SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basin Özgürlüğü

Porsuk Haber Ajansı - Basin Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basin Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin Haber

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin

Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, Meclis’te partisinin ilk önergesini gazeteciler için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin araştırılması ve gazetecilerin mesleklerini yapabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163’üncü sırada. 7 ayda gazeteciler en az 350 kez hakim karşısına çıktı. 50 gazeteci gözaltına alındı. 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. İfade ve basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Gelin Meclis’te bir komisyon kuralım, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesinin, halkın haber alma hakkının önünü açalım” dedi. Önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedilirken, Çakırözer, “Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” diye konuştu. 7 AYLIK İHLAL BİLANÇOSU: GAZETECİLER 350 KEZ YARGILANDI Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı, Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer partisinin TBMM’deki ilk önergesini gazeteciler ve basın özgürlüğü için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alında yaşanan ihlallerin ortadan kaldırılması ile halkın haber alma hakkının korunması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer’in önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Meclis’teki konuşmasında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlal bilançosunu açıklayan Çakırözer, Türkiye’nin dünyadaki basın özgürlüğü sıralamasına dikkat çekerek şunları söyledi: “AKP'nin ifade ve basın özgürlüğünü abluka altına alan baskı, sansür, engelleme girişimleri maalesef artarak devam etmekte. Türkiye 2026 yılı itibarıyla dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163'üncü sıraya geriledi çünkü haberi, yazısı, paylaşımı nedeniyle gazeteciler soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya. Temmuz ayının üçte biri adli tatildi ama o ayda bile gazeteciler en az 40 kez hâkim karşısına çıktı! 8 gazeteci gözaltına alındı, 2 gazeteci tutuklandı. Yılın başından bu yana yedi aylık süreçte 350 kez hakim karşısına çıktı gazeteciler haberini, yazısını savunmak için. En az 50 gazeteci gözaltına alındı. İsmail Arı, Alican Uludağ, Nedim Oruç, Pınar Gayıp, Yıldız Tar, Sibel Gürcihan'ın da aralarında olduğu 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. Merdan Yanardağ, uydurma casusluk davanızdan tam iki yüz seksen beş gündür, otuz beş yıllık gazeteci Ali Çağatay tweet attı diye bir buçuk aydır özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum, zindandalar.” “GAZETECİLER ZİNDANDAYKEN TARİHİ SÜRECİ KİM YAZACAK” “Bir yandan terörü bitireceğiz, toplumsal barışı sağlayacağız diyoruz! Peki ama bu tarihi süreci kim yazacak, kim anlatacak?” diye soran Çakırözer, “Meclisimiz tarihî günlere tanıklık ediyor. Peki ama bu tarihî süreci kim yazacak, kim anlatacak? Gazetecileri cezaevine koyarak, haberlerini sansürleyerek, siteleri karartarak mı yapacaksınız? Gazeteciler emekli eyleminde, madenci direnişinde, 19 Mart darbesinde, 1 Mayıs, 8 Mart, NATO protestolarında meydanlardan haber yapacak ama engelleniyor. Tutuklu meslektaşına destek için yürümesine dahi abluka konuyor. Dünyanın öbür ucundan gelen gazeteci Ankara'da zirve izliyor ama kendi gazetecimize yasaklanıyor. Siteler, sosyal medya hesapları kapatılıyor. Yetmiyor, hepsi bir de zindana tıkılıyor. Silivri'de ve diğer adliyelerde habercilere mahkeme salonları yasaklanıyor. Davaları anbean aktaran gazeteciler gerekçesiz gözaltına alınıyor.” “1,5 MİLYON WEB SİTESİ VE ALAN ADI ERİŞİME ENGELLİ” Haber, sosyal medya ve sitelere getirilen erişim engellerine de dikkat çeken Çakırözer, ülkenin toplumsal hafızasının erişim engelleriyle sistematik bir biçimde silindiğini, karartıldığını söyledi. Çakırözer şöyle konuştu: “Tam beş yüz günü aşkın süredir haksız, hukuksuz tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, 15,5 milyon yurttaşın Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına, sesine, afişine ve hatta adına bile tahammül edemeyenler, şimdi de onu dijital darbe yöntemleriyle susturmaya çalışıyor. Tam 11 kez hesaplarını engellediniz. Bu karartma sadece İmamoğlu'nun sesini kısmak değil, milletimizin haber alma, siyasal bilgiye erişim ve demokratik tercih oluşturma hakkını da yok etme girişimidir. İfade Özgürlüğü Derneğinin rakamları ortada: 2025 sonu itibarıyla Türkiye'den erişime engellenen web sitesi ve alan adı sayısı 1,5 milyonu aşmış durumda. Sayenizde erişim engelleri sistematik ve kalıcı bir dijital sıkıyönetim rejimine dönüşmüş durumda.” “BUGÜNÜN TARİHİNİ YAZACAK ARŞİVLER YOK EDİLİYOR” “Vatandaşın sesini duyurduğu neredeyse her kitlesel olayda X, YouTube, Instagram ve WhatsApp gibi platformlara bant daraltmak rutine binmiş. Oysa Anayasa Mahkemesi keyfî erişim engellemenizi, haber karartmanızı hukuksuz bulmuştu. Peki, siz ne yaptınız? Bu ayıbı ortadan kaldırmak yerine ‘millî güvenlik’ ve ‘kamu düzeni’ kılıfıyla bu dijital sansürü misliyle sürdürüyorsunuz. Siyasetçi görüş veriyor, gazeteci haberini paylaşıyor, yurttaş yorumunu yapıyor, hepsine anında karartma, anında sansür. Bugünlerin tarihini yazacak olan arşivler yok edilmektedir.” “KOMİSYON KURULSUN, TAHRİBAT ORTAYA ÇIKARILSIN!” Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve erişim engelleri için Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Biz bu nedenle bu önergeyle diyoruz ki: Gelin, bir Meclis araştırma komisyonu kurulsun ve bu dijital sıkıyönetimin tahribatı bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılsın. Bilgiye erişim hakkı aktif yurttaşlığın ve demokratik denetimin temelidir. Demokrasi, bilgiye özgür ve güvenilir erişim olmadan yaşayamaz. Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” dedi.

