SON DAKİKA
Hava Durumu

#Alım Gücü

Porsuk Haber Ajansı - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dar Gelirli Ailelere Mama Desteği Verilmelidir Haber

Dar Gelirli Ailelere Mama Desteği Verilmelidir

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “en az 3 çocuk” tavsiyesini bebek maması fiyatları üzerinden değerlendirdi. Gürer, “Sayın Erdoğan, vatandaşın daralan geliriyle oluşan yoksulluğu görmeden çocuk sayısını artırma çağrısı yapıyor. Asgari ücretlinin 2024’ten bu yana bebeğinin rızkından 8 paket mama alındı. Bir çocuk bile vatandaşı sağlıklı beslenme ve ihtiyacını karşılamada zorlarken, üç çocuk tavsiyesine uyanın onu sağlıklı büyütmesi de zorlaştı. Ana-baba boğazını kıssa dahi çocuk giderleri ev gelir-gider dengesini bozuyor.” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki derin yoksulluğun en somut göstergelerinin her ay açıklanan yoksulluk verileri olduğunu belirtti. Yoksulluk verileri açıklandığında durumun daha iyi görüldüğünü ifade eden Gürer, “Çocuk arabasından çocuk bezine kadar raftaki ürün fiyatları katlandı. Çocuk için rafa el uzatılan her ürünün fiyatı önemli ölçüde arttı. Bebek maması fiyatlarını ve asgari ücretin alım gücündeki erimeyi bir de bu pencereden bakalım.” dedi. Gürer, 2024-2026 yılları arasındaki verileri kıyaslayarak, iktidarın nüfus politikası ile ekonomi politikası arasındaki çelişkiyi mama fiyatları üzerinden gösterdi. “MAAŞ ARTIYOR, ALINABİLEN PAKET SAYISI AZALIYOR!” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in hazırladığı analizde, üst segment mamanın %119, alt segment mamanın ise %97 zamlandığı görüldü. “3 ÇOCUK DEMEK, AYLIK 10 BİN LİRA SADECE MAMA PARASI DEMEK!” “3 çocuk” söylemine özünde yaşlanan nüfus dikkate alındığında olağan görülebileceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peki, bu çocukların nasıl bakılacak, giderleri nasıl karşılanacak, karnı nasıl doyacağını hesaplıyor mu? Bugün bir bebek ayda 3 paket 900 gramlık mama bitiriyor. 2026 fiyatlarıyla 3 çocuklu bir ailenin sadece üst segment mama maliyeti ayda 10 bin 260 TL tutuyor! 28 bin lira asgari ücret alan bir babanın, maaşının üçte birinden fazlasını sadece mamaya vermesi gerekiyor. Bu hesaba çocuk bezi, kıyafet, kira, elektrik dahil değil. AKP iktidarı, halka çocuk sayısı vereceğine, marketlerde alarm takılan mamaların fiyatlarına bakmalıdır,” dedi. “VATANDAŞIN CEBİNDEN 8 PAKET MAMA ÇALINDI” Asgari ücretlinin son iki yılda yaşadığı kaybı yüzdesel olarak değerlendiren Ömer Fethi Gürer: Üst Segment Kaybı: “2024’te 32 paket alabilen işçi, 2026’da 24 pakete düştü. Alım gücü %25 eridi.”Maliyet Yükü: “Bir asgari ücretli, tek bir çocuğun üst segment maması için maaşının %12,1’ini ayırmak zorunda..” “BEBEK MAMASI LÜKS TÜKETİM DEĞİLDİR” CHP’ Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün sayı vermekte değil, halkın alım gücünü korumakta olduğunu belirterek, “İktidarın ekonomi modeli, bebeklerin rızkını enflasyon ile eritmiştir. Bebek maması lüks değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Dar gelirli ailelere nakdi mama desteği verilmelidir. Vatandaş çocuk maması alırken düşünüyorsa, iktidar kendi politikalarını sorgulamalıdır. Bizim önceliğimiz tenceresi kaynayan, bebeği doyan aileler ile mutlu yaşamdır” diye konuştu.

17 Milyon Emekliye Bayramı Hüsran Yaşatmayın! Haber

17 Milyon Emekliye Bayramı Hüsran Yaşatmayın!

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Gürer, açıklanan büyüme rakamları ile vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında derin bir çelişki bulunduğunu ifade ederek, özellikle emeklilerin ve dar gelirli kesimlerin ağırlaşan geçim sıkıntısına ve emekliye reva görülen ikramiye tutarına dikkat çekti. “BÜYÜME VAR DENİYOR, TARIMDA YÜZDE 8,8 DÜŞME VAR” Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılına ilişkin verilerine göre Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 3,6 büyürken, 2025’in son çeyreğinde de yüzde 3,4’lük büyüme kaydedildiğini belirten Gürer, bu tabloya karşın tarım sektöründe yüzde 8,8’lik bir gerileme yaşandığını vurguladı. Tarımda yaşanan düşmenin , uzun süredir dile getirdikleri sorunların rakamlara yansımış hali olduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımda her şeyin iyi olduğu yönündeki açıklamalar, resmi verilerle çökmüştür” dedi. İthalata dayalı tarım anlayışının sürdürülebilir olmadığını ifade eden Gürer, gıda fiyatlarındaki artışın en çok emeklileri ve asgari ücretlileri vurduğunu söyledi. “KİŞİ BAŞI GELİR 18.440 DOLAR DENİYOR AMA EMEKLİYE ARTIŞ YOK” Hazine ve Maliye Bakanı’nın kişi başına gelirin 18.440 dolara yükseldiği ve Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olduğu yönündeki açıklamalarına da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, büyüme söylemi ile emeklinin yaşadığı hayat arasındaki çelişkiye işaret etti. “Büyüyen bir ülkede emekli maaşına cüzi miktarda dahi artış yapılamıyorsa burada ciddi bir tutarsızlık vardır” diyen Gürer, 17 milyon emekliyi ilgilendiren bayram ikramiyesi konusunda yapılan açıklamaların hayal kırıklığı yarattığını ifade etti. BAYRAM İKRAMİYESİ TARTIŞMASI: “2018’DE BİR KOYUN ALINABİLİYORDU” Bayram ikramiyesinin 2018 yılında başlatıldığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, o dönem verilen 1.000 liralık ikramiye ile bir koyun alınabildiğini, bugün ise 4.000 liralık ikramiyenin alım gücünün o günün çok gerisinde kaldığını söyledi. İktidar cephesinden bayram ikramiyesinde artış olmayacağı yönünde yapılan açıklamaların emekliler için yeni bir hüsran yarattığını belirten Gürer, “Bayram ikramiyesi en azından asgari ücret düzeyine çıkarılmalıydı. Asgari ücret talebinden vazgeçtik; mevcut 4.000 lira üzerine dahi artış yapılmayacağı açıklanmıştır. Bu büyük bir haksızlıktır” dedi. “BÜTÇE DİSİPLİNİ SÖZ KONUSU OLUNCA HEP EMEKLİ HATIRLANIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ne zaman emekliye ya da asgari ücretliye artış gündeme gelse bütçe disiplini hatırlanıyor. Ancak yandaşa ya da rant odaklarına yönelik harcamalarda aynı hassasiyet gösterilmiyor” ifadelerini kullandı. Açıklanan enflasyon rakamları nedeniyle yılbaşında yapılan maaş artışlarının kısa sürede eridiğini belirten Ömer Fethi Gürer, yılbaşından bu yana bir emekli maaşında yaklaşık 2.500 liralık alım gücü kaybı oluştuğunu söyledi. 20 bin liraya çıkan emekli maaşının reel olarak geçen yılın başındaki seviyenin altına gerilediğini ifade etti. “EMEKLİ AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” CHP’li Ömer Fethi Gürer, kira, ulaşım, sağlık, eğitim ve özellikle gıda giderlerindeki artışın emeklileri ağır biçimde etkilediğini belirtti. Mevcut maaşların açlık ve yoksulluk sınırının altında kaldığını vurgulayan Gürer, emekli maaşlarının asgari ücretin altına düşmemesi gerektiğini söyledi. 2008 yılında çıkarılan düzenleme ile aylık bağlama oranının yüzde 70’ten yüzde 30’lara kadar düşürülmesinin emekli maaşlarında ciddi kayba yol açtığını ifade eden Gürer, şu talepleri sıraladı: Tüm emekli maaşları asgari ücret düzeyine çıkarılmalı. Ayrımsız tüm emeklilere seyyanen zam yapılmalı. Enflasyona karşı koruyucu düzenleme getirilmeli. Farklı dönemlerde emekli olanlar için intibak düzenlemesi yapılmalı. Aynı prim ve gün sayısıyla emekli olanlar arasındaki maaş farkı giderilmeli. Hizmete dayalı intibak sistemi uygulanmalı. İlaç katkı payı kaldırılmalı. Emeklilerin sendikalaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı.” Dedi. “ET VE SÜT KUYRUĞU EMEKLİNİN GERÇEĞİ OLDU” Emeklilerin artık çarşı pazarda zorunlu ihtiyaçlarının dışına çıkamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, et ve süt ürünlerine erişimin dahi kamu kurumlarının uygun fiyatlı satış noktalarında kuyruğa girerek sağlanabildiğini söyledi. Protein ürünlerinde tüketiminde ciddi düşüş yaşandığını vurguladı. Pazarlarda dahi uygun fiyatlı ürün bulunamadığını ifade eden Gürer, tarımdaki gerilemenin gıda enflasyonunu artırdığını ve bunun da doğrudan dar gelirliyi etkilediğini belirtti. “50 MİLYONA YAKIN KİŞİ YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” Bölgede devam eden savaşların Türkiye ekonomisine olası etkilerine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, önümüzdeki dönemin daha zorlu geçeceğini söyledi. Yaklaşık 50 milyona yakın kişinin yoksulluk sınırının altında gelire sahip olduğunu ifade eden Gürer, sosyal devlet anlayışının gereği olarak bu kesimlerin korunması gerektiğini vurguladı. Bu grubun 17 milyonunu emeklilerin oluşturduğunu belirten Gürer, “Açlık sınırının altında yaşıyor” dedi. “KARAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayram ikramiyesi kararının mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde bir gelire kavuşturulmasının zorunlu olduğunu ifade eden Gürer, seyyanen zam ve ikramiye artışının artık bir ihtiyaç değil, zorunluluk haline geldiğini dile getirdi. “Gıdasız yaşam olmaz” diyen Ömer Fethi Gürer, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yansımadığı sürece anlamlı olmayacağını belirterek, emekli ve dar gelirli yurttaşların alım gücünü artıracak adımların ivedilikle atılması çağrısında bulundu.

200 TL Nasıl Pul Oldu? Haber

200 TL Nasıl Pul Oldu?

CHP Halkla İlişkiler ve Medyayla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, 200 TL’lik banknotun 17 yıl içindeki alım gücü kaybını rakamlarla ortaya koydu. Veriler, Türkiye’de en büyük banknotun yıllar içinde nasıl “pul” haline geldiğini çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. CHP’li Bulut’un konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Tedavüle girdiği 2009 yılında 131 dolara karşılık gelen 200 TL, bugün yalnızca 4,57 dolar satın alabiliyor. Bu dramatik düşüş, Türk lirasının döviz karşısındaki değer kaybını ve yüksek enflasyonun etkisini açık biçimde ortaya koyuyor. 200 TL ile 17 yıl önce 3 adet çeyrek altın alınabilirken bugün yalnızca 0.016 çeyrek altın alınabiliyor. Kuyumcuya giden bir vatandaşın 12.350 TL’den satılan bir çeyrek altını alabilmesi için tam 62 adet 200 TL banknotu cebine koyması gerekiyor. Bir zamanlar birkaç banknotla yapılan alışveriş, bugün tomarla para taşımayı zorunlu kılıyor. 2009’da 63.5 litre benzin alınabilen 200 TL ile artık arabanın deposunu doldurmak imkânsız. En büyük banknot ile bugün akaryakıt istasyonundan yalnızca 3.44 litre benzin alınabiliyor. Bu tablo, akaryakıt fiyatlarındaki artışın vatandaşın günlük yaşamına nasıl yansıdığını gösteriyor. 200 TL’DEKİ ERİME, MUTFAKTA DA HİSSEDİLİYOR Alım gücündeki gerileme yalnızca döviz ve akaryakıtla sınırlı değil; mutfak masrafında da net biçimde hissediliyor. 2009’da 15 kilogram dana eti ya da 11.7 kilogram kıyma alınabilen 200 TL ile artık kasaplardan gramla alışveriş yapılabiliyor. 200 TL ile markete gidildiğinde 2009’da 18.3 kilogram alınan beyaz peynirden bugün yalnızca 270 gram sepete atılabiliyor. 200 liranın satın alma gücü 17 yılda 500 ekmekten 13.3 ekmeğe kadar gerilemiş durumda. Temel gıda ürünlerindeki bu fark, dar gelirli vatandaş için geçim mücadelesini daha da ağırlaştırıyor. 200 lira ile 2009 yılında 5 litresi 12,45 lira olan sıvı yağdan 16 teneke alınabilirken, bugün yalnızca 1.7 litre alınabiliyor. Kilosu 9 TL olan kaşardan 22,2 kilo alınabilirken, artık sadece 320 gram alınabiliyor. Rakamlar, 200 TL’nin 17 yıl içinde hem döviz karşısında hem de temel ihtiyaç ürünlerinde ciddi bir değer kaybına uğradığını gösteriyor. En büyük banknotun dahi günlük harcamalarda yetersiz kalması, ekonomik koşulların vatandaşın cebine ve sofrasına nasıl yansıdığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.”

Kıyafette İkinci El Dönemi! Haber

Kıyafette İkinci El Dönemi!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomide yaşanan sorunların dar gelirli yurttaşların harcama alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirdiğini ifade etti. Gürer, artan hayat pahalılığı karşısında emekli, asgari ücretli ve sabit gelirlilerin tüm kısıtlamalara rağmen gıdayı öncelikli harcama kalemi olarak gördüğünü belirtti. Giysi ve ayakkabı gibi temel ihtiyaçlarda ise yurttaşların artık yeni ürün almak yerine tamir ve yamaya yöneldiğini vurgulayan Gürer, ikinci el kıyafetlere olan talebin hızla arttığını söyledi. “İkinci el satış uygulamaları ve mağazalar, pek çok yurttaş için adeta ana alışveriş noktası haline geldi” dedi. "GIDA ALMAK ZOR, GİYİM İKİNCİ EL" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaptığı açıklamada yaşam pahalılığının insanları en temel ihtiyaçları daralttığını belirterek, "Bugün gelinen noktada asgari ücretli, emekli ve dar gelirli vatandaşımız için 'sıfır' bir mont, bir ayakkabı almak artık zorlaştı. Vatandaşımız cebindeki alım gücü sınırlı para ile sadece yaşamda kalabilmek için gıdayı öncelikliyorlar. Cepteki para her ihtiyaca yetmeyince giyim ihtiyacını karşılamak için ya eskiyi tamir ettiriyor ya da ikinci el platformlarına yöneliyor,” dedi. Ürün Grubu Mağaza (Sıfır) Fiyatı İkinci El Platform Fiyatı Tasarruf / Fark Oranı Kışlık Şişme Mont 2.500 TL - 5.500 TL 600 TL - 1.200 TL ~%75 - %80 Deri/Spor Ayakkabı 1.800 TL - 4.000 TL 450 TL - 900 TL ~%70 - %75 Yünlü Kazak 850 TL - 1.500 TL 200 TL - 450 TL ~%70 Jean / Kumaş Pantolon 950 TL - 1.800 TL 250 TL - 500 TL ~%70 İKİNCİ EL PLATFORMLARINDA ARTIŞ İkinci el alışveriş sitelerinin ve uygulamalarının işlem hacmindeki artış dikkat çekici diyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu durum ekonomik sorunların hangi boyuta evrildiğinin de farklı bir göstergesidir. Sektör verilerine ve pazar yeri analizlerine baktığımızda, ikinci el platformlarındaki işlem hacminin son bir yılda katlanarak arttığını görüyoruz. Ancak bu bir refah göstergesi değildir! Bu, orta sınıfında nasıl daraldığının göstergesidir. Yeni, hiç kullanılmamış ürün alamayan ikinci ele yöneliyor. Bu süreç doğal olarak yeni üretim satan esnafı da, mağaza için üretim yapan fabrikayı da etkiliyor. Tekstil fabrikaları yapısal ve girdi ile oluşan sorunları yanında tüketici alışkanlıkları değişmesinden de etkilendikleri bir gerçek. Mağazadan yeni ürün alamayan 2. El alışverişi tercih ediyor,” dedi. "ESKİDEN İHTİYACI OLANA VERİLEN GİYSİLER, ŞİMDİ SATILIYOR" Ömer Fethi Gürer, "Eskiden ihtiyacı olana yardımcı olunurdu, dayanışma kültürü yerini mecburiyete bıraktı. Eskiden komşunun çocuğuna verilen kıyafetler artık 100-200 liraya internette satışa çıkıyor. İktidar ise 'ekonomi büyüyor' diye konuşmaya devam ediyor. Halkın büyüyen tek şeyi borcu ve çaresizliğidir." VATANDAŞIN GELİRİ GIDA VE BARINMAYA Vatandaşların eline geçen gelirin büyük çoğunluğunun gıdaya ve konaklamaya gittiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, "Vatandaşın bütçesinin tamamı gıda ve barınmaya gidiyor. Geriye kalanla nasıl giysi alabilir? Çocuğuna nasıl yeni bir üst baş alabilir?” diye soran Gürer, yönetenlerin pazar yerlerinden ve sokaktaki vatandaşın gerçek durumundan haberdar olmadığını ifade etti. Halkı ikinci el ürüne mahkûm eden anlayışın, yaşanan ekonomik tabloyu görünmez kılmaya çalıştığını belirterek eleştirilerini dile getirdi.

