SON DAKİKA
Hava Durumu

#Aile

Porsuk Haber Ajansı - Aile haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri Haber

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri

AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında şehrimizde gerçekleştirilen çeşitli etkinliklere katıldı. Halis Toprak Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ile Eskişehir Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’ni ziyaret eden Milletvekili Gürcan, kadınlar ve büyüklerle bir araya gelerek sohbet etti, tecrübelerini dinledi ve bu özel günü birlikte paylaştı. Aynı gün, teşkilatın emektar kadınlarıyla Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programına katılan Milletvekili Gürcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlara verdiği önemi bir kez daha vurguladı. Etkinlikler kapsamında, Afrin’de şehit düşen P.Uzm.Çvş. Serdar Ege’nin kıymetli annesi Gülten Ege’ye de ziyarette bulunan Gurcan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamları iletti. Milletvekili Gürcan, yaptığı açıklamada, “Hayatımıza değer katan, sabır, sevgi ve fedakârlıklarıyla toplumumuza ışık tutan tüm kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Başta kızlarımız, gelinlerimiz, annelerimiz ve eşlerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı. Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programında konuşan Milletvekili Gürcan şu ifadelere yer verdi; "Kıymetli hanımefendiler, Değerli dava arkadaşlarım, Saygıdeğer hemşehrilerim, Ramazan ayının bereketini ve kardeşliğini paylaştığımız bu müstesna akşamda sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Mübarek Ramazan ayının gönüllerimize huzur, ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini temenni ediyorum. Bu güzel buluşmada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, başta AK Parti Eskişehir teşkilatımızın fedakâr hanım kardeşleri olmak üzere, bu salonda bulunan tüm misafirlerimizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak hayatımıza değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, metanetiyle bu milletin hafızasında yer eden şehit analarımızı, şehit eşlerimizi ve şehit kızlarımızı da hürmetle selamlıyorum. Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde acının yükünü omuzlayan anneleri, eşleri ve kız çocuklarını selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kızlarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı annelere şehrimizde ki kadınlar adına taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Afrika’nın yoksul ve cefakâr kadınlarını, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarını, Lübnan’da kendi topraklarında huzura hasret bırakılan kadınları, dünyanın farklı coğrafyalarında hayatın ağır yükünü taşıyan tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. Elini vicdanına koyan herkes şu tabloyu açık şekilde görebiliyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmalar yaşanıyor; bu çatışmaların en ağır yükünü kadınlar taşıyor. Bugün dünyada derin bir gelir dağılımı adaletsizliği var; bu eşitsizlikten en çok kadınlar etkileniyor. Bugün batıl inançlardan, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var; bu ayrımcılık en fazla kadınların hayatını zorlaştırıyor. Bir başka gerçek daha var. Dünyayı devasa bir tüketim pazarına dönüştüren küresel sistem, kadını çoğu zaman bir meta olarak görmeye çalışıyor. Kadının emeği ucuz iş gücü olarak görülüyor, kadın onuru tüketim kültürünün parçası hâline getirilmeye çalışılıyor. İşte tam da bu noktada bizim medeniyet tasavvurumuz ile modern dünyanın çarpık anlayışı arasındaki fark açık şekilde ortaya çıkıyor. Bizler kadını ve erkeği bir bütünün iki asli unsuru olarak gören bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bizim inanç dünyamızda her insan Allah’ın yarattığı bir değerdir. Bizim medeniyetimizde insan, yaratılışı itibarıyla saygıya layık bir varlıktır. Bir üstünlük aranacaksa bu üstünlük ancak takva ile, liyakat ile, emek ile ve üretkenlikle ölçülür. İnsanların kişisel tercihleri, hayat tarzları ve yaratılıştan gelen özellikleri saygı görür. Farklılıklar toplum için bir zenginlik olarak görülür. Aynı şekilde kadının emeğinin sömürülmesine, kadının bir vitrin nesnesine indirgenmesine karşı durmak da bu medeniyet anlayışının doğal sonucudur. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin değerlerine zarar veriyor demektir. Kadına ve çocuğa şiddet uygulayan bir zihniyet insanlık onurunu ayaklar altına alır. Kadını ve erkeği keskin ideolojik kalıpların içine hapsetmeye çalışan anlayışlar toplumun huzurunu zedeler. Bizim bakışımız çok nettir. Kadın toplumun vicdanıdır, merhametidir, üretim gücüdür ve geleceğinin mimarıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da yıllardır her fırsatta bu gerçeği güçlü şekilde dile getiriyor. Kadının toplum hayatındaki yerinin güçlenmesini Türkiye’nin kalkınma hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. AK Parti’nin siyasi yolculuğuna baktığımızda kadınların bu hareketin merkezinde yer aldığını açık şekilde görüyoruz. Mahallelerden şehir meydanlarına kadar her yerde fedakârca çalışan hanım kardeşlerimiz bu davanın omurgasını oluşturuyor. Bugün Türkiye’de kadınların eğitimden siyasete, ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok alanda daha güçlü şekilde yer alması bu kararlı yürüyüşün sonucudur. Üniversitelerde okuyan genç kızlarımızın sayısı her geçen yıl artıyor. Kadın girişimcilerimiz üretim hayatında daha görünür hale geliyor. Kadınlarımız siyasette ve karar mekanizmalarında daha güçlü şekilde temsil ediliyor. Kadınların çalışma hayatına katılımını destekleyen politikalar, sosyal destek programları ve eğitim imkânları son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Kadın kooperatifleri, girişimcilik destekleri, aileyi güçlendiren sosyal politikalar bu yaklaşımın somut örnekleridir. Bu çalışmalar yalnızca bir kalkınma politikası olarak görülmüyor. Bu çalışmalar aynı zamanda toplumsal adaletin gereği olarak değerlendiriliyor. Çünkü güçlü kadın, güçlü aile demektir. Güçlü aile ise güçlü toplum demektir. Toplumun huzuru ve geleceği kadınların emeğiyle, sabrıyla ve ferasetiyle şekillenir. Bugün burada bulunan hanım kardeşlerimizin her biri hayatın farklı alanlarında büyük sorumluluklar taşıyor. Kimisi bir anne olarak evlat yetiştiriyor. Kimisi iş hayatında üretime katkı sağlıyor. Kimisi sivil toplumda, eğitimde, sosyal çalışmalarda topluma hizmet ediyor. Bu emek ve fedakârlık Türkiye’nin yarınlarını inşa eden en büyük güçlerden biridir. Kıymetli kardeşlerim, Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve merhametin ayıdır. Bu ay bize bir hakikati tekrar hatırlatır: İnsanların kalplerine dokunan her davranış toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımdır. Kadınların hayatını kolaylaştıran her adım toplumun huzurunu büyütür. Kadınların emeğini görünür kılan her çalışma ülkenin kalkınmasına katkı sağlar. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda yürürken kadınların gücü bu yürüyüşün en önemli dinamiklerinden biri olacaktır. Ahlaklı, üretken, özgüvenli ve güçlü kadınların yetiştiği bir toplum geleceğe daha sağlam adımlarla ilerler. Bu nedenle kadınların hayatın her alanında daha etkin yer almasını destekleyen çalışmalar kararlılıkla devam edecektir. Sözlerimin sonunda bir kez daha ifade etmek isterim: Bu salondaki hanım kardeşlerim başta olmak üzere hayatımıza anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Şehit analarımıza, şehit eşlerimize ve şehit kızlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Gönül coğrafyamızdaki mazlum kadınlara selamlarımızı gönderiyoruz. Ramazan ayının rahmetinin ve bereketinin hepimizin üzerine olmasını diliyorum. Bu güzel iftar sofrasında bizleri bir araya getiren teşkilatımıza teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Allah birliğimizi, kardeşliğimizi ve muhabbetimizi daim eylesin. Afiyet olsun, hayırlı Ramazanlar diliyorum."

