
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir programı kapsamında CHP İl Başkanlığını ziyaret ederek karşılama için gelen vatandaşlara hitap etti.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir İl Başkanlığı'nda kendisini karşılayan vatandaşlara hitap etti.
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel parti binası önünde yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; “Değerli Eskişehirliler, değerli Cumhuriyet Halk Partililer, bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Öncelikle hem burada görevini yapan kadın basın mensupları başta olmak üzere kadın partililerimizin, tüm kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İyi ki varsınız. Sabahleyin Sivrihisar’da belediyeye uğradık. Buraya gelirken Yılmaz Büyükerşen Hocamızı ziyaret ettik, Seyhan Hanım’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü evlerinde kutladık. Şimdi baba ocağına uğrayıp buradan gün içindeki diğer açılış programımıza ve panel programımıza gidecek; ardından akşam bir iftar sofrasında sizlerle birlikte olacağız. Programın bu kısmına bir konuşma, basın açıklaması yok ama sizlerin yoğun ilgisiyle buraya kadar gelmişken bir - iki kelime size seslenmek, ‘merhaba’ demek önemli. Eskişehir’in çok güçlü bir yerel basını var, çok değerli yayınlar yapıyorlar. Ben de yerel basınları takip etmeye çalışıyorum” dedi. Özel, şöyle devam etti:
“8 MART’TA BURADA OLMAK EN DOĞRU TERCİHTİ”
“Eskişehir’de niye 8 Mart’ı seçtik? Kadın Kolları Genel Başkanımız Cumhuriyet Halk Partisi’nin Büyükşehir Belediye Başkanının kadın olduğu, Sayın Ayşe Ünlüce’nin ve Yılmaz Büyükerşen gibi bir efsaneden sonra doğru, zamanında ve çok kıymetli bir bayrak değişiminin ve aynı başarının Yılmaz Hocamızın da varlığında, gözetiminde, takdirleriyle sürüyor olduğu bu ilde, hem belediyeciliğimizin, hem kadın siyasetine verdiğimiz önemin, kadın bir milletvekilimizin olduğu bir il aynı zamanda burası. O yüzden Eskişehir’de olmak en doğru tercihti.”
“‘UĞRAYALIM’ DEDİK, YÜZLERCE KİŞİ GELDİNİZ”
“Eskişehir bizim baharı müjdeleyen, mart ayının başında güneşli, güzel bir günde karşıladı. Burada normal şartlarda kendi kendimize İl Başkanlığımıza uğrayalım derken böyle yüzlerce kişi geldiniz, tezahürat ettiniz, sevginizi gösterdiniz. Çok teşekkür ediyoruz. Bu gösterdiğiniz ilgiyi, sevgiyi, şahsımdan çok Cumhuriyet tarihindeki en büyük saldırı altında olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine sahip çıkmak olarak görüyorum. Birbirimizi gördüğümüzde iki farklı iki partinin birbirini görmese, bir partinin genel başkanına saygı, sevgi göstermesinin ötesinde; çok büyük zorluklar ve acılar içindeki bir kardeşin bir kardeşe sarılması, güç vermesi, dayanışması ve ona gelecekteki güzel günler için umut vermesi olarak da değerlendiriyorum.”
