SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basin Özgürlüğü

Porsuk Haber Ajansı - Basin Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basin Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

​İYİ Partili Usta’dan İktidara Sert Eleştiri: "Kayyum Düzeniyle Devlet Yönetilemez" Haber

​İYİ Partili Usta’dan İktidara Sert Eleştiri: "Kayyum Düzeniyle Devlet Yönetilemez"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, bir dizi temaslarda bulunmak üzere geldiği Eskişehir’de iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Usta, hem ulusal hem de yerel gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulunarak 27 Haziran’da Tandoğan’da gerçekleşecek büyük mitinge çağrıda bulundu. ​Hamamyolu Yediler Parkı’nda İYİ Parti GİK Üyesi Melih Aydın, İl Başkanı Serdar Ulucan, Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan, İl ve İlçe Yöneticileri ile bir araya gelen Genel Başkan Yardımcısı Usta ülke ve şehir gündemlerini değerlendirdi. İYİ Parti heyeti düzenlenen basın toplantısının ardından ise esnaf ziyaretinde bulunarak esnaflara hayırlı işler diledi ve Hamamyolu üzerinde vatandaşlarla bir araya geldi. Basın toplantısında konuşan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı; "Bugünkü programımızda, bizleri kırmayarak yoğun programı arasında Eskişehir'imize gelen kıymetli Genel Başkan Yardımcımız ve Samsun Milletvekilimiz Erhan Usta'ya da Eskişehir teşkilatımız adına hoş geldiniz diyorum. ​Malumunuz 27'sinde bir mitingimiz var. Bununla ilgili saha çalışmalarımız sürüyor. Gerekli değerlendirmeyi de Genel Başkan Yardımcımız Samsun Milletvekilimiz gerçekleştirecek. Ben sadece bugün buradan bütün Eskişehir'lilerin, bütün Türkiye'deki gerçekten emek veren, fedakarca mücadele eden babalarımızın Babalar Günü'nü kutluyorum. Ahirete irtihal etmiş, şehadete ermiş, şehit olmuş tüm babalarımızı da rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. ​İşte bugün ayrı bir gün. Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu, yani bizim gerçek atamız, babamızın da Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümü. Bundan 106 yıl önce Eskişehir'i şereflendirmiş. İnşallah bizler de 106 yıl önce Atatürk'ün burada nasıl sevgi, saygıyla karşılandıysa da yarınki aydınlık günlerde de atamızın huzurunda, izinde, yürümeye, aydınlık günlere, Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz diyorum." dedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; "Anadolu'nun bağrından yükselen, tarihin kültürün ve medeniyetin asırlardır birbirine kavuştuğu, Kurtuluş Savaşı'nın kilit kavşaklarından biri olan Eskişehir'de sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek ve saygılarımı sunarak sözlerime başlıyorum. ​Başkanımızın da ifade ettiği gibi, bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir'e gelişinin 106. yıl dönümü tekrar kutlu olsun. Kendisini minnetle, rahmetle, saygıyla yad ediyoruz. Ayrıca başta şehit babaları olmak üzere bütün babaların da Babalar Günü'nü kutluyorum. ​Şimdi değerli arkadaşlar, 24 yıllık bir AK Parti hükümetleri var. AK Parti hükümetleri tarafından Türkiye yönetiliyor. Toplumun her kesimi aslında baktığınızda yarına ilişkin umudunu yitirmiş, bu günü nasıl devam ettirebiliriz, nasıl ayakta kalabilirim mücadelesi veriyor. ​Esnaf vergi ve SSK borcu altında eziliyor, siftahsız iş yerini kapatıyor, her gün rakamdan bir tane malı eksiliyor. ​Çiftçi, döktüğü alın terinin karşılığını alamıyor, artık arazilerimiz ekilemez hale gelmiş. ​Sanayici fabrikasını elden çıkarmak için çabalıyor, önünü göremiyor, belirsizliklerle boğuşuyor. ​12 milyona yakın geniş tanımlı işsizimiz var, bu Türkiye'nin istatistik kurum rakamıdır. Yani altın iş gücü oranı %30 olmuş bir Türkiye'yi yaşıyoruz. ​Gençler Türkiye'den umudunu yitirmiş, gençlerin %65'i eğer bir imkanım olsa kalıcı olarak yurt dışına giderim diyor. Bir ülkenin bitmesi demektir zaten bu. Bir ülkenin gençlerin %65'i kalıcı olarak yurt dışına gitmek istiyorsa, o ülke bitmiş demektir. ​Her gün bir kadına şiddet olayıyla, bir çevre katliamıyla, bir hayvan cinayetiyle maalesef uyanıyoruz. Adalet mekanizması çalışmıyor, artık adalet, hukuk siyasallaştırılmış. Sarayın yargısı oluşmuş, böyle bir Türkiye manzarası var. Kimse adalete güvenmiyor, kimse adaletten bir şey beklemiyor. ​Kayyum mekanizması, artık bir kayyum devleti oldu. Önce belediyelerle başlandı kayyum atanmaya. Sonra partilere kayyum atanıyor, şirketlere kayyum atanıyor, şimdi de en son Gazi Meclis'e, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kayyum atanmaya çalışılıyor. Böyle bir Türkiye manzarası var. ​Hatırlayın; ben milletvekili, aynı zamanda Meclis Başkanvekili Pervin Buldan'ın bir açıklaması oldu. Biz dedi, Abdullah Öcalan ile ilgili olarak, onun özgürlüğüyle ilgili olarak, onun statüsüyle ilgili olarak çalışmayı, kanun çalışmasını hep beraber yapacağız, kanun taslağını İmralı'ya götüreceğiz, Abdullah Öcalan bakacak, eğer o onaylarsa Meclis'e gelecektir, dedi. ​Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, Gazi Meclis'e yapılmış en büyük saygısızlıktır ve oraya da kayyum atanması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün terörün ve teröristin kutsandığı, bebek katilinin kutsandığı bir Türkiye manzarası var. Düşmana korku salmayan, düşmanı, dosta da güven vermeyen bir Türk devleti maalesef bugün, ıı, bugün Türk devleti haline getirildi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AK Parti hükümetleri tarafından. ​Bakın Türkiye'nin bugün 5. nesil hava