SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bekir Başevirgen

Porsuk Haber Ajansı - Bekir Başevirgen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bekir Başevirgen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Emekli Bayramda Torununa Harçlık Veremeyecek Hale Getirildi Haber

Emekli Bayramda Torununa Harçlık Veremeyecek Hale Getirildi

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, AKP’nin emeklileri harçlık veremedikleri torunlarına bile mahcup hale getirdiğine dikkat çekti. Başevirgen, “Bu ülkenin emeklisi yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye hizmet etti. Ama bugün geldiğimiz noktada emekli iktidar tarafından bayramda torununa harçlık veremeyecek hale getirildi. İnsanlar çocuklarının, torunlarının yüzüne bakmaya utanıyor. Verilen ikramiye emekli bir çiftin memleketlerine gidip gelebilmeleri için otobüs bileti almalarına bile yetmiyor. Birde dalga geçer gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 bin liralık ikramiyeyi erken yatırmayı ‘müjde’ olarak sunuyor. Emeklilerimizin bayramı bayram gibi yaşayabilmeleri için en düşük emekli maaşı en az asgari ücret kadar olmalı ve bayram ikramiyeleri de bir maaş oranına yükseltilmelidir. Çünkü emeklilerimiz sadaka değil, hakkını istiyor” dedi. Milyonlarca emeklinin alım gücünün her geçen gün daha da düştüğüne dikkat çeken CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 4 bin liralık emekli ikramiyesinin erken yatacak olmasının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘müjde’ olarak duyurulmasına da tepki gösterdi. Açlık sınırı altında yaşayan emeklilere, bayram ikramiyesi olarak verilecek 4 bin liralının emeklinin hiçbir ihtiyacını karşılamaya yetmeyeceğini ifade eden Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “BAYRAMDA MİSAFİRLERE İKRAMLIK ALABİLMEK ARTIK EMEKLİNİN HAYALLERİNİ SÜSLÜYOR” İktidarın ekonomik krizin yükünü emeklilerin omuzlarına bıraktığını belirten Başevirgen, “Milyonlarca emekli açlık sınırının altındaki maaşlarıyla yaşam mücadelesi veriyor. Buna rağmen iktidar bayram ikramiyesinde bile artış yapmıyor. AKP’nin emekliyi gözden çıkardığı artık saklanamaz bir gerçek. Emeklinin yaşadığı hayat pahalılığını görmezden geldikleri yetmezmiş gibi birde dalga geçer gibi 4 bin liralık ikramiyeyi erken yatırmayı ‘müjde’ olarak sunuyorlar” dedi. Başevirgen, 4 bin liralık ikramiyenin marketlerde, pazarda hiçbir karşılığının kalmadığını vurgulayarak, “Bugün sıradan bir market alışverişi bile binlerce lirayı bulmuş durumda. Bu ikramiyeyle emeklinin bayram alışverişi yapması mümkün değil. Bayramda misafirlere ikramlık alabilmek ise artık emeklinin hayallerini süslüyor” dedi. “EMEKLİLERİMİZ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” Emeklilerin artık bayram harçlığı veremedikleri torunlarına bile mahcup hale geldiğini dile getiren Başevirgen, “Bu ülkenin emeklisi yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye hizmet etti. Ama bugün geldiğimiz noktada emekli bayramda torununa harçlık veremeyecek hale getirildi. İnsanlar çocuklarının, torunlarının yüzüne bakmaya utanıyor. Verilen ikramiye emekli bir çiftin memleketlerine gidip gelebilmeleri için otobüs bileti almalarına bile yetmiyor. Emeklilerimizin bayramı bayram gibi yaşayabilmeleri için en düşük emekli maaşı en az asgari ücret kadar olmalı ve bayram ikramiyeleri de bir maaş oranına yükseltilmelidir. Çünkü emeklilerimiz sadaka değil, hakkını istiyor” ifadelerini kullandı.

Kayıt Dışı Borçlanma Büyür, Sosyal Çöküş Derinleşir Haber

Kayıt Dışı Borçlanma Büyür, Sosyal Çöküş Derinleşir

İktidarın kredi kartı limitlerini azaltmaya yönelik aldığı kararı eleştiren CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “İktidar, borcu borçla çeviren vatandaşlarımızı risk olarak görüyor. Risk olan yurttaş değil; yoksulluğu yöneten, geliri artırmak yerine harcama hakkını kısan iktidar ve politikalarıdır. Vatandaşlar sağlık gibi zaruri durumlar için bu kart limitlerine ihtiyaç duyuyor, bir güvence olarak görüyor. Bu karar, borcu azaltmaz, aksine borcu daha pahalı, daha güvencesiz alanlara iter. İcra dosyaları daha da kabarır, kayıt dışı borçlanma büyür, sosyal çöküş derinleşir. Bu karardan derhal dönülmelidir” dedi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) toplam kredi kartı limiti 400 bin TL’nin üzerinde olan ve kullanılmayan limiti bulunan kart sahiplerine yönelik “limit azaltımı” kararını eleştiren CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “BATIK BİREYSEL KREDİ VE KREDİ KARTI BORÇLARI 359 MİLYAR LİRAYI BULDU” Vatandaşların, bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarını hatırlatan Başevirgen, “Borçlar 16 - 23 Ocak haftasında 66,5 milyar lira artarak 5 trilyon 973 milyar liraya kadar yükseldi. Söz konusu haftada 29,2 milyar lira artan bireysel kredi borçları 3 trilyon 93 milyar liraya yükseldi. Kredi kartı borç bakiyesi ise 37,3 milyar lira artarak 2 trilyon 880 milyar liraya çıktı” dedi. İcra takibine alınan bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının ise bir haftada 2,8 milyar lira daha artarak 23 Ocak itibariyle 257,6 milyar liraya çıktığına dikkat çeken Başevirgen, “Varlık yönetim şirketlerinin kontrolündeki borçların tümümün de bankalar tarafından satılan batık krediler olduğu dikkate alındığında sistemdeki batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 359 milyar lirayı buldu” diye konuştu. “BU KARAR, BORCU AZALTMAZ, AKSİNE BORCU DAHA PAHALI, DAHA GÜVENCESİZ ALANLARA İTER” TÜİK’in enflasyon rakamlarına göre 1 şubatta ceplere giren asgari ücretin bin 358, emekli maaşının 970 lirasının daha ilk günden eridiğini de belirten Başevirgen, “Dar gelirlinin geliri giderini karşılamaya yetmiyor. Milyonlarca insan borcunu borçla çevirerek ayakta kalmaya çalışıyor. Milyonlarca vatandaşın artık yaşayabilmek için en büyük güvencesi kredi ve kredi kartları oldu. Durum böyleyken kredi kartlarında limitlerin düşürülmesi, krizin faturasının bir kez daha iktidar tarafından dar gelirliye kesildiğini açıkça gösteriyor” dedi. Borcu borçla çeviren vatandaşlarımızın iktidar tarafından “risk” olarak görüldüğünü ifade eden Başevirgen, “Bu yaklaşım, gerçeği inkâr ediyor. Risk olan yurttaş değil; yoksulluğu yöneten, geliri artırmak yerine harcama hakkını kısan iktidar ve politikalarıdır. Vatandaşlar sağlık gibi zaruri durumlar için bu kart limitlerine ihtiyaç duyuyor, bir güvence olarak görüyor. Bu karar, borcu azaltmaz, aksine borcu daha pahalı, daha güvencesiz alanlara iter. İcra dosyaları daha da kabarır, kayıt dışı borçlanma büyür, sosyal çöküş derinleşir. Bu karardan derhal dönülmelidir” açıklamasını yaptı.

CHP'li Başevirgen: ''AKP Türkiye'sinde Huzurevi Lüks Oldu'' Haber

CHP'li Başevirgen: ''AKP Türkiye'sinde Huzurevi Lüks Oldu''

İktidarı yıllardır uyguladığı emekliyi yoksullaştırma ve sosyal devleti tasfiye etme politikalarının, yaşlı yurttaşları insan onuruna aykırı koşullara mahkûm ettiğini belirten CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Huzurevi fiyatlarını sorduğumuz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’tan gelen yanıta göre 2025 yılı itibarıyla devlet huzurevlerinde tek kişilik en ucuz oda fiyatı 9 bin 736 liradan başlıyor ve 11 bin 87 liraya kadar çıkıyor. Devlet huzurevlerinde oda ücretleri 10 bin liraya dayanırken, açlık sınırının altındaki 20 bin liralık maaşla muhtaç emekliler 5-6 bin liraya bakımsız, sağlıksız otel odalarında yaşam mücadelesi veriyor. Huzurevi emekli için artık erişilemez bir lüks haline geldi. Emeklinin maaşı iktidar eliyle eritildi, açlığa, barınma krizine mahkum edildi. Bu ülkede yıllarca çalışan, prim ödeyen yaşlılarımıza iktidarın verdiği mesaj net: ‘Paran varsa yaşlan, yoksa kaderine razı ol.’ Bunun adı ihmaldir, tercihtir, sorumsuzluktur” dedi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, huzurevi fiyatlarını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a sordu. Bakanlıktan ise itiraf niteliğinde yanıt geldi. Yanıta göre emekli memur maaşına yapılan zam oranında artış gösteren en ucuz tek kişilik odanın fiyatı 9 bin 736 lira, en yüksek tek kişilik oda fiyatı 11 bin 87 lira olarak belirtildi. İktidarın emeklileri, muhtaçları düşürdüğü zor duruma sert tepki gösteren Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “YÜZLERCE EMEKLİ HİJYEN VE GÜVENLİKTEN YOKSUN ODALARDA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR” İktidarın emeklileri maliyet olarak gördüğünü ifade eden Başevirgen, “AKP’nin sosyal politika anlayışı, yaşlıyı kamusal bir sorumluluk olarak görmek yerine ticari bir maliyet kalemi olarak ele alıyor. Huzurevleri sosyal hizmet olmaktan çıkarılıp, ücretli işletmelere dönüştürülmüş durumda. Yüzlerce emekli ve kimsesiz yaşlı, yüksek maliyetleri nedeniyle huzurevlerine giremediği için 5-6 bin liralık denetimsiz otellerde, pansiyonlarda, hijyen ve güvenlikten yoksun odalarda yaşam mücadelesi veriyor. Bu bir tercih değil, AKP’nin bilinçli politik sonucudur” dedi. “EMEKLİ MAAŞI, AKP’YE GÖRE BU YÜKSEK HUZUREVİ KİRALARINI ‘ÖDEYEBİLİR’ SAYILIYOR” Bakanın, soru önergesine verdiği yanıtta ‘geliri olmayanlardan ücret alınmıyor’ diyerek sorumluluktan kaçtığına dikkat çeken Başevirgen, “Ancak bu ifade aynı zamanda bir itiraftır. Biraz geliri olan ama insanca yaşamaya yetmeyen emekli maaşı, AKP’ye göre bu yüksek huzurevi kiralarını ‘ödeyebilir’ sayılıyor. Açlık sınırının altındaki 20 bin liralık maaşı olduğu için ücretsiz kabul edilmeyen, ancak ücretli huzurevlerinin kapısından çevrilen on binlerce yaşlı bilerek sistemin dışında bırakılıyor. Bu durum, sosyal devletin değil, sosyal elemenin göstergesidir” diye konuştu. “PARAN VARSA YAŞLAN, YOKSA KADERİNE RAZI OL” İktidarın ekonomi politikaları nedeniyle emeklinin; kira ödeyemez, ilaç alamaz, huzurevine ulaşamaz hale geldiğini sözlerine ekleyen Başevirgen son olarak, “Yaşlılık artık korunması gereken bir dönem değil, iktidarca tasarruf yapılacak bir alan olarak görülüyor. Bu ülkede yıllarca çalışan, prim ödeyen yaşlılarımıza verilen mesaj net: ‘Paran varsa yaşlan, yoksa kaderine razı ol.’ Bu tablo sosyal devletin değil, AKP’nin yarattığı derin sosyal adaletsizliğin sonucudur. Yaşlı yurttaş otel odalarına sürülüyorsa, bunun adı ihmaldir, tercihtir, sorumsuzluktur” açıklamasını yaptı.

İktidar, Emekliyi de Asgari Ücretliyi de Aç Bırakıyor Haber

İktidar, Emekliyi de Asgari Ücretliyi de Aç Bırakıyor

Aralık ayı enflasyon oranına göre en düşük emekli maaşına günlük 68 lira zam geleceğini ifade eden CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “En düşük emekli maaşı TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla birlikte 16 bin 881 liradan 18 bin 940 liraya yükselecek. Yani iktidar emekliye günlük 68 lira zammı reva gördü. Emekli günlük 68 TL’lik zammıyla; 4 ekmek, 3 simit, 3 bardak çay, ortalama 11 adet yumurta veya 80 gram etten sadece birini alabiliyor. TÜİK eliyle vatandaşın lokmasını çalan iktidar, emekliyi de asgari ücretliyi de bilinçli bir şekilde aç bırakıyor” dedi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, açıklanan enflasyon rakamlarıyla birlikte emeklilerin alacağı yeni maaş üzerinden iktidarı eleştirdi. Enflasyon oranına göre en düşük emekli maaşına günlük 68 lira zam geleceğine dikkat çeken Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “İKTİDAR KARIN DOYURMA MÜCADELESİ VEREN EMEKLİYE SIRTINI ÇEVİRDİ” ENAG verilerini hatırlatan Başevirgen, “ENAG verilerine göre aralık ayı enflasyonu yüzde 2,11, yıllık enflasyon yüzde 56,14 olarak gerçekleşirken; TÜİK’e göre aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89, yıllık enflasyon ise yüzde 30,89 oldu. İktidar vatandaşlarımızı yoksullukta eşitlemeye hızla devam ediyor. Önce asgari ücreti tarihimizde ilk kez açlık sınırının altında açıkladı. Şimdi de zaten açlık sınırının altında karın doyurma mücadelesi veren emeklimize bir kez daha sırtını çevirdi” dedi. “İKTİDAR BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE EMEKLİYİ DE ASGARİ ÜCRETLİYİ DE AÇ BIRAKIYOR” Emeklinin zam oranıyla birlikte ne alabileceğini de hesaplayan Başevirgen, “En düşük emekli maaşı TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla birlikte 16 bin 881 liradan 18 bin 940 liraya yükseldi. Yani iktidar emekliye günlük 68 lira zammı reva gördü. Açıklanan enflasyon rakamları ne pazar fiyatlarını ne market fiyatlarını ne de sokağın gerçek rakamlarını yansıtıyor. Sokağın gerçek enflasyonu zamlarla birlikte daha fazla artmazsa, emekli günlük 68 TL’lik zammıyla 4 ekmek, 3 simit, 3 bardak çay, ortalama 11 adet yumurta veya 80 gram etten sadece birini alabilecek. TÜİK eliyle vatandaşın lokmasını çalan iktidar, emekliyi de asgari ücretliyi de bilinçli bir şekilde aç bırakıyor” diye konuştu.

Üç Çocuklu Bir Ailenin Sağlıklı Beslenmesinin Maliyeti 28 Bin TL! Haber

Üç Çocuklu Bir Ailenin Sağlıklı Beslenmesinin Maliyeti 28 Bin TL!

Bir çocuğun doyabilmesinin günlük maliyetinin 280 liralara dayandığına dikkat çeken CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Üç çocuğu olan bir ailenin, sadece çocuklarının beslenmesi için ayda 23 bin ila 25 bin lira arasında bir paraya ihtiyacı var. Bu rakam protein ağırlıklı bir beslenmede 28 bin TL’ye çıkıyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3 çocuk çağrısına da atıfta bulunan Başevirgen, “Üç çocuk isteyenlere sesleniyorum, 3 çocuğun aylık gıda masrafı 28 bin lira. Sadece çocukların yemek masrafı asgari ücreti aşıyor. Bu tablo bir yönetim değil, iktidarın çocukları kaderine terk etmesidir. Bu ekonomik düzen çocukların geleceğini çalıyor. Beslenemeyen çocuk, öğrenemez. Öğrenemeyen bir toplum geleceğini kuramaz” dedi. Derinleşen ekonomik kriz, çocukların temel besinlere erişimini bile imkânsız hâle getirdi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, çocukların sağlıklı beslenebilmesi için gereken gıdaları kalem kalem ortaya koydu. “Açlık sınırını geçtik, artık çocuklar için beslenme hakkı bile yok oluyor” diyen Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “ET YİYEBİLMEK, GEREKLİ PROTEİNİ ALABİLMEK ZENGİNLİĞİN DEĞİL, İNSAN OLMANIN GEREĞİDİR” Bir çocuğu doyurmanın günlük maliyetinin 280 TL’ye dayandığına dikkat çeken Başevirgen, “Bir kg etin fiyatı 900 liraya dayandı. Bir litre süt marketlerde 40-50 lira arasında, 200 gram ekmek 15 lira, yumurtanın tanesi 5 lira, tavuk göğsünün kilosu 230 lira, peynirin kilosu 350–400 lira arasında. Gerekli diğer gıda ürünlerini de hesaba kattığımızda gelişme çağındaki bir çocuğun günlük dengeli beslenme maliyeti 240 ila 280 TL arasında değişiyor. Üç çocuğu olan bir ailenin sadece çocuklarının beslenmesi için ayda 23 bin ila 25 bin lira arasında bir paraya ihtiyacı var. Bu rakam protein ağırlıklı bir beslenmede 28 bin TL’ye çıkıyor. Et yiyebilmek, gerekli proteini alabilmek zenginliğin değil, insan olmanın gereğidir. Ancak artık ülkemizde et, ayrıcalıklı zengin bir kesimin ulaşabildiği lüks bir besin kaynağı haline geldi. Hangi çocuk bu koşullarda gelişecek?” diye sordu. “VATANDAŞIN SOFRASINA ADALET GELMEDEN HİÇBİR ŞEY DÜZELMEZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vatandaşlardan 3 çocuk isteğini 5 çocuk olarak yenilemesini de eleştiren Başevirgen, “Beş çocuk isteyenlere sesleniyorum, 3 çocuğun bile aylık gıda masrafı 28 bin lira. Hadi karşılayın. Üç çocuk için asgari beslenme 15 bin – 18 bin lira, normal beslenme 19 bin 500 – 22 bin 800 lira, yeterli beslenme için 24 bin 300 – 28 bin 300 lira. Bir baba, bir anne bu rakamı nasıl ödeyecek? Sadece çocukların yemek masrafı asgari ücreti aşıyor. Açlık sınırını geçtik, artık çocuklar için beslenme hakkı bile yok oluyor. Bu tablo bir yönetim değil, iktidarın çocukları kaderine terk etmesidir. Bu ekonomik düzen çocukların geleceğini çalıyor. Beslenemeyen çocuk, öğrenemez. Öğrenemeyen bir toplum geleceğini kuramaz. AKP’nin vatandaşlarımıza dayattığı bu tablo bir kriz değil, çöküşün resmidir. Vatandaşın sofrasına adalet gelmeden hiçbir şey düzelmez” dedi.

