SON DAKİKA
Hava Durumu

#Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

Porsuk Haber Ajansı - Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yüz Yaşlıdan Sadece İkisi Kamusal Bakım Hizmetine ulaşabiliyor Haber

Yüz Yaşlıdan Sadece İkisi Kamusal Bakım Hizmetine ulaşabiliyor

Odunpazarı Belediyesi Eskişehir Strateji Geliştirme Ofisi’nin (ESGO) hazırladığı ‘En Düşük Emekli Maaşı Bağlamında Yaşlı Bakım Hizmetlerine Erişilebilirlik’ raporu, 2026 yılı itibarıyla en düşük emekli maaşıyla geçinen yaşlıların kurumsal bakım hizmetlerine erişimde ciddi bir çıkmazla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Rapora göre Eskişehir’de yaklaşık 36–37 bin düşük gelirli yaşlıya karşılık, kamusal bakım kapasitesi en fazla 935 kişiyle sınırlı. YAŞLANAN NÜFUS, DARALAN BAKIM İMKÂNLARI Türkiye’de demografik yapı hızla değişirken, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı her geçen yıl artıyor. Doğurganlık oranlarının düşmesi ve yaşam süresinin uzaması, yaşlılık dönemine ilişkin bakım ihtiyacını da büyütüyor. Emeklilik gelirlerinin reel olarak gerilediği bir dönemde, yaşlı bireylerin bakım hizmetlerine erişimi giderek daha derin bir sosyal sorun haline geliyor. Eskişehir Strateji Geliştirme Ofisi (ESGO) tarafından hazırlanan çalışma, bu sorunu Eskişehir özelinde ele alarak, özellikle en düşük emekli maaşı alan yaşlı bireylerin kurumsal bakım hizmetlerine fiilen ulaşıp ulaşamadığını mercek altına alıyor. 36–37 BİN YAŞLI, 20 BİN TL MAAŞLA HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR Raporda, 2026 yılı için en düşük emekli maaşının 20.000 TL olduğu vurgulanarak, “TÜİK verilerine göre Eskişehir’de 65 yaş ve üzeri nüfus 121.047 kişi. Türkiye genelinde emeklilerin yaklaşık üçte birinin en düşük maaşı aldığı bilgisi esas alındığında, Eskişehir’de yaklaşık 36–37 bin yaşlının bu gelir grubunda yer aldığı tahmin ediliyor. Bu grup, yaşlı bakım hizmetlerine erişim açısından en kırılgan kesimi oluşturuyor” denildi. ÖZEL HUZUREVLERİ DÜŞÜK GELİRLİ YAŞLILAR İÇİN ERİŞİLEMEZ 2026 yılı fiyatları dikkate alındığında, özel huzurevleri düşük gelirli emekliler için neredeyse tamamen erişilemez durumda. Resmî taban ücret 20.250 TL ile en düşük emekli maaşının üzerine çıkarken, tavan ücret 106.616 TL’ye kadar ulaşıyor. Raporda, pek çok özel huzurevinin fiilen taban fiyat üzerinden hizmet vermediğine dikkat çekilerek, özel sektörün düşük gelirli yaşlılar için gerçekçi bir seçenek sunmadığı vurgulanıyor. DEVLET MERKEZLERİNİN SAYISI OLDUKÇA YETERSİZ Eskişehir’de devlete bağlı Fethi Yılmaz Sezer Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, kamusal sübvansiyon sayesinde en düşük emekli maaşı alan yaşlılar için en erişilebilir modeli sunuyor. Aylık ücretler 8.274 TL ile 15.196 TL arasında değişiyor. Ancak bu merkezlerin en büyük sorunu kapasite yetersizliği. Devlete bağlı tüm merkezlerde barındırılabilen yaşlı sayısı 600–800 kişi ile sınırlı. BELEDİYE MODELİ DENGE UNSURU Odunpazarı Belediyesi’ne ait Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezi, devlet ve özel sektör arasında denge unsuru olması bağlamında önem taşıyor. Aylık ücretler 18.000 TL’den başlarken, bakım ihtiyacı arttıkça ve özel oda tercih edildiğinde maliyet artıyor. Belediye, kamusal sübvansiyon ile aylık ücretleri asgari düzeyde tutmaya çalışıyor. KAMUSAL KAPASİTE EN FAZLA 935 KİŞİ Rapora göre Eskişehir’de devlet ve belediye eliyle sunulan toplam kamusal yaşlı bakım kapasitesi yaklaşık 735–935 kişi arasında değişiyor. Bu