SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ayrımcılık

Porsuk Haber Ajansı - Ayrımcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayrımcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bu Ülkenin Emeklileri Sadaka Değil, Haklarını İstiyor Haber

Bu Ülkenin Emeklileri Sadaka Değil, Haklarını İstiyor

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından, emeklilerin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla, "Emekliler Açlığa, Yoksulluğa ve Sefalete Mahkum Edilemez" başlığı ile emekli dernekleri ile birlikte bir basın açıklaması yapıldı. Hamamyolu Yediler Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasına, İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl ve İlçe Yöneticileri ile emekli dernekleri katılım sağladı. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın emekçileri, kıymetli Eskişehirliler, Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Örgütü olarak; emeklilerimizin yaşadığı büyük ekonomik bunalıma dikkat çekmek ve onların haklı mücadelesine omuz vermek için bir araya geldik. Türkiye’de milyonlarca emekli, yıllarca çalışarak, üreterek ve bu ülkenin kalkınmasına katkı sağlayarak hayatını geçirmiş yurttaşlardır. Fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde, okullarda ve kamu kurumlarında onlar tarafından verilen o büyük emeğin sayesinde bu ülke bugün ayaktadır. Ancak ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada emeklilerimiz hak ettikleri yaşam koşullarından çok uzaktadır. Bugün Türkiye’de milyonlarca emekli; pazara, manava, kasaba giderken iki kez düşünmek zorunda kalmaktadır. Kira, gıda ve sağlık giderleri her geçen gün artarken emekli aylıkları yaşam maliyetlerinin çok gerisinde kalmaktadır. Bir ömrün emeği, bugün ne yazık ki yoksulluk sınırının altında bir hayata mahkûm edilmiştir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; bu ülkeyi ayakta tutan emektir. Ve emeğin karşılığını alamadığı bir düzene kader denilemez. Emekliler bu ülkenin yükü değil, onurudur. Emekliler bu ülkenin geçmişidir, hafızasıdır. Bu ülkenin fabrikalarında alın teri dökenler de, tarlasında üretim yapanlar da, çocuklarımızı yetiştiren öğretmenler de, hastanelerde görev yapan sağlık emekçileri de bugün emeklilerimizin arasındadır. Bugün yaşanan tablo sadece ekonomik bir sorun değildir. Bu tablo aynı zamanda sosyal devlet anlayışının terk edilmesinin sonucudur. Cumhuriyetin “insanca yaşam” idealinin yerini, ne yazık ki yoksulluğa alışmayı öğütleyen bir anlayış almıştır. Ama biz buna razı değiliz. Bu ülkenin emeklileri sadaka değil, haklarını istiyor. Ve haklarını alana kadar da bu mücadele büyüyerek sürecektir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak açıkça ifade ediyoruz: Türkiye’de emekliler açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm edilemez. Bizim anlayışımıza göre sosyal devlet; yıllarca çalışmış insanlarına huzurlu bir yaşam sağlayabilen devlettir. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi olarak emekliler için somut ve adil bir program ortaya koyduk. İktidarımızda; -En düşük emekli aylığını en az bir asgari ücret düzeyine yükselteceğiz. -Tüm emeklilere, her bayramda bir asgari ücret tutarında bayram ikramiyesi vereceğiz. -Tüm emeklilere seyyanen zam yapılacak ve emekliler arasındaki maaş adaletsizliklerini gidereceğiz. -İntibak yasasını çıkaracağız. -Aylık bağlanma oranlarını eski düzeyine çekecek, emekliye bütçeden ve büyümeden daha fazla pay vereceğiz! -Emeklilikte adil ve kademeli bir geçiş sistemi sağlayacağız. -İşçi, memur ve esnaf arasındaki emeklilik eşitsizliğini giderecek; aynı prim günü ile eşit emeklilik hakkı sağlayacağız. -Memur maaşlarındaki tüm ilave ödemeler emekli aylıklarına yansıtılacak; eski-yeni memur emeklisi ayrımını kaldıracağız. -Emeklilerin örgütlenme ve sendikal haklarını güvence altına alacağız. Çünkü biliyoruz ki; emekliye adalet, Türkiye’ye bereket demektir. Eğer bir ülkede emekliler rahat nefes alamıyorsa, o ülkede sosyal adalet yok demektir. Eğer bir ülkede insanlar ömür boyu çalışıp emeklilikte yoksulluğa mahkûm ediliyorsa, orada ekonomik düzen ciddi biçimde bozulmuş demektir. Biz bu düzeni değiştirmeye talibiz. Bu ülkenin kaynaklarının bir avuç ayrıcalıklı kesime değil, alın teriyle yaşayan milyonlara gitmesi gerektiğini savunuyoruz. Bugün burada yalnızca bir basın açıklaması yapmak için bulunmuyoruz. Bugün örgütümüzle birlikte sahaya çıkıyoruz. Parti örgütümüz ve emekli sendikalarımız ile birlikte Eskişehir’in sokaklarında emeklilerimizle buluşacak, onların sorunlarını dinleyecek ve çözüm önerilerimizi paylaşacağız. Çünkü siyaset yalnızca kürsülerden konuşmak değil; halkın arasında olmak, onların dertlerini dinlemek ve çözüm üretmektir. Bu mücadele yalnızca emeklilerin mücadelesi değildir. Bu mücadele adil bir Türkiye mücadelesidir. İnanıyoruz ki; emeklilerin yüzünün güldüğü, emeğin değer gördüğü, herkesin insanca yaşayabildiği bir Türkiye mümkündür. Ve o Türkiye’yi hep birlikte kuracağız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi. CHP Eskişehir İl Başkanlığı’nın düzenlediği basın açıklamasında açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiklerini belirten emekli temsilcileri, ekonomik taleplerini sıralarken "sandık" vurgusu yaptı. ​"Bayram İkramiyesi 20 Bin Lira Olmalı" ​Birleşik Emekliler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Mustafa Vural Erdem, bayram ikramiyelerinin alım gücünün yok olduğunu vurguladı. Erdem, "İkramiyeler ilk çıktığında asgari ücretin %60’ı kadardı. Talebimiz bu oranın korunarak ikramiyenin 20 bin TL’ye, en düşük emekli aylığının ise asgari ücretin %40 fazlası olan 45 bin TL’ye çıkarılmasıdır" dedi. ​"Ekmek Hesabı Adaletsizliği Ortaya Koyuyor" ​Tüm Emeklilerin Sendikası Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı, 2018 yılında 1.000 TL olan ikramiye ile 800 ekmek alınabildiğini hatırlatarak, "Bugün aynı ekmeği almak için ikramiyenin en az 12 bin TL olması gerekir. 4 bin liralık ikramiye emekliyle alay etmektir" ifadelerini kullandı. Şanlı, en düşük emekli maaşının en düşük memur maaşına eşitlenmesi gerektiğini savundu. ​"Primlerimizin Karşılığını Alamıyoruz" ​Türkiye Emekliler Derneği Şube Başkanı Muhsin Dilbaz ise emeklilerin sistemli bir şekilde yoksullaştırıldığını belirterek, "Biz lütuf değil, ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. Maaş bağlama oranlarını %20’lere düşürerek bizi açlığa mahkûm ettiniz" diyerek tepkisini dile getirdi. ​Veteriner Hekimlerden "Ayrımcılık" Tepkisi ​Emekli Veteriner Hekimleri Derneği Başkanı Uğur Görür, sağlık sınıfındaki diğer mesleklere verilen ek ödemelerin veteriner hekimlere verilmemesini eleştirdi. Görür, "Hekimlik bir bütündür, ayrıştırılamaz. 2006’da asgari ücretin 3 katı maaş alırken bugün asgari ücretle eşitlendik" dedi. ​Mitinge Damga Vuran Sefer tası ​82 yaşındaki süper emekli Nejdet Yılmazoğlu elindeki sefer tasıyla yaptığı açıklamada 11 bin gün prim ödemesine rağmen geçinemediğini belirtti. Yılmazoğlu, "İftar çadırlarından bu sefer tasıyla eve yemek götürüyorum. Bizi bu yaşta bu sefer tasına muhtaç edenlere yazıklar olsun" dedi.

Kadınların Olmadığı Bir Demokrasi Eksik, Kalkınma İse Yarımdır Haber

Kadınların Olmadığı Bir Demokrasi Eksik, Kalkınma İse Yarımdır

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam mücadelesinin simgesi olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yalnızca bir anma günü değil; aynı zamanda hak, adalet ve eşitlik mücadelesinin güçlü bir hatırlatıcısıdır. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak; kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit haklara sahip olduğu, şiddetten uzak, özgür ve adil bir ülkede yaşaması için verilen mücadelenin yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, daha birçok ülkede kadınların temel hakları dahi yokken Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını tanımış, kadınların toplumdaki yerini güçlendiren devrimlere imza atmıştır. Bu miras bizlere, kadın haklarını koruma ve geliştirme sorumluluğunu yüklemektedir. Bugün ne yazık ki ülkemizde kadınlar hâlâ şiddet, eşitsizlik, ayrımcılık ve ekonomik güvencesizlik gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kadın cinayetlerinin son bulduğu, kadınların yaşam hakkının korunduğu, eşit temsilin ve eşit fırsatların sağlandığı bir Türkiye için mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Kadınların emeği, cesareti ve kararlılığı; toplumun ilerlemesinin en önemli gücüdür. Kadınların olmadığı bir demokrasi eksik, kadınların olmadığı bir kalkınma yarım kalacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan, emeğiyle, mücadelesiyle hayatın her alanında var olan kadınlarımız olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, eşit ve özgür bir gelecek için mücadele eden tüm kadınları saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum."

Kadınlar Yedek İşgücü Değil, Kalıcı İstihdam Şart! Haber

Kadınlar Yedek İşgücü Değil, Kalıcı İstihdam Şart!

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca; kadın işsizliği, kadının çalışma hayatına ve işgücüne katılımı, kalıcı ve güvenceli kadın istihdamı konusundaki sorunların TBMM çatısı altında araştırılarak somut çözüm politikaları geliştirilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması için araştırma önergesini TBMM’ye sundu. ÇOKLU KRİZLER VE YIKIM KOŞULLARINDA KADIN İŞSİZLİĞİ VE YOKSULLUĞU DERİNLEŞİYOR Türkiye’de; kadın işsizliğinin arttığından, çalışma yaşamında güvence, ücret adaleti, "eşit işe eşit ücret" ilkesinden her geçen gün uzaklaşılmakta olduğuna dikkat çeken Gülizar Biçer Karaca, kadın yoksulluğu ve işsizliğinin Türkiye’nin temel sorun alanlarının başında geldiğine dikkat çekti. “Dünyada; ekonomik, siyasal, toplumsal kırılma ve çatışmalar, savaş, iklim krizi eşzamanlı olarak devam etmektedir. Ekolojik kriz artık yıkım olarak tanımlanmakta, doğal varlıkların sömürüsü üzerinden toplumlar adaletsizliği ve eşitsizliği her alanda deneyimlemek zorunda kalmaktadır. Yaşanan süreç, çoklu kriz olarak tanımlanırken yoksulluk derinleşmekte ve sürekli hale gelmekte, antidemokratik uygulamalar ve toplumsal cinsiyet uçurumu ülkemizde her geçen gün derinleşmektedir. Kız çocukları ve kadınlar çoklu kriz zemininde en kırılgan gruplar olarak hak ihlalleriyle karşılaşmaktadır. Kadın işsizliği ve kadın yoksulluğu derinleşmekte; kalıcı kadın istihdamı ve eşit işe eşit ücret ilkesinden uzaklaşılan çalışma hayatı kadınları da çoklu engellerle baş başa bırakmaktadır.” DÜŞÜNDÜRÜCÜ TABLO: KADINLARA DÜŞÜK ÜCRET VE ANNELİK ÜCRET AÇIĞI Cinsiyet eşitliğini İzleme Derneği CEİD çalışmalarıyla temellendirilen araştırma önergesi iş hayatına katılabilen kadınların düşük ücretlere mecbur bırakıldığını ortaya koyuyor: Çalışma yaşamındaki güvencesizlik ve ücret adaletsizliği, "eşit işe eşit ücret" ilkesinden her geçen gün uzaklaşılmaktadır. CEİD’in kamuoyuyla paylaştığı; Türkiye’de Çoklu Kriz Ortamında Kapsayıcı, Eşitlikçi ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi İçin “Yenilenen/Yinelenen” Talepler” çalışması somut rakamlarla kadınların her alanda, her yaş döneminde, her toplumsal koşulda yaşadığı eşitsizlik gerçeğini somut rakamlarla ortaya koymaktadır: Tekniker ve teknisyen grubunda kadınlar erkeklerden %21,4 daha düşük ücret alırken, çocuk sahibi olmanın yarattığı "annelik ücret açığı" 2024 yılı için %7,1 düzeyinde seyretmiştir. TARIM İŞÇİSİ KADIN İSE 1193 TL, ERKEK İSE 1406 TL Eşit İşe Eşit Ücret ne yazık ki gündelik hayatta karşılık bulamamakta; kadınlar ve erkekler arasında ücret farkı gerçeği de farklı sektörlerde sürmektedir. Kapsayıcı, eşitlikçi ve sürdürülebilir olmayan politikaların yetersizliği TÜİK rakamlarında da kendini göstermektedir. TÜİK tarafından, 5 Mart’ta açıklanan Tarımsal İşletme İşgücü Ücret Yapısı büteninde yer aldığı üzere; mevsimlik erkek işçi ücretleri 1.416 TL olurken, kadın işçilerin günlük ücretleri ise %34,1 artış göstererek 1193 TL’de kalmıştır. Sürekli tarım işçilerine ödenen aylık ücret, erkek işçiler için %43,4 oranında artarak 39 bin 843 TL olurken, kadın işçiler için artış %22,1 olarak gerçekleşmiş, 23 bin 598 TL rakamında kalmıştır. NE EĞİTİMDE NE İSTİHDAMDA OLAN GENÇ KADINLARIN ORANI, ERKEKLERİN İKİ KATI Ne eğitimde ne istihdamda olan kadınlar, ekonomik özgürlükten yoksun kalmakta, bakım emeği kadınlara özgülenmekte, sadece kentlerde, özel ve kamusal alanda, sanayi işkolu ve hizmet sektöründe değil tarımsal üretim alanında da ücretsiz iş gücü olarak görülen kadınların emeği ucuzlaştırılmakta ve değersizleştirilmekte, ücretlerdeki adaletsizlik de kuşaklararası bir hale dönüşmektedir. Güvencesizlik, kayıtdışılık, ötekileştirme ve dışlayıcı politikaların yerini kapsayıcı, kesişimsel, toplumsal cinsiyete duyarlı kalıcı politikalar almak zorundadır. Kadın araştırmacıların çalışmalarıyla tespit edildiği üzere; tarım dışı sektörlerde kadınların kayıt dışı çalışma oranı %19,4’e yükselmiş ve ne eğitimde ne istihdamda olan genç kadın oranı %30,1 ile erkeklerin neredeyse iki katı olarak gerçekleşmiştir. KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIMI, ERKEKLERİN YARISINA ANCAK ULAŞABİLİYOR Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar Ağı Şubat 2026 raporuna göre; 2024 yılı itibarıyla kadınların işgücüne katılım oranı %36,8 düzeyinde kalarak erkeklerin (%72) ancak yarısına ulaşabilmiş; Türkiye ile OECD ortalaması arasındaki fark 16 puana çıkmış, son 5 yılda kadın-erkek işgücüne katılım oranı farkı yalnızca 2 puan kapanabilmiştir. Aile yılı ilan edilip kadınlar ücretsiz bakım emekçisi pozisyonuna indirgenirken, demografik yaklaşımlarla kadın bedeni üzerinden çocuk doğurma endeksli politikalar kadın istihdamı ve işsizliği sorununu katmerlendirmiştir. KEFA özellikle 2024 yılı için hane halkında 3 yaş altı çocuğu olan kadınların istihdam oranının %26,9 oranı ile çocuğu olmayanların (%58,6) yarısından bile az olduğunu açıklamıştır. Kamusal çözümler yetersiz, kamusal bakım hizmetleri ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. KADINLARA “YEDEK İŞGÜCÜ” MUAMALESİ DEĞİL KALICI İSTİHDAM POLİTİKASI İşsizlik verileri de ülkemizde ne yazık ki kadınlar aleyhine işlemektedir. Kadınların dar tanımlı işsizlik oranı 2024'te %11,8 ile erkeklerin 1,7 katına yükselirken, toplam işsizler içindeki kadın payı 2021’deki %40 seviyesinden 2024’te %46’ya fırlamıştır. Öte yandan çalışmak isteyip de iş bulamayanları ya da eksik istihdam edilenleri kapsayan geniş tanımlı (atıl) işgücü oranı kadınlarda 2024’te %35,3’e, Kasım 2025 itibarıyla ise %39’a ulaşmıştır. İşsizlerin yarısından fazlasını kadınlar oluşturmakta, işgücü piyasası kadınları sistemin ihtiyacı olduğu anda göreve çağırıp, piyasaya dahil edip ihtiyaç duymadığında geri gönderdiği bir görünüm arz etmekte, kadınlar yedek işgücü konumuyla kalıcı istihdamdan, kalıcı ve güvenceli işten yoksun kalmaktadır. ÇALIŞMA HAYATINDA CİNSİYETE DAYALI AYRIMCILIK VE İSTİHDAM YAPISINA SON Kadınların işe girmeleri, işe girebildiklerinde iş hayatlarını sürdürebilmeleri, eşit ve eşdeğer işe eşit ücret alabilmeleri, çalışma hayatında ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaları ülkemizin temel sorunsallarının başında gelmektedir. Eşitsizlik fırsatlarda, şartlarda ve sonuçlarda karşımıza çıkmaktadır. “Cam tavanlara” çarpan kadın çalışanların yükseldikleri anlarda “cam uçurum”lardan aşağıya çekilmeleri, iş hayatında kriz, afet gibi durumlarda gözden çıkarılmaları eşitsizliğin bir başka boyutudur. İş duyurularından işe alıma, ücretlendirmeden terfi mekanizmalarına, iş akdinin sonlandırılmasından iş süreçlerindeki işleyişe cinsiyete dayalı ayrımcılık ülkemiz istihdam yapısı değişmek zorundadır. ADRES TBMM, KADINLAR İÇİN KADINLARLA BİRLİKTE KATILIMCI ÇÖZÜM Türkiye’deki 33 milyonu aşkın çalışma çağındaki kadının yüzde 64’ünün işgücüne dahil olamadığının DİSK/Genel-İş Sendikası "Kadın Emeği Raporu" ile açıkladığını hatırlatan Gülizar Biçer Karaca; çok boyutlu sorunların sendikalar, kadın örgütleri, meslek örgütleri katılımıyla TBMM çatısı altında ortak akılla araştırması gerektiğini belirtti: “Toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek eşit işe ve eşdeğerde işe eşit ücret ilkesi yasal ve kurumsal mekanizmalarla güvenceye kavuşturulmalı, kadın istihdamı ve işsizliği sorunu TBMM çatısı altında araştırılarak somut çözüm önerileri sunulmalıdır.” İLLE DE UMUT İLLE DE BARIŞ İLLE DE MÜCADELE CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, kadın emeğinin değersizleştirilmediği, görünmez kılınmadığı, yok sayılmadığı, barışın ve umudun yeniden örgütlendiği bir 8 Mart mesajı ile tüm kadınlara dayanışma ve mücadele çağrısı yaptı.

Başkan Ünlüce'den 8 Mart Mesajı Haber

Başkan Ünlüce'den 8 Mart Mesajı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan Ünlüce mesajında şu görüşlere yer verdi: “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 1857’den bugüne 129 dokuma işçisi kadının anısına hak ve özgürlüklerin simgeleştiği gündür. Bugün dünyanın dört bir yanından yükselen ortak sese herkes kulak vermeli. Ne yazık ki; hala cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılık, baskı, şiddet ve cinayet sarmalındaki kadınlar sesini duyurmaya çalışıyor. 8 Mart dayanışma günüdür. 8 Mart bir koro gibi tek ses olup en uzak yere sesimizi ulaştırabilmektir. Kadını yok sayan hiçbir ülke ayakta duramaz, geleceğini inşa edemez. Kadının varlığı, emeği, fedakârlığı, azmi her şeyin üzerindedir. Herkes bilmelidir ki; kadına yönelik her türlü şiddet insan hakkı ihlalidir. İnsanlığa karşı işlenen bir suçtur. Bu suça duyarsız kalıp ses çıkarmayanlar da en az failler kadar suçludurlar. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak kadınların toplumsal yaşamda daha güçlü, daha eşit ve daha özgür olması için her zaman yanlarındayız. 2026 Eskişehir Yılında da kadınların görünen ve görünmeyen engelleri aşma mücadelesini birlikte büyütmeye kararlıyız. Büyük Önderimiz Atatürk ile Cumhuriyetimizin ışığında hayatımıza, haklarımıza, laik ve özgür yarınlarımıza sahip çıkıyoruz. Bu anlamlı günde; dünyanın dört bir yanındaki kadınların onurlu mücadelesini içtenlikle selamlıyor, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum.”

HABEV Başkanı Ufuk Uysal: "Cemevleri İbadethanedir!" Haber

HABEV Başkanı Ufuk Uysal: "Cemevleri İbadethanedir!"

Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle cemevlerinin ibadet alanı değil kültürel tesis başlığı altında yer almasına tepki gösterdi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan HABEV Başkanı Avukat Ufuk Uysal şu ifadelere yer verdi; "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan ve 22 Ocak 2026 Tarih ve 33145 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile imar planı lejantlarında cemevlerinin “ibadet alanları” başlığı altında değil, “kültürel tesis alanı” içerisinde tanımlanması Yasal mevzuatlara aykırı olduğu gibi bizleri de incitmiştir. Şöyle ki; Yönetmeliğin, Mekânsal kullanım tanımları ve esasları başlıklı 5. Maddesinin f) fıkrası aynen şöyledir ; f) Kültürel tesis alanı: Toplumun kültürel faaliyetlerine yönelik hizmet vermek üzere kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera gibi fonksiyonların yer aldığı kamu veya özel mülkiyetteki (Ek ibare:RG-22/1/2026-33145) alanlar ile cemevi yapılarının bulunduğu alanlardır. Aynı planlarda cami, kilise ve sinagog açıkça ibadethane olarak yer alırken, ibadethanelerimiz olan cemevlerimizin malesef ki İbadet Alanları başlığı altında tanımlan-ma-ma-sı, ülkesini canından çok seven Alevi- Bektaşi toplumunu çok üzmüştür. Anayasanın kendilerine yüklediği tüm ödevleri başta askerlik olmak üzere yerine getiren, vergisini ödeyen Alevi- Bektaşi kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kurumsallaşmış bir ayrımcılığa maruz bırakıldıklarına bir kez daha tanık olmaktadırlar. Cemevlerinin; kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera salonları ile aynı tanım içerisinde görülmesi hukuken ve fiilen kabul edilemez. Buradan açıkça ifade ediyoruz ki Cemevleri İbadethanedir! Yönetmeliklerdeki bu İnkâr ve Ayrımcılık Kabul Edilemez! İmar planlarında yapılan bu sınıflandırma sadece teknik bir detay değildir. Zira bu tercih ile Aleviliğin bir inanç olarak değil, folklorik ya da kültürel bir unsur olarak görüldüğü resmi kurumlarca bir kez daha hukuka aykırı olarak ilan edilmektedir. Bir yandan “Cemevlerine Hukuki ve Resmi Statü Kazandırıyoruz ” denirken, diğer yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkeme Kararları da yok sayılarak, yürürlükteki teknik ve hukuki mevzuatlarda cemevlerinin ibadethane olarak tanımlan-ma-ma-sı, malesef ki samimiyetin sorgulanmasına ve eşit yurttaşlık temelinin zedelenmesine, inanç özgürlüğünün engellenmesine yol açmaktadır. Alevi – Bektaşi toplumu, ülkemizin temel yapı taşlarından ve bu toprakların asli inanç topluluklarındandır. Cemevleri de ibadethanemizdir! Kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.