savunması yok değerli arkadaşlar. Etrafımızdaki Yunanistan'dan başlamak üzere bize düşman olabilecek, düşman gözle bakılacak her ülkenin 5. nesil savunma sistemi var. Türkiye'nin böyle bir şeyi yok. ​Dış politika zikzaklarla dolu. Kurumlar devre dışı kalmış, kişilerle bireysel ilişkilerle giden hatta bireysel menfaat üzerinden giden bir dış politika var. Ege adaları işgal edilmiş, işgal edilmekle kalmamış silahlandırılmış. Türkiye'nin sesi çıkmıyor, Türkiye'yi yönetenlerin sesi çıkmıyor. Bütün kurumları tahrip edilmiş bir Türkiye manzarası var. ​Uluslararası endekslere bakıyorsunuz. Türkiye yolsuzluk algı endeksinde 180 ülke içerisinde yolsuzluğun en fazla olduğu 124. ülke konumuna yükselmiş. Yağma talan almış başını devam ediyor. Hukukun Üstünlüğü Endeksinde 143 ülke içerisinde 118. sıradayız, yani hukukun olmadığı ülkeler arasındayız. Bakın bu endeksleri bizim de uluslararası kuruluşların yaptığı endeksler. Buralarda bir adım ileri gidince hemen AK Parti hükümetleri, AK Parti yetkilileri referans buluyor, dolayısıyla bunlar gerçekten sağlam endeksler ancak maalesef burada her gün kötüleşiyor. ​Basın özgürlüğü endeksi sizi çok ilgilendiriyor. 180 ülke içerisinde 163. sıradayız. Basının hiçbir şekilde neredeyse özgür olmadığı bir ülkeyiz. Hükümetin denetlenmesi endeksinde, en berbat olanı da bu, 143 ülke içerisinde 136. sıradayız. İşte o yüzden tek, tek, ıı, tek adam yönetimi dediğimiz o, artık hiçbir şekilde denetlenmeyen, hiçbir gücün sınırlandırılmadığı bir yönetim tarzı maalesef Türkiye'ye hakim olmuş. Tabii böyle bir ortamda teşebbüs hürriyetinden, mülkiyet güvencesinden, fikir hürriyetinden, düşünce ifade özgürlüğünden bahsetmek mümkün değil. ​Tabii ulusalda böyle sorunlarımız varken, yerelde işler iyi mi gidiyor? Bugün madem Eskişehir'deyiz, Eskişehir'le ilgili birkaç örnek verelim. Yağma talan her yerde olduğu gibi Eskişehir'de de devam ettirilmek isteniyor. Devlet Hastanesi 44.000 m2 arazisiyle bugün satışa çıkartılmış durumda. Bununla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıktı. Ama yereldeki AK Parti yetkililerine bakarsanız böyle bir şeyin olmadığını söylüyorlar, fakat bir yandan da prosedür çalışıyor. ​Bu yetmezmiş gibi buna itirazlar devam ederken, Hava Hastanesi 66.000 m2'lik alan da satışa çıkartılıyor. Bununla ilgili de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartılıyor. Ama yerelde bakarsanız böyle bir şey yok deniliyor, fakat iş işlem devam ediyor. Bunların satıldığını maalesef hep beraber göreceğiz. ​Tıp Fakültesi Hizmet Binası'nın birçok kısmı depreme karşı dayanıklı değil. 2 milyon insana çevre illerle birlikte hizmet veren hastane bugün depreme karşı dayanıksız bir şekilde risk altında. Buraya yatırım yapılacak mı diye soruyorsunuz, her defasında evet diyorlar fakat yapılan bir yatırım yok. ​Eskişehir Alpu-Mihalıççık yolu, sadece 42 kilometrelik yol artık ölüm yolu olarak adlandırılıyor. 20 yıldır söz verilmesine rağmen bir tane bir şey yapılmış değil. Benzer şekilde Seyitgazi-Kırka-Afyon karayolu da aynı şekilde sözler veriliyor, yapacağız deniliyor ama hiçbir şey yapılmıyor. ​Güney-Kuzey çevre yolu 17 yıldır buraya ilişkin de sözler verilmiş durumda ama yine ıı yapılan bir işlemin olmadığını görüyoruz. ​Dolayısıyla hem yerelde hem ulusalda umutların tükendiği, ıı bir umutların söndüğü, umutların tükendiği bir ortamda biz Türkiye'nin sahipsiz olmadığını göstermek için bayrak açıyoruz İYİ Parti olarak. Sayın Genel Başkanımızın başlattığı ve 27 Haziran'da Tandoğan mitingiyle taçlandırılacak bu bayrak açma işte az önce bahsettiğimiz bu olumsuzlukların üzerinden bu olumsuzluklara karşı Türkiye'nin sahipsiz olmadığını göstermek içindir. ​Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı Tandoğan'da beraber olacağız. Üniter yapımıza, kardeşliğimize, milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize saldırına karşı Tandoğan'da hep birlikte olacağız. Milletin birliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne savaş ilan edenlere karşı Tandoğan meydanında olacağız. Terörü, teröristleri, vatan hainlerini kutsamak isteyenlere karşı Tandoğan meydanında olacağız. ​Şehit ailelerinin bitmeyen acıları ve dinmeyen gözyaşları için, intihar eden polislerimiz için, grev yapan, açlık grevi yapan öğretmenlerimiz için Tandoğan meydanında olacağız. Haber yaptığı için gözaltına alınan gazeteciler için, siyaset yaptığı için içeri atılan siyasi hakları ve hürriyetleri gasp edilenler için, eşitlik için, hürriyet için, demokrasi için Tandoğan meydanında olacağız. ​Okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudunu yitirmiş gençler, tenceresini kaynatamayan emekliler, açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş emekçiler, toprağa akıttığı terin karşılığını alamayan çiftçiler, siftahsız dükkan kapatan, hadiselerle, icralarla boğuşan esnaflar için Tandoğan meydanında olacağız. ​Enflasyona yanlış ölçerek hak, hak, hakkı gasp edilenler için Tandoğan meydanında olacağız. Özetle; adaletsizliğe karşı adalet için, saltanata karşı Cumhuriyet için, kayyumlara karşı demokrasi için, butlanlara karşı milli egemenlik için, çözülmeye karşı bütünlük için 27 Haziran'da Tandoğan meydanında olacağız. ​Parti ayrımı yapmadan, al bayrağı şerefi ve namusu bilen, Cumhuriyet ve devlet sevdalısı her vatandaşımızı da sizler aracılığıyla Tandoğan meydanına davet ediyoruz. Bu büyük buluşma inanıyorum ki Türk milletinin yeniden doğuşu olacaktır diyorum. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum." .

