Gazeteci Yoksulluğu Yerelden Ulusala Hızla Yayılmaktadır

Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

Haber Giriş Tarihi: 11.01.2026 00:09
Haber Güncellenme Tarihi: 11.01.2026 00:09
www.porsukhaberajansi.com

Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

TGS Eskişehir İl Temsilcisi Yıldırım yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;

"Türkiye basın tarihinin en önemli günlerinden biri olan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü, ne yazık ki işsizlik, güvencesizlik, düşük ücretler ve gazeteciler üzerinde giderek artan sistematik baskılar eşliğinde karşılıyoruz.

İş güvencesinin olmadığı, izin ve kıdem tazminatı haklarının yok sayıldığı, maaşların düzensiz ödendiği ve patronların keyfi kararlarının hüküm sürdüğü 1950’li yıllarda gazeteciler arasında sendikalaşma ve hak arama fikri hızla yayılmıştı. Bu örgütlü mücadelenin bir sonucu olarak gündeme gelen 212 Sayılı Basın İş Kanunu’na karşı dokuz gazete patronu, gazetecilere gözdağı vermek amacıyla üç gün boyunca gazete çıkarmama kararı almıştı. Meslektaşlarımız ise İstanbul Gazeteciler Sendikası öncülüğünde üç gün boyunca “Basın Gazetesi” çıkararak basın tarihine geçen bir direnişe imza attı.

Gazetecilerin hak mücadelesinin ve dayanışma kültürünün ürünü olan 212 Sayılı Basın İş Kanunu, 10 Ocak 1961’de yasalaştı. Uzun yıllar “Basın Bayramı” olarak kutlanan 10 Ocak, iktidarların ve patronların ortak politikalarıyla kazanılmış hakların birer birer geri alınması sonucu bugün artık bayram değil, yalnızca “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılmaktadır. Gazeteciler arasındaki işsizlik oranı yüzde 20’nin üzerindedir. Üstelik iletişim ve gazetecilik fakültelerinden mezun olup iş bulamayan genç meslektaşlarımız bu orana dahi dahil değildir. Yalnızca 2025 yılı içinde, 50 gazetecinin çalıştığı Gazete Duvar, 475 gazetecinin çalıştığı Ekol TV kapatılmış; yaklaşık 70 gazetecinin görev yaptığı TELE1’e kayyım atanmış ve onlarca gazeteci işsiz bırakılmıştır.

Basın İlan Kurumu’nun dayatmaları ve ekonomik baskılar nedeniyle birleşmeye zorlanan ya da kapanan yerel gazeteler yüzünden yüzlerce gazeteci daha mesleğinden kopmuştur. 2023’te ilan yayınlama hakkına sahip 855 gazete varken, bu sayı 2024’te 753’e, 2025’te ise 700’e düşmüştür.

Çalışma koşulları her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Ambalaj sanayi ile birlikte basın-yayın sektöründe çalışan 94 bin emekçinin yalnızca 12 bin 700’ü sendikalıdır. Bu oran yüzde 13’e bile ulaşmamaktadır ve sendikalı gazetecilerin büyük bölümü kamu kurumlarında çalışmaktadır. Basın-yayın sektörü, sendikasızlığın en yaygın olduğu alanlardan biridir. İşsizliğin ve güvencesizliğin arttığı bu ortamda, düşük ücret dayatmaları ve hak gaspları gazetecileri açlık sınırında yaşamaya zorlamaktadır. Gazeteci yoksulluğu yerelden ulusala hızla yayılmaktadır.

Kirasını, faturalarını, çocuklarının eğitim ve sağlık giderlerini düşünmek zorunda bırakılan gazeteciler, bir 10 Ocak’a daha bu koşullarda girmektedir.

10 Ocak’a gerçek anlamıyla Çalışan Gazeteciler Günü diyebilmemiz için cezaevlerindeki meslektaşlarımızın özgür olması gerekir. Gazetecilerin gözaltına alınmadığı, yargılanmadığı, yurtdışına çıkış yasaklarıyla ve karakollarda imza vermeye zorlanmadığı bir ülkede yaşıyor olmamız gerekir. Haberin peşinden gidemeyen, kentinden ya da ülkesinden çıkamayan gazeteciler için 10 Ocak nasıl bayram olabilir?

Son bir yılda yaklaşık 300 gazetecinin mahkeme salonlarında “Ben sadece haber yaptım” diyerek kendini savunmak zorunda kaldığı; tehditlerin ve fiziki saldırıların sıradanlaştığı bir ortamda 10 Ocak, ancak bir mücadele günüdür.

65 yıl önceki koşullara geri dönüldüğü açıktır. Bu tabloyu değiştirecek yol da yine 65 yıl önce izlenen yoldur: Örgütlü mücadele ve dayanışma. O gün sendika çatısı altında birleşen gazeteciler nasıl insanca çalışma koşulları için mücadele ettiyse, bugün de yapılması gereken aynıdır.

Birlikte güçlü olduğumuzu unutmadan; 10 Ocak’ı yeniden bayram yapmak için, haydi sendikaya, haydi mücadeleye!"