SON DAKİKA
Hava Durumu

#Alım Gücü

Porsuk Haber Ajansı - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan:"Bu, Yönetilemeyen Bir Ekonomik Krizdir" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan:"Bu, Yönetilemeyen Bir Ekonomik Krizdir"

​İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, akaryakıt piyasasındaki ani fiyat değişimleri ve derinleşen ekonomik kriz hakkında bir basın açıklaması yaptı. Günü kurtaran politikalara tepki gösteren Ulucan, ekonomik belirsizliklerin faturasının vatandaşa kesildiğini belirtti. İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Akaryakıt piyasasında yaşanan son gelişmeler, Türkiye ekonomisinin hangi noktaya sürüklendiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Motorinin litre başına 7,74 TL’lik ÖTV’sinin sıfırlanmasıyla pompa fiyatlarında yaklaşık 9,25 TL’lik düşüş yaşanırken, daha bu indirimin üzerinden saatler geçmeden 7-8 TL civarında yeni bir zam beklentisinin ortaya çıkması, vatandaşın aklıyla doğrudan alay etmektir. Milletimiz artık şunu sormaktadır: Bir gecede indirim, ertesi gece zam… Bu ülkenin ekonomisi hangi akılla, hangi planla yönetiliyor? Daha önce döviz ve altında da benzer bir anlayışa şahit olduk. Dolar, Euro ve altın üzerinden yapılan ekonomik müdahaleler ve alınan kararlarla piyasalarda büyük dalgalanmalar yaşanırken, ortaya çıkan belirsizliğin ve maliyetin yükünü yine milyonlarca vatandaş taşıdı. Birileri servetini büyütürken, vatandaşın alım gücü her geçen gün eridi. Bugün akaryakıtta yaşanan tablo da bu durumun devamıdır. İndirim mi var, zam mı geliyor, ÖTV mi sıfırlandı, gece yarısı hangi fiyat değişecek? Vatandaş artık markete, akaryakıt istasyonuna veya pazara giderken neyle karşılaşacağını bilmiyor. Çünkü ekonomi yönetimi güven vermiyor. Akaryakıt yalnızca araç sahiplerini ilgilendiren bir konu değildir. Mazot zamlandığında çiftçinin maliyeti artar, nakliye pahalanır, market rafındaki ürün zamlanır, üretim maliyeti yükselir. Yani akaryakıttaki her artış, doğrudan iğneden ipliğe hayat pahalılığı olarak vatandaşın sofrasına yansır. Bugün emekli geçinemiyorsa, asgari ücretli ay sonunu getiremiyorsa, çiftçi ürettiğinden para kazanamıyorsa, esnaf siftah yapmadan kepenk kapatıyorsa bunun adı artık geçici ekonomik sıkıntı değildir. Bu, yönetilemeyen bir ekonomi krizidir. İYİ Parti olarak açıkça söylüyoruz: Vatandaşın cebinden alınan vergilerle günü kurtaran, bir gün indirim açıklayıp ertesi gün zam haberleriyle milleti şaşkına çeviren ekonomi anlayışından vazgeçilmelidir. Milletin ihtiyacı algı yönetimi değil, doğru ekonomi yönetimidir. İhtiyacımız olan; öngörülebilir, şeffaf, üretimi destekleyen, Türk lirasına güveni yeniden tesis eden ve vatandaşın alın terini koruyan bir ekonomik düzendir. Buradan hükümete soruyoruz: Millet daha ne kadar bu ekonomik belirsizliğin bedelini ödeyecek? Artık günü kurtarma politikalarını bırakın. Milletin cebini, üreticiyi, emekliyi, emekçiyi ve esnafı düşünün. Çünkü Türkiye’nin ekonomisi rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, vatandaşın mutfağıdır. Ekonomi, çiftçinin tarlasıdır. Ekonomi, esnafın kepengidir. Ekonomi, emeklinin aldığı maaştır. Ve bugün bu alanların tamamında vatandaşımız ağır bir geçim mücadelesi vermektedir. Artık bıçak kemiğe dayanmış, tuz kokmuştur. Milletin sabrı tükenmiştir. Türkiye’nin daha fazla belirsizliğe, günü kurtaran politikalara ve vatandaşın sırtına yüklenen yeni maliyetlere tahammülü yoktur."

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi” Haber

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfusun ve sigortalı çiftçi sayısının hızla düştüğünü vurgulayarak girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve ithalata dayalı politikaların üreticiyi tarladan uzaklaştırdığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulunda yaptığı değerlendirmelerle Türkiye tarımındaki çöküşü ve gıda krizinin arka planını gözler önüne serdi. Türkiye nüfusu artarken tarımda üretim yapan ve çalışan sayısının belirgin biçimde azaldığına dikkat çeken Gürer, “Veriler gösteriyor ki tarımda hem çalışanda hem de üretende ciddi bir gerileme var” dedi. Sigortalı Çiftçi Sayısı 17 Yılda Yarı Yarıya Düştü Tarımda sigortalı çalışan çiftçilerin sayısındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, özellikle son 17 yıldaki değişimin dikkat çekici olduğunu belirtti. Gürer, “Sigortalı işçi ve çiftçi sayısı da on yedi yılda önemli ölçüde gerilemiş. 2009 yılında 1 milyon 14 bin olan sigortalı çiftçi sayımız şu anda 562 bin 120’ye düşmüş durumda” dedi. Bu rakamların tarım sektöründeki sorunların boyutunu açık biçimde gösterdiğini ifade eden Gürer, “Bu durumda veriler gösteriyor ki tarımda önemli ölçüde çalışanda, üretende bir gerileme var” diye konuştu. “ÇİFTÇİ KAZANIRSA İŞİNİ SÜRDÜRÜYOR” Çiftçiliğin sürdürülebilmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurgulayan Gürer, çiftçinin para kazanamadığında üretimden koparak büyük kentlere yöneldiğini söyledi. Gürer, bu durumu şöyle anlattı: “Bunlar neden oluyor? Çiftçilik kişi başı yapılan bir iş. Üretici, çiftçi kazanırsa işini sürdürüyor, kazanamazsa büyük kentlere gelip orada daha zor koşullarda maaşla çalışmak için iş arıyor.” Çiftçinin karşı karşıya kaldığı temel sorunların başında yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirten Gürer, üreticinin ürününü pazarlamakta da ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdi. Gürer, “Girdi maliyetleri yüksek, ürettiği ürünü pazarlamada sorunu var, kendisine sağlanan destekler yetersiz” dedi. “BEN ÜRETİYORUM, BENDEN ALIP GİDEN PARA KAZANIYOR” Üreticinin kendi ürettiği üründen yeterli geliri elde edememesinin tarımdan kopuşu hızlandırdığını belirten Gürer, çiftçinin yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle ifade etti: “Ürettiği üründen kendisi para kazanamazken aracının, ithalatçının para kazandığını görünce doğal olarak kırgınlıklar da yaşıyor.” Çiftçinin yaşadığı sorunu kendi sözleriyle dile getiren Gürer, “Diyor ki: ‘Ben bir yılda ürünü üretiyorum, benden alıp giden para kazanıyor, ben kazanamıyorum.’” ifadelerini kullandı. Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamamasının yalnızca çiftçinin ekonomik durumunu değil, Türkiye’nin tarımsal üretim geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR” Tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Gürer, fındık, çay ve buğday üzerinden örnek verdi. Gürer, “Bugün fındığın fiyatı açıklandı, alım fiyatı düşük, çayda fiyat düşük, buğdayda fiyat düşük” dedi. Düşük alım fiyatı politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Gürer, “Düşük alım fiyat politikasıyla oluşturulan sonuç da o üretimi yapanların o işten uzaklaşmasını getiriyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE İTHALATÇI BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLİYOR” Türkiye’nin tarım politikasında ithalata dayalı yaklaşımın hâkim olduğunu savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi yerine çözümün dışarıdan ürün getirmekte arandığını söyledi. Gürer, “Türkiye bir de ithalatçı bir anlayışla yönetiliyor. Tarım politikalarıyla üreticiyi, çiftçiyi, besiciyi desteklemek yerine çözüm ithalatta aranıyor” diye konuştu. İthalatın kısa vadede raflardaki ürün miktarını artırıyor gibi görünse de vatandaşın alım gücündeki düşüş nedeniyle toplum açısından farklı bir tablo ortaya çıktığını belirten Gürer, “Görünürde rafta ürün var; gerçi vatandaşın alım gücü düşük olduğu için de istediği her ürünü alamıyor” dedi. Gürer, “Cepteki para raftaki ürünü almaya yetmediği için dolaylı bir kıtlık da gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ ETİ, SÜTÜ, MEYVEYİ ALMAYA YETMİYOR” Vatandaşın temel gıda ürünlerine erişiminde yaşanan sorunlara da dikkat çeken Gürer, etten süte, meyveden sebzeye kadar geniş bir alanda alım gücünün gerilediğini söyledi. Gürer, “Ette, sütte, meyvede, sebzede vatandaşın alım gücü bunu almaya yetmiyor” dedi. Üreticinin de ürününü satamadığında gelecek yıl üretim tercihlerini değiştirdiğini belirten Gürer, bunun tarımsal üretimde yeni sorunları beraberinde getirdiğini ifade etti. Gürer, “Üreten de ürettiği ürün tarlada kaldığı için ikinci yıl desen değiştiriyor. Ürün deseni değiştirince ürün az oluyor. Bu kere de raftaki ürünün fiyatı farklılaşıyor” diye konuştu. “DOĞRU TARIM POLİTİKASININ TEMELİ ÜRETİM PLANLAMASIDIR” Türkiye’nin tarımda yaşadığı sorunların çözümü için üretimden vazgeçmek yerine üreticiyi merkeze alan politikaların uygulanması gerektiğini vurgulayan Gürer, doğru tarım politikasının temel unsurlarını da sıraladı. Gürer, “Doğru bir tarım politikasının temeli; üretim planlaması, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sübvanse desteklerinin verilmesi, mazotta ÖTV’nin, KDV’nin kaldırılması, kooperatifçiliğin geliştirilmesi” dedi. Tarımın sürdürülebilirliği için çiftçinin üretimde kalmasının zorunlu olduğunu belirten Gürer, üreticinin desteklenmediği, girdi maliyetlerinin düşürülmediği ve emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemin uzun vadede hem çiftçiyi hem de tüketiciyi daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağını ifade etti. Gürer’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı değerlendirmeler, Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalması, sigortalı çiftçi sayısındaki gerileme, yüksek girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları, ithalata dayalı politikalar ve vatandaşın düşen alım gücünün birbirini tetikleyen sorunlar haline geldiğine dikkat çekti.

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, parti binasında düzenlediği basın toplantısında ülke ekonomisinden anayasa tartışmalarına, iç politika gelişmelerinden yerel ve ulusal gündeme kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin mevcut yönetim anlayışıyla ciddi bir ekonomik ve siyasi buhran yaşadığını belirten Demir, iktidara ve muhalefete yönelik sert eleştirilerde bulundu. ​Enflasyon Verileri ve Halkın Yaşadığı Gerçekler ​Basın açıklamasının ekonomi bölümünde Temmuz ayı enflasyon verilerini değerlendiren İl Başkanı Hasan Demir, TÜİK ile ENAG rakamları arasındaki uçuruma dikkat çekti. TÜİK'e göre aylık enflasyonun yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75; ENAG verilerine göre ise aylık yüzde 3,07, yıllık yüzde 50,49 olduğunu hatırlatan Demir, iki kurum arasındaki bu farkın halkın yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı. ​Hasan Demir, "Halkın içerisine girdiğiniz zaman bu verileri çok daha rahat, hatta iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çünkü dün 5 liraya aldığınız bir ürünü bugün 5 liraya alamıyorsunuz. Bunlar gerçek ve bu gerçeklerle yüzleşmek istemeyen hükümet, sürekli para politikalarıyla ülkeyi yönetme telaşında, üretimden uzaklaşmış durumda. Ülke fiili olarak ekonomik bir ambargonun içerisinde" ifadelerini kullandı. ​Alım Gücü ve Küresel Sıralamalar Geriliyor ​Türkiye'nin uluslararası alandaki ekonomik konumunu 2002, 2015 ve günümüz kıyaslamalarıyla aktaran Demir, ülkenin her geçen yıl geriye gittiğini şu verilerle paylaştı: ​Alım Gücü: 2002 yılında dünyada 78. sırada olan Türkiye, 2015'te 68. sıraya yükselmişken; 2017 Başkanlık Referandumu sonrasında 90. sıraya geriledi. ​Gıda ve Beslenme: 2002'de 75. sıradayken, 2015'te 62. sıraya çıkıldı; günümüzde ise 95. sıraya düşüldü. ​Barınma: 72. sıradan 110. sıraya gerileme yaşandı. ​Akaryakıt: 2002'de 82. sırada yer alan Türkiye, mazot fiyatlarının 84 TL'yi bulduğu günümüzde 87. sıraya geriledi. Brüt asgari ücretle sadece 446 litre dizel yakıta ulaşılabildiğini belirten Demir, iktidarın "Türkiye uçuyor" söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını dile getirdi. ​Sektörel bazda esnafın maliye baskısı ve fahiş kiralarla, çalışanların gıda enflasyonuyla, tarımsal üreticilerin girdi maliyetleriyle, sanayicilerin ise enerji ve rekabet sorunlarıyla boğuştuğunu belirten Demir, ekonomik yozlaşmanın aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir çöküşü tetiklediğini söyledi. ​"Sözde Terörsüz Türkiye" ve Anayasa Tartışmaları ​Konuşmasının ikinci bölümünde "Terörsüz Türkiye" söylemiyle yürütülen süreçleri eleştiren Hasan Demir, Ekim 2024'ten bu yana gündeme getirilen anayasa değişikliklerini ve çerçeve yasa tartışmalarını eleştirdi. İmralı ile yürütülen temaslara ve yeni paradigmalar üzerinden yürütülen tartışmalara tepki gösteren Demir, anayasanın ilk dört maddesi ile özellikle üniter yapıyı koruyan kritik maddelerin hedef alındığını vurguladı: ​Madde 10 (Eşitlik İlkesi): Herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirten bu maddenin, son yıllarda muhalif kadrolara karşı araçsalize edildiğini ifade etti. ​Madde 42 (Eğitim ve Öğretim Hakkı): Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında ana dil olarak okutulamayacağını, dilin en büyük birleştirici unsur olduğunu hatırlattı. ​Madde 66 (Vatandaşlık Hukuku): "Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlığı olan herkes Türktür" ilkesinin ve milli üniter yapının hedef alındığını dile getirdi. ​Türk milletinin ferasetiyle bu oyunları boşa çıkaracağını belirten Demir, geçen hafta Şanlıurfa'da bir aşiret düğününde takıların tamamının gazi, şehit ve korucu ailelerine bağışlanmasını örnek göstererek Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhunu her daim koruyacağını ifade etti. ​Siyasette Güven Krizi ve Yeni Siyasi Gelişmeler ​Siyaset kurumuna olan güvenin son yıllarda ciddi bir erozyona uğradığını belirten Hasan Demir, bireysel menfaatler uğruna yapılan siyasi transferleri ve ilkesiz ittifakları eleştirdi. Eskişehir'de Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatanların açıklamalarına da değinen Demir, Zafer Partisi olarak Atatürk, Cumhuriyet ve İstiklal Harbi çizgisinden taviz vermediklerini vurguladı. ​Hasan Demir sözlerini şu çağrıyla tamamladı: ​"Biz istiyoruz ki bu ülke gerçekten kuruluş felsefesine tekrar dönsün. Biz, bu felsefeyle ülkenin ne gibi ivmeler kazanacağını bilen yegane siyasi parti olarak başta Genel Başkanımız Ümit Özdağ olmak üzere tüm kadrolarımızla Cumhuriyete ve milli üretim yapısına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hep birlikte Türk milletini tekrar müreffeh seviyeye ulaştıracağız."