Yeni Parti MYK'da Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'e Kritik Görev Haber

Yeni Parti MYK'da Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'e Kritik Görev

Yeni Parti'nin Parti Meclisi toplantısının ardından Genel Başkan Özgür Özel tarafından belirlenen yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri kamuoyuna duyuruldu. Açıklanan 9 kişilik yeni A Takımı'nda, Eskişehir siyasetinin ve meclisin deneyimli ismi Milletvekili Utku Çakırözer, Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirildi. ​Utku Çakırözer Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oldu ​Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde şekillenen yeni dönem MYK listesinde en dikkat çeken atamalardan biri Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'in üstlendiği sorumluluk oldu. Basın özgürlüğü, medya sektörü ve kamuoyunu bilgilendirme süreçlerindeki tecrübesiyle tanınan Çakırözer, yeni dönemde Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapacak. ​Yeni MYK ve Görev Dağılımı Tam Liste ​Özgür Özel başkanlığında toplanan Parti Meclisi sonrasında belirlenen 9 kişilik yeni MYK kadrosunun tamamı şu isimlerden oluştu: ​Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Utku Çakırözer (Eskişehir Milletvekili) ​Genel Sekreter: Yunus Emre ​Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Ensar Aytekin ​İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Özgür Ceylan ​Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Yaşar Tüzün ​Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Gizem Özcan ​Yurt Dışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Nurhayat Altaca Kayışoğlu ​Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Aylin Yaman ​Parti Sözcüsü: Zeynel Emre

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’dan 24 Temmuz Basın Bayramı Mesajı Haber

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’dan 24 Temmuz Basın Bayramı Mesajı

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Basının demokrasinin vazgeçilmez temel taşlarından biri olduğuna dikkat çeken Vali Yılmaz, Eskişehir yerel basınının köklü geçmişine ve şehir gelişimindeki kritik rolüne vurgu yaptı. ​"Basın, Devlet-Millet Bütünleşmesinin En Güçlü Köprüsüdür" ​Vali Dr. Erdinç Yılmaz mesajında, Türk basınında sansürün kaldırıldığı 24 Temmuz 1908 tarihinin demokrasi ve basın özgürlüğü adına büyük bir dönüm noktası olduğunu belirtti. ​Eskişehir’in sadece sanayisi ve şehircilik vizyonuyla değil, aynı zamanda ülkenin en köklü basın geleneklerinden birine sahip olduğunun altını çizen Vali Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: ​"Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren şehrimizin hafızasını tutan, sevinçlerimize ve dertlerimize ortak olan, Eskişehir'in gelişimine omuz veren yerel basınımız; bu köklü kültürün en kıymetli taşıyıcılarıdır. Mesai mefhumu gözetmeksizin hakikatin peşinden koşan gazetecilerimiz, şehrimizdeki devlet-millet bütünleşmesinin de en güçlü köprüsüdür." ​Ebediyete İrtihal Eden Gazeteciler Anıldı ​Şehrin kalkınması, tanıtılması ve sorunların yapıcı bir dille kamuoyuna aktarılması sürecinde basın mensuplarıyla omuz omuza çalıştıklarını belirten Dr. Erdinç Yılmaz, tüm gazetecilerin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı kutladı. ​Mesajının sonunda, görevi başında hayatını kaybeden basın mensuplarını ve Eskişehir basın camiasına hizmet etmiş ebediyete intikal eden değerli kalemleri rahmetle anan Vali Yılmaz; ülkenin ve şehrin dört bir yanında ilkeli yayıncılık anlayışıyla görev yapan tüm basın çalışanlarına sağlık, mutluluk ve başarı dileklerini iletti.

