SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anadolu

Porsuk Haber Ajansı - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

8 Mart’ta Kadının Gücüne Sanatsal Bir Selam: "Kapadokya’ya Vefa" Haber

8 Mart’ta Kadının Gücüne Sanatsal Bir Selam: "Kapadokya’ya Vefa"

Odunpazarı Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Belediyenin kültür ve sanat alanındaki önemli mekânlarından biri olan Eskişehir Odunpazarı Şehrin Ateşi Sanatlar Galerisi, 11. sergisinde kadın emeğini, direncini ve üretkenliğini odağına alan “Kapadokya’ya Vefa” adlı kişisel sergiyi sanatseverlerle buluşturuyor. Sergi, 8 Mart 2026 Pazar günü saat 12.00’te açılacak ve 8 Nisan 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. 1974 Kayseri doğumlu seramik sanatçısı Nurcihan Cihan’ın imzasını taşıyan sergi, kadını ve toprağı ortak bir hafızada buluşturuyor. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu olan Cihan, yüksek lisansını Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Ana Sanat Dalı’nda tamamladı. Yıllardır üretimini seramik üzerinden sürdüren sanatçı; çalışmalarında kadın figürlerini, Kapadokya’nın kültürel varlıklarını ve Anadolu’nun kadim sembollerini çağdaş bir üslupla yorumluyor. “Kapadokya’ya Vefa”, yalnızca bir coğrafyaya duyulan saygının değil; aynı zamanda kadının zamana direnen gücüne bir selamın ifadesi. Sanatçı, Kapadokya’nın toprağını ve taşını, kadın kimliğiyle birlikte ele alıyor. Ona göre kadın; tıpkı Kapadokya’nın peri bacaları gibi zamana karşı dimdik duran, sessiz ama derin bir güç taşıyan bir varlık. Üreten, dönüştüren ve her şeye rağmen varlığını sürdüren bir yaşam kaynağı… Sergide yer alan eserlerde kadın figürleri, Kayseri evleri ve Kapadokya’nın simgesel dokusu iç içe geçiyor. Toprak, taş ve kadın arasında kurulan bu bağ; hem kültürel belleğe hem de kadın emeğine vurgu yapıyor. Kadın; tıpkı toprak gibi üretken, tıpkı taş gibi kalıcı bir iz bırakıyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde açılan sergi, kadının dayanıklılığını, doğurganlığını ve estetik gücünü görünür kılmayı amaçlıyor. Odunpazarı Belediyesi’nin sanatı toplumla buluşturma anlayışı doğrultusunda düzenlenen “Kapadokya’ya Vefa”, kadınların geçmişten bugüne taşıdığı hikâyelere sanatsal bir pencere aralıyor. Toprağın hafızasında saklı olan kadın sesi, bu kez seramik yüzeylerde hayat buluyor. Odunpazarı’nda yükselen bu sergi, 8 Mart’ta kadının emeğine ve varlığına güçlü bir saygı duruşu niteliği taşıyor.

