SON DAKİKA
Hava Durumu

#Alım Gücü

Porsuk Haber Ajansı - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İktidarın Gündeminde Ülkenin Gerçekleri Değil, Transferler Var! Haber

İktidarın Gündeminde Ülkenin Gerçekleri Değil, Transferler Var!

Saadet Partisi Odunpazarı Eğitim Başkanı Nihat Çelik, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen Filistin yürüyüşüne katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Çelik, iktidarın ülkenin temel sorunlarını bir kenara bırakıp milletvekili, belediye başkanı ve para transferlerine odaklandığını belirterek, "Adil düzene geçin, herkes zaten kendiliğinden gelsin" çağrısında bulundu. Filistin Davası İnsanlığın ve Vicdanın Davasıdır 7 Ekim Aksa Tufanı’nın yıl dönümü vesilesiyle Anadolu Gençlik bünyesinde gerçekleştirilen yürüyüşe katılan Saadet Partisi Odunpazarı Eğitim Başkanı Nihat Çelik; Filistin, Gazze ve Kudüs’ün hiçbir zaman unutulmadığını ve unutulmayacağını bir kez daha gür bir sesle haykırdıklarını ifade etti. Gerçekleştirilen yürüyüşün sıradan bir anma programı olmadığının altını çizen Nihat Çelik, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu yürüyüş; zulme karşı duruşun, mazlumdan yana oluşun, insanlık onurunu savunmanın ve Filistin halkıyla dayanışmanın bir ifadesiydi. Herkes bilmelidir ki Filistin davası yalnızca Filistinlilerin değil; insanlıktan, adaletten ve vicdandan yana olan herkesin davasıdır." "Gazze’de Yaşanan Katliamlara Karşı Sessiz Kalamayız" Yıllardır işgal, baskı, abluka ve ağır saldırılar altında yaşam mücadelesi veren Filistin halkının çığlığına duyarsız kalınamayacağını belirten Çelik; Gazze’de hayatını kaybeden masum çocukları, evlerini kaybeden aileleri, bombalanan hastaneleri, okulları ve doğrudan hedef alınan sivilleri unutmamanın insani bir sorumluluk olduğunu vurguladı. "İktidarın Tek Gündemi: Milletvekili, Belediye Başkanı ve Para Transferleri" Türkiye’nin mevcut ekonomik ve sosyal gündemini de değerlendiren Nihat Çelik, iktidarın halkın gerçek sorunlarından kopuk bir siyaset yürüttüğünü belirterek sert eleştirilerde bulundu. Ülke gündeminde sadece siyasi ve maddi transferlerin yer aldığını söyleyen Çelik, şöyle devam etti: "Diğer yandan ülkemizde iktidarın gündeminde sadece transferler var. İktidarın gündeminden düşürmediği üç şey var: Milletvekili transferi, belediye başkanı transferi ve bir de para transferi... İktidar bu üç transfere oldukça önem veriyor; 'Bize gelsin de nereden gelirse gelsin' mantığıyla hareket ediliyor." "Transferlerle Her Şey Düzeliyor mu?" Siyasi transferlerle ülkenin kronikleşen sorunlarının çözülemeyeceğini vurgulayan Saadet Partisi Odunpazarı Eğitim Başkanı Nihat Çelik, iktidara şu kritik soruları yöneltti: Bütün milletvekilleri ve bütün belediye başkanları iktidar partisine geçince her şey düzeliyor mu? Örneğin gelir dağılımında adalet sağlanacak mı? İnsanların refah seviyesi yükselecek mi? Vatandaşın alım gücü artacak mı? Kiralar, market ve pazar masrafları kısacası vatandaşın mutfağı, sizlerin mutfağı gibi olabilecek mi? Çağrı: "Kapalı Kapılar Ardındaki Transferlerden Vazgeçin, Adil Düzen'e Geçin" Açıklamasının sonunda iktidara somut bir çağrıda bulunan Nihat Çelik, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Buradan iktidara çağrımızdır: Lütfen kapalı kapılar arkasındaki transfer uğraşınızdan vazgeçin. Ülkenin gerçek meselelerini gündeminize alın ve adil düzene geçin. Siz adil bir düzen kurarsanız, zaten herkes kendiliğinden sizlere transfer olur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