Başkan Kurt: “24 Temmuz, Kutlama Değil Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günüdür” Haber

Başkan Kurt: “24 Temmuz, Kutlama Değil Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günüdür”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türk basınında sansürün kaldırılışının 118’inci yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Kurt, 24 Temmuz 1908’in gazetelerin ilk kez sansür memurlarının denetimi olmadan yayımlandığı ve halkın haber alma hakkı adına atılmış tarihi bir adım olduğunu belirtti. Sansürün resmî olarak kaldırılmasının üzerinden 118 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün gelinen noktada gerçek anlamda basın özgürlüğüne ulaşılamadığını vurgulayan Başkan Kurt, mesajında şu ifadelere yer verdi: “24 Temmuz, Türk basın tarihinde sansürün kaldırıldığı gün olarak anılsa da bugün ne yazık ki bir bayram değil, basın özgürlüğü mücadelesinin simgesidir. Aradan geçen yıllara rağmen gazeteciler hâlâ baskılarla, sansürle, soruşturmalarla, davalarla ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakılıyor. Gerçeğin peşinde koşan kalemler susturulmak isteniyor. Demokrasinin temel taşı özgür basındır. Basının susturulduğu, gazetecilerin baskı altına alındığı bir ülkede hukuk devletinden, ifade özgürlüğünden ve halkın iradesinin sağlıklı biçimde tecelli etmesinden söz etmek mümkün değildir. Çünkü özgür basın yalnızca gazetecilerin değil, toplumun nefesidir; halkın haber alma hakkının en önemli güvencesidir. Bugün ülkemizin en büyük ihtiyaçlarından biri; hukukun üstünlüğünü esas alan, düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan gerçek bir demokrasi iklimidir. Gazetecilerin mesleklerini korkmadan yapabildiği, eleştirinin suç sayılmadığı, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği bir Türkiye, hepimizin ortak özlemidir. Yerel yönetimler olarak şeffaflığı, hesap verebilirliği ve katılımcılığı demokrasinin vazgeçilmez ilkeleri olarak görüyoruz. Halk adına denetim görevini yerine getiren, kamuoyunu doğru bilgilendiren bağımsız basının yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki basının susturulduğu yerde yalnızca gazeteciler değil, toplum da kaybeder. 24 Temmuz’u bir kutlama günü olarak değil; demokrasiye, hukuk devletine ve basın özgürlüğüne sahip çıkma günü olarak görüyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, her türlü baskıya rağmen halkın haber alma hakkını savunmaktan vazgeçmeyen tüm basın emekçilerinin 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nü kutluyor; özgür basının, bağımsız yargının ve güçlü demokrasinin egemen olduğu aydınlık bir Türkiye umuduyla tüm gazetecilere dayanışma duygularımı iletiyorum.”

Basın Özgürlüğüne Yapılan Müdahaleyi Kınıyoruz! Haber

Basın Özgürlüğüne Yapılan Müdahaleyi Kınıyoruz!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Eskişehir ziyareti sırasında korumalarının basın mensuplarına yönelik gerçekleşen müdahalelerine AK Partili siyasetçiler tepki gösterdi. AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, yaşanan olayları "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. ​Özgür Özel’in Eskişehir programı kapsamında kongre salonunda ve Hamamyolu Caddesi'nde yaşanan ve yerel basın mensuplarını hedef alan fiziki müdahaleye tepki geldi. AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç basın özgürlüğünün önemine vurgu yaparak, olaya sessiz kalan çevreleri eleştirdi. ​"Kendi Kaosunuzu Eskişehir’e Taşımayın" ​Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, yaşananları "çirkin bir manzara" olarak tanımladı. Basın emekçilerine yönelik tutumu sert bir dille eleştiren Albayrak, şunları kaydetti: ​"Eskişehir, huzurun şehridir. Ancak Sayın Özel’in gelişlerinde alışkanlık haline gelen bu çirkin görüntülere bir yenisi daha eklendi. Kendi iç koltuk kavgalarınızın ve siyasi buhranlarınızın faturasını, bu şehrin masum basın mensuplarına kesemezsiniz. Kürsülerde basın özgürlüğü naraları atıp, sahada emekçileri tartaklatan bu ikiyüzlü zihniyeti Eskişehirli hemşehrilerimizin vicdanına havale ediyorum." ​"Basın Özgürlüğü Çifte Standart Kabul Etmez" ​AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç ise yaptığı açıklamada, gazetecilerin kamu görevi yaptığını hatırlatarak, olaya yönelik tepkisizliğin altını çizdi. Tunç, özellikle bazı basın kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin sessiz kalmasına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Gazetecilerin görevlerini yaparken baskıya veya fiziki müdahaleye maruz kalması, halkın haber alma hakkına doğrudan bir saldırıdır. Bizi en az olay kadar üzen husus, basın özgürlüğünü her fırsatta savunanların bu olay karşısındaki sessizliğidir. Basın özgürlüğü, siyasi kimliğe göre değişmez. Haksızlık kime yapılırsa yapılsın ses yükseltilmelidir. Bugün sessiz kalanların, yarın basın özgürlüğü adına yapacakları açıklamaların inandırıcılığı sorgulanacaktır. İlkeler, kişilere göre değişiyorsa ortada ilke değil, çifte standart vardır." dedi.

