SON DAKİKA
Hava Durumu

#Akp

Porsuk Haber Ajansı - Akp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AHPADİ Başkanı Ektaş: "Mevhibe İnönü’ye Yapılan Saldırı Kabul Edilemez!" Haber

AHPADİ Başkanı Ektaş: "Mevhibe İnönü’ye Yapılan Saldırı Kabul Edilemez!"

AHPADİ Başkanı Av. Mehmet Ektaş, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve eşi Mevhibe İnönü’ye yönelik sarf edilen sözlere tepki gösterdi. Av. Mehmet Ektaş, yaptığı basın açıklamasında, devlet adamlarının siyasi olarak eleştirilebileceğini ancak ailelerine ve özellikle Cumhuriyetin öncü kadınlarından Mevhibe İnönü’ye yönelik hakaretlerin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ektaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye Cumhuriyeti, sadece Türk Tarihinin değil İnsanlık tarihinin parmakla gösterilen en başarılı devletlerindendir. Altı okla ifade edilen Kemalist ilkeler üzerine inşa edilmiş bu devler, emperyalizmin işgal planlarını alt etmekle kalmamış, çağdaş, modern, ve halk egemenliğine dayanan bir düzen kurarak kısa zamanda ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel devrimlerle Türk Milletine refah ve ümran sağlamıştır. Bu nedenledir ki; Kurtuluş Savaşının kahramanları ve Türk Devlerinin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak ve diğerleri, sivil dava arkadaşları Ali Yusuf Akçura, Falih Rıfkı Atay Mahmut Esat Bozkurt ve diğerleri Türk Milletinin kalbinde eşsiz bir yer edinmişler, aziz hatıraları her zaman saygıyla anılmıştır. Ama, yine bu nedenledir ki, bu müstesna şahsiyetler, her zaman emperyalistlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin, dini siyasete alet edenlerin, bölücülerin hedef tahtasında olmuşlardır. Milli Eğitim Seyredeni Yusuf Tekin’in en son Kurtuluş Savaşının ismini Milli Mücadele olarak değiştirme girişimini tartıştığım günlerde, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde AKP Grup Sözcüsü Ahmet Alperen Aydın'ın İsmet İnönü ve eşi Mevhibe İnönü için sarf ettiği sözler gündeme düşmüştür. İsmet İnönü, Kurtuluş Savaşında meydan muharebeleri kazanmış, Cumhuriyetin Kuurluşundan sonra Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış büyük devlet adamıdır. Devlet adamlarını siyaseten eleştirmek politikadır ama ailelerine, namuslarına dil uzatmak alçaklıktır, ahlaksızlıktır, suçtur. Latife Uşaki, Reşide Bayar gibi dönemin devlet başkanları, başbakanları, bakanlarının eşleri gibi Sayın Mevhide İnönü’de modern ve çağdaş Türk Kadını kimliğini temsil ederek toplumsal öncüllerimizden olmuşlardır. AKP Grup Sözcüsü Ahmet Alperen Aydın, çirkin sözleriyle sadece kendi çirkinliğini ortaya dökmemiş Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçu ile Kişinin Hatırasına hakaret suçunu işlemiştir. Ancak, Ahmet Alperen Aydın’ın suçlarından daha üzücü olanı ise Cumhuriyet Savcılarınınve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumudur. Vahdettin'in İngilizlerin korumasını kabul edip İngiliz Gemisiyle Ülkeyi terk ettiği tespitini, Şeyh Saitin İstiklal Mahkemelerinde Vatana ihanetten yargılanıp mahkum edildiği gerçeğini dile getirenler hakkında hemen soruşturma açıp iddianame düzenleyen Savcılar şu ana kadar Ahmet Alperen Aydın’ın suçları için hiçbir işlem yapmamışlardır. Tüm Millletin Cumhurbaşkanı olması sıfatıyla herkesin ar ve namusunu da korunmakla görevli olan Recep Tayyip Erdoğan’da anılan kişinin partiden ihracı için hiçbir işlem başlatmamıştır. Rahmetli Mevhide İnönü üzerinden Cumhuriyet kadınlarına, Cumhuriyetin temsil ettiği kültürümüze yapılan bu iğrenç saldırıyı kabul etmiyor, şiddetle kınıyoruz. Cumhuriyet Savcılarına ve Sayın Recep Tayyip Erdoğman’ı göreve davet ediyoruz."

Talat Yalaz: "Sarayın Aparatlarına Partimizi Teslim Etmeyeceğiz" Haber

Talat Yalaz: "Sarayın Aparatlarına Partimizi Teslim Etmeyeceğiz"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi tarafından alınan radikal bir kararla 26 il başkanı görevden alınırken, 7 il başkanı tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle disipline sevk edildi. Görevden alınanlar arasında yer alan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, karara sert tepki göstererek, “Sarayın aparatlarına partimizi teslim etmeyeceğiz” dedi. ​CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) tarafından gerçekleştirilen toplantının ardından Türkiye genelinde büyük yankı uyandıran bir operasyona imza atıldı. 26 il başkanının görevden el çektirildiği süreçte, 7 isim ise “tedbirli” olarak kesin ihraç talebiyle disipline gönderildi. ​Talat Yalaz’dan Görevden Alma Kararına Sert Yanıt ​Görevden alınan ve tedbirli olarak disipline sevk edilen isimler arasında yer alan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, il binası önünde toplanan kalabalığa hitaben çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kararı “yok hükmünde” olarak nitelendiren Yalaz, mevcut yönetime yönelik ağır eleştirilerde bulundu. ​Yalaz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​“Beni partiden atma yetkiniz yok. Bana görevi Cumhuriyet Halk Partililer verdi. Recep Tayyip Erdoğan’dan aldığınız yetkiyle beni baba ocağından atamazsınız. Sizin aldığınız kararlar bizler için yok hükmündedir.” ​“Mücadeleye Yeni Başlıyoruz” ​Eskişehir’de AKP’ye karşı büyük bir mücadele verdiklerini belirten Talat Yalaz, görevden alınmasının sebebinin iktidara karşı yürütülen başarılı çalışmaların önünü kesmek olduğunu savundu. Yalaz, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: ​“Genel Başkanımız Özgür Özel’dir”: Partideki sadakatini vurgulayan Yalaz, Özgür Özel’in yanında yürümeye devam edeceklerini belirtti. ​“Sarayın Aparatı Oldunuz”: Mevcut yönetimi AKP ile iş birliği yapmakla suçlayan Yalaz, “Sizler Recep Tayyip Erdoğan’ın koltuk değneği oldunuz” dedi. ​“Asıl Mücadele Şimdi Başlıyor”: Görevden almaların kendilerini yıldıramayacağını ifade eden Yalaz, “Yeni başlıyoruz, geri adım atan namerttir” diyerek kararlılık mesajı verdi. ​Eskişehir Örgütü Gelişmeleri Yakından Takip Ediyor ​Görevden alma haberinin duyulmasının ardından Eskişehir il binası önünde toplanan partililer, Yalaz’a destek vererek kararı protesto etti. Yalaz, yerlerine henüz bir il başkanı atanamadığını belirterek, bunun örgüt nezdindeki karşılıksızlığın bir göstergesi olduğunu iddia etti.

Gürol Yer: "İcraat, Parsel Boyutunu Aşmış ve Ada Bazlı Satışlara Dönüşmüştür" Haber

