SON DAKİKA
Hava Durumu

#Akp

Porsuk Haber Ajansı - Akp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti Haber

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, AKP iktidarının ekonomi politikalarının toplum sağlığını çökerttiğini gösteren çarpıcı antidepresan verilerini kamuoyuyla paylaştı. Bulut, Türkiye’nin adım adım bir “ruh sağlığı krizi”ne sürüklendiğini belirterek, son 10 yılda antidepresan kullanımının yüzde 58,5 oranında arttığını vurguladı. 1 YILDA ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAKLAŞIK 6 MİLYON KUTU ARTTI CHP’li Bulut’un paylaştığı verilere göre, 2016 yılında 45 milyon 132 bin 854 kutu olan antidepresan kullanımı, geçtiğimiz yıl 71 milyon 527 bin 690 kutuya yükseldi. Sadece son bir yılda vatandaşın 5 milyon 936 bin 438 kutu daha fazla antidepresan kullanmak zorunda kaldığını belirten Bulut, “Bu artış tesadüf değil, bu artış kötü ülke yönetiminin, yoksulluğun ve umutsuzluğun sonucudur” dedi. “İKTİDAR VATANDAŞI ANTİDEPRESANLA AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYOR” Ekonomik krizin artık sadece cüzdanları değil, insanların ruh sağlığını da çökerttiğini söyleyen Bulut, “İşsizlik, geçim derdi, borç batağı ve yarın kaygısı vatandaşın psikolojisini yerle bir etti. İktidar sorunları çözmek yerine, toplumu antidepresanlarla ayakta tutmaya çalışıyor. Antidepresan kullanımı halk sağlığı açısından endişe verici noktalarda” ifadelerini kullandı. 2025 yılında antidepresan kullanımının bir önceki yıla göre yüzde 9 arttığına dikkat çeken Bulut, 2024 yılında antidepresanlara 5 milyar 35 milyon lira ödeyen kamunun, 2025 yılında bu rakamı 6 milyar 480 milyon liraya çıkardığını kaydetti. “20 BİN LİRA EMEKLİ MAAŞIYLA RUH SAĞLIĞI MI KALIR?” Mevcut gelir düzeylerinin toplumun gerçekleriyle bağının koptuğunu ifade eden Bulut, “Bugün en düşük emekli maaşı 20 bin TL, asgari ücret 28 bin 75 TL. Bu parayla kira mı ödensin, mutfak mı dolsun, fatura mı kapatılsın? İnsanlar ay sonunu değil, yarını düşünmekten uyuyamaz hale geldi” dedi. Antidepresan kullanımındaki patlamanın sosyal bir alarm olduğunun altını çizen Bulut, “Çarşı, pazar ateş pahası; diğer yandan kira, faturalar ve mutfak masrafları el yakıyor. Ruh sağlığı çökmüş bir toplum yaratırsanız, bunu ne pembe tablolarla ne de istatistik oyunlarıyla gizleyebilirsiniz. Bu ülke yoksullukla, adaletsizlikle, liyakatsizlikle yönetiliyor. Sonuç da milyonlarca kutu antidepresan oluyor” ifadelerini kullandı. “BU TABLO İKTİDARIN ESERİDİR” Bulut, “Antidepresan kullanımındaki bu dramatik artış, AKP’nin yıllardır uyguladığı ekonomi ve sosyal politikalarının açık ve net bir sonucudur. Yoksulluğu yöneten, krizi kalıcı hale getiren, milyonları güvencesizliğe mahkûm eden bir anlayış bugün toplumun ruh sağlığını çökertmiştir. Vatandaş daha fazla ilaçla değil; adaletle, güvenle, emeğinin karşılığını aldığı insanca yaşam koşullarıyla iyileşir. Bugün insanlar geçinemediği için, yarınını göremediği için, hakkını arayamadığı için antidepresan kullanmak zorunda bırakılıyor. En düşük emekli maaşıyla hayatta kalmaya çalışanlar, asgari ücretle ay sonunu getiremeyenler, borçla yaşayan gençler bu düzenin bedelini ruh sağlığıyla ödüyor. İktidar ise bu çöküşü seyretmekle kalmıyor, istatistiklerle örtbas etmeye çalışıyor. Türkiye’yi antidepresan bağımlısı haline getirenler bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Bu ülkenin insanlarını umutsuzluğa, kaygıya ve çaresizliğe mahkûm edenler, yaşanan ruhsal çöküşün de siyasi sorumlusudur” dedi.

