SON DAKİKA
Hava Durumu

#Afet Yönetimi

Porsuk Haber Ajansı - Afet Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afet Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güvenli Kentlerin Temeli Bilim, Mühendislik ve Kamusal Denetimdir Haber

Güvenli Kentlerin Temeli Bilim, Mühendislik ve Kamusal Denetimdir

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde açıklama yapan TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Betül Hacımusalar, deprem riskine karşı bütüncül ve bilimsel önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak, "Yapı stokumuzu bilmeden deprem riskini yönetemeyiz" dedi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümü vesilesiyle kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Betül Hacımusalar tarafından İMO Eskişehir Şubesinde yapılan açıklamada; Van’dan Elazığ’a, İzmir’den Kahramanmaraş ve Hatay’a kadar yaşanan büyük felaketlerin ardından aynı acıların tekrarlanmaması için bilim, mühendislik, doğru planlama ve etkin kamusal denetim çağrısı yinelendi. TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Betül Hacımusalar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Binlerce yurttaşımızı kaybettiğimiz bu büyük felaket, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Aradan geçen yıllarda Van’dan Elazığ’a, İzmir’den Kahramanmaraş ve Hatay’a kadar yaşadığımız depremler, aynı acıların tekrarlandığını gösterdi. Depremleri engelleyemeyiz; ancak depremlerin afete ve büyük can kayıplarına dönüşmesini önleyebiliriz. Bunun yolu bilimden, mühendislikten, doğru planlamadan ve etkin kamusal denetimden geçmektedir. YAPI STOKUMUZU BİLMEDEN DEPREM RİSKİ Nİ YÖNETEMEYİZ Deprem riskini gerçekten yönetebilmek için öncelikle hangi yapıların riskli olduğunu bilmek zorundayız. Mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, riskli yapıların belirlenmesi ve risk düzeylerine göre güçlendirilmesi ya da yenilenmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Kentsel dönüşüm ise yalnızca bina yenilemek ya da ekonomik değeri yüksek bölgelerde parsel bazında dönüşüm gerçekleştirmek olarak ele alınamaz. Kentsel dönüşüm; risk odaklı, kamu yararını esas alan, kent ve bölge ölçeğinde planlanan bütüncül bir süreç olmak zorundadır. YALNIZCA BİNAYI DEĞİL, ZEMİNİ VE KENTİ BİRLİKTE ELE ALMAK ZORUNDAYIZ Depreme dayanıklı kentlerin oluşturulmasında zeminin doğru tanınması temel koşullardan biridir. Bir yapının güvenliği yalnızca taşıyıcı sisteminin niteliğine bağlı değildir. Yapının üzerine inşa edildiği zeminin özellikleri, doğru temel sisteminin seçilmesi, güncel deprem yönetmeliklerine uygun projelendirme, nitelikli malzeme ve işçilik ile etkin yapı denetimi birbirinden ayrı düşünülemez. Yer seçimlerinde aktif faylar, taşkın alanları, heyelan bölgeleri ve sıvılaşma riski bulunan alanlar dikkate alınmalı; kentleşme ve planlama kararları bilimsel veriler doğrultusunda alınmalıdır. Afetlere dayanıklı kentler; jeoloji mühendisliğinden jeofizik mühendisliğine, inşaat mühendisliğinden mimarlığa, şehir planlamadan diğer mühendislik ve teknik disiplinlere kadar çok sayıda meslek alanının ortak ve koordineli çalışmasıyla mümkündür. ESKİŞEHİR İÇİN DEPREM RİSKİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ Kentimiz, Eskişehir Fay Zonu’nun deformasyon alanı içerisinde yer almakta; güneyde Eskişehir ve Dodurga fayları, kuzeyde ise havzanın oluşumunu denetleyen fay sistemleriyle çevrelenmektedir. Bunun yanında Eskişehir Havzası’nın geniş kesimlerinde bulunan genç, gevşek ve suya doygun alüvyal zeminler, deprem dalgalarının büyütülmesine ve sarsıntının daha şiddetli hissedilmesine neden olabilmektedir. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin Eskişehir’de de ağır sonuçları olmuş; kentimizde bir apartmanın yıkılması sonucu 32 yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Bu acı deneyim bize bir kez daha göstermektedir ki Eskişehir’in deprem güvenliği yalnızca yapı ölçeğinde değil; zemin, yapı, altyapı, ulaşım, kent planlaması ve afet yönetimiyle birlikte bütüncül biçimde ele alınmalıdır. YENİ BİNALARIN GELECEĞİN RİSKLİ YAPILARI OLMASINA İZİN VEREMEYİZ Mevcut yapı stokunun güvenli hale getirilmesi kadar bugün ürettiğimiz yapıların gelecekte riskli yapılara dönüşmesini engellemek de kamusal bir sorumluluktur. Güvenli yapı üretimi; doğru zemin araştırmasından projelendirmeye, nitelikli malzeme ve uygulamadan şantiye şefliğine ve yapı denetimine kadar birbirini tamamlayan bütünlüklü bir mühendislik sürecidir. Bu zincirin herhangi bir halkasındaki eksiklik doğrudan can güvenliğini tehdit etmektedir. Bu nedenle yapı denetimi yalnızca ticari bir faaliyet olarak görülemez. Yapı denetimi, doğrudan yaşam hakkıyla ve kamu yararıyla ilişkili bir kamu hizmetidir. 27 YIL SONRA ARTIK DAHA FAZLA BEKLEYEMEYİZ 17 Ağustos 1999’dan bugüne geçen 27 yıl, ülkemizin deprem gerçeğini anlaması ve gerekli önlemleri alması için fazlasıyla uzun bir süredir. Bilim insanları uyardı. Mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları uyardı. Meslek odaları ve üniversiteler yıllardır raporlar hazırladı, çözüm önerilerini kamuoyuyla ve yöneticilerle paylaştı. Buna rağmen yaşanan her büyük depremden sonra aynı sorunları yeniden konuşuyoruz. TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri oluşturulmalıdır. Riskli yapılar bilimsel yöntemlerle belirlenmeli; güçlendirme ve dönüşüm süreçleri risk düzeyine göre önceliklendirilmelidir. Kentsel dönüşüm rant odaklı ve parsel bazlı uygulamalardan çıkarılmalı; kamu yararını esas alan, risk odaklı ve kent ölçeğinde bir planlama anlayışıyla yürütülmelidir. Eskişehir’in zemin özellikleri ve aktif fay sistemleri dikkate alınarak yapılaşma ve kentleşme kararları bilimsel verilere dayandırılmalıdır. Parsel bazlı zemin etütleri eksiksiz uygulanmalı, gerekli durumlarda bilimsel esaslara uygun zemin iyileştirme yöntemleri kullanılmalıdır. Yapıların kullanım sürecindeki güvenliğini takip edecek periyodik yapı kontrol sistemi oluşturulmalıdır. Proje, uygulama, şantiye şefliği ve yapı denetimi süreçlerinde mühendislik ve mimarlık hizmetleri eksiksiz uygulanmalıdır. Yapı denetimi bağımsız, etkin ve kamusal yararı esas alan bir yapıya kavuşturulmalıdır. Afet politikalarının oluşturulmasında TMMOB’ye bağlı meslek odalarının bilgi ve birikiminden yararlanılmalı; karar süreçleri bilim insanları, meslek odaları, üniversiteler ve ilgili kamu kurumlarının katılımıyla yürütülmelidir. Deprem sonrası müdahaleye dayalı anlayış yerine, afet gerçekleşmeden önce riskleri azaltmayı esas alan bütüncül bir afet yönetimi politikası hayata geçirilmelidir. Deprem değil; bilimi, mühendisliği ve kamusal denetimi dışlayan anlayış öldürür. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde ve ülkemizde yaşanan tüm depremlerde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Onları anmanın en anlamlı yolu, aynı acıların yeniden yaşanmaması için bilimin ve mühendisliğin gösterdiği yolda, daha fazla vakit kaybetmeden harekete geçmektir. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.''