İYİ Parti Tepebaşı'ndan Eskişehir'de Doğal Gaz Faturası Tepkisi Haber

İYİ Parti Tepebaşı'ndan Eskişehir'de Doğal Gaz Faturası Tepkisi

​İYİ Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan, Eskişehir'deki doğal gaz tarifeleri ve artan fatura maliyetleri üzerine bir basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu. Doğalgazın artık sadece bir enerji gideri olmadığını, emeklinin maaşını, işçinin ücretini ve mutfak bütçesini doğrudan etkileyen temel bir harcama kalemi haline geldiğini belirten Küçükerkan, konuyu EPDK, BOTAŞ ve ESGAZ’ın resmî verileriyle ele aldı. ​Eskişehir'de Doğal Gaz Fiyatları 5,5 Yılda 9 Kat Artış Gösterdi ​Açıklamasında rakamsal kıyaslamalara yer veren Reşat Küçükerkan, Ocak 2021’de Eskişehir’de konut doğal gazının metreküp fiyatının yaklaşık 1,56 TL olduğunu, Ekim 2026 itibarıyla ise ESGAZ’ın resmî tarifesinde K1 kademe için KDV hariç fiyatın 14,10 TL'ye ulaştığını kaydetti. ​"Vatandaşın maaşı 5,5 yılda 9 kat arttı mı? Artmadı. Peki, doğal gaz neden yaklaşık 9 kat arttı?" diyerek duruma tepki gösteren Küçükerkan, bugünkü ESGAZ tarifesinde 10,625 TL gaz alım bedeli, 3,32918 TL sistem kullanım bedeli ve 0,1468 TL ÖTV bulunduğunu, bunların üzerine de KDV eklendiğini hatırlattı. ​"Sistem Kullanım Bedeli Nasıl Hesaplanıyor?" ​ESGAZ’ın 2025 yılı sonu verilerine göre Eskişehir’de 425 binden fazla abonenin bulunduğunu ve 2008 yılında imarı tamamlanmış cadde ve sokakların tamamına doğal gaz ulaştırıldığını hatırlatan Küçükerkan, altyapısı yıllardır mevcut olan bir şehirde sistem kullanım bedellerinin neden bu seviyelere geldiğini sordu. ​Özel sektörün yatırım yapmasına karşı olmadıklarını, aksine şeffaflıktan yana olduklarını vurgulayan Küçükerkan şu ifadeleri kullandı: ​"Vatandaşın parasının nereye gittiğini bilmek istemesi en doğal hakkıdır. Bu bedelin içindeki yatırım, işletme, bakım ve amortisman maliyetleri nelerdir? Vatandaş bu hesabı neden açık ve anlaşılır biçimde göremiyor?" ​İYİ Parti'den Üç Maddelik Doğal Gaz Çağrısı ​Eskişehir’in sert kış koşullarıyla mücadele eden bir şehir olduğuna dikkat çeken Reşat Küçükerkan, emeklilerin ve işçilerin evlerinde faturayı düşünmeden ısınabilmesi için şu üç acil çağrıda bulundu: ​Kış aylarında konutların temel ısınma tüketiminde ÖTV sıfırlanmalı, KDV ise sosyal politika kapsamında ciddi biçimde düşürülmelidir. ​EPDK tarafından belirlenen üst sınırlar yalnızca maliyet parametreleriyle değil, hane halkının alım gücü gözetilerek değerlendirilmeli; sistem kullanım bedeli kalem kalem açıklanmalıdır. ​Emekli, dar gelirli ve ihtiyaç sahibi ailelere kış aylarında sağlanan doğrudan doğal gaz desteği artırılmalıdır. ​Eskişehirli vatandaşların "Bu ay faturayı mı ödeyeceğim, mutfağı mı döndüreceğim?" sorusuyla baş başa kaldığını belirten Küçükerkan, ısınmanın lüks olmadığını ve vatandaşın ödeme gücünün hesaba katılması gerektiğini ifade ederek açıklamalarını tamamladı.

Başkan Murat Arnik:“Tencerede Et Değil, Kemik Kaynıyor!” Haber

Başkan Murat Arnik:“Tencerede Et Değil, Kemik Kaynıyor!”

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, artan maliyetler ve düşen alım gücü nedeniyle vatandaşın artık et değil kemik satın almak zorunda kaldığını belirtti. Kasaplarda satış hacminin %60'a varan oranlarda düştüğünü vurgulayan Arnik, acil eylem planı çağrısında bulundu. ​Türkiye genelinde gıda enflasyonu ve artan maliyetler dar gelirli vatandaşların mutfağını doğrudan etkilemeye devam ediyor. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, kasap tezgâhlarındaki son durumu gözler önüne seren çarpıcı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, vatandaşın alım gücünün erimesiyle birlikte alışverişin kilogramdan grama, hatta etten kemiğe düştüğü ifade edildi. ​“Eti Değil, Kemiği Hesaplıyoruz” ​Kasap tezgâhlarında son dönemde yaşanan tablonun ekonomik daralmanın en net göstergesi olduğunu belirten Başkan Murat Arnik, dar gelirli ailelerin yemeklerine en azından et tadı ve kokusu verebilmek için kemiğe yöneldiğini söyledi. ​Geçmişte sokak hayvanlarına ayrılan ya da ücretsiz verilen kemiklerin bugün ekonomik birer ürüne dönüştüğünü belirten Arnik, güncel piyasa koşullarını şu rakamlarla özetledi: ​Dana Kıyma (kg): Yaklaşık 1.000 TL ​Dana Kemiği (kg): Yaklaşık 120 TL ​Kuzu Kemiği (kg): Yaklaşık 100 TL ​Tavuk Kemiği (kg): Yaklaşık 50 TL ​800 ila 1.000 TL vererek bir kilogram et alamayan vatandaşın, kasaba gelerek "Bana bu paraya ne kadar gelirse et değil, kemik ver" dediğini ifade eden Arnik, kasaplardaki genel satış hacminin ise %30 ile %60 arasında azaldığını kaydetti. ​Kasap Esnafı Sabit Giderler Altında Eziliyor ​Satışların yarı yarıya düşmesine rağmen kasapların elektrik, kira, personel, Bağ-Kur, SGK ve vergi gibi sabit giderlerinin aralıksız devam ettiğine dikkat çekildi. Bir tarafta evine yeterli protein götüremeyen vatandaşın, diğer tarafta ise tezgâhında satış yapamadığı için tükenme noktasına gelen esnafın bulunduğu vurgulandı. ​Oda Başkanından Yerel Yönetimlere ve Kurumlara Net Çağrı ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası, yaşanan krizin çözümü için yetkili kurumlara şu maddelerle çağrıda bulundu: ​Et Destek Kartı Modeli: Belediyelerin doğrudan kasap dükkânı açarak esnafa rakip olması yerine, dar gelirli vatandaşlara Et Destek Kartı verilmeli ve bu kartlar mahalle kasaplarında geçerli kılınmalıdır. Böylece hem vatandaşın onuru korunacak hem de yerel esnaf desteklenecektir. ​Eskişehir’e Modern Mezbaha Şart: Şehirdeki kesim seçeneklerinin sınırlı olması nedeniyle esnafın çevre illere (örneğin Afyonkarahisar'a) gitmek zorunda kalması nakliye ve maliyet yükünü artırmaktadır. Modern bir mezbaha inşası artık bir zorunluluktur. ​Tavuk Parçalama Yetkisi: İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından denetlenen ruhsatlı kasaplara, kontrollü tavuk parçalama yetkisi verilmelidir. ​“Acil Çalışma Masası Kurulmalı” ​TÜİK verilerine göre 2025 yılında kırmızı et üretiminin gerilediğine dikkat çeken Murat Arnik, ithalatın geçici bir çözüm olduğunu, kalıcı başarının ancak yerli hayvancılığın desteklenmesiyle mümkün olacağını belirtti. Valilik koordinesinde Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ilgili odanın katılımıyla acil bir çalışma masası kurulması talep edildi.

Başkan Ataç: "Esnafımız Kentimizin Yaşam Damarıdır" Haber

Başkan Ataç: "Esnafımız Kentimizin Yaşam Damarıdır"

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Eskişehir’de faaliyet gösteren 6 esnaf odasının başkanını ziyaret ederek esnafın sorun ve taleplerini dinledi. Başkan Ataç, “Esnafımız kentimizin yaşam damarıdır” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, kentte faaliyet gösteren esnaf odalarına yönelik ziyaretlerini sürdürüyor. Başkan Ataç bu kapsamda 6 esnaf odasının başkanı ve yöneticileriyle bir araya geldi. Başkan Ataç; Eskişehir Bakkal ve Bayiciler Odası Başkanı İsmail Hakkı Ördek, Eskişehir Umum Kahveciler Odası Başkanı Mehmet Karatay, Eskişehir Marangozlar ve Mobilyacılar Odası Başkanı Mustafa Köroğlu, Eskişehir Yaş Sebze, Meyve, Balıkçılar ve Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Oğuz, Eskişehir Sucular Odası Başkanı Hayrettin Nam ve Eskişehir Minibüsçüler Esnaf Odası Başkanı Yılmaz Durul’u ziyaret etti. Oda başkanları ve yöneticilerinin de katıldığı görüşmelerde Eskişehir’in esnafın karşılaştığı sorunlar, beklentiler ve çözüm önerileri ele alındı. Başkan Ataç, oda başkanlarından esnafın talepleri hakkında bilgi alırken karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Esnafın sorun ve taleplerini dinledi Ziyaretlerde ekonomik koşulların esnaf üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Başkan Ataç, esnafın yaşadığı ekonomik sorunların yalnızca işletmeleri değil toplumun tamamını ilgilendirdiğine dikkat çekerek, vatandaşların alım gücündeki gerilemenin doğrudan esnafın işlerine de yansıdığını ifade etti. Esnafın kent yaşamındaki önemine vurgu yapan Başkan Ataç, “Esnafımız kentimizin yaşam damarıdır. Mahallelerimizde, çarşılarımızda ve pazarlarımızda vatandaşlarımızla doğrudan temas halinde olan esnafımız ekonomik hayatımızın olduğu kadar sosyal yaşamımızın da temel unsurlarından biridir. Esnafımızın güçlü olması, kentimizin de güçlü olması demektir” dedi. Ekonomik koşulların hem esnafı hem de vatandaşları zorladığını belirten Başkan Ataç, “Bugün vatandaşlarımızın alım gücündeki düşüşü ve yaşanan geçim sıkıntısını hep birlikte görüyoruz. Artan maliyetler esnafımızın yükünü büyütürken, vatandaşlarımız da temel ihtiyaçlarını karşılamakta her geçen gün daha fazla zorlanıyor. Vatandaşın alım gücü düştüğünde bunun etkisini ilk hisseden kesimlerden biri de esnafımız oluyor. Bu nedenle esnafımızın sorunlarını ve taleplerini doğrudan dinlemeyi, karşılıklı görüş ve önerilerimizi paylaşmayı çok önemsiyoruz” ifadelerini kullandı. “Esnafımızla dayanışma içindeyiz” Yerel yönetimler ile esnaf odaları arasındaki iletişim ve iş birliğinin önemine de dikkat çeken Başkan Ataç, “Esnaf odalarımız kentimizin nabzını tutan önemli kurumlarımız arasında yer alıyor. Farklı meslek gruplarının yaşadığı sorunları en yakından bilen Oda başkanlarımızla iletişim halinde olmak, onların görüş ve önerilerini dinlemek bizim için çok kıymetli. Tepebaşı Belediyesi olarak esnafımızla dayanışma içinde olmaya, kentimizin ekonomik ve sosyal yaşamını güçlendirecek her türlü iş birliğine açık olmaya devam edeceğiz” dedi.