Kadın Meselesini Bir Adalet Meselesi Olarak Görüyoruz Haber

Kadın Meselesini Bir Adalet Meselesi Olarak Görüyoruz

Anahtar Parti Eskişehir İl Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Meral Öztürk, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Anahtar Parti Eskişehir İl Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Meral Öztürk yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Bugün sadece bir siyasi sorumlulukla değil, aynı zamanda bir kadın, bir anne ve toplumun geleceğine inanan bir yurttaş olarak konuşuyorum. Çünkü biliyoruz ki bir toplumun gücü, kadınlarının ne kadar güvende ve ne kadar değer gördüğü ile ölçülür. Kadın güçlü ise aile güçlüdür. Aile güçlü ise toplum güçlüdür. Bu yüzden kadının değeri yalnızca bir gün hatırlanacak bir konu değil, her gün savunulması gereken bir insanlık meselesidir. Ne yazık ki ülkemizde birçok kadın hâlâ şiddetle, baskıyla ve eşitsizlikle karşı karşıya kalıyor. Her kaybedilen kadın sadece bir hayatın değil, bir ailenin, bir geleceğin ve bir umudun eksilmesidir. Hiçbir kadının korku içinde yaşamak zorunda kalmadığı bir Türkiye mümkün. Kadınların sokakta, evinde, iş yerinde, hayatın her alanında güvenle yaşayabildiği bir ülke kurmak mümkündür. Bunun için güçlü bir irade, kararlı bir siyaset ve samimi bir mücadele gerekir. Anahtar Parti olarak kadın meselesini bir sosyal politika başlığı olarak değil, bir adalet meselesi olarak görüyoruz. Kadının yaşam hakkını, güvenliğini ve toplumsal eşitliğini temel bir insan hakkı olarak kabul ediyoruz. Bu nedenle buradan açıkça ilan ediyoruz. Kadını koruyamayan düzeni değiştireceğiz. Şiddeti durdurmayan sistemi düzelteceğiz. Kadınların sadece korunmaya değil, güçlenmeye ve eşit fırsatlara ulaşmaya hakkı vardır. Eğitimde, çalışma hayatında, siyasette ve karar alma mekanizmalarında kadınların daha güçlü temsil edilmesi için mücadele edeceğiz. Ve bu mücadelede bir adım bile geri atmayacağız. Şiddet durana kadar susmayacağız. Her fail hak ettiği cezayı alana kadar mücadelemizi bırakmayacağız. Koruma tedbirleri ile kadınların yaşamın her alanında güven içinde hissedeceği güne kadar kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki bir kadın daha eksilmeyeceğimiz bir Türkiye mümkündür. Bugün 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü. Bu gün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda hatırlama ve sorumluluk günüdür. Emek veren, üreten, büyüten, hayatı güzelleştiren tüm kadınların günü. Bizler Anahtar Parti olarak kadınların sesi olmaya, haklarını savunmaya ve daha adil bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki bu kapıyı açacak anahtar bizdedir. Ve o anahtar, kadınların gücüyle Türkiye’nin geleceğini değiştirecektir."

Türk Kadını Güçlüdür Haber

Türk Kadını Güçlüdür

Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir İl KAÇEP Başkanı Leman Çelik Sivri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. KAÇEP Başkanı Sivri yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türk kadını; tarih boyunca vatanına, milletine ve bayrağına bağlılığıyla, fedakârlığıyla ve cesaretiyle Türk milletinin en güçlü dayanaklarından biri olmuştur. Nene Hatunlardan Şerife Bacılara uzanan kahramanlık mirası, Türk kadınının gerektiğinde vatan uğruna nasıl bir mücadele verdiğinin en açık göstergesidir. Ailenin temeli, toplumun mayası olan kadınlarımız; sevgi, merhamet ve fedakârlıklarıyla milletimizin birlik ve beraberliğinin en önemli güvencesidir. Türk kadını sadece aile hayatında değil; eğitimde, üretimde, siyasette ve sosyal hayatın her alanında üstlendiği sorumluluklarla ülkemizin gelişmesine büyük katkılar sunmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatları olarak bizler; kadınlarımızın güçlü olduğu bir toplumun geleceğinin de güçlü olacağına inanıyor, Türk kadınının hak ettiği değeri görmesi ve toplumsal hayatta daha etkin yer alması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle başta aziz şehitlerimizin kıymetli anneleri ve eşleri olmak üzere, vatanına ve milletine bağlı tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor; sağlık, huzur ve başarılar diliyorum. Türk kadını güçlüdür, Türk milleti onun varlığıyla daha da güçlüdür. Saygılarımla."

