SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anma Töreni

Porsuk Haber Ajansı - Anma Töreni haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anma Töreni haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

''Genco Erkal Emek ve Onur Ödülü''nün Sahibi Belli Oldu Haber

''Genco Erkal Emek ve Onur Ödülü''nün Sahibi Belli Oldu

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2026 yılından itibaren tiyatro alanında vermeye başlayacağı ''Genco Erkal Emek ve Onur Ödülü''nün ilkini, Türk Tiyatrosunun değerli hocası Prof. Dr. Ayşegül Yüksel’e takdim edecek. 2024 yılında Genco Erkal’ın vefatının ardından, Eskişehir Şehir Tiyatroları bir anma töreni düzenleyerek Eskişehir Şehir Tiyatroları bünyesinde Genco Erkal Sahnesinin açılışını gerçekleştirmişti. Açılış töreninde konuşma yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, usta sanatçı Genco Erkal’ın adını yaşatacakları bir ödül verilmesi önerisinde bulunmuştu. Sezon içerisinde Ayşe Ünlüce başkanlığında toplanan Şehir Tiyatroları yönetimi, 2026 yılı Genco Erkal Emek ve Onur Ödülü’nün; Türk Tiyatrosuna ve özelde Genco Erkal Tiyatrosuna dair üretmiş olduğu basılı eserler, inceleme ve eleştiri yazıları, araştırmaları ve düşünsel zenginliği ile katkı sağlamış olması gerekçesiyle Prof. Dr. Ayşegül Yüksel’e verilmesini kararlaştırdı. Kararın kendisine bildirilmesinin ardından, karara ilişkin yazılı bir açıklamada bulunan Ayşegül Yüksel, ödüle değer görülmüş olmaktan sevinç duyduğunu ve büyük tiyatro ustamızın adını taşıyan bu ödülü meslek yaşamının doruk noktalarından biri olarak kucaklayacağını dile getirdi. Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Gününü de kapsayan “Şehir Tiyatrolarının 25. Yılı” etkinlikleri haftasında, Eskişehir’de Genco Erkal Sahnesinde düzenleyeceği bir törenle Ayşegül Yüksel’e, 2026 yılı Genco Erkal Emek ve Onur ödülünü takdim edeceğini duyurdu.

6 Şubat Depremlerinde Hayatını Kaybedenler Anıldı Haber

6 Şubat Depremlerinde Hayatını Kaybedenler Anıldı

Tepebaşı Belediyesi, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve tüm Türkiye’yi derinden sarsan depremlerde hayatını kaybeden yurttaşları, depremin 3’üncü yıl dönümünde düzenlenen anma programlarıyla andı. Belediye bünyesinde kurulan Tepebaşı Arama Kurtarma (TAK) ekibi, 6 Şubat’ta Tepebaşı Belediyesi hizmet binası önünde anma töreni gerçekleştirdi. Saygı duruşu ile başlayan törende, depremde yaşamını yitirenler için dualar okundu. Programa Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu’nun yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü de katıldı. Törende konuşan Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, 6 Şubat depremlerinin hafızalarda derin izler bıraktığını ifade ederek, deprem bölgesinde insanın görmek istemeyeceği manzaralarla karşılaşıldığını, kaybedilen her canın herkesin yüreğinde onarılması güç bir acı bıraktığını belirterek, bir daha böyle bir felaketin yaşanmamasını temenni ettiklerini dile getirdi. Tepebaşı Arama Kurtarma (TAK) ekibi, belediye önünde düzenlenen anma programının ardından Yıldıztepe Kooperatifi tarafından organize edilen anma etkinliğine de katıldı. Depremin meydana geldiği saat olan 04.17’de Ulus Anıtı’nda gerçekleştirilen törende, hayatını kaybedenler saygı ve özlemle anıldı. Gerçekleştirilen anma programlarında, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren vatandaşlar bir kez daha rahmet ve saygıyla anılırken, afet bilincinin ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yapıldı.

Muammer Aksoy’un Mirası Yere Düşmedi! Haber

Muammer Aksoy’un Mirası Yere Düşmedi!