Özcan Türkmen'den Yepyeni Bir Kitap Haber

Özcan Türkmen'den Yepyeni Bir Kitap

Eskişehir’de uzun yıllardır eğitim camiasına emek veren eğitimci-yazar Özcan Türkmen, kültürel hafızaya ışık tutan önemli bir eseri daha okuyucularla buluşturdu. “Unutulan Kültür Değerlerimiz: Doğum–Evlenme–Ölüm–İnanışlar (Emirdağ Örneği)” adlı kitap, titiz bir araştırma ve inceleme sürecinin ürünü olarak yayımlandı. Altı bölümden oluşan eser, yalnızca bir folklor çalışması olmanın ötesine geçerek Emirdağ’ın köklü geçmişini, sözlü kültür zenginliğini ve toplumsal hafızasını kayıt altına alıyor. Kitapta, Emirdağ ağzından derlenen ağıtlar, türküler, atasözleri ve deyimler; kültürün yaşayan tanıkları olarak sayfalara taşınıyor. Eserde Emirdağ yöresinin tarihsel serüvenine de özetle yer veriliyor. Friglerden Lidyalılara, Perslerden Helenlere; Bergamalılardan Romalılara, Bizans’tan Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar uzanan geniş bir tarihsel panorama okuyucuya sunuluyor. Ayrıca aşiretlerin iskân süreci ve Millî Mücadele döneminde Aziziye’nin rolü de ele alınıyor. Kitapta, Emirdağ sevdasını mısralara döken şairler de unutulmadı. Muharrem Kubat’ın “Emirdağı” şiiri ile Şükrü Türkmen’in “Emirdağ” şiiri, esere ayrı bir edebi derinlik katıyor. Beş sayfalık kapsamlı kaynakçasıyla akademik bir niteliğe de sahip olan çalışmada, Özcan Türkmen’in yıllar içinde derlediği yaklaşık beş yüze yakın Emirdağ türküsüne yer verilmesi ise kitabı benzersiz kılan unsurlar arasında bulunuyor. Altı ana bölümden oluşan eser şu başlıkları kapsıyor: Halk Kültürü: Sözlü kültür, kültür aktarıcıları, kültürün sessiz kaybı ve Emirdağ’da yapılan halk kültürü çalışmaları. Doğum: Doğum öncesi, doğum anı, doğum sonrası ve çocukta ilkler. Evlenme. Ölüm ve Emirdağ Ağıtları. Diğer Batıl İnanışlar. Emirdağ Türküleri. Yazar Özcan Türkmen, eserine ilişkin yaptığı açıklamada kültürel mirasın korunmasına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Çalışmalarından alıntı yaptığım veya yapmadığım ama mutlaka yararlandığım değerli araştırmacıları kutluyor, onları takdir ediyorum. Eserin daha kapsamlı çalışmalara kaynak olabilmesi, en büyük arzumdur. Herkesin faydalanması için kitabımın satışı yoktur ve isteyen herkese ücretsiz olarak vereceğim. İyi okumalar diliyorum.” “Unutulan Kültür Değerlerimiz”, sadece Emirdağ’ın değil, Anadolu’nun ortak hafızasına tutulan güçlü bir ışık niteliği taşıyor. Geleneklerin, inançların ve toplumsal ritüellerin kayıt altına alındığı bu eser; geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarak kültürel mirasın yaşatılmasına önemli bir katkı sunuyor.

Yerel Tohum Takas Günleri Devam Ediyor Haber

Yerel Tohum Takas Günleri Devam Ediyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Bereketin paylaştıkça çoğalsın Eskişehir” sloganıyla her yıl geleneksel olarak düzenlenen Yerel Tohum Takas Günleri, bu yıl da kentin dört bir yanında büyük bir ilgiyle devam ediyor. Kırsal ilçelerde başlayan tohum buluşmaları, şimdi de kent merkezinde üreticiler ve vatandaşları aynı heyecan etrafında bir araya getiriyor. Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekiplerinin titizlikle yürüttüğü organizasyon kapsamında, yerel tohumlar üreticilerle buluşturulurken; ata mirası tohumların korunması, çoğaltılması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemi bir kez daha vurgulanıyor. Anadolu’nun bereketli topraklarından süzülen bu kadim miras, dayanışma ruhuyla elden ele, gönülden gönüle aktarılıyor. Etkinliklere katılan üreticiler ve vatandaşlar, yerel tohumların yeniden paylaşılmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, tarımsal sürdürülebilirliğe verilen destek dolayısıyla Ayşe Ünlüce’ye teşekkür etti. Katılımcılar, bu organizasyonun hem üretime hem de toplumsal dayanışmaya katkı sunduğunu ifade etti. Etkinlik takvimi kapsamında yerel tohumlar; 26 Şubat’ta Mahmudiye, 27 Şubat’ta Beylikova, 28 Şubat’ta Alpu, 5 Mart’ta Han, 6 Mart’ta Çifteler ve 7 Mart’ta Mihalıççık ilçelerinde vatandaşlarla buluşacak. İlçelerdeki programlar 10.00–12.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Kent merkezindeki Tohum Takas Günleri ise 3 Mart, 10 Mart ve 14 Mart tarihlerinde 10.00–16.00 saatleri arasında Üretici Market Eskibağlar ve Üretici Market Adliye noktalarında düzenlenecek.

