SON DAKİKA
Hava Durumu

#Akademisyenler

Porsuk Haber Ajansı - Akademisyenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyenler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’li Çakırözer Sincan Cezaevi’nde “NATO tutuklularını” Ziyaret Etti Haber

CHP’li Çakırözer Sincan Cezaevi’nde “NATO tutuklularını” Ziyaret Etti

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO zirvesi gerekçesiyle tutuklan TEMA gönüllüleri ile avukat ve akademisyenleri Sincan Cezaevi’nde ziyaret etti. Çakırözer’in Sincan Cezaevi’nde ziyaret ettiği TEMA gönüllüleri, “Tek derdimiz, tek uğraşımız doğayı, toprağı sevmek ve korumak” derken, ÇHD üyesi avukat Semra Demir de, “Gezi’de, 1 Mayıs’ta, 8 Mart’ta, madencilerin, öğretmenlerin eylemlerindeki fotoğraflarımızı almışlar. ‘Bunlar potansiyel protestocu NATO’yu da protesto eder’ diye kapıları kırıp tutukladılar” dedi. Gazeteci Yıldız Tar ise, “Sadece kimlik bilgilerimi sordular. Soru bulamayınca jandarma savcıyı aradı. Aile yılı röportajımı sorup, TKP/ML üyeliğinden tutukladılar” dedi. Çakırözer cezaevi önünden yaptığı çağrıda, “NATO zirvesi bahanesiyle hiçbir suçu olmayan insanları potansiyel protestocu diye sabaha karşı kapıları kırıp, evleri basıp tutuklamışlar. Sadece toprağı ve doğayı savunan TEMA gönüllüsünden, on yıllarını eğitime vermiş hocalara, hak arayan avukattan, dernek üyesine yüzlerce insan hiçbir ilgileri olmayan örgütlerle suçlayıp cezaevine koydular Bu akıl dışı tutuklamalar kabul edilemez. Hukuksuzca zindanda tutulan bu insanlar derhal serbest bırakılmalı” dedi. SİNCAN CEZAEVİ’NDE NATO TUTUKLULARINA ZİYARET Ankara'da yarın başlayacak NATO zirvesi öncesinde, ‘eylem yapma ihtimali’ ve ‘terör örgütleriyle ilişki’ iddiaları gerekçe gösterilerek düzenlenen operasyonlarda aralarında gazeteciler, avukatlar, akademisyenler, dernek üyeleri ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu yüzlerce kişi gözaltına alındı, çok sayıda kişi tutuklandı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan TEMA gönüllüleri Birgül Öztekin, Gülbanu Yürür, Tuğrul Körüklü ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, gazeteci Yıldız Tar, Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukat Semra Demir ile Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım'ı ziyaret etti. “6 KİŞİLİK KOĞUŞTA 12 KİŞİYİZ! TEK YATAKTA İKİ KİSİ UYUYANLAR VAR” NATO zirvesi gerekçesiyle yapılan operasyonlar ve tutuklamalara tepki gösteren Çakırözer, cezaevi ziyaretlerinde kendisine aktarılan mesajları kamuoyu ile paylaştı. Çakırözer’in görüştüğü isimlerin paylaştığı mesajlar şöyle: Akademisyen Emel Memiş : ''17 yıldır gururla ders verdiğim Mülkiye’deki öğrencilerimden ve meslektaşlarımdan koğuşuma destek mektupları yağıyor. Uluslararası İktisatçılar Kongresi ile Uluslararası Feminist Ekonomistler Derneği gibi dünyanın saygın kurumlarından da cezaevine dayanışma mektupları ulaştı. Eşit bir yaşam ve doğa sevdası için verdiğim haklı mücadelenin, böylesi bir hukuksuzlukla ödüllendirileceğini asla tahmin edemezdim. 6 kişilik koğuşta 12 kişi kalıyoruz. Kalabalık nedeniyle yerde yatmak zorunda kalan, aynı yatakta iki kişi uyuyan arkadaşlarımız var. Bu haksızlıklar karşısında geleceğe olan umudumuzu koruyoruz.'' “YILLARCA DEVLETE HİZMET VERDİM! TERÖRLE SUÇLANMAK ÇOK AĞIR” TEMA Gönüllüsü Gülbanu Yürür: ''Ben 64 yaşındayım. Tam 20 yıl boyunca Başbakanlık Teftiş Kurulu’nda bu devlete onurumla, gururumla hizmet verdim. Yıllarca devlete hizmet ettikten sonra bugün böylesine ağır bir şekilde, terörle suçlanmak bana çok ağır geliyor. Bizim siyasetle, yasa dışı yapılarla hiçbir alakamız yok. Ben TEMA gönüllüsüyüm. Emeklilik sonrası kendimi tamamen doğaya adadım. Sorguda önümüze hiç bilmediğim, adını dahi aklımda tutamadığım örgüt isimleri konuldu ve bunlar bize soruldu. Kemiklerimde deformasyon var ve sağlık durumum nedeniyle dışarıda sürekli tıbbi takip altındaydım.” “TEK DERDİMİZ DOĞA SEVGİSİ, TOPRAK SEVGİSİ” TEMA Gönüllüsü Birgül Öztekin: ''Ben 65 yaşındayım ve bu ülkeye tam 30 yıl boyunca İngilizce öğretmeni olarak hizmet ettim. 2012 yılında emekli olduğum günden bu yana da TEMA gönüllüsü olarak çalışıyorum. Okul okul gezerek çocuklara ağaç sevgisini, doğayı korumayı, toprak sevgisini anlatıyorum. Bizim tek derdimiz budur. Yaşadıklarımıza bir anlam veremiyoruz. Bir an önce bu hukuksuzluğun bitmesini bekliyoruz.” “KANSER EŞİMİ EVDE BIRAKTIM” Halkevleri GYK Üyesi Hediye Doğan Yıldırım: ''Gece saat 03.30’da evimiz çok sayıda jandarma tarafından basıldı. Hayatım boyunca hiç bilmediğim, adını dahi duymadığım TKP/ML adlı bir örgüte üye olmakla suçlanıyorum. Kronik rahatsızlıkları olan 63 yaşında bir kadınım. Hastalıklarım nedeniyle günde bazen 4, bazen 7 farklı ilaç kullanmak zorundayım. Eşim şu an kanser tedavisi görüyor. Onun bakımını evde oğlumla birlikte ben yapıyorum. Hiçbir ilgimizin, bilgimizin olmadığı yapılarla bizi ilişkilendirmek istiyorlar. Bunu asla kabul etmiyoruz! Biz sadece bu ülkenin eşit, özgür ve demokratik bir ülke olmasını istiyoruz.” “ÖĞRETMENLERE, MADENCİLERE DESTEK VERDİK DİYE FİŞLEMİŞLER” ÇHD Üyesi Avukat Semra Demir: ''Cezaevinde, en temel hakkımız olan habere ulaşma hakkımız engelleniyor. Bize gazete verilmiyor, radyo verilmiyor. Dışarıda ne olup bittiğinden tamamen habersiziz.: Kimimizi Ethem Sarısülük anmasında, kimimizi Gezi’de, kimimizi 8 Mart’ta veya 1 Mayıs’ta, kimimizi ise Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile madencilerin haklı eylemlerine destek verirken fotoğraflayıp fişlemişler. O görüntülerden bizi potansiyel protestocu belirlemişler. Bunlar yarın NATO’yu da protesto eder; diye tamamen hukuka aykırı bir şekilde önleyici tutuklama yapıyorlar. Evlerimizin kapıları kırılarak içeri girildi, ailelerimiz yerlere yatırılarak ters kelepçe takıldı. Benimle aynı koğuşta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden bir anne ve kızı birlikte tutuklu bulunuyor. Böyle insafsızlık olmaz.” “TEK HAYATIM BOTANİK!” TEMA Gönüllüsü/ Akademisyen Selçuk Tuğrul Körüklü: “Benim hayatım botanik. TEMA gönüllülerini gezdirdim, istekleri üzerine Nallıhan’a gittik, bozkır endemik bitkilerini gördük, inceledik.. 27 yıldır öğretim görevlisiyim. Ankara Üniversitesi Herbaryumu Sorumlusuyum. Evimize sabah 05:00’te jandarmalar geldi, ne olduğunu anlamadım, polisi aradım. Nezarete gittiğimde TEMA’cıları görünce anladım. TKP/ML üyesi olmakla suçlanıyorum. Bunun açılımını bile bilmiyorum! Astım hastayım. Günde 6 ilaç alıyorum.” “AİLE YILI SÖYLEŞİSİ GEREKÇESİYLE TUTUKLADILAR” Gazeteci Yıldız Tar: “Sabaha karşı baskın yaptılar. Nezarette ifadem alınırken ellerinde hiçbir şey yoktu. Sadece kimlik bilgilerimi sordular. Başka soracak soru bulamayınca jandarma savcıyı aradı. Az sonra muhtemelen Google’dan buldukları iki soru geldi. Birinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı Aile Yılı’nı eleştirdiğimiz bir söyleşiyi sordular, diğerinde de ‘soy ismin niye Tar’ diye sordular. Sonra da TKP/ML üyesi diye tutukladılar.”

