenlere yazıklar olsun!” dedi. “EN BÜYÜK VEFASIZLIĞI EMEKLİLERİMİZE YAPTILAR” Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin Grup Toplantısı’nda, “Emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Bayram ikramiyelerini bayram öncesi hesaplarına yatırıyoruz” şeklindeki zamsız emekli ikramiyesi açıklaması on binlerce emekliyi hayal kırıklığına uğrattı. AKP’nin zamsız ikramiye müjdesine emekliler tepki gösterirken, muhalefetin çağrılarına rağmen Meclis emeklinin bayram ikramiyesine zam yapmadan kapandı. Emeklinin bayram ikramiyesine zam yapılmamasına tepki gösteren CHP’li Utku Çakırözer, AKP iktidarının en büyük vefasızlığı ülkeye yıllarca hizmet vermiş emeklilere yaptığını söyledi. Çakırözer, “Emeklinin son umudu bayram ikramiyesine yapılacak zamdı o da olmadı! Erdoğan’ın müjde diye duyurduğu zamsız ikramiye ile milyonlarca emekli hayal kırıklığı ile bayramı karşılayacak!” dedi. “EMEKLİYE YOKSULLUĞU REVA GÖRENLERE YAZIKLAR OLSUN!” Çakırözer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yıllarca ‘olmaz’ dedikleri emekli ikramiyesi Cumhuriyet Halk Partimiz ısrarlarıyla verilmeye başlandı. Verildiği 2018 yılında bin liralık emekli ikramiyesi ile 3 çeyrek altın alınıyordu. Bugün 4 bin lira çeyrek altının yarısı bile yapmıyor. En düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı 24 bin lira, açlık sınırı 32 bin lira! Bundan utanacaklarına zamsız maaşı müjde gibi duruyorlar. Bütün yıl faize 2 trilyon ödeyenler bu paranın yüzde bir buçuğunu bile emekliye vermeyenler bunu müjde diye açıklıyorlar. Emekli 4 bin lira ile torununa harçlık mı versin, borç mu kapatsın, bayramlık mı alsın, mutfak alışverişi mi yapsın? Emekliye yokluğu, yoksulluğu reva görenlere yazıklar olsun!”

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı'' Haber

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de dış ticaret verileri, bankacılık sistemi borçları ve icra dosyalarına ilişkin güncel ekonomik verileri değerlendirerek ekonomide borç yükünün hızla büyüdüğünü söyledi. Gürer, ihracat ve ithalat dengesinden vatandaşın kredi borçlarına, KOBİ’lerin finansman sorunundan tarım sektöründeki borç artışına kadar birçok alanda ekonomik baskının giderek ağırlaştığını belirtti. Gürer, “Rakamlar açıkça gösteriyor ki ekonomide üretim yerine borçlanma, gelir artışı yerine faiz yükü büyüyor. Vatandaş, esnaf, çiftçi ve küçük işletmeler aynı anda ağır bir finansal baskı altında” dedi. DIŞ TİCARET AÇIĞI BÜYÜYOR Şubat ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ihracattaki sınırlı artışa rağmen ithalatın daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’nin ihracatı şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 artarak 21,1 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 6,1 artarak 30,3 milyar dolara yükseldi. Bu gelişme sonucunda dış ticaret açığı yüzde 14,9 oranında artarak 9,2 milyar dolara çıktı,” dedi. Gürer, ihracatın ithalatı karşılama oranındaki düşüşe de dikkat çekerek şunları söyledi: “İhracatın ithalatı karşılama oranı bir yılda yüzde 73,2’den yüzde 70,2’ye geriledi. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesini artırmak yerine dışa bağımlı bir yapıya sürüklendiğini gösteriyor.” Yılın ilk iki aylık döneminde ise ihracat yüzde 1,2 azalarak 41,3 milyar dolara gerilerken ithalat yüzde 3,1 artarak 59 milyar dolara çıktığını, böylece iki aylık dış ticaret açığı yüzde 14,9 artarak 17,6 milyar dolara yükseldiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Dış ticaretteki açık büyürken üretim maliyetleri artıyor, sanayici ve üretici zorlanıyor. Bu durum ekonomide kırılganlığı artırıyor” dedi. BATIK KREDİLERDE HIZLI ARTIŞ Bankacılık sistemindeki batık kredi miktarına da dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, ekonomideki riskin bankacılık verilerine de yansıdığını belirtti. “2025 yılında yüzde 101 oranında artan batık kredilerin bu yılın ilk iki ayında da yüzde 11,4 oranında büyüdüğünü ifade eden Gürer, 20–27 Şubat haftasında sınırlı bir gerileme yaşandığını ancak toplam büyüklüğün hâlâ çok yüksek olduğunu söyledi. Gürer, “Bu dönemde batık krediler 646,2 milyar liradan 644,1 milyar liraya geriledi. Batık kredilerdeki bu büyüme ekonomik sistemde ciddi bir risk oluşturuyor. Borçlar ödenemiyor, krediler takip sürecine düşüyor” diye konuştu. KOBİ’LERİN BANKA BORCU 6,5 TRİLYONA YÜKSELDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yükünün hızla arttığını belirterek, “KOBİ’lerin bankalara olan borcunun 6 trilyon 548 milyar liraya ulaştı. Ocak ayında KOBİ borçlarının 129,2 milyar lira arttı. KOBİ’lerin vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan kredileri ise bir ayda 13,7 milyar lira artarak 214,2 milyar liraya çıktı,” ifadelerini kullandı. Bankalarda KOBİ’lere ait 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunduğunu belirten Gürer, bunların 304 bininin takipte olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “KOBİ’ler üretim yapıyor, istihdam sağlıyor. Ancak yüksek maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle ciddi bir borç baskısı altındalar.” TARIM SEKTÖRÜNÜN BORCU 1,3 TRİLYONA DAYANDI Tarım sektörünün de ciddi bir borç yükü altında olduğunu ifade eden Gürer, çiftçilerin bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 297 milyar liraya ulaştığını belirterek, “Ocak ayında tarım borçlarının 30,5 milyar lira daha arttı, bu kredilerin büyük bölümünün kamu bankaları tarafından kullandırıldı”dedi. Tarım sektörüne verilen kredilerin: 1 trilyon lirası kamu bankalarından,265 milyar lirası özel bankalardan oluşuyor. Çiftçilerin ödeyemediği ve bankalar tarafından takibe alınan borçların da arttığını belirten Gürer, bu borçların 17,6 milyar liraya çıktığını söyledi. Gürer, “Çiftçi üretim yapabilmek için borçlanıyor. Ancak artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle bu borçları ödemekte zorlanıyor” dedi. VATANDAŞIN FİNANSAL BORCU 6,3 TRİLYON LİRAYA ÇIKTI Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının da hızla arttığını ifade eden Gürer, bu borcun 6 trilyon 235 milyar liraya ulaştığını söyledi. 20–27 Şubat haftasında borçların 65,1 milyar lira arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şu bilgileri paylaştı: Bireysel kredi borçları 3 trilyon 187 milyar liraKredi kartı borçları 3 trilyon 48 milyar lira Yılın ilk iki ayında vatandaşın borcu toplam 375,8 milyar lira arttı. Bu artışın: 148 milyar lirası bireysel kredilerden227 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklandı. Gürer, vatandaşların ayrıca varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunduğunu belirterek bu borçlarla birlikte toplam finansal borcun 6 trilyon 336 milyar liraya ulaştığını ifade etti. BATIK BİREYSEL BORÇ 373 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Bankalar ve finans kuruluşlarının tahsil edemediği bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının da hızla arttığını söyleyen Gürer, takipteki bireysel borçların 271,8 milyar liraya çıktığını belirtti. Bankaların varlık yönetim şirketlerine sattığı batık krediler de dikkate alındığında sistemdeki toplam batık bireysel borcun 373 milyar liraya ulaştığını ifade etti. VATANDAŞ BİR AYDA 118 MİLYAR LİRA FAİZ ÖDEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara ödediği faiz miktarının da hızla arttığını belirterek, “yalnızca 2026 yılının ilk ayında bankalara ödenen faiz tutarının 118 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın; 71,3 milyar lirası bireysel kredi faizlerinden, 46,6 milyar lirası kredi kartı faizlerinden oluştu,” şeklinde konuştu. Gürer, bu faiz ödemelerinin geçen yıla göre ciddi biçimde arttığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bireysel kredi faizleri yüzde 35,2, kredi kartı faizleri ise yüzde 28,1 arttı. Bu tablo vatandaşın gelirinin önemli bir bölümünü faize ödediğini gösteriyor.” İCRA DOSYALARI 24,3 MİLYONA ÇIKTI Ekonomideki borç baskısının icra verilerine de yansıdığını belirten Gürer, icra dairelerindeki dosya sayısının hızla arttığını söyledi. Gürer, “1 Ocak – 6 Mart 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 1 milyon 903 bin yeni dosya geldi. Aynı dönemde 1 milyon 534 bin dosya sonuçlandırıldı veya işlemden kaldırıldı. Ancak sistemdeki toplam dosya sayısı büyümeye devam etti. 6 Mart 2026 itibarıyla icra dairelerinde 24 milyon 364 bin derdest dosya bulunuyor” diye konuştu. Son bir yılda icra dosyası sayısının 1 milyon 700 bin arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şunları söyledi: “İcra dosyalarındaki artış ekonomik krizin toplum üzerindeki en somut göstergelerinden biridir.” “EKONOMİDE BORÇ SARMALI BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tüm bu verilerin Türkiye ekonomisinde ciddi bir borç sarmalının oluştuğunu gösterdiğini ifade ederek, “Dış ticaret açığı büyüyor, KOBİ’lerin borcu artıyor, çiftçi borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor, vatandaş kredi kartıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Gelirler artmazken borçlar büyüyor. Emekli, asgari ücretli de maaş artışı iki aylık enflasyon artışı ile eridi. Uygulanan ekonomik program zengini daha zengin fakiri daha fakir yapıyor,” dedi.