Emekliye 20 Bin Liralık Sefalet Ücretini Dayatanlara Yazıklar Olsun! Haber

Emekliye 20 Bin Liralık Sefalet Ücretini Dayatanlara Yazıklar Olsun!

TBMM Genel Kurulu’nda en düşük emekli aylığının arttırılmasına ilişkin kanun teklifinin birinci bölümü kabul edildi. Cumhuriyet Halk Partili Milletvekillerinin nöbeti ve ısrarlı mücadelesine rağmen bin liralık sadaka zammını düzenleyen madde de AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. CHP emeklinin hakkı için TBMM Genel Kurulu’nda direnirken AKP’li milletvekilleri de oylamayı tamamlamak için Genel Kurulu’nda olmayan bir vekilin oy pusulasıyla usulsüzlük yaparken yakalandı. Sabaha karşı kanun görüşmelerine ara verilirken, muhalefet milletvekilleri ‘sahte oy pusulasını’ kürsü işgali ile protesto etti. Emeklinin hakkı için Meclis’te direnen milletvekillerinden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “CHP grubu olarak TBMM’de emeklilerimizin hakkı için direniyoruz. AKP ise Genel Kurul’da olmayan vekilin pusulasıyla emekliyi açlığa mahkum etmeye yelteniyor! Yazıklar olsun. Emeklimize bin liralık sadaka dayatması AKP ve MHP oylarıyla geçti! Biz RET oyu verdik. Emeklimize sefaleti, yoksulluğu reva görenlere bu halk sandıkta dersini verecek!” dedi. SAHTE OY PUSULASIYLA EMEKLİYE SEFALETİ DAYATTILAR TBMM Genel Kurulu’nda, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ilk sekiz maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15 gün önce emeklilerin hakkı için başlattığı nöbette dile getirdiği talepleri ise yok sayıldı. En düşük emekli maaşına ilişkin 7. Madde de ilk bölümde yer alırken, AKP’li Milletvekilleri, madde oylamasında yeterli sayıyı bulmak için TBMM Genel Kurulu’nda bulunmayan bir milletvekilinin oy pusulası ile oylamada usulsüzlük yapmaya çalıştı. Muhalefet milletvekilleri AKP’li milletvekillerinin oylamadaki usulsüzlük girişimini kürsü işgali ile protesto etti. AKP’li milletvekilleri gece yarısı yapılan oylama ile emekliye bin liralık zammı reva gören kanunun 7. Maddesini oylatarak geçirdi. Madde AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. CHP KÜRSÜ İŞGALİ İLE İSYAN ETTİ TBMM’deki emekli nöbetinin ilk gününden itibaren genel kurulda emeklilerin hakkı için direnen milletvekillerinden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de AKP’lilerin emeklileri açlığa mahkum eden ısrarına ve oylamadaki sahte oy pusulası sahtekarlığına isyan etti. Çakırözer, gece boyunca sosyal medya üzerinden de yaptığı paylaşımlarla tepkisini dile getirirken, şu açıklamaları yaptı: “EMEKLİYE BİN LİRAYI DAYATANLARA YAZIKLAR OLSUN” “CHP Grubu olarak TBMM’de emeklimizin sesi olmak için direniyoruz. Emeklilerimize bin lirayı lütuf gibi zam olarak getiren AKP iktidarına karşı direniyoruz. 16 milyon emekli bu Meclis’ten açlık sınırının, yoksulluk sınırının altında kalan maaşlarının insan onuruna yakışır seviyeye getirilmesini beklemektedir. Ama bu AKP iktidarı kaldırdıkları ellerle emeklinin isyanını, emeklinin feryadını duymazdan gelmektedir. 15 gündür TBMM’de nöbetteyiz. Görüşmelerde sürekli önergeler veriyoruz. En düşük emekli maaşının asgari ücrete eşitlenmesini istiyoruz. Seyyanen zam istiyoruz. Bunun kademeli olarak tüm emekli maaşlarına yansıtılmasını istiyoruz. Bütün önergelerimize AKP ve MHP milletvekilleri ellerini kaldırarak hayır diyor. Emeklimiz için, emekçimiz için direnmeye devam edeceğiz. Emeklilerimiz insan onuruna yakışır bir maaş alana kadar mücadelemiz sürecek.” “EMEKLİMİZ İÇİN MÜCADELEMİZ SÜRECEK” “Gazi Meclisimizde saatler süren direnişimize devam ediyoruz. Oylamada sayıları yetmedi, AKP Milletvekilleri burada olmayan bir milletvekili adına pusula gönderdiler. Yakaladık, rezil oldular. Buna rağmen hala en ufak bir utanma, en ufak bir arlanma yok! Hala emeklilerimizi sefalet ücretine mahkum etmek için ısrar ediyorlar, bizler ne kadar sürerse sürsün emeklimiz için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