sayı, en düşük emekli maaşı aldığı tahmin edilen 36–37 bin yaşlıyla karşılaştırıldığında çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Düşük gelirli yaşlıların yalnızca %2–3’ü, toplam yaşlı nüfusun ise %1’inden azı kamusal nitelikli kurumsal bakım hizmetlerinden yararlanabiliyor. SOMUT YAŞLI BAKIM KRİZİ Raporda, yaşlı bakımının bireysel tercihlere ya da piyasa mekanizmalarına bırakılamayacak kadar temel bir sosyal politika alanı olduğu vurgulanıyor. Mevcut durumda düşük gelirli yaşlılar ya aile desteğine bağımlı kalıyor ya da yetersiz bakım koşullarına razı olmak zorunda bırakılıyor. Eskişehir örneği, yaşlı bakım krizinin soyut değil; sayılarla ölçülebilen, somut bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. POLİTİKA ÖNERİLERİ Rapor, yaşlı bakım hizmetlerine ilişkin şu politika önerilerini öne çıkarıyor: En düşük emekli maaşı alan yaşlılar için kademeli bakım destek ödeneği oluşturulması. Devlet ve belediyelere ait bakım merkezlerinin sayısının artırılması. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın, yaşlı bakım hizmeti veren belediyelere ödenek sağlaması. Özel huzurevlerinde taban fiyat uygulamasının etkin biçimde denetlenmesi. Düşük gelirli yaşlılar için kontenjan ayıran özel işletmelere teşvik verilmesi. Evde ve gündüzlü bakım modellerinin yaygınlaştırılması. ESGO’nun çalışması, 2026 itibarıyla yaşlı bakım hizmetlerinin en düşük emekli maaşı alan yurttaşlar için ciddi bir erişim krizi barındırdığını ortaya koyuyor. Özel huzurevleri büyük ölçüde erişilemezken, kamusal bakım merkezleri hayati bir denge unsuru olsa da mevcut kapasite ihtiyacın çok gerisinde kalıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan Yangından Etkilenen Ailelere Destek Haber

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan Yangından Etkilenen Ailelere Destek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bursa, Eskişehir ve Karabük’teki yangınlardan etkilenen hanelerin acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla toplam 10 milyon lira kaynak aktardıklarını açıkladı Bakan Göktaş, orman yangınlarından etkilenen vatandaşlara yönelik yapılan çalışmalar hakkında yaptığı açıklamada, vatandaşların acil ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına kaynak aktardıklarını ifade etti. Aktarılan desteğin detaylarına değinen Göktaş, şunları kaydetti: “Bakanlık olarak, yangınlardan etkilenen hanelerin acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla Bursa’ya 5 milyon lira, Eskişehir’e 2 milyon lira, Karabük’e 3 milyon lira olmak üzere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarımıza toplam 10 milyon lira kaynak aktardık. Yangından etkilenen vatandaşlarımıza yönelik destek ve yardımlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” “2 bin 112 vatandaşımıza psikososyal destek sağladık” Göktaş, diğer illerdeki orman yangınlarının da 7 gün 24 saat esasına göre titizlikle takip edildiğini vurgulayarak, Afyonkarahisar, Antalya, Bilecik, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Kahramanmaraş, Karabük, Mersin, Sakarya ve Uşak'ta yaşanan orman yangınlarında psikososyal destek ekiplerinin ilk andan itibaren aktif olarak sahada olduğuna dikkati çekti. Göktaş, “Son 1 hafta içerisinde 11 ilimizde yaşanan orman yangınlarında 220 personelimiz ile 2 bin 112 vatandaşımıza psikososyal destek sağladık. Bakanlık olarak bu zorlu süreçte vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Kadınların Bir Araya Geldiği Yerde Çözüm Vardır Haber