Hepimizin Yüzünün Güleceği Günlerde Görüşeceğiz Haber

Hepimizin Yüzünün Güleceği Günlerde Görüşeceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü programı dolayısıyla yapacağı Eskişehir ziyareti öncesinde Sivrihisar Belediyesini ziyaret etti. Sivrihisar Belediyesi’ni ziyaretinde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Sivrihisar’ın güzel insanları, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Bugün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Biz bugün 8 Mart’ı tamamen Eskişehir’de geçireceğiz. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce’nin konuğu olarak, Kadın Kolları Genel Başkanımızla birlikte bir dizi programda Eskişehir’de olacağız” dedi. Genel Başkan Özel, Sivrihisar’da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “GAZİ’NİN ANKARA DIŞINDA BAKANLAR KURULU TOPLADIĞI TEK YER” “Sivrihisar benim Grup Başkanvekili iken de geldiğim, çok sevdiğim, Manisa’yla Ankara arasında karayoluyla gittiğimizde geçmişte çok sık gelip geçtiğim ve hep böyle baktığımda ‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ankara dışında Bakanlar Kurulu’nu bir tek Sivrihisar’da toplamış. Burası nasıl CHP’de olmaz?’ diye iç geçirdiğim bir ilçeydi. Tam 74 yıl sonra kazandık. Habil Başkan’la birlikte. Çok büyük bir başarı gösterdi seçimlerde ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin 1950 yılından sonra ilk kez Sivrihisar Belediyesi’ni yönetme onuruna eriştik. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. İki yıldır sayısız kez konuştuk. Hatta bir çarşamba günü gelip pazar olan, köyden Sivrihisarlıların da geldiği bir günde burada olmayı. Ama bugün Eskişehir’e Ankara üzerinden gelirken Sivrihisar’a uğramadan etmedik. Nasrettin Hocamız var. Davet etti. Temmuz ayının ilk haftasında şenlikler var. Allah nasip eder, bir aksilik olmazsa Nasrettin Hoca Uluslararası Festivali’nde de sizlerle birlikte olacağız, buraya yine geleceğiz.” “HABİL BAŞKAN’A YAPILAN ÇİRKİNLİĞİ KENDİME SAYARIM” “Sivrihisar çok kıymetli bir yer. Ama uzun yıllardır ihmal edilmiş bir yerdi. Biliyorsunuz Sivrihisar’ı kazandığımız günden itibaren Sivrihisar Belediyesi’nin malını, mülkünü; Sivrihisarlının menfaatini kendi menfaati, kendi ailesinin malı gibi koruyan bir başkanınız var. Geçmişte yapılmış ve artık kanun önünde de öyle olduğu ortaya çıkan usulsüz dünya kadar ihaleyle, sizin malınız, mülkünüz birilerine verilmiş. Başkan bunlara sessiz kalmadığı için de tehditler, birtakım çirkinlikler olmuş. Buradan Sayın Başkan’ı tehdit edenlere diyoruz ki ‘Habil Bey öğle herhangi biri değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin belediye başkanıdır. Ona yan bakanın alnını karışlarız.’ Habil Bey’e dünya kadar tehdit var. Her yerde AK Partililer önden üç koruma, arkada beş koruma gezer. Habil Bey’e koruma verilmemiş. Bu meseleyi yarından itibaren bizzat takip edeceğim. Nerede tıkanıyorsa orada bakacağız. Yeni İçişleri Bakanı var. İçişleri Bakanlığı’nda bir aksilik varsa… Önceki husumetliydi, Atatürk’ün partisine husumet duyuyordu. Kendince çirkinlikler yapıyordu, layık olduğu gibi de kurtuldu memleket ondan. Ümit ediyoruz ki bu sorunu da en kısa sürede çözeceğiz. Habil Başkan; Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanı, Sivrihisar’ın belediye başkanı. Ona yapılan en ufak çirkinliği kendime yapılmış sayıyorum. Bu kadar söylüyorum. Bundan sonrasına hep birlikte bakarız.” “ŞEHİT AİLESİNE, GAZİSİNE, EMEKLİSİNE SAHİP ÇIKIYOR” “8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili Eskişehir’de önemli bir programımız var. Ama bugün burada seçildiği günden itibaren halkın arasında dolaşan, Habil Başkan ne yapmış diye şöyle bir döndüm geldim. Şöyle bir baktım. Gerçekten bunu burada, televizyonların önünde, gazetecilerin önünde tekrar etmeyi hem Habil Başkanın yaptıklarına karşı marifet, iltifata tabiidir önemli görüyorum. Hem de ihmal edilmiş, unutulmuş, hizmeti aksamış bir ilçe. Bırakıp her şeyi Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçı belediyeciliğini tercih edince, bu kadar borç varken, bu kadar zorluk varken neler olabiliyormuş Türkiye duysun diye söylüyorum. İki yıl içinde kırsal mahallelere, yani eskiden büyükşehir olmadan önce köy olan şimdi kırsal mahalle olan yerlere 90 bin metrekare parke taşı döşemiş, atıl haldeki köy konaklarını, muhtarlıkları yenilemiş. Kırsal mahalle sakinlerine haftada iki gün ücretsiz ulaşım, bütün köylerden, haftada iki gün ilçe merkezlerine ücretsiz ulaşım yapmış. Bu sayede hem esnafın yüzü gülüyor, başka yere gitmiyorlar. Hem de herkes para ödemeden ilçesine gelip gidebiliyor. Haftada iki kez bedavaya. 65 kırsal mahalleden tarla yollarına yapmış. Ankara Büyükşehir’den aldığı destekle 720 bin fide dağıtmış. Yöresel lezzetler lokantasını hizmeti açmış. Sivrihisar’da yüzde 50 indirimle bunlardan yararlanma imkanı vermiş. Şehit ailelerine, gazilerde tamamen bedava yapmış. Başkanım alnından öpüyoruz. Gazisine, şehidine sahip çıkan kim varsa alnından öpüyoruz. Bir ülkeyi ülke yapan, milleti millet yapan başta şehidine, onun evlatlarına, ailesine, gazilerine sahip çıkmaktır. Sonra da emeklilerden başlayarak bütün vatandaşlarına sahip çıkmaktır. Helal olsun başkanıma. Yine çay bahçesi açılmış, ucuza çay ve kahve içiliyor. Şehit yakınları ve gaziler ücretsiz yararlanıyor. Tarihi Ulu Cami ve Seydiler Hamamı’nda restorasyon yapılmış. Hizmete girmiş. Yarı olimpik havuz yapılmış, engelliler ücretsiz yararlanıyor. Bir kere daha alnından öpüyoruz alkışlarınızla. İhtiyaç sahibi ailelere ayni ve nakdi yardım yapılıyor. Bebek doğarsa, evine, ‘hoş geldin bebek’ paketi gidiyor, şimdiye kadar 300 Sivrihisarlı bebeğe hoş geldin denmiş. Hoşgeldin bebek paketi ulaşmış. Eskişehir Belediye Başkanının desteğiyle öğrencilere kırtasiye yardımı. Kapalı pazaryeri sözü vardı. Sivrihisar’da 50 yıldır konuşup yapılmayan kapalı pazar yerinin yerini Ayşe Başkan vermiş. Bütçesini de Sivrihisar Belediyesi ayarlamış. İnşallah kapalı pazar yerinin temelini atıyoruz. Açılışına ben geleceğim arkadaşlar. Bu Temmuz’un ilk haftası kapalı pazar yerini açmaya geliyoruz. Ayrıca buranın bir şehirler arası terminal sorunu var. Pazar yeri daha öncelikli diye pazar yerinin yerini verdi Büyükşehir Belediye Başkanımız. Temeli atılacak ve hızla yapılacak. Ama bu sefer de terminal işi kalacak. Onu da biraz önce konuştular, duydum. Ayşe Ünlüce Başkanım Büyükşehir olarak terminalinizi yapacak. Doğru mu başkanım? Bu da 8 Mart Kadınlar Günü hediyesi, kadın başkanda Sivrihisarlı bütün kadınlara hediye.” “HEPİMİZİN YÜZÜNÜN GÜLECEĞİ GÜNLERDE GÖRÜŞECEĞİZ” “İşte bir şehre efendim hizmet yapılmıyor, iktidar partisinden seçiyorsun, olmuyor ve aksıyor. Ama ne yapıldı? CHP’li bir belediye başkanı seçildi, bu kadar borca rağmen saymakla bitmeyen bu işlerin hepsini yaptı. Yapmaya da devam ediyor. Şimdi Sivrihisar ilçe bizde, Büyükşehir CHP’de, bu kadar oldu. Allah’ın izniyle iktidar CHP olsun, Sivrihisar’ın yüzü nasıl gülecek göreceksiniz. Hepinize bu pazar gününde, ben geçerken bir yere uğramak, hatır sormak, tebrik etmek için uğradım ama buraya kadar geldiniz, karşıladınız. Sevgi gösterdiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bundan sonra emeklisi çok olan bu Sivrihisar’da 20 bin liraya geçindirilmeye muhtaç bırakılan emeklilere, eskiden 1,5 asgari ücret aldıklarını, bu hükümetten önceki hükümette, beğenmedikleri rahmetli Ecevit‘in hükümetinde 1,5 asgari ücretin en düşük emekli maaşı olduğunu, bugünkü hesapla 42 bin lira olması gereken emekli maaşının 20 bin liraya düşürüldüğünü, eskiden en düşük emekli maaşının 8 çeyrek altın aldığını, şimdi 2 çeyrek bile alamadığını, 1,5 çeyrek aldığını, yani emeklinin dört kat fakirleştiğini, asgari ücretin eskiden 7 çeyrek altın alırken, şimdi 2,5 çeyrek altın aldığını hatırlatıyorum. Bu iktidar emeklinin, çalışanın canını çıkarmıştır. Bundan sonra emekliden ve emekçiden yana olan bir iktidar gelecek, bu sıkıntıların tamamı kalkacaktır. Nasıl Habil Başkan sayıyoruz, 10 iş yaptıysa altı tanesi kırsal mahallelere yapılmış, çiftçiye yapılmış. Çiftçinin yüzünü güldürecek bir iktidar gelecektir. Esnaf hiç merak etmesin. Emeklinin, emekçinin yüzü gülerse, çalışanın cebi para görürse, çiftçide para olursa esnafın hiçbir derdi kalmayacaktır. İnşallah hepinizin birden yüzünün güleceği, çok daha güzel günlerin yaşanacağı bir Sivrihisar’da görüşeceğiz. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Mutfaktaki Yangın Aileyi Ayakta Bırakmıyor! Haber

