SON DAKİKA
Hava Durumu

#Akaryakıt

Porsuk Haber Ajansı - Akaryakıt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akaryakıt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı'' Haber

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı''

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların artığı süreçte hem üreticinin hem de tüketicinin korunması için siyasi iktidarın yapması gerekenleri yapmayarak seyrettiği ve sorunların her geçen gün artığını, akaryakıt zamlarınızda süreci olumsuz etkilediğini söyledi. “BİZ TARIMIN GELİŞMESİNİ İSTİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda artan sorunların çözülmemesinin arz açığı oluşturması ile daha da sıkıntılı bir döneme verilebileceğini belirtti. Gürer, eleştirilerinin amacının ülkeye zarar vermek değil, aksine geleceğe katkı sunmak olduğunu belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca erip çiftçi refahının sağlanmasını; bunun yanı sıra raftaki ürünün de fiyatının uygun koşullara düşmesini istiyoruz. Girdi maliyetleri düşürülerek tarladan sofraya, ahırdan sofraya her ürünün fiyatının daha uygun koşullarda emeklimize, asgari ücretlimize erişmesini ve bu yolda yapılacakları anlatıyoruz,” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “tarım politikalarının olumsuzluklarını söyleyerek özünde bu ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapıyoruz” diye konuştu. “2025, 2002’NİN DE GERİSİNE DÜŞÜLEN BİR YIL OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının ülke tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu belirtti. “2025 yılı Türk tarımı için en sorunlu dönem oldu. 2002 yılının üretiminin altında fasulye, mercimek, nohut üretimleri gerçekleşti.” Nüfusun 2002’ye göre 30 milyonun üzerinde arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşandığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerini karşılaştırarak şu bilgileri paylaştı: 2024 yılında meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 28 milyon tondu. 2025 yılında bu üretim 19 milyon 600 bin tona geriledi. 2024 yılında tahıl ve diğer bitkisel üretim 75 milyon 500 bin tondu. 2025 yılında 68 milyon 100 bin tona düştü. 2024 yılında sebze üretimi 30 milyon 600 bin tondu. 2025 yılında 30 milyon 300 bin tona geriledi. “Özellikle bakliyat ve hububatta çok ciddi anlamda üretim kaybı gerçekleşti. 2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı”” diyen Gürer, bu tablo karşısında “Tarımda üretimde sorunumuz yok” açıklamalarını anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. “BU KADAR ÜRETİM KAYBI VARSA ÇİFTÇİ NASIL SORUN YAŞAMAZ?” Ömer Fethi Gürer, resmi veriler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “TÜİK’in bitkisel üretimle ilgili 2024 Aralık ve 2025 Aralık verilerine bakılsın, aradaki kayıp üretim fark görülecektir” dedi. Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, “Bu kadar üretim kaybının olduğu yerde o çiftçinin, o besicinin, o üreticinin sorun yaşamaması mümkün mü? Hayvan varlığınız azalacak, üretiminiz azalacak. Düşük alım fiyatı uygulandığı için çiftçi gelirleri daralacak. Çiftçilik bir yerde sürdürülebilmesi sorunlu noktaya erecek. Tarım arazileri daralacak. Sonra da tarımda her şey çok iyi denilecek bu nasıl mümkün olacak ” şeklinde konuştu. Sahada karşılaştıkları tabloyu da aktaran TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Biz alanlara gidiyoruz, o çok iyileri bulamıyoruz. Ahırlar kapanmış, sorunlar artmış, sıkıntılar katlanmış. Her gittiğimiz yerde köylerde bize dert yanıyorlar. Bu insanlar keyfi için mi dert yanıyor?” ifadelerini kullandı. ŞAP HASTALIĞI VE KURAKLIK TEPKİSİ Hayvancılıktaki kayıplara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap hastalığına ilişkin verilerin açıklanmadığını söyledi: “100 hayvanım vardı, 30 tanesini şapta kaybettim diyor üretici. Soruyoruz bakana; 2025 yılında yaşanan şap hastalığında kaç hayvan yitirdik? Açıklama yok. Açıklayın, 2025 yılında kaç hayvan kesime gitti? Kaç hayvan şartlı kesime gitti? Kaç hayvan telef oldu? Kaç hayvan kurban bayramında kesildi? Bu veriler ışığında kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız var Açıklayın?” dedi. Enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığın etkisine dikkat çekildiğini hatırlatan Öner Fethi Gürer, bu afetlerden zarar gören üreticilere yeterli destek verilmediğini belirterek, “Zirai don ve kuraklıktan Türkiye’nin olumsuz etkilendiği söyleniyor. Peki, bunları üretenler ne oldu? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olanların dışında çiftçilik yapanlara herhangi bir destek verildi mi? Verilmedi. Kuraklıktan etkilenen çiftçiye destek verildi mi? Verilmedi. Bu çiftçi hali nedir diyen bir iktidar ne yazık ki yok ” dedi. ARTAN MALİYETLER, DARALAN GELİR Gürer, özellikle gübre, yem, akaryakıt zamlarının çiftçiyi doğrudan etkilediğini belirtti. Yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10,8 oranında zam geldiğini ifade ederek, “100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan çiftçi, daha tarlaya gitmeden 32 litresini yılbaşından bu yana kaybetmiş durumda” diye konuştu. Gürer, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatlarının arttığını; buna karşılık alım fiyatlarının düşük tutulduğunu ifade etti. “Girdi maliyetleri katlayacak, alım fiyatları düşük tutulacak, sonra da çiftçiye ‘üretim yapmaya devam et’ denecek. Bu nasıl olacak?” sözleriyle mevcut politikaları eleştirdi. “KOYUN PROJESİ DARALDI, YENİDEN MÜJDE DİYE SUNULUYOR” 2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, projenin büyük ölçüde daraldığını belirterek, “2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesi bu kez neredeyse yüzde 90 daralarak tekrar müjde diye sunuluyor,” diye konuştu. Gürer, “Önce gerçekçi olmalı, verileri doğru görmeli, doğru okumalı ve bunlar üzerinde çözüm üretmelidir” dedi. GÜBRE VE YEMDE %50 SÜBVANSİYON ŞART Ömer Fethi Gürer, “Kısa vadede öncelikle ilk yapılacak iş; gübrede, yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Genç çiftçi ve kadın çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primi devlet tarafından ödenmeli. Ayrıca tüm borçlar faizsiz olarak en az 3 yıl ötelenmeli. İcralar durdurulmalı. Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır.” dedi.