Eğitimciye Yönelen Şiddet Bir Toplumsal Çürüme Belirtisidir Haber

Eğitimciye Yönelen Şiddet Bir Toplumsal Çürüme Belirtisidir

Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, İstanbul’da bir okulda meydana gelen şiddet olayı ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı; "Bugün kelimelerin tükendiği, hangi cümleyi kursak acımızı dindirmeye yetmeyeceği bir anı yaşıyoruz. Bir öğretmenin iyi bir insan milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı tarif edilemez boyuta taşımıştır. Eğitim sistemimizi nasıl daha verimli ve başarılı kılarız, eğitim çalışanlarının sorunlarına nasıl çözüm getirebiliriz düşüncesiyle çaba sarfeden eğitimciler olarak hazin bir cinayet haberiyle daha derinden sarsılmış bulunuyoruz. İstanbul Çekmeyeköy’de Fatma Nur Çelik öğretmenimiz vefat etmiş; bir diğer öğretmenimiz ile bir öğrencimizin hastanede tedavileri devam etmektedir Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün eğitim camiamıza başsağlığı; yaralı öğretmenimiz ile öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş ve toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmış bulunmaktadır. Öğretmenlerimize yönelen şiddet, eğitimcilerimizin canına kast edilmesi, eğitimin can güvenliği kaygısına teslimi, kabulü ve tahammülü mümkün olmayan bir sorun alanına dönüşmüştür. Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır. Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği bir dönemdeyiz. Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür. Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi son örneği İstanbul Çekmeköy’de yaşandığı gibi şiddetin failinin bizatihi öğrenci ve çocuk olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı, toplumsal bir sorun olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla toplumun karşısına çıkmaktadır. Çocuk suçluluğun çocuğun aile başta olmak üzere içinde bulunduğu sosyal çevrede çocuğun ruhsal, psikolojik, ahlakî gelişimi için gerekli ilgi, sevgi, şefkat, eğitim ve disiplini alamamasının sonucu olduğu gözetilmelidir. Çocuğun, ailenin bir üyesi olarak kişiliğini, karakterini, toplum içinde bir birey olarak sergilediği bireysel davranışlarını, değerlerini, ahlakî yargılarını, her şeyden önce ailesi içinde aldığı eğitimle kazanacağı unutulmamalıdır. Aile içindeki düzensizlik, ilgisizlik, sevgisizlik, saygısızlık, değersizlik, topluma, okula, işe, çevreye suç olarak yansıyacaktır. Bu sebeple, cehalete dayanan şiddeti veya şiddete dayanan cehaleti bir an evvel ortadan kaldırmak için çocuk ve genç eğitimine olduğu kadar yetişkin ve aile eğitimine de ağırlık vermeli; çocuk suçluluğunun arka planında aile olduğunu da görmeli; suçun faili olan çocuğun yanında ailenin de suçtan sorumluluğunu gözetmeliyiz. Göz göre göre gelen sorunu, gözümüzün önünde duran soruna, gözümüzü kapayarak çözüm bulamayız. Bugün yaşadığımız acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının sonucudur. Yarın yaşanmasını istemediğimiz acılar da bugünkü ilgisizliğin sonucu olmamalıdır. Bu konuya ısrarla dikkat çekip çözüm önerilerimizi sunduğumuz her durumda karşılaştığımız “umursamazlık ve duyarsızlık” şeklindeki anlaşılmaz tutum, şiddetin ateşine benzin dökmekten başka bir anlama gelmemektedir. Uluslararası hukuk ve anayasada ifadesini bulan yaşam hakkı ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatmak isteriz. Devletin bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruma ve ayrıca buna ilişkin ihlalleri önleyici, bastırıcı ve cezalandırıcı bir infaz mekanizması geliştirme ödevinin, okul güvenliğini tesis ederek eğitim kamu hizmetinin yürütülmesinde iş güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi zorunluğunun, hukuk devleti olmanın gereği olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır."

Mutfaktaki Yangın Aileyi Ayakta Bırakmıyor! Haber

Mutfaktaki Yangın Aileyi Ayakta Bırakmıyor!