Kadınların Bir Araya Geldiği Yerde Çözüm Vardır

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığınca "Kadın Kooperatifleri Haftası Etkinliği" kapsamında AB ve Türkiye tarafından ortak finanse edilen "Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi"nin kapanış toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, projenin kadınların ekonomik ve sosyal yaşamda daha güçlü bir yer edinmelerine katkı sağlamak amacıyla çıktıkları bir yol olduğunu söyledi. Projeyle kadınların, emeklerini, bilgi ve becerilerini kooperatif çatısı altında bir araya getirip yalnızca ekonomik kazanç değil, aynı zamanda toplumsal fayda üretmelerini de hedeflediklerini dile getiren Göktaş, bu hedeflere hep birlikte ulaştıklarını kaydetti. Bakan Göktaş, özellikle kadın kooperatiflerinin köylerden şehirlere kadar yerel ekonomilere hayat verdiğine dikkati çekerek, "Bu anlamda kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi büyük hassasiyet gösterdiğimiz bir alandır. Bu projeyle, kadın kooperatiflerinin kapasitesini artırmaya yönelik pek çok eğitim, danışmanlık ve farkındalık çalışması hayata geçirdik. Binlerce kadının bu faaliyetlerden yararlanmasını sağladık. Kadınlar bu süreçte kooperatifleşmenin gücünü keşfetti. Birer üretici olmanın ötesinde, karar alıcı, lider ve girişimci olmayı başardılar." diye konuştu. Proje süresince kadınların girişimcilik ruhlarını geliştirmelerine rehberlik ettiklerini anlatan Göktaş, bu kapsamda kooperatif kurmak veya ortağı olmak isteyen 3 bin 516 kadına destek olduklarını, kooperatif ortağı 1641 kadına eğitim, finansal danışmanlık ve iş planı hazırlama desteği sağladıklarını belirtti. Göktaş, "Bunun yanı sıra kadınlara ürün geliştirme, gıda güvenirliği, markalaşma, pazarlama gibi konularda danışmanlık hizmetleri verdik. Bu süreçte gerçekleştirdiğimiz tüm etkinlikler ile 12 binin üzerinde kişiye ulaştık." ifadelerini kullandı. "Ekosisteme dayalı büyüme modelini geliştirdik" Proje süresince haritalama ve envanter çalışmalarıyla 1200'den fazla kadın kooperatifinin mevcut durumlarını ve sektörel faaliyetlerini belirlediklerini hatırlatan Göktaş, şöyle devam etti: "Kadın kooperatiflerini güçlendirmek için pazar ağı ve deneyim paylaşımı toplantıları düzenledik. Kooperatiflerin birbirleriyle iletişimini kolaylaştırmak, güncel bilgilere erişimini sağlamak ve hammadde teminini desteklemek amacıyla geliştirdiğimiz web portalını hizmete sunduk. 30 ilden 5 binden fazla kurum ve kadın kooperatifinin katılımıyla kadın kooperatifleri için ekosisteme dayalı büyüme modelini geliştirdik. Bu modelle, kadın kooperatiflerinin özgün ihtiyaçlarını ele alarak, sürdürülebilir ve dayanıklı sosyal ekonomi işletmeleri olmalarına katkı sunmayı hedefledik. Bu gerçeklikten hareketle, Türkiye genelinde yaptığımız değerlendirmelerle kadın kooperatiflerinin kırılgan bir ekosistemde faaliyet gösterdiğini ortaya koyduk fakat kadınların inancı, üretkenliği ve kararlılığının bu zorlukları aşmada önemli bir güç kaynağı olduğunu gözlemledik." "Kadın girişimcilerimizi güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" Göktaş, bakanlık olarak kadın kooperatiflerini desteklemeye ve mevcut kırılganlıkları fırsata çevirmek için çalışmaya kararlılıkla devam edeceklerinin altını çizerek, kadın kooperatifleri için yaptıkları projeleri de anlattı. Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı ile kadın kooperatiflerini güçlendirmek için yaptıkları bir işbirliğini hatırlatan Göktaş, "81 ilimizde çalıştay, eğitim, bilgilendirme toplantıları ve kadın kooperatif ziyaretleri gerçekleştirdik. Toplam 45 binin üzerinde kişiye ulaştık, 1207 yeni kadın kooperatifi kurulmasına destek sağladık." diye konuştu. Göktaş, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile yaptıkları işbirliğiyle kırsal alandaki kadınların güçlendirilmesine yönelik eğitim ve danışmanlık faaliyetlerini yürüttüklerini aktardı. Kasım ayında bir alışveriş sitesiyle yapılan protokole değinen Bakan Göktaş, "Hepsiburada ile imzaladığımız protokolle de kadın girişimcilerin ve kooperatiflerinin e-ticaret alanındaki faaliyetlerini artırmayı, esnek çalışma imkanlarını genişletmeyi hedefliyoruz. Bu işbirliklerimizin daha başlangıç olduğunu özellikle belirtmek isterim. Yeni dönemde, kadın girişimcilerimizi güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz." dedi. "Kadınların bir araya geldiği yerde çözüm vardır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde "güçlü kadın, güçlü Türkiye" sloganıyla kadınların Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ulaşmasında öncü roller üstlenmeleri için tüm gayretleriyle çalışacaklarını belirten Göktaş, "Bu süreçte hepimizin öğrendiği bir gerçek var, kadınların birlikte çalıştığı yerde bereket vardır. Kadınların bir araya geldiği yerde çözüm vardır. Kadınların emek verdiği yerde umut vardır. Bu nedenle, kadın kooperatiflerini toplumsal dönüşümün en güçlü unsurlarından biri olarak görüyoruz." ifadelerini kullandı. Göktaş, kadınların dayanışması, birbirine verdiği destek ve inanmışlık sayesinde projeyi başarıyla tamamladıklarını kaydederek, kadınların Türkiye'nin geleceği olduğunu, kadınların emeğiyle güçlenen kooperatiflerin yalnızca ekonomiye değil, topluma da yön vereceğini söyledi. Konuşmasının ardından Kadın Kooperatifleri Haftası kapsamında dağıtılan ödülleri sahiplerine takdim eden Göktaş, proje kapsamında 30 pilot ilden gelen 80 kadın kooperatifinin açtığı stantları da gezdi. Göktaş, stantlarda, organik erişte, tarhana, kolonya, sabun, takılar ile çeşitli kumaşlardan yapılan kıyafet ve aksesuarları inceledi, stanttaki kadınlarla sohbet edip fotoğraf çektirdi.

Sosyal Hizmet Lütuf Değil, Haktır! Haber

Sosyal Hizmet Lütuf Değil, Haktır!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından, TBMM'de görüşülen  Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi ile ilgili değerlendirmelerde bulunuldu. SES Eskişehir Şube Yönetim Kurulu adına Şube Eş Başkanı Bülent Yıldırım tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Gerek kaynak ve gelir dağılımında gerekse kamusal hizmetlere erişimde temel belirleyici, bütçenin ve bütçe doğrultusunda yürütülen politikaların, toplumun her kesimini farklı bir şekilde etkilediğidir. Yapılan bütçe görüşmelerine toplumun farklı kesimlerinden; özellikle sosyal hizmete erişimi elzem olan kesimlerin temsilcilerinin davet veya dâhil edilmemiş olmasını açık bir eksiklik olarak görmekteyiz. Hazırlanan bütçenin Aile ve sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda çalışan emekçileri doğrudan ilgilendirdiği göz önüne alındığında; İşkolunda örgütlü ve söz konusu alanda çalışan emekçilerin iradi temsilcisi olan sendikamızın bu görüşmelere dâhil ve davet edilmemiş olması aynı anti-demokratik süreç işletmenin farklı bir boyutuna işaret etmektedir.   