SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ar-Ge

Porsuk Haber Ajansı - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Üniversitesinde 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı Başladı Haber

Anadolu Üniversitesinde 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı Başladı

Anadolu Üniversitesi 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni, Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Senato üyelerinin Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başlayan törene Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Adli Yargı Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Eskişehir Vergi Mahkemesi Başkanı Ömer Şahin, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Özdemir, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Serpil Koçdar, Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Anadolu Üniversitesi Genel Sekreteri Ecevit Öksüz, Anadolu Üniversitesi Yönetim Kurulu ve Senato Üyeleri ile şehir protokolünden isimler katıldı. Yeni akademik yılın ilk dersi İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın tarafından verildi. Prof. Dr. Yalçın “Dünya Düzeni ve Türkiye” başlıklı derste uluslararası sistem ve Türkiye’nin bu sistem içerisindeki konumu üzerine değerlendirmelerde bulundu. Vali Yılmaz: “Üniversitelerimiz geleceğin Türkiye’sinin en önemli stratejik merkezleridir” Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, yeni akademik yılın başta öğrenciler olmak üzere Anadolu Üniversitesi akademik ve idari kadrosu Eskişehir ve Türkiye için hayırlı olmasını dileyerek üniversite öğrencilerine Eskişehir’in sunduğu sosyal, kültürel ve akademik imkânlardan yararlanmaları çağrısında bulundu. Eskişehir’in yalnızca bir kampüs şehri olmadığını vurgulayan Vali Yılmaz “Eskişehir sizin için yalnızca kampüsten ibaret bir şehir olmayacak. Burası bilimin, kültürün, sanatın ve gençlik enerjisinin harmanlandığı, ilham bulacağınız, yaşayan bir gençlik başkentidir. Eskişehir sanayisi, turizmi, eğitimi ve çok boyutlu üretim ekosistemiyle siz değerli gençlerimize eşsiz imkânlar sunmaktadır. Üniversitelerimizin kamu kurumlarıyla, sanayi kuruluşlarıyla ve sivil toplumla kurduğu güçlü sinerji, kentimizin ve dolayısıyla sizlerin başarı potansiyelini her geçen gün yükseltmektedir. Sizlerden istirhamım derslerinizdeki başarının yanı sıra bu şehrin ruhunu hissetmeye, kültürel dokusunu solumaya ve sosyal hayatına değer katmaya da zaman ayırmanızdır. İnanıyorum ki yarın buradan mezun olduğunuzda sadece kendi alanında yetkin birer profesyonel değil aynı zamanda Anadolu Üniversitesi kültürünü ve Eskişehir sevgisini yüreğinde taşıyan birer gönüllü elçi olarak dünyayı değiştirmeye aday olacaksınız.” Vali Yılmaz nitelikli yükseköğretimin güvenli ve huzurlu bir akademik ortamla mümkün olduğunu belirterek “Şehrimizdeki huzur ve güven ortamı ne kadar güçlü ise sizlerin geleceğe odaklanması ve eğitimi de o kadar kolay olacaktır. Devletimizin tüm imkânlarıyla ilimizdeki ilk ve ortaöğretimden yükseköğretime kadar her bir evladımızın huzuru ve güvenliği için aralıksız çalışıldığını, her daim yanınızda olunduğunu bilmenizi isterim.” dedi. Anadolu Üniversitesinin akademik birikimi ve uluslararası alandaki başarılarının Eskişehir açısından da önemli olduğunu ifade eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz üniversitenin eğitim alanındaki uluslararası sıralamalardaki konumuna dikkat çekti. Bilgi ve teknolojinin hızlı biçimde değiştiği bir dönemde üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil araştırma, yenilik ve nitelikli insan kaynağı üretiminin merkezleri olduğunu belirten Vali Yılmaz “Başarı, yeni başarıların başlangıç noktasıdır. Bugünün dünyasında bilgi çok hızlı değişiyor. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, biyoteknoloji, yeşil dönüşüm ve yeni nesil üretim teknolojileri hayatımızın tüm alanlarını yeniden şekillendiriyor. Böylesine hızlı değişen bir dünyada ülkelerin gücü yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil bilgi üretme, bilgiyi teknolojiye dönüştürme ve yetişmiş insan kaynağı oluşturma kapasitesiyle ölçülüyor. Bu nedenle üniversitelerimiz geleceğin Türkiye'sinin en önemli stratejik merkezleridir. Üniversite araştırılan, yeni fikirlerin ortaya çıktığı ve insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm arandığı yerdir. Bu noktada akademisyenlerimizin sorumluluğu da son derece büyüktür. Sizler geleceğin bilim insanlarını, mühendislerini, öğretmenlerini, sanatçılarını, girişimcilerini ve yöneticilerini yetiştiriyorsunuz. Bir başka ifadeyle sizler aslında geleceği yetiştiriyorsunuz. Bizler de kamu yönetimi olarak ülkemizin bilimsel ve teknolojik kapasitesini artıracak, gençlerimizin önünü açacak, üniversitelerimizin üretim, araştırma ve inovasyon gücünü geliştirecek her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.” Rektör Adıgüzel: “Anadolu Üniversitesine yakışan, kültürel mirasımıza sahip çıkmaktır” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı’nın üniversitenin kültürel mirasa sahip çıkma anlayışının bir yansıması olduğunu belirtti. Geçtiğimiz yıl Yunus Emre Eğitim-Öğretim Yılı kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların ardından bu yıl Nasreddin Hoca’nın farklı yönleriyle ele alınacağını ifade eden Rektör Adıgüzel “Bu yıl Nasreddin Hoca Eğitim Öğretim Yılı bizim için. Geçtiğimiz yılı hatırlarsanız Yunus Emre Eğitim Öğretim Yılı ilan etmiştik. Bunlar bizim çok büyük kültürel değerimiz, çok büyük kültürel mirasımız. Dolayısıyla bize yakışan Anadolu'ya yakışan, Anadolu Üniversitesine yakışan da bu kültürel mirasa, bu kişiliklere, önümüzü aydınlatan, bizlere yönümüzü gösteren bu nefis değerlerle sahip çıkmak ve gereken değeri vermek olmalıdır diye düşünüyorum. Nasreddin Hoca sadece bizim fıkralarla hatırladığımız bir kişilik olarak kalmamalı diye düşünüyoruz. Nasreddin Hoca bu ülkenin, Eskişehir'in dünyaya mal olmuş bir değeridir. Nasreddin Hoca da tıpkı Yunus gibi tıpkı Mevlâna gibi sadece Türkiye'deki bazı şehirlerin değil, dünyanın çok farklı ülkelerindeki insanların sahiplendiği, benimsediği ve ‘benim’ dediği büyük insanlar.” Prof. Dr. Adıgüzel bu anlayış doğrultusunda Anadolu Üniversitesinin yıl boyunca Nasreddin Hoca’nın düşünce dünyasını ve toplumsal yönünü ele alan çalışmalar gerçekleştireceğini belirterek “Yunus'un geçen yıl felsefesini anlamak için yaptığımız paneller, çalıştaylar, sempozyumlar olduğu gibi bu yıl da Anadolu Üniversitesi olarak Nasreddin Hoca'yı sadece fıkralarıyla anılan bir kişi değil Horasan erenlerinin tasavvufi geleneğini de sürdüren, aynı zamanda kadı, imam, bir rehber, toplumun önünde bir kanaat önderi olduğunu da en doğru şekilde gençlerimizden başlayarak bütün topluma anlatmaya çalışacağız.” dedi. Yeni akademik yıla büyük bir heyecanla başladıklarını ifade eden Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Anadolu Üniversitesinin eğitim anlayışını çağın ihtiyaçları doğrultusunda sürekli yenilediğini vurguladı. Üniversitede gerçekleştirilen değişim ve dönüşümün yalnızca fiziki alanlarla sınırlı olmadığını belirten Rektör Adıgüzel “Her dem yeniden doğarız derken sürekli yenilenmenin, sürekli yeni bir arayışın içindeyiz. Hepiniz fark etmişsinizdir üniversitemizde büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Bu değişim ve dönüşüm sadece fiziksel olarak binaları yenilemek, yolları yenilemekten ibaret değil. Eğitim içeriklerimizi de yeniliyoruz. Yenilemek zorundayız. Çünkü çağ o kadar hızlı gelişiyor ki onun gerisinde kaldığımız zaman gençlerimizi, mezun olan çocuklarımızı geleceğe hazırlamak veya sektöre hazırlamak çok da mümkün olmuyor. Bu ihtiyacı bildiğimiz için öncelikle bilişim teknolojilerine büyük yatırım yaptık Anadolu Üniversitesi olarak. Bilişim Teknolojileri Yüksekokulunu kurduk ki burada yetişecek gençler yapay zekâ konusunda, bilişim konusunda, oyun tasarımları konusunda veya animasyon konusunda sektörün ihtiyacı olan insanı yetiştirmiş olsun. Yine Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültemizi kurduk. Burada da yapay zekâ odaklı, mühendislik dışında yapay zekâyı merkeze alan bir eğitim öğretimi hedefliyoruz.” Anadolu Üniversitesinde geçtiğimiz yıldan bu yana 21 yeni bölüm açıldığını ve bunların önemli bir bölümünün yeni nesil alanlardan oluştuğunu aktaran Rektör Adıgüzel “Sadece yeni bölümlerimizde 700'e yakın gencimiz Anadolu'yla ve Anadolu Üniversitesinin eğitim kalitesiyle tanışmış oldu. Eğitim kalitesi demişken geçtiğimiz günlerde açıklanan SCImago Endeksi'ne göre Türkiye'de ikinci sırada yer alıyor eğitim alanında Anadolu Üniversitesi. Dünyanın 300-400 bandında yer alan üniversitelerinden bir tanesi. Eğitim gerçekten üniversitelerin öncelikli misyonları arasında yer alıyor.” ifadelerini kullandı. Adıgüzel, Üniversitemizin eğitim misyonunun yanında araştırma, Ar-Ge ve toplumsal katkı alanlarında da çalışmalarını sürdürdüğüne dikkat çekerek “Bizim işimiz eğitimin yanında Ar-Ge yapmak, araştırma yapmak, bir şeyin nasıl daha iyi, daha güzel, daha ekonomik, daha doğru yapılabileceğini gösterecek motifler bulmak ve üretmek.” dedi. Yeni akademik yılın ilk dersi “Dünya Düzeni ve Türkiye” Anadolu Üniversitesi 2026-2027 Nasreddin Hoca Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk dersi, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın tarafından “Dünya Düzeni ve Türkiye” başlığıyla gerçekleştirildi. Eskişehirli olması nedeniyle Anadolu Üniversitesinin açılış programında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Yalçın uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi perspektifinden dünyada yaşanan dönüşümü ve Türkiye’nin bu dönüşüm içerisindeki konumunu değerlendirdi. Dünyanın önceki dönemlerden farklı olarak gerçek anlamda bir belirsizlik çağına girdiğini belirten Prof. Dr. Yalçın, “Bugünlerde insanlar belirsizliklerden bahsetmeye başladılar ve ilk defa bence gerçek anlamda bir belirsizlik çağına bu sefer girdik bu bir klişe olmanın ötesinde. Çünkü mesela 2012 yılında Suriye'de iç savaş devam ederken Amerika Birleşik Devletleri'nin, Rusya'nın Suriye'ye müdahil olmasına normal şartlarda müsaade etmiyor olmasını beklememiz gerekirdi. Bir baktık Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya, hatta İran, üçü beraber anlaştılar ve Amerika Birleşik Devletleri'nin müttefiki olan Türkiye'yi Suriye'de oldukça zor bir durumun içerisine atıverdiler. Eski bildiğimiz dostluk düşmanlık ilişkileri bile birbirleriyle değişmeye başladı.” dedi. Yalçın, yaşanan dönüşümün yalnızca devletler arasındaki güç değişimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek “Aslında çok daha köklü bir değişimden geçiyoruz. Güç el değiştirmiyor. A devletinden B devletine geçmiyor. Gücün kaynağı değişiyor.” ifadelerini kullandı. Dünya tarihindeki büyük dönüşümlerin gücün kaynağındaki değişimlerle birlikte gerçekleştiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın günümüzde bilginin ve bilgi teknolojilerinin bu dönüşümün merkezinde yer aldığını söyledi. Teknolojik gelişmelerin ekonomik yapıdan günlük hayata, medyadan güvenliğe kadar geniş bir alanda yeni bir düzen oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yalçın “Şimdi ise gücün sahipleri tekrar değişiyor gücün kaynağı tekrar değişiyor. Onlarca yıldır ‘geliyor’ denilen bilgi çağının geldiğini söylememe gerek bile yok. Şu an gücün sahipleri kim oluyor diye soruyorsanız tabii ki gücün sahipleri artık bilginin sahipleri.” dedi. Yapay zekâ ve robotlaşmanın bu dönüşümün yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın üniversitelerde geleceğin meslekleri ve insanın bilgi üretimindeki rolü üzerine yürütülen tartışmaların önemine değindi. Prof. Dr. Yalçın “Yapay zekâ tek başına bizi veya işte robotlaşma tek başına bizi insanlık olarak dünya haritasından silmeyecek. Tabii ki yapay zekâ denilen şey bir ampirik model çerçevesinde çalışır ve David Hume'un ‘the problem of induction’ dediği problemi hiçbir zaman yenemeyecek. Yani tekillerden genelleme yapan ve insanın o uydurmacı kafasıyla ürettiği yeni bilgi biçimlerini üretmeyecek, üretilmiş bilgileri tekrar tekrar edecek. İnsanın bir de dedüktif yönü vardır. Newton gibi, Galileo gibi veya Kopernik gibi ‘Evet bakıyoruz, Güneş gerçekten Dünya'nın etrafında dönüyormuş gibi duruyor ama belki de biz dönüyoruzdur’ diyebilecek tek yaratık var yeryüzünde, o da insan. O yüzden zaten bilgi oradan yürüyor ve asıl kıymetli bilgi oradan çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geçmişte yaşanan büyük ekonomik ve teknolojik dönüşümlerin gerisinde kaldığını belirten İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın günümüzde ise ülkenin yeni dönüşümü yakalayabilmesi açısından farklı bir noktada bulunduğunu dile getirdi. Özellikle savunma sanayii, teknoloji ve üniversiteler alanındaki gelişmelerin Türkiye’nin bilgi çağındaki konumunu belirleyecek unsurlar arasında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yalçın, “Demek ki şeyler de hızla da değişebiliyor. Yani belli bir noktaya da doğru geliyoruz ama bu noktalara gelirken yani ‘Peki Türkiye bu dönüşümü, değişimi yakalayabilecek mi?’ Birçok şeyimizi karmaşıklaştırmayı düşünceyi karmaşıklaştırmayı severiz ama aslında çok basit bir hikâyeden bahsediyoruz. Dünyada ne yaşanacak diye sorarsanız ben şöyle diyorum: Nasıl Soğuk Savaş nükleer silahlar üzerinden verilen bir mücadeleyse aslında önümüzdeki dönemde verilecek mücadele de dijitaller üzerinden ilerleyecek bir mücadele. Dijitallerin merkezinde de ne var? Bilgisayarlar, çipler, uydular, mercekler, GPS'ler, alıcılar, vericiler, işte yazılım programları.” dedi. Türkiye’nin sahip olduğu kaynakların ve özellikle Beylikova’daki nadir toprak elementleri rezervinin önemine de değinen Prof. Dr. Yalçın, “Türkiye'nin bence içerisinden geçtiği düzlem tam da burası ya biz oraya gideceğiz ya orada kalacağız. Yüzlerce yıldır geri kalmışlığı yaşayacağız ya da geri kalma değil, büyükler ligine transfer olacağız.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin önündeki temel meselenin yaşanan büyük dönüşümü yakalamak ve insan kaynağını bu dönüşümün merkezine yerleştirmek olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın üniversitelerin bu süreçte üstleneceği role dikkat çekti. Türkiye’nin özellikle genç nüfusu, üniversiteleri ve yetişmiş insan kaynağıyla yeni dönemde önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yalçın “Bütün hikâyenin gelip dayandığı yer burası. Türkiye'nin 21. yüzyıldaki bir Türk akademisyeni olarak bu seviyeye gelmiş bir Türkiye'nin hâlâ terör örgütleriyle uğraşan bir Türkiye olması görüntüsünden çok rahatsız oluyorum. Türkiye'nin çok daha büyük zeminlerde, çok daha üstün koşullarda, çok daha büyük mücadeleler veriyor olması lazım. O yüzden bu meselenin üzerini bir an önce kapatıp bu meseleyi sonlandırmak istiyoruz. Türkiye'nin dünyanın başat aktörlerinden birisi hâline gelmesi gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde üniversiteleri ve insan kaynağını özellikle vurgulayan Prof. Dr. Yalçın, “Kişisel olarak en güvendiğim kaynak her zaman Türkiye için insan kaynağıdır. Üniversitelerimiz, eğitim dünyamızdır. Öğrencilerimizin, sizin gibi kıymetli hocalarımızın rehberliğinde, sizin gibi kıymetli hocalarımızın öğreticiliğinde yepyeni bir Türkiye gerçekliği, yepyeni bir dünya gerçekliğini inşa edebileceğine inanıyorum.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. Akademik Üstün Başarı Ödülleri sahiplerini buldu İlk dersin ardından Akademik Üstün Başarı Ödülleri ve Eğitimi Destekleme Vakfı Anadolu Üniversitesi Başarı Bursları Ödül Törenine geçildi. Anadolu Üniversitesi Akademik Üstün Başarı Ödülleri kapsamında bu yıl Onur Ödülü, Üstün Hizmet Ödülü, Eğitim Ödülü, Sanat Ödülü, Bilim Ödülü ve Yılın Tezi Ödülleri sahiplerine takdim edildi. Ödüller, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Prof. Dr. Yusuf Özkay tarafından verildi. Onur Ödülü Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın Üstün Hizmet Ödülü Prof. Dr. Naci Gündoğan Eğitim Ödülü Prof. Dr. Turan Akman Erkılıç Prof. Dr. Aras Bozkurt Sanat Ödülü Prof. Dr. Cihat Aşkın Doç. Murat Ateşli Bilim Ödülü Prof. Dr. Yavuz Akbulut Prof. Dr. Temel Özek Kaynak: AnaHaber / Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı Kaynak: https://anahaber.anadolu.edu.tr/tr/haber-detay/d4obtapieaof3mgwt1x3q4md

Eskişehir’de Tohumculuk Sektörü Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Tohumculuk Sektörü Masaya Yatırıldı

Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği tarafından düzenlenen Bölgesel İstişare Toplantısı, Eskişehir’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sektördeki mevzuat, uygulamalar ve bölgesel iş birliğinin ele alındığı toplantıda, Eskişehir’in sertifikalı tohum üretimindeki devasa artışı dikkat çekti. ​Tohumculuk sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek, sahada karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri üretmek ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek amacıyla düzenlenen Bölgesel İstişare Toplantısı Eskişehir’de yapıldı. ​Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar ve Bilecik illerinden çok sayıda sektör temsilcisi ve üreticinin bir araya geldiği toplantıya; Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü Tohumculuk Daire Başkan Vekili Fatih Ahmet Yentür, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı temsilcisi Gözde Kaya, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, bölge illerinin il müdürleri ve yöneticileri ile TÜRKTOB Yönetim Kurulu Üyesi ve EKOSA Başkan Yardımcısı Hacı Ömer Güler katıldı. ​“Üretimin Göz Bebegi Tohumdur” ​Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, tarımsal üretimde tohumun hayati bir rol oynamasına dikkat çekerek, "Tarımsal üretimin göz bebeği tohumdur ve üretim tohumla başlar" ifadelerini kullandı. ​Eskişehir’in son yıllarda sertifikalı tohumluk üretiminde çok önemli bir ivme yakaladığını belirten Çil, şu rakamları paylaştı: ​Üretim Alanı: 2015 yılında yaklaşık 68 bin dekar olan sertifikalı tohumluk üretim alanı, bugün 250 bin dekar seviyesine yükseldi. ​Firma ve Çeşit Sayısı: 2026 yılı itibarıyla ilde 66 tohum firması, 48 farklı üründe sertifikalı tohum üretimi gerçekleştiriyor. ​Ayçiçeği Üretimi: Eskişehir, sertifikalı ayçiçeği tohumu üretiminde ön plana çıkarak bu alandaki üretim alanını 120 bin dekara ulaştırdı. ​Üretici Altyapısı: Kent genelinde aktif olarak faaliyet gösteren yaklaşık 3 bin Tohum Yetiştirici Belgesi sahibi üretici bulunuyor. ​Ar-Ge ve Ortak Sinerji Vurgusu ​Tohumculuğun gelişiminde sadece niceliksel artışın yeterli olmadığını dile getiren Yüksel Çil; araştırma-geliştirme çalışmaları, yeni çeşitlerin kazandırılması ve bilimsel verilerin saha uygulamalarıyla buluşturulmasının elzem olduğunu vurguladı. Tarımsal araştırma enstitüleri ile üniversitelerin sürece aktif katılımının Türkiye'nin tohumculuk kapasitesini zirveye taşıyacağını belirtti. ​Kamu, özel sektör, üretici, üniversite ve araştırma kuruluşları arasındaki ortak sinerjinin önemine değinen Çil, toplantının hayırlara vesile olmasını dileyerek emeği geçen Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği’ne, bakanlık yetkililerine ve tüm paydaşlara teşekkür etti. ​Sorunlar ve Çözüm Önerileri Görüşüldü ​Geniş katılımlı istişare oturumlarında; tohumculuk sektörünün güncel mevzuatı, saha uygulamaları, üreticilerin yaşadığı yapısal sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm yolları masaya yatırıldı. Bölgesel ölçekte koordinasyonu artıracak stratejik adımların istişare edildiği program, sektör paydaşlarına katkılarından dolayı plaket takdim edilmesi ve güçlü iş birliği mesajlarıyla sona erdi.

ESO Başkanı Kesikbaş, “Eskişehir Sanayisi Vizyon 2030” Raporunu Paylaştı Haber

ESO Başkanı Kesikbaş, “Eskişehir Sanayisi Vizyon 2030” Raporunu Paylaştı

​Eskişehir Sanayi Odası (ESO), kentin güçlü üretim altyapısını teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve yenilikçi yatırımlarla geleceğe taşıyacak olan “Eskişehir Sanayisi Vizyon 2030” raporunu düzenlenen kapsamlı bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. ESO Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda, kentin geleceğe yönelik stratejik hedefleri, sanayicilerin güncel sorunları ve teknoloji odaklı dönüşüm projeleri paylaşıldı. ​Klasik Sanayi Şehrinden Küresel Teknoloji Merkezine ​Eskişehir’in köklü üretim kültürünü koruyarak yeni bir sıçrama yapması gerektiğinin altını çizen ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, kentin gelecekteki konumunu şu sözlerle özetledi: ​"Bir hayalimiz var. Eskişehir’in köklü üretim mirasını teknolojiyle, sürdürülebilirlikle ve nitelikli insan gücüyle geleceğe taşımak; gökyüzünden raylara uzanan gücümüzü dünyaya teknoloji ihraç eden bir yapıyla taçlandırmak istiyoruz." ​Vizyon 2030 ile gençlerin kariyerlerini ve geleceklerini kendi şehirlerinde kurmaları, teknoloji şirketleri ile Ar-Ge yatırımlarının Eskişehir’de artması hedefleniyor. ​Sanayinin Güncel Sorunları ve Çözüm Arayışları ​Gelecek hedefleri ortaya konulurken sanayinin bugünkü gerçeklerinin de göz ardı edilmediğini belirten Kesikbaş; yüksek finansman, iş gücü, enerji, ham madde maliyetleri ve ihracattaki rekabet baskısının sanayicinin üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekti. ​Zorluklara rağmen üreticilerin istihdamdan ve ihracattan vazgeçmediğini vurgulayan Kesikbaş, sürdürülebilir bir büyüme için üretimin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve teknolojik dönüşümün desteklenmesi gerektiğini belirtti. ​ESO: Bir Proje Fabrikası ve Dönüşüm Üssü ​Son yıllarda hayata geçirilen yapılarla ESO’nun çözüm üreten bir kuruma dönüştüğünü ifade eden Kesikbaş, Vizyon 2030’un en güçlü altyapısının bu yapılarla kurulduğunu söyledi: ​Eskişehir Model Fabrika ve Dijital Dönüşüm Merkezi: Yalın, verimli ve dijital üretim altyapısı. ​Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi: Karbon yönetimi ve yeşil dönüşüm çalışmaları. ​İhracat Destek ve İstihbarat Merkezi: Yeni pazarlara açılma ve uluslararasılaşma hamleleri. ​ESO Akademi: Sanayinin ihtiyaç duyduğu yeni nesil yetkinliklerin kazandırılması. ​Eskişehir’in Tamamı Bir Teknoloji Kampüsü Olacak ​Vizyon 2030; 10 stratejik eksen üzerine inşa edilerek Eskişehir’i bilginin üretildiği ve teknolojinin geliştirildiği büyük bir ekosistem olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda öne çıkan amiral projeler şunlardır: ​Eskişehir İleri Teknoloji ve İnovasyon Vadisi ​Eskişehir Şehir Fonu ve Yüksek Teknoloji Serbest Bölgesi ​Teknoloji Yaşam Bölgesi ve Akıllı Fabrika Uygulama Merkezi ​Ortak Karbon Yönetim Merkezi ​Havacılık ve Raylı Sistemler Mühendislik ve Test Merkezleri ile Endüstriyel Veri Merkezi ​Celalettin Kesikbaş, sanayi, üniversiteler, kamu ve yerel yönetimlerin ortak projelerde buluşacağı Eskişehir Teknoloji Dönüşüm Platformu'nun kurulacağını da müjdeleyerek sözlerini şöyle tamamladı: ​"Hedefimiz; bilgiyi ürüne, teknolojiyi ihracata, girişimciliği yatırıma ve sanayideki büyümeyi toplumsal refaha dönüştürmek."

Genç MÜSİAD Eskişehir'den İleri Teknoloji ve Savunma Sanayii Temasları Haber

Genç MÜSİAD Eskişehir'den İleri Teknoloji ve Savunma Sanayii Temasları

Genç MÜSİAD Eskişehir heyeti, AEROMIND programı kapsamında Ankara'da TÜBİTAK ULAKBİM, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), ASFAT ve Eti Maden gibi kritik kurumlara üst düzey ziyaretler gerçekleştirdi. Genç MÜSİAD Eskişehir, kentin güçlü sanayi ve mühendislik altyapısını ulusal teknoloji ekosistemiyle buluşturmak amacıyla başkente çıkarma yaptı. AEROMIND programı çerçevesinde düzenlenen Ankara ziyaretinde heyet; dijital araştırma altyapılarından savunma sanayii tedarik zincirine, Ar-Ge süreçlerinden stratejik maden teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede üst düzey temaslarda bulundu. Ankara Temaslarında Öne Çıkan Başlıklar Genç MÜSİAD Eskişehir heyetinin Ankara programı kapsamında gerçekleştirdiği kritik görüşmeler şu şekilde sıralandı: TÜBİTAK ULAKBİM: Ziyaretin ilk durağında Hayrettin Bucak ile bir araya gelinerek dijital araştırma altyapıları, yüksek başarımlı hesaplama imkânları ve TRUBA sistemi üzerinden genç teknoloji girişimcilerinin araştırma altyapılarına erişimi ele alındı. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB): SSB bünyesinde iki ayrı görüşme yapıldı. Sanayileşme Daire Başkanlığından Ahmet Tolga Sayın ile Eskişehir sanayisinin savunma sanayii tedarik zincirine entegrasyonu, YETEN ve EYDEP gibi yetkinlik mekanizmaları istişare edildi. Ar-Ge ve Teknoloji Yönetimi Daire Başkanlığından Zübeyde Arslanoğlu ile de Ar-Ge süreçleri ve üniversite-sanayi-kamu iş birliği mekanizmaları görüşüldü. ASFAT: Prof. Dr. Mustafa İlbaş ile askeri fabrika ve üretim altyapıları ile Eskişehir'in üretim kapasitesinin savunma tedarik ekosistemindeki potansiyeli değerlendirildi. Eti Maden İşletmeleri: Abdurrahman Çeliker ile maden teknolojileri ve kritik madenlerin katma değerli ürünlere dönüştürülmesine yönelik fırsatlar masaya yatırıldı. İsmail Hakkı Satır: "Amacımız Eskişehir'e Bilgi ve Yeni Bağlantılar Taşımak" Ankara ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genç MÜSİAD Eskişehir Şube Başkanı İsmail Hakkı Satır, görüşmelerin hedefini şu sözlerle ifade etti: "Ankara'da gerçekleştirdiğimiz bu temaslar, Eskişehir'in sanayi ve mühendislik altyapısını ülkemizin savunma sanayii ve ileri teknoloji ekosistemiyle daha yakından buluşturmayı amaçlıyor. Amacımız, Eskişehir'e bilgi, erişim ve yeni bağlantılar taşımak." Genç MÜSİAD Eskişehir, Ankara'da ele alınan başlıkların AEROMIND programı kapsamında somut bir çalışma zeminine dönüştürülmesi için hazırlıkların sürdürüldüğünü ve gelişmelerin önümüzdeki dönemde kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.

ATAP’tan Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı’na Ziyaret Haber

ATAP’tan Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı’na Ziyaret

ATAP A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saraç ve Genel Müdür Duygu Yalnızoğlu; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürlüğü görevine atanan Dr. Damla Turan ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Daire Başkanı İbrahim Karabulut’u ziyaret etti. ATAP A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saraç ve Genel Müdür Duygu Yalnızoğlu, Ankara’da gerçekleştirdikleri ziyaretler kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürlüğü görevine atanan Dr. Damla Turan’ı makamında ziyaret ederek yeni görevinde başarılar diledi. Gerçekleştirilen görüşmede; Eskişehir Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin (ETGB) yıllar içerisinde kaydettiği gelişim ve sahip olduğu potansiyel ele alınırken ATAP A.Ş.’nin yürüttüğü çalışmalar ve yeni projeleri hakkında da bilgi paylaşımında bulunuldu. Görüşmede ayrıca ETGB’nin teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon ekosistemine sunduğu katkılar değerlendirildi. ATAP A.Ş. heyeti, Dr. Damla Turan’ı en kısa sürede Eskişehir Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Saraç ve Yalnızoğlu; destekleyici ve iş birliğine açık yaklaşımı ile nazik ev sahipliği dolayısıyla Dr. Turan’a teşekkür etti. Ziyaret programı kapsamında Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Daire Başkanı İbrahim Karabulut da makamında ziyaret edildi. Görüşmede, teknoloji geliştirme bölgelerinin yönetimi ve yürütülen faaliyetler kapsamında sahada edinilen gözlem ve deneyimler aktarılırken ETGB Teknoköy Projesi hakkında da değerlendirmelerde bulunuldu. ATAP A.Ş. heyeti, yürütülen çalışmalarda destekleyici ve kolaylaştırıcı yaklaşımı dolayısıyla Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Daire Başkanı İbrahim Karabulut’a teşekkür etti. Gerçekleştirilen ziyaretlerin; Eskişehir’in teknoloji ve inovasyon ekosisteminin geliştirilmesi ve ETGB’nin yeni dönem projelerinin hayata geçirilmesi açısından önemli bir istişare ortamı oluşturduğu belirtildi.

Anadolu Üniversitesi'nde Tıbbi Ve Aromatik Bitkiler Bilimle Değer Kazanıyor Haber

Anadolu Üniversitesi'nde Tıbbi Ve Aromatik Bitkiler Bilimle Değer Kazanıyor

Anadolu Üniversitesi, bilimsel araştırmaları uygulamaya dönüştüren çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek Tıbbi ve Aromatik Bitki Araştırma ve Uygulama Alanını hayata geçirdi. Bitki, İlaç ve Bilimsel Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (AÜBİBAM) koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında; tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirilmesinden elde edilen ürünlerin işlenmesine, Ar-Ge faaliyetlerinden standardize ürün geliştirilmesine kadar uzanan bütüncül bir üretim modeli oluşturuluyor. Anadolu Üniversitesi bu modelle yalnızca bilimsel araştırmalara katkı sunmayı değil, katma değeri yüksek ürünler geliştirerek bölgesel kalkınmaya destek olmayı, öğrencilerine uygulamalı eğitim imkânı sağlamayı ve üniversite markasıyla yeni ürünler geliştirmeyi hedefliyor. Tarım Arazileri Bilimsel Araştırmalar İçin Değerlendiriliyor Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 2024 yılının aralık ayında Eskişehir'in Çukurhisar Yeni Mahallesi'nde bulunan üniversiteye ait tarım arazilerinin daha etkin değerlendirilmesi kararı alındı. Bu doğrultuda çalışmaların yürütülmesi görevi AÜBİBAM'a verildi. Üniversite bünyesinde Ziraat Fakültesi bulunmaması nedeniyle mevcut arazilerin klasik tarımsal üretim anlayışıyla değil, bilimsel araştırmaları destekleyecek bir yaklaşımla değerlendirilmesi planlandı. Böylece alan "Tıbbi ve Aromatik Bitki Araştırma ve Uygulama Alanı" olarak yapılandırılarak AÜBİBAM'ın yürüttüğü araştırmalarla entegre bir şekilde kullanılmaya başlandı. Bu sürecin en önemli adımlarından biri ise Anadolu Üniversitesi ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi arasında gerçekleştirilen iş birliği oldu. İki üniversite arasında 2025 yılının nisan ayında imzalanan protokolle üniversite arazilerinde tıbbi ve aromatik bitki yetiştirilmesi, yetiştirilen ürünlerin işlenmesi ve değerlendirilmesi konusunda ortak çalışma zemini oluşturuldu. Yaklaşık 20 dönümlük alan araştırma ve uygulama faaliyetlerine ayrılırken ilk aşamada sulama, arazi düzenleme ve üretim altyapısına yönelik hazırlıklar tamamlandı. Deneme çalışmaları ve ön hazırlıkların ardından 2026 yılı itibarıyla ilk ekimler gerçekleştirildi. Bitki Seçiminde Bilimsel ve Ekonomik Kriterler Esas Alındı Araştırma ve uygulama alanında yetiştirilecek bitki türleri belirlenirken yalnızca tarımsal verim değil; bölgenin iklim koşulları, toprak yapısı ve ekonomik potansiyeli de dikkate alındı. Bu kapsamda Eskişehir'in ekolojik koşullarına uyum sağlayabilecek, aynı zamanda ülke ekonomisine katkı sunabilecek tıbbi ve aromatik bitki türleri tercih edildi. İlk etapta tek yıllık ve çok yıllık bitkilerden oluşan yaklaşık 20 bin fide üretim alanına dikildi. Çalışmalar ilerledikçe hem bitki çeşitliliğinin artırılması hem de farklı türlerin bölge koşullarındaki performanslarının bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi planlanıyor. Hedef Katma Değerli Ürün Geliştirmek Araştırma ve uygulama alanında yürütülen çalışmalar yalnızca bitki yetiştiriciliğiyle sınırlı tutulmuyor. Hasat edilen bitkisel materyallerin yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesine yönelik projeler de eş zamanlı olarak yürütülüyor. AÜBİBAM bünyesinde bulunan pilot üretim ve analiz altyapısı sayesinde bitkisel ham maddeler distilasyon, ekstraksiyon, ileri düzey ayrıştırma ve saflaştırma süreçlerinden geçirilerek farklı kullanım alanlarına uygun ürünlere dönüştürülebiliyor. Üretilen materyaller kalite analizlerinden geçirilirken standardizasyon ve sertifikasyon süreçleri de yine üniversite bünyesinde yürütülebiliyor. Bu sayede kimyasal ilaç kullanılmadan elde edilen bitkisel materyallerden, özellikle gıda ve sağlık alanlarında değerlendirilebilecek güvenilir ve kaliteli ürünlerin geliştirilmesi hedefleniyor. Böylece araştırma sonuçlarının yalnızca akademik yayın olarak kalmayıp ekonomik değere dönüşmesi de amaçlanıyor. Araştırma Alanı Öğrenciler İçin Uygulama Laboratuvarı Olacak Tıbbi ve Aromatik Bitki Araştırma ve Uygulama Alanı yalnızca araştırmacılar için değil, öğrenciler için de önemli bir uygulama merkezi niteliği taşıyor. Alanın faaliyete geçmesiyle birlikte yetiştirilen bitkilerden yeni ürün geliştirilmesine yönelik bilimsel projeler oluşturulmaya başlanırken lisans ve lisansüstü öğrencilerinin bu projelerde görev alabilmesi planlanıyor. Öğrenciler; yetiştirme süreçlerinden hasada, bitkisel materyalin işlenmesinden ürün geliştirme çalışmalarına kadar birçok aşamada uygulamalı deneyim kazanma fırsatı bulacak. Bunun yanı sıra uygulama alanında staj faaliyetleri yürütülmesi ve farklı disiplinlerden akademisyenlerin ortak araştırmalar gerçekleştirmesi de hedefleniyor. Böylece alanın, üniversite bünyesinde disiplinler arası araştırmaları destekleyen önemli bir merkez hâline gelmesi amaçlanıyor. Bölge Üreticileri İçin Örnek Uygulamalar Geliştirilecek Tıbbi ve aromatik bitkilere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını belirten yetkililer; yeterli bilgiye sahip olmadan yapılan üretim girişimlerinin hem ekonomik kayıplara hem de yanlış uygulama örneklerinin yaygınlaşmasına neden olabildiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle araştırma ve uygulama alanında elde edilecek bilgi birikiminin yalnızca üniversite bünyesinde kalmaması, bölge üreticileriyle de paylaşılması hedefleniyor. Üreticilere yönelik bilgilendirme faaliyetleri düzenlenmesi, doğru üretim modellerinin tanıtılması ve ekonomik değeri yüksek yeni bitki türlerine ilişkin farkındalık oluşturulması planlanıyor. Bu yönüyle araştırma alanının hem bilimsel bilgi üreten hem de bölgesel kalkınmayı destekleyen örnek bir uygulama merkezi olması amaçlanıyor. Üniversite Markasıyla Geliştirilen Ürünler Hedefleniyor Araştırma ve uygulama alanında yürütülen çalışmaların bundan sonraki aşamasını; hasat edilen ürünlerin işlenmesi, Ar-Ge süreçlerinin yürütülmesi, paketlenmesi ve ticarileştirilmesi oluşturacak. Anadolu Üniversitesi, standardize ürün formatı oluşturarak sürdürülebilir kalite anlayışıyla üretim gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda geliştirilecek ürünlerin hem yurt içi hem de uluslararası pazarlarda değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmesi planlanıyor. Uzun vadede ise Anadolu Üniversitesi markasını taşıyan tıbbi ve aromatik bitki ürünlerinin üniversite bünyesinde satışa sunularak öğrencilere, akademik ve idari personele doğrudan ulaştırılması hedefleniyor. Böylece bilimsel araştırmaların ekonomik değere dönüşmesini sağlayan örnek bir üniversite modeli oluşturulması amaçlanıyor. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber)

MHP İl Başkan Yardımcısı Nebioğlu’ndan Eskişehir Sanayisi İçin "Ortak Akıl" Çağrısı Haber

MHP İl Başkan Yardımcısı Nebioğlu’ndan Eskişehir Sanayisi İçin "Ortak Akıl" Çağrısı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Nebioğlu, Eskişehir’in sanayi ve endüstri vizyonuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Nebioğlu, şehrin üretim ve mühendislik potansiyelini artırmak adına tüm paydaşlarla ortak akıl çerçevesinde çalışmaya hazır olduklarını vurguladı. Eskişehir’in köklü üretim kültürü, güçlü sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü ve mühendislik birikimiyle Türkiye’nin en stratejik sanayi merkezlerinden biri olduğunu belirten MHP Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Nebioğlu, bu potansiyelin geliştirilmesinin şehrin tüm dinamiklerinin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. "MHP Olarak Elimizi Taşın Altına Koymaya Hazırız" MHP Eskişehir İl Başkanlığı olarak kentin sanayi ve endüstriyel gelişimine katkı sunmayı asli bir görev kabullendiklerini belirten Nebioğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Üretimin, mühendisliğin, teknolojinin ve Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi adına üzerimize düşen sorumluluğu almaya ve elimizi taşın altına koymaya hazırız. Üniversitelerimiz, sanayi kuruluşlarımız, meslek odalarımız, organize sanayi bölgelerimiz ve kamu kurumlarımızla birlikte oluşturulacak ortak akıl; Eskişehir’in geleceğine yön verecek en önemli güç olacaktır." Sanayide Dijital Dönüşüm ve Nitelikli İstihdam Vurgusu Sanayide dönüşümün ve katma değerli üretimin önemine dikkat çeken Nebioğlu; dijital dönüşüm, enerji verimliliği, yerli üretim, yüksek katma değerli imalat, mesleki eğitim ve nitelikli istihdam alanlarında geliştirilecek projelerin Eskişehir’in ekonomik gücünü ve uluslararası rekabet kabiliyetini artıracağını kaydetti. "Amacımız Eleştirmek Değil, Çözüm Üretmek" Siyaset anlayışlarının yapıcı ve çözüm odaklı olduğunu vurgulayan MHP İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Nebioğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: "Amacımız eleştirmek değil; çözüm üretmek, fikir geliştirmek ve ortak çalışmalarla Eskişehir’in sanayi vizyonuna katkı sunmaktır. Çünkü inanıyoruz ki güçlü sanayi, güçlü ekonomi; güçlü ekonomi ise güçlü Türkiye’nin temelidir. Bu anlayışla MHP Eskişehir İl Başkanlığı olarak mühendislik aklını, bilimsel yaklaşımı ve ortak istişare kültürünü esas alan her çalışmanın destekçisi olmaya devam edeceğiz. Eskişehir’in üreten, geliştiren ve teknoloji üreten şehir kimliğini daha ileri taşımak için tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya hazırız."

Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması 2026 Başvuruları Başladı Haber

Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması 2026 Başvuruları Başladı

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından düzenlenen Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması için son başvuru tarihi 3 Ağustos 2026. Toplam 5 Milyon TL nakdi ödülün dağıtılacağı yarışmada dereceye giren girişimcilere ULUTEK Kuluçka Merkezi ve İTÜ Çekirdek iş birliğiyle dev fırsatlar sunuluyor. Otomotiv sektörüne yönelik yenilikçi fikir ve projelerin desteklenmesi amacıyla 2012 yılından bu yana aralıksız sürdürülen Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması, 2026 yılında da teknoloji ve mobilite odaklı girişimcileri bir araya getiriyor. OİB öncülüğünde hayata geçirilen ve İTÜ Çekirdek’in yürütücülüğünü üstlendiği dev organizasyonda, ULUTEK Teknopark da girişim yönlendiren destekçi paydaş kurumlar arasında yer alıyor. Otomotiv Girişimcilerine ULUTEK’ten Tam Destek Yarışma süresince ve sonrasında başarılı olan projeler, yalnızca nakdi ödüllerle kalmayıp sektörde ölçeklenmelerini sağlayacak kapsamlı bir destek paketine erişim hakkı kazanacak. ULUTEK Teknopark ve Bursa Uludağ TTO iş birliğiyle girişimcilere sunulacak başlıca imkânlar şunlar: ULUTEK Kuluçka Merkezi’nde Yer Alma: Girişimciler için modern altyapı ve çalışma alanları. Eğitim ve Mentörlük: Sektör liderleri ve akademisyenlerden birebir rehberlik. Sanayi İş Birliği: Otomotiv devleri ve tedarikçilerle doğrudan iletişim ve ticari ortaklık fırsatları. Üniversite Destekleri: Bursa Uludağ Üniversitesi’nin akademik imkânlarından ve Ar-Ge altyapısından faydalanma imkânı. Toplam 5 Milyon TL Nakdi Ödül Dağıtılacak Otomotiv sektörünün geleceğini şekillendirecek yazılım, donanım, mobilite veya sürdürülebilirlik odaklı fikri olan tüm girişimciler ve girişimci adayları yarışmaya ücretsiz olarak başvuru yapabiliyor. OİB tarafından sağlanan toplam 5 Milyon TL nakdi ödül, dereceye giren projelerin pazara giriş süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor. Başvuru İçin Son Gün: 3 Ağustos 2026

Mahmudiye Atçılık Sektöründe Yükselen Değer Haber

Mahmudiye Atçılık Sektöründe Yükselen Değer

Eskişehir’in tarım ve hayvancılıkta parlayan yıldızı Mahmudiye ilçesi, atçılık sektöründeki öncü rolünü akademik iş birlikleriyle güçlendiriyor. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, ilçede gerçekleştirdiği incelemelerde, atçılık faaliyetlerinin ve tarımsal üretimin geleceğini şekillendirecek stratejik adımları görüştü. ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Mahmudiye’nin tarım ve hayvancılık potansiyelini yerinde gözlemlemek ve kurumlar arası koordinasyonu artırmak amacıyla ilçeye kapsamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. İlçenin ekonomik kalkınmasında kilit rol oynayan atçılık sektörü ve modern tarım uygulamaları, ziyaretin ana gündem maddelerini oluşturdu. ​Kaymakamlık Ziyareti ile Stratejik Planlama ​İl Müdürü Yüksel Çil, Mahmudiye programı kapsamında ilk olarak Mahmudiye Kaymakamı Yunus Tekçe ile bir araya geldi. Görüşmede; ​İlçenin tarımsal üretim kapasitesini artıracak projeler, ​Hayvancılık altyapısının modernizasyonu, ​Üreticilere yönelik destekleme mekanizmaları ve kurumlar arası iş birliğinin önemi ele alındı. ​Mahmudiye Atçılık Meslek Yüksekokulu’nda Bilimsel Temaslar ​Ziyaretin en dikkat çekici durağı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Mahmudiye Atçılık Meslek Yüksekokulu bünyesinde faaliyet gösteren Binicilik ve Atlı Terapi Merkezi oldu. ​Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Derviş Öztürk’ten okulun akademik yapısı ve uygulamalı eğitim süreçleri hakkında bilgi alan Çil, atlı terapi (hipoterapi) uygulamalarının toplumsal faydalarına vurgu yaptı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile üniversite arasında yürütülebilecek Ar-Ge çalışmaları ve sektörel projeler üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulunuldu. ​Atçılık Sektöründe "Akademi ve Saha" Birleşimi ​Tesis incelemeleri sırasında yüksekokulun modern laboratuvarlarını ve uygulama alanlarını gezen İl Müdürü Çil, atlı binicilik tesislerinde eğitimli atları yakından inceledi. ​Ziyaretin sonunda açıklamalarda bulunan Yüksel Çil, Mahmudiye'nin Türkiye atçılık sektöründeki stratejik önemine dikkat çekerek şunları söyledi: ​"Mahmudiye, ülkemizin atçılık kültürünün kalbinin attığı en önemli merkezlerden biridir. Akademik bilgi ile Bakanlığımızın saha tecrübesini birleştirerek; hem ilçemizin tarım ve hayvancılığını hem de köklü atçılık geleneğimizi daha ileriye taşıyacak projelere imza atmayı hedefliyoruz." ​Neden Önemli? ​Mahmudiye, sadece Türkiye'nin değil, bölgenin de at yetiştiriciliği ve binicilik eğitimi konusunda merkez üssü konumunda. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün bu vizyoner yaklaşımı, bölgedeki genç istihdama katkı sağlamayı, sektörel verimliliği artırmayı ve modern binicilik pratiklerini yaygınlaştırmayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.