SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bağımsızlık

Porsuk Haber Ajansı - Bağımsızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağımsızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

5. Doğan Avcıoğlu Ödülleri İçin Başvurular Başladı Haber

5. Doğan Avcıoğlu Ödülleri İçin Başvurular Başladı

Odunpazarı Belediyesi ve Tekin Yayınevi iş birliğiyle bu yıl 5’incisi düzenlenecek Doğan Avcıoğlu Ödülleri için başvurular başladı. Tarih, ekonomi, politika, kalkınma ve sosyoloji alanlarında bilimsel araştırma ölçütlerine uygun olarak hazırlanan eserlerin değerlendirileceği ödüllerde, üç çalışma ödüle değer bulunacak. Türkiye’nin düşünce ve aydınlanma tarihinde önemli bir yere sahip olan Doğan Avcıoğlu’nun adını, eserlerini ve dünya görüşünü yaşatmak amacıyla düzenlenen Doğan Avcıoğlu Ödülleri, beşinci yılında da bilimsel üretimi desteklemeyi sürdürüyor. Odunpazarı Belediyesi ve Tekin Yayınevi iş birliğiyle gerçekleştirilen ödül programı, Avcıoğlu’nun düşünsel mirasını genç kuşaklarla buluşturmayı ve bu doğrultuda yeni bilimsel çalışmaların geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Kitapları ile kurucusu ve yazarı olduğu Yön ve Devrim dergilerindeki çalışmalarıyla Türkiye’nin tarihsel, siyasal ve ekonomik meselelerine ilişkin önemli değerlendirmeler ortaya koyan Doğan Avcıoğlu, bağımsızlık, kalkınma ve toplumsal dönüşüm üzerine düşünceleriyle Türkiye’nin aydın hareketinin önde gelen isimleri arasında yer alıyor. Ödüller de bu düşünsel mirasın yeni çalışmalarla yaşatılmasını hedefliyor. BEŞ FARKLI ALANDA ESERLER DEĞERLENDİRİLECEK Doğan Avcıoğlu Ödülleri’ne yayımlanmış veya yayımlanmamış eserlerle başvuru yapılabilecek. Yayımlanmış eserler için, eserin ilk baskısının 1 Ocak 2025 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında yapılmış olması şartı aranacak. Ödüle; tarih, ekonomi, politika, kalkınma veya sosyoloji alanlarından birinde hazırlanmış, araştırma-inceleme niteliği taşıyan ve bilimsel araştırma ölçütlerine uygun eserler katılabilecek. Ödül dallarında herhangi bir alt konu sınırlaması bulunmayacak. Eserlerin Türkiye Türkçesiyle kaleme alınmış olması gerekecek. Daha önce herhangi bir yarışmada ödül almış eserlerle başvuru yapılamayacak. Bir eser, yazarı dışında başka kişi veya kurumlar tarafından da aday gösterilebilecek. Ancak başkasının aday göstereceği eserlerin yayımlanmış ve bandrollü olması zorunlu olacak. HER ESER İÇİN AYRI BAŞVURU YAPILACAK Ödüle başvuracak veya aday gösterilecek eserin 7 kopyasının, yazarın özgeçmişi ve iletişim bilgileriyle birlikte hazırlanması gerekiyor. Gönderilecek zarf ya da paketin üzerine eserin hangi dala ait olduğunun mutlaka yazılması gerekiyor. Kendi eseriyle yarışmaya katılan adayların, eserin bütünüyle kendilerine ait olduğunu, daha önce herhangi bir ödül almadığını ve Doğan Avcıoğlu Ödülleri şartnamesini eksiksiz kabul ettiklerini belirten EK-1 belgesini yazılı ve imzalı olarak sunmaları gerekiyor. Birden fazla eserle başvuran adayların ise her eser için ayrı EK-1 belgesi hazırlaması gerekiyor. Başvuru sırasında adayların gerçek ad, adres ve telefon bilgilerini belirtmesi zorunlu olacak. Bununla birlikte yazarın talep etmesi halinde ad ve adres bilgileri kamuoyundan gizli tutulabilecek. Başvuru için gönderilen eserler adaylara iade edilmeyecek. Odunpazarı Belediyesi’nin resmi web sitesinde yayınlanan şartname koşullarından herhangi birine aykırılığı tespit edilen eserler ise değerlendirme dışı bırakılacak. Seçici Kurul üyeleri de ödüle başvuramayacak. DOKTORA TEZLERİ ELEKTRONİK ORTAMDA GÖNDERİLEBİLECEK Ödüle katılacak dosyaların adayların kendileri veya yakınları tarafından elden ya da taahhütlü posta yoluyla Tekin Yayın Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti., Mimar Sinan Mahallesi Atlas Çıkmazı Sok. No: 7, 34672 Üsküdar/İstanbul adresine ulaştırılması gerekiyor. Yalnızca onaylanmış doktora tezleri, info@tekinyayinevi.com.tr e-posta adresi üzerinden elektronik olarak gönderilebilecek. Başvuruların 15 Eylül 2026 Salı günü mesai bitimine, yani saat 17.00’ye kadar belirtilen adrese ulaştırılması gerekiyor. Bu tarihten sonra ulaşan eserler değerlendirmeye alınmayacak. Gerekli görülmesi halinde Seçici Kurul kararıyla başvuru süresi, son başvuru tarihinden en az 15 gün önce kamuoyuna duyurulmak koşuluyla uzatılabilecek. ÜÇ ESERE 10 BİN TL ÖDÜL Doğan Avcıoğlu Ödülleri, Odunpazarı Belediyesi ve Tekin Yayınevi’nin davetiyle oluşturulan bağımsız Seçici Kurul tarafından değerlendirilecek. Kurulda Gökhan Atılgan, Gamze Yücesan, Mustafa Kemal Bayırbağ, Çağdaş Sümer, Tülay Gencer, Fatma Eda Çelik ve Elif Akkaya yer alıyor. Seçici Kurul tarafından başarılı bulunan 3 eserin yazarlarına Ödül Belgesi, Ödül Plaketi ve 10 bin TL para ödülü verilecek. Ödüle değer görülen eser yayımlanmamış bir dosya ise ve yazarının talebi bulunuyorsa, eserin kitap olarak yayımlanması konusunda Tekin Yayınevi tarafından destek sağlanacak. Kazanan eserler, ödül töreninden 15 gün önce kamuoyuna açıklanacak. 5. Doğan Avcıoğlu Ödülleri’nin ödül töreni ise 4 Kasım 2026 tarihinde Odunpazarı Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek. DOĞAN AVCIOĞLU KİMDİR? Avcıoğlu bugün iki açıdan ülke ve aydın hareketi için önemlidir: Birincisi, ülke üzerine düşünmek, analiz yapmak isteyen herkesin yolu mutlaka Doğan Avcıoğlu ile kesişir. Türkiye’nin Düzeni’ni veya Milli Kurtuluş Savaşı Tarihi’ni okumadan bu süreci ilerletmek neredeyse imkânsızdır. İkincisi, Avcıoğlu’nun bu uçsuz bucaksız araştırmaları ile oluşturduğu “devrim teorisi” bugün hâlâ günceldir. Avcıoğlu, Cumhuriyet’in ilerici birikimlerinin bir temsilcisiydi. Sosyalistti. Kapitalizme ve emperyalizme karşı ekonomik bağımsızlığı savunuyordu. Gericiliğin Türkiye’deki egemen sınıfların temel tercihlerinden biri olduğunu her fırsatta söylüyor, yazıyordu. Şöyle diyordu: “Atatürk devrimleri hızını kaybettiğinden beri, Türkiye’yi, başta bulunanlar kim olursa olsun, toplumun en muhafazakâr kuvvetleri idare etmektedir. İsmine ister kasaba eşrafı deyin, ister toprak ve sermaye ağası deyin, mutlu azınlık deyin, bu kuvvet siyasi hayatımıza hâkim.” Yarının Türkiye’si, işte bu bilinçten çıkacak. Avcıoğlu düne olduğu kadar yarına da ışık tutmaya devam edecek.

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir’den Lozan Antlaşması'nın 103. Yıldönümü Mesajı Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir’den Lozan Antlaşması'nın 103. Yıldönümü Mesajı

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, Lozan Antlaşması'nın 103. yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’yü rahmet ve minnetle anan Demir, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ve varlık teminatı olduğuna vurgu yaptı. ​"Lozan, Bağımsızlık İradesinin Dünyaya Kabulüdür" ​Lozan Antlaşması ile Türk milletinin siyasi, askeri ve iktisadi yönden bağımsızlık iradesinin tüm dünya tarafından tescillendiğini belirten Hasan Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Lozan Antlaşması ile Türk milletinin siyasi, askeri ve iktisadi yönden bağımsızlık iradesi, dünya ülkeleri tarafından kabul edilmiştir. Yıllarca süren Büyük Savaş ve Kurtuluş Savaşı'nın sonunda her yönden yorgun düşmüş Anadolu topraklarında, nihayet bin yıldır olduğu gibi gelecekte de var olacağımızın sarsılmaz teminatı olmuştur." ​"Lozan ve Montrö Türkiye'nin Teminatıdır" ​Açıklamasında güncel siyasi tartışmalara da değinen Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir, kurucu iradeyi hedef alanlara sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: ​"Bugünlerde Ege'deki sorunları ve bazı adaları bahane ederek Lozan'a ve Türkiye'nin kurucu iradesine saldıranlar; geçtiğimiz yirmi yılda onlarca ada, adacık ve kayalığın işgaline ise aynı sesleri yükseltemeyen ikiyüzlülerdir. Bizler biliyoruz ki bu kimseler, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında emperyal güçlerin eliyle bölücü ve gerici isyanlar tertipleyenlerle aynı tohumun, aynı soyun mensuplarıdır." ​Mesajının sonunda "Yeni Türkiye Cumhuriyeti" heveslerinin tarihin vicdanında hak ettiği yeri bulacağını belirten Demir, Lozan ve Montrö sözleşmelerinin sapasağlam bir şekilde Türkiye'nin teminatı kalmaya devam edeceğini, milli, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar olacağını vurguladı.

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yılında Demokrasi Vurgusu Haber

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yılında Demokrasi Vurgusu

29 Ekim Kadınları Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sibel Erenoğlu, Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olduğu vurgulanarak demokrasi ve bağımsızlık mesajları verildİ. ​"Lozan, Bağımsızlığımızın ve Egemenliğimizin Belgesidir" ​24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanan antlaşmanın yıl dönümünde konuşan Sibel Erenoğlu, anlaşmanın Kurtuluş Savaşı'nı zaferle taçlandıran öncekilerden sonraki kuşaqlara bırakılan çok değerli bir emanet olduğunu belirtti. Erenoğlu, "Biz 29 Ekim Kadınları Derneği, kendimizi yurt topraklarımızın her karışı gibi, bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin belgesi olan bu anlaşmayı korumakla ödevli sayıyoruz" ifadelerini kullandı. ​Açıklamada, Türkiye'nin "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesini benimsediğine dikkat çekilerek şu görüşlere yer verildi: ​Türkiye'yi yönetenlerin ve yurttaşların hiçbir ülkenin topraklarında ve karasularında gözü olamayacağı, ​Yeni fetihler peşinde koşanlara dur demenin yurtsever halkın görevi olduğu, ​Lozan'ın; Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve arkadaşlarının rehberliğinde sömürgeleştirilmek istenen bir milletin yeniden doğuşunu dünyaya tanıttığı kaydedildi. ​"Kapitülasyonlar Kaldırıldı, Çağdaş Yol Açıldı" ​Lozan Anlaşması ile ülkenin sınırlarının çizildiği, Türk milletinin egemenlik haklarının tescillendiği ve kapitülasyonların kaldırılarak çağdaş bir ülke olmanın yollarının açıldığı ifade edildi. Antlaşmanın günümüzde tam bağımsızlık, millî egemenlik, barış ve halkçılık anlamı taşıdığı vurgulandı. ​"Demokrasinin Önündeki Engeller Kaldırılsın" ​Açıklamanın sonunda ülkenin içinden geçtiği siyasi döneme dikkat çeken 29 Ekim Kadınları Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sibel Erenoğlu, şu talepleri dile getirdi: "Lozan’ın yıldönümünü ülkemizin yaşadığı siyasi olağanüstü durumun bir an önce sona ermesi, iktidarların serbest seçimlerle oluşması ve demokrasinin önünü tıkayan karar ve eylemlerden vazgeçilmesi taleplerimizle kutlarız."

Eskişehir'de 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Coşkuyla Kutlandı Haber

Eskişehir'de 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Coşkuyla Kutlandı

Eskişehir, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nde tek yürek oldu. Valilik Meydanı’nda düzenlenen özel programda konuşan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, 15 Temmuz’un bir destan olduğunu vurgulayarak, "Türk milletinin bağımsızlık aşkı hiçbir zaman yok edilemez" dedi. ​Eskişehir Valiliği, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında Valilik Meydanı’nda geniş katılımlı bir anma programına ev sahipliği yaptı. Vali Dr. Erdinç Yılmaz ve eşi Doç. Dr. Şenay Yılmaz’ın yanı sıra; Muharip Hava Kuvveti ve Garnizon Komutanı Hava Orgeneral Rafet Dalkıran, Eskişehir milletvekilleri Fatih Dönmez ve Prof. Dr. Ayşen Gürcan, protokol üyeleri, siyasi parti temsilcileri, STK’lar ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleşen etkinlik, millî birlik mesajlarıyla dikkat çekti. ​"15 Temmuz, Demokrasimizin Zaferidir" ​Program, saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 81 ilde eş zamanlı düzenlenen 15 Temmuz Sancak Koşusu’nu tamamlayan sporcuların, sancağı Vali Dr. Erdinç Yılmaz’a teslim etmesiyle anlamlı anlar yaşandı. ​Sancağı teslim alan Vali Yılmaz, yaptığı konuşmada 15 Temmuz’un Türk tarihine altın harflerle yazılmış bir demokrasi destanı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Eskişehir, kuruluşun ve kurtuluşun şehri olarak 15 Temmuz gecesi vatan sevgisiyle meydanları doldurmuş, hainlere geçit vermemiştir. Bu gece, yalnızca bir darbe girişiminin engellendiği değil; millî iradenin ve demokrasinin zaferidir." ​Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Çağrısı ve Millî İrade ​Vali Yılmaz, konuşmasında FETÖ terör örgütünün devlet kurumlarına sızma girişimine karşı milletin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla nasıl bir set çektiğini vurguladı. Çanakkale’den Sakarya’ya uzanan kahramanlık ruhunun 15 Temmuz’da yeniden canlandığını belirten Yılmaz, "Türkiye Yüzyılı" hedeflerine birlik ve beraberlik içinde kararlılıkla yüründüğünün altını çizdi. ​Meydanda Duygusal Anlar ve Kültürel Etkinlikler ​Program; Vali Dr. Erdinç Yılmaz’ın Arif Nihat Asya’nın "Bayrak" şiirinden dizelerle süslediği konuşmasının ardından çeşitli etkinliklerle gece boyunca devam etti. Gecede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın millete hitabı dev ekranlardan izlendi. İlahi dinletisi ve Mithat Körler konseriyle devam eden etkinlikler, katılımcılara duygusal ve coşkulu anlar yaşattı. Gece, minarelerden yükselen selalar ve Fetih Suresi tilavetiyle manevi bir atmosfere büründü. ​Vali Yılmaz, konuşmasını Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehitleri rahmetle, gazileri ise minnetle anarak noktaladı.

MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer: "15 Temmuz Şanlı Bir Diriliş Destanıdır" Haber

MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer: "15 Temmuz Şanlı Bir Diriliş Destanıdır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milletinin hain FETÖ terör örgütüne karşı kazandığı tarihi zafere ve devletin bekasına sahip çıkma kararlılığına vurgu yaptı. Başkan Sezer, 15 Temmuz gecesinin sadece bir darbe girişiminin engellendiği an değil, topyekun bir dirilişin simgesi olduğunu belirtti. "Milli İradenin Teslim Alınamayacağını Tüm Dünya Gördü" Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde her zaman devletinin yanında durduğunu ifade eden MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer, mesajında şu satırlara yer verdi: "15 Temmuz 2016 gecesi, aziz Türk milleti tarih boyunca nice badirelerde olduğu gibi devletine, bayrağına ve bağımsızlığına kasteden hain FETÖ terör örgütünün darbe girişimini canı pahasına bertaraf etmiş, millî iradenin teslim alınamayacağını tüm dünyaya göstermiştir. O karanlık gecede sokaklara çıkan milyonlarca vatan evladı, devlet-millet kaynaşmasının en güçlü örneklerinden birini sergilemiş; şehitlerimizin aziz kanları, gazilerimizin fedakârlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği güvence altına alınmıştır." "Devletimizin Yanında, Milletimizin Emrindeyiz" MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin vizyoner duruşuna ve partinin temel düsturuna dikkat çeken Sezer, mücadele kararlılıklarını şu sözlerle ifade etti: "Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin ifade ettiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan her saldırı, doğrudan doğruya Türk milletinin varlığına yönelmiş bir saldırıdır. Bu nedenle devletimizin bekasını korumak, millî birliğimizi güçlendirmek ve Cumhuriyetimizin temel değerlerine sahip çıkmak hepimizin müşterek sorumluluğudur. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, dün olduğu gibi bugün de devletimizin yanında, milletimizin emrinde olmaya; birlik ve beraberliğimizi hedef alan her türlü ihanet odağına karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Liderimiz Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu 'Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' anlayışı, bizim siyasetimizin de en temel düsturudur." "Bu Cennet Vatan İlelebet Yaşayacaktır" Türkiye Cumhuriyeti'nin önünün kesilemeyeceğini belirten Ayhan Sezer, açıklamasını dualarla ve şehitleri anarak tamamladı: "Aziz şehitlerimizin fedakârlığı ve kahraman gazilerimizin cesareti hiçbir zaman unutulmayacaktır. Onların bizlere emaneti olan bu cennet vatan, Türk milletinin sarsılmaz iradesiyle ilelebet yaşayacaktır. Hiçbir ihanet şebekesi, hiçbir terör örgütü ve hiçbir dış odak, Türkiye Cumhuriyeti'nin kutlu yürüyüşünü durduramayacaktır. 15 Temmuz'un yıl dönümünde, başta hain darbe girişimine karşı canlarını feda eden aziz şehitlerimiz olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor; kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabbim milletimize bir daha böyle ihanet geceleri yaşatmasın. Devletimiz ebed müddet, bayrağımız ilelebet semalarımızda dalgalansın."

ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak: "15 Temmuz Ruhunu Gelecek Nesillere Aktarmalıyız" Haber

ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak: "15 Temmuz Ruhunu Gelecek Nesillere Aktarmalıyız"

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle anlamlı bir anma mesajı yayımladı. Rektör Çolak mesajında, 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen hain darbe girişimine karşı Türk milletinin ortaya koyduğu şanlı direnişi vurgularken, üniversite ve eğitim camiasına düşen sorumlulukların altını çizdi. "Emperyalizmin Kirli Amaçlarına Türk Milleti Dur Dedi" Hain darbe girişiminin hedef aldığı noktaları ve yapılan alçakça saldırıları hatırlatan ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ’cü hainler, emperyalizmin kirli amaçları doğrultusunda milli iradeyi yok sayarak demokrasimizi yıkmak için darbe girişiminde bulunmuşlardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni; vatanına, milletine ve devletine bağlı asker ve polislerimize ait karargâhları alçakça bombalayan hainler, darbeye karşı koyan sivil vatandaşlarımızı da şehit etmişlerdir." "Cumhurbaşkanımızın Liderliğinde Şanlı Bir Direniş Sergilendi" Karanlık planların milletin azmiyle boşa çıkarıldığını ifade eden Çolak, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin sarsılmaz olduğunu belirtti: "Ülkemizi karanlığa sürükleyerek yıllarca geriye götürebilecek bu hain girişim, demokrasisine ve özgürlüğüne yürekten bağlı milletimizin kararlılığı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sergilenen şanlı direnişle durdurulmuş ve Türk milletinin böyle hain emel ve hedeltelere asla geçit vermeyeceği tüm dünyaya gösterilmiştir. 15 Temmuz’da iradesini demokrasiden yana koyan aziz milletimiz, birliğimize kastetmeyi planlayan karanlık odaklara, bundan sonra da karşılarında tam bir birliktelik şuuruyla kenetlenmiş olarak bulunacağının mesajını açıkça vermiştir." "Gençlerimize Bayrak ve Vatan Sevgisini Aşılamalıyız" Bugünün nesillerine düşen en büyük görevin bu tarihi hafızayı diri tutmak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kamil Çolak, mesajını şu anlamlı sözlerle tamamladı: "Today bizlere düşen ise 15 Temmuz 2016 gecesi yaşananları ve bunların arkasındakileri çok iyi bilmek, asla unutmamak ve gelecek nesillere de tüm yönleriyle aktararak gençlerimize bayrak, vatan ve millet sevgisini aşılamaktır. Bu duygu ve düşüncelerle milletimizin zafer günü olan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü kutluyor, hain kalkışmaya karşı koyarken yaralanan gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyor; bayrağımız, vatanımız ve bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum."

Atatürk’ün Eskişehir’e İlk Gelişinin 106. Yıl Dönümü Coşkuyla Kutlandı Haber

Atatürk’ün Eskişehir’e İlk Gelişinin 106. Yıl Dönümü Coşkuyla Kutlandı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele’nin en kritik dönemlerinde, 21 Haziran 1920’de Eskişehir’e gerçekleştirdiği tarihi ilk ziyaretin 106. yıl dönümü, şehirde düzenlenen resmi törenle gururla kutlandı. Vilayet Meydanı’nda bir araya gelen protokol üyeleri, gaziler ve vatandaşlar, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı bu özel günü coşkuyla andı. Protokol ve Vatandaşlar Vilayet Meydanı’nda Buluştu Eskişehir Vilayet Meydanı’nda düzenlenen anlamlı törene; Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Muharip Hava Kuvveti ve Garnizon Komutan Vekili Tümgeneral Ali Özmen, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kent protokolü, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda Eskişehirli katıldı. Program, Atatürk Anıtı’na çelenk sunma töreniyle başladı. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Tümgeneral Ali Özmen ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin anıta çelenk bırakmasının ardından, askeri bando eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla birlikte Türk bayrağı göklere çekildi. Öğrencilerden Şiirler, Uzmanlardan Tarihi Konuşma Törende, Eskişehirli gençler Atatürk’e ve Cumhuriyet mirasına olan bağlılıklarını okudukları şiirlerle dile getirdi. Şehit Ali Gaffar Okkan Ortaokulu öğrencisi Yasemin Özdemir ile Gazi Mustafa Kemal Anadolu Lisesi öğrencisi Kübra Gönüldür, günün anlam ve önemine hitaben yazdıkları duygusal şiirleri meydandakilerle paylaştı. Ziyaretin tarihsel arka planını ve Eskişehir’in Kurtuluş Savaşı’ndaki lojistik önemini aktarmak üzere kürsüye çıkan Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Burcu Çalıkuşu, günün anlam ve önemini belirten derinlikli bir konuşma gerçekleştirdi. Çalıkuşu, 21 Haziran 1920 tarihinin düzenli orduya geçiş sürecinde ve Batı Cephesi kararlarında nasıl bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Halk Oyunları Gösterisiyle Görkemli Kapanış Vilayet Meydanı’ndaki anma programı, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından titizlikle hazırlanan halk oyunları gösterisiyle sona erdi. Renkli görüntülere sahne olan ve geleneksel motifleri barındıran dans gösterisi, meydandaki katılımcılardan büyük alkış topladı. 106 yıl önce yakılan bağımsızlık meşalesinin şehri olan Eskişehir, Atatürk’ün mirasına sahip çıkmaya devam ediyor.

Odunpazarı’nda Nazım Hikmet’e Duygu Dolu Anma Haber

Odunpazarı’nda Nazım Hikmet’e Duygu Dolu Anma

Odunpazarı Belediyesi, Türk şiirinin evrensel sesi Nazım Hikmet Ran’ı, ölümünün 63’üncü yıldönümünde düzenlediği özel bir programla andı. Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve “Sol Yarım” adını taşıyan etkinlik, şiir, müzik ve görsel anlatıları bir araya getirerek izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Programı Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un yanı sıra çok sayıda Nazım dostu izledi. Odunpazarı Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü Müzik Bölümü ile Sunuculuk Atölyesi iş birliğinde hazırlanan program, Nazım Hikmet’in kendi sesinden dinletilen “Memleketim Memleketim” şiirinin video gösterimiyle başladı. NAZIM’IN YAŞAMI VE MÜCADELESİ SAHNEYE TAŞINDI Ardından sahneye taşınan müzik ve şiirler, şairin yaşamından kesitlerle örülü özel video gösterimleriyle desteklendi. Gösterimlerden birinde "Mavi Gözlü Dev"in çocukluğundan sürgün yıllarına uzanan yaşam öyküsü anlatılırken, diğer videoda Nazım Hikmet'in Mustafa Kemal Atatürk ile ilişkisine dair az bilinen ayrıntılar paylaşıldı. Atatürk'e yazdığı mektup, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki sanat çalışmaları ve Atatürk'ün rol aldığı filmde yönetmen yardımcılığı yaptığı döneme ilişkin bilgiler izleyicilerin büyük ilgisini çekti. Hüseyin Yılmaz'ın yorumuyla seslendirilen "Bir Seni Özledim Bir de Memleketimi", "Şeyh Bedrettin Destanı", "Hoşça Kal Kardeşim Deniz", "Hiroşima", "Karlı Kayın Ormanı", "Seviyorum Seni" ve "Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar" eserleri salondan uzun alkış aldı. Şiir bölümlerinde Sunuculuk Atölyesi katılımcıları Utku Görkem Kırdemir ve Alper Yörük sahne aldı. Nazım Hikmet'in "Yaşamaya Dair", "Ben İçeri Düştüğümden Beri", "Davet", "Kerem Gibi", "Akrep Gibisin Kardeşim", "Bugün Pazar", "Hoş Geldin Kadınım", "Tahir ile Zühre" ve "Vatan Haini" şiirleri etkileyici yorumlarla seslendirildi. Gecenin sunuculuğunu ise Sunuculuk Atölyesi katılımcılarından Nurgün Karahan gerçekleştirdi. Karahan'ın anlatımıyla ilerleyen program, Nazım Hikmet'in yalnızca şiirlerini değil; sürgünlüğünü, memleket özlemini, aşklarını, mücadelelerini ve insanlığa duyduğu umudu da izleyiciye aktardı. BAŞKAN KURT “VATAN HAİNİ” ŞİİRİNİ OKUDU Gecenin en dikkat çekici anlarından biri ise Başkan Kurt’un sahneye çıkarak Nazım Hikmet’in “Vatan Haini” şiirini okuması oldu. Salondan uzun süre alkış alan Kurt, şairin düşünce özgürlüğü, barış ve bağımsızlık mücadelesine vurgu yapan dizelerini katılımcılarla paylaştı. Gecede konuşan Başkan Kurt, Nazım Hikmet’i eserleriyle anmanın kendileri için en onurlu görevlerden biri olduğunu söyledi. Başkan Kurt konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Türkiye hâlâ Nazım Hikmet gibi bir sanatçıyı yetiştiremedi. Ama artık gerçekten yeni şiirler yazma zamanı. Çünkü 2026’da farklı bir dünya ve toplum var. Ancak bu toplumun şairi yok ya da çok az. Toplumsal olaylara sol yarısı ile sol tarafından bakan insanların çoğalması şart. Türkiye’nin bugün her şeyden daha fazla buna ihtiyacı var.” Anma gecesi, Nazım Hikmet'in umut dolu dizelerinden bestelenen "Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar" eseriyle sona erdi. Başkan Kazım Kurt'un yanı sıra protokol üyeleri ve sanatçılar sahneye davet edilirken, salondaki izleyiciler de ayağa kalkarak esere eşlik etti. Yüzlerce kişinin hep bir ağızdan söylediği eser, Nazım Hikmet'in yıllar önce kurduğu umudun bugün hâlâ canlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Şiirin, müziğin ve belleğin iç içe geçtiği "Sol Yarım", Nazım Hikmet'in yalnızca bir şair değil; düşünceleri, mücadeleleri ve insan sevgisiyle yaşayan bir değer olduğunu bir kez daha hatırlatan anlamlı bir kültür-sanat etkinliği olarak hafızalarda yer etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.