SON DAKİKA
Hava Durumu

#Barınma

Porsuk Haber Ajansı - Barınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Barınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAK Ekibine AFAD Barınma Akreditasyon Eğitimi Haber

TAK Ekibine AFAD Barınma Akreditasyon Eğitimi

Tepebaşı Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü’ne bağlı Tepebaşı Arama Kurtarma Ekibi, eğitim faaliyetlerine hız kesmeden sürdürüyor. Telsiz ve haberleşme eğitimlerini tamamlayan ekip, bu kez Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yürütülen barınma akreditasyon eğitimine başladı. Eğitim programı kapsamında, afet ve acil durumlar sonrasında afetzedelerin güvenli ve sağlıklı koşullarda barınmalarının sağlanmasına yönelik hem teorik hem de uygulamalı eğitim veriliyor. Programda; geçici barınma alanlarının kurulumu, çadır ve konteyner yerleşim planlaması, saha lojistiği, hijyen koşullarının sağlanması ve kriz anında koordinasyon gibi kritik başlıklar ele alınıyor. Alanında uzman AFAD eğitmenleri eşliğinde Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleştirilen eğitimlerde, ekip üyeleri olası afet senaryolarına karşı hazırlıklarını güçlendirirken, ulusal standartlara uygun akreditasyon sürecine de hazırlanıyor. Uygulamalı çalışmalarla desteklenen eğitimlerle personelin sahada hızlı, etkin ve organize müdahale kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Tepebaşı Arama Kurtarma Ekibinin yıl boyunca planlanan eğitim takvimi doğrultusunda farklı başlıklarda çalışmalarını sürdüreceği, bu sayede afetlere karşı kurumsal hazırlık seviyesinin sürekli geliştirileceği belirtildi.

Toplum Enflasyonun Düşeceğine İnanmıyor Haber

Toplum Enflasyonun Düşeceğine İnanmıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Merkez Bankası'nın "Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri" araştırmasına ilişkin “Hane Halkı Beklenti Anketi verileri, toplumun büyük çoğunluğunun enflasyonun düşeceğine dair bir inanç taşımadığını ortaya koyuyor. ‘Başekonomist’ yaklaşımıyla öne çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin başındaki Mehmet Şimşek dışında bu yönde bir güven oluşmuyor” ifadelerini kullandı. CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Merkez Bankası’nın Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri araştırmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Karasu yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Bankası’nın (TCMB) Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri araştırması, toplumun enflasyonun düşeceğine dair inancının hızla zayıfladığını ortaya koyarken gelecek 12 ayda enflasyonun gerileyeceğini öngören hane halkı oranı yüzde 15,14’e kadar geriledi. Türkiye’de çalışanların önemli bir bölümünü oluşturan asgari ücretle geçinen kesimlerin yıllık enflasyon beklentisinin yüzde 51,8’e kadar çıkması, gıda ve barınma maliyetleri belirleyici hale getirdi. Bu durum krizin doğrudan hanelerin yaşamına yerleştiğini ve yoksulluğun kalıcılaştığını gösteriyor. Merkez Bankası'nın Sektörel Enflasyon Beklentisi anketi sonuçlarına göre, enflasyon beklentileri üç kesim için de bir önceki aya kıyasla yükseldi. Piyasa katılımcılarının beklentisi 0,07 puanlık artışla yüzde 22,17 seviyesine ulaşırken reel sektör beklentisi 0,90 puan artarak yüzde 32,90'a, hane halkı beklentisi ise 1,08 puan artarak yüzde 49,89'a yükseldi. Anket kapsamında ‘Gelecek 12 ay sonunda enflasyon oranının mevcut seviyeye göre nasıl olacağını düşünüyorsunuz’ sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 15,1’i ‘altında’ yanıtını verdi. Bu sonuç, hane halkının yaklaşık yüzde 85’inin enflasyonun düşeceğine inanmadığını ortaya koydu.” Anket sonuçlarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Karasu, verilerin Türkiye’de ekonomik gerçeklik ile AK Parti iktidarının söylemleri arasındaki kopuşu açık biçimde gösterdiğini belirtti. Karasu, “Hane Halkı Beklenti Anketi verileri, toplumun büyük çoğunluğunun enflasyonun düşeceğine dair bir inanç taşımadığını ortaya koyuyor. ‘Başekonomist’ yaklaşımıyla öne çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin başındaki Mehmet Şimşek dışında bu yönde bir güven oluşmuyor” ifadelerini kullandı. Karasu ayrıca, mevcut ekonomik tablonun üretimden uzaklaşan ve emeği baskılayan politikaların sonucu olduğunu vurgulayarak, “Toplum artık açıklamalara değil, yaşadığı hayata bakıyor. Ücretler eriyor, mutfak yanıyor, kiralar artıyor. Türkiye’nin ihtiyacı içi boş siyasi söylemler, algı yönetimleri değil, üretim odaklı, sosyal güvenceyi güçlendiren ve vatandaşlara gelecek perspektifi sunan kamucu bir ekonomik düzendir” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız” Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız”

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen "Kara Ekonomik Düzenden Çıkış: Anadolu Kalkınma Yolu" paneli, Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın gözlendiği panelde; yerel yönetimlerin gücü, sanayicinin beklentileri ve CHP’nin makro ekonomi vizyonu bir araya getirildi. CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele ilgi yoğun oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin ekonomik çıkmazdan kurtuluş reçetesi masaya yatırıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında krizin toplumsal maliyetine odaklanarak mevcut düzeni "ayırt edici ve ayrıcalıklı" olarak tanımladı. Çınar, Türkiye’nin bir üretim krizinden ziyade bir tercih krizinde olduğunu belirterek; çiftçinin toprağını ekememesinin, esnafın ayakta duramamasının ve gençlerin gelecek umudunu yitirmesinin "yanlış politikaların bir sonucu" olduğunu ifade etti. Bu tablonun bir kader olmadığını vurgulayan Çınar, çözümün Anadolu’nun öz gücünü harekete geçirecek adil bir paylaşımdan geçtiğini dile getirdi. ​CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada, ekonomi ve hukuk arasındaki kopmaz bağa dikkat çekerek iş dünyasının en büyük ihtiyacının "öngörülebilirlik" olduğunu belirtti. Yalaz, yatırımcının önündeki en büyük engelin maliyet artışlarından ziyade hukuki belirsizlikler ve finansmana erişim zorluğu olduğunu söyledi. Eskişehir özelinde bir kalkınma modeli çizen Yalaz; sanayinin güçlendirilmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin kağıt üstünde kalmaması ve özellikle "yeşil dönüşüm ile dijitalleşmenin" bir tercih değil, küresel rekabet için zorunluluk olduğunu ifade etti. Devletin iş dünyasına rakip olan değil, bürokratik engelleri kaldıran bir "yol arkadaşı" olması gerektiğinin altını çizdi. Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve MYK Üyesi Güldem Atabay, yaptığı konuşmada partinin yeni ekonomi vizyonunu ve "çatı programı"nın detaylarını paylaştı. Orta Doğu’daki savaşın ve küresel ekonomik dönüşümün Türkiye’yi kırılgan bir zeminde yakaladığını belirten Atabay, liyakat ve stratejik planlama ile 6 ayda rahatlama, 30 yılda ise tam kalkınma vadetti. ​"Kamuculuk Devletleştirme Değildir" ​Konuşmasında partinin "kamucu" kimliğine açıklık getiren Atabay, bu kavramın yanlış anlaşıldığını vurguladı: ​"Kamuculuk, her şeyi devletleştirmek değildir. Kamuculuk, bir yatırım planlanırken belirli grupların çıkarı yerine toplumun genel faydasının gözetilmesidir. Devlet, özel sektörün girmeye cesaret edemediği alanlarda 'buz kırıcı' rolü üstlenecek, yolu açacak ve stratejik hedeflere ulaşıldığında yerini özel sektöre bırakacaktır." ​100 Günlük Acil Eylem Planı Atabay, iktidara geldiklerinde ilk 100 günde atılacak adımları şöyle sıraladı: • ​Merkez Bankası ve Hazine: Kurumsal akıl ve liyakat geri getirilecek. • ​Bereket Köprüsü: Çiftçilerin birikmiş borçlarının faizleri silinecek, gıda enflasyonuyla doğrudan mücadele edilecek. • ​Türkiye Enerji Kurumu: Özelleştirme sonrası aksayan enerji süreçleri tek bir stratejik çatı altında toplanacak. • ​Barınma Hakkı Planı: Büyükşehirlerdeki konut krizi için acil çözümler devreye alınacak. ​"Anadolu Kalkınma Yolu" ve Yeni Teşvik Sistemi ​Türkiye’nin sanayi haritasını yeniden çizmeyi hedeflediklerini belirten Atabay, "Anadolu Kalkınma Yolu" projesiyle sanayiyi Marmara havzasına sıkışmaktan kurtaracaklarını ifade etti. Atabay, teşvik sisteminde devrim yapacaklarını belirterek, "Teşvikler artık sadece bölgeye göre değil, performansa, genç istihdamına ve ihracat potansiyeline göre verilecek. Şeffaf ve dijital bir portal üzerinden herkesin görebileceği bir sistem kuracağız," dedi. ​Sektörel Odak Noktaları: ​Atabay’ın sunumunda öne çıkan bölgesel stratejik hedefler ise şunlar oldu: • ​İç Anadolu: Savunma sanayi ve makine üretimi. • ​Ege ve Akdeniz: Yeşil imalat, gıda işleme ve yeşil enerji. • ​Güneydoğu Anadolu: Tekstil ve lojistik merkezi. • ​Karadeniz: Enerji veri merkezleri. ​"Rant Değil, Üretim Ekonomisi" ​Mevcut büyüme modelinin tüketime ve ithalata dayalı olduğunu, bunun da sürekli kriz doğurduğunu savunan Atabay, "Bizim modelimiz üretim seferberliğidir. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçerek, Türk lirasını baskılayan değil, verimlilik ve markalaşma ile rekabet eden bir Türkiye inşa edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

Kombi Açmak Lüks Oldu! Haber

Kombi Açmak Lüks Oldu!

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, emeklilerin elektrik ve doğalgaz başta olmak üzere artan enerji giderleri altında ezildiğini belirterek TBMM’ye “Emekliye Enerji Desteği” kanun teklifini sundu. Dinçer’in teklifi, aylık alan emekliler ile hak sahiplerine yılda bir kez, kış ayları gelmeden önce Eylül ayında net asgari ücret tutarında nakdi destek ödenmesini öngörüyor. Dinçer: “Kış ayları emekli için çok zor geçti. AKP iktidarı bu kış da emekliyi açlığa, sefalete ve yoksulluğa mahkum etti. Emekli, pazar filesiyle faturalar arasında tercih yapmak zorunda bırakıldı. En azından önümüzdeki kış emekli evinde sıcak otursun.” ifadelerini kullandı. Emekli Temel İhtiyaçları Arasında Tercih Yapmak Zorunda Kaldı Sabit gelirle yaşayan emeklilerin fiyat artışları karşısında alım gücünün gerilediği belirten Dinçer: “Özellikle ısınma ve elektrik gibi zorunlu konut giderleri emeklinin sırtında “ağır bir yük” haline geldi. Enerji harcamaları barınma, beslenme, sağlık ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarla doğrudan rekabet ediyor. Böylece emekli temel ihtiyaçlar arasında tercih yapmak zorunda kalıyor. Bu kış da emekli ne yazık ki enerji giderlerinden vazgeçti. Kış şartlarında soğuk evlerde oturmak zorunda kaldılar. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda yaşlı nüfusta sağlık koşullarının tetikleyebileceği sağlık sorunları nedeniyle kamusal sağlık yükünü artırma riski taşıyor.” ifadelerini kullandı. AKP, Emekliye Katlan Diyor Dinçer şunları söyledi: “Emeklilerin önemli bir kısmı ek gelir imkanından yoksun. AKP iktidarının uyguladığı yanlış ekonomi politikalarının ani ve yüksek maliyet artışları karşısında emekliyi korunmasız bırakması, sosyal güvenlik sisteminin koruyucu işleviyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, enerji maliyetlerindeki dönemsel yükselişlerin yarattığı yükü azaltacak tek seferlik ve ölçülebilir bir destek mekanizmasının sosyal adaleti güçlendireceğini düşünüyoruz. AKP iktidarı emekliye sabret, katlan diyor. Ama Biz CHP olarak emeklimizi yılların emeğine karşılık rahat yaşatmanın yollarını arıyoruz. Bu ülkenin emeklisi kışın battaniyeyle değil, insanca evinde ısınmalıdır. Henüz bir ayda eriyen emekli maaşı, AKP’nin bilimsellikten uzak ekonomi politikaları nedeniyle kış gelmeden daha da eriyecektir. Kış gelmeden emekliye verilecek destek, bir nebze de olsa onları önümüzdeki kış rahatlatacaktır.”

Deprem Bölgesindeki Yaralar Sarılana Kadar Desteğimizi Sürdüreceğiz Haber

Deprem Bölgesindeki Yaralar Sarılana Kadar Desteğimizi Sürdüreceğiz

MÜSİAD Eskişehir Şube Başkanı Oğuz Özdemir, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. MÜSİAD Eskişehir Şube Başkanı Özdemir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Hemşehrilerim; ​Bugün, tarihimizin en derin yaralarından biri olan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde; kaybettiğimiz canlarımızın acısını ilk günkü tazeliğiyle yüreğimizde hissediyoruz. Bu büyük felaket, sadece 11 ilimizi değil, tüm Türkiye’yi sarsmış; ancak milletimizin sarsılmaz dayanışma ruhu, bu karanlık günlerde en büyük ışığımız olmuştur. ​İlk Günden İtibaren Sahadaydık ​MÜSİAD Eskişehir olarak, depremin haberini aldığımız ilk andan itibaren "gün, hesap günü değil, el verme günüdür" diyerek harekete geçtik. Acının paylaştıkça azalacağına olan inancımızla, tüm imkânlarımızı seferber ettik. ​Bölgedeki İlk Mutfak: Deprem bölgesinde ilk sıcak yemek mutfağını kuran kuruluş olmanın verdiği gurur ve sorumlulukla, binlerce vatandaşımıza en zor anlarında sıcak bir aş ulaştırdık. ​Eskişehir’de Kucak Açtık: Şehrimize gelen depremzede kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Yaklaşık 1.500 ailemize Eskişehir’de geçici barınma imkânı sağlayarak, onlara sadece bir çatı değil, bir kardeş sıcaklığı sunduk. ​Dayanışma Bizim Karakterimizdir ​Bizler, sadece ekonomik kalkınmanın değil, toplumsal yardımlaşmanın da öncüsü olma gayretindeyiz. Eskişehir iş dünyası olarak, deprem bölgesindeki yaralar tamamen sarılana kadar desteğimizi sürdürmeye kararlıyız. Bu süreçte emeğini, ekmeğini ve duasını esirgemeyen tüm üyelerimize ve Eskişehir halkına şükranlarımı sunuyorum. ​Rabbim bir daha ülkemize ve milletimize böyle acılar yaşatmasın. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabır ve metanet diliyorum. ​Milletimizin başı sağ olsun."

CHP'li Gülcan Kış: "Afet Bakanlığı Kurulmalı!" Haber

CHP'li Gülcan Kış: "Afet Bakanlığı Kurulmalı!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin afetlere hazırlıksız yakalandığını ve afet yönetiminin etkin biçimde yürütülemediğini belirterek Afet Bakanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. “Afet yönetimi sadece depremle sınırlı değil” Depremlerin yalnızca bir doğa olayı olarak ele alınamayacağını vurgulayan Kış, afet yönetiminin depremle sınırlı olmadığını belirtti. Türkiye’nin deprem, yangın, sel, zirai don ve heyelan gibi çok sayıda afet riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Kış, “Deprem öncesi hazırlık yoktu, yangın öncesi hazırlık yoktu, sel öncesi hazırlık yoktu. Riskler biliniyordu ancak bütüncül bir hazırlık sistemi bulunmuyordu” dedi. “Devletin asli görevi aksadı” Afet anında yurttaşa sahip çıkmanın, arama kurtarma çalışmalarını koordine etmenin ve barınma ile temel ihtiyaçları karşılamanın devletin asli görevi olduğunu söyleyen Kış, depremin ilk günlerinde yaşanan yetki karmaşası ve koordinasyonsuzluğun bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilemediğini gösterdiğini ifade etti. “CHP tüm imkânlarıyla sahadaydı” Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorumluluk üstlendiğini belirten Kış, depremin yaşandığı ilk günlerden itibaren CHP’nin tüm kadrolarıyla; başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere, arama kurtarmadan barınmaya, temel ihtiyaçlardan sosyal desteklere kadar tüm imkânlarını seferber ederek sahada yer aldığını söyledi. Kış, 6 Şubat’ın yıl dönümünde de aynı sorumlulukla hareket edeceklerini belirterek, Genel Başkan Özgür Özel, milletvekilleri ve büyükşehir belediye başkanlarıyla birlikte bir hafta boyunca deprem bölgesinde yurttaşlarla bir araya geleceklerini açıkladı. “Afet Bakanlığı olsaydı bu tablo yaşanmazdı” Afet yönetiminin öncesi, anı ve sonrasıyla tek elden yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kış, Afet Bakanlığı’nın yokluğunun ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Eğer Türkiye’de Afet Bakanlığı olsaydı; ilk saatlerde yetki karmaşası yaşanmazdı, arama kurtarma çalışmaları anında ve etkin biçimde başlardı, ayrı bir afet bütçesiyle kalıcı konutlar hızla inşa edilir, yurttaşlar yıllarca konteynerlerde beklemek zorunda kalmazdı.” Kanun teklifi TBMM’de Kış, afetlere hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerini tek merkezden yönetecek; net yetkilere, ayrı bir bütçeye ve hesap verebilir bir yapıya sahip Afet Bakanlığı’nın kurulmasına ilişkin kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğunu belirtti. Kanun teklifinin amacının afetler yaşandıktan sonra çözüm üretmek değil, afetler yaşanmadan önce hazırlık yapılmasını sağlamak olduğunu ifade eden Kış, güçlü bir afet yönetiminin yurttaşa borç değil, kalıcı çözüm sunması gerektiğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.