SON DAKİKA
Hava Durumu

#Adalet

Porsuk Haber Ajansı - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İktidarın Gündeminde Ülkenin Gerçekleri Değil, Transferler Var! Haber

İktidarın Gündeminde Ülkenin Gerçekleri Değil, Transferler Var!

Saadet Partisi Odunpazarı Eğitim Başkanı Nihat Çelik, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen Filistin yürüyüşüne katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Çelik, iktidarın ülkenin temel sorunlarını bir kenara bırakıp milletvekili, belediye başkanı ve para transferlerine odaklandığını belirterek, "Adil düzene geçin, herkes zaten kendiliğinden gelsin" çağrısında bulundu. Filistin Davası İnsanlığın ve Vicdanın Davasıdır 7 Ekim Aksa Tufanı’nın yıl dönümü vesilesiyle Anadolu Gençlik bünyesinde gerçekleştirilen yürüyüşe katılan Saadet Partisi Odunpazarı Eğitim Başkanı Nihat Çelik; Filistin, Gazze ve Kudüs’ün hiçbir zaman unutulmadığını ve unutulmayacağını bir kez daha gür bir sesle haykırdıklarını ifade etti. Gerçekleştirilen yürüyüşün sıradan bir anma programı olmadığının altını çizen Nihat Çelik, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu yürüyüş; zulme karşı duruşun, mazlumdan yana oluşun, insanlık onurunu savunmanın ve Filistin halkıyla dayanışmanın bir ifadesiydi. Herkes bilmelidir ki Filistin davası yalnızca Filistinlilerin değil; insanlıktan, adaletten ve vicdandan yana olan herkesin davasıdır." "Gazze’de Yaşanan Katliamlara Karşı Sessiz Kalamayız" Yıllardır işgal, baskı, abluka ve ağır saldırılar altında yaşam mücadelesi veren Filistin halkının çığlığına duyarsız kalınamayacağını belirten Çelik; Gazze’de hayatını kaybeden masum çocukları, evlerini kaybeden aileleri, bombalanan hastaneleri, okulları ve doğrudan hedef alınan sivilleri unutmamanın insani bir sorumluluk olduğunu vurguladı. "İktidarın Tek Gündemi: Milletvekili, Belediye Başkanı ve Para Transferleri" Türkiye’nin mevcut ekonomik ve sosyal gündemini de değerlendiren Nihat Çelik, iktidarın halkın gerçek sorunlarından kopuk bir siyaset yürüttüğünü belirterek sert eleştirilerde bulundu. Ülke gündeminde sadece siyasi ve maddi transferlerin yer aldığını söyleyen Çelik, şöyle devam etti: "Diğer yandan ülkemizde iktidarın gündeminde sadece transferler var. İktidarın gündeminden düşürmediği üç şey var: Milletvekili transferi, belediye başkanı transferi ve bir de para transferi... İktidar bu üç transfere oldukça önem veriyor; 'Bize gelsin de nereden gelirse gelsin' mantığıyla hareket ediliyor." "Transferlerle Her Şey Düzeliyor mu?" Siyasi transferlerle ülkenin kronikleşen sorunlarının çözülemeyeceğini vurgulayan Saadet Partisi Odunpazarı Eğitim Başkanı Nihat Çelik, iktidara şu kritik soruları yöneltti: Bütün milletvekilleri ve bütün belediye başkanları iktidar partisine geçince her şey düzeliyor mu? Örneğin gelir dağılımında adalet sağlanacak mı? İnsanların refah seviyesi yükselecek mi? Vatandaşın alım gücü artacak mı? Kiralar, market ve pazar masrafları kısacası vatandaşın mutfağı, sizlerin mutfağı gibi olabilecek mi? Çağrı: "Kapalı Kapılar Ardındaki Transferlerden Vazgeçin, Adil Düzen'e Geçin" Açıklamasının sonunda iktidara somut bir çağrıda bulunan Nihat Çelik, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Buradan iktidara çağrımızdır: Lütfen kapalı kapılar arkasındaki transfer uğraşınızdan vazgeçin. Ülkenin gerçek meselelerini gündeminize alın ve adil düzene geçin. Siz adil bir düzen kurarsanız, zaten herkes kendiliğinden sizlere transfer olur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Bu Trajedi Şeffaflıkla Araştırılmalı" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Bu Trajedi Şeffaflıkla Araştırılmalı"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, Eskişehir Millet Bahçesi’nde 42 yaşındaki bir polis memurunun hayatını kaybetmesiyle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak konunun tüm idari ve adli yönleriyle aydınlatılmasını beklediklerini belirten Serdar Ulucan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ''Bugün Millet Bahçesi’nde 42 yaşındaki bir polis memurumuzun hayatını kaybettiği acı haberini aldık. Yaşanan bu kötü, kabul edilemez olay tüm yönleriyle araştırılmalı, gerçekler kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Ülkemizde intiharlar özellikle polis intiharları artarak devam ederken, Eskişehir’de son dönemde yalnız yaşadığı evinde hayatını kaybeden ve günler sonra fark edilen insanlarımızın sayısının da arttığını unutmayalım. Bunlar sadece adli vakalar değildir. Toplum olarak geldiğimiz noktayı sorgulamamız gereken acı gerçek işaretlerdir. “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de adl-i ilâhî Ömer’den sorar onu.” Sözüne baktığımızda; Hz. Ömer’in adalet anlayışını Müslüman Türk milleti olarak sadece sözle değil; yaşayarak, yaşatarak, ilke ve uygulamalarımızla ortaya koymalıyız. Ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, yalnızlık ve zayıflayan sosyal dayanışma insanlarımızın hayatına ciddi manada etkiler bırakıp böyle acı sonlarla sonuçlanıyor. Milleti düşünmeden alınan, Deli Dumrul yasaları misali günü kurtarmaya yönelik politikaların bedelini artık aziz milletimiz ödüyor. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla iktidara gelenlerin bugün milletimizi getirdiği nokta ortadadır. Hükümetin görevi yalnızca olay olduktan sonra müdahale etmek değildir. İnsanı yaşatmak, korumak, huzurunu ve refahını sağlamak; hiç kimseyi çaresiz ve yalnız bırakmamaktır. Bir polisimizin, bir yaşlımızın, bir gencimizin ölümünü sıradanlaştırmayacağız. İYİ Parti Eskişehir Teşkilatı olarak bu müessif hadisenin derinlemesine incelenmesini talep ediyor, gelişmeleri yakından takip edeceğimizin kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz. İnsan hayatının kıymetini bilen, vatandaşını yalnız bırakmayan bir devlet düzeni için İYİ ve cesurlar olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.''