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Kurucu Genel Başkanı ve Devrim Şehidi Prof. Dr. Muammer Aksoy’u katledilişinin 36. Yılında törenle andı. Valilik Meydanı'nda düzenlenen tören Atatürk Anıtı'na çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende bir konuşma yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci şu ifadeleri kullandı; "Bugün burada, bir anma töreni yapmak için değil; Cumhuriyet’e pusu kuranlara karşı açık bir duruş sergilemek için toplandık. Kurucu Genel Başkanımız Ak Saçlı Bilgemiz Prof. Dr. Muammer Aksoy, bu ülkenin bağımsızlığına, laikliğine ve hukuk düzenine sahip çıktığı için gericiler tarafından katledildi. Bu bir “faili meçhul” değildir. Bu bir “tesadüf” hiç değildir. Bu, Cumhuriyet düşmanlığının planlı ve kanlı bir sonucudur. Muammer Aksoy’u vuran kurşunlar, yalnızca bir bedene değil; Anayasa’ya, laikliğe, Atatürk devrimlerine ve halk egemenliğine sıkılmıştır. Ve bugün görüyoruz ki o zihniyet hâlâ ayaktadır. Aynı karanlık; farklı maskelerle, farklı yöntemlerle, aynı kinle ilerlemektedir. Buradan açık ve net söylüyoruz: Cumhuriyetle hesaplaşmaya çalışanlara, Atatürk’ün adını silmeye cüret edenlere, Laikliği “tartışma konusu” yapanlara, Hukuku bir talimat rejimine dönüştürenlere Karşı bizler buradayız. Sessiz kalmamızı bekleyenler yanılıyor. Boyun eğmemizi umanlar yanılıyor. Unutmamızı isteyenler yanılıyor. Biz unutmayız, affetmeyiz ve teslim olmayız. Atatürkçü Düşünce Derneği, bu ülkenin vicdanıdır. Muammer Aksoy, bu vicdanın susturulamayan sesidir. O ses bugün Eskişehir’de, Vilayet Meydanı’nda haykırmaktadır. Buradan ilan ediyoruz: Cumhuriyet düşmanlarıyla uzlaşmayacağız. Laikliğin pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğiz. Hukuksuzluğa alışmayacağız. Ve Karanlığa razı olmayacağız. Bu meydan şahit olsun: Muammer Aksoy’un mirası yere düşmedi. Atatürk’ün Cumhuriyeti sahipsiz değildir. Bu mücadele bitmedi, ve bitmeyecek. Ak saçlı bilgemiz Muammer Aksoy’u katledilişinin 36. Yılında o kör kurşunları vucüdumuzda hissederek saygıyla anıyoruz. Onu katleden zihniyeti ise öfkeyle, kararlılıkla ve örgütlü mücadelemizle mahkûm ediyoruz. Yaşasın laik Cumhuriyet! Yaşasın Atatürk devrimleri! Yaşasın Muammer Aksoy’un onurlu mücadelesi!"

Kuvayı Milliye Ruhunu Ortadan Kaldırmaya Hiç Kimsenin Gücü Yetmez! Haber

Kuvayı Milliye Ruhunu Ortadan Kaldırmaya Hiç Kimsenin Gücü Yetmez!

Odunpazarı Belediyesi, 24 Ocak 1993'te Ankara'daki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın infilak etmesiyle hayatını kaybeden gazeteci ve yazar Uğur Mumcu’yu unutmadı. 33 yıl önce katledilen Uğur Mumcu için bombalı suikasta uğradığı “06 YR 245” plakalı aracının bulunduğu Uğur Mumcu Parkı’nda anma töreni düzenlendi. Anma töreninde konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 2015 yılından bu yana anmaların Uğur Mumcu Parkı’nda yapıldığını hatırlattı. Cinayetin arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılamadığına dikkat çeken Başkan Kurt, “Uğur Mumcu'nun katillerinden, Uğur Mumcu'yu cinayetle karşı karşıya bırakan düzenden henüz bir hesap soramadık. O günler yakındır, bunun hesabı sorulacaktır” dedi. Anma törenine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Mumcu’nun mesai arkadaşı gazeteci-yazar Işık Kansu ile çok sayıda gazeteci ve vatandaş katıldı. Törende Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğünden Hüseyin Yılmaz, Tayfun Duman müzik dinletisi, Odunpazarı Belediye Tiyatrosu’ndan Ferhat Karataş ve Abdullah Çiftçi ise şiir dinletisi gerçekleştirdi. Emekli Albay Dr. Murat Durukan ve Öğretmen Barış Baran Gelir de anmaya katılanlar için müzik dinletisi düzenledi. Anma töreninde, törene katılanlar Uğur Mumcu’nun saldırıya uğradığı “06 YR 245” plakalı aracının sergilendiği kaideye kırmızı karanfil bırakarak, barış güvercini uçurdu. “24 OCAK ARTIK SADECE MATEM GÜNÜ OLMAMALI” Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, anma töreninde yaptığı konuşmada, 24 Ocak’ın artık sadece bir yas günü olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. Konuşmasında adalet, hukuk ve demokrasi çağrısı yapan Başkan Kurt, “Bugün 24 Ocak. 33 yıldır bu günü bir matem günü, bir yas günü olarak anıyoruz” dedi. 2015 yılından bu yana anmaların Uğur Mumcu Parkı’nda yapıldığını hatırlatan Başkan Kurt, “2015 yılından bu yana da bu parkta Uğur Mumcu'nun patlayan otomobilinin önünde minnetle anıyoruz, saygıyla anıyoruz” ifadelerini kullandı. Cinayetin arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılamadığına dikkat çeken Başkan Kurt, “Ama Uğur Mumcu'nun katillerinden, Uğur Mumcu'yu cinayetle karşı karşıya bırakan düzenden henüz bir hesap soramadık. O günler yakındır, bunun hesabı sorulacaktır” diye konuştu. LAİKLİK VE DEMOKRASİ VURGUSU! Mumcu cinayetinin hesabının sorulamamasının yeni cinayetlerin önünü açtığını dile getiren Başkan Kurt, “Uğur Mumcu'nun cinayetinin hesabı sorulamadığı için, Gaffar Okkan'ın cinayetine de engel olunamadı” dedi. Sorunun bireylerden çok sistemle ilgili olduğunu belirten Başkan Kurt, “Demek ki terörün kendisi dışında herkes düşmanı. O zaman sorun terörü bitirmekte, terörün sonuna kadar ortadan kaldırılması için bir hukuk düzeninin kurulmasında” şeklinde konuştu. Laiklik ve demokrasi vurgusu da yapan Başkan Kurt, “Eğer bunu kuramazsak, eğer bunu çözemezsek Uğur Mumcu gibi demokrat olanlar, Uğur Mumcu gibi laikliği savunanlar, Uğur Mumcu gibi cumhuriyeti savunanlar her zaman tehlikededir” dedi. Konuşmasının devamında küresel güçlere de atıfta bulunan Başkan Kurt, “Çünkü Amerika, işte Mossad, birtakım düzenekleri kuruyor ve dünyayı kendi istemi doğrultusunda yönetmeye çalışıyor. Esas görmemiz gereken bataklık orasıdır” diye konuştu. “2026 yılında da Amerika katil” diyen Başkan Kurt, “Bu hesabı soramayan dünya teslim olmak durumundadır. Buna itiraz ediyoruz. Buna hayır diyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de direniş ruhunun yok edilemeyeceğini vurgulayan Başkan Kurt, “Türkiye'de buna direnecek Kuvayı Milliye ruhunu ortadan kaldırmaya hiç kimsenin gücü yetmez” dedi. “BİZ 24 OCAK'IN HESABINI SORACAĞIZ” Konuşmasında birlik çağrısı yapan Başkan Kurt, “Laikler burada, cumhuriyetçiler burada, demokratlar burada, halkçılar burada, devrimciler burada. Biz birlikte olduğumuz sürece bu işin sonunu doğru noktaya getireceğiz” ifadelerini kullandı. 