Gürol Yer: "İcraat, Parsel Boyutunu Aşmış ve Ada Bazlı Satışlara Dönüşmüştür"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Karapınar Mahallesi’ndeki geniş bir kamu arazisinin inşaat firmasına devredilmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Yer, bölgenin daha önce "Alparslan Türkeş Millet Bahçesi" olarak vaat edildiğini hatırlatarak, "Parsel parsel değil, ada bazlı satışlar yapılıyor" dedi. ​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, 15 Haziran’da Karapınar TOKİ Konutları Eski Bağlar Deresi Mevkii’ndeki kamu arazisine bir inşaat firması tarafından tabela asılmasını gündeme taşıdı. ​"Söz Verilen Millet Bahçesi Nereye Kayboldu?" ​Başkan Gürol Yer, söz konusu alanın 2019 yerel seçimlerinde AKP adayı Volkan Doğan tarafından "Alparslan Türkeş Millet Bahçesi" olarak projelendirildiğini ve tapusunun çıkarıldığının bizzat aday tarafından açıklandığını hatırlattı. Yer, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"AKP Odunpazarı İlçe Başkanı Sayın Mustafa Kemal Bandırma, bu konudaki açıklamalarımızı 'yüzeysel' olarak nitelendirdi. Buradan soruyoruz: Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama sistemindeki 4466-1 ve 3686-1 parseller küçük yerler midir? Toplamda 70 bin metrekareyi bulan bu alan halkın malı değil midir?" İlçe Başkanı Gürol Yer açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "15 Haziran günü Odunpazarı Meydanı'ndan; ilçemiz Karapınar Mahallesi sınırları içinde bulunan Karapınar TOKİ Konutları Eski Bağlar Deresi Mevkii'ndeki kamu mülkiyetinde olan geniş bir alana, bir inşaat firmasının proje alanı tabelaları konulduğunu dile getirmiştik. Bu alanın, 2019 Yerel Seçimleri'nde AKP Adayı Volkan Doğan tarafından "Alparslan Türkeş Millet Bahçesi" kültür parkı temasıyla; içinde sosyal, yaşamsal alanların ve bir caminin olacağı şekilde projelendirildiği, hatta tapusunun çıkarıldığı beyanı hafızalarda ve kayıtlarda mevcuttur. Bunu hatırlatıp muhataplarına sormuştuk. AKP Odunpazarı İlçe Başkanı Sayın Mustafa Kemal Bandırma, detaya girmeden bizim açıklamamızın yüzeysel olduğu ve abarttığımız yönünde kelimeler kullanmıştır.Buradan, Odunpazarı Meydanı'ndan, yani Er Meydanı'ndan Sayın Bandırma’ya cevap veriyor, soruyor ve hatırlatıyoruz: Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama sistemine girip 4466-1 ve 3686-1 parsellere baksın. İfade ettiği gibi küçük yerler mi? Bir tarafı yaklaşık 50.000 metrekare, diğer parçası 20.000 metrekare olan alanlar mıdır? Yoksa inşaat firması yanlışlıkla alanı tümden mi proje alanı ilan etmiştir? Ayrıca dikkat çekmek istediğimiz nokta ise siyasette vefalı ve dürüst olmanın önemi ve bu doğrultudaki çağrımızdır.Volkan Doğan, 2019 mahalli idareler seçimlerinde Cumhur İttifakı'nın adayıydı ve 7200 farkla seçimi kaybetti. Bu süreçte Odunpazarı hemşerilerimize bahsettiğimiz alanla ilgili çok büyük sözler, vaatler verdi; proje sundu. Yetmedi, "Tapusu çıkarıldı," diye gidip ortaklarına parti binasında tapu takdim etti, projenin görsellerini gösterdi. Diyoruz ki; bir partinin adayı öncelikle partiyi bağlar ve verdiği sözler ile vaatler, partinin sözüdür. Bugün bunları inkâr etmek, görmezden gelmek siyasette vefa ilkesiyle bağdaşmaz. Öyle bir projenin olmaması ise dürüstlük değildir. Bu saatten sonra, bundan sonraki süreçlerde vereceğiniz her söz ve taahhüt sorgulanacaktır; bunu tecrübeyle sabit bir tavsiye olarak hatırlatalım Sayın Bandırma’ya. "Biz belediyeyi kazanamadık, onun için gerçekleşmedi," diyebilirler. O zaman sorarız: Atatürk Stadyumu yerine Millet Bahçesi yaptınız ama belediyeyi kazanamadınız. Yani bu bir gerekçe olamaz ve buna ancak kendileri inanır diye cevap veriyoruz. Eskişehir kamuoyuna ve muhataplarına Odunpazarı’nın Er Meydanından yine, yeniden sesleniyor ve cevaplarını bekliyoruz: Nasıl bir süreç izlendi, nasıl bir ihale yapıldı, nasıl bir usul takip edildi ve tahminen 70.000 metrekarelik, halkın olacak alan ranta devredildi? Biz ve hemşehrilerimiz bunu merak ediyoruz. Bir seslenişimiz de kendilerinin Başbuğ Alparslan Türkeş Bey’in mirasçısı olduğunu iddia edenlere: Ortağınıza sorun bakalım; hayırdır, bize getirilen tapu ve proje niye arada kaynadı? Eskişehir kamuoyu ve Odunpazarlı hemşehrilerimiz adına konuyu duyurduk, gündeme getirdik ve hafızalara kazıdık. Benzer durumda şehrimizde pek çok alanın bir satış ve peşkeş sürecinde olduğu malumdur ve bu durum devam etmektedir. En son Tepebaşı ilçemizde köy merası vasıflı iki alanın yine bir yandaşa satıldığı iki gün önce ilan edildi. Yani kimse kalkıp bu durumları küçümseyip "küçük parsel" demesin, belgeler yüzlerine yapışır. Biz iddia ediyoruz: İcraat, parsel parsel boyutunu aşmış ve ada bazlı olarak satışa dönüşmüştür! İYİ Parti olarak vatanın tümünde bu duruma ve diğer olumsuzluklara karşı dik bir duruş ve sarsılmaz bir inançla Türk milletinin yanında durmaya, milletin hakkını savunmaya azimle devam edeceğiz. Biz siyaset yapmıyoruz; Türk milletinin varoluş mücadelesinin yol taşlarını döşüyoruz. Bu uğurda nefsimizi değil, neslimizi düşünüyoruz. 27 Haziran Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanı'nda, Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun çağrısıyla Türk bayraklarıyla yapacağımız büyük buluşmaya tüm hemşehrilerimizi davet ediyoruz. Bu saatten sonra konu parti konusunu çoktan aşmıştır. Yapılan operasyonlar, yaşatılan Sevr süreçleri göstermektedir ki; söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Birileri "Terörsüz Türkiye" diye Büyük Ortadoğu Projesi'nin taşeronluğuna soyunmuşken; şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında, bebek katili cani terörist başına özgürlük mitingi için hainler çağrı yaparken; biz de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden Cumhuriyet çocukları olarak çağrı yapıyoruz: Türk bayrağını al, Tandoğan’a gel! Bu büyük Kuvva buluşmasına katıl diyoruz. Ulaşım için hemşehrilerimizin İYİ Parti ilçe binalarına ya da bizlere ulaşmaları yeterli olacaktır. Bu vesileyle bunu duyurmak istiyor, tüm hemşehrilerimizi saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. Kıymetli basın emekçilerine kolaylıklar diliyor, iyi günler temenni ediyoruz ve diyoruz ki: Merak etmeyin, İYİ Parti ve cesurlar var!"