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Güney: "Mazota Zam, Sofraya Ateştir" Haber

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Güney: "Mazota Zam, Sofraya Ateştir"

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkan Yardımcısı, STK ve Halkla İlişkiler Başkanı Muhammed Güney, son dönemde peş peşe gelen akaryakıt zamlarına ve ekonomik krizin vatandaşa yansımalarına ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Mazot fiyatlarının 90 TL sınırını aştığını belirten Güney, artan maliyetlerin tarladan pazara, esnaftan asgari ücretliye kadar toplumun tüm kesimlerini belini büktüğünü söyledi. "Akaryakıt Fiyatları 90 TL'ye Dayandı, Sofralar Küçüldü" Ocak ayında 55 TL seviyelerinde olan mazotun litresinin bugün 90 TL'ye kadar yükseldiğini hatırlatan Muhammed Güney, bir gecede yapılan 7 TL 79 kuruşluk dev zammın üretime ve vatandaşa ağır bir darbe vurduğunu ifade etti. Güney, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Bir gecede mazota 7 TL 79 kuruş zam yapmak; üretime darbedir, çiftçiye yüktür, nakliyeciye cezadır, esnafın kepengine, milletin sofrasına ateş düşürmektir! Bugün 90 TL'nin üzerine çıkan akaryakıtın bedeli sadece istasyon tabelalarında değil; tarlada artan maliyetle, pazarda yükselen fiyatla ve sofradan eksilen lokmayla ödenmektedir. 86 milyon insanımız artık bırakın kemer sıkmayı, nefes almakta zorlanmaktadır." "Asgari Ücretlinin Mazot Alım Gücü İki Yılda %84 Düştü" Ekonomideki erimenin rakamlarla açıkça görüldüğünü vurgulayan Güney, asgari ücretin akaryakıt karşısındaki değer kaybına dikkat çekti: Eylül 2024: 17 bin TL asgari ücretle 394,5 litre benzin, 394,4 litre mazot alınabiliyordu. Eylül 2026: Aynı asgari ücretle sadece 357 litre benzin ve 310 litre mazot alınabiliyor. Sonuç: Son iki yılda asgari ücretlinin alım gücünde benzinde %37, mazotta ise %84 oranında kayıp yaşandı. "Eğitim Sezonu Öncesi Vatandaş Kara Kara Düşünüyor" Açlık sınırı altında yaşam mücadelesi veren emekli ve asgari ücretlinin dayanacak gücünün kalmadığını belirten Güney; ev kiraları, kredi kartı borçları ve faturaların yanı sıra yaklaşan okul sezonunun da aileleri çaresiz bıraktığını söyledi. Okul kıyafetleri, kırtasiye masrafları ve servis ücretlerinin vatandaşın üzerine ek bir yük getirdiğini belirten Güney, kriz nedeniyle fabrikaların küçülmeye gittiğini, konkordato ilan ettiğini ve işsizliğin her geçen gün arttığını ifade etti. "İsraf ve Şatafattan Vazgeçilmiyor" Hükümetin bütçe açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalıştığını savunan Saadet Partili Güney, yetkililerin krizle mücadele yöntemlerini eleştirdi: "Bütçe açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalışan iktidar, operasyon gücünü milletimizin cebine değil; enflasyona, faize ve yüksek enerji fiyatlarına karşı göstermelidir. Ekonomik kriz aileleri dağıtırken, insanların psikolojisini bozarken yetkililer konserler, şenlikler ve şatafat dolu programlardan vazgeçmiyor. Faizle ve enflasyonla mücadele etmek yerine zam, vergi ve trafik cezalarıyla halkımızı zor durumda bırakmaya devam ediyorlar." "Bu Bozuk Düzeni Değiştireceğiz" Açıklamasının sonunda mevcut gidişatın sürdürülemez olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Muhammed Güney, "Ancak böyle gitmez. Biz Saadet Partisi olarak bu bozuk düzeni değiştirecek, halkımızı refah dolu günlere, Saadet'e ulaştıracağız inşallah" diyerek sözlerini tamamladı.