200 TL Nasıl Pul Oldu? Haber

200 TL Nasıl Pul Oldu?

CHP Halkla İlişkiler ve Medyayla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, 200 TL’lik banknotun 17 yıl içindeki alım gücü kaybını rakamlarla ortaya koydu. Veriler, Türkiye’de en büyük banknotun yıllar içinde nasıl “pul” haline geldiğini çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. CHP’li Bulut’un konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Tedavüle girdiği 2009 yılında 131 dolara karşılık gelen 200 TL, bugün yalnızca 4,57 dolar satın alabiliyor. Bu dramatik düşüş, Türk lirasının döviz karşısındaki değer kaybını ve yüksek enflasyonun etkisini açık biçimde ortaya koyuyor. 200 TL ile 17 yıl önce 3 adet çeyrek altın alınabilirken bugün yalnızca 0.016 çeyrek altın alınabiliyor. Kuyumcuya giden bir vatandaşın 12.350 TL’den satılan bir çeyrek altını alabilmesi için tam 62 adet 200 TL banknotu cebine koyması gerekiyor. Bir zamanlar birkaç banknotla yapılan alışveriş, bugün tomarla para taşımayı zorunlu kılıyor. 2009’da 63.5 litre benzin alınabilen 200 TL ile artık arabanın deposunu doldurmak imkânsız. En büyük banknot ile bugün akaryakıt istasyonundan yalnızca 3.44 litre benzin alınabiliyor. Bu tablo, akaryakıt fiyatlarındaki artışın vatandaşın günlük yaşamına nasıl yansıdığını gösteriyor. 200 TL’DEKİ ERİME, MUTFAKTA DA HİSSEDİLİYOR Alım gücündeki gerileme yalnızca döviz ve akaryakıtla sınırlı değil; mutfak masrafında da net biçimde hissediliyor. 2009’da 15 kilogram dana eti ya da 11.7 kilogram kıyma alınabilen 200 TL ile artık kasaplardan gramla alışveriş yapılabiliyor. 200 TL ile markete gidildiğinde 2009’da 18.3 kilogram alınan beyaz peynirden bugün yalnızca 270 gram sepete atılabiliyor. 200 liranın satın alma gücü 17 yılda 500 ekmekten 13.3 ekmeğe kadar gerilemiş durumda. Temel gıda ürünlerindeki bu fark, dar gelirli vatandaş için geçim mücadelesini daha da ağırlaştırıyor. 200 lira ile 2009 yılında 5 litresi 12,45 lira olan sıvı yağdan 16 teneke alınabilirken, bugün yalnızca 1.7 litre alınabiliyor. Kilosu 9 TL olan kaşardan 22,2 kilo alınabilirken, artık sadece 320 gram alınabiliyor. Rakamlar, 200 TL’nin 17 yıl içinde hem döviz karşısında hem de temel ihtiyaç ürünlerinde ciddi bir değer kaybına uğradığını gösteriyor. En büyük banknotun dahi günlük harcamalarda yetersiz kalması, ekonomik koşulların vatandaşın cebine ve sofrasına nasıl yansıdığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.”