Saadet Partili Şevket Ünal’dan Engelli Çalıştayı Açıklaması Haber

Saadet Partili Şevket Ünal’dan Engelli Çalıştayı Açıklaması

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Ankara'da düzenlenen "Engellilerin Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri" çalıştayının ardından bir basın açıklaması yaptı. Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, engelli vatandaşların toplumsal hayatta karşılaştıkları engelleri ortadan kaldırmak ve kalıcı çözümler üretmek amacıyla Ankara'da gerçekleştirilen çalıştay hakkında yazılı bir basın açıklaması yayımladı. ​Saadet Partisi Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın katılımıyla düzenlenen "Engellilerin Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri" başlıklı geniş kapsamlı çalıştaya; engelli sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri, engelli bireyler, aileler, uzmanlar, eğitimciler ve farklı engel gruplarından çok sayıda katılımcı iştirak etti. ​Engelli Bireylerin Yaşadığı Kronik Sorunlar Masaya Yatırıldı ​Çalıştayda engelli vatandaşların günlük hayatta karşılaştığı sorunların tüm şeffaflığıyla ele alındığını belirten Şevket Ünal, toplantıda öne çıkan ana başlıkları şu şekilde sıraladı: ​Erişilebilirlik ve Altyapı Sorunları: Şehir mimarisi, kamusal alanlar ve toplu taşıma araçlarındaki erişilebilirlik eksiklikleri. ​Eğitim ve İstihdamda Eşitsizlik: Engelli bireylerin iş hayatına katılımındaki engeller ve nitelikli eğitime erişimde yaşanan dezavantajlar. ​Sağlık ve Bakım Hizmetleri: Medikal malzemelere, rehabilitasyon süreçlerine ve bakım hizmetlerine erişimde yaşanan problemler. ​Afet Yönetimi ve Engelliler: Deprem ve sel gibi afet süreçlerinde engelli bireylerin yaşadığı mağduriyetler. ​İletişim Engelleri: İşaret dili ve iletişim erişilebilirliği konusundaki eksiklikler. ​Siyasi Temsil Yetersizliği: Engelli bireylerin karar alma mekanizmalarında ve siyasette yeterince temsil edilememesi. ​Mahmut Arıkan: "Güçlü Bir Siyasi İrade Zorunlu" ​Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ın çalıştaydaki konuşmasında köklü reformlara ve siyasi kararlılığa dikkat çektiğini aktardı. Ünal'ın paylaştığı bilgilere göre Genel Başkan Arıkan; erişilebilirlik, bağımsız yaşam ve onurlu katılım ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirterek, engelli bireylerin hayatın her alanında eşit şartlarda yer alabilmesi için güçlü bir siyasi iradenin zorunlu olduğunu ifade etti. ​Çalıştay katılımcılarının da ortak bir ses çıkardığını belirten Ünal; engellilik meselesinin bir "yardım" veya "merhamet" konusu değil; temel insan hakları, eşit yurttaşlık ve adalet meselesi olduğunun altını çizdi. Engellilerin sadece sosyal politikaların birer nesnesi değil, karar süreçlerinin doğrudan paydaşı olması gerektiği vurgulandı. ​"Sadece Belirli Günlerde Değil, Her Zaman Mücadele Edeceğiz" ​Çalıştay boyunca dile getirilen tüm görüş, talep ve çözüm önerilerinin titizlikle raporlaştırılacağını açıklayan Şevket Ünal, hazırlanan bu raporun kamuoyuyla paylaşılacağını ve ilgili resmi kurumlara iletilerek çözüm süreçlerinin takipçisi olacaklarını belirtti. ​Ünal, açıklamasını şu mesajla tamamladı: ​"Saadet Partisi olarak; engelli bireylerin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlandığı değil, hak temelli politikaların hayata geçirildiği, erişilebilir ve kapsayıcı bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

İMO Eskişehir’den Sert Uyarı: "Depremde Ne Yapacağız?" Haber

İMO Eskişehir’den Sert Uyarı: "Depremde Ne Yapacağız?"

Eskişehir Arifiye Mahallesi’nde kentsel dönüşüm kapsamında yapılan "kontrollü" yıkımda komşu binaların zarar görmesi ve trafiğin kilitlenmesi üzerine İMO’dan sert açıklama geldi. Şube Başkanı Oytun Gökten, "Tek bir binada bu tablo yaşanıyorsa, deprem anında ne yapacağız?" diye sordu. ​Odunpazarı ilçesi Arifiye Mahallesi’nde gerçekleştirilen bina yıkımı sırasında yaşanan aksaklıklar, Eskişehir’in yapı stoğu ve afet yönetimi planlarını yeniden tartışmaya açtı. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten, yaşanan mağduriyetlerin ardından yaptığı basın açıklamasında, olayın sadece yerel bir kaza değil, "hayati bir hatırlatma" olduğunu vurguladı. ​"Kontrollü Yıkım Mağduriyete Dönüştü" ​Yıkım sırasında komşu binaların duvarlarının yıkılması ve ana arterlerin saatlerce trafiğe kapanmasına tepki gösteren Gökten, "Kontrollü olduğu iddia edilen bir işlemde bile sosyal hayat ve ulaşım bu denli felç oluyorsa, olası bir depremde yaşanacak senaryoyu düşünmek bile istemiyoruz" dedi. ​İMO’dan Kritik Uyarı: 1999 Öncesi Yapılara Dikkat! ​Açıklamada, kentsel dönüşüm stratejisinin sadece binaları yenilemek değil, afet anında şehrin damarları olan ulaşım yollarını açık tutmak olduğu belirtildi. İMO Eskişehir Şubesi, şu kritik çözüm önerilerini sıraladı: ​Öncelikli Dönüşüm: Ana ulaşım hatları üzerindeki özellikle 1999 öncesi yapılar, ulaşım güvenliği için öncelikli olarak dönüştürülmelidir.​Alternatif Güzergâhlar: Şehir trafiğini destekleyecek esnek ve afet senaryolarına uygun alternatif yol planlamaları hayata geçirilmelidir.​Mühendislik Yaklaşımı: Yıkım işlemleri, bitişik nizam yapılarda komşu binaların temel tipi, döşeme kotu ve taşıyıcı sistem analizleri yapılmadan başlatılmamalıdır.​"Yıkım Sadece Bir Yapıyı Ortadan Kaldırmak Değildir" ​Yıkım faaliyetlerinin teknik bir süreç olduğunun altını çizen Oytun Gökten, mühendislik yaklaşımının önemine değindi: ​"Yıkım işlemi; çevre yapıların statik güvenliğini ve kamusal alan emniyetini koruyacak bir planla yürütülmelidir. Sorumlu kurumların koordinasyonu ve teknik incelemeler sonucunda belirlenen yöntemler uygulanmalıdır." ​"Can Güvenliğinin Takipçisiyiz" ​Mağdur olan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten İMO Eskişehir Şube Başkanı, halkın can güvenliğini korumak adına teknik doğruları söylemeye devam edeceklerini vurguladı.

İklim Sözcülerine Katılım Belgeleri Verildi Haber

İklim Sözcülerine Katılım Belgeleri Verildi

Tepebaşı Belediyesi’nin iklim değişikliği ile mücadele kapsamında 2022 yılında hayata geçirdiği “Tepebaşı İklim Sözcüleri” programı, başarılı çalışmalara devam ederken 2025 yılı akademi eğitimlerini tamamlayan 27 gönüllüye katılım belgeleri verdi. İnsan ve çevre odaklı hizmet anlayışı sayesinde Çevrenin Oscar’ı olarak da bilinen Uluslararası Energy Globe Ödülü’nü Türkiye’ye ilk defa getiren Tepebaşı Belediyesi, sürdürülebilir ve iklim dostu bir Tepebaşı inşa etmek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. İklim için bilinçli bir Tepebaşı ve daha güçlü bir ses haline gelmek için başlatılan Tepebaşı İklim Sözcüleri Programı’yla iklim değişikliği konusunda kamuoyunda bilgi ve kapasitenin artırılması, savunuculuk çalışmaları yapılması amaçlanıyor. Programa katılan gönüllüler, aldıkları eğitimler ve katıldıkları atölye çalışmalarının ardından Tepebaşı İklim Sözcüsü olarak gerek kırsalda gerekse kent merkezinde birçok etkinliğe katıldı. İklim Değişikliği ve Afet Yönetimi, İklim Okuryazarlığı ve Sürdürülebilir Gelecek, Ekolojik Okuryazarlık, Atıksız Yaşamdan Sürdürülebilir Modaya, İklim ve İnsan Hakları, Değişen İklim, Dönüşen Tarım ve Gıda Sistemleri, Kentsel ve Kurumsal Sürdürülebilirlik başlıklarında düzenlenen 7 ana başlıkta 13 eğitim ve 5 atölye çalışması gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen 2025 yılı akademi eğitimlerini tamamlayan 27 gönüllüye Encümen Salonu’nda düzenlenen etkinlikte katılım belgeleri takdim edildi.