AHPADİ’den "Atatürk’ün Mirası" Konferansı Haber

AHPADİ’den "Atatürk’ün Mirası" Konferansı

AHPADİ tarafından düzenlenen "Atatürk'ün Mirası Ne, Mirasçısı Kim?" başlıklı konferans, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Rifat Meşih Aktaş ile Demokrat Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Prof. Dr. M. Serhan Yücel’in katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir dünyası, devrimleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri detaylı bir şekilde ele alındı. "Atatürk’ün Mirası Tüm Türk Milletine ve Gençliğe Emanettir" Konferansın açılış ve sunum bölümlerinde konuşmacılar, Atatürk’ün en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin akılcılık ve bilimcilik temelleri üzerine inşa edildiğini belirtti. Atatürk’ün tam bağımsız, çağdaş, halkına refah, adalet ve mutluluk veren bir devlet kurma idealinin bir "vasiyet" olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulandı. Atatürk’ün mirasının tek bir kişiye, partiye, derneğe veya örgütlü yapıya ait olamayacağına dikkat çekilen değerlendirmelerde şu ifadelere yer verildi: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk, mirasını tek bir yapıya değil; Türk Milletine ve Türk gençliğine emanet etmiştir. Bu mirası koruyan, geliştiren ve geleceğe taşıma azim ve kararlılığında olan her kurum ve kişi, Atatürk’ün mirasçısıdır." Celal Bayar ve Demokrat Parti’nin Tarihsel Misyonu Konuşmacılar; Celal Bayar’ın Atatürk döneminde üstlendiği görevleri, Başbakanlık sürecini, Atatürk ile ilişkilerini ve Atatürk’ün 1937 yılında Hükümet Programı’nı sahiplenişini referans göstererek Celal Bayar ile Demokrat Parti’nin Atatürk’ün izindeki duruşunu aktardı. CHP’den ayrılarak kurulan Demokrat Parti’nin Kemalizmden kopmadığını vurgulayan Aktaş ve Yücel, partinin seçkin ve devlet bürokrasisine sıkışmış Kemalizm anlayışını yeniden milletle ve muhafazakar sağ seçmenle kucaklaştırdığını ifade etti. Bu çerçevede Celal Bayar’ın "Kemalistlerin en demokratı, demokratların en Kemalisti" unvanını hak ettiği belirtildi. "Tarihi İthamlar Belge ve Gerçeklerle Çürütüldü" Demokrat Parti’ye yönelik ezanın tekrar Arapçaya döndürülmesi, Köy Enstitülerinin kapatılması ve Cezayir konusu gibi yersiz ve mesnetsiz suçlamaların tarihsel gerçekler ve belgelerle reddedildiği konuşmalarda; Kıbrıs sorununun çözümü dahil bir çok dış politikanın tam da Atatürkçü bir yaklaşımla ele alındığı kaydetildi. "Çözüm, Samimi Cumhuriyetçilerin Birleşmesindedir" Programın sonunda mevcut siyasi konjonktür değerlendirilerek ülkenin AK Parti hükümetleri döneminde bir çok alanda gerilediği ifade edildi. Konuşmacılar, çözüm yolunun Atatürk’ün miras ve vasiyetine uygun bir programda tüm "samimi" cumhuriyetçilerin birleşmesinden geçtiğinin altını çizdi.