Özbağ Dokumalarının Yüzyıllık Serüveni Haber

Özbağ Dokumalarının Yüzyıllık Serüveni

Kırşehir’in Özbağ yöresinden çıkan ve Türk kültürüne önemli izler bırakan Özbağ kirkitli halı, minder ve yastık dokumacılığı; her ilmeğinde bir kadının emeğini, sabrını ve iç dünyasını taşıyan, zamana direnen kadim bir anlatı olarak biliniyor. Bu dokumalar yalnızca iplik ve yünden ibaret değil; geçmişten bugüne aktarılan bir hafızanın, sessizce konuşan bir kültürün izlerini barındırıyor. Bu eşsiz miras, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Özbağ Halısı Dokuma Zanaatçısı” unvanı verilen tarih öğretmeni Meral Gülçiçek’in özverili çalışmalarıyla gelecek kuşaklara aktarılmaya devam ediyor. Bozkırdan tezgâha uzanan kadim kültür Türk el sanatları geleneğinde dokumacılık, yalnızca estetik bir uğraş olarak görülmüyor; kökleri Orta Asya bozkırlarına uzanan binlerce yıllık bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Hayvancılıkla şekillenen göçebe yaşamda yün ve derinin hayati bir değere sahip olması, bu zanaatın bir zorunluluktan doğarak zamanla kültürel bir kimliğe dönüşmesini sağlıyor. Koyun yününden elde edilen dokumaların Türk kimliğindeki yeri, hayvan derisinin doğal bir uzantısı olarak kadim zanaatın başlangıcı kabul ediliyor. Bu nedenle Gülçiçek için dokuma, Türk kültürüyle eş değer bir anlam taşıyor. Kırşehir’in Özbağ yöresinde dokuma sanatı, kuşaktan kuşağa aktarılan köklü bir gelenek olarak varlığını sürdürüyor. Bu sanat, yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda yöre halkı için önemli bir geçim kaynağı olma özelliği taşıyor. Özbağ’da dokunan halılar, zaman içinde bölgenin kültürel belleğini şekillendiriyor ve yerel yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Kırşehir halıları, geçmişten bugüne hem saray çevresinin hem de Anadolu insanının ihtiyaçlarına karşılık veriyor. İnce işçiliği ve özgün desenleriyle dikkat çeken bu halılar, bir dönem padişah saraylarında düzenlenen yarışmalarda ödüller kazanıyor; krallara hediye ediliyor ve görkemli salonları süslüyor. Zamanla saraylardan halkın yaşam alanlarına doğru yayılan Kırşehir halıları, orta tabaka ve köylülerin de evlerine giriyor. Böylece bu dokumalar, yalnızca bir zenginlik ve ihtişam göstergesi olmaktan çıkarak toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren ortak bir kültür unsuruna dönüşüyor. Dokumalardaki renk skalası ve motifler, Orta Asya’dan itibaren dünyayı anlamlandıran değerleri taşıyor Özbağ halıları; renkleri, desenleri ve kullanım amaçlarıyla diğer yöresel dokumalardan ayrılıyor. Bu özgünlüğün temelinde, Kırşehir’in bir ahilik merkezi olması ve dünyanın ilk kadın teşkilatı Bacıyân-ı Rûm’un kurucusu Fatma Bacı’nın bıraktığı derin izler yatıyor. Anadolu dokuma kültürünün öncüsü kabul edilen Fatma Bacı, bu zanaatı kadınlara