Lojistiğin Görünmez Kahramanları İflasın Eşiğinde Haber

Lojistiğin Görünmez Kahramanları İflasın Eşiğinde

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde nakliyeci esnafı olan tır şoförleriyle bir araya gelerek sektörün yaşadığı derin krizi yerinde dinledi. Tır ve nakliyeci şoförleri adına Süleyman Altun, Hüseyin Altun, Mustafa Barboros, Nevzat Çetin, Ahmet Bayoğlu, Uğur Cengiz ve Ahmet Kızıloğlan, yaşadıkları ekonomik sıkıntıları ve çıkmazı anlattılar. Bor’da otoparkta bağlı duran tırlar, nakliyeci esnafının içinde bulunduğu durumu adeta gözler önüne serdi. İş yapamaz hale geldiklerini söyleyen şoförler, artan maliyetler, düşen navlun fiyatları, ağır vergi yükü ve kredi borçları nedeniyle mesleği bırakma noktasına geldiklerini dile getirdi. “TIRLAR PARKTA, İŞ YOK, BORÇ ÇOK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde farklı kesimlerin sorunları artıyor. Nakliyeci esnafı da vergi, stopaj, bakım gideri, gelir dengesi bozulduğu için iş daralmasından dolayı sorunlar yaşıyor. tırlar parkta duruyor. İş yapamaz haldeler. Sıkıntılar artmış. Banka kredilerini ödeyemiyorlar. İcra gelmesiyle beraber sorun yaşayanlar var.” dedi. “BİR LASTİK 36 BİN LİRA, İSTANBUL SEFERİ 36 BİN LİRA” Şoför esnafı ise yaşadıkları zorlukları belirten Süleyman Altun , “Nakliye fiyatları aşırı derecede düşmüştür. Masraflarımız aşırıdır. Vergi yükü üzerimizde yüzde 50’lere varan bir yük var. Bunun altından kalkmamız mümkün değil. Bir lastik 36 bin lira iken biz 36 bin liraya İstanbul’a gidiyoruz. Niğde’den çıkıyorum, yükü karşıya boşaltıyorum, otoyola 4 bin 700 lira veriyorum. Bana kalan 3 bin 700 lira. Bu işi nasıl yapacağım?” dedi. Yılbaşından bu yana mazota gelen zamların, servis, muayene ve bakım ücretlerindeki artışların işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdiğini belirten Mustafa Barboros, “Ben 27 yıllık tırcıyım. Vergi mükellefiyetini bitirip bahçelerde elma toplamayı düşünüyorum. Bu duruma geldik. Gittiğim zaman masrafı karşılayamaz hale geldim. Hepimiz böyleyiz. Bu sektörü bitirmişler.” TAKO CEZALARI, YOL ÜSTÜNDE YENİ BİR YÜK Hüseyin Altun , TAKO uygulamasının sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını da belirterek, “Günde 9 saat çalışıp yatmak isteriz ama Ankara’dan sonra İzmit civarında duracak yer bulamıyoruz. Mecburen devam ediyoruz, polis durduruyor, ceza yazıyor. Giderler çok ağır, altından kalkacak hal kalmadı” diye konuştu. Kendi tırını kendisi süren Nevzat Çetin , emeğinin karşılığını alamadıklarını belirterek, “Bir tırın aylık maliyeti 80-90 bin liradan aşağı değil. Bu arabalarla 90 bin lirayı kazanabilsek şapkayı göğe atacağız. Kazanamıyoruz. Hem şoförüz hem mal sahibiyiz ama anlamı kalmadı” sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. GÜRER: “NAKLİYE DARALIRSA EKONOMİ DARALIR” Nakliyeci esnafının günlerce evinden, ailesinden uzak çalıştığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nakliyeci esnafı kolay kolay şikâyet etmez. Kamyon onun hem yatma yeridir, hem