Çiftçinin, Üreticinin, Köylünün Sesi Bu Bütçede Yok Haber

Çiftçinin, Üreticinin, Köylünün Sesi Bu Bütçede Yok

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu’nda üreticilerin sorunlarına dikkat çekti. Başevirgen, “Borç olarak verecekleri krediyi, KİT’lere dağıtacakları parayı, ihracat için şirketlere aktaracakları kaynağı ekleyip tarıma ayrılan kaynak diye sunuyorlar. İktidar tarımsal desteklere 770 milyar değil 168 milyar lira veriyor. Ayrılan bu destekler, tarlada toprağı işleyen üreticiye, çiftçiye doğrudan ulaşmıyor. Yani üreticiye ‘destek’ değil, borç veriliyor. AKP iktidarı çiftçiyi, besiciyi, üreticiyi bitirdi. Çiftçi artık AKP’den ümidini kesti” dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanlığı, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde konuştu. Başevirgen, çiftçinin, besicinin sorunlarına ve tarıma ayrılan bütçenin yetersizliğine dikkat çekti. “ÇİFTÇİNİN, ÜRETİCİNİN, KÖYLÜNÜN SESİ BU BÜTÇEDE YOK” Üreticinin sesinin bütçede olmadığına dikkat çeken Başevirgen, “Bu bütçe, kâğıt üzerinde 541 milyar liralık bir büyüklüğe sahip. Tarıma, hayvancılığa, kırsal kalkınmaya ayrılan toplam kaynak ise 888 milyar lira civarında. İlk bakışta bu bütçe büyük sanılabilir. Ancak rakamların arkasındaki gerçek bambaşka. Çiftçinin, üreticinin, köylünün sesi bu bütçede yok. Rakamlar havada uçuyor ama 5 yıldır tarım desteklerine ayrılan pay Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) binde 2’si. Çiftçinin alın terinin karşılığı verilmedi. Ayrılan pay gerçekten komik” dedi. Çiftçinin kanunen alması gereken payı alamadığını ifade eden Başevirgen, “2006 yılında Tarım Kanunu çıkardık diye övünüyorlar. Kanun ne diyor, ‘bütçeden tarıma ayrılan payın milli gelirin yüzde 1’inden aşağı olamaz.” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz 2026 yılında milli gelirin 77 trilyon lira olacağını söylüyor. Bu durumda tarım kanunu gereği tarım desteklerine ayrılan payın 770 milyar lira olması gerekir. Meclise sunulan 2026 bütçesinde tarım desteklerine ayrılan pay 168 milyar lira” diye konuştu. “ÜRETİCİYE ‘DESTEK’ DEĞİL, BORÇ VERİLİYOR” AKP iktidarının bugüne kadar çıkarılan kanuna hiçbir zaman uymadığını sözlerine ekleyen Başevirgen, “Algıyı yönetmekte o kadar mahirler ki, ‘2026 bütçesinde tarıma 888 milyar lira kaynak’ ayrıldığını övünerek söylüyorlar. Borç olarak verecekleri krediyi, KİT’lere dağıtacakları parayı, ihracat için şirketlere aktaracakları kaynağı ekleyip tarıma ayrılan kaynak diye sunuyorlar. İktidar tarımsal desteklere 770 milyar değil 168 milyar lira veriyor. Ayrılan bu destekler, tarlada toprağı işleyen üreticiye, çiftçiye doğrudan ulaşmıyor” açıklamasını yaptı. Desteklerin dağıtımının adil olmadığını vurgulayan Başevirgen, “Küçük üreticiye ulaşmayan destek, büyük işletmelere, tarımsal holdinglere veriliyor. Oysa Anadolu’nun dört bir yanında köylü üretici; ekipmanını, traktörünü, tarlasını satıyor. Çiftçinin tarlasını ekebilecek gücü de takati de kalmadı. Mazot desteği, elektrik indirimi, tarım sigortası gibi kalemlerde doğrudan, kolay erişilebilir destek mekanizmalarını görmek mümkün değil. Bu bütçede bu mekanizmalar yok. Yani üreticiye ‘destek’ değil, borç veriliyor” dedi. “ÇİFTÇİ BORÇ BATAĞINA DÜŞTÜ, BORCU 1,2 TRİLYONA DAYANDI” Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın koltuğa oturmasından bu yana 2 buçuk yılın geçtiğini hatırlatan Başevirgen, “‘Yapısal dönüşüm’, ‘gıda arz güvenliği’ ve ‘üreticiyi güçlendiren politikalar’ gibi büyük vaatlerle geldi. Ama ne yazık ki hiçbirini gerçekleştiremedi. Bu süreçte çiftçi borç batağına düştü, borcu 1,2 trilyona dayandı. Gıdada ithalata mahkum olduk. İthalatı bitireceklerini söylüyorlardı, özellikle kırmızı ette hala ithalat rekorları kırıyoruz” ifadelerini kullandı. Nisan ayında yaşadığımız ve 65 ili etkileyen zirai donun 500 bine yakın üreticinin mahsulünü yok ettiğini ve toplamda 23 milyar liralık hasara yol açtığına da dikkat çeken Başevirgen, “Hasarın en büyük olduğu il de Manisa. 37 bine yakın Manisalı üretici 813 bin dekarlık tarım alanında bu felaketi yaşadı. Aradan 8 ay geçmesine rağmen çiftçilere yapılacağı duyurulan destek ödemelerinin tamamı yatırılmadı. Girdi maliyetleri yüzde 50, yüzde 60 artmasına rağmen 7 numara üzüm geçen yıl da 100 liraydı bu yıl da 100 lira. Yaşanan felaketten dolayı üzüm üreticileri ellerinde kalan ürünlerle hasat yaptı ancak bu sefer de TMO’nun numara oyunuyla karşı karşıya kaldı” diye konuştu. “AKP İKTİDARI ÇİFTÇİYİ BİTİRDİ, BESİCİYİ, ÜRETİCİYİ BİTİRDİ, ÇİFTÇİ ARTIK AKP’DEN ÜMİDİNİ KESTİ” Çiftçilerin üretimden uzaklaştığını ve çiftçilerin yaş ortalamasının arttığına da dikkat çeken Başevirgen son olarak şunları söyledi: “Çiftçi, üretici, besici perişan. Çiftçinin ortalama yaşı 58, köylerde genç üretici yok. Manisa’nın Ahmetli ilçesinde genç bir besiciye denk geldik. Her geçen yıl hayvanlarının azaldığını, hayvanlarını satarak ayakta kaldığını söylüyor. Bir daha gittiğimizde onu bulamayacağımızı söylüyor. Bir başka besici, Ulusal Süt Konseyi’nin sütün referans fiyatını 19,60 lira olacak şekilde açıkladığını, sütün maliyetinin 21-22 lira olduğunu, ancak 16-17 liradan sütü sattıklarını, karşılığında para değil yem almak zorunda kaldıklarını söylüyor. Ve ekliyor, kahvede otursak çay içsek en azından zarar etmeyeceklerini söylüyor. AKP iktidarı çiftçiyi bitirdi, besiciyi, üreticiyi bitirdi. Çiftçi artık AKP’den ümidini kesti. Manisalı çiftçi, desteği sadece yerel yönetimlerden, CHP’li belediyelerden aldığını, iktidarın hiçbir yaraya merhem olmadığını söylüyor. Bu bütçe çiftçiye mazot vermez, umut vermez, bereket vermez, gelecek vermez. Çünkü bu bütçe çiftçinin faiz yükünü arttırıyor. Borcunu arttırıyor ve üretimden uzaklaştırıyor. CHP iktidarında tüm Türkiye gibi çiftçilerimiz de besicilerimiz de üreticilerimiz de rahat bir nefes alacak.”