​İYİ Partili Usta’dan İktidara Sert Eleştiri: "Kayyum Düzeniyle Devlet Yönetilemez" Haber

​İYİ Partili Usta’dan İktidara Sert Eleştiri: "Kayyum Düzeniyle Devlet Yönetilemez"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, bir dizi temaslarda bulunmak üzere geldiği Eskişehir’de iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Usta, hem ulusal hem de yerel gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulunarak 27 Haziran’da Tandoğan’da gerçekleşecek büyük mitinge çağrıda bulundu. ​Hamamyolu Yediler Parkı’nda İYİ Parti GİK Üyesi Melih Aydın, İl Başkanı Serdar Ulucan, Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan, İl ve İlçe Yöneticileri ile bir araya gelen Genel Başkan Yardımcısı Usta ülke ve şehir gündemlerini değerlendirdi. İYİ Parti heyeti düzenlenen basın toplantısının ardından ise esnaf ziyaretinde bulunarak esnaflara hayırlı işler diledi ve Hamamyolu üzerinde vatandaşlarla bir araya geldi. Basın toplantısında konuşan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı; "Bugünkü programımızda, bizleri kırmayarak yoğun programı arasında Eskişehir'imize gelen kıymetli Genel Başkan Yardımcımız ve Samsun Milletvekilimiz Erhan Usta'ya da Eskişehir teşkilatımız adına hoş geldiniz diyorum. ​Malumunuz 27'sinde bir mitingimiz var. Bununla ilgili saha çalışmalarımız sürüyor. Gerekli değerlendirmeyi de Genel Başkan Yardımcımız Samsun Milletvekilimiz gerçekleştirecek. Ben sadece bugün buradan bütün Eskişehir'lilerin, bütün Türkiye'deki gerçekten emek veren, fedakarca mücadele eden babalarımızın Babalar Günü'nü kutluyorum. Ahirete irtihal etmiş, şehadete ermiş, şehit olmuş tüm babalarımızı da rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. ​İşte bugün ayrı bir gün. Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu, yani bizim gerçek atamız, babamızın da Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümü. Bundan 106 yıl önce Eskişehir'i şereflendirmiş. İnşallah bizler de 106 yıl önce Atatürk'ün burada nasıl sevgi, saygıyla karşılandıysa da yarınki aydınlık günlerde de atamızın huzurunda, izinde, yürümeye, aydınlık günlere, Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz diyorum." dedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; "Anadolu'nun bağrından yükselen, tarihin kültürün ve medeniyetin asırlardır birbirine kavuştuğu, Kurtuluş Savaşı'nın kilit kavşaklarından biri olan Eskişehir'de sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek ve saygılarımı sunarak sözlerime başlıyorum. ​Başkanımızın da ifade ettiği gibi, bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümü tekrar kutlu olsun. Kendisini minnetle, rahmetle, saygıyla yad ediyoruz. Ayrıca başta şehit babaları olmak üzere bütün babaların da Babalar Günü'nü kutluyorum. ​Şimdi değerli arkadaşlar, 24 yıllık bir AK Parti hükümetleri var. AK Parti hükümetleri tarafından Türkiye yönetiliyor. Toplumun her kesimi aslında baktığınızda yarına ilişkin umudunu yitirmiş, bu günü nasıl devam ettirebiliriz, nasıl ayakta kalabilirim mücadelesi veriyor. ​Esnaf vergi ve SSK borcu altında eziliyor, siftahsız iş yerini kapatıyor, her gün rakamdan bir tane malı eksiliyor. ​Çiftçi, döktüğü alın terinin karşılığını alamıyor, artık arazilerimiz ekilemez hale gelmiş. ​Sanayici fabrikasını elden çıkarmak için çabalıyor, önünü göremiyor, belirsizliklerle boğuşuyor. ​12 milyona yakın geniş tanımlı işsizimiz var, bu Türkiye'nin istatistik kurum rakamıdır. Yani altın iş gücü oranı %30 olmuş bir Türkiye'yi yaşıyoruz. ​Gençler Türkiye'den umudunu yitirmiş, gençlerin %65'i eğer bir imkanım olsa kalıcı olarak yurt dışına giderim diyor. Bir ülkenin bitmesi demektir zaten bu. Bir ülkenin gençlerin %65'i kalıcı olarak yurt dışına gitmek istiyorsa, o ülke bitmiş demektir. ​Her gün bir kadına şiddet olayıyla, bir çevre katliamıyla, bir hayvan cinayetiyle maalesef uyanıyoruz. Adalet mekanizması çalışmıyor, artık adalet, hukuk siyasallaştırılmış. Sarayın yargısı oluşmuş, böyle bir Türkiye manzarası var. Kimse adalete güvenmiyor, kimse adaletten bir şey beklemiyor. ​Kayyum mekanizması, artık bir kayyum devleti oldu. Önce belediyelerle başlandı kayyum atanmaya. Sonra partilere kayyum atanıyor, şirketlere kayyum atanıyor, şimdi de en son Gazi Meclis'e, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kayyum atanmaya çalışılıyor. Böyle bir Türkiye manzarası var. ​Hatırlayın; ben milletvekili, aynı zamanda Meclis Başkanvekili Pervin Buldan'ın bir açıklaması oldu. Biz dedi, Abdullah Öcalan ile ilgili olarak, onun özgürlüğüyle ilgili olarak, onun statüsüyle ilgili olarak çalışmayı, kanun çalışmasını hep beraber yapacağız, kanun taslağını İmralı'ya götüreceğiz, Abdullah Öcalan bakacak, eğer o onaylarsa Meclis'e gelecektir, dedi. ​Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, Gazi Meclis'e yapılmış en büyük saygısızlıktır ve oraya da kayyum atanması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün terörün ve teröristin kutsandığı, bebek katilinin kutsandığı bir Türkiye manzarası var. Düşmana korku salmayan, düşmanı, dosta da güven vermeyen bir Türk devleti maalesef bugün, ıı, bugün Türk devleti haline getirildi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AK Parti hükümetleri tarafından. ​Bakın Türkiye'nin bugün 5. nesil hava savunması yok değerli arkadaşlar. Etrafımızdaki Yunanistan'dan başlamak üzere bize düşman olabilecek, düşman gözle