Vali Yılmaz: ''Ahilik Bir Medeniyet Tasavvurudur'' Haber

Vali Yılmaz: ''Ahilik Bir Medeniyet Tasavvurudur''

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz 14 - 20 Eylül arasında kutlanan Ahilik Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Vali Yılmaz mesajında şu ifadelere yer verdi; ''Ahilik; emeği ibadet bilen, alın terini helal kazançla taçlandıran, ticareti ahlakla, üretimi kaliteyle, kardeşliği ise dayanışmayla bütünleştiren köklü bir medeniyet mirasıdır. Bu aziz gelenek; esnaf ve sanatkârlarımızın yalnızca mesleklerinde mahir olmalarını değil, dürüstlükten ayrılmayan, kul hakkını gözeten, paylaşmayı bilen ve topluma karşı sorumluluk taşıyan örnek şahsiyetler olmalarını da esas almıştır. Anadolu’nun ilim, irfan, kültür ve ticaret merkezlerinden biri olan Eskişehirimiz, tarih boyunca Ahilik ruhunun yeşerdiği, güçlendiği ve yaşatıldığı müstesna şehirlerimizden biri olmuştur. Eskişehir; çalışkanlığı, üretkenliği ve dayanışma kültürüyle öne çıkan esnaf ve sanatkârlarımızın dürüstlük, güven, paylaşma ve meslek ahlakı etrafında oluşturduğu güçlü geleneğin izlerini bugün de taşımaktadır. İslam dünyasının büyük âlim ve mutasavvıflarından Şeyh Şahabettin Sühreverdî’nin ilim, irfan ve ahlak merkezli düşünce dünyası, Anadolu’da Ahilik anlayışının fikrî ve manevi temellerinin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Ahilik; bu yönüyle sadece ticari hayatı düzenleyen bir teşkilat değil, insanı merkeze alan; emeği yücelten, adaleti gözeten, paylaşmayı çoğaltan ve toplumsal huzuru güçlendiren bir medeniyet tasavvurudur. Bugün bizlere düşen; Ahiliğin dürüstlük, adalet, çalışkanlık, kaliteli üretim, helal kazanç ve kul hakkına riayet ilkelerini çağımızın imkânlarıyla buluşturmak; bu büyük mirası gençlerimize ve gelecek nesillerimize güçlü biçimde aktarmaktır. Çünkü güçlü ekonomi; güvenilir esnafla, kaliteli üretimle, ahlaklı ticaretle ve emeğe duyulan saygıyla yükselir. Bu duygu ve düşüncelerle; başta kıymetli Eskişehirli esnaf ve sanatkârlarımız olmak üzere, ülkemizin kalkınmasına alın teriyle katkı sunan, üretimiyle değer oluşturan, emeğiyle hayatımıza bereket katan tüm esnaf ve sanatkârlarımızın Ahilik Haftası’nı en kalbi duygularımla kutluyorum. Ahilik kültürünü yaşatan, iş yerlerinde güveni, sokaklarımızda dayanışmayı ve ülkemizde üretim heyecanını büyüten tüm emektarlarımıza teşekkür ediyorum. Birliğimizin, beraberliğimizin ve kardeşliğimizin daim olmasını; Ahilik Haftası’nın Eskişehirimiz, esnafımız ve aziz milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.''