Tencerede Et Yok, Bu Gidişle Bardakta da Süt Olmayacak! Haber

Tencerede Et Yok, Bu Gidişle Bardakta da Süt Olmayacak!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, üretim maliyetlerinin bile altında kalan çiğ süt fiyatlarına dikkat çekti. Başevirgen, “Bir litre sütü üretmenin maliyeti 22 lirayı geçti. Devletin belirlediği fiyat ise 19,60 TL. Besici her litre sütte zarar ediyor. Bu gidişle ülke kendi sütünü bile üretemez hale gelecek. Tarım politikalarındaki plansızlık, küçük üreticiyi adeta sektörden siliyor, hayvanlar kesime gidiyor. Tenceresine et koymaya gücü yetmeyen vatandaş, çiğ süt üretimindeki düşüşle birlikte bardağa da süt koyamayacak” dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, çiğ süt fiyatlarının düşük kalmasından dolayı besicilerin hayvanlarını kesime gönderdiklerine dikkat çekti. Çiğ süt fiyatlarının, üreticilerin maliyetlerini bile karşılamadığını belirten Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “SÜT FİYATI ÜRETİM MALİYETLERİNİ BİLE KARŞILAMIYOR” Türkiye’de tarım ve hayvancılık sektörlerinin alarm verdiğine dikkat çeken Başevirgen, “Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) 1 Ekim itibarıyla çiğ süt litre fiyatını 19,60 TL olarak belirlemesi, üreticilerin sorunlarını her geçen gün daha da derinleştiriyor. Artan yem, elektrik, mazot ve veterinerlik giderleriyle baş edemeyen çiftçiler, bu fiyatla üretim maliyetlerini bile karşılayamıyor” dedi. “BESİCİ HER LİTRE SÜTTE ZARAR EDİYOR” Bir litre sütü üretmenin maliyetinin 22 lirayı geçtiğini belirten Başevirgen, “Devletin belirlediği fiyat ise 19,60 TL. Besici her litre sütte zarar ediyor. Hayvanı besleyemeyen çiftçi ya ineğini kesime gönderiyor ya da üretimi bırakıyor. Bu gidişle ülke kendi sütünü bile üretemez hale gelecek. Tarım politikalarındaki plansızlık, küçük üreticiyi adeta sektörden siliyor. Büyük süt sanayicileri ve zincir marketler ise düşük üretici fiyatlarından faydalanarak kârını artırıyor. Ancak zincir bu şekilde kırıldığında hem üretici hem tüketici kaybediyor” diye konuştu. “TENCEREDE ET YOK, BU GİDİŞLE BARDAKTA DA SÜT OLMAYACAK” Çiğ süt fiyatlarının bir litre su almaya bile yetmediğine dikkat çeken Başevirgen, “Tenceresine et koymaya gücü yetmeyen vatandaş, çiğ süt üretimindeki düşüşle birlikte bardağa da süt koyamayacak. Su içmek çiğ sütten pahalı hale geldi. Üretici bir litre süt satıp bir bardak çay içemiyor, bir şişe su alamıyor. Bir litre çiğ sütün fiyatı 19,60 lirayken, bir litrelik şişe su 20–25 TL, bir kutu meşrubat 25–30 TL, bir litre mazotun fiyatı 56 lirayı geçmiş durumda. Üreticinin 19,60 liradan sattığı sütün fiyatı, ambalajlanıp market raflarına geldiğinde ise ortalama 50 lirayı buluyor. Yine kazanan, en büyük emeği sarf eden emekçiler, üreticiler değil” ifadelerini kullandı. “KÖYDE ÜRETİM BİTİYOR, GENÇLER HAYVANCILIKTAN KAÇIYOR, HAYVANLAR İSE KESİME GÖNDERİLİYOR” 23 yıllık AKP iktidarının çiftçiliği bitirdiği gibi besiciliği de bitirdiğini sözlerine ekleyen Başevirgen, “Köyde üretim bitiyor, gençler hayvancılıktan kaçıyor. Hayvanlar ise kesime gönderiliyor. Bugün süt üreticisini korumazsanız, yarın süt tozu ve tereyağını ithal etmek zorunda kalırsınız. Üreticiye yeterli destek verilmezse, birkaç yıl içinde çiğ süt üretiminde ciddi düşüş yaşanacak. Bu sadece ekonomik değil, gıda güvenliği açısından da bir krizdir” dedi.