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TÜİK’in 2025 evlenme ve boşanma verilerini değerlendirerek, “Ülkede insanlar artık sadece geçinmekte zorlanmıyor; aile kurmak ve aileyi ayakta tutmak da giderek ağır bir yük haline geliyor. Evlilikler azalıyor, boşanma sayıları artıyor. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.” ifadelerini kullandı. Toplumsal Tercih Değil, Geçim Sıkıntısı 2024’te 569 bin 983 olan evlenen çift sayısının 2025’te 552 bin 237’ye gerilediğini söyleyen Dinçer: “Bu düşüşün arkasında ekonomik koşullar belirleyici niteliktedir. Gençler düğün masrafını, ev kurma maliyetini, kirayı, temel ihtiyaçları karşılayamaz hale geldi. Bir ev kurmanın maliyeti ortadadır. Kira, eşya, düğün, takı… Gençler ‘nasıl altından kalkacağız’ diye düşünüyor. Bu yüzden evlilikler azalıyor. İktidar yıllardır pembe tablolar çiziyor ama gerçekte hayat bambaşka.” dedi. Mutfaktaki Yangın Ailelerin Huzurunu Kaçırıyor Boşanma istatistiklerine de dikkat çeken Dinçer: 2024 yılında 188 bin 963 olan boşanan çift sayısı 2025’te 193 bin 793’e kadar yükseldi. Yani bugün her 3 evlilikten 1’i sonlanıyor. Bu, ‘aile değerleri’ nutuklarıyla çözülecek bir mesele değil; bu, doğrudan ekmek kavgası meselesidir. Evlilik sayısı azalırken boşanmanın artması tesadüf değildir. Mutfaktaki yangın büyüdükçe evin içindeki huzur da kaçıyor. Bu şartlarda aile içi tartışmalar, stres, çaresizlik artıyor; sonuçta en çok da yuvalar yıkılıyor. Bu tablo, mevcut iktidarın sosyo-ekonomik politikalarının toplumun en küçük birimi olan aileyi doğrudan sarstığını bizlere gösteriyor.” dedi. 3 Çocuk Hayal AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 çocuk çağrısını hatırlatan Dinçer şunları söyledi: “Gençler gerçekliklerin farkında. Her geçen yıl evlilik yaşı giderek artıyor. 2025 yılı verilerine göre ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’e, kadınlarda 26,0’a kadar çıkmış durumdadır. Evliliğin gecikmesi çocuk sayısını da etkilemektedir. Ortalama ilk evlenme yaşı her geçen yıl yükselmektedir. Çünkü gençler önce iş bulmaya, borç kapatmaya, ev tutmaya çalışıyor. Evlilik gecikince çocuk planı da gecikiyor, çocuk sayısı da düşüyor. Türkiye’de çocuk yapma hızı giderek azalıyor; bunun nedeni keyfiyet veya gençlerin istememesi değil, geçinememesidir.”