öğreterek güçlü bir toplumsal hafızanın oluşmasını sağlıyor. “Pîr Ahî Evran-ı Velî Hazretleri’nin eşi Fatma Bacı, bu zanaatı Anadolu’da başlatan ve kadınlara öğreten ilk kişi olduğu için Özbağ, Anadolu’yu etkileyen kadim bir kültür haline geliyor. Bu dokumalardaki renk skalası ve motifler, Orta Asya’dan itibaren dünyayı anlamlandıran değerleri taşıyor. Anadolu’yu simgeleyen, bolluk ve bereketi ifade eden en meşhur motiflerden biri olan “eli belinde”, Özbağ dokumacılığının da temel motiflerinden birini oluşturuyor. İlmeklerde saklı sessiz çığlıklar Dokumacılıkta motifler yalnızca birer desen değil; kadınların sessiz çığlıklarını ve iç dünyalarını yansıtan güçlü semboller olarak tezgâhtaki yerini alıyor. Anadolu kültüründe dokuma sanatının sembolik dili incelendiğinde, bolluk ve bereketin yanı sıra hüzün, ölüm ve ayrılık gibi duyguların da ipliklere büyük bir titizlikle aktarıldığı görülüyor. Kadınların yaşadığı her duygunun ilmeklere nasıl işlendiğini anlatan Meral Gülçiçek, bu derin sembolizmi şu çarpıcı örnekle dile getiriyor: “Türk kadını yaşadığı her duyguyu ilmek ilmek halısına dokur. Gülün rengi normalde siyah olmaz ama hüzünlü bir kadın, halısına siyah gül dokuyarak içindeki acıyı yansıtır. Bu duygusal aktarım yalnızca renklerle değil, dokuma eyleminin ritmiyle de somutlaşır. Dokuma sırasında kullanılan ‘kirkit’ aletinin sesi, kadının o anki ruh hâlinin bir ritmine dönüşür. Kadınlar için Anadolu’da dokuma, yalnızca bir üretim değil; kendilerini ifade etmenin ve ‘ben buradayım’ demenin bir yoludur. Kültürel bir hafıza olan dokumanın dili ustaları tarafından bilinir. Örneğin ustam olan annem, halının renginden ve motifinden dokumacı kadının neler yaşadığını, hangi ruh hâliyle dokuma yaptığını bugün bile yorumlayabilir.” Gelenekten sanayiye dönüşüm Özbağ dokumacılığı, 1940’lı yıllardan itibaren ev içi bir gelenek olmaktan çıkarak sanayileşmenin etkisiyle ticari bir boyuta evriliyor. Modernleşme süreciyle birlikte iplik ve boyama teknikleri sanayileşiyor; zanaat, zamanla kültürel bir üretim alanından ticari bir meta haline geliyor. Anadolu’nun köklü ahilik geleneğinin temel taşı olan usta-çırak ilişkisi, Özbağ dokumacılığının yaşatılmasında en kritik unsuru oluşturuyor. Bu zanaatın bir okulu olmadığını ve ancak usta eliyle öğrenilebileceğini vurgulayan Meral Gülçiçek, yeni nesli tezgâh başına davet ediyor. Özbağ dokumacılığı, yalnızca bir el sanatı değil; korunması gereken bir kültür hafızası olarak biliniyor. İlmek ilmek örülen bu miras, geçmişin sesini bugüne taşırken geleceğe de sessiz ama güçlü bir çağrı yapıyor. Tezgâh başında başlayan bu yolculuk, kadının emeğiyle, sabrıyla ve hafızasıyla varlığını sürdürüyor. Özbağ’ın dokuma mirası yaşadıkça, Anadolu’nun sesi de ipliklerin arasından yankılanmaya devam edecek. Kaynak: AnaHaber

