
Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım, basın emekçilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara ve hak arayışlarına dikkat çekmek üzere bir açıklama yaptı.
Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan TGS İl Temsilcisi Yıldırım şu ifadelere yer verdi;
"Her geçen gün giderek yoksullaştığımız son zamanlarda, gazeteciler artık asgari ücret sınırında değil, insanca yaşayabilecekleri maaşlarla yaşamını sürdürmek istiyor. Her gün birçok meslek kolundan sendikanın, işçilerin, memurların sorunlarına takip edip haber yaparak onların hakları için adamlarda olan bizler, söz konusu kendimiz olduğunda sağır ve dilsiz oluyoruz.
Her gün beraber haber için koşturduğumuz, ter döktüğümüz basın emekçisi arkadaşlarımızın geçinemediğini, en temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile kredi çekmek zorunda kaldığını biliyoruz. Borcu borçla, çekilen kredilerle kapamaya çalışan gazeteciler için artık bıçak kemiğe dayandı. Bizlerin artık dayanacak gücü kalmadı. Çünkü sessiz kaldıkça, kendi haklarımız için sesimizi yükseltmedikçe, işverenler omuzlarımıza daha fazla yük bindiriyor, biz talep etmedikçe maaşlar asgari ücretin de altına indirilmeye çalışılıyor.
Bizler sıradan bir mesleğin mensupları değiliz. Biz, halkın haber alma hakkını sağlayan, kamuoyunu bilgilendiren ve gelişmelerden halkın haberdar olmasını sağlayan basın emekçileriyiz. Önemli bir iş yapıyoruz ve her birimizin emeği çok kıymetli. Biz bu sorumluluğun bilincinde olarak; çoğu zaman yakıcı güneşin altında saatler süren yürüyüşlerde, ezilme tehlikeleri atlatarak, yaptığımız haberler yüzünden tehditlere maruz kalarak, yalnızca ekonomik değil pek çok koldan farklı baskılara karşı direnerek bu onurlu mesleği alnımızın akıyla yerine getiriyoruz.
Biz emeğimizin karşılığını istiyoruz. Kimselerden para dilenmiyor, hakkımız olan ücretleri istiyoruz. Kameramanların, editörlerin, muhabirlerin, tasarımcıların, bu işi sahada ya da ofiste yapan tüm basın emekçilerinin hakkını aramak için buradayız.
İşverenin insafına bırakılmış, elden verilen ek ücretleri değil, insanca yaşayabileceğimiz maaşları hak ediyoruz. İşverenin iki dudağı arasında olan iş güvencesini değil, sendikalı, örgütlü çalışmayı hak ediyoruz. Bugün patronların işten atmakla tehdit ederek bizimle birlikte hareket etmemizi önlemek için her türlü baskıyı yaptığını biliyoruz. Ama biz birbirimize destek olduğumuz ve her birimiz bir diğer meslektaşının hakkını korumak için elinden geleni yaptığı sürece, dayanışmayı büyüttüğümüz sürece hiçbir güç bizi yıkamaz.
Her gün işçilerin, memurların direnerek hak arayarak büyük bir dayanışma içinde mücadele ederek hakkını nasıl aradığını ve sonunda nasıl aldığını görüyor ve haber yapıyoruz. Peki artık sıra bize gelmedi mi? Artık kendimiz için, kendi haklarımız için, insani yaşama koşulları, iş güvencesi için sesimizi çıkarmanın zamanı gelmedi mi?
Taleplerimizi bugün değilse ne zaman kendi haklarımız için kullanacağız? Artık "yeter" demenin, "sıra bizde" demenin, hakkımız olanı alacağız demenin zamanı geldi ve geçiyor. Bundan sonra sessiz kalmayacağız. Her alanda, her platformda daha çok sesimizi büyüteceğiz, ta ki hak ettiklerimizi elde edene kadar.
Birlikte omuz omuza mücadele edecek, hepimiz hepimiz için diyecek ve mesleğimizi hakkıyla yapan her basın emekçisi için mücadelemizi günde gün büyüteceğiz."