Emekliye Bayram Hayal Oldu Haber

Emekliye Bayram Hayal Oldu

AKP’nin, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı’nda 3 bin lira tutarında ödenen bayram ikramiyelerinin 4 bin liraya yükseltilmesi için Meclis’e kanun teklifi sunduğunu hatırlatan CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Emeklinin bayram ikramiyesi 2018’de asgari ücretin yüzde 62.5’i olarak başlamıştı, 2025’de asgari ücretin yüzde 18’i oldu. Saray sadece Ocak ayındaki harcamalarıyla en düşük emekli maaşı alan 124 bin 354 emeklinin maaşı, 444 bin 820 emeklinin bayram ikramiyesi kadar harcama yaptı. Emeklilerin 4 bin liralık ikramiyeyle bayramda torunlarına harçlık vermesi, memleketine gitmesi, gelecek misafirleri için ikramlık alabilmesi hayalin de ötesine geçti. Emekliye bayram da hayal oldu” dedi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, AKP’nin bayram ikramiyesinin 3 bin liradan 4 bin liraya yükseltilmesi için Meclis’ sunduğu kanun teklifini eleştirdi. Sadece bin lira artacak ikramiyenin emeklilerin hiçbir yarasını sarmayacağına dikkat çeken Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “SARAY SADECE OCAK AYINDA 44 BİN 820 EMEKLİNİN BAYRAM İKRAMİYESİNİ HARCADI” Ekonomik krizin her geçen gün daha da derinleştiğini belirten Başevirgen, “Enflasyon, peşi sıra gelen zamlar vatandaşı nefes alamaz noktaya getirdi. Çalışanların durumu böyleyken yıllarca çalışıp üreterek ülke ekonomisine destek olan emeklilerin durumuysa daha vahim. Saray bu yıl ocak ayında 1 milyar 779 milyon 281 bin lira harcama yaptı. Saray sadece Ocak ayındaki harcamalarıyla en düşük emekli maaşı alan 124 bin 354 emeklinin maaşı, 444 bin 820 emeklinin bayram ikramiyesi kadar harcama yaptı. Bayram ikramiyesi 2018’de asgari ücretin yüzde 62.5’i olarak başlamıştı, 2025’de asgari ücretin yüzde 18’i oldu. 14 bin 469 liralık maaşla açlığa mahkum edilen emeklinin tüm umutları ikramiyeydi ancak iktidar 4 bin lirayı reva görerek emeklinin aklıyla dalga geçmeyi tercih etti. AKP’nin ekonomi politikaları artık hiçbir vicdana sığmıyor” dedi. “EMEKLİYE BAYRAM HAYAL OLDU” Ramazan ayına yoksul bir şekilde giren emeklileri buruk bir bayramın beklediğini söyleyen Başevirgen, “4 bin liralık ikramiyeyle emekli nasıl torununa harçlık versin, nasıl ikramlık tatlı, şeker alabilsin? En düşük baklavanın kilogram fiyatı 550 lirayı buldu. En düşük ikramlık şekerin kilogram fiyatıysa 250 liradan başlıyor. Emekliler yaşam mücadelesi verirken bayramda torunlarına harçlık vermesi, memleketine gitmesi, gelecek misafirleri için ikramlık alabilmesi hayalin de ötesine geçti. Emekliye bayram hayal oldu. Emekli bayramı geçti, artık karnını doyurabilmenin derdine düştü. İktidara çağrımızdır. Yaptığınız yanlıştan bir an önce dönün en düşük emekli maaşını en azından asgari ücret düzeyine çıkarın, bayram ikramiyesi de bir asgari ücret tutarına yükseltin” diye konuştu.