Mutfaktaki Yangın Aileyi Ayakta Bırakmıyor!

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TÜİK’in 2025 evlenme ve boşanma verilerini değerlendirerek, “Ülkede insanlar artık sadece geçinmekte zorlanmıyor; aile kurmak ve aileyi ayakta tutmak da giderek ağır bir yük haline geliyor. Evlilikler azalıyor, boşanma sayıları artıyor. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.” ifadelerini kullandı. Toplumsal Tercih Değil, Geçim Sıkıntısı 2024’te 569 bin 983 olan evlenen çift sayısının 2025’te 552 bin 237’ye gerilediğini söyleyen Dinçer: “Bu düşüşün arkasında ekonomik koşullar belirleyici niteliktedir. Gençler düğün masrafını, ev kurma maliyetini, kirayı, temel ihtiyaçları karşılayamaz hale geldi. Bir ev kurmanın maliyeti ortadadır. Kira, eşya, düğün, takı… Gençler ‘nasıl altından kalkacağız’ diye düşünüyor. Bu yüzden evlilikler azalıyor. İktidar yıllardır pembe tablolar çiziyor ama gerçekte hayat bambaşka.” dedi. Mutfaktaki Yangın Ailelerin Huzurunu Kaçırıyor Boşanma istatistiklerine de dikkat çeken Dinçer: 2024 yılında 188 bin 963 olan boşanan çift sayısı 2025’te 193 bin 793’e kadar yükseldi. Yani bugün her 3 evlilikten 1’i sonlanıyor. Bu, ‘aile değerleri’ nutuklarıyla çözülecek bir mesele değil; bu, doğrudan ekmek kavgası meselesidir. Evlilik sayısı azalırken boşanmanın artması tesadüf değildir. Mutfaktaki yangın büyüdükçe evin içindeki huzur da kaçıyor. Bu şartlarda aile içi tartışmalar, stres, çaresizlik artıyor; sonuçta en çok da yuvalar yıkılıyor. Bu tablo, mevcut iktidarın sosyo-ekonomik politikalarının toplumun en küçük birimi olan aileyi doğrudan sarstığını bizlere gösteriyor.” dedi. 3 Çocuk Hayal AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 çocuk çağrısını hatırlatan Dinçer şunları söyledi: “Gençler gerçekliklerin farkında. Her geçen yıl evlilik yaşı giderek artıyor. 2025 yılı verilerine göre ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’e, kadınlarda 26,0’a kadar çıkmış durumdadır. Evliliğin gecikmesi çocuk sayısını da etkilemektedir. Ortalama ilk evlenme yaşı her geçen yıl yükselmektedir. Çünkü gençler önce iş bulmaya, borç kapatmaya, ev tutmaya çalışıyor. Evlilik gecikince çocuk planı da gecikiyor, çocuk sayısı da düşüyor. Türkiye’de çocuk yapma hızı giderek azalıyor; bunun nedeni keyfiyet veya gençlerin istememesi değil, geçinememesidir.”