Ekonomi İyiye Gidiyor Demek Vatandaşın Aklıyla Alay Etmektir Haber

Ekonomi İyiye Gidiyor Demek Vatandaşın Aklıyla Alay Etmektir

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız, Eskişehir Ticaret Odası’nın açıkladığı 2025 yılı ekonomik verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, kentte karşılıksız çek ve protestolu senet tutarlarındaki artışın ekonomik krizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyduğunu söyledi. ETO tarafından yayımlanan Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporu’nun Ocak 2026 verileriyle birlikte 2025 yılı toplam sonuçlarının netleştiğini hatırlatan Yıldız, “Rakamlar konuşuyor. Algıyla değil, gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor” dedi. “Karşılıksız çek 2 yılda 5 kat arttı” Yıldız, Eskişehir’de karşılıksız çek tutarının: 2023 yılında 268 milyon TL, 2024 yılında 1 milyar TL, 2025 yılında 1 milyar 230 milyon TL olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “İki yıl içinde yaklaşık 5 kat artış yaşanmış. Bu, ticarette güvenin çöktüğünün ilanıdır. Bu tablo ülkenin içinde debelendiği ekonomik krizin, esnafın yaşadığı buhranın ve içinden çıkamadığı borç ödeyememenin çaresizliğini göstermektedir. Bu tabloyu görmezden gelmek, esnafın feryadına kulak tıkamaktır.” Protesto edilen senet tutarlarındaki artışa da dikkat çeken Yıldız, 2023’te 91 milyon TL olan tutarın 2024’te 282 milyon TL’ye, 2025’te ise 770 milyon TL’ye yükseldiğini belirtti. Yıldız, “iki yılda yaklaşık 9 kat artış var. Bu artık bir dalgalanma değil, ekonomik çöküştür. Küçük esnaf ayakta kalamıyor, üretici finansmana ulaşamıyor, sanayici maliyet baskısı altında eziliyor” dedi. “Yaklaşık 2 bin işletme kepenk kapattı” Yıldız, 2024 yılında 1.082, 2025 yılında ise 955 işletmenin kapandığını hatırlatarak şunları söyledi: “İki yılda yaklaşık 2 bin işletme kapanmış. Her kapanan iş yeri; işsiz kalan bir çalışan, dağılan bir aile bütçesi, kaybolan bir hayal demektir. Buna rağmen ‘ekonomi iyiye gidiyor’ demek, vatandaşın aklıyla alay etmektir.” Merkezi iktidarın 2023 seçimlerinden sonra ekonomiyi düzelteceğini ve uçuracağını vadettiğini hatırlatan Yıldız, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “23 yılın sonunda yüksek enflasyon düşürülememiş, gelir dağılımı bozulmuş, alım gücü erimiş, bütçede faiz yükü artmış, ticarette güven zedelenmiştir. Plansızlık, liyakatsizlik ve yanlış ekonomi politikaları ülkeyi içinden çıkılamayan bir sarmala sürüklemiştir.” Eskişehir gibi üretim ve ticaret potansiyeli yüksek bir şehirde dahi bu tablonun yaşandığını vurgulayan Yıldız, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ‘’Bu rakamlar; Eskişehir gibi üretim ve ticaret potansiyeli yüksek bir şehirde vatandaşın, esnafın, üreticinin, sanayicinin nasıl bir darboğazda bulunduğunu gösteren resmi verilerdir. ‘Ekonomi iyiye gidiyor, düzeltirse yine Ak Parti düzeltir’ sözünün tam tersi bir durum yaşandığının en net karşılığıdır. Ülke ekonomisi hız kesmeden çökmektedir. Geçim sıkıntısı herkesi dayanamayacak noktaya getirmiştir. Kimi dinlersek, kim içinde bulunduğu durumu anlatırsa anlatsın, her meslek grubunda ve toplumun tamamında çok ciddi finansal problemler yaşanmaktadır. Ticari hayat sürdürülemez, enflasyon dayanılmaz, maliyetler içinden çıkılamaz, vatandaş omzunda taşıdığı yüke dayanamaz hale gelmiştir. Merkez Bankasının daha ilk aydan enflasyon hedefini yukarı yönlü revize etmesi bile, hedefini ve tahminini bile öngöremeyen bir yönetimle karşı karşıya olduğumuzun ispatıdır. Gelinen bu noktada artık kabul edilmelidir ki; mevcut iktidar plansızlıkları, liyakatsiz atamaları, yanlış ekonomi politikaları, haksızlıkları ve hukuksuzluklarıyla ülkeyi bu durumdan çıkaramayacağını, bu duruma sadece seyirci olduğunu, etkisinin, inandırıcılığının ve güvenilirliğinin olmadığını göstermiştir. Bu tablo daha ağırlaşmadan gerçeklerle yüzleşmek gerekmektedir. Algıyla yönetmek yerine, halkın yaşadığı ekonomik çöküş kabul edilmeli, iktidar kendini yük ettiği milletin sırtından inmeli ve artık yönetemediğini kabul etmelidir. Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi programıyla, kadrolarıyla iktidara hazırdır. Halkın önüne sandık gelmeli ve millet artık kurtulmalıdır.”