Başkan Ataç'tan Fethi Özkara ve Yönetimine Ziyaret Haber

Başkan Ataç'tan Fethi Özkara ve Yönetimine Ziyaret

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Eskişehir Berberler, Kuaförler, Güzellik ve Dövmecilik Salonu İşletmeleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nı ziyaret etti. Başkan Fethi Özkara ve oda yönetimiyle bir araya gelen Başkan Ataç, kentte hizmet veren esnafın nabzını tuttu. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette; berber, kuaför, güzellik ve dövmecilik salonu işletmelerinin karşılaştığı sorunlar, beklentileri ve talepleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Kent gündeminin de değerlendirildiği buluşmada, esnafın çalışma hayatını kolaylaştıracak konular üzerine karşılıklı fikirler paylaşıldı. Kentte toplumun farklı kesimleriyle buluşmayı sürdüren Başkan Ataç, esnaf odalarına gerçekleştirdiği ziyaretlerle de sektör temsilcilerinin görüş ve önerilerini doğrudan dinlemeye devam ediyor. Ataç, kentte farklı iş kollarında faaliyet gösteren esnafın emeklerinin ve katkılarının önemine dikkat çekti. Başkan Ataç: “Esnafımızın sorunlarını yakından takip ediyoruz” Ziyarette ekonomik gelişmelerin esnaf üzerindeki etkisine de değinen Başkan Ataç, “Esnafımız bugün yalnızca kendi işletmesinin değil, kent ekonomisinin de önemli bir parçasını ayakta tutuyor. Son dönemde artan giderler, işletmelerimizin çalışma koşullarını zorlaştırırken vatandaşlarımızın harcama imkanlarını da daraltıyor. Bir tarafta yükselen işletme maliyetleri, diğer tarafta azalan alım gücü esnafımızı zor bir denklemle karşı karşıya bırakıyor. Bu tabloyu sahada esnafımızla konuşarak, onların yaşadığı sıkıntıları doğrudan dinleyerek anlamaya çalışıyoruz. Esnafımızın güçlü olması, kentimizin ticari hayatının canlı kalması açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle esnafımızla dayanışma içinde olmaya ve onların taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi. Ziyarette Başkan Ataç, Başkan Fethi Özkara ve yönetim kuruluna çalışmalarında başarılar dileyerek, nazik ev sahiplikleri için teşekkür etti. Özkara ve oda yönetimi de ziyaretinden dolayı Başkan Ataç’a teşekkürlerini iletti. Ziyaret, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan:"Bu, Yönetilemeyen Bir Ekonomik Krizdir" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan:"Bu, Yönetilemeyen Bir Ekonomik Krizdir"

​İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, akaryakıt piyasasındaki ani fiyat değişimleri ve derinleşen ekonomik kriz hakkında bir basın açıklaması yaptı. Günü kurtaran politikalara tepki gösteren Ulucan, ekonomik belirsizliklerin faturasının vatandaşa kesildiğini belirtti. İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Akaryakıt piyasasında yaşanan son gelişmeler, Türkiye ekonomisinin hangi noktaya sürüklendiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Motorinin litre başına 7,74 TL’lik ÖTV’sinin sıfırlanmasıyla pompa fiyatlarında yaklaşık 9,25 TL’lik düşüş yaşanırken, daha bu indirimin üzerinden saatler geçmeden 7-8 TL civarında yeni bir zam beklentisinin ortaya çıkması, vatandaşın aklıyla doğrudan alay etmektir. Milletimiz artık şunu sormaktadır: Bir gecede indirim, ertesi gece zam… Bu ülkenin ekonomisi hangi akılla, hangi planla yönetiliyor? Daha önce döviz ve altında da benzer bir anlayışa şahit olduk. Dolar, Euro ve altın üzerinden yapılan ekonomik müdahaleler ve alınan kararlarla piyasalarda büyük dalgalanmalar yaşanırken, ortaya çıkan belirsizliğin ve maliyetin yükünü yine milyonlarca vatandaş taşıdı. Birileri servetini büyütürken, vatandaşın alım gücü her geçen gün eridi. Bugün akaryakıtta yaşanan tablo da bu durumun devamıdır. İndirim mi var, zam mı geliyor, ÖTV mi sıfırlandı, gece yarısı hangi fiyat değişecek? Vatandaş artık markete, akaryakıt istasyonuna veya pazara giderken neyle karşılaşacağını bilmiyor. Çünkü ekonomi yönetimi güven vermiyor. Akaryakıt yalnızca araç sahiplerini ilgilendiren bir konu değildir. Mazot zamlandığında çiftçinin maliyeti artar, nakliye pahalanır, market rafındaki ürün zamlanır, üretim maliyeti yükselir. Yani akaryakıttaki her artış, doğrudan iğneden ipliğe hayat pahalılığı olarak vatandaşın sofrasına yansır. Bugün emekli geçinemiyorsa, asgari ücretli ay sonunu getiremiyorsa, çiftçi ürettiğinden para kazanamıyorsa, esnaf siftah yapmadan kepenk kapatıyorsa bunun adı artık geçici ekonomik sıkıntı değildir. Bu, yönetilemeyen bir ekonomi krizidir. İYİ Parti olarak açıkça söylüyoruz: Vatandaşın cebinden alınan vergilerle günü kurtaran, bir gün indirim açıklayıp ertesi gün zam haberleriyle milleti şaşkına çeviren ekonomi anlayışından vazgeçilmelidir. Milletin ihtiyacı algı yönetimi değil, doğru ekonomi yönetimidir. İhtiyacımız olan; öngörülebilir, şeffaf, üretimi destekleyen, Türk lirasına güveni yeniden tesis eden ve vatandaşın alın terini koruyan bir ekonomik düzendir. Buradan hükümete soruyoruz: Millet daha ne kadar bu ekonomik belirsizliğin bedelini ödeyecek? Artık günü kurtarma politikalarını bırakın. Milletin cebini, üreticiyi, emekliyi, emekçiyi ve esnafı düşünün. Çünkü Türkiye’nin ekonomisi rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, vatandaşın mutfağıdır. Ekonomi, çiftçinin tarlasıdır. Ekonomi, esnafın kepengidir. Ekonomi, emeklinin aldığı maaştır. Ve bugün bu alanların tamamında vatandaşımız ağır bir geçim mücadelesi vermektedir. Artık bıçak kemiğe dayanmış, tuz kokmuştur. Milletin sabrı tükenmiştir. Türkiye’nin daha fazla belirsizliğe, günü kurtaran politikalara ve vatandaşın sırtına yüklenen yeni maliyetlere tahammülü yoktur."

