SON DAKİKA
Hava Durumu

#Aromaterapi

Porsuk Haber Ajansı - Aromaterapi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aromaterapi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aromaterapi ve Ayurveda Ekseninde “Eczacılık Günü” Haber

Aromaterapi ve Ayurveda Ekseninde “Eczacılık Günü”

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi tarafından 14 Mayıs Eczacılık Günün kapsamında düzenlenen “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayuverdik Yaklaşım” semineri Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda gerçekleştirildi. Art De Huile Kurucusu Uzm. Ecz. Hülya Kayhan’ın konuşmacısı olduğu etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinem Ilgın, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Özlem Atlı Eklioğlu, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Derya Osmaniye, Anadolu Üniversitesi Genel Sekreteri Ecevit Öksüz ve Eskişehir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci katılım gösterdi. Rektör Adıgüzel: “Eczacılık toplumu bilinçlendiren bir meslek” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel konuşmasında yapılan işin sevilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Seversek hem kendimize hem de bize danışanlara şifa oluruz. Çünkü önce her şey sevgiyle başlıyor. Mesleğimizi, işimizi sevmekle başlıyor her şey. Bundan sonra gerisi geliyor. Sevmeyerek işini yapanlara şahit oluyorsunuz çevrenizde ister o esnaf olsun ister akademisyen olsun. Mesleğini, dersini sevmeden, lanet okuyarak, her gün kızarak, söverek işe gelen bir akademisyen düşünün. Size ne ilham verebilir ne ders verebilir ne bilgi verebilir? Çünkü yüzünde bir sevgi ifadesi yok, yaptığı işi sevmiyor. Sevmediği bir malı satan esnaf ne kadar müşteri bulabilir. Rektör Adıgüzel konuşmasına şu şekilde devam etti: “Doğru bilgiye erişmek eczacılarımız için, etik sorumluluk, bilimsel yaklaşım çok hayatidir, bunun farkındayız. Bu noktada eczacılarımızın üstlendiği rol sadece sağlık hizmeti sunmakla sınırlı kalmıyor. Eczacılık aynı zamanda toplumu bilinçlendiren, yönlendiren, güven oluşturan çok sorumluluk isteyen bir meslek. Anadolu Üniversitesi de sadece bilgiyi üreten ve motamot öğrencilerimize yüklemeye çalışan bir kurum değil öyle de olmak istemiyoruz. Eğitimi topluma değer kazandıran bir anlayış olarak görüyoruz. Eczacılık eğitimini de bunun bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü bilimsel üretim eczacılıkta aldığınız eğitimle birlikte bir toplumsal faydaya dönüşüyor ve disiplinler arası iş birliklerini destekleyen gençleri geleceğe hazırlayan bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor ve daha önemlisi üniversitemizin akademik ve toplumsal katkı misyonuna büyük bir katkı sunuyor.” Dekan Ilgın: “14 Mayıs bilimsel eczacılığın yıl dönümü” Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinem Ilgın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’nün yalnızca sembolik bir gün olmadığını vurgulayarak konuşmasına başladı. Prof. Dr. Ilgın, “14 Mayıs aslında eczacılık mesleği için sembolik bir gün değil; aslında bir dönüşüm, bilimsel eczacılığın yıl dönümü. 