Tepebaşı’ndan Üniversiteli Kız Öğrencilere Barınma Desteği Haber

Tepebaşı’ndan Üniversiteli Kız Öğrencilere Barınma Desteği

Tepebaşı Belediyesi Melih Savaş Yaşam Köyü’nde hizmete açılan Muazzez İlmiye Çığ Kız Öğrenci Misafirhanesi öğrencilere sıcak bir yuva olurken, aileleri de çocuklarını güvenilir bir yere yerleştirmenin rahatlığını yaşıyor. Başkan Ataç, “Muazzez İlmiye Çığ Kız Öğrenci Misafirhanesi, yalnızca bir konaklama alanı değil; kız öğrencilerimiz için güvenli, huzurlu ve aile sıcaklığında bir yaşam alanıdır” dedi. Üniversiteli kız öğrenciler için anlamlı bir desteğe imza atan Tepebaşı Belediyesi, üniversite öğrencilerinin en temel sorunlarından biri olan barınma meselesine, Başkan Dt. Ahmet Ataç’ın talimatıyla 2023-2024 eğitim öğretim yılında hayata geçirdiği Muazzez İlmiye Çığ Kız Öğrenci Misafirhanesi ile çözüm oluyor. Kız öğrencilerin konaklama ihtiyacının giderilmesi amacıyla hazırlanan Muazzez İlmiye Çığ Kız Öğrenci Misafirhanesi, kız öğrencilere aile ortamı sunarak sıcak bir yuva olurken aileleri de çocuklarını güvenilir bir yere yerleştirmenin rahatlığını yaşıyor. Misafirhane 2025-2026 eğitim öğretim döneminde 19 öğrenciye yuva oluyor. “Geleceğimizin teminatı gençlerimizin eğitim hayatına katkı sağlıyoruz” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, “Üniversite gençliğimizin en temel sorunlarından biri olan barınma konusunda, sosyal belediyecilik anlayışımızla sorumluluk almaya devam ediyoruz. Melih Savaş Yaşam Köyü’nde hizmete açtığımız Muazzez İlmiye Çığ Kız Öğrenci Misafirhanesi, yalnızca bir konaklama alanı değil; kız öğrencilerimiz için güvenli, huzurlu ve aile sıcaklığında bir yaşam alanıdır. Depreme dayanıklı yapısı, sosyal donatıları ve uygun koşullarıyla öğrencilerimizin eğitim hayatına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Geleceğimizin teminatı gençlerimizin güvenle barınabildiği, ailelerin içinin rahat olduğu bir ortam sunmak bizim için çok kıymetli. Tepebaşı Belediyesi olarak öğrencilerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü gençlerimiz bize hem ailelerinin hem de Cumhuriyetin emaneti” ifadelerini kullandı. Deprem yönetmeliğine uygun hazırlandı Aşağı Söğütönü Mahallesi Melih Savaş Yaşam Köyü’nde yer alan ve deprem yönetmeliğine uygun olarak 2 katlı inşa edilen misafirhaneden 33 kişi faydalanabilecek. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeğinin de olduğu ve 2 ile 3 kişilik odaların yer aldığı misafirhanede öğrencilerin rahatlıkla ders çalışabilecekleri etüt odası, kütüphane, beraber vakit geçirebilecekleri salon, ücretsiz internetin yanı sıra çamaşır makineleri, kurutma makineleri ve ütü gibi gereçler de yer alıyor. Ayrıca misafirhanenin çevresinde bulunan kamera sistemi ile öğrencilerin 7/24 güvenliği sağlanıyor. Yeni başvurular kabul ediliyor Şehit ile gazi yakını, yüzde 40 ve üzeri engeli olan öğrenciler ile lise ve dengi öğrenimlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı yetiştirme yurtlarında tamamlayan veya devlet koruması altında olan öğrenciler öncelikli olarak kayıt yaptırabiliyor. Misafirhaneden oda + kahvaltıdan faydalanmak isteyenler 4.881,783 TL, oda + kahvaltı + akşam yemeğinden faydalanmak isteyenler ise 6.973,983 TL ücret ödüyor. Misafirhanede kontenjan olmasından dolayı yeni başvurular da kabul ediliyor. Öğrenci dostu, akıllı binalarda konforlu, güvenli ve ekonomik bir yaşam alanı sunan misafirhane hakkında bilgi almak isteyenler 0 (222) 211 40 00/8008 numaralı telefondan yetkililere ulaşabiliyor.

Üç Çocuklu Bir Ailenin Sağlıklı Beslenmesinin Maliyeti 28 Bin TL! Haber

Üç Çocuklu Bir Ailenin Sağlıklı Beslenmesinin Maliyeti 28 Bin TL!