Gürer: "Çiftçi Çekle, Besici Yemle Uğraşıyor" Haber

Gürer: "Çiftçi Çekle, Besici Yemle Uğraşıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında çiftçilerden ve besicilerden gelen mektupları kamuoyuyla paylaştı, kanatlı et ihracatının durdurulmasına yönelik kararı ve tarım politikalarını değerlendirdi. Gürer, “Üretici de tüketici de mağdur. Girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR” Basın toplantısında sözlerine kendisine iletilen mektupları okuyarak başlayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates üreticisinin çığlığını dile getirdi. Gürer, Niğde’de kasaba ve köye gidip sorunları paylaşıyorum. Bu kere İç Anadolu illerinden gelen mektuplardan birkaç örnek paylaşacağım,” dedi. İç Anadolu’da üç ayrı ilden gelen mektuplarda üretici, üç yıldır girdi fiyatlarının “tavan yaptığını”, buna karşın ürün fiyatlarının yalnızca işçilik maliyetine denk geldiğini belirtti. Gürer, üreticinin şu yazdıklarını aktardı: “Yazacağım her satırda içim içimi yiyor, boğazım düğümleniyor. İlimizin en büyük domates üreticilerindendik. Üç yıldır girdi fiyatları tavan yaparken, sattığımız ürünlerin fiyatı sadece işçi parasına eşdeğer kaldı. Böylelikle babamızın 30 yıllık emeğine mi üzülelim, itibarsızlaşan kimliğimize mi, yoksa sattığımız tarlalardaki ayak izlerimizin silinmesine mi? Ya da şöyle söyleyeyim; üç yıldır mahsulü para etmeyen bir üretici olarak, yazdığımız çekler nedeniyle cezaevine girecek olmanın derdine mi düşelim? Bu memlekette en namuslu, en şerefli insan üretici ve çiftçidir; ancak ne yazık ki düştüğümüz pozisyon budur. İnanın, derdimizi kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Bazı zamanlar insan intiharı bile düşünebiliyor; çünkü hiçbir emek karşılıksız kalmamalı. Bırakın verdiğimiz emeği, ben ve ailem şu an açıkta kalmış, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumdayız. Sesimiz olsanız, en azından çiftçilerin yazdığı çekler nedeniyle ceza almaması için 12. Yargı Paketi’nde siz de sesimizi duyursanız… Cezaevine girerek borç nasıl ödenir? Gerçekten çok çaresiziz.” Ömer Fethi Gürer üretici durumunu bildiğimiz için 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle çiftçi borçlarının üç yıl ertelenmesi, faizlerin silinmesi ve ek kredi verilmesine ilişkin kanun teklifini daha önce Meclis gündemine taşıdık” dedi. “YEM %100 ARTTI, MALIMIZIN YÜZÜNE BAKAN YOK” Bir başka ilden gelen mektupta sürü sahibi hayvancıların durumunun “kan ağladığını” belirten Ömer Fethi Gürer, yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 arttığını, buna karşın et kesim fiyatlarının giderleri karşılamadığını ifade etti. Mektupta yer alan ifadeleri paylaşan Gürer, “Dolandırıcı bulsak ona dahi mal verecek duruma düştük. Canlı kilo alan da yok, kesen de yok. Girdiler artarken gelirimiz düşüyor” sözlerinin, besicinin içinde bulunduğu çıkmazı ortaya koyduğunu söyledi. 200 BAŞ SINIRI TEPKİSİ Et ve Süt Kurumu’nun uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, 200 başın altında hayvanı olan işletmelere kesim zorunluluğu getirilmesini besicilerin tepkisini mesajla ilettiklerini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “200 baş altında ithal hayvan alanlar Et ve Süt kurumunda hayvan kesme zorunluluğu getirilirken daha çok hayvan alan bu kesimden muaf tutulması küçük besici için dezavantaj olarak ifade ediliyor” dedi. Gürer” 200 üzerinde ithal hayvan alan için böyle bir zorunluluk yok. Kurumun daha düşük fiyatla kesim yapması küçük aile işletmelerini daha az kazanca mahkûm ediyor” diye konuştu. Gürer, uygulamanın küçük üreticiyi zora soktuğunun belirtildiğini ifade etti. SULAMA BİRLİKLERİ VE AKKAYA BARAJI UYARISI İktidar tarafından Sulama birliklerinin elinden kanunla alındığını hatırlatan Gürer yeni bir düzenleme ile gölet işletmelerinin kiralandığı yönünde gönderlerde geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri tarafından sulama birliklerinin yapısının değiştirilmesini ve göletlerin farklı işletmecilere devrine yönelik düzenlemeleri de eleştirildiğini belirten Gürer, çiftçilerin işletmelerin muhtarlar, belediyeler ve sulama kooperatiflerine verilmesini talep ettiğini aktardı. BARAJ KİRLENDİ Niğde Bor’daki Akkaya Barajı’nda yaşanan koku ve köpürme sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan temizliğe rağmen riskin sürdüğünü belirtti. “KÖYLER BOŞALIYOR, AHIRLAR KAPANIYOR” Sahadaki gözlemlerini de paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde ahırların boşaldığını, köylerde okulların kapandığını ve kırsalda yaşamın durma noktasına geldiğini söyledi. “Hayvancılıkta ithalatçı politika Türkiye’nin hayvan varlığını tartışmalı hale getirdi. Hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri ve ithal hayvanlarda çözüm üretilememesi sorunu büyütüyor” diyen Gürer, yerli üreticinin desteklenmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. KANATLI ETTE İHRACAT YASAĞI TARTIŞMASI Ticaret Bakanlığı’nın 9 Şubat 2026’da kanatlı et ihracatını durdurma kararını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, benzer kararların geçmişte zeytinyağı ve salça için de alındığını hatırlattı. Türkiye’nin yaklaşık 2,8 milyon ton beyaz et ürettiğini ve bunun yüzde 15-20’sini ihraç ettiğini belirten Gürer, 2022’de 705 bin ton, 2023’te 526 bin ton, 2024’te 451 bin ton, 2025’te ise 547 bin ton ihracat yapıldığını aktardı. “İhracat durduruldu ama markette fiyat düşmedi. Ramazan öncesi et fiyatlarındaki artışı önleyemeyen iktidar, beyaz et fiyatını sabitlemek için ihracatı aniden durdurdu. Bu karar iç piyasada fiyatı düşürmediği gibi dış pazarda pay kaybına yol açacaktır” dedi. Gürer, ani ve öngörüsüz kararların Türkiye’nin rakipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya’nın pazar payını artırabileceğini söyledi. “SORUNUN KAYNAĞI GİRDİ MALİYETLERİ” Kanatlı sektöründeki fiyat artışının temel nedeninin yem maliyetleri olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, özellikle soya ve mısırda dışa bağımlılığın artığını soyada yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Döviz bazlı maliyet artışlarının üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Yem sübvanse edilmeden, üretim alanlarındaki girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE FİYAT ARTIŞI İSTEMİYOR” Sahada görüştüğü üreticilerin ortak talebini de aktaran Ömer Fethi Gürer, “Besici diyor ki Biz de tüketiciyiz. Fiyatlar artsın istemiyoruz. Girdi maliyetlerimiz düşsün ki raftaki fiyat artmasın” sözlerini paylaştı. Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Geçici ve plansız çözümler ne üreticiye ne tüketiciye fayda sağlıyor. Kamucu, planlamacı, öngörülebilir; girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi ve tüketiciyi aynı anda koruyan gerçekçi politikalara ihtiyaç var.”