CHP'li Başevirgen: ''AKP Türkiye'sinde Huzurevi Lüks Oldu'' Haber

CHP'li Başevirgen: ''AKP Türkiye'sinde Huzurevi Lüks Oldu''

İktidarı yıllardır uyguladığı emekliyi yoksullaştırma ve sosyal devleti tasfiye etme politikalarının, yaşlı yurttaşları insan onuruna aykırı koşullara mahkûm ettiğini belirten CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Huzurevi fiyatlarını sorduğumuz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’tan gelen yanıta göre 2025 yılı itibarıyla devlet huzurevlerinde tek kişilik en ucuz oda fiyatı 9 bin 736 liradan başlıyor ve 11 bin 87 liraya kadar çıkıyor. Devlet huzurevlerinde oda ücretleri 10 bin liraya dayanırken, açlık sınırının altındaki 20 bin liralık maaşla muhtaç emekliler 5-6 bin liraya bakımsız, sağlıksız otel odalarında yaşam mücadelesi veriyor. Huzurevi emekli için artık erişilemez bir lüks haline geldi. Emeklinin maaşı iktidar eliyle eritildi, açlığa, barınma krizine mahkum edildi. Bu ülkede yıllarca çalışan, prim ödeyen yaşlılarımıza iktidarın verdiği mesaj net: ‘Paran varsa yaşlan, yoksa kaderine razı ol.’ Bunun adı ihmaldir, tercihtir, sorumsuzluktur” dedi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, huzurevi fiyatlarını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a sordu. Bakanlıktan ise itiraf niteliğinde yanıt geldi. Yanıta göre emekli memur maaşına yapılan zam oranında artış gösteren en ucuz tek kişilik odanın fiyatı 9 bin 736 lira, en yüksek tek kişilik oda fiyatı 11 bin 87 lira olarak belirtildi. İktidarın emeklileri, muhtaçları düşürdüğü zor duruma sert tepki gösteren Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “YÜZLERCE EMEKLİ HİJYEN VE GÜVENLİKTEN YOKSUN ODALARDA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR” İktidarın emeklileri maliyet olarak gördüğünü ifade eden Başevirgen, “AKP’nin sosyal politika anlayışı, yaşlıyı kamusal bir sorumluluk olarak görmek yerine ticari bir maliyet kalemi olarak ele alıyor. Huzurevleri sosyal hizmet olmaktan çıkarılıp, ücretli işletmelere dönüştürülmüş durumda. Yüzlerce emekli ve kimsesiz yaşlı, yüksek maliyetleri nedeniyle huzurevlerine giremediği için 5-6 bin liralık denetimsiz otellerde, pansiyonlarda, hijyen ve güvenlikten yoksun odalarda yaşam mücadelesi veriyor. Bu bir tercih değil, AKP’nin bilinçli politik sonucudur” dedi. “EMEKLİ MAAŞI, AKP’YE GÖRE BU YÜKSEK HUZUREVİ KİRALARINI ‘ÖDEYEBİLİR’ SAYILIYOR” Bakanın, soru önergesine verdiği yanıtta ‘geliri olmayanlardan ücret alınmıyor’ diyerek sorumluluktan kaçtığına dikkat çeken Başevirgen, “Ancak bu ifade aynı zamanda bir itiraftır. Biraz geliri olan ama insanca yaşamaya yetmeyen emekli maaşı, AKP’ye göre bu yüksek huzurevi kiralarını ‘ödeyebilir’ sayılıyor. Açlık sınırının altındaki 20 bin liralık maaşı olduğu için ücretsiz kabul edilmeyen, ancak ücretli huzurevlerinin kapısından çevrilen on binlerce yaşlı bilerek sistemin dışında bırakılıyor. Bu durum, sosyal devletin değil, sosyal elemenin göstergesidir” diye konuştu. “PARAN VARSA YAŞLAN, YOKSA KADERİNE RAZI OL” İktidarın ekonomi politikaları nedeniyle emeklinin; kira ödeyemez, ilaç alamaz, huzurevine ulaşamaz hale geldiğini sözlerine ekleyen Başevirgen son olarak, “Yaşlılık artık korunması gereken bir dönem değil, iktidarca tasarruf yapılacak bir alan olarak görülüyor. Bu ülkede yıllarca çalışan, prim ödeyen yaşlılarımıza verilen mesaj net: ‘Paran varsa yaşlan, yoksa kaderine razı ol.’ Bu tablo sosyal devletin değil, AKP’nin yarattığı derin sosyal adaletsizliğin sonucudur. Yaşlı yurttaş otel odalarına sürülüyorsa, bunun adı ihmaldir, tercihtir, sorumsuzluktur” açıklamasını yaptı.

CHP'li Süllü Emekli Veteriner Hekimlerin İsyanını Meclis’e Taşıdı Haber

CHP'li Süllü Emekli Veteriner Hekimlerin İsyanını Meclis’e Taşıdı

“Veteriner hekimler riskli hizmette çalıştılar, emeklilikte yok sayıldılar” diyen CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün emekli veteriner hekimlerin maaş adaletsizliğini gidermeyi amaçlayan kanun teklifi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. TBMM Genel Kurulu’nda İçtüzük’ün 37’nci maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin kanun teklifi görüşüldü. AKP iktidarı döneminde emekliliğin yıllar içinde nasıl bir yıkıma dönüştüğünü anlatan Süllü, “Bundan 20 yıl önce emekli dediğimizde, ikramiyesiyle evini alabilen, gönlünce seyahat eden, çocuklarına destek olabilen insanlar akla gelirdi” dedi. Bugün gelinen noktada ise emeklilerin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını vurgulayan Süllü, “24 yıllık AKP iktidarının sonunda emekliler, gıda, barınma, sağlık ve ısınma gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi” ifadelerini kullandı. En düşük emekli maaşının asgari ücret karşısındaki erimesine dikkat çeken Süllü, “AKP iktidarı öncesinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücrete denk geliyordu. Bu oran korunmuş olsaydı bugün en az 42 bin lira olacaktı. Ama bugün konuştuğumuz rakam 20 bin lira. O da bin 25 liralık bir lütufla” diye konuştu. “Soruyorum” diyen Süllü, “20 bin lirayla kim geçinebilir, daha doğrusu kim yaşayabilir?” sözleriyle iktidara yüklendi. Konuşmasında emeklilerin gündelik yaşamına dair çarpıcı örnekler veren Süllü, “Ev kiralarının maaşı aştığı günlerdeyiz. Kirasını ödeyen aç kalıyor, karnını doyurmaya çalışan sokakta kalıyor. Tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ürünleri almak zorunda kalan, ucuz otel odalarında konaklayan, bir yıldır et alamadığını söyleyen emekliler vicdanımızı sızlatıyor” dedi. Emeklilerin bir zamanların “orta direği” olduğunu hatırlatan Süllü, “Bugün o övünülen büyümeden pay alamayan emekliler, sefaletle karşı karşıya bırakılıyor. Bu tablo gelir dağılımındaki büyük adaletsizliği gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı. Anayasa’nın 55’inci maddesini hatırlatan Süllü, “Emeğin karşılığının adaletli ödenmesi ilkesi yerle bir edilmiş durumda. Yıllarca çalışan emekliler, tam rahat edecekleri dönemde büyük bir adaletsizlikle karşı karşıya” diye konuştu. Süllü, Genel Kurul gündemine taşıdığı kanun teklifinin özellikle kamudan emekli veteriner hekimlerin yaşadığı eşitsizliği gidermeyi amaçladığını belirterek, “Ocak 2019’a kadar aynı hizmet süresine sahip kamu emeklileri eşit maaş alıyordu. Ancak 7146 sayılı Kanun’la veteriner hekimler riskli hizmet sınıfı dışına çıkarıldı ve eşitlik bozuldu” dedi. 2025 Aralık bordrolarına dikkat çeken Süllü, “Riskli hizmet sınıfındaki bir sağlık çalışanı 60 bin lira emekli maaşı alırken, kapsam dışı bırakılan emekli veteriner hekim 30 bin lira alıyor” ifadelerini kullandı. Veteriner hekimliğin kamu sağlığı açısından taşıdığı öneme vurgu yapan Süllü, “Veteriner hekimler yalnızca hayvan sağlığıyla değil, salgın hastalıklarla mücadeleden gıda güvenliğine, mezbaha denetimlerinden hayvansal üretime kadar ağır ve riskli koşullarda çalışıyor” dedi. Buna rağmen özlük hakları ve emeklilik söz konusu olduğunda dışlandıklarını belirten Süllü, “Aynı riski taşıyan sağlık meslek gruplarına tanınan haklardan yararlanamıyorlar” diye konuştu. Eskişehir merkezli Emekli Veterinerler Derneği’nin her platformda sesini duyurmaya çalıştığını ifade eden Süllü, “Bütçe Komisyonu’na dilekçelerini sundular ama seslerini duyan olmadı. Gelin, bugün hep birlikte bu sesi duyalım” çağrısında bulundu. Kanun teklifinin içeriğini de özetleyen Süllü, “Teklifimizle emekli veteriner hekimlerin aylıklarında iyileştirme yapılmasını ve fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmalarını öneriyoruz” dedi. İktidar sıralarına seslenen Süllü, “Her zamanki gibi AKP ve MHP oylarıyla reddedebilirsiniz. Ama bu kez bizi şaşırtın ve kabul edin” ifadelerini kullandı. Ancak Süllü’nün emekli veterinerlerin hak kayıplarını gidermeye yönelik kanun teklifi çağrısı karşılık bulmadı. Emekli veteriner hekimlerin maaşlarında iyileştirme öngören kanun teklifi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla TBMM Genel Kurulu’nda reddedildi.

Türkiye'de Emek Örgütsüz, İşçi Savunmasız Haber

Türkiye'de Emek Örgütsüz, İşçi Savunmasız

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıkladığı sendikalaşma verilerinin Türkiye’de emeğin nasıl sistemli biçimde değersizleştirildiğini ortaya koyduğunu belirtti ve “Bu tablo bir başarı değil, açık bir utanç tablosudur” dedi. CHP İşçi, Memur Sendikalarından ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Karasu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıkladığı sendikalaşma verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye’de yaklaşık 17 milyon kayıtlı işçi çalışmasına rağmen sendikalı işçi sayısının yalnızca 2,4 milyon civarında olduğunu hatırlatan Karasu, “Çalışanların sadece yüzde 14,4’ü sendikalı. Kayıt dışılık da hesaba katıldığında bu oran yüzde 12’ye düşüyor. Bu, emeğin bilinçli biçimde örgütsüz bırakıldığının göstergesidir” ifadelerini kullandı. “ÖZEL SEKTÖRDE SENDİKALAŞMA NEREDEYSE BİTİRİLMİŞTİR” Sendikalı işçilerin büyük bölümünün kamuda ve belediyelerde çalıştığına dikkat çeken Karasu, “Kamuda örgütlülük yüzde 75’i aşarken, özel sektörde sendikalaşma oranı yüzde 7’ye kadar düşmüştür. Milyonlarca işçi patronların insafına terk edilmiştir. İş güvencesi zayıf, toplu sözleşme fiilen yok, örgütlenme ise sistematik baskı altındadır” dedi. Bu tablonun tesadüf olmadığını vurgulayan Karasu, “İşkolu barajları, kilitlenen yetki süreçleri, sendikal nedenle işten çıkarmaların cezasız bırakılması ve yargının caydırıcılığını yitirmesi; AKP’nin yıllardır uyguladığı bilinçli bir sendikasızlaştırma politikasının sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “BAKAN KENDİ VERİLERİNİ İNKÂR EDİYOR” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın tabloyu “tozpembe” göstermeye çalıştığını söyleyen Karasu, “Bakanlığın kendi yayımladığı veriler, iktidarın anlattığı masalı çürütmektedir. Türkiye’nin dört bir yanında sendikalı olmak istediği için işten atılan, baskı gören binlerce işçi vardır” dedi. Karasu, “Bugün Türkiye’nin dört bir yanında, sendikalı olmak istediği için işten çıkarılan, örgütlenmeye çalıştığı için baskı gören, hak aradığı için yalnız bırakılan binlerce işçi vardır. Buna rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, her açıklamasında çalışma hayatını tozpembenin de ötesinde bir tabloyla anlatmakta; emeğin yaşadığı gerçekliği inkâr etmektedir. Oysa bakanlığın kendi yayımladığı veriler, bu anlatının gerçekle bağını kopardığını açıkça göstermektedir” dedi. “METAL İŞKOLU GERÇEĞİ GÖSTERİYOR” Metal sektöründe yürüyen toplu sözleşme süreçlerine dikkat çeken Karasu, “Sendikal örgütlülüğün olduğu alanlarda ücretler ve çalışma koşulları daha ileri bir noktadadır. Eğer bu haklar metal işkolunda da olmasaydı tablo çok daha ağır olurdu. Bugün iki dudak arasına sıkıştırılmış bir çalışma hayatı dayatılmaktadır” ifadelerini kullandı. “ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRACAĞIZ” CHP olarak güvencesiz düzeni reddettiklerini belirten Karasu, açıklamasında CHP’nin iktidar hedeflerini şöyle sıraladı: “İktidarımızda örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Toplu ve bireysel iş hukukunu emek lehine yeniden kuracağız. Aynı işkolunda çalışan tüm işçilerin toplu sözleşmeden yararlanabildiği adil bir çalışma hayatı inşa edeceğiz. Bu ülkenin emeği sahipsiz değildir. Bu ülkenin işçisi güvencesizliğe mahkûm edilemez. AKP iktidarının yarattığı bu utanç tablosuna karşı, emeğin onurunu, örgütlü gücünü ve güvenceli geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz.”

25 Yıllık İktidarın Eskişehir’e Revası: Yatırım Değil, Bilinçli İhmal! Haber

25 Yıllık İktidarın Eskişehir’e Revası: Yatırım Değil, Bilinçli İhmal!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan 2026 Yılı Kamu Yatırım Programı’na ve Eskişehir'in yatırım programlarına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Milletvekili Arslan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''2026 Yılı Kamu Yatırım Programı, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ancak açıklanan program, 25 yıldır tek başına ülkeyi yöneten iktidarın Eskişehir’e bakışını bir kez daha tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Yıllardır AKP’li bakanlar, milletvekilleri, parti yöneticileri ve sözcüler tarafından “çözüyoruz, çözeceğiz” denilerek geçiştirilen Eskişehir’in kronik sorunları, 2026 yatırım programında da yok sayıldı. Ortaya çıkan tablo artık teknik bir eksiklik değil; bilinçli bir tercihi ve siyasi bir tutumu işaret etmektedir. Eskişehir’e Yatırım Yok, Oyalama Var 25 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir iktidarın, Eskişehir’in temel altyapı, ulaşım, su, afet ve sağlık ihtiyaçlarını hâlâ “öncelik” olarak görmemesi kabul edilebilir değildir. Bu durum, kaynak yetersizliğiyle değil; iktidarın Eskişehir’e şaşı bakması, kenti adeta cezalandıran bir anlayışla hareket etmesiyle açıklanabilir. 2026 Kamu Yatırım Programı’nda; • Çevre Yolu, • Gemlik Limanı Demiryolu Bağlantısı, • Sakarıbaşı İçme ve Kullanma Suyu, • Kamu binalarının güçlendirilmesi, • Afet riskli alanlar ve kentin depreme dirençli hale getirilmesi, • NTE’ye ilişkin projeler, Eskişehir için tek bir satırla bile yer almamıştır. Bu tablo, Eskişehir’in göz göre göre kaderine terk edildiğini göstermektedir. Yollar Bitmiyor Çünkü Bitirilmek İstenmiyor Yıllardır yapımı sürüncemede bırakılan Eskişehir’in ilçe bağlantı yolları, bu iktidarın kente yönelik yaklaşımının en somut göstergesine dönüşmüştür. Uzun yıllardır yatırım programında bulunan yollar için ayrılan ödenekler, projeleri bitirmeyi değil; sadece kağıt üzerinde yaşatmayı hedeflemektedir. Somut tablo nettir: • 2017 yılında, yani 9 yıl önce yatırım programına alınan, toplam proje tutarı 2 milyar 554 milyon TL olan 85 km’lik Eskişehir–Alpu–Mihalıççık Yolu için 2026 yılında ayrılan ödenek, toplam proje bedelinin yalnızca %11,75’i düzeyindedir. Bu oran, yolun bitirilmesini değil, yıllarca sürüncemede bırakılmasını garanti etmektedir. • 2019 yılında, yani 7 yıl önce yatırım programına giren, toplam proje tutarı 1 milyar 395 milyon TL olan 31 km’lik Eskişehir–Sakarıılıca–Mihalgazi Yolu için ayrılan %14,34’lük ödenek, projenin tamamlanmasına değil, idare edilmesine yöneliktir. • 2020 yılında, yani 6 yıl önce yatırım programına alınan, toplam proje tutarı 1 milyar 617 milyon TL olan 42 km’lik Eskişehir–Sarıcakaya–Nallıhan Yolu için ayrılan %12,37’lik pay, bu yolun 2026 yılında da bitmeyeceğini açıkça göstermektedir. • 2022 yılında yatırım programına alınan ve kamuoyunda “ölüm yolu” olarak anılan, toplam proje tutarı 7 milyar 737 milyon TL olan Eskişehir–Seyitgazi–Kırka Yolu için ayrılan ödenek ise proje bedelinin sadece %4,85’idir. Bu oran, insan hayatının dahi bu iktidarın yatırım öncelikleri arasında yer almadığını açıkça ortaya koymaktadır. Üstelik bu dört yolun tamamında proje maliyetleri 2025 yılına göre %32 oranında artırılmış, ancak bitirmeye yetecek tek bir irade ortaya konulmamıştır. Ayrılan ödenekler; çözüm için değil, sorumluluktan kaçmak ve kamuoyunu oyalamak için belirlenmiştir. Hastane Güçlendirmesi de yine Göstermelik Depreme dayanıksız olduğu raporlarla ortaya konulan ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi için ayrılan ödenek de tam anlamıyla göstermeliktir. Proje maliyeti 600 milyon TL’ye çıkarılmasına rağmen, 2026 yılı için ayrılan 60 milyon TL, yalnızca “yapıyoruz” demek için konulmuş bir rakamdır. Yeni hastane binası vaadi ise yatırım programında hiç yoktur. Söz vardır, proje yoktur. Platformlar, Lobiler, Masallar… Gerçek Değişmiyor Tüm bu tabloya rağmen, Eskişehir’de AKP İl Başkanının çağrısıyla oluşturulan ve “Eskişehir’e hizmet için lobi” olarak sunulan platformların hiçbir karşılığının olmadığı da bu yatırım programıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sorun; • Platform eksikliği değildir, • Lobi yetersizliği değildir, • Masada kimin olup olmadığı değildir. Sorun, 25 yıldır ülkeyi yöneten bu iktidarın Eskişehir’e kaynak aktarmamakta ısrar etmesidir. Sorun, Eskişehir’in siyasi tercihlerinden dolayı bilinçli biçimde ötelenmesi ve cezalandırılmaya çalışılmasıdır. Bu yatırım programı bir kez daha göstermiştir ki; Eskişehir’in sorunları Ankara’da değil, bu iktidarla çözülememektedir. Eskişehir Bunu Hak Etmiyor Üreten, çalışan, vergisini ödeyen, sanayisiyle, tarımıyla, üniversiteleriyle Türkiye’ye değer katan Eskişehir’in; 25 yıllık tek parti iktidarı tarafından yok sayılmayı, ötelenmeyi ve cezalandırılmayı hak etmediği açıktır. Eskişehir, oyalama siyasetine değil; hak ettiği yatırımlara, adil paylaşıma ve eşit muameleye layıktır.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.