Bir çocuğun doyabilmesinin günlük maliyetinin 280 liralara dayandığına dikkat çeken CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Üç çocuğu olan bir ailenin, sadece çocuklarının beslenmesi için ayda 23 bin ila 25 bin lira arasında bir paraya ihtiyacı var. Bu rakam protein ağırlıklı bir beslenmede 28 bin TL’ye çıkıyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3 çocuk çağrısına da atıfta bulunan Başevirgen, “Üç çocuk isteyenlere sesleniyorum, 3 çocuğun aylık gıda masrafı 28 bin lira. Sadece çocukların yemek masrafı asgari ücreti aşıyor. Bu tablo bir yönetim değil, iktidarın çocukları kaderine terk etmesidir. Bu ekonomik düzen çocukların geleceğini çalıyor. Beslenemeyen çocuk, öğrenemez. Öğrenemeyen bir toplum geleceğini kuramaz” dedi. Derinleşen ekonomik kriz, çocukların temel besinlere erişimini bile imkânsız hâle getirdi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, çocukların sağlıklı beslenebilmesi için gereken gıdaları kalem kalem ortaya koydu. “Açlık sınırını geçtik, artık çocuklar için beslenme hakkı bile yok oluyor” diyen Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “ET YİYEBİLMEK, GEREKLİ PROTEİNİ ALABİLMEK ZENGİNLİĞİN DEĞİL, İNSAN OLMANIN GEREĞİDİR” Bir çocuğu doyurmanın günlük maliyetinin 280 TL’ye dayandığına dikkat çeken Başevirgen, “Bir kg etin fiyatı 900 liraya dayandı. Bir litre süt marketlerde 40-50 lira arasında, 200 gram ekmek 15 lira, yumurtanın tanesi 5 lira, tavuk göğsünün kilosu 230 lira, peynirin kilosu 350–400 lira arasında. Gerekli diğer gıda ürünlerini de hesaba kattığımızda gelişme çağındaki bir çocuğun günlük dengeli beslenme maliyeti 240 ila 280 TL arasında değişiyor. Üç çocuğu olan bir ailenin sadece çocuklarının beslenmesi için ayda 23 bin ila 25 bin lira arasında bir paraya ihtiyacı var. Bu rakam protein ağırlıklı bir beslenmede 28 bin TL’ye çıkıyor. Et yiyebilmek, gerekli proteini alabilmek zenginliğin değil, insan olmanın gereğidir. Ancak artık ülkemizde et, ayrıcalıklı zengin bir kesimin ulaşabildiği lüks bir besin kaynağı haline geldi. Hangi çocuk bu koşullarda gelişecek?” diye sordu. “VATANDAŞIN SOFRASINA ADALET GELMEDEN HİÇBİR ŞEY DÜZELMEZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vatandaşlardan 3 çocuk isteğini 5 çocuk olarak yenilemesini de eleştiren Başevirgen, “Beş çocuk isteyenlere sesleniyorum, 3 çocuğun bile aylık gıda masrafı 28 bin lira. Hadi karşılayın. Üç çocuk için asgari beslenme 15 bin – 18 bin lira, normal beslenme 19 bin 500 – 22 bin 800 lira, yeterli beslenme için 24 bin 300 – 28 bin 300 lira. Bir baba, bir anne bu rakamı nasıl ödeyecek? Sadece çocukların yemek masrafı asgari ücreti aşıyor. Açlık sınırını geçtik, artık çocuklar için beslenme hakkı bile yok oluyor. Bu tablo bir yönetim değil, iktidarın çocukları kaderine terk etmesidir. Bu ekonomik düzen çocukların geleceğini çalıyor. Beslenemeyen çocuk, öğrenemez. Öğrenemeyen bir toplum geleceğini kuramaz. AKP’nin vatandaşlarımıza dayattığı bu tablo bir kriz değil, çöküşün resmidir. Vatandaşın sofrasına adalet gelmeden hiçbir şey düzelmez” dedi.

Ailelerimizi Desteklemeye Kararlıyız Haber

Ailelerimizi Desteklemeye Kararlıyız

Kütahya Belediyesi ile Kütahya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen “Mahallede Aile Atölyesi” projesi açılış programı Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Sağlıklı, mutlu ve müreffeh ailelerin oluşmasına katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirilen projenin açılış programında konuşma yapan Belediye Başkanı Kahveci, “Şehrimizdeki her bir aileye ulaşmayı hedefliyoruz. 67 mahallemizi gruplandırarak, her hafta bir mahallemizde Belediyemize ait Sosyo-Kültür Merkezlerinde ‘Mahalle Eğitim Programı’ düzenleyeceğiz. Bu etkinlikle; Kütahya’mızın her köşesine yayılacak bu eğitimler sayesinde, her mahallede bir güç birliği, bir dayanışma ağı kuracağız” dedi. Şehirdeki çocukları sağlıklı bir birey olma yolunda desteklemeye yönelik olarak düzenlenen eğitimde, ailelere yönelik bilgilendirici ve destekleyici içerikler sunuldu. Miniklere özel etkinliklerin gerçekleştirildiği programda, Keramika sponsorluğunda dağıtılan sürpriz hediyeler büyük ilgi gördü. “Ailelerimizi Desteklemeye Kararlıyız” Belediye Başkanı Kahveci, eğitimin sadece dört duvar arasına sıkışmış bir süreç olmadığını belirterek, “Ailelerimizin, çocuklarımızın gelişiminde en büyük rolü üstlendiği bu serüvende, onları her adımda desteklemeye kararlıyız. Bugün burada başlattığımız ‘Mahallede Aile Atölyesi’ programımızın, Kütahya’mızın her köşesine yayılacak bir iyilik dalgası olmasını diliyorum. Sizlerle birlikte büyüyen, gelişen ve güçlenen bir şehir yaratma hayaliyle attığımız bu adımların hepimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. Kütahya Belediyesi tarafından yapılan ikramlar eşliğinde, Kültür Sanat Akademisi Müzik Grubu tarafından gerçekleştirilen müzik dinletisi vatandaşlardan büyük beğeni topladı. “Mahallede Aile Atölyesi” projesi açılış programına; Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Kütahya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ülkü Uslu, başkan yardımcıları, birim müdürleri, aileler ve öğrenciler katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.