Millet Borç Batağında, Siz Masal Anlatıyorsunuz! Haber

Millet Borç Batağında, Siz Masal Anlatıyorsunuz!

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye’de kişi başına düşen borç miktarındaki devasa artışa rağmen TÜİK’in “yaşam memnuniyeti arttı” verilerini eleştirdi. Dinçer, “Borç gırtlağa dayanmışken, vatandaşın önüne pembe tablolar koymak halkın aklıyla alay etmektir” dedi. CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçları ile derinleşen ekonomik krizi kıyaslayan bir açıklama yayımladı. Dinçer, sokağın gerçeği ile kurumun verileri arasındaki uçurumu çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Borç Yükü 5 Asgari Ücreti Aştı Dinçer, Türkiye’de kişi başına düşen ortalama borcun son bir yılda yüzde 42,5 oranında arttığına dikkat çekerek, borç miktarının 95 bin liradan 135 bin 500 liraya yükseldiğini vurguladı. Bu rakamın yaklaşık 5 asgari ücrete denk geldiğini belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı: “Vatandaşı beş asgari ücret tutarında borç batağına mahkûm eden AKP iktidarı, halkın mutfağındaki yangını istatistik oyunlarıyla bastıramaz. Sizin ''istatistik'' dediğiniz o rakamlar, kirasını ödeyemeyen vatandaşın, çocuğuna süt alamayan anne babaların, borcunu borçla kapatmaya çalışan esnafın derdini gizleyemez.” TÜİK Masal Okuyor, OECD Gerçeği Söylüyor TÜİK’in 2024’te yüzde 49,6 olan mutlu olduğunu beyan edenlerin oranını 2025’te yüzde 53,3 olarak açıklamasını “hayal ürünü” olarak nitelendiren Dinçer, uluslararası verileri hatırlattı. Eurostat ve OECD verilerine göre Türkiye’nin yaşam memnuniyetinde 31 ülke arasında sonuncu olduğunun altını çizen Dinçer, açıklamasına şöyle devam etti: “Türkiye OECD ülkeleri arasında yaşam memnuniyetinde en mutsuz ülke konumundayken, TÜİK eliyle mutluluk masalları anlatmak halkı kandırmaktan başka bir şey değildir. Ekonomik krizi TÜİK’in pembe tablolarıyla gizleyemezsiniz.” İyimserlik Çöktü, Kötümserlik Patladı Dinçer, TÜİK’in 2003 yılından bugüne kadar olan ''gelecek beklentisi'' verilerini karşılaştırarak acı tabloyu gözler önüne serdi: “2003 yılında bu ülkede ‘bir yıl sonrası daha iyi olacak’ diyenlerin oranı yüzde 44,6 idi. Bugün bu oran yüzde 25,2’ye kadar geriledi. Buna karşın ‘daha kötü olacak’ diyenlerin oranı yüzde 9,2’den yüzde 25,3’e fırladı. Yani halkın geleceğe dair umudu yarı yarıya azalırken, karamsarlığı üç kat artmış. Şimdi soruyorum: Geleceğinden bu kadar kaygılı olan bir millet, nasıl oluyor da aynı TÜİK’in anketinde yüzde 53,3 oranında ''mutlu'' çıkabiliyor? Bu hangi kitabın matematiğidir?”