iş alanıdır, hem para kazanma noktasıdır. Bıçak kemiğe dayanırsa derdini anlatır. Şu anda tırlar otoparkta bağlı. Böyle giderse ödeme güçlüğüyle çoğu sektörden çekilecek. Nakliyenin daralması, ekonominin ne kadar sıkıştığını da gösterir. İş olsa her koşulda çalışacaklar. Ama iş yok, gider çok, vergi çok, mazot artıyor, gelir-gider dengesi bozuluyor. Yetkililerin bu sesi duyması gerekiyor,” şeklinde konuştu. “KDV’NİN KDV’Sİ VAR, VERGİ BELİMİZİ BÜKTÜ” Şoför esnafı Uğur Cengiz , vergi sisteminin sektörü adeta kilitlediğini ifade ederek, “KDV’nin KDV’si var. KDV 1, KDV 2 derken üç ayda bir yeni yük geliyor. Senede dört sefer KDV alınıyor. Bir tırcı yılın başında sigorta, kasko, vergi, harç derken 400 bin lira borçla başlıyor. Sigorta ve kasko 150 bin liranın altında değil,” dedi. Deprem döneminde lojistiğin bel kemiğini kendilerinin oluşturduğunu hatırlatan Ahmet Kızılbuğa , “Televizyonda gördüğünüz tırcılar lojistik ağababaları değil, biziz. Bu ülkenin yükünü çeken biziz ama görünmüyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi. “SATILIK TIR ÇOK, ALAN YOK” Navlun fiyatlarındaki adaletsizliğe de dikkat çeken şoförler, büyük firmaların yüksek fiyat yazabildiğini, küçük esnafın ise çok daha düşük bedellere çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Ahmet Bayoğlu, “4 milyona aldığımız tırlar 2,5 milyona düştü, alan yok. Esnaf kefalete borcu olan var. Ödeyemezlerse ya hesaba el koyacaklar ya araca haciz gelecek. Ne yapacağız? Emeklilik için prim gün sayısı düşecekti. Düşürülmedi. Emeklilik içinde sigorta primi ödeyemez duruma düştük” dedi. Bor ilçesinde binlerce tır bulunduğunu vurgulayan esnaflar , “Tır demek sadece bir kişi değil, ailesiyle binlerce insan demek. Lastikçiden tamirciye, devlete kadar herkes bu sektörden kazanırdı. Ama artık ayakta duramıyoruz. Böyle giderse tırcıların yüzde 70’i batacak” sözleriyle uyardı. ŞOFÖRÜN DERDİ ÇOK Niğde Şoförler Esnaf Oda Başkanı Halil İbrahim Kızıltan ve Bor Şoförler Odası Başkanı H. Hüseyin Cengiz’i ziyaret ederek sorunları da görüştü. Gürer, “Türkiye genelinde Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri vasıtasıyla verilen 1.000.000 TL kredilerden yararlanabilmek için SGK, Bağ-Kur ve vergi dairelerinden ‘borcu yoktur’ belgesi istenmektedir. Hâlbuki esnafın durumu içler acısı; borcunu ödeyecek durumu yoktur. Nakliyeci esnaflarımızın dertleri, taşıdıkları yük kadar fazladır. Akaryakıt, lastik, otoyol ve köprü ücretleri, yedek parça, sanayi işçilikleri, trafik sigortası, kasko poliçeleri, Ulaştırma Bakanlığından alınan belge ücretleri, peşin vergi, KDV, stopaj, gelir vergisi, trafik cezaları, muhasebe ücretleri, Bağ-Kur primleri gibi yüksek maliyetler karşısında ezilmektedirler. Şoför esnaflarımız ne yapacağını bilmeden, tek geçim kaynağı şoförlük olduğu için bu işi zararına da olsa yapmaktadır. Kısacası şoför esnafının durumu hiç de iyi değil. Devlet büyüklerimizden şoför esnaflarının sesini duymalarını ve çözüm üretmelerini bekliyoruz.” dedi.

Gürer: ''Mazota Gelen Her Zam, Tarladan Sofraya Zam Demektir'' Haber

Gürer: ''Mazota Gelen Her Zam, Tarladan Sofraya Zam Demektir''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında akaryakıta gelen zamların tarım, taşımacılık ve gıda başta olmak üzere tüm sektörleri doğrudan etkilediğini söyledi. Gürer, yılbaşından bu yana mazota gelen artışın litre başına 3,5 lirayı bulduğunu belirterek, bu artışın çiftçinin üretim gücünü zayıflattığını, vatandaşın ise gıdaya erişimini zorlaştırdığını ifade etti. “MAZOT ZAMLARI ZİNCİRLEME ETKİ YARATIYOR” Mazota gelen son 1 liralık zammın yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, üretimden nakliyeye kadar tüm maliyetleri artırdığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mazota gelen her zam, tarımdan taşımacılığa, sanayiden gıdaya kadar her alanda zincirleme bir etki yaratıyor. Çiftçi tarlasına traktörünü soktuğunda, nakliyeci kontağı çevirdiğinde daha yüksek maliyetle karşı karşıya kalıyor. Bunun sonucu da kaçınılmaz olarak tarladan sofraya zam olarak yansıyor” dedi. “CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİYLE MAZOT 9 KAT ARTTI” Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin başladığı 9 Temmuz 2018’de mazotun litre fiyatının 6 lira 26 kuruş olduğunu hatırlatan CHP’li Gürer, bugün mazotun litre fiyatının 57 lira 81 kuruşa yükseldiğini belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu süreçte mazotta yüzde 790, benzinde ise yüzde 683 oranında artış yaşandı. Benzin 7,5 kat, mazot ise yaklaşık 9 kat arttı. ‘Her şey ucuzlayacak’ denilen bir sistemde, yurttaş zam üstüne zamla karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİ ARTIK NASIL ÜRETECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mazotun yanı sıra gübre, tohum, ilaç, elektrik, su, işçilik ve tarla kirasındaki artışların üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurguladı. Gürer, “Çiftçi bugün üretim yapmayı değil, bu maliyetlerle nasıl ayakta kalacağını düşünüyor” dedi. “DESTEKLER DAHA ÇİFTÇİNİN CEBİNE GİRMEDEN GERİ ALINIYOR” Tarım desteklerine de değinen Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre çiftçiye milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerektiğini, bunun da 772 milyar liraya karşılık geldiğini hatırlattı. Buna karşın 2026 bütçesinde ayrılan desteğin yalnızca 168 milyar lira olduğuna dikkat çeken Gürer, “Üstelik mazot ve gübre destekleri, gelen zamlar nedeniyle çiftçinin cebine girmeden geri alınıyor. Destek var deniliyor ama çiftçi o desteği fiilen kullanamıyor” diye konuştu. DON VE KURAKLIK UYARISI: “ÖNLEM YETERSİZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son dönemde yaşanan don olayları ve kuraklık riskine de dikkat çekerek, özellikle Çukurova’da erkenci ürünler açısından ciddi tehlike bulunduğunu ifade etti. Donla mücadelede kullanılan pervanelerin mazot ve elektrikle çalıştığını hatırlatan Gürer, “Donla mücadelede bile mazot ve elektrik gideri çiftçiye ek yük getiriyor. Zirai don ve kuraklıkla ilgili komisyon raporları bile Meclis’e sunulmadı. Yeterli önlemler alınmış değil” dedi. “MAZOTTA VERGİ, ÜRÜN FİYATIYLA YARIŞIYOR” Akaryakıt üzerindeki vergi yüküne de tepki gösteren Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV neredeyse ürünün kendi fiyatıyla yarışıyor. Sürekli ‘petrol bulduk’ deniyor ama petrol bulundukça fiyatlar düşeceğine artıyor” ifadelerini kullandı. NAKLİYECİ DE DERTLİ: “DEPO 37 BİN LİRAYA DOLUYOR” Basın toplantısında nakliyecilerin yaşadığı sorunlara da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bir tır şoförüyle yaptığı görüşmeyi aktararak, “Bir tırın deposu bugün yaklaşık 650 litre mazot alıyor ve bu da 37 bin lirayı buluyor. Nakliye ücretleri aynı oranda artırılamadığı için sektör ciddi bir çıkmazda” dedi. “SEBZE FİYATLARI BİR AYDA KATLANDI” CHP’li Gürer, akaryakıt zamlarının gıda fiyatlarını da hızla artırdığını belirterek, “Antalya hallerinde bir ayda domates yüzde 100, salatalık yüzde 257 zamlandı. Bu artışlar raflara yansıyor. Emekli, asgari ücretli ve dar gelirli vatandaş sebze ve meyveyi artık sadece bakıp geçiyor” diye konuştu. “BAĞ-KUR BORCU ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN KOPARIYOR” BAĞ-KUR prim borcu nedeniyle çiftçilerin krediye erişemediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bankalar, ‘Önce borcunu öde’ diyerek çiftçiyi kapıdan çeviriyor. Bu anlayış çiftçiyi üretimden koparır, tarlayı boş bırakır. Kredi borçları ötelenmeli, BAĞ-KUR borcu gerekçe gösterilerek çiftçi kredisiz bırakılmamalı” dedi. “TARIM BU ANLAYIŞLA DÜZELMEZ” Gübre fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Gürer, üre ve DAP gübrenin ton fiyatlarının son yıllarda katlandığını hatırlatarak, “Hem yeterli destek vermeyeceksiniz, hem girdi maliyetlerine göz yumacaksınız, hem de çiftçinin ürününü düşük alım fiyatlarıyla baskılayacaksınız. Sonra da ‘tarımın sorunlarını çözüyoruz’ diyeceksiniz. Tarım bu anlayışla düzelmez” ifadelerini kullandı. “BU ZAM YAĞMURUNDAN ÇIKIŞ SANDIKTIR” Konuşmasının sonunda art arda gelen zamların toplumun tüm kesimlerini çıkmaza sürüklediğini belirten Gürer, “Mazota gelen zamla birlikte iğneden ipliğe her şeye zam geleceği açıktır. Vatandaşın bu zam yağmurundan kurtulabilmesi için tek çıkış yolu sandıktır” diyerek basın toplantısını tamamladı.

CHP'li Arslan: "Yurttaş Neden Hala Pahalı Yakıt Kullanıyor?" Haber

CHP'li Arslan: "Yurttaş Neden Hala Pahalı Yakıt Kullanıyor?"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüşe rağmen akaryakıt fiyatlarının pompaya yansımamasını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na sordu. Bakanlıktan gelen yazılı cevap, fiyat oluşumuna ilişkin tek bir sayısal veri içermemesiyle dikkat çekti. Milletvekili Arslan’ın paylaştığı güncel verilere göre; 15 Ocak 2025’te Brent petrolün varil fiyatı 82,03 dolar iken, bugün 60,12 dolara geriledi. Petrol fiyatlarındaki düşüş: %26,71 1 Ocak 2025’te motorinin litre fiyatı 45,55 TL iken, bugün 54,35 TL’ye yükseldi. Motorin fiyatındaki artış: %19,31 2 Ocak 2025’te Merkez Bankası dolar satış kuru 35,32 TL iken, bugün 42,73 TL’ye çıktı. Kur artış oranı: %20,98 Kur artışı belirli bir ölçüde açıklanabilir; ancak petrol fiyatlarındaki sert düşüşün pompaya yansımaması, artık ekonomik değil, siyasi bir tercihtir. CHP’li Arslan, kurda yaklaşık %21’lik artışın akaryakıt fiyatlarında belirli bir düzeyde artışı açıklayabileceğini, ancak aynı dönemde petrol fiyatlarında yaşanan %25–27’lik düşüşün bu artışın önemli bir bölümünü dengelemesi gerektiğini vurguladı. Buna rağmen pompa fiyatlarının düşmediğine, aksine artmaya devam ettiğine dikkat çeken Arslan, Bakanlığın verdiği yanıtta petrolün kaça ithal edildiği, rafineri çıkış fiyatları, dağıtım ve bayi kâr marjları ile akaryakıt üzerinden alınan vergilerin fiyatlar üzerindeki etkisine dair hiçbir açıklama yapılmadığını ifade etti. “Bu bir piyasa değil, siyasi tercihtir” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Arslan şunları söyledi: “Kur artışı gerekçe gösterilirken, petrol fiyatlarındaki sert düşüşün pompaya neden yansımadığı açıklanmıyor. Enerji Bakanlığı’ndan gelen cevap, rakam vermekten özellikle kaçınıyor. Ortaya çıkan tablo, akaryakıt fiyatlarının yalnızca piyasa koşullarıyla değil, iktidarın vergi ve bütçe tercihleriyle belirlendiğini açıkça göstermektedir. Bu tercihin bedelini bugün yurttaş ödemektedir. Arslan, akaryakıt fiyat oluşumunun tüm unsurlarıyla şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanması ve vergi politikalarının yurttaş lehine yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

Bir Litre Benzinin Yarısı Vergi! Haber

Bir Litre Benzinin Yarısı Vergi!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, dünya petrol fiyatları düşerken Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının neden sabit kaldığını sorguladı. Arslan, hem Hazine ve Maliye Bakanı’na hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’na iki ayrı soru önergesi vererek, “Petrol ucuzluyor ama vergi artıyor; pompada değişen tek şey fiyat tabelası!” dedi. Arslan, bazı istasyonların üç haneli fiyatlar için tabelalarını değiştirmeye başladığını belirterek, “Petrol düşüyor ama halk hâlâ zam tabelasına bakıyor” ifadelerini kullandı. “Bir litre benzinin yarısı vergi!” Arslan, Hazine ve Maliye Bakanı’na sunduğu önergesinde şu tespitlere yer verdi: “Brent petrol yılbaşından bu yana %22, son üç ayda %10 düştü; dolar kuru yalnızca %3 arttı. Ama pompa fiyatı yerinde sayıyor çünkü bir litre benzinin yaklaşık %43’ü vergi. Hükümet, petrol ucuzladıkça farkı vatandaştan vergiyle geri alıyor.” Arslan, yüksek akaryakıt vergilerinin yalnızca araç sahiplerini değil, üreticiyi, çiftçiyi, taşımacıyı ve tüketiciyi doğrudan etkilediğini vurguladı: “Yakıt zamları her şeyin maliyetini artırıyor; gıda, ulaşım, üretim zincirinin her halkası bundan nasibini alıyor. Bu yük artık sadece araçtaki yakıt değil, sofradaki ekmeği yakan maliyet haline geldi.” Milletvekili Arslan, şu soruları yöneltti: • 2025 başından bu yana akaryakıt satışlarından toplanan ÖTV, KDV ve diğer vergilerin toplamı nedir? Bu tutar, toplam vergi gelirleri içindeki oran olarak ne kadardır? • Petrol %22 ucuzlarken, pompada fiyat neden artmıştır? • Akaryakıttan hedeflenen vergi geliri, 2025 bütçesinde ne kadardır? “Türkiye ucuza petrol alıyor, pahalıya satıyor” Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’na yönelttiği önergesinde Arslan, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, petrolün büyük kısmını Rusya ve Irak’tan, dünya ortalamasının çok altında fiyatlarla ithal ediyor. Yani ucuza alıyoruz ama pahalı satıyoruz. Son üç ayda Brent petrol %10 düştü, dolar %3 arttı; ama pompa fiyatında indirim yok!” Arslan, “Bu fark kimlerin cebine gidiyor?” diye sorarak şu taleplerde bulundu: • Rusya ve Irak’tan alınan petrolün ortalama varil fiyatı ve Brent’e göre farkı kamuoyuna açıklansın. • Bu ucuzluk neden pompa fiyatına yansıtılmıyor? • Rafineri çıkış, dağıtım ve bayi marjları son üç ayda nasıl değişti? ARSLAN: “HALKIN DEPOSU DEĞİL, SABRI DOLDU” Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Petrol ucuz, vergi pahalı.” Bazı istasyonlar üç haneli rakamlar için tabelalarını yenilerken, halk indirim değil yeni zam beklentisiyle yaşıyor. “Bu sistem halkın sırtındaki yükü artırıyor, üretimi, gıdayı ve hayatı yakıyor.”

Büyükşehir Ücretsiz Akaryakıt Dağıtımına Başladı Haber

Büyükşehir Ücretsiz Akaryakıt Dağıtımına Başladı

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı 43 bin 15 çiftçiye toplam 4 milyon 842 bin 800 litre akaryakıt dağıtımına başladı. Proje ile tarımsal üretime destek sağlanması ve çiftçilerin ekonomik yükünün hafifletilmesi hedefleniyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, çiftçilerin maliyetlerini düşürmek ve tarımsal üretime katkı sağlamak amacıyla ücretsiz akaryakıt dağıtımına bu yıl da devam ediyor. Bu kapsamda Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı 43 bin 15 üreticiye yönelik olarak toplam 4 milyon 842 bin 800 litre akaryakıtın ücretsiz dağıtımı, Gaziantep’in Araban ilçesindeki Türkiye Petrolleri İstasyonu’nda başladı. Dağıtım törenine Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin katıldı. Törende Çiftçiler, traktörleriyle istasyona gelerek ücretsiz akaryakıtlarını aldı, memnuniyetlerini dile getirdi. Başkan Fatma Şahin programda yaptığı konuşmada, çiftçinin üretimini artıracak, cebini rahatlatacak projeleri her yıl üstüne koyarak devam ettiklerini belirterek, şunları söyledi: “Çiftçiye fide, fidan, tohum gibi birçok desteğimiz oldu. Daha sonra çiftçimize de danışıp, sorduk; onlar da akaryakıtın kendileri için çok daha iyi bir destek olduğunu ifade ettiler. Mazot maliyetinin kendileri için çok önemli olduğunu söylediler.  Bilindiği üzere çiftçi rahatlarsa şehir ekonomisi de rahatlıyor. İstihdam artıyor. İhracatımız artıyor. Bu destekten dolayı çiftçiden büyük bir memnuniyet var.” Bu yılki mazot desteği öncesinde çiftçinin dağıtım tarihini öne çekmek gibi bir ricası olduğuna vurgu yapan Başkan Şahin, “Çiftçilerin bu isteğine göre hareket edip mazot desteği tarihini öne çektik” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.