CHP'li Gürer: "Tarlada Üretici, Pazarda Esnaf ve Tüketici Dertli" Haber

CHP'li Gürer: "Tarlada Üretici, Pazarda Esnaf ve Tüketici Dertli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde kurulan Salı pazarında vatandaşlar ve pazar esnafıyla bir araya geldi. Esnaf kazançsızlıktan, tüketici ise fiyatların pahalılığından dert yandı. Pazarda geçmişe kıyasla herkes sorunların arttığını dile getirdi. Girdi maliyetlerindeki ve nakliye bedellerindeki artış üreticiyi ve pazarcı esnafını sıkıntıya sokarken, geliri azalan tüketici de artan fiyatlardan yakındı. Pazarda hem esnafın hem de yurttaşın ortak sorununun “alım gücünün daralması” olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların pazar yerinde dahi açıkça hissedildiğini söyledi. Marketlere göre daha uygun fiyatlar olmasına rağmen, cepteki gelir daralmasının vatandaşın her ürüne erişimini engellediğini belirtti. Üreticinin artan üretim maliyetlerinden, pazarcı esnafının ise ürünü aldığı fiyata eklenen nakliye, işgaliye ve fire gibi giderler nedeniyle bazı ürünleri maliyetine satmak zorunda kalmasından yakındığını ifade eden Gürer, emekli ve dar gelirlinin ise gelirinin istediği ürünü almaya yetmediğini dile getirdi. Yılbaşından bu yana yalnızca akaryakıta gelen zamların bile ürün nakliyesine doğrudan yansıdığını, bunun da fiyat artışlarına neden olduğunu belirten Gürer, hava değişimlerinin dahi pazardaki fiyatları etkilediğini söyledi. FİYAT VAR AMA SATIŞ YOK Pazar esnafı, ürünlerin etiket fiyatlarının uygun olmasına rağmen satış yapılamadığını belirterek, “Pırasayı 45–50 liraya veriyoruz ama tezgahtan kalkmıyor, satılmıyor. Vatandaşın alım gücü yok, alamıyor,” dedi. Ürünlerin yerli üretim olmasına karşın tezgâhta kaldığını ifade eden esnaf, tüketilecek ürünlerin dahi satılamadığına dikkat çekerek, “Üreten, satan, alan herkes aynı anda dertli,” diye konuştu. SORUN FİYAT DEĞİL, ALIM GÜCÜ Ömer Fethi Gürer’in “Neden satılmıyor?” sorusuna esnaf, “Alım gücü yok. Milletin alım gücü yok. Paranın değeri kalmadı,” yanıtını verdi. EMEKLİ MAAŞIYLA GEÇİNMEK MÜMKÜN DEĞİL Pazarda konuşan esnaf, 20 bin lira civarındaki emekli maaşıyla geçinmenin olanaksız hâle geldiğini ifade etti. “20 bin lira maaşın 12–13 bini kiraya gidiyor. Doğalgaz, elektrik, su geliyor. Eğitim, sağlık derken elde kalanla nasıl geçineceksin?” diye sordu. Bir vatandaş ise hesabını yaparak, “Kira, doğalgaz, elektrik, su derken elde 2 bin lira kalıyor. Onu da üçe böl, günlük 70 lira bile kalmıyor,” sözleriyle geçim sıkıntısını anlattı. TEZGÂHLARDA ETİKETLER DEĞİŞKEN Gürer, pazarda salatalığın kilosunun 100 lira, domatesin 100–120 lira, biberin ise 100 lira olduğunu; kış sebzelerinde pırasa gibi ürünlerde de fiyat değişkenliği yaşandığını belirtti. Ürünlerin büyük bölümünün Akdeniz ve Çukurova’dan geldiğini, ancak artan girdi maliyetleri nedeniyle yerinde de pahalılaştığını vurguladı. “Tarım ülkesiyiz ama domates 120 lira, salatalık 100 lira. Vatandaş ne yapacak?” diyen Gürer, fiyat artışlarının plansız tarım politikaları, artan girdi maliyetleri ve mazota gelen zamların yol açtığı nakliye fiyat artışları sonucu oluştuğunu söyledi. İŞÇİ, EMEKLİ, ÜRETİCİ, PAZARCI DERTLİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, krizin zincirleme etkisine dikkat çekerek, “İşçiye vermezsen, emekliye vermezsen o da gelip esnaftan alışveriş yapamıyor. Geliyor, pazarı geziyor, zorunlu ihtiyacını sınırlı alıp dönüyor,” ifadelerini kullandı. “EKONOMİK SORUNLARIN FOTOĞRAFI” Bor’daki pazar yerinde yaşananların Türkiye genelindeki tabloyu yansıttığını belirten Gürer, “Burada sorun sadece fiyatların yüksekliği değil; asıl sorun, halkın alım gücünün kalmamasıdır. Emekli, işçi, dar gelirli pazara çıkamıyor. Ürün var ama satış yok. Bu pazar, yanlış ekonomi ve tarım politikalarının vatandaşın sofrasına nasıl yansıdığının açık fotoğrafıdır. Pazarlar marketlere göre daha uygun fiyatların oluştuğu yerlerdir. Ancak ilaç, gübre, tohum, mazot, su ve işçilik giderleri artarken ürün fiyatları da yerinde durmuyor. Vatandaşın alım gücü geçmişe göre düştü. Cebindeki para temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Bu durum geçim sıkıntısını artırırken sağlıklı beslenmeyi de olumsuz etkiliyor,” dedi.