14 Mayıs 1839 yılında eczacılık, usta-çırak ilişkisinin ötesine geçerek bilimsel ve akademik mesleki bir kimlik kazanmıştır.” dedi. Eczacılığın günümüzde çok daha geniş bir alana yayıldığını belirten Prof. Dr. Ilgın, “Günümüzde eczacılık sadece ilacı hazırlayan, ilacı sunan alanla sınırlı kalmıyor; ilaç endüstrisinden hastane eczacılığına, akademiden bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerine ve tamamlayıcı sağlık uygulamalarına kadar çok geniş bir çalışma alanı bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı ve fitoterapi, aromaterapi ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının gelişen alanlar arasında yer aldığını da ekledi. Eczacı Odası Başkanı Çelik: “Eczacılık sadece ilaç sunmak değildir; eczacılık bir duruştur” Eskişehir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik ise “Son zamanlarda selamlamalarımda sevgi ve hoşgörü temasını kullanıyorum. Daha öncesinde saygıyla selamlardık ama bu kez sevgi ve hoşgörüyle selamlıyorum; çünkü son dönemlerde yaşadığımız toplumsal olaylar bize gösterdi ki çocuklarımızı ve gençlerimizi hoşgörüyle yetiştirmeye, geleceğimizi sevgiyle harmanlamaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.” dedi. Öğrencilere hitabında büyük bir umut taşıdığını ifade eden Ecz. Çelik, “Sizler; insanı merkeze alan, ötekileştirmeyen ve şifayı sadece kimyasal formüllerle ya da bitkisel droplarla değil, bir güler yüzde, bir tatlı sözde arayan bir ekolün temsilcilerisiniz. İçinizdeki bu sevgi ve hoşgörü iklimi sadece eczacılık mesleğini icra edeceğiniz yerlerin değil, toplumun da en büyük ilacı olacaktır. 187 yıl önce atılan o bilimsel temel bugün sizin ellerinizde yükselecek. Eczacılık sadece ilaç sunmak değildir; eczacılık bir duruştur, bir toplumun sağlık danışmanı olmaktır. Bilimin halkla buluştuğu en uç yerdir eczacılık.” dedi. Uzm. Ecz. Kayhan: “Kokular kişisel deneyimlere göre farklı etkiler oluşturur” “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayurvedik Yaklaşım” seminerinde konuşan Uzman Eczacı Hülya Kayhan aromaterapinin temel yaklaşımını sevgi, koku ve duygu ilişkisi üzerinden anlattı. Uzm. Ecz. Kayhan, kokuların insan hafızasında güçlü bir yer tuttuğunu belirterek, “Kokuların bir koku hafızası var. Aromaterapi bu koku hafızasını iyilik, güzellik ve sevgi anlarıyla birleştiren bir terapi yaklaşımıdır.” dedi. Kokuların kişisel deneyimlere göre farklı etkiler oluşturduğunu vurgulayan Kayhan, bazı kokuların geçmiş yaşantılarla bağlantılı olarak olumlu ya da olumsuz duyguları tetikleyebileceğini ifade etti. Aromaterapi ile farmakognozi arasındaki farklara da değinen Uzm. Eczç Hülya Kayhan, aromaterapinin terapötik bir yaklaşım olduğunu belirterek, “Gül yağı çok kıymetli bir içerik olsa da herkes için aynı etkiyi göstermeyebilir. Çünkü kokular, kişinin hafızasında yaşadığı deneyimlerle birlikte anlam kazanır.” dedi. Konuşmasında bilimsel çalışmalarına da değinen Kayhan, aromaterapinin nörobiyolojik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, iyilik, yardım etme ve sevgi gibi duyguların beyinde mutluluk hormonlarını aktive ettiğini ifade etti. Bu durumun koku ile birlikte pekiştirilebildiğini belirten Kayhan, “İyilik anında salgılanan hormonlarla birlikte kokuların eşleştirilmesi, kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar.” dedi. Aromaterapinin sadece psikolojik değil aynı zamanda nörolojik bir etki alanı olduğunu vurgulayan Uzm. Ecz. Hülya Kayhan kokuların limbik sistem üzerinden doğrudan duyguları etkilediğini belirtti. Koku duyusunun diğer duyulardan farklı olarak doğrudan duygusal merkezlere ulaştığını ifade eden Kayhan, bu özelliğin aromaterapiyi diğer tamamlayıcı yöntemlerden ayırdığını söyledi. Kayhan aromaterapinin mesleki gelişim açısından önemli bir alan olduğunu belirterek “Koku duyusu üzerinden sağlanan bu etki kortizol dengesini düzenleyerek zihinsel rahatlama sağlar. Bu nedenle aromaterapi, eczacılık mesleği için çok kıymetli bir çalışma alanıdır.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. 14 Mayıs Eczacılık Günün kapsamında düzenlenen “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayuverdik Yaklaşım” semineri soru cevap kısmının ardından teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) anahaber.anadolu.edu.tr

14 Mayıs Eczacılık Mesleği Açısından Bir Farkındalık Günü Haber

14 Mayıs Eczacılık Mesleği Açısından Bir Farkındalık Günü

14 Mayıs Eczacılık Günü, Türkiye’de modern eczacılık eğitiminin başlangıcını simgelemesinin yanı sıra eczacıların sağlık sistemindeki kritik rolünü yeniden hatırlatması açısından da önemli bir farkındalık günü olarak öne çıkıyor. Usta-çırak ilişkisine dayalı geleneksel yapının yerini bilimsel ve akademik temelli bir meslek anlayışına bırakmasıyla birlikte eczacılık; ilaç danışmanlığından halk sağlığına, klinik uygulamalardan ilaç geliştirme süreçlerine kadar geniş bir çalışma alanına yayıldı. Günümüzde ise yapay zekâ destekli teknolojiler, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları ve dijital sağlık uygulamaları mesleğin dönüşümünü hızlandırırken; eğitim standartları, istihdam olanakları ve mesleki sürdürülebilirlik gibi konular da gündemdeki yerini koruyor. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinem Ilgın, eczacılık mesleğinin dönüşümünü, eğitim süreçlerini, eczacıların sağlık sistemindeki yerini ve geleceğe yönelik beklentileri anlattı. 14 Mayıs Eczacılık mesleği açısından bir farkındalık günü 14 Mayıs Eczacılık Günü’nün tarihsel ve mesleki açıdan önemi nedir? 14 Mayıs 1839’da Türkiye’de resmi olarak ilk eczacılık eğitimi verilmeye başlandı. Eczacılık artık usta-çırak ilişkisinden çıkıp akademik ve bilim temelli bir meslek eğitimi hâline geldi. Ülkemizde 14 Mayıs, 1968 yılından bu yana kutlanıyor. Bu kapsamda hem mesleğimizin sağlık sistemindeki kritik rolünü vurgulamaya çalışıyoruz hem de mesleki sorunlar ve beklentiler dile getiriliyor. Aslında eczacılık mesleği açısından önemli bir farkındalık günü. Eczacılar hasta odaklı bir yaklaşımla mesleklerini icra ediyor Eczacılık mesleğinin günümüzdeki rolü sizce nasıl değişti? Geleneksel eczacılıktan bugüne nasıl bir dönüşüm yaşandı? Özellikle 2000’li yıllardan sonra eczacılık mesleğinde önemli bir değişim yaşandı. Geleneksel eczacılık anlayışında eczacı daha çok ilacı hazırlayan ve sunan bir sağlık profesyoneli konumundaydı. Sağlık sistemi daha çok hekim merkezli ilerliyordu. Günümüze kıyasla hastayla iletişim de daha sınırlıydı. Artık eczacılar hasta odaklı bir yaklaşımla mesleklerini icra ediyor. Bu kapsamda ilaç danışmanlığı hizmeti veriyor, halk sağlığına katkıda bulunuyor ve hastayla iletişimi çok daha güçlü bir noktada ilerliyor. Eczacılık mesleği bilimsel temellere dayanıyor. Bilimsel bilgiler yenilenip değiştikçe bu durum doğal olarak mesleğe de yansıyor. Özellikle son yıllarda kişiselleştirilmiş tedaviler, farmakogenetik yaklaşımlar ve yapay zekâ uygulamalarının getirdiği bilimsel ve teknolojik yeniliklerle mesleğimizdeki dönüşümün önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini düşünüyorum. Fakültelerde Mesleki Yeterlilikleri Destekleyecek Bir Müfredat Oluşturuyoruz Türkiye’de eczacılık eğitiminin mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde eczacılık eğitiminin standartları Ulusal Eczacılık Çekirdek Eğitim Programı tarafından belirlenmiş durumda. Bu program sayesinde mezunların mesleki yeterlilikleri tanımlanıyor. Bizler de fakültelerde bu yeterlilikleri destekleyecek bir müfredat oluşturuyoruz. Dolayısıyla standartlarımız belli. Ancak burada önemli bir sorun var. 2000’li yıllardan sonra ülkemizdeki fakülte sayıları arttı. Bugün 63 eczacılık fakültesi bulunuyor ve bunların 54’ü aktif olarak öğrenci alıyor. Ancak bu 54 fakültenin yalnızca 16’sı akredite durumda. Bu da temel müfredatın büyük ölçüde benzer olmasına rağmen altyapı, akademik kadro ve uygulama olanaklarının fakülteler arasında farklılık gösterdiği anlamına geliyor. Bu durum mezunların donanım açısından heterojen bir yapıya sahip olmasına neden oluyor. Bunu eğitim açısından önemli bir dezavantaj olarak değerlendirebiliriz. Modüler Eğitim Programını Türkiye’de Uygulayan Tek Fakülteyiz Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin eğitim yaklaşımı ve öne çıkan yönleri nelerdir? Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 1968 yılında kurulmuş bir fakülte. Yaklaşık 60 yıldır öğrenci alıyor ve mezun veriyor. Bu nedenle oldukça güçlü bir akademik kadroya sahibiz. Araştırma altyapımız, öğrenci laboratuvarlarımız ve öğrencilere sunulan imkânlar oldukça üst düzeyde. Bu da bizi öne çıkaran unsurlardan biri. Bir diğer önemli özelliğimiz ise 2017-2018 eğitim-öğretim yılından itibaren modüler eğitim programını uyguluyor olmamız. Türkiye’de bu sistemi uygulayan tek fakülteyiz. Modüler eğitim programı, ders içeriklerini birbirinden bağımsız olmaktan çıkararak belirli bir tema etrafında şekillendiriyor. Bu sayede öğrenciler hem temel bilgileri hem de mesleki uygulamaları birlikte değerlendirerek daha bütünleşik bir yaklaşım kazanıyor. Böylece öğrenmenin daha kolay ve kalıcı hâle geldiği bir sistem ortaya çıkıyor. Fakültemizin öne çıkan yönlerinden biri de Yunus Emre Kampüsü’nün sunduğu sosyal ve kültürel imkânlar. Anadolu Üniversitesi öğrencilerine sosyal ve kültürel anlamda pek çok fırsat sunuyor. Ayrıca Eskişehir’in güvenli ve genç nüfusun yoğun olduğu bir şehir olması da fakültemizi tercih edilir kılan unsurlar arasında yer alıyor. Eczacı, ilacın keşfinden hastaya ulaşana kadarki süreçte kritik rol oynayan bir sağlık profesyonelidir Eczacıların sağlık sistemindeki yeri ve önemi hakkında neler söylemek istersiniz? Eczacılar sağlık sisteminin farklı noktalarında çok kritik roller üstleniyor. Bunun halk tarafından en bilinen yönü serbest eczaneler, yani toplum eczacılığıdır. Serbest eczacılığa eczane eczacılığı da diyebiliriz. Bu alanlarda ilaç danışmanlığı hizmetiyle tedavinin hastalar açısından güvenli ve etkili şekilde yürütülmesine katkı sağlanıyor. Eczacılar kritik bir öneme sahip çünkü ilaçların yan etkileri, ilaç etkileşimleri ve hastanın tedaviye uyumu tedavinin başarısında belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Serbest eczacılar en hızlı ve en kolay ulaşılabilen sağlık profesyonelleri arasında bulunuyor. Ancak çalışma alanlarımız yalnızca serbest eczanelerle sınırlı değil. Hastane eczacılığı da önemli çalışma alanlarımız arasında yer alıyor. Burada da ilaçların akılcı ve güvenli kullanımında eczacılar önemli rol oynuyor. Endüstride görev yapan eczacılar ise ilaç araştırma-geliştirme süreçlerinde, ruhsatlandırma çalışmalarında ve farmakovijilans uygulamalarında aktif görev alabiliyor. Kısacası eczacı, ilacın keşfinden hastaya ulaşana kadarki tüm süreçte kritik rol oynayan bir sağlık profesyonelidir. Yapay zekâ uygulamaları eczacının destekçisi olarak sürece katkı sağlayabilir Yapay zekâ ve dijitalleşme eczacılık mesleğini nasıl etkiliyor? Bu alanda ne gibi değişimler bekliyorsunuz? Ülkemizde e-reçete, Medulla ve ilaç takip sistemleri gibi dijital uygulamalar yaygın şekilde kullanılıyor. Ancak yapay zekâ uygulamaları henüz çok yaygınlaşmış değil. Önümüzdeki yıllarda klinik değerlendirme süreçlerinde, büyük veri analizlerinde ve ilaç geliştirme çalışmalarında yapay zekâdan daha fazla yararlanılacağını düşünüyorum. Ancak burada özellikle vurgulamak istediğim bir nokta var: Yapay zekâ, eczacının yerini alabilecek bir uygulama değil. Bunun yerine eczacıya klinik değerlendirme ve veri analizi gibi alanlarda destek sunabilecek bir yapı olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü hasta iletişimi, mesleki sorumluluklar ve etik değerler her zaman insan odaklı olmaya devam edecek. Bu nedenle yapay zekâ uygulamalarının eczacının destekleyicisi olarak sürece katkı sağlayacağını düşünüyorum. Mesleğimizde çok farklı istihdam olanakları mevcuttur Mezun olan eczacıların kariyer olanakları hakkında bilgi verebilir misiniz? En yaygın çalışma alanı serbest eczacılık, yani toplum eczacılığıdır. Eczacılar ilaç danışmanlığı hizmetlerini kendi eczanelerinde sunabiliyor. Bunun dışında hastane eczacılığı ve klinik eczacılık alanlarında da görev alabiliyorlar. Endüstride ise araştırma-geliştirme, ruhsatlandırma ve medikal departmanlar başta olmak üzere pek çok alanda aktif rol üstlenebiliyorlar. Ayrıca akademisyen olarak üniversitelerde görev yapabiliyor, bilimsel araştırmalar gerçekleştirebiliyor ve yeni eczacıların yetişmesine katkı sunabiliyorlar. Bunun yanında Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu gibi kamu kurumlarında da çalışma imkânı bulunuyor. Dolayısıyla mesleğimiz çok farklı istihdam olanakları sunuyor. Eczacıların sağlık sistemindeki kritik rolüne yönelik farkındalık yeterli düzeyde değil Türkiye’de eczacıların karşılaştığı temel sorunlar nelerdir? Bu sorunlara yönelik çözüm önerileriniz neler olur? Hem mesleki uygulamalar hem de ekonomik açıdan birtakım zorluklar bulunuyor. Bunlardan biri, yıllar içerisinde fakülte ve mezun sayılarındaki artış. Bu noktada Yükseköğretim Kurulu kontenjanların azaltılmasına yönelik yeniden değerlendirme yaptı ve ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda güncellemelerde bulundu. Eczacılık mesleğinin uygulama alanı çoğunlukla serbest eczaneler olarak görülüyor. Ancak biz genç mezunlarımızı ve meslektaşlarımızı endüstri, hastane eczacılığı ve klinik eczacılık gibi alanlara yönlendirebiliriz. Bunun mezun istihdamına katkı sağlayacağını düşünüyorum. Öte yandan serbest eczaneler üzerinde artan işletme maliyetleri ve ilaç fiyat politikaları gibi ekonomik baskılar da bulunuyor. Bu konuların Sağlık Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği’nin ortak çalışmalarıyla çözülebileceğini düşünüyorum. Ayrıca eczacıların toplumdaki ve sağlık sistemindeki kritik rolüne yönelik farkındalığın yeterli düzeyde olmadığını düşünüyorum. Bu noktada eczacılara da önemli görevler düşüyor. Hastaların en iyi danışmanlık hizmetini aldığı eczaneleri tercih etmesi, bu farkındalığın hem toplumda hem de meslek içerisinde artmasına katkı sağlayacaktır. 14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında fakülte olarak planladığınız etkinlikler nelerdir? Biz de hem sosyal hem de bilimsel etkinlikler düzenliyoruz. İlk olarak 12 Mayıs Salı günü uzman eczacı Hülya Kayhan’ı ağırlayacağız. Hülya Kayhan, ülkemizde aromaterapi alanında öne çıkan isimlerden biri. 14 Mayıs’ta ise Atabay İlaç Medikal Direktörü Uzman Doktor Murat Yaycı’yı konuk edeceğiz. Atabay İlaç, etken madde üretimine önemli katkılar sunan ve endüstri-akademi iş birliğine yakın duran değerli bir ilaç firması. Sunumun ardından fakültemizin ön kısmındaki alanda 14 Mayıs Eczacılık Günü Şenliği düzenleyeceğiz. Burada meslektaşlarımız, öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz bir araya gelerek 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayacak. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) anahaber.anadolu.edu.tr

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.