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi” Haber

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfusun ve sigortalı çiftçi sayısının hızla düştüğünü vurgulayarak girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve ithalata dayalı politikaların üreticiyi tarladan uzaklaştırdığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulunda yaptığı değerlendirmelerle Türkiye tarımındaki çöküşü ve gıda krizinin arka planını gözler önüne serdi. Türkiye nüfusu artarken tarımda üretim yapan ve çalışan sayısının belirgin biçimde azaldığına dikkat çeken Gürer, “Veriler gösteriyor ki tarımda hem çalışanda hem de üretende ciddi bir gerileme var” dedi. Sigortalı Çiftçi Sayısı 17 Yılda Yarı Yarıya Düştü Tarımda sigortalı çalışan çiftçilerin sayısındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, özellikle son 17 yıldaki değişimin dikkat çekici olduğunu belirtti. Gürer, “Sigortalı işçi ve çiftçi sayısı da on yedi yılda önemli ölçüde gerilemiş. 2009 yılında 1 milyon 14 bin olan sigortalı çiftçi sayımız şu anda 562 bin 120’ye düşmüş durumda” dedi. Bu rakamların tarım sektöründeki sorunların boyutunu açık biçimde gösterdiğini ifade eden Gürer, “Bu durumda veriler gösteriyor ki tarımda önemli ölçüde çalışanda, üretende bir gerileme var” diye konuştu. “ÇİFTÇİ KAZANIRSA İŞİNİ SÜRDÜRÜYOR” Çiftçiliğin sürdürülebilmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurgulayan Gürer, çiftçinin para kazanamadığında üretimden koparak büyük kentlere yöneldiğini söyledi. Gürer, bu durumu şöyle anlattı: “Bunlar neden oluyor? Çiftçilik kişi başı yapılan bir iş. Üretici, çiftçi kazanırsa işini sürdürüyor, kazanamazsa büyük kentlere gelip orada daha zor koşullarda maaşla çalışmak için iş arıyor.” Çiftçinin karşı karşıya kaldığı temel sorunların başında yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirten Gürer, üreticinin ürününü pazarlamakta da ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdi. Gürer, “Girdi maliyetleri yüksek, ürettiği ürünü pazarlamada sorunu var, kendisine sağlanan destekler yetersiz” dedi. “BEN ÜRETİYORUM, BENDEN ALIP GİDEN PARA KAZANIYOR” Üreticinin kendi ürettiği üründen yeterli geliri elde edememesinin tarımdan kopuşu hızlandırdığını belirten Gürer, çiftçinin yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle ifade etti: “Ürettiği üründen kendisi para kazanamazken aracının, ithalatçının para kazandığını görünce doğal olarak kırgınlıklar da yaşıyor.” Çiftçinin yaşadığı sorunu kendi sözleriyle dile getiren Gürer, “Diyor ki: ‘Ben bir yılda ürünü üretiyorum, benden alıp giden para kazanıyor, ben kazanamıyorum.’” ifadelerini kullandı. Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamamasının yalnızca çiftçinin ekonomik durumunu değil, Türkiye’nin tarımsal üretim geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR” Tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Gürer, fındık, çay ve buğday üzerinden örnek verdi. Gürer, “Bugün fındığın fiyatı açıklandı, alım fiyatı düşük, çayda fiyat düşük, buğdayda fiyat düşük” dedi. Düşük alım fiyatı politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Gürer, “Düşük alım fiyat politikasıyla oluşturulan sonuç da o üretimi yapanların o işten uzaklaşmasını getiriyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE İTHALATÇI BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLİYOR” Türkiye’nin tarım politikasında ithalata dayalı yaklaşımın hâkim olduğunu savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi yerine çözümün dışarıdan ürün getirmekte arandığını söyledi. Gürer, “Türkiye bir de ithalatçı bir anlayışla yönetiliyor. Tarım politikalarıyla üreticiyi, çiftçiyi, besiciyi desteklemek yerine çözüm ithalatta aranıyor” diye konuştu. İthalatın kısa vadede raflardaki ürün miktarını artırıyor gibi görünse de vatandaşın alım gücündeki düşüş nedeniyle toplum açısından farklı bir tablo ortaya çıktığını belirten Gürer, “Görünürde rafta ürün var; gerçi vatandaşın alım gücü düşük olduğu için de istediği her ürünü alamıyor” dedi. Gürer, “Cepteki para raftaki ürünü almaya yetmediği için dolaylı bir kıtlık da gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ ETİ, SÜTÜ, MEYVEYİ ALMAYA YETMİYOR” Vatandaşın temel gıda ürünlerine erişiminde yaşanan sorunlara da dikkat çeken Gürer, etten süte, meyveden sebzeye kadar geniş bir alanda alım gücünün gerilediğini söyledi. Gürer, “Ette, sütte, meyvede, sebzede vatandaşın alım gücü bunu almaya yetmiyor” dedi. Üreticinin de ürününü satamadığında gelecek yıl üretim tercihlerini değiştirdiğini belirten Gürer, bunun tarımsal üretimde yeni sorunları beraberinde getirdiğini ifade etti. Gürer, “Üreten de ürettiği ürün tarlada kaldığı için ikinci yıl desen değiştiriyor. Ürün deseni değiştirince ürün az oluyor. Bu kere de raftaki ürünün fiyatı farklılaşıyor” diye konuştu. “DOĞRU TARIM POLİTİKASININ TEMELİ ÜRETİM PLANLAMASIDIR” Türkiye’nin tarımda yaşadığı sorunların çözümü için üretimden vazgeçmek yerine üreticiyi merkeze alan politikaların uygulanması gerektiğini vurgulayan Gürer, doğru tarım politikasının temel unsurlarını da sıraladı. Gürer, “Doğru bir tarım politikasının temeli; üretim planlaması, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sübvanse desteklerinin verilmesi, mazotta ÖTV’nin, KDV’nin kaldırılması, kooperatifçiliğin geliştirilmesi” dedi. Tarımın sürdürülebilirliği için çiftçinin üretimde kalmasının zorunlu olduğunu belirten Gürer, üreticinin desteklenmediği, girdi maliyetlerinin düşürülmediği ve emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemin uzun vadede hem çiftçiyi hem de tüketiciyi daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağını ifade etti. Gürer’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı değerlendirmeler, Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalması, sigortalı çiftçi sayısındaki gerileme, yüksek girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları, ithalata dayalı politikalar ve vatandaşın düşen alım gücünün birbirini tetikleyen sorunlar haline geldiğine dikkat çekti.

