SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ahilik

Porsuk Haber Ajansı - Ahilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ahilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vali Yılmaz: ''Ahilik Bir Medeniyet Tasavvurudur'' Haber

Vali Yılmaz: ''Ahilik Bir Medeniyet Tasavvurudur''

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz 14 - 20 Eylül arasında kutlanan Ahilik Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Vali Yılmaz mesajında şu ifadelere yer verdi; ''Ahilik; emeği ibadet bilen, alın terini helal kazançla taçlandıran, ticareti ahlakla, üretimi kaliteyle, kardeşliği ise dayanışmayla bütünleştiren köklü bir medeniyet mirasıdır. Bu aziz gelenek; esnaf ve sanatkârlarımızın yalnızca mesleklerinde mahir olmalarını değil, dürüstlükten ayrılmayan, kul hakkını gözeten, paylaşmayı bilen ve topluma karşı sorumluluk taşıyan örnek şahsiyetler olmalarını da esas almıştır. Anadolu’nun ilim, irfan, kültür ve ticaret merkezlerinden biri olan Eskişehirimiz, tarih boyunca Ahilik ruhunun yeşerdiği, güçlendiği ve yaşatıldığı müstesna şehirlerimizden biri olmuştur. Eskişehir; çalışkanlığı, üretkenliği ve dayanışma kültürüyle öne çıkan esnaf ve sanatkârlarımızın dürüstlük, güven, paylaşma ve meslek ahlakı etrafında oluşturduğu güçlü geleneğin izlerini bugün de taşımaktadır. İslam dünyasının büyük âlim ve mutasavvıflarından Şeyh Şahabettin Sühreverdî’nin ilim, irfan ve ahlak merkezli düşünce dünyası, Anadolu’da Ahilik anlayışının fikrî ve manevi temellerinin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Ahilik; bu yönüyle sadece ticari hayatı düzenleyen bir teşkilat değil, insanı merkeze alan; emeği yücelten, adaleti gözeten, paylaşmayı çoğaltan ve toplumsal huzuru güçlendiren bir medeniyet tasavvurudur. Bugün bizlere düşen; Ahiliğin dürüstlük, adalet, çalışkanlık, kaliteli üretim, helal kazanç ve kul hakkına riayet ilkelerini çağımızın imkânlarıyla buluşturmak; bu büyük mirası gençlerimize ve gelecek nesillerimize güçlü biçimde aktarmaktır. Çünkü güçlü ekonomi; güvenilir esnafla, kaliteli üretimle, ahlaklı ticaretle ve emeğe duyulan saygıyla yükselir. Bu duygu ve düşüncelerle; başta kıymetli Eskişehirli esnaf ve sanatkârlarımız olmak üzere, ülkemizin kalkınmasına alın teriyle katkı sunan, üretimiyle değer oluşturan, emeğiyle hayatımıza bereket katan tüm esnaf ve sanatkârlarımızın Ahilik Haftası’nı en kalbi duygularımla kutluyorum. Ahilik kültürünü yaşatan, iş yerlerinde güveni, sokaklarımızda dayanışmayı ve ülkemizde üretim heyecanını büyüten tüm emektarlarımıza teşekkür ediyorum. Birliğimizin, beraberliğimizin ve kardeşliğimizin daim olmasını; Ahilik Haftası’nın Eskişehirimiz, esnafımız ve aziz milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.''

Özbağ Dokumalarının Yüzyıllık Serüveni Haber

Özbağ Dokumalarının Yüzyıllık Serüveni

Kırşehir’in Özbağ yöresinden çıkan ve Türk kültürüne önemli izler bırakan Özbağ kirkitli halı, minder ve yastık dokumacılığı; her ilmeğinde bir kadının emeğini, sabrını ve iç dünyasını taşıyan, zamana direnen kadim bir anlatı olarak biliniyor. Bu dokumalar yalnızca iplik ve yünden ibaret değil; geçmişten bugüne aktarılan bir hafızanın, sessizce konuşan bir kültürün izlerini barındırıyor. Bu eşsiz miras, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Özbağ Halısı Dokuma Zanaatçısı” unvanı verilen tarih öğretmeni Meral Gülçiçek’in özverili çalışmalarıyla gelecek kuşaklara aktarılmaya devam ediyor. Bozkırdan tezgâha uzanan kadim kültür Türk el sanatları geleneğinde dokumacılık, yalnızca estetik bir uğraş olarak görülmüyor; kökleri Orta Asya bozkırlarına uzanan binlerce yıllık bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Hayvancılıkla şekillenen göçebe yaşamda yün ve derinin hayati bir değere sahip olması, bu zanaatın bir zorunluluktan doğarak zamanla kültürel bir kimliğe dönüşmesini sağlıyor. Koyun yününden elde edilen dokumaların Türk kimliğindeki yeri, hayvan derisinin doğal bir uzantısı olarak kadim zanaatın başlangıcı kabul ediliyor. Bu nedenle Gülçiçek için dokuma, Türk kültürüyle eş değer bir anlam taşıyor. Kırşehir’in Özbağ yöresinde dokuma sanatı, kuşaktan kuşağa aktarılan köklü bir gelenek olarak varlığını sürdürüyor. Bu sanat, yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda yöre halkı için önemli bir geçim kaynağı olma özelliği taşıyor. Özbağ’da dokunan halılar, zaman içinde bölgenin kültürel belleğini şekillendiriyor ve yerel yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Kırşehir halıları, geçmişten bugüne hem saray çevresinin hem de Anadolu insanının ihtiyaçlarına karşılık veriyor. İnce işçiliği ve özgün desenleriyle dikkat çeken bu halılar, bir dönem padişah saraylarında düzenlenen yarışmalarda ödüller kazanıyor; krallara hediye ediliyor ve görkemli salonları süslüyor. Zamanla saraylardan halkın yaşam alanlarına doğru yayılan Kırşehir halıları, orta tabaka ve köylülerin de evlerine giriyor. Böylece bu dokumalar, yalnızca bir zenginlik ve ihtişam göstergesi olmaktan çıkarak toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren ortak bir kültür unsuruna dönüşüyor. Dokumalardaki renk skalası ve motifler, Orta Asya’dan itibaren dünyayı anlamlandıran değerleri taşıyor Özbağ halıları; renkleri, desenleri ve kullanım amaçlarıyla diğer yöresel dokumalardan ayrılıyor. Bu özgünlüğün temelinde, Kırşehir’in bir ahilik merkezi olması ve dünyanın ilk kadın teşkilatı Bacıyân-ı Rûm’un kurucusu Fatma Bacı’nın bıraktığı derin izler yatıyor. Anadolu dokuma kültürünün öncüsü kabul edilen Fatma Bacı, bu zanaatı kadınlara öğreterek güçlü bir toplumsal hafızanın oluşmasını sağlıyor. “Pîr Ahî Evran-ı Velî Hazretleri’nin eşi Fatma Bacı, bu zanaatı Anadolu’da başlatan ve kadınlara öğreten ilk kişi olduğu için Özbağ, Anadolu’yu etkileyen kadim bir kültür haline geliyor. Bu dokumalardaki renk skalası ve motifler, Orta Asya’dan itibaren dünyayı anlamlandıran değerleri taşıyor. Anadolu’yu simgeleyen, bolluk ve bereketi ifade eden en meşhur motiflerden biri olan “eli belinde”, Özbağ dokumacılığının da temel motiflerinden birini oluşturuyor. İlmeklerde saklı sessiz çığlıklar Dokumacılıkta motifler yalnızca birer desen değil; kadınların sessiz çığlıklarını ve iç dünyalarını yansıtan güçlü semboller olarak tezgâhtaki yerini alıyor. Anadolu kültüründe dokuma sanatının sembolik dili incelendiğinde, bolluk ve bereketin yanı sıra hüzün, ölüm ve ayrılık gibi duyguların da ipliklere büyük bir titizlikle aktarıldığı görülüyor. Kadınların yaşadığı her duygunun ilmeklere nasıl işlendiğini anlatan Meral Gülçiçek, bu derin sembolizmi şu çarpıcı örnekle dile getiriyor: “Türk kadını yaşadığı her duyguyu ilmek ilmek halısına dokur. Gülün rengi normalde siyah olmaz ama hüzünlü bir kadın, halısına siyah gül dokuyarak içindeki acıyı yansıtır. Bu duygusal aktarım yalnızca renklerle değil, dokuma eyleminin ritmiyle de somutlaşır. Dokuma sırasında kullanılan ‘kirkit’ aletinin sesi, kadının o anki ruh hâlinin bir ritmine dönüşür. Kadınlar için Anadolu’da dokuma, yalnızca bir üretim değil; kendilerini ifade etmenin ve ‘ben buradayım’ demenin bir yoludur. Kültürel bir hafıza olan dokumanın dili ustaları tarafından bilinir. Örneğin ustam olan annem, halının renginden ve motifinden dokumacı kadının neler yaşadığını, hangi ruh hâliyle dokuma yaptığını bugün bile yorumlayabilir.” Gelenekten sanayiye dönüşüm Özbağ dokumacılığı, 1940’lı yıllardan itibaren ev içi bir gelenek olmaktan çıkarak sanayileşmenin etkisiyle ticari bir boyuta evriliyor. Modernleşme süreciyle birlikte iplik ve boyama teknikleri sanayileşiyor; zanaat, zamanla kültürel bir üretim alanından ticari bir meta haline geliyor. Anadolu’nun köklü ahilik geleneğinin temel taşı olan usta-çırak ilişkisi, Özbağ dokumacılığının yaşatılmasında en kritik unsuru oluşturuyor. Bu zanaatın bir okulu olmadığını ve ancak usta eliyle öğrenilebileceğini vurgulayan Meral Gülçiçek, yeni nesli tezgâh başına davet ediyor. Özbağ dokumacılığı, yalnızca bir el sanatı değil; korunması gereken bir kültür hafızası olarak biliniyor. İlmek ilmek örülen bu miras, geçmişin sesini bugüne taşırken geleceğe de sessiz ama güçlü bir çağrı yapıyor. Tezgâh başında başlayan bu yolculuk, kadının emeğiyle, sabrıyla ve hafızasıyla varlığını sürdürüyor. Özbağ’ın dokuma mirası yaşadıkça, Anadolu’nun sesi de ipliklerin arasından yankılanmaya devam edecek. Kaynak: AnaHaber

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.