CHP'li Arslan: "Öğretmenlerin Sorunlarını Araştırma Önergesi Reddedildi" Haber

CHP'li Arslan: "Öğretmenlerin Sorunlarını Araştırma Önergesi Reddedildi"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, TBMM Genel Kurulu'na sundukları ve kamuda çalışan öğretmenlerin sorunlarının çözüme kavuşturulmasını hedefleyen araştırma önergesinin AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmesine sert tepki gösterdi. ​"Öğretmenlerin Sorunlarını Konuşmaktan Korkuyorlar" ​Öğretmenlerin mevcut eğitim sistemindeki yapısal sorunlarına dikkat çeken Arslan, iktidarın bu sorunları görmezden geldiğini belirtti. Arslan, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​"CHP olarak; kamuda ve özel sektörde çalışan öğretmenlerin sorunlarının araştırılması, çözüm yollarının belirlenmesi ve eğitim sistemindeki yapısal sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi amacıyla verdiğimiz araştırma önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi." ​"Ters Kelepçeyi Değil, Talepleri Görün" ​Ankara’da hakları için mücadele eden ve bu süreçte şiddetle karşı karşıya kalan öğretmenlere destek veren Arslan, iktidarın yaklaşımını eleştirdi: ​"Bir yanda anayasal haklarını kullanarak haklı taleplerini dile getiren, gözaltına alınan, ters kelepçeye maruz bırakılan, darp edilen ve iki gündür Ankara’da açlık grevinde olan öğretmenler… Diğer yanda öğretmenlerin sesini duymayan, sorunlarının araştırılmasından bile kaçan bir iktidar…" ​"Haklı Mücadelenin Takipçisiyiz" ​Eğitimin ve öğretmenin değersizleştirilmesine karşı olduklarını vurgulayan İbrahim Arslan, eğitimcilerin yanında yer almaya devam edeceklerini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: ​"Öğretmenlerin sorunlarını konuşmaktan korkanlar, ülkenin geleceğinden de korkuyor demektir. Eğitimi değersizleştiren, öğretmeni yalnızlaştıran bu anlayışı kabul etmiyoruz. Öğretmenlerimizin yanındayız. Haklı mücadelelerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz."

CHP’li Çakırözer: "Bu Kayyum Düzeni Sürdükçe Yabancı Gelmez, Yerli Kaçar!" Haber

CHP’li Çakırözer: "Bu Kayyum Düzeni Sürdükçe Yabancı Gelmez, Yerli Kaçar!"

AKP’nin yurtdışından yatırımcı çekme gerekçesiyle Meclis’e getirdiği vergi indirim ve affı içeren pakete CHP’den tepki geldi. Türkiye’de belediyelerin, şirketlerin kayyum düzeni altında olduğuna dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Ekonomiyi mahveden, milleti açlığa mahkum eden AKP iktidarı ‘Teşvikler vereceğiz, Türkiye'yi cazibe merkezi yapacağız, yabancı yatırımcı çekeceğiz’ diyor. Siyasette ve ekonomide bu kayyım düzeni sürdükçe yatırımcı gelmez. Siz olsanız, mal varlığınıza değil mahkeme kararı, gerekçe dahi gösterilmeden el konacağını bile bile bu ülkeye gelir misiniz?” diye sordu. “Bugün, Türk ekonomisinin en temel sorunu güven krizi!” diyen Çakırözer, “Resmiyette Anayasa'mızda mülkiyet hakkı korunur ama Türkiye'de tam zıddı yaşanıyor. Tam 1.034 şirkette kayyım var. TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu. Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde 126 ülke arasında 93'üncü sırada! Böyle bir tabloda hangi yatırımcı gelir” dedi. “KAYYUM DÜZENİ SÜRDÜKÇE YATIRIMCI GELMEZ” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’de siyasette ve ekonomide var olan kayyum düzenine dikkat çekerek, AKP’nin yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek için Meclis’e getirdiği kanun teklifini eleştirdi. Türk ekonomisinin en temel sorunlardan birinin güven krizi olduğunu söyleyen Çakırözer, “Millet iradesinin ortaya konulduğu belediyelerimizde, müteşebbislerimizin birikimleriyle ortaya çıkan şirketlerimizde bu kayyım düzeni Türkiye'nin ayıbına, bir büyük hukuksuzluğa dönüşmüş durumdadır. Ekonomiyi mahveden, milleti açlığa mahkum eden AKP iktidarı ne diyor? ‘Teşvikler vereceğiz, Türkiye'yi cazibe merkezi yapacağız, yabancı yatırımcı çekeceğiz’ diyorlar. Gelmez! Siyasette ve ekonomide bu kayyım düzeni sürdükçe gelmez. Siz olsanız, mal varlığınıza değil mahkeme kararı, gerekçe dahi gösterilmeden el konacağını bile bile gelir misiniz?” diye sordu. “1034 ŞİRKET KAYYIMDA” “Resmiyette Anayasa'mızda mülkiyet hakkı korunur ama Türkiye'de tam zıddı yaşanıyor” diyen Çakırözer, Türkiye’de kayyum atanan şirket sayılarını açıklayarak şunları söyledi: “Şirketler kişisel ya da siyasi gerekçelerle hedef yapılıyor, yargı süreci tamamlanmadan ekonomik yaptırım uygulanıyor, el konuyor. Akla gelen her işlem yapılıyor ve tüm bunlar istisna değil, yerleşik uygulama hâline gelmiş durumda. Bin 34 şirkette kayyım, 87 şirkete denetim kayyımı, 66 şirkette kısmi kayyım, 127 kişide şahsi mal varlığı kayyımı var. 40-50 milyar liralık bir ciro büyüklüğünden bahsediyoruz. “ “34 TELEVİZYON KANALI TMSF’DE, TELE 1’E ÇÖKTÜNÜZ” “TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu! 34 kanal, 38 radyo, 73 gazete, dergi, 6 haber ajansı kayyımda. Kim yönetiyor, nasıl yönetiliyor belli değil. İşte, Tele1 örneği. Neymiş? Casusluk soruşturmasıymış. Ne meslektaşımız Merdan Yanardağ'a ne dostumuz Necati Özkan'a ne de bu milletin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na casusluk suçlaması yapışmadı, yapışmaz ama el çabukluğuyla ortada mahkeme kararı dahi yokken milyonların izlediği bu kanala resmen çöktünüz. Şimdi de yok pahasına kim bilir hangi yandaşa satıyorsunuz? Resmen yağmalıyorsunuz kanalı.” “KAYYIM ATADIKLARINIZA KANUNLA ZIRH SAĞLADINIZ!” “İşin diğer yanı, bu şirketlere kayyım atadıklarınıza zırh sağladınız! Hiçbir şekilde yargılanamıyorlar, şirketleri doğru mu yönetiyor, kime satıyor, zarar mı ettiriyor asla sorgulanamıyor. Son torba yasayla 2030'a kadar kayyım yetkisi uzatıldı. Mahkeme kararına gerek yok, kuvvetli şüphe olması yetiyor. Sadece özel müteşebbise değil, halka hizmet veren belediyelerimizin iştiraklerine dahi göz diktiniz. Bu yüzden de Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde 126 ülke arasında 93'üncü sırada; Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 142 ülke arasında 117'nci sırada.” “MÜLKİYET HAKKI YOKSA YATIRIM, BÜYÜME OLMAZ” Çakırözer, Adalet Bakanı’nın "Yabancıya güven vermemiz lazım" açıklamalarını da eleştirerek, “Günaydın! Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Sadece yabancıya değil, kendi milletimize de güven vermeliyiz. Siz ise bunları söyleyenleri yaka paça içeri alanlarsınız. İşte, TÜSİAD Başkanını sırf bunu söyledi diye gözaltına aldıran, yurt dışı çıkış yasağı koyduran başsavcı siz değil miydiniz? Mülkiyet hakkı yoksa, hukuk güvencesi yoksa yatırım da, büyüme de, refah da olamaz” dedi. “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI” “Türkiye'nin ihtiyacı, dolarına dolar katacak sıcak paraya teşvik çıkarmak değildir” diyen Çakırözer, “Ülkenin ihtiyacı, hukuk güvenliği, bağımsız, tarafsız yargı ve tam demokrasidir, tek adam yönetimine son vermektir. Bunu da siz yapamazsınız. Adalet, demokrasi ve hürriyet ilkeleri etrafında milletimizle kenetlenen Cumhuriyet Halk Partimiz yapabilir ve yapacaktır” diye konuştu.

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif Haber

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif

Türkiye’de gazeteciler bir 3 Mayıs’a daha tutuklama, gözaltı, baskı, sansür ve soruşturmalar altında giriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye 2026 yılında 163’üncü sıraya geriledi. CHP’li Utku Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu da Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre gazeteciler Nisan ayında 75 kez hakim karşısına çıktı. Gazetecileri susturmak için son üç yıldır olduğu gibi yine ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması kullanılırken, CHP sansür aracına dönüşen bu maddenin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. Şimdi bu ay da yeni isimler aynı maddeden yargılandı. Basın özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri haline gelen bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. YASA SANSÜR KILICINA DÖNÜŞTÜ Çakırözer’in raporuna göre Nisan ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle 75 kez hakim önüne çıkmak zorunda kaldı. Soruşturma ve yargılamalarda AKP tarafından üç yıl önce dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) maddesi baş rolde yer aldı. Şanlıurfa Kulis TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim bu suçlamayla ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 2024 yılında Halk TV programlarındaki ifadeleri nedeniyle aynı madde gerekçe gösterilerek Timur Soykan 10 ay, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel 1 yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Tolga Şardan, ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?’ başlıklı yazısı sebebiyle yargılandığı davadan 5 ay hapis cezası aldı. Gazeteci Zafer Arapkirli, yine aynı suçlama ile yargılandığı davalarda sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. AYNI HABERE HEM BERAAT HEM TAZMİNAT Gazeteci Hazal Ocak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi nedeniyle açılan cezai yargılamada beraat etmesine rağmen, 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eski başkanı gazeteci Hakkı Boltan’a başkanlık döneminde yaptığı açıklamalar nedeniyle 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. AYM’nin ihlal kararının ardından yeniden görülen davada gazeteci Neşe İdil hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, gazeteci Mehmet Üçar’a yine yazıları gerekçe gösterilerek 1 yıl 6 ay 11 gün hapis cezası verildi. ÖDÜLLÜ HABERE İKİNCİ SORUŞTURMA 42 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında, bir X mesajını yeniden paylaştığı gerekçesiyle bir dava daha açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ödüller kazanan istismar skandalı haberi nedeniyle ikinci bir soruşturma açıldı. Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle üç ayrı suçlamayla dava açıldı. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat hakkında sosyal medyada eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik ifadesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, Öznur Değer ile Sol Gazetesi’nden yazar Orhan Gökdemir, muhabir İrem Yıldırım ve Sorumlu Müdür Emre Alım hakkında haberleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldı. Gazeteci Bahadır Özgür’e 4 yıl önce yayımlanan haberi nedeniyle soruşturma açıldı. 1 MAYIS ALANINA GAZETE YASAĞI Sabah muhabiri Lütfü Yalgı, Siverek’ta yaşanan okul saldırısına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, kendisine Gülistan Doku cinayetiyle ilgili soru soran Now Haber muhabirine fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına baskın düzenlendi. Ankara Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs gösterilerine BirGün ve Evrensel başta olmak üzere gazete ve dergi girişini yasakladı. TELE 1’E ÖNCE ÇÖKTÜLER, SONRA SATIŞA ÇIKARDILAR Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasından sonra mahkeme kararı dahi olmadan el konulan TELE 1 kanalı TMSF tarafından 28 milyon TL bedelle satışa çıkarıldı. Halk TV’ye CHP’li Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı’na yönelik eleştirileri, SZC TV’ye de TİP’li Sera Kadıgil’in yapılan operasyonlarda uyuşturucu baronlarının hedef alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle RTÜK tarafından para cezaları verildi. AKP’LİLER HAKKINDAKİ İDDİALARA KARARTMA İktidarın keyfi olarak uyguladığı erişim engellemeleri nisan ayında da basın özgürlüğünü kısıtlayan temel unsurlardan biri oldu. Erk Acarer’in X hesabı ile ‘İstanbul Yargılanıyor’ instagram hesabı erişime engellenirken, erişim engeli getirilen bazı haber içerikleri şöyle: “En çok et ithalatının AKP'li ismin hissedar olduğu şirketten yapılmasına ilişkin haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, Sabah yazarı Hilal Kaplan hakkında 1600’den fazla içeriğe erişim engeli kararı haberleri, tartıştığı doktoru gözaltına aldıran savcı hakkındaki haberler, Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir firmaya saf bakır yerine kaldırım taşı gönderilerek 36 milyon dolarlık dolandırıcılık yapıldığı iddiası hakkındaki haberler, AKP Antalya İl Başkanının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir araziyi düşük kira bedeliyle kullandığı haberleri.” SANSÜR YASASININ KALDIRILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU Çakırözer gazetecilerin mesleklerini yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline sansür yasasının iptali için de TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu açıkladı. Teklifte “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK’nın 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması düzenleniyor. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri asla etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına en temel gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. İşte Nisan’da yeni isimler aynı maddeden yargılandı, tutuklandı. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde çağrımız net: ifade ve basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi derhal yürürlükten kaldırılmalı. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması sağlanmalıdır. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana yaptıkları haberler nedeniyle en az 83 gazeteciye tam 114 kez ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması yöneltildi. 54 kez soruşturma, 39 kez dava açıldı.

Çakırözer: ''1 Mayıs Yasakların, Barikatların Değil, Dayanışmanın Günü Olacak!'' Haber

Çakırözer: ''1 Mayıs Yasakların, Barikatların Değil, Dayanışmanın Günü Olacak!''

1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde TBMM’de konuşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP'nin saray düzeyinde 1 Mayıs’ta kutlanacak bayram yok! Çünkü iş yok, geçim yok, adalet yok. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, işçilere üç ayda bir enflasyon oranında zam istiyoruz! Halkın iktidarında emek, alın teri yeniden değer kazanacak. 1 Mayıs, yasakların barikatların değil, dayanışmanın günü olacak” dedi. “YAŞASIN EMEKÇİNİN ONURLU MÜCADELESİ” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde TBMM’de yaptığı konuşmada işçiler, emekçiler için enflasyon oranında zam verilmesi çağrısı yaptı. Çakırözer, TBMM’de yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Yarın 1 Mayıs, buradan gasp edilen hakları için Eskişehir'den Ankara'ya 200 kilometre yürüyen, barikata, gaza, gözaltlarına rağmen ölümü göze alarak direnen ve alın terinin karşılığı haklarını söke söke alan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi Doruk Madencilik emekçilerine selam olsun! Ama AKP'nin saray düzeyinde 1 Mayıs’ta kutlanacak bayram yok! Çünkü iş yok, geçim yok, adalet yok. 13 milyon işsiz yarattılar, milyonlarca emekçi de açlık sınırının altında asgari ücrete mahkum, o asgari ücretin alım gücü de dört ayda eridi. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, işçilere üç ayda bir enflasyon oranında zam istiyoruz ama ülkeyi açlığa mahkum eden, emek düşmanı bu AKP bunu yapamaz, biz yapacağız. Halkın iktidarında emek, alın teri yeniden değer kazanacak. 1 Mayıs, yasakların barikatların değil, dayanışmanın günü olacak. Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın emekçinin onurlu mücadelesi.”

Eskişehir Halkının İradesi Hiçbir Siyasi Hesapla Gölgelenemez Haber

Eskişehir Halkının İradesi Hiçbir Siyasi Hesapla Gölgelenemez

CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz düzenlediği basın toplantısında Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye yönelik son günlerde yapılan eleştirilere ve soruşturma izni tartışmalarına yanıt verdi. CHP İl Binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; "Eskişehirli hemşehrilerimizin iradesiyle göreve gelen Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye yönelik yürütülen karalama kampanyalarını ve siyasi müdahale çığırtkanlıklarını en güçlü şekilde reddediyoruz. AKP İl Başkanlığının işaretiyle harekete geçeceği düşünülen bir mekanizmanın, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşması mümkün değildir. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Eskişehir halkı iradesini tartışmasız biçimde ortaya koymuştur. Sandıkta tecelli eden bu güçlü demokratik tercih; bugün çeşitli yollarla gölgelenmek istenmektedir. Sandıkta kaybedenlerin, başka yollara başvurma çabası; demokratik rekabetin değil, siyasi çaresizliğin itirafıdır. AKP’nin günlerdir siyaset devşirmeye çalıştığı olayın özü şudur. Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ESKİ Genel Kurulu sıfatıyla yaptığı toplantıda görüşülen konu; kamuoyuna yansıtıldığı gibi bir “sahtecilik” değil, tamamen teknik ve rutin bir tarife güncellemesidir. Söz konusu düzenleme; su ve atıksu tarifelerini dahi kapsamayan, yalnızca cezai yaptırımlar ve hizmet kalemlerine ilişkin tarifelerin, her yıl olduğu gibi enflasyon oranına göre güncellenmesinden ibarettir. Komisyonun iradesi nettir: 2025 yılı tarifeleri üzerine enflasyon eklenerek 2026 yılı tarifesi belirlenmelidir. Ancak 2025 yerine 2024 yılı tarifesi üzerinden hesaplama yapıldığı ve bu durum genel kurulda fark edilmediği iddia olunmaktadır. Böyle bile olsa karar tüm siyasi partilerin oy birliğiyle kabul edilmiştir. Altını çiziyoruz: Bu karar, yalnızca bir grubun değil, mecliste temsil edilen tüm partilerin ortak iradesiyle alınmıştır. Daha sonrasında da ortada herhangi bir kişisel menfaat, kasıt ya da suç unsuru bulunmamaktadır. Nitekim konu farkedilir edilmez, Sayın Başkan Ayşe ÜNLÜCE duruma derhal müdahale etmiş; 17 Nisan 2026 tarihinde olağanüstü genel kurul toplanmıştır. Bu süreçte: Kamu zararı oluşmamıştır. Herhangi bir kişi ya da zümreye menfaat sağlanmamıştır. Fazla tahsil edildiği iddia olunan tutarlar için de ve iade süreci gerçekleşecektir. Etkilenen kişi sayısı 200 – 300 kişi ile sınırlı olup, konu yalnızca cezai işlem uygulanan dar bir kesimi kapsamaktadır. Tüm bunlara rağmen, olayın “sahtecilik” ve “yolsuzluk” gibi ağır ithamlarla sunulması; iyi niyetle açıklanabilecek bir durum değildir. Bu yaklaşım, açıkça siyasi bir algı operasyonudur. Şayet ortada bir hata varsa dahi, hadi biran hata olduğunu varsaysak dahi unutulmamalıdır ki; binlerce personelin görev yaptığı büyük kamu kurumlarında benzer maddi hatalar her zaman yaşanabilir. Önemli olan, bu hataların şeffaflıkla ve hukuk içinde düzeltilmesidir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ayşe ÜNLÜCE’ de tam olarak bunu yapmıştır. hemen bir olağanüstü genel kurul kararı alınarak 17 Nisan 2026 tarihinde yapılan genel kurulda çelişki giderilmiştir. Ya arkadaşlar bir defa meclis çoğunluğu Cumhuriyet Halk Partisinde olduğu için, 5 gün içinde toplanabilecek bir genel kurulla her zaman düzeltmesi mümkün olan bir çelişkiyi neden sahte belge ile düzeltmeye çalışalım. Bunun bir mantığı yok ki. Öte yandan, burada hiç kimsenin menfaati yoktur. Burada, çelişki sebebi ile daha yüksek tarife uygulanarak 200-300 kişiden fazla para alınmışsa bile, bu para kimsenin cebine değil ESKİ’nin yani kamunun kasasına girmiştir. Son yapılan genel kurul kararı uyarınca da alınan tutarlar arasında fark varsa şayet bu paralar hızlıca iade edilecektir. Başkanımız olayı öğrenir öğrenmez, çelişkiyi düzeltmek için ESKİ Genel Kurulunu toplamış, olayla ilgili gerekli incelemeyi ve soruşturmayı başlatmıştır. Kısa süre içinde bu inceleme ve soruşturmanın raporları ortaya çıkınca da gereğini yapmakta hiç tereddüt etmez. Hayatını ve tüm meslek hayatını nokta lekesiz geçirmiş bir kişiye bir ithamda bulunurken biraz vicdanlı olmak gerekir. Siyaseti bu kadar da ayağa düşürmenin kimseye faydası olmaz. O meclis CHP’li ve AKP’li bütün meclis üyelerinin birlikte bu şehre hizmet etme niyetiyle birlikte çalışılması gereken bir meclistir. Oysa mevcut durumda, bir tarafta şehre hizmet için gece gündüz çalışan bir belediye başkanı ve CHP Meclis grubu, diğer tarafta başkanı ve meclisi nasıl engelleriz, nerden açık bulur da buradan siyaset devşiririz diye düşünen bir AKP grubu görüntüsü var. Örneğin bu olayda beklenirdi ki, olabilir AKP grubu bir eskikliği tespit etmiş olabilir. AKP grup başkan vekili hemen basını toplayıp basın açıklaması yapacağı yerde, koşarak adliyeye gideceği yerde Başkanımıza gelip burada bir çelişki var dese, başkanımız onlara teşekkür eder ve gereğini şu anda yaptığı gibi o zaman da hemen yapardı. Siyaset böyle işlemeli. Düşmanca yaklaşımla, siyasi rakibini ilk fırsatta sıkıntıya sokmaya çalışarak halka hizmet olmaz. Ortada ne sahtecilik ne de bir suç vardır. Ne bir lira bir menfaat ne de bir kişinin cebine giren bir delikli kuruş vardır. Kamu zarara uğramamıştır. Fazla tahsilat yapılan kişiler varsa da fazla alınan para ödendiğinde onların da bir zararı olmayacak ve işlem tüm sonuçları ile ortadan kalkacak ve geriye yalnızca AKP’nin kirli siyaseti kalacaktır. Şunu herkes bilmelidir ki: Bu ülkenin temeli adalettir, gücü millettir. Kalıcı olan ne siyasi baskıdır ne de geçici hesaplar; kalıcı olan milletin iradesidir. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve halkın iradesini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar. Hepimiz yargılanıyoruz. Lütfen bizi doğru anlayın. Biz yargılanmaktan korkmuyoruz. Bizim veremeyeceğimiz hiçbir hesap yoktur. Bizim burada üzüldüğümüz AKP’nin yargıya müdahale çabasıdır. AKP il başkanı dün katıldığı bir program da soru üzerine soruşturma izni çok sürmez verilecek demiştir. Hadsizliğe bakar mısınız. Kararı sen mi vereceksin yargıç mı verecek. Soruşturma iznini bakanlık mı verecek sen mi vereceksin. Tekrar ediyoru. Ayşe başkanın veremeyeceği hesap yoktur. Yargıyı rahat bırakın hepimizi istediğiniz gibi yargılayın. Alnımız açık girer başımız dik çıkarız. Doğru duvar yıkılmaz! Eskişehir halkının iradesi hiçbir siyasi hesapla gölgelenemez. Ayşe Başkanımız yalnız değildir. Eskişehir yalnız değildir. Ve unutulmasın: Sandık geldiğinde; hukuku araçsallaştıranlar değil, hukuku savunanlar kazanacaktır. Milletin vicdanı, en doğru kararı mutlaka verecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.