ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, 12 Eylül darbesinin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.

Haber Giriş Tarihi: 12.09.2026 14:46
Haber Güncellenme Tarihi: 12.09.2026 14:54
www.porsukhaberajansi.com

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, 12 Eylül darbesinin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.

ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;

"12 Eylül 1980…

Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin susturulduğu, Meclisin kapatıldığı, siyasi partilerin dağıtıldığı, insanların işkencelerden geçirildiği, gençlerin darağaçlarına gönderildiği; korkunun, baskının ve yasakların devlet düzeni haline getirildiği kara bir tarih.

12 Eylül yalnızca bir tarih değildir.

12 Eylül; demokrasiye indirilen darbenin, millet iradesine vurulan zincirin ve Cumhuriyetin üzerine düşürülen karanlığın adıdır.

Aradan yıllar geçti.

Ancak bugün hâlâ şu soruyu sormak zorundayız.

12 Eylül gerçekten geride mi kaldı?

Bir ülkede sandık varsa ama hukuk tartışılıyorsa.

Seçim varsa ama milli iradenin itibarı tartışmaya açılıyorsa.

Cumhuriyet varsa ama laiklik hedef haline getiriliyorsa.

Demokrasi varsa ama eleştirenin, sorgulayanın ve itiraz edenin sesi kısılmaya çalışılıyorsa.

12 Eylül’ün baskıcı zihniyetinden geriye kalanlarla yüzleşmek zorundayız.

Bizim için 12 Eylül’ü anlamak, yalnızca geçmişin acılarını anmak değildir.

12 Eylül’ü anlamak; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir daha hiçbir gücün “bizim çocukları” olmayacağını ilan etmektir.

Tarihte “bizim çocuklar” sözü, milletimizin hafızasında dış müdahale ve vesayet tartışmalarının simgelerinden biri olarak yer etmiştir.

Bugün isimler, makamlar ve temsilciler değişse de Türkiye’ye yön verme hevesi değişmemektedir.

Bugün, Tom Barrack gibi Amerika Birleşik Devletleri adına bölgemizde ve ülkemizde görev yapan temsilcilerin, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren açıklamalarını ve yaklaşımlarını dikkatle değerlendirmek zorundayız.

Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir.

Dostluk başka şeydir, bağımlılık başka şeydir.

İttifak başka şeydir, teslimiyet başka şeydir.

Diplomasi başka şeydir, Türkiye’nin geleceği hakkında başkalarının hesap yapmasına sessiz kalmak başka şeydir.

Türkiye Cumhuriyeti.

Hiçbir yabancı gücün siyasi laboratuvarı, hiçbir bölgesel projenin taşeronu, hiçbir küresel planın uygulama alanı değildir.

Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir.

Ve bu devletin tapusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile alınmıştır.

Bu nedenle bugün siyaset yapan herkese açık ve net bir çağrımız vardır.

Cumhuriyeti savunmak günübirlik siyasetin konusu değildir.

Atatürk’ü yalnızca seçim meydanlarında hatırlayıp Cumhuriyetin temel değerlerini gündelik siyasi hesaplara kurban edemezsiniz.

Demokrasiyi yalnızca işinize geldiğinde savunamazsınız.

Milli iradeyi yalnızca kendi iradenizle aynı sonuç çıktığında kutsayamazsınız.

Hukuku yalnızca kendiniz için isteyemezsiniz.

Laikliği yok sayıp çağdaş Türkiye’den söz edemezsiniz.

Ve en önemlisi.

12 Eylül’e lanet okuyup, 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetine bugün göz yumamazsınız.

Bizim duruşumuz nettir. Darbeye karşıyız. Vesayete karşıyız.

Her türlü antidemokratik müdahaleye karşıyız.

Türkiye’nin iç işlerine yönelik emperyal hesaplara karşıyız.

Cumhuriyetimizi ve laikliği hedef alan gerici anlayışlara karşıyız.

Kimden gelirse gelsin, millet egemenliğini zayıflatan her türlü anlayışın karşısındayız.

Çünkü bizim hayat felsefemiz.

Atatürk’ün aklı.

Cumhuriyetin özgürlüğü.

Laikliğin güvencesi.

Demokrasinin namusu.

Ve Tam Bağımsız Türkiye idealidir.

12 Eylül’ün yıldönümünde bir kez daha haykırıyoruz.

Bu millet darbelerden çok çekti.

Bu ülke vesayetlerden çok çekti.

Bu Cumhuriyet, kendi evlatlarının birbirine düşman edilmesinden çok çekti.

Artık yeter.

Türkiye’nin geleceğini ne darbeler, ne vesayet odakları ne de yabancı güçlerin Türkiye üzerine kurduğu hesaplar belirleyecektir.

Bu ülkenin geleceğini yalnızca ve yalnızca Türk Milleti belirleyecektir.

Ve herkes bilmelidir ki.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; geçici siyasi hesaplardan, makam hırslarından, dış baskılardan, emperyal projelerden ve demokrasi dışı heveslerden çok daha büyüktür.

Bugün görevde olanlar da, yarın görevde olacaklar da, siyaset yapan herkes de şu gerçeği bilmek zorundadır.

Cumhuriyet kimsenin makamı değil, milletin namusudur.

Demokrasi kimsenin lütfu değil, milletin hakkıdır.

Atatürk ilke ve devrimleri geçmişin değil, Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır.

12 Eylül’ü unutmadık.

Darbeleri unutmadık.

İşkenceleri unutmadık.

Darağaçlarını unutmadık.

Kaybedilen gençliği unutmadık.

Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı üzerinde hesap yapanları da unutmadık.

Bugün de aynı yerdeyiz.

Cumhuriyetin yanındayız.

Demokrasinin yanındayız.

Laikliğin yanındayız.

Tam Bağımsız Türkiye’nin yanındayız.

Ve buradan açıkça ilan ediyoruz.

Bu ülkede artık kimsenin “bizim çocukları” yoktur.

Bu ülkenin sahibi, Türk Milletidir.

Ne darbe. Ne vesayet. Ne teslimiyet.

Yaşasın Tam Bağımsız, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti."