SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ayçiçeği

Porsuk Haber Ajansı - Ayçiçeği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayçiçeği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üretimin Artması Yetmez, Üreticinin de Kazanması Gerekir Haber

Üretimin Artması Yetmez, Üreticinin de Kazanması Gerekir

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara ve Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder'in katılımıyla gerçekleştirilen ortak basın toplantısında, 2026 tarım sezonu bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Toplantıda yüksek rekolte beklentilerinin sevindirici olduğu ancak tarımın yalnızca tonaj artışından ibaret olmadığı vurgulandı. ​TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 2026 yılı tarım sezonuna dair stratejik değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Eskişehir Şube binasında düzenlenen basın toplantısında; iklim krizinden su yönetimine, bitki sağlığından girdi maliyetlerine kadar tarımsal üretimin geleceğini yakından ilgilendiren kritik başlıklar ele alındı. ​2026 Tarım Sezonunda Rekolte Beklentileri ve Gelir Dengesi ​Yılın ilk resmi bitkisel üretim tahminlerine göre, 2026 tarım sezonunda önemli üretim artışları öngörülüyor. Açıklanan öngörü rakamları şu şekildedir: ​Buğday üretimi: 22,8 milyon ton ​Arpa üretimi: 9 milyon ton ​Ayçiçeği üretimi: 2,3 milyon ton ​Şeker pancarı üretimi: Yaklaşık 22 milyon ton ​Mısır üretimi: 8 milyon tona gerileme ​Beklenen rekolte artışlarına dikkat çeken ZMO Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara, yüksek tonajların tek başına bir başarı ölçütü olamayacağını belirtti. Kara, üretimin artmasının tek başına yeterli olmadığını, üreticinin o ürünü hangi maliyetle ürettiğinin ve hasat sonunda ne kazandığının en az verim kadar önemli olduğunu ifade etti. ​Eskişehir Tarımında Kritik Eşik: Su ve Toprak Yönetimi ​Eskişehir özelinde tarımsal yapının detaylı bir analizi de paylaşıldı. Kentin yaklaşık 546.200 hektarlık toplam tarım arazisinin %61,7'sine (337.000 hektar) denk gelen beş ana ürün öne çıkıyor: ​Buğday: Yaklaşık %40 pay ​Mısır: Yaklaşık %10 pay ​Şeker Pancarı ve Yağlık Ayçiçeği: Yaklaşık %4-5'er pay ​Eskişehir'de artık "Hangi ürünü ne kadar ekelim?" sorusunun ötesine geçilmesi gerektiği belirtilerek, "Hangi ürünü nerede, ne kadar su kullanarak ve hangi ekonomik değerle üretmeliyiz?" sorusunun sorulmasının elzem olduğu ifade edildi. ​Bitki Sağlığında "4 D Anahtarı" ile Erken Mücadele ​Eskişehir tarımında ekim alanları ve verimin yanı sıra bitki sağlığının da yakından takip edilmesi gerektiği vurgulandı. Yapılan arazi kontrollerinde öne çıkan riskler ve hastalıklar şöyle sıralandı: ​Şeker pancarında: Cercospora yaprak leke hastalığı. ​Mısırda: Empoasca yaprak piresi, yaprak kurtları ve iki noktalı kırmızı örümcek. ​Buğdayda: Kök-kökboğazı ve sarıpas (Fusarium, Rhizoctonia ve Bipolaris etmenleri). ​Ayçiçeğinde: Mildiyö ve yeşil kurt zararlıları. ​Hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramak yerine düzenli sürvey, doğru teşhis, doğru zamanlama ve entegre mücadelenin şart olduğu belirtildi. Bitki korumadaki başarının **"4 D Anahtarı"**na bağlandığı ifade edilerek bu anahtarlar; Doğru İlaç, Doğru Teşhis, Doğru Zaman ve Doğru Uygulama olarak sıralandı. ​Tarımın Merkezinde Ziraat Mühendisi Yer Almalıdır ​Gelişen hassas tarım teknolojileri, uydu görüntüleri, drone uygulamaları ve yapay zekâ sistemlerine rağmen tarladaki gerçek durumu okuyacak uzmanlara olan ihtiyacın hiçbir zaman azalmayacağına dikkat çekildi. TMMOB ZMO Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, ziraat mühendislerinin sadece teknik birer kişi olmadığını; tarım ekonomisinden zootekniye kadar pek çok alt bilim dalıyla tarladaki toprağın zemininden başlayan süreci okuyan temel aktörler olduğunu vurguladı. ​Ayrıca kamuda, özel sektörde ve bayilerde görev yapan tüm ziraat mühendislerinin sosyal haklarının, itibarının ve istihdam olanaklarının üst seviyeye çıkarılması için mücadeleye devam edecekleri ifade edildi. ​Çözüm Ortak Akılda ​Toplantının sonunda, siyasi ayrım gözetmeksizin tüm paydaşların ortak bir zeminde buluşması gerektiği yinelendi. Ziraat Odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel sektör ve üreticilerin aynı hedef doğrultusunda birlikte çözüm üretmesinin şart olduğu belirtildi. ​Gerçek başarının tanımı ise şu ortak ilkelerle özetlendi: ​Üretici kazanıyorsa, ​Topraklarımız korunuyorsa, ​Su kaynaklarımız sürdürülebiliyorsa, ​Tüketici güvenilir gıdaya ulaşabiliyorsa, ​Gençler tarımda gelecek görebiliyorsa başarılı bir tarımdan söz edilebilir.

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz! Haber

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Çukurova’da başlayan ayçiçeği hasadını ve Çukobirlik’in açıkladığı alım fiyatlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ayçiçeğinde hâlâ yüzde 30 arz açığı bulunduğuna dikkat çeken Gürer, üreticinin maliyetlerinin altında ezilmesi durumunda üretimden vazgeçeceğini belirterek uyarılarda bulundu. Çukurova bölgesindeki kıraç arazilerde ayçiçeği hasadı devam ederken, Çukobirlik yüzde 44 randımanlı ayçiçeği için kilogram alım fiyatını 35,5 TL olarak açıkladı. Geçen yıl Eylül ayında aynı ürünün alım fiyatının 33 TL olduğunu hatırlatan Ömer Fethi Gürer, açıklanan rakamın artan girdi maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını vurguladı. "Üretim Artsa da Yüzde 30’luk Arz Açığı Devam Ediyor" TÜİK verilerine göre bu yıl ayçiçeği rekoltesinde geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 16’lık bir artış beklendiğini aktaran Gürer, buna rağmen yerli üretimin ihtiyacı karşılamaya yetmediğini kaydetti. Türkiye'nin ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağında dışa bağımlı kaldığına işaret eden Gürer, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizde ayçiçeğinde yaklaşık yüzde 30'luk açık devam ediyor. Bu açığın kapatılabilmesi için üreticiye doğru, zamanında ve gerçekçi destekler verilmelidir. Ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı ithalatının önüne geçmenin yolu, üreticiyi üretimde tutacak destekleri sağlamaktan geçmektedir." "Çiftçi Kazanamazsa Ürün Deseni Değişiyor, İthalat Kapısı Açılıyor" Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçinin kazanç sağlamasının şart olduğunu vurgulayan CHP'li Milletvekili, gıda güvencesinin ithalatla sağlanamayacağını ifade etti: "Sürekli üretim artışını sağlamak için üreticinin ürettiği üründen para kazanabilmesi gerekiyor. Çiftçi kazanamadığı zaman ürün desenini değiştiriyor. Her ürün desenindeki değişiklik ise yeni ithalat kapılarının açılmasına neden oluyor. Bu durum ülkemiz tarımına önemli ölçüde zarar veriyor." "Çözüm İthalatta Değil, Yerli Üreticide" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, maliyetleri karşılayacak ve sürdürülebilir üretimi teşvik edecek alım ile destekleme politikalarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gürer, “Türkiye'nin gıda güvencesini sağlamasının yolu, ithalatı artırmaktan değil, üreticiyi üretimde tutmaktan geçmektedir. Çiftçinin kazandığı, üretimin arttığı bir tarım politikası hem ithalatı azaltacak hem de ülkemizin tarımsal geleceğini güvence altına alacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

Eskişehir’de Yağlık Ayçiçeği Seferberliği: Odunpazarı ve Tepebaşı Çiftçisine Büyük Destek! Haber

Eskişehir’de Yağlık Ayçiçeği Seferberliği: Odunpazarı ve Tepebaşı Çiftçisine Büyük Destek!

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, TAKEP projesi kapsamında Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerindeki 92 üreticiye %62 hibe destekli yağlık ayçiçeği tohumu dağıttı. Hedef: Eskişehir’i ayçiçeği üretiminde zirveye taşımak. ​Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi" (TAKEP) meyvelerini vermeye devam ediyor. Eskişehir’de tarımsal potansiyeli maksimize etmek amacıyla başlatılan “Eskişehir'de Yağlık Ayçiçeği Ekimi Yaygınlaşıyor Projesi" kapsamında çiftçilere dev tohum desteği sağlandı. ​92 Üreticiye %62 Hibe Desteği ​Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinde gerçekleştirilen törenle, bölgede üretim yapan 92 çiftçiye toplam 1690 kg yağlık ayçiçeği tohumu teslim edildi. Bakanlık destekli projenin en dikkat çeken noktası ise tohum maliyetinin %62’sinin hibe olarak karşılanması oldu. Bu destekle birlikte boş bırakılan veya nadasa ayrılan arazilerin üretime kazandırılması hedefleniyor. ​İl Müdürü Yüksel Çil: "Hedefimiz Üretimde Öncü Olmak" ​Tohum teslim töreninde açıklamalarda bulunan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, projenin kapsamına dair önemli bilgiler paylaştı. Çil, yaptığı konuşmada şunları söyledi: ​"Yaklaşık 5 yıldır uygulanan TAKEP çerçevesinde hazırladığımız bu projeden toplamda 9 ilçemizdeki 210 üreticimiz faydalanıyor. Temel amacımız, Eskişehir’i yağlık ayçiçeği üretiminde Türkiye’nin önde gelen illeri arasına sokmaktır. Dağıtılan bu tohumların çiftçilerimize hayırlı ve bereketli kazançlar getirmesini diliyorum." ​TAKEP Projesi Nedir? ​Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi (TAKEP), özellikle stratejik ürünlerde arz güvenliğini sağlamak, nadas alanlarını daraltmak ve işlemeli tarıma uygun olmayan arazileri bitkisel üretime kazandırmak amacıyla uygulanıyor. Eskişehir’deki bu son adım, hem yerel ekonomiye hem de Türkiye’nin yağlık tohum ihtiyacına büyük katkı sunacak. ​Eskişehir Tarımında Yeni Dönem ​Odunpazarı ve Tepebaşı’ndaki teslimatlarla hız kazanan proje, Eskişehir genelinde ayçiçeği ekim alanlarını genişleterek sanayiye hammadde akışını güçlendirecek. Proje kapsamında dağıtılan yüksek verimli tohumlar, bölge iklimine uyumuyla da dikkat çekiyor.

Büyükşehir'den Beylikova'ya Modern Selektör Tesisi Haber

Büyükşehir'den Beylikova'ya Modern Selektör Tesisi

2026 Eskişehir Yılı projeleri kapsamında, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Beylikova Belediyesi arasında imzalanan iş birliği protokolü ile Beylikova ilçesine en modern ve en yüksek teknolojiye sahip selektör tesisi kurulacak. Tarımsal üretimi güçlendirmeyi amaçlayan proje, bölgedeki üreticilere önemli katkı sağlayacak. Büyükşehir Belediyesi Encümen Salonu’nda gerçekleştirilen protokolün imza törenine Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, Beylikova Belediye Başkan Yardımcısı Ali Osman Taş, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Metin Bükülmez ve Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Hale Senem Acar katıldı. Eskişehir’de tarımsal üretimi destekleyen yatırımlara bir yenisi daha eklenirken, Beylikova’da kurulacak saatte 5 ton ürün işleme kapasiteli en modern ve en yüksek teknolojiye sahip selektör tesisi, üreticilerin ürünlerini daha kaliteli ve verimli şekilde değerlendirmesine imkân sağlayacak. Son teknolojiye uygun olarak tasarlanacak tesiste; renk ve taş ayırma sistemi, kapalı ayırma üniteleri, ilaçlama ve otomatik paketleme sistemleri bulunacak. Böylece hasat edilen ürünler modern ekipmanlarla temizlenip sınıflandırılarak kısa sürede paketlenebilecek. Kurulacak tesis; arpa, buğday, yulaf, mısır, ayçiçeği, haşhaş, mercimek, fasulye ve nohut başta olmak üzere birçok tarımsal ürünü ayırma ve işleme kapasitesine sahip olacak. Bu sayede üreticilerin ürünleri kaliteye göre ayrıştırılacak ve pazara daha hazır şekilde sunulabilecek. Sadece Beylikova’ya değil, Mihalıççık, Alpu, Mahmudiye, Sivrihisar ve Çifteler gibi çevre ilçelerdeki üreticilere de hizmet verecek olan tesisin, bölgedeki tarımsal üretime önemli katkı sağlaması bekleniyor. Modern altyapısı ve yüksek kapasitesi sayesinde üreticilerin ürün işleme süreçleri kolaylaşırken, tarımsal verimlilik ve ürün kalitesi de artacak. İmza töreninde konuşan Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, projeye verdikleri destekten dolayı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkür ederek, tesisin bölgedeki üreticiler için önemli bir yatırım olduğunu vurguladı. Başkan Karabacak, “Eskişehir’de üreticilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Beylikova’da kuracağımız modern selektör tesisiyle çiftçilerimizin ürünlerini daha kaliteli, daha hızlı ve daha verimli şekilde işleyebilmesini sağlayacağız. Bu tesis yalnızca Beylikova’ya değil, çevre ilçelerdeki üreticilerimize de hizmet vererek tarımsal üretime önemli katkı sunacak. Şimdiden bölgemize ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Metin Bükülmez ise kurulacak selektör tesisinin üreticilerin ürünlerini daha değerli hale getireceğini ve tarımsal üretime büyük katkı sağlayacağını ifade ederek, “Amacımız, çiftçimizin emeğini koruyan, üretimi daha verimli ve sürdürülebilir hale getiren güçlü bir tarımsal altyapı oluşturmak. Tesisimiz bölgemize ve tüm üreticilerimize bereket getirsin.” diye konuştu.

Beylikova'da Yağlık Ayçiçeği Hasadı Başladı Haber

Beylikova'da Yağlık Ayçiçeği Hasadı Başladı

Beylikova Belediyesi, tarımsal kalkınma ve üretimi destekleme projeleri kapsamında örnek bir çalışmaya daha imza attı. Belediye bünyesinde belediye personeli tarafından ekimi gerçekleştirilen yağlık ayçiçeklerinde hasat dönemi başladı. Beylikova Belediyesi tarafından yürütülen proje kapsamında yüksek verim almak için titiz bir çalışma yürütüldü. Kaliteli tohum tercih edilerek ekim yapıldı, tarımsal üretimin olmazsa olmazı olan taban gübresi, yaprak gübresi ve ot ilaçlamaları düzenli şekilde gerçekleştirildi. Ayrıca ürünlerin gelişimi için iki defa can suyu verilerek güçlü bir hasadın zemini hazırlandı. Yapılan bu çalışmaların sonucunda dekar başına 200 kilogramın üzerinde yüksek verim elde edildi. Bu sonuç, sadece Beylikova için değil, tüm bölge için örnek teşkil edecek nitelikte. Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, gerçekleştirilen hasatla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Belediyemiz tarım projeleriyle yalnızca ilçemizde üretimi artırmayı değil, aynı zamanda belediyemize ve hemşehrilerimize ek gelir kaynakları sağlamayı hedefliyor. Yağlık ayçiçeği hasadımız sonucunda belediyemize yaklaşık 4 milyon TL ek gelir kazandırıyoruz. Bu başarıda emeği geçen, alın teri döken tüm belediye personelimize teşekkür ediyorum. Biz üretimin, çalışmanın ve alın terinin değerini bilen bir belediyeyiz. ‘Üreten ve çalışan belediye’ anlayışımızla yolumuza devam ediyoruz.”

Yelkenleri Tarıma Çevirmekten Başka Çaremiz Kalmadı Haber

Yelkenleri Tarıma Çevirmekten Başka Çaremiz Kalmadı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar Tekirdağ ve Kırklareli'nde ziyaretlerde bulundu. Kuraklık nedeniyle ayçiçeğinin de etkilendiğini ifade eden Başkan Bayraktar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ürettiğimiz yağlı tohumluk bitkiler içerisinde ayçiçeği tohumu üretimi Türkiye’de ilk sırada. Trakya bölgesi için ayçiçeği üretimi önemli, Türkiye üretiminin yaklaşık olarak yüzde 35’ini bu bölge karşılıyor. Çok önemli bir ürünümüz yüzde 40-45’inden yağ temin ediyoruz ve Türkiye yağ tüketiminin yüzde 80’ini ayçiçeği yağı olarak tüketiyoruz. Son beş yılda ayçiçeği üretiminde bir artış söz konusu yüzde 29 oranında bir artış oldu son iki yıla baktığımızda. Yani 2023- 2024 yıllarını değerlendirdiğimizde 2 milyon 500 bin ton olan üretimimizin 2,2 milyon tona düştüğünü görüyoruz. Kuru alanda ayçiçeği üretimi yapıyoruz en büyük sıkıntımız bu. Ayçiçeğini sulama imkanımız yok geçen sene ayçiçeği üretimimiz kuraklıktan etkilendi şimdi yine bu sene yine ayçiçeği üretimimiz kuraklıktan etkilenmiş görünüyor. Şu açıdan da çok önemli Türkiye küspe, tohum ve yağ ihtiyacının tamamını karşılayamıyor yani yüzde 28’i yurtdışından ithal olarak geliyor. Dolayısıyla yerli üretimi artırmak zorundayız tohum, yağ ve küspe ithalatına 2024 yılında 1.6 milyar dolar para ödedik. Bu ciddi bir rakam. Hem üretici için hem de bu ürünü tüketen vatandaşlarımız için çok önemli olan ürünümüz bu sene ciddi bir kuraklık tehdidi ile karşı karşıya. Bahçelerde gördüğümüz tarlalarda gördüğümüz kadarıyla şu an kuraklığın stresini bu ürün yüklenmiş durumda ve bugünlerde üreticimiz yağış bekliyor bu yağışlar bugünlerde gelirse ürünlerin bir kısmını kurtarmak mümkün olabilir. Üzülerek ifade ediyorum bazı bölgelerimizde kuraklık nedeniyle ayçiçeği tarlaları sürüldü yani yağışlar gelmezse bu bölgede de belli ki ayçiçeği tarlaları sürülecek. Burada özellikle üreticilerimizin iki tane beklentisi var birincisi yağış bekliyorlar inşallah yağışlar bugünlerde gelir ikincisi üreticimiz fiyat bekliyor. Yağış ve fiyat bekliyoruz yağış gelirse iyi bir fiyat olursa üreticimiz üretimine devam eder, mutlu olur, tarlasında kalır. Aksi takdirde ayçiçeği üretiminden vazgeçecek bu net olarak görünüyor geçen sene de fiyatlardan memnun kalmadılar. Geçen sene de geldim bahçelerden bir takım açıklamalar da yaptım bazı sıkıntılar vardı. Onların bir kısmını açıklamalar sonrasında hallettik yardımlar aldık. Bu sene de benim gördüğüm yağışlar gelir, fiyat alırız, üreticimizi memnun ederiz aksi takdirde ayçiçeği üretiminden çiftçimiz bazı yerlerde vazgeçti, bu bölgede de vazgeçmek zorunda kalacak. Doğal afetler çiftçimizi fevkalade zorluyor 10 sene evvel 500 civarında olan afet sayısı 2024 yılında 1557’ye kadar geldi şimdi afetlerin sayısı artıyor fakat çok daha önemli olan bir şey var afetlerin şiddeti artıyor Buraya gelene kadar 50 vilayeti ziyaret ettim 50 ilimize gittim ilçelere gittim 2,5 ay içinde bahçelerde çiftçilerimizle buluştuk açıklamalar yaptık ama gördüğüm manzara iç açıcı değil. Bir defa özellikle dondan çok büyük bir zarar görmüş durumda çiftçilerimiz bunu net söylüyorum yüzde 100’e varan oranda zararlar gördük sadece don değil dolu zararları oldu, aşırı yağışlar oldu, bazı yerlerde fırtına oldu ama her gittiğim yerde şuna işaret ettim dedim ki Türkiye’yi daha büyük bir afet bekliyor. Dona takılıp kalmayalım tamam büyük bir afet tarihte gördüğümüz en büyük don afetini yaşıyoruz ama daha büyük bir afet bizi bekliyor. Bu afetin adı da kuraklık önümüzdeki yıllarda Türkiye su fakiri bir ülke olacak bugün 1300 metreküp olan kişi başı su tüketim miktarı 1000 metreküpün altına düşecek Akdeniz Havzası’ndaki bütün ülkeler bundan etkilenecek. Üç beş sene sonra Türkiye su fakiri ülke olacak bunun tedbirlerini almamız lazım dedim. Sahada gördüklerimi Ankara’da iki defa sayın cumhurbaşkanımızla bir araya gelerek arz ettim. Hazine ve Maliye bakanımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanımız, Tarım bakanımıza arz ettim. sahadaki sorunları çiftçilerimize destek istedim. sulama yatırımlarının Türkiye’de hızlı bir şekilde bitirilmesi gerektiğini ifade ettim. Sulama randımanını artırılmalı kaynağından tarlaya kadar suyun yarısını kaybediyoruz açık sistemler üzerinde bu kanalları muhakkak kapalı sistemler haline getirmemiz lazım suyun yüzde 77’sini tarım sektörü kullanıyor. Yani tasarruf tedbirlerinin önce tarım sektöründe alınması lazım. Bazı yerlerde görüyorum vahşi sulama yapıyoruz vahşi sulamadan vazgeçmemiz lazım ve bütün çiftçilerimizin zorunlu olarak basınçlı sulama sistemlerine geçmesi lazım. Vereceğimiz desteklerle. Burası aynı zamanda bir sanayi bölgesi toprak altındaki suya hepimiz göz koyduk. Sanayiciye toprak altına giriyor su çekmeye çalışıyor, çiftçimiz kuru alanda üretim yapıyor toprak altına iniyor su çekmeye çalışıyor. Bugün sordum kaç metreden çıkıyor su dedim 600 metre dediler 600 metre Türkiye’de gezdiğim yerlerde 300 400 metrelerde su bulamaz hale geldik yani yeraltı su kaynaklarımızı kaybetmiş durumdayız. Eğer tedbirlerimizi almazsak yeterli yağış almayan tamamen yağışa bağlı iklim koşullarına bağlı üretim yapıyoruz başka bir çaremiz yok yeraltı sularını da tüketmeye başladık burada eğer gerekli tedbirlerimizi almazsak bazı ürünlerden önümüzdeki yıllarda ekiminden vazgeçmek zorunda kalacağız. Bunu dondan zarar gören bölgelerde açıkladım başkan dona geldi kuraklıktan bahsediyor dediler çok geçmedi iki ay içinde kuraklık yaşamaya başladık önümüzdeki yıllarda daha yoğun bir şekilde bunu Sayın Cumhurbaşkanımız ve ilgili bakanlarımıza ilettik tedbirlerin alınması noktasında onlardan da bir takım talepler bulunduk. İnşallah bu taleplerimiz yerine gelir. Ayçiçeğimiz burada stres yüklenmiş inşallah yağış gelir arkasından da inşallah fiyat gelir fiyat konusunda ziraat odası başkanlarımızla takip ediyoruz inşallah çiftçimizi memnun eden bir sonuçla karşılaşırız üreticilerimize Allah kolaylık versin. Türkiye’de üretim kolay değil yüksek maliyetlerle üretim yapıyoruz yapısal sorunlarımız var işletmelerimiz çok büyük değil parçalı ekonomik faaliyette bulunmak zor para kazanmak fevkalade zor iklim koşullarına bağlıyız zaman zaman dolu sel fırtına hortum yoktu o da var şimdi. Ankara’da köyleri gezdim hayvan hastalıkları başladı şap hastalığı var hem hastalıklarla hem zararlılarla hem iklim koşullarıyla boğarak üretim yapıyoruz bundan sonra net söylüyorum tarım çok stratejik bir ürün haline geldi çok önemli bir ürün haline geldi. Bazı ürünleri önümüzdeki yıllarda belki bulamayacağız bulursak da çok pahalı almak zorunda olacağız yelkenleri artık tarıma çevirmekten başka çaremiz kalmadı Çiftçimiz göç veriyor bunu sayın cumhurbaşkanına yönetim rakamları verdim 18- 32 yaş arasındaki çiftçimizin yani gençlerimizin oranı yüzde 5’e kadar düştü gençlerimizi tarımda tutamıyoruz. gençlerimize destek vermemiz lazım asgari ücretle gidip büyükşehirlerde çalışıyorlar ama buradan kopuyorlar bugün Suriyelilerle Afganlarla idare ediyoruz ama onlar da kendi memleketlerine döndüklerinde biz üretimi neyle sağlayacağız? Dolayısıyla çiftçimizi desteklemekten başka çaremiz yok çiftçimizin arkasında duracağız, çiftçimizin tarlada üretim yapmasını sağlayacağız bu manada Ziraat Odası başkanlarımızla beraber elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Hem sahadayız sahada gördüğümüz sıkıntıları sorunları gidiyoruz Cumhurbaşkanımız ve bakanlarımıza anlatıyoruz çiftçimize destek alma noktasında her türlü mücadeleyi veriyoruz. Ben tekrar sizlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun bu süreçte."

CHP'li Sarıbal: "Kaybeden Yine Çiftçi Oldu!" Haber

CHP'li Sarıbal: "Kaybeden Yine Çiftçi Oldu!"

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanması ve Köy Kanunu ile ilgili Meclis’te basın açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin dayattığı tek adam rejiminin en ağır şartlarının yaşandığını dile getiren Milletvekili Sarıbal, “Ekonomi batmış, adalet yok, eğitim, sağlık sistemi çökmüş, üretici bitmiş. Ama rant her şeyin önünde! AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan işine geldiğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlıyor. Hukuk devleti, adaletin terazisidir; güçlüye ayrı, zayıfa ayrı tartmaz. Türkiye’de adalet terazisi bozulmuş, sadece iktidarın çıkarlarını tartar hale gelmiştir. Saray çevresinde toplanmış bir avuç ayrıcalıklı zümre, hukuku hiçe sayarak her türlü suçu işlerken, bu düzenin adı hukuk devleti değil, korku devletidir” dedi. GİDERAYAK “NEYİ ALIRSAK ALALIM” TELAŞINDALAR! Yasaların kişisel çıkarlar uğruna eğilip büküldüğü bir ortamda, hukuk devleti ilkesinin ayakta kalamayacağını belirten Sarıbal, “Bu iktidarın ‘Yeni Türkiye vizyonu’, her fırsatta kamu kaynaklarını yandaşlara peşkeş çekmekten, halkı yoksulluğa mahkum etmekten başka bir şey değil. Tek bir kişinin mutlak otoriteye sahip olduğu, halkın iradesinin ikinci plana atıldığı, zorbalıkla tüm hakların ihlal edildiği, anayasal denetimlerin olmadığı yönetim biçimiyle giderayak neyi alırsak alalım telaşındalar. Sandıkta kazanamayan AKP, belediyelerden muhtarlıklara kayyumlarla ve bir gecede çıkardıkları torba kanunlarla halkın iradesini gasp ediyor! Bu hükümet için anayasa yok, hukuk yok, halk yok; tek önemsedikleri rant düzeni” diye konuştu. SARAY VESAYETİ BELEDİYELERİN ÜZERİNDE Köy Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin masum gibi gözükse de içeriğinin tam bir felaket olduğunu vurgulayan Sarıbal, “Bu teklif vatandaşların mülkiyet haklarını kısıtlayan, yerel yönetimlerin özerkliğini zayıflatan ve rantı yandaşların ayaklarına seren bir anlayışın ürünü. Yerel yönetimlerin yetkilerini gasp etmek, belediyelerin üzerine Saray vesayeti koymak istiyorlar!” dedi.   MESLEK ODALARI HEDEFTE! Milletvekili Sarıbal, Köy Kanunu’ndaki “Bakanlığın görev alanına giren konularla ilgili olarak mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlamak ve bunları denetlemek” ifadeleri ile TMMOB’nin ve meslek odalarının etkisizleştirmek istendiğini söyledi. TMMOB ve bağlı odaların rant çevrelerinin en büyük engeli olduğunu kaydeden Sarıbal, düzenlemenin kamusal denetimi ortadan kaldırıp kaçak yapıları ve doğaya zarar veren projeleri meşrulaştırmaktan başka bir amaç taşımadığını vurguladı. Anayasa’nın açıkça çiğnendiğini, halkın mülkiyet hakkının ve çevre koruma hakkının, bu yasa ile tamamen hiçe sayıldığını kaydeden Sarıbal, yerinden yönetim ilkesinin zayıflatılmasının demokratik hukuk devletine yapılan en büyük ihanet olduğunu da dile getirdi. Sarıbal, “İktidar, sermayenin doymak bilmeyen çıkarları önünde en büyük bariyer olarak gördüğü meslek odalarını tasfiye etmek istiyor. Köy Kanunu, Fırtına Deresi’nden Munzur Vadisi’ne, Soma ve Ermenek’teki maden facialarından Akkuyu’daki Sinop’taki nükleer tehdidi ve Kazdağları’ndaki yağmaya kadar her yerde halkın ve doğanın örgütlü mücadelesini susturmak ve rant çevrelerinin önünü açmak için yapılmaktadır. Açıkça söylüyoruz: Bu düzenleme, halkın geleceğine, anayasal haklarına ve demokratik kazanımlarına yönelik bir darbedir. Kentler, tarlalar, dağlar ve dereler bizim! Halkın iradesini yok sayanlara, anayasal hakları gasp edenlere ve rant uğruna doğayı talan edenlere karşı mücadelemiz de kavgamız da sürecek!” diye konuştu. AKP YİNE ÜRETİMİ DEĞİL, İTHALATI TERCİH ETTİ Tarife kontenjanı kapsamındaki ham ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisi oranının sıfırlanmasını değerlendiren Milletvekili Sarıbal, bu kararın yalnızca ithalat lobilerine ve iç piyasadan yağlık ayçiçeği alan şirketlerle, birliklerin işine yarayacağını, çiftçinin yine kapsam dışı bırakıldığını söyledi. Üretici için alım garantisinin önemli olduğuna değinen Sarıbal, ayçiçeği fiyatlarına müdahale edecek bir kamu kuruluşunun bulunmadığına dikkati çekti. Ayçiçeğinde Trakyabirlik, Çukobirlik, Karadenizbirlik ve Konya Şeker gibi kooperatiflerin alım yapmasının üretimin artırılması adına önemli olduğunu vurgulayan Sarıbal, “Haziran ayı itibariyle girdi fiyatlarının mazotta yıllık yüzde 78.5, gübrede yüzde 51, tarım ilacında yüzde 58 oranında artmasına rağmen kooperatif birlikleri alım fiyatlarını önceki yıla göre yüzde 24-33 arasında artırdı. Yağlık ayçiçeğinde 2 lira 25 kuruş fark ödemesi (prim) desteğinin 5 TL’ye yükseltilmesi önerimiz ise dikkate alınmadı” dedi. KAYBEDEN YİNE ÇİFTÇİ OLDU 6 Ağustos 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Ocak 2025 - 30 Nisan 2025 tarihleri arasında 1 milyon ton yağlık ayçiçeği veya bunun karşılığı 400 bin ton ham ayçiçeği yağı ithalatı için tarife kontenjanı açıldığını hatırlatan Sarıbal, “Bu karara göre yağlık ayçiçeği ithalatında gümrük vergisi yüzde 27 yerine yüzde 8, ham yağ ithalatında ise gümrük vergisi yüzde 36 yerine yüzde 20 olarak uygulanacak. Düşük gümrük vergilerinden yararlanmak için iç piyasadan ayçiçeği alma koşulu getirildi. Ucuz ithalattan sadece 1 Temmuz 2024-30 Kasım 2024 tarihleri arasında iç piyasadan yağlık ayçiçeği alan şirketler ve birlikler yararlanacak. Ancak istismarı önlemek için iç piyasadan ne kadar yağlık ayçiçeği alanların ucuz ithalattan yararlanabilecekleri konusu açıklığa kavuşturulmalıdır” dedi. Sarıbal, ithalat odaklı politikaların çiftçiyi zor durumda bırakacağını ifade ederken, ayçiçeği tohumu ithalatında yüzde 8 olan gümrük vergisi oranının 1 Ocak - 30 Nisan 2025 tarihleri arasında uygulanmak üzere söz konusu ürünün ithalatına tanımlanan kota kapsamının sıfır olarak değiştirildiğini; ayçiçeği yağı tarife kontenjanı için belirlenen gümrük vergisi oranında ise değişikliğe gidilmediğini söyledi.

Ayçiçeğinde Hem Rekolte Hem Alım Fiyatları Düşük Haber

Ayçiçeğinde Hem Rekolte Hem Alım Fiyatları Düşük

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal yağlık ayçiçeği alım fiyatlarını değerlendirdi. Milletvekili Sarıbal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Yağlı tohumlar yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme için tüketilmesi gerekli gıdalar olup, bu nedenle özellikle de bitkisel yağ sanayiinde geniş ölçüde kullanılmaktadır. Türkiye’de ayçiçeği bitkisel yağ üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini karşılamaktadır. Dünya ayçiçeği üretiminin yüzde 75.8’i Rusya, Ukrayna ve Avrupa Birliği’nde yapılmaktadır. Buna karşılık AB en büyük ithalatçı, Çin ise en büyük ihracatçı konumdadır. Türkiye ayçiçeği üretiminde dünyada 9’unucu sırada olup; yağlık ayçiçeği üretiminin yarısından fazlası Trakya ve Batı Karadeniz illerinde gerçekleştirilmekte; en çok üretim Edirne (yüzde 13), Adana’da (yüzde 12) Tekirdağ (yüzde 10), Kırklareli (yüzde 10) ve Konya’da (yüzde 8) yapılmaktadır. Bu 5 ilin toplam üretimdeki payı yüzde 50’yi geçmektedir. AKP’nin ithalata dayalı tarım politikaları ayçiçeği üreticisini de zora sokmuştur. TÜİK’e göre, Türkiye’nin ayçiçeğindeki yeterlilik derecesinin 2002 yılında yüzde 84.8 iken, 2023 yılında yüzde 51.3’e gerilemiştir. TÜİK verilerine göre 2022 yılında yağlık ayçiçeği üretimi 2.4 milyon ton iken 2023 yılında 2 milyon tona düşmüştür. TÜİK’in 2024 yılı ilk tahmin sonuçlarına toplam ayçiçeği üretiminin yüzde 8.7 oranında artması beklenmektedir. Ancak ayçiçeği üretiminin yoğun olarak gerçekleştirildiği illerde bahar aylarında beklediği yağış düşmemiş; yaz aylarında ise sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmiştir. Örneğin Haziran ayı son 53 yılın en sıcak haziran ayı olmuştur. Aşırı sıcakların ayçiçeğinde verimi azalttığı ve çiftçilerin beklenen verimi alamadığı tahmin edilmektedir. Ayçiçeği üretiminin kuru şartlarda yapıldığı Trakya’da çiftçiler. verimin dekara 250 kg olması gerekirken 90- 95 kilograma kadar düştüğünü bildirmişlerdir. Trakyabirlik yetkililerine göre, Trakya’da normalde 750-800 bin ton olan ayçiçeği üretiminin bu yıl 600-650 bin tonda kalacaktır. Yağlı tohum ve türevleri Türkiye’nin en önemli ithalat kalemlerinden birini oluşturmaktadır. Türkiye ayçiçeği ithalatında Avrupa Birliği’nin ardından dünyada ikinci sırada gelmektedir. Ayçiçeği tohumu, yağı ve küspesi için ödenen toplam bedel 2023 yılında 2 milyar dolar olmuştur. İthalatın yüzde 44’ü Ukrayna’dan, yüzde 25’i ise Romanya’dan yapılmıştır. Son 5 yılda ödenen bedel yüzde 117 oranında artmıştır.  AKP döneminde yağlı tohum ve türevleri için ödenen bedel ise 26 milyar dolara yaklaşmıştır. 2024 yılı 6 aylık verilerine göre yaklaşık 1 milyar dolar değerinde ithalat yapılmıştır. İthalat daha çok yağlı tohum ve ham yağ olarak yapılmakta, ithalatın çoğunlukla ham yağ şeklinde yapılması katma değer kaybına yol açmakta ve sanayinin kırma kapasitesinin atıl kalmasına neden olmaktadır. Türkiye’nin ayçiçeğinde net ithalatçı konumdadır. Bu nedenle yurtiçi ayçiçeği tohumu ve yağ fiyatları dünya fiyatlarındaki değişimlerden etkilenmektedir. İthalat fiyatlarının artmasıyla Türkiye’de fiyatlar da artışa geçmektedir. Dünyada döviz kurlarının yükseldiği ve petrol fiyatlarının arttığı yıllarda, Türkiye’de de fiyatlar artmaktadır. Ayçiçeğinde hasat devam ederken 6 Ağustos 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Ocak 2025 - 30 Nisan 2025 tarihleri arasında 1 milyon ton yağlık ayçiçeği veya bunun karşılığı 400 bin ton ham ayçiçeği yağı ithalatı için tarife kontenjanı açılmıştır. Bu karara göre yağlık ayçiçeği ithalatında gümrük vergisi yüzde 27 yerine yüzde 8, ham yağ ithalatında ise gümrük vergisi yüzde 36 yerine yüzde 20 olarak uygulanacaktır. Düşük gümrük vergilerinden yararlanmak için iç piyasadan ayçiçeği alma koşulu getirilmiştir. Ucuz ithalattan sadece 1 Temmuz 2024-30 Kasım 2024 tarihleri arasında iç piyasadan yağlık ayçiçeği alan şirketler ve birlikler yararlanacaktır. Ancak istismarı önlemek için iç piyasadan ne kadar yağlık ayçiçeği alanların ucuz ithalattan yararlanabilecekleri konusu açıklığa kavuşturulmalıdır. Üretici için alım garantisi önemli bir unsurdur. Ancak ayçiçeği fiyatlarına müdahale edecek bir kamu kuruluşu bulunmamaktadır. Ayçiçeğinde Trakyabirlik, Çukobirlik, Karadenizbirlik ve Konya Şeker gibi kooperatiflerin alım yapması üretimin artırılması için çok önemlidir. Bu nedenle; üretici kooperatiflerine ürün alımları için kamu bankaları tarafından finansman sağlanmalıdır. Geçen yıl yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeği için alım fiyatını Trakyabirlik 15.000 TL/Ton, Karadenizbirlik ise 12.700 TL/Ton olarak açıklamıştı. Haziran ayı itibarıyla girdi fiyatları mazot yıllık yüzde 78.5, gübre yüzde 51, tarım ilacı fiyatları da yüzde 58 oranında arttı. Ancak geçtiğimiz günlerde Çukobirlik 2024/2025 kampanya dönemi için yağlık ayçiçeği alım fiyatını yüzde 24.4 oranında artırarak kilo başına 15 lira 30 kuruş olarak açıklamıştır. Trakyabirlik ise yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeği için alım fiyatını kilo başına 20 TL olarak belirlemiş; yani geçen yıla göre yüzde 33.3 artış yapmıştır. Bu fiyatlar artan maliyetler karşısında yeterli değildir. Kooperatifler ayçiçeği alım fiyatını belirlerken artan girdi maliyetlerini, enflasyon oranını ve üreticilerimizin kârını da dikkate almalıdırlar. Üretici örgütleri tarafından da dile getirilen öneriler şöyle sıralanabilir; 1)    Ayçiçeği tohumu ve ham ayçiçeği yağı ithalatında gümrük vergileri rekoltenin gıda güvencesini tehlikeye sokacak seviyeye düştüğü durumlar hariç hiçbir zaman düşürülmemelidir. 2)    Yağlık ayçiçeğinde 2 lira 25 kuruş fark ödemesi (prim) desteği 5 TL’ye yükseltilmelidir. 3)    Kuraklıktan zarar gören ayçiçeği üreticilerinin zararları en kısa zamanda ödenmelidir. 4)    Kamu araştırma kuruluşlarının kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirme çalışmaları hızlandırılmalıdır. 5)    Yıl içerisinde yapılan zamlar dikkate alınarak mazot ve gübre destekleri revize edilmelidir.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.