SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basin Özgürlüğü

Porsuk Haber Ajansı - Basin Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basin Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak" Haber

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak"

Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek kararın özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef aldığını savundu. Yumrukaya, “Gerçekler hapsedilemez. Türkiye susmayacak, millet susmayacak” dedi. Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin yaptığı açıklamada iktidarı eleştirdi. Türkiye’de siyasi yargı operasyonları, basına yönelik baskılar ve kayyım uygulamalarının devam ettiğini öne süren Yumrukaya, Halk TV’ye yönelik kararın yalnızca bir medya kuruluşunu değil, basın özgürlüğünü ve vatandaşların haber alma hakkını da ilgilendirdiğini ifade etti. Siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve basın mensuplarının temsilcilerine seslenen Yumrukaya, ülkenin her sabah yeni bir hukuksuzluk iddiasıyla karşı karşıya kaldığını savundu. Halk iradesini hedef alan uygulamaların, gazetecilere yönelik baskıların ve kayyım kararlarının toplumun farklı kesimlerini etkilediğini belirten Yumrukaya, demokratik hakların korunması gerektiğini vurguladı. “Halk TV’ye yönelik karar özgür basını hedef alıyor” Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Bayram Yumrukaya, kararın zamanlamasına da dikkat çekti. Yumrukaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu hukuksuzlukların son halkası olarak dün şafak vakti, polis baskınıyla, pek çok yayın diliminde Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye kayyım atanmıştır. Bu karar yalnızca Halk TV’yi değil, aynı zamanda özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef almaktadır. Seçime giderken muhalefetin sesini kısmak, milletin özgürce seçim yapma hakkına el uzatmaktır.” İktidarın amacının mevcut düzeni sürdürmek olduğunu ileri süren Yumrukaya, devletin imkânlarının belirli çıkarları korumak için kullanıldığını iddia etti. Özgür basının susturulmaya ve değişim isteyen vatandaşların umutsuzluğa sürüklenmeye çalışıldığını savunan Yumrukaya, bu tür uygulamaların demokratik süreçlere zarar verdiğini dile getirdi. İmamoğlu’nun savunma sürecine dikkat çekti Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin kararın zamanlamasını Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreciyle ilişkilendirdi. İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün böyle bir karar alınmasını eleştiren Yumrukaya, devam eden siyasi davalarla ilgili kamuoyunun bilgi edinme hakkının önemine işaret etti. Yumrukaya, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “590 gündür savunma yapmayı bekleyen Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri zindanında savunmasının başladığı gün bu karar alınmıştır. Tarihimizin en büyük siyasi davalarından biri sürerken halkın haber alma hakkına yapılan bu saldırı, davanın hukuksuzluğunu ve siyasi bir operasyon olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” Yumrukaya, yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, vatandaşların siyasi gelişmeler hakkında özgür ve bağımsız kaynaklardan bilgi alabilmesinin önemini vurguladı. Fon krizi ve ekonomik mağduriyet iddialarını gündeme getirdi Bayram Yumrukaya, açıklamasında kamuoyunda tartışılan fon krizine de değindi. Söz konusu kriz nedeniyle yüz binlerce vatandaşın mağdur olduğunu ileri süren Yumrukaya, gelişmelerin üzerinin örtülmeye çalışıldığını iddia etti. Yumrukaya, “Asrın vurgunu olan fon krizinin iktidar kadrolarıyla ilişkisinin ortaya çıktığı bir dönemde bu karar alınmıştır. 500 bine yakın yurttaşın doğrudan soyulduğu, aileleriyle birlikte milyonlarca yurttaşın mağdur edildiği bu büyük soygunun üzeri örtülmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı. Fon krizine ilişkin değerlendirmelerini siyasi eleştirileri kapsamında dile getiren Yumrukaya, kamuoyunu ilgilendiren iddiaların açıklığa kavuşturulması ve vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini savundu. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine vurgu yaptı Yumrukaya, açıklamasında Türkiye’nin uluslararası ilişkileri ve yurt dışına asker gönderilmesine yönelik tartışmalara da yer verdi. Meclis’e sunulan bir anlaşma metni bulunmadığını ileri sürdüğü bir süreçte Mehmetçiğin Yemen’e gönderilmesinin tartışılmasını eleştiren Yumrukaya, konunun kamuoyundan uzaklaştırılmaya çalışıldığını iddia etti. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine dikkat çeken Yumrukaya, uluslararası anlaşmalar ve yurt dışına asker gönderilmesi gibi konularda anayasal süreçlerin önemini vurguladı. İktidarın dış politikaya ilişkin kararlarının Meclis denetimi ve demokratik tartışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti. “İktidar tükenmiştir, saldırganlığı bundandır” Türkiye’nin 81 ilinde farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarla birlikte demokrasi ve özgürlükler konusunda ortak bir duruş sergilediklerini belirten Yumrukaya, iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü. Yumrukaya, “İktidar tükenmiştir. Tükendiğinin farkındadır. Saldırganlığı bundandır” sözleriyle siyasi değerlendirmesini dile getirdi. Yargı, kolluk kuvvetleri ve kayyım uygulamaları üzerinden toplumun iradesinin yönlendirilebileceğini düşünenlerin yanıldığını savunan Yumrukaya, demokratik hakların korunmasının önemine dikkat çekti. “Gerçekler hapsedilemez” Açıklamasının sonunda Halk TV çalışanları başta olmak üzere tüm basın emekçileriyle dayanışma mesajı veren Bayram Yumrukaya, basın özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Yumrukaya, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Özgür basın sansüre boyun eğmez. Gerçekler hapsedilemez. Halk TV’nin, özgür basının ve tüm basın emekçilerinin yanındayız. Türkiye’nin her bir köşesinde umudu örgütlemeye, demokrasiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye çalışanları mutlaka yeneceğiz. Türkiye susmayacak, millet susmayacak.”

Halk TV Eyleminde Basın Özgürlüğü Vurgusu: “Özgür Basın Susturulamaz” Haber

Halk TV Eyleminde Basın Özgürlüğü Vurgusu: “Özgür Basın Susturulamaz”

Emek ve Demokrasi Platformu ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Eskişehir Temsilciliği, Halk TV’ye yönelik müdahale, kayyum atanması ve yayınların durdurulmasına tepki gösterdi. Eylemde basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma hakkı ve halkın haber alma özgürlüğü savunuldu. Köprübaşı bölgesinde düzenlenen basın açıklamasında, Halk TV’ye yönelik müdahalenin yalnızca bir televizyon kanalını değil, kanalda çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirdiği belirtildi. Açıklamayı Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına TGS Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım yaptı. Yıldırım, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve gazetecilerin mesleki dayanışmasına sahip çıkmak için bir araya geldiklerini söyledi. “Basın Özgürlüğüne Yönelik Kaygılarımız Artıyor” Daha önce T24’e getirilen erişim engelini de hatırlatan Yıldırım, Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulmasının basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti. Halk TV’nin Türkiye’nin en çok izlenen haber kanallarından biri olduğunu belirten Yıldırım, kanalın Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu ve yaklaşık 200 basın emekçisinin çalıştığı bir kurum olduğuna dikkat çekti. Yıldırım, “Bugün yaşananlar yalnızca bir televizyon kanalının yayınını değil, orada çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirmektedir” dedi. Gazetecilerin Emeğine Dikkat Çekildi Bir haberin arkasında muhabirlerden kameramanlara, editörlerden teknik ekiplere kadar çok sayıda basın emekçisinin alın teri bulunduğunu vurgulayan Yıldırım, Halk TV çalışanlarının yanında olmanın gazetecilik mesleğinin ortak değerlerine sahip çıkmak anlamına geldiğini söyledi. Toplumun ekonomik sorunlarının, eğitimde laiklik ve fırsat eşitliği tartışmalarının, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddiaların ve kamuoyunu ilgilendiren soruşturmaların özgürce araştırılıp haberleştirilebilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, özgür basının toplumsal sorunların görünür olması açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Yıldırım, “Hiçbir toplumsal sorunun üzeri örtülmemeli, hiçbir gazeteci kamu yararına yaptığı haber nedeniyle baskı altında hissetmemelidir” ifadelerini kullandı. “Gazeteciler Farklı Düşünebilir Ama Düşman Değildir” Gazetecilerin farklı medya kuruluşlarında çalışabileceğini ve farklı düşüncelere sahip olabileceğini belirten Yıldırım, tüm gazetecilerin ortak kimliğinin meslekleri olduğunu söyledi. “Biz gazeteciyiz” diyen Yıldırım, gazetecilerin birbirlerinin rakibi olabileceğini ancak düşmanı olmadığını ifade etti. Bir gazetecinin yaşadığı soruna sessiz kalınması halinde benzer sorunlarla karşılaşıldığında meslektaşların yalnız kalabileceğini belirten Yıldırım, zor günlerde dayanışmanın önemini vurguladı. “Özgür Basın Herkes İçindir” Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin sorumluluğu olduğunu belirten Yıldırım, işçilerin, emeklilerin, öğrencilerin, öğretmenlerin ve esnafın özgür basının önemini görmesi gerektiğini söyledi. Yıldırım, “Çünkü özgür basın herkes içindir” dedi. Anayasa’nın 28. maddesindeki “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü hatırlatan Yıldırım, gazetecilerin özgürce haber yapabildiği, basın emekçilerinin güvenceli koşullarda çalışabildiği ve yurttaşların farklı kaynaklardan haber alabildiği demokratik bir ortam istediklerini ifade etti. Halk TV Çalışanlarıyla Dayanışma Mesajı Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu Halk TV’deki meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirten Yıldırım, bir gazetecinin yalnız bırakılmasının bütün mesleğin güç kaybetmesine yol açacağını söyledi. Açıklama, “Gazetecilik suç değildir!”, “Basın hürdür, sansür edilemez!” ve “Yaşasın gazetecilerin dayanışması!” sloganlarıyla sona erdi.

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı Haber

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı

Türkiye’de basın özgürlüğü üzerindeki baskı her geçen gün büyüyor. Gazeteciler tutuklanıyor, ev hapsiyle susturuluyor; haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleriyle milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı yok ediliyor. Yalnızca ekim ayının ilk haftasında gazeteciler Derya Okatan, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklanarak cezaevine gönderildi. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında ise yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ev hapsi kararı verildi. Son 70 günde 25 gazeteci gözaltına alındı, 10 gazeteci tutuklandı, 2 gazeteciye ev hapsi verildi. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik son iki aydaki ihlalleri ortaya koyan bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. İktidarın “Ailem güvende” operasyonu gazetecileri hedef alırken, yüz binlerce yurttaşın mağdur olduğu fon krizi de yine gazetecilerin haberlerine ve sosyal medya paylaşımlarına yönelik baskı ve sansürün gerekçesine dönüştürüldü. Çakırözer, “AK Parti iktidarı gazetecileri tutuklayarak, ev hapsi vererek, haber sitelerini ve sosyal medya hesaplarını erişime kapatarak toplumun haber alma hakkını gasp ediyor. Basın özgürlüğü önündeki ihlalleri her geçen gün büyütüyor. Sansür ve yargı baskısı artık istisna değil, sistematik bir yönetim biçimine dönüşmüş durumda. Asrın vurgunu fon krizinde milleti dolandıranlar değil, açığa çıkaran gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Halkın haber alma hakkı engelleniyor. Basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır! Basın özgür değilse demokrasi de gelmez” dedi. ARTIK GAZETECİLİK TUTUKLAMA GEREKÇESİ YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer’in kamuoyuyla paylaştığı basın özgürlüğü raporuna göre gazeteciler, adli yılın başladığı eylül ayında en az 50 kez hâkim karşısına çıktı. Ağustos ve eylül aylarında çok sayıda gazeteci gözaltına alınırken, gazeteciler hakkında tutuklama ve adli kontrol kararları verildi. Rapora göre ağustos ve eylül aylarında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler Oya Lale Özan Arslan ve Ali Tarakçı sosyal medya paylaşımları; Tuğba Tekerek ise “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında tutuklandı. Gazeteciler Selahattin Günday ve Fatih Ergin ise eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Bolu Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykan, devletten kiralanan bir alanı işleten firmanın ziyaretçilerden tarifede belirtilen ücretin üzerinde para aldığı iddiasına ilişkin haberi nedeniyle tutuklandı. Aydın Denge Gazetesi’nin sosyal medya hesabından Gülşen Erdoğan’ın vefatının “Erdoğan vefat etti” başlığıyla duyurulmasının ardından “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Gazetenin temsilcisi Emin Aydın, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeşim Ülker, muhabir İslam Keleş ve İrem Delice gözaltına alındı. Adli kontrolle serbest bırakılan gazetecilerden İrem Delice, savcılığın itirazı üzerine tutuklandı. HABER VE PAYLAŞIMA SORUŞTURMA İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, AK Parti ve MHP’li yöneticilerin İzmir’de gazetecilere yönelik tutumlarına ilişkin yaptığı açıklama nedeniyle ifade verdi. Ertuğrul Özkök hakkında, katıldığı bir yayındaki söylemleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci İsmail Arı hakkında eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e yönelik mesajı nedeniyle dava açılırken; gazeteci Canan Coşkun ve belgeselci Kazım Kızıl hakkında Rabia Naz davası kapsamında 7 yıl sonra dava açıldı. Gazeteciler Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç ise İBB davasında hâkim karşısına çıkarıldı. İlke TV muhabiri Zilan Azad, Yeni Yaşam Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahmet Güneş ve Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Çelebi hakkında yaptıkları haberler nedeniyle soruşturma açıldı. HABER TAKİBİNE GÖZALTI, SALDIRI VE ENGELLEME Gazeteci Can Bursalı ile Trabzon 360 Haber’in İmtiyaz Sahibi Hatice Aksoy ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Muhsin Aksoy yaptıkları haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle, Kemal Öztürk ise bir televizyon programındaki ifadeleri nedeniyle gözaltına alındı. BirGün muhabiri Sarya Toprak ve Alman ARD TV muhabiri Sener Azak, “Ailem güvende” operasyonlarını protesto eden eylemleri takip ederken gözaltına alındı. Gazeteciler Mehmet Toprak, Halil Biter ve Kenan Bayık, Şanlıurfa’da meydana gelen depreme ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alındı. 24 TV kameramanı Fatih Coşkun, Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu gemisindeki arama-kurtarma çalışmalarını takip ederken saldırıya uğradı. AS TV muhabiri Oğuz Aksu ve kameramanının Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısını takip etmesi bir belediye çalışanı tarafından engellendi. Urfa’da haber takibi yapan üç kadın gazeteci ise görevleri sırasında sözlü ve fiziki saldırıya maruz kaldı. SANSÜRÜN YENİ ADRESİ: SOSYAL MEDYA VE HABER SİTELERİ Türkiye gündemine oturan “Ailem güvende” operasyonları ile “fon vurgunu” sonrası gazetecilerin, ekonomistlerin, hak savunucularının, akademisyenlerin ve yurttaşların sosyal medya hesaplarına, basın kuruluşlarına ve haberlere erişim engelleri art arda geldi. Sadece eylül ayında 1.350’ye yakın sosyal medya hesabı erişime engellendi. Türkiye’nin ve dünyanın en fazla takip edilen haber sitelerinden T24’e erişim tamamen engellendi. Yine Evrensel, Kısa Dalga, Mezopotamya Haber Ajansı internet sitesi ve X hesabına erişim engeli getirildi. Sadece eylül ayında gazeteciler Alican Uludağ, Özlem Akarsu Çelik, Hilmi Hacaloğlu, Canan Kaya, Nasuh Bektaş, Fırat Fıstık, Sarya Toprak, Şirin Payzın, Furkan Karabay, Ali Tarakçı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci ile; ekonomi alanında yorum yapan Veysel Ulusoy, Emre Şirin, İnan Mutlu, Prof. Barış Övgün ile Umut-Sen’in kurucularından Başaran Aksu’nun sosyal medya hesaplarının da arasında yer aldığı birçok X hesabı erişime engellendi. Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Hak İnisiyatifi, Barış Akademisyenleri, Kadın Koalisyonu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Aile Dayanışma Ağı, ALİKEV ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin de bulunduğu çok sayıda hak savunucusu dernek ile meslek örgütünün hesaplarına erişim engeli getirildi. Erişim engellerini belgeleriyle raporlayan Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile İfade Özgürlüğü Derneği, Engelli Web ve MLSA’nın sosyal medya hesapları da erişime engellendi. Ağustos ve eylül aylarında hesaplara getirilen erişim engellemelerinin yanı sıra kamuoyunu yakından ilgilendiren onlarca haber de yine erişime engellendi. Bunlar arasında; “Fon krizinde bazı yatırım ve portföy yönetim şirketleri ile bu şirketlerin yönetici ve ortaklarının kamuoyunca tanınan isimlerle bağlantılarına ilişkin haberler, Şeytantepe belgeseli, Özlem Çerçioğlu’nun ailesinin TOGG ile ticari ilişkisine dair haber, Eski TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın komşularıyla yaşadığı sıkıntılar, Zülfikarlar Holding bünyesindeki şirketler ve yöneticilere ilişkin soruşturma, tutuklama ve konkordato haberleri, Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin haberler, eski Sağlık Bakanı ve Medipol Hastanesine ilişkin dosya haberler” yer aldı.

​"Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana" Forumu Gerçekleştirildi Haber

​"Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana" Forumu Gerçekleştirildi

Eskişehir’deki Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Forumu”, siyasetin, medyanın ve toplumun önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. YENİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu ve Gazeteci İsmail Arı’nın konuşmacı olarak yer aldığı forumda, Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik kriz, otoriter rejim tartışmaları, basın özgürlüğüne yönelik baskılar ve bu tablodan çıkış yolu olarak birleşik muhalefetin inşa edilmesi gerektiği masaya yatırıldı. ​Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu, Türkiye’nin varoluşsal bir süreçten geçtiğini belirterek söze başladı. Türkiye’nin dört bir yanında sürdürülen emek ve demokrasi mücadelesine katılanların ortak bir siyasi geleceği kurmak üzere bir araya geldiğini ifade eden Erdoğdu, başkanlık rejimi adı altında devlet kurumlarının tek kişinin siyasi iradesine ve çıkar gruplarının soygun düzenine bağlandığını vurguladı. Son dönemde gündeme gelen fon krizinin, küresel kapitalizmin "hiper finansallaşma" ve "gazino kapitalizmi" eğilimlerinden bağımsız olmadığını dile getiren Erdoğdu, Amerika Birleşik Devletleri’nde şirketlerin kendi hisselerini geri alarak (buyback) değerlerini şişirme operasyonlarının 1 trilyon dolara ulaştığını hatırlattı. Türkiye’deki fon krizinin bundan farklı olarak organize bir suç örgütlenmesi olduğunu savunan Erdoğdu, "Temel mekanizma 'bul karayı, al parayı' değil, 'bul sarayı, al parayı' mekanizmasıdır; arkasında mafyanın gücü, kara para aklama ve devlet içi yapılar vardır" dedi. Günter Reimann’ın "Vampir Ekonomisi" kavramına atıfta bulunan Erdoğdu, ihale kayırmacılığı ve kamu kaynaklarının şeffaf olmayan kullanımıyla modern bir vampir sistemi kurulduğunu, bu düzenin sürdürülebilmesi için sendikaların zayıflatıldığını, basının denetim işlevinin daraltıldığını ve yargı bağımsızlığının aşındırıldığını ifade etti. Mücadelenin sadece geçim koşullarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Erdoğdu, Eskişehir’deki emek ve demokrasi birikiminin önemine dikkat çekerek kitlesellikten siyasi sonuca geçişin örgütlenmesi gerektiğini vurguladı. Laiklik, demokratik ve sosyal hukuk devleti, eşit yurttaşlık ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri etrafında geniş bir demokratik uzlaşma çağrısı yapan Erdoğdu, seçim hazırlıklarının bugünden halkın örgütlü gücünü büyütmek anlamına geldiğini sözlerine ekledi. ​Toplantıda söz alan Gazeteci İsmail Arı ise Türkiye’de yargı eliyle bir korku imparatorluğu yaratılırken bağımsız medyanın yok edilmek istendiğini söyledi. Medya için çok kritik bir eşiğin aşıldığını belirten Arı, Halk TV ve Sözcü TV gibi en fazla izlenen kanalların iktidar ortakları tarafından hedef gösterildiğini, T24 haber sitesinin savunma hakkı bile verilmeden Sulh Ceza Hakimliği kararıyla kapatıldığını, Cumhuriyet, Evrensel ve Sol Haber gibi köklü mecraların sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirildiğini hatırlattı. Son bir ayda 7 gazetecinin tutuklandığını, Fatih Ergin, Barış Terkoğlu, Oya Lale Özanar, Furkan Karabay ve Suat Toktaş gibi isimlerin yanı sıra sosyal medyada video çeken 23 gençlerin dahi uydurma gerekçelerle cezaevine konulduğunu ifade eden Arı, sadece geçen ay 1200 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini vurguladı. Toplumun yargıya olan güveninin tükendiğini belirten Arı, bu baskılara karşı boyun eğmemek ve omuz omuza direnmek gerektiğini dile getirdi. ​Forumun kapanış konuşmasını gerçekleştiren YENİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, konuşmasına tahliye edilen mizahisyen Deniz Göktaş’ı selamlayarak başladı. Derdinin şahıslar değil, dünyada ve Türkiye’de kurulan rejim olduğunun altını çizen Günaydın, dünyada küreselleşmenin yerini alan tekno-oligarşi, bölgeselleşme ve hegemonya krizine dikkat çekti. ABD’nin dünyadaki maliyetli askeri varlığından çekilerek yerini vekil devletlere ve "hayırsever monarşi" tasarımlarına bıraktığını belirten Günaydın, Türkiye siyasetinde geçmişten bugüne aktörlerin nasıl konum değiştirdiğini örneklerle anlattı. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sürecinde Saraçhane’deki barikatları yıkan İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin ve sokaktaki gençlerin mücadelesine vurgu yapan Günaydın, yeni bir dünyanın ancak kadınların, gençlerin ve emekçilerin dışarıdan siyasete yön vermesiyle kurulabileceğini ifade etti. ​Son dönemde artan sosyal medya yasaklarına ve Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkilerine değinen Günaydın, muhalif seslerin susturulmak istendiğini belirtti. Meclis’te ikinci parti grubu olarak Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruları hatırlatan Günaydın, basın özgürlüğü, haber alma hakkı ve hakları gasbedilen tüm kesimlerle birlikte 7 Ekim Çarşamba günü saat 12.00’de Anayasa Mahkemesi önünde buluşma çağrısı yaptı. "Sokağa sahip çıkmak, mahalleye, fabrikaya, tarlaya sahip çıkmaktır" diyen Günaydın, doğrudan demokrasiyi yeniden inşa etmek zorunda olduklarını belirtti. Konuşmasının sonunda erken seçim ve anayasa tartışmalarına değinen Günaydın, Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için gereken hamlelere karşı YENİ Parti olarak sapasağlam duracaklarını ve diğer siyasi partilerin de bu konuda taviz vermemesi gerektiğini vurgulayarak katılımcılara teşekkür etti. Forumda siyasi parti, sivil toplum kuruluşları, odalar ve sendikaların temsilcileri de söz alarak gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Utku Çakırözer: "Basın ve İfade Özgürlüğü Demokrasinin İlk Düğmesidir" Haber

Utku Çakırözer: "Basın ve İfade Özgürlüğü Demokrasinin İlk Düğmesidir"

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de görev yapan yerel gazetecilerle bir araya geldi. Gerçekleştirilen buluşmada basın özgürlüğünden Anadolu basınının yaşadığı ekonomik ve yasal sıkıntılara, yeni kurulan partinin vizyonundan güncel yargı tartışmalarına kadar pek çok önemli konuya değinildi. ​"Basın Özgürlüğü Demokrasinin Temelidir" ​Toplantının açılışında Eskişehir basınının Anadolu genelinde parmakla gösterilen bir yüz akı olduğunu belirten Çakırözer, gazetecilerin her koşulda halkın haber alma hakkı için mücadele ettiğini vurguladı. Basının toplumun aynası olduğunu ifade eden Çakırözer, şunları kaydetti: ​"Biz basın aynası bize eğri gösterirse burada yapılacak olan onu düzeltmek değil, kendimizi belki düzeltmektir. Basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü Türkiye'de demokrasinin belki de ilk düğmesi olarak görmekteyiz. İlk seçimde iktidara geldiğimizde en temel önceliklerimizden biri basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü olacaktır." ​Dezenformasyon Yasası ve Sansür Tartışmaları ​Mevcut iktidar döneminde çıkarılan yasalarla gazetecilerin haklarının kısıtlandığını dile getiren Çakırözer, özellikle halkı yanıltıcı bilgiyi yaymayı suç sayan 217/A maddesinin (Dezenformasyon Yasası) en büyük mağdurunun yine gazeteciler olduğunu söyledi. Bu tür baskıcı ve kısıtlayıcı yasal düzenlemelerin iktidara geldiklerinde kesinlikle kaldırılacağını vurgulayan Çakırözer, dijital telif hakları ve sendikalaşma konularında da şu değerlendirmelerde bulundu: ​İnternet Medyası ve Tıklanma Baskısı: İnternet haber sitelerinde haberciliğin niteliğinden ziyade niceliğe (tıklanma sayısına) dayalı bir sistemin yaratıldığına dikkat çekildi. ​Dijital Telif Yasası: Kanada ve Avrupa örneklerinde olduğu gibi, dijital platformların gazetecilerin emeğini sömürmesine son verecek dijital telif düzenlemelerinin Türkiye'de de acilen hayata geçirilmesi gerektiği savunuldu. ​Basın İlan Kurumu: Anadolu basınının can damarı olan ilan desteklerinin artırılması, Basın İlan Kurumu ve RTÜK süreçlerinin adil bir yapıya kavuşturulması gerektiği ifade edildi. ​"YENİ Parti 15 Günde 503 Bin Üyeye Ulaştı" ​Partinin kuruluş sürecine de değinen Çakırözer, dünya siyaset tarihinde eşine az rastlanır bir hızla teşkilatlandıklarını belirtti. Üyelik sisteminde yeni bir dönemi başlattıklarını aktaran Çakırözer, "Partimize üye olan herkes; ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanımızı ve hatta önümüzdeki süreçte cumhurbaşkanı adayımızı doğrudan belirleyecektir" dedi. ​Açıklanan son verilere göre, partinin kuruluşunun üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen ülke genelinde toplam üye sayısının 503 bin 027 yurttaşa ulaştığı açıklandı. ​Hukuksuzluklar ve Yargı Süreçlerine Eleştiri ​Konuşmasının devamında Türkiye'deki yargı süreçlerine ve yerel yönetimlere yönelik baskılara sert tepki gösteren Çakırözer, mahkeme salonları ve hukuki mekanizmalar aracılığıyla milli iradenin gasp edilmeye çalışıldığını savundu. Üsküdar Belediyesi ve diğer mazbata süreçlerine değinen Çakırözer, cezaevindeki belediye başkanları ve siyasetçilerin yaşadığı hak ihçallerine son verilmesi çağrısında bulundu. ​Toplantı, Eskişehir basınının sorunlarının ele alınması ve karşılıklı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin Haber

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin

Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, Meclis’te partisinin ilk önergesini gazeteciler için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin araştırılması ve gazetecilerin mesleklerini yapabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163’üncü sırada. 7 ayda gazeteciler en az 350 kez hakim karşısına çıktı. 50 gazeteci gözaltına alındı. 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. İfade ve basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Gelin Meclis’te bir komisyon kuralım, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesinin, halkın haber alma hakkının önünü açalım” dedi. Önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedilirken, Çakırözer, “Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” diye konuştu. 7 AYLIK İHLAL BİLANÇOSU: GAZETECİLER 350 KEZ YARGILANDI Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı, Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer partisinin TBMM’deki ilk önergesini gazeteciler ve basın özgürlüğü için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alında yaşanan ihlallerin ortadan kaldırılması ile halkın haber alma hakkının korunması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer’in önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Meclis’teki konuşmasında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlal bilançosunu açıklayan Çakırözer, Türkiye’nin dünyadaki basın özgürlüğü sıralamasına dikkat çekerek şunları söyledi: “AKP'nin ifade ve basın özgürlüğünü abluka altına alan baskı, sansür, engelleme girişimleri maalesef artarak devam etmekte. Türkiye 2026 yılı itibarıyla dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163'üncü sıraya geriledi çünkü haberi, yazısı, paylaşımı nedeniyle gazeteciler soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya. Temmuz ayının üçte biri adli tatildi ama o ayda bile gazeteciler en az 40 kez hâkim karşısına çıktı! 8 gazeteci gözaltına alındı, 2 gazeteci tutuklandı. Yılın başından bu yana yedi aylık süreçte 350 kez hakim karşısına çıktı gazeteciler haberini, yazısını savunmak için. En az 50 gazeteci gözaltına alındı. İsmail Arı, Alican Uludağ, Nedim Oruç, Pınar Gayıp, Yıldız Tar, Sibel Gürcihan'ın da aralarında olduğu 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. Merdan Yanardağ, uydurma casusluk davanızdan tam iki yüz seksen beş gündür, otuz beş yıllık gazeteci Ali Çağatay tweet attı diye bir buçuk aydır özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum, zindandalar.” “GAZETECİLER ZİNDANDAYKEN TARİHİ SÜRECİ KİM YAZACAK” “Bir yandan terörü bitireceğiz, toplumsal barışı sağlayacağız diyoruz! Peki ama bu tarihi süreci kim yazacak, kim anlatacak?” diye soran Çakırözer, “Meclisimiz tarihî günlere tanıklık ediyor. Peki ama bu tarihî süreci kim yazacak, kim anlatacak? Gazetecileri cezaevine koyarak, haberlerini sansürleyerek, siteleri karartarak mı yapacaksınız? Gazeteciler emekli eyleminde, madenci direnişinde, 19 Mart darbesinde, 1 Mayıs, 8 Mart, NATO protestolarında meydanlardan haber yapacak ama engelleniyor. Tutuklu meslektaşına destek için yürümesine dahi abluka konuyor. Dünyanın öbür ucundan gelen gazeteci Ankara'da zirve izliyor ama kendi gazetecimize yasaklanıyor. Siteler, sosyal medya hesapları kapatılıyor. Yetmiyor, hepsi bir de zindana tıkılıyor. Silivri'de ve diğer adliyelerde habercilere mahkeme salonları yasaklanıyor. Davaları anbean aktaran gazeteciler gerekçesiz gözaltına alınıyor.” “1,5 MİLYON WEB SİTESİ VE ALAN ADI ERİŞİME ENGELLİ” Haber, sosyal medya ve sitelere getirilen erişim engellerine de dikkat çeken Çakırözer, ülkenin toplumsal hafızasının erişim engelleriyle sistematik bir biçimde silindiğini, karartıldığını söyledi. Çakırözer şöyle konuştu: “Tam beş yüz günü aşkın süredir haksız, hukuksuz tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, 15,5 milyon yurttaşın Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına, sesine, afişine ve hatta adına bile tahammül edemeyenler, şimdi de onu dijital darbe yöntemleriyle susturmaya çalışıyor. Tam 11 kez hesaplarını engellediniz. Bu karartma sadece İmamoğlu'nun sesini kısmak değil, milletimizin haber alma, siyasal bilgiye erişim ve demokratik tercih oluşturma hakkını da yok etme girişimidir. İfade Özgürlüğü Derneğinin rakamları ortada: 2025 sonu itibarıyla Türkiye'den erişime engellenen web sitesi ve alan adı sayısı 1,5 milyonu aşmış durumda. Sayenizde erişim engelleri sistematik ve kalıcı bir dijital sıkıyönetim rejimine dönüşmüş durumda.” “BUGÜNÜN TARİHİNİ YAZACAK ARŞİVLER YOK EDİLİYOR” “Vatandaşın sesini duyurduğu neredeyse her kitlesel olayda X, YouTube, Instagram ve WhatsApp gibi platformlara bant daraltmak rutine binmiş. Oysa Anayasa Mahkemesi keyfî erişim engellemenizi, haber karartmanızı hukuksuz bulmuştu. Peki, siz ne yaptınız? Bu ayıbı ortadan kaldırmak yerine ‘millî güvenlik’ ve ‘kamu düzeni’ kılıfıyla bu dijital sansürü misliyle sürdürüyorsunuz. Siyasetçi görüş veriyor, gazeteci haberini paylaşıyor, yurttaş yorumunu yapıyor, hepsine anında karartma, anında sansür. Bugünlerin tarihini yazacak olan arşivler yok edilmektedir.” “KOMİSYON KURULSUN, TAHRİBAT ORTAYA ÇIKARILSIN!” Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve erişim engelleri için Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Biz bu nedenle bu önergeyle diyoruz ki: Gelin, bir Meclis araştırma komisyonu kurulsun ve bu dijital sıkıyönetimin tahribatı bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılsın. Bilgiye erişim hakkı aktif yurttaşlığın ve demokratik denetimin temelidir. Demokrasi, bilgiye özgür ve güvenilir erişim olmadan yaşayamaz. Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” dedi.

Yeni Parti MYK'da Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'e Kritik Görev Haber

Yeni Parti MYK'da Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'e Kritik Görev

Yeni Parti'nin Parti Meclisi toplantısının ardından Genel Başkan Özgür Özel tarafından belirlenen yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri kamuoyuna duyuruldu. Açıklanan 9 kişilik yeni A Takımı'nda, Eskişehir siyasetinin ve meclisin deneyimli ismi Milletvekili Utku Çakırözer, Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirildi. ​Utku Çakırözer Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oldu ​Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde şekillenen yeni dönem MYK listesinde en dikkat çeken atamalardan biri Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'in üstlendiği sorumluluk oldu. Basın özgürlüğü, medya sektörü ve kamuoyunu bilgilendirme süreçlerindeki tecrübesiyle tanınan Çakırözer, yeni dönemde Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapacak. ​Yeni MYK ve Görev Dağılımı Tam Liste ​Özgür Özel başkanlığında toplanan Parti Meclisi sonrasında belirlenen 9 kişilik yeni MYK kadrosunun tamamı şu isimlerden oluştu: ​Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Utku Çakırözer (Eskişehir Milletvekili) ​Genel Sekreter: Yunus Emre ​Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Ensar Aytekin ​İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Özgür Ceylan ​Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Yaşar Tüzün ​Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Gizem Özcan ​Yurt Dışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Nurhayat Altaca Kayışoğlu ​Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Aylin Yaman ​Parti Sözcüsü: Zeynel Emre

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’dan 24 Temmuz Basın Bayramı Mesajı Haber

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’dan 24 Temmuz Basın Bayramı Mesajı

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Basının demokrasinin vazgeçilmez temel taşlarından biri olduğuna dikkat çeken Vali Yılmaz, Eskişehir yerel basınının köklü geçmişine ve şehir gelişimindeki kritik rolüne vurgu yaptı. ​"Basın, Devlet-Millet Bütünleşmesinin En Güçlü Köprüsüdür" ​Vali Dr. Erdinç Yılmaz mesajında, Türk basınında sansürün kaldırıldığı 24 Temmuz 1908 tarihinin demokrasi ve basın özgürlüğü adına büyük bir dönüm noktası olduğunu belirtti. ​Eskişehir’in sadece sanayisi ve şehircilik vizyonuyla değil, aynı zamanda ülkenin en köklü basın geleneklerinden birine sahip olduğunun altını çizen Vali Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: ​"Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren şehrimizin hafızasını tutan, sevinçlerimize ve dertlerimize ortak olan, Eskişehir'in gelişimine omuz veren yerel basınımız; bu köklü kültürün en kıymetli taşıyıcılarıdır. Mesai mefhumu gözetmeksizin hakikatin peşinden koşan gazetecilerimiz, şehrimizdeki devlet-millet bütünleşmesinin de en güçlü köprüsüdür." ​Ebediyete İrtihal Eden Gazeteciler Anıldı ​Şehrin kalkınması, tanıtılması ve sorunların yapıcı bir dille kamuoyuna aktarılması sürecinde basın mensuplarıyla omuz omuza çalıştıklarını belirten Dr. Erdinç Yılmaz, tüm gazetecilerin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı kutladı. ​Mesajının sonunda, görevi başında hayatını kaybeden basın mensuplarını ve Eskişehir basın camiasına hizmet etmiş ebediyete intikal eden değerli kalemleri rahmetle anan Vali Yılmaz; ülkenin ve şehrin dört bir yanında ilkeli yayıncılık anlayışıyla görev yapan tüm basın çalışanlarına sağlık, mutluluk ve başarı dileklerini iletti.

Başkan Kurt: “24 Temmuz, Kutlama Değil Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günüdür” Haber

Başkan Kurt: “24 Temmuz, Kutlama Değil Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günüdür”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türk basınında sansürün kaldırılışının 118’inci yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Kurt, 24 Temmuz 1908’in gazetelerin ilk kez sansür memurlarının denetimi olmadan yayımlandığı ve halkın haber alma hakkı adına atılmış tarihi bir adım olduğunu belirtti. Sansürün resmî olarak kaldırılmasının üzerinden 118 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün gelinen noktada gerçek anlamda basın özgürlüğüne ulaşılamadığını vurgulayan Başkan Kurt, mesajında şu ifadelere yer verdi: “24 Temmuz, Türk basın tarihinde sansürün kaldırıldığı gün olarak anılsa da bugün ne yazık ki bir bayram değil, basın özgürlüğü mücadelesinin simgesidir. Aradan geçen yıllara rağmen gazeteciler hâlâ baskılarla, sansürle, soruşturmalarla, davalarla ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakılıyor. Gerçeğin peşinde koşan kalemler susturulmak isteniyor. Demokrasinin temel taşı özgür basındır. Basının susturulduğu, gazetecilerin baskı altına alındığı bir ülkede hukuk devletinden, ifade özgürlüğünden ve halkın iradesinin sağlıklı biçimde tecelli etmesinden söz etmek mümkün değildir. Çünkü özgür basın yalnızca gazetecilerin değil, toplumun nefesidir; halkın haber alma hakkının en önemli güvencesidir. Bugün ülkemizin en büyük ihtiyaçlarından biri; hukukun üstünlüğünü esas alan, düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan gerçek bir demokrasi iklimidir. Gazetecilerin mesleklerini korkmadan yapabildiği, eleştirinin suç sayılmadığı, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği bir Türkiye, hepimizin ortak özlemidir. Yerel yönetimler olarak şeffaflığı, hesap verebilirliği ve katılımcılığı demokrasinin vazgeçilmez ilkeleri olarak görüyoruz. Halk adına denetim görevini yerine getiren, kamuoyunu doğru bilgilendiren bağımsız basının yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki basının susturulduğu yerde yalnızca gazeteciler değil, toplum da kaybeder. 24 Temmuz’u bir kutlama günü olarak değil; demokrasiye, hukuk devletine ve basın özgürlüğüne sahip çıkma günü olarak görüyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, her türlü baskıya rağmen halkın haber alma hakkını savunmaktan vazgeçmeyen tüm basın emekçilerinin 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nü kutluyor; özgür basının, bağımsız yargının ve güçlü demokrasinin egemen olduğu aydınlık bir Türkiye umuduyla tüm gazetecilere dayanışma duygularımı iletiyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.