CHP'li Gülcan Kış: "Afet Bakanlığı Kurulmalı!" Haber

CHP'li Gülcan Kış: "Afet Bakanlığı Kurulmalı!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin afetlere hazırlıksız yakalandığını ve afet yönetiminin etkin biçimde yürütülemediğini belirterek Afet Bakanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. “Afet yönetimi sadece depremle sınırlı değil” Depremlerin yalnızca bir doğa olayı olarak ele alınamayacağını vurgulayan Kış, afet yönetiminin depremle sınırlı olmadığını belirtti. Türkiye’nin deprem, yangın, sel, zirai don ve heyelan gibi çok sayıda afet riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Kış, “Deprem öncesi hazırlık yoktu, yangın öncesi hazırlık yoktu, sel öncesi hazırlık yoktu. Riskler biliniyordu ancak bütüncül bir hazırlık sistemi bulunmuyordu” dedi. “Devletin asli görevi aksadı” Afet anında yurttaşa sahip çıkmanın, arama kurtarma çalışmalarını koordine etmenin ve barınma ile temel ihtiyaçları karşılamanın devletin asli görevi olduğunu söyleyen Kış, depremin ilk günlerinde yaşanan yetki karmaşası ve koordinasyonsuzluğun bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilemediğini gösterdiğini ifade etti. “CHP tüm imkânlarıyla sahadaydı” Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorumluluk üstlendiğini belirten Kış, depremin yaşandığı ilk günlerden itibaren CHP’nin tüm kadrolarıyla; başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere, arama kurtarmadan barınmaya, temel ihtiyaçlardan sosyal desteklere kadar tüm imkânlarını seferber ederek sahada yer aldığını söyledi. Kış, 6 Şubat’ın yıl dönümünde de aynı sorumlulukla hareket edeceklerini belirterek, Genel Başkan Özgür Özel, milletvekilleri ve büyükşehir belediye başkanlarıyla birlikte bir hafta boyunca deprem bölgesinde yurttaşlarla bir araya geleceklerini açıkladı. “Afet Bakanlığı olsaydı bu tablo yaşanmazdı” Afet yönetiminin öncesi, anı ve sonrasıyla tek elden yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kış, Afet Bakanlığı’nın yokluğunun ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Eğer Türkiye’de Afet Bakanlığı olsaydı; ilk saatlerde yetki karmaşası yaşanmazdı, arama kurtarma çalışmaları anında ve etkin biçimde başlardı, ayrı bir afet bütçesiyle kalıcı konutlar hızla inşa edilir, yurttaşlar yıllarca konteynerlerde beklemek zorunda kalmazdı.” Kanun teklifi TBMM’de Kış, afetlere hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerini tek merkezden yönetecek; net yetkilere, ayrı bir bütçeye ve hesap verebilir bir yapıya sahip Afet Bakanlığı’nın kurulmasına ilişkin kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğunu belirtti. Kanun teklifinin amacının afetler yaşandıktan sonra çözüm üretmek değil, afetler yaşanmadan önce hazırlık yapılmasını sağlamak olduğunu ifade eden Kış, güçlü bir afet yönetiminin yurttaşa borç değil, kalıcı çözüm sunması gerektiğini vurguladı.

İklim Değişikliği ve Afet Yönetimi Anlatıldı Haber

İklim Değişikliği ve Afet Yönetimi Anlatıldı

Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen “2025 İklim Akademi Eğitimleri- 1” kapsamında “İklim Değişikliği ve Afet Yönetimi” konusu ele alındı. Tepebaşı Belediyesi, iklim değişikliği ve afet yönetimi konusunda bilinçli bir Tepebaşı inşa etmek üzere gerçekleştirdiği çalışmalarına devam ediyor. Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda düzenlenen eğitime, Tepebaşı Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu’nun yanı sıra Eskişehir Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri ve Deprem Mühendisliği’nden öğretim üyeleri Doç. Dr. Muammer Tün ve Doç. Dr. Emrah Pekkan, Tepebaşı Arama Kurtarma (TAK) Ekibi, iklim sözcüleri ile ilgililer katıldı. Eğitimde; Doç. Dr. Muammer Tün “İklim Değişikliği ve Afet Yönetim Süreçleri”, Doç. Dr. Emrah Pekkan ise “Obrukların Oluşumunu Etkileyen Mekanizmalar” konularını ele aldı. Tepebaşı Arama Kurtarma (TAK) Ekibi de, “Afet Farkındalık, Temel ve Uygulamalı İlkyardım” hususunda katılımcılara bilgiler aktardı. Eğitim, Tepebaşı Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu’nun, Tün ve Pekkan’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi vermesiyle sona erdi. Öte yandan Tepebaşı Belediyesi yetkilileri, iklim değişikliğiyle mücadelede bilinçli bireyler yetiştirmek, sürdürülebilir bir çevre için adım atmak ve toplumsal farkındalık sağlamak amacıyla çalışmaların süreceğini bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.