Çakırözer: "Makyajlanmış Duvarlar ve Panellerle Türkiye İtibar Kazanamaz" Haber

Çakırözer: "Makyajlanmış Duvarlar ve Panellerle Türkiye İtibar Kazanamaz"

NATO zirvesi gerekçe gösterilerek yapılan hukuksuz güvenlik politikaları ile yurttaşlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların yarattığı vahim hak ihlalleri Meclis gündemine taşındı. NATO zirvesi bahanesiyle yaratılan olağanüstü hal ortamının yarattığı ihlallerin araştırılması için önerge veren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM’de, “Zirve Ankara'da ama yüzlerce kilometre uzaktaki Eskişehir, Karabük, Mersin, Elazığ, Niğde ve 11 ilde her tür protesto yasak. Başkent ise tamamen sıkıyönetim altında. 225 gözaltı, 178 tutuklama yapıldı. Gazetecilere akreditasyon ambargosu sürüyor! Kendi yurttaşımızın anayasal haklarını gasp eden tüm bu haksız, hukuksuz kısıtlamalara derhal son verilmelidir. Tutuklu yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Makyajlanmış duvarlar ve panellerle Türkiye itibar kazanamaz. Gerçek itibar Türkiye'yi, bir an önce demokrasi ve hukuk devletine kavuşturarak sağlanır” diye konuştu. BAŞKENTTE FİİLİ OHAL, YÜZLERCE YURTTAŞA TUTUKLAMA… CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO Zirvesi öncesinde Başkent başta olmak üzere Türkiye genelinde alınan güvenlik tedbirleri ile yurttaşlara yönelik gözaltı, tutuklama ve yasaklamalar için Meclis araştırması istedi. Zirve öncesinde getirilen yasaklar ve tutuklamalara dikkat çeken Çakırözer, gazetecilere uygulana akreditasyon ambargosuna da tepki gösterdi. CHP’nin NATO Zirvesi tutuklamaları ve yasaklamaları engellensin önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. NATO zirvesi bahanesiyle başkentte ve ülke genelinde akla ve vicdana sığmayan hukuksuzluklar ile olağanüstü hal ortamı yaratıldığını belirten Çakırözer, “Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinin güçlenmesi, öneminin, itibarının artması elbette hepimizin ortak dileğidir ancak sadece zirve toplamakla itibar gelmez, gerçek itibar yurttaşınızın huzur ve refahına katkınızla ölçülür” dedi. ETKİNLİKLER YASAK, KREŞLER, PARKLAR KAPALI, ESNAF İŞ YAPAMIYOR Çakırözer, NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek getirilen yasaklara tepki göstererek, şunları söyledi: “Zirve Ankara'da ama yüzlerce kilometre uzaktaki Eskişehir, Karabük, Mersin, Elazığ, Niğde ve 11 ilde her tür protesto yasak. Başkent ise tamamen sıkıyönetim altında, konserler, şenlikler, mezuniyet törenleri iptal, esnafın işi gücü fiilen durdurulmuş, insanlar emeğinden ediliyor, Şehrin göbeğindeki kreşler kapatılıyor, 3 yaşındaki çocukların hayatı bile kısıtlanıyor. KYK yurtlarından öğrenciler apar topar tahliye ediliyor. Kamu çalışanlarına zorunlu izin veriliyor. Gazi Meclisimiz, adalet kurumları çalışmayacak. Fransa Cumhurbaşkanı Macron sabah koşacak diye koca parklar halka kapatılıyor, hastanelerde halkın sağlık hakkı kısıtlanıyor. Bunların her biri temel insan hakkı ihlalidir ve bu fiili OHAL'i asla kabul etmiyoruz.” 225 GÖZALTI, 178 TUTUKLAMA Zirve gerekçe gösterilerek 225 gözaltı, 178 tutuklama yapıldığını söyleyen Çakırözer, hukuksuz tutuklamalar için tahliye istedi. Çakırözer şunları söyledi: “Ne olur ne olmaz diye akademisyenler, gazeteciler, hukukçular, çevre gönüllüleri evlerine şafak baskınlarıyla önleyici gözaltına alınıyor. 