Derinleşen yoksulluk ve artan hak ihlalleri kıskacında, alanın emekçileri ve sosyal hizmete gereksinim duyan birey ve guruplar için söz konusu bütçe görüşmeleri her zamankinden çok daha fazla önem arz etmektedir. Kötü ekonomi politikaları ve uygulamaları neticesinde her geçen gün ağırlaşan yaşam koşulları toplumun bazı gruplarını daha kırılgan hale getirdiği ortadadır. Tamda bu noktada yapılan bütçe görüşmelerinin duyarlılıkla ve kamusal sorumluluk bilinciyle yürütülmesini beklerdik. Ancak, gerek bütçe sürecinde izlenen usul gereksede bütçe içeriği bizlere açık bir şekilde gösteriyor ki, mevcut erk bu duyarlılık ve sorumluluktan uzak bir anlayışla hareket etmektedir.     Özenden ve dikkatten uzak bir şekilde hazırlanan 2025 ASHB bütçesi en genel hatlarıyla incelendiğinde; sadece aile kavramı içerisinde anlam ve önem kazanan kadınlar, korunmayan ve evrensel insani ölçütlerin çok altında yaşam ve gelişim standartlarına mecbur edilmiş çocuklar, hak ettikleri değeri ve refahı alamayan yaşlılar, özel önlemlerle desteklenmesi gerekirken ısrarla kamusal alandan uzaklaştırılan engelli bireyler bütçeden hakettiklerini alamamaktadır.Tünelin ucundaki ışık gösterilerek siyasi emellere ve menfaatlere kurban edilen mülteciler, göçmenler ve sığınmacı bireyler ve halklarımız,  iktidarın yanlış politikaları ile beslenen yoksulluk canavarının pençesinde bütçeden payını alamamaktadır. Maalesef tablo karamsar ve bu tablonun mimarlarının 2025 yılı bütçe teklifinde sergilediği özensizlik ve sorumsuzluk ortadadır. Tutarsız ve nitelikten yoksun ekonomi politikaları nedeniyle derinleşen yoksulluğa karşı kamusal sistemin en güçlü ve teşkilatlanma açısından en örgütlü bakanlığı olması gereken aile ve sosyal hizmetler Bakanlığı'nın ne yazık ki bu misyonundan çok uzak olduğu bütçe taslakları, harcamaları ve pratikleriyle ile aşikârdır. 2023 yılında TÜİK verilerine %64 olan, 2024 yılında %41.5 olması beklenen enflasyona karşın aile ve sosyal hizmetler Bakanlığı'na ayrılan bütçenin aynı oranda artmadığı görülmektedir. Bu durum açıkça göstermektedir ki, aile ve sosyal hizmetler bakanlığının bütçe taslağının halktan yana değil tamamen siyasi ve iktisadi saiklerle tasarlandığını göstermektedir. 2025 bütçesinde hak ettiğini alamayan dezavantajlı kesimlere yakından bakalım; Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Türkiye nüfusunun yaşlanma eğilimde olduğu ve her geçen gün yaşlı nüfusun artmakta olduğu bilinmektedir. 2023 yılı TÜİK verilerine gore ülke nüfusunun % 10,2 si 65 yaş ve üstü yaşlılardan oluşmaktadır. Bu alanda uygulanması gereken temel politikanın ‘yaşlı bireylerin toplum içerisinde desteklenmesi ve izlenmesi’ olması gerekirken bu politikaların ve perspektifin iktidarın hazırlamış olduğu bütçede yer almadığını görmekteyiz. İktidarın mevcut bütçede yaşlılara yönelik kurumsal bakım hizmetleri kapasitesini ciddi anlamda düşürdüğü görülmektedir. 2023 planlanan ve gerçekleşen ile 2024 yılı için planlanan ‘huzurevleri ve yaşlı bakım rehabilitasyon merkezlerinden hizmet alan yaşlı birey sayısı’ verilerine bakıldığında hazırlanan bütçenin Türkiye’deki mevcut tablo ve demografik eğilimler ile ne denli orantısız olduğu görülecektir.   Yaşlı bakım alanında kamu eli ile yürütülmesi gereken bakım hizmetleri eksik aksak yürütülmektedir. Nitekim Ülkenin tamamında kamuya ait 168 huzurevi varken, özel huzurevi sayısı 270 civarındadır. Kamuya ait huzurevlerinde bakılan yaşlı sayısı planlanan sayının altında kalarak 14800 olarak gerçekleşmiştir. Huzurevi hizmetinin ücretsiz olması gerekirken bunun aksine oda ücretlerine % 300 civarı zamlar yapılmış ve yaşlının cebindeki son kuruşada göz dikilmiştir. Ülke nüfusun her geçen yıl yaşlandığı ve yaşlıların bakım ihtiyaçlarının artacağı kesin olmasına rağmen ASHB bakanlığı bu gerçeği görmezden geliyor ve 3 yıllık planlamada bakılacak yaşlı sayısını yıl bazlı olarak 50 kişi arttırmayı teklif edebiliyor. Yaşlı bireylerle ilgili bütçede yer alan bir diğer husus ise ‘ücretsiz seyahat izni kapsamında‘ gelir desteği verilen araç sayısı hususudur. 2023 yılında 17.526 araç yaşlıların ücretsiz seyahati için devletten gelir desteği alırken bu sayı 2024 yılı bütçesinde 18900 olarak gerçekleşmiş ve 2023 yılı hedeflerinin bile gerisinde kalmıştır. Yapılan 3 yıllık bütçe planlamasında yine yıl bazlı 100 araçlık bir artış planlanmıştır. Yani mevcut iktidar ülke nüfusu içerisinde sayısı 9 milyonlara ulaşan yaşlılara bütçeden gerekli ve yeterli kaynağı aktarmaktan imtina etmektedir. Yine ülke nüfusunun yaklaşık % 12 sine tekabül eden özelgereksinimli bireylerde bütçeden hakettikleri payı alamamaktadırlar. ASHB'nın 2025 bütçe planında engelliler neredeyse yok sayılmışlardır. Öyleki 2024 yılında engelli aylığı bağlanan kişi sayısının 2025 yılında 14500 kişi azaltılması planlanmıştır. Engelli bireylerin ihtiyaçlarını ve gereksinimlerini ortadan kaldıracak bir politika üretmeden yok sayma dışında bu hedef nasıl gerçekleştirilebilir.  Yine kurum bakımına ihtiyaç duyulan engelliler için sadece 2024 yılı itibariile 106 resmi bakım merkezi varken bu sayının 2025 bütçe planında sadece 1 adet arttırılması planlanmıştır. Desteklenmesi gereken engelli bireylerin toplumsal yaşamın istedikleri her alanında etkinlik gösterebilmelerinin önündeki en büyük bariyeri maalesef iktidarın mevcut sosyal politikaları teşkil etmektedir. Şöyle ki engelli bireylerin kentsel-kamusal alanda en çok zorluk yaşadıkları durumların başında gelen ulaşım ve erişilebilirlik meselesi oldukça büyük önem arz etmektedir. Kentsel mekânlarda ve kamusal alanlarda engelli bireyler için erişilebilirlik can yakan bir sorun olmaya devam etmektedir. Aile ve sosyal hizmetler bakanlığının sorumluluğunda bulunan erişilebilirlik denetimlerinin ve izlemelerinin 2023 ve 2024 yıllarında planlanan ve gerçekleştirilen denetim sayılarına bakıldığında bakanlığın bu konuya ne denli ciddiyetsiz ve özensiz yaklaştığı rahatça görülecektir. Engelli dostu kentlerin inşaasında ASHB üzerine düşeni yapmamaktadır. Nitekim 2025 yılı için de aynı özensizlik ve sorumsuzluğun devam ettiği bütçe raporundaki planlamalarda aşikârdır. Bunun yanında engelli bireylerin istihdamında da geçen yıllarda planlananın bile altında kalındığı yine verilerle ortaya konmuştur. Buna karşın 2025 yılı bütçesinde de bu durumun aynı şekilde devam edeceğinin parametreleri mevcuttur.   Sosyal Yardım Politikaları AKP iktidarının uzun süredir sosyal yardımı hak olmaktan çıkardığını, yardım / lütuf ve bağımlılık ile oy ilişkisi bağlamına yerleştirdiğini vurguluyoruz. Sosyal yardımlar yoksulluğu sürdürme, yoksullaştırılan emekçileri iktidara bağımlı hale getirme politikasının bir aracı olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Tamda bu amaç doğrultusunda ASHB'nin 2025 yılı bütçesinde en büyük payı 219.723.130.000 tl ile yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma kalemi almaktadır. Uzun yıllardır sosyal hizmetlerde ana kalemin giderek artan şekilde bu biçimde kurulan bir sosyal yardımdan oluşması da temel itirazlarımızdan birini oluşturuyor. Sosyal yardımların düzenli olarak artması ihtiyaç sahiplerinin sosyal hizmet, istihdam, eğitim, sağlık