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, parti binasında düzenlediği basın toplantısında ülke ekonomisinden anayasa tartışmalarına, iç politika gelişmelerinden yerel ve ulusal gündeme kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin mevcut yönetim anlayışıyla ciddi bir ekonomik ve siyasi buhran yaşadığını belirten Demir, iktidara ve muhalefete yönelik sert eleştirilerde bulundu. ​Enflasyon Verileri ve Halkın Yaşadığı Gerçekler ​Basın açıklamasının ekonomi bölümünde Temmuz ayı enflasyon verilerini değerlendiren İl Başkanı Hasan Demir, TÜİK ile ENAG rakamları arasındaki uçuruma dikkat çekti. TÜİK'e göre aylık enflasyonun yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75; ENAG verilerine göre ise aylık yüzde 3,07, yıllık yüzde 50,49 olduğunu hatırlatan Demir, iki kurum arasındaki bu farkın halkın yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı. ​Hasan Demir, "Halkın içerisine girdiğiniz zaman bu verileri çok daha rahat, hatta iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çünkü dün 5 liraya aldığınız bir ürünü bugün 5 liraya alamıyorsunuz. Bunlar gerçek ve bu gerçeklerle yüzleşmek istemeyen hükümet, sürekli para politikalarıyla ülkeyi yönetme telaşında, üretimden uzaklaşmış durumda. Ülke fiili olarak ekonomik bir ambargonun içerisinde" ifadelerini kullandı. ​Alım Gücü ve Küresel Sıralamalar Geriliyor ​Türkiye'nin uluslararası alandaki ekonomik konumunu 2002, 2015 ve günümüz kıyaslamalarıyla aktaran Demir, ülkenin her geçen yıl geriye gittiğini şu verilerle paylaştı: ​Alım Gücü: 2002 yılında dünyada 78. sırada olan Türkiye, 2015'te 68. sıraya yükselmişken; 2017 Başkanlık Referandumu sonrasında 90. sıraya geriledi. ​Gıda ve Beslenme: 2002'de 75. sıradayken, 2015'te 62. sıraya çıkıldı; günümüzde ise 95. sıraya düşüldü. ​Barınma: 72. sıradan 110. sıraya gerileme yaşandı. ​Akaryakıt: 2002'de 82. sırada yer alan Türkiye, mazot fiyatlarının 84 TL'yi bulduğu günümüzde 87. sıraya geriledi. Brüt asgari ücretle sadece 446 litre dizel yakıta ulaşılabildiğini belirten Demir, iktidarın "Türkiye uçuyor" söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını dile getirdi. ​Sektörel bazda esnafın maliye baskısı ve fahiş kiralarla, çalışanların gıda enflasyonuyla, tarımsal üreticilerin girdi maliyetleriyle, sanayicilerin ise enerji ve rekabet sorunlarıyla boğuştuğunu belirten Demir, ekonomik yozlaşmanın aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir çöküşü tetiklediğini söyledi. ​"Sözde Terörsüz Türkiye" ve Anayasa Tartışmaları ​Konuşmasının ikinci bölümünde "Terörsüz Türkiye" söylemiyle yürütülen süreçleri eleştiren Hasan Demir, Ekim 2024'ten bu yana gündeme getirilen anayasa değişikliklerini ve çerçeve yasa tartışmalarını eleştirdi. İmralı ile yürütülen temaslara ve yeni paradigmalar üzerinden yürütülen tartışmalara tepki gösteren Demir, anayasanın ilk dört maddesi ile özellikle üniter yapıyı koruyan kritik maddelerin hedef alındığını vurguladı: ​Madde 10 (Eşitlik İlkesi): Herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirten bu maddenin, son yıllarda muhalif kadrolara karşı araçsalize edildiğini ifade etti. ​Madde 42 (Eğitim ve Öğretim Hakkı): Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında ana dil olarak okutulamayacağını, dilin en büyük birleştirici unsur olduğunu hatırlattı. ​Madde 66 (Vatandaşlık Hukuku): "Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlığı olan herkes Türktür" ilkesinin ve milli üniter yapının hedef alındığını dile getirdi. ​Türk milletinin ferasetiyle bu oyunları boşa çıkaracağını belirten Demir, geçen hafta Şanlıurfa'da bir aşiret düğününde takıların tamamının gazi, şehit ve korucu ailelerine bağışlanmasını örnek göstererek Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhunu her daim koruyacağını ifade etti. ​Siyasette Güven Krizi ve Yeni Siyasi Gelişmeler ​Siyaset kurumuna olan güvenin son yıllarda ciddi bir erozyona uğradığını belirten Hasan Demir, bireysel menfaatler uğruna yapılan siyasi transferleri ve ilkesiz ittifakları eleştirdi. Eskişehir'de Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatanların açıklamalarına da değinen Demir, Zafer Partisi olarak Atatürk, Cumhuriyet ve İstiklal Harbi çizgisinden taviz vermediklerini vurguladı. ​Hasan Demir sözlerini şu çağrıyla tamamladı: ​"Biz istiyoruz ki bu ülke gerçekten kuruluş felsefesine tekrar dönsün. Biz, bu felsefeyle ülkenin ne gibi ivmeler kazanacağını bilen yegane siyasi parti olarak başta Genel Başkanımız Ümit Özdağ olmak üzere tüm kadrolarımızla Cumhuriyete ve milli üretim yapısına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hep birlikte Türk milletini tekrar müreffeh seviyeye ulaştıracağız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.