Anahtar Parti İl Yönetimi Semt Pazarında: "Üretici de Tüketici de Dertli" Haber

Anahtar Parti İl Yönetimi Semt Pazarında: "Üretici de Tüketici de Dertli"

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce ile Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, semt pazarında bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları ve tarımdaki güncel durumu değerlendirdi. Pazar tezgahlarını ve esnafı ziyaret eden İl Başkanı Ölce ve Başkan Kılıç hem üreticinin maliyet yükünü hem de vatandaşın alım gücü krizini tüm yönleriyle masaya yatırdı. ​Yıldıran Kılıç: "Ürün Bol, Fiyatlar Uygun Ama Alım Gücü Düşük" ​Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, pazardaki güncel durumu ve tarım sektörünün yapısı ile ilgili şu ifadelere yer verdi; "Üreticilerimizin yetiştirdiği ürünler Eskişehir'deki semt pazarlarında tüketiciyle buluşuyor. Sera ürünlerinin ardından açık alanda yetiştirilen ürünler de tezgâhlarda yerini almaya başladı. Ürün bolluğu var ve fiyatlar da oldukça makul seviyelerde. Diğer birçok kente kıyasla Eskişehir pazarlarındaki fiyatlar daha uygun. Bunun en önemli nedeni ise ürünlerin aracısız olarak satılması. Eskişehir'de üretilen sebze ve meyveler yalnızca kentte tüketilmiyor, 12'den fazla ile de gönderiliyor. Bu nedenle Eskişehir halkı taze ve uygun fiyatlı ürüne ulaşma konusunda şanslı. Ancak buna rağmen vatandaş fiyatları pahalı buluyor. Bunun temel nedeni ise alım gücünün son yıllarda ciddi şekilde düşmüş olması. Öte yandan üretici de para kazanamıyor. Oysa Eskişehir gibi tarım potansiyeli yüksek bir kentte, afet ya da don gibi olağanüstü durumlar yaşanmadığı sürece üreticinin zarar etmesi normal değil. Ancak akaryakıt, gübre, ilaç ve diğer üretim girdilerindeki yüksek maliyetler üreticiyi zor durumda bırakıyor. Semt pazarlarında akşam saatlerinde fiyatlar düşüyor. Satıcılar ürünlerini bitirip evlerine dönmek istedikleri için gün boyunca 40 liraya satılan domates akşam saatlerinde 25-30 liraya kadar gerileyebiliyor. Eskişehirliler de bunu bildikleri için alışverişlerini çoğu zaman akşam serinliğinde yapmayı tercih ediyor. Bu uygulamaya başka şehirlerde çok sık rastlanmıyor. Marketlerde ise benzer bir durum yaşanmıyor. Ürün, çürüme noktasına gelse bile fiyatı değişmiyor. Üreticinin zarar etmesinin en önemli nedenlerinden biri plansız üretim. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bu konuda kapsamlı bir planlama yapması gerekiyor. Türkiye genelinde üretimin ne kadar ve hangi bölgelerde yapılacağı doğru şekilde planlanmazsa gelecekte tarım ve hayvancılıkla uğraşacak insan bulmakta zorlanabiliriz. Bu sorun yalnızca Eskişehir'in değil, tüm Türkiye'nin sorunudur. Geçen yıl üretici domatesi 10 liraya satmak zorunda kaldı ve para kazanamadı. Üretilen sebzelerin önemli bir bölümü tarlada kaldı. Belki de ürünlerin yarısı hasat bile edilmedi. Buna rağmen bu yıl yurt dışından soğan ithal edileceği konuşuluyor. Tarım potansiyeli yüksek bir ülkenin soğan ithal etmek zorunda kalması düşündürücü. Bir diğer önemli konu ise su kaynakları. Son yıllarda mısır üretimi arttı. Mısır pazarlaması kolay bir ürün olsa da çok fazla su tüketiyor. Bu nedenle mısır üretiminin özellikle hayvancılıkla uğraşan işletmelerin ihtiyacını karşılayacak ölçüde planlanması gerekiyor. Burada da doğru üretim planlamasının önemi ortaya çıkıyor. Eskişehir'in sebze üretim yükü her geçen yıl artıyor. Bu şekilde devam edilirse gelecekte su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşabilir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Porsuk Barajı'yla ilgili, yaklaşık 185 bin dönüm araziyi kapsayan bir projesi bulunuyor. Bu projenin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Bugünlerde Eskişehir'de domates yaklaşık 40 liradan satılıyor. Önümüzdeki günlerde bu fiyatın 20 liraya kadar gerilemesi mümkün. Ancak vatandaşın alım gücü olmadığı için fiyat düştüğünde de üreticinin ne kadar kazanacağı ayrı bir tartışma konusu olacak. Enflasyonun sorumlusu üreticiler ya da pazarcılar değil. Emeklilere zam yapılacağı önceden bilindiğinde bazı zincir marketlerin fiyatları bir gecede artırdığı görülüyor. Böyle olunca verilen zam kısa sürede eriyor. Pazarda ise emekliye zam geliyor diye sebze ve meyve fiyatları artmaz. Fırsatçılığın önüne geçilmesi ve özellikle zincir marketlerin daha sıkı denetlenmesi gerekiyor." Çağlar Ölce: "Tarım, Günü Kurtaran Değil Uzun Vadeli Politikalarla Desteklenmeli" ​Ziyaret sonrasında açıklamalarda bulunan Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, tarım sektöründeki yapısal sorunlara dikkat çekti: "Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanımız Sayın Yıldıran Kılıç ile bir semt pazarında bir araya gelerek üreticilerimizin yaşadığı sorunları dinledik. Kendisinin aktardığı değerlendirmeler, tarım sektörünün içinde bulunduğu tabloyu açık şekilde ortaya koyuyor. Üreticimiz emek veriyor, kaliteli ürün yetiştiriyor, ürünlerimiz Eskişehir'in yanı sıra birçok ile gönderiliyor. Buna rağmen hem üretici para kazanamıyor hem de vatandaş alım gücünün düşmesi nedeniyle pazardaki fiyatları yüksek buluyor. Görüyoruz ki sorunun kaynağı üretici değil, yıllardır biriken yapısal problemler ve artan üretim maliyetleri. Akaryakıt, gübre, ilaç ve diğer girdilerde yaşanan yükseliş üreticimizin omuzlarındaki yükü her geçen gün artırıyor. Plansız üretim, su kaynaklarının doğru yönetilememesi ve tarımsal planlamadaki eksiklikler de geleceğe yönelik önemli riskler oluşturuyor. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak bu sorunların farkındayız. Üreticimizin, pazarcı esnafımızın ve vatandaşımızın taleplerini dinlemeye, çözüm önerilerini ilgili kurumlarla paylaşmaya ve her platformda dile getirmeye devam edeceğiz. Tarımın günü kurtaran değil, uzun vadeli planlamalarla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, vatandaşın da sağlıklı ve uygun fiyatlı gıdaya ulaşabildiği bir sistem için çalışmayı sürdüreceğiz. Eskişehir'in tarımsal potansiyelini koruyacak, su kaynaklarını gelecek nesillere taşıyacak ve üreticimizin yanında duracak her adımın takipçisi olmaya devam edeceğiz."

Saadet Partili Mehmet Aygün: "Kaynak Var, Sorun Öncelik Bozukluğu!" Haber

Saadet Partili Mehmet Aygün: "Kaynak Var, Sorun Öncelik Bozukluğu!"

Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün, ekonomik tabloyu ve iktidarın önceliklerini sert bir dille eleştirdi. Emekli maaşları ve asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına tepki gösteren Aygün, "Millet geçim derdindeyken kaynaklar gösterişe harcanıyor" dedi. ​Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün, gündemdeki ekonomik gelişmelere ve iktidarın icraatlarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Mihalıççık ilçesinden gelen şehit haberi ve Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl’ün babasının vefatından duyduğu üzüntüyü ifade ederek başlayan Aygün, taziye dileklerini iletti. ​"Enflasyon Rakamları Değil, Sofradan Eksilen Tabaktır" ​Ekonomik verilere yönelik eleştirilerde bulunan Aygün, maaş zamları döneminde enflasyonun "sakinleştiği" iddiasını hatırlatarak şunları söyledi: ​"Bu rakamlar sadece birer istatistik değildir; bu rakamlar sofradan eksilen tabaktır. Açlık sınırının 36 bin lira olduğu bir ülkede milyonlarca emekliyi 23 bin liraya, asgari ücretlileri ise açlık sınırının altına mahkûm edip, 'milletimizi enflasyona ezdirmedik' demek vicdani değildir. Milletin sırtındaki yük artık taşınamaz haldedir." ​"Emeklimizi İngiliz Emeklisiyle mi Karıştırıyorsunuz?" ​Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in emeklilerin alım gücünün arttığına dair açıklamalarına da değinen Mehmet Aygün, İngiltere ile Türkiye arasındaki emekli maaşı alım gücü farkına dikkat çekti. Aygün, "İngiltere'de bir emekli maaşıyla 121 kilo kırmızı et alabilirken, Türkiye'deki emekli sadece 20 kilo alabiliyor. Bakan Şimşek, bizim emeklimizi İngiliz emeklisiyle karıştırıyor olabilir mi?" diyerek tepkisini dile getirdi. ​"Kaynak Sorunu Yok, Öncelik Bozukluğu Var" ​NATO Zirvesi hazırlıkları sırasında devlet kurumlarının koordinasyon hızı ile ekonomik sorunlar karşısındaki iradesini kıyaslayan Aygün, önceliklerin yanlış belirlendiğini savundu: ​"NATO Zirvesi için devlet bütün kurumlarıyla kısa sürede harekete geçebiliyor. Madem bu irade var, neden vatandaşın güvenliği ve geçimi söz konusu olduğunda aynı hız ortaya konulmuyor? Sadece Etimesgut Havalimanı için harcanan 11,5 milyar lira, 550 bin emeklimizin maaşına tekabül ediyor. Bizim itirazımız, millet geçim derdindeyken kaynakların gösterişe harcanmasıdır." ​"Gençlerin Değerlerini Dile Getirmesi Desteklenmeli" ​Açıklamasının sonunda üniversitelerdeki gençlere yönelik kısıtlamalara da değinen Aygün, "Üniversitelerde marjinal pankartlar 'özgürlük' adı altında alkışlanırken, ilahi bir emrin sansürlenmesi ikiyüzlülüktür. Dürüstlüğü rehber edinen ve değerlerini dile getiren gençler engellenmemeli, aksine desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.

Çakırözer: "Enflasyon Düştü Diyenler Pazarın Halini Görsünler" Haber

Çakırözer: "Enflasyon Düştü Diyenler Pazarın Halini Görsünler"

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer şehrin en büyük semt pazarlarından Çarşamba pazarında tezgah açan esnafla, alışverişe çıkan yurttaşları dinledi. Alışverişe çıkan emekliler, vatandaşlar, “İçler acısı durumdayız. Yaz gelmesine rağmen meyvenin yanına yaklaşamıyoruz. Taneyle alırken utanıyoruz. Pazarda bile veresiye alır hale geldik. Artık sesimizi duysunlar” derken, CHP’li Çakırözer, “Her fırsatta 'enflasyon düştü, ekonomi düzeliyor' diyenler gelsinler bir de pazarın halini görsünler! İktidarın TÜİK’inin makyajlı verilerle çizdiği pembe tablolar ne derse desin sokaktaki, tezgahtaki gerçek değişmiyor. Vatandaşın alım gücü her geçen gün erimeye, pazar çantası eksilmeye devam ediyor!” dedi. ÇARŞAMBA PAZARINDA HALKI DİNLEDİLER CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal ve yönetimi ile Çarşamba pazarında tezgah açan esnaf ile alışverişe çıkan yurttaşları dinledi. Vatandaşlar alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirtirken, Çakırözer, “Emekliyi, emekçiyi pazara çıkamayacak hale getiren bu köhne düzeni sandıkta halkımızla birlikte değiştireceğiz” dedi. “İÇLER ACISI DURUMDAYIZ! PAZARI BİLE VERESİYE YAPIYORUZ” Çakırözer’in dinlediği emekliler, “İçler acısı durumdayız. Bin lira para ayırdık ama yetmeyecek. Biber alacağız 100 lira, meyve alacağız 100 lira. Birer kilodan yarım kiloya, şimdi de gramla alışveriş yapmaya mahkum edildik. Alacağımız şeyleri alamayınca evde tartışma çıkıyor. Boşanmalar arttı diyorlar, böyle giderse daha da artacak. Artık pazarda bile veresiye ile alacak hale geldik. Sağ olsun bazı arkadaşlarımız veresiye veriyor, maaş alınca veriyoruz. Artık saçımızı bile veresiye kestirecek duruma geleceğiz” dedi. “TANEYLE ALIRKEN UTANIYORUM” “Yaz olmasına rağmen meyvenin yanına yaklaşamıyoruz” diyen bir başka emekli ise, “Artık taneyle alıyorum. Şeftaliyi, kayısıyı... Utanıyorum böyle alırken. Eskiden bakardım, alırdım. Şimdi sadece bakıyoruz. Babamdan yetim maaşı alıyorum” dedi. Vatandaşın alım gücünün bittiğini söyleyen karpuzcu esnafı, “Alım gücü yok, bitti. Vatandaş ev kirasını mı versin, elektrik, doğalgaz faturasını mı versin, yoksa gıda mı alsın? Biz de borçla yaşıyoruz” diye konuştu. “SESİMİZİ DUYSUNLAR ARTIK” Pazara çıkan genç bir vatandaş da: “Bütçemiz yetmiyor artık. Asgari ücretle geçinemiyoruz. Kiralar 20 bin lira, aldığım maaş 28 bin lira. Ben ailemle yaşıyorum. Ayrı eve çıkmak istiyorum, çıkamıyorum. Elimde avucumda yok! Bankaya borcum var. Borçları ödemek için kredi çekiyorum. Ödeyemiyorum. Artık sesimizi duysunlar” dedi.

Başkan Kazım Kurt’tan Emekliler Derneği’ne Ziyaret Haber

Başkan Kazım Kurt’tan Emekliler Derneği’ne Ziyaret

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şubesi’ni ziyaret ederek emeklilerle bir araya geldi. Ziyarette Dernek Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyeleriyle buluşan Başkan Kurt, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette Başkan Kurt, dernek binasında bulunan üyelerle tek tek tokalaşarak sohbet etti. Emeklilerin taleplerini ve yaşadıkları sıkıntıları dinleyen Kurt, emeklilerin yıllarca çalışıp ülke ekonomisine katkı sunduğunu, buna rağmen bugün ciddi geçim sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. “SORUNLARI BİLİYORUZ, ÇÖZÜM YOLLARINI KONUŞMALIYIZ” Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların toplumun en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Başkan Kurt, “Emeklilerin sorunlarını biliyoruz. Ancak önemli olan bu sorunların nasıl çözüleceğini ortaya koyabilmektir. Bugün emekliler, uzun yıllar boyunca yatırdıkları primlerin karşılığını alamıyor. Çalışma hayatları boyunca sisteme katkı sunan insanlar, emekli olduklarında insanca yaşayabilecek bir gelir elde edemiyor” dedi. “PARANIN ALIM GÜCÜ HER GEÇEN GÜN DÜŞÜYOR” Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunların vatandaşın alım gücünü doğrudan etkilediğini vurgulayan Kurt, paranın değer kaybetmesinin temel nedenlerinden birinin üretim eksikliği olduğunu söyledi. Türkiye’nin üretime dayalı bir ekonomi oluşturması gerektiğini ifade eden Kurt, “Paranın alım gücü her geçen gün düşüyor. Bunun önüne geçebilmek için Türkiye’nin üretmesi gerekiyor. Üretmeden, ihtiyaç duyduğu ürünleri sürekli dışarıdan alarak bu sorunu çözmek mümkün değil. Dışa bağımlılık sürdükçe ekonomik sıkıntılar da devam edecektir. Üreten, kendi kaynaklarını değerlendiren bir ülke olmadan vatandaşın refah seviyesini yükseltmek kolay değil” diye konuştu. “EMEKLİLER YOKSULLUKLA MÜCADELE EDİYOR” Emeklilerin bugün büyük bir bölümünün yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğine dikkat çeken Kurt, emekli maaşlarının yaşam koşullarına uygun seviyeye çıkarılması gerektiğini belirtti. Emeklilerin yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını alamadığını dile getiren Kurt, “Emeklilerimizin önemli bir kısmı temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Yıllarca çalışıp prim ödeyen insanlar, emekli olduklarında hak ettikleri yaşam standardına ulaşamıyor. Bu tabloyu değiştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.

2 Bardak Çay Parası, 1 Kilo Yaş Çay Etmiyor! Haber

2 Bardak Çay Parası, 1 Kilo Yaş Çay Etmiyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı yaş çay alım fiyatlarını sert bir dille eleştirdi. 35 TL olarak açıklanan fiyatın üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını belirten Gürer, "2 bardak çaya ödenen para, üreticinin 1 kilo çayına verilmedi" dedi. Yaş Çay Alım Fiyatı Üreticiyi Memnun Etmedi TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, açıklanan 35 liralık yaş çay fiyatının ne maliyetleri karşıladığını ne de emeğin karşılığını verdiğini savundu. Geçtiğimiz yıl 1 milyon 340 bin ton çay hasadı yapıldığını hatırlatan Gürer, düşük fiyat politikaları nedeniyle verimlilik ve rekoltenin giderek düştüğüne dikkat çekti. "Üreticinin Alım Gücü 2,5 Kilo Geriledi" Gürer, yaş çay fiyatını kuru çay pariteleri üzerinden değerlendirerek üreticinin yaşadığı kaybı şu rakamlarla özetledi: Geçen Yıl: 6 kilo yaş çay = 1 kilo kuru çay. Bu Yıl: 8,5 kilo yaş çay = 1 kilo kuru çay. Kaybedilen Değer: Üreticinin sadece kuru çay bazında 2,5 kilo kaybı var. Gürer, "Başa baş noktasını yakalayabilmek için fiyatın en az 40 liranın üzerinde, gerçek değerinin ise 50 lira civarında olması gerekiyordu" ifadelerini kullandı. Çay İthalatına 153 Milyon Dolar Döviz Gitti Türkiye'nin çayda yeterlilik seviyesinin %95'e gerilediğini ve arz açığı riskinin büyüdüğünü belirten Gürer, çarpıcı ithalat verilerini paylaştı: 2022-2026 Dönemi: 67 bin 552 ton siyah çay ithal edildi, 153 milyon 793 bin dolar ödendi. 2025 Yılı: 20 bin 890 ton ithalat karşılığında 47,8 milyon dolar yurt dışına gitti. 2026 İlk 3 Ay: Sadece yılın ilk çeyreğinde 4 bin 613 ton çay için 12,4 milyon dolar ödendi. "Fiyat Yüksek Olsaydı Açıklamayı Cumhurbaşkanı Yapardı" Açıklanan fiyatın düşüklüğünün iktidarın tutumundan belli olduğunu söyleyen CHP'li Gürer, "Eğer fiyat üreticiyi mutlu etseydi Sayın Cumhurbaşkanı Rize meydanında açıklardı. Fiyat düşük olduğu için açıklamayı Tarım ve Orman Bakanlığı yaptı" dedi. Çay Üretimindeki Maliyet Kıskacı Doğu Karadeniz'in zorlu coğrafyasında çay toplamanın büyük emek gerektirdiğini vurgulayan Gürer, artan maliyet kalemlerini sıraladı: Yükselen çay toplama yevmiyeleri. Motorlu toplama makinesi ve tırpan giderleri. Gübreleme, budama ve nakliye maliyetleri. Çağrı: "Fiyat 40 Liranın Üzerine Revize Edilmeli" Çay üreticisinin borç yükü altında olduğunu ve gelir-gider dengesinin bozulduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, hükümete şu çağrıda bulundu: "İthalatçı anlayış yerine kendi üreticimizi korumalıyız. Yaş çay alım fiyatı acilen revize edilerek 40 liranın üzerine çıkarılmalıdır. Aksi takdirde bölge halkı üretimden uzaklaşacaktır".

Başkan Ataç: “Halkın Gerçek Gündemi Pazar Tezgâhlarında” Haber

Başkan Ataç: “Halkın Gerçek Gündemi Pazar Tezgâhlarında”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, CHP heyetiyle birlikte Çamlıca Kapalı Pazaryeri’ni ziyaret etti. Pazarcı esnafına hayırlı satışlar dileyen Ataç, vatandaşlarla sohbet ederek geçim sıkıntısı, alım gücü ve pazar fiyatlarına ilişkin talepleri dinledi. Ziyarette vatandaşların Ataç’a gösterdiği yoğun ilgi ve sevgi dikkat çekti. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Çamlıca Kapalı Pazaryeri’nde pazarcı esnafı ve vatandaşlarla bir araya geldi. Başkan Ataç’a ziyarette CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, CHP MYK Üyesi ve Dış Politika ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ve CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım eşlik etti. Vatandaşlardan Ataç’a yoğun ilgi Pazar yerinde esnafı tek tek ziyaret eden Başkan Ataç, pazarcılara “hayırlı satışlar” temennisinde bulundu. Tezgâhları gezen Ataç, hem esnafın hem de alışveriş yapan vatandaşların sorunlarını dinledi. Ziyaret sırasında vatandaşların Başkan Ataç’a ilgisi yoğun oldu. Çok sayıda vatandaş Ataç ile sohbet ederek taleplerini iletti, fotoğraf çektirdi ve destek mesajlarını paylaştı. Pazarda samimi görüntüler yaşanırken, vatandaşlar özellikle ekonomik koşulların günlük yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Vatandaş fiyatlardan, esnaf maliyetlerden şikâyetçi Vatandaşlar, artan fiyatlar nedeniyle pazar alışverişinin her geçen gün zorlaştığını ifade ederken; pazarcı esnafı da yükselen maliyetler, nakliye giderleri ve ürün teminindeki zorluklardan yakındı. Başkan Ataç, vatandaşın alım gücündeki düşüşün ve esnafın artan maliyet yükünün pazarlarda açık biçimde görüldüğünü belirterek “Pazar yerleri, halkın gerçek gündemini en doğrudan gördüğümüz alanlardan biri. Burada alışveriş yapan vatandaşımız fiyatlardan, esnafımız ise artan maliyetlerden şikâyet ediyor. İnsanlarımızın geçim sıkıntısını da, pazarcı esnafımızın ayakta kalma mücadelesini de yakından görüyoruz. Vatandaş artık, geçinemiyoruz bile demiyor, açız diyor.” dedi. “Halkın içinde olmaya devam edeceğiz” Ataç, “Vatandaşlarımızla bir araya gelmek, onların taleplerini ve sorunlarını yerinde dinlemek bizim için büyük önem taşıyor. Vatandaşımızın sofrasına uygun fiyatla ürün götürebilmesi gerekiyor. Bugün burada gördüğümüz tablo, ekonomik sıkıntıların hem alışveriş yapanı hem de satış yapanı zorladığını gösteriyor. Biz her zaman olduğu gibi halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Genel Başkan Yardımcısı Tan ve Milletvekili Ertuğrul, her zaman vatandaşın ve esnafın yanında olduklarını istek ve önerileri meclise taşıyacaklarını belirtti. Tan ve Ertuğrul ayrıca Başkan Ataç’ın çalışmalarını yakından takip ettiklerini kaydederek çalışmalarından dolayı Başkan Ataç’ı tebrik etti. Başkan Ataç ve beraberindeki heyet, ziyaret boyunca pazarcı esnafı ve vatandaşlarla sohbet ederek talep ve önerileri dinledi. Çamlıca Kapalı Pazaryeri ziyareti, vatandaşların yoğun ilgisi ve samimi sohbetlerle tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.