Anahtar Parti Eskişehir'den 12 Eylül Çıkışı Haber

Anahtar Parti Eskişehir'den 12 Eylül Çıkışı

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Servet Kahramaner, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yıl dönümünde yaptığı basın toplantısında, vesayet dönemlerinin yaralarına dikkat çekti. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Servet Kahramaner basın toplantısında şu ifadeleri kullandı; "Darbelerin açtığı yaralar adaletle kapatılmalıdır. 12 Eylül 1980, yalnızca demokrasimizin kesintiye uğradığı bir tarih değildir. Hukukun askıya alındığı, millet iradesinin vesayet altına alındığı, binlerce insanın hayatında telafisi mümkün olmayan yaraların açıldığı karanlık bir dönemin adıdır. Aradan 46 yıl geçti. Ancak darbelerin takvim yapraklarından silinmesi, onların meydana getirdiği mağduriyetlerin de ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. 12 Eylül başta olmak üzere darbe ve vesayet dönemlerinde, siyasi görüşü, düşüncesi, inancı veya hakkında oluşturulan idari kanaatler nedeniyle insanların hayatları değiştirildi. Kamu görevlileri görevlerinden uzaklaştırıldı, aileler ekonomik ve sosyal bedeller ödedi. Bu mağduriyetlerin içerisinde özellikle bir kesimin sesini yeniden duyurmak zorundayız. Yargı kararı olmadan, haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadan, idari işlemler ve kararnamelerle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen askerlerimiz. Subaylar, astsubaylar ve diğer askerî personel. Bir gecede üniformalarından, mesleklerinden, özlük haklarından ve yıllarca emek verdikleri kurumlarından ayrılmak zorunda bırakıldılar. Yıllar içerisinde bazı yasal düzenlemeler yapılmış, bazı mağduriyetler giderilmiş olsa da bütün darbe mağdurlarını kapsayan eksiksiz bir hukuki ve mali iade ne yazık ki gerçekleştirilememiştir. Bugün ise önümüzde üzerinde önemle düşünülmesi gereken yeni bir durum vardır. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” kapsamında, PKK/KCK terör örgütü mensupları ve örgüt faaliyetleri kapsamında belirlenen kişiler bakımından soruşturma, kovuşturma ve cezaların infazının ertelenmesine, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde hak yoksunluklarının sonuçlarının ortadan kaldırılmasına kadar uzanan düzenlemeler yapılmıştır. Burada devletimize ve Türkiye Büyük Millet Meclisine çok açık bir vicdan ve adalet sorusu sormak istiyoruz. Terör örgütü mensuplarının dahi hukuki durumlarını yeniden değerlendirebilen bir devlet, darbelerin mağdur ettiği kendi askerlerinin yarım asra yaklaşan mağduriyetini neden hâlâ tamamen giderememektedir. Elbette Türkiye terörü bitirsin. Elbette silahlar sussun. Elbette toplumsal huzur ve kardeşlik güçlensin. Ancak toplumsal bütünleşme, geçmişte devlet eliyle mağdur edilmiş insanların unutulması üzerine kurulamaz. Bir tarafta terör örgütü mensupları için hak yoksunluklarının kaldırılmasına kadar uzanabilecek yeni bir hukuk oluşturulurken, diğer tarafta hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet dahi bulunmadan mesleğinden koparılmış insanların “artık çok zaman geçti” denilerek görmezden gelinmesi, toplumun adalet duygusunu yaralar. Bizim talebimiz intikam değil, adalettir. Talebimiz ayrıcalık değil, hukuk önünde eşitliktir. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisini, 12 Mart’tan 12 Eylül’e ve 28 Şubat’a, sonraki bütün vesayet dönemlerine kadar, kesinleşmiş yargı kararına dayanmaksızın Türk Silahlı Kuvvetlerinden ve kamu görevinden çıkartılan insanların durumlarını yeniden ele almaya davet ediyoruz. Mevcut düzenlemelerin dışında kalan mağdurlar tespit edilmeli. Özlük, emeklilik ve mali hakları ile itibarlarının iadesine ilişkin kapsamlı bir düzenleme yapılmalıdır. Ve bu mesele artık siyasi görüşlerin değil, devletin hukukla yüzleşmesinin meselesi olarak görülmelidir. 12 Eylül’ün 46. yılında bir kez daha söylüyoruz. Darbelerle gerçek hesaplaşma, yalnızca darbecileri kınamakla değil, darbelerin geride bıraktığı mağduriyetleri ortadan kaldırmakla mümkündür. Devlet güçlüdür. Ama devleti büyük yapan yalnızca gücü değil, kendi geçmişindeki yanlışlarla yüzleşebilmesi ve vatandaşına hakkını teslim edebilmesidir. Unutmadık. Unutturmayacağız. Ve adalet sağlanıncaya kadar darbe mağdurlarının sesi olmaya devam edeceğiz."