gibi en temel hizmetlere erişimini artırmayı hedefleyen etkin politikaların olmamasının sonucudur. Günümüzde yoksul kategorisindeki işsizlere ek olarak “çalışan yoksullar”, yani iş bulabildikleri halde yoksulluktan kurtulamayanlar da ekleniyor. Formel istihdamdakilerin hak kayıpları, çok büyük bir kayıt dışı/enformel sektörün varlığı ve istihdamda güvencesizlik ve süreksizlik bu eğilimi beslemekte, işsiz yoksulluğunun yanına, artık oran olarak düşük gözükse de mutlak çalışan sayısının büyüklüğü düşünüldüğünde çok önemli bir kitle haline gelen çalışanların yoksulluğu eklenmektedir. Yine bakanlık verilerine göre sosyal yardım alanların büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Ayrıca sosyal yardımlar içinde önemli bir yer tutan bakım hizmetlerine ayrılan ödenekte de ağırlık kadın emeğine dayanan yaşlı, engelli ve çocuk bakımı ödenekleridir. Sadece bu durum bile uygulanan ekonomik politikalar sonucu yoksullaştırılan halka, iş olanağı yaratacak politikalar yerine bağımlılık ilişkisini güçlendiren yardım politikalarının esas alındığını göstermektedir. Oysa yardım esaslı değil hak temelli sosyal hizmetlerin sunulması gerekmektedir. GENEL TALEPLERİMİZ 1- Bütçe, sivil toplum ve emek örgütlerinin de katılımı ile yapılmalıdır. 2- Sosyal hizmetler hak temelli sunulmalı ve iktidar ile sosyal hizmetler arasında ki tahakküm ilişkisi veya yeniden üretici bir ilişki kurulmaması sağlanmalıdır. 3- Ülkemizin de tarafı olduğu Avrupa Sosyal Şartı ile tanımlanan ve güvence altına alınan temel haklar (Barınma, sağlık, eğitim hakkı, İşçi hakları, tam istihdam, eşit işe eşit ücret,doğum izni, sosyal güvenlik, yoksulluk, sosyal dışlanmaya karşı korumaseyahat ve herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulmama) kesintisiz bir şekilde kullanıma açılmalıdır. 4- Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi temel alınarak iç mevzuatın ve uygulamaların düzenlenmesi, bazı maddelerdeki çekincelerin derhal kaldırılması sağlanmalıdır. 3-Sosyal Hizmet alanlarındaki politikalar, sorunları çözmeye odaklı, iktidarın siyasi çıkarlarından arındırılmış ve kapsamlı olmalıdır. Bu alanda yapılacak planlamalarda ekonomik tasarruf ya da kesinti düşünülmemeli, ihtiyaca göre bütçe ayrılmalıdır. 4- Sosyal yardımlarda bir bağımlılık ilişkisi yaratma, rant ve siyasi çıkar hedefi kaldırılmalıdır. Yardım alan vatandaşlara şantaj tehdit gibi söylem ve uygulamalardan vazgeçilmelidir. 5- Bütçe; salgın, deprem, sel gibi olağanüstü dönemler göz önünden alınarak hesaplanmalı, ekonomik krizleri, yoksulluğu önleyici tedbirler alınmalıdır. 6- Ülkemizde bulunan göçmen, mülteci ve sığınmacılara yönelik ayrıca sosyal politikalar geliştirilmeli ve daha insani yaşam koşullarını sağlayacak şekilde yeterli bütçe ayrılmalıdır. 7- Ülkemizde büyük bir sorun haline gelen uyuşturucu vb. madde kullanımının artması özellikle bunların küçük yaştaki çocuklara kadar inmiş olmasına yönelik gerekli tüm tedbirler alınmalı ve buna dair önleyici politikalar geliştirilmelidir. 8- Kadına ve çocuğa yönelik şiddete ilişkin önlemlerin alınması için yeterli bütçe ayrılmalıdır. İstanbul sözleşmesine geri dönülmeli, CEDAW ve 6284 sayılı kanunun gerekleri yerine getirilmelidir. 9- Toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bütçe görüşmelerinde sivil toplum örgütlerine, işkolunda örgütlü ve söz konusu alanda çalışan emekçilerin iradi temsilcisi olan sendikalara yer verilmelidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.