bakılacak her ülkenin 5. nesil savunma sistemi var. Türkiye'nin böyle bir şeyi yok. ​Dış politika zikzaklarla dolu. Kurumlar devre dışı kalmış, kişilerle bireysel ilişkilerle giden hatta bireysel menfaat üzerinden giden bir dış politika var. Ege adaları işgal edilmiş, işgal edilmekle kalmamış silahlandırılmış. Türkiye'nin sesi çıkmıyor, Türkiye'yi yönetenlerin sesi çıkmıyor. Bütün kurumları tahrip edilmiş bir Türkiye manzarası var. ​Uluslararası endekslere bakıyorsunuz. Türkiye yolsuzluk algı endeksinde 180 ülke içerisinde yolsuzluğun en fazla olduğu 124. ülke konumuna yükselmiş. Yağma talan almış başını devam ediyor. Hukukun Üstünlüğü Endeksinde 143 ülke içerisinde 118. sıradayız, yani hukukun olmadığı ülkeler arasındayız. Bakın bu endeksleri bizim de uluslararası kuruluşların yaptığı endeksler. Buralarda bir adım ileri gidince hemen AK Parti hükümetleri, AK Parti yetkilileri referans buluyor, dolayısıyla bunlar gerçekten sağlam endeksler ancak maalesef burada her gün kötüleşiyor. ​Basın özgürlüğü endeksi sizi çok ilgilendiriyor. 180 ülke içerisinde 163. sıradayız. Basının hiçbir şekilde neredeyse özgür olmadığı bir ülkeyiz. Hükümetin denetlenmesi endeksinde, en berbat olanı da bu, 143 ülke içerisinde 136. sıradayız. İşte o yüzden tek, tek, ıı, tek adam yönetimi dediğimiz o, artık hiçbir şekilde denetlenmeyen, hiçbir gücün sınırlandırılmadığı bir yönetim tarzı maalesef Türkiye'ye hakim olmuş. Tabii böyle bir ortamda teşebbüs hürriyetinden, mülkiyet güvencesinden, fikir hürriyetinden, düşünce ifade özgürlüğünden bahsetmek mümkün değil. ​Tabii ulusalda böyle sorunlarımız varken, yerelde işler iyi mi gidiyor? Bugün madem Eskişehir'deyiz, Eskişehir'le ilgili birkaç örnek verelim. Yağma talan her yerde olduğu gibi Eskişehir'de de devam ettirilmek isteniyor. Devlet Hastanesi 44.000 m2 arazisiyle bugün satışa çıkartılmış durumda. Bununla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıktı. Ama yereldeki AK Parti yetkililerine bakarsanız böyle bir şeyin olmadığını söylüyorlar, fakat bir yandan da prosedür çalışıyor. ​Bu yetmezmiş gibi buna itirazlar devam ederken, Hava Hastanesi 66.000 m2'lik alan da satışa çıkartılıyor. Bununla ilgili de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartılıyor. Ama yerelde bakarsanız böyle bir şey yok deniliyor, fakat iş işlem devam ediyor. Bunların satıldığını maalesef hep beraber göreceğiz. ​Tıp Fakültesi Hizmet Binası'nın birçok kısmı depreme karşı dayanıklı değil. 2 milyon insana çevre illerle birlikte hizmet veren hastane bugün depreme karşı dayanıksız bir şekilde risk altında. Buraya yatırım yapılacak mı diye soruyorsunuz, her defasında evet diyorlar fakat yapılan bir yatırım yok. ​Eskişehir Alpu-Mihalıççık yolu, sadece 42 kilometrelik yol artık ölüm yolu olarak adlandırılıyor. 20 yıldır söz verilmesine rağmen bir tane bir şey yapılmış değil. Benzer şekilde Seyitgazi-Kırka-Afyon karayolu da aynı şekilde sözler veriliyor, yapacağız deniliyor ama hiçbir şey yapılmıyor. ​Güney-Kuzey çevre yolu 17 yıldır buraya ilişkin de sözler verilmiş durumda ama yine ıı yapılan bir işlemin olmadığını görüyoruz. ​Dolayısıyla hem yerelde hem ulusalda umutların tükendiği, ıı bir umutların söndüğü, umutların tükendiği bir ortamda biz Türkiye'nin sahipsiz olmadığını göstermek için bayrak açıyoruz İYİ Parti olarak. Sayın Genel Başkanımızın başlattığı ve 27 Haziran'da Tandoğan mitingiyle taçlandırılacak bu bayrak açma işte az önce bahsettiğimiz bu olumsuzlukların üzerinden bu olumsuzluklara karşı Türkiye'nin sahipsiz olmadığını göstermek içindir. ​Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı Tandoğan'da beraber olacağız. Üniter yapımıza, kardeşliğimize, milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize saldırına karşı Tandoğan'da hep birlikte olacağız. Milletin birliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne savaş ilan edenlere karşı Tandoğan meydanında olacağız. Terörü, teröristleri, vatan hainlerini kutsamak isteyenlere karşı Tandoğan meydanında olacağız. ​Şehit ailelerinin bitmeyen acıları ve dinmeyen gözyaşları için, intihar eden polislerimiz için, grev yapan, açlık grevi yapan öğretmenlerimiz için Tandoğan meydanında olacağız. Haber yaptığı için gözaltına alınan gazeteciler için, siyaset yaptığı için içeri atılan siyasi hakları ve hürriyetleri gasp edilenler için, eşitlik için, hürriyet için, demokrasi için Tandoğan meydanında olacağız. ​Okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudunu yitirmiş gençler, tenceresini kaynatamayan emekliler, açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş emekçiler, toprağa akıttığı terin karşılığını alamayan çiftçiler, siftahsız dükkan kapatan, hadiselerle, icralarla boğuşan esnaflar için Tandoğan meydanında olacağız. ​Enflasyona yanlış ölçerek hak, hak, hakkı gasp edilenler için Tandoğan meydanında olacağız. Özetle; adaletsizliğe karşı adalet için, saltanata karşı Cumhuriyet için, kayyumlara karşı demokrasi için, butlanlara karşı milli egemenlik için, çözülmeye karşı bütünlük için 27 Haziran'da Tandoğan meydanında olacağız. ​Parti ayrımı yapmadan, al bayrağı şerefi ve namusu bilen, Cumhuriyet ve devlet sevdalısı her vatandaşımızı da sizler aracılığıyla Tandoğan meydanına davet ediyoruz. Bu büyük buluşma inanıyorum ki Türk milletinin yeniden doğuşu olacaktır diyorum. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum." .