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor'' Haber

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor''

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında ekonomi politikalarına, özelleştirme kararlarına ve ekonomik verilere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Son yayımlanan kararname ile 13 otoyol ve 2 köprünün özelleştirme kapsamına alınmasına tepki gösteren Demir, kamu varlıklarının ve milli değerlerin korunması amacıyla Türkiye genelinde imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin daha önce otoyol ve köprü özelleştirmelerine ilişkin iddiaları yalanladığını hatırlatan Hasan Demir, gelinen noktada bu kamu varlıklarının 30 yıllığına devredilmesinin önünün açıldığını vurguladı.İl Başkanı Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yaklaşık 6 ay önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bir haberle ilgili müdahalesi olmuştu. O dönemde yurt dışı menşeli bir firmaya otoyollar, köprüler ve benzeri kamu varlıklarıyla ilgili bir fizibilite çalışması yaptırılmış ve bu çalışma siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna yansımıştı. Ancak ilgili birim, çalışmanın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde olmadığını belirterek söz konusu haberlerin önüne geçmeye çalışmıştı. Cuma gecesini cumartesiye bağlayan saatlerde ise gördük ki maalesef bu çalışmalar, karşımıza ciddi sıkıntılar çıkaracak şekilde somutlaşmaya başlamış durumda. Şuradaki tabloyu göstermek istiyorum. Son kararnameyle özelleştirme kapsamına alınan 13 otoyol, 2 köprü ve diğer kamu varlıklarımızın, Türk milletinin elinden 30 yıllığına alınmasının önü açılıyor. Bu varlıkların 30 yıl boyunca kamu hizmeti vermesi halinde sağlayacağı gelirin çok daha altında rakamlarla devredileceğini düşünüyoruz. Toplumun dişiyle tırnağıyla meydana getirdiği varlıklar maalesef tek tek pazarlanıyor, peşkeş çekiliyor. Biz bu tabloyu 2007'den bu yana Türk milleti olarak yaşıyoruz. Hatırlarsınız, kamu iktisadi teşekküllerinin peyderpey özelleştirilmeye başlandığı dönemde de itirazlarımızı toplumla paylaşmıştık. O zaman da şunu söylemiştik: Kamu iktisadi teşekkülleri, bu ülkenin kuruluşundan itibaren atalarımızın büyük fedakârlıklarla meydana getirdiği kuruluşlardır. Bunlar yalnızca kâr amacı taşıyan işletmeler değildir. Aynı zamanda piyasayı düzenleyen, piyasada ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı denge sağlayabilecek fabrikalar ve üretim tesisleridir. Maalesef bunları çok düşük rakamlarla elden çıkardık. Bugün bunun sonuçlarını enflasyon verileriyle açık bir şekilde yaşadığımızı düşünüyoruz. Bugün "Elde avuçta ne kaldı?" diye baktığımızda birkaç kuruluşumuz, topraklarımız, kamuya ait arsalarımız, arazilerimiz, otoyollarımız ve köprülerimiz kaldığını görüyoruz. Şimdi bunların da aynı tablo içerisinde karşımıza çıktığını görüyoruz. Ülke, Züğürt Ağa filminde olduğu gibi parça parça peşkeş çekiliyor arkadaşlar. Biz bu sürecin önüne geçmek ve Türk toplumuna ait olan her unsuru yeniden Türk toplumuna kazandırmak zorundayız. Geleceğimizi doğru şekillendirmek ve Türk toplumunun yaşam kalitesini yükseltmek istiyorsak bunu yapmakla mükellefiz. Şimdi sizinle bir tablo daha paylaşacağım. Bu tabloda an itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bulunuyor ancak mesele yalnızca Mehmet Şimşek meselesi değildir. Burada Mehmet Şimşek'in 2023 yılında yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelmesinden bugüne kadar yaşanan bazı ekonomik gelişmeler gösteriliyor. Döviz kurlarının, akaryakıt fiyatlarının ve asgari ücretin yaklaşık üç yıllık süreçte geldiği nokta bu tabloda yer alıyor. Tabloda da görüyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiğinde dolar 20 lira 96 kuruş seviyesindeymiş. Şu anda 48 lira 49 kuruş. Yani üç yıl içerisinde döviz kurunda yüzde 131'lik bir artışla karşı karşıyayız. Akaryakıt fiyatlarına baktığımızda motorinde