“NE KADAR KRİMİNAL TİP VAR, BULUP YALAN ATTIRIYORLAR”
“Yarın 9 Mart. Bugüne kadar girdiği hiçbir seçimde Tayyip Erdoğan’a yenilmemiş, onun gösterdiği adaylara yenilmemiş, önce Beylikdüzü’nü Adalet ve Kalkınma Partisi’nden kazanmış sonra da üç kez, biri iptal edilen seçim olmak üzere üç kez İstanbul’u kazanmış, bütün anketlerde, bütün yapılan kamuoyu yoklamalarında memnuniyet oranı yüzde 60’ların üzerine çıkmış olan ve bu yüzden cezalandırılan Ekrem İmamoğlu’nun yarın duruşması başlayacak. Onunla birlikte çok sayıda belediye başkanımız yargılanıyor. ‘Melih Gökçek’in yargılanmadığı yerde bir belediye başkanı nasıl yargılanır’ sözü benim sözüm değil. Bu söz AK Partililerin sözü. AK Parti’de Başbakan Yardımcılığı yapmış olanların sözü. Bizim alnımız açık, başımız dik. Yaz boyunca, kış boyunca atılan iftiraların teker teker çürüdüğü, hiçbirinin iddianamede bulunamadığı, hiçbir iddianın kanıtlanamadığı, dünün sözde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, özde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Yargı Kolları Başkanı, bugünün AK Partili Adalet Bakanının söylediği üzere, ‘Dosyamızın temel dayanağı gizli tanıklardır’ diyor. Ekrem Başkan bir yıl önce ‘Gizli tanık Meşe’nin itiraflarına ne diyorsun?’ diye sorgulanmıştı. Meşe bütün ifadelerinden vazgeçmiş ve gizli tanıklıktan çekilmiş. Onun yerine aynı ifadeleri İlke diye bir gizli tanığa verdirmişler. Düşünün ki iki kişinin arasındaki bir olayı ‘Gördüm’ diyen üçüncü bir kişi var. Onun söylediği ile tutukluyorsun, sonra o ‘Ben görmedim vazgeçtim’ diyor. Başkasını getirip gizli tanık yapıyorsun. Oyuncu değişikliği sinemada olur, aktörle anlaşamazsın o bırakır başkası gelir. Tiyatroda olur, hastalanır yerine rolü başkası oynar. Futbolda olur, sakatlanır yerine başkası girer. Tanığın ya, şahidin yedeği olur mu? Şahit değişikliği olur mu? ‘Bu olayı ben gördüm’ deyip, iftira atıyor adam. Sonra ‘Görmedim’ diyor yerine başka birini getiriyorlar ‘Ben gördüm’ diyor. Aynı kelimelerle, noktasıyla, virgülüyle. O yüzden o kadar emin, o kadar ilk günden beri kendimizden emindik ki zaten bu millet doğru söyleyenle yalan söyleyeni ayrılır. Bir kişiye aynı anda hem diploma sahtecisi hem rüşvetçi, hem ihaleye fesatçı, hem ajan, hem işte yok uçaklar rezaletler. Hepsi birden bir kişiye bunlar söylenip de hepsi yalan çıkarsa, millet de der ki ‘Demek ki bu adama bir suç bulamıyorlar, ama bu adamı indirmek istiyorlar. Adamın suçu iktidara yürüyen partinin Cumhurbaşkanı adayı olmak.’ O yüzden şimdi artık yargılanmak değil yargılamak üzere Silivri’ye gidiyoruz. İddianame çıkana kadar demiştik, ‘Bu iddianame bizi mahcup etmeyecek. Yalan söyleyenleri mahcup edecek.’ Çok yakın takip ettiniz. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ dediler, 560 kuruşunu ispat edemediler. ‘Valizlerde para var’ dediler, içinden jammer çıktı. ‘İmamoğlu’nun lüks araçları’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Parkenin altında milyon euro para bulduk’ dediler, bir kuruş euro bile bulamadıkları ortaya çıktı. ‘Görüntü var’ dediler, görüntü olmadığı ortaya çıktı. ‘Gizli şahit var’ dediler, tanık var. Gizli tanığın vazgeçtiği ortaya çıktı. Yalan söylediği, kendisine yalan söylediği ortaya çıktı. Yeni bir gizli tanık bulunduğu ortaya çıktı. Buldukları gizli tanıkların hepsinin geçmişinde ya çocuk istismarı var, ya hırsızlık var, ya taciz var, tecavüz… Böyle ne kadar kriminal tip var bulup ona bir yalan attırıyorlar, onun üzerine kurguluyorlar. O yüzden ben bugün burada bu güzel programdan, bu güzel şehirden sonra alnım açık, başım dik Silivri’ye gidiyorum ve bir yalanın nasıl çöktüğünü izlemeye milletimizi de davet ediyorum.”