Manisalı Üzüm Üreticisi Perişan Halde! Haber

Manisalı Üzüm Üreticisi Perişan Halde!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in dinlediği üzüm üreticileri, ruhsatlı ilaç kullanmalarına rağmen etken madde çıktığı gerekçesiyle üzümlerinin alınmadığından yana dert yandı. Üretici, “Ruhsatlı ilacı atıyoruz sonra kalıntı çıktı diye almıyorlar. Fişlerimiz, faturalarımız hepsi elimizde” dedi. Bir diğer üretici, “Herkesin ağzında fiyat kırma politikası olarak ilk başta bir yağmur olayı oldu. Sonra o iş kalktı şimdi üzüm kalmayınca son bir aydan beri etken madde muhabbeti ortaya çıktı. Firmaların, tüccarların ağzında artık koz oldu” sözleriyle durumu anlattı. Üreticilerin durumunu değerlendiren Başevirgen ise, “Manisalı üzüm üreticisi şu anda perişan halde. Bu bölgede çiftçi artık arazisini satmaya başladı” dedi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Manisa’nın Ahmetli ilçesinde üzüm üreticilerinin sorunlarını dinledi. Üretici, ürünlerinde ruhsatlı zirai ilaç kullanmalarına rağmen, etken madde olduğu gerekçesiyle firmaların üzümü almadığını ya da fiyat kırmaya çalıştığını ifade etti. Tonlarca üzüm, üreticilerin elinde kaldı. “RUHSATLI İLACI ATIYORUZ SONRA KALINTI ÇIKTI DİYE ALMIYORLAR” Hiç ruhsatsız ilaç atmadığına dikkat çeken bir üzüm üreticisi, “Hem ilaca ruhsat veriyorsun hem bize attırıyorsun biz bunu çözemiyoruz. Fişlerimiz, faturalarımız hepsi elimizde. 3-4 aktif ilaç var. Ruhsatlı ilacı atıyoruz sonra kalıntı çıktı diye almıyorlar. Yeni sezon başlıyor, masrafımız çok, elimizde mevcut olan bağlar var. Budamazsak olmaz, bağlamasak olmaz, malı sahipsiz de bırakamayız. Mecbur devam etmek istiyoruz ama bu şekilde nasıl devam edeceğiz? Bize verilen ilaçlar ruhsatlı, attığımız hiçbir yasak ilaç yok zaten atamayız. Ama üzümü almaya gelince, ‘sen bu ilacı niye attın?’ diye soruyorlar. Sen niye sattırıyorsun, ben niye atıyorum? Bunun cevabını alalım” dedi. “BİZE KİM DESTEK VERECEK? BU ÇİFTÇİYE KİM BAKACAK?” Üreticilerin üretimden uzaklaştığını söyleyen çiftçi, “Ben hem üzüm üretiyorum hem de başkalarının bağlarında iş yapıyorum. Geçen sene ben 300 dekar yer kökledim. İnsanlar ona bel bağlıyor ama ondan da bir gelir gelmeyince toprağını satıp başka illere gidiyor. Çiftçilik böyle bitiyor” diye konuştu. Başevirgen’in, elde kalan üzümleri satamadan yeni mahsul için masrafları nasıl karşılıyorsunuz sorusunu da yanıtlayan çiftçi, “Traktörümüzü satıyoruz, arabamızı satıyoruz, arazimiz varsa onu satıyoruz, borçlanıyoruz. Kredileri de kestiler. Şu an çiftçiye hiçbir destek yok. Her taraftan önümüze geçtiler. Bize, ‘bağları kökleyin, işi bırakın, gidin asgari ücrete çalışın’ diyorlar. Zaten 5-10 dönüm arazisi olan ufak çiftçiyi bitirdiler. Bize kim destek verecek? Bu çiftçiye kim bakacak?” diye sordu. “ÖNCE YAĞMUR SONRA ETKEN MADDE BAHANESİYLE FİYAT KIRMA POLİTİKASI YAPILIYOR” Bir başka üzüm üreticisi de firmaların önce yağmuru sonra üzümlerde etken madde olduğunu bahane ederek fiyat kırmaya çalıştığını ifade etti. Çiftçi, “Herkesin ağzında fiyat kırma politikası olarak ilk başta bir yağmur olayı oldu. Sonra o iş kalktı şimdi üzüm kalmayınca son bir aydan beri yaklaşık etken madde muhabbeti ortaya çıktı. Firmaların, tüccarların ağzında artık koz oldu. Dönüm maliyeti; ortalama bir kişi budak yapsa 15 bin lira budak parası, bağlamasıyla beraber 20 bin lira, dönüm maliyeti 2 bin lira, ilaç 3 bin lira. Sadece başlı başına 10 dönümün maliyeti 50 bin lira. Üzüm 10 lira olsa maliyetler keşke hep 1 lira olsa. Direk alıyoruz tanesi 150 lira. Ortalama 10 dönüm bir yere 10 tane direk kullanılıyor. Sadece bin 500 lira direk parası” diye konuştu. “MANİSALI ÜZÜM ÜRETİCİSİ ŞU ANDA PERİŞAN HALDE, ÇİFTÇİ ARTIK ARAZİSİNİ SATMAYA BAŞLADI” Üreticilerin durumunu değerlendiren Başevirgen ise şunları kaydetti: “Çiftçi üretiyor ama ne kadara satacağını bilmeden üretiyor. Şimdi diğer ürünlerde para yapmıyor. Çiftçi en azından üzümden yana yüzü güler diye düşünüyordu. Üzüm fiyatı 120-130 liralardan 150-160 liraya çıkacak mı diye beklenirken üzüm 70 liralara düştü. Manisalı üzüm üreticisi şu anda perişan halde. Bu bölgede çiftçi artık arazisini satmaya başladı. Gittiğimiz her yerde çiftçi, ‘5 dönüm sattım, 10 dönüm sattım, traktörümü sattım. Yeni ürün ekebilmek için mecburum’ diye söylüyor. Çiftçinin bu şartlar altında üretim yapma şansı kalmadı. Çiftçi mahsulüne güvenip evlenemiyor, çocuğunu evlendiremiyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.