yüzde 358, benzinde ise yüzde 262'lik bir artış olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde asgari ücretteki artış ise yüzde 230 seviyesinde. Peki bütün bunlar yaşanırken Türk toplumunun çalıştığından ve kazandığından ne kadar vergi çıktı? Bunu da aynı tabloda görüyoruz. Üç yıllık süre içerisinde Türk toplumunun cebinden 29,34 trilyon lira vergi toplandı. Yaklaşık 30 trilyon lira vatandaşın cebinden devletin hazinesine ve bütçesine aktarıldı. Buna karşılık yaşadığımız ekonomik değişim de biraz önce gösterdiğim tabloda açıkça görülüyor. Bugün esnaf kan ağlıyor. İşçi kan ağlıyor. Emekli kan ağlıyor. Herkes mevcut ekonomik durumdan muzdarip. Cezalar almış başını gidiyor. Üç yıldır Mehmet Şimşek yönetimindeki maliye politikaları kapsamında esnaf üzerinde ciddi bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Kuruşun dahi kaçmaması anlayışıyla hesaplar bloke ediliyor ve esnafın çalışma imkânları sınırlandırılıyor. Zaman zaman birtakım kolaylıklar getiriliyor ve bunlar "af" olarak kamuoyuna sunuluyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada esnafımızın, çalışanımızın, emeklimizin ve hemen hemen bütün sektörlerde faaliyet gösteren vatandaşlarımızın büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığını görüyoruz. Biz ilk günden beri bunu söylüyoruz. 2001 ekonomik krizinin ardından, 2002 yılında yaşanan hükümet değişikliğinden bugüne geçen 24 yıllık süreçte mevcut iktidarın Türk toplumunu üretimden giderek uzaklaştırdığını düşünüyoruz. Türkiye'nin üretimden uzaklaştırılması, ülkemizi dışarıya daha bağımlı hale getiriyor. Toplumun yaşam kalitesi her geçen gün biraz daha aşağıya çekiliyor. İnsanlar artık zorunlu ihtiyaçları dışında harcama yapmamak için hayatlarını yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor. Buradan bir kez daha hükümetimize ve devletimize sesleniyoruz: Bu toplumun yaşadığı ekonomik yaraları, insanları sosyal yardımlara bağımlı hale getirerek çözemezsiniz. Bugün ülkede 13 milyonun üzerinde insanın sosyal yardımlarla geçimini sağlamaya çalıştığını ifade ediyoruz. Ortaya çıkan tablo, giderek sosyal yardımlara bağımlı hale getirilen bir toplum yapısını beraberinde getiriyor. Biz Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Eskişehir'de de yaklaşık iki ay önce yine özelleştirme kapsamında bazı sağlık kuruluşlarına ait araziler gündeme gelmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından bu özelleştirme kararları iptal edildi. Amiyane tabirle vatandaşa önce eşeği kaybettirip ardından eşeği bulmanın sevincini yaşatıyorlar. Biz aynı sonucu biraz önce paylaştığım tabloda yer alan kamu varlıkları konusunda da görmek istiyoruz. Çünkü bu tabloda ülkenin geleceği açısından doğru bir sonuç görmüyoruz. Bizim açımızdan bu tablo, bu ülkenin ve milletin kazanımlarının birilerinin cebine aktarılması anlamına geliyor. Buna müsaade etmemek adına Zafer Partisi İl Başkanlığı olarak tüm Türk milletini sağduyuya ve harekete davet ediyoruz. Bu kapsamda Zafer Partisi olarak imza kampanyamızı başlattık. Kamu iktisadi teşekkülleri başta olmak üzere köprülerin, otoyolların ve kamuya ait bütün yapıların kamuda kalması amacıyla bir çalışma yürüteceğiz. Topladığımız imzaları başta valilerimize, ardından devletimizin ilgili makamlarına sunacağız. Türk toplumu hiçbir şart altında fakirliği ve yoksulluğu hak etmiyor. Ancak 24 yıldır yaşananların sonucunda, tabiri caizse, emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor. Artık yeter. Toplumun da yaşananları gördüğünü düşünüyoruz. Önümüze konulacak ilk sandıkta bunun sonucunun açık bir şekilde görüleceğine inanıyoruz. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Kurulacak ilk millî hükümette Zafer Partisi, liyakat ve adalet anlayışıyla ülkenin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşeni yapacak ve Cumhuriyetin yeniden Türk milletinin iradesiyle yönetilmesi için mücadele edecektir."