CHP’li Çakırözer: ''Basın İlan Kurumu Anadolu Basınını Bitiriyor'' Haber

CHP’li Çakırözer: ''Basın İlan Kurumu Anadolu Basınını Bitiriyor''

Anayasa Mahkemesi’nin, Basın İlan Kurumu’nun (BİK) ilan ve reklam kesme cezası verme yetkisini iptal etmesine rağmen, AKP’nin Meclis’e getirdiği teklifle BİK’e yeni müeyyide yetkileri tanınmasına muhalefet tepki gösterdi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “BİK İletişim Başkanlığı’na bağlandığından bu yana kurumda kötü ve keyfi bir yönetim hakim. Kurum düzgün yönetilmediği için Anadolu’da gazetecilik bitme noktasına geldi” dedi. TBMM’de Anadolu basınına destek isteyen Çakırözer, “Gazetelerimiz kapanmaya, birleşmeye zorlanıyor. İnternet siteleri üç kuruş ilan uğruna tıklama gazeteciliğine hapsedilmiş durumda, habercilik ve toplumsal yarar unutulmuş durumda. Anadolu basınımıza ve açlık sınırı altında maaşlara çalışmak zorunda kalan gazetecilere gitmesi gereken sınırlı kaynakları kendilerine yönetici tazminatı yapan, kamu ihale mevzuatına aykırı işlerde savuran ve bu hesapsız harcamaları da hiçbir şekilde denetlenmeyen bir karakutu var ortada. Sözde Sayıştay denetimine tabi ama yıllardır kimse denetime gidemiyor. İktidarın sopalarına dönüşen Basın İlan Kurumu ve RTÜK'te bu köhne düzen bu torba yasalarla düzelmez” diye konuştu. “AYM İPTAL ETTİ, AKP YENİ YAPTIRIM YETKİSİ VERDİ” TBMM’de görüşülen kanun teklifi ile Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ilan ve reklam kesme cezalarına rağmen, Basın İlan Kurumu’na yeni müeyyide yetkisi veren düzenlemelere muhalefetten sert tepki geldi. TBMM’de görüşülen basınla ilgili düzenlemeler de içeren kanun teklifi ile Basın İlan Kurumu’na yeni yaptırım yetkileri verilirken, internet haber sitelerinin vasıfları ile haber sayısı, içerik, kadro ve okur sayısı da Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca tespit edilecek. BİK’in gazetelere ilan dağıtımındaki adaletsizlikler başta olmak üzere, Anadolu basınına yönelik yaptırım uygulamalarına tepki gösteren CHP’nin gazeteci kökenli milletvekillerinden Utku Çakırözer, ‘tek adam sistemine’ geçişle birlikte Basın İlan Kurumu’nun gerçekleri yazan basının celladına dönüştüğünü söyledi. “KEYFİ CEZA YETKİSİ ANAYASA’YA AYKIRI!” Resmi ilan dağıtımındaki adaletsizlikleri gidermek için kurulan Basın İlan Kurumu’nun yandaş gazeteleri şişirme tirajlarla besleyen; gerçekleri yazan, eleştiren basının ise celladına dönüştüğünü ifade eden Çakırözer, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ilan kesme yetki öncesinde BİK’in 2019 ve 2020 yıllarındaki cezalarına dikkat çekti. Çakırözer şunları söyledi: “2019'da ilan kesme cezalarının yüzde 76'sı, 2020'de ise yüzde 50'si sadece 3 gazeteye, Cumhuriyet, Birgün ve Evrensel'e kesildi, kalanı ise Sözcü, Korkusuz ve diğerlerine. Neyse ki Anayasa Mahkemesi bu giyotine ‘Dur!’ dedi, ‘Bu yapılan, basın özgürlüğünün sistematik ihlali’ dedi ama şimdi gelmiş yeniden resen ceza