Odunpazarı’nda Halk Kart Bakiyeleri Artırıldı Haber

Odunpazarı’nda Halk Kart Bakiyeleri Artırıldı

Ülkede uygulanan yanlış ekonomi politikalarının yol açtığı yüksek enflasyon ve hızla düşen alım gücü, her geçen gün daha fazla aileyi temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getiriyor. Gıda, temizlik ve barınma gibi en temel kalemlere erişimin zorlaştığı bu süreçte Odunpazarı Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla yurttaşlarının yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Odunpazarı Belediyesi, Halk Market’ten yararlanan ihtiyaç sahibi hemşehrilerinin Halk Kart bakiyelerini artırdı. Yeni düzenleme ile destek miktarları, hanelerde yaşayan kişi sayısı dikkate alınarak yeniden belirlendi. Belediye, kalabalık ailelerin daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu gerçeğinden hareketle sosyal yardımlarını adalet ve hakkaniyet temelinde güçlendirdi. PARANIN GEÇMEDİĞİ MARKET: HALK MARKET Odunpazarı Belediyesi’nin örnek sosyal yardım modeli olan Halk Market, 17 Ekim 2015’te Yoksullukla Mücadele Günü’nde hizmete açıldı. Paranın ve kredi kartının geçmediği markette, ihtiyaç sahibi aileler Halk Kartları ile temel gıda ve temizlik ürünlerine ücretsiz olarak ulaşabiliyor. Bugüne kadar binlerce ailenin faydalandığı Halk Market, yerel yönetimlerin sosyal sorumluluk alanındaki en somut dayanışma örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. BAŞKAN KAZIM KURT: “HİÇBİR ÇOCUK AÇ YATAĞA GİRMEYECEK” Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, artan hayat pahalılığı ve derinleşen ekonomik krizin yurttaşlar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sosyal belediyeciliğin bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Başkan Kurt açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün yaşadığımız ekonomik kriz, yanlış politikaların sonucudur ve ne yazık ki en ağır bedeli dar gelirli aileler ödüyor. Alım gücünün bu kadar düştüğü bir ortamda yerel yönetimlerin sorumluluğu daha da artıyor. Biz Odunpazarı’nda kimseyi yalnız bırakmamakta kararlıyız. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmesine, hiçbir ailenin çaresizliğe terk edilmesine izin vermeyeceğiz.” Sosyal yardımların bir lütuf değil, yurttaşlık hakkı olduğunun altını çizen Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sosyal belediyecilik; krizin faturasını halka kesen anlayışa karşı, halkın yanında durmaktır. Tüm sınırlı imkânlarımıza rağmen dayanışmayı büyütüyor, yardımlarımızı adaletli ve insan onuruna yakışır şekilde sürdürüyoruz. Halk Market, bu anlayışın en somut örneğidir.” DAYANIŞMA İLE YÖNETİLEN BİR ODUNPAZARI Odunpazarı Belediyesi, Halk Market başta olmak üzere hayata geçirdiği sosyal destek projeleriyle ekonomik krizin yarattığı tahribata karşı dayanışmayı büyütmeyi hedefliyor. Belediye, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda, Odunpazarı’nı adalet, eşitlik ve insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla yönetmeye devam edeceğini vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.