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’dan Yeni Adli Yıl Mesajı Haber

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’dan Yeni Adli Yıl Mesajı

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, yeni adli yıl dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımlayarak hukukun üstünlüğü ve adaletin toplumsal barış için önemine dikkat çekti. ​Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, yeni adli yılın başlaması vesilesiyle yayımladığı mesajda, adalet mekanizmasının devletin temeli ve bireysel huzurun en güçlü kalkanı olduğunu vurguladı. Yargı camiasının kutsal bir görev üstlendiğini belirten Vali Yılmaz, tüm adliye çalışanlarına başarı ve kolaylıklar diledi. ​"Adalet, Devletin Sarsılmaz Temelidir" ​Vali Dr. Erdinç Yılmaz açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Adalet; devletin sarsılmaz temeli, toplumsal barışın ve bireysel huzurun en güçlü kalkanıdır. Bir ülkede hukukun üstünlüğü ne kadar köklü ve bağımsız ise o ülkenin geleceği de o denli aydınlıktır." ​Toplumun adalet beklentisini karşılamak adına hâkimlerin, savcıların, avukatların ve tüm adliye personelinin omuzlarındaki yükün ağır olduğuna işaret eden Vali Yılmaz, bu kutsal görevin taşıdığı onurun ve topluma kattığı değerin büyüklüğüne dikkat çekti. ​Yargı Çalışanlarına Başarı Dileği ​İnsan haklarının daima pusula kabul edildiği bir adli yıl temenni eden Vali Erdinç Yılmaz, mesajını şu sözlerle tamamladı: ​"Hukukun üstünlüğünün tesis edildiği, insan haklarının daima pusula kabul edildiği bir dönem olması temennisiyle; yeni adli yılın ülkemize, milletimize ve tüm yargı camiasına hayırlı olmasını diliyorum. Görevlerini büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle yerine getiren hâkimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza ve tüm adliye çalışanlarımıza başarılar; hak, adalet ve hakkaniyet yolunda yürüttükleri kutsal görevlerinde kolaylıklar temenni ediyorum."