yetkisini bizden istiyorsunuz. Buradan bir kez daha uyarıyoruz: Bu yetkiyi alan militan bürokratlar ve iktidar yanlısı meslek örgütleri eliyle gazetelere yine keyfi cezalar yağdırmaya kalkarsanız Anayasa'ya aykırıdır, suç işlersiniz!” “CEZA DEĞİL, BASINI YAŞATACAK DÜZENLEMELER GETİRİN” “Yapılması gereken bellidir! Türkiye'de basın kartının verilmesi de basın meslek ilkelerinin takibi de saray bürokratlarından basın meslek örgütlerine devredilmelidir” diyen Çakırözer şöyle konuştu: “Türkiye'de basın can çekişiyor ama önümüzde onları yaşatacak, yeni kaynaklar yaratacak en ufak bir çaba görmüyoruz. Türkiye'de habercilerin, yazılı dijital haber kuruluşlarının emekle bedel ödeyerek ürettiği nitelikli içerikler küresel dijital platformlar tarafından tepe tepe kullanılıyor. Basın kuruluşlarımız bu küresel emek hırsızlığı karşısında yapayalnız. Peki, bu kanunda basının en temel ihtiyaçlarından dijital telif hakkı var mı? Yok. Yüzlerce basın kuruluşu ve binlerce haber emekçisi adına soruyoruz: Avrupa'nın, Avustralya'nın, Kanada'nın kendi yayıncısını korumak için getirdiği telif yasaları niye burada yok? Ama basına ceza yağdırmayı, sansürü, karartmayı çok iyi biliyorsunuz. Basın özgürlüğü kadar emeğinin dijital korsanlığa karşı korunması da bu Meclisin önceliklerinden biri olmak zorundadır.” “GAZETELER KAPANMAYA, BİRLEŞMEYE ZORLANIYOR” Basın İlan Kurumu’nun, İletişim Başkanlığı’na bağlandığından bu yana kötü ve keyfi bir yönetimin hakim olduğunu belirten Çakırözer, kurum düzgün yönetilmediği için Anadolu’da gazeteciliğin bitme noktasına geldiğini söyledi. Çakırözer Anadolu’da gazetelerin kapanmaya, birleştirmeye zorlandığını belirterek, şunları söyledi: “Bakmayın siz ‘Anadolu basınına şu kadar kaynak ayırdık’ laflarına, işin aslı şu: Gazetelerimiz kapanmaya, birleşmeye zorlanıyor. İnternet siteleri üç kuruş ilan uğruna tıklama gazeteciliğine hapsedilmiş durumda, habercilik ve toplumsal yarar unutulmuş durumda. Anadolu basınımıza ve açlık sınırı altında maaşlara çalışmak zorunda kalan gazetecilere gitmesi gereken sınırlı kaynakları kendilerine yönetici tazminatı yapan, kamu ihale mevzuatına aykırı işlerde savuran ve bu hesapsız harcamaları da hiçbir şekilde denetlenmeyen bir karakutu var ortada. Sözde Sayıştay denetimine tabi ama yıllardır kimse denetime gidemiyor. İktidarın sopalarına dönüşen Basın İlan Kurumu ve RTÜK'te bu köhne düzen bu torba yasalarla düzelmez. “GAZETELERİ YAŞATACAK KURUMLAR DÜZENİNİ KURCAĞIZ” “Tüm çürüme zaten saray düzeninin eseridir. Bu tek adam yönetiminden kurtulmadan, tüm kamu kurumlarına liyakat, hesap verebilirlik ve şeffaflık gelmeden gerçek anlamda bir demokrasiden ve özgürleşmeden bahsedilemez. Milletimizin iradesiyle kuracağımız halkın iktidarında, halkın haber alma hakkı için çalışan gazeteciler ve kurumları cezalandırmayı değil özgürce yaşatmayı hedefleyen, şeffaf, denetlenebilir, demokratik kurumlar düzenini hep birlikte kuracağız.”