“BİZ ADİL YARGILANMANIN PEŞİNDEYİZ”
“Açıkça söyleyeceğim şudur, bunlar bütün yalanlar atılırken ve bütün televizyonlardan gecede dört saat ve beş saat, beş-altı kişiyle bu iftiraları köpürtürken biz kendimizden emindik. O günlerde bunlar o kadar özgüvenli davrandılar ki, Sayın Bahçeli de dedi ki ‘O zaman canlı yayın istiyor madem Özgür Bey. Canlı yayınlansın, millet her şeyi görsün.’ Tayyip Bey’e sordular, ‘Devlet Bey öyle dediyse bir bildiği vardır. Olur, molur’ dedi. İddianame çıktı, canlı yayın teklif ettiğimiz kanunumuzu kabul etmediler. Neden etmiyorlar? İddianamede bizi mahcup edip, bizim yüzümüzü öne düşürecek, hesabını veremeyeceğimiz bir şey olmadığı gibi millet ‘Bu mu ya? Bu mu sizin kanıt dediğiniz?’ diyecek diye korkuyorlar ve kıyıda, köşede, kenarda olsun istiyorlar. Şimdi dünya kadar tedbir almışlar. ‘Efendim Silivri’de bir ay boyunca bir kilometre yarıçapında o yasak, bu yasak, şu yasak.’ Aman Allah bu ne korku? Biz Silivri’de zaten varıp da bir olay çıkarmanın falan değil, biz yargılanmanın, adil bir yargılanmanın peşindeyiz. Ama şu kadarını söyleyeyim. Ramazan, mübarek günde söylüyorum. Olmayacak bir işe kalkıştılar, millet ne kadar duydu ve ne kadar fark etti bilmiyoruz. Bir yıldır bu davanın 40’ıncı Ağır Ceza’da görüleceği söyleniyordu. Hepimiz biliyoruz, ‘Ya bir ya da 40’ diyorlardı. Beşiktaş’ı bire, 40’ı buraya. 40’ıncı Ağır Ceza, Akın Gürlek’in hemşerisi, çok yakın görüştüğü birisi, başkan. İki de üye var. O iki üyenin ne yapacağı belli olmaz. Tam emin olamamışlar. Bu mahkemeye bir başkan, iki üye daha yolladılar. Yeni iki üye, dışardan yollanan iki üye Akın Gürlek’in çok sevdiği başkanın yanına kondu ve üçte üç yaptılar kendi hesaplarına göre. Davayı da bu heyete verdiler. Öbür iki, kendince adil karar verebilecek bir üyenin başına da dışarıdan başkan getirdiler, o da diğer davalara bakacak. Yarın diyelim ki bir maça çıkıyoruz. Hakem rakip takımın formasını giymiş arkadaşlar. ”
“HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞECEK BİR ŞEY YAPMAYACAĞIZ”
“Biz bu kadar büyük bir haksızlık varken sakın ha sakın sözüme değer veren herkese söylüyorum. İsteyen buyursun gelsin. Ekrem Başkan’ın duruşmasının gününe 81 il başkanımız, 81 ilden arkadaşlarımız gelecek. Buyursun. Ama haklılığımızı gölgeleyecek hiçbir şey istemiyorum ben orada. Aman ha aman. Jandarma kardeşimin omzunu iter birisi, haklıyken haksız duruma düşeriz. Karşımızda maalesef eskiden devletimize karşı provokasyonlar olurdu. Şimdi devleti eline geçirenler milletimize karşı provokasyon yapıyorlar. O açıkladıkları yasak genelgesi… Sen geçen sene 19 Mart’ta da açıkladın onu. Ona göre gençleri tutukladın, izinsiz gösteriye katılmaktan. Hepsi beraat etti. Hakim nal gibi yazmış; ‘Gençlerin 19 Mart protestosuna katılması suç değildir, çünkü anayasal haktır. Bunları yasaklamak suçtur, anayasaya aykırıdır’ diyor. Ama şimdi yine yapayım, bir sene sonra yine karar çıksın. Çok titizleneceğiz. Elbette kalabalığız, elbette güçlüyüz, elbette öfkeliyiz ama öfkemize hakim olacağız. Haklıyken haksız duruma düşecek hiçbir şey yapmayacağız. Ben şimdi gidiyorum. Düşünün ki bir hakim der ki ‘Ben şöyle bir yargılama yapacağım.’ Bir karar verecek, çok basit. Elbette önce tuttukları dinleyecek ki tutukluluk konusunda bir ara karar kuracak. Bunu yaparken en az ceza istenenden başlayıp en çoğa doğru gitmek de bir usul. En çok istenenden başlayıp en aza doğru gitmek de bir usul. Bunu nasıl yapacağını söyleyecek. Daha düşünün Beşiktaş Mahkemesi’nde Aziz İhsan Aktaş’ta dediler ki ‘Küçükten büyüğe gideceğiz. Adıyaman’dan başlıyoruz.’ Bunu bile söylemiyor ve avukatlara randevu vermiyor, kapısından kabul etmiyor. Ki bilmeyelim; Ekrem Başkan ifadesini… Kimlik tespitleri diyelim ki bir gün sürdü. Salı mı yapacak, yoksa 1,5 ay sonra mı yapacak? Bunu yarın öğrenebileceğiz ancak. Onun için ben üç gün boyunca İstanbul’dayım. Ekrem Başkan ifade verdiğinde de orada olacağım, hep birlikte orada olacağız. Ama bunu gizliyor ki 1,5 ay sonraysa başka. ‘Öyle mi olsun, böyle mi olsun?’”
“MİLLETİN GÖNLÜNDE İFTİRACI OLANLAR, MAHKUM OLACAKLAR”
“İstedikleri kadar uğraşsınlar. Bu millet haklıyı biliyor, masumu biliyor, zulmü görüyor. Sen mahkeme bu kadar zulmet, bir yıl içeride tut, mahkemenin başkanına iki tane takviye ile ayrı heyet yap, üçte üç Akın Gürlek tasarımı bir heyet oluştur. Orada bir karar verecek. Öncesinde de bizi tahrik ediyor ki kavga olsun, dövüş olsun. Biz bu milletin gönlüne girmişiz. Siz de bu milletin gönlünde rezil bir yere sürüklenmişsiniz. Bunu değiştirecek hiçbir hatanın içinde olmayacağız. Karanlıkla aydınlık gibiyiz, kötülükle iyilik gibiyiz, cesaretle korkaklık gibiyiz. Tam zıttız ve biz milletin gönlünde en iyi yerdeyiz. Milletin gönlünde iftiracı olanlar, hakaret atanlar, yalancı şahit bulanlar, yalancı şahit değişikliği gibi dünyanın en utanmaz işine kalkışanlar bu işin sonunda mahkum olacaklar. Özel heyetin mahkemede ne karar vereceğini hep birlikte göreceğiz. Önemli olan milletin vicdanındaki mahkemededir. Biz orada beraat ettik, haklı pozisyonumuzu da sürdüreceğiz sonuna kadar. Buraya bu kadar geldiniz, normalde bir açıklama yoktu. Eskişehir basını da her zaman baş tacımız, bize hep güzel ev sahipliği yapıyor. Mahkemeyle ilgili bir genel değerlendirme yarın sabahtan yapacaktık, onu bugün buradan yaptık. Buradan bütün Türkiye’ye bu Ramazan, mübarek günde birincisi, Filistin ve İran başta olmak üzere bütün dünyada başta çocuklara ve kadınlara iyi gelecek barış temenni ediyoruz. Türkiye’mize de siyasete ve arkadaşlarımıza da adalet temenni ediyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız.”