Kalıcı Barış Adalet ve Demokrasiyle Sağlanır Haber

Kalıcı Barış Adalet ve Demokrasiyle Sağlanır

Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı Eğitim Başkanı Nihat Çelik, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" süreciyle ilgili basın açıklaması düzenledi. Açıklamada toplumsal barış, kardeşlik ve ortak akıl vurgusu yapılırken, ekonomiden adalete ülkenin temel sorunlarına da dikkat çekildi. ​"Süreçte Emeği Geçenlere Teşekkür Ediyoruz" ​Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı'nda gerçekleştirilen basın açıklamasını Eğitim Başkanı Nihat Çelik yaptı. Konuşmasına kanunun kabulü yönünde irade ortaya koyan Saadet Partisi milletvekillerine ve Genel Başkan Mahmut Arıkan'a teşekkür ederek başlayan Çelik, farklı siyasi partilerden "kabul" oyu vererek sürecin Meclis zemininde ilerlemesine katkı sunan tüm milletvekillerine ve genel başkanlara minnettarlıklarını iletti. ​"Endişeler Dikkate Alınmalı, Değerlendirmeler Gerçek Hükümler Üzerinden Yapılmalı" ​Bunun daha büyük bir sorumluluğun başlangıcı olduğunun altını çizen Çelik, Saadet Partisi’nin genel yaklaşımının ‘Hayra motor, şerre fren olmak’ düsturuyla şekillendiğini belirtti. Çelik, süreçle ilgili kaygı taşıyan vatandaşların endişelerinin dikkate alınmasının elzem olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: ​"Hiç kimsenin soru işaretleri veya itirazları nedeniyle suçlanmaması gerekli ve önemlidir. Değerlendirmelerin söylentiler ve siyasi yorumlar üzerinden değil, yasanın gerçek hükümleri ile Türkiye’nin güvenliği açısından ortaya koyduğu imkân ve riskler üzerinden yapılması çok kıymetli olacaktır." ​"Kalıcı Barış Yalnızca Güvenlik Politikalarıyla Sağlanamaz" ​Kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın sadece güvenlik politikalarıyla tesis edilemeyeceğini belirten Nihat Çelik; adalet, hukuk, demokrasi, ekonomik kalkınma, istihdam, eğitim ve sosyal dayanışmanın da sürecin ayrılmaz parçaları olduğuna dikkat çekti. ​Çelik, Türkiye'nin kucaklayıcı vizyonunu şu sözlerle özetledi: ​Eşit ve Onurlu Vatandaşlık: Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkes’iyle; doğusuyla, batısıyla bütün vatandaşların kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu bir parçası olarak gördüğü bir Türkiye isteniyor. ​Ortak Kazanım: Barışın bir tarafın diğerine üstün gelmesi anlamına gelmediğini, asıl hedefin kardeşliğin güçlenmesi ve Türkiye’nin tamamının kazanması olduğu ifade edildi. ​"Çocuklarımızın Geleceğini Geçmişin Acılarına Mahkûm Etmemeliyiz" ​Bir evladın daha toprağa düşmemesi, annelerin evlat acısı yaşamaması ve gençlerin silahların değil eğitim ile üretimin peşinden gitmesi için bu imkânın değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Çelik, bu hedefe ulaşmanın yolunun düşmanlaştırmadan, istişare, sağduyu, samimi diyalog ve ortak akıldan geçtiğini belirterek, Meclis’te ortaya çıkan iradenin toplumsal mutabakata dönüştürülmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. ​"Türkiye Yeni Bir Siyasi ve Toplumsal Dile İhtiyaç Duyuyor" ​Öfke yerine sükûnet, çatışma yerine diyalog, intikam yerine adalet, ayrışma yerine kardeşlik, korku yerine güven ve kutuplaşma yerine istişarenin hayati önem taşıdığını dile getiren Çelik, Saadet Partisi'nin bu anlayışın takipçisi olmaya devam edeceğini belirtti: ​"Amacımız herhangi bir siyasi partinin başarısı değil, Türkiye’nin başarısıdır. İktidar ve muhalefetin üzerinde milletin hakkını ve Türkiye’nin geleceğini gözetmeye devam edeceğiz. Doğru gördüklerimizi destekleyecek, yanlış gördüklerimizi ise açıkça ifade etmekten çekinmeyeceğiz." ​Açıklama, ekonomi, adalet, eğitim, tarım, genç işsizliği ve yoksulluk başta olmak üzere ülkenin çözüm bekleyen diğer kronik sorunlarında da sorumluluk almaya devam edileceği mesajıyla sona erdi.

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç CHP’den İstifa Etti Haber

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç CHP’den İstifa Etti

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, uzun yıllardır bünyesinde yer aldığı Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettiğini ve siyasi hayatına yeni bir siyasi teşekkül olan YENİ Parti çatısı altında devam edeceğini açıkladı. ​Başkan Ahmet Ataç, yaptığı yazılı açıklamayla istifa kararını ve gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı. ​Başkan Ahmet Ataç'ın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ​"1972 yılından bu yana üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etme kararı almış bulunuyorum. ​Bugüne kadar sürdürdüğüm siyasi yaşamımda kişilerin, makamların ve dönemsel siyasi hesapların değil; ilkelerin belirleyici olması gerektiğine inandım. ​Cumhuriyetin temel değerlerine bağlılık, demokrasi, hukuk devleti, laiklik, adalet ve insan hakları benim için siyasi koşullara göre değişebilecek tercihler değil; vazgeçilmez ilkelerdir. Mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşanan gelişmeler Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılmamın en büyük sebebidir. ​Bugün bir siyasi partideki üyeliğimi sonlandırırken, siyasi mücadelemi sonlandırmıyorum. Aksine, bugüne kadar savunduğum ilkeleri, birikimimi ve halka hizmet anlayışımı yeni bir siyasal zeminde sürdürme iradesini ortaya koyuyorum. ​Bu doğrultuda siyasi yoluma Sayın Özgür Özel liderliğinde YENİ Parti çatısı altında devam edeceğim. ​YENİ Parti’de sürdüreceğim siyasi mücadelemin temelinde aynı ilkeler bulunacaktır. Dün olduğu gibi bugün de pusulam Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş ve demokratik Türkiye idealine bağlılıktır. Bu ilkelere bağlılığım dün olduğu gibi bugün ve yarın da devam edecektir. ​Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım. ​Yolumuz açık, umudumuz büyük olsun."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.