CHP’li Çakırözer: ''Basın İlan Kurumu Anadolu Basınını Bitiriyor'' Haber

CHP’li Çakırözer: ''Basın İlan Kurumu Anadolu Basınını Bitiriyor''

Anayasa Mahkemesi’nin, Basın İlan Kurumu’nun (BİK) ilan ve reklam kesme cezası verme yetkisini iptal etmesine rağmen, AKP’nin Meclis’e getirdiği teklifle BİK’e yeni müeyyide yetkileri tanınmasına muhalefet tepki gösterdi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “BİK İletişim Başkanlığı’na bağlandığından bu yana kurumda kötü ve keyfi bir yönetim hakim. Kurum düzgün yönetilmediği için Anadolu’da gazetecilik bitme noktasına geldi” dedi. TBMM’de Anadolu basınına destek isteyen Çakırözer, “Gazetelerimiz kapanmaya, birleşmeye zorlanıyor. İnternet siteleri üç kuruş ilan uğruna tıklama gazeteciliğine hapsedilmiş durumda, habercilik ve toplumsal yarar unutulmuş durumda. Anadolu basınımıza ve açlık sınırı altında maaşlara çalışmak zorunda kalan gazetecilere gitmesi gereken sınırlı kaynakları kendilerine yönetici tazminatı yapan, kamu ihale mevzuatına aykırı işlerde savuran ve bu hesapsız harcamaları da hiçbir şekilde denetlenmeyen bir karakutu var ortada. Sözde Sayıştay denetimine tabi ama yıllardır kimse denetime gidemiyor. İktidarın sopalarına dönüşen Basın İlan Kurumu ve RTÜK'te bu köhne düzen bu torba yasalarla düzelmez” diye konuştu. “AYM İPTAL ETTİ, AKP YENİ YAPTIRIM YETKİSİ VERDİ” TBMM’de görüşülen kanun teklifi ile Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ilan ve reklam kesme cezalarına rağmen, Basın İlan Kurumu’na yeni müeyyide yetkisi veren düzenlemelere muhalefetten sert tepki geldi. TBMM’de görüşülen basınla ilgili düzenlemeler de içeren kanun teklifi ile Basın İlan Kurumu’na yeni yaptırım yetkileri verilirken, internet haber sitelerinin vasıfları ile haber sayısı, içerik, kadro ve okur sayısı da Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca tespit edilecek. BİK’in gazetelere ilan dağıtımındaki adaletsizlikler başta olmak üzere, Anadolu basınına yönelik yaptırım uygulamalarına tepki gösteren CHP’nin gazeteci kökenli milletvekillerinden Utku Çakırözer, ‘tek adam sistemine’ geçişle birlikte Basın İlan Kurumu’nun gerçekleri yazan basının celladına dönüştüğünü söyledi. “KEYFİ CEZA YETKİSİ ANAYASA’YA AYKIRI!” Resmi ilan dağıtımındaki adaletsizlikleri gidermek için kurulan Basın İlan Kurumu’nun yandaş gazeteleri şişirme tirajlarla besleyen; gerçekleri yazan, eleştiren basının ise celladına dönüştüğünü ifade eden Çakırözer, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ilan kesme yetki öncesinde BİK’in 2019 ve 2020 yıllarındaki cezalarına dikkat çekti. Çakırözer şunları söyledi: “2019'da ilan kesme cezalarının yüzde 76'sı, 2020'de ise yüzde 50'si sadece 3 gazeteye, Cumhuriyet, Birgün ve Evrensel'e kesildi, kalanı ise Sözcü, Korkusuz ve diğerlerine. Neyse ki Anayasa Mahkemesi bu giyotine ‘Dur!’ dedi, ‘Bu yapılan, basın özgürlüğünün sistematik ihlali’ dedi ama şimdi gelmiş yeniden resen ceza yetkisini bizden istiyorsunuz. Buradan bir kez daha uyarıyoruz: Bu yetkiyi alan militan bürokratlar ve iktidar yanlısı meslek örgütleri eliyle gazetelere yine keyfi cezalar yağdırmaya kalkarsanız Anayasa'ya aykırıdır, suç işlersiniz!” “CEZA DEĞİL, BASINI YAŞATACAK DÜZENLEMELER GETİRİN” “Yapılması gereken bellidir! Türkiye'de basın kartının verilmesi de basın meslek ilkelerinin takibi de saray bürokratlarından basın meslek örgütlerine devredilmelidir” diyen Çakırözer şöyle konuştu: “Türkiye'de basın can çekişiyor ama önümüzde onları yaşatacak, yeni kaynaklar yaratacak en ufak bir çaba görmüyoruz. Türkiye'de habercilerin, yazılı dijital haber kuruluşlarının emekle bedel ödeyerek ürettiği nitelikli içerikler küresel dijital platformlar tarafından tepe tepe kullanılıyor. Basın kuruluşlarımız bu küresel emek hırsızlığı karşısında yapayalnız. Peki, bu kanunda basının en temel ihtiyaçlarından dijital telif hakkı var mı? Yok. Yüzlerce basın kuruluşu ve binlerce haber emekçisi adına soruyoruz: Avrupa'nın, Avustralya'nın, Kanada'nın kendi yayıncısını korumak için getirdiği telif yasaları niye burada yok? Ama basına ceza yağdırmayı, sansürü, karartmayı çok iyi biliyorsunuz. Basın özgürlüğü kadar emeğinin dijital korsanlığa karşı korunması da bu Meclisin önceliklerinden biri olmak zorundadır.” “GAZETELER KAPANMAYA, BİRLEŞMEYE ZORLANIYOR” Basın İlan Kurumu’nun, İletişim Başkanlığı’na bağlandığından bu yana kötü ve keyfi bir yönetimin hakim olduğunu belirten Çakırözer, kurum düzgün yönetilmediği için Anadolu’da gazeteciliğin bitme noktasına geldiğini söyledi. Çakırözer Anadolu’da gazetelerin kapanmaya, birleştirmeye zorlandığını belirterek, şunları söyledi: “Bakmayın siz ‘Anadolu basınına şu kadar kaynak ayırdık’ laflarına, işin aslı şu: Gazetelerimiz kapanmaya, birleşmeye zorlanıyor. İnternet siteleri üç kuruş ilan uğruna tıklama gazeteciliğine hapsedilmiş durumda, habercilik ve toplumsal yarar unutulmuş durumda. Anadolu basınımıza ve açlık sınırı altında maaşlara çalışmak zorunda kalan gazetecilere gitmesi gereken sınırlı kaynakları kendilerine yönetici tazminatı yapan, kamu ihale mevzuatına aykırı işlerde savuran ve bu hesapsız harcamaları da hiçbir şekilde denetlenmeyen bir karakutu var ortada. Sözde Sayıştay denetimine tabi ama yıllardır kimse denetime gidemiyor. İktidarın sopalarına dönüşen Basın İlan Kurumu ve RTÜK'te bu köhne düzen bu torba yasalarla düzelmez. “GAZETELERİ YAŞATACAK KURUMLAR DÜZENİNİ KURCAĞIZ” “Tüm çürüme zaten saray düzeninin eseridir. Bu tek adam yönetiminden kurtulmadan, tüm kamu kurumlarına liyakat, hesap verebilirlik ve şeffaflık gelmeden gerçek anlamda bir demokrasiden ve özgürleşmeden bahsedilemez. Milletimizin iradesiyle kuracağımız halkın iktidarında, halkın haber alma hakkı için çalışan gazeteciler ve kurumları cezalandırmayı değil özgürce yaşatmayı hedefleyen, şeffaf, denetlenebilir, demokratik kurumlar düzenini hep birlikte kuracağız.”

Çakırözer: "Hukuksuzca Zindanda Tutulan Gazeteciler Derhal Özgür Kalmalı" Haber

Çakırözer: "Hukuksuzca Zindanda Tutulan Gazeteciler Derhal Özgür Kalmalı"

Gazetecilere yönelik baskı, sansür ve engellemeler devam ederken, aralarında Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp’ın da olduğu onlarca gazeteci bu bayrama da cezaevinde girdi. Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıklayan CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “1 Mayıs ve Kurban Bayramı nedeniyle adliyelerin tam kapasite çalışmadığı bu kısa ayda bile gazeteciler en az 40 kez adliyelerde haber ve paylaşımlarını savunmak zorunda kaldı. Gazeteciler bir bayramı daha ailelerinden, sevdiklerinden uzakta zindanda geçirdi. Ailesine bayram ziyaretinde gözaltına alınan Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı tam 73 gündür haksız hukuksuz zindanda. Tutuklu gazetecilere her ay bir yenisi ekleniyor. Gazeteciler haber takibinde gözaltına alınıyor, engelleniyor. Söylediğimiz tek bir şey var: gazetecilik suç değildir! İsmail Arı cuma günü hakim karşısına çıkacak. Hem ona hem da haksız hukuksuz zindanda tutulan tüm gazetecilere derhal özgürlük istiyoruz” dedi. EN AZ 40 KEZ YARGILANDILAR CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı rapora göre, gazetecilerin en az 40 kez hakim karşısına çıktığı mayıs ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler mayıs ayında en az 40 kez yargılandı. Casusluk Davasından tutuklu TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın ilk duruşmasında tutukluluğunun devamına karar verilirken, aralarında İsmail Arı, Pınar Gayıp’ın da bulunduğu onlarca gazeteci bayrama cezaevinde girdi. Gazeteci Yeliz Ayaz AKP Aydın milletvekilinin oğlunun okula bıçak ve silahla gittiği iddialarına ilişkin yaptığı haber nedeniyle tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen Şanlıurfalı gazeteci Mehmet Yetim savcılığın aynı gün karara itirazı sonrası tutukluluğun devamına karar verildi. Yetim bir hafta sonra tahliye edildi. Evrensel Gazetesi yazarı Ceren Sözeri “AKP’ye kim oy kaybettirdi” başlıklı yazısı nedeniyle Turkuvaz Medya Grubu tarafından açılan davada tazminata mahkum edildi. ERDOĞAN’SIZ KARİKATÜRE HAKARET DAVASI Afyon Kocatepe gazetesi sahibi Sezer Küçükkurt hakkında CHP'den AKP'ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı eleştiren karikatür gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması ile soruşturma açıldı. Açılan soruşturmada Sezer Küçükkurt ifade verdi. TRT Ana Haber sunucusu Işıl Açıkkar, 10 Mayıs Anneler Günü yayınının sonunda “Ben de bir patili annesiyim” ifadeleri nedeniyle görevden alındı. Gazeteci Şule Aydın hakkında bir kişinin 81 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği e-posta ihbarı üzerine ‘casusluk’ ‘ajanlık’ suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. Aydın başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. BirGün Gazetesi Yazı İşleri Müdürleri ile Yeni Yaşam gazetesi Yazı İşleri Müdürü hakkında haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. HABER TAKİBİNDE GÖZALTI, ENGEL, HEDEF GÖSTERME Gazeteci Yusuf Çelik, İstanbul’daki 1 Mayıs yürüyüşüne polis müdahalesinde haber takibinde gözaltına alındı. Aydın’da yerel bir haber sitesinin sahibi Süleyman Topbaş saldırıya uğradı. BirGün muhabiri Sarya Toprak Gülistan Doku cinayeti haberleri nedeniyle, ailesiyle Yeni Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. Hedef göstermelerin ardından Toprak’ın babası kamu emekçisi Hasan Toprak görevinden uzaklaştırıldı. İBB davasını izleyen gazeteciler birçok kısıtlama ile karşılaşırken, iktidara yakın gazeteci Ferhat Murat’ın, Silivri’de savcı ve hâkimlerin kullandığı koridora rahatlıkla girebilmesi tartışmalara sebep oldu. Murat’a soru soran basın mensupları Ferhat Murat’ın koruma polisi tarafından engellendi. İBB davasını takip eden onlarca gazeteci ile basın kuruluşları Yeni Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. TMSF’ye devredilen kanallar arasında yer alan Flash Haber TV'de tüm canlı yayın faaliyetleri sona erdi. Maaşları ödenmediği için iş bırakan ve hak arayan KRT eski çalışanları hakkında kanalın patronu tarafından “tehdit, iftira ve tahrik” iddialarıyla suç duyurusunda bulunuldu. VERGİ ADALETSİZLİKLERİNİN YAYINLANDIĞI SİTEYE DE ENGEL Basın özgürlüğü alanındaki engellerden biri olarak karşımıza çıkan erişim engelleri mayıs ayında da devam etti. CHP’nin vergi adaletsizliklerini vurgulamak için kurduğu akpden.com sitesi; İBB’nin AKP yönetimindeyken ihalelerde kamu zararı oluştuğu iddiası hakkındaki haberler, TV100 sahibi hakkındaki haber ve sosyal medya paylaşımları ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi hastanesindeki rüşvet operasyonu haberleri mayıs ayında erişime engellendi.

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif Haber

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif

Türkiye’de gazeteciler bir 3 Mayıs’a daha tutuklama, gözaltı, baskı, sansür ve soruşturmalar altında giriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye 2026 yılında 163’üncü sıraya geriledi. CHP’li Utku Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu da Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre gazeteciler Nisan ayında 75 kez hakim karşısına çıktı. Gazetecileri susturmak için son üç yıldır olduğu gibi yine ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması kullanılırken, CHP sansür aracına dönüşen bu maddenin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. Şimdi bu ay da yeni isimler aynı maddeden yargılandı. Basın özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri haline gelen bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. YASA SANSÜR KILICINA DÖNÜŞTÜ Çakırözer’in raporuna göre Nisan ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle 75 kez hakim önüne çıkmak zorunda kaldı. Soruşturma ve yargılamalarda AKP tarafından üç yıl önce dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) maddesi baş rolde yer aldı. Şanlıurfa Kulis TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim bu suçlamayla ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 2024 yılında Halk TV programlarındaki ifadeleri nedeniyle aynı madde gerekçe gösterilerek Timur Soykan 10 ay, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel 1 yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Tolga Şardan, ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?’ başlıklı yazısı sebebiyle yargılandığı davadan 5 ay hapis cezası aldı. Gazeteci Zafer Arapkirli, yine aynı suçlama ile yargılandığı davalarda sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. AYNI HABERE HEM BERAAT HEM TAZMİNAT Gazeteci Hazal Ocak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi nedeniyle açılan cezai yargılamada beraat etmesine rağmen, 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eski başkanı gazeteci Hakkı Boltan’a başkanlık döneminde yaptığı açıklamalar nedeniyle 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. AYM’nin ihlal kararının ardından yeniden görülen davada gazeteci Neşe İdil hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, gazeteci Mehmet Üçar’a yine yazıları gerekçe gösterilerek 1 yıl 6 ay 11 gün hapis cezası verildi. ÖDÜLLÜ HABERE İKİNCİ SORUŞTURMA 42 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında, bir X mesajını yeniden paylaştığı gerekçesiyle bir dava daha açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ödüller kazanan istismar skandalı haberi nedeniyle ikinci bir soruşturma açıldı. Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle üç ayrı suçlamayla dava açıldı. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat hakkında sosyal medyada eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik ifadesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, Öznur Değer ile Sol Gazetesi’nden yazar Orhan Gökdemir, muhabir İrem Yıldırım ve Sorumlu Müdür Emre Alım hakkında haberleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldı. Gazeteci Bahadır Özgür’e 4 yıl önce yayımlanan haberi nedeniyle soruşturma açıldı. 1 MAYIS ALANINA GAZETE YASAĞI Sabah muhabiri Lütfü Yalgı, Siverek’ta yaşanan okul saldırısına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, kendisine Gülistan Doku cinayetiyle ilgili soru soran Now Haber muhabirine fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına baskın düzenlendi. Ankara Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs gösterilerine BirGün ve Evrensel başta olmak üzere gazete ve dergi girişini yasakladı. TELE 1’E ÖNCE ÇÖKTÜLER, SONRA SATIŞA ÇIKARDILAR Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasından sonra mahkeme kararı dahi olmadan el konulan TELE 1 kanalı TMSF tarafından 28 milyon TL bedelle satışa çıkarıldı. Halk TV’ye CHP’li Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı’na yönelik eleştirileri, SZC TV’ye de TİP’li Sera Kadıgil’in yapılan operasyonlarda uyuşturucu baronlarının hedef alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle RTÜK tarafından para cezaları verildi. AKP’LİLER HAKKINDAKİ İDDİALARA KARARTMA İktidarın keyfi olarak uyguladığı erişim engellemeleri nisan ayında da basın özgürlüğünü kısıtlayan temel unsurlardan biri oldu. Erk Acarer’in X hesabı ile ‘İstanbul Yargılanıyor’ instagram hesabı erişime engellenirken, erişim engeli getirilen bazı haber içerikleri şöyle: “En çok et ithalatının AKP'li ismin hissedar olduğu şirketten yapılmasına ilişkin haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, Sabah yazarı Hilal Kaplan hakkında 1600’den fazla içeriğe erişim engeli kararı haberleri, tartıştığı doktoru gözaltına aldıran savcı hakkındaki haberler, Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir firmaya saf bakır yerine kaldırım taşı gönderilerek 36 milyon dolarlık dolandırıcılık yapıldığı iddiası hakkındaki haberler, AKP Antalya İl Başkanının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir araziyi düşük kira bedeliyle kullandığı haberleri.” SANSÜR YASASININ KALDIRILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU Çakırözer gazetecilerin mesleklerini yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline sansür yasasının iptali için de TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu açıkladı. Teklifte “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK’nın 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması düzenleniyor. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri asla etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına en temel gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. İşte Nisan’da yeni isimler aynı maddeden yargılandı, tutuklandı. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde çağrımız net: ifade ve basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi derhal yürürlükten kaldırılmalı. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması sağlanmalıdır. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana yaptıkları haberler nedeniyle en az 83 gazeteciye tam 114 kez ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması yöneltildi. 54 kez soruşturma, 39 kez dava açıldı.

Saadet Partisi’nden Basın Özgürlüğü Çağrısı Haber

Saadet Partisi’nden Basın Özgürlüğü Çağrısı

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Türkiye’deki basın özgürlüğü sorunlarına dikkat çekerek, gazetecilerin üzerindeki hukuki ve ekonomik baskıların bir an önce son bulması gerektiğini vurguladı. ​"Özgür Basın Kuşatma Altında" ​Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı adına açıklamalarda bulunan Şevket Ünal, basın özgürlüğünün son yıllarda ciddi bir gerileme yaşadığını belirtti. Demokratik toplumların en temel yapı taşlarından birinin özgür basın olduğunu hatırlatan Ünal, medyanın bugün hem hukuki hem de ekonomik müdahalelerle "kuşatılmış" durumda olduğunu ifade etti. ​Gazetecilik Faaliyeti Cezalandırılıyor mu? ​Gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevini yaparken çeşitli engellerle karşılaştığını belirten Ünal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Gazeteciler, sadece görevlerini yaptıkları için soruşturmalara maruz kalmakta ve tutuklanmaktadır. Haber yapmak giderek cezalandırılan bir faaliyet haline gelirken, bu durum ifade özgürlüğünün fiilen kısıtlandığını açıkça göstermektedir. Uluslararası raporlar da Türkiye’nin bu konuda alt sıralarda yer aldığını kanıtlıyor." ​Ekonomik Baskı ve Oto-Sansür Tehlikesi ​Basın sektöründeki ekonomik zorluklara da değinen Ünal, düşük ücretler ve işten çıkarılma korkusunun mesleki bağımsızlığı zedelediğini söyledi. Medya kuruluşlarına kesilen para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engellerinin bağımsız basının sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini savunan Ünal, bu durumun oto-sansürü yaygınlaştırdığı uyarısında bulundu. ​Saadet Partisi’nden 4 Maddelik Talep ​Şevket Ünal, demokratik bir gelecek için şu talepleri sıraladı: "​Gazetecilere yönelik baskı ve yargı süreçlerine derhal son verilmelidir. ​Basın ve ifade özgürlüğü anayasal güvence altına alınmalıdır. Gazetecilerin ekonomik ve sosyal hakları iyileştirilmelidir. ​Bağımsız ve çoğulcu medya ortamı devlet eliyle desteklenmelidir." ​Ünal, açıklamasını "Demokratik bir toplumun geleceği, ancak özgür bir basının varlığı ile mümkündür" sözleriyle tamamladı.

CHP’den TBMM’de Tutuklu Gazeteciler İçin Özgürlük Çağrısı! Haber

CHP’den TBMM’de Tutuklu Gazeteciler İçin Özgürlük Çağrısı!

TBMM’de Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Pınar Gayıp ile haberi, yazısı, sosyal medya paylaşımı nedeniyle tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, gazeteciler için özgürlük ve adalet çağrısı yaptı. Çakırözer, “Türkiye'de gazetecilik ağır kuşatma altında. Gazeteciler haberleri nedeniyle baskı, tehdit, gözaltı ve zindanla susturuluyor. Sansür yasası gerekçe gösterilerek hapse atılıyor. Bu mesleğin yüz akı Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardan ve daha nice gazeteci hukuksuzca zindanda. 3 yıl önce ‘Bu yasayla gazeteci tutuklanmaz’ diye halkı kandıranlar, şimdi suspus. Nerede vicdanınız, nerede adalet duygunuz? Ama, kimse merak etmesin, Alican da İsmail de diğerleri de dimdik çıkacak ve yine yağmalarınızı, talanlarınızı ve çürümüşlüğünüzü yazmaya devam edecek” dedi. Çakırözer, geçtiğimiz hafta törenle ilan edilen 5G’ye geçiş sürecinde dağıtılan ilanlardaki ayrımcılığa da gündeme getirerek, kamu operatörlerinin ilanlarının iktidara yakın gazete ve televizyonlara dağıtılmasını eleştirdi. Çakırözer, “ ‘81 ilde herkes için 5G’ dediler. İlanlar sadece iktidara yakın basın kuruluşlarına gitti” diye konuştu. GAZETECİLİK KUŞATMA ALTINDA Haberi, yazısı ve sosyal medya paylaşımı nedeniyle cezaevinde tutulan gazeteciler ile basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller TBMM gündemine taşındı. Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin giderek arttığına dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Pınar Gayıp ve haberi, paylaşımı nedeniyle tutuklu gazetecilere özgürlük çağrısı yaptı. Çakırözer şöyle konuştu: “Türkiye'de gazetecilik ağır kuşatma altında. Gazeteciler haberleri nedeniyle baskı, tehdit, gözaltı ve zindanla susturuluyor. 2025 yılında gazeteciler tam 610 kez hakim karşısına çıktı, 39 gazeteci tutuklandı. Furkan Karabay, Ercüment Akdeniz, Elif Akgül, Yıldız Tar, Fatih Altaylı, Suat Toktaş, Enver Aysever aylarca zindanda tutuldu. Kara tablo bu yıl da aynı, İktidarı eleştiren Tele1'e çökmek için casusluk sucu uydurup Merdan Yanardağ'ı tutukladınız, 162 gündür zindanda. ‘Terörsüz Türkiye olacak, Kürt sorununu çözeceğiz’ diyorsunuz da gazeteciler Pınar Gayıp, Nedim Oruç ve niceleri aylardır, yıllardır tutukluyken nasıl olacak bu iş?” “ALİCAN, İSMAİL ÇIKACAK; YİNE YAZACAK” Son dönemde tutuklanan gazeteciler Alican Uludağ ile İsmail Arı’nın durumunu gündeme getiren Çakırözer, “TCK'ye 217/A maddesiyle eklenen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ diye suç icat edip gazetecileri hedefe koyan da yine bu iktidar. Üç yıl önce yasa Meclis’ten geçerken o dönem grup başkanımız olan Genel Başkanımız Özgür Özel, biz milletvekilleri ve gazetecilik örgütleri ‘Yapmayın, bu maddeyle gazetecileri hapse atacaksınız’ dedik, dinletemedik! Soruşturmaların yüzde 70'i gazetecilere açıldı, şafak baskınları, itibar suikastlarıyla gözaltına alınıp tutuklandılar. Bu mesleğin yüz akı 2 gazeteci Alican Uludağ 46 gündür, İsmail Arı 16 gündür işte bu yüzden tutuklu. Yaptıkları gazetecilik, yazdıkları haber ama üç yıl önce ‘Bu yasayla gazeteci tutuklanmaz’ diye halkı kandıranlar, şimdi suspus. Nerede vicdanınız, nerede adalet duygunuz? Ama, kimse merak etmesin, Alican da İsmail de diğerleri de dimdik çıkacak ve yine yağmalarınızı, talanlarınızı ve çürümüşlüğünüzü yazmaya devam edecek” diye konuştu. “ABLUKA ALTINDAKİ GAZETECİLİK TÜRKİYE’NİN FOTOĞRAFI” İstanbul Kadıköy'de tutuklu meslektaşları için bir araya gelen gazetecilerin yürüyüşüne polis ablukasını da gündeme getiren Çakırözer, “Gazeteciler, haberi nedeniyle zindanda ama bakın bu fotoğrafa, gazetecilerin hakkını savunmak için meydanlara inen meslektaşları da yine, maalesef polis ablukasında. İşte, Türkiye fotoğrafı bu maalesef!” dedi. “Gazeteci haber yapıyor, iktidarın bakanı, vekili, müdürü aynı gün erişimi engellettiriyor.” diyen Çakırözer, haberlere ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinin de basın özgürlüğü alanındaki en büyük ihlallerden biri olduğunu belirterek, “Vatandaş habere tıklıyor, erişim yok; hesaba tıklıyor, yasaklı! Kanalı açıyor, karartılmış ya da kayyumda. En fazla erişim engeli kararı aldıranlar bu iktidar sahipleri ve yakınları. Haklarındaki yolsuzluk, rüşvet, torpil haberlerini engelletmede zirvedeler. İkinci sırada engellenenler ise 19 Mart darbesinin kumpaslarını açığa çıkaran haberler. Sadece o günkü protestoları haberleştiren 21 gazete, 12 gazeteci ve 3 derginin sosyal medya hesabı erişimi engellendi. Yapay zekâ tabanlı Grok'a bile bu sansürcü zihniyet soruşturma açıp erişimi engelledi” diye eleştirdi. 5G’DE KAPSAM HERKES İÇİN, İLANLAR İKTİDARA YAKIN KURULUŞLARA Çakırözer, geçtiğimiz hafta törenle ilan edilen 5G’ye geçiş sürecinde dağıtılan ilanlardaki ayrımcılığa da dikkat çekerek, kamu ilanlarının iktidara yakın gazete ve televizyonlara dağıtılmasını eleştirdi. “Basın ilan ambargoları, para cezaları, kayyum uygulamalarıyla bağımsız medya ayakta duramaz hale getiriliyor” diyen Çakırözer, şunları söyledi: “Geçen hafta Türkiye'nin 5G teknolojisine geçiş süreci törenlerle duyuruldu. Sloganı neydi: ‘81 ilde herkes için 5G.’ İyi ama bu verilen ilanlar ne herkesi ne de 81 ili kapsadı; ikisi de kamu iştiraki konumundaki Turkcell ve Türk Telekom’un verdikleri ilanlar herkesi kapsamadı. ‘Herkes için’ dediler, ilanlar sadece iktidara yakın basın kuruluşlarına gitti, Halk TV dışlandı, Sözcü TV dışlandı; Sözcü, Karar, Birgün ve daha nice gazete ve onların yüz binlerce, milyonlarca okuru, seyircisi kapsama dışında bırakıldı.” “ESKİŞEHİRLİ’NİN TELEFONUNDA 5G VAR, GAZETESİNDE İLAN YOK!” “Ayrıca, biz burada 81 ilin vekilleriyiz! Soruyorum: Anadolu'nun sesi dediğimiz yerel gazete ve televizyonlarımız bu milyarlarca liralık ilan pastasından pay alabildi mi? Hayır! 900 bin Eskişehirli, telefonunda, bilgisayarında 5G'yi kullanacak, para ödeyecek ama Eskişehir'in zaten kıt kaynaklara sahip televizyonlarına, gazetelerine 1 liralık ilan verilmeyecek. Kamu bankalarının, KİT'lerin devasa reklam harcamaları iktidarın propaganda aracı değildir. ‘AKP'yi översen ilanı kaparsın; eleştirirsen yok olmaya mahkumsun’ anlayışınız yüzünden bugün gazeteler ve televizyonlar büyük ambargolar altında! Bu bir reklam politikası değildir! Bu, özgür basını susturma ve tek sesli bir medya düzeni kurma çabasıdır. Biz bu anlayışı yıkacağız; hem ifade ve basın özgürlüğünün en geniş biçimde kullanıldığı hukuk devletini yaratacağız hem de basın kuruluşlarına ekonomik ambargoları kaldıracağız. İnanıyoruz ki basın özgürlüğü olmadan demokrasi olmaz ve bir kez daha haykırıyoruz ki gazetecilik suç değildir.”

CHP'li Çakırözer: "Gazeteciler Derhal Serbest Kalmalı" Haber

CHP'li Çakırözer: "Gazeteciler Derhal Serbest Kalmalı"

Türkiye’de gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve engellemelere her geçen gün yenileri ekleniyor. Gazeteciler sadece haber yaptıkları için şafak baskınlarıyla gözaltına alınıp zindana konuluyor. Yılın en kısa ayı şubat ayında gazeteciler en az 50 kez hakim karşısında çıkarken, 8 gazeteci gözaltına alındı. Alican Uludağ’ın da aralarında olduğu 5 gazeteci tutuklandı. Neredeyse her yazdığı haber ve paylaşımı nedeniyle hedefe konan Uludağ şubat ayında tutukluluğuna neden olan davaların yanı sıra 2 soruşturma ve dava ile de karşı karşıya kaldı. Gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara tepki gösteren CHP’li Utku Çakırözer, “AKP iktidarında basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı artık askıda! Türkiye’de basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı alanında yaşadığımız ihlallere her gün yenileri ekleniyor. Tamamen gazetecilik refleksiyle yaptıkları yayınlar, haberler nedeniyle gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor! Gazetecilere yönelik bu soruşturma ve gözaltılar haber alma hakkımıza ve gazeteciliğe gözdağıdır, saldırıdır! Bu hukuksuz uygulamalara artık son verilmeli; Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, Enver Aysever ve daha nice gazeteci derhal serbest bırakılmalıdır! Basın özgürlüğü 86 milyonun özgürlüğüdür, hepimiz özgürlüğümüzü sonuna kadar savunacağız” dedi. ULUDAĞ’IN HER PAYLAŞIMINA AYRI SORUŞTURMA CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer her ay düzenli olarak kamuoyu ile paylaştığı basın özgürlüğü raporunun şubat bilançosunu açıkladı. Çakırözer’in hazırladığı rapora göre basın özgürlüğü alanında şubat ayında yaşanan ihlaller şöyle: Karar Gazetesi muhabiri Feyza Nur Çalıkoğlu, Nefes Gazetesi muhabiri Nisanur Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu gazeteciler en az 50 kez hakim karşısında çıktı. Deutsche Welle Türkçe'nin Ankara muhabiri gazeteci Alican Uludağ sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Ankara’daki evinde çocuklarının gözü önünde gözaltına alındı. Ankara’da ikamet eden Uludağ’ın İstanbul’a götürülerek Silivri Cezaevi’ne konulması tepki çekti. Alican Uludağ haber içerikli sosyal medya paylaşımları nedeniyle şubat ayında ayrıca 3 soruşturma ve dava ile de karşı karşıya kaldı. 50 YARGILAMA 5 TUTUKLAMA Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve kurumlarına yönelik yapılan operasyonlarda ETHA muhabirleri Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp, Elif Bayburt, Müslüm Koyun ve Züleyha Müldür gözaltına alındı. Züleyha Müldür adli kontrolle serbest bırakılırken, 4 kişi tutuklandı. Soruşturmada gazetecilerin uluslararası basın kartı için yaptığı ödemelerin “terör finansmanı” olarak sayılması dikkat çekti. Ömer Ödemiş, daha önce beraat ettiği davada 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kobani davasının karar duruşmasını izleyen 7 gazeteciye duruşmada ses ve görüntü aldıkları gerekçesiyle 18 gün hapis cezası verildi. HABERE GÖZALTI VE SORUŞTURMA YAĞMURU Şubat ayında Kayserili gazeteci Ali Türk Aslan ve gazeteci Mehmet Ali Ertaş’ın da aralarında olduğu 8 gazeteci gözaltına alındı. Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle ifade verdi. İsmail Arı yaptığı haber gerekçe gösterilerek Türk Telekom CEO’su ve RTÜK eski Başkanı Ebubekir Şahin’in şikayetiyle ifade verdi. JinNews Haber Müdürü Öznur Değer hakkında Van’da Rojava için yapılan yürüyüşle ilgili paylaşımı nedeniyle soruşturma başlatıldı. SİYASETÇİLER DE KORUMALARI DA GAZETECİ DÖVÜYOR Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un Kocaeli’de katıldığı MÜSİAD programını izleyen basın mensuplarını koruma ekibi engelledi. Çıkan tartışmada gazeteci Serkan Üldeş’e fiziki müdahale edilmesi üzerine basın mensupları tepki göstererek salonu terk etti. Tatvan Belediyesinin kar çalışmalarını eleştiren gazeteci Mücahit Tarlan Belediye Başkanı Mümin Erol tarafından tehdit edilirken, koruması tarafından darp edildi. Evrensel'in İzmir Temsilciliğine 2025’te düzenlenen silahlı saldırının tetikçisi İsa Can Bilir 106 gün tutukluluktan sonra serbest bırakılırken, azmettiricilerin belirlenmesi için yapılan suç duyurusu reddedildi. RTÜK’TEN HALK TV’YE CEZA RTÜK Uğur Dündar’ın Halk TV’de CHP'den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifasını değerlendirirken kullandığı ifadeler nedeniyle kanala idari para cezası verdi. Anayasa