HABEV ve Alevi - Bektaşi Köy Dernekleri Ata'nın Huzurunda Haber

HABEV ve Alevi - Bektaşi Köy Dernekleri Ata'nın Huzurunda

Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Av. Ufuk Uysal ve yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir’de bulunan 34 Alevi-Bektaşi köy derneği ile birlikte Anıtkabir’e ziyarette bulundu. Heyet, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıktı. 18 Şubat 2026 saat 14.00’da Aslanlı Yol’dan başlayan ziyaret, resmi tören protokolü eşliğinde gerçekleşti. Vakıf Başkanı Av. Ufuk Uysal’ın Atatürk’ün mozolesine çelenk sunumu gerçekleştirdiği törende, heyet üyeleri saygı duruşunda bulunurken duygu dolu anlar yaşadı. Hacı Bektaş Veli Felsefesi ile Cumhuriyet Değerleri Vurgusu Törenin ardından Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Başkan Uysal, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Uysal, kaleme aldığı yazıda Alevi-Bektaşi toplumunun, sevgi ve hoşgörüyü merkeze alan inancıyla, Cumhuriyetin, laikliğin ve demokrasinin teminatı olduğuna dikkat çekti. Başkan Uysal, Hacı Bektaş Veli’nin "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır" sözü ile Atatürk’ün "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" ilkesinin, yollarını aydınlatan ortak meşaleler olduğunu vurguladı. “Fikri Hür Nesiller Yetiştirmeye Devam Edeceğiz” Başkan Uysal, deftere yazdığı satırlarda şu ifadelere yer verdi: "Söz veriyoruz ki; fikri hür, irfanı hür nesiller yetiştirmeye devam edecek; Anadolu’nun kadim kültürüyle yoğrulmuş birliği, beraberliği ve kardeşliği sonsuza dek savunacağız. Bize emanet ettiğiniz bu vatan için, gösterdiğiniz hedefler doğrultusunda yılmadan yürümeye devam edeceğiz." Ziyaret, Eskişehir heyetinin Anıtkabir merdivenlerinde çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

Kültürel Ezgiler Konseri Unutulmaz Bir Gece Yaşattı Haber

Kültürel Ezgiler Konseri Unutulmaz Bir Gece Yaşattı

Eskişehir Kent Konseyi Şehrin Renkleri Korosu tarafından gerçekleştirilen“ Kültürel Ezgiler Konseri” izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Salonu dolduran Eskişehirliler, kültürel mirasa vurgu yapılan konseri büyük bir coşku ile izledi. Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde Koro Şefi Figen Alkılıçgil’in yönetiminde düzenlenen konsere Türkiye Kent Konseyleri Birliği ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Hacı Bektaş Veli Vakfı, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Kuzey Kafkas Karaçay-Balkar Kültür Derneği, Muhacir Dernekleri Federasyonu, Karadenizliler Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği, ERİAD, Ertuğrulgazi Yörük ve Türkmen Dernekleri Federasyonu, Emirdağlılar Vakfı Başkanları ve vatandaşlar katıldı. Konserin açılış konuşmasını yapan Türkiye Kent Konseyleri Birliği ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Şehrin Renkleri Korosunun kuruluş amacını anlattı. Kapanoğlu “Dünyayı bir günde değiştirmenin imkanının bulunmadığını, ama dünyanın insanları değiştirmesini, tanınamaz hâle getirmesini önlemenin yollarının olduğunu, bunun en başında kültür ve sanat alanında yapılacak nitelikli çalışmalar geldiğini biliyoruz. Bu nedenle kültür ve sanat hayatımızı zenginleştirecek ve kültürel mirasımızla gençler arasında köprüler kuracak bir çaba içerisindeyiz.” dedi. Açılış konuşmasının ardından Orta Asya’dan Balkanlara, Kafkaslardan Kırım’a uzanan bir yolculuğun sahneye aktarıldığı akşamda 9 farklı kültür tek sahnede bir araya geldi. Kültürel şarkıların söylendiği, halk oyunlarının sahnelendiği organizasyon sonunda Türkiye Kent Konseyleri Birliği ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, geceye katkı sağlayan herkese teşekkür ederek “kültürel ezgilerimiz bazen yürek tellerimizi titretir, bazen ruhumuzu kanatlandır ama bize aynı hikâyenin, aynı kaderin parçası olduğumuzu anlatır, bizi birbirimize yakınlaştırır. Anadolu coğrafyasının, yüzyıllardır süregelen büyük serüvenine dahil olduğumuzu hissettirir. Tarihe kalıcı bir not olarak düşecek ve gelecek nesilleri geçmişin değerli mirasıyla buluşturan başlı başına bir kültür hazinesi olan bu projeyi sizlerle yeniden buluşturuyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. “dedi. Gece sonunda konsere katılan vatandaşlar keyifli ve farklı bir organizasyona katıldıklarına ifade ederek, teşekkür etti.