Çakırözer: "Hukuksuzca Zindanda Tutulan Gazeteciler Derhal Özgür Kalmalı" Haber

Çakırözer: "Hukuksuzca Zindanda Tutulan Gazeteciler Derhal Özgür Kalmalı"

Gazetecilere yönelik baskı, sansür ve engellemeler devam ederken, aralarında Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp’ın da olduğu onlarca gazeteci bu bayrama da cezaevinde girdi. Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıklayan CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “1 Mayıs ve Kurban Bayramı nedeniyle adliyelerin tam kapasite çalışmadığı bu kısa ayda bile gazeteciler en az 40 kez adliyelerde haber ve paylaşımlarını savunmak zorunda kaldı. Gazeteciler bir bayramı daha ailelerinden, sevdiklerinden uzakta zindanda geçirdi. Ailesine bayram ziyaretinde gözaltına alınan Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı tam 73 gündür haksız hukuksuz zindanda. Tutuklu gazetecilere her ay bir yenisi ekleniyor. Gazeteciler haber takibinde gözaltına alınıyor, engelleniyor. Söylediğimiz tek bir şey var: gazetecilik suç değildir! İsmail Arı cuma günü hakim karşısına çıkacak. Hem ona hem da haksız hukuksuz zindanda tutulan tüm gazetecilere derhal özgürlük istiyoruz” dedi. EN AZ 40 KEZ YARGILANDILAR CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı rapora göre, gazetecilerin en az 40 kez hakim karşısına çıktığı mayıs ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler mayıs ayında en az 40 kez yargılandı. Casusluk Davasından tutuklu TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın ilk duruşmasında tutukluluğunun devamına karar verilirken, aralarında İsmail Arı, Pınar Gayıp’ın da bulunduğu onlarca gazeteci bayrama cezaevinde girdi. Gazeteci Yeliz Ayaz AKP Aydın milletvekilinin oğlunun okula bıçak ve silahla gittiği iddialarına ilişkin yaptığı haber nedeniyle tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen Şanlıurfalı gazeteci Mehmet Yetim savcılığın aynı gün karara itirazı sonrası tutukluluğun devamına karar verildi. Yetim bir hafta sonra tahliye edildi. Evrensel Gazetesi yazarı Ceren Sözeri “AKP’ye kim oy kaybettirdi” başlıklı yazısı nedeniyle Turkuvaz Medya Grubu tarafından açılan davada tazminata mahkum edildi. ERDOĞAN’SIZ KARİKATÜRE HAKARET DAVASI Afyon Kocatepe gazetesi sahibi Sezer Küçükkurt hakkında CHP'den AKP'ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı eleştiren karikatür gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması ile soruşturma açıldı. Açılan soruşturmada Sezer Küçükkurt ifade verdi. TRT Ana Haber sunucusu Işıl Açıkkar, 10 Mayıs Anneler Günü yayınının sonunda “Ben de bir patili annesiyim” ifadeleri nedeniyle görevden alındı. Gazeteci Şule Aydın hakkında bir kişinin 81 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği e-posta ihbarı üzerine ‘casusluk’ ‘ajanlık’ suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. Aydın başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. BirGün Gazetesi Yazı İşleri Müdürleri ile Yeni Yaşam gazetesi Yazı İşleri Müdürü hakkında haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. HABER TAKİBİNDE GÖZALTI, ENGEL, HEDEF GÖSTERME Gazeteci Yusuf Çelik, İstanbul’daki 1 Mayıs yürüyüşüne polis müdahalesinde haber takibinde gözaltına alındı. Aydın’da yerel bir haber sitesinin sahibi Süleyman Topbaş saldırıya uğradı. BirGün muhabiri Sarya Toprak Gülistan Doku cinayeti haberleri nedeniyle, ailesiyle Yeni Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. Hedef göstermelerin ardından Toprak’ın babası kamu emekçisi Hasan Toprak görevinden uzaklaştırıldı. İBB davasını izleyen gazeteciler birçok kısıtlama ile karşılaşırken, iktidara yakın gazeteci Ferhat Murat’ın, Silivri’de savcı ve hâkimlerin kullandığı koridora rahatlıkla girebilmesi tartışmalara sebep oldu. Murat’a soru soran basın mensupları Ferhat Murat’ın koruma polisi tarafından engellendi. İBB davasını takip eden onlarca gazeteci ile basın kuruluşları Yeni Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. TMSF’ye devredilen kanallar arasında yer alan Flash Haber TV'de tüm canlı yayın faaliyetleri sona erdi. Maaşları ödenmediği için iş bırakan ve hak arayan KRT eski çalışanları hakkında kanalın patronu tarafından “tehdit, iftira ve tahrik” iddialarıyla suç duyurusunda bulunuldu. VERGİ ADALETSİZLİKLERİNİN YAYINLANDIĞI SİTEYE DE ENGEL Basın özgürlüğü alanındaki engellerden biri olarak karşımıza çıkan erişim engelleri mayıs ayında da devam etti. CHP’nin vergi adaletsizliklerini vurgulamak için kurduğu akpden.com sitesi; İBB’nin AKP yönetimindeyken ihalelerde kamu zararı oluştuğu iddiası hakkındaki haberler, TV100 sahibi hakkındaki haber ve sosyal medya paylaşımları ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi hastanesindeki rüşvet operasyonu haberleri mayıs ayında erişime engellendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.