Mahkemesi şubat ayında basın özgürlüğü alanında önemli bir karara imza attı. KRT Televizyonu tarafından yapılan başvuruda, AYM 2019 yerel seçimlerinde Anadolu Ajansı'nın veri akışındaki 13 saatlik kesintiyi hak ihlali olarak değerlendirdi. AİLE BAKAN YARDIMCISI ERİŞİM ENGELİ ŞAMPİYONU Haber ve içeriklere yönelik erişim engelleri şubat ayında da devam etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu aralarında yeğeninin KPSS’siz memur yapıldığı haberlerinin de yer aldığı 258 haber ve paylaşımı bir günde engelleterek erişim engeli şampiyonu oldu. Mezopatamya Ajansı, Yeni Yaşam ve JinNews’un sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Şubat ayında erişime engellenen haberler şöyle; “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği eski Bakanı AKP’li Mehmet Özhaseki’ye video ile şantaj yapıldığı yönündeki haber ile bu haberin erişime engellendiğini duyuran haber, Yeniçağ Gazetesi’nde iş insanı Fuat Tosyalı’nın adının geçtiği ‘Ziraat Bankası’nda ikinci Demirören vakası!’ başlıklı haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, İBB’den alınan Galata Kulesi’ndeki tepki çeken restorasyon işinin AKP Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer Uludağ’ın şirketi tarafından yapıldığı haberleri, MHP Çanakkale İl Başkanının geçmişte usulsüz öğretim görevlisi olduğuna ilişkin haberler.”

Gazetecilik Suç Değildir! Haber

Gazetecilik Suç Değildir!

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmasına tepki olarak bir basın açıklaması yapıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos tarafından yapılan açıklamalarda şu ifadelere yer verildi; TGS Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım; "Bugün burada yalnızca bir meslektaşımız için değil, gazeteciliğin onuru ve halkın haber alma hakkı için bir aradayız. Gazeteci Alican Uludağ, yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. 18 yıldır adliye muhabirliği yapan, kürsünün önünü de arkasını da iyi bilen, yargı süreçlerini kamuoyuna aktaran ve bugün DW Türkçe muhabiri olarak görevini sürdüren bir gazetecidir. Biz meslek örgütleri olarak biliyoruz ve açıkça söylüyoruz: Alican Uludağ gazetecidir. Geçmişte çağrıldığında ifade vermeye gitmiş, hiçbir soruşturmadan kaçmamış bir gazetecinin evine onlarca polisle gidilmesi, çocuklarının gözü önünde yapılan uygulamalar ve kamuoyuna “kaçıyormuş” algısı yaratacak açıklamalar kabul edilemez. Uludağ mahkemedeki savunmasında şöyle diyor: “18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabirliğidir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim. Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım.” Biz bir meslektaşımızın çocuklarının gözyaşını geride bırakarak savunma yapmak zorunda kalmasını kabul etmiyoruz. Biz gazeteciliğin bedel ödenmek zorunda kalınan bir meslek olmasını istemiyoruz. Gazetecilik; gerçeği yazmanın, kamuyu bilgilendirmenin, topluma karşı sorumluluğun adıdır. Suç değildir. Bizim başımıza gelmiyor diye yapılan haksızlığa sessiz kalıp izlemeyeceğiz. Çünkü bu yalnızca bir kişiye değil, doğrudan gazetecilik mesleğine yapılan bir haksızlıktır. Bugün birimize yapılan yarın hepimize yapılacaktır. Her keyfi gözaltı ve tutuklama halkın haber alma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Basın özgürlüğü susturulursa toplum karanlıkta kalır. Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Gazeteciliği kriminalize etmekten vazgeçin. Basın ve ifade özgürlüğünü hedef almaktan vazgeçin. Meslektaşımız Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır. Bizler yanındayız. Gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz. Ve söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz: Gazetecilik suç değildir! Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün burada, meslektaşımız gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. Bir gazetecinin görevi; halkın haber alma hakkını savunmak, gerçeği ortaya çıkarmak ve kamu adına soru sormaktır. Gazetecilik suç değildir. Kalem susturularak gerçekler ortadan kaldırılamaz. Tam tersine, baskılar gerçeğin daha güçlü yankılanmasına neden olur. Bizler Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi olarak; düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgür basın yoksa demokrasi de yoktur. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Gazetecilik suç değildir ve yargılanamaz. Gazeteciler susturulamaz. Alican Uludağ yalnız değildir. Ve biliyoruz ki; Dayanışma yaşatır. Hakikat kazanacak."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.