CHP’li Gülcan Kış: "Emekliye 28 Bin Lira Çok Görüldü" Haber

CHP’li Gülcan Kış: "Emekliye 28 Bin Lira Çok Görüldü"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, AKP iktidarının ekonomi politikalarının emeklileri yoksulluğa, toplumu ise borç ve icra sarmalına mahkûm ettiğini belirterek, “Bu tablo bir kaynak sorunu değil, bilinçli bir tercihin sonucudur” dedi. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine, yani 28.075 TL’ye çıkarılması yönündeki CHP önerisinin AKP tarafından reddedildiğini hatırlatan Kış, iktidarın emekliye 20 bin lirayı reva gördüğünü söyledi. Kış, “Faize, geçiş garantilerine ve şirket sözleşmelerine sınırsız kaynak bulanlar, konu emekli olunca ‘bütçe yok’ diyebiliyor. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Faize para var, emekliye yok AKP iktidarı boyunca yalnızca dış borç faizleri için ödenen 228 milyar doların, bugün emeklilerin neden açlık sınırında yaşadığının en açık göstergesi olduğunu vurgulayan Kış, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu para kendiliğinden buharlaşmadı. Faize gitti, köprü ve otoyol garantilerine gitti, dövizli sözleşmelere gitti. Ama emekliye gelince ‘kaynak yok’ denildi. İtiraz ettiğimiz düzen tam olarak budur.” 228 milyar dolar ne demek? Kış, kamuoyunda sıkça dile getirilen milyar dolarlık rakamların somut karşılığının bilinmediğini belirterek çarpıcı karşılaştırmalar yaptı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yapım maliyeti yaklaşık 818 milyon dolar. 228 milyar dolar ile yaklaşık 280 adet bu ölçekte köprü yapılabilirdi. İstanbul–İzmir Otoyolu’nun maliyeti yaklaşık 6 milyar dolar. Aynı kaynakla 38 adet bu otoyol inşa edilebilirdi. “Bugün ‘bütçe yok’ denilen her alanda aslında bu ülkenin parası vardı. Ama o para halk için değil, garanti verilen projeler ve faiz için kullanıldı” dedi. Geçiş garantileriyle risk halka yüklendi Bu projelerin yalnızca yapım maliyetleriyle değil, geçiş garantileriyle de kamuya uzun vadeli yük bindirdiğini ifade eden Kış, “Bu köprülerden geçseniz de geçmeseniz de bedelini ödüyorsunuz. Çünkü AKP şirketlere müşteri garantisi verdi. Risk kamuya, kazanç özel sektöre bırakıldı. Bütçedeki tahribatın temel nedeni budur” diye konuştu. Bu para emekliye yetiyordu Türkiye’de yaklaşık 16 milyon emekli bulunduğunu hatırlatan Kış, 228 milyar doların bugünkü kur karşılığıyla trilyonlarca liralık bir kaynağa denk geldiğini belirtti. “Bu kaynakla yıllar boyunca en düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesinde tutulabilirdi. Emekliye 20 bin lirayı çok görenler, aynı bütçeden milyarlarca doları faize ve garanti ödemelerine aktarmakta tereddüt etmedi” dedi. Emeklilik hayatta kalma mücadelesine dönüştü Emeklilerin önemli bir bölümünün kredi kartı ve tüketici kredileriyle geçinmeye çalıştığını vurgulayan Kış, emekliliğin bugün dinlenme değil hayatta kalma mücadelesi anlamına geldiğini söyledi: “Emekli maaşıyla kira ödeyemeyen, faturalarını karşılayamayan, torununa harçlık veremeyen bir kuşak yaratıldı. Bu tablo kader değil; siyasi tercihlerin sonucudur.” Özelleştirdiler, borçlandılar, faizi büyüttüler AKP dönemindeki özelleştirmelere de dikkat çeken Kış, “Telekomu sattılar, limanları sattılar, enerji tesislerini sattılar. Devletin varlıkları elden çıktı ama borç azalmadı. Aksine faiz ödemeleri büyüdü. Çünkü bu satışlar kamuyu güçlendirmek için değil, günü kurtarmak için yapıldı” ifadelerini kullandı. “Bu bir tercih meselesidir” Kış açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “228 milyar dolar bu ülkenin kayıp yıllarıdır. Bu para emekliye, konuta, üretime, istihdama gitseydi bugün kredi kartıyla ayakta durmaya çalışan bir toplum olmazdı. Emekli sadaka istemiyor, hakkını istiyor. Yoksulluk bir kader değil; AKP’nin faiz ve garanti düzeninin sonucudur.”

Lojistiğin Görünmez Kahramanları İflasın Eşiğinde Haber

Lojistiğin Görünmez Kahramanları İflasın Eşiğinde

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde nakliyeci esnafı olan tır şoförleriyle bir araya gelerek sektörün yaşadığı derin krizi yerinde dinledi. Tır ve nakliyeci şoförleri adına Süleyman Altun, Hüseyin Altun, Mustafa Barboros, Nevzat Çetin, Ahmet Bayoğlu, Uğur Cengiz ve Ahmet Kızıloğlan, yaşadıkları ekonomik sıkıntıları ve çıkmazı anlattılar. Bor’da otoparkta bağlı duran tırlar, nakliyeci esnafının içinde bulunduğu durumu adeta gözler önüne serdi. İş yapamaz hale geldiklerini söyleyen şoförler, artan maliyetler, düşen navlun fiyatları, ağır vergi yükü ve kredi borçları nedeniyle mesleği bırakma noktasına geldiklerini dile getirdi. “TIRLAR PARKTA, İŞ YOK, BORÇ ÇOK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde farklı kesimlerin sorunları artıyor. Nakliyeci esnafı da vergi, stopaj, bakım gideri, gelir dengesi bozulduğu için iş daralmasından dolayı sorunlar yaşıyor. tırlar parkta duruyor. İş yapamaz haldeler. Sıkıntılar artmış. Banka kredilerini ödeyemiyorlar. İcra gelmesiyle beraber sorun yaşayanlar var.” dedi. “BİR LASTİK 36 BİN LİRA, İSTANBUL SEFERİ 36 BİN LİRA” Şoför esnafı ise yaşadıkları zorlukları belirten Süleyman Altun , “Nakliye fiyatları aşırı derecede düşmüştür. Masraflarımız aşırıdır. Vergi yükü üzerimizde yüzde 50’lere varan bir yük var. Bunun altından kalkmamız mümkün değil. Bir lastik 36 bin lira iken biz 36 bin liraya İstanbul’a gidiyoruz. Niğde’den çıkıyorum, yükü karşıya boşaltıyorum, otoyola 4 bin 700 lira veriyorum. Bana kalan 3 bin 700 lira. Bu işi nasıl yapacağım?” dedi. Yılbaşından bu yana mazota gelen zamların, servis, muayene ve bakım ücretlerindeki artışların işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdiğini belirten Mustafa Barboros, “Ben 27 yıllık tırcıyım. Vergi mükellefiyetini bitirip bahçelerde elma toplamayı düşünüyorum. Bu duruma geldik. Gittiğim zaman masrafı karşılayamaz hale geldim. Hepimiz böyleyiz. Bu sektörü bitirmişler.” TAKO CEZALARI, YOL ÜSTÜNDE YENİ BİR YÜK Hüseyin Altun , TAKO uygulamasının sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını da belirterek, “Günde 9 saat çalışıp yatmak isteriz ama Ankara’dan sonra İzmit civarında duracak yer bulamıyoruz. Mecburen devam ediyoruz, polis durduruyor, ceza yazıyor. Giderler çok ağır, altından kalkacak hal kalmadı” diye konuştu. Kendi tırını kendisi süren Nevzat Çetin , emeğinin karşılığını alamadıklarını belirterek, “Bir tırın aylık maliyeti 80-90 bin liradan aşağı değil. Bu arabalarla 90 bin lirayı kazanabilsek şapkayı göğe atacağız. Kazanamıyoruz. Hem şoförüz hem mal sahibiyiz ama anlamı kalmadı” sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. GÜRER: “NAKLİYE DARALIRSA EKONOMİ DARALIR” Nakliyeci esnafının günlerce evinden, ailesinden uzak çalıştığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nakliyeci esnafı kolay kolay şikâyet etmez. Kamyon onun hem yatma yeridir, hem iş alanıdır, hem para kazanma noktasıdır. Bıçak kemiğe dayanırsa derdini anlatır. Şu anda tırlar otoparkta bağlı. Böyle giderse ödeme güçlüğüyle çoğu sektörden çekilecek. Nakliyenin daralması, ekonominin ne kadar sıkıştığını da gösterir. İş olsa her koşulda çalışacaklar. Ama iş yok, gider çok, vergi çok, mazot artıyor, gelir-gider dengesi bozuluyor. Yetkililerin bu sesi duyması gerekiyor,” şeklinde konuştu. “KDV’NİN KDV’Sİ VAR, VERGİ BELİMİZİ BÜKTÜ” Şoför esnafı Uğur Cengiz , vergi sisteminin sektörü adeta kilitlediğini ifade ederek, “KDV’nin KDV’si var. KDV 1, KDV 2 derken üç ayda bir yeni yük geliyor. Senede dört sefer KDV alınıyor. Bir tırcı yılın başında sigorta, kasko, vergi, harç derken 400 bin lira borçla başlıyor. Sigorta ve kasko 150 bin liranın altında değil,” dedi. Deprem döneminde lojistiğin bel kemiğini kendilerinin oluşturduğunu hatırlatan Ahmet Kızılbuğa , “Televizyonda gördüğünüz tırcılar lojistik ağababaları değil, biziz. Bu ülkenin yükünü çeken biziz ama görünmüyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi. “SATILIK TIR ÇOK, ALAN YOK” Navlun fiyatlarındaki adaletsizliğe de dikkat çeken şoförler, büyük firmaların yüksek fiyat yazabildiğini, küçük esnafın ise çok daha düşük bedellere çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Ahmet Bayoğlu, “4 milyona aldığımız tırlar 2,5 milyona düştü, alan yok. Esnaf kefalete borcu olan var. Ödeyemezlerse ya hesaba el koyacaklar ya araca haciz gelecek. Ne yapacağız? Emeklilik için prim gün sayısı düşecekti. Düşürülmedi. Emeklilik içinde sigorta primi ödeyemez duruma düştük” dedi. Bor ilçesinde binlerce tır bulunduğunu vurgulayan esnaflar , “Tır demek sadece bir kişi değil, ailesiyle binlerce insan demek. Lastikçiden tamirciye, devlete kadar herkes bu sektörden kazanırdı. Ama artık ayakta duramıyoruz. Böyle giderse tırcıların yüzde 70’i batacak” sözleriyle uyardı. ŞOFÖRÜN DERDİ ÇOK Niğde Şoförler Esnaf Oda Başkanı Halil İbrahim Kızıltan ve Bor Şoförler Odası Başkanı H. Hüseyin Cengiz’i ziyaret ederek sorunları da görüştü. Gürer, “Türkiye genelinde Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri vasıtasıyla verilen 1.000.000 TL kredilerden yararlanabilmek için SGK, Bağ-Kur ve vergi dairelerinden ‘borcu yoktur’ belgesi istenmektedir. Hâlbuki esnafın durumu içler acısı; borcunu ödeyecek durumu yoktur. Nakliyeci esnaflarımızın dertleri, taşıdıkları yük kadar fazladır. Akaryakıt, lastik, otoyol ve köprü ücretleri, yedek parça, sanayi işçilikleri, trafik sigortası, kasko poliçeleri, Ulaştırma Bakanlığından alınan belge ücretleri, peşin vergi, KDV, stopaj, gelir vergisi, trafik cezaları, muhasebe ücretleri, Bağ-Kur primleri gibi yüksek maliyetler karşısında ezilmektedirler. Şoför esnaflarımız ne yapacağını bilmeden, tek geçim kaynağı şoförlük olduğu için bu işi zararına da olsa yapmaktadır. Kısacası şoför esnafının durumu hiç de iyi değil. Devlet büyüklerimizden şoför esnaflarının sesini duymalarını ve çözüm üretmelerini bekliyoruz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.