225 gözaltı, 178 tutuklama yapıldı; tümü hukuksuz. İşte, Milletvekili arkadaşımız Aylin Yaman dün cezaevinde görüştü. Herkesin saygınlığını kazanmış Emel Memiş Hoca, ömrünü bilime ve öğrencilerine adamış bu insanı zindanda tutarak neyi önlüyorsunuz? TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer ve 70-80 yaşındaki TEMA gönüllülerini tutuklamanın izahı var mı? Hepsi bu ülkenin yetiştirdiği birbirinden değerli ziraatçılar, botanikçiler; koğuşlarının bahçesindeki tek ağaca bile sarılan insanlar bunlar. Emekli öğretmen Ayten Yakut'a yaşatılanlar ortada! 75 yıllık hayatı boyunca öğrenci yetiştirmiş, eline de dikilecek fidandan başka bir şey almamış bir toprak aşığı Ayten öğretmene yaşatılan bu zulümle itibar gelir mi Allah aşkına?” “TEK SUÇLARI VATAN SEVGİSİ” “İstendiği zaman savcılığa gidip ifade verebilecek olan ÇHD'li avukatları, öğrencileri, sendikacıları, siyasetçileri ev baskınıyla gözaltına almanın hangi hukukta yeri var? Terör torbasına sokmaya çalıştığınız bu insanların hiçbir suçu yok ama bir ortak yönleri var, o da hepsinin memleket sevgisi ve bu ülkeye adadıkları hayatları. Bu insanların özgürlüklerini çalarak dünyaya nasıl bir Türkiye resmi verdiğinizi görmüyor musunuz?” “GAZETECİLERE KEYFİ AMBARGOLARI KALDIRIN” “Bir ülkenin itibarı aynı zamanda gazetecisine gösterdiği saygıyla ölçülür” diyen Çakırözer, zirveyi takip etmek isteyen gazetecilere uygulanan akreditasyon ambargosuna da tepki gösterdi. Çakırözer, “Bakıyoruz, yüzlerce yabancı gazeteci zirve izlemek için Ankara'da ama kendi gazetecilerimize ambargo var. NATO bürokrasisi bile rahatsız, utangaç biçimde ‘ev sahibi ülkenin kararı’ diyor. AKP Grup Başkan Vekili, İletişim Başkanlığından aldığı bilgiyle ‘her kurum temsil edilecek’ dedi. Yok öyle bir şey! Cumhuriyet, Sözcü, Sözcü TV, Anka Haber Ajansı, İlke TV yasaklı, bazı kuruluşlarda ise sırf ‘verdik’ diyebilmek için foto muhabirine akreditasyon verilmiş ama mesela, Nefes'in, T24'ün ve birçok kuruluşun zirveyi asıl izlemesini istediği dış politika editörlerinin, muhabirlerinin ve Ankara temsilcilerinin başvurularına hep olumsuz yanıt verilmiş. Böyle keyfî bir ambargonun hem de iktidar eliyle uygulanması utanç vesilesidir ve bu ayıp, basın özgürlüğünde sicili malum AKP'ye yakışmaktadır. Ama Türkiye bu görüntüyü hak etmemektedir” dedi. “MAKYAJLANMIŞ DUVARLARLA İTİBAR GELMEZ” “Misafir ağırlayacağız diye kendi insanımıza bu kadar adaletsizlik, bu kadar mağduriyet yaşatılması kabul edilemez” diyen Çakırözer şunları söyledi: “Bir de Ankara'nın bulvarlarına, caddelerine paneller çekildi, binaların ön cepheleri boyatıldı. Gelen liderler gerçek Türkiye'yi, gecekonduları, derin yoksulluğu göremesinler diye ama Ankara'yı çepeçevre panelle de donatsanız, hadi Trump'tan, Meloni'den gizlemeyi başardınız ama gerçekler apaçık ortada. Açlık sınırı altında yaşamaya mahkûm edilen milyonlarca emekli ve emekçi, pazar artıklarından aş çıkarma derdindeki kadınlar, anneler, bedenlerini açlık grevine yatırarak sesini duyurma mücadelesi veren madenciler, öğretmenler yani bu ülkenin gerçeklerini, yarattığınız derin yoksulluğu ortadan kaldıramazsınız mutfaktaki, pazardaki yangını gizleyemezsiniz; bunları gizlemeye ne boya ne panel yeter.” “Kendi yurttaşımızın anayasal haklarını gasp eden tüm bu haksız, hukuksuz kısıtlamalara derhâl son verilmelidir. Emel Hoca ve tüm tutuklu yurttaşlarımız derhâl serbest bırakılmalıdır. Gazetecilerin üzerindeki akreditasyon ambargoları hiçbir ayırımcılık yapılmaksızın derhâl kaldırılmalıdır. Makyajlanmış duvarlar ve panellerle Türkiye itibar kazanamaz. Gerçek itibar Türkiye'yi, bir an önce demokrasi ve hukuk devletine kavuşturarak sağlanır. Onu da otoriterliğinin dozunu her gün artıran bu saray rejimi başaramaz, başaramadı, başaramayacak ancak ve ancak ilk sandıkla bizim milletimizle kuracağımız halkın iktidarı başaracaktır.”

Anadolu Üniversitesi Binlerce Mezununu Coşkuyla Uğurladı Haber

Anadolu Üniversitesi Binlerce Mezununu Coşkuyla Uğurladı

Anadolu Üniversitesi, 2025-2026 Yunus Emre Eğitim-Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni'nde binlerce mezununu yeni yaşamlarına uğurladı. Eskişehir Teknik Üniversitesi Stadyumunda düzenlenen törene Eskişehir Adli Yargı Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Serpil Koçdar, Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı başta olmak üzere üniversite yönetimi, akademik ve idari personel, mezun öğrenciler ile aileleri katıldı. Büyük bir coşkuya sahne olan törende öğrenciler mezuniyet sevinci yaşarken, aileler de bu gurur anına tanıklık etti. Mezuniyet töreni öncesinde Yunus Emre Kampüsünde öğrenciler ve aileleri için pilav ikramı gerçekleştirildi. Geleneksel hale gelen etkinlikte mezuniyet coşkusu kampüs genelinde paylaşıldı. Öte yandan her yıl olduğu gibi bu yıl da Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Çelenk sunma töreninde Rektör Yardımcıları ile Üniversite Yönetim Kurulu üyeleri ve akademisyenler de yer aldı. Rektör Adıgüzel: “Anadolu Üniversitesi bilgiyi kampüs duvarlarının ötesine taşıyan, dünyayı kucaklayan devasa bir eğitim köprüsüdür” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada mezuniyetin yalnızca bir eğitim sürecinin tamamlanması değil, aynı zamanda yeni bir hayat yolculuğunun başlangıcı olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesinin yalnızca kampüslerinde değil Açıköğretim Sistemi aracılığıyla dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın hayatına dokunan büyük bir eğitim ailesi olduğunu belirten Rektör Adıgüzel, konuşmasında mezunlara, ailelere ve akademisyenlere seslendi. Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün Anadolu Üniversitesi ailesi için çok özel bir gün. Bu alanda çok büyük bir emek, yürekten gelen bir gurur, gözlerde parlayan bir heyecan ve geleceğe uzanan çok güçlü bir umut var. Her yıl olduğu gibi bu yıl da evlatlarımızı geleceğe uğurluyoruz. Bugün bu güzel alanda örgün eğitim alan öğrencilerimiz bizimle birlikteler. Aynı zamanda sınırları aşan Açıköğretim Fakültemiz ile eğitimini tamamlayan mezunlarımız da bu büyük coşkuya ortak oluyor. Anadolu Üniversitesi bilgiyi kampüs duvarlarının ötesine taşıyan, dünyayı kucaklayan devasa bir eğitim köprüsüdür. Açıköğretim Fakültemizle kıtaları, şehirleri ve gönülleri birbirine bağlıyoruz. Milyonlarca insanın hayatına dokunuyor, yaşam boyu öğrenmenin dünyadaki en güçlü meşalesini hep birlikte taşıyoruz. Anadolu Üniversitesine her biriniz farklı hayallerle geldiniz. Bugün buradan diplomanızı alarak yeni bir hayata adım atıyorsunuz. Şunu kalbinizde hissedin; bu kapıdan çıkış, bu büyük aileye ömür boyu en güçlü bağlarla bağlanmak demektir. Anadolu Üniversiteli olmak, hayatınız boyunca göğsünüzde taşıyacağınız büyük bir gururdur. Ben de bu üniversitenin bir mezunuyum. Bugün karşınızda sadece bir rektör olarak değil aynı zamanda bu büyük ailenin bir ferdi olarak konuşuyorum. Heyecanınızı ruhumda hissediyor, ailelerimizin gururunu yürekten paylaşıyorum. Alacağınız diplomalar büyük bir gayretin meyvesidir. Ancak diploma, yeni ve parlak bir yolculuğun ilk adımıdır. Hayat yolunda aklınızın rehberliğine güvenin, vicdanınızın sesini daima dinleyin ve insana saygıyı her şeyin üzerinde tutun.” “Kıymetli ailelerimiz en büyük tebrik sizindir” Anadolu Üniversitesinin öğrencilerine güçlü bir diploma kazandığını belirten Rektör Adıgüzel sözlerine şöyle devam etti: “Diplomanız dünyaya insani ve sosyal bir pencereden bakmayı, farklılıkları zenginlik olarak görmeyi ve köklerinize bağlı kalarak geleceğe güvenle yürümeyi öğretti. Nereye giderseniz gidin Anadolu Üniversitesi ruhu sizinle olacaktır. Kıymetli ailelerimiz bugün en büyük tebrik sizindir. Evlatlarınızın başarısında sevginizin, sabrınızın ve fedakârlığınızın çok büyük payı var. Değerli hocalarım sizler de bu gençlerin hayatına yön veren en önemli mimarlarsınız. Hepinize emekleriniz için teşekkür ediyorum. Sevgili mezunlarımız hayallerinizi her zaman en yüksekte tutun. Öğrenme heyecanınızı ömür boyu koruyun. Ülkemize, milletimize ve insanlığa değer katan işler yapın. Buraya birer fidan olarak geldiniz, bugün köklü ve güçlü birer ağaç olarak ayrılıyorsunuz. Yolunuz açık, bahtınız aydınlık olsun. Kalbiniz iyilikten, aklınız bilimden, yönünüz insanlıktan ayrılmasın. Mezuniyetiniz kutlu olsun.” Üniversite Birincisi Eşkil: “Öğretmenliğin yalnızca bilgi aktarmak değil öğrencilere rehberlik etmek olduğuna inanıyorum” Anadolu Üniversitesi birincisi olan Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği öğrencisi Eda Nur Eşkil konuşmasında bu başarının üniversite eğitimi boyunca gösterdiği emek ile akademisyenlerinin ve ailesinin desteğinin bir sonucu olduğunu ifade etti. Eşkil konuşmasına şöyle devam etti: “İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü birincisi olarak burada bulunmaktan büyük onur duyuyorum. Üniversite hayatım boyunca akademik ve kişisel gelişimime katkı sunan hocalarıma, her zaman yanımda olan aileme teşekkür ediyorum. 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.' sözüyle bizlere aklın ve bilimin ışığında ilerlemeyi öğreten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı, minnet ve özlemle anıyorum. Matematik öğretmenliğinin yalnızca bilgi aktarmak değil, öğrencilerin düşünmelerine ve problem çözmelerine rehberlik etmek olduğuna inanıyorum. Anadolu Üniversitesinde edindiğim bilgi ve deneyimle öğrencilerine matematiği sevdiren bir öğretmen olmayı hedefliyorum. Mezun olan tüm arkadaşlarıma sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir gelecek diliyorum." Üniversite İkincisi Baş: “Sabretmeyi, emek vermeyi, zorluklarla mücadele etmeyi öğrendik” Anadolu Üniversitesi ikincisi ve Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü mezunu Sena Baş elde ettiği başarının çocukluk yıllarından beri kurduğu hayalin gerçekleşmesi olduğunu belirtti. Bu başarının yalnızca kendisine ait olmadığını ifade eden Baş, ailesine ve akademisyenlerine teşekkür etti. Üniversite yıllarında yalnızca akademik bilgi değil sabretmeyi, emek vermeyi, zorluklarla mücadele etmeyi ve dayanışmayı öğrendiklerini vurgulayan Baş, "Öğretmenlik yalnızca bir meslek değil bir çocuğun hayatına dokunmak ve toplumun yarınlarını inşa etmektir." dedi. Mezuniyetin yeni bir başlangıç olduğunu belirten Baş, gelecekte bilgi, vicdan ve sevgiyle öğrencilerinin hayatına dokunmayı hedeflediklerini ifade ederek konuşmasını Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." sözleriyle tamamladı. Konuşmaların ardından dereceyle mezun olan Eda Nur Eşkil ve Sena Baş’a mezuniyet belgeleri ile hediyeleri Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından takdim edildi. Sonrasında ise geri sayımla birlikte mezunlar keplerini gökyüzüne fırlatarak mezuniyetlerini coşkuyla kutladı. Renkli görüntülere sahne olan kep atma töreninde öğrenciler ve aileleri unutulmaz anlar yaşadı. Mezuniyet heyecanı konser programıyla devam etti. Sahne alan Gözde Öksüz şarkılarını Anadolu Üniversitesi mezunları için seslendirdi. Ardından Arem&Arman'ın dj performansı ile mezuniyet kutlamaları müzik eşliğinde sürdü. Binlerce öğrencinin eşlik ettiği konserler, mezuniyet coşkusunu günün sonuna kadar yaşattı. Kaynak: AnaHaber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve uluslararası düzeyde önemli bilim insanlarını, akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini ve sektör paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, iki gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. ÜNLÜ AKADEMİSYENLER ESKİŞEHİR’DE BULUŞTU Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iklim değişikliği, çevre politikaları, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, enerji dönüşümü, su kaynakları ve biyoçeşitlilik gibi birçok önemli konu uzman isimler tarafından ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Ünlüce’nin konuşmasının ardından sempozyum, birbirinden önemli oturumlarla devam etti. İki gün boyunca iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel bilgi, deneyim ve iyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı sempozyum; akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli katkı sundu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede bilimsel veriler ışığında çalışmalarını sürdürmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için paydaşları bir araya getirmeye devam edeceğini belirtti. ÇEŞİTLİ OTURUMLAR DÜZELENDİ İlk günün ilk oturumunda “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri değerlendirildi. “Çevresel Sürdürülebilirlikte Uluslararası İş Birlikleri” başlıklı ikinci oturumda, uluslararası ortaklıkların çevresel sorunların çözümündeki rolü masaya yatırıldı. Daiva Matoniene moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara güncel araştırma ve eğitim projelerinden elde edilen deneyimleri paylaşırken, Doç. Dr. Serap Erdal Chicago’da kurulan sensör tabanlı hava kalitesi veri ağının iklim politikalarına katkılarını anlattı. Prof. Dr. Pınar Yıldız ise iklim krizi ve bütüncül sağlık ilişkisini değerlendirdi. Üçüncü oturumda “Uluslararası Ağlar ve Yerel Hedefler: İklim Yönetişiminde Çok Seviyeli Yaklaşım” konusu ele alındı. Prof. Dr. Bora Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Daiva Matoniene, Nida Bilgen ve Tuğçe Üzümoğlu; küresel iklim hedeflerinin yerel yönetimlere yansımaları, iklim yatırımları, çok seviyeli yönetişim modelleri ve paydaş katılımı üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Günün son oturumunda ise biyoçeşitlilik konusu tüm yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. D. Ümit Şirin moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Ali Dönmez bitkilerin, Prof. Dr. Mustafa Sözen hayvanların iklim değişikliği karşısındaki durumunu aktarırken, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çalışkan biyoçeşitlilik müzelerinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Cengiz Türe ise COP31 gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SEMPOZYUMUN İKİNCİ GÜNÜNDE DE DİKKAT ÇEKTİ Sempozyumun ikinci günü de yoğun katılım ve ilgiyle devam etti. “Kentlerin Görünmeyen Altyapısı: Atık Yönetimi” başlıklı ilk oturumda Türkiye’de evsel atık yönetiminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritaları ele alındı. Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan biyometanizasyon ve anaerobik çürütme teknolojilerini anlatırken, TAKK Kurucusu Pınar Akıskalıoğlu atıksız bir ekosistem için ortak sorumluluğun önemine dikkat çekti. “İklim Krizi Çağında Atık ve Su Yönetimi” başlıklı ikinci oturumda ise su ve atık su yönetiminden geri kazanım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Mehmet Ali Nalçacıoğlu döngüsel ekonomi temelli entegre kaynak geri kazanım modelini aktarırken, Ömer Benli plastik ve geri dönüşüm teknolojileri, mikroplastik kirliliği, kimyasal geri dönüşüm ve elektronik atıkların yönetimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Öğleden sonra gerçekleştirilen “İklim Değişikliği Bağlamında Su ve Sulak Alan Ekosistemleri” oturumunda su kaynaklarının korunması ve sulak alanların iklim değişikliği karşısındaki önemi ele alındı. Prof. Dr. Erdoğan Kaya, Eskişehir Seydi Çayı örneği üzerinden akarsu farkındalığını anlatırken, Dr. Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ve Güler Bozok sulak alanların korunması, restorasyonu ve doğa temelli çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özgür Emiroğlu ise iklim değişikliğinin sucul fauna üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Enerji Dönüşümü ve Hedefler: Verimlilik, Politika ve Teknoloji” başlıklı dördüncü oturumda enerji verimliliği, Türkiye’nin enerji politikaları ve nükleer enerji konusu iklim krizi perspektifinden ele alındı. Murat Gümüşel enerji verimliliği odaklı büyümeyi, Emre Fidan enerji politikalarının iklim değişikliği açısından değerlendirilmesini, Prof. Dr. Latife Berrin Erbay ise nükleer enerjinin iklim krizi bağlamındaki yerini anlattı. Sempozyumun son oturumu olan “İklime Dayanıklı Geleceğin Kentleri: Yerel Akademiden Çözümler ve Sivil Katılım” başlığında ise kentlerin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm önerileri paylaşıldı. Prof. Dr. Semra Günay kent çeperlerindeki tarım alanlarının korunmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Uğur Avdan kentsel ısı adaları ve yeşil alan ilişkisini değerlendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Hakan Uyguçgil yerel ölçekte iklim dirençliliğinde coğrafi bilgi sistemleri ve sivil katılımın rolünü aktarırken, Prof. Dr. Atila Ocak kentsel planlamada biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekti. BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ardından, sempozyuma katkı sunan akademisyenler Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete Büyükşehir Belediyesi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Douglas Hartman, Prof. Dr. Volodymyr Tarabara ve Prof. Dr. Kristen Çetin’in yanı sıra Litvanya’dan Daiva Matoniene ile ICLEI (Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı) temsilcisi Nida Bilgen katıldı. Görüşmede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen nezaket ziyaretinde, sempozyumun bilimsel içeriği ve organizasyon başarısından duydukları memnuniyeti dile getiren akademisyenler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşım ve ev sahipliği için Başkan Ünlüce’ye teşekkürlerini sundu.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği Ve Çevre Sempozyumu Başladı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği Ve Çevre Sempozyumu Başladı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ilk günü gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğiyle mücadelenin tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “İklim krizi; ülkelerin, şehirlerin ya da kurumların tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu sorun, uluslararası iş birliği ve ortak akıl gerektirmektedir.” dedi. Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, ilk gün programıyla başladı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyum, Tarihi Odunpazarı Bölgesi’nde bulunan Genco Erkal Sahnesi’nde yoğun katılımla düzenlendi. Akademisyenler, yerel yönetim temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve çevre alanında çalışmalar yürüten uzmanları bir araya getiren sempozyum, iklim krizine yönelik çözüm arayışlarının tartışıldığı önemli bir platform oldu. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek, yerel yönetimlerin bu mücadelede üstlendiği sorumluluklara vurgu yaptı. Ünlüce, sürdürülebilir kent politikalarının geliştirilmesi ve çevre dostu uygulamaların yaygınlaştırılması konusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Başkan Ünlüce konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada bulunmamıza vesile olan hikâyenin başlangıcı aslında kardeş şehrimiz Lansing’e yaptığımız bir ziyaret sırasında oldu. Kardeş şehir protokolünü imzalamak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiğimizde, Michigan Üniversitesi’nde görev yapan değerli hocamız Prof. Dr. Bora Çetin ile bir araya geldik. Eskişehir’den geldiğimizi duyunca büyük bir heyecanla bizleri karşıladı ve şehrimize olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. O gün yaptığımız sohbetlerde ele aldığımız en önemli konulardan biri de iklim kriziydi. Dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri iklim krizidir. Uzun yıllardır Wisconsin Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren hocamızın, ‘Eskişehir için neler yapabilirim?’ duyarlılığı ve Eskişehir’e olan aidiyet duygusu, bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu sempozyumun temelini oluşturdu. Daha sonra üniversitelerimizden ve dünyanın farklı ülkelerinden ilişkide olduğumuz değerli akademisyenlerle bir araya gelerek, hem dünyanın hem de ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan iklim krizini kapsamlı biçimde ele alacak bu organizasyonu hayata geçirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nın (COP) bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek olması da bu sempozyumu daha anlamlı hale getiriyor. Bugün burada bulunan değerli bilim insanlarının ortaya koyacağı görüş ve önerilerin COP31 sürecine de katkı sağlayacağına, hem şehrimiz hem de ülkemiz adına önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Elbette iklim krizi; ülkelerin, şehirlerin ya da kurumların tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu sorun, uluslararası iş birliği ve ortak akıl gerektirmektedir. Bu nedenle bugün burada gerçekleştirdiğimiz buluşmayı son derece değerli buluyorum. Sempozyumumuzun başarılı ve verimli geçmesini diliyor, hepinize bir kez daha hoş geldiniz diyorum.” Başkan Ünlüce’nin ardından, eğitim teknolojileri ve okuryazarlık alanında dünya çapında tanınan isimlerden biri olan Michigan Devlet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Teknoloji ve İnsani Öğrenme ile Öğretmen Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Douglas K. Hartman katılımcılara hitap etti. Hartman, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda eğitimsel ve toplumsal boyutlarına da dikkat çekerek disiplinler arası iş birliğinin önemini vurguladı. Konuşmaların ardından Başkan Ayşe Ünlüce, böylesine önemli bir uluslararası organizasyona Eskişehir’in ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek sempozyuma katkı sunan katılımcılara plaketlerini takdim etti. Sempozyumun ilk günü, “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlıklı oturumla devam etti. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri ele alındı. İki gün sürecek sempozyum kapsamında iklim değişikliği, çevresel sürdürülebilirlik, enerji dönüşümü, su ve atık yönetimi, biyoçeşitlilik, sulak alan ekosistemleri, iklim yönetişimi ve kentlerin iklim direnci gibi güncel başlıklar kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Farklı ülkelerden gelen uzmanlar tarafından bilimsel çalışmaların paylaşılacağı sempozyumda, çevre ve iklim alanındaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak; yerel ve uluslararası ölçekte yürütülen başarılı uygulamalar katılımcılarla paylaşılacak. Oturumlarda iklim krizinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkileri ele alınırken, sürdürülebilir kentler, enerji verimliliği, doğal kaynakların korunması ve iklime uyum politikalarına ilişkin çözüm önerileri de tartışılacak.