Vali Erdinç Yılmaz Göreve Başladı Haber

Vali Erdinç Yılmaz Göreve Başladı

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Osmaniye Valiliğinden Eskişehir Valiliği'ne atanan Vali Dr. Erdinç Yılmaz görevine başladı. Vali Yılmaz, tören mangasını ve kendisini karşılayan il protokolünü selamlayarak makamında basın mensuplarına açıklama yaptı. Vali Yılmaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Kıymetli Eskişehirli Hemşehrilerim, Değerli Mesai Arkadaşlarım; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya’nın takdir ve tensipleriyle; şehitler diyarı Osmaniye’den, kuruluşun ve kurtuluşun simge şehirlerinden biri olan, sevgi şehri Eskişehir Valiliği görevine atanmış olmanın onurunu, gururunu ve sorumluluğunu büyük bir heyecanla taşıyorum. Eskişehir, meslek hayatımda ve gönül dünyamda müstesna bir yere sahiptir. Daha önce bu kadim şehirde Sivrihisar ve Tepebaşı ilçelerinde kaymakam olarak görev yapmış; bu süre zarfında şehrin sokaklarını, insanlarının nezaketini, kültürünü, dayanışma ruhunu, sosyal yapısını, kültürel değerlerini ve idari dinamiklerini yakından tanıma imkânı bulmuş, insanımızın beklenti ve ihtiyaçlarını bilen bir idareciyim. Bu nedenle Eskişehir Valiliği görevini üstlenmek, benim için yabancısı olmadığım bir şehre, güçlü bir aidiyet ve sorumluluk duygusuyla hizmet etme anlamı taşımaktadır. Tarihi binlerce yıl öncesine uzanan Eskişehir; Sivrihisar’ın kadim mirası, Odunpazarı’nın tarihî dokusu, Yunus Emre’nin hoşgörü anlayışı, Nasreddin Hoca’nın hikmetli düşüncesi ve Porsuk Çayı’nın şehre kattığı estetikle Anadolu’nun en müstesna şehirlerinden biridir. Köklü kültürüyle geçmişi yaşatan, güçlü sanayisi ve verimli tarım alanlarıyla üretimi destekleyen, üniversiteleriyle gençliğin ve bilimin merkezi olan Eskişehir; çağdaş şehircilik anlayışı doğrultusunda geçmiş ile geleceği uyum içinde buluşturan nadide şehirlerimizdendir. Dünyanın ve Türkiye’nin en güvenli, yaşam kalitesi en yüksek illerinden biri olan Eskişehir’de, bu huzur iklimini korumak ve daha da ileriye taşımak en temel hedefimizdir. Sanayisiyle üretimin, tarımıyla emeğin, üniversiteleriyle gençliğin ve bilimin, turizmiyle kültürel zenginliğin merkezi olan bu güzel şehirde birlik ve beraberlik içerisinde çalışacağız. Kapımız her daim vatandaşlarımıza açık, gönlümüz her bir hemşehrimizin derdiyle birdir. Hukukun üstünlüğünü esas alan; insanı merkeze koyan, adil, şeffaf ve güven veren, toplumun her kesimini kucaklayan ve birleştiren bir yönetim anlayışıyla Eskişehir’e hizmet edeceğiz. Bu anlayış doğrultusunda, kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlayan, şehrimizin sesi olan yerel ve ulusal basın kuruluşlarımızla da her zaman açık, samimi ve yapıcı bir iş birliği içerisinde olacağız. Bu şehrin ortak değeri olan Eskişehirspor’un (Es-Es) yeniden eski şaşaalı ve başarılı günlerine kavuşması adına üzerimize düşen desteği ve motivasyonu da kararlılıkla sürdüreceğiz. Kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, tüm paydaşlarımız ve basınımızla el ele vererek Eskişehir’i daha müreffeh, daha güçlü yarınlara hep birlikte taşıyacağız. Bu vesileyle, bu onurlu görevi şahsıma tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya’ya şükranlarımı sunuyor; bugüne kadar Eskişehir’e hizmet etmiş tüm valilerimize, mülki idare amirlerimize ve kamu görevlilerimize teşekkür ediyor, Eskişehir Valiliği görevimin şehrimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Tüm Eskişehirli hemşehrilerimi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.