24 Ocak’ın matem günü olmaktan çıkması gerektiğini söyleyen Başkan Kurt, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Ben 24 Ocakları artık matem günü olsun istemeyenlerdenim. Biz 24 Ocak'ın hesabını soracağız ama yeni yeni düzenekleri biz kuracağız. Halktan yana, ezilenlerden yana, sömürülenlerden yana bir düzenin kurulması yakındır. Çünkü bugünkü düzen artık tükendi. Bugün bu düzenden memnun olan hiç kimse yok. Çok net söylüyorum; yakın çevredeki yandaşların dışında ne işçiler memnun, ne köylüler memnun, ne esnaf memnun, ne ticaretçiler memnun, ne sanayiciler memnun. O halde bu düzenin değişmesi gerekiyor. Biz iddialıyız, umutluyuz, halkımıza güveniyoruz. Bu düzeni değiştireceğiz ve bu düzendeki sorulmayan hesapları ilgililerinden soracağız. Bu noktada bugün bu yüreklilikle, bu azimle, bu kararlılıkla buraya gelen bütün herkese teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.” “UĞUR MUMCU CİNAYETİ FAİLİ MEÇHUL DEĞİLDİR” Anma töreninde konuşan bir diğer isim, Uğur Mumcu’nun mesai arkadaşı gazeteci-yazar Işık Kansu oldu. Kansu, konuşmasında Uğur Mumcu suikastına ilişkin kamuoyundaki “faili meçhul” algısına dikkat çekerek, cinayetin arka planını ayrıntılarıyla anlattı. Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” sözünü hatırlatarak konuşmasına başlayan Kansu, “Bu arabanın önündeyken Uğur ağabeyi öldürenlerle ilgili biraz bilgi vermek istiyorum” dedi. Toplumda yaygın olan kanaatin aksine, cinayetin aydınlatıldığını vurgulayan Kansu, “Toplumda bu cinayetin ‘faili meçhul’ olduğu yönünde bir algı vardır. Ancak bu doğru değildir; Uğur Mumcu cinayeti faili meçhul değildir” dedi. Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’ya yönelik saldırıların aynı yapı tarafından gerçekleştirildiğini belirten Kansu, “Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’ya yönelik dörtlü suikastı gerçekleştiren sanıklar, yani katiller bulunmuştur ve bugün çoğu cezaevindedir. Bu cinayetleri gerçekleştiren yapı, İran’da Humeyni devrimini ihraç etmek üzere görevlendirilmiş, İran’da yetiştirilmiş Kudüs Ordusu adlı bir çetedir; bir katil örgüttür. Uzun süre boyunca bu olaylar, ne yazık ki Türkiye’de devletin istihbarat mekanizmaları tarafından yeterince üzerine gidilmeden ortada bırakılmıştır. Sayın Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde, dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’a bu konuda görev verilmiştir. Saadettin Tantan bugün rahatsızlığı nedeniyle evindedir; kendisine minnet duyuyorum. Bu katillerin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynamıştır. Hatırlayacağınız üzere, 1990’lı yılların sonlarında Hizbullah örgütüne yönelik “ceset evler” operasyonları yapılmıştır. Saadettin Tantan döneminde Beykoz’da bir eve operasyon düzenlenmiş ve Hizbullah’ın lideri orada öldürülmüştür. Örgüt, evdeki bilgisayarları yakmıştır; ancak Türk Emniyeti bu bilgisayarların hafızasından örgütün şemasını çıkarmayı başarmış ve bu çalışmalar sonucunda Kudüs Ordusu yapılanmasına ulaşılmıştır. Ankara’nın Sincan ilçesinde yapılan kazılarda, Muammer hocamızı arkadan kalleşçe vuran tabanca bulunmuştur. Uğur ağabeyi, Ahmet Taner Kışlalı’yı ve Bahriye Üçok’u aramızdan alan C-4 patlayıcıların fünyeleri ve benzeri materyaller de ele geçirilmiştir. Sonuç olarak bu Kudüs Ordusu yapılanması yakalanmıştır” dedi. “RABITA BAĞLANTILARI MUMCU’NUN YAZILARINDA AÇIK” Konuşmasında Mumcu’nun öldürüldüğü otomobilin sembolik önemine de değinen Kansu, örgütün daha önce diplomatlara yönelik bombalı saldırılar gerçekleştirdiğini hatırlattı. “Son eylemlerinde hedef ölmediği için Uğur ağabeyin arabasına yerleştirilen C-4’ün miktarını artırdılar” diyen Kansu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bu nedenle aracın üst kısmı yok olmuştur ve Uğur ağabeyin bedeni çeşitli yerlere savrulmuştur. Bu, son derece vahşi ve canice bir olaydır. Uğur Mumcu’nun Rabıta kitabını okursanız, oradaki tüm bağlantıları açıkça görebilirsiniz. Rabıta, Suudi Arabistan ve Amerika bağlantılı bir örgüttür ve dünyada Müslüman ülkelerin şeriatla yönetilmesini savunur. Uğur Mumcu bu örgütle bağlantılı vakıfları ve isimleri tek tek sıralamıştır. Bunlar arasında Ensar Vakfı ve Bereket Vakfı da vardır. Bu vakıfların yöneticilerinden bazıları, AKP döneminde Maliye Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuştur. Uğur Mumcu, Ömer Dinçer’i de yazmıştır. Ömer Dinçer daha sonra Milli Eğitim Bakanı ve Çalışma Bakanı olmuştur. Milli Türk Talebe Birliği’nin Rabıta ile bağlantısı vardır. Bu birliğin 1970’li yıllarda yöneticiliğini yapan Recep Tayyip Erdoğan bugün Cumhurbaşkanıdır. Yine bu yapının yöneticilerinden İsmail Kahraman Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olmuştur; Abdullah Gül ise Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuştur.” “KUVAYI MİLLİYE RUHU HÂLÂ AYAKTA” Konuşmasının sonunda Mumcu’nun neden hedef alındığını özetleyen Kansu, “Uğur Mumcu sadece bir gazeteci değildi; önemli bir yurtseverdi ve her şeyden önemlisi bir Kuvayı Milliyeciydi” dedi. Yaklaşık çeyrek asırdır süren karşı devrimci dalgaya rağmen mücadelenin sürdüğünü vurgulayan Kansu, “İçimizdeki Kuvayı Milliye ruhunu ve Atatürk sevgisini bu halkın yüreğinden söküp atamadılar” ifadelerini kullandı. Kansu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Mücadeleye devam edeceğiz. Bu mücadeleyi demokrasiyle çözeceğiz, yenilmeyeceğiz. Atatürk’ün yolunda yürümeyi sürdüreceğiz. Hiç kimse enseyi karartmasın.” “UĞUR MUMCU GERÇEĞİN BEDELİNİ CANIYLA ÖDEMİŞTİR” Anma töreninde konuşan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Uğur Mumcu’nun yalnızca bir gazeteci değil, Türkiye’nin vicdanını ve aydınlanma mücadelesini temsil eden bir aydın olduğunu vurguladı. “Bugün burada yalnızca aramızdan ayrılmış bir gazeteciyi anmak için değil; bu ülkede bir vicdanı, bir aklı, bir mücadeleyi ve kararlı bir direnişi temsil eden yiğit ve onurlu bir duruşu anmak için toplandık. Bugün burada Uğur Mumcu’yu anıyoruz” diyen Yalaz, Uğur Mumcu’nun gerçeğin bedelini canıyla ödemiş bir aydın olduğunu söyledi. Yalaz konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Uğur Mumcu, kalemini iktidara kiralamayan, hakikat için mücadele eden, bir an olsun vazgeçmeyen ve ‘Ben susarsam kim konuşacak?’ diyen yiğit bir yurtseverdir. Bugün hâlâ sorduğumuz sorular, onun yıllar önce sorduğu sorulardır. “Faili meçhul cinayetler neden aydınlatılmıyor?” diye soruyoruz; bu, onun sorusudur. “Bu ülkenin karanlık ilişkileri ve karanlık bağlantıları neden bir türlü ortaya çıkarılamıyor?” diyoruz; bu da onun sorusudur. “Hukuk ve yargı neden zalimin, iktidarın ve güçlünün sopası hâline getiriliyor?” diye soruyoruz; bunlar da Uğur Mumcu’nun sorularıdır. Biliyoruz ki onun sorularını sormaya devam ettiğimiz sürece Uğur Mumcu yaşayacaktır. Çünkü onun kalemi gömülmemiştir. O öldürüldükten sonra kalemi, binlerce yiğit ve gözü pek gazetecinin, hukukçunun elinde çoğalmaya devam etmiştir. O kalemler çoğaldıkça, o duruşlar sürdükçe ve bizler onun sorularını sormayı bırakmadıkça, Uğur Mumcu mücadelemizde yaşamayı sürdürecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” diyen o yiğit insana, o yiğit mücadele adamına ve o yiğit devrimciye sonsuz saygı, minnet ve şükranlarımızı sunuyorum.” Anma töreninde CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan da konuşma yapan diğer isimler oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.