XVI. Türk Tıp Tarihi Kongresi Eskişehir’de Başladı Haber

XVI. Türk Tıp Tarihi Kongresi Eskişehir’de Başladı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen XVI. Türk Tıp Tarihi Kongresi’nin açılış programı, akademisyenler, sağlık profesyonelleri ve tıp tarihi alanında çalışmalar yürüten araştırmacıların katılımıyla gerçekleştirildi. Kongrenin açılışında Kongre Eş Başkanları Prof. Dr. Nilüfer Demirsoy, Prof. Dr. Nurdan Kırımlıoğlu ve Prof. Dr. Gülten Dinç’in yanı sıra Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici de bir konuşma gerçekleştirdi. Doç. Dr. Yaşar Bildirici konuşmasında, sağlık hizmetlerinin yalnızca bugünü değil geçmişten gelen bilgi ve tecrübeyi de geleceğe taşıyan güçlü bir miras olduğunu vurgulayarak, Eskişehir’in sağlık alanındaki köklü geçmişinin kayıt altına alınmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Program kapsamında gerçekleştirilen konferanslarda Prof. Dr. Şefik Görkey tarafından “Batı Resim Sanatında Şarlatanlar, Dişçiler ve Diş Hekimliği”, Prof. Dr. Ömür Şaylıgil tarafından “Raylar Üzerinde Şifa: Sıhhiye Vagonlarının Sözlü Tarih ve Literatürle İzini Sürmek” ve Prof. Dr. Funda Gülay Kadıoğlu ile Prof. Dr. İlter Uzel tarafından “İlk Diş Hekimliği Monografisi: Musa bin Hamon’un Eserinin Yeniden Değerlendirilmesi” başlıklı sunumlar gerçekleştirildi. Kongre kapsamında, Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve şehrin sağlık alanındaki tarihsel gelişimini ele alan eserler katılımcılarla buluşturuldu. Açılışı gerçekleştirilen “Maziden İstikbale Asırlık Şifa Eskişehir” fotoğraf sergisini gezen İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sergide yer alan çalışmalar ile İl Sağlık Müdürlüğünce hazırlanan yayınlar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Eskişehir’in sağlık hafızasını yansıtan eserler, kongre katılımcıları tarafından ilgiyle incelendi. Sergi gezisinin ardından katılımcılarla birlikte toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Dört gün boyunca devam edecek kongrede, Türk tıp tarihine ışık tutan çok sayıda bilimsel oturum, konferans ve bildiri sunumu gerçekleştirilecek.

Prof. Dr. Ayşen Gürcan: "Gazze’de Yapılan Bir İlim Katliamıdır!" Haber

Prof. Dr. Ayşen Gürcan: "Gazze’de Yapılan Bir İlim Katliamıdır!"

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, İstanbul’da İbn Haldun Üniversitesi Süleymaniye Yerleşkesi’nde düzenlenen “Uluslararası Gazze Çalıştayı Lansman Açılış Programı”na katıldı. Akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçiler ve Filistin gönüllülerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen programda; Gazze’de yaşanan insanlık dramı, eğitim altyapısına yönelik saldırılar ve Filistin halkının maruz kaldığı sistematik yıkım ele alındı. Programda konuşan Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Gazze’de yalnızca insanların değil; üniversitelerin, kütüphanelerin, laboratuvarların ve akademisyenlerin de hedef alındığını belirterek, bunun bir “ilim katliamı” olduğunu ifade etti. Gürcan, eğitim kurumlarının sistematik şekilde yok edilmesinin bir halkın hafızasına ve geleceğine yönelik saldırı anlamı taşıdığına dikkat çekti. Gazze’de 12 üniversitenin işlevsiz hâle getirildiğini, yüzlerce akademisyen ve öğretmenin hayatını kaybettiğini vurgulayan Gürcan, eğitim hakkının uluslararası sözleşmelerle güvence altında olduğunu hatırlatarak yaşananların insan hakları ve uluslararası hukuk açısından ağır bir ihlal teşkil ettiğini söyledi. Filistin meselesinin yalnızca bölgesel değil, insanlığın ortak vicdan meselesi olduğunu ifade eden Gürcan, saha çalışmalarının akademik ve hukuki zeminde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalıştayın; uluslararası kamuoyunda güçlü bir farkındalık oluşturması ve Gazze’de yaşananların kayıt altına alınması açısından önemli bir başlangıç olduğunu kaydetti. Konuşmasında akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine ve siyaset kurumuna da çağrıda bulunan Gürcan; Filistin konusunda yürütülen çalışmaların daha güçlü akademik üretim, uluslararası iş birlikleri ve diplomatik girişimlerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Program sonunda çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Gürcan, Filistin halkının yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı.

Uluslararası İlişkilerin Nabzı Odunpazarı’nda Attı Haber

Uluslararası İlişkilerin Nabzı Odunpazarı’nda Attı

Odunpazarı Belediyesi ile Uluslararası İlişkiler Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Uluslararası İlişkiler Çalışmaları ve Eğitimi Kongresi, üç gün süren yoğun programın ardından sona erdi. 7, 8 ve 9 Mayıs tarihlerinde Odunpazarı 100. Yıl Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kongre, Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenleri, araştırmacıları ve uluslararası ilişkiler alanının önemli isimlerini Eskişehir’de bir araya getirdi. Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı akademik organizasyonlarından biri olarak gösterilen kongrede, küresel sistemde yaşanan dönüşümden bölgesel krizlere, değişen güç dengelerinden Türkiye’nin stratejik konumuna kadar pek çok başlık masaya yatırıldı. 72 üniversite ve 11 farklı kurumdan toplam 189 akademisyen ve uzmanın katıldığı kongrede, üç gün boyunca 50 panel düzenlenirken 179 akademik sunum gerçekleştirildi. SON GÜNÜN DİKKAT ÇEKEN İSMİ: NAMIK TAN Kongrenin son günü ise hem içerik hem de katılım açısından dikkat çekici oturumlara sahne oldu. CHP Dış Politika ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, “İktisadi Kalkınma Vakfı Paneli”ne konuşmacı olarak katıldı. Türkiye’nin deneyimli diplomatları arasında yer alan Namık Tan’ın katılımı, kongrenin akademik ve diplomatik niteliğini güçlendiren başlıklar arasında öne çıktı. Dış politika, Avrupa Birliği ilişkileri ve küresel diplomasi üzerine değerlendirmelerin yapıldığı panel, akademisyenler ve katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle takip edildi. Paneli izleyenler arasında Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da yer aldı. Başkan Kurt, kongrenin son günündeki oturumları takip ederek akademisyenler ve katılımcılarla bir araya geldi. KÜRESEL GÜNDEM ESKİŞEHİR’DE TARTIŞILDI Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı akademik organizasyonlarından biri olarak gösterilen kongrede; küresel sistemde yaşanan dönüşümden bölgesel krizlere, güvenlik politikalarından Avrupa Birliği’nin geleceğine kadar pek çok başlık masaya yatırıldı. Kongrenin son gününde düzenlenen oturumlarda uluslararası ilişkilerin farklı boyutları ele alındı. “Ontolojik Güvenlik: Kimlik, Hafıza ve Kurumlar” panelinde devletlerin güvenlik politikaları ile toplumsal hafıza arasındaki ilişki değerlendirilirken, “Realizm, Tehdit ve Büyük Strateji” oturumunda küresel güç mücadeleleri tartışıldı. “Terörizm, Sınır Aşan Suçlar ve Güvenliğin Dönüşümü” başlıklı panelde değişen tehdit algıları ele alınırken, “Uluslararası İlişkilerde Yapay Zeka: Tartışmalar ve Uygulamalar” oturumunda teknolojinin diplomasi ve güvenlik alanına etkileri konuşuldu. İklim krizi ve güvenlik ilişkisi “İklim, Tarım ve Gıda Güvenliği” ile “Yerelden Küresele Çevre ve İklim Güvenliği” panellerinde değerlendirilirken, “Savunma Teknolojileri, İHA’lar ve Yeni Güvenlik Dinamikleri” oturumunda savunma sanayiindeki dönüşüm masaya yatırıldı. “Türkiye-Rusya İlişkileri: Rekabet, İşbirliği ve Kriz Yönetimi” panelinde iki ülke arasındaki ilişkilerin bölgesel etkileri ele alınırken, “Göç ve Sınır Yönetişimi” oturumunda düzensiz göç ve sınır politikaları tartışıldı. Avrupa Birliği’nin geleceği ve Avrupa siyaseti de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. “Avrupa Günü’nde Avrupa’yı Tartışmak-II: Avrupa Siyaseti ve Güvenlik” ile “Avrupa Günü’nde Avrupa’yı Tartışmak-III: Avrupa Birliği’nde Yönetişim, Stratejik Otonomi ve Dış İlişkiler” başlıklı panellerde Avrupa’nın değişen güvenlik yaklaşımı ve dış politika stratejileri değerlendirildi. “Kale Grubu ve Global İlişkiler Forumu Paneli”, “Eleştirel Dış Politika: Kimlik, Anlatı ve Öznellik” ve “Ontolojik Güvenlik Teorisine Araftan Bakmak” başlıklı oturumlarda ise uluslararası ilişkiler teorileri ve küresel siyaset farklı perspektiflerden ele alındı. Kongrede ayrıca “Türk Dış Politikası’nın Yüzyılı (1923-2023): Tematik ve Kavramsal Değerlendirmeler” başlıklı oturumda Türkiye’nin yüz yıllık dış politika birikimi değerlendirildi. Üç gün süren kongre, “Kapanış Oturumu: Genel Değerlendirme ve Gelecek Planlaması” ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.