SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın

Porsuk Haber Ajansı - Basın haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Odunpazarı İlçe Yönetimi Basın Mensupları İle Bir Araya Geldi Haber

CHP Odunpazarı İlçe Yönetimi Basın Mensupları İle Bir Araya Geldi

CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ve Yönetim Kurulu üyeleri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında basın mensuplarıyla kahvaltı programında bir araya geldi. ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Odunpazarı İlçe Başkanlığı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın temsilcilerine yönelik bir kahvaltı programı düzenledi. Etkinlikte konuşan İlçe Başkanı Rahmi Çınar, basının ve medyanın içinde bulunduğu zorluklarla ilgili açıklamalarda bulundu. Konuşmasına gazetecilerin Türkiye şartlarında zorlu bir görev icra ettiğini belirterek başlayan Rahmi Çınar, basın özgürlüğünün önemine vurgu yaptı. İlçe Başkanı Çınar, şunları söyledi: ​"Gazeteci arkadaşların Türkiye koşullarında zor şartlar altında gazetecilik yaptığınızı biliyoruz. Birçok arkadaşımız doğrulardan yana tavır koyduğu zaman farklı yerlerde bunun cezasını çekiyor; bunu görüyoruz ve yaşıyoruz. Doğruları yazmak ve doğrulardan yana tavır koymak büyük bir cesaret ister. Hem yaşam alanında hem geçim zorlukları altında herkesin inim inim inlediği bir ortamda, sizlerin halkın yanında olduğunuzu biliyoruz." dedi. Türkiye’nin bir aydınlanma süreci içerisinde olduğunu ifade eden Çınar, basın mensuplarının bu süreçteki yükünün ağır olduğunu belirtti. Basının toplumun sağlıklı bir yaşam alanında buluşması için gösterdiği gayreti canıgönülden desteklediklerini ifade etti. ​CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, iktidar değişiminin yakın olduğunu savunarak çağrıda bulundu: ​"Türkiye, yarın öbür gün Cumhuriyet Halk Partisi’nin önderliğinde bir iktidar sürecine çok yakındır. İçeride tutuklu olan tüm gazeteci arkadaşlarımızın ve başta Cumhurbaşkanı adayımızın bir an önce salıverilmesini istiyoruz. Günlerden beri söylediğimizi tekrar ediyoruz: Sandık gelmeli, seçim olmalı. Bu toprağın üzerinde yaşayan sağcı solcu demeden bütün halkımız, güzel ve adil bir yaşamın etrafında buluşmalıdır." dedi.

ADD Eskişehir Şubesi Gazetecilerin Gününü Kutladı Haber

ADD Eskişehir Şubesi Gazetecilerin Gününü Kutladı

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Eskişehir’de görev yapan gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı. ADD Eskişehir Şube Binasında, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensupları ile bir pasta kesen Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları, hepiniz hoş geldiniz. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nüz kutlu olsun. Bizlere her sahada, her zamanda yanımızda olduğunuz için sizlere bir kez daha teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız, iyi ki de olun. Şunu her zaman istiyoruz: Gazeteciler bağımsız olmalı, tarafsız olmalı, özgür olmalı. Gazetecilerin üzerinde baskı olmamalı ve milli çıkarlara hizmet etmeli; gerici, yıkıcı olmamalı. Bunlardan herhangi biri olmadığınız için sizlerle gurur duyuyoruz. Teşekkür ediyoruz, iyi ki varsınız. Yaz kış demeden, gece gündüz demeden bu millet için cefakarca çalışmalarınız için çok çok teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle de 10 Ocak Gazeteciler Günü'nüzü kutlamak istedik ve sizleri buraya davet ettik. Şunu biliyoruz: Gazeteci ne kadar bağımsız, tarafsız, özgür olursa, ne kadar hakları doğru verilirse bu ülkede refaha çıkılması ve muasır medeniyetlere yükselmesi de o kadar önemlidir. Gazi Mustafa Kemal'in de dediği gibi 'Basın milletin müşterek sesidir.' Sizler bizlerin ortak sesisiniz. Doğruları yazmanızı, kaleminizin her zaman doğrudan yana olmasını, tarafsız olmanızı ve bu ülkenin çıkarlarına hizmet edecek olmanızı temenni ederek gününüzü kutlamak istedik. İyi ki varsınız, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nüz kutlu olsun."

Vali Aksoy 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Dolayısıyla Basınla Buluştu Haber

Vali Aksoy 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Dolayısıyla Basınla Buluştu

Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Eskişehir'de görev yapan basın mensuplarıyla düzenlenen kahvaltı programında bir araya geldi. Programda basın mensuplarının gününü kutlayan Vali Aksoy, aynı zamanda İçişleri Bakanlığına atanması nedeniyle bu buluşmanın bir veda niteliği taşıdığını ifade etti. Basının özgür, ilkeli ve kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğuna dikkat çeken Vali Aksoy, Eskişehir basınının güçlü yapısı ve kente sunduğu katkıların son derece kıymetli olduğunu vurguladı. Görev süresi boyunca şeffaf ve kapsayıcı bir yönetim anlayışıyla çalıştıklarını belirten Vali Aksoy, yapılan çalışmaların kamuoyuna doğru aktarılmasında basın mensuplarının önemli bir payı olduğunu söyledi. Konuşmasında Eskişehir’de hayata geçirilen sosyal ve güvenlik projelerine değinen Vali Aksoy, sokakta çalışan ve dilendirilen çocuklarla mücadele, yetişkin dilenciliğine yönelik denetimler, okul çevrelerinin güvenliği, suç oranlarının düşürülmesine yönelik çalışmalar ve kadınlara yönelik eğitim projeleri hakkında bilgi verdi. Son iki yıl içerisinde özellikle mala ve kişilere karşı işlenen suçlarda önemli düşüşler yaşandığını ifade eden Vali Aksoy, emniyet ve jandarma teşkilatına teşekkür etti. Eskişehir’in sosyal risk haritasının çıkarıldığını ve bu kapsamda akademisyenlerin katkılarıyla önemli bir rapor hazırlandığını belirten Vali Aksoy turizmin geliştirilmesine yönelik çalışmalar ile Mayıs ayında yapılması planlanan Eskişehir Sempozyumuna da değindi. Yaklaşık 2,5 yıl görev yaptığı Eskişehir’den güzel duygularla ayrılacağını ifade eden Vali Aksoy, “Görevler gelip geçici, önemli olan geride hoş bir seda bırakabilmek. Eskişehir artık benim de memleketlerimden biri” dedi. Ankara’da da kapısının Eskişehirlilere her zaman açık olacağını belirten Vali Aksoy, basın mensuplarına destekleri ve katkıları için teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut: "Basın Sistematik Olarak Tekleştiriliyor" Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut: "Basın Sistematik Olarak Tekleştiriliyor"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’ni (EGC) ziyaret etti. Ziyarette CHP Parti Meclis Üyesi Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ile çok sayıda gazeteci yer aldı. Ziyarette konuşan EGC Başkanı Yılmaz Karaca, Anadolu basınının ciddi bir yok oluş süreciyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Karaca, son beş yılda Türkiye genelinde yüzlerce yerel gazetenin kapatıldığını ya da birleştirilmeye zorlandığını belirterek, “Basında rekabet ve çoğulculuk neredeyse tamamen ortadan kalktı. Konya, Kayseri gibi büyük şehirlerde gazete sayıları dramatik biçimde düştü. Bazı illerde ise tek gazeteye kadar geriledi. Bu kabul edilemez bir durumdur” dedi. Mersin örneğini hatırlatan Karaca, direnen gazetelere ilan kesme cezaları uygulandığını ifade ederek, bu sürecin kişisel değil yapısal bir sorun olduğunu vurguladı. Karaca, “Türkiye’de yönetim anlayışı tek seslidir ve eleştiriye tahammül yoktur. Basın da bu nedenle sistematik olarak tekleştirilmektedir” diye konuştu. “HAVUZ MEDYASI GAZETECİLİK YAPMIYOR” CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ise Türkiye’de “havuz medyası” olarak adlandırılan bir yapı oluştuğunu belirterek, bu mecraların gazetecilik yapmak yerine iktidarın sözcülüğünü üstlendiğini söyledi. Bulut, iddianamelerde yer almayan bilgilerin medya aracılığıyla kamuoyuna servis edildiğini, asılsız haberlerin ise yaptırımsız kaldığını ifade etti. Basının anayasal bir kamu gücü olduğunu vurgulayan Bulut, RTÜK, İletişim Başkanlığı ve Basın İlan Kurumu’nun asli görevlerinden uzaklaştığını dile getirdi. RTÜK’ün iktidarı eleştiren yayınlara ağır cezalar verdiğini savunan Bulut, Sözcü TV, Halk TV ve Tele1’e yönelik yaptırımların dünyada örneği olmadığını söyledi. İletişim Başkanlığı’nın yüksek bütçesine rağmen basın özgürlüğünü ve gazetecilerin güvenliğini korumadığını ifade eden Bulut, Basın İlan Kurumu’nun ise yerel basını ekonomik baskıyla tek sesliliğe zorladığını kaydetti. YEREL MEDYA İÇİN YENİ İŞ BİRLİĞİ SÜRECİ Yerel basının tarihsel olarak Türkiye’nin en güçlü gazetecilik damarlarından biri olduğunu belirten Bulut, bu alanda yeni bir iş birliği süreci başlatacaklarını açıkladı. İlk toplantının Marmaris’te Ege Bölgesi’ndeki yerel medya temsilcileriyle yapılacağını söyleyen Bulut, toplantılarda basının geçmişi, bugünü ve dijital dönüşümün ele alınacağını ifade etti. Bu buluşmaların Türkiye geneline yayılacağını belirten Bulut, “Ortaya çıkacak sonuçları parti programımıza ve gelecekteki hükümet programımıza kaynak olacak bir metne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Çünkü ekonomik olarak bağımsız olmayan bir basının özgür olması mümkün değildir” dedi.

CHP'li Bulut: "Demokrasi Basın Susturularak Korunamaz" Haber

CHP'li Bulut: "Demokrasi Basın Susturularak Korunamaz"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, kara para aklama iddialarıyla medya kuruluşlarına yönelik el koyma ve kayyım atama uygulamalarının siyasi, hukuki ve demokratik sonuçlarının araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi. Bulut, “Demokrasi, basın susturularak korunamaz; hukuk devleti ise keyfi kayyım rejimiyle inşa edilemez. Meclis’in görevi, yürütmenin medya üzerindeki bu açık tahakküm girişimini görmezden gelmek değil, aksine tüm boyutlarıyla ortaya koymaktır” dedi. CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, ülkemizde 4. kuvvet olarak nitelenen basının, uzun süredir siyasal iktidarın ağır ve sistematik kuşatması altında olduğunu belirterek, özellikle özgür medyaya ve gazetecilere yönelik uygulamaların bir baskı rejimine dönüştüğüne işaret etti. Gazetecilerin soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalarla susturulduğuna; medya kuruluşlarının ekranlarının karartıldığına, ilan ambargoları ve RTÜK cezalarıyla çok sesliliğin boğulduğuna, kayyım tehdidiyle medya kuruluşlarının iktidara biat etmeye zorlandığına dikkat çeken Bulut, “Haber yapmanın suç, eleştirinin terör faaliyeti, kamu yararını gözetmenin “devlet aleyhine faaliyet” olarak yaftalandığı bu iklimde, basın özgürlüğünden söz etmek artık mümkün değildir. Bu durum yalnızca gazetecilerin değil, halkın haber alma hakkının da açıkça gasp edilmesi anlamına gelmektedir” dedi. “MEDYA KURULUŞLARI KAMULAŞTIRILIYOR” Son dönemde yürütülen soruşturmaların; medya kuruluşlarının kara para aklama operasyonları için hedef seçildiğine işaret ettiğini kaydeden Bulut, şöyle devam etti: “Kara para aklama iddiaları gerekçe gösterilerek, aralarında Gain Medya, Flash Haber, Ekotürk, Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT’nin de bulunduğu çok sayıda büyük medya kuruluşu Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmiş ve bu kuruluşlara kayyım atanmıştır. TMSF’nin kontrolüne geçen medya kuruluşları dolayısıyla da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yürütme organı fiilen ülkenin en büyük medya patronu hâline gelmiştir. Medya kuruluşlarının kara para operasyonlarının odağı haline gelmesinin de devlet kontrolündeki medya grubunun sürekli büyümesi de demokratik bir hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün değildir. Kara para ile mücadele adı altında medya kuruluşlarının “kamulaştırılır” gibi yönetimlerinin ele geçirilmesi, basının siyasal iktidara teslim edilmesi anlamına gelmektedir. Basının kara paraya teslim olmuş görüntüsü demokrasimize, basın ve ifade özgürlüğüne geri dönülemez zararlar verecektir.” “TBMM’NİN ÖNCELİKLİ GÖREVİ OLMALI” Halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturan sürecin, tüm yönleriyle araştırılmasının TBMM’nin öncelikli görevi olması gerektiğini belirten Bulut, “Bu kapsamda; medya kuruluşlarının el değiştirme süreçlerinde sorumluluğu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının inceleme ve denetim görevlerini sağlıklı şekilde yerine getirilip getirilmediği incelenmelidir. Ayrıca, basın medya kuruluşlarının el değiştirmesinde, devlet yönetiminde görevi bulunan kişilerin de etkili olduğu yönündeki iddiaların da yanıtlanması gereklidir. Anayasa’nın 26’ncı ve 28’inci maddeleri açıkça ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına almasına rağmen, milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı, yürütmenin keyfi tasarruflarıyla gasp edilmektedir. Yargı süreçlerinin şeffaflıktan uzak yürütülmesi, kayyım atamalarının siyasi talimatlarla gerçekleştirildiği yönündeki güçlü kanaati daha da pekiştirmektedir. Medya kuruluşlarına el koyma ve kayyım atama kararlarının hangi somut delillere ve hangi bağımsız yargı kararlarına dayandığının, TMSF’nin yayın politikalarına doğrudan ya da dolaylı biçimde müdahale edip etmediğinin, bu uygulamaların basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını nasıl ve ne ölçüde ortadan kaldırdığının, kara para ile mücadele söyleminin, muhalif veya bağımsız medyayı susturmanın bir aracı olarak kullanılıp kullanılmadığının açığa çıkarılması zorunludur” dedi. “BASIN EMEKÇİLERİNİN HAKLARI KORUNMALI” TMSF'ye devredilen medya kuruluşlarında çok sayıda basın emekçisinin çalıştığını da kaydeden Bulut, bu basın emekçilerinin devir sonrası ekonomik ve sosyal haklarının korunmasının, çalışma koşullarının olası olumsuz durumlardan etkilenmemesinin sağlanmasının önemli olduğunu bildirdi. “Casusluk” iddiasıyla TELE 1'in TMSF’ye devri sonrasında görülen manzaranın, basın emekçileri yönünden olumsuz bir tabloya işaret ettiğini söyleyen Bulut, yine TMSF'nin devir sonrasında medya kuruluşlarının faaliyetlerini siyasi kaygılardan uzak, bağımsız ve çalışanlarının hak ve refahını önceleyen bir anlayışla yürütüp yürütülmediğinin incelenmesinin de yerinde olacağını belirtti. “DEMOKRASİ, BASIN SUSTURULARAK KORUNAMAZ” CHP’li Bulut, “Demokrasi, basın susturularak korunamaz; hukuk devleti ise keyfi kayyım rejimiyle inşa edilemez. Meclis’in görevi, yürütmenin medya üzerindeki bu açık tahakküm girişimini görmezden gelmek değil, aksine tüm boyutlarıyla ortaya koymaktır. Bu nedenlerle, medya kuruluşlarına yönelik el koyma ve kayyım atama uygulamalarının siyasi, hukuki ve demokratik sonuçlarının araştırılması amacıyla bir Meclis Araştırması açılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Basın Özgürlüğü Demokrasinin Nefesidir Haber

Basın Özgürlüğü Demokrasinin Nefesidir

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türk Basınında sansürün kaldırılışının 117’nci yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. 24 Temmuz 1908’in gazetelerin ilk kez sansür memurlarının denetimi olmadan yayımlandığı, halkın haber alma hakkı adına atılan tarihi bir adım olduğunu belirten Başkan Kurt, “Ancak bugün, sansürün resmi olarak kaldırılışının üzerinden 117 yıl geçmesine rağmen, ne yazık ki gerçek anlamda basın özgürlüğüne ulaşmış değiliz” dedi. Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Geldiğimiz noktada, medya üzerindeki baskılar artarak devam ediyor. Halk TV ve Sözcü TV gibi bağımsız yayın organlarına verilen ağır cezalar, medyanın susturulmak istendiğinin açık bir göstergesidir. Özellikle Sözcü TV’nin RTÜK kararıyla 10 gün boyunca ekranlarının karartılması, sadece bir televizyon kanalına değil, halkın haber alma hakkına vurulmuş ağır bir darbedir. Sansür, artık yalnızca matbaada değil, ekranlarda, sosyal medyada, sokakta, hatta insanların zihninde işlemektedir. Gazeteciler, haber yaptıkları için yargılanıyor; gerçekleri söyleyenler cezalandırılıyor; kamuoyunu bilgilendirmek isteyenler hedef gösteriliyor. Bu durum sadece basın emekçilerini değil, demokrasiyi, hukuku ve toplumsal barışı da tehdit etmektedir. Basın özgürlüğü demokrasinin nefesidir. Bu nefes kesildikçe toplumun sağlıklı bir şekilde yaşaması da mümkün olmaz. Bizler, halkın gerçekleri öğrenme hakkını savunmaktan, özgür basını desteklemekten ve susturulmak istenen her sesin yanında durmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Bugün 24 Temmuz, resmi olarak "Basın Bayramı" olarak anılsa da, içinde bulunduğumuz koşullar bu günü bir bayramdan çok, mücadele günü haline getirmiştir. Sansürün kaldırılışının üzerinden 111 yıl geçmiş olmasına rağmen, basın halen baskı altında, gazeteciler halen hedefte, halkın haber alma hakkı halen tehdit altındadır. Dolayısıyla 24 Temmuz’u kutlamak değil, bu uğurda mücadele eden tüm basın emekçilerini selamlamak ve gerçek bir basın özgürlüğü için dayanışma göstermek gerekmektedir. Sansürle mücadele sadece gazetecilerin değil, özgür ve eşit bir toplum isteyen herkesin görevidir. Bu vesileyle, tüm basın emekçilerinin 24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışının 117. yılını kutluyor; sansürsüz, özgür ve demokratik bir Türkiye özlemimizi bir kez daha yineliyorum.”

Basın Özgür Olmadan Demokrasi Gelmez! Haber

Basın Özgür Olmadan Demokrasi Gelmez!

Türkiye’de AKP iktidarında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallere her geçen gün yenileri eklenirken, gazeteciler bu 24 Temmuz’a da gözaltı, hapis ve karartmalarla girdi. 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü dolayısıyla açıklamada bulunan CHP’nin gazeteci kökenli milletvekillerinden Utku Çakırözer, Türkiye’de basın özgürlüğü alanındaki vahim tablonun her geçen yıl ağırlaştığına dikkat çekerek, “Her ay düzenli olarak kamuoyu ile paylaştığımız basın özgürlüğü raporlarındaki ihlaller her geçen gün vahimleşiyor. Gazeteciler sadece haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle tehdit, soruşturma ve zindanla cezalandırılıyor. AKP iktidarında 2020 ile 2025’in ilk 7 ayını kapsayan dönemde gazeteciler tam 3 bin 252 kez hâkim karşına çıktı. 405 gazeteci gözaltına alındı, 140 gazeteci tutuklandı. Son 5 yılda Tele 1, Halk TV, KRT, Sözcü TV, Now TV gibi gerçekleri anlatan televizyon kanallarına 329 yaptırım uygulandı” dedi. Çakırözer, demokrasilerde olmazsa olmazın basın özgürlüğü olduğunu belirterek, “Her türlü baskı, sansür ve karartmaya rağmen halkın haber alma hakkı mücadelesini sürdüren gazeteciler, basın kuruluşları ile tam dayanışma içindeyiz. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabildiği, basın özgürlüğü ve demokrasinin hâkim kılındığı bir Türkiye için hep birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. 5 YILDA 405 GÖZALTI, 140 TUTUKLAMA 2025 Türkiye’sinde gazeteciler 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü’nü yine baskı, sansür ve karartmalar altında karşılıyor. Gazeteciler haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle tehdit, soruşturma ve hapisle cezalandırılırken, onlarca gazeteci bu 24 Temmuz’a da zindanda girdi! Türkiye, 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 159’uncu sıraya gerilerken, CHP’nin gazeteci kökenli Milletvekili Utku Çakırözer’in her ay düzenli olarak kamuoyu ile paylaştığı raporlara göre 2020 ile 2025’in ilk 7 ayını kapsayan dönemde gazeteciler 3 bin 252 kez hakim karşına çıktı. 405 gazeteci gözaltına alındı, 140 gazeteci tutuklandı. Tele 1, Halk TV, KRT, Sözcü TV, Now TV gibi gerçekleri anlatan televizyon kanallarına 329 yaptırım uygulandı. BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEKİ ‘VAHİM TABLO’ DEĞİŞMEDİ CHP’li Utku Çakırözer, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin basın özgürlüğü alanındaki bilançosunun her geçen gün vahimleştiğini söyleyerek, halkın haber alma hakkının yok edildiği, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabildikleri çalışma ortamının sağlanmadığı bir yerde demokrasinin de olmayacağını söyledi. “AKP İKTİDARINDA ‘İSTİBDAT DÖNEMİ’ SÜRÜYOR” Çakırözer şu açıklamayı yaptı: “AKP bu 24 Temmuz’da da hepimize ‘istibdat dönemi’ yaşatmaya devam ediyor! Gazeteciler haberleri, sosyal medya paylaşımları nedeniyle bizzat iktidar yöneticileri tarafından hedef gösteriliyor, tehdit ediliyor. Hapisle, zindanla cezalandırılıyor. Gazetecilerin 1 Mayıs, Gezi Direnişi ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü gibi neredeyse her toplumsal olayda haber yapması güvenlik güçlerince engelleniyor. Pandemi, deprem, yangın gibi afetlerin yanı sıra son olarak milyonların Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolarda bile gazetecilerin haber yapması engelledi, gazeteciler gözaltına alındı, hapisle cezalandırıldı. Birçok gazetecinin özgürlüğü ev hapsi, yurt dışına çıkış yasağı, düzenli imza verme gibi yükümlülükler ile engelleniyor. Halkın meydanlardaki özgürlük ve adalet çığlığını ekranlara yansıttı diye televizyon kanalları cezalandırılıyor, karartılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen rüşvet, yolsuzluk iddiaları haberlerini konu alan on binlerce haber erişime engellenirken; gazetecilerin, siyasetçilerin, sanatçıların sosyal medya hesaplarına erişilemiyor. Vahim tabloya rağmen basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı için mücadeleyi sürdüren, gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyen tüm gazetecilere selam olsun. Bu 24 Temmuz’da da mesajımız net: Demokrasinin olmazsa olması basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz! Önümüze gelecek ilk sandıkta bu istibdat iktidarına hep birlikte son verecek, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve basın özgürlüğünü yeniden inşa edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.