SON DAKİKA
Hava Durumu

#Besici

Porsuk Haber Ajansı - Besici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Besici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Hayvancılıkta Sorunları Seyrederek Çözüm Gelmez" Haber

Gürer: "Hayvancılıkta Sorunları Seyrederek Çözüm Gelmez"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in saha ziyaretlerinde besicinin de süt inekçiliği yapan üreticinin de ortak sorununun artan ahır giderleri ve önlenemeyen yem fiyatı artışları olduğu belirtildi. Hayvancılık yapan üreticiler, “Biz yüksek kazanç peşinde değiliz, maliyetimizi düşürecek önlemler alınsın. Fiyatlar artmasın.” dediler. “YİRMİ DÖRT SAAT EMEK İSTİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor.” dedi. Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil.” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir.” şeklinde konuştu. YEM-SÜT DENGESİ KAÇTI Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum.” dedi. Ünal, “Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz.” dedi. Küçükbaş hayvan üreticisi Zafer Özyiğit ise, “Daha önce 400 davar vardı, şimdi 50–60 davara düştü. Bakım yok, destek yok. Devlet bize destek çıkmıyor. Yem alamıyoruz, gücümüz yetmiyor. Köyde 20 kişi hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6 kişiye düştü. Köyde göç var, kimse kalmadı.” şeklinde konuştu. “YEM MALİYETİ ARTTIKÇA HAYVANCILIK DAHA DA ZORLAŞIYOR” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor.” dedi. Süt inekçiliği yapan Bülent Özden ise, “Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek, veteriner giderleri yüksek. Yetişemiyoruz. Hem tarım hem hayvancılık yaptığımız için iki yıldır çiftçi perişan. Yüz hayvanım varsa yetmişe düşürdüm. Yemi versek bu sefer yemciye çalışıyoruz. Samancıya, yoncacıya çalışıyoruz. Bunları kendimiz ürettiğimiz hâlde maliyetler yüksek. Ekmeği zor kazanıyoruz. Çoluk çocuk çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. On iki ay kapalı, meraya da çıkmıyor hayvanlar. Maliyetler çok yüksek. Çoluk çocuk bakmazsa bu işten ekmek çıkmaz. Şu anda çiftçi zorda, hayvancılık zorda.” dedi. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş.” dedi. Gürer, “Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini ise net şekilde sıralayarak, “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek.” dedi. Kızılca Köyü’nde besiciler de, “Çiftçilik yapmazsak bunları besleme şansımız yok. Kaba yemini kendin üretmek zorundasın. Şu an yemin yüzde 70’ini kendimiz ürettiğimiz hâlde zor ayakta duruyoruz. Yemi sürekli hazır almamız durumunda bu işin sürdürülebilirliği yok.” ifadelerini kullandı. SEYRETMEYİN, DÜZENLEME YAPIN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

Gürer: "Çiftçi Çekle, Besici Yemle Uğraşıyor" Haber

Gürer: "Çiftçi Çekle, Besici Yemle Uğraşıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında çiftçilerden ve besicilerden gelen mektupları kamuoyuyla paylaştı, kanatlı et ihracatının durdurulmasına yönelik kararı ve tarım politikalarını değerlendirdi. Gürer, “Üretici de tüketici de mağdur. Girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR” Basın toplantısında sözlerine kendisine iletilen mektupları okuyarak başlayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates üreticisinin çığlığını dile getirdi. Gürer, Niğde’de kasaba ve köye gidip sorunları paylaşıyorum. Bu kere İç Anadolu illerinden gelen mektuplardan birkaç örnek paylaşacağım,” dedi. İç Anadolu’da üç ayrı ilden gelen mektuplarda üretici, üç yıldır girdi fiyatlarının “tavan yaptığını”, buna karşın ürün fiyatlarının yalnızca işçilik maliyetine denk geldiğini belirtti. Gürer, üreticinin şu yazdıklarını aktardı: “Yazacağım her satırda içim içimi yiyor, boğazım düğümleniyor. İlimizin en büyük domates üreticilerindendik. Üç yıldır girdi fiyatları tavan yaparken, sattığımız ürünlerin fiyatı sadece işçi parasına eşdeğer kaldı. Böylelikle babamızın 30 yıllık emeğine mi üzülelim, itibarsızlaşan kimliğimize mi, yoksa sattığımız tarlalardaki ayak izlerimizin silinmesine mi? Ya da şöyle söyleyeyim; üç yıldır mahsulü para etmeyen bir üretici olarak, yazdığımız çekler nedeniyle cezaevine girecek olmanın derdine mi düşelim? Bu memlekette en namuslu, en şerefli insan üretici ve çiftçidir; ancak ne yazık ki düştüğümüz pozisyon budur. İnanın, derdimizi kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Bazı zamanlar insan intiharı bile düşünebiliyor; çünkü hiçbir emek karşılıksız kalmamalı. Bırakın verdiğimiz emeği, ben ve ailem şu an açıkta kalmış, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumdayız. Sesimiz olsanız, en azından çiftçilerin yazdığı çekler nedeniyle ceza almaması için 12. Yargı Paketi’nde siz de sesimizi duyursanız… Cezaevine girerek borç nasıl ödenir? Gerçekten çok çaresiziz.” Ömer Fethi Gürer üretici durumunu bildiğimiz için 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle çiftçi borçlarının üç yıl ertelenmesi, faizlerin silinmesi ve ek kredi verilmesine ilişkin kanun teklifini daha önce Meclis gündemine taşıdık” dedi. “YEM %100 ARTTI, MALIMIZIN YÜZÜNE BAKAN YOK” Bir başka ilden gelen mektupta sürü sahibi hayvancıların durumunun “kan ağladığını” belirten Ömer Fethi Gürer, yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 arttığını, buna karşın et kesim fiyatlarının giderleri karşılamadığını ifade etti. Mektupta yer alan ifadeleri paylaşan Gürer, “Dolandırıcı bulsak ona dahi mal verecek duruma düştük. Canlı kilo alan da yok, kesen de yok. Girdiler artarken gelirimiz düşüyor” sözlerinin, besicinin içinde bulunduğu çıkmazı ortaya koyduğunu söyledi. 200 BAŞ SINIRI TEPKİSİ Et ve Süt Kurumu’nun uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, 200 başın altında hayvanı olan işletmelere kesim zorunluluğu getirilmesini besicilerin tepkisini mesajla ilettiklerini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “200 baş altında ithal hayvan alanlar Et ve Süt kurumunda hayvan kesme zorunluluğu getirilirken daha çok hayvan alan bu kesimden muaf tutulması küçük besici için dezavantaj olarak ifade ediliyor” dedi. Gürer” 200 üzerinde ithal hayvan alan için böyle bir zorunluluk yok. Kurumun daha düşük fiyatla kesim yapması küçük aile işletmelerini daha az kazanca mahkûm ediyor” diye konuştu. Gürer, uygulamanın küçük üreticiyi zora soktuğunun belirtildiğini ifade etti. SULAMA BİRLİKLERİ VE AKKAYA BARAJI UYARISI İktidar tarafından Sulama birliklerinin elinden kanunla alındığını hatırlatan Gürer yeni bir düzenleme ile gölet işletmelerinin kiralandığı yönünde gönderlerde geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri tarafından sulama birliklerinin yapısının değiştirilmesini ve göletlerin farklı işletmecilere devrine yönelik düzenlemeleri de eleştirildiğini belirten Gürer, çiftçilerin işletmelerin muhtarlar, belediyeler ve sulama kooperatiflerine verilmesini talep ettiğini aktardı. BARAJ KİRLENDİ Niğde Bor’daki Akkaya Barajı’nda yaşanan koku ve köpürme sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan temizliğe rağmen riskin sürdüğünü belirtti. “KÖYLER BOŞALIYOR, AHIRLAR KAPANIYOR” Sahadaki gözlemlerini de paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde ahırların boşaldığını, köylerde okulların kapandığını ve kırsalda yaşamın durma noktasına geldiğini söyledi. “Hayvancılıkta ithalatçı politika Türkiye’nin hayvan varlığını tartışmalı hale getirdi. Hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri ve ithal hayvanlarda çözüm üretilememesi sorunu büyütüyor” diyen Gürer, yerli üreticinin desteklenmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. KANATLI ETTE İHRACAT YASAĞI TARTIŞMASI Ticaret Bakanlığı’nın 9 Şubat 2026’da kanatlı et ihracatını durdurma kararını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, benzer kararların geçmişte zeytinyağı ve salça için de alındığını hatırlattı. Türkiye’nin yaklaşık 2,8 milyon ton beyaz et ürettiğini ve bunun yüzde 15-20’sini ihraç ettiğini belirten Gürer, 2022’de 705 bin ton, 2023’te 526 bin ton, 2024’te 451 bin ton, 2025’te ise 547 bin ton ihracat yapıldığını aktardı. “İhracat durduruldu ama markette fiyat düşmedi. Ramazan öncesi et fiyatlarındaki artışı önleyemeyen iktidar, beyaz et fiyatını sabitlemek için ihracatı aniden durdurdu. Bu karar iç piyasada fiyatı düşürmediği gibi dış pazarda pay kaybına yol açacaktır” dedi. Gürer, ani ve öngörüsüz kararların Türkiye’nin rakipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya’nın pazar payını artırabileceğini söyledi. “SORUNUN KAYNAĞI GİRDİ MALİYETLERİ” Kanatlı sektöründeki fiyat artışının temel nedeninin yem maliyetleri olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, özellikle soya ve mısırda dışa bağımlılığın artığını soyada yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Döviz bazlı maliyet artışlarının üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Yem sübvanse edilmeden, üretim alanlarındaki girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE FİYAT ARTIŞI İSTEMİYOR” Sahada görüştüğü üreticilerin ortak talebini de aktaran Ömer Fethi Gürer, “Besici diyor ki Biz de tüketiciyiz. Fiyatlar artsın istemiyoruz. Girdi maliyetlerimiz düşsün ki raftaki fiyat artmasın” sözlerini paylaştı. Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Geçici ve plansız çözümler ne üreticiye ne tüketiciye fayda sağlıyor. Kamucu, planlamacı, öngörülebilir; girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi ve tüketiciyi aynı anda koruyan gerçekçi politikalara ihtiyaç var.”

Yörükkırka'da Süt Hijyeni Eğitimi Düzenlendi Haber

Yörükkırka'da Süt Hijyeni Eğitimi Düzenlendi

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şubesi tarafından 10–15 Kasım 2025 tarihleri arasında Odunpazarı ilçesine bağlı Yörükkırka Mahallesi’nde Süt Sağım/Süt Sığırcılığı Sağım Hijyeni ve Sanitasyon Eğitimi düzenlendi. Yörukkırka Mahallesi'nde düzenlenen eğitime 18’i kadın, 8’i erkek olmak üzere toplam 26 yetiştirici katıldı. Eğitim kapsamında yetiştiricilere: Süt sığırcılığında Meme sağlığı kontrolü ve ön muayene, Sağım öncesi ve sonrası hijyen uygulamaları, Sağım makinesinin doğru kullanımı ve bakımı, Mastitis gibi hastalıkların erken fark edilmesi, Hijyenik ve sürdürülebilir bir sağım rutini geliştirmek için dikkat edilecek hususlar detaylı şekilde anlatıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, doğru sağım tekniklerinin hem hayvan refahını artırdığına hem de işletmelerdeki ekonomik kayıpları önemli ölçüde azalttığına dikkat çekti. Eğitim sonunda İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil’in katılımıyla düzenlenen törende katılımcılara katılım sertifikası, birer adet buzağı biberonu, sağım öncesi ve sonrası daldırma kapları, meme dezenfektanı ve 25 adetlik mastit test kartından oluşan sağım hijyen seti takdim edildi. İl Müdürü Yüksel Çil, törende yaptığı konuşmada, eğitimde edinilen bilgilerin günlük rutine uygulanması halinde, işletmelerde hem hayvan sağlığı hem de süt veriminde belirgin bir iyileşme görüleceğini, süt kalitesindeki artışın ise üreticilerin ekonomik kazancına ve müşteri memnuniyetine olumlu yansıyacağını vurguladı.

Hayvan Varlığı Azalıyor, Kişi Başı Et Tüketimi Düşüyor Haber

Hayvan Varlığı Azalıyor, Kişi Başı Et Tüketimi Düşüyor

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektörünün her geçen yıl daha ağır bir krize sürüklendiğini belirterek hayvan varlığındaki azalma, et–süt fiyatlarındaki yükseliş, artan ithalat ve yanlış politikaların üreticiyi çökerttiğini söyledi. Gürer, özellikle 2025 yılında şap hastalığı nedeniyle yaşanan kayıpların da kamuoyundan gizlendiğini ifade ederek ‘Besici desteklenmezse Türkiye’nin et–süt sorunu kalıcı hale gelir’ uyarısında bulundu. “HAYVAN VARLIĞI AZALIYOR, KİŞİ BAŞI ET TÜKETİMİ DÜŞÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta yaşanan krizin derinleştiğini belirterek, “Ülkemizde hayvancılıkla ilgili sorunlar giderek artıyor. Hayvan varlığımız azalıyor, kişi başı et tüketimi düşüyor. Hayvan varlığının azalmasıyla ortaya çıkan sorunlar ithalatla kapatılmaya çalışılıyor.” Gürer, 1980 yılı ile 2024 yılı arasındaki tabloyu karşılaştırarak, nüfus iki katına çıkmasına rağmen hayvan varlığının gerilediğine dikkat çekti. 1980’de 84,5 milyon olan toplam hayvan varlığının 2024’te 71,8 milyona düştüğünü belirten Gürer, “Nüfusumuz 90 milyona ulaştı, ancak kişi başına düşen et varlığı geriledi” dedi. İTHALAT ARTIYOR: “3 YILDA 1 MİLYON 700 BİNDEN FAZLA HAYVAN GETİRİLDİ” CHP’li Gürer, et ithalatının hızla arttığını da belirterek, “2023 yılında 818 bin 17 hayvan ithal edildi; 1 milyar 163 milyon dolar ödendi. 2024’te ithal edilen hayvan sayısı 373 bin 126 oldu; 704 milyon dolar ödendi. 2025 yılı henüz bitmedi ama 526 bin 554 hayvan ithal edildi, karşılığında 831 milyon dolar ödendi.” Gürer, üç yılda toplam 1 milyon 717 bin 697 hayvan ithal edildiğini, Türkiye’nin bu ithalat için 2 milyar 699 milyon dolar ödediğini belirtti. “Ne ette sorun bitiyor ne sütte. İthalat artıyor ama hayvan varlığımız artmıyor.” ifadelerini kullandı. “YEM FİYATLARI VE AHIR GİDERLERİ ÜRETİCİYİ BİTİRDİ” Hayvancılığın sorunlu hale geldiğini söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bunun temel nedenlerini tek tek sıraladı: “Yem fiyatlarının sürekli artması hayvancılığı sürdürülebilir olmaktan çıkardı. 50 kiloluk süt yemi 900 liraya dayandı. Ahır giderleri durmuyor. Hayvancılık kârlı bir iş olmaktan çıktı. Besiciler ödemelerde güçlüğe düşünce icra yoluyla hayvanlarına el konuyor. Böyle olunca hayvancılığın sürdürülebilirliği sorunlu hale geldi.” “ÇİĞ SÜT FİYATI ARTMIYOR, ÜRETİCİ KAYBEDİYOR TÜKETİCİ PAHALI ALIYOR” Çiğ süt fiyatının maliyetlerin altında kalmasının küçük aile işletmelerini bitirme noktasına getirdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Çiğ süt fiyatı küçük aile tipi işletmelerde artmayınca maliyetlerin altında bir süt fiyatı oluştu. Üretici kazanamıyor, tüketici daha pahalı ürün alıyor. Bu işte ithalatçılarla aracılar vurgunu vuruyor, iktidar seyrediyor,” diye konuştu. “ŞAP HASTALIĞI KAYIPLARI GİZLENİYOR” Gürer, 2025 yılında yaşanan şap hastalığı krizine de dikkat çekerek, “2025 yılında şap hastalığıyla ortaya çıkan kayıplardan dahi bakanlık doğru bilgi vermiyor. Çok sayıda hayvan öldü. Et ve süt kayıpları oluştu. Hayvancılık bu yıl daha sorunlu bir biçime dönüştü,” dedi. “ÇÖZÜM: MERA HAYVANCILIĞINA DÖNÜŞ VE BESİCİNİN DESTEKLENMESİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta yaşanan sorunların çözümünün doğru politika uygulamalarıyla mümkün olduğunu belirterek, “Hayvancılıkta sorunların bitmesi için mera hayvancılığına dönülmesi gerekiyor. Ahır giderleri düşürülmeli, her yerde veteriner bulundurulmalı. Besici desteklenmeli. Kırsalda yeniden hayvancılık mera hayvancılığına dönüşmeli. Kapalı alanda yapılan hayvancılığın yarattığı giderlerdeki artış mera hayvancılığıyla düşürülmeye çalışılmalıdır,” şeklinde konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta ithalat odaklı politikaların yerini üreticiye destek veren bir anlayışa dönüştürülmemesi durumunda hem üreticinin hem tüketicinin ağır bedel ödeyeceğini belirterek iktidarı kalıcı ve yapısal önlemler almaya çağırdı. İTHALATTA KİRLİ İLİŞKİLER CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer 2010 yılında et ve hayvan ithalatı başladığını hatırlatarak 10 milyona yakın hayvan ithalatının sorunlara çözüm olmadığı gibi Büyükbaş Hayvan varlığının da yerinde saydığına ve et hayvan ithalatı başladığından beri skandallarında sürekli gündemde olduğuna işaret etti. Gürer hayvan ve et ithalatında birileri vurgun vurduğunu halkın ise uygun fiyatla et beklentisi karşılanmadığını söyledi. Son dönemde et ve süt kurumu ithalat yapsa da eti ve hayvanı temin edenlerle ilgili de iddialarının arkası kesilmediğini ve kirli ilişkilerin ortaya döküldüğünü, yerli üretici, besici yerine ithalatı vurguncularının önü açıldığını, ithal yemle de yerli üretici sürekli zamlanarak çok yönlü hayvancılığı sürdüremez kılınmaya çalışıldığını belirtti.

Hayvancılığı Sürdürecek Halimiz Kalmadı Haber

Hayvancılığı Sürdürecek Halimiz Kalmadı

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, Eskişehir’in Sakintepe Mahallesi’nde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya gelerek sektörün geldiği noktayı yerinde dinledi. Görüşmede üreticiler yüksek girdi maliyetleri, düşen gelirler ve artan ithalatın yarattığı tahribatı anlattı; Gürer ise hem sorunları özetledi hem de bu tabloya dikkat çekti. ÜRETİCİNİN DRAMI: “GİRDİ FİYATLARI KATLANIRKEN GELİR SABİT” Sakintepe’den üretici Ali Özmen, yıllardır süren aile mesleğinin artık sürdürülemez hale geldiğini anlattı. Özmen’in sözleri, bölgedeki üreticilerin içinde bulunduğu çaresizliği özetledi. “Önceden 20 tane büyükbaş kurbanlığım olurdu fakat zarar etmeye başladığım için bu sene sadece 2 tane kurbanlığım var. Gördüğünüz gibi yem fiyatlarına her gün zam geliyor. Geçen sene samanı 2 liraya alıyorduk, sonra 4 liraya çıktı. Önce 150 liraydı, şimdi 250 lira oldu. Girdilerimiz en az %100 arttı ama hayvan kesim fiyatı aynı kaldı. Yani çalışırken kazanamıyoruz. Bu yüzden üretimi küçülttüm. Böyle giderse hayvancılığı bırakacağım. Ben babamdan devraldım, yıllardır bu işi yapıyoruz. Mesleğim bu ama artık sevdiğim bir işi yapamaz hâle geldim. 50 kiloluk süt yemi 800 lira civarında. Her hafta zam geliyor. Yem bayisi hemen karşımızda, her hafta fiyat artıyor. Buradaki zamlar samana, yoncaya, silaja da yansıdı. Her şeyin fiyatı arttı. Hayvancılığı sürdürecek halimiz kalmadı” dedi. Özmen, sadece ekonomik kayıpları değil duygusal boyutu da vurguladı: “Böyle giderse bırakacağız. Göz göre göre batmak istemiyorum. Babamdan kalan malı da böyle giderse bitireceğim. Her sene daha kötüye gidiyoruz, nereye kadar gideceğini bilmiyorum. Geçen sene kurbana 20 büyükbaş, 50 küçükbaş hayvanla girdim. Bu sene sadece birkaç tane hayvanım kaldı. Onları da sevdiğim için tutuyorum. Para kazanamayacağımı bile bile uğraşıyorum. Yem desteği zaten yok. Bile bile zarar etmenin anlamı kalmadı”. GÜRER: “ÇİFTÇİ, BESİCİ, ÜRETİCİ ZARAR EDİYOR — RAF PAHALI, ÜRETİM ZARARINA” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Sakintepe’deki üreticilerle görüştükten sonra hayvancılık sektöründeki genel tabloya dikkat çekti: “Ülkemizde 16 milyon 800 bin büyükbaş hayvan var. Yerli ırkımız ise 1 milyonun altına düştü. Hayvancılıkta sorunlar katlanarak artıyor. İthalat yapıyoruz ama yine de sorun bitmiyor. Artık ahırda ve ağılda hayvan varlığı azalıyor.” Diye konuştu. Gürer, “Çiftçi zarar ediyor, besici zarar ediyor, üretici zarar ediyor. Tarımdaki bu sorunlar büyüdükçe raftaki ürünün fiyatı da artıyor. Nasıl olacak bu iş?” diye sordu. Sektördeki maliyet kalemlerini tek tek sıralayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ahır giderleri artıyor; veteriner, aşı, işçilik, yem maliyetleri katlanıyor. Ama hayvanı satarken para kazanamıyoruz. Vatandaş eti pahalıya alıyor, o da dertli. Demek ki birileri bu işten kazanıyor. Türkiye sürekli ithalat yapıyor, nereye gidiyor bu hayvanlar? 2010 yılında ithalat başladı, bugüne kadar 10 milyon hayvan geldi bu ülkeye. Buna rağmen hayvan açığı bitmedi. Varlığımız 16 milyon 800 bin büyükbaş görünüyor, 10 milyonu ithal geldiğine göre demek ki birileri bundan kazanç sağlıyor.” ÜRETİCİ KAZANAMIYOR Besici Ali Özmen, yerel düzeyde emek ve alın teriyle uğraşan çiftçilerin kazancının eridiğini söylerken, sorunun sadece saha koşullarından kaynaklanmadığını; sistemik ve yapısal bir eşitsizliğin var olduğunu belirtti: “Ankara’da birileri kazanıyor, biz burada kazanmıyoruz. Yani üretici, besici kazanmıyor ama kim kazanıyor bilmiyorum. Daha önce süt üreticiliği yapıyorduk. Şimdi besicilik yapıyorum ama seneye onu da bitireceğim. Şu anda sadece hayvan sevgimden devam ediyorum. Süt üretiminden para kazanamadık, besicilikten de kazanamıyoruz. Böyle giderse hayvanları satıp parasını bankaya koyacağım, altın alacağım. Altın hepsinden kârlı. Niye uğraşayım?” Dedi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer köy kahvesinde de besici ve üreticilerle biraraya gelerek sorunlarını dinledi. Burada yaptığı konuşmada Tarımın sorunlarını da çözümü de biliyoruz. İktidar ithalat ve tüccara bıraktığı tarımı kamucu bir yaklaşımla düzenleyeceğiz. Kooperatifçiliği geliştireceğiz. Tarımda kullanılan akaryakıt vergi almayacağız. Alım garantili maliyet artı makul kar ile ürünü üreticiden alacağız. Aracılık sistemini daraltacağız. İthalci değil yerli üretici ve besiciye sahip çıkacağız” dedi.

Gürer: "Besicide Çiğ Süt Fiyatı Yerinde Sayıyor" Haber

Gürer: "Besicide Çiğ Süt Fiyatı Yerinde Sayıyor"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerinde sıcak süt depolama olanağı bulamayan üreticinin, Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyatın altında aracılara süt satmak zorunda kaldığını söyledi. Ulusal Süt Konseyi’nin tavsiye fiyatı olarak belirlediği 17.55 TL’den küçük aile tipi işletmelerin ürün satamadığını ve sütün 14.00 TL civarında aracılar tarafından toplandığını ifade eden Gürer, Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı tavsiye fiyatının sanayiciye yaradığını ve sanayicinin satışa sunduğu süt ve sütten mamul ürünlerin raf fiyatına artışın derhal yansıdığını belirtti. Sürekli artan yem fiyatları ile süt inekçiliğinin küçük aile tipi işletmeleri için giderek sürdürülebilir olmaktan çıktığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Ulusal Süt Konseyi’nin tavsiye fiyatına küçük işletmelerin süt satamazken yem ve sanayi sütü ile sütten mamul ürünlerin raf fiyatına düzenli zam geldiğini ifade etti. Hayvancılık yaparak geçimini sağlayanın sıkıntısı sürerken, rafta ürün alan vatandaşın daralan alım gücü ile ürüne erişiminin de sorun olduğunu vurguladı. "Aracı, sanayici ve de marketçi satış fiyatlarını giderine göre artırmaya devam ediyor" dedi. KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ SADELEŞTİRİLMELİDİR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kırsal destekleme ile tarım kesimine yönelik düzenlemelerde de iyileştirmelere ihtiyaç olduğunu belirtti. Gürer, "KKYDP (Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı), tarımsal üretimi desteklemek ve kırsal kalkınmayı teşvik etmek amacıyla yürütülen hibe programı kapsamında sadece ithal hayvanda kapasite raporu verilmesinin başvuru aşamasında sorun oluşturduğunun dile getirildiğini söyledi. Gürer: 20-100 arası hayvanı olan başvuru yapan üreticilerden iş yeri açma ve çalışma ruhsatı köylerde özel idare, beldelerde belediyelerden isteniyor. Bu da başvuru sayısının az olması anlamına geliyor. Kapasite artırımı, teknoloji yenileme ve/veya modernizasyon niteliğindeki başvurular için başvuru konusu ve niteliği ile ilgili üretim izin belgesi (işletme kayıt belgesi/işletme onay/şartlı onay belgesi), işyeri açma ve çalışma ruhsatı, demirbaş kayıt listesi, yatırıma ait fotoğraflar ile kapasite raporu veya ekspertiz raporu; varsa tesisin hastalıktan ari işletme olduğuna dair belge talep ediliyor. Bu durumda altyapı yatırımlarında küçük çiftçilerimiz, hayvancılarımız başvuru yapamıyorlar. Bu nedenle bu ve benzer konularda düzenlemeler sağlanması bekleniyor" dedi. KIRSAL DÖNÜŞ İÇİN HİBE VE DESTEKLERDEN YARARLANILMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kırsalın desteklenip gelir düzeyini artırıcı ve yeniden geriye dönüşü teşvik edici uygulamaların önem arz ettiğine dikkat çekti. Gürer, "Aile işletmeciliği, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi için önemli bir destek noktasıdır. Dünyada hayvancılığın olduğu her yerde aile işletmelerinin varlığı, büyük çiftlikler için de dayanak noktasıdır. Bu nedenle mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelere sağlanacak destekler önemlidir. Kırsalda ekonomik altyapının güçlendirilmesi, üretici besicinin teknoloji ile buluşması, sağlanan desteklerden beklenen faydanın oluşması ve teknolojik yatırımların desteklenmesi sürecin doğru ve planlı yürütülmesi ile olur. Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında tarıma dayalı ekonomik yatırımlar ve kırsal ekonomik altyapı yatırımlarının desteklenmesinde oluşmuş sorunlar, güncel çözümler üretilerek, tüm tarafların katkısı alınarak uygulanabilir ve yaygınlığı sağlanacak düzeyde değerlendirilmelidir" dedi. SÜT TOPLAMA MERKEZİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerinde ve özellikle 1-20 süt ineği olan besicilerde süt sağımı sonrası sütün sıcak iken satışa sunulduğuna işaret ederek, çiğ süt toplama tankı yoksa sütün, Ulusal Süt Konseyi tavsiye fiyatı yerine aracı tarafından belirlenen fiyatla satıldığını ifade etti. "Aracı, topladığı sütü sanayiciye fabrikaya taşımaktadır. Böylece süt daha ilk aşamada iki el değiştirmekte ve rafa kadar toptancısı ve satıcısıyla en az dört elden geçmektedir. Sütün toplanması, süzülmesi, soğutulması ve uygun şartlar altında depolanması süt fiyatını doğrudan etkilemektedir" dedi. Ömer Fethi Gürer, "Süt toplama merkezleri yeni tesis ile teknoloji yenileme ve/veya modernizasyon niteliğindeki başvuruların hibe desteği kapsamında değerlendirildiğini; hem mevcut süt işleme tesisi olan yatırımcılar hem de işletmesi olmadığı halde sadece süt toplama merkezleri kuracak olan yatırımcıların proje başvurusunda bulunabildiklerini" belirtti. CHP Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman, Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, "Tesislerde süt; günlük toplanacaksa +8°C’den, günlük toplanmayacaksa +6°C’den yüksek olmayan sıcaklıklarda muhafaza edilmek durumundadır. Çiğ süt toplamada tankların en az 1000 L/gün kapasitede olması hibe desteğinde gerekli görülmektedir. Tank ve süt kamyonu için belirlenen kriterler ve süt kabulünde değer tespiti yapacak makine ve ekipmanlar hibe desteği kapsamında tanımlanmıştır. Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına; işletmede üretim sırasında oluşan peynir altı suyunun süt ürünü olarak değerlendirilerek ekonomik değerinin artırılması için proje başvuruları yapılabilmektedir. Bu bağlamda hibe desteğinin erişiminin yaygınlaştırılması, kolaylaştırılması ve sadeleştirilmesi, daha çok işletme için yol gösterici ve uygulayıcı olmasına vesile olacaktır. Küçük aile tipi işletmelerinde sıcak süt sağım sonrası depolama olanağı olmaması, fiyatın belirlenmesinde besicinin belini bükmektedir. Hijyen şartlarında belli bir süre toplanma tanklarıyla süt alınması, ilk elde üreticinin ve besicinin elini güçlendirecektir. Bu nedenlerle hibe destekler kırsal yolunu açacak ve küçük aile tipi işletmelerin de yararlanmasını sağlayacaktır" dedi.

Hepimizin Sonu Hayvanları Kesime Yollamak! Haber

Hepimizin Sonu Hayvanları Kesime Yollamak!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, besicilerin sorunlarını dinledi. Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt fiyatını 17 lira 15 kuruş açıklamasına rağmen, sütü en fazla 12-13 liradan satabilen besiciler, yem fiyatları artarken düşen süt fiyatları karşısında sürekli zarar eder noktaya geldi. Çiftliklerini kapatma aşamasında olan besiciler, Başevirgen’e dert yandı. Artık nakit para akışının olmadığını söyleyen bir besici, “Yemi alıyoruz, karşılığında süt veriyoruz. Para alışverişi 2 yıldan beri tamamen kalktı. Hayvanlarda da şu an bir para döngüsü yok. Tamamen kredi üzerine dönüyor. Bizden sonrası artık yok. Bu bölgede üretim tamamen bitecek. Hepimizin sonu hayvanları kesime yollamak” dedi. Bir diğer besici ise, “Bu işi en fazla yapabileceğimiz 5 sene bilemedin 10 sene daha, ondan sonra Allah kerim. Yapma şansım yok” sözleriyle besiciliği bırakacağını ifade etti. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Manisa’da besicileri ziyaret ederek sorunlarını dinledi. Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt fiyatını 17 lira 15 kuruş olarak açıklamasına rağmen sütü 12-13 liradan satabilen besicilerin kazandıkları giderlerini karşılamaz hale geldi. Yem fiyatları artarken, süt fiyatlarının düşmesiyle sürekli zarar eden besicilerin süt hayvanlarını kesime göndermekten başka çareleri kalmadı. “MASRAFLARI BANKALARDAN KREDİ KULLANARAK KARŞILIYORUZ” Başevirgen’e dert yanan bir besici, “Devletin belirlediği rakam 17 lira 15 kuruş ama şu anda 12 buçuk liradan süt veriyoruz. Ayın birine kadar 12 buçuk liraydı ama şu anda fiyat belli değil. Hiç kimse bir şey açıklamıyor. Geçen yıl 480 liraya yemin çuvalını alıyorduk Nisan ayına kadar 14,5 liraya süt satıyorduk. Ondan sonra süt fiyatını 12,5 liraya düşürdüler, yem oldu 700 lira. Masrafları bankalardan kredi kullanarak karşılıyoruz, ayakta durmaya çalışıyoruz. 2 milyon lira yem için kredi aldım. O da 3 ayda bitti” dedi. “YEMİ ALIYORUZ, KARŞILIĞINDA SÜT VERİYORUZ. PARA ALIŞVERİŞİ 2 YILDAN BERİ TAMAMEN KALKTI” Verdikleri sütün karşısında para talep edemediklerine dikkat çeken bir diğer besici ise para talep etmeleri durumunda sütü almamakla tehdit edildiklerini belirtti. Besici, “Şu anda 17 lira 15 kuruştan süt satan besici yok. Bana son gelen süt alım fiyatı 12 liraydı. Yemi alıyoruz, karşılığında süt veriyoruz. Para alışverişi 2 yıldan beri tamamen kalktı. Hayvanlarda da şu an bir para döngüsü yok. Tamamen kredi üzerine dönüyor. Ziraat Bankası’ndan da kredi kullanamıyoruz. Özel bankalardan aldığımız kredilerle dönüyor. Ziraat Bankası gecikmelerden dolayı kredi vermiyor. Bu ortamda malın karşılığında para alamıyorsan gecikmeye düşmemen de mümkün değil” ifadelerini kullandı. Şartların zorlaştığından dolayı birçok kişinin devam edemediğini söyleyen besici, “Besi hayvanından daha çok süt hayvanı kesiliyor. Şu anda mükemmel derecede süt hayvanı kesiliyor. Kimsenin devam etme şansı kalmıyor. 6 ay 1 yıl sonrasında devam edemiyor. Hep zarar ederek ne kadar devam edebilirsin ki? Şu an da zaten her şeyi ithal ediyoruz ama herhalde daha da yüksek oranlarda ithal edeceğiz. Birçoğu hayvancılığı bırakıp büyük şehirlere göç ediyor. Bizden sonrası artık yok. Bu bölgede üretim tamamen bitecek. Hepimizin sonu hayvanları kesime yollamak” diye konuştu. “35 YILDIR BU İŞİ YAPIYORUM, BU KADAR ZOR BİR DÖNEMİ HİÇ GÖRMEDİM” Yem fiyatlarının yüksekliğinden şikayet eden bir diğer besici ise, “Satılacak 6-7 tane hayvanım var. Başka çıkar yolumuz yok. Masrafları çıkartamıyorum. Yıllarımızı döktük ama karşılığı yok. Kahvede bir bardak çay olmuş 7,5 lira, su 10 lira, sütün fiyatı ise 12 lira. 35 yıldır bu işi yapıyorum, bu kadar zor bir dönemi hiç görmedim. Bu sene bıçak kemiğe dayandı desem yeridir. Bu işi en fazla yapabileceğimiz 5 sene bilemedin 10 sene daha, ondan sonra Allah kerim. Yapma şansım yok” sözleriyle Başevirgen’e dert yandı. “KAZANMAK İÇİN SÜT FİYATININ 20 LİRA OLMASI LAZIM” Süt fiyatlarının düşüklüğünden, yem fiyatlarının ise çok artmasından şikayet eden besiciler ise Başevirgen’e sorunlarını şu sözlerle aktardı: “Sütü 14,5 liraya verdiğimiz zamanlar 520 liraya süt yemi alıyorduk. Sütü 12,5 liraya düşürdüler, süt yemi 650-730 lira arasında oldu. Arpa yemini bile 480 liraya alıyoruz, çok çılgın bir rakam. Bunun sonunda zamanla ufak çiftlikler kapanacak. Üç sene önce hayvancılığı daha da geliştireyim, sütü artırayım diyordum. Ama 2 sene sonra bütün fikirlerim değişti. Zaman artık aile ticareti oldu. Kazanmak için süt fiyatının 20 lira olması lazım. Geçtiğimiz yıl süt hayvanları kesime gidiyordu, yine aynısı olacak. Adam bakamayınca ne yapacak mecbur kestirecek. Yem geçen yıl 470 liraydı şimdi kalitesine göre 680, 730 liraya yem alanlar var. Sütü Haziran ayında 14,5 liraya verdim. Sütü 13,5 lira yaptılar, 13 yaptılar, en son 12,5 lira yaptılar. Yem fiyatı arttı süt fiyatı geriye geldi.”

Gürer: “Et Sorununun İthalatla Çözülmeyeceğini İktidar Görmelidir” Haber

Gürer: “Et Sorununun İthalatla Çözülmeyeceğini İktidar Görmelidir”

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, AKP iktidarları döneminde tarımın her alanının sorunlu kılındığını söyledi. Gürer, “2010 yılında başlayan canlı hayvan ve aralıklı olarak da devam eden et ithalatı ile 2024 yılına kadar yurt dışına akıtılan 11 milyar 357 milyon 207 dolar ile hayvancılıkta sorunları çözerdik. Bakanlık, ette Ramazan ayı öncesi fahiş fiyat oluşmasın diye 40 bin hayvan edileceğini duyurdu. Her ithalat hayvancılığı daha da sorunlu kılıyor. 14 yılda 10 milyon baş hayvan ithal edildi de et ucuzladı mı? 12 lira kilosu olan et, kesimhanede 400 TL, kasapta 600 TL’yi aştı. Çözüm, küçük aile tipi işletmelerde boşalan ahırları yeniden sisteme katmak. Hayvancılığı dahi yandaşa gelir kapısı kılan bir anlayış var.” dedi. BESİCİNİN YANINDAYIZ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Sık sık hayvancılık yapanları ziyaret ediyorum. Niğde’nin Çiftlik ilçesinde, ‘Bu iş bitti’ diyen çok hayvan sahibi dinledim. Niğde’nin Altunhisar ilçesinde küçükbaş hayvancılık yapan üretici Çağlar Bayazıt ile ağılında görüştüm. 8 nüfusla koyun yetiştiriyorlar. Et için hayvancılık yapıyorlar ama çok dertliler.” diye konuştu. KÜÇÜKBAŞ HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİNE UYGUN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın artan maliyetleri karşısında üreticilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Gürer, “Ülkemizde hayvancılıkta sorunlar yaşanıyor. Hayvancılığın en önemli giderlerinden biri yem. Büyükbaş hayvanlar 12 ay kapalı ortamda beslenmek durumunda olduğu için daha çok giderleri var. Ülkemize en uygun olanın küçükbaş hayvan olduğu, daha çok koyunculuğun geliştirilmesi gerektiği sıkça dile getiriliyor. Bu yolla et açığının da ortadan kalkacağı belirtiliyor.Yem hammaddesi dışa bağlıyız o nedenle mera hayvancılığını geliştirerek maliyetleri düşünebiliriz Her ne kadar mera alanlarımız 1940’larda 44 milyon hektar olsa da günümüzde 14 milyon hektara gerilese de ıslah ederek bu meralarla dahi hayvancılığı geliştirebiliriz  .”dedi. “YEM FİYATLARINA YETİŞEMİYORUZ” Küçükbaş hayvan yetiştiricisi Çağlar Bayazıt ise artan maliyetlerin sektörü nasıl çıkmaza sürüklediğini şu sözlerle anlattı: “Çocukluğumdan beri küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile uğraşıyorum. Yem maliyetlerinin önüne geçemiyoruz. Geçen sene 500 lira olan yem bu yıl 750-800 lira. Baş edemiyoruz. Yem fiyatları uçuk, saman fiyatları uçuk. Meralarımız da kısıtlı; meralarda ot yok, yağış da az bu sene. Hayvan sayımızı azalttık, 150-200 hayvan kadar azalttık. Çünkü maliyetlerin önüne geçemedik.” Bayazıt, ayrıca kredi borçlarının yükü altında ezildiklerini belirterek, “Banka faizlerinin önüne geçemiyoruz. Çoğunluğumuz bankadan kredi kullanıyoruz. Kredi faizleri yüksek. Özel bankadan alıyoruz, %60 faiz. Ziraat Bankası’ndan almak istiyoruz ama Ziraat da çok zor veriyor. Kredi almakta zorlanıyoruz. Şu an banka borcuyla bu işi yapıyoruz. Yani fiyatlar sürekli artıyor. Ete 5 lira zam geliyorsa yeme 20 lira zam geliyor.” dedi. HAYVANCILIK YAPAN DA KALMADI Üretici Bayazıt, “Hayvancılığın sürdürülebilirliği geçmişe göre ciddi anlamda sorunlu. Çoban da biziz, her işiyle biz ilgileniyoruz. Burası bir aile işletmesi zaten. Çoban tutsak bu maliyetlerin içinden hiç çıkamayız. Bir çobanın aylığı olmuş 50 bin lira. Bu gidişle bu işin sürdürülebilirliği zor. Bu bölgede zaten küçükbaş yapan da kalmadı. Eskiden daha fazlaydı, şimdi azaldı.” diye konuştu. Gürer ise “Yıllardır küçükbaş hayvancılıkla uğraşanlar para kazanamadığını söylüyorlar. Yani küçükbaş hayvancılık, büyük fazla hayvanı olan işletmeler için getirisi olan bir konumda olabilir ama küçük aile tipi işletmeleri dediğimiz yerlerde sorun var”dedi. “PARA KAZANMA DEVRİ BİTTİ” Üreticilerin yaşadığı sorunları anlatan Çağlar Bayazıt, küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilirliğinin giderek zorlaştığını belirterek, “Samanı, silajı yemin yarısını biz yetiştiriyoruz. Geri kalanının tamamını dışarıdan alıyoruz. Şu an saman hemen hemen 4-4,5 lira. Küçükbaş hayvancılık yapanlar para kazanmıyor. Bitti bu iş; para kazanma devri bitti. Kredi alırken araç, tarla, araba, evi ipotek veriyoruz. Ama ipoteğe karşı dolgun bir kredi de alamıyoruz. Hayvancılığı bırakıp çok sayıda icralık olan var. Kredilerin faizleri nedeniyle bu işi bırakıyorlar.” dedi. “ARACILAR KAZANIYOR, ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ KAYBEDİYOR” Bayazıt, et fiyatlarının düşük, yem fiyatlarının ise yüksek olduğu bir ortamda üreticinin para kazanamadığını ifade etti: “Tüccar gelip benden 5 liraya alıyorsa, kasapta 10 lira. Mezbahane kesim fiyatı şu an 420 lira. Raf fiyatı 650’nin üzerinde. O zaman da besici bu işten para kazanamıyor ama vatandaş da pahalı et yiyor. Arada aracılar kazanıyor. Yetkililerden beklentimiz, yem maliyetlerini düşürmeleri, kredi verilmesini kolaylaştırmaları, faizlerin düşürülmesini sağlamaları. Bize destek olsalar bu işi severek yaparız. Ama öyle olmazsa bir iki seneye herkes bu işi bırakacak.” “GEÇMİŞTE SEVEREK YAPIYORDUK, ARTIK ZORLA DEVAM EDİYORUZ” Son yıllarda hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini vurgulayan Bayazıt, “600’e yakın hayvanım var. Bunlardan 500-550 kadar yavrulayacak. Yetkililerden beklentimiz, hayvancılık yapanlara biraz destek olmaları; yem maliyetlerini düşürmeleri, kredi verilmesinin kolaylaşmasını sağlamaları, faizlerin düşürülmesini istiyoruz.Bize destek olsalar bu işi biz severek yaparız. Ama öyle olmazsa bir iki seneye herkes bu işi bırakacak. Buralarda doğduk, buralarda büyüdük. Çocukluğumuzdan beri bu işi yapıyoruz. Ailemiz 8 nüfuslu; 8’imiz de bu işle uğraşıyoruz. Yeter ki para kazanalım, severek yaparız. Para kazanmazsak ne yapacağız? Satıp bitirip gideceğiz. Bundan 5-6 yıl önce hayvancılık çok iyiydi, para kazanıyorduk, severek yapıyorduk. Son 5-6 yıldır bir tat almıyoruz. Sene seneyi aratıyor; gelir-gider dengemiz geçmişe göre çok düştü.” şeklinde konuştu. BAKANLIK FAHİŞ FİYATA ÇÖZÜMÜ İTHALATTA DEĞİL, YERLİ ÜRETİMDE ARAMALIDIR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığının Ramazan sürecinde et sorunu yaşanmaması için 40 bin baş hayvan ithal edileceği açıklamasını, "Hayvancılıkta sorunu çözemeyen iktidarın düştüğü durumun görülmesi adına ibret vericidir." diyerek eleştirdi. Gürer, “Ülkemizde hayvan varlığında Avrupa birincisiyiz diye türkü söyleyenler, Ramazan ayı için hayvan ithal edecek duruma düştüklerini itiraf ediyorlar.” dedi. Gürer, “Bakanlık açıklamasında bir skandal ifade de, fahiş fiyat artışlarının önüne geçmek amacıyla 40.000 canlı hayvan tedarik edileceği belirtilmesidir. Bakanlık, raftaki ette fahiş fiyat olabildiğini de bu yolla kabullenmektedir. Ayrıca karkas etler, uygun fiyattan PERDER üyesi marketlere, Tarım Kredi Kooperatifi marketlerine, yemek firmalarına ve et sanayicilerine ulaştırılacaktır. Böylelikle her Ramazan ayı öncesinde sebepsiz yere yapılan fahiş fiyat artışlarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.” ifadesine dikkat çekerek, “Et ve Süt Kurumu ithal ettiği hayvanı ikinci bir el ile satışa sunarak fiyatına yansıtacaktır. Doğrudan Et ve Süt Kurumu, vatandaşa sürekli talebi karşılayacak doğrudan et satımı yapıp daha uygun fiyatla et ulaşımı sağlamalıdır. Son iki yılda yalnızca 1 milyon 200 bin baş büyükbaş ithalatı et sorununa çözüm oldu mu da 40 bin hayvan çözüm olsun? Hayvancılıkta yerli ve yerel desteklerle ve doğru bir planlama ile hem et ucuz tüketilir, hem ithalat yerine yerli besici desteklenir. Gittiğimiz ahır ve ağıllarda, 'Hayvancılığı bırakmayı düşünüyoruz.' diye dert yanıyorlar. Çözüm, ithal üründe değil, yerli besicide aranmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Gürer: “Çiftçinin, Besicinin Psikolojisi Bozuk” Haber

Gürer: “Çiftçinin, Besicinin Psikolojisi Bozuk”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, besicilerin sorunlarını dinledi. Hayvancılıkla uğraşan Çiftçi Hasan Erdal, CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’e tarım ve hayvancılık sektöründe yaşadığı sorunları anlatatı.Erdal sektörün ne denli zor bir süreçten geçtiğini Çocukluk hayali olarak başladığı hayvancılık serüveninin geldiği noktada, artan maliyetler ve destek eksikliği nedeniyle büyük zorluklar yaşadığını ifade etti. Psikolojimiz bozuldu diyen Erdal, sektörde üretici olmanın giderek daha da  zor hale geldiğini belirtti. "ÇOCUKLUK HAYALİMİZ, BORÇ VE MÜCADELEYLE DEVAM EDİYOR" 2014 yılında başladığı hayvancılık faaliyetlerine dair süreci aktaran Hasan  Erdal, "Kendi öz sermayemizle başladık. Ancak 2016-2018 yıllarında karşılaştığımız sıkıntılar halen devam ediyor. Çiftçilik ve hayvancılık adına ne destek ne de iyileşme gördük, durum daha da kötüleşti. Tüm sermayemizi kaybetmemize rağmen hayalimizden vazgeçmedik. Yeniden başlayabilmek için hem yerlerimizi sattık,hem de bankadan kredi aldık, ancak aynı sorunlarla karşı karşıyayız," dedi. "MALİYETLER ARTIYOR, ÜRETİCİNİN GELİRİ AZALIYOR" Erdal, hayvancılığın temel sorunlarından birinin artan girdi maliyetleri olduğunu vurguladı: "Girdi maliyetlerine yön veremiyoruz. Yem, elektrik, mazot gibi kalemler sürekli zamlanıyor ama süt fiyatları aynı oranda artmıyor. Sütü sanayiciye veriyoruz,gelir-gider dengesi bozuk. 1 litre sütle 1,5 kilo yem almamız gerekiyor ama şu an mümkün değil." Erdal, süt üretiminden kazanç elde edemediği için buzağı yetiştirmeye yöneldiğini, ancak bu sürecin de zorluklarla dolu olduğunu belirtti: "Bir ineğin buzağısından kazanç sağlamak en az üç yıl alıyor. Bu süreçte yem ve üretim maliyetleri sürekli artıyor. Örneğin, şu anda kesimhanede bir dananın kilosu 330-350 lira arasında, ama markette kıymanın kilosu 600 liraya satılıyor. Vatandaş et fiyatlarının yüksek olduğunu düşünüyor, ancak biz üreticiler bu işten kazanç sağlayamıyoruz." "TARIM ÜRÜNLERİNDE İTHALAT DARBESİ" Hayvancılık yapmanın yanı sıra çiftçilikle de uğraştığını belirten Erdal, tarım ürünlerinde ithalatın yerli üreticiyi olumsuz etkilediğini de ifade etti.”iÜretici kazanç sağlayamazken ithalat politikalarıyla karşı karşıya kalıyor””dedi. "ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ, PLANLAMA ŞART" Ömer Fethi Gürer ise üreticinin yaşadığı bu sorunların, plansızlık ve yanlış tarım politikalarının bir sonucu olduğunu belirterek şunları söyledi: "Hayvancılıkta ithalat politikaları, üreticiyi her geçen gün daha da zorluyor. Üretim planlamasının olmaması nedeniyle çiftçi zarar ediyor, hayvancılık ve tarım sürdürülemez hale geliyor. Bu durum yalnızca üreticiyi değil, tüketiciyi de olumsuz etkiliyor. Hem hayvancılık hem de tarımda kalıcı çözümler üretilmeli." Tarım ve hayvancılık sektörünün geleceği için kapsamlı bir  üretim planlamasının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Gürer, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve yerli üreticinin desteklenmesinin şart olduğunu vurguladı. ÜRETİCİ NE YAPACAĞINI BİLEMİYOR.PSİKOLOJİSİ BOZUK Çiftliğinde sorunları CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer’e anlatan çiftçi ve besici Besici Hasan  Erdal  mevcut tarım ve hayvancılık politikalarının kendilerini çıkmaza sürüklediğini belirterek, “Tarım ve hayvancılığın en büyük sorunlarından biri bence planlama eksikliği. Kendi adıma söylüyorum, psikolojimiz bozuldu. Ne zaman ne yapacağımıza karar veremiyoruz. 2025 yılı Ekim ayı için bir planlama yapamıyorum. Çekirdek nasıl olacak, pancar nasıl olacak, et fiyatları nasıl olacak bilmiyoruz. Bir gün destekleme yapıyorlar, ertesi gün ithalatla müdahale ediyorlar. Fiyatlar bir anda düşüyor. Çekirdek ekeyim diyorum, bir önceki senenin fiyatını bile bulamadık. Seneye ne olur hiçbir fikrimiz yok.” diye konuştu. ÜRETİM PLANLAMASI YOK Üretim planlamasının eksikliğine dikkat çeken üretici Erdal , “Tarım İl Müdürlüklerinin Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)  sistemi var. Bu sistem üzerinden Türkiye’de kim ne ekiyor, ne kadar üretiyor, hepsini görebilirler. Ama bunu kullanmıyorlar. Türkiye’nin ihtiyacını bilmeden ithalat programları yapılıyor. Hasat döneminde ithalat yaparak üreticiyi bitiriyorlar.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin sözlerine destek vererek, plansızlığın üretici üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Gürer “Üretim planlaması yok. Bunun yanında çiftçi büyük ölçüde mağdur oluyor. Hayvancılıkta tam para kazanacak derken ithal hayvan geliyor. Bu da yetmiyor, et ithalatıyla piyasanın dengesi bozuluyor. Üretici, emeğinin karşılığını alamıyor, et sorununu iktidar yaratıyor. Çözümcü politika yerine ithalci ve yanlış politikalar ile sorun artıyor. Besici kazanamıyor. Vatandaş artan et fiyatı ile sofrasında et yemeği göremez duruma geliyor. Kesimhane fiyatı kasapta markette katlıyor. El değişen et fiyatı zamlanıyor. Et ve süt kurumu piyasayı dengeleyemiyor” dedi İTHALAT ÜRETİCİYİ BİTİRİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin yaşadığı sorunların temelinde ithalat politikalarının yattığını ifade ederek, ““Son iki yılda 1 milyon 200 bin baş büyükbaş hayvan ithal edildi. Bunun yanında et ithalatı da yapılıyor ve Cumhurbaşkanlığı verilerine göre bu ithalat devam edecek. Böyle olunca bu işi yapan, emek veren üreticiler kazanç sağlayamıyor. Girdi maliyetleri düşmediği için üreticiler her geçen gün daha fazla borca giriyor.” PSİKOLOJİMİZ BOZULDU! Besici Hasan Erdal , plansızlık ve müdahaleler nedeniyle tüm çiftçilerin motivasyonunu kaybettiğini belirterek “Bütün çiftçilerin psikolojisi bozuk. Destekleme yapmasınlar ama müdahale de etmesinler. Piyasayı kendi haline bıraksalar, biz bundan daha iyi oluruz. 3-5 yıl içinde et ve süt üretimi de rayına oturur. Ama öyle bir oynanıyor ki ne yapacağımızı bilmiyoruz.” şeklinde konuştu. Gürer, çiftçilerin emeğinin karşılığını alabilmesi için ithalat yerine üretimi teşvik eden, sürdürülebilir bir planlamaya ihtiyaç olduğunu, çiftçilerin ve besicilerin geleceğe